RSS Feed for Kitap SohbetiCategory: Kitap Sohbeti

Oblomov, Oblomovluk ve Gonçarov’un Rüyası »

Oblomov bir köhneliğin romanıdır. Rusya’nın uçsuz bucaksız topraklarında hüküm süren bir anlamsızlığın romanıdır. Hangi işe yaradığını ne tarihin ne de kendisinin bilmediği bir soylunun romanıdır. Kendine oturacak yer bulamayınca çekip giden adamların romanıdır. Oblomov, oblomovluğun romanıdır… Gonçarov XIX. yüzyılın ortasında bu eseri kaleme aldığında, Ekim Devrimi’nden bî-haber olan ve Stalin’in sanayileşmiş Rusya’sından uzak bir konumda […]

Kitap Tanıtan Kitap (3) »

Yazmak vermektir. Bir “alan” yoksa vermek de yok demektir. Düşünen ve hisseden insanlar insanlıklarından bir iz bırakmak isterler. Ne bir kibir ne de bir başka zayıflıktır bu. İz bırakmayan insan bir eksiklik hisseder, tamam olmamış, yarım kalan bir şeyler vardır. Nefes alıp da vermemiş gibi olur, sevinip de gülmemiş, üzülmüş ama ağlaması engellenmiş gibi hisseder […]

Varoluşçuluk’a İki Ayrı bakış: Sartre ve İbn Arabî »

Açıklamaların ve nedenlerin dünyası, varoluşun dünyası değildir, der Sartre Bulantı(1) adlı eserinde (s.192). Gösterge dahi gösterdiği şeyin ne olduğunu anlatmaya yardımcı değildir. İşlevi hakkında fikir verebilir ama o varlığın ne olduğunu anlamayı sağlamaz. Bulantı’nın atkestanesinin köküydüm ben adlı varlığın duyumsanmasının yaşandığı bölüm mekân ve zamana dair çıkarımların kahramanın bilincinde keşfidir ve bize şunu açımlar: Hareket […]

Bir Liderin Doğuşu: Recep Tayyip Erdoğan »

Tayyip Erdoğan’ı gelmiş geçmiş tüm liderlerden ayıran birçok fark varsa da bir ayrıntı çok önemli: Seveni çok seviyor, sevmeyeni nefret ediyor. Doksanlı yılların ortalarından bu yana, müsait olduğum müddetçe kendisini defalarca canlı izleme şansına sahip oldum. Diğer Liderlere göre mimikleriyle, fizyonomisiyle, vücut diliyle hatta sert diliyle farklı bir Lider profili çizer Tayyip Erdoğan. Kendisine yapılan […]

Kadim Bilimler ve Bazı Modern Yanılgılar (René Guénon) »

Ayraç Dergisi’nin 27. sayısında (Ocak 2012) yayımlanmıştır.  1921’de Paris’te yayımlanan “Hindu Doktrinlerine Genel Giriş” adlı bir kitap, o günlerde oldukça popüler olan benzerlerine göre ilginç bir maksada binaen kaleme alınmıştı. Bu kitap da piyasadaki birçokları gibi Hindu dininden bahsediyor ve bu dinin kendine has gelenek ve hakikat anlayışını dile getiriyordu. Diğerlerinden onu farklı kılansa amacıydı: […]

Şerhu Esmâillâhi’l-Hüsnâ (Sadreddin Konevî Hazretleri) »

Günümüzden yaklaşık 2500 yıl önce “her gün doğan güneş farklı bir güneştir” diyordu Efesli bilge Heraklitos (Hράκλειτος). Bir sembolizm ya da felsefî bir derinlik aramadan, en düz, en yalın haliyle işitelim bu sözü. Heraklitos’tan bu yana 2500 x 365 farklı güneş doğmuş olabilir mi? İçinizden tekrar edin bir kaç kez, “her gün doğan güneş farklı […]

İslam’ın vizyonu (Hamza Yusuf) »

 “…Bu insanlar yaşamlarını bu işten kazanıyorlar ve bu yüzden anlattıklarına inansalar da inanmasalar da para kazanmak için anlatmak durumundalar. Dine inanmadan din anlatan birçok insan var. Bu yaklaşım dini öğrenmek isteyenler açısından bir problem.  […]   Arnold Toynbee’nin ifadesiyle Papa 80 yıl boyunca müslümanlara cizye ödemiştir. Yani Katolik Kilisesi’nin İslam egemenliği altında olduğu bir zaman yaşanmıştır. […]

Mutlu Günler (Samuel Beckett) »

 “…hiç sürünmedim hayır rahvan rahvan hayır sağ bacak sağ kol ha it ha çek on metre on beş metre hayır hiç kımıldamadım hayır hiç acı çektirmedim hayır hiç acı çekmedim yanıt yok HİÇ ACI ÇEKMEDİM hayır kimseyi terk etmedim hiç hayır kimse terk etmedi beni hiç hayır işte yaşam bu yanıt yok İŞTE YAŞAMIM BU […]

Jerusalem (Markar Esayan) »

Canı çok yanar. Canın çok yanar. Ah, canın çok yanar. O can yanmasının adı, sonra korku olur. O korku hep ayrılığı  hatırlatır. Geldiğin güvenli yeri, kovulduğun cenneti… Ben bir başkasıdır diyordu Rimbaud öğretmeni  Georges Izambard’a ve Paul Demeny’e yazdığı mektupta[1] şair olmaktan bahsederken. Öteki olmaktan çok, kendindeki öteki’yi, başkası’nı arayışın ve buluşun ve kendi’nde öteki’nin […]

Varlık ve Hiç – Jean-Paul Sartre (Bölüm 4: Mahalle Baskısı) »

  Sunuş: İşyerinizde, düğün salonlarında, lokantalarda şık giyinmiş insanların hal ve tavırlarına bakın. Tek tek hal hatır sormalar, sizli bizli konuşmalar, hanımlara yer vermeler, şefin önünde düğme iliklemeler, “kritik durumlarda” düzeltilen kravat ve kemerler… Vücud dilinin de dahil olduğu bu kibarlık selinde sürüklenirken tuvalete gittiniz… Tam bir şok! Klozetin kapağını kaldırmadan çiş yapan biri var […]