Main Content RSS FeedÖnceki Yazılar

Karamsar Müslüman olur mu? »

Paris’e ilk geldiğim yıllardı. Nerede bir Türk toplantısı olsa katılıyordum o zamanlar. Yine böyle bir davette, bir cumhuriyet bayramında kendimi yobaz laiklerin arasında buldum. Masada alkol içmeyen tek kişi bendim ve bir anda bütün hayretlerin, soruların odağı oldum. Kimisi “hadi domuz etini anlıyorum da, şarap içilmez mi canım?” diyor, büyük bir şeyi kaçırıyormuşum gibi acımayla yüzüme bakıyordu. En sonunda gerçeği söyleyip hem onları hem de kendimi kurtarmak için: “Beyler” dedim, “dinî sebeple içmediğimi söylersem ALLAH’a üç kağıt açmış olurum. Alkol içmek farz olsaydı bile içemezdim. Kokusu midemi bulandırıyor”

Domuz eti gibi “klasik” haramlardan uzak durmak zor gelmez insana. Kimse bir sabah aniden uyanıp “ahh keşke yasak olmasaydı da bir domuz pirzolası yeseydim” diye hayıflanmaz.  “Zina da böyle bir şey işte” isimli makalede Read the rest

Bu pazartesi Ece Nur’dan selâm var »

Beytullah Önce

Olayı takip etmediyseniz burdan bilgi alabilirsiniz

Bugün Ece Nur’un babasıyla ve diyarbakır özgür-der’den Serdar Bülent Yılmaz beyle telefonda uzun uzun  konuşma fırsatı buldum.

Ece Nur’un babası Murat Özel Bey, örtünme kararını kızının verdiğini, kendilerinin ise sadece ona bu sebeple uğradığı haksızlık karşısında sahip çıktıklarını vurgulama ihtiyacı hissetti. Sanırım milli eğitim’in “dindar” bürokratları özelikle bu konuda onları “kızlarını suistimal etmekle” filan suçluyorlarmış. Murat Bey, Ece Nur’u bugüne kadar her türlü kötülükten ve çirkinlikten korumaya gayret ettiklerini, kendisine bu konuda herhangi bir baskı yapmadıklarını anlattı.

“Herkes inandığı gibi yaşamada özgürse, herkes kendi çocuğuna inandığı gibi eğitim alma ve yetişme imkanı istiyorsa ben de aynısını kızım için istiyorum. Benim kızım kimseyi üzmedi, kimsenin canına zarar vermedi ama sırf başörtülü olduğu için bugüne kadar sakındığım kızım nelere maruz kalıyor.” dedi. İnancını, neden böyle inandığını savundu. Dolu dolu konuşuyordu. Uzun uzun Müslümanca yaşama ve eğitim hakkının engellenmemesi gerektiğini, bu konuda tüm yolları zorlayacaklarını anlattı.

Rehberlik hocası Ece’yi ikna etmek için okulun kurallarından filan bahsetmiş. Ece “Ama hocam Allah’ın da kuralları var” diyebilmiş sadece…

Başka ilginç şeyler de söyledi. Mesela Diyarbakır’da Read the rest

Çöl Büyüyor; Vay Haline Çöllere Gebe Olanın! »

Nietzsche “Böyle Buyurdu Zerdüşt”ün dördüncü  bölümünde kocaman bir çığlıkla, insanlığın eşiğinde bulunduğu felaketi haber veriyordu: “Çöl Büyüyor: Vay haline çöllere gebe olanın!

Nietzsche’nin alegorik ve çok-anlamlandırmaya açık dilinden cesaret alarak ve cümleyi kullanıldığı bağlamdan biraz koparmayı göze alarak, sözleri, günümüz Türkiye’sine uyarlamak ve özellikle Kürt sorunu ve demokratik açılım bağlamında ele almak istiyorum.

Son haftalarda PKK’nın eylemlerindeki ve sokak gösterilerindeki artışlar; DTP’nin azımsanmayacak büyüklükteki bir grubunun, bu gösterilere adeta çanak tutan ve şiddet gösterilerini durdurmaya yönelik bir şeyler yapmaya gönüllü olmayan duruşu; CHP ve MHP’nin bildik kavgacı tutumları ve AKP’nin içindeki  “Ermenistan sınırına dayandılar” anlayışındaki bir grup “çöllere gebe olma halinin” dışavurumu olarak dikkat çekiyor. Tokat’ta askerlere kurulan pusu sonucu yedi askerin öldürülmesi bütün bu kör dövüşünün son noktası oldu ve DTP, Anayasa Mahkemesi kararıyla kapatıldı.

Nietzsche “Çöl büyüyor” diyerek, bizleri çöle gebe olanlara karşı uyarmıştı. “Çöle gebe olmak” ve “çöl doğurmak” bütün bu olan bitenin sonucunda Türkiye Read the rest

Kapatın Türkiye’nin önünü! »

Erhan Kanışlı

Nihayet 2 yıldır süren DTP’nin kapatılıp kapatılmayacağı sorusu cevabını buldu. Bu cevaptan hoşnut olanların çoğunluğu şüphesiz milliyetçi duygularının tesiriyle düşünenlerimiz. Fakat demokrasiyi, toplumun refahını tartışacaksak ve bu bağlamda herkes için geçerli kurallar koyacaksak, birazcık ben-öteki ayrımını doğurmaya meyilli duygularımızı dizginlememiz gerekecek. 

Öncelikle sormak istediğim birkaç soru var;  

DTP’nin kapatılması  neyi çözer?  

DTP’nin kapatılması, şikâyetçi olduğumuz PKK’yı ve Öcalan’ı durdurur mu?  

Kürt vatandaşların siyasete katılmalarını engellemek yahut mevcut temsiliyetlerine mâni olmak, Anayasanın değiştirilemez nitelikte maddeleriyle korunan “demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devleti” ilkelerine ne kadar uygundur?  Read the rest

Hayatta en hakiki mürşit faşizmdir! »

Yasak Demirden Gömlek Gibidir Bir Gün Paslanır, Dökülür »

Garabet Orunöz

19 yıldan sonra, 25 gün önce ikinci defa Malatya’ya gittim. Malatya’ya gidip de, benim için özellikle Ermeni Mezarlığına uğramamak olmaz. Mezarlığımızda bekçi olmasına, etrafının duvarlar ve bu duvarlarının da üstünde demirler olmasına rağmen, gecekondulaşmış olan çevrenin çocukları “MEZARLIĞIMIZA” bilinçli olarak ve özellikle “TAHRİP ve MEZARLARA PİSLEME” görevi ile gönderilip, mezarlık görevlilerine de “SÖZLÜ TACİZ”de bulunuyorlar.
 
Mezarlık görevlisinin söylediği, kendisine söylenen şu sözlere dikkatinizi çekmek isterim. “Sana mı kaldı GAVUR mezarlığını korumak” Malatya’da “Gavur” mu? Kaldı ki burayı bekliyorsun.
 
Tüm amaçları, görevliyi tedirgin ve rahatsız edip oradan uzaklaştırmak ve zamanla mezarlığı da işgal etmek. (yaklaşık 8.5 dönüm alan)
 
Hazır gitmişken; ana ve babamın mezarlarının etrafına üç kök kara üzüm fidanı diktim (uzun ömürlü oluşundan ve susuz da yetişebildiğinden) gelen-gideni olmasa da üzümün hatırına kuşlar uğrarlar diye, diktim. Fidanları diktiğimizi seyreden çocuklar, ertesi gün gizlice mezarlığa girip üç kök üzümü de söküp mezarlıktan dışarı götürmüşler Read the rest

Tolstoy’da Ölüm Düşüncesi »

Nazmi Eroğlu (Köprü Dergisi)

Tolstoy dünya edebiyatına mal olmuş bir Rus düşünürü ve edebiyatçısı. Edebiyat merdivenlerini nesirle tırmanmış ve o yolda zirveye oturmuş bir romancı. Romanda başarılı olmuş her yazar gibi o da, hayatın içindeki gerçekleri ve problemleri en çarpıcı açıklığıyla ve derin tahlillere girerek anlatmıştır. Bu yöndeki başarısı nispetinde okuyucu tarafından hüsnü kabul gördüğü söylenebilir ve bitmeyen bir ilgiyle günümüze kadar canlılığını sürdürmektedir.

Ölüm, hayatın en önemli, en gerçekçi, en riyasız yanını temsil etmektedir. Buna rağmen insanlar Read the rest

Nefes Filmiyle Kürt Sorununa Bakmak »

Demokratik açılımla ilgili tartışmalar yoğun bir şekilde sürerken, bu tartışmalarda çeşitli perspektifleri dillendirenler tarafından iki farklı film öne çıkarıldı. Orhan Eskiköy ve Özgür Doğan’ın birlikte yönettikleri “İki Dil Bir Bavul”, demokratik açılıma destek verenlerce büyük bir coşkuyla karşılandı ve adeta bir başyapıt gibi selamlandı. Levent Semerci’nin yönettiği “Nefes” adlı film ise genelde açılıma olumsuz anlam atfedenlerce baş tacı edildi.

Bu iki filmin, taraftarlarınca, kendi boylarını aşan bir anlamla ve coşkuyla taçlandırılmaları, Türkiye’de sinema tartışmalarının, titri sinema yazarı olanlar tarafından dahi nasıl bir kısır eksen içerisinde yapıldığını göstermesi açısından ibret vericidir. Öncelikle film “mesajdır” bu anlayışın yandaşlarınca. Hoşa giden politik görüşlere veya hayat biçimlerine uyan mesajlar veren Read the rest

CHP kafası, MHP kafası, DTP kafası »

Şunuş: Tabutlar gelmeye başladı ya, Türk bayrağına sarılı tabutlar. Tamam. Bizim KAN siyasetçileri de zil takıp oynamaya başladılar: “Demokratik açılımı derhal durdurun! Önce şiddet dursun! Ötekiler silahı bıraksın!” Bre kana susamış vampirler! Zaten demokratik açılımı bunun için yapılıyor. Silahlar bırakılsın diye. Kan dursun diye. Sizin gibi vampir siyasetçiler aç kalsın, oysuz kalsın diye.

İyi ama bu DTP’lilere ne oluyor? “arkadaşlar açılım bitti, ha ha ha!” diyenler kim? Partilerini kapattırıp “terörden başka çaremiz yok” mu demek istiyorlar? Öyle ya… Türk kanı, Kürt kanı…Ne fark eder? ikisi de aynı derecede besleyici. Zira vampirin Kürdü, Türkü olmuyor.

 

Açılım, DTP ve sokaklar (Bejan Matur)

‘En büyük zalimler, boynu vurulmamış mazlumlardan çıkar.’ Büyük karamsar Cioran’ın sözleri bunlar. Mazlumun öfkesi kadar yıkıcı bir öfke yok. Olamaz. Kendinde hak görür çünkü. Alacaklıdır.
Bugün olan bu. Sokakları ateş deryasına çeviren kalabalıklar herkeste korku yaratıyor. Read the rest

Din ve Vicdan Özgürlüğü II »

Dinin kurumsallaşması ve iktidar sevdası


“Aranızda en üstün olmak isteyen, sizlere hizmet etmekle yükümlüdür.”

“Kardeşinin gözündeki çöpü görürsün de kendi gözündeki merteği görmezsin. Ne zaman kendi gözündeki merteği ortadan kaldırırsan işte o zaman kardeşinin gözündeki çöpü kaldırabilmek üzere oldukça iyi bir görüşe kavuşacaksın.” (Hz. İsa Aleyhiselamın Hadisleri)

Bir önceki yazımızda din özgürlüğüne dair dört ana esas belirlemiş ve bu konu etrafında değişik örnekler vermiş, dahası ülkemizde yaşanan din özgürlüğü problemlerine değinirken hatırlarsanız şöyle demiştik: “Kendi tarihimiz açısından bakarak; Peki, devlet neden dini, vicdanlara ve mabetlere hapsetmek suretiyle kontrol altına almak istesin ki? Sahi din bu kadar korkutucu bir şey midir ki kontrol edilme ihtiyacı duyulsun? ya da geçmişte hristiyanlık tarihinde olduğu gibi, dinsel bir şiddet süreci mi yaşamıştık? Din ve mezhep kavgaları mı yapmıştık? Din ya da kilise eliyle engizisyon mahkemelerinde işkence ve zulüm mü görmüştük?” Read the rest