RSS Feed for This Post

Türbanlı Başbakan Obama

Obama’nın muhteşem zaferine şahit olurken ben de çok duygulandım. ABD’nin yakın tarihini düşündüm. Okuduğum kitaplardan satırlar, izlediğim belgeseller ve filmlerden resimler aklımda uçuştu Obama’nın o mükemmel Chicago konuşmasını dinlerken… O günlerden bugünlere gelinebilmesi içimdeki inanç ve umudu tazeledi… Tarihin akışını bizlerin yani insanların iradeleri ve normatif çabalarının belirlediğine, belirleyeceğine yeniden inandım… Ardından kendi ülkemi düşündüm…

Obama’nın ABD’deki zaferinin Türkiye’deki birebir karşılığının türbanlı bir kadının başında olduğu bir siyasi partinin seçimi kazanabilmesidir diye düşündüm… Türbanlı bir kadının bu ülkenin başbakanı olabilmesi… Şu an itibariyle üniversite kapılarından kovulan, bankada veznedar bile olamayan türbanlı bir kadının başbakanlığa ulaşabilmesi… İşte Obama olayı böyle bir olaydır ABD için…

ABD’deki zenci meselesinin Türkiye’de tastamam karşılığının türban meselesi olduğunu daha evvel de yazmıştım… Bu ülke de Kürtler, Aleviler ve dindar erkekler de sistem tarafından makbul görülmüyor.

Fakat tüm bu kimliklerin kendilerini zenci kimliği benzeri direkt belli eden bir görünürlüğü yok. Görünür görünmez yaftalanma ve dışlanma gibi bir durumları yok… Sırf görünümleri yüzünden okula öğrenci olarak gidememek, bir resmî ödül kazandığında alamamak, apoletli adamlar tarafından yüzlerine bile bakılmamak gibi rezaletleri yaşamıyor bu insanlar… Bunu bugünün Türkiye’sinde türbanlı kadınlar hâlâ yaşıyor. Başörtüleri tıpkı zencilerin siyah derileri gibi bir nefret unsuru, bir dışlanma vesilesi… ABD’nin zenci görünce rahatsız olan ırkçı beyazları gibi sırf türban görünce kimyası bozulan laiklerimiz var bizim de…

Kimi türbanlı kadınların eşleri ve babaları altı yıldır en tepe yerlerdeler ama kendileri üniversite okumaya sürgüne gitmek zorundalar… O türbanlı eşler kamusal çalışma hayatına katılmak istese, bu istekleri sadece görünümleri sebebiyle otomatikman reddedilecek. Eşi cumhurbaşkanı olan bir türbanlı kadın KPSS sınavına bile giremeyecek… Bu ülke bu utancı, bu saçmalığı hâlâ ve hâlâ yaşıyor…

ABD’nin WASP’larının öğrendiği gibi Türkiye’nin LAST egemenleri de öğrenmeli ki bu böyle gidemez… Türbanlı kadınlar sadece eş olarak işlev görecek, mütemmim cüz kabilinden varlıklar değildir!! Kendi başlarına bu ülkenin her yurttaşı gibi birer değer taşımaktadırlar… Türbanlı kadınların bu görünür kimliklerinden ve inançlarından utanmadan her yere gelebildiği bir Türkiye ancak ABD’nin bugün başarabildiği şeyi başarmış olacaktır…

Büyük bilge Martin Luther King’in o efsane konuşmasının başlangıç cümlesinde olduğu gibi benim de kendi ülkem için bir rüyam var…

Bir rüyam var… Bir gün türbanlı bir kadın bu ülkenin başbakanı olabilecek. O seçim günü yüzbinlerce başıaçık kadın ve Cemil İpekçi gibi eşcinselliğini ifade etmekten çekinmeyen insanlar bu zafere ağlayabilecek… Türbanlı başbakanımız duygulu biçimde zafer konuşmasını yaparken “Bu, özgürlüğe ve demokrasiye inanan hepimizin zaferidir” diyecek… Sonra ilk icraatlarından birinde türbanlı başbakanımız Sivas’ta Madımak müzesini açacak. Obama’nın yeri geldiğinde zenci toplumunu ağır şekilde eleştirmekten çekinmediği gibi türbanlı başbakanımız da o müzeyi açarken kendi içinden geldiği Sünni-dindar kesimi net bir dille eleştirebilecek ve “Bu müze bu ülkenin yurttaşları olarak hepimizin insanlıkdışı önyargılarından kurtulmasına vesile olsun” diyecek…

O başbakan Güneydoğu’ya gidecek 100 yıl evvel söylenilmekten hiç çekinilmediği gibi o coğrafyaya gerçek adı olan Kürdistan diye hitap edebilecek… Tüm değiştirilmiş Kürtçe yer adlarının bir kararnameyle aslına döndürüldüğünü ilan edecek. Ağrı’ya gidip, o görkemli dağın eteklerinde Ermenistan başbakanıyla ortak “Ağrı Dağı/Ararat insanlık anıtı”nı açacak. Tehcirle topraklarından edilmiş Ermenilerin torunlarına istedikleri takdirde yurttaşlık hakkı verileceğini orada kamuoyuna duyuracak… Kabinesinin Yahudi kadın dışişleri bakanıyla Telaviv’e, Kudüs’e, Batı Şeria ve Gazze’ye gidecek…

İşte böyle bir gün Türkiye’nin gerçekten bir ve bütün olabildiği bir gün olacak… Birbirine kırdırılan kesimlerin vicdan ve erdem ittifakında buluşabildiği gün hepimizin zafer günü olacak… Bu vicdan ve erdem ittifakımız aynı zamanda bu ülkenin dünyanın en güçlü devletlerinden biri olmasını sağlayacak… Kemalist ailelerden gelenlerin ve bugünün generallerinin çocuklarının da çok mutlu olacağı bir gün olacak o gün. Çünkü çok sevdiğimiz Mustafa Kemal’in Türkiye’yi dünyanın en güçlü devletlerinden biri olarak görme rüyası böylece gerçek olacak…

Evet, yapabiliriz… Biz Türkiye halkı bunu başarabiliriz… Bir gün ben bu rüyanın gerçek olabileceğine inanıyorum…

Sizce çok mu hayalperest, saf ve salağım? Başaramaz mıyız?

Trackback URL

  1. 9 Yorum

  2. Yazan:soner Tarih: Kas 8, 2008 | Reply

    Seçilmek ile idare etmek arasında ki farkları gözden kaçırmamak gerektiği kanısındayım. AKP seçilmiştir ancak ülkeyi idare etme konusunda seçilmesi kadar başarılı değildir. Türban siyasi bir meseledir, adı siyasi konularla anılan önde gelen simgelerdendir. 100 yıl önce Osmanlı vardı Kürdistan yoktu, tarih boyunca kaç tane Kürdistan devleti kurulmuştur? Ancak bu ifadem Türkiye Kürtlerini inkar anlamına gelmez. Duyg yüklü yazınızda yada görmek istediğiniz rüyada Kıbrıs meselesini unutmuşsunuz. İzniniz ile orayıda ben tamamlayım. Kıbrısı verelim kurtulalım.

  3. Yazan:snowqueen Tarih: Kas 8, 2008 | Reply

    Morrissey’in bir şarkısı vardı ve şöyle bir sözü:

    …In America, …
    But where the president, is never black, female or gay, and until that day, you’ve got nothing to say to me, to help me believe…

    Demekki neymiş, eşcinsel bir başbakan da görmek nasip olabilir, hatta biz de Alevi bir başbakan,
    belki bir “ahlaksız” feminist, öyle değil mi?

  4. Yazan:rukiye Tarih: Kas 8, 2008 | Reply

    “Ne guluyorsun,anlattigim senin hikayen”
    cemil meric
    Oyle ya Turkiye’nin hikayesi bu.neden olmasin,basortulu bir basbakan,olmaz tabi basortuyle siyaseti ayiralim bi kere…basaramaz miyiz,basortulu herkesi gordugu her yerde icinden bir kasik suda bogmak gecen laiklerle evet basaramayiz.Isin ucunda bir de kadin olmasi var,birbirinin hakkina saygiyi bile ogrenememis fikir guruplariyla mi evet basaramayiz…Bizde bu tembellik varken,bana dokunmayan yilan bin yasasin fikri varken evet biraz hayalperestce…safca degil ama cok iyimserceydi,tesekkurler…

  5. Yazan:makif Tarih: Kas 8, 2008 | Reply

    Kürdistan’dan kasıt bölge ismi ya da Kürtlerin yaşadığı bölge manasında sanıyorum Kürt devleti yerine. En azından Osmanlı’da ismi bölge adı olarak kullanılıyordu. Yani Osmanlı varken Kürdistan vardı.

    İhsan Dağı hoca bir keresinde Kıbrıs’ın Türkiye’de militarist zihniyeti diri tutmak için kullanılan bir araç olduğunu söylemişti canlı örneğine rastlamak ilginç.

  6. Yazan:Elabars Tarih: Kas 9, 2008 | Reply

    soner:

    Seçilmek ile idare etmek arasında ki farkları gözden kaçırmamak gerektiği kanısındayım. AKP seçilmiştir ancak ülkeyi idare etme konusunda seçilmesi kadar başarılı değildir. Türban siyasi bir meseledir, adı siyasi konularla anılan önde gelen simgelerdendir. 100 yıl önce Osmanlı vardı Kürdistan yoktu, tarih boyunca kaç tane Kürdistan devleti kurulmuştur? Ancak bu ifadem Türkiye Kürtlerini inkar anlamına gelmez. Duyg yüklü yazınızda yada görmek istediğiniz rüyada Kıbrıs meselesini unutmuşsunuz. İzniniz ile orayıda ben tamamlayım. Kıbrısı verelim kurtulalım.

    Elabars:Türban siyasi bir simgedir demişsiniz,Irk ayrımı da öyledir.Zaten yazının temeli de bu benzerliktir

    Kürdistan’ı hiç olmamış saymışsınız,Kürtlerin tarihini yok saymanın Kürtlerin varlığını inkar etmek demek olacağının farkında değil misiniz ?

    Kıbrısı verelim kurtulalım demişsiniz,Kıbrısın sahibinin Kıbrıslı Türkler olduğunu unuttunuz galiba,Kıbrısın geleceğini onlar belirlemelidir bizler değil.

  7. Yazan:ENDER GÜÇLÜ Tarih: Kas 10, 2008 | Reply

    SON BİR KAÇ SENEDİR AMERİKA KAYNAKLI GELİŞMELERDEN DUYGULANMA MESELESİ OLDUKÇA YAYGIN. LAKİN ABD NİN İÇ DİNAMİKLERİNİ GÖZARDI EDEREK YAPILAN YORUMLAR VE YANAKLARDAN SÜZÜLEN DUYGU GÖZYAŞLARI BOSNAYA, IRAKA, AFGANİSTANA,FİLİSTİNE AKMADI.YENİ SEÇİLEN KURTARICINIZLA YAKINDA NİSAN AYINDA İLK YÜZLEŞME GERÇEKLEŞECEK. ERMENİ MESELESİNDE OLDUĞU GİBİ TARİHİMİZE DİNİMİZE BAKIŞ AÇILARININ NEKADAR GELİŞTİĞİNİ HEP BERABER İZLEYECEĞİZ.TÜRBAN MESELESİNE GELİNCE YUKARIDA SIRALADIĞINIZ DEMOKRATİK AÇILIMLARIN!! OLMASI İÇİN TÜRBANIN FİİLEN BİR BAŞI ÖRTMESİNE GEREK YOK, ZATEN %47 İLE SEÇİLMESİNİN HİÇ BİR EKONOMİK,SİYASİ BAŞARI TEMELİ OLMAYAN AMA TÜRBANIN GÖLGESİNDE OLAN BİR HÜKÜMET VAR.ELLERİNDE 80 SONRASI HİÇKİMSEYE NASİP OLMAMIŞ BİR GÜÇTE VAR EĞER TUTARLI TALEPLERSE İSTEDİKLERİNİZ BUYRUN MEYDAN SİZİN.

  8. Yazan:pravda Tarih: Kas 11, 2008 | Reply

    Hmm.Gayri Müslimlere karşı geniş gönüllü yazar Kemalistleri ya da onlardan arta kalacakları unutmuş.

  9. Yazan:Mersin Balığı Tarih: Tem 7, 2009 | Reply

    Amerikanın müslüman,Bush dönemindeki sert mizacını yumuşatarak,demokratik ve eşitlikçi bir imajla ezilen ortadoğu insanının yumuşak karnı olan dini sömürmesi,Amerikan elitinin 100 yıl önce de kullandığı tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır varii,misyoner ve kaypak bir dış politikadan başka birşey değil.
    Bu kirli siyaset,amerikanın kazanmak için her yolu mübah sayan elit kesiminin ılımlı haçlı seferidir.
    Amerikan gibi emperyalist bir devletin siyahi bir başkanla siyasetini değiştirip,günah keçisi seçtiği ve her hırsatta ezdiği islamı ve Ortadoğu insanına empati kurması, islamı özümsemesi,yazınızın sonunda kendinizinde anlamsız bir eziklikle belirttiğiniz gibi saflıktır,hatta dahada kötüsü Amerilancı hamasettir.

  10. Yazan:Aziz Yılmaz Tarih: Tem 7, 2009 | Reply

    Hayret bu yazı dikkatimden kaçmış.
    Ayrımcılığın olmadığı güzel bir dünya ve tüm halkların kardeşçe bir arada yaşabileceği bir Türkiye hayali kurulmuş.Hayalini,düşünü kurmak bile güzel.
    Ülkemizin yüz akı,güzel insan Rasim Ozan Kütahyalı’yı ve rukiye,makif,elabars rumuzlu değerli katılımcıları;onurlu duruşları ve sevgi dolu kocaman yüreklerinden dolayı ayrı ayrı kutluyorum.
    Bu ülkeye barış,adalet ve eşitlik gelecekse ve “rüya”mız bir gün gerçekleşecekse bu sizin gibi pırıl pırıl vicdanlı insanlar sayesinde olacak.Kucak dolusu sevgilerle.

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahipleri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşlere katıldığımız anlamına gelmez.

Hakaret içerse dahi bütün yorumlar birer fikir eseridir. Ama bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatın yine de.

Not: Sitenin ismini dert etmeyin, “derinlik” üzerine bayağı bir geyik yaptık, henüz söylenmemiş bir şey bulmanız oldukça zor :)

Editörle takışmayın, o da bir anne-babanın evlâdıdır, sabrının sınırı vardır. Siz haklı bile olsanız alttan alın, efendilik sizde kalsın.

Sitenin iç işleriyle ilgili yorum yapmayın, aklınıza takılan soruları iletişim kutusundan sorun, kol kırılsın, yen içinde kalsın.

Kendi nezaketinizi bize endekslemeyin, bizden daha nazik olarak bizi utandırın. Yanlış ve eksik şeylerden şikayet etmek yerine bilgi ve yeni bakış açısı sunarak tamamlayın, düzeltin, tevazu ile öğretin bize bildiklerinizi.

Bu kurallara başkasının uyup uymamasına aldırmayın, siz uyun. Bütün yorumları hızla onaylanan EN KIDEMLİ YORUMCULAR arasındaki nizamî yerinizi alın.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin