Main Content RSS FeedÖnceki Yazılar

İdil Biret, Osmanlı Sarayı ve Batı Sanatı »

 Şebnem Ersin

Geçen günlerde bir arkadaşımla beraber sabahtan taşı toprağı tarih olan Tarihi Yarımada’ya gittik. Osman Hamdi Bey Yokuşu’nu tırmanıp, Arkeoloji Müzesi’nden geçip, Topkapı Sarayı’na vardık. Bütün gün tabana kuvvet gezdikten sonra, Sultanahmet’e açılan kapı ve Topkapı Sarayı arasında, Aya İrini’nin de olduğu avluda çimlere uzanmışken, üzerlerinde, yiyecekler ve içecekler olan standları farkettik. Şarap standı da açılmıştı. Sonra açıkhavada sandalyeleri dizmeye başladılar. Merak edip ne olduğunu sorduk, akşam konser olacağı cevabını verdiler. Hummalı bir çalışmaya girişilmişti, kimi piyanoyu kontrol ediyor, kimi düzenlemeleri yapıyor, kimi de yemekleri yerleştiriyordu. Üzerinde Kaşıkçı Elması’ndan oluşturulmuş nota tasarımı olan İdil Biret Konseri afişleri asılmıştı. Ertesi gün gazetede konser alanında arbede çıktığını okudum. Klasik müzik alerjisine içki alerjisi de eklenince festival alanı açık hedef haline gelmişti. Alperenler, “elinde şarap şisesiyle kutsal alanda  dolaşanlar”a karşı protesto eylemini sürdürürken, Avrupa Kültür Başkenti İstanbul’da Biret, arka kapılardan çıkarılıyordu.  Read the rest

Kölelik Yolunun İkonları »

Geçen günlerde basındaki iki haber, yaşadığımız dünyayı  anlamlandırma açısından önemli ayrıntılar veriyordu bizlere. Haberlerden birincisi ünlü pop şarkıcısı Michael Jackson’un ölümü, ikincisi ise ünlü Portekizli futbolcu Christiano Ronaldo’nun Real Madrid’e transferiydi.

Michael Jackson, ölümündeki şüphelerle ve tartışmalarla birlikte geçen hafta toprağa verildi. Basında okuduğum ve gözlemlediğim kadarıyla, cenaze töreniyle ilgili haberlerde bir şey dikkatimi çekti: Cenaze törenine insanlar biletle gidebileceklerdi ve bilet fiyatları daha ilk gününden astronomik rakamlara yükselmişti. Hatta bir ara yüz bin dolara bile alıcı bulabilen biletlerden bahsediliyordu.

Christiano Ronaldo, bonservis bedeli olarak yaklaşık yüz milyon avroya Manchester United’dan Real Madrid’e transfer olurken, kendisinin alacağı yıllık ücret ise net on üç milyon avro olarak açıklanıyordu. Reklamlarla birlikte yirmi beş milyon avroluk bir yıllık kazanç söz konusuydu. Read the rest

Kim bu sömürge valileri? »

Empati deyince akla acımak, ötekinin duygularını anlamak gelir. Oysa kötü anlamlar da taşıyabilen renksiz bir kelime bu. Meselâ oltasına solucanı takan balıkçı da empati yapıyor, kamış parçasına üfleyerek ördekleri kendine çeken avcı da.

 

Türkiye’ye zararlı ekipleri daha net görebilmek için empati yapmamız, kendimizi “şeytanın” yerine koymamız fayda sağlayabilir kanaatindeyim. Ancak bu şekilde oyunun iplerini ve kuklalarını görebiliriz: Read the rest

Faşizm her yerde, sen neredesin ? »

Bugün 13 temmuz 2009, Pazartesi. Yobaz laiklik iyi günler diler.

 “CHP faşist bir partidir” dediğimiz zaman CHPli okurlarımız “faşist senin babandır” gibi zekice(!) cevaplar veriyorlar. Bildirelim, faşist kelimesi bir küfür değildir, hatta CHP camiasında bir iltifat olarak bile kullanılabilir: “Tanırım, Deniz Bey çok iyi bir faşisttir, Atam başımızdan eksik etmesin, kızımı bir faşistle evlendirmek istiyorum, ne mutlu ‘faşistim’ diyene!…” . 1930’dan sonraki takvim yapraklarını yırtmış CHPlilere hatırlatırım. Faşizm bir rejimdir. Nazi Almanya’sı, Mussolini İtalya’sı faşist ülkelerdi.

 “Türkiye faşist olur mu?” isimli yazımızda ayrıntılı biçimde anlattığımız gibi faşizmin merkezi Putsal Devlettir. Devlet herşeyin üstündedir. Halk için neyin iyi, neyin kötü olduğuna da devlet karar verir. Devlet kendi iç ve dış düşman tarifini yine kendisi yapar. Kürtler, Ermeniler, başörtülü kızlar “bölücü, şeriatçı vb” etiketlenip tehdit oluşturulur ve sonra bu gruplara eziyet edilir. Faşizmin benzinidir, yakıtıdır bu ötekileştirme, iç ve dış mihraklar edebiyatı.

 Değerli yazarımız Özlem Hanım’ın Read the rest

Yaşar Büyükanıt yargılansın! »

Neşe Düzel (TARAF)

“Yaşar Büyükanıt, dönemin il alay ve tugay komutanları Şemdinli davasında yargılansın. Bu askerî suçsa, bunu sadece iki astsubay işlemedi. Bu suçtan komutanları da sorumlu.” İl alay komutanı valiye, “Bu Esat Canan Şemdinli nedeniyle çok konuştu. Hakkında suç duyusunda bulun” diyor, vali de bulunuyor. Askerî vesayet sisteminin işleyişi işte böyledir.” Üzerimize kurşun yağdıran Tanju Çavuş da tahliye edildi. Adam öldürmekten yargılanan birinin ilk celsede tahliye edilmesi nerede görülmüştür? Sivil biri olsaydı tahliye edilmezdi.” Read the rest

Gül, Kürt hamlesiyle çizgiyi aştı »

Neşe Düzel (TARAF)

“E-muhtıra, 367 kararı, kendilerinden olmayan birinin cumhurbaşkanlığını engellemek içindi. Olmadı. Gül’ü düşürmek için B Planı başlatıldı. Kapatma davası, Sincan bu planın parçalarıdır.”

“Gül, bürokratlar devletinin çizgilerini sadece yaşam tarzıyla değil, Ermeni ve Kürt hamleleriyle de aştı. Şimdi onu, yargı eliyle Köşk’ten indirmeye çalışıyorlar.”

“AK Parti sivil bir anayasa yapmayacak. Mevcut anayasada sadece çok sınırlı değişiklik yapacak. Parti kapatmayı üçleştirerek kendini güvenceye alacak.” Read the rest

Bizi kim tedavi edecek? Bölüm II »

Bugün yaşadığım bir olay nedeniyle,Bölüm 1 de bahsettiğim sağlıklı ruh halim üzerine düşündüm de…Sanırım o kadar da sağlıklı değilim.

  Ben şehrin içinde bahçeli bir evde yaşıyorum,bilgisayarımı kapıp güzel havalarda balkona yerleşirim,hafif deniz manzaram da var,yayarım kitaplarımı masamın üstüne,çay fincanım eşliğinde kah yazarak kah okuyarak günlerimi dolu dolu geçirmeye gayret ederim.Bugün yine o günlerden biriydi tam Bölüm 1 i yazıyordum ki yüksek sesler duymaya başladım.Başımı çevirince üç adamın,birinin elinde silah vardı,aralarında bir çocuğu tutmuş götürdüğünü gördüm. Read the rest

Kurban sunağında bir kral »

Cihan Aktaş (TARAF)

Onu “zenci” kategorisine yerleştiren çizgilerinden kurtulmaya çalışıyordu.

O kadar istedi ki beyaz olmayı, beyazımsı ten hastalıkla geldi; ten rengindeki değişmeyle ilgili resmî açıklama bu. Bir beyaz çocuğunki gibi akça pakça bir ten, o tutkuyla istedikçe uzağına kaçtı. Çizgileriyle oynamayı sürdürdü. İstediği yamalı bir beyaz değildi.

Sinir uçları olabildiğince açık küçük Michael sokaklarda oynarken duyduğu bir sözle o uçurumun işaret ettiği farkı algıladı belki de: Onlar beyaz, sense siyahsın! Beyaz tenli çocuklarla aynı noktadan başlamadın hayata!

Yeteri kadar beyaz olunamazdı, akça pakça görünümlü bir ten içinde bile, imajın her şey olduğu çağda… Kraldı, seviliyordu, insanlar uğruna ölebilirdi, yine de yetmezdi. Read the rest

Bizi kim tedavi edecek? Bölüm I »

Geçtiğimiz yıllarda YeniAktüel’de bir başlık dikkatimi çekmişti ‘ İSLAMİ PROZAC TOPLUMU ‘ ek başlık olarak ‘ Sonunda Dindar Kesimde De Antidepresan Kullanımı Patladı ‘, yazıyı okudum.Genel olarak dindar müslüman kesimin maruz kaldığı ayrımcılığın sonucu oluşan huzursuz ortam nedeniyle depresyon yaşayan insanların halini samimi sayılabilecek bir dille ele almıştı yazar.

  Ben o dönem yazara katılsam da daha sert yaklaşıp iyice modernleştiğimiz eleştirisinde bulunmuştum. Modern insanın hastalığı depresyonun modernleşerek içimize yerleştiğini ve tevekkülümüzü kaybettiğimizi düşünmüştüm.Büyük düşündüğümü sanıyordum ki artık yavaş yavaş büyük değil yanlış düşündüğümü anlıyorum. Read the rest

CHP neden darbecileri koruyor? »

“…Şemdinli’yi hatırlayınız. 9 Kasım 2005’te, iki astsubay ve PKK itirafçısı, bir kitapçı dükkânına bomba attı. Bir kişi öldü. Sonra arabalarının içindeki silahlar görülünce, halk tarafından linç edilmek istendiler. Linç yine halk tarafından önlendi. Birkaç saat sonra otomobilde keşif yapan savcı ve CHP Hakkâri Milletvekili Esat Canan’ın üzerine ateş açıldı. Bir kişi de bu sırada öldü. Read the rest