Main Content RSS FeedÖnceki Yazılar

Indiana / George Sand »

  • indiana george sandAilelerin içine sohbet konusu olarak siyaseti sokmak büyük bir ihtiyatsızlıktır. Bugün hala huzur dolu anlar yaşayabilenlere hiçbir gazeteye abone olmamalarını, bütçeyle ilgili en küçük bir makaleyi okumamalarını, bir vaha gibi kendi topraklarının derinliklerine çekilmelerini ve kendileriyle toplumun kalanı arasına aşılmaz bir sınır çizmelerini öneririm. Çünkü tartışmalarımızın gürültüsünün evlerine kadar ulaşmasına izin verirlerse, birliklerinden ve huzurlarından olurlar. Görüş ayrılıklarının yakınlar arasında nasıl bir sertlik ve gizli düşmanlığa neden olacağı tahmin bile edilmez. Oysa bunlar çoğunlukla karakterle ilgili eksikliklere saldırmak üzere, zeka ve yürekteki kötülüğün kullanılması için fırsat oluşturur.
  • Dostum, insanlar sizi suçluyorsa, mutluluğunuz en iyi yanıt olur.
  • İnsanların kirletemediği saf ve naif vicdanınızla sizin için mutluluğumuz erdemimizin işareti; oysa insanlar için, günahımızın ta kendisi. Boşverin. Yalnızlık iyidir. İnsanlar pişmanlığa değmez.
  • Dünyadan kopmak için çok fazla güç, bu gücü bulmak içinse çok fazla acı gerekiyor.
    Toplum yalnızca küçük ve yaygın hatalara karşı serttir. Nadir rastlanan Read the rest

Anima Mundi / Susanna Tamaro »

  • anima-mundi-susanna-tamarroSenden başka bir şey yok. Şeytan dediğin şey senin güvensizliklerin, çocukluğundan beri peşinde sürüklediğin korkulardır.
  • Gerçekten bana ait olduğunu hissettiğim tek duygu, yanıtı olmayan sorulara karşı duyduğum öfkedir.
  • En büyük ve en korkunç karşıtlık şudur ki, insanlar her şeyden çok farklı olmaktan korkarlar ve buna karşın dünyaya çocuk getirmeyi sürdürürler. Ama bir evlat her zaman farklı bir şeydir. Ve bu da kendi çorbana kattığın zehirdir.
  • Cehennemin yolu iyi niyet taşlarıyla döşelidir.
  • Büyük canilerin yaşamlarını okurken şaşırmamaya alıştım: Gündüz bir halkın tümünü kıyımdan geçiren katiller, akşam saksıdaki çiçelerini suluyor, yuvasından düşen bir kuş için gözyaşı döküyordu.
  • Üniformasız öldürürsen katil olursun, öldürürken üstünde üniforma varsa bir madalyayı hak edersin.
  • Söylemek ve yapmak arasında kocaman bir deniz vardır.
  • Sözcükler tek başlarına insanı kırmaz. İnsanı yaralayan, sözcüklerin arkasına saklanan Read the rest

Soneler / William Shakespeare »

soneler-william-shakespeare61. Sone

Hayalinle açık kalsın ağırlaşan göz kapaklarım,
Baksın dursun mu istiyorsun ağırlaşan geceye?
Durmadan bölünsün mü yani sence uykularım,
Sana benzer gölgeler oynaşırken
Gözlerimin önünde?
Yoksa yanıma kendi yerine
Ruhunu mu gönderiyorsun,
Yuvasından böyle uzakta ne yaptığımı gözlesin de,
Ayıplarımı yakalasın,
Nasıl aylaklık ettiğimi görsün,
Kıskançlığına yön versin, hedef göstersin diye.
Yok yok aşkın büyükse de o kadar da değil şu an
Gözlerimi hep açık tutan, benim aşkım aslında
Benim şaşmaz aşkım yine, diriliğimi bozan,
Durup dinlenmeden bekçilik ettiren senin uğruna,
Senin nöbetindeyim ben,
Başka yerde sen uyanıkken
Benden çok uzaklarda…..
Başkalarına yakınken… Read the rest

Bozkırkurdu / Hermann Hesse »

  • bozkir-kurdu-hermann-hesseDaha ilk konuşmada kendisi için bozkırkurdu ismini kullanmış, bu da beni yadırgatıp rahatsız etmişti. Bu ne biçim isimdi böyle? Ama sonradan yalnızca alıştığım için bu ismi kabullenmekle kalmadım, kendim de düşüncelerimde hep bozkırkurdu dedim onun için, bugün bile kendisini niteleyecek daha yerinde bir sözcük bilmiyorum. Yolunu şaşırıp bizim aramıza düşmüş, kentlerde ve sürü yaşamında soluğu almış bir bozkırkurdu -başka hiçbir benzeti bundan daha çarpıcı niteleyemezdi onu, onun yalnızlığını, vahşiliğini, tedirginliğini, ondaki yurtsama duygusunu ve onun yurtsuzluğunu. 
  • Bozkırkurdu özellikle söz konusu eğilimden yaşam için yararlı bir felsefeyi zamanla kotarmasını bilmişti. Darda kaldı mı başvuracağı bir çıkış yolunun önünde sürekli açık durduğu düşüncesiyle içli dışlı oluşu kendisine güç vermiş, bir merak duygusu kendisini acıları ve sıkıntıları yaşamaya yöneltmişti. Pek kötü durumlara düştüğü zamanlar bazen vahşi bir kıvanç, bir çeşit oh olsun duygusuyla şöyle düşünmüştü: “Bir insandaki dayanma gücünün sınırını merak ediyorum doğrusu! Baktım ki katlanılabilirliğin sınırına ulaştım, kapıyı açıverir, esenliğe kavuşurum.” İntihar eden pek çok kişi vardır ki, bu düşünce olağanüstü güç sağlar kendisine.
  • Bozkırkurdu kendi düşüncesine göre burjuva dünyasının tümüyle dışında bulunmaktaydı; çünkü ne bir aile yaşamı vardı ne de toplumsal bir hırsın sahibiydi. Kendine düpedüz yalnız ve acayip biri, bazen hasta bir münzevi, bazen de dahice yeteneklerle donatılmış, sıradan yaşamın üstüne çıkmış, normalin üstünde bir kişi gözüyle bakıyordu. Burjuva sınıfına mensup insanları bile bile aşağılıyor, bunlardan biri olmadığı için de gurur duyuyordu.
  • Maria’yla Hermine bana bu bahçeyi tüm masumiyetiyle göstermişti, bir şükran duygusuyla konuğu olmuştum bu bahçenin. Ne var ki, çok geçmeden bahçeden çıkıp yeniden yola koyulmam gerekmişti, benim için fazlasıyla sevimli ve sıcaktı bu bahçe. Yeniden yaşamın tacına talip olmak, yeniden yaşamanın Read the rest

Babalar ve Oğullar / Ivan Turgenyev »

  • Babalar ve Oğullar - Ivan TurgenyevHiç çocuğunu kucağına almış bir anneden daha etkileyici bir şey var mıdır dünyada ?
  • En iyisi bu hayatta sessizce yaşamaktır.
  • Tabiat bir tapınak değil bir işyeridir ve insanlar orda çalışan işçilerdir.
  • Zaman kimi kez bir kuş gibi uçar, kimi de bir sümüklüböcek gibi ağır ağır geçer; ama insan zamanın yavaş mı, hızlı mı geçtiğini fark etmiyorsa, mutludur çok.
  • “Mutluluk bizim bulunmadığımız yerdedir.”
  • İki genç arasında bir süreden beri, yapmacık bir ilgisizlikle karışık bir şakalaşma alışkanlık olmuştu; bu ise gizli bir hoşnutsuzluğun ve açığa vurulmayan kuşkuların şaşmaz belirtisidir her zaman.
  • İyi bir kimyacı yirmi kez daha yararlıdır bir ozandan.
  • Bir resim, kitabın on sayfasını alan bir tanımı, bir bakışta gösterir bana.
  • Herkes pamuk ipliğine bağlı, her an ayaklarımızın altında bir uçurum açılabilir; ama gene de hayatı allak bullak eden belaları başımıza açmak için yolumuzdan bir an bile dönmeyiz.
  • İnsan öyle kurmalı ki yaşamını, her anı Read the rest

Avrupa’nın Mültecilerle İmtihanı »

avrupa-multeci-2Bedia Özdemir Tokel / Viyana

Traiskirchen Mültecileri

Savaşlar ve açlık nedeniyle neredeyse 60 milyon insan mülteci durumda .Savaş ve yokluktan kaçmak için Avrupa ülkelerine kaçak yollardan gitmek isteyen binlerce mülteci var.Zaten perişan olan bu insanları kullanan ;kaçak yollarla başka ülkelere götürme vaadiyle dolandıran bazen ölümlerine sebep olan mülteci avcıları da kontrol altına alınamıyor.Çoluk çocuk fazla kapasiteyle doldurulmuş botlar,tırlar insanlara mezar oluyor… Avrupa yolcuğu hayaliyle , ölüm yolcuğuna çıkan çaresiz insanların sayısı gün gitikçe artıyor.

Özellikle batıya açılan Polonya ,Macaristan, Avusturya gibi Avrupa ülkeleri, hem kanunlarıyla hem pratikteki tutumlarıyla mültecileri istemediklerini açık açık belirtiyorlar.Günlerce yürüyen ,hakarete uğrayan ,paraları zorla alınan ,günlerce yemek yemeyen ,yollarda ölü doğum yapan,yaraları kangrene dönüşen  hastanede acil tedavi görmesi gereken insanların hikayelerini çoğu yetkili duymak bilmek istemiyor.Hayati tehlikesi olduğunu bile bile insanları ülkelerine geri gönderiyorlar.Mülteciler sadece hala insanlıklarını kaybetmemiş bir avuç insanın kısa süreli yardımlarıyla ayakta durabiliyorlar.

Kendi bütçesinden 6 milyar dolar harcayan Türkiye, Dünyanın en iyi mülteci kamplarına sahip olma konusunda ,lider konumunda bulunuyor. Eğer- neredeyse hiç yardım almadan- bu kadar mülteci alan ülke , bir Avrupa ülkesi olsaydı Avrupa Birliği , onu yardımlara boğacak hem yere göğe sığdıramayacakdı.Tam tersine bir iki cılız övgü haricinde ikiyüzlü Avrupa  basını ,hem iyilikleri saklıyor hem de Türkiye ve hükümet hakkında alabildiğine yanlı ve düşmanca haberlere yer vermeye devam ediyor.

avrupa-multeci Bunun yanında Refah düzeyi yüksek ülkeler sıralamasında başlarda olan Avusturya ,4 bin mülteciye gereken hizmeti veremiyor.Avusturya hükümetinin, ilticacıların  aleyhine olan mülteci kanunları sebebiyle ,kamplarda durum içler acısı. Türkiyede bulunan 4 buçuk milyon mülteci sayısına göre Avusturya da bulunan mülte-ci sayısı oldukça düşük .Yine de bu rakam Avusturya basınına göre ”Rekor mülteci akını ”.

En çok mülteci başvurusu Afganistan, Pakistan ,Suriye ,Hindistan ,İran,Irak  Cezayir, Somali ülke vatandaşlarından olurken ;Avusturya hükümeti sadece Suriye ,İran, Somali ve Afganistan vatandaşlarını kabul ediyor.

Avusturyanın en büyük Mülteci kampı Traiskirchen’de bulunuyor.480 kişi kapasiteli kampa 2 binin üzerinde mülteci alınırken merkezdeki kamplarda kalanların çoğunluğunu 18 yaşının altındaki çocuklar Read the rest

İyi İnsanlar Güzel Atlar / Yaşar Kemal »

İyi İnsanlar Güzel Atlar yasar kemal

“… Urfa’da bir ihtiyar bana şöyle bir hikâye anlattı: Adamın biri Urfa’ya gelmiş seneler önce, 20 yaşlarında bir genç, hayran kalmış Urfa’ya; herkes evine çağırıyor, herkes selam veriyor, herkes kardeş gibi davranıyor, inanılmaz bir güzellik. Sonra bu adamı Urfa’nın ahırlarına götürmüşler. Dünyanın en güzel atları tabi. Urfa tarihten bu yana çok ünlüdür atlarıyla. Asurlular devrinde her yıl Asurlulara 360 tane at verirmiş Çukurova. Adam bir ay kaldıktan sonra memleketine dönmüş, sonra 90 yaşına gelmiş, yahu şu dünyada zaten ölüp gideceğiz, ağzımın tadıyla ayrılayım şu dünyadan demiş, yeniden gitmiş bakmış ki Read the rest

Colombre / Dino Buzzati »

  • Colombre dino buzzatiBir ölünün bütün suçları ölümsüz eserler bırakmış olması sayesinde bağışlanır.
  • Dünya insanlara dert sunmak konusunda pek cömerttir; ama kıskançlığın açtığı yaralar en çok kanayan, en derin, kapanması en zor olan ve kesinlikle merhamet duyulması gereken türden yaralardır.
  • Dünyada, birbirini tanımayan iki kişinin yüzlerinin bu kadar aptalca bir ifadeye büründüğü tek yer asansör olsa gerek.
  • Edebiyat, sanat, büyük sözler! İyi ama bugün sanat bir tüketim tarzından başka bir şey değildir; bir biftek, bir parfüm, bir şişe şaraptan farksızdır. İnsanlar hangi sanatla uğraşıyor? Her şeyi kaplamakta olan denizi seyrediyorlar: Şarkılar, şarkıcıklar, sözler, müzikler.. Günümüzün tüketim malları. Halk doğrudan sonuca bakar. Pratik, kolay, hemen ele geçecek zevkin peşindedir. Onu yormayacak olanın peşindedir. Beynini çalıştıracak bir şey istemez.
  • Yeryüzünde bir yasa vardır: Her şeyin bedeli ödenir. Sanat en yüksek bedelin ödendiği bir lükstür. Şiir ise bütün sanatlardan daha pahalıdır.
  • İnsan kimi zaman hayat boyu aynı evde oturur; ama pek yakındaki alanlara ya da sokaklara gitmeyi hiç düşünmez; bu yakınlık insandaki tanıma merakını yok eder.
  • Cennet olmasaydı cehennem diye bir yer de olmazdı.
  • Doğunun kum, taş ve güneşten oluşan çöllerinde müthiş bir güç vardır; en dar görüşlü adam bile yaratılmışın bu engin görüntüsü ve sonsuzluğun derinliği karşısında kendi önemsizliğini hissedebilir ama kalabalıktan, gürültüden, tekerleklerden, asfalttan, elektrik ışıklarından, hep birlikte ilerleyen ve aynı anda aynı hükmü ilan eden saatlerden oluşan kentlerin çölü çok daha güçlüdür.
  • Yalnızlık acısını tanımayan hayvanlar yalnız başlarına oynamayı becerirler; ama insanoğlu bunun tam tersidir. Bunu başaramaz ve yalnız kalmayı denese bile daha öncekinden beter bir hüzne kapılır. 

 

… İslâmcılık ve zaman üzerine kitap okumak için …

70 kitap indirin70 kitap indirinİslâmcılık, Devrim ile Demokrasi Kavşağında

Müslümanca yaşamak için devletin de “Müslüman” olması mı gerekiyor? Bu o kadar net değil. Çünkü İslâm’ın gereği olan “kısıtlamaları” insan en başta kendi nefsine uygulamalı. Aksi takdirde dinî mecburiyet ve yasakların kanun gücüyle dayatılması vatandaşı çocuklaştırıyor ister istemez. İyi-kötü ayrımı yapmak, iyiden yana tercih kullanacak cesareti bulmak gibi insanî güzellikler devletin elinde bürokratik malzeme haline geliyor. 21ci asırda Müslümanca yaşamak kolay değil. Yani İslâm’ın özüne dair olanı, değişmezleri korumak ama son kullanma tarihi geçmiş geleneklerden kurtulmak. AKP’yi iktidara taşıyan fikrî yapıyı, Demokrasi-İslâm ilişkisini, İran’ı ve Milli Görüş’ü sorguladığımız bu kitabı ilginize sunuyoruz. Buradan indirebilirsiniz.

Zaman’ı düşünmek, Zaman’ı yazmak

70 kitap indirin70 kitap indirinZaman insanın hissiyatıyla algılayamadığı, bilimsel, düşünsel, hatta psikolojik boyutları olan bir gerçeklik. Zaman yaşadığımız hayatın kendisi. Ama bu kadar önemli olan Zaman ile aramıza mesafe koymak, Zaman’ın dışına çıkıp onu keşfetmek mümkün mü?

Zaman konusundaki bu ilk kitabımızda Derin Düşünce yazarları zor bir işe girişiyorlar: Zaman’ı düşünmek ve Zaman’ı yazmak. Zaman’ın NE? olduğunu sorgulayacağımız ikinci kitaptan önceNASIL? olduğuna baktık bu ilk makalelerde. NE? ve NASIL?soruları Zaman’a bakışımızda ana ekseni oluşturuyor çünkü bilimsel yolla, deney ve gözlemle ilerleyemediğimiz anlarda düşüncenin yardımına Sanat yetişiyor. Buradan indirebilirsiniz.

 

Benim adıma eğitme! »

Eğitim sistemleri milliyetçiliği, “benim ırkım, benim sınıfım” fikrini cesaretlendirerek savaşma duygusunu her daim diri tutmaktadır. Dolayısıyla savaşların önemli bir nedeni de klasik eğitim sistemleridir.

Ufuk Coşkun (Serbestiyet)

Modern ulus-devletlerin çocuklarımızla yakından ilgilenmeye başladığı günden itibaren dünyada huzur ve düzen kalmadı. Çünkü çocuklarımızı elimizden alıp zihinlerini resmi ideolojileriyle, milliyetçilikle ve ayrımcılıkla şartlandırdılar. Eğitim kendisiyle kavgalı, önyargılarını yıkamayan, merhametsiz, savaşa ayarlı, bir diğerini düşman gören bireyler yetiştirmede öncü bir rol oynadı. Erich Maria Remarque Birinci Dünya Savaşı’nın biraz da eğitim sistemlerinin ve okul öğretmenlerinin marifeti olduğunu söyler. Keza Dietrich Bonhoeffer de İkinci Dünya Savaşı’nın mükemmel (!) eğitim sistemimizin bir sonucu olduğunu vurgular. Abartılı bulabilirsiniz, lâkin başka bir şey demek istiyorlar. Eğitim güce ve otoriteye bağlı, bağımlı, bir çırpıda düşünen, düşünürken yıkan, sınıfını ve ırkını her şeyden üstün gören militanlar sürdü piyasaya. Bu, insanlığa yıkım ve sefaletten başka bir şey kazandırmadı. J.Krusnamurti, “Nefretle çekişmenin baş nedenlerinden Read the rest

Yazarın Ölümü / Gilbert Adair »

Yazarın Ölümü Gilbert Adair“… Kelimeler, onları “kullandığı” yanılsamasına kapılan yazarlardan çok daha eski, vefasız ve tecrübelidir. Kelimeler hep vardı. Kimse onların sahibi değildir; kimse nasıl okunacaklarını belirleyemez; hele onları yazan hiç. Edebi metin kendi kendini ve a fortiori yazarının “niyetlerini” baltalamadan edemez; hep kendi başının dikine gidecek, kendi imtiyazsız, emniyetsiz ve sıklıkla çelişkili yorumlarını yaratacaktır; dolayısıyla yazılı dil her zaman birbirini karşılıklı olarak dışlayan anlamları onaylama olasılığını hep içinde barındıracaktır.

Edebiyatın her biçiminde ve seviyesinde, düzmeceden ibaret olan şeyler müstehcenliğe ve pornografiye doğru irtifa kaybetmeye mecburdur.

Yaban sıçanı sınıfından bir tür olan akademik bayağılığın dünyada içini titreten bir şey varsa, o da kurallarını ezbere öğreneceği, sonra da hafızasına kaydedeceği bir doktrin, bir ilmihal, önceden programlanmış bir sistemdir -o doktrinin mutlak otoritesi olarak da şimşekleri, dolmakalem gibi göğüs cebinden dışarı taşan, kah nazik, kah amansız, kah babacan, kah führer bir kanun koyucu isterler …”

 

… Sanat, roman ve edebiyat üzerine okumak için…

… E-kitap okumak için…

Roman nedir? Nasıl Yazılır?

Bedr zamanı geldinBedr zamanı geldin Afrikalı Leo / Amin Maalouf Altın Meyveler / Nathalie SarrauteRoman nedir? Tarif dahi edilmesi zor bir kavram. Sanatçının İnsan’a bakışını, toplumla kurduğu ilişkiyi yansıtır sanat eserleri. Bu sebeple sanat her çağda yeniden icad edilir. Ünlü yazar Heinrich Mann’ın dediği gibi: “Bütün romanların ve hikâyelerin amacı kim olduğumuzu bilmektir, Edebiyatın önemli bir konuma sahip olmasının nedeni, sadece doğanın ve insanlar âleminin ayrıntılarını tek tek açıklaması değil, insanları hep yeni baştan keşfetmesidir.” Değerli yazarımızSuzan Nur Başarslan Roman’ın derinliklerine giden bir seyahate davet ediyor sizi. Zaman’ın kullanımı, olay örgüsü, mekân, dil, üslup ve daha bir çok temel kavram edebiyatın dev isimlerinden örneklerle irdeleniyor. Buradan indirebilirsiniz.

 

kitap-tanitan-kitap-6 Edebiyat Mutluluktur / Zülfü LivaneliEdebiyat Mutluluktur / Zülfü Livaneli Afrikalı Leo / Amin Maalouf Altın Meyveler / Nathalie SarrauteKitap Tanıtan Kitap 6

Bir varmış, bir yokmuş. Mehtaplı bir eylül gecesinde Ay’a bir merdiven dayamışlar. Alimler, yazarlar, şairler ve filozoflar bir bir yukarı çıkıp oturmuşlar. Hem Doğu’dan hem de Batı’dan büyük isimler gelmiş: Lev Nikolayeviç Tolstoy, René Guénon, Turgut Cansever, El Muhasibi, Şeyh-i Ekber, Cemil Meriç, Arthur Schopenauer, Ahmet Hamdi Tanpınar, Mahmud Sâmi Ramazanoğlu, Mahmut Erol Kılıç… Sadece bir kaç yer boş kalmış. Konuklar demişler ki “ başka yazar çağırmayalım, bu son sandalyeler bizim kitabımızı okuyacacak insanlara ayrılsın”. Evet… Kitap sohbetlerinden oluşan derlemelerimizin altıncısıyla karşınızdayız. Buradan indirebilirsiniz.

Önceki kitap sohbetleri: