RSS Feed for This Post

Kaddafi ve Porno

Kaddafi ve PornoKaddafi ve PornoSunuş: Genç yazar Alp Camız çarpıcı bir makale ile aramıza katılıyor. Ortadoğu’da yaşanmakta olan gerginlikleri tahlil ettiği satırları okurken ister istemez Türkiye’yi de düşünüyor insan. Meselâ eski genel kurmay başkanı İlker Başbuğ’un savaş gemisinden savurduğu tehditlerin “pornografik” boyutunu… Irkı, yaşam tarzı ya da cinsiyeti yüzünden şeyleştirilen Türkiye halkını… Jakoben gözüyle “bidon kafalı” olduğu için kömür ve makarnadan başka bir derdi olmayan(!), demokrasiyi hak etmeyen(!) sıradan insanları… Tefekküre bir davet bu yazı. İlginize sunarken İzzettin’e hoş geldin diyoruz. (MY)

Kaddafi ve Porno (Alp Camız)

Mahremin kamusallaşması yolunda mihenk taşı olan pornografi özü itibariyle jakobenizmle fazlasıyla içli dışlıdır. Eski gelenekleri yok ederek köksüz medeniyet oluşturma gibi beyhude bir çaba içine giren jakoben elit Kıta Avrupasının mahremini kamusallaştırarak eski geleneklere belki de en büyük darbeyi vurmuştur. Modernizm ile beraber kadınların gerçek statülerine kavuşturulduğunu iddia eden jakobenlerden ilham almış pozitivist modernistler kendi elleriyle yarattıkları canavarın tahribatını gördükçe belki de bu düşüncelerinden vazgeçmişlerdir.

Erkek egemen toplumdan kurtuluş sürecinde kadının metalaşması umulandan hızlı gerçekleşti ve toplum erkek egemenliğinden erkek diktatoryasına sürüklendi. Pornografinin sürekli erkek egemenliğini dayatan kurgusu toplumsal bilinçaltını eskisinden daha da hastalıklı hale getirdi. Görsel sanatların bir çoğunda olduğu gibi gerçekten ilham alsa da pornografiyi diğer görsel öğelerden ayıran şey gerçeği fazlasıyla etkileme gücü olmasıdır. Kadını köle ve her an cinsel ilişkiye hazır gören, kamusal her alanın aynı zamanda seks için biçilmiş kaftan olduğunu her daim pompalayan pornografi kamusal her şeye sirayet ettiği gibi siyasete de fazlasıyla sirayet etmiştir. Pornografik bir filmde senkronize halde büyülenmiş gibi kameraya bakmadan işlerini yapan oyuncuların bakışlarındaki donukluk ve konsantrasyon ile kudurmuş gibi bir büyücü edasında nefret pompalayan Kaddafi’nin bakışları arasında fark yok denecek kadar azdır. O, her şeyin sahibidir, halk orgazma ulaşmak için Kaddafi’ye muhtaçtır. Diğer yandan Kaddafi pornografiden fırlamış bir figür gibi sürekli emirler yağdırmakta; nasıl hiçbir porno oyuncusu orgazm olmadan film bitmiyorsa kendi de orgazm olmadan ülkenin huzura kavuşacağına inanmamaktadır. Kitleleri pornografik manada ‘’kadın” olarak algılayan Kaddafi, karşı tarafın zevk alıp almadığına veyahut içinde bulunduğu durumdan memnun olup olmadığına bakmaksızın kendi zevki açısından her şeyi biçimlendirmeye çalışmaktadır.

Pornografinin en önemli zararının mahremin kamusallaşması olduğunu belirtmiştim. Ensest, tecavüz, sübyancılık gibi vicdanı çürümemiş her insanın midesini bulandıracak kavramlar pornografi endüstrisinin başat öğeleridir. Her insana ne tür olursa olsun ve nerede olursa olsun sekse yönelmesini dikte eden bu endüstri bu yolla devamını sağlayacak yeni malzemeler bulma ve yeni pazarlar yaratma peşindedir. Libya’da son günlerde yaşanan olaylar da bu misal ile neredeyse bire bir aynıdır. Kaddafi kendine karşı başlayan halk hareketini bastırmak için şiddeti kamusallaştırmış; kadın, çocuk, yaşlı ayırt etmeden katliama girişmiştir. Bu halka yöneltilmiş siyasi bir tecavüzden farklı bir şey değildir, artık egemen erkek ‘’kadın” kitleye karşı ereksiyon halinde saldırmaktadır. Kaddafi bu yolla kendi pornografisini üretmektedir. Kitlelere karşı katliama girişerek kitleleri silaha mecbur bırakmak suretiyle hem rejiminin devamını sağlamakta hem kendine meşru gerekçeler üretmekte hem de gücünü ispata girişmektedir. Hattı zatında psikosomatik semptomları fazla birisi olan Kaddafi çürümüş karakterinin beslediği hastalıklı halet-i ruhiyesiyle cinsel gücünü halk üstünde deneyerek hem onlara ‘’egemen benim” mesajı vermekte hem de pornografinin bir asrı geçkin süredir dikte ettiği ‘’egemen erkek ne zaman isterse seks o zaman biter” anlayışıyla halkına köpükler saçan ağzıyla ‘’Gösterileri bitirin; çünkü ben istiyorum” demektedir. Çünkü; Kaddafi siyasete giydirilen pornografi gömleğinin başat aktörüdür ve varlığını da bu siyasi pornografiye borçludur.

Hitler Kavgam’da partililere ve yandaşlarına kitlelerin aslında kadın olduğunu, siyasi faaliyetlerin bu anlayışla sürdürülmesi gerektiğini belirtirken dönem düşünürlerinden birisi bu mesajı desteklercesine ‘’Seçkinler için erotizm, kitleler için pornografi” demekteydi. Hitler faşist diktatörlüğe giden yolda ilk önce kadınların ideolojiye inanması gerektiğini, bu olduktan sonra toplumun teslim olacağını belirtir. Hitabetini de buna göre dizayn etmiş ve başarıya ulaşmıştır. Hitler; konuşmalarına önce sert ve azgın bir giriş yaparak kadın olarak gördüğü kitleye ilişkiye girmek istiyorum mesajını vermekte; kitle bu mesajı alınca önce usulca konuşmasına devam etmekte ki bu an kısa sürmektedir (bu an aynı zamanda pornografide ön sevişme olarak ortaya çıkar ve kısadır), daha sonra büyülenmiş bir halde hızla konuşmasına devam etmekte nihayetinde ideolojik orgazmını yaşayarak konuşmasını noktalamaktadır. Hitler konuşmalarının bitiminde karşısındaki kitlenin gerekli zevki alıp almadığına dikkat etmezdi; çünkü o bir oyuncu olarak nasıl pornografinin gereğini yerine getirdiyse kitlelerden de aynı oyunculuğu sergilemelerini beklerdi. Modern dünyanın en kıdemli diktatörlerinden Kaddafi için de durum farksızdır. Yeşil Kitabından pasajlar okurken adeta kadını sekse ikna etmek isteyen bir oyuncu gibidir, zihinleri çelmeden istediği ilişkinin gerçekleşmeyeceğini bilecek kadar da ustadır. Daha sonra kitlelerle öpüşür gibi onlara naif sözler ve iltifatlar sıralamakta (Libya’nın evlatları, devrimin gerçek sahipleri v. b), daha sonra kitlelerin ilişkinin ana safhasına hazır olduğunu hissettiği an eski halinden eser kalmamaktadır. Bu noktada Kaddafi zevke yani iktidarını daim kılmaya ulaşmaya çalışan bir oyuncudur, sertleşmekte, ilişkiyi kendi istediği noktada tutmak istemekte, egemenliğini hissettirip karşı tarafa bensiz bir hiçsiniz mesajı vermek kaygısındadır (haplanmış fareler, sahte kahramanlar, terörist itler v. b). Ve o muhteşem an gelir çatar. Orgazm olmayı bekleyen Kaddafi nihayet amacına ulaşır ve bir anda o hırçınlığı yerini sonsuz zevke ulaşmanın keyfini çıkaran bir sakinliğe bırakır. Başkent hariç her yer ele geçmesine rağmen ülkenin her yerine egemen olduğunu iddia eden Kaddafi’ye bu özgüveni veren işte bu sakinliktir.

Rönesans ve ‘’rönesans ideolojisi” olarak nitelendirebileceğimiz ideoloji nasıl ki heykel sanatının dönüm noktası olduysa ve heykel sanatı ideolojik olarak nasıl ki Rönesans ideolojisine bağlıysa pornografide kendine ideolojik kılıf olarak Makyavelizmi seçmiştir. İdeolojisi, mantıksal kurgusu olmayan hiçbir şeyin ayakta kalamayacağını bilen pornografi kendini makyavelist bir kurguyla kurgulamıştır. ”Seks için her yol mübahtır” şekliyle özetlenebilecek bir anlayıştır bu. Cinsel münasebetin kiminle tesis edildiği önemli değildir bu anne, baba, kardeş, 70 yaşında bir ihtiyar veya 7 yaşında bir kız çocuğu olabilir; münasebetin nerede sağlanacağı da önemsizdir otobüsler, parklar, ibadet mekanları, hastaneler; mühim olan cinsel münasebetin sağlanmasıdır. Pornografi böyle düşünür zira pornografik mantığa göre insanın temel ihtiyacı cinselliktir; çıplak bir kadının baştan çıkaramayacağı bir erkek veya çıplak bir erkeğin baştan çıkaramayacağı kadın yoktur. Pornografiye göre insanı bir şeye bağlamanın tek yolu cinselliktir; her insanı satın alabilecek bir kadın/erkek vardır. Aynı mantık silsilesi ve makyavelist duruş Kaddafi’de de fazlasıyla mevcuttur. Her vatandaşa 400 dolar, kamu çalışanlarına yüzde 150 zam gibi hamleler Kaddafi pornografisinin kurgusunu da ele vermektedir. Kaddafi’ye göre herkes satın alınabilir, herkesin benliğini satmak için belirlediği bir fiyat vardır. Nasıl ki pornografi insanın temel ihtiyacı olarak cinselliği görüyorsa Kaddafi de parayı görmektedir. Bir insanın ailesiyle huzur içinde vakit geçirmesi, eşiyle el ele parkta gezintiye çıkması, çocuklarıyla pikniğe gitmesi pornografi açısından  nasıl abesle iştigal ise bir halkın hürriyet istemesi, yönetime katılarak kendi haklarını güvenceye almayı düşünmesi, demokratik bir ülke hayal etmesi de Kaddafi’ye göre abesle iştigaldir. Pornografi eşiyle yetinmeyip sürekli herkesle cinsellik peşinde koşan, çocuklarını dahi cinsel meta olarak gören bir insan prototipi peşindedir, Kaddafi de petrol mavisiyle gözü boyanmış, Yeşil Kitabın büyüsüne kapılmış; hürriyet, demokrasi, söz hakkı gibi şeyleri zihninin köşesinden dahi geçirmeyen bir insan prototipi peşindedir.

S. Seyfi Öğün politikayı tanımlarken ‘’değer bölüşümü” kavramından bahseder. Politikanın asıl amacının değer üretmek değil üretilen değerlerin paylaşımını sağlamak olduğunu belirten Öğün, bu noktada politikanın kuru ve renksiz gibi gözüktüğünü; ancak bu gözükmenin yanıltıcı olduğunu söyler. Modern süreçleri dikkatle inceleyince bu değerlendirmenin doğruluğuna kanaat getirebiliriz. Politikanın değer bölüştürücü yapısı onu daha gizemli ve ilgi çekici hale getirmektedir. Bu noktada değer üretimi olmayan bir toplumda politikanın da varoluş alanı bulamayacağı açıktır. İkinci ve en önemli sorun ise üretilen değerin nasıl bölüştürüleceğidir. Liyakat kavramının ortaya çıktığı süreç de tam olarak budur. Politik küre değer bölüştürürken ilk olarak liyakati değerlendirmelidir; bu yolla değer bölüşümünün adil olması sağlanır. Teoride durum böyle olsa da pratikte daha farklıdır. Politik gücü elinde bulunduranlar değer bölüşümünü menfaat esasına göre şekillendirmekte ya liyakati hiçe saymakta ya da değer üretmeyerek politikanın varolmasını engellemektedirler. Siyasal alanda tezahür eden bu olgu pornografide fazlasıyla mevcuttur. Pornografi değerler üretimi yerine sadece sekse dayalı tek bir değer üretmekte ve bunun bölüşümünü liyakate göre değil kendi kurgulamasına göre yapmaktadır. Bir profesör okuma yazma bilmeyen bir hastasıyla rahatlıkla cinsel münasebet kurmakta; öğretmen-öğrenci, patron-sekreter ikilemeleri rahatlıkla kullanılmaktadır. Üretilen ‘’cinsel” değer liyakat veya adillik ölçüsünde değil o değere duyulan açlık noktasında paylaştırılmaktadır. Pornografik alem liyakat, unvan ve değer açısından nötr bir durumda bulunan basit komüniteryen bir yapıdadır. Kaddafi pornografisinde de durum farklı değildir. Kaddafi’nin sisteminde liyakat önemsizdir. Kaddafi sistemi değer üretmeyen bir hale getirerek politikayı işlevsizleştirmiş; tek değer olarak petrolü öne sürmüş ve bu yolla iktidarını muhkem kılmaya çalışmıştır. Sistemde yükselmek için liyakat gerekmemektedir; nasıl ki bir porno oyuncusu cinselliğe karşı açlığı nispetinde hızlı yükseliyorsa Kaddafi sisteminde bir şahıs sadakate ve bağlılığa açlığı nispetinde yükselmektedir. Bu Kaddafi sisteminin pornografik yapısını ele veren en basit ayrıntılardan birisidir.

Nietzche, Avrupa medeniyetini derinden sarsan fikirlerini seslendirirken nihilizmin Batı düşüncesi ve kültürünün nihai sonucu ve kaderi olduğunu söylemekteydi. Derda Küçükalp ise nihilizmi şöyle tanımlamaktadır. ”Nihilizm genel olarak mevcut değerlerin değerini kaybettiği, niçin sorusunun cevapsız kaldığı bir tarihsel durumu işaret eder. ”. Modern Batı dünyasının yazgısı olan nihilizm ile mücadelesi postmodernizmi doğururken Batı bu nihilist yapıyı tıpkı ideolojileri ihraç ettiği gibi ihraç etmiştir. Şüphesiz nihilizm bir sorun olduğu kadar bir fırsattır da. Günümüzde İslam coğrafyasının en önemli sorunu ve fırsatı işte bu Batıdan tevellüt nihilizmdir. Nasır’dan Mübarek’e, Saddam’dan Kaddafi’ye uzanan bu yelpazede adı geçen diktatörler nihilizmi kitleleri kontrol altında tutmak için bir araç olarak kullanmaktan çekinmemişlerdir. Niçin sorusunun cevapsız kaldığı bir tarihsel durumun şüphesiz ki halkı uyuşturulmuş, gündelik hayata hapsedilmiş bir hale getireceği aşikardır. Libya’da yaşanan son olaylar nihilizmin -İslam coğrafyasında- aşılması için aynı zamanda büyük bir umuttur. Nihilizmin Batı düşüncesinin yazgısı olduğunu belirtmiştim; ancak nihilizmin Batı düşüncesinin aksine yazgı olarak değil ulaşılması gereken amaç olarak kullanıldığı bir durum pornografide mevcuttur. Pornografi değerlerin değersizleştiği, amaçların amaçsızlaştırıldığı bir durum oluşturma peşindedir. Çoğu insanın değer olarak kabul ettiği aile kavramı pornografide aşılması gereken bir durumdur veya diğer bir dille ifade edecek olursak istenmeyen olaydır ve amaçlanana (seks) varmak için değersizleştirilmesi elzem bir değerdir. Pornografinin ulaşmak istediği toplum amaçlarını sadece cinsel münasebete sabitlemiş, nihilizmi aşılması gereken değil içinde olunmaktan memnun olunan bir durum olarak düşünen; Hegel’in deyimiyle ifade edersek geist(ruh) i cinsellikte eritmiş bir toplumdur. Kaddafi de bu noktada iktidarını muhkem ve baki kılmak için pornografik nihilizmi sonuna kadar kullanmaktan çekinmemiştir. Niçin sorusunu kendisini tarihsel durumun ta kendisi olarak göstererek savuşturan Kaddafi bu noktada artık yetersiz kaldığını fark ederek pornografik nihilizmin ikinci evresini uygulamaya başlamıştır. Artık değerler değersizleştirilecektir. Bir değer olarak insanın yok sayılması; amaçsızlaştırılacak toplumun içinde bulunduğu durumu katlanılabilir kabul etmesi ve en nihayetinde nihilizm karşısında teslim bayrağının çekilmesi süreci.

Pornografik nihilizmin değerleri değersizleştirmesi karşımıza çok trajik bir biçimde çıkar. Bir adam eşi veya sevgilisini başka bir adama teslim eder ve onların cinsel münasebetini izleyerek bundan ne kadar zevk aldığını göstermek istercesine garip sesler çıkarır. Bu durum özü itibariyle son derece politiktir. Orta Çağdan çıkan Avrupa tüm azgınlığıyla geçmişle hiçbir ilintisi bulunmayan bir kültür oluşturma sürecine girmektedir, bu noktada şüphesiz en çok cephe alınan ve öğretilerinin tamamen çöpe atıldığı tek kurum kilise kurumudur. Bir Orta çağ daha yaşama korkusu (Türkiye’nin bölünme korkusuyla aynıdır) Avrupayı kilisenin iyi olan şeylerine de cephe almaya sevketmiştir. Kilisenin tek eşlilik, katı ahlaki yapısı olan ve mahrem olması gereken aile; zinanın kabul edilemez olması gibi emir ve öğretileri Batı tarafından yok edilemese de içi boşaltılarak etkisiz hale getirilmiştir. Modern Batı aile kurumunu kağıt üstünde gören, cinsel özgürlük bilincinde olan bir prototip peşindedir ki muhafazakarlığın fikir babalarından Edmund Burke’ün muhafazakarlığın ilk amaçlarından birisi olarak ailenin korunmasını amaçlamasını sağlayan şey modern batının içinde bulunduğu ahlaki çürümüşlüktür. Bu pornografik politik durumun şüphesiz en önemli yansımalarından birisi de Kaddafi’de tezahür etmiştir. Aynen eşini başka bir adamın kollarına bırakıp bunu seyretmekten zevk alan bir pornografi figürü gibi kendi halkını paralı askerlerin ellerine bırakmakta; paralı askerlerin halkı katletmesini büyük bir zevkle takip ederek politik orgazma bu yolla ulaşmaya çalışmaktadır. Kaddafi’nin mantığında paralı askerler politik pornografinin başat öğeleridir; çünkü kitleler cinsel ihtiyaçları tatmin edilmesi gereken varlıklar, Kaddafi ise onların sahipleridir ve bu durumda cinsel münasebet sahip nasıl istiyorsa o şekilde tesis edilecektir. Bu noktada Kaddafi ayrıca halktan bu durumu kabullenmesini beklemektedir; bu noktada ‘’sahip sendromu” ortaya çıkmakta ve tam anlamıyla kendini Kaddafi’de göstermektedir.

Otoriter her yapı içinde muhakkak politik pornografi içerir; çünkü pornografi bizatihi otoriterdir, hegemonyaya dayanır. Yönetim biçimi, rejimin uygulanış şekli, kriz yönetimlerinde takınılan tavır o diktatörün politik pornografide hangi nüanslara tekabül ettiğini göstermesi açısından son derece manidardır. Hüsnü Mübarek, tahtını sallayan halk hareketleri karşısında aynen fantezi dünyası geniş bir pornografik bir figür gibi yeni hamleler yapmış, tabir-i caizse kitlelerle ilişkisinde yeni fanteziler denemiştir ki bu Mübarek ve onun diktasının politik pornografide ‘’soft” kavramına tekabül ettiğini göstermektedir. Kaddafi için durum tamamen farklıdır. Kaddafi dominant tavrını halk hareketlerinin başından itibaren korumuş, Mübarek’in aksine hamleler yapmak yerine sertlik politikalarıyla kitleleri caydırmaya uğraşmıştır ki bu da Kaddafi ve onun diktasının politik pornografide ‘’hardcore” kavramına tekabül ettiğinin kanıtıdır. Nihayetinde ‘’Bakan gözler için ibret alınacak” olayların yaşandığı İslam coğrafyasında çıkışın yolu Kaddafi veya diğer diktatörlerin gidişinden değil pornografik nihilizm ve politik pornografiden kurtulmaktan geçmektedir. Kaddafi ve onun temsil ettiği politik pornografi çökmeden liderin değişmesi sadece şekli devrim olur ki bu da İslam coğrafyasını eskisinden daha kötü bir noktaya sürükler. Krizden çıkışta İslam coğrafyası için politik pornografiyi aşmanın tek yolu vardır:İmam Gazali’de din-devlet ilişkisinin nasıl tasvir edildiğinin anlaşılması ve tatbiki gerekmektedir. Kabile yaşantısından milletleşme süreçlerini, devlet olgusunu çıkaran İbn-i Haldun; kriz yönetimini tüm detaylarla incelerken ayrıca devlet idaresinde usul ve esasların nasıl olması gerektiğini belirten Nizamülmülk örnekleri ortada iken içinde bulunulan durumu özetleyecek tek bir deyim vardır:”Varlık içinde yokluk çekmek”.

Trackback URL

  1. 12 Yorum

  2. Yazan:ç-z Tarih: Mar 8, 2011 | Reply

    İzzettin bey hoşgeldiniz.Yazınızı temelllendirmek için seçmiş olduğunuz örnekleme yöntemine şiddetle itiraz ediyorum.Kaddafi’nin halkı “kadın” olarak gördüğünde nasıl emin oldunuz?
    Vehim?
    Bu vehim tamamıyla size ait olduğuna göre;Bu durumda bir diktatörün durum analizini yapabilmek için acizleştirilmiş halk = kadın kabulünüz(bu makale için bile olsa!), yazınızda itiraz ettiğiniz gibi kadını kamusallaştırmak değilse nedir?
    Bu durumda makaleniz yazınsal nitelikli bir pornografi örneği olmaz mı?Pornografinin en önemli zararının mahremin kamusallaşması olduğunu belirtmiştim.

    Yazıda işaret edilenden çok, işaret etmek için nasıl bir tercihte bulunulmuş olduğu dikkat çekici.Kadını harcamışsınız!Yazık olmuş.

  3. Yazan:izzettin Tarih: Mar 8, 2011 | Reply

    Öncelikle dikkat ederseniz ”pornografik manada kadın” dedim,bu kadın kavramsallaştırmasından farklı bir şey.Kaddafinin davranışlarından da halkını ”pornografik manada kadın” olarak gördüğü ortadadır,yazıda da izah ettim.Bunu vehim olarak algılarsanız size soracağım şudur:Kapitalizmin insanı meta gördüğünün ispatı var mıdır,tüketim kültürünün kapitalizmle varolduğunu ispatlayacak bir bulgu belge var mıdır?Sosyal teori alanında yapılan çalışmalarda olayların seyrinden olgu çıkarılır.Bu bakış açısıyla bir kez daha yazıya bakmanızda ve orada anlatılan ”kadın” metaforunun gerçek manada bir kadın olarak tasvir edilmediğini görmenizde fayda vardır

  4. Yazan:MY Tarih: Mar 8, 2011 | Reply

    açiklik getirmesi için ESCiNSELLiK kitabimizin önsözünden bir kaç satir koyayim, ben de burada ERKEG kavramini kullanmistim meselâ:

    “ErkeG milletiz biz. Öyle kolay kolay ağlamayız. Karımıza, kızımıza yan bakanın gözünü oyarız ama “başkasının” kadınına da sarkıntılık ederiz. Maçlarda kaybeden takıma “bineriz”. Aşk bizim ağzımızda şiddet ile birleşir, kirlenir. “At, avrat, silah” deriz. Kadın’ı yani insan’ı şeyleştirerek, cisimleştirerek severiz. Kullanırız. At gibi. Silah gibi.[…] Böyle sapık bir mercekten bakarak eşcinsellerin sapık olduğunu söylemek ne derecede inandırıcı?”

    ilk okudugumda bana da garip geldi KADIN=EZiLEN gibi bir sema ama hemen izleyen satirlarda belli oluyor “kadinlastirma” zaten porno çerçevesinde kadina biçilen rol belli oldugundan çok endise etmedim.

  5. Yazan:ali yardım Tarih: Mar 8, 2011 | Reply

    analojik yaklaşımlar hiç bir zaman hatadan uzak kalamazlar lakin analojiler bir durumu idrak ederken bizim vazgeçemediğimiz araçlardandır. bu bakımdan İzzettin beyin yaklaşımını toptan reddetmek akıllıca değil. Kaddafi’nin halkı kadın olarak görüp görmemesi analojinin isabeti bakımından mühim değil. açıkça görünen şu ki totaliter yaklaşımlar “erkek, sahip, efendi” dürtüsünü taşırlar, ve bunların gözünde halk “dişil, köle, nesne” pozisyonundadır.pornografi de tam olarak erkekliği ve dişilliği kuvvetle vurgulayarak, bu karşıtlık üzerinden cinsi heyecan uyandırır. sadece fiziksel özellikler bakımından değil, toplumsal konum bakımından da karşıt pozisyonlar seçilir.
    diktada tam buna benzer bir şekilde; halk üzerinde yalın biçimde iktidar gösterileri yaparak, halkı acziyet hissi içerisinde bırakır. halkın acizliği idraki ve diktatörün kadirliğinin propagandası, totaliter iktidarı bir dereceye kadar sürdürülebilir kılar. ne zaman ideolojik propagandalar, “yeşil kitaplar” delinir; “vasi, halaskar” kabul etmeyen bilinç uyanır, geri dönülmesi mümkün olmayan bir süreç başlar.

  6. Yazan:ç-z Tarih: Mar 9, 2011 | Reply

    Sosyal teori alanında yapılan çalışmalarda olayların seyrinden olgu çıkarılır. Bu bakış açısıyla bir kez daha yazıya bakmanızda ve orada anlatılan ”kadın” metaforunun gerçek manada bir kadın olarak tasvir edilmediğini görmenizde fayda vardır.

    Gerçek manada bir kadın!
    Sizin kafanızın içindeki gerçek manada kadın tasvirinin ne olduğunu bilemem, benim itirazım;(sizin kelimelerinizle)olayların seyrinden sizin çıkardığınız olguyu kadın metaforu kullanarak anlatmanız. Daha nasıl gerçek manada(!) bir kadın tasviri yapılabileceğini ama sizin yapmamış olduğunuzu düşünebiliyorsunuz? Kadının illa ete kemiğe büründürülmesi mi gerekiyor? Acizleştirilmiş /köleleştirilmiş halk = kadın benzeştirmesi yaparak hale hazırda sunulmakta olan ve sizin de tespit ettiğiniz kadın algısını kabullenerek, kadın’ı siz de ‘kullandınız’. Bir taraftan kapitalizmin insanı meta olarak kullanmasına itiraz ederken(!) diğer taraftan daha kabullenilir dolayısıyla itirazın gereksiz olduğunu düşündüğünüz bir amaç için oldukça pornografik bir yöntemle kadın metaforunu kullanmaktan hiç imtina etmemişsiniz!

    Pornografinin ulaşmak istediği toplum, amaçlarını sadece cinsel münasebete sabitlemiş, nihilizmi aşılması gereken değil, içinde olunmaktan memnun olunan bir durum olarak düşünen; Hegel’in deyimiyle ifade edersek geist(ruh) i cinsellikte eritmiş bir toplumdur.

    Yazınızda pornografik manada salsalinden müteşekkil dişi formu bir metafor olarak kullandığınızı ifade ediyorsunuz. Ben de yazınızı okurken soyut bir kavram olarak acz kelimesinin karşılığı olarak zihnimde çağrışım yapan görüntü de bir kadına ait değildi zaten 🙂 ;

    Görsel sanatların bir çoğunda olduğu gibi gerçekten ilham alsa da pornografiyi diğer görsel öğelerden ayıran şey gerçeği fazlasıyla etkileme gücü olmasıdır. Kadını köle ve her an cinsel ilişkiye hazır gören, kamusal her alanın aynı zamanda seks için biçilmiş kaftan olduğunu her daim pompalayan pornografi kamusal her şeye sirayet ettiği gibi siyasete de fazlasıyla sirayet etmiştir.

    Sadece siyasete değil o siyaeti izah etme diline/yöntemine de sirayet etmiş anlaşılan!
    Merak ediyorum Kaddafi’nin halk ile olan ilişkisini farklı bir metaforla izah etmeniz mümkün değil miydi? (Örn;pedofil Kaddafi)Konunun okuyanın dikkat ve ilgisini çekecek ölçüde anlaşılır olabilmesi için Kaddafi’nin erkek olmasından hareketle halk da “pornografik manada kadın” olmak zorunda mıydı? Bu da pornografik bir kurgu değil mi sizce; itiraz edilen yönteme başvurarak teori üretip izah etmek!

    Öncelikle dikkat ederseniz ”pornografik manada kadın” dedim,bu kadın kavramsallaştