RSS Feed for This Post

Hikem-i Ataiyye Şerhi (Ahmed Mahir Efendi)

Şair Ahmet Erhan bir şiirinde şöyle der:

       “Acı, takunyalar giyerek yürürdü yüreğimde

       Sevincinse tüyden ayakları vardı”

 Bugün tanıtacağım kitabı yeni almıştım, sadece bir sayfasını okumuştum. Konu umutsuzluk ve karamsarlıkla ilgiliydi. Akşam üzeri kıymetli bir dostum ile yazışıyordum. Tam o sayfadaki konu açıldı. Kitaptan bahsettim. “Mutlaka okumalısınız” dedim. Ertesi gün kısacık bir mesaj geldi, Teşekkürler Ekte bir fotoğraf vardı, deniz manzaralı bir kahvede çekilmişti, güneşli bir hava, uzakta rıhtımda bağlı balıkçı tekneleri, masanın üzerinde bir bardak demli çay ve Hikem-i Ataiyye Şerhi duruyordu!

 Şair haklıydı, kalbimi ziyaret eden sevincin tüyden ayakları vardı. Bir patronun ya da komutanın emri savsaklanabilir ama ya Dost’un rızası? Hele ki Hikmet ile ilgili bir mevzu olsun!

 Gazâlî Hazretlerinden öğrendiğime göre O’nun rızasına uygun işler yapanlara ALLAH iyi dostlar bağışlarmış. Dostlarım da ümit kaynağımdır. Bazen bekleme salonuna benzettiğim bu dünya hayatında iyi bir dostun yanına “düşmek” ne güzeldir, ne kadar ümit vericidir.

                                            *                 *                 *                

 Hikem-i Ataiyye Şerhi bir kaç bakımdan MUTLAKA okunması gereken bir kitap. Birinci sebep Ataullah İskenderî Hazretleri‘nin mârifet ve hakikat taliplerine öğütlerini sunan “El-Hikem” adlı muhteşem eserin iki cildini birden ihtiva etmesi. İkinci sebep sözünü ettiğim baskının bir şerh oluşu, hikmetlerin sayfa sayfa açıklanmış olması. Kastamonulu Seyyid Hafız Ahmed Mahir Efendi esere büyük emek vermiş, yerine göre bir kaç sayfayı bulan açıklamalar yapmış. Ve tabi en güzeli de Kur’an’dan ve Sünnet’ten deliller sunmuş. Böylece ezberlenecek özlü sözler(!) değil her insanın aklına teklif edilen bir hazine, aslına rücu eden bir “hatırlatma” kitabı tutuyorsunuz ellerinizde.

 Ancak bunlara ek olarak Ataullah İskenderî Hazretleri’nin mektuplarından derlenmiş hikmetlere ayrılmış bir bölüm daha var. Yayına hazırlayan Sufi Kitap ekibi de çok faydalı bir sunuş bölümü yazmış ve 6 sayfalık lügatçe ile kitabı hem zenginleştirmiş hem de herkesin istifade edebileceği şekile getirmişler. Ne diyelim? Emeği geçenlerden ALLAH razı olsun.

 Bize de okumak (=hatırlamak) kaldı “sadece”. Böyle ufak ufak lokma haline getirilmiş, ideal sıcaklıkta ısıtılmış ve altın tepside sunulmuş RıZıK‘a burun kıvırılır mı?

 Kitaptan iki alıntıyla sözlerimi bitirmek istiyorum. Önce girişte bahsettiğim ilk sayfadaki hikmet:

 1ci Hikmet: “Günah işleme ve hataya düşme zamanında ümidin azalması, amele güvenmenin alâmetlerindendir.”

 Takip eden 2 sayfalık açıklamayı atlayarak102ci hikmete geçiyorum, bu kez açıklamasıyla beraber. Felsefeye, tefekküre, aklı kullanmaya şüpheyle bakan ortodoks(?) Müslümanların kulağına küpe olması umuduyla…

 102ci Hikmet: “Tefekkür kalbin kandilidir. Tefekkür giderse kalbin ışığı söner.”

 Gönül ilâhî bir vahdethanedir. Düşünce onun, her şeyin aslını anlamasını sağlayan bir ışık kaynağıdır. İşlerin hakikatleri onunla aydınlığa kavuşup anlaşılır. Doğru ve yanlış onunla belli olur. Gönül fikirden geri kalırsa karanlık ev gibi ışıktan da yoksun olur. Karanlık kalpte ise artık cahillik zulmetinden başka bir şey bulunmaz, bulunsa da görülmez. […] Güneş de kandile benzetilmiştir fakat güneş göğün kandilidir. Düşünce canı ve gönlü aydınlatan ışıktır. Güneş semaların kandilidir. Düşünce göklerin ve yerin yaratıcısının kandilidir. Güneş ateşten bir küredir. Düşünce nurdur.

 İmam Kuşeyrî Hazretleri fikri şöyle tarif etmiştir: “Hakikat talibinin sıfatı olup semeresi ilim ve irfan şartıyla Cenab-ı Hakk’a vuslattır”. Şu halde güneş geçim yolunu gösterir, fikir hidayet yolunu ortaya çıkarır. Bu yüzden Cüneyd Bağdadî Hazretleri şöyle buyurmuştur: “Dünyada en yüksek meclislerin en şerefli ve en yüce makamı, tevhid meydanında tefekkür ile oturmaktır.”

Trackback URL

  1. 3 Yorum

  2. Yazan:Mustafa Aktaş Tarih: Ara 9, 2010 | Reply

    merhaba Mehmet bey yazılarınızı büyük bir beğeniyle okuyorum.Bugün tam da Azizüddin Nesefi hazretlerinin insan-ı kamil eserini bitirip ne okuyacağımı düşünürken tavsiyeniz benim için tevafuk mahiyetinde oldu.Allah tan irfanımızı arttırması ümidiyle…saygılar

  3. Yazan:MY Tarih: Ara 9, 2010 | Reply

    Amin Mustafa Bey, cümlemize.
    Gerçekten harika bir kitap, bitmesin diye yavas yavas okuyorum 🙂

  4. Yazan:yolcu Tarih: Tem 30, 2015 | Reply

    Şu sıralar son sayfalarındayım. Bence de mutlaka okunması gereken bir kitap.

  1. 3 Trackback(s)

  2. Haz 14, 2011: Hikem-i Ataiyye Şerhi (Yeniden) : Derin Düşünce
  3. Haz 21, 2011: İnsan’ı devirmek için kökünden sökmek gerekir(2) : Derin Düşünce
  4. Nis 13, 2013: Hikem-i Ataiyye Şerhi / Ahmed Mahir Efendi

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahipleri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşlere katıldığımız anlamına gelmez.

Hakaret içerse dahi bütün yorumlar birer fikir eseridir. Ama bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatın yine de.

Not: Sitenin ismini dert etmeyin, “derinlik” üzerine bayağı bir geyik yaptık, henüz söylenmemiş bir şey bulmanız oldukça zor :)

Editörle takışmayın, o da bir anne-babanın evlâdıdır, sabrının sınırı vardır. Siz haklı bile olsanız alttan alın, efendilik sizde kalsın.

Sitenin iç işleriyle ilgili yorum yapmayın, aklınıza takılan soruları iletişim kutusundan sorun, kol kırılsın, yen içinde kalsın.

Kendi nezaketinizi bize endekslemeyin, bizden daha nazik olarak bizi utandırın. Yanlış ve eksik şeylerden şikayet etmek yerine bilgi ve yeni bakış açısı sunarak tamamlayın, düzeltin, tevazu ile öğretin bize bildiklerinizi.

Bu kurallara başkasının uyup uymamasına aldırmayın, siz uyun. Bütün yorumları hızla onaylanan EN KIDEMLİ YORUMCULAR arasındaki nizamî yerinizi alın.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin