RSS Feed for This Post

Ahmaklık Evrensel mi?

2685721.jpg 

Fethi Sipahi Tan
İzlenimler.net 
 

Eskiden beri Yunanlılar ile Türklerin birbirine çok benzediğini söyleyenler vardır, ben de onlara iştirak ederim. Tek farkımız onlar darbecilerini idam cezasına çarptırıp demokrasiye geçmişken biz darbe geleneğini sürdürmüşüzdür. 2007 yılındaki darbe ihtimalimiz de son araştırmalara göre “Fifty-fifty” olarak görünüyormuş. Bu mesele dışında Yunanistan ile aramızda bir fark yoktur. Bunda mübadele, yakın zamana kadar içiçe yaşama gibi faktörlere ilaveten her iki ülkede de iç politikada prim yapmak için Rum ve Türk meselelerinin abartılıp kullanılması etkilidir.

Bizim kitaplarımızda Yunan işgalcileri ve yerli Rumların nasıl hamile kadınların karnını deştiği anlatılırken, onların kitaplarında da barbar Türklerin nasıl hamile kadınların karnını deştiği anlatılır. Bir taraf uyduruk bir kayalığa yelkenli gemiyle çıkarma yapar, diğeri de mukabele olarak kayalıklara bir davar sürüsü yollar, iki ülke halkları “Ege’de müthiş oyun” laflarıyla pohpohlanır. Baklava, döner, rakı, turşu, yoğurt, leblebi üzerinden “sizin değil bizim” atışması yapılır. “Dangalaklığın alemi yok, siz zaten aynı kültürün insanısınız” diyen çıkmaz, Sinan Aygün bir tepsi Ay-yıldızlı baklavayla şov yapar. Herneyse, mesele yakın tarih ve Türk-Yunan ilişkileri değil, uzatmayalım. Bu konuya nerden girdik derseniz, hani meşhur bir olay vardı, İngiltere’de ünlülerin balmumu heykelleri olan bir müze varmış, bizde de olay olmuştu, Atatürk’ün heykeli benzemiyor filan denmişti. Detaylar bu linkte var, oradan hatırlarsınız. İşte Yunanistan’da da bu konuda bir gelişme yaşanmış. Artık haber ne kadar doğruysa, Hürriyet şöyle vermiş:

Yunan Turizm Bakanlığı, Venizelos’un yanı sıra eski başbakanlar Konstantinos Karamanlis ile Andreas Papandreu’nun mumya heykellerinin yapılması ve Madame Tassauds Müzesi’nde 6 ay sergilenmesi için 200 bin Euro harcadı. Söz konusu üç heykelin Londra’daki bu müzede sergilenmesi ile ilgili düzenlenen törene bizzat Başbakan Kostas Karamanlis ve Dışişleri Bakanı Dora Bakoyani katıldı. Müze yetkilileri Venizolos’un heykelini Atatürk heykelinin arkasına yerleştirdiler. Bu durum Yunan basınının dikkatinden kaçmadı.

Hafta sonları tirajlarında 1 numaraya yükselen To Thema Gazetesi bu durumu “Venizelos, Kemal’in gölgesinde” başlığı ile gündeme gitirdi. “Venizelos müzede Atatürk’ün sırtını görüyor. Müzeyi ziyaret edenler Atatürk’ü görüyor, Venizelos arkada durduğundan dikkatleri çekmiyor” diyen gazete, ziyaretçilerden sadece Yunanlıların Venizelos’un heykeline ilgi gösterdiklerini yazdı.

HESAP SORUN

Madame Tussaud Müzesi yetkililerinden Venizelos heykelinin neden Atatürk heykelinin arkasına yerleştirdikleri için hesap sorulmasını isteyen To Thema Gazetesi “Türklerin müze yetkililerine ödedikleri para, bizim ödediğimizden daha itibar gördü” yorumunu yaptı. Müzede eski başbakan ve cumhurbaşkanlarından Karamanlis’in heykeli Gerhard Schröder ile Vladimir Putin’in arasında, eski başbakanlardan Andreas Papandreu’nun heykeli de Yaser Arafat heykelinin yanında duruyor.

