Main Content RSS FeedÖnceki Yazılar

Norşin Köyü’nün Sıradışı Kızı »

Rüzgarlı bir Haziran günü Fatih Camisi’nin avlusundan onu  böyle uğurlayacağım hiç aklıma gelmemişti. Ağızların tadını kaçıran ölüm şu an ne kadar da sahici. Dostum, hayran olduğum kadın, gençliğimin bir parçası şimdi bu tahtaların altında.
 
Biliyorum seni çok özleyeceğim. Biliyorum çok ağlayacağım ardından. Uzun zaman adın her anıldığında bir yumruk oturacak boğazıma. Bir sürü kararlar alacağım. Bir sürü planlar kuracağım kalan ömrümü daha anlamlı kılmak için. Üstelik şimdiden biliyorum hepsini unutacağım. Ölümün acı tadını, bu avluda ne kadar ağladığımı, tüm o deli bozuk hallerini… Bir sürü şey olacak hayatımda. Acı, tatlı, anlamlı, anlamsız, gözümdeki yaşlar kuruyacak. Bir arada geçen zamanların acı tatlı anıları yüzümdeki çizgilerin sayısı artarken silikleşecek. Kısa bir süre de olsa beni sona eren bir hayatın karşısında sallayan, çaresizliğimi tokat gibi yüzüme çarpan bu duygular daha cenazen toprağa verilmeden hayatın gündelik kaygıları ile birleşip yüzünde riyakar bir hüzün ile ihanet edecek kalbimi acıtan yas duygusuna. Asla unutmayacağım denilen neleri unutturmamıştır ki hayat insana…
 
Bak şimdiden dört yıl oldu bile sen vefat edeli. Ve ben dün gece çok zorladım hafızamı neler konuşmuştuk son görüşmemizde hatırlayayım diye. Sonra çok şeyi hatırladım da en çok bir tanesi yer etmiş aklıma. ” Ben hep ölüm korkusu ile yaşadım Read the rest

Çocuk suçluluğu ve Terörizm İlişkisi »

Suç tarihin en eski dönemlerinden beri var olmuş ve ileride de var olacak evrensel ve genel bir olaydır. Hatta günümüz dünyası bir yönüyle “büyük bir şiddetin ve büyük bir barbarlığın olduğu bir yüzyıl”1 olarak adlandırılmaktadır. Suçsuz bir toplum beklentisi ancak ütopyadır.2 Kriminolojide suçun tanımı ile ilgili yaklaşımların sayısı hayli fazladır. Bunlardan bazılarına bakacak olursak; Durkheim’e göre ” suç, kollektif bilincin kuvvetli ve belirmiş tutumlarını ihlal eden fiilerdir.”3 Thomas ve Znaniecky eserlerinde sosyal psikoloji yönünden meseleyi ele almak suretiyle şöyle bir tarif vermektedir: ” suç, kişinin kendisini mensubu saydığı grupta, varlığı toplum dayanışması ile çelişki gösteren fiildir.”4 Genel olarak suç, toplumun tüm unsurlarına ters düştüğüne inanılan davranışlardır. Fakat toplumun ahlak anlayışına ters düşen her davranış suç olarak sayılmamaktadır.  Read the rest

Yorum dili, sert eleştiriler ve insan »

Yazar ve yorumcularımız arasında okuyan, araştıran, birikimli insanlar çoğunlukta.

 Ancak bazen çok bilmek yeni şeyler ögrenmeye engel oluyor. tecrübelerimiz, başarı ve düş kırıklıklarımız bizim gibi düşünmeyenleri dinlememizi engelliyor. Bazen de kendi gerçekliğimizin bizi hapsettiği küçük dünyalarda yaşıyoruz. Basının ve kötü siyasetçilerin dayattığı yapay kamplaşmaların içinde hapsoluyoruz. Gerçeği ifade ederken kullandığımız semboller ve benzetmeler gerçeğin ta kendisi oluyor zihnimizde. Birisi fikirlerimizi eleştirdiği zaman bizi şahsen hedef almış bir saldırı hissediyoruz.

 Bu anla(ş)ma zorluğuna bir de vücut dilinin eksikliği ekleniyor elbette. Arkadaşlarımızın ses tonunu, el ve yüz hareketlerini görmüyoruz, duymuyoruz. İletişimdeki bu “engel” kelimelerin aşırı anlamla yüklenmesine sebep oluyor.

 Ağızdan çıktığında çok hafif sayılabilecek ve unutulacak bir eleştiri yazıldığı zaman okuyana bir taş gibi çarpabiliyor.

 Bir “O.. çocuğunun” hikâyesini aktardığımız “Blogistan’da insan” adlı yazıyı bu bağlamda bütün dostlarımıza öneriyoruz.

[Derin Düşünce 2 yaşında! isimli yazıdan alıntı]

Efendimiz (S.A.V) »

Az önce bir kardeşimiz bize aşağıdaki mesajı yollamış. Çok içten yazılmış bu satırları olduğu gibi ve acilen yayına girmek istedim. Umarım darılmaz, hakkını helâl etsin. Mesajdan sonra kendisini memnun edeceğini umud ettiğim bir de cevap yayınlıyorum:

 Bir çoğumuz için önemli bir gün olamaya bilir. Bugün Efendimiz (S.A.V) in miladi olarak, 8 Haziran 632 yılında aramızdan ayrıldığını düşünürsek tastamam 1377 yılı.

 İsterdim ki bir çok konuda elinde kalemi ile fikirler saçan ya da fikirlere karşı fikirler inşa eden kardeşlerimden ehil olan biri bu gün için bir kaç satır Read the rest

Beyaz Türklerin Laneti »

“…Grand Palace’ı, Köln Katedral’ini, Rijkmuseum’u ilk gördüğümde hayranlığımı gizleyememiştim. Sonra çoğunu gezdim Avrupa’nın. Hayranlığım kat be kat arttı. …”

Tüm o muhteşem yapıların temelinde, Afrika’nın, Asya’nın, Güney Amerika’nın ve tüm diğer kolonilerdeki milyonlarca garibanın kemikleri vardı oysa.

Bizim seçkinliğimizin altında da, kendi Majidlerimizden çalınmış haklar ve kendi Majidlerimizin iskeletleri var.

Bu bir lanet, benden söylemesi.

Helalleşmeden bu dünyada kimseye huzur yok.

Herkesin hayatı ona zehir edecek bir Majid’i var çünkü. Read the rest

Yakın zaman münevveri: Cemil Meriç »

Faruk Saim Akhan

Yüz yılldır fikre susamış bu topraklar. Fikrin nehirleri kurutulmuş, nerede bir pınar fışkırsa bir müstebit dikilmiş başına. İstibdadın en zulümatlı dönemlerinde bu topraklarda parlamış fikir işçileri.

    Münevver olmak, ‘aydın’ mefhumuyla kısırlaştırıldığından beri sesi soluğu kesilmiş mütefekkirlerin. Yeni mütefekkirler yetişmediği ayrı, bir de önceki mütefekkilerin seslerini kesmiş, fikirlerini yok saymış aydın takımı.

    “Yakın tarihimizde insana kıran geldi”(1) diye boşuna mı dedi Cemil Meriç?

    Yeni çağın aydın profilinden bahsederken şöyle diyor yakın zaman münevveri:

    “Bunlar sahte aydınlardır. Pısırık insanlardır. Hayatlarında hiçbir şeye Read the rest

Medya intiharların artışında ne kadar etkili? »

Goethe’nin yazdığı Genç Werther’in Acıları ümitsiz bir aşk üzerine kuruludur ve bu romanda, Werther’in aşkı için intihar edişi kahramanca ve yüceltilerek anlatılır. Avrupa’da bu romanın ardından birçok intihar vakası yaşanmıştır ve birbirini takip eden intiharlara -taklit intihar- Werther Etkisi adı verilmiştir. 
Werther Etkisi, ülkemizde Siirt’te başlayan(Güneydoğu Anadolu’daki) birçok kızın ardı ardına intihar etmesiyle yaşanmıştı geçenlerde(2006-2007) ve bizim sevgili medyamız, müthiş bir haber bularak, genç kızlarımıza yaşadıkları dram yetmiyormuş gibi yeni bir seçenek sunmuş Read the rest

Truva’nın İntikamı (Erhan Afyoncu) »

“1451’de kazaskerliğe tayin edilen Molla Gürânî’nin, padişahın fikrini almadan tayinler yapması ve bağımsız hareket etmesi hükümdarla hocasının arasını açmıştı. Fatih, bunun üzerine hocasını Bursa kadılığı ve vakıfların idaresiyle görevlendirdi. Molla Gürânî, Bursa’da iken Fatih’ten gelen bir fermanı hukuka aykırı bulduğu için yırttı. Molla Gürânî’ye çok öfkelenen Fatih, hocasını görevden aldı. Molla Gürânî de Anadolu’yu terk etti. Bu ayrılışa üzülen Fatih, onu tekrar davet ve öncekinden daha yüksek bir gelirle eski görevine iade etti. “

 Fatih Sultan Mehmed hem büyük bir komutan, hem teşkilatçı bir devlet başkanıydı, hem sanatı ve sanatçıyı koruyan hükümdardı, hem de felsefeye ve serbest düşünceye önem veren, huzurunda tartışmalar yaptıran Read the rest

Feminist İlan Edilmeden Kadın Haklarını Savunabilir Misiniz? »

 

 Coactus volui (*)
   

  İster sosyal,ister siyasi isterse edebi içerikli olsun yazı yazmaya niyetliyseniz ve ‘sıradanlığın’ dışında ‘farkındalık’ oluşturmak için yazıyorsanız,itina gösteriyorsanız bu eylemin yapıcılığına dair titizlenmeleriniz varsa yazmak öyle sık sık kendiliğinden gelen,bir seferde kaleminizden dökülen bir eylem olmuyor.Oldukça zorlanıyorsunuz.Bir kelimenin dahi tüm anlamı bozacağını biliyorsanız bu zorluk artıyor ve oldukça yoruluyosunuz.Konu seçimi,içerik,araştırmalar,döküm vs. derken 500 kelimeyi dolduramayacağınız yazınızın görüntüde küçük,arka planda büyük bir emeği oluyor.Bir de sosyal içerikli ve ‘kadın’ başlıklı bir konuyu dillendirmeyi düşünüyorsanız en büyük korkunuz acaba yazdığım şey anlamını bulacak mı?,kendimi ifade edebilecek miyim?,yazı bitirilip kamuya sunulunca hangi sıfat ile etiketleneceğim?

Read the rest

Bu sözler kimin? (2ci haftanın yanıtı ve kazananlar) »

Bu sözler kimin ? Yarışmasının 2ci hafta sorusu aşağıdaki metindi. Güncelliğinden ve geçerliliğinden hiç bir şey kaybetmeyen bu metni bir kez daha hatırlatalım:

“…Bu çağdaşlaşma kadar rezil, âdi ve katil bir kelime yoktur. Bu çağ neden Avrupa’nın çağı olsun? 1976 senesi Türklerin, Hintlilerin, Patagonyalıların, Fransızların, İngilizlerin birlikte yaşadıkları tarihtir. Bu tarihte çağ içi, çağ dışı nasıl olabilir? Read the rest