Ya sevdirin ya da siz terk edin bu ülkenin idaresini! »
By Mehmet Yılmaz on Kas 24, 2008 in AKP, Kemalizm, Liberalizm, Militarizm, Milliyetçilik, Özgürlükler, Türk faşizmi | 7 Comments
Irkçılar ve devletçiler hiç bıkmadan tekrar ediyorlar: “Ya sev ya terk et! Ya sev ya terk et!”. Veya buna benzer yeni sloganlar uyduruyorlar çözüm üretecek yerde.
Sanki mesele bir sevgi eksikliğiymiş gibi. Terör, başörtüsü yasağı, zorunlu din dersi, devletçe el koyulan Hristyan mülkleri… Bu kadar karmaşık görünen bütün sorunların tek bir çaresi var: “Ya sev ya terk et!”. Ah keşke Osmanlı imparatorluğu bu sloganları uydurabilecek kadar akıllı olsaydı da balkanları kaybetmeseydi! “Heyy Sırplar, ya sevin bu vatanı ya da Rusya’ya gidin”.
Sorun aslında tam tersi, devlet insanlara bu vatanı sevdirme kabiliyetine sahip değil. Vatan sevgisi bizde yürekten gelen bir sevgi değil sanki. Okul sıralarında ezberletilmesi gerekiyor. “Varlığım Türk varlığına armağan olsun!” Tamam da insanlara bunu yürekten dedirtecek kadar Read the rest












“Aşk insanın hallerinden bir haldir ve bu dünyaya gelişindeki o saf, yalın haline doğru bir sıçrama imkanıdır. İnsanın yaşamında üç şey habersiz gelir : Doğum, ölüm ve aşk. Nasıl doğumla yeni bir aleme geliyorsak, ölümle de yepyeni bir alemin kapısını aralıyoruz. İşte bu iki sessiz belirsizliğin arasında , insanı kayıtlı ve sınırlı olduğu yatay düzlemden aşkın olana doğru yükselten bir imkandır aşk. Aşk, tüm bağları yıkarak kendi bağlarını kurar. Acısı süreklidir , paylaşılamaz ve sürekli çoğaltır kendini. Aşk sırlardan bir sırdır, belki ‘Sırların Sırrı’ndan bir haberdir. ‘Al Aşkını ver Beni’ diyen ,Sevgili karşısında , aşk uğruna kendi kişisel algısını sildiği için pişmandır ve ‘ben’ini geri istemektedir. Oysa