RSS Feed for edebiyatCategory: edebiyat

Weimar’ı anlattım, Goethe’ye ve Schiller’e kızdım, içimi döktüm! »

Weimar: Şehr-i Kalem…
“kimi sanatçıların Diotima’sı; kimi sanatçılarınsa Phaeton’u için”
Küsüp gidenler kadar kalıp göğünde pervaz edenlerin şehri. Ona sürgün olanlar kadar ondan sürgün olanların şehri.
Bazı şehirler, mıknatıs gibi sanatçıları kendilerine çekerler. Orada olmak kaçınılmazdır ve olmamak ya kaçıştır, ya kovuluş, ya da tutunamamak… Bu yüzden her sanatçıda farklı anlamlar yüklenir şehir. Nedim’in İstanbul’uyla Fikret’in İstanbul’u [...]

Share on Facebook

1 [?]

Vefa Apartmanı (Sadık Yalsızuçanlar) »

“ modern çağın gezgin derviş yazarı için”
“hissediyorum ölümün
gençleştirici akışını
ve direniyorum fırtınalarının
ortasında yaşamın cesaretle…”[1] 
 
Yalsızuçanlar’ın kaleminden bir yürek komşuluğu sızar her zaman, anlattığı kişiyle arasında oluşan ve bunu; yürek deryasına sızan kelimelerle aktarır. İç yolculuğunda hep konukları vardır. Konukları, onların yaşadıkları, cümleleri, izlenimleri… salınırken onun yürek coğrafyasında kelimeleri sizi bazen Anadolu’nun naif bir [...]

Share on Facebook

1 [?]

Gök Ekini Biçer Gibi »

“…genç kalmaya yazgılı şair ve yazarlar için…”
Bu dünyada bir nesneye yanar içim göynür özüm
          Yiğit iken ölenlere gök ekini biçmiş gibi[1]
“Bir gencin ölümü ancak bu kadar sade, içli ve yeni olarak anlatılabilir. Genç kişi, bir “gök ekin”dir. Ölüm, onu biçer. Biraz önce, göğe doğru dimdik duran başak, şimdi yere düşmüş, ayaklar altında eziliyor. İşte ölüm [...]

Share on Facebook

1 [?]

“Bela” Üzerine… »

“…Suzan Nur Başarslan‘ın ilk romanı Bela, edebiyatın yeni zamanlara intibakını mümkün kılacak niteliklerin farkındalığıyla yazılmış. (TB Yayıncılık; Ocak 2011) Genç yaşında karşılık birikimli, yazının zemininde var olan, farklı türlerde kalem oynatmaya devam eden bir yazar Başarslan; ben onu www.derindusunce.org’da yayınlanan sinema ve edebiyat eleştirileriyle tanıyordum romanını okumadan önce.
Kaza ve kader, ayrıca “ihanetin bedeli”; Bela’nın [...]

Share on Facebook

1 [?]

Yıldız Ramazanoğlu ile sohbet »

“İslam öyle büyük bir derya ve içinde öyle sonsuz açılımlar var ki, emek verecek, adaleti kemaliyle içinden süzüp alacak genç zihinler gerekli” Yıldız Ramazanoğlu
 
 Her yazarın yazıya başlama öyküsü ve nedeni vardır diye düşünüyorum, Yıldız Ramazanoğlu’nun öyküsü ve nedeni nedir?
  Sevinçten doğan bir yazma olduğunu söyleyemem. İlkokulda şiir yazarak başladığımı söyleyebilirim, adaletsizlik yapan öğretmenime kızıp. [...]

Share on Facebook

1 [?]

Erzurum’da kardeşlik ve arkadaşlık kavi »

 Sunuş: Türkiye’nin her şehrinde ülkenin manevi havasını güçlendiren, toplumu iyilikle ve ilkelerle mayalayan kültür insanları var. Enerjisiyle umut bahşeden uç beylerinden biri de Erzurum’da yaşayan tüm Türkiye’yle yakın iletişim içinde olan kitap ve kültür adamı Vedat Aydın. Okuyor, yazıyor ve bunları Okumayeri sitesi ve mail gurubu vasıtasıyla hepimizle paylaşıyor. Erzurum’da geçtiğimiz Kış Olimpiyatları kültürel etkinlikleri [...]

Share on Facebook

1 [?]

Gözden Kaçmasın: Kırkıncı Kapı »

“…Kırkıncı Kapı bir kültür-sanat sitesi olma amacı ile yola çıkmış bulunuyor. Bu yolda, edebiyatın ve sanatın her alanına dokunup, ustalıkla yolumuza devam etme gayreti içerisinde olacağız. Sanat adına bir şeyler ortaya koymaya çalışan kişiler olarak bizler, talime önce edep ile başlayıp piştikten sonra edebiyatın kaidelerini öğrenme çabasına düştük. Edebi eserler ortaya koymak için bildiğimiz en [...]

Share on Facebook

1 [?]

Jerusalem*de Eskimeyen Bir Çığlık: Baba, Beni Neden Terk Ettin? »

Alper Gürkan
İspanyol yazar Michel del Castillo, “Terk edilmiş çocuklar masallar uydurmaya yazgılıdırlar.” der. Şu bir gerçektir ki çocuğun yalnız ve küçük yüreği, dünyanın ıstırabıyla ancak masallar sayesinde mücadele edebilir. Dünyanın dört bir yönünden akan coşkun ıstıraba set çekemeyeceğini bildiği için çocuk, onun coşkunluğuna bırakır kendini ve büyümeye akar. Bunu beceremeyip de barajlar kurmaya çalıştığındaysa anlar [...]

Share on Facebook

1 [?]

Yalnız Bir Yazar Olarak Peyami Safa’nın Fikriyatı (1) »

Alper Gürkan
Türkiye edebiyatında vaziyet-i umumiye hakkında “Bizde bir edebiyat tarihine veya antolojiye girmek için edebiyata mensub olmak ne şarttır ne de kâfidir.” der Peyami Safa. Edebiyatçı olmak şart değildir çünkü ne idüğü belirsiz birkaç karalama sayesinde “şair” diye vasfolunabilirsiniz; kâfi de değildir, çünkü tuğla gibi kitabınızla hiçbir yere “tutunamadan” da ölüp gidebilirisiniz. Bunu tesbit edecek [...]

Share on Facebook

1 [?]

Gözden kaçmasın: Edebiyat Fakültesi »

Share on Facebook 1 [?]

Share on Facebook

1 [?]

Bir Teslimiyet Yolculuğu ve Trenin Tam Saatiydi* »

Alper Gürkan
Gözyaşı denilen sayısız dereden meydana gelmiş hayatın tüm birikimlerini kurutup yok eden bir savaş…
İnsanların kimliksiz suretler halinde var olma mücadeleleri dışında bir anlam veremedikleri dirimsellik…
“Büyük Almanya uğruna” yığılmış cesetlerin arasına katılacağından emin olarak yola çıkan genç bir adam, bir asker…
* * *
Hayatını biraz okuyunca piyade er olarak katıldığı cephede nişanlısından ayrı kalan ve bir [...]

Share on Facebook

1 [?]

Oğuz Atay’ı Yeniden Tartışmak »

Alper Gürkan
Son dönemin belki de en mühim ve dikkate değer edebiyat dergilerinden olan Notos’un son sayısı bir dergi için kapsamlı sayılabilecek bir Oğuz Atay dosyasıyla çıktı. Saygın edebiyatçılardan Semih Gümüş’ün titizliğiyle yayına hazırlanan Notos’un en az öncekiler kadar çok ilgi gören söz konusu dosyası -Atay’ın Demiryolu Hikâyecileri öyküsünün son cümlesi olan- “Ben buradayım sevgili okuyucum, [...]

Share on Facebook

1 [?]

İğde çiçekleriyle yolculuk ve Ankara »

 
-  Yolcu dergisinde yayımlanmıştır -
Yola Çıkıştır
   Uzattım elimi, kimse tutsun diye değil sadece “yapmadım” dememek için, uzattım elimi…
   Dağınıklığın içinde nefessiz kaldığım milyonlarca andan sadece birinin içinden, dağınıklığıma bakıp; beni bu kez içinde hapsetmesi ihtimaline isyan edercesine doğruldum. Kararsız ve “hayırlısına” kilitlenmiş yanlarımı, çıktığım zindana hapsedip, üzerime yapışması için dualar ederek büründüğüm yeni rolle birlik [...]

Share on Facebook

1 [?]

Edebiyattan İnkılâba Mağaradakiler*’le Bir Bakış »

Alper Gürkan

“Aylarca Raskonikov’u yaşadım. Sonya’yı sayıkladım aylarca. Kaç gece tefeci kadınla karşı karşıya geldik. Bakışları bir hayvanınkiler gibi soğuk ve manasızdı. Bir ölüyü öldürmüştü Raskolnikov, bir abesi yok etmişti.” (Syf.272)

 İlk defa yirmi iki yaşındayken okuduğum Suç ve Ceza’dan öylesine etkilenmiştim ki bitirir bitirmez soğuk duvarlara yaslanarak tekrar okumaya başlamıştım. Artık Raskolnikov’un ne yapacağını düşünmenin merakından [...]

Share on Facebook

1 [?]

Ermiş (Halil Cibran) »

Bir edebiyat sürgünü’nün yalnız yolculuğu
“Göğsümün bir tarafında İsa, diğer tarafında Muhammed oturur.”
Halil Cibran
Halil Cibran(1883-1931), Lübnanlı felsefe yazarı, romancı, şair, ressam, hakikat arayışındaki bir bilgedir. Asi Ruhlar (Spirits Rebellious ,1908), Kırık Kanatlar  (Broken Wings, 1912), Deli  (The Madman, 1918), Haberci  (Forerunner,1920), Ermiş (The Prophet,1923), Kum ve Köpük  (Sand and Foam, 1926), İnsanoğlu İsa ( Jesus, [...]

Share on Facebook

2 [?]

Dikkat Kitap: Öyküler (Suzan Nur Başarslan) »

“…Benim öyküm bir rivayetten ibaret, bu yüzden benden miş’lerle bahsediyor diğerleri. Beni, yaşamadığım sandıkları kocaman bir hayatı geri çevirmekle yargılıyorlar. Sorsalardı bana, derdim ki, beni yaşamadığım sandıkları kocaman bir hayatı geri çevirmekle yargılayanlara, evinden ayrılmayan/ayrılamayan, öyküsünü değil, hayallerini anlatır elbet, ya da masalları. Oysa bilmek yaşamak değildir her zaman, yaşamanın bilmek anlamına gelmeyeceği gibi her [...]

Share on Facebook

1 [?]

Çukur »

Evinden hiç dışarı çıkmayan bir adam varmış, bahçesinde de kocaman bir çukur. Komşunun çocuğu, çukurun bir tarafından çukura bakıyormuş merakla, komşusu olan adam da çukurun diğer tarafında.
Adam demiş ki komşunun çocuğuna:
“Ne duruyorsun, ilk toprağı atsana.”
Çocuk meraklı gözlerle adama bakıyormuş.
“Sanki yorgunum bugün.”
“Annen, bugün çok güçlü olduğunu, geçen haftaki hastalığından eser kalmadığını, yorgunluğunun geçtiğini söyledi ama.”
“Annemle mi [...]

Share on Facebook

1 [?]

Anlatmak »

“İlginç bir şey bu…” dedi Pad, sormak istiyordu da çekiniyordu.
“Sor hadi” dedi Nim, “Bunu da saçma buldun belli.”dedi çocuğun yüzüne bakarak.
“Hayır, öyle değil. Sen… Sen hiç aşık oldun mu,  diye soracaktım sadece, annem aşkın mantıksız olduğunu söyler, aşkta mantık aramamalıymış insanoğlu.”
“Ne bilge bir annen varmış senin.”
“Alay etmesene. Ne bileyim ben, annem dedi sadece, ben daha [...]

Share on Facebook

1 [?]

Aşk Vakti »

Yıllar ve yıllar önce, bundan hayli zaman önce ve zamanların birinde, bir şehir varmış. Adı Çok Kapılı Şehir olan şehrin çok kapısı varmış; her biri kendi görevini eda eden. Şehrin ileri gelenleri ayrı kapıdan, askerleri ayrı kapıdan, ahalisi ayrı kapıdan, alimleri ayrı kapıdan, misafiri ayrı kapıdan, her bir meslek grubu ayrı ayrı kapılardan girer ve [...]

Share on Facebook

1 [?]

Kaç »

Bir yürek kaç kez affeder ve bir yüreğin sevdiği o yüreği kaç kez affedebilir? Çok kez mi, bir kez mi, hiç mi? Kaç kez affettim deyip de kalbe bir hançer daha vurulur kalp hanesinin duvarındaki çentik olarak kalmaya mahkûm bir iz bırakmaya rıza göstererek. İnsan kaç kez razı olur rızası haricinde yaşamak zorunda kaldıklarına. İnsan [...]

Share on Facebook

1 [?]