Main Content RSS FeedÖnceki Yazılar

Ölürsem beni köyümün yağmurlarında yıkasınlar! (*) »

cay-simit1.jpgParis’in çok da güzide olmayan semtlerinden birinde, Radio SoleilGüneş radyosu (FM 88.6) stüdyolarından içeri ilk adım atışımızdı. Her dilden yayın yapan bu radyonun Türkçeye ayrılmış saatlerinde gönüllü sunuculuk yapacaktık. O gün bir de yenilik vardı. Ilk defa dinleyicilerimiz bizi arayabilecekler biz de onların istedikleri parçaları çalacaktık. Read the rest

İmamlar Greve Giderse »

Günlerdir evlerde, iş yerlerinde, internet sayfalarında seçimden başka şey konuşulmaz, tartışılmaz olmuştu, derken, pek fazla kimsenin dikkatini çekmeyen, açıkçası dinlerken de hafiften tebessüm ettiren, sonrasında ise derin derin düşündüren, bir haber çıktı ortaya..

Sözkonusu tv haberi ,İmamların mevcut koşullarının iyileştirilmesi adına, hükümete sundukları taleple alakalıydı .. Ve eğer talepleri yerine getirilmezse, son çare olarak, “namazı yavaş kıldırma eylemi” yoluna gidebileceklerini söylüyorlardı. Read the rest

Yeni Dönem ve Meclisteki DTP »

Seçim sonrası mecliste oluşan tabloyla ilgili kim niye kazandı, kim niye kaybetti analizleri yerine, yeni dönemde önümüzü görmek, yeni döneme ilişkin fikirler ve yorumlar öne sürmenin ülke adına daha olumlu olacağı kanaatindeyim.

Zaten hazin bir sonla biten Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden beri AK Parti’nin niçin patlama yapacağı, DP’nin barajın dibinde kalacağı, CHP’nin umduğunu bulamayacağını ve MHP’nin ite kakıla meclise gireceği analizleri yeterince yapıldı.

Read the rest

Savaş Boyalarınızı Çıkarın!.. Şimdi Seçim Boyası Zamanı… »

Mr.Sâir

Sandığın bir kerametini görmüş olduk. Bunu, seçim öncesinde mevcut hükümeti: “laik-anti laik” kutuplaşması doğurmak ve en kritik meselelerde uzlaşma aramamak ile eleştiren pek çok toplum mühendisinin sakladıklarının ortaya saçılmasında gösterdi. Birçoğunuz buna şaşırılmaması gerektiğini düşünebilir. Halen merak ve taaccüp melekemi yitirmemişken, bırakın da savaş boyalarını seçim boyası ile kapatabileceklerini düşünen zümreyi ifşa edeyim. Zaten siz biliyorsunuz onları…

Dilerseniz uzatmadan 22 Temmuz akşamında şahit olduğum birkaç örnek ile söze başlayayım. Read the rest

Bilseydik, tatili yarıda kesmezdik* »

Seçim süreci boyunca ve sonrasında, gazete ve televizyonlara yansıyanlara bakarsak, en çok kullanılan kelime yarışmasında 1. lik “seçim” kelimesinin ise, 2. lik büyük ihtimalle “tatil” kelimesinindir. Özellikle de belli bir kesimin söylemleri dikkate alınırsa. CHP’ye oy vereceğini söyleyen birçok kişi, seçim öncesinde umutlu ve sevinçli olarak, “Tatilimizden feragat edeceğiz, tatili yarıda keseceğiz, oyumuzu kullanacağız” diyordu. Bazen “oyumuzu kullanacağız” cümlesinin önüne “cumhuriyet için“, “ülkemiz için” benzeri açıklayıcı sebepler de ekleniyordu. Read the rest

Herkesin Var Bir Planı Amma… »

Uzun bir zamandır vakit bulup da ne gündemi ne de başından kalkmadığımız neti takip edebildik. Nihayet sizlere kavuştuk. Bunları belirtmemin sebebi bu ayrılıktan ötürü bir özür ve yazımda göz önünde bulunduracağım üslubuma bir giriş ki o da şu; siyasetten bir müddet uzak kalınca renkli gözlüklerimi çıkartıp çıplak gözle bakabilme imkânı buldum. Yazıda da bu objektif yaklaşımı korumayı tercih edeceğim. Korumamız gereken duruşumuzu, seçim sonuçlarıyla analiz edelim.