Enteresan değil mi? Çok yoruma gerek yok, şu soruyla yazıyı bitireyim: Yunan To Thema gazetesinin muhtemel Türkiye muadili aşağıdakilerden hangisidir?

a) Hürriyet b) Pas-Fotomaç c) Referans d) Resmi Gazete e) Duvar Gazetesi

Doğru cevabı ilk gönderecek talihliler arasından yapacağım çekilişle kazanana ileride param olursa Madam bilmemne müzasine bedava giriş bileti, bir kilo baklava ve Meral Tamer posteri vereceğim.

(İlgili linkler: Baklava Meselesi, Müzede Tören, Atatürk ve Venizelos)

 

Tarih şaşırmaktır

Evet… Tarih şaşırmaktır. Atatürk’e şaşırmak, Kürtlere şaşırmak, Lozan’a şaşırmaktır. Geçmişe hayret edip bugüne eleştirel bakabilmek, yarını hazırlamaktır Tarih. Geçmişe değil geleceğe dönüktür amacı. Özetle siyasî bir propaganda aygıtı değildir. Gaz vermek, “Asker millet” üretmek, atalarımızla gurur duymak için tarih araştırılmaz. Eğer resmî tarihin beyin yıkamasından bıktıysanız bu kitap ilginizi çekecektir… Buradan indirebilirsiniz. 

 

Kitap okumak… Jean Paul Sartre, Nazan Bekiroğlu, Toshihiko Izutsu, Henri Bergson, Mustafa Kutlu, Dostoyevski, Elif Şafak, Clausewitz, Sadık Yalsızuçanlar, Alber Camus ile sohbet etmek… Suyun resmine bakmakla yetinmeyen, su içmek isteyenler için var kitaplar. Mesnevî var, El-Munkızü Min-ad-dalâl, Kitab Keşf al Mânâ, Er-Risâletü’t-tevhîd var.  Elinizdeki bu kitap Derin Düşünce yazarlarının seçtiği kitapların tanıtımlarını içeriyor. Bizdeki yansımalarını, eserlerin ve yazarların bıraktığı izleri. Farklı konularda 44 kitap, 170 sayfa. Zaman’a ayıracak vakti olanlar için… Buradan indirebilirsiniz.

 

Kendi ülkesini işgal eden ordu

Hiç bir yeri işgal edemeyen ordular kendi ülkelerini işgal ederler. Çünkü bir ordunun ayakta durması için insan emeği ve maddî destek gereklidir. Beceriksiz ordular disiplinsiz olduklarından YABANCI DÜŞMAN ile savaşamazlar. Kolayca yenebilecekleri İÇ DÜŞMANLAR uydururlar ve bu bahane ile kendi ülkelerini işgal ederler. Başbakan asarlar. Milletvekillerini hapse atarlar. Korumakla yükümlü oldukları halkı işkenceler altında inletirler.  İşgalciler kimseye hesap vermezler. Halkın isyan etmesine engel olmak için “etrafımız düşmanla çevrili” diyerek  KORKU PROPAGANDASI yaparlar. Eleştirilerden uzak kalmak için farklı inançlardan ve kültürlerden olan insanların birbirine düşman olması da bu eşkiyaların işine gelir. Bu sebeple terörü destekleyebilir hatta teröristlere silah ve para yardımında bulunabilirler. Okuyacağınız kitap kendi ülkesini işgal etmiş bir ordunun kısa tarihidir. Buradan indirebilirsiniz.

 Gazetecilik Neden Dibe Vurdu?

Gazeteciler bizi bilgilendiriyor mu yoksa aldatıyor mu?  Gazetecilik galiba dürüstçe yapılmasına imkân olmayan bir meslek. Çünkü birbirine zıt işlerin aynı anda icra edilmeleri gerekiyor: Habercilik, savcılık, komiklik, amigoluk…  Gazeteci kendisine bilgi verebilecek herkesle iyi geçinmek için biraz politik davranmak daha doğrusu yalan söylemek zorunda. Ama aynı zamanda ondan gözü kara bir savcı gibi olayların üzerine gitmesi, iyi bir hâkim gibi dürüst olması da bekleniyor. Bir bilim adamı gibi konuları derinlemesine irdelemesi ama sıkıcı olmadan toplumun her kesimini eğlendirebilmesi… Gazetecilerden halkı aydınlatmaları isteniyor ama aynı zamanda da halka benzemeleri. Yoksa gazeteleri satılmıyor, TV kanalları izlenmiyor. Bu koşullarda “gazeteci gibi” gazetecilik yapılabilir mi? Derin Düşünce yazarları sorguluyor…

Buradan indirebilirsiniz.

 Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”

Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde Yobaz Laiklik Meselesini barındıran konuları ele alıyor.Buradan indirebilirsiniz.

Trackback URL

  1. 10 Yorum

  2. Yazan:Akif Uğur Tarih: Şub 24, 2007 | Reply

    Bu site de daha önce yayınlanmamış yazıların olduğu bir derindüşünce.org un daha faideli olacağı inancındayım.

    —-

    EDİTÖR’ÜN NOTU:   

    Akif Bey,

    Yazarlarımız tamamen bağımsız ve yazılar konusunda belli bir sınırlamamız yok. Ama şu ana kadar yayınlanan 19 yazıdan sadace 2 tanesi daha önce  yayınlanmış yazılardan oluşuyor, dolayısı ile Derin Düşünce yazarlarının çok büyük çoğunluğu burası için özgün yazı yazıyor. Size hak vermekle birlikte yazarlarımızın kendi yoğunluklarını da göz önüne almak gerektiğini düşünüyoruz.

    Saygılar.

  3. Yazan:Arzu Tarih: Şub 24, 2007 | Reply

    Çok keyifli ve düşündürücü bir yazı. Ellerinize sağlık.
    Tahmin hakkımı kullanmıyorum:)

  4. Yazan:ridvan Tarih: Şub 24, 2007 | Reply

    yazınızı düşünerek okudum ve keyif aldım. bizleri o yunan gazetesiyle kıyaslamasanız. cevaplarda hiçbiride olmalıydı.

  5. Yazan:Suat Öztürk Tarih: Şub 24, 2007 | Reply

    Cevap a) Hürriyet.

    Rıdvan bey,

    Neden öyle diyorsunuz, hiç Hürriyet gazetsi okumuyor musunuz?

    Saygılar.

  6. Yazan:ridvan Tarih: Şub 24, 2007 | Reply

    suat bey, özür dilerim ben gerçekten o gazeteleri okumuyordum. siz okuyup karar verebimişsiniz. haklı olabilirsiniz.

  7. Yazan:Suat Öztürk Tarih: Şub 24, 2007 | Reply

    Rıdvan Bey,

    Est, sizi temin ederim Hürrriyet’in fazlası vardır eksiği yoktur..

    Selamlar.

  8. Yazan:Öncü Nesil Tarih: Şub 24, 2007 | Reply

    Gelecek için fikirleriniz mi var?

    http://www.aliseriati.com/izle.php?id=34

  9. Yazan:Ecenaze Tarih: Şub 24, 2007 | Reply

    *Yunanistan ın tüm dış politikası ve savunma politikası Türkiye üzerine kuruludur..
    Biz olmasak onları birbirine kenetleyecek pek birşey kalmaz..

    *Sorunun cevabı ise Zürriyet gastesi:)
    1 kg baklava dışındaki ödülleri Suat Ağabey e bırakıyorum:)

    sayg.

  10. Yazan:mr^sair Tarih: Şub 24, 2007 | Reply

    “Bizim kitaplarımızda Yunan işgalcileri ve yerli Rumların nasıl hamile kadınların karnını deştiği anlatılırken, onların kitaplarında da barbar Türklerin nasıl hamile kadınların karnını deştiği anlatılır.”

    Kasd edilen, ders kitaplarımız ise; böyle bir ibareye rastlayamazsınız. Tıpkı; “Sarı Selim ‘in hamam da cariye kovalarken ayağı kayıp, hamam kurnasına kafasını vurması neticesi öldüğünü ” rivayet eden tarih hocalarımızın yaptıgı gibi; kitaplarda yer almamasına ragmen, Maarif Vekâletinin kurulum kodları arasında yer alan ideolojik çimdiklemelerden ibarettir.

    Ders kitaplarında, Yunan düşmanlıgını tetikleyen herhangi bir konu baslıgı veya paragraf bulmanız zordur. Keza; Ermeni Tehciri ve katliamları ile ilgili bir ifadeye de rastlayamazsınız. Ögrencilerimizin, Etnografya Müzesi yerine; Ankara’nın, İstanbul’un göbeginde acılmıs Ermeni Katliamları (gerek Dogu-Güney Dogu Anadolu gerek Hocalı Köyü gibi Azeri katliamları) anıtlarına götürüldügünü gördügümüzde: Aynı iklimin, benzer mutfagın, sır sırta hânelerin mevcûdu insanlar içinden; kapı komşusuyla birlikte tüm mahallelisini, köyün camisine doldurup çoluk çocuk ateşe verenlerin nasıl olup da çıktıgını anlamaya calısırız. O vakit, aralarında; rakı, leblebi, musakka, sarı gelin vs.. türünden ayrılıklar mı; yoksa, tarihin ve vicdanların unutmayacagı, ayrılıkların mı oldugunu konusuruz.

    Hulasa; “ahmak” lıgın sebeblerini denklestirmeye calısırken basvurdugunuz argümanlar; aralarında paralellik arzetmeyen konular hâsıl oldugunda da gerek güclü medyanın ekranlarına, gerek kulaklarını dedikoduya açmış, müzakere ve münazaradan yoksun köşe yazarlarının satırlarına yansımaktadır.

    Son olarak, bir cok fikir gazetesini okurum. Ben gazete degil, âkil ve tutarlı köşe yazarı ayırt etmekten yanayım. Degil ise, bir gazetenin artılarını anlatmaya koyulup, bunlar ile talebi artırmayı beklemek, dahası bunun için pişman olmayacaklarına dâir teminat vermek yanlıştır diye düşünüyorum.

    Yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum.
    Bu arada… sâir den merhaba.

  11. Yazan:M. İkbal Tarih: Şub 24, 2007 | Reply

    Arkadaşlar hurriyet gazetesine karsı bu kadar tavır almayalım,
    uluslararası tanınan, Turkiye’nin iç ve dıs politikasını belirleyen, gucu evrensel boyutlara ulasmıs yazarları bunyesinde bulunduran bir gazeteye sahip olduğumuz icin gurur duymalıyız.

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahipleri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşlere katıldığımız anlamına gelmez.

Hakaret içerse dahi bütün yorumlar birer fikir eseridir. Ama bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatın yine de.

Not: Sitenin ismini dert etmeyin, “derinlik” üzerine bayağı bir geyik yaptık, henüz söylenmemiş bir şey bulmanız oldukça zor :)

Editörle takışmayın, o da bir anne-babanın evlâdıdır, sabrının sınırı vardır. Siz haklı bile olsanız alttan alın, efendilik sizde kalsın.

Sitenin iç işleriyle ilgili yorum yapmayın, aklınıza takılan soruları iletişim kutusundan sorun, kol kırılsın, yen içinde kalsın.

Kendi nezaketinizi bize endekslemeyin, bizden daha nazik olarak bizi utandırın. Yanlış ve eksik şeylerden şikayet etmek yerine bilgi ve yeni bakış açısı sunarak tamamlayın, düzeltin, tevazu ile öğretin bize bildiklerinizi.

Bu kurallara başkasının uyup uymamasına aldırmayın, siz uyun. Bütün yorumları hızla onaylanan EN KIDEMLİ YORUMCULAR arasındaki nizamî yerinizi alın.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin