RSS Feed for This Post

Laik devlet için ölen şehit olur mu?

20080824_derin_dusunce_org_sehitlik.jpgGüneydoğu’da kaybettiğimiz askerlerimizin çoğunluğu kırsal kökenli,yoksul ve dindar ailelerden geliyor…Yahya Kemal’in şiirinde tarif ettiği gibi “mümin,mütevekkil ve yoksul” aileler bunlar…Bu aileler benim nazarımda Derin Anadolu’yu simgeliyor… 

Derin Anadolu’nun ölüm karşısındaki duruşu seküler/dünyevileşmiş bir duruştan çok farklı.Bunu geçen yazımda aktarmaya çalıştım.Ölümü Hakk’a kavuşmak olarak,bir vuslat günü olarak gören,en zamansız ve uygunsuz şekilde gelse bile ölüm karşısında tevekkül ve metanetini muhafaza edebilen bir kültüre ve kimliğe sahip Derin Anadolu… 

Güneydoğu’daki yaşanan kayıplar bağlamında hep içimi acıtan bir mesele var…Kanaatimce,Derin Anadolu’nun bu iman ve tevekkülü Türk devlet zihniyeti tarafından çok açık biçimde istismar ediliyor…Bu ailelerin imanlarından kaynaklanan ölüm karşısında mütevekkil ve metin duruşları,onların manevi dünyasına tamamen yabancı olan modernist bir zihniyet uğruna,dünyevileşmiş kirli ilişkiler adına sürekli istismar ediliyor… 

Derin Anadolu’nun şehadet kavramına yüklediği anlam da istismar ediliyor…Türk devleti;İslami kimliği benimsemiş insanların görünür olması,toplumsal ve siyasi arenada mesafe katetmesi karşısında rahatsız olan,Laiklik kavramını insanların hakkını,hukukunu gasp etmek için kötüye kullanan,fakat konu “devlet için” ölmeye ve öldürmeye geldiğinde İslami kavramları sonuna kadar istismar etmekte hiçbir sakınca görmeyen bir devlet… 

Bu zihniyet yeri geldiğinde devlet hizmetindeki apoletli ve cübbeli memurların eşinin İslami giyim tarzına sahip olup olmadığını müfettiş raporlarıyla tespit ettiriyor…Orda da durmuyor,evin iç dekorasyonunda resim tabloları gibi,içki büfesi gibi “laik” unsurlar olup olmadığına bakıyor,gelen misafirlerle haremlik-selamlık mı oturuluyor, “laik” şekilde mi oturuluyor ona bakıyor…Devletin istihbarat memurları ve muhbirleri “devletin bekası” için bahsettiğim bu konularda üstlerine rapor veriyor…Bunların hepsi bu ülkede yaşandı,hepsi kayıtlara geçti.Bu tip tasarrufların en çok ve en sistematik şekilde uygulandığı devlet kurumunun da TSK olduğunu hepimiz biliyoruz… 

Öte yandan mesele Türk toplumunu,devlet adına ölmeye,öldürmeye ikna etmeye gelince “laik” motivasyonlar tek başlarına yeterli olmuyor…Kendi iç bünyesinde İslami bir unsur olup olmadığı noktasında üst seviyede müteyakkız olan devlet zihniyeti konu buraya gelince aniden İslamileşiyor…Dışarıdan bakan bir yabancı yorumcu,devletin güvenliği ve savunması bağlamında kullanılan bu dili görse burada İslami bir siyasi rejimin geçerli olduğu kanısına varabilir… 

Dolayısıyla neredeyse kurulduğu günden beri bir takım siyasi aktörleri “din sömürüsü” yapmakla, “dini siyasete alet etmek”le, “kutsal din duygularını istismar etmek”le suçlayan,yeri geldiğinde bu suçları işlemekten ötürü insanları içeri tıkan,bu tip siyasi partileri defalarca kapatan Türk devlet zihniyeti en büyük din istismarını ve sömürüsünü kendisi yapıyor…Bu devlet kendi siyasi amaçları uğruna İslami kavramları defalarca istismar etmiş,insanların kutsal saydığı dini duyguları defalarca kendi siyasetine alet etmiş bir devlet… 

Elbette günümüz dünyasında her ülke kendi savunmasını temin amaçlı silahlı birlikler kurar.Bu uğurda ölenler de o ülke için en üst düzeyde bir değer taşır.Tabii gerçekten güvenlik ve savunma amaçlı olursa bu ölümler bir değer taşır…Öte yandan gerçek anlamda laik bir devlete yakışan davranış bu kavramları da laikleştirmek,din duygularını istismar etmemektir…Birçok Batı ülkesi Hristiyanlığı hatırlatacak deyimleri kendi kayıpları için artık kullanmıyor.Bunu en başta dini kurumlar ve aydınlar özellikle istemiyor.Hele ki dünyevileşmiş amaçlar ve kirli çıkar oyunları için dini duyguların istismarından her dindar rahatsız olur,rahatsız olmalıdır… 

Dindarların ölüm karşısındaki tevekkülünü ve isyansızlığını,şehadet kavramı karşındaki dinsel hislerini istismar eden bir devlet kesinlikle laik bir devlet de değildir… “Bizim toplum,oğlanları şehitlik payesi alınca ses çıkarmaz,bilakis mutlu olur,gerekçesini de sormaz” diye bir bakışa sahip bir devlet doğal olarak insan hayatını hiçe sayar… Aleni ihmal sebebiyle askerlerimizin öldüğünü gazetemizden okuduğunuz Dağlıca baskını gibi feci hadiseleri daha çok yaşarız,eğer bu zihniyeti sorgulamazsak… 

Özellikle İslami kimliğe sahip yazarlarımızın bu mesele etrafında sansürsüzce yazmalarını çok gerekli görüyorum…Artık bu mevzuların yazılması gerekiyor.Bu din istismarı karşında öncelikle dindarlar konuşmalıdır diye inanıyorum… 

Bu topraklar bu mevzuda daha ne kadar susacak? diye de tüm okurlara sormak istiyorum… 

3 [?]

Trackback URL Print This Post Print This Post

  1. 22 Yorum

  2. Yazan:Şahin Tarih: Ağu 25, 2008 | Reply

    “Bu zihniyet yeri geldiğinde devlet hizmetindeki apoletli ve cübbeli memurların eşinin İslami giyim tarzına sahip olup olmadığını müfettiş raporlarıyla tespit ettiriyor…Orda da durmuyor,evin iç dekorasyonunda resim tabloları gibi,içki büfesi gibi “laik” unsurlar olup olmadığına bakıyor,gelen misafirlerle haremlik-selamlık mı oturuluyor, “laik” şekilde mi oturuluyor ona bakıyor…Devletin istihbarat memurları ve muhbirleri “devletin bekası” için bahsettiğim bu konularda üstlerine rapor veriyor…Bunların hepsi bu ülkede yaşandı,hepsi kayıtlara geçti.Bu tip tasarrufların en çok ve en sistematik şekilde uygulandığı devlet kurumunun da TSK olduğunu hepimiz biliyoruz”

    Şimdide bunun tam tersi yapılıyor ama ne hikmetse bu konuda bu sitede yazı yazanlardan hiç eleştiri gelmez, varsa yoksa laikler şunu yapar bunu yapar yani ilginçtir, oğlunu belkide tek çocuğunu kaybetmiş bir aileye ne dersin? oğlun hiç yerine öldü mü dersin? ( bence ülke savunması hariç tüm savaşlar haksız savaştır ve ölen yok yere ölmüştür)yada şehit oldumu dersin. Irak ve İran savaşırken yok yere bir sürü insan öldü ve iki tarafda birbirlerine “Allah, Allah ” diye saldırıyordu ve her iki tarafdan ölenlere şehit deniyordu bence savaşları çıkaran birileri ellerini oğuştururken bizede şehitmi değilmi diye tartışmak kalıyor. Askerleri savaşa gönderenlerde gidenlerde hepsi müslüman ve ülkesi için öldüğünden dolayıda şehit addediliyorlar bunun bence din istismarı ile alakası yok din istismarını bence dinci partilerde arasak daha iyi olur bu hedef saptırmaktır ve biliyorumki bu yazıya cevap yazacak bi sürü din istismarcısı olacaktır.

  3. Yazan:T.Suat Demren Tarih: Ağu 25, 2008 | Reply

    Şahin,

    Laf ebeliği yapmanıza gerek yok. Nerede ne yapılıyormuş örnek gösterin bakalım.

    Ama aksi yönde örnekler hala mevcut. Yoksa bir gecede bazı değişimler mi oldu?

    Orduevlerine yoksa artık ‘türbanlılar’ da girebiliyor mu? Eşinin başı örtülü (daha üst rütbeden vazgeçtim) ‘uzman çavuş’ alımları başlamış mı? Üniversitde başörtüsü yasağı mı kalktı yoksa? Hangi ülkede yaşıyorsunuz siz?

    Devlet din istismarının alasını yapıyor yazıda da belildiği gibi.. Elbette evladı ölen bir aieye oğlun yok yere öldü demek çok güç ve acı.

    Ancak burada temel bir çelişki var. Bunu söylemek güç ve acı ya da yanlış diye laikçi devlet elitlerinin hiç hazzetmedikleri İslam’ın kavramlarını kullanmaları dürüstçe bir yaklaşım mı? Değil. Laikçi yapı kendi kutsallarını üretemiyorsa bu onun sorunu. Aslında hiç sevmediği İslam’ı niçin kullanıyor?

    Rasim güzel özetlemiş:

    Bu zihniyet yeri geldiğinde devlet hizmetindeki apoletli ve cübbeli memurların eşinin İslami giyim tarzına sahip olup olmadığını müfettiş raporlarıyla tespit ettiriyor…Orda da durmuyor,evin iç dekorasyonunda resim tabloları gibi,içki büfesi gibi “laik” unsurlar olup olmadığına bakıyor,gelen misafirlerle haremlik-selamlık mı oturuluyor, “laik” şekilde mi oturuluyor ona bakıyor…Devletin istihbarat memurları ve muhbirleri “devletin bekası” için bahsettiğim bu konularda üstlerine rapor veriyor…Bunların hepsi bu ülkede yaşandı,hepsi kayıtlara geçti.Bu tip tasarrufların en çok ve en sistematik şekilde uygulandığı devlet kurumunun da TSK olduğunu hepimiz biliyoruz…

    Öte yandan mesele Türk toplumunu,devlet adına ölmeye,öldürmeye ikna etmeye gelince “laik” motivasyonlar tek başlarına yeterli olmuyor…Kendi iç bünyesinde İslami bir unsur olup olmadığı noktasında üst seviyede müteyakkız olan devlet zihniyeti konu buraya gelince aniden İslamileşiyor…Dışarıdan bakan bir yabancı yorumcu,devletin güvenliği ve savunması bağlamında kullanılan bu dili görse burada İslami bir siyasi rejimin geçerli olduğu kanısına varabilir…

    Bu iki yüzlülük neden? Başörtülüleri yenilip içilen restaurantlarına bile sokmayanlar, b,ünyelerine eleman alırken bunu temel seçme kıstası yapanlar, takip edip yakaladıklarını işten atanlar, hangi hakla onlara ait kavramları kullanma cüreti gösteriyor? Düne kadar şehit cenazelerinde namaza durmayıp kenarda bekleyenler (birkaç yıldır çok tepki alındığı için değiştirildi bu tavır) hangi akıl ve mantıkla ‘şehit’ kavramını ağzına alabiliyor?

    Artik müslümanlar da bu kavramlarının böyle kullandırılmasına karşı durmalı. Rasim çok güzel bir noktaya değindi, umarım bu nitelikli tartışmalara neden olur.

  4. Yazan:EqualinLife Tarih: Ağu 25, 2008 | Reply

    bu konu çoğu zamandır benimde aklımı kurcalıyor
    mesela son abd konsolosluğuna saldırı mevzusunda
    3 polis 3 saldırgan öldü
    polisler türk polisi saldırganlar radikal islamcı terör örgütü (diye söylendi)
    polisler öldüğüne göre zaten şehitler
    radikal islamcılarda şehitlik mertebesine ulaşmak için çatışmadan kaçmayıp öldüklerine göre,

    şimdi bu ölenlerden hangileri şehit ?
    ve biz bunu nerden bileceğiz ? veya bilebilir miyiz ?

  5. Yazan:TT Tarih: Ağu 25, 2008 | Reply

    Güneydoğu’da kaybettiğimiz askerlerimizin çoğunluğu kırsal kökenli,yoksul ve dindar ailelerden geliyor…
    Asker kaçağı birisinden yargıç ve savcıların meslek birliği(YARSAV) başkanı çıkartan sistem devam ettikçe bu durum düzelmez.

  6. Yazan:aLaaDDiN YüCe Tarih: Ağu 25, 2008 | Reply

    Ne komik durum.
    Aslı, ALLAH yolunda ölmek olan şehitlik ( artık ALLAH’a karşı savaşıp ölmek olmuş)

    insanları takiyyecilikle suçlayan laikler kendileri takiyyeciliğin alasını yapıyorlar da farkında bile değiller.

    Eh iş menfaata dayanınca 980 derece dönmeleri normal diye düşünüyorum.

    zaten cumhuriyet kurulduğun dan beri daha laikliğe bile doğru dürüst bir tanım getiremediler.
    aynı yahudilerin ağlama duvarına döndürdüler.
    ee ondan başka çıkışları da yok gibi.
    Timsah yavrusunu yer, ve daha sonra gözyaşı dökermiş, yani mecburdum gibisinden işte laiklerin durumuda bu.

    Herkesin dilinde aynı şarkı, ille de vatan,

    Vatan bir kara parçası, bayraktır asıl olan.

    Şehitler vatanda bayrak için yatıyor,

    Vatan yerli yerinde ama bayrak elden gidiyor.

    evet kelimei tevhid bayrağı gitti.
    ve bu bayrak uğruna ölenlerde şehittirler.
    çünkü bu bayraüın üstünde LA İLAHE İLLALLAH yazıyor vede bu bayrak imanın esasları amentüyü simgeliyor. Şeriatı simgeliyor. ALLAH’ın kanunlarının tümü olan Kur’an’ı simgeliyor.

    yoksa vatan dediğin nedir ki
    bir kara parçası!
    asıl olan bayraktır.
    bayrak neyi simgeliyor?

  7. Yazan:aLaaDDiN YüCe Tarih: Ağu 25, 2008 | Reply

    Yazan:EqualinLife Tarih: Ağu 25, 2008 | Reply

    bu konu çoğu zamandır benimde aklımı kurcalıyor
    mesela son abd konsolosluğuna saldırı mevzusunda
    3 polis 3 saldırgan öldü
    polisler türk polisi saldırganlar radikal islamcı terör örgütü (diye söylendi)
    polisler öldüğüne göre zaten şehitler
    radikal islamcılarda şehitlik mertebesine ulaşmak için çatışmadan kaçmayıp öldüklerine göre,

    şimdi bu ölenlerden hangileri şehit ?
    ve biz bunu nerden bileceğiz ? veya bilebilir miyiz ?
    ———————————-

    Bence aslında siz cevabı biliyorsunuz ama yinede daha iyi emin olmak istiyorsunuz…

    cevap ALLAH yolunda savaşanlardır. laik devlet uğruna ölenler değil!

    eğer daha ayrıntılı gerçekleri öğrenmek istiyorsanız
    Konyalı yazar Abdullah Palevinin “İstismar Edilen Kavramlar” diye kitabında yer alan şehitlik kavramını okumanızı tavsiye ederim. 30 tane istismar edilen kavramlardan bir tanesi de şehitlik kavramı.

    Sağlıcakla

  8. Yazan:Şahin Tarih: Ağu 25, 2008 | Reply

    Laf ebeliği yapmanıza gerek yok. Nerede ne yapılıyormuş örnek gösterin bakalım.”
    Laf ebeliği ne demek , genelde bütün yazılarınızı okuyorum ve maaşallah tam laf ebesisiniz. Akp yönetiminde veya “hocaefendi” etkinliğinde olan devlet dairelerine girmeye çalış bakim ne oluyo, karının başı örtülümü, içki içiyomusun hepsine bakarlar, sizler tam nalıncı keseriniz hep bize hep bize, bence ikiside yanlış ama size göre sadece birisi yanlış aramızdaki fark bu ben gerçek demokratım siz değil.
    Bu arada bi arkadaşa cevap;
    İran la Irak savaşırken her iki tarafın bayrağındada “LA İLAHE İLLALLAH ” yazıyordu şimdi hangi tarafdan ölen şehid oluyor?”

  9. Yazan:aLaaDDiN YüCe Tarih: Ağu 26, 2008 | Reply

    İran la Irak savaşırken her iki tarafın bayrağındada “LA İLAHE İLLALLAH ” yazıyordu şimdi hangi tarafdan ölen şehid oluyor?”

    ———————————-

    her “LA İLAHE İLLALLAH ” diyen müslüman olmuyor maalesef. istersek papağana da söyletiriz biz bunu. ama papağan bunu söylerse müslüman olduğuna mı kanaat getireceksiniz?

    çünkü her “LA İLAHE İLLALLAH ” diyen müslüman olmaz. eğer “LA İLAHE İLLALLAH ”ı tam bilip hayatınıda aynı şekilde bu kelimenin gereksinimlerine göre bina eden kişiler ancak müslüman olabilirler.

    yoksa bunu ezber söylerek vede hayatına geçirtmeden gereklerine göre hareket edilmeden kişilere müslüman hükmü vermek ancak müslümanlıktan ve “LA İLAHE İLLALLAH ” bilmeyen insanlarca denilebilir.

    Irak-iran meselesine de gelince daha geniş bir şekilde incelemeden doğru veya yanlış kelimelerini kullanmak bence uygun olmaz…
    Ama bu kelimenin mahiyetini iyi bilen kişilerinde birbirlerine karşı savaşacaklarınıda zannetmiyorum. çünkü bu kelimeyi söyleyen insanlar bu kelime çerçevesinde birleşirler savaşmazlar.

    onun için
    “LA İLAHE İLLALLAH ” kelimesine uygun bir şekilde araştırma yapılarak yanlış doğru ifadesi kullanılabilir.

    ama günümüzün türkiyesinin sisteminide bildiğimiz için doğru ve yanlış kavramlarını kullanabiliyoruz.

    ve de ben demokrasiyi savunan biri değilim aynı şekilde akp’yi de vede islamcı geçinen partilerin hiçbirini de savunmuyorum. ben Sadece dinimin gerekliliğine göre hareket eden bir müslümanım.

    Zaten insanları bu tür yanlış kavramlara sevk eden en büyük kurumlar partilerdir. çünkü kendi menfaateleri çerçevesinde insanları harcarlar.

    insanlar olmazsa onlar bir hiçtirler ve de onlarsız ilerleme kaydedip birşeyler elde edemezler ve de beslenemezler.

    örnek :süleyman demirelde “LA İLAHE İLLALLAH ”diyordu!
    veya bunun benzerleri bir sürü siyasetçiler.
    insanları kandırmak çok kolay.
    yeter ki yalan söyleme tekniğiniz yüksek olsun.
    zaten politika bu demek değilmi.
    yalanlarla insanların karnını doyurmak.
    yani kim yazmışsa: laf ebeliği yapmak.

    Sağlıcakla

  10. Yazan:Levent Cetin Tarih: Ağu 26, 2008 | Reply

    Kabak gibi de olur. Dinden cikma bir kavram olsa da bu gun sehidin tanimi “gorevinin basindayken olen” insanlardir.

  11. Yazan:TT Tarih: Ağu 26, 2008 | Reply

    Kabak gibi de olur. Dinden cikma bir kavram olsa da bu gun sehidin tanimi “gorevinin basindayken olen” insanlardir.
    Kabak gibi olmaz.Her görev başında ölene de şehit denmez.Şehitlik kavramını birilerinin bilinçli olarak sulandırması şehidin tanımını da değiştirmez.İnsanlar ölen şehitlerini “cennet”e gidiyor diyrek uğurluyorlar.Google’da herhangi bir şehit haberine bakın yanında şehitle birlikte “cennet” kelimesi de muhtemelen vardır.Burada şehitlik cennet,cenaze namazı gibi İslami unsurlar sözkonusu oluyor hep.
    Laik devletin ise İslamiyetin tezahürüne nasıl baktığı ise herkesin malumu değil mi?
    Askerlik yoluyla emre alınırken,cephede savaştırılırken problem olmayan analarının başörtüsü sair zamanlarda aynı kurum tarafından problem olmuyor mu?…

  12. Yazan:Mustafa Akbas Tarih: Ağu 26, 2008 | Reply

    Kendisini inanc düsmani laikligin bekcisi gören ordunun sehitligi kullanmasi hic anlamli degil.
    Orduda müslümanlara hizmet veren imam bile yok. Bu durumda ordunun sehitlik ile gecinmesi ancak ordunun isene geldiginde bal gibi dincilik yaptiginin bir göstergesi.PKK ya karsi yapilan savasin 20 senedir kazanilmamasi da ordunun yaptigi yanlisdan ileri geliyor.Basiörtülü kadinin oglu askerde sehit düssün ama kizinin da basi örtülü oldugu icin Üniversitye sokulmasin. Ölme essegim ölme yonca bitsinde ye…

  13. Yazan:kapistonai Tarih: Ağu 26, 2008 | Reply

    Kütahyalının yazısı bu çelişkiyi ifşa etmesi bakımından iyibir tespit. daha önce fark etmediğim bir durumdu doğrusu.
    diğer taraftan tartışmaya açma konusunda öneride bulunduğu konu biraz muğlak kalmış gibi. şimdi burada din adamları tarafından cesurca tartışılmasını istediği konu devlet için ölen insanların, laik bir devlet için öldükleri için şehit sayılamayacağımı, yoksa halkın bu haksız ölüm karşısında tevekkülü ve isyansızlığı mı?

    evet çoğu devlet bu duyguları tarih boyunca kullana geldi, hele bunu bizim gibi laik ten geçmeyen bir ülkede yapılınca trajik komik durumlar çıkmıyor değil ortaya.
    bence kütahyalının etrafından dolaştığı asıl tartışılması gereken sömürüye açık, bu düşünce sistemidir. laik devlet,asker sömürürken olmaz, cemaatler, siyasiler, sömürürken ses çıkarmamak samimiyetsizliktir. bu öyle şımarık çocuk tavrıyla bu kavramlar bize ait siz kullanmayın yanlız biz kullanırız ve biz sömürürüz tavrıyla olmaz. eğer bunun insanlara zarar verdiğini düşünüyorsanız (-ki veriyor)bunu sadece bu yönden savunursunuz. sen laik dinsizsin ben dindarım ben kullanırım demek insan adına hiç bir katkı koymaz.bu konuyu istismar eden ordunun iki yüzlülüğü ne kadar doğru bir tespitse, bunu din referanslı olarak yapmakta bir o kadar yüzsüzlüktür ve yapılanı asla meşru göstermez. sonuçta bu sakat düşünceden nemalanan o kadar muktedir ve örnek varki, hemen aklıma ilk gelenlerden bir kaç tane örnekleyecek olursak; konyada çöken binada ölen çocukların ailelerinin benzer duyguları sömürülmedi mi? hiç bir aile neden şikayetçi olmadı, bunu neden sorgulamadı? birileri neden hemen çıkıp çocuklarınız şehit oldu içiniz rahat olsun deyip ortalığı mistik, ilahi hikayelere boğdu. şimdi bu yukarıdaki “LA İLAHE İLLALLAH tartışıcılarına sormak isterim ölen çocukların yüzünde de görülebilir mi“LA İLAHE İLLALLAH ? diğer taraftan burada da ihtiyaca bağlı olarak eğilip bükülen bir şehitlik kavramı yokmu? şimdi buradaki sömürüyü görmezden mi geleceğiz bunlar zaten din ile alakalı bırakın sömürsünler mi diyeceğiz? şimdi birileri çıkıp gene sıralayacak ‘kardeşim İslamiyet bir din tabi tabi mistik yönleri olacak, laiklik dinmi, kemalizm, damal dağı… bla bla
    bir diğer örnek de,bu haksız ölümleri genel çoğunluğun yaptığı gibi sükunetle karşılamayanlara bakış açısını göstermesi açısından iyi bir örnek. hemde laik devletle çekişemeye girmiş erdoğanın bakış açısını yansıtması açısından önemli. hatırlayanlar olacaktır g.doğuda ölen bir askerin annesi babası alışılmışın aksine isyan ederek:,’çocuğumu bu vatana helal etmiyorum. Benim evladım şehit değil, kirli bir savaşın kurbanı..’ gibi laflar edip tepki göstermiştii.bunları söylerken ölen gencin annesi komutanın yakasına yapmıştı . aynı saldırıda ölen diğer askerlerin ailelerini telefonla arayıp baş sağlığı dileyip, şehitlik konusunda güzel vaazlar veren erdoğan bu aileyi aramamaştı. neden aramadığı sorulduğunda ise; ‘..geçenlerde bir tanesine telefon açmadım, bir tanesine açtım. Telefondaki açıklamalar, komutanların yakasına sarılmalar. Şimdi telefonda aynı durumla ben de karşılaşırsam bunu mu dinleyeceğim ben. Öbürü tam aksine `vatanımız sağ olsun`, `sizler sağ olun`, `sizler koşturuyorsunuz didiniyorsunuz` dedi. Bir taraftan da bana dualar etmeye çalıştı… ‘ diyor.
    şimdi ‘laiklik anlayışının’ askerinkiyle paralel olmadığını bildiğimiz erdoğanın yaptığı nedir? yani bunları söyleyen dindar biri olduğu için doğasına uygun hareket ediyor ve bu sömürü olmuyor mu? yani burada baz alınan nokta insanların bu sömürüden zarar gördüğü değil kimin tarafından sömürüldüğü mü?

    bu düşünce yapısının sadece şehitlik konusunda değil hayatın bir çok alanında tezahürlerini görüyoruz.tren kazasını takdiri ilahi olarak açıklayan bürokratlar, depremleri ilahi ceza olarak gösterenler, çocuk rızkıyla dünyaya gelir diyenler…bunlar hep aynı düşünce sisteminin ürünleri.

    son olarak kütahyalının-tabi böyle bişe arzu etmem- bu yazısından ötürü ‘halkı askerlikten soğutmaktan’ dolayı bir davaya konu olursa şaşırmam. bakalım cingöz bir savcı çıkacakmı?
    :))

  14. Yazan:Deveye Hendek Atlatıcı Tarih: Ağu 26, 2008 | Reply

    Kütahyalının yazısı bu çelişkiyi ifşa etmesi bakımından iyibir tespit. daha önce fark etmediğim bir durumdu doğrusu.

