RSS Feed for This Post

Sözlük gitti, ekşisi kaldı

Herkesin her konuyla ilgili bir şeyler yazdığı bir platformdu. Bir konuda bilgiye ihtiyacınız olursa en güvenilir olmasa da, en samimi, en magazin bilgileri edinebileceğiniz bir ortam sunuyordu. Mizah yeteneği olan insanlar toplanmıştı ve mizahı sevdiğim için sürekli takip ediyordum. Fakat zamanla tadı iyiden iyiye kaçmaya başladı, edepsizleşti, çiğleşti. Şunu anladım ki “sorumsuz özgürlük” tehlikeli bir şeydir. Özgürlüğü bile olgun insanların eline vermek gerekir. Özgürce eleştirmek ile özgürce hakaret edebilmek arasındaki çizgiyi kalın bir şekilde çizmek gerekir. Çünkü birincisi ne kadar yapıcı ve geliştirici bir şeyse ikincisi o kadar yıkıcı ve yıpratıcı bir şeydir.
Ekşi sözlük yazarları hakkında soruşturma başlatılıyormuş. Mahkemeler, dilekçeler, tazminat davaları, bunlar sevimsiz şeyler. Bizler de genelkurmay tarafından fişlenmiş, Kemalist ulusalcı yorumcuların şikayetleriyle “kolluk güçleri” ile muhatap olmak durumunda kalmıştık. İşi gücü yazmak olan insanların bu tip engellemelere maruz kalması moral bozucu. Fakat bu sitede hiçbir zaman eleştiri sınırı aşılmadı; ırkçı, küstah, tartışma değil sataşma arayan yorumlar engellendi, kişilik hakları koruma altında tutuldu. Bu sayede platformun entelektüel düzeyi korunduğu gibi yorumcuların “sesini” değil, “sözünü” yükseltmesi teşvik edildi.
Ekşi sözlük böyle bir filtre uygulamamayı tercih etti. “Özgür” tartışma platformunun bu şekilde kurulacağını düşündüler belli ki. Fakat şunu anlayamadılar: Alaycı aşağılamanın olduğu bir yerde özgür bir tartışma yürütülemez. Çünkü bu artık bir fikir tartışması olmaktan çıkmıştır, duygular hedef alınmıştır. Böyle aşağılamalara ancak aynı şekilde cevap verebilirsiniz. Ekşi sözlük mağduru bir çok köşe yazarının yaptığı da buydu. Tabi, onlar cevap verebilecek bir platformları oldukları için şanslıydı. Fakat hakkında ileri-geri bir sürü alaycı “entry” girilen, iftiralarda bulunulan birçok insan bu durumdan mahrumdu. Bu insanların, haklarını arayabilecekleri tek mecra olan mahkeme kanalını kullanmalarını bu yüzden yadırgamıyorum.
Umarım bu durum ekşi sözlük kurucuları için, platform kalite seviyesini artırmak açısından bir fırsat olur. Çünkü, hakikaten mevcut kadro çocuk denilebilecek yaşta. Küçümsemek için söylemiyorum, bir çocuk yetişkinlerden daha olgun olabilir. Fakat, bir çok ekşi sözlük yazarıyla tanıştığım için biliyorum; bu çocukların tahlilleri cinsellik-eğlence düzleminin dışına pek çıkamıyor. Çıkınca da ezber bilgilerden doğrudan yargılara varmayı seçiyorlar. Kompleks düşünemiyorlar. Bu yüzden de her konu hakkında bir fikirleri var. Çünkü kimsenin kompleks düşünmediği bir ortamda yorum yapmak kolaydır. Bilgisizliğini hissettiğin bir ortamda ise susarsın ve öğrenmeye çalışırsın. Son dönemde ekşi sözlük ortamı öğrenilen bir ortamdan çıkıp, herkesin yorum yaptığı ama kimsenin kimseye bir faydasının dokunmadığı bir siteye dönüştü. Kısacası “sözlük”ü gitti, ekşisi
 kaldı.

Trackback URL

  1. 4 Yorum

  2. Yazan:MY Tarih: Haz 22, 2011 | Reply

    eksi sözlügü ara sira kullaniyorum, yazarlar arasinda tanidigim “efendi” çocuklar var. Neticede kendileri bir disiplin kurabilirler diye düsünüyorum. çünkü KURALSIZLIK = ÖZGÜRLÜK olmuyor, SERBESTLiK oluyor. En sert, en biktirici, en saldirgan olanlar ötekileri kovuyor.

    insanlarin yüzünü görmedigimiz için internette kalp kirmak daha kolay ne yazik ki 🙁

    en güzeli mahkemeleri filan karistirmadan “rahatsiz” olan insan ile editörün/yazarin anlasmasi ve sorunlu ifadelerin düzeltilmesi.

    geçmiste ögrenci iken yorum yazmis, sonradan siyasete veya çalisma hayatina atilan, profesyonel sebeple DD’de görünmek istemeyenler oldu, degistirdik, takma isim koyduk yerine. Hizli hakaret etme imkâni varsa hizla düzeltme imkani da var 🙂

  3. Yazan:tadı kaçtı Tarih: Haz 22, 2011 | Reply

    ekşi sözlük eskiden, sözlüğün hedefinin görür görmez idrakine varmış daha elit bir yazar grubuna açıktı. zaten o zaman interneti takip eden kitle de çok daha sınırlıydı. memleket gibi, demokrasi geliştikçe, ekşide de her yeni jenerasyon yazar alımında yazar profili bir basamak daha düştü. ilk jenerasyonların iyi yazarları artık yoklar. yakın jenerasyonlardan tek tük iyi yazar da artık ekşiyi sürekli yazmaya değer görmüyorlar. bence ekşi gibi yazar alım kriterleri esnek bir platform için bu kaçınılmaz bir sondu.

  4. Yazan:Hasan Eşkil Tarih: Haz 23, 2011 | Reply

    BU SİTEDE ‘ DE YAYINLANMIŞ BU YAZI ÇOK ŞEYİ AÇIKLIYOR ASLINDA

    Küfretmeden konuşan Atatürkçü olur mu?

    Vatanmilletçilerin zannederim artık algılamaktan tamamen aciz oldukları bir şeyleri var: Hakaret etmeden konuşamıyorlar. Küfretmeyi en doğal hak ve vatani görev olarak görüyorlar. Başka bir ifade tarzını havsalaları almıyor, defterden silmişler.

    Hemen her gün birileri bu bloga yazıyor. Geçen gün biri üşenmemiş dört tane yazmış. Nisbeten kibar bir dil, “siz” diye hitap etmiş, noktalama işaretleri yerinde. Daha ilk cümleden başlamış: “Türklük düşmanlığı”, “maksatlı yazılar”. Döne dolaşa aynı yere gelmiş: “gerçek niyetinizi ve özünüzü gösteriyor” (oysa niyetimi net ve açık bir dille ifade ettiğimi sanıyordum), “bu ülkenin gerçek vatandaşı olmadığınız”, “vatani tehtitlerin gerçekten burnumuzun dibinde yaşadıklarını gördüm”… İkinci yorumda aynen devam, “vatan düşmanlığı”, “kanser gibi yaydığınız düşünceler”… Üçüncü yorum: “vicdansız yada hain olmanız gerekir”, “köle olmak belli ki sizin gibiler için bir mükafat”. Örtülü tehdit: “kiliseleriniz duruyor, sokakta rahatça dolaşıyorsunuz. NE İSTİYORSUNUZ DAHA ????” (yani istesek BİZ sizi bunlardan mahrum ederiz).

    Bunlar küfürdür. Asgari haysiyete sahip biri için, sözünün ardında gizli gündem yahut kişisel çıkar aramak hakaretlerin en ağırıdır. Namussuzlukla itham etmektir.

    Popüler olmayan birtakım fikirleri cesaretle ortaya koyan birine özel çıkar atfetmek terbiyesizliğin uç noktasıdır.

    Senden farklı düşünen birini vatansızlıkla itham etmek, onun insan ve vatandaş olmaktan ileri gelen en temel haklarını yok saymaktır. Zımnen onu ölümle tehdit etmektir. Diyor ki, seni insan ve vatandaş olarak görmüyorum; seni şimdi imha etmiyorsam belki tembelliğimden ve belki zayıflığımdandır, ama biri o işi yapacak olursa sakın hak ileri sürmeye kalkma, çünkü seninle aramızdaki toplumsal sözleşmeyi lağvettim.

    İki gözlemim var, sizinle paylaşayım.

    Bir, küfrettiklerinin farkında değiller. Hatırlatınca bazıları cidden şaşırıyor. Küfürlü yorumları yayımlamadığımda gidip Ekşi Sözlükte şurada burada şikayet yazanlar oluyor. Kibarca yazdıklarını zannediyorlar. Çünkü bununla yetişmişler. Hangi ders kitabını açarsanız açın, başından sonuna kadar aynı bu küfürlerle doludur. Böyle alışmışlar. Kamusal alanın normal dilinin bu olduğunu sanıyorlar.

    İki, bu dile bunları alıştıran Atalarıdır. Kullandıkları dil onun dilidir. Doksan senedir cılkını çıkardıkları küfür repertuarı (“vatan haini”, “maksatlı”, “düşman”… ) onun repertuarıdır. “Atam sana böyle küfretmiş, benim de hakkım ve görevim budur” diyorlar. Ondan cesaret ve ilham alıyorlar.

    Medeni bir ülkede siyaset dili eski bir diktatörün küfürnameleri üzerine kurulamaz: bunu algılayamıyorlar.

    *

    Bu bloga takdir edersiniz ki her gelen yorumu yayınlamak zorunda değilim. Forum yönetmiyorum nihayet, keyfimce birtakım görüşlerimi paylaşmaya çalışıyorum. Ölçütüm bellidir: boş laf ve lüzümsuz övgü yayınlamam; başı sonu tutmayan yazı yayınlamam; bin defa çiğnenip bayıcı olmuş klişe yayınlamam; çok komik ve sıradışı değilse küfür yayınlamam. (Yüksek edebi değeri olan küfürleri ayrıca Dürer-i Dübr’de yayınlıyorum.)

    Kemalist kesimden eli yüzü düzgün bir cevap gelse tabii yayınlarım; memnunlukla yayınlarım. Fikir tartışmasını boş ver, güzel bir espri va da içten bir serzeniş gelse de yayınlarım; zekâ ve incelikle laf soksa da yayınlarım. Yeter ki karşısındakini insan yerine kosun, insanın insana konuştuğu gibi konuşsun.

    İnanın, yok bunlarda böyle şey. Belki binde bir vardır, onlar da yazmıyorlar. EKŞİ SÖZLÜĞÜ ele geçirdiler, oraya döküyorlar.

  5. Yazan:Mert Nuhoğlu Tarih: Haz 23, 2011 | Reply

    Mizahı, yapıcı eleştiri amaçlı kullanmak çok zor bir iş. Birçok insan gibi, sözlükçüler de, mizahı muhataplarını ezmek için kullanıyorlar. Bu yüzden, çok rahatsız edici bir dil ortaya çıkıyor.

    Mizah güzel bir şey; fakat bence mizahı eleştiri amaçlı kullanmaktan mümkün olduğunca kaçınmalı. Yoksa çok düşmanlık ve nefret üretici bir araç haline geliyor.

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahipleri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşlere katıldığımız anlamına gelmez.

Hakaret içerse dahi bütün yorumlar birer fikir eseridir. Ama bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatın yine de.

Not: Sitenin ismini dert etmeyin, “derinlik” üzerine bayağı bir geyik yaptık, henüz söylenmemiş bir şey bulmanız oldukça zor :)

Editörle takışmayın, o da bir anne-babanın evlâdıdır, sabrının sınırı vardır. Siz haklı bile olsanız alttan alın, efendilik sizde kalsın.

Sitenin iç işleriyle ilgili yorum yapmayın, aklınıza takılan soruları iletişim kutusundan sorun, kol kırılsın, yen içinde kalsın.

Kendi nezaketinizi bize endekslemeyin, bizden daha nazik olarak bizi utandırın. Yanlış ve eksik şeylerden şikayet etmek yerine bilgi ve yeni bakış açısı sunarak tamamlayın, düzeltin, tevazu ile öğretin bize bildiklerinizi.

Bu kurallara başkasının uyup uymamasına aldırmayın, siz uyun. Bütün yorumları hızla onaylanan EN KIDEMLİ YORUMCULAR arasındaki nizamî yerinizi alın.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin