Gözden kaçmasın: Edebiyat Fakültesi »
By Katrin Baskiotis on Eyl 20, 2011 in Duyuru, Sanat, edebiyat | 0 Comments
Category: edebiyatBy Katrin Baskiotis on Eyl 20, 2011 in Duyuru, Sanat, edebiyat | 0 Comments
By Konuk Yazar on Ağu 30, 2011 in Kitap Tanıtımı, Sanat, edebiyat | 0 Comments
Alper Gürkan
Gözyaşı denilen sayısız dereden meydana gelmiş hayatın tüm birikimlerini kurutup yok eden bir savaş…
İnsanların kimliksiz suretler halinde var olma mücadeleleri dışında bir anlam veremedikleri dirimsellik…
“Büyük Almanya uğruna” yığılmış cesetlerin arasına katılacağından emin olarak yola çıkan genç bir adam, bir asker…
* * *
Hayatını biraz okuyunca piyade er olarak katıldığı cephede nişanlısından ayrı kalan ve bir [...]
1 [?]
By Konuk Yazar on Tem 26, 2011 in Felsefe, Makale, Sanat, edebiyat | 1 Comment
Alper Gürkan
Son dönemin belki de en mühim ve dikkate değer edebiyat dergilerinden olan Notos’un son sayısı bir dergi için kapsamlı sayılabilecek bir Oğuz Atay dosyasıyla çıktı. Saygın edebiyatçılardan Semih Gümüş’ün titizliğiyle yayına hazırlanan Notos’un en az öncekiler kadar çok ilgi gören söz konusu dosyası -Atay’ın Demiryolu Hikâyecileri öyküsünün son cümlesi olan- “Ben buradayım sevgili okuyucum, [...]
1 [?]
By Cemile Bayraktar on Tem 25, 2011 in Sanat, edebiyat, Öykü, İnsan | 3 Comments
- Yolcu dergisinde yayımlanmıştır -
Yola Çıkıştır
Uzattım elimi, kimse tutsun diye değil sadece “yapmadım” dememek için, uzattım elimi…
Dağınıklığın içinde nefessiz kaldığım milyonlarca andan sadece birinin içinden, dağınıklığıma bakıp; beni bu kez içinde hapsetmesi ihtimaline isyan edercesine doğruldum. Kararsız ve “hayırlısına” kilitlenmiş yanlarımı, çıktığım zindana hapsedip, üzerime yapışması için dualar ederek büründüğüm yeni rolle birlik [...]
1 [?]
By Konuk Yazar on Tem 7, 2011 in Kitap Tanıtımı, Modernleşme, Resmî Tarih, Sanat, cemil meriç, devrim, edebiyat | 1 Comment
Alper Gürkan
“Aylarca Raskonikov’u yaşadım. Sonya’yı sayıkladım aylarca. Kaç gece tefeci kadınla karşı karşıya geldik. Bakışları bir hayvanınkiler gibi soğuk ve manasızdı. Bir ölüyü öldürmüştü Raskolnikov, bir abesi yok etmişti.” (Syf.272)
İlk defa yirmi iki yaşındayken okuduğum Suç ve Ceza’dan öylesine etkilenmiştim ki bitirir bitirmez soğuk duvarlara yaslanarak tekrar okumaya başlamıştım. Artık Raskolnikov’un ne yapacağını düşünmenin merakından [...]
2 [?]
By Suzan Nur Başarslan on Tem 3, 2011 in Hikmet, Kitap Tanıtımı, Sanat, edebiyat, roman, İnsan | 7 Comments
Bir edebiyat sürgünü’nün yalnız yolculuğu
“Göğsümün bir tarafında İsa, diğer tarafında Muhammed oturur.”
Halil Cibran
Halil Cibran(1883-1931), Lübnanlı felsefe yazarı, romancı, şair, ressam, hakikat arayışındaki bir bilgedir. Asi Ruhlar (Spirits Rebellious ,1908), Kırık Kanatlar (Broken Wings, 1912), Deli (The Madman, 1918), Haberci (Forerunner,1920), Ermiş (The Prophet,1923), Kum ve Köpük (Sand and Foam, 1926), İnsanoğlu İsa ( Jesus, [...]
2 [?]
By Editörden on Haz 27, 2011 in Dikkat Kitap, Sanat, edebiyat, Öykü | 52 Comments
“…Benim öyküm bir rivayetten ibaret, bu yüzden benden miş’lerle bahsediyor diğerleri. Beni, yaşamadığım sandıkları kocaman bir hayatı geri çevirmekle yargılıyorlar. Sorsalardı bana, derdim ki, beni yaşamadığım sandıkları kocaman bir hayatı geri çevirmekle yargılayanlara, evinden ayrılmayan/ayrılamayan, öyküsünü değil, hayallerini anlatır elbet, ya da masalları. Oysa bilmek yaşamak değildir her zaman, yaşamanın bilmek anlamına gelmeyeceği gibi her [...]
2 [?]
By Suzan Nur Başarslan on Haz 21, 2011 in Sanat, edebiyat, Öykü | 0 Comments
Evinden hiç dışarı çıkmayan bir adam varmış, bahçesinde de kocaman bir çukur. Komşunun çocuğu, çukurun bir tarafından çukura bakıyormuş merakla, komşusu olan adam da çukurun diğer tarafında.
Adam demiş ki komşunun çocuğuna:
“Ne duruyorsun, ilk toprağı atsana.”
Çocuk meraklı gözlerle adama bakıyormuş.
“Sanki yorgunum bugün.”
“Annen, bugün çok güçlü olduğunu, geçen haftaki hastalığından eser kalmadığını, yorgunluğunun geçtiğini söyledi ama.”
“Annemle mi [...]
1 [?]
By Suzan Nur Başarslan on Haz 20, 2011 in Sanat, edebiyat, Öykü | 0 Comments
“İlginç bir şey bu…” dedi Pad, sormak istiyordu da çekiniyordu.
“Sor hadi” dedi Nim, “Bunu da saçma buldun belli.”dedi çocuğun yüzüne bakarak.
“Hayır, öyle değil. Sen… Sen hiç aşık oldun mu, diye soracaktım sadece, annem aşkın mantıksız olduğunu söyler, aşkta mantık aramamalıymış insanoğlu.”
“Ne bilge bir annen varmış senin.”
“Alay etmesene. Ne bileyim ben, annem dedi sadece, ben daha [...]
1 [?]
By Suzan Nur Başarslan on Haz 9, 2011 in Aşk, Sanat, edebiyat, Öykü, İnsan | 0 Comments
Yıllar ve yıllar önce, bundan hayli zaman önce ve zamanların birinde, bir şehir varmış. Adı Çok Kapılı Şehir olan şehrin çok kapısı varmış; her biri kendi görevini eda eden. Şehrin ileri gelenleri ayrı kapıdan, askerleri ayrı kapıdan, ahalisi ayrı kapıdan, alimleri ayrı kapıdan, misafiri ayrı kapıdan, her bir meslek grubu ayrı ayrı kapılardan girer ve [...]
1 [?]
By Suzan Nur Başarslan on Haz 6, 2011 in Sanat, edebiyat, Öykü, İnsan | 0 Comments
Bir yürek kaç kez affeder ve bir yüreğin sevdiği o yüreği kaç kez affedebilir? Çok kez mi, bir kez mi, hiç mi? Kaç kez affettim deyip de kalbe bir hançer daha vurulur kalp hanesinin duvarındaki çentik olarak kalmaya mahkûm bir iz bırakmaya rıza göstererek. İnsan kaç kez razı olur rızası haricinde yaşamak zorunda kaldıklarına. İnsan [...]
1 [?]
By Suzan Nur Başarslan on Haz 4, 2011 in Sanat, edebiyat, Öykü, İnsan | 0 Comments
Çocuk üzüntüyle adamın anlattığı çocuğu düşünüyordu.
“Ne korkunç. Babası neden bir ayakkabı alamıyor ki oğluna. Bu çok mantıksız. Hem neden balon o çocuğu denizin üstünde tutmuyor ki? Hangi baba çocuğuna ayakkabı almaz ki! Uyduruyorsun bunları değil mi? Hepsini sen uyduruyorsun. Korkunç.”
“Uyduruyorum ya da gerçek. Ne fark eder ki?”
“Çok şey. Anlayamıyorum. Anlattığın her şey çok farklı. Neden [...]
1 [?]
By Suzan Nur Başarslan on Haz 1, 2011 in Sanat, edebiyat, Öykü, İnsan | 0 Comments
Ülkelerden birinde, zaman zaman evvel, beyazı en beyaz, mavisi en mavi bir şehir varmış ve bu şehrin fakir mi fakir insanları. Şehir beyaz ve maviymiş alabildiğine ama fakirlik koyu gölgesini üzerinden bir türlü çekmezmiş. Şehrin çoğu sonradan buraya yerleşen, bir yere tutunabilmek için sılalarını gurbet yapıp gurbette yeni bir sıla kurabilmek için, ailesiyle birlikte yerleşenlerle [...]
1 [?]
By Suzan Nur Başarslan on May 31, 2011 in Sanat, edebiyat, Öykü, İnsan | 0 Comments
Sanki kayboldum, kaybolmuşum gibi hissediyorum. Boşluğun tam ortasındayım. Kendimi arıyorum, yoo, bu öylesine söylenmiş klişe bir laf değil, kayboldum, sanki kayboldum. Bakıyorum, her şeye, her şeye. İçeriden gözetliyor biri, dışarıya bakan biri. Ben, ya ben neredeyim?
Hayat akıp gidiyor hayatımdan ve ben sadece izliyorum. Biri itiverse sanki düşüvereceğim boşluğun ortasından boşluğun dibine. İtiverse biri… Sadece bir [...]
1 [?]
By Suzan Nur Başarslan on May 24, 2011 in edebiyat, Öykü, İnsan | 2 Comments
Adam komşunun çocuğuyla birlikte çukurun kenarında oturuyordu. Onların mekânıydı artık çukur. Sırdı aralarındaki; birinin hiç atlayamadığı diğerinin atlayıp da içine düştüğü. Birinin edilgenliğiydi, diğerinin etken başarısızlığı. Çocuk sessizliğe bürünmüştü. Çukurun üzerinden atlama denemesinin yedinci günüydü. Adamın anlattıklarını anlamlandırmaya çalışıyordu. Anlayacağının ötesindeydi kelimeler, henüz kelimelerin soyut hâlini, imgeyi, mecazları bilmiyordu ya da işaret edilenin neyi işaret [...]
1 [?]
By Suzan Nur Başarslan on May 23, 2011 in Sanat, edebiyat, İnsan | 0 Comments
Taşra’da Düğün Hazırlıkları[1], Kafka’nın en eski yazılarının bulunduğu bu eser üç manüskri[2] ve fragmanlardan[3] oluşmaktadır. Max Brod tarafından 1907-1908(?) tarihine kadar uzanan bir geçmişleri olduğu belirtilen bu manüskriler, 1923(?) tarihine kadar uzanmaktadır. Bu el yazmaları, Brod tarafından tek bir eserde birleştirilip düzenlenerek edebiyat dünyasına kazandırılmıştır.
Eserin içinde şu bölümler yer almaktadır: Taşrada Düğün Hazırlıkları; Günah, Istırap, [...]
1 [?]
By Suzan Nur Başarslan on May 22, 2011 in edebiyat, Öykü, İnsan | 0 Comments
Hintli bir adam varmış zamanın birinde. Tek sevdiği şey, geçip nehrin kıyısına yıkanan hacıları izlemekmiş. Bütün gün bıkmadan usanmadan izlermiş yaptıkları ibadetin şevkiyle kendinden geçenleri. Gözlerine bakarmış tek tek her bir hacının. Hacılar rahatsız olmuşlar günün birinde. Şikâyet etmişler adamı oranın bilgesine. Bilge adamın yanına gelip bütün gün adamı izlemiş, yemeden içmeden izliyormuş adam hacıları. [...]
1 [?]
By Katrin Baskiotis on May 18, 2011 in Basın günlüğü, edebiyat | 0 Comments
Montaigne; Denemeler’inin “Kitaplar ve İnsanlar”dan söz eden bölümünde “İnsanlar yalnızca kitaba girmiş tanıklıklara önem veriyor; kitaba girmedikçe bir doğruyu geçerli saymıyorlar.” diyor ve ilave ediyor: “Okudum demek, birinden duydum demekten daha geçerli.” Montaigne,”Hayat ve Kitaplar”dan söz ederken de bu düşünceyi tekrarlıyor: “Bu adamlarla ne yapabilirsiniz ki? Bir laf yazılı değilse dinlemezler, kitaba geçmedikçe hiçbir söze [...]
1 [?]
By Suzan Nur Başarslan on May 17, 2011 in Sanat, edebiyat, Öykü, İnsan | 2 Comments
Benim öyküm bir rivayetten ibaret, bu yüzden benden miş’lerle bahsediyor diğerleri. Beni, yaşamadığım sandıkları kocaman bir hayatı geri çevirmekle yargılıyorlar. Sorsalardı bana, derdim ki, beni yaşamadığım sandıkları kocaman bir hayatı geri çevirmekle yargılayanlara, evinden ayrılmayan/ayrılamayan, öyküsünü değil, hayallerini anlatır elbet, ya da masalları. Oysa bilmek yaşamak değildir her zaman, yaşamanın bilmek anlamına gelmeyeceği
Share on Facebook [...]
1 [?]
By Suzan Nur Başarslan on May 14, 2011 in edebiyat, Öykü, İnsan | 3 Comments
Evinden hiç dışarı çıkmayan bir adam varmış, bahçesinde de kocaman bir çukur. Komşunun çocuğu, çukurun bir tarafından çukura bakıyormuş merakla, komşusu olan adam da çukurun diğer tarafında.
Adam demiş ki komşunun çocuğuna:
“Ne duruyorsun, atlasana karşıya.”
Çocuk merakla karşıdaki adama, çukurun diğer tarafına sonra da çukurun içine bakmış.
“Atlayamam ki, bu çukur çok büyük.”demiş.
Komşu:
“Atlamadan nereden bileceksin ne kadar büyük [...]
1 [?]