    Bozuk saat bile günde iki kez doğruyu gösterir lafı ne kadar da doğru. İyi farketmeler.:)

    Bu çok basit bir olgu ve yıllardır da dillendiriliyor. Sizin farketmemenize ise hiç şaşırmadım. Şaşırmadım çünkü daha aşağıda yazdıkları gibi ilintiler kurabilen bir kabiliyetin bu tip şeyleri kolayca anlayıp kavraması çok zor. İlla birisi yazacak ki o da “şerefsizim benim aklıma gelmişti/gelmemişti, tabii ya” diye ampül yakacak. Birileri düşünür, birileri hazır düşünceyi ham yapar. Donanım meselesi.

    Rasim’in eleştirisi bir devlet aygıtına yönelik, laik, yani tüm inançlara mesafeli olması gereken hatta bunu ihlal ederek laikçilik yapan bir devlet bizzat tukaka ettiği bir dinin kavramlarını hoyratça kullanıyor. Birşeyi “devletin” kullanması ile bireysel inanç ve toplumsal kültür olan dinin inananları arasındaki etkisinin arasında nasıl bir ilişki olabilir de yorumunuzun devamında herşeyi birbirine bulamaç ediyorsunuz.

    (Bu arada bla bla dediğiniz kısım da yazınıızın en doğru yeri olmuş. Çok ilginç yavu:)

    Bakın faşizmden bahsediyoruz, nasıl da hemen dolunay çıkmış gibi kurtadamlaşıp kumaşınızı belli ediyorsunuz? Din ve vicdan özgürlüğü diye birşey duydunuz mu hiç? Kimseye neye inanacağı ne için yaşayacağı dikte edilemez. Dileyen dilediği gibi inanır, başkalarının haklarını ihlal etmeden dilediği gibi de yaşar. Kaderci olmak, rasyonalist olmak, ikisi arasında denge kurmak bireyin işi ve hakkıdır. Kimse buna karışamaz. Burada temel nokta “devlet”tir devlet baskı, empoze, endopktrine yapamaz, yapmamalıdır. Konu bu, daldan dala zıplayıp hepsini çorba yaptığınız yetmemiş gibi daha en temel şey olan özgürlüğün ne anlama geldiğinden de haberdar değilsiniz.

    Hiçbir hayat tarzı hiçbir felsefi düşünce hiçbir inanç bir diğerinden ‘otomatikman’ üstün değildir. Kimse bir düşünceyi (çağdaşlık medenilik, rasyonalite vs de dahil) mutlak doğrularmış gibi bir başkasına dayatılamaz.

    Atilla Hoca özgürlük konusunda hayli zaman önce bir ders vermişti:

    http://www.youtube.com/watch?v=M9uO8YAF_lg

    Son olarak kütahyalının-tabi böyle bişe arzu etmem- bu yazısından ötürü ‘halkı askerlikten soğutmaktan’ dolayı bir davaya konu olursa şaşırmam. bakalım cingöz bir savcı çıkacakmı?

    :-))

    Körün istediği bir göz Allah verir dört göz.

    Hiç siz din istismarı yapıyorsunuz diyenlerin “insanları İslam dininden soğutma” kanunu gereği derdest edildiğini gördünüz mü? Ama askerlik kanunundan çok kişinin adliyeyi arşınladığı vakidir.

    Anladın mı şimdi meselenin bam telini, kendiayağınakurşunsıkmayameraklı Hürriyet gazetesi yorumcusu muadili kardeşim?

    (Buradaki arzu etmem demişsiniz ama alttan alta “yahu şu adamı birisi ihbar etse de neşemizi bulsak, solu delik deşik etti, gazdan kıvranıyorum, içimden atsam da rahatlasam” vari tavır gözümden kaçmadı. Çok cingözümdür. Not ettim:)

  15. Yazan:Şahin Tarih: Ağu 26, 2008 | Reply

    Sayın Alaaddin kardeşim
    Sen şimdi o İran ve Irak askerlerinin gerçek müslüman olmadıklarını ve gerçekten o duygularla karşıya saldırmadığınımı söylüyorsun, yani haşa Allah’ımı kandırıyorlar, bence hiç öyle değil her iki tarafda tüm imanlarıyla ve “LA İLAHE İLLALLAH ” sözünü tam benliklerinde hissederek savaşıyorlardı, böyle bakınca hangi taraf şehid? Bence her iki tarafdan ölenler yani pisi pisine bazı güçler tarafından bu savaşa sürüklenmiş olanlar şehittir, onların günahı yok çünki, aynı şekilde güneydoğuda ölen mehmetciklerimizde şehittir bence…

  16. Yazan:aLaaDDiN YüCe Tarih: Ağu 26, 2008 | Reply

    sayın Şahin,

    evet bencelerce o zaman sosyalistlerde şehittirler, yani pkk’lılar nede olsa onlarda kandırılmışlar.

    şimdi biz bencelere bakarak kişileri kendimizce şehit edemeyiz.
    “LA İLAHE İLLALLAH ” bu sözün mahiyetini iyi bilen insanlar zaten o tür bir kandırılma içinde olamazlar. ırak-iran meselesinide günümüz türkiyesi ile kıyas yapmanız bence hiçte mantıklı değil…

    yani sizin bu tür düşünceniz:
    içki içen adama sorarlar senin yaptığın günah tır yapma. o da derki ama bak o kişi zina yapıyor ben en azından zina yapmıyorum der.
    zina yapan adam’a sorsak o da kendince içki içen adamı kıyas yapar…
    yani böyle bir şekilde kimse kendine delil getiripte kendini doğru anlayışına sürükleyemez.

    ben iran ve ırak hakkında yorum yapamam.

    bunun için araştırma yapıp bilgi sahibi olduktan sonra “LA İLAHE İLLALLAH ” çizgisine göre yorum yapabilirim.

    bunu da herhalde en kısa zamanda araştırır size sapma veya doğru noktasında bilgi sunabilirim.

    ve benim bildiğim kişiler kendi emirlerine körü körüne itaat edemezler.
    itaat ancak islamda Kur’an Ve Sünnet ölçüsünde mümkündür liderlere.

    ve “LA İLAHE İLLALLAH” sözünü bilen insanlar kendi imanın lehine ve de aleyhine olan herşeyi bilmeleri üstlerine meseb imamlarının deyimine göre farzdır.

    bunu bilmemek kandırılma meselelerine cumhur dahil bütün meseb imamları pekde yumuşak sizin istediğiniz türden herhangi bir fetvalarına pek rastlayamadım.

    Emre itaat konusunda size bir örnek sunuyorum.

    peygamber efendimiz:huzeyfe r.a ile bir kaç sahebeyi birlikte seriyeye yani sefere gönderiyor. huseyfe biraz şakacıymış, biraz sinirlenmiş sahabelere odun toplatıp ateş yaktırıyor. onlara diyor ki ateşe atlayın, ben sizin emrinizim bana itaat etmeniz gerekiyor. içinde bazıları atlamaya gitsede içlerinden bir tanesi onları tutuyor, diyor ki ALLAH’a yemin olsun ki biz bu ateşten kurtulmak için Peygambere itaat ettik. ve olay peygamber efendimize intikal ediyor, peygamber efendimizde eğer o ateşe girseydiniz ebediyen o ateşte kalırdınız diyor!Bot Haramda emre itaat edilmez..
    siz, siz olun bir şeyin doğru veya yanlış olduğuna araştırmadan ve de bu konular hakkında bilgi sahibi olmadan doğru ve yanlış kelimesini kullanmayın.

    zaten günümüzde ki insanlar, herkes sizde dahil kendi bencesi çerçevesi ile kendini doğru zanneder. sadece sizin için demiyorum günümüzde tartışığım insanların hepsi öyle.

    ve bende diyorum ki eğer herkes kendi bencesi çerçevesinde doğru ise o zaman Kur’an’a ne gerek var, veya Peygamber Sünnetine, Veya Alimlere, veya meseb İmamlarına! nede olsa her insanın kendi doğrusu bencesi olmuş.

    “İman edenler, Allah yolunda savaşırlar. İnkâr edenler de tâğût yolunda savaşırlar. O halde siz şeytanın dostlarına karşı savaşın. Şüphesiz şeytanın hilesi zayıftır.” Nisa Suresi 76. Ayet.

    “tâğût”u araştımanızı ve bu konu hakkında geniş bilgi sahibi olamanızı tavsiye ederim.

    çünkü “LA İLAHE İLLALLAH” derken bir müslüman bütün tağut düzenleri reddedip yalnızca ALLAH’a teslimiyetini söyler.

    “LA İLAHE İLLALLAH” kelimesi çok kapsamlı bir kelimedir. bu kelimenin mahiyetini iyi bilirseniz ondan sonra birşeyleri daha iyi anlarsınız.

    bakara suresi 256. ayetinde: “Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır. O halde kim “tâğutu” reddedip Allah’a inanırsa, kopmayan sağlam kulpa yapışmıştır.

    “LA İLAHE İLLALLAH” kelimesini bunun gibi 8-9 ayeti içerir ve bu ayetleri bilmeden tağutu bilmeden kendini müslüman etmek yine kişilerin kendi benceleri ile mümkün olabilir.

    çünkü ALLAH tağutu reddetmeden iman’ın olmayacağını bildirmiştir.
    vede hiçbir müslüman tağut bir düzen’i korumak için gidip savaş yapmaz!

    Sağlıcakla

  17. Yazan:Şahin Tarih: Ağu 28, 2008 | Reply

    Sayın Alaattin
    Bunun bencelerle sencelerle ilgisi yok, sosyalistler pkk lılar diye örnek vermişsin ama konuyla alakaları yok tabii, İran ve Irak ikiside müslüman ülke , savaşanlarda müslüman yani her iki tarafda aynı duygularla ve inançla birbirine saldırıyor , şimdi buna ne denir, hani bir taraf farklı olsa size katılırım ama inanç aynı duygu aynı, çelişki burda her iki tarafda Allah yoluna savaştığını düşünüyor, kim karar verecek? sizmi benmi kim?, ülkesi için savaştığını düşünen-ki öyle mehmetciğin ne günahı var? veya Iraklının ,İranlının, onların şehit olmadığını söylemek ne size ne bana nede herhangi bir kimseye düşer..

  18. Yazan:aLaaDDiN YüCe Tarih: Ağu 28, 2008 | Reply

    sayın Şahin

    her müslümanım diyenin müslüman olmayacığını belirtmiştim.

    her LA İLAHE İLLALLAH diyen de bu sözü dedi diye artık ölene kadar müslümandır diye bir kaide de yok.

    bu sözün mahiyetini iyi bilmeleri vede hayatına aynı şekilde geçirmelerini demiştim size. ve size komuta altında olmaya da örnek göstermiştim ve cehaletin mahzeret olmadığını belirtmiştim.

    yoksa ahir zaman ile peygamber efendimizim hadisi şeriflerinine okumanızı tavsiye ederim.
    sadece hadisi şeriflere baktığımız zaman ve de LA İLAHE İLLALLAH bilincinde değerlendirme yaptığımız zaman ben müslümanım diyen insanların durumunu pekte iyi görmediğimi belirtmek isterim.

    örnek hadisi şerifler: ok’un yaydan çıktığı gibi dinden çıkarlar.
    kişi sabah evden çıktığı zaman mümin olarak çıkacak akşam eve döndüğünde ise müşrik olacak.

    müşrik aynı silahla mümine karşı savaşacak!
    aynı silahıda belirteyim(LA İLAHE İLLALLAH)

    ben kendi adıma kişilerin LA İLAHE İLLALLAH’tan saptıklarını çok iyi biliyorum.

    ve iran’ın LA İLAHE İLLALLAH çizgisinden saptığını da biliyorum. zaten saddam da diktatör biriydi. ve orada savaşanlar LA İLAHE İLLALLAH çizgisinde değil saddamın kendi rejimini korumak için savaş içinde olduğunu da biliyorum ama kişilerin durumlarının pekte iyi olmadığını da size belirteyim.

    ve LA İLAHE İLLALLAH diyerek ALLAH’ı tek bir ilah olarak gören bir çok insanın hayatının bir çok noktasından da ALLAH’a şirk koştuğuna kendim şahitim. ve bunlar gruplar halinde tarikatlar halinde veya camilere dolduran kişiler.

    ahir zaman camiler tıklım tıklım dolacak içinde bir tane müslüman olmayacak!

    umarım biraz kıyas yaparsanız.

    ve http://www.ayetler.com da tağut,LA İLAHE İLLALLAH,müşrik, gibi bir çok kavram’ı okumanızı tavsiye ederim.
    sağlıcakla

  19. Yazan:Taner Tarih: Ağu 29, 2008 | Reply

    bu konu çoğu zamandır benimde aklımı kurcalıyor
    mesela son abd konsolosluğuna saldırı mevzusunda
    3 polis 3 saldırgan öldü
    polisler türk polisi saldırganlar radikal islamcı terör örgütü (diye söylendi)
    polisler öldüğüne göre zaten şehitler
    radikal islamcılarda şehitlik mertebesine ulaşmak için çatışmadan kaçmayıp öldüklerine göre,

    şimdi bu ölenlerden hangileri şehit ?
    ve biz bunu nerden bileceğiz ? veya bilebilir miyiz ?
    ———————————-

    Bence aslında siz cevabı biliyorsunuz ama yinede daha iyi emin olmak istiyorsunuz…

    cevap ALLAH yolunda savaşanlardır. laik devlet uğruna ölenler değil!

    eğer daha ayrıntılı gerçekleri öğrenmek istiyorsanız
    Konyalı yazar Abdullah Palevinin “İstismar Edilen Kavramlar” diye kitabında yer alan şehitlik kavramını okumanızı tavsiye ederim. 30 tane istismar edilen kavramlardan bir tanesi de şehitlik kavramı.

    Sağlıcakla

    aLaaDDiN YüCe arkadaşa bu soruyu samimi olarak soruyorum hakikaten burada ölenlerin hangisi şehit polislerin olmadığı kesin yani sizin görüşünüze göre peki konsolosluğa allah adına saldıran ve masum insanların canına kastedenler islamcı(haberlere göre tabi) grup mu?

    hakkaten çok ilginç bi durum bende cevap veremiyorum.

  20. Yazan:MER'A-K(ıl) Tarih: Ağu 30, 2008 | Reply

    Kime şehit denir?

    E.Hamdi Yazır
    57.Hadid 19. Allah’a ve peygamberlerine iman edenler, Rableri yanında tıpkı sıddıklar ve şehitler gibidir.Onlara, onların mükafatlan ve nurları vardır. Ayetlerimizi yalan diyenlere gelince, işte onların tümü cehennemin adamlarıdır.
    3.ali imran 169. Sakın Allah yolunda öldürülenleri ölmüşler sanmayın! Aksine onlar hep hayattadırlar, Rablerinin katında rızıklandırılırlar.

    3.ali imran170. Allah’ın kendilerine lütfundan verdiği mutlulukla sevinç duyarlar ve arkalarından şehit olarak kendilerine katılmamış olan mücahitler hakkında: “Onlara hiçbir korku yok ve onlar üzüntü de duymayacaklardır.” müjdesinde bulunurlar.

    Diyanet meali
    57.hadid 19. Allah’a ve Peygamberlerine iman edenler var ya, işte onlar sıddîklar (sözü özü doğru kimseler) ve Allah katında şahitlerdir. Onların mükafatları ve nurları vardır. İnkar edip âyetlerimizi yalanlayanlara gelince; işte onlar cehennemliklerdir.
    3.Ali imran169, 170. Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler,Rableri katında Allah’ın, lütfundan kendilerine verdiği nimetlerin sevincini yaşayarak rızıklandırılmaktadırlar. Arkalarından kendilerine ulaşamayan (henüz şehit olmamış) kimselere de hiçbir korku olmayacağına ve onların üzülmeyeceklerine sevinirler.

    Muhammed Esed
    57.hadid 19. Allah’a ve Elçisi’ne inananlar, işte onlardır hakikate sahip çıkan ve Allah’ın huzurunda [ona] tanıklık edenler:
    (28) [böylece] onlar ödüllerini ve nurlarını elde edecekler! Hakikati inkara ve mesajlarımızı yalanlamaya şartlanmış olanlara gelince, onlar yakıcı ateşe mahkum olanlardır!

    28 - Yani, her türlü fedakarlığa hazır olmalarıyla.
    3.Aliİmran 170. Allah’ın lütfuyla kendilerine bağışladığı [şehitlikten] övünç duyarlar. Ve arkada kalıp henüz kendilerine katılmamış olan [kardeş]lerine, bir korku ve üzüntü duymayacakları müjdesinde bulunmaktan zevk alırlar:
    3.Aliİmran 169. Fakat, Allah yolunda öldürülenleri ölü saymayın. Hayır, onlar diridir! Rızıkları, Rableri katındadır;

    Bu Kuran’da bulunan cevap;Allah ve peygamberine iman edip,Allah yolunda öldürülenler şehittirler deniyor.

    Burada verilen ayetlerin benzerleri bir şehit yakını tarafından hazırlandığı belli olan bir sitede de aynen verilmiş ve bu ayetlerin sonuna da; Vatanın birliğine, bölünmezliğine hem çocuklarımız hem de biz şehit ana,baba ve çocukları olarak inandığımız için vatanı bölmeye çalışanlarla çocuklarımız savaşarak vatanın kutsallığı ve bölünmezliği uğruna şehit oldular.cümlesini eklemiş.
    Sonra da sormuş:

    İnsan Hakları adı altında, bazı kişi ve kimselerin haklarını savunanlar, biraz da vatanın bölünmezliği uğruna şehit olanların haklarını savunmaları gerekmez mi ? diye de sormuş.

    Şehit hakkı!!!Bu ne demek?Laik T.C devletin’de bir kişinin şehit sayılıp sayılamayacağını öğrenmek için Kuran’a başvuralacağını ve oradaki tanımların referans alınabileceğini iddia ediyor olamaz diye düşünüyorum.Laik olduğunu söyleyen hiçbir Cumhuriyet vatandaşı bunu kabul etmeyecektir.O halde ardında kalanlarının “hak” talebinde bulunduğu sehitlik mertebesinin bir hukiki tanımının olması gerekir!Haklara ulaşılacak yolda izlenecek referans Kuran olmayacağına göre başka bir başvuru kaynağı olmalıydı…aradım ama ben de bulmadım.

    Şehitlik Mertebesi: Hukuk sistemimizde kime şehit denileceğine ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır.

    Gazilik Mertebesi: Hukuk sistemimizde kime gazi denileceğine ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır.

    http://forum.memurlar.net/topic.aspx?id=252459

    O halde hangi amaç için öldüklerine bağlı olarak kimin neye göre şehit kabul edildiği bilgisine tanınmış olan “yakın hakları”ndan yola çıkarak ulaşabilir miyiz?Kanunlar kutsal tanımı yaparlar mı?Mesela;kutsal vatan uğruna ölenler şehit kabul edilirler gibi!

    Şehitliğin bir tanımını bulamayınca da şehit yakının şikayet ettiği”hakların” ne olduğuna bakıp şikayetlerinin neler olduğunu anlamaya çalıştım.Belki bu şekilde kimlerin hangi göevde şehit sayıldığını da anlayabilirm diye umdum.
    Evet,maalesef yanılmamışım.Hak tanımı da kişiden kişiye,kurumdan kuruma değişiklik arzettiğinden olsa herkesin eşitçe yararlandığı bir “şehitlik hakkı”söz konusu değil.TSK yada emniyet,terör saldırısı(terör saldırısı olduğu ispatlanmalı*)Ve şehit kabul edilmek bile bir mesele şehit olanın ailesinin acı kaybını telafi etmeye yönelik girişimler de maalesef başka bir meseleye dönüşüyor;rütbe,kıdem hakların elde edilmesinde önem kazanıyor.
    Mesela;

    - Orduevlerinden Yararlanma
    Şehit Subay, Astsubay anne ve babalarına , Garnizon K.lıklarınca TSK İç Hizmet Yönetmeliğinin 664 ncü maddesi gereğince tanınmış kişi addedilerek ordu evlerinden günübirlik istifadelerine imkan sağlanır.
    T.S.K. de görev yaparken şehit olan Yedek Subayların aile fertlerinin talepleri halinde, orduevi günü birlik giriş kartı vermeye yetkili makamlarca yapılacak incelemeyi müteakip uygun görülenlere “ORDU EVLERİ GÜNÜ BİRLİK GİRİŞ KARTI” verilir.
    - Özel Eğitim Merkezlerinden Yararlanma
    (1) Şehit Subay, Astsubay eş ve çocuklarına Özel Eğitim Merkezlerinden faydalanmada (+10) puan verilir.

    http://www.gata.edu.tr/soshizweb2/sehit-6.htm

    Uzm. erbaş,erbaş,yada er yakınları ordu evlerinden yada özel eğitim merkezlerinden eşit şekilde yararlanmıyorlar!Sebep?Ordu evlerinin “şehit” yakınlarına bile kapalı olmasının sebebi “kamu alanı” statüsünde kabul edilmesinden olabilir!
    Birileri daha “şehit” kabul edildiğine göre “şehitlik hakkı”nın da herkese eşit olarak “verileceği” düüşünülemez,dolayısyla bu durumu yukarıda serzenişte bulunan şehit yakını gibi İnsan Hakkı gibi kabul etmek pek mümkün olamıyor.
    Yine şehit yakınlarına tanınan haklardan birinde askerlik hizmetinden muafiyet söz konusu edilmiş;

    - Şehidin Kendisinden Sonraki Kardeşinin Askerlik Muafiyeti
    (1) 1111 sayılı Askerlik Kanununun 10 ncu madde 9 ncu fıkrasına göre şehit personelin kendisinden sonra askerlik sırası gelen ilk erkek kardeşi istekli olmadıkça silah altına alınmaz.

    Ama yazılana değil uygulamaya bakmak gerekiyor.Şöyle ki;

    Kendi isteği ile subaylık, astsubaylık, uzman çavuş ve uzman erbaşlık gibi askerlik mesleğini seçmiş profesyonel asker kişileri “askerlik hizmetini yerine getirmekte olanlar” hükmü içerisinde mütalaa etmeye imkan bulunmadığından; kardeşi olan astsubayın teröristlerle girişilen silahlı bir çatışmada şehit düşmesi, davacının 1111 sayılı Askerlik Kanunu’nun 10/9 uncu maddesi uyarınca askerlik hizmetinden muaf tutulmasını gerektirmez.

    İşte bu da ispatı;

    Davacı vekili, 23 Haziran 1998 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin kardeşi …………………’ün 11.06.1995 tarihinde J.Astsb.Çvş.rütbesi ile görevini ifa ettiği sırada Tunceli-Kutuderesi mevkiinde şehit olduğunu, müvekkilinin 02.08.1996 tarihinde bağlı bulunduğu Konya Ereğli Askerlik Şubesi Başkanlığına müracaat ederek 1111 Sayılı Askerlik Kanunun 10/9 ncu maddesi uyarınca askerlik hizmetinden muaf tutulmak istemesi üzerine durumunun incelenip İlçe İdare Kurulu Kararı ile askerlikten muaf tutulduğunu, daha sonra Askerlik Şubesi Başkanlığınca muafiyet kararının iptal edildiği bildirilerek Yedek Subay adayı olarak askerlik kararı aldırmasının istendiğini, kanunun şehit olan kardeşin subay, astsubay, erbaş veya er olması konusunda bir ayrım yapmadığını, MSB.lığınca yayınlanan emirde ise subay ve astsubay kardeşlerinin bu haktan yararlanamayacağının belirtildiğini, bu durumun Anayasa ve kazanılmış hak kuralına aykırı bulunduğunu belirterek askerlik hizmetinden muaf tutulmama işleminin iptalini dava ve talep etmiştir.

    Dava konusu uyuşmazlıkla ilgili 1111 Sayılı Askerlik Kanununun 10 ncu maddesinin 9 ncu fıkrası; “Bir baba veya dul ananın oğullarından birisi, barışta veya savaşta askerlik hizmetini yerine getirmekte iken ölmüş veya görev sırasında ve kendilerine 5434 Sayılı T.C.Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre malûliyet aylığı bağlanmasını gerektirecek biçimde malûl olmuş veyahut savaşta akıbeti meçhul kalmış veya hakkında gaiplik kararı alınmışsa, ondan sonra gelen ilk oğlu, istekli olmadıkça silah altına alınmaz” hükmünü amirdir.

    Bu amir hükmün incelenmesinden; askerlik hizmetinden muaf tutulmanın askerlik hizmetini yerine getirmekte iken ölme sakatlanma ve gaip olma halleri ile sınırlandırıldığı görüldüğünden yasadaki “askerlik hizmetini yerine getirmekte iken” deyiminden ne anlaşılması gerektiği üzerinde durmak gerekmiştir.
    Anayasanın 72 nci maddesinde vatan hizmetinin her Türk’ün hakkı ve ödevi olduğu, bu hizmetin Silahlı Kuvvetlerde veya kamu kesiminde ne şekilde yerine getirileceği veya getirilmiş sayılacağının kanunla düzenleneceği öngörülmüş, 1111 Sayılı Askerlik Kanununun 1 nci maddesinde ise Türkiye Cumhuriyeti tebaası olan her erkeğin iş bu kanun mucibince askerlik yapmağa mecbur olduğu belirtilmiştir.
    Açıklanan hükümlerden Askerlik Kanununun 10 ncu maddesinin 9 ncu fıkrasındaki “…. askerlik hizmetini yerine getirmekte iken…..” deyiminden kastedilenin T.C.Vatandaşı her erkek için mecburiyet olan askerlik yükümlülüğünü yerine getirenler olduğu anlaşılmaktadır.
    Anılan maddede askerlik mükellefiyetini yerine getirmekte iken vefat eden askerin anne ve babasının desteksiz bırakılmaması, ölenden sonra gelen oğlunun desteğinden yararlanılması amaçlanmıştır. Kendi isteği ile subaylık, astsubaylık, uzman çavuş ve uzman erbaşlık gibi askerlik mesleğini seçmiş profesyonel asker kişileri “askerlik hizmetini yerine getirmekte olanlar” hükmü içerisinde mütalaa etmeye imkan bulunmamaktadır.
    Anayasanın 10 ncu maddesinde belirtilen eşitlikten amaç eylemi değil hukuksal eşitliktir. Hukuki eşitlik, aynı hukuki durum ve konuma sahip kişiler arasındaki eşitliği öngörür.
    Açıklanan nedenlerle; Ciddi görülmeyen Anayasaya aykırılık iddiasının ve Yasal dayanaktan yoksun DAVANIN REDDINE

    Dergi No:13
    Karar Dairesi:AYİM. 2.D.
    Karar Tarihi:09.12.1998
    Karar No: E. 1998/584
    Karar No: K.1998/782

    http://www.msb.gov.tr/ayim/Ayim_karar_detay.asp?IDNO=1418&ctg=000002000004000009

    Bir mahkeme tarafından ciddi görülmeyen bir ölüm ama her vatandaş tarafından gayet ciddiye alınan baskerlik ve şehitlik !

    Rasim beyin yazdıklarından alıntı yapmadan geçemeyeceğim;

    Öte yandan mesele Türk toplumunu,devlet adına ölmeye,öldürmeye ikna etmeye gelince “laik” motivasyonlar tek başlarına yeterli olmuyor…Kendi iç bünyesinde İslami bir unsur olup olmadığı noktasında üst seviyede müteyakkız olan devlet zihniyeti konu buraya gelince aniden İslamileşiyor…

    Rasim bey kesinlikle çok doğru bir noktanın daha altını çizmiş;

    Dindarların ölüm karşısındaki tevekkülünü ve isyansızlığını,şehadet kavramı karşındaki dinsel hislerini istismar eden bir devlet kesinlikle laik bir devlet de değildir… “Bizim toplum,oğlanları şehitlik payesi alınca ses çıkarmaz,bilakis mutlu olur,gerekçesini de sormaz” diye bir bakışa sahip bir devlet doğal olarak insan hayatını hiçe sayar…

    ne demek istediğine çok açık bir örnek;

    Oğlunun şehitliğinin iptal edildiğini öğrendikten sonra eşi Sevim’le birlikte ‘ölü gibi yaşadıklarını’ anlatan Mehmet Başğen, oğlunun şehitliğinin iadesi için dava açmaya karar verdiklerini söyledi. Başğen, gözlerinden sicim gibi yaş süzülürken şunları söyledi:
    “Bizi ayakta tutan oğlumuzun şehit olmasıydı. Bizim tek yaşam kaynağımızdı. Askeri tören yapıldı. Bize şehitlik belgesi, Türk Bayrağı, oğlumun fotoğrafı verildi. Şehit değilse neden tören yapıldı? Oğlumuzun şehitliğinin iptal edilmesi bize ölümden beter geldi. Trafik kazası geçiren, mayına basan şehit oluyor da nöbetteyken kalp krizi geçirip ölen benim oğlum neden şehit olmuyormuş? Biz bugüne kadar şehitlik gururuyla yaşadık. ‘Vatan sağ olsun’ dedik. Oğlumun şehitliğinin iade edilmesini istiyorum.”

    Şehitlik gururunun ellerinden alınmasıyla yıkıldıklarını söyleyen 42 yaşındaki anne Sevim Başğen ise “Tek tesellimiz yavrumuzun şehit olmasıydı. ‘Vatan yolunda şehit verdik’ diye teselli oluyorduk” dedi.
    http://www.ensonhaber.com/Ic-Haber/136243/Sehitligi-iptal-edildi.html

    Pek çok yerde yazıldığını ve pek çok kez seslendirildiğini duyduğumuz bir cümle vardır; Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, Vatan eğer uğrunda ölen varsa vatandır …

    İslami dininin kitabı olan Kuran’da ise ne diyordu?Allah ve peygambere iman etmiş,Allah yolunda ölenler…

    Ateistler acaba şehitlik meselesine ve dolayısı ile “şehitlik” haklarından yaralanan ailelerine ne diyeceğiz?
    Peygamber ocağı olarak kabul edilen ve kendilerine Mehmetler denilen bu askerlerin hepsi İslam dini inananı mı?Ölenlerin sadece Müslüman olanları mı “şehit” olarak kabul ediliyor?Diğer din inananları sehit değiller mi?Şehit tanımı Kuran’da yer aldığına göre!Onlar bu “vatan” için ölemezler ve şehit kabul edilemezler mi?Onların kanı bayrağın kırmızı rengini değiştirir mi?

    Dolayısıyla neredeyse kurulduğu günden beri bir takım siyasi aktörleri “din sömürüsü” yapmakla, “dini siyasete alet etmek”le, “kutsal din duygularını istismar etmek”le suçlayan,yeri geldiğinde bu suçları işlemekten ötürü insanları içeri tıkan,bu tip siyasi partileri defalarca kapatan Türk devlet zihniyeti en büyük din istismarını ve sömürüsünü kendisi yapıyor…Bu devlet kendi siyasi amaçları uğruna İslami kavramları defalarca istismar etmiş,insanların kutsal saydığı dini duyguları defalarca kendi siyasetine alet etmiş bir devlet…

    Evet ortada koskoca bir sömürü var ve açıkça da din üzerinden yapılan bir sömürü.Bu “haksızlık” bu vatanı benimsemiş İslam dini inananlarının hepsini incitebilecek bir sömürü!

    Elbette günümüz dünyasında her ülke kendi savunmasını temin amaçlı silahlı birlikler kurar.Bu uğurda ölenler de o ülke için en üst düzeyde bir değer taşır.Tabii gerçekten güvenlik ve savunma amaçlı olursa bu ölümler bir değer taşır…Öte yandan gerçek anlamda laik bir devlete yakışan davranış bu kavramları da laikleştirmek,din duygularını istismar etmemektir…

    Kesinlikle!

    *Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), Şırnak’ın İdil İlçesi’nde geçen yıl devriye görevi sırasında teröristlerce açılan ateş sonucu şehit düşen polis memurlarını, öldürenler yakalanmadan ve davaları sonuçlanmadan ailelerine maaş ödenemeyeceğini açıkladı.

    SGK’dan yapılan açıklamada, basında, polis memurları Mehmet Yardımcı ve Sait Bal’ın uğradıkları silahlı saldırı sonucu hayatlarını kaybettikleri, polis memurlarının şehit sayılmamalarına Emekli Sandığı’nın karar verdiği, polislerin ailelerine gerekli yardımın yapılmadığı yönünde haberlerin yer aldığı hatırlatıldı.

    Açıklamada, Emniyet Genel Müdürlüğü’nün söz konusu kişilerin şehit edildikleri gerekçesiyle, 17 Ağustos 2006 tarihinde, vazife malullüğü isteğinde bulunduğu kaydedildi.

    Acıklamada, polislerin, ölümüne veya malul kalmalarına neden olan olayın 3713 sayılı kanun kapsamına girip girmediğiyle ilgili olarak, bu kişilerin ölümlerinin veya malul kalmalarının terör eylemi sonucu olup olmadığı konusunun açıklığa kavuşturulabilmesi için, 5190 sayılı kanun ile yetkili savcılık iddianamesinin veya mahkeme kararının olması gerektiği vurgulandı.

    Açıklamada, bu kapsamda Emniyet Genel Müdürlüğü’nden 6 Temmuz 2006 tarihinde savcılık iddianamesi veya mahkeme kararı istenildiği kaydedildi.

    SGK’nun, Sait Bal’ın eşinin aylık ve sağlık harcamaları yönüyle mağdur olmaması için 29 Ağustos 2006 tarihinde iştirakçi ölüm aylığı bağlandığı belirtilen açıklamada, Mehmet Yardımcı’nın babasının muhtaç olup olmadığının, 7 Kasım 2006 tarihli yazıyla İskenderun İlçe İdare Kurulu Başkanlığı’ndan sorulduğu ve cevaba göre, yetim aylığı bağlanabileceği ifade edildi.

    Şehit polislerin ölümünden sorumlu olan şüphelilerin halen yakalanamadığına işaret edilen açıklamada, bu nedenle de söz konusu şüpheliler hakkında kamu davası açılamadığı ve soruşturmanın devam ettiği kaydedildi. Açıklamada, saldırıyla ilgili olarak SGK’ya savcılık iddianamesi veya mahkeme kararı ulaşmadığı anlatıldı. Açıklamada, “Bu nedenle, ölümün 3713 sayılı kanunun 1′inci maddesinde tanımı yapılan terör eylemi sonucu olup olmadığı Kurumumuzca değerlendirilememektedir” denildi.
    http://www.frmtr.com/genel/887217-sehit-maasi-icin-mahkeme-karari.html

    Yukarıda taner isimli orumcu “kimin” şehit edildiğine karar verememiş ama devletin bu konuda kararı belli;

    ABD’nin İstinye’deki İstanbul Başkonsolosluğu önündeki silahlı saldırı sonucunda şehit olan trafik polisi Mehmet Önder Saçmalıoğlu’nun ‘şehit sayılmadığı’ ileri sürüldü
    http://www.haber10.com/haber/130013/

    Tüm şehitlerimizin kanuni mirasçılarına, 2330 sayılı Nakdi Tazminat Kanunu ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununa istinaden şehit sayıldıklarından Emniyet Genel Müdürlüğü ve Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından her türlü yasal tazminatları ödenecek ve şehitlerimizin kanuni mirasçılarına maaş bağlanacaktır.”
    http://www.haber5.com/haber.php?haber_id=323112

    Ailelerine tanınan haklara bakarak kimlerin şehit olduğunu anlamak da mümkün tabii.

    !980 lerden beri terörle mücadele söz konusu ve bu mücadelede ölen pekçok insan olmasına rağmen 2001 senesinde aşağıdaki gibi bir tasarının söz konusu edilmesi insana “ya daha öncekiler?” ve hakları ne olacak diye düşünmekten alıkoyamıyor.Gazeteler Tuzlada ölenlerin haklarını ayyuka çıkarırken neden şehit haklarını dillerine dolamaz ve sadece “şu kadar şehit verdik” diye manşet atarlar anlamak o kadar da zor olmasa gerek!

    Şehitlerin dul ve yetimleriyle malullere ek haklar getiren tasarı, Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nda benimsendi. Tasarıyla getirilen düzenleme, teröre karşı mücadelede şehit düşenlerin ailelerini, malulleri, MİT mensuplarını, uçuş, dalış ve atlayış hizmetlerinde şehit olanları, kaçakçılığın men, takip ve tahkiki ile ilgili görevler sırasında hastalanan, yaralanan ve sakat kalanları kapsıyor. Tasarı, terörle mücadelede şehit düşenlerin dul ve yetimlerinin yanı sıra malullere ve bunların ölümü halinde de dul ve yetimlerine bağlanan aylıkların, görevde bulunan emsalleri gibi her yıl kademe ilerlemesi, her üç yılda bir derece yükselmesi yapılacak şekilde artırılmasını öngörüyor.18.ocak.2001
    http://www.aksam.com.tr/arsiv/aksam/2001/01/18/yasam/yasam13.html

    çocuklarından birini şehit veren diğerini de veririm diyen ailenin acaba küçük oğlu istemediğinde askere gitmeme hakkına sahip olduğunu biliyor mu?

  21. Yazan:aLaaDDiN YüCe Tarih: Ağu 30, 2008 | Reply

    Arkadaşlar ben burada yazdıklarım bütün yazıları samimi bir şekilde sadece gerçekler bilinsin diye yazzıyorum. ve sizi aynı şekilde yönlendiriyorum.

    yazık insanlarımıza yeterince kandırıldılar. insanlarımızı araştırma sevk etmeliyiz.
    yoksa herkes kendi bilidği ile kendini doğru zanneder.

    Vatan kutsaldır diye ben hiç bir hadisi şerif okuyamadım. ve de özellikle sordum.

    vatan eğer bu insanların tanımına göre doğru kaidesine büründürürseniz o zaman amerika vatanınıda kutsal saymanız lazım.
    çünkü amerika devletide aynı şekilde türkiye cumhuriyeti gibi demokrasi ile yönetiliyor.

    vatan ancak şu şekilde kutsal olabilir.

    şeriat ile yönetim anayasa kur’an - Kelimei tevhid bayrağı ve amentünün esaslarına dayalı bir sistem ile yönetilen bütün vatanlar müslümanların ana vatanıdır. eğer amerikada o esasları kabul ederse orada islam devleti olur.

    ama şu an dünyada öyle bir vatan olmadığı için de vatan kutsaldır kelimesini bu sistemde doğru göstermek ve de insanları yanlış yolda şehittir gibi göstermek çok yanlış olur. ve de büyük bir sorumluluk ister. ahirette biliosunuz ki insanların hepsi birbirlerinden hak talep edecek. ve o beni şu beni yanlış yola gönderdi diye nice misaller mevcuttur.

    evet dini maddeye yönelik olan bütün sistemlerde paralı askerlik veya şehitlik maaşı veya şehitlik tazminatı gibi seçenekler mevcuttur. ama bu demek değildir ki islam vatanı uğruna ALLAH’ın dinini hakim kılmak için mücadele ediolar.
    arkadaşın yukarda ayetlerle belirttiği gibi ALLAH yolunda ALLAH’ın dinini yeryüzüne hakim kılmak için savaşanlar ancak şehit mertebesine yükselebilirler.

    size ebu hanzalanın derslerinide öneriyorum. günümüzde ki insanların yanlışları peygamber efendimizi zamanındakiler ile kıyas yaparak açıklamış.

    http://www.delikanforum.net/dini-bilgi-ve-egitim/78051-islami-sohbetler-mp3-formatinda-ebu-hanzala.html

    http://www.google.com.tr/search?hl=tr&sa=X&oi=spell&resnum=0&ct=result&cd=1&q=ebu+hanzala+n%C4%B1n+sohbetleri&spell=1

    ve de kitap ve sitede önermiştim.
    Abudallah Palevinin “İstismar Edilen Kavramlar” diye kitabına bakarsanız bir çok kavram hakkında delilleri ile bilgi sahibi olabilirsiniz!

    örnek: Vatan, Şehitlik, Rab, İlah, Tağut. vs bir çok kavram mevcuttur.

    veya: http://www.ayetler.com
    http://www.tevhidyolcusu.com dan da bakılabilir
    bir ara güzel bir fırsat bulursam yani o kadar zamanım olursa şehitlik kavramını detayları ile buraya yazabilirim.

    ama şehitlik kavramının yanında vatan kavramını ve bir çok kavramıda bilmeniz şarttır!

    Sağlıcakla

  22. Yazan:aLaaDDiN YüCe Tarih: Ağu 30, 2008 | Reply

    Sayın Taner

    aLaaDDiN YüCe arkadaşa bu soruyu samimi olarak soruyorum hakikaten burada ölenlerin hangisi şehit polislerin olmadığı kesin yani sizin görüşünüze göre peki konsolosluğa allah adına saldıran ve masum insanların canına kastedenler islamcı(haberlere göre tabi) grup mu?

    hakkaten çok ilginç bi durum bende cevap veremiyorum.

    —————————-

    masum insanlar derken kimler mesela.eğer
    ve olayda vurulan diğer gruptan kişilere de gelince onların itikatı hakkında bilgim olmadığı için birşey diyemem.

  23. Yazan:basak Tarih: Eki 4, 2008 | Reply

    ben bugunku olen anne kuzularindan yani 15 kisiyle ilgili goruslerimi paylasmak icin yaziyorum.
    ne yazikki bu konuda hukumetin hic bir kurulusuna yazi kabul etmiyorlar ben sehit kelimesine cok kiziyorum bu devletin yapmis oldugu ayibi kapatmak icin cok guzel bir yalan olarak kabul ediyorum sehit kelimesini,
    acaba evlatlarini kaybeden anne ve babalar tayip erdogana sordularmi? oglu neden curuk raporu alarak askere gitmiyor bence tayibin oglu butun askerlerden daha saglamdir.
    bence turk halki bunu sormali,bu gune kadar gereken yapilacak diye soyleniyor ne yazikki yapilmadi ve yapilmayacak bence bir ulusla savastiginizda sehit verirsiniz, yanlis insanlarin yapmis oldugu siyasetin ugruna verilen canlar sehit olarak kabul etmekten ve kendinizi avutmaktan vaz gecin,saygilarimla
    not:siz nasilsaniz oyle yonetilirsiniz,

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşleri Derin Düşünce Grubu üyelerinin benimsediği anlamına gelmez.

Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı yaratmak için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatmanızı istirham ederiz.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin