RSS Feed for This Post

Bir Başka Açıdan Hamd

 hamd-etmek

İnanın, insanın çok garip, Allah düşmanlığı garip, şaşkınlık verici, akıl almaz: “İnsanı bir damla sudan yarattı. Bir de bakarsın ki o (insan), açık bir düşman kesilmiş.”[1] Ayet, insanın Allah düşmanlığının nedenini zımnen açıklıyor: “Bir damla sudan sonra; ben de varım, Sen nasıl varsan ben de öyle varım” hezeyanı. Hezeyan çünkü iman edince size verilen nimetler devamlı artıyor ve nihayet ebedi cennete giriyorsunuz. Nankörlük bu. Hezeyan çünkü Allah’a düşmanlık yaparsanız sonsuza kadar cehennemlerde yanacak ve ölümü hayata, toprak olmayı insanlığa tercih edeceksiniz. Aptallık bu. Allah’ın “tahtına” kendini ortak zannederek “Allah’a rağmen ben de varım” diyenler bilmeli ki, “Hamd (Övgüler) Allah’a mahsustur” ayeti, Allah’a ortak koşanlara kat’i bir ihtardır. “İnsanın kendisine Hamd (övmesi) etmesi yakışık almaz ama Allah için tam tersidir; O, büyüklenmeye, kendini övmeye tek haklı olandır. Kulun da Allah’ın da kendini övmesi güzeldir” diyen âlimlerin tespiti şu hadis-i şerife dayanır: “Kul; “Hamd Allah’a mahsustur” dediği zaman, Allah’ta; “Kulum doğru söyledi, Hamd yalnız benimdir” buyurur.”

Allah ve kul. İkisi arasında benzerlik olamaz hakiki manada çatışmada. Ve Allah, kullarına verdiği nimetleri kıskanmaz aksine karşılıksız, hesapsız bahşeder. İman edenler cennete girecek dedik ya, Allah cennette bile kulların “Ben varım” iradelerini almıyor ellerinden. Okuyalım isterseniz: “Cehennemdekiler, cennettekilere: “Bize biraz su akıtın veya Allah’ın size verdiği rızıktan bize de verin” diye seslenirler Cennettekiler de: “Allah, bunların ikisini de kâfirlere haram kıldı” derler.”[2] Dikkat. Cennetlikler; “Bizim size su vermemiz irademiz dışındadır” demiyor aksine su, “kâfirlere haram kılındı” diyorlar. Cennette irade mevcut üstüne üstlük muhteşem bir irade. Yine okuyalım: : “Orada (cennette) nereye baksan bir nimet ve PEK BÜYÜK BİR SALTANAT görürsün.”[3] Şimdi anla kâfirin “ben varım” cüz’i iradesiyle caka satarak, neleri feda ettiğini. Cennette her istediğini yapma fırsatı, hiçbir şeyden mahrum olmama hali ve “varlık duygusunu” doyasıya yaşama imkânı, “benlik hissiyatının” en saf hali varken bile bu durum kulluk hakikatiyle asla çarpışmayacak. Aslında daha dünyadayken bile Allah, kullarına şöyle hitap ediyor: “Ey insanlar!.. Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet edin ki, sakınasınız.”[4]  Dolaysız bir şekilde “ibadet edin” demiyor ayet, varlık âleminde yer veriyor bize ve Yaratan Rabbimize “dünyevi ve uhrevi” felaketlerden korunmak için dönmemiz gerektiğini haber veriyor.

İnsan. Bazen düşmandır Allah’a ama çok kez Allah’ı sıradanlaştırır: “Niçin siz Allah’a bir vakar (yücelik) yakıştıramıyorsunuz”[5] sorusunun muhatabı sadece Nuh (as)’in Kavmi değil tüm insanlık. “Hamd Allah’a mahsustur” cümlesi içerisine kul sözünün karıştırılmaması ne bileyim “Allah’a Hamd olsun” denilmemesi, Allah’ın kulların algı dünyalarının çok çok ötesinde olduğuna, O’nun tüm zihni tasavvurlardan farklı olduğuna delalet eder. Zaten Peygamberimiz (sav)’de şöyle dua ediyor: “Ey Allah’ım, Senin gazabından rızana; Senin cezalandırmandan affına ve Sen’den Sana sığınırım. Sana yapılabilecek övgüleri saymaya gücüm yetmez. Sen Kendine Senin vasıf ettiğin gibisin.”[6]

Sözün burasında akla bir soru takılabilir: “Allah’ı zihni tasavvurların tamamen dışında, mutlak kemalin dahi ötesinde anlayacaksak bu bir nebze “var ama yok gibi” demek değil midir?” Haklı bir istifham. Yalnız. Ancak “Hamd” kelimesinin bizde uyandırdığı ilk şey nimetlerdir. Hamd verilen nimetlerle ilintili. İşte bu nedenle Allah’ı bize verdiği nimetlerle (başta Hz. Muhammed -sav- nimeti ve sayısız nimetlerle) hissedebilir ve sonra iman edebiliriz. Bu meyanda “Allah, bir şey yediği zaman Allah’a Hamd etmesi veya bir şey içtiği zaman Allah’a Hamd etmesi nedeniyle kulundan razı olur”[7]  hadis-i şerifi meseleyi anlamamızı kolaylaştırır. Âlemdeki muhteşem intizamla Allah’ın birliğini ve kudretini anlarız ama en çok da bize verilen sonsuz nimetler vesilesiyle O’nu severiz.

Hamd sürekli sonsuz bir övgü olduğuna göre… İnsanı zirvelere çıkartır, İblis’in “ben varım” adına sergilediği iğrençliğin çok ötesinde “saf benliğe” iletir, Hamd. “(Mü’minlerin) Dualarının sonuncusu da âlemlerin Rabbi Allah’a Hamd olsun” sözüdür.“[8] Son. Cennette nimetler bitmeyeceğine göre Hamd da bitmez, her gelen nimetten sonra son dua KENDİNDEN geçmeden yine Hamd olur. Öyleyse altını çizerek, çok ağır vurgularla söyleyeyim: Evet, cennette müslümanlar “canlarının çektiği” her şeyi yapacaklar lakin cennet bağışları müslümanların iradelerini esir alamayacak, cennetlikler kendi iradeleriyle dilediklerini yapacak, istemezlerse yapmayacaklar, asla bıkmayacaklar ve… Ve cennet nimetleri sonsuza kadar artarak devam ederken bu nimet akını karşısında bile iradelerini muhafaza edecekler hatta nimetlere hükmedecekler. Çünkü mademki Hamd sonsuz ve idrakler üstü bir övgü öyleyse cennetliklere verilen nimetler bir yerde donmamalı, sıradanlaşmamalı, idrakler üstü olmalı ve sonsuza kadar artmalıdır. Elbette öyle de olacak. Korkunç bir saltanat. Muazzam hükümdarlık. Karşı taraf… Allah’a düşman olanlar. “Benliklerine” kapılanlar… Onlar için ahirette rezillik, sürekli ateş azapları. Çünkü mademki Hamd sonsuz ve idrakler üstü bir övgü/makam öyleyse bu sonsuz makamdan düşen, cehennemliklerin azabı bir yerde donmamalı, asla sıradanlaşmamalı, idrakler üstü olmalı ve sonsuza kadar artmalı.  Korkunç bir azap. Muhteşem rezillik.

 

[1] Nahl Suresi: 4

[2] Araf Sûresi: 50

[3] İnsan Suresi: 20

[4] Bakara Suresi: 21

[5] Nuh Suresi: 13

[6] Müslim

[7] Müslim

[8] Yunus Suresi: 10

… Müslüman görünüp Müslüman’a tuzak kuranlar üzerine okumak için…

 

fethullah-gulen-kapak Gülen Cemaati’nin durumu iç dinamiklerinden mi kaynaklanıyor?Gülen Cemaati’nin durumu iç dinamiklerinden mi kaynaklanıyor? Münâfıkûn ve Siyaset-i Nebevî aforizmalarıMünâfıkûn ve Siyaset-i Nebevî aforizmaları Seksenli yıllarda cemaat henüz askeri helikopterden kendi vatandaşına sıkacak güce ulaşamamıştıSeksenli yıllarda cemaat henüz askeri helikopterden kendi vatandaşına sıkacak güce ulaşamamıştı

Fethullah Gülen’i yi bilirdik

(Son güncelleme: Üçüncü sürüm, 28 Ocak 2014)

Türkçe Olimpiyatlarını ve Türk okullarını sevmiştik. Gözü yaşlı vaizin Amerika’da yaşamasına alışmıştık. 1980 öncesinde komünizme karşı CIA ile işbirliği yapmasına “taktik” demiştik. Fethullah Gülen aleyhine açılan davalardan birinin iddianamesinde“pozitivist felsefeye karşı olmak” ile suçlanıyordu. Biz de karşıydık pozitivizme. “Aferin” dedik, “bizdensin”.

Bugün gerçek şu ki Fethullah Bey’in ekibi manşetle, kasetle hükümet devirmeye çalışan, yalan haberle Türkiye’yi ve Müslümanları sürekli zora sokan çirkin insanların tahakkümü altında. Bizim sevdiğimiz, güvendiğimiz “küçük eller” ise koyun sürüsü gibi suskun. Medyada, devlet kurumlarında, emniyet ve adaletin içinde çeteleşme, ergenekonlaşma var. Gülen cemaati dünya ile uğraşmaktan ahirete vakit ayıramıyor. Gülen cemaati bir cemaatten başka herşeye benziyor.

Kitabın ilk yarısında Fethullah Bey’i ve ekibini öven, yapılan iyi işleri savunan, destekleyen makaleler bulacaksınız. Bugün yaşadıklarımızla birlikte değerlendirince can acıtan bir soru kendini dayatıyor bize: Fethullah Gülen ve kurmayları bizi baştan beri kandırdı mı? Yoksa “küçük eller” dediğimiz masum insanların  güzel teşkilâtı sonradan mı kokuştu? Kitabı buradan indirebilirsiniz.

kapak_kitap_capulcular 71 kitap indirin72 kitap indirin Münâfıkûn ve Siyaset-i Nebevî aforizmalarıMünâfıkûn ve Siyaset-i Nebevî aforizmaları Seksenli yıllarda cemaat henüz askeri helikopterden kendi vatandaşına sıkacak güce ulaşamamıştıSeksenli yıllarda cemaat henüz askeri helikopterden kendi vatandaşına sıkacak güce ulaşamamıştıÇapulcular” ne istiyor?

Genel seçimler yaklaşırken başladı Taksim Gezi Parkı olayları. İnsanlar öldü, yaralananlar, tutuklananlar oldu. Taksim’deki sanat galerileri bile yağmalandı. Maddî zarar büyük: Yakılan otobüsler, özel araçlar, iş yerleri. Ancak hâlâ isyancıların ne istediğini bilmiyoruz. Taksim Dayanışma Grubu’ndan çelişkili açıklamalar geliyor. Polisi ya da göstericileri suçlamadan önce şunu bilmek gerekiyor: “Çapulcular” ne istiyor? Daha fazla demokrasi? Sosyalizm? Devrim? Darbe? Elinizdeki e-kitap bu sorulara cevap arıyor. Buradan indirebilirsiniz.

Kaybedenler Klübü: Anti-demokratik bir muhalefetin kısa tarihi

71 kitap indirin72 kitap indirin Münâfıkûn ve Siyaset-i Nebevî aforizmalarıMünâfıkûn ve Siyaset-i Nebevî aforizmaları Seksenli yıllarda cemaat henüz askeri helikopterden kendi vatandaşına sıkacak güce ulaşamamıştıSeksenli yıllarda cemaat henüz askeri helikopterden kendi vatandaşına sıkacak güce ulaşamamıştıT.C. kurulurken Hitler, Mussolini ve Stalin başrolleri paylaşıyordu. İki dünya savaşının ortalığı kasıp kavurduğu o korkunç yıllarda “bizim” Cumhuriyet gazetesi’nin faşizme ve faşistlere övgüler yağdırması bir rastlantı mıdır? Kemalistlerin ilâhı olan Atatürk’ün emriyle 80.000 Alevî Kürd’ün Dersim’de katledilmesi, Kur’an’ın, ezanın yasaklanması, imamların, alimlerin idam edilmesi, Kürtleri, Hristiyanları ve Yahudileri hedef alan zulümler de yine Atatürk ve onu ilahlaştıranlar tarafından yapılmadı mı?

Bu ağır mirasa sahip bir CHP ve Türk solu şimdilerde “İslâmî” olduğu iddia edilen bir cemaat ile, Fethullah Gülen’in ekibiyle ittifak içinde. Yobaz laiklerin, yasakların kurbanı olduklarını, baskı gördüklerini iddia ediyor bu insanlar. Ama bir yandan da alenen İslâm düşmanlığı yapan her türlü harekete hatta İsrail’e bile destek vermekten çekinmiyorlar. Tuttukları yol İslâm’dan daha çok bir ideolojiye benziyor: Gülenizm. Millî istihbarattan dershanelere, dış politikadan bankalara kadar her konuda dertleri var. Ama Filistin’de, Doğu Türkistan’da, Irak’ta, Suriye’de, Arakan’da zulüm gören Müslümanları dert etmiyorlar. Acayip…

Türk solu, CHP ve Fethullah Bey… Nereden geldiler? Nereye gidiyorlar? Elinizdeki bu kitap meseleyi tarihsel bir perspektifte ele almayı amaçlıyor.Buradan indirebilirsiniz.

… Darbeler, Kemalcilik ve Atatürkizm üzerine e-kitap…

Hükümeti devirmek isteyen birileri mi var?

Hükümeti_devirmek_kapak Ücretsiz kitap indirin74 kitap indirin Darbeye direnmek neden önemlidir? Direnmezsek ne olur?Darbeye direnmek neden önemlidir? Direnmezsek ne olur? Seksenli yıllarda cemaat henüz askeri helikopterden kendi vatandaşına sıkacak güce ulaşamamıştıSeksenli yıllarda cemaat henüz askeri helikopterden kendi vatandaşına sıkacak güce ulaşamamıştı4 Türk bankası çalışanlarını sömürmek, tüketiciyi kandırmak ve haksız rekabetten dolayı çok ağır cezalar yediler. Hemen ardından Türkiye tarihin en büyük anti-kapitalist ayaklanmasını yaşadık. Göstericiler “Sosyalist Türkiye” ve “yaşasın devrim” sloganları atarak orak-çekiçli pankartlar, Deniz Gezmiş posterleri taşıdılar. Tuhaf olan ise bazı bankaların ve holdinglerin bu ayaklanmaya destek olmasıydı. Anti-kapitalist göstericiler 20 gün boyunca İstanbul’un en lüks otellerinden birinde bedava kaldılar. Tuhaflıklar bununla da bitmedi. CNN, BBC, Reuters ve daha bir çok medya kuruluşu bir kaç sene önce, üstelik yabancı ülkelerde çekilmiş yaralı ve ölülerin  fotoğraflarını “Türkiye” diyerek servis etti. Tayyip Erdoğan’a destek için toplanan AKP’lilerin fotoğrafı CNN tarafından kazayla(?) “Ayaklanmış Protestocular” olarak yayınlandı.

Dünyada da tuhaf şeyler oldu:

  • Türkiye ile neredeyse aynı anda Brezilya’da bir halk(?) ayaklanması başladı.
  • Georges Soros’a ait ekonomi gazeteleri Çin ekonomisi hakkında aşırı kötümser haberler yaydılar.

“Kazalar” bu kadar çoğalınca insanlar ister istemez bazı şeyleri sorguluyor:

  • Türk bankaları neden sermaye düşmanı, anti-kapitalist bir ayaklanmaya destek oldu?
  • Acaba 2008 krizinden sonra kan kaybeden ABD ve Avrupa kaçan sermayeyi geri  çekmeye mi çalışıyor?
  • Brezilya, Çin ve Türkiye Avrupa ve ABD’deki yatırımları çekmenin cezasını mı ödüyor?

Elinizdeki kitap bu sorulara ve darbe iddialarına cevap arıyor. Buradan indirebilirsiniz.

Kemalizm ve darbe: Halka rağmen halkı yönetmekKemalizm ve darbe: Halka rağmen halkı yönetmek Son sınavda 3 doğru 1 yanlışı götürdü Darbeye direnmek neden önemlidir? Direnmezsek ne olur?Darbeye direnmek neden önemlidir? Direnmezsek ne olur? Seksenli yıllarda cemaat henüz askeri helikopterden kendi vatandaşına sıkacak güce ulaşamamıştıSeksenli yıllarda cemaat henüz askeri helikopterden kendi vatandaşına sıkacak güce ulaşamamıştıKendi ülkesini işgal eden ordu

Hiç bir yeri işgal edemeyen ordular kendi ülkelerini işgal ederler. Çünkü bir ordunun ayakta durması için insan emeği ve maddî destek gereklidir. Beceriksiz ordular disiplinsiz olduklarındanYABANCI DÜŞMAN ile savaşamazlar. Kolayca yenebilecekleriİÇ DÜŞMANLAR uydururlar ve bu bahane ile kendi ülkelerini işgal ederler. Başbakan asarlar. Milletvekillerini hapse atarlar. Korumakla yükümlü oldukları halkı işkenceler altında inletirler. İşgalciler kimseye hesap vermezler. Halkın isyan etmesine engel olmak için “etrafımız düşmanla çevrili” diyerek KORKU PROPAGANDASI yaparlar. Eleştirilerden uzak kalmak için farklı inançlardan ve kültürlerden olan insanların birbirine düşman olması da bu eşkiyaların işine gelir. Bu sebeple terörü destekleyebilir hatta teröristlere silah ve para yardımında bulunabilirler. Okuyacağınız kitap kendi ülkesini işgal etmiş bir ordunun kısa tarihidir. Buradan indirebilirsiniz.

Tarih şaşırmaktır

Kemalizm ve darbe: Halka rağmen halkı yönetmekKemalizm ve darbe: Halka rağmen halkı yönetmek Son sınavda 3 doğru 1 yanlışı götürdü Darbeye direnmek neden önemlidir? Direnmezsek ne olur?Darbeye direnmek neden önemlidir? Direnmezsek ne olur? Seksenli yıllarda cemaat henüz askeri helikopterden kendi vatandaşına sıkacak güce ulaşamamıştıSeksenli yıllarda cemaat henüz askeri helikopterden kendi vatandaşına sıkacak güce ulaşamamıştıEvet… Tarih şaşırmaktır. Atatürk’e şaşırmak, Kürtlere şaşırmak, Lozan’a şaşırmaktır. Geçmişe hayret edip bugüne eleştirel bakabilmek, yarını hazırlamaktır Tarih. Geçmişe değil geleceğe dönüktür amacı. Özetle siyasî bir propaganda aygıtı değildir. Gaz vermek, “Asker millet” üretmek, atalarımızla gurur duymak için tarih araştırılmaz. Eğer resmî tarihin beyin yıkamasından bıktıysanız bu kitap ilginizi çekecektir…Buradan indirebilirsiniz.  

Kemalizm ve darbe: Halka rağmen halkı yönetmekKemalizm ve darbe: Halka rağmen halkı yönetmek Son sınavda 3 doğru 1 yanlışı götürdü Darbeye direnmek neden önemlidir? Direnmezsek ne olur?Darbeye direnmek neden önemlidir? Direnmezsek ne olur? Seksenli yıllarda cemaat henüz askeri helikopterden kendi vatandaşına sıkacak güce ulaşamamıştıSeksenli yıllarda cemaat henüz askeri helikopterden kendi vatandaşına sıkacak güce ulaşamamıştıAlaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”

Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasaktı. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyordu. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyordu. Rumların ruhban okulları özgür değildi. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyordu. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyordu. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, daha yeni geri verildi. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde Yobaz Laiklik Meselesini barındıran konuları ele alıyor.Buradan indirebilirsiniz.  

Kadın hakları ve Kemalizm

Kemalizm ve darbe: Halka rağmen halkı yönetmekKemalizm ve darbe: Halka rağmen halkı yönetmek Son sınavda 3 doğru 1 yanlışı götürdü Darbeye direnmek neden önemlidir? Direnmezsek ne olur?Darbeye direnmek neden önemlidir? Direnmezsek ne olur? Seksenli yıllarda cemaat henüz askeri helikopterden kendi vatandaşına sıkacak güce ulaşamamıştıSeksenli yıllarda cemaat henüz askeri helikopterden kendi vatandaşına sıkacak güce ulaşamamıştı

“Kemalizm Türk kadınına özgürlük verdi” gibi sloganlarla düşünmeye daha doğrusu ezberlemeye itildiği için sık sık şaşırmaya mahkûm bir kuşak bizimki. Tarihi, belgeleri, siyasî söylemleri ve sloganları aklın imtihanına tabi tutan herkes hayretler içinde kalıyor. “İyi de biz bunu bunca sene nasıl yuttuk?” diye sormaktan alamıyoruz kendimizi. Kemalist düşüncenin, çağdaşlığın ve Atatürk devrimlerinin yılmaz bekçisi “çağdaş Türk kadını’nın sesi” Cumhuriyet Gazetesi’nin başyazarı olan Yunus Nadi kadınların siyasete atılmasına nasıl tepki vermiş meselâ? “Havva’nın kızları, Meclis’e girip yılın manto modasını tartışacak” Kadınlar Halk Fırkası kapatılınca yerine Türk Kadınlar Birliği kurulmuş. O da kapatılınca Cumhuriyet Gazetesi’nde şu başlık atılmış: “Türk Kadınlar Birliği kapatıldı, fesat çıkaran hatun kişilere haddi bildirildi.” Derin Düşünce Fikir Platformu yakasını resmî tarihten kurtarmak isteyen okurlarına ezber bozan bir kitap öneriyor : Kadın hakları ve Kemalizm ilişkisine alternatif bir bakış

Trackback URL

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahipleri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşlere katıldığımız anlamına gelmez.

Hakaret içerse dahi bütün yorumlar birer fikir eseridir. Ama bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatın yine de.

Not: Sitenin ismini dert etmeyin, “derinlik” üzerine bayağı bir geyik yaptık, henüz söylenmemiş bir şey bulmanız oldukça zor :)

Editörle takışmayın, o da bir anne-babanın evlâdıdır, sabrının sınırı vardır. Siz haklı bile olsanız alttan alın, efendilik sizde kalsın.

Sitenin iç işleriyle ilgili yorum yapmayın, aklınıza takılan soruları iletişim kutusundan sorun, kol kırılsın, yen içinde kalsın.

Kendi nezaketinizi bize endekslemeyin, bizden daha nazik olarak bizi utandırın. Yanlış ve eksik şeylerden şikayet etmek yerine bilgi ve yeni bakış açısı sunarak tamamlayın, düzeltin, tevazu ile öğretin bize bildiklerinizi.

Bu kurallara başkasının uyup uymamasına aldırmayın, siz uyun. Bütün yorumları hızla onaylanan EN KIDEMLİ YORUMCULAR arasındaki nizamî yerinizi alın.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin