RSS Feed for Kitap AlıntısıCategory: Kitap Alıntısı

Amerika’da Demokrasi / Alexis de Tocqueville »

“… Kendimizi kandırmayalım, demokratik kurumlar insanların ihtiraslarını şiddetle körüklüyor. Bu hırs kurumların herkese eşit olma imkânı vermesinden değil, bu imkânın kullanılmasındaki aksamadan kaynaklanıyor. Demokratik kurumlar eşitlik  arzusunu uyandırıyor ve körüklüyor ama bu arzuyu tatmin edemiyor. Vaad edilen mükemmel eşitlik sürekli halkın elinden kaçıyor, tam yakaladığını zannettiğinde kayıp gidiyor. Pascal’ın dediği gibi bitmeyen, ebedî bir kaçış […]

Kayıp Zamanın İzinde (Marcel Proust) »

“Uyuyan kişi, saatlerin akışından, yılların ve dünyaların sıralanmasından oluşan bir halkayla çevrelenmiştir. Uyanırken içgüdüsel olarak bunlara başvurup yeryüzünün hangi noktasında olduğunu, uykuya daldığından beri ne kadar zaman geçmiş olduğunu bir çırpıda okuyuverir; ne var ki sıralamalarda karışıklıklar, kopukluklar olması mümkündür. Gece uykusuzluk çekip sabaha karşı, alışılmışın çok dışında bir pozisyonda, elinde kitabıyla uyuyakalmışsa mesela, havada […]

Virginia Woolf, Kendine Ait Bir Oda »

“…Sağımda ve solumda bir tür altın sarısı ve koyu kırmızı çalı, ateşin ısısıyla yanarmışçasına rengarenk ışıyordu. Kıyının biraz ilerisinde söğütler, saçlarını omuzlarına dökmüş, sürekli bir yas içinde ağlaşıyorlardı. Nehir gökyüzünde, köprüden o an için seçtiğini yansıtıyordu ve bir üniversiteli sandalını yansımaların içinden kürek çekerek geçirdikten sonra, sulardaki yansımalar sanki oradan hiç geçilmemiş gibi yeniden bütünleniyorlardı. […]

Thomas Bernhard (Beton) »

    “… Ve gerçek şu ki yalnızlığımı seviyorum, tek başıma da değilim, ablamın bana durmadan bunu telkin etmeye çalışması da bana acı vermiyor, ben yalnızlığımla mutluyum, bunun bana olan faydasını biliyorum, böylesi bir yalnızlığa sahip olmayan, ömür boyu bunu arzulayan ama beceremeyen insanlarda

Tibet Ölüler Kitabı (Bardo Thödol) »

“… Ölümü takib eden ilk geçiş evresi süre itibariyle ölen kişinin manevî mertebesine bağlıdır. İnsan ne kadar vehimlere ve günlük kaygılara gömülmüş bir şekilde yaşarsa ölüm saati geldiğinde geçiş evresine dalışı o kadar ani olacaktır. Kaynaksal ışık da bir o kadar bulanık görünecektir. Ruh’un mahrem hakikatini bilme fırsatı ölenin ellerinden kaçıp gidecektir. Ancak yaşarken Işık […]

Virginia Woolf, Kendine Ait Bir Oda »

  “Siz duygularınızın kölesisiniz herkes gibi. Ama size hükmeden bu duyguları tanıyamaz, ne zaman, nerede, nasıl ortaya çıkacağını bilemezsiniz. Bir aşk, bir öfke, çıldırıcı bir kıskançlık, dayanılmaz bir özlem, bazen karanlıkların içinden çıkıp sizi esir alabilir. Bazen bir başka insan için kendinizden vazgeçebilirsiniz.bazen öfkeyle kamaşır içiniz. Yitirmenin ne olduğunu biliyorum. Yaşadığımız aşklar hayatımızı değiştiriyor. Yapılan […]

Virginia Woolf, Kendine ait bir oda »

 “… Sekiz çocuk doğurmuş bir kadın dünyanın gözünde yüz bin pound kazanmış bir avukattan daha mı değersizdi? […] Düşsel planda kadın son derece önemlidir; gerçek yaşamda ise tümüyle önemsiz. Şiiri bir baştan öbür başa kaplar; tarihte ise hiç görülmez. Kurmaca yazında kralların ve fatihlerin yaşamlarına hükmeder; gerçek yaşamda ailesinin parmağına bir yüzük geçirdiği herhangi bir […]

Ahmad Jamal müziği ve bir roman »

“… Niteliksiz Adam bir pencerenin arkasında durmuş, bahçenin havasıyla örülü incecik yeşil filtreden kahverengimsi caddeye bakıyor, on dakikadan beri saat tutarak bakış alanını içten içe kaynayan bir koşuşmayla dolduran otomobilleri, arabaları, tramvayları ve uzaktan yüzleri silik gözüken yayaları sayıyordu; bir gelip geçme hareketi içersindeki kitlelerin hızlarını, açılarını, canlı güçlerini ölçüyordu; bu kitleler dikkati yıldırım hızıyla […]

Mantık Al-Tayr, Feriüddin Attâr »

    Bir mezar kazıcı vardı, pek uzun ömürlüydü. Birisi dedi ki: – Bir şey söyle, bir şey anlat bize, bir ömürdür çukurlarda mezar kazar durursun, yer altında şaşılacak ne gördün? – sana şaşılacak bir şey söyleyeyim, hâlimi anlatayım, : Bu köpek nefsim tam yetmiş yıldır mezar kazdığımı gördü de bir an bile ölmedi!   […]

Mağaradakiler*’den Aydınlar Üstüne Notlar… »

“Şimdi de mağarada seslerin yankılandığını düşün… Dışarıdan biri konuştu mu, esirler gölgelerin konuştuğunu sanır, öyle değil mi? Kısaca onlar için tek gerçek var: Gölgeler.” (Eflatun- Devlet) Cemil Meriç entelektüel kelimesini solun bayrağı olduğu biçimde şöyle tanımlıyor; “Yazı veya söz aracılığı ile toplumun şuurlanmasına yardım eden kişi. Yol gösteren, aydınlatan, itham eden kişi…” (syf.16) Aron: “Gelişmemiş […]