RSS Feed for This Post

Hayır, kararı Kürtler vermeyecek!

İbrahim Becer’e cevabımdır.

Öncelikle çok içten yazılmış bir yazı. Sormaya hâlâ korktuğumuz soruları sorması açısından da oldukça faydalı.

Şöyle bitmiş yazınız:

“Şimdi iki yakın alamet var ki, bunlar da gerçekleşirse kıyamet kapıdadır; birincisi ve en önemlisi birilerinin şu cümleyi kurmasıdır: “Benden günah gitti!”

İkincisi de 2010 model Cem Ersever’lerin piyasaya sürülmesidir.

Maalesef gidişat bu yönde. Kararı bu sefer gerçekten Kürtler verecek…

Acaba gerçekten böyle mi? Ben o kadar emin değilim. Neden? Cevabı yine sizin yazınızda arayalım:

“…Yirmi yaşınıza kadar kariyer planlarınız arasında tornacı olmak, kahvecilik yapmak hatta düğünlerde şarkı söyleyerek para kazanmak varken kendinizi bir anda Türkiye’nin en ucunda üç tane doçkanın namlusunun önünde buluyorsunuz.

Bu yalnızlığı, çaresizliği açıklayacak bir akıl yok hiçbir felsefi sistemde, bunu biliyorum. Ama bir şey daha biliyorum ki bu çok daha acı; orada tüm acemiliğine, çaresizliğine karşı mücadele eden gencecik çocukların fedakârlıklarının takdir edilmemesi. …”

İnsanlar koskoca bir kurumun ufacık bir parçası olduklarında kendilerini o kurum ile özdeşleştirirler. Sağlık bakanlığını eleştirseniz Van’da zor şartlarda doktorluk yapan bir genç alınabilir. ZORUNLU olduğu halde askerlik “vazifesi” sırasında insanlar mensubu oldukları TSK eleştirilince bunu şahıslarına dönük bir taarruz gibi alıyorlar.

Oysa “tornacı, kahveci ve düğünlerde şarkı söyleyerek para kazanan” gençlerin o bölgeye savaşmaya yollanması ne büyük bir yanlış. Bu yanlışı 30 yıldır ısrarla yapan kim? Ayrıca Köylüleri, çobanları silahlandırıp korucu diye profesyonel teröristlerle savaşmaya (haliyle ölmeye) yollayan TSK’nın üst kadrosu sorumlu hatta suçlu değil mi? İlker Başbuğ’u istifaya çağırsak zorla askere gönderilmiş insanların darılması gerekir mi sizce?

Tek tek askerlerin vazifelerini İYİ yapmaları o VAZİFENİN İYİ OLDUĞUNU garanti eder mi? Size bir örnek vereyim: Fransa’da 1991 senesinde binlerce insana BİLE BİLE AIDS’li kan verildiği çıktı meydana. Bu kanın virüslü olduğunu bilselerdi hemşireler elbette itiraz ederlerdi. Ama onlara VAZİFE olarak tarif edilen kanı enjekte etmeleriydi ve ettiler. (Gazeteci Anne-Marie Casteret tarafından çıkarıldı ortaya)

Güneydoğuda tarifsiz özverilerle çarpışan askerlerimiz de YANLIŞ BİR VAZİFEYİ DOĞRU BİR BİÇİMDE yapıyorlar. Netice gelmedi, gelmiyor. TSK 30 YILDIR ısrarla yanlış bir strateji uyguluyor. Türkiye’yi felakete sürüklüyor. Bu sırada sıradan Türk vatandaşları da piyon gibi kullanılıyor. “Aman orduyu yıpratmayalım” geyikleriyle halk susturuluyor. Oğlu asker ya, her baba kendisini genel kurmay başkanı sanıyor.  (PKK… Ters giden nedir? Bundan sonra nereye?)

“Doçka” uçaksavar konusunda yanılmadığımı varsayarak devam ediyorum. Her biri 150 kg’den fazla olan bu silahların 3 tanesi Türkiye’ye sokulurken neden TSK’nın haberi olmuyor? Bu ne büyük bir zaaftır. Sözünü ettiğiniz saldırı bittikten sonra neden Kara Kuvvetleri komutanı ve Genel Kurmay hesap vermiyor? Siz bugün elinizde bir kalaşnikofu sallaya sallaya istanbul’da gezemezsiniz değil mi? Nasıl oluyor da PKK militanları 30 YILDIR roketatar vb ile geziyorlar? TSK istihbaratı kullanmakiçin ne bekliyor? PKK’nın kendi üslerini kurup ağır bombardıman uçaklarıyla gelmesini mi?

Evet, kararın Kürtler tarafından verilecek olmasına itirazım var. Kararı hepimiz vereceğiz. Türk ve Kürt milliyetçiliği batağında can verecek miyiz? Ülkemizi bölecek, nüfus mübadelesi adına Diyarbakır’da Türk, istanbul’da Kürt avına çıkacak mıyız? Sarı saçta, mavi gözde veya esmer tende bölücü mihrak, ABD uşağı görecek miyiz?

“Her şeye ama her şeye sünger çekmek adına “Türk” kelimesini kullanmaktan dahi imtina eden bir Millete rağmen “Dağlıca” saldırısı sırasındaki kayıplarını bayraklaştırıp türküsünü yapan bir örgüt var karşınızda. Dağlıca’daki çatışmayı türküde anlatırken ” Türk Askerini nasıl öldürdüklerini” açık seçik seslendiren bir örgüt var karşınızda. “Oramar” adındaki bu türküyü olağan kongresinde fon müziği olarak kullanan bir siyasal parti var karşınızda. Ve en acısı da, cana kast etmek dâhil her türlü tecavüzü yapan bu insanları kutsarken, bunu engellemek uğruna yitirdiğimiz gencecik fidanlara “faşist TC ordusu” tabirini kullanan bir medya var karşınızda.”

Bu satırları 2008-2010 penceresinden yazmışsınız zannederim. Oysa benden daha da iyi bildiğiniz gibi 1938 Dersim katliamına ve daha öteye uzanan bir tektipleştirme, bir ulus-devlet projesi yürürlükte bu ülkede. Ermenileri, dindarları, Kürtleri, Alevîleri birbirine öldürterek iktidarda kalma sevdasında olan bir Ergenekon var. PKK ile organik bağları olan Ergnekon’un avukatı olan siyasî partiler ve yüksek yargı üyeleri var. Ama sizin kadar aklı başında insanları bile bu noktaya getirebildiğine göre PKK (ve sahibi Ergenekon) başarıya yaklaştı demektir.

Hayır, kararı Kürtler vermeyecek. Biz insanların vicdanları verecek.

Trackback URL

  1. 8 Yorum

  2. Yazan:b.s.m Tarih: Jun 28, 2010 | Reply

    Oysa benden daha da iyi bildiğiniz gibi 1938 Dersim katliamına ve daha öteye uzanan bir tektipleştirme, bir ulus-devlet projesi yürürlükte bu ülkede. Ermenileri, dindarları, Kürtleri, Alevîleri birbirine öldürterek iktidarda kalma sevdasında olan bir Ergenekon var. PKK ile organik bağları olan Ergnekon’un avukatı olan siyasî partiler ve yüksek yargı üyeleri var.

    Mehmet bey,

    Eminin sn.Becer sizden benden daha iyi biliyor bütün bunları.Ne var ki arkadaşın,meselenin bu kısmıyla ilgilendiğini hiç mi hiç zannetmiyorum.Kadir-kıymet bilmez “nankör Kürtler”e insanlık dersi vererek coşmak varken Dersim Katliamı da neyin nesi oluyor?

    Yazık,yazıyı okuduğumda büyük bir hayalkırıklığına uğradım.Üzerimdeki şoku hâlâ atmış değilim.Vicdan,adelet bu mudur ya!İbrahim bey bunları yazarken vicdanı hiç mi sızlamadı acaba.Gerçekten hiç yakışmadı bu yazı;ne yazara ne de DD’ye…

  3. Yazan:MY Tarih: Jun 29, 2010 | Reply

    Sevgili BSM,

    Ibrahim Bey’in sözlerindeki toptanciligi elestiriyorsunuz ama istemeden ayni toptanciliga düsmüyor musunuz?

    Mealen “örgüt baris istemiyor” denildigi zaman “bu insanlara diski yedirildi” diye cevaplarsaniz PKK = Bütün Kürtler(!) seklindeki ezberi kabul manasina gelmiyor mu?

    Kanaatimce bu hem Kürtlere karsi yeni bir haksizlik hem de mantiken yanlis. Statükocu, kemalden fazla kemalci Kürtler var. Ergenekoncu Kürtler var. Siz zaten bir kisminin kirli çamasirlarini dökmüstünüz daha önceden. Benim aklima Abdurrahman isimli adam geldi. Anayasa Mah. baskani miydi neydi?

    Özetle irkçi Türk söylemi ne yazik ki savunmaya geçen Kürtleri de irkçi bir dil kullanmaya itiyor galiba, yanlis + yanlis + …. = Dogru olmuyor.

    Bu tehlikenin altini çizmis Ibrahim Bey ama sanki Kürtler baslaTmis gibi konusmus.(yazinin sonlarinda)

    Oysa Ax! Welate min – Ah! vatanım isimli yazimda anlattigim gibi Atatürk zamaninda baslayan süreç var. Kürt kimligini yok etme süreci bu. Yok sayilmanin yol açtigi derin bir öfke ve kurtulus savasi sirasinda bizzat Atatürk tarafindan verilen sözlerin tutulMAmasi söz konusu.

    Bütün bunlarï görmezden gelip “Kürtler baris istiyorsa hizaya gelsinler” demek elbette insafsizlik.

  4. Yazan:b.s.m Tarih: Jun 29, 2010 | Reply

    Sevgili MY,

    Ibrahim Bey’in sözlerindeki toptanciligi elestiriyorsunuz ama istemeden ayni toptanciliga düsmüyor musunuz?

    Üslübumu hatalı bulabilirsiniz.Elbette daha yapıcı bir dil olabilirdi ancak toptancılık yaptığımı düşünmüyorum.Yazara bazı hatarlatmalar yapılması nasıl toptancılık olur?

    Mealen “örgüt baris istemiyor” denildigi zaman “bu insanlara diski yedirildi” diye cevaplarsaniz PKK = Bütün Kürtler(!) seklindeki ezberi kabul manasina gelmiyor mu?

    Hayır bu bir ezber değil,bir gerçek.Zamanlaması doğru olmayabilir,ancak “PKK barış istemiyor”a tepkiyle verilmiş bir cevap olarak anlaşılmamalı.PKK’

  5. Yazan:b.s.m Tarih: Jun 29, 2010 | Reply

    Mehmet bey kusura bakmayın sakarlığımdan gönder tuşuna basmışım.
    Buradan devam edeyim.PKK’nın barış istemediğini herkesten çok dillendiren biri olarak böylesi bir değerlendirmeye tepki duymamamı nasıl düşünebilirsiniz.PKK’nın tutumuna yapılan atıfa kızmadım,yazarın yazı boyunca gösterdiği taraflı propagandayadır tepkim.

    Yazar kapıldığı milliyetçi refleksle adeta kendisinden geçmiştir.Bakın,”Türk kelimesini bile kullanmaktan imtina eden bir Millet”diye yazılmış yazının bir yerinde.Eğer Güneydoğuda olup bitenlere Selçuk,Kuşdası’ndan bakan biri olsaydı anlardım.Bölgede askerlik yapmış ve yaşadığı ortamı günlüğüne aktarmış biri herhalde Güneydoğu’da her dağa/taşa “Ne Mutlu Türküm”diye yazıldığından haberdardır.

    Yazılacak çok şey var aslında.Fakat özetle şunu söyliyeyim,yazar PKK’ya giydireyim derken 85 yıllık imha,inkar,asimilasyon ne varsa bir kenera bırakarak devletin ve kurumlarının ulviliğinden,yüce değerlerinden,faziletlerinden dem vurmuştur.Ve ben bu taraflı yaklaşımı içime sindiremiyorum.
    Duygusal mıyım?Evet fazlasıyla.Keşke yeri geldiğinde nefsimi frenleyebilsem.Ama olmuyor sevgili Mehmet kardeşim.İnsana bir yerden sonra koyuyor ne yapayım elimde değil.

  6. Yazan:MY Tarih: Jun 29, 2010 | Reply

    Sevgili BSM,
    Galiba sizin o güzel üslubunuza o kadar alistik ki kendimize müsade ettigimiz kabaliklari sizden görünce sasirip kaliyoruz 🙂

    Fakat daha da üzücü olan en barisçi, en çözümcü insanlarin bile sabrinin tasmasi, dialog yollarinin gitgide kapanmasi. Bir kâbusa dogru gidiyoruz. Düsünün, ortaya bir çizgi çizilecek, ben ülkücülerle AYNI KANI TASIDIGIM için ayni ülkede yasayacagim, siz de en fanatik Kürt milliyetçileriyle öbür tarafta olacaksiniz. Ne korkunç bir tablo bu. Kemal Sunal’in Propaganda adli filmini izlemis miydiniz? Bir köyün ortasindan sinir geçiyor, çoban ve koyunlar bir tarafta, kasap öbür tarafta. Kimse et yiyemiyor. Böyle bir kilitlenmeye dogru gidiyoruz 🙁

  7. Yazan:b.s.m Tarih: Jun 29, 2010 | Reply

    Tekrar selam Mehmet bey,

    Haklısınız,beklenen olgunluğu göstermem daha şık olurdu.

    Ancak yazmasam,yanlış anlaşıldığımı düşüneceğim bir ukde kalacak içimde.Gerçekten de tepkim milliyetçilikle alakalı değil.Ha,kapılabilir miyim böyle bir duyguya,elbette muhtemeldir.Asla büyük konuşmamak gerekir,düşmez kalkmaz bir Allahtır.Fakat şu anki halimle duygularımdan eminim ki yazdıklarımı milliyetçi bir refleksle yazmış değilim.Ve dilerim yüce Allahım beni böyle bir duyguyla imtihan etmesin.
    sevgilerimle.

  8. Yazan:tayfun_korkut Tarih: Jul 19, 2010 | Reply

    Bölgede askerlik yapmış ve yaşadığı ortamı günlüğüne aktarmış biri herhalde Güneydoğu’da her dağa/taşa “Ne Mutlu Türküm”diye yazıldığından haberdardır.

    O yazilar orada kac yildir yaziyor? Neden bugunu beklediler?

    YANLIŞ BİR VAZİFEYİ DOĞRU BİR BİÇİMDE yapıyorlar.

    di

    Artik yapmiyorlar… di ki, birileri “o yanlis vazifeyi yapmaya kaldiginiz yerden devam edin” diye dugmeye bastilar. Yanlis hatirlamiyorsam, o serefsizce saldiridan bir hafta kadar once Bulent Arinc’in TSK’nin eskisi gibi olmadigini vurguladigi sozler:
    http://www.nethaber.com/Haber/149392/TSK-CHPNIN-ARKA-BAHCESI-DEGIL

    Bu terorist saldiri, bu sozlerin uzerinden fazla vakit gecmeden oldu. Evet, TSK eski imajini duzeltmeye calisiyordu. TSK’nin icinde bircok muspet insan vardi artik. Acaba, bunun icin mi saldirildi? TSK’yi yerden yere vururken biraz daha dusunmek lazim artik. TSK eski TSK degil… Yasar Buyukanit’tan Hilmi Ozkok’e ve Ilker Basbug’a dogru cok ciddi bir evrim gecirdi genelkurmay baskanlarimiz. Eskisine gore daha muspet insanlar var artik TSK’de. Ben, bu saldirinin hedeflerinden birinin de bu oldugunu dusunuyorum. Bu dusuncemi de Devlet Bahceli’nin su sozleri pekistirdi:
    http://www.memurlar.net/haber/172094/

    Iste, tam da bu nedenle, su asamada artik TSK’ni burada daha once elestirdigim gibi elestirmiyorum. Son zamanlarda Guneydogu’da gerceklestirilen operasyonlarin mudafaa ve misilleme amacli oldugunu, eskisi gibi kemalist ideolojiyi zorla yaymaya calisan siyasi amacli guc kullanimi olmadigini dusunuyorum. Bu nedenle de, bu operasyonlari destekliyorum. Bu destegim, Kurtlere karsi bir nefret duydugum anlamina gelmez.

    Su son donemde yasanan tartismalari gordukce, Fethullah Gulen’in o zamanlar cok icerledigim “Israil’deki otoriteye baskaldirilmamaliydi” sozlerinin ne kadar hakli oldugunu simdilerde daha iyi anliyorum. Yeliz isimli bir yorumcu “Kurtlerle Filistinlilerden daha iyi anlasacak iki millet olabilir mi?” diyecek kadar milliyetcilik/irkcilik (ne derseniz deyin) ileri gitmisti. Sanki butun Turkler Israil’i destekliyor da, butun Kurtler de Filistinlileri destekliyormus gibi…

    Bir de, AKP’ye yuklenmeleri yok mu BDP’lilerin? Bir parti kapatma davasini ucuz atlatmis, mensuplari turlu zorluklardan gecerek buralara gelmis bir partiden bir anda anayasayi kokten degistirmesini, imkansiz reformlari gerceklestirmesini bekliyorlar. Mission impossible’i yani… Insaf, insaf, insaf!!! AKP yaptigi acilimdan dolayi oy kaybetmeyi, iktidardan inmeyi, yuce divanlara gitmeyi goze almis, daha ne yapmasi lazim? Ellerinden gelen bu kadar!
    Buna da itiraz etmek bana gore biraz isguzarlik oluyor. Ister istemez altindan kotu niyetler, gizli ajandalar ariyorum tabi ki…

  9. Yazan:bsm Tarih: Jul 20, 2010 | Reply

    Tayfun bey selamlar,

    Akp eleştirisi konusunda kimi itirazlarınızı haklı buluyorum.Bugüne kadar sizinle yaptığımız tartışmalarda özetle;hükümetin gerek demokratikleşme ve gerekse kürt sorunu konusunda çözüm adımları attığını.Bu anlamda,ordu dahil devlet kurumlarının de hükümetin koyduğu insiyatifle kısmen dönüştüğünü söylüyorsunuz.Ki bir beş on yıl öncesiyle kıyaslandığında gerçekten de bir çok şey değişmiştir,değişiyor.Sadece Ergenekon süreci bile bu bariz değişimi sanırım görmeye yeterlidir.Yani kısacası bu hükümet,AB politikası olsun,kangrenleşmiş sorunlar olsun…bir şeyleri değiştirmeye,reformlar gerçekleştirmeye oldukça arzulu ve istekli.Ve ayrıca bir başka başlık altında dediğiniz gibi oldukça risk alarak girişiyor bu reformlara.Ve yine kabul etmek gerekir ki farklı(!) politik çevrelerden de her türlü çelme ve ayak oyunuyla karşılaşarak sürdürüyor kararlılığını.Dolayısıyla hükümetin-kimi eksiklerine rağmen-bu anlamda hakkını teslim etmek gerekiyor.

    Ancak,yine özellikle bir konuda hatalı bir mantık yürüttüğünüzü düşünüyorum.Nedir bana göre hatalı okuma içinde olduğunuz?

    Evet,bdp’yi kasdediyorsanız bugün hükümetin elini zayıflatarak “yalnızlaşmasını/köşeye sıkışmasını” sağlıyor.Bu bir gerçek.Ne var ki kürt muhalefeti bdp’den ibaret değil.Ve aynı şekilde hükümete yöneltilen her eleştiri de kürtçülük değildir.İşte bu hassas noktayı biraz karıştırıyorsunuz.Zira kürt aydınları da dahil akp,liberal ve demokrat aydınların desteğini almış bir partidir.Solculardan da-taklitlerinden bahsetmiyorum-dindar demokratlardan da,özgürlük ve demokrasi yanlısı aydınlardan destek bulabiliyor.Fakat aynı çevreler yeri geldiğinde hükümeti eleştirebiliyorlar da.Ve bana göre doğrusu da budur.

    Bu bakımdan bence köstek olanlarla destek olanları aynı kefeye koymamanız gerekir.

    Şimdilik aklıma gelenler bunlar.Atladığım ve düzeltmek istediğiniz detaylar varsa üzerinde tekrar tartışırız.

    Saygı ve sevgiler.

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahipleri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşlere katıldığımız anlamına gelmez.

Hakaret içerse dahi bütün yorumlar birer fikir eseridir. Ama bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatın yine de.

Not: Sitenin ismini dert etmeyin, “derinlik” üzerine bayağı bir geyik yaptık, henüz söylenmemiş bir şey bulmanız oldukça zor :)

Editörle takışmayın, o da bir anne-babanın evlâdıdır, sabrının sınırı vardır. Siz haklı bile olsanız alttan alın, efendilik sizde kalsın.

Sitenin iç işleriyle ilgili yorum yapmayın, aklınıza takılan soruları iletişim kutusundan sorun, kol kırılsın, yen içinde kalsın.

Kendi nezaketinizi bize endekslemeyin, bizden daha nazik olarak bizi utandırın. Yanlış ve eksik şeylerden şikayet etmek yerine bilgi ve yeni bakış açısı sunarak tamamlayın, düzeltin, tevazu ile öğretin bize bildiklerinizi.

Bu kurallara başkasının uyup uymamasına aldırmayın, siz uyun. Bütün yorumları hızla onaylanan EN KIDEMLİ YORUMCULAR arasındaki nizamî yerinizi alın.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin