Siracul Mülûk / Muhammed Bin Turtuşi »
By Aisha Benghazi on Haz 20, 2017 in Kitap Alıntısı, Siyaset Üslubu | 0 Comments
Süleymân bin Abdülmelik, Ebû Hazım Seleme bin Dinar’a; “Bu halifelik mes’elesinde kurtuluş yolu nedir?” diye sordu. Ebû Hazım; “Eğer dediğimi tatbik edersen kolaydır!” dedi. Süleymân bin Abdülmelik; “O nedir?” diye sorunca, Ebû Hazım; “Ancak helâl olan şeyleri al. Onları hakkı olan yerlere sarf et” buyurdu. Bunun üzerine Süleymân bin Abdülmelik, “Buna kimin gücü yeter?” deyince, Ebû Hazım; “Allahü teâlânın seni ta’yin ettiği yere, ta’yin edilen kimsenin gücü yeter” buyurdu. Süleymân bin Abdülmelik ona; “Bana nasihat et?” deyince, Ebû Hazım; “Ey mü’minlerin emîri! Bu iş (sultanlık), sana ancak ölüm karşılığı verildi. Senden öncekiler de böyle idi. Ölüp, bu işten uzaklaştılar. Ey mü’minlerin emîri! Rabbinin emrettiklerini yapıp, yasak ettiklerinden uzaklaşma husûsunda her zaman dikkatli ol. Ey mü’minlerin emîri! Ne infâk etmişsen, o şey seni hayra veya -şerre götürür. Sen dilediğini seç!” dedi. Süleymân bin Abdülmelik, Ebû Hâzım’a; “Bir ihtiyâcın varsa, söyle onu halledeyim” deyince, Ebû Hazım; “Ben ihtiyâçlarımı, senden daha kâdir olana havale ettim. Beni neden men etti ise ona râzı oldum. Allahü teâlâ, Zuhrûf sûresinin otuzikinci âyet-i kerîmesinde meâlen; “Rabbinin rahmetini onlar mı bölüyorlar? Onların bu dünyâ hayatındaki geçim rızıklarını aralarında biz böldük” buyuruyor. Kim, Allahü teâlânın çok verdiğini azaltabilir veya az verdiğini çoğaltabilir? Buna kimin gücü yetebilir ki?” dedi. Bunları dinleyen Süleymân çok ağladı. Read the rest