Siyaset bir iktidar mücadelesidir. Çatışmacı da olur uzlaşmacı da. Herkes kendi çerçevesindeki doğru için kavga verir, iktidarı kendi görüşünün doldurmasını ister. Seçim sonuçlarına baktığımızda milletin değerlerine sahip çıktığını, tarih boyunca içinde barındırdığı potansiyeli fırsatını bulduğunda ortaya çıkardığını gördük. Read the rest

Mağlup elitler ve mesrur lümpen gazeteciler »

Türkiye’de 22 Temmuz seçim sonuçlarının açıklandığı gün ve sonrasında pek çok gazetecinin, erken seçim kararından bu yana takındığı tavrın ne kadar yanlış olduğunu itiraf eden haberlerle çalkalanıyor basın dünyası. 22 Temmuz seçimlerinin ardından “kazanan AKP” ve “kaybeden CHP”, genel konuşmalar ve değerlendirmeler içinde iki ana aktör olarak gündemlerini korusalar ve korumaya devam edecek olsalar da bilinen şu ki bu seçimin tek kaybedeni CHP olmadı. Aslında bir kazanan-kaybeden diliyle konuşmanın rahatsız edici yönünün gerçekliğine vurgu yapmak gerek. Seçim kampanyaları boyunca kutuplaştırma gayretleri ve bölücü söylemler olmasa idi, şimdi bu dille konuşmuyor olabilirdik. Konuya dönecek olursak, bu seçimde mağlup olan elitler kadar mesrur olan lümpen gazetecilerden de bahsetmek gerek. Read the rest

Ve Halk Konuştu.. »

 

Dün Türk demokrasisi için çok önemli bir gündü.

Halkımız 4.5 yıldır iktidarda olan AK Parti’ye büyük bir teveccüh gösterek ezici bir çoğunlukla yeniden iktidara taşıdı.

Bu ne anlama geliyor?

Herşeyden önce bu sonuçlarla halkımız siyasetin doğal mecrasında akması gerektiğini, herhangi bir müdahale istemediğini, toplum mühendislerinin çeşitli projeleriyle topluma dayatımlar yapılmasına ve hukukun eğilip bükelerek oligarşik yapılanmanın ömrünün uzatılmasına öfkeli olduğunu açıkça göstermiş oldu.

Sonuçlar sivil muhtıra olarak adlandırabilirse de yalnızca son üç ayda yaşananlara tepki değil ortaya çıkan bu tablo.

Bunların yanında ekonomik ve siyasi istikrarın devamı isteği de bu seçim sonuçlarında çok önemli bir rol oynadı. TBMM’deki temsil oranı da çok yüksek oldu, bu da temsilde adalet ilkesi ve toplumsal barış açısından son derece sevindirici. Kürt kökenli milletvekillerinin de TBMM’ye girmesi bazı sorunlarımızı demokratik temsil ile çözebilmemize ilişkin umutlarımızı güçlendiriyor.

Demokrasimizin daha da ileri noktalara gitmesi için çok çalışmamız gerektiğine inanıyor ve Derin Düşünce Grubu olarak bu sonuçların ülkemiz için hayırlara vesile olmasını diliyoruz.

 

 Derin Düşünce nedir?

Sitemizde siyasetten tarihe, kadın haklarından felsefeye, sanattan bilime kadar bir çok konudan bahsediyoruz. Ama zaman zaman da kendimizden söz ediyoruz. Derin Düşünce nedir?  Sitenin geçmişi, geleceği, ortak projeler, yazar olmak isteyenlere öneriler, okunma istatistikleri… Derin Düşünce’nin bir kimliği, tarihi ve kendine has “yaşam” tarzı var. Eğer aramıza yeni katıldıysanız bu kitap “yöre halkına” kaynaşmanızı kolaylaştıracaktır :)

 Liberalizmin Kara Kitabı

Liberalizm asırlardır bir çok aşamalardan geçmiş, tarihi olaylarla kendisini imtihan etmiş bir düşünce geleneği. Değişmiş yanları var ama sabitleri de var. Bu sabitlerin içinde liberalizmin tehlikeli yönleri hatta YIKICI UNSURLARI da var. Bunları ortaya çıkarmak için “doğru” soruları sormak ve liberal perspektifte kalarak yanıt aramak gerekiyor… Büyük bir kısmı bu gelenekten olan düşünürlerin fikirlerinden istifade ederek liberalizmin kusurlarını ele alıyoruz bu kara kitapta: Adam Smith, Mandeville, John Stuart Mill, Hayek, Friedman, Röpke, Immanuel Kant, Alexis de Tocqville, John Rawls, Popper, Berlin, Mises, Rothbard ve Türkiye’de Mustafa Akyol, Atilla Yayla, Mustafa Erdoğan… Liberallere, liberalimsilere ve anti-liberallere duyurulur. Buradan indirebilirsiniz.

Maymunist imanla nereye kadar?

Evrim ve Big Bang gibi konular genellikle sağlıklı biçimde tartışılmaz. İdeoloji ve inançlar, felsefî tercihler bilim-SELLİK maskesiyle çıkar karşımıza. Özellikle evrim tartışmaları “filanca solucanın bölünmesi” veya falanca Amerikalı biyoloji uzmanının deneyleri etrafında döner ve bir türlü maskeler inmez. Madde ve o Madde’ye yüklenen Mânâ maskelenir… Oysa perde arkasında tartışılan başkadır. İnsan’a, Hayat’a dair temel kavramlardır. Sadece et ve kemikten mi ibaretiz? Yokluktan gelen ve ölümle yokluğa giden, çok zeki de olsa SADECE VE SADECE bir maymun türü müdür insan? BİLİM DIŞINDA bir insanlık yoksa Aşk yoksa, Sanat yoksa, Güzellik yoksa ve Adalet yoksa Hayat‘ın anlamı nedir? Aşık olmak hormonal bir abartıysa, iyilik enayilikse, neden birbirimizin gırtlağına sarılmıyoruz ekmeğini almak için? Neden bir çocuğa tecavüz edilmesi midemizi bulandırıyor ve neden fakir bir insana yardım etmek istiyoruz? Taj Mahal’in, Ayasofya’nın, Notre Dame de Paris’nin değeri bir arı kovanı veya termit yuvasına eşdeğer ise, Mesnevî boşuna yazıldı ise neden Hitler’i lanetliyoruz ve neden Filistin’de can veren bebeklere üzülüyoruz? Maymun olmanın (veya kendini öyle sanmanın) BİLİM DIŞINDA, psikolojik, siyasî, ahlâkî, hukukî öyle ağır sonuçları var ki…  Evrim senaryosunu kabul etmenin etik ve siyasî neticeleri ve evrimciliğin etimolojik değeri … Derin Düşünce’nin yorumcuları tarafından konuşuldu. Biz de bu sebeple söz konusu iki tartışmayı 116 sayfalık bu kitapta topladık. Buradan indirebilirsiniz.

Psikopatlık ve Karizma »

bahceli_02.JPGPsikopatların hepsi hapiste veya akıl hastahanesinde değil. Ama aramızda dolaşanları teşhis etmek oldukça kolay. Çünkü anormallikten, ilgi çekmekten aşırı derecede hoşlanan bu insanlar özellikle başkalarını dehşete düsürecek cisimleri ellerinde sallamayı da çok seviyorlar : Bir silah, ölmüş bir hayvan, işkence veya idamda kullanılan araç gereç…

Read the rest

Seçim Maratonunda Son Düzlüğe Girdik »

SEÇMEN MİLLİ İRADESİNE SAHİP ÇIKMALI

22 Temmuz 2007 seçim maratonunda son düzlüğe girildi, partilerin vaatleri de birbirleri ile diyalogları da hayli ilginç boyutlara ulaştı. Vaatlerde yok yok! Tıpkı karşılıklı atışmalarında olduğu gibi. İş karikatür, pankartlardan, meydanlarda gövde gösterilerinden çıktı, uluorta ip atmaya kadar vardırıldı. Alabildiğine vaatler ve eleştiriler… Bunlar siyaset meydanlarının olmazsa olmaz şovları, olacak elbette. Partilerin seçim öncesi birbirleri ile yakınlıkları da birleşmeler kadar ilginç tablolar oluşturdu. Düne kadar kanlı bıçaklı sayılabilecek sol ve sağ koldan partilerin birbirlerine adeta evlilik tekfinde bulunurcasına yaklaşmaları, seçim sonrası ittifaklarının göstergesi olarak seçmeni olumlu veya olumsuz bir şekilde etkiledi ve etkilemeye devam ediyor. Read the rest