Main Content RSS FeedÖnceki Yazılar

Tarihsel Acılar Üzerine Bir Kimlik ve Ulus İnşa Etmek »

Üç hafta boyunca açık bir cezaevinin dünyanın en gelişmiş silahları ile bombalandığını, fosfor gazı ve uranyum dahil en vahşi yöntemlerle bir soykırım gerçekleştirilmeye çalışıldığını gören bizler defalarca belki kendimize şu soruyu sorduk. İsrail’in derdi ne!
 
Neden kendisi en acımasız şekilde soykırıma uğratılmış bir halk aynı vahşi yöntemleri bir başka halkın üzerine uygular? Neden İsrail’in kuruluşundan itibaren hiç bitmeyen bir yayılma ve katliam politikası vardır? Neden bu gün İsrail halkı yüzde doksanlarda bir çoğunlukla bu katliam ve soykırım politikalarını destekler? Neden ülkenin en güçlü iki partisinin Likud ve Kadima’nın oylarını arttırma yöntemidir şahin olmak? Read the rest

Çağdaş uygarlık seviyesinin üzeri – Bölüm 7 »

Duyduk duymadık demeyin! Demokrasi geliyor 

Bakalım elimizde neler var? Modern üretim yapan bir ekonomi, burjuva, işçi. Neler yok? Kara saban, öküz, toprak ağası, köylü. Elimizdekilerden bir helva yapmanın zamanı geldi artık.  

Ta en başında demiştik ki feodal köy tam bağımsız bir devletçik gibidir. Ne köy ağasının, ne de köy insanının devletle bir işi olmaz. Bu nedenle de seçim zamanı geldiğinde aslında oy kullanmak için bir neden de yoktur. Ne olur o zaman? Read the rest

Güz Sancısı ve 6-7 Eylül Olayları »

Tomris Giritlioğlu’nun “Güz Sancısı” adlı filmi, birkaç açıdan tartışma yaratan bir film oldu. Bu tartışmalardan birincisi 6-7 Eylül 1955’deki olaylardır. İkinci konu ise, politik ve tarihsel olaylarla sinema sanatı arasındaki ilişkinin nasıl olması gerektiği üzerine yapılan tartışmadır. Sonuncusu, görünürde film ile hiç ilgisi olmadığı halde, filmin tartışılması ve eleştirilmesi sırasında ortaya çıkan ifade ve düşünce özgürlüğü ile ilgili tartışmalardır. Neredeyse tek bir film üzerine yapılan tartışmalarla ülkenin tüm tartışmalarını ele almak mümkün hâle gelmiştir.

Tomris Giritlioğlu, “Mübadele”, “Salkım Hanım’ın Taneleri” filmlerinde ve “Hatırla Sevgili” dizisinde olduğu gibi, yaptığı filmlerde çoğunlukla politik ya da tarihsel bir meseleyi Read the rest

Sokurov Sineması ve ‘Second Circle’ »

Sinema sanatının yaşayan en önemli yönetmenleri arasında yer alan Alexander Sokurov (Doğumu: 1951 / Podorvikha, Rusya Federasyonu), “Modernizm’in yarattığı problemlerin bir çocuğu” olmanın avantajları ve zaaflarının, sinema anlayışında oldukça net biçimde fark edilebildiği sanatçılardan birisidir.

Modernizm, Aydınlanma Hareketi ile gelen “insan tasavvuru”nun bireyde yarattığı çürüme, çoraklaşma ve “aşkınlığı yitirme hâli”nin iyice zirveye çıktığı bir döneme tekâbül eder. İnsanlık tarihinin en kara dönemi olarak nitelendirebileceğimiz 20’nci yüzyılın ilk yarısında, Aydınlanma ideolojisinin kendi iç çelişkileri sonucunda ortaya çıkan savaşlar ve kıyımlar, Read the rest

Yasaperestlik, kurbanlaş(tır)ma ve Filistin Direnişi »

Konuk Yazar: Hilal Kaplan

Evrensel olarak İnsan Hakları söylemi, tanınabilir bir insan öznesi olduğu varsayımından yola çıkar. Varoluşun merkezinden Tanrı’yı alıp yerine insanı ikame etmeyi hedefleyen hümanist söylemin tipik bir ürünüdür. Yani ilan ettiği gibi zamanlar ve mekanlar üstü değil aksine içinden çıktığı tarihsel-toplumsal ve dolayısıyla siyasal-ideolojik koşullara bağ(ım)lıdır. Dolayısıyla belli bir söylem düzenine özgü, inşa edilmiş, tarihsel bir kavramdır. İnsan hakları söylemindeki tüm insanları kapsadığını iddia eden evrensel insan anlayışı aslında muhtelif ‘insan hallerine’ dair öznelliklerin ve bunlara bağlı olan iktidar ilişkileri ile sorumluluk dağılımlarının üstünü örter. Mezkur insan hakları anlayışı aslında ‘daha az insan’ olanların kurbanlıklarını benimsemelerini telkin eden bir tür teselliden ibarettir. Read the rest

Çağdaş uygarlık seviyesinin üzeri – Bölüm 6 »

Haydi kızlar okula! 

Ne çok istiyoruz kız, erkek demeden bütün çocukların okula gitmesini. Ama, özellikle feodal üretime devam eden bir çok ilde kız çocukları halen okula gidemiyor.  5. bölümü tamamladıktan sonra artık herkes okula gidecek. Çünkü modern üretime bir kez başladıktan sonra modern eğitim talep edilecek. 

Önce kolay olandan başlayalım. Eski ağa yeni burjuvanın çocuğundan. Read the rest

Çözüm Neden Liberalizm Değil? »

Madımak katliamı üzerine son dönemde olan tartışmalar, bir kısır döngüden çıkabilme imkânını düşünmek açısından bir şans da yaratıyor. Rasim Ozan Kütahyalı`nın Madımak katliamı ve Alevifobi üzerine yazdığı yazılar, liberal bir bakış açısının problemlerini göz önüne koyduğu gibi, çözümün de ne `olamayacağını` göstermesi açısından önemli yazılar.

Bu bakış açısına göre, Alevi sorunu ve Madımak katliamını anlamak için, Türkiye`deki hâkim zihniyetin tanımladığı `makbul` insan Read the rest

Kürtçe Reklâm Olur mu? »

1990’larda Türkiye’de “Kürt” kelimesini yazılarında kullandığı için hakim karşısına çıkarılan gazeteciler vardı. Ülkemizin “kurtarıcısı” darbeci eski genel kurmay başkanı Kenan Evren’in iddiasına göre karda yürürken çıkan “kart-kurt” sesinden geliyordu “Kürt yanılgısı”.

 İnanması güç ama Kürtlerin varlığı bir tartışma konusuydu, neredeyse metafizik bir bir olguydu Kürtler, uçan daireler veya Noel Baba gibi Kürtlerin varlığına ya da yokluğuna “inanmak” mümkündü. Read the rest

Kriz ortamında Liberal Fikirlerin ne kadar değeri var? »

3H Hareketi’nden Duyuru

Atilla Yayla, Eylül 2008’de mortgage krizi patlak verdiğinden beri, Zaman Gazetesi’nde düzenli olarak krizin kapitalizmin değil devlet müdahalelerin bir krizi olduğunu iddia etti ve herkesin aksine, çözüm için devleti değil piyasayı gösterdi.
Şimdi merak edenlere, kapalı masa toplantısı şeklinde olacak bu organizasyonla,bu düşüncelerini daha da geniş bir şekilde anlatacak.

Read the rest

Filistinli Olsak Biz Ne Yapardık? »

Jenka Soderberg – Tehran Times 13.01.2009

ABD Senatosu Demokrat Çoğunluk Lideri Harry Reid, İsrail’in Gazze’ye yaptığı saldırıyı destekleyen ve Senato’dan oybirliği ile geçen yasayı anlatırken “Herhangi bir meslektaşımdan bunların ABD’de olduğunu düşünmesini istiyorum. Kanada’nın başkenti Toronto’dan roket ve havan toplarının New York’a fırlatıldığını düşünün. Ülke olarak biz nasıl cevap verirdik?” dedi.

Benzer açıklamaları İsrail’in operasyonunu destekleyen diğer ABD’lilerden de duyuyorum. Ben de onlara başka bir bakış açısından bakmalarını öneriyorum. Eğer biz ABD’de Filistinliler gibi olsaydık ne yapardık? 2005 yılında Washington’da sniper saldırısı olduğunda bazı ABD’li yorumcular “Şimdi İsraillilerin ne hissettiklerini anlıyorum” dediği  sıralarda, ben yine buna benzer birşeyler yazdığımı hatırlıyorum.

Filistinlilerin günlük yaşantılarındaki tecrübelerine göre senaryo şu şekilde olmalıdır; topraklarımız dünyanın 4. büyük ordusu tarafından işgal edilecek. Ülkenin her yerinde kontrol noktaları oluşturulacak. Ve şehirlerarasındaki bütün iletişim koparılacak. Çalışanlar işlerine gidemeyecek,   hatta sokaklarda gezen tanklardan, askeri araçlardan ya da Humwee araçlarından biri tarafından vurulmamak için sokağa dahi çıkmaya korkacaklar. Read the rest