RSS Feed for This Post

YAKINDA: Özel banka olur mu?

YAKINDA: Özel banka olur mu?YAKINDA: Özel banka olur mu?“Özel” de olsa bir bankanın iflası bakkal dükkânı veya tuğla fabrikası iflası gibi değil. Ulus-devlet devreye giriyor, halkın vergileriyle banka kurtarılıyor ama sağlık, eğitim, güvenlik gibi hizmetlere para kalmıyor. İşler yolunda iken, ekonomi büyürken bankalar “özel ve enternasyonal”. Yaptıkları kârı kimseye koklatmıyorlar. Ama kriz dönemlerinde hepsi “ulusal” olup çıkıyor. “Bizi kurtarmazsanız kriz büyür, sizi de yutar” diyerek şantaj yapıyorlar. Yani kârları özelleştirip, zararları kamulaştırıyorlar. Demek ki devletin ve halkın bankalar üzerinde daha fazla söz hakkı olması gereklidir ve meşrudur. Riskleri halkla paylaştıkları müddetçe bankalar “özel sektör” sayılamazlar.  

Krizden önce risk provizyonları 2 milyar dolar olan Amerikan sigorta firması AIG riskli emlâk kredilerini sigorta ederek kapasitesinin 400 ila 800 katı büyüklüğünde YÜKSEK risk aldı. Bu risk alış iki kere sorunluydu. Çünkü miktarın aşırı ve (bizce) gayrı ahlâkî derecede yüksek olmasına ek olarak, alınan risklerin gerçekleşme ihtimalleri de çok YÜKSEK, hatta %100’e yakın idi. Önce firmanın kârı 4’e katlandı, traderları milyoner oldular. Bu tür risk transferlerinde kontrol rolü oynaması gereken FED ve SEC devre dışında kaldı. AIG bu yüksek riskleri başka risklerle birleştirerek dönüştürdü, (bizce) gizledi ve menkul kıymetleştirme yoluyla yeni finansal ürünler sürdü piyasaya.  Bu saklambaç oyununa AIG’nin müşterisi olduğu kredi derecelendirme kuruluşları da yardım ettiler. Türev ürünler içeren, bilanço dışı işlem gören ve yüksek risk arz eden kompozit portföylerin %90’ı AAA notuyla kamufle edildi. Yani dünyanın en riskli ürünleri G8 ülkelerinde devlet garantisiyle satılan en güvenli finansal ürünlere eşdeğer tutuldular! 

 

[tabs]
[tab title=”FED”] Federal Reserv Sistemi (İngilizce: Federal Reserve ya da Fed olarak da bilinir) 23 Aralık 1913‘te kurulan ABD‘nin merkez bankasıdır. [/tab]
[tab title=”SEC”] U.S. Securities and Exchange Commission : ABD’de borsa işlemlerinin kurallara uygun yapılmasını sağlar. Bir bakıma borsanın jandarmasıdır. [/tab]
[tab title=”AIG”] Hollandalı ING, Alman Allianz ve Fransız AXA ile birlikte Amerikan firması AIG dünyanın en büyük sigorta şirketlerinden biridir. 74 milyon müşterisi ve 116 bin çalışanı vardır. [/tab]
[/tabs]

 

FED 16 eylül 2008’de kendini batıran AIG’yi iflastan kurtarmak için tam 85 milyar dolar enjekte etti. Oysa 2005’te 200.000’den fazla ailenin evsiz kaldığı Katrina kasırgasından sonra hükümetçe vaad edilen yardım sadece 11 milyar dolardı.

 İflas etmeden sadece bir kaç gün önce AIG’nin notu da AAA idi. Lehman Brothers’ın notu AAA idi. Fannie Mae –Freddie Mac’ın notu AAA idi. Bu apaçık bir suç ortaklığıydı. Ama bankacılar gibi derecelendirme kuruluşları da krizden sonra cezalandırılmadılar.

 

Trackback URL

  1. 10 Yorum

  2. Yazan:bilim adami Tarih: Oct 14, 2012 | Reply

    amerikada ulus devlet mi var yani. hic gulecegim yoktu mehmet bey.

  3. Yazan:my Tarih: Oct 14, 2012 | Reply

    evet var, siz gülün yine de, dert degil.

    ulus-devlet bir tasavvurdur, propaganda ile insa edilir. Türk ulus devleti de böyledir.

    Amerika’daki insanlarin degisik ülkelerden gelmis olmasi bir seyi degistirmez. asagidaki kitaplara bir bakin:

    Birinci kitap Türk ulus-devleti hakkinda. Bu kitapta meselenin teorik boyutunu anlattik, alman, fransiz ve italyan ulus-devletleri ile türk ulus devleti arasindaki tarihi ortakliklar, endüstri devrimi, endüstrilesen savaslar, demiryolu, telgraf, matbaanin ulus-devlete katkisi, avrupa’nin bize etkisi… ilk bastaki 10-15 sayfa bunu özetliyor. ikinci kitapta Amerikan ulus-devletinin STORY-TELLING boyutunu açtik. “tepedeki sehir, vaad edilmis topraklar, Tanri ABD’yi korusun” vs. Amerikalilar ülkelerini herkese açik bir baris topragina filan benzetirler ama öyle degildir. Bir WASP vardir. Beyaz, Anglo-Saxon kökenli ve Protestan olan makbul vatandastir, asli unsurdur. ABD’ye ilk ayak basan “kurucu babalar” nasil oldu da ingiltere’ye isyan ettiler? bir amerikan ulusu olmasaydi neyin etrafinda birleseceklerdi? ABD’nin tarihini okuduysaniz T.C., Israil ve ABD’nin ulus insaati arasindaki paralellikleri de görmüssünüzdür. ikinci kitap bunu anlatiyor.

    Türkiye’nin Ulus-Devlet Sorunu

    Devlet gibi soğuk ve katı bir yapı bizimle olan ilişkisini hukuk yerine ırkımıza ya da inançlarımıza göre düzenleyebilir mi? GERÇEK hayatı son derecede dinamik ve renkli biz “insanların”. Birden fazla şehre, mahalleye, gruba, klübe, cemaate, etnik köke, şirkete, mesleğe, gelir grubuna ait olabiliriz ve bu aidiyet hayatımız boyunca değişebilir. Oysa devletimiz hâlâ başörtüsüyle uğraşıyor, kimi devlet memurları “ne mutlu Türk’üm” demeyenleri iç düşman ilân ediyor, Sünnî İslâm derslerini zorla herkese okutuyor… Bizim paramızla, bizim iyiliğimiz için(!) bize rağmen… Kürt sorunu, başörtüsü sorunu, Hıristiyan azınlıklar sorunu… Bizleri sadece “insan” olarak göremeyen devletimizin halkıyla bir sorunu var. Türkiye’nin “sorunlarının” kaynağı sakın ulus-devlet modeli olmasın? 80 sayfalık bu kitap Kurtuluş savaşı’ndan sonra Türkiye’ye giydirilmiş olan deli gömleğine işaret ediyor. Ne mutlu “insanım” diyene! Kitabı buradan indirin.

    Amerika Tedavi Edilebilir mi?

    Amerikalılar neden bu kadar gaddar? Dünyanın geri kalan kısmında yaşayan insanlara karşı niçin bu denli acımasız?
    Bayrak yakmanın ve Amerikan/İsrail mallarını protesto etmenin dışında bir şeyler yapmak gerektiğini düşünenler için yapılmış bu çalışmayı ilginize sunuyoruz.ABD desteği son bulmadan Ortadoğu’nun psikopatı İsrail’in saldırganlığı bitmeyecek ve Ortadoğu’ya huzur gelmeyecek gibi görünüyor. Vietnam’da ve Latin Amerika’da yaşanan katliamlar Ortadoğu’da devam ediyor.
  4. Yazan:bilim adami Tarih: Oct 15, 2012 | Reply

    amerika birlesik devletlerinde 50 tane devlet var, bunlarin hangisi ulus devlet mehmet bey. acik yazin ogreneyim.

  5. Yazan:my Tarih: Oct 15, 2012 | Reply

    madem benim kitaplarimi okumuyorsunuz, belki Oxford, Harvard, Stanford vs mezunu adamlarin yazdiklarini okursunuz da kaliteli bir tartisma yapariz. Okumayi mi sevmiyorsunuz yoksa? Buyurun, adam anlatiyor, dinleyin:

    http://www.cosmolearning.com/videos/american-nation-state-building-and-iraq-1183/

    Yoksa “benim lafim senin lafini döver” seviyesini geçemeyecegiz, bir zahmet su tür kitaplara biraz vakit ayirin, sonra gelin konusalim, bir iki hafta yeter mi size?

    http://www.oxfordscholarship.com/view/10.1093/acprof:oso/9780199641260.001.0001/acprof-9780199641260-chapter-6

    http://us.macmillan.com/creatinganamericanidentity/StephanieKermes

  6. Yazan:my Tarih: Oct 15, 2012 | Reply

    yani ne bileyim, Hem New York’ta okuyorsunuz / okutuyorsunuz hem de oranin kütüphanelerinden istifade etmiyorsunuz. Fizikçi olmak baska, tarih siyaset konusmak baska.

    “Ye are the light of the world. A city set on a hill cannot be hid”

    cümlesini hiç duymadiniz mi?

    bari su anahtar kelimeleri biraz arastirin:

    1) Manifest Destiniy,
    2) Frontier Heritage,
    3) City upon a hill

    kitabimi yazarken kullandigim bir kaç eser:

    American Narcissism: The Myth of National Superiority
    http://www.amazon.com/American-Narcissism-Myth-National-Superiority/dp/0875864686

    USA: A COUNTRY MADE BY WAR

    http://www.amazon.com/Country-Made-War-Revolution-Americas/dp/0394553985

    Ronald Reagan The Movie: And Other Episodes in Political Demonology

    http://www.amazon.com/Ronald-Reagan-Movie-Political-Demonology/dp/0520064690/ref=sr_1_2/191-0732682-6961734?ie=UTF8&s=books&qid=1238874418&sr=1-2

  7. Yazan:bilim adami Tarih: Oct 15, 2012 | Reply

    Mehmet Bey, kitaplara firsatim olursa goz atacagim.
    Fakat bundan once soyleyeceklerim var.

    – Bir amerikan kimliginin varligindan bahsetmekle amerikanin bir ulus devlet oldugunu idda etmek cok farkli seyler.
    amerikan kimliginin var oldugu dogrudur fakat ama amerikanin bir ulus devlet oldugunu iddia etmek avrupa birliginin ulus devlet oldugunu iddia etmeye benzer.

    Yani bu tartisma icin hic de oyle Stanfordlu Harvardli yazarlara itiyacimiz yok. Asagidaki baglantiya, ordan da ‘federal state’ kavramina bakabilirsiniz.

    http://en.wikipedia.org/wiki/State

    Amerikayi daha iyi anlamaniza yardimci olacagini dusundugum birkac gozlem paylasmak isterim.

    -New Yorkun siyah mahllesi Harlemdeki posta ofislerinden posta pulu alirsaniz, uzerinde ‘black heritage’ yazisi ve tarihi bir siyah sahsiyet gorursunuz, siyah olmanin izi giysi dukkanlarindan meyve saticilarina her seyin uzerindedir ama ‘amerikan ulusu’na dair pek bir sey goremezsiniz.

    -New yorkun gobeginde supermarkette aradiginiz bir seyi raflara yerlestiren hispanik-latin calisana aradiginiz bir seyin yerini sordugunzda ingilizce dahi bilmedigini fark edersiniz.

    -Ulke genelinde ise insanlar ve kulturleri cok farklidir. Kuzeyliler guneyliler cok farkli insanlardir, kanunlari bile farklidir. Demografik yapi homojenlikten olabildigine uzaktir.
    Guneyde konusulan dil ispanyolcadir.

    Sozun ozu burada bir amerikan ulus kimligi var ise(ki 11 eylulden beri yaratilmaya calisilan bu sanirim), bu bir ust kimliktir. Bankalarin kurtarilmasi, borclarin halka yikilmasi gibi seylerin bir devletin ulus devlet veya federal devlet olmasiyla ilgisi de yoktur diye dusunuyorum. Buradaki sorun egemen siniflarin(kapitalist sistemde para sahipleri,bankalar) varligidir.

    ‘Ama bankacılar gibi derecelendirme kuruluşları da krizden sonra cezalandırılmadılar.’ Bu bana kadi hikayesini hatirlatiyor. Hani kadi birinin irzina gecmis de, vs…

    ‘Demek ki devletin ve halkın bankalar üzerinde daha fazla söz hakkı olması gereklidir ve meşrudur.’ Bence en temelde devlet, para, yoneten iliskilerini, demokrasinin burdaki roulunu gozden gecirmeniz gerekiyor.

  8. Yazan:moruk Tarih: Oct 15, 2012 | Reply

    Amerika bir federal devlet olarak kuruldu, kurulmadan önce ingiliz sömürgesiydi, koloniler ingilizlere karşı birleştiler, kurucu babalar ingiliz emperyalizmine, sömürgeciliğe karşı isyan ettiler, ama kaderin veya tarihin şu garip cilvesine bakın ki, kurulduktan 20-30 yıl sonra kendisi bir emperyalist,sömürgeci devlete dönüştü, o günden beri de emperyalizmin bayrağını kimseye kaptırmadı, emperyalizme karşı isyan eden, savaşan bir ülkenin bu kadar kısa bir sürede emperyalist olması ironiktir.

    Amerika Birleşik devlettir, baştan temelleri öyle atıldı, sonradan bir ulus devlet olmaya çalıştılar, bir ulusal kimlik yarattılar, etnik yapılarını homojenleştirmeye çalıştılar, ama başaramadılar, amerika tarihi ve geleceği olmayan bir hilkat garibesi olarak doğdu, dünyayı kana buladı, ve hilkat garibeleri fazla yaşamazlar, amerika bir tarih hatasıdır, kızılderili soykırımıyla başlayan 200 yıllık kısa tarihlerinde dünyanın her köşesine askerlerini ve iş adamlarını, tüccarlarını gönderdiler, dünyanın kanını emerek beslenen bu emperyalist vampirin kalbine bir kazık çakılacaktır.

  9. Yazan:my Tarih: Oct 15, 2012 | Reply

    @Bilim Adami,

    krizi analiz etmeye çalistigim bu süreçte ulus-devlet gücü/yetkisi ULUSAL sinirlardan öteye geçemeyen bir devlet. Federal devletin alternatifi degil, küresel güçlerin muhatabi olarak bir aktör. uluslararasi sirketler, piyasalar, kredi derecelendirme kuruluslari, WTO, FMI, dünya bankasi ve mafya, kaçakçilar, terör örgütleri … bunlar ulusal sinirlarin “üzerinde / disinda” hareket kabiliyeti olan aktörler. Demokratik ülkelerin halklari oy vermek ve sendikalar, dernekler vasitasiyla baskani, senatörleri etkileyebilir. Amerikan ulusal sinirlari içinde suç isleyenlerden yine ulusal/federal mahkemelerde hesap sorulabilir.

    Ama sirlar üstünde/disinda yasayan kurumlari kim frenleyebilir? Sorunlar küresel, çözümler SADECE ulusal. çevreyi kirleten TOTAL, SHELL gibi firmalari da dahil edin buna isterseniz. Uluslararasi hukuk buna hazir degil saniyorum. Bu yeni bir durum. Teknoloji ve uluslararasi ticaretin kuvvetlendirdigi bir sey. Avrupali ulus-devletler buna hazirliksiz yakalandilar. Amerika gibi federal devletler de ayni durumda. çünkü onlar da disaridan bakildiginda ulus-devletler ile ayni handikaplardan muzdaripler. Goldman Sachs gibi küresel bankalar tipki El Kaide veya Italyan Mafyasi kadar serbestler! Bu yeni ve aci bir durum.

    Elbette ABD gibi güçlü devletler bu kurumlari etkileyebilir. Ama Amerikan halkinin ya da dünyadaki diger normal insanlarin perspektifinde kurumlar arasi çatisma ve/vey suç ortakligi var. Bu çatisma ve suç ortakliklari ULUSAL aktörler ile KÜRESEL aktörler arasinda oluyor.

    “Ulke genelinde ise insanlar ve kulturleri cok farklidir. Kuzeyliler guneyliler cok farkli insanlardir, kanunlari bile farklidir. Demografik yapi homojenlikten olabildigine uzaktir. Guneyde konusulan dil ispanyolcadir.”

    Kanaatimce ulus-devlet kavrami ile merkezî devlet devlet kavrami arasinda kalin bir çizgi var.

    Siz de haklisiniz, ABD’ye 1930 veya 1960 avrupasi standartlarinda bir ulus-devlet diyemeyiz, bu dogru. Ama federal yapi, farkli eyaletlerin farkli yasalari olmasi vs bir istisna degil. Almanya’daki yapi bunu hatirlatiyor. Ama Almanya yine de bir ulus-devlettir. 1800’lerdeki travmalar üzerine kurulmustur. Napoleon’un saldirganligi olmasaydi jermenler böyle bir “Alman ulus kimligi” etrafinda toplanmazlardi.

    dil, meclis vs gibi federal farkliliklar da ABD için özel degil. Ispanya’da yerel meclisler var. Hatta Fransa’nin Korsika bölgesi de yerel idare bagimsizligi açisindan önem arz eder. Yine Fransa’nin Alsace bölgesinde din-devlet iliskisi diger bölgelerden farklidir. Laiklik ilkesine aykiri olarak Protestan kiliseye vergi ödenir, ölenler evlerinin bahçesine gömülebilir. Katolikler ise bunlari yap(a)maz.

    “Sozun ozu burada bir amerikan ulus kimligi var ise(ki 11 eylulden beri yaratilmaya calisilan bu sanirim), bu bir ust kimliktir. Bankalarin kurtarilmasi, borclarin halka yikilmasi gibi seylerin bir devletin ulus devlet veya federal devlet olmasiyla ilgisi de yoktur diye dusunuyorum. Buradaki sorun egemen siniflarin(kapitalist sistemde para sahipleri,bankalar) varligidir.”

    üst kimlik derken çok haklisiniz.

    Bu metinde ulus-devlet deyimini silip federal devlet yazabilirsiniz. Gelecek makale için anlam degismez. YAKINDA diyerek yayimlanacagini ilan ettigim yazida banka kurtarma operasyonlarinin “suçunun” adresini bir suç ortakligi olarak gösterdim: DEVLET VE SERMAYE.

    Bu iki aktör de kanaatimce vardir ve gereklidir. Ama aralarindaki iliski gayri-ahlâkî olabilir. Avrupa tarihinde de bankerlerin krallara, prenslere, aristokratlara baski yaptigi dönemler var. Ortaçag’da bankerlere sormadan parmagini oynatamayan krallar olmus.

    Özetle ulus-devlet bu soygunun TEK/iLK müsebbibi degil. ABD özelinde konusursak… Federal devlet finans sektörüyle ortak olup halki sömürdü.

    O federal devlet ki yakin zamana kadar ULUSAL savunmasi için Amerikan ULUSUNA zorunlu askerligi dayatiyordu. O federal devlet ki ULUSAL SAVUNMA için vergi topluyor, ULUSAL sinirlari var, devletin bir çok ekonomik ve sosyal kurumunun adi da NATIONAL AGENCY OF … diye basliyor.

    Bence bir devletin federal olmasi ulusal olmasina engel degil. birden fazla etnik grup ulus-devlet mantigi içinde yönetilebilir. iyi ve kötü sonuçlariyla.

    Türkiye belki bir gün anayasasina “Türklük ve/veya T.C. vatandasligi üst kimliktir, Ermeni, Kürt, Türk, Arap… etniktir, vs vs” diye yazabilir. tipki ABD’de anglo-saxon protestan kimligin baskin olmasi gibi T.C.’de de sünnî Müslüman Türk digerlerine göre baskin. çeliskili görünse de demokrasinin “geregi” bu. çogunluk olan ötekilere dayatiyor. Maksat adaleti korumak olursa demokrasi “bazen” feda edilebilmeli ama bu ayri bir konu 🙂

  10. Yazan:bilim adami Tarih: Oct 18, 2012 | Reply

    ‘Ozel fabrika olur mu?’ baslikli bir yazi da gormek dilegiyle tartismayi bitireyim madem.

  11. Yazan:my Tarih: Oct 18, 2012 | Reply

    ‘Ozel fabrika olur mu?’ baslikli bir yazi da gormek dilegiyle tartismayi bitireyim madem.

    🙂 Tahmin edersiniz ki bu soruyu da sormustum kendime. Elbette sanayi özel olmali. Ama … Bazen özel fabrikalar da siyasete baski yapar. mesela Fransa’da otomobil üreticileri dogrudan ve dolayli istihdami destekledikleri için hükümetlere santaj yaparlar. Hatta kendi beceriksizlikleri yüzünden batma noktasina geldiklerinde açiktan milyarlarca avro alirlar. bu (bence) hukuka aykiri. serbest piyasa ilkelerine ve demokrasiye de aykiri. çünkü küçük sanayici hata yapinca batiyor ama büyük sanayici yillarca zarar etse bile halkin parasini alip ayakta kaliyor.

    ne yapmali? iki ihtimal:

    I) Ya fabrikalarin bu kadar büyümesi engellenmeli, daha çok rekabet için yakin büyüklüklerde çok sayida üretici olmali,

    II) Ya da önemli kararlar, riskli yatirimlar vb söz konusu oldugunda devlet firmalarin isine karisabilmeli (“yoksa batip bana santaj yaparsin haa!” diyerek)

    tabi bu ikinci yol çok agir bürokrasi getirir, komünizme benzer piç bir sistem çikar ortaya, ama bugün sürmekte olan durum kabul edilebilir degil. en azindan tartisilmali, belki büyük sanayicilerin bankaar gibi bir provizyon hazirlamasi istenebilir. Bir tür “iflas sigortasi”. Bu tür sigortalar özellestirilebilir, riskli hareket eden sanayici daha çok prim öder.

    bu da IIIcü yol olsun 🙂

    derdim herseyi devletlestirmek degil, tersine serbest piyasadan yanayim. Ama ister banka, ister sanayici isterse isçi sendikalarinin demokrasiye santaj yapmasina karsiyim. Hukuka aykiri olan bu.

    Bir çok bati ülkesinde metalürji, demiryolu ve enerji sektörlerinde çalisan isçilerin sendikalari güçlüdür. daha iyi kosullarda emekli olurlar vs. Sandviç satan garibanlari, telefona cevap veren sekreterleri ise kimse savunmaz. Bu da adil degil. Risk -Kazanç – Kayip – Devlet Yardimi vs arasindaki iliskiler hukuka uygun olsun. Gerisi teferruat 🙂

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahipleri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşlere katıldığımız anlamına gelmez.

Hakaret içerse dahi bütün yorumlar birer fikir eseridir. Ama bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatın yine de.

Not: Sitenin ismini dert etmeyin, “derinlik” üzerine bayağı bir geyik yaptık, henüz söylenmemiş bir şey bulmanız oldukça zor :)

Editörle takışmayın, o da bir anne-babanın evlâdıdır, sabrının sınırı vardır. Siz haklı bile olsanız alttan alın, efendilik sizde kalsın.

Sitenin iç işleriyle ilgili yorum yapmayın, aklınıza takılan soruları iletişim kutusundan sorun, kol kırılsın, yen içinde kalsın.

Kendi nezaketinizi bize endekslemeyin, bizden daha nazik olarak bizi utandırın. Yanlış ve eksik şeylerden şikayet etmek yerine bilgi ve yeni bakış açısı sunarak tamamlayın, düzeltin, tevazu ile öğretin bize bildiklerinizi.

Bu kurallara başkasının uyup uymamasına aldırmayın, siz uyun. Bütün yorumları hızla onaylanan EN KIDEMLİ YORUMCULAR arasındaki nizamî yerinizi alın.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin