RSS Feed for edebiyatCategory: edebiyat

Simyacı / Paulo Coelho »

Bir düşü gerçekleştirme olasılığı yaşamı ilginçleştiriyor. İhanet, senin beklemediğin bir darbedir. Ama sen yüreğini dinleyecek olursan, sana baskın yapmayı hiçbir zaman başaramayacaktır. Çünkü onun düşlerini ve arzularını tanıyacaksın ve onları hesaba katacaksın. Hiç kimse kendi yüreğinden kaçamaz. Bu nedenle en iyisi onun söylediklerini dinlemek. Böylece, kendisinden beklemediğin bir darbe indirmeyecektir kesinlikle sana. Seni seviyorum, çünkü […]

Çanlar Kimin İçin Çalıyor? / Ernest Hemingway »

İnsan ada değildir, bütün de değildir tek başına, anakaranın bir parçası, okyanusun bir damlasıdır; bir kum tanesi bile alıp götürse deniz, küçülür Avrupa, sanki kaybolan bir burunmuş, dostlarının ya da senin bir yurdunmuş gibi; bir insanın ölümüyle eksilirim ben, çünkü bir parçasıyım insanlığın; işte bu yüzden hiç sorma çanların kimin için çaldığını, çanlar senin için […]

Hayatın Mucizeleri / Stefan Zweig »

Üniformalı olmayan insanlar genellikle biraz daha fazla insandır. Fert daima fikirden daha kuvvetlidir; yeter ki kendisi olarak kalsın, kendi hür iradesiyle. Zira henüz bilmiyordu ki, derin bir ızdırap, o huzursuz suskunluk içinde yeraltından, taşların arasından kendine yol açan ve zayıf bölgelerde, geçit vermeyen vadilere vurdukça vuran karanlık bir dağ deresi gibidir. Fakat bu dere sonunda […]

Düşüş / Albert Camus »

Elbette! Kaygan kaldırımda onların ağır aksak adımlarını duyduğunuz için, altın renkli çirozlarla ve ölü yaprak rengindeki mücevherlerle dolu dükkânları arasından hantal hantal geçtiklerini gördüğünüz için, kuşkusuz onların bu akşam ortada olduklarını sanıyorsunuz. Herkes gibisiniz siz de, bu namuslu insanları bir çıkar ortağı ve satıcı topluluğu olarak görüyorsunuz, paralarını sonsuz yaşam şanslarıyla birlikte hesap eden ve […]

Gömülü Şamdan / Stefan Zweig »

Bu soruyu sormakta haklısın, çocuğum. Elimizden alınmasına neden göz yumuyoruz? Neden savunmaya geçmiyoruz. Ancak bu dünyada adaletin haklıdan yana değil, güçlüden yana olduğunu daha sonraları anlayacaksın. Tanrı peki? Bu soyguna neden göz yumuyor? Bize neden yardım etmiyor? Onun adil ve her şeye kadir olduğunu söylemedin mi? Neden doğruların değil de, haydutların yanında yer alıyor? Bilmiyorum, […]

Düşüş / Albert Camus »

İmrenilecek bir durumdaydım hani. Yalnızca suçlular kampına geçmek tehlikesiyle karşılaşıyor değildim (özellikle, bekâr olduğum için karımı öldürme şansına sahip değildim), aynı zamanda onların savunmasını da üzerime alıyordum, yalnız şu koşulla ki, kimilerinin iyi birer vahşi oluşu gibi, onlar da iyi birer cani olsunlar. Bu savunmayı yürütüş tarzım bile bana büyük doyumlar sağlıyordu. Meslek hayatımda gerçekten […]

Düşüş / Albert Camus »

Gözün hâlâ gördüğü, ışıkla yıkanan bir denizden beş yüz ya da altı yüz metre yükseklikteki doğal bir düzlük ise, en rahat soluk aldığım yerdi, hele insan denen o karıncaların üstünde yalnız başınaysam. Vaazların, dinsel söylevlerin, alev mucizelerinin ulaşılabilecek yüksekliklerde geçmesini kolayca anlıyordum. Bence mahzenlerde ya da cezaevi hücrelerinde düşünmüyordu insan (meğer ki bunlar görüş alanı […]

Beton / Thomas Bernhard »

Hamalların soyu tükendi. Herkes istediği gibi kendi eşyasını taşısın. Dünya birkaç derece daha soğudu, kaç derece olduğunu tam olarak hesaplayacak değilim, insanlar çok daha merhametsiz ve saygısız oldular. Herkes yaşamak ister, hiç kimse ölmek istemez, bunun dışında her şey yalandır. Dehşetle tanık olduğum üzere insanlar sabah saat dokuzda gelip duşun altına girip tenis oynamaya koşuyorlar, […]

Düşüş / Albert Camus »

Demek ki, ben-ben-ben’in günü gününe sürekliliği dışında başka bir süreklilik olmadan yaşıyordum. Günü gününe kadınlar, günü gününe erdem ya da erdemsizlik, günü gününe, köpekler gibi, ama her gün sağlamca yerinde duran kendim. Böylece yaşamın yüzeyinde ilerliyordum, sözcükler içinde, hiçbir zaman gerçek içinde değil. Tam okunmamış o kitaplar, tam sevilmemiş o dostlar, tam gezilmemiş o kentler, […]

Kağıt Ev / Carlos María Domínguez »

İnşa edilen bir kütüphane, ihdas edilen bir hayat demektir, yığılmış kitaplar toplamı değildir asla. Bluma Lennon, Soho’daki bir kitapçıdan Emily Dickinson’ın Şiirler’inin eski bir baskısını aldı ve ilk köşe başında, tam da ikinci şiiri okumaya başladığında bir arabanın altında kaldı. Kitaplar insanların kaderlerini değiştirir. Tıpkı kütüphanedekiler gibi damgalı kitaplar gördüm, yahut içlerine sahiplerinin kartları yerleştirilmiş […]