İsrail İstihbaratında Çatlak: Mossad’ın İtirazına Rağmen Yapılan Katar Saldırısı
By מגדל שלום מאיר on Eyl 13, 2025 in İslâmistan, İsrail, Jeopolitik
Giriş
İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, uzun siyasi kariyerinin en tartışmalı kararlarından birine imza attı. Katar’ın başkenti Doha’da Hamas liderlerini hedef alan bir saldırı emri verdi. Ancak bu karar yalnızca diplomatik bir fırtına koparmakla kalmadı, İsrail’in güvenlik aygıtında derin bir çatlağı da gün yüzüne çıkardı.
Mossad’ın İtirazı
İsrail’in dünyaca bilinen istihbarat servisi Mossad, bu kez Netanyahu’nun emrine uymadı. Haftalarca hazırlık yapılmış olmasına rağmen, Mossad Başkanı David Barnea, Katar’da gerçekleştirilecek bir suikasta karşı çıktı. Gerekçe açıktı: Katar’la kurulan hassas ilişkilerin kopma riski.
Bu ilişkiler, rehine pazarlıkları ve ateşkes girişimleri için hayati önem taşıyordu. Daha önce Mossad, benzer operasyonlarda başarı sağlamıştı. Nitekim geçen yıl Hamas lideri İsmail Haniye, Tahran’da kaldığı odada patlatılan bombayla öldürülmüştü. Ancak bu kez Katar’ın rolü nedeniyle denge çok daha kırılgandı.
Netanyahu’nun Kararı
Mossad’ın çekimserliği Netanyahu’yu durdurmadı. Başbakan, 15 savaş uçağıyla Doha’da bir yerleşim kompleksine 10 füze fırlattı. Hamas kısa sürede saldırının başarısız olduğunu, hedef alınan üst düzey isimlerin kurtulduğunu duyurdu. Ancak saldırıda Hamaslıların yakınları ve bir Katarlı subay hayatını kaybetti.
Stratejik Hata mı?
İsrail güvenlik çevrelerinde bu adım hem taktik hem stratejik bir hata olarak değerlendirildi. Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir dâhil üst düzey komutanlar, Netanyahu’yu zamanlamanın felaket olduğu konusunda uyardı. Çünkü saldırı tam da Katar aracılığıyla yürütülen rehine–ateşkes görüşmelerinin kritik aşamasına denk gelmişti. Üstelik bu görüşmeler, ABD Başkanı Donald Trump’ın doğrudan desteklediği bir takas planına dayanıyordu.
Diplomasi Yerine Güç Kullanımı
Analistler, Netanyahu’nun diplomasiden umudunu kestiği görüşünde. Washington Institute araştırmacısı David Makovsky, Barnea’nın Katar’ı arabulucu olarak değerli gördüğünü, ancak Netanyahu’nun Gazze’de kara harekâtına odaklandığını belirtiyor. Netanyahu’ya göre Trump’ın önerisi ilerlemiyordu; görüşmeler ise artık bir engel haline gelmişti.
Derinleşen Çatlak
Mossad’ın itaatsizliği, İsrail yönetiminde büyüyen bir ayrışmaya işaret ediyor. İsrailli bir yetkilinin şu sözleri dikkat çekici: “Onlara bir yıl sonra da ulaşabiliriz, dört yıl sonra da. Mossad nasıl yapılacağını biliyor. O halde neden şimdi?”
Saldırının ardından Katar, olayı “devlet terörü” olarak niteledi ve arabuluculuk rolünü gözden geçireceğini açıkladı. ABD ise hazırladığı rehine planının çöktüğünü gördü.
Netanyahu’nun Çelişkileri
Durumun ironik yanı, İsrail’in bizzat Netanyahu döneminde Katar’la anlaşmalar imzalamış olması. 2018’de Netanyahu, Gazze’ye nakit para girişi karşılığında istikrar sözü veren bir mutabakatı Katar’la yapmıştı. Mossad’ın eski başkanı Yossi Cohen döneminde Doha’da ofis bile açılmıştı. Hatta 14 Ağustos’ta Barnea, Doha’da Hamas’la pazarlık masasında oturuyordu.
Bugün ise aynı Netanyahu, Katar’ı “teröristlerin barınağı” olarak suçluyor ve “Ya onları sınır dışı edin ya da yargılayın, yoksa biz gereğini yaparız” çıkışıyla sertleşiyor. Oysa Hamas liderlerini Katar’a davet eden ve finansman için yeşil ışık yakan yine kendisiydi.
Sonuç: Yalnızlaşan İsrail
Netanyahu’nun tercihi İsrail’i daha da yalnızlaştırıyor. Hamas liderliği yerinde duruyor, Katar öfkeli, ABD hayal kırıklığı içinde ve İsrail güvenlik kurumları arasında derin bir fay hattı oluşmuş durumda.
Bu saldırı sadece başarısız bir askeri girişim değil; aynı zamanda onlarca yıllık gizli bir ittifakın çöküşünü ve Körfez’de yeni bir jeopolitik krizin başlangıcını simgeliyor.
İsrail içindeki tartışmalar şiddetlenirken, uluslararası arenada Katar faktörü her zamankinden daha kritik hale geliyor. Netanyahu’nun bu kararı, tarihe belki de yalnızca başarısız bir hava saldırısı olarak değil, aynı zamanda İsrail’in bölgesel stratejisinde geri dönülmez bir kırılma noktası olarak geçebilir.





