Çin’in Yeni İpek Yolu, askeri bir proje mi? »
By my on Şub 16, 2020 in Aforizmalar, Avrasya, Çin, Jeopolitik, Strateji | 0 Comments
- Çin’in Yeni İpek Yolu projesi ilerledikçe birçok uzman, Çinlilerin emperyal amaçlar güttüğünü, küresel ticaret kisvesi altında açılan yolların asker taşımak için kullanılacağını söylüyor. Peki gerçekten Amerikan hegemonyası yerine Çin tahakkümü geldiğini söyleyebilir miyiz?
- Tayvan, Sudan, Yemen, Kuzey Kore ve Cibuti’deki gerginlikler eski gücünü korumakta zorlanan ABD ile onun tahtını devirmeye çalışan genç emperyal Çin’in mücadelesinden mi ibaret?
- Paranoyak bir Çin düşmanlığı ile Polyanna’cı iyimserlik arasında bir denge noktası arayalım. Bunun için Çin’in askerî harcamalarına, geliştirdiği silahlara bakmak gerek. Ama yetmez. Pekin’in “ticaret için” dediği limanların askerî potansiyelini de değerlendirmek gerekir.
- Son 4 asırdaki emperyal güçlerin yani İspanyol, Portekiz, Hollandalı, İngiliz, Fransız ve Amerikalıların dünyayı nasıl kontrol ettiğine baktığımız zaman, okyanus ve deniz yolları bir sabit olarak karşımıza dikiliyor. Bkz. Savaş Meydanda Değil Masada Kazanılır
- Gerek ticarî gerekse askerî amaçlı bütün projeler, okyanusların, kanal ve boğazların kontrol edilmesini gerektiriyor. Neden? Bunun birkaç sebebi var: Antik çağlardan beri bir yükün denizden taşınması daha ucuz ve kara yoluna kıyasla çoğu kez daha güvenli. Read the rest












“3 tarafı deniz, 4 tarafı düşmana çevrili cennet vatan” paranoyası neden üretildi? Çağdaş ve laik Türkiye’nin evlâdı, Kavala yahut Halep’te yatan dedesinin mezarına bile pasaportla gidecekti. Eskiden vali gönderilen yerlere şimdi büyük elçi atanıyordu. Churchill’in dediği gibi “iki petrol kuyusunun etrafına sınır çizen” İngiliz, bir gecede ülkeler icad edilmişti. Ama Kemalist millî(!) eğitimin iğdiş ettiği beyinler bunu sorgulamaktan aciz. Körfez ülkeleri, Basra yolunun, İsrail, Doğu Akdeniz’in petrol tıpası olacaktı. Türkiye hem Rusya’nın güneye doğru genişlemesini engelleyecek hem de Bakü petrolünün Avrupa’ya ulaşıp fiyat kırmasına mani olacaktı. Diğer yandan Lazkiye ve Hayfa’dan dünya piyasalarına erişen Musul ve Kerkük petrolü bir gün pekâlâ Türkiye’den geçip İskenderun’a akabilirdi ve bu da Londra için büyük bir risk unsuruydu.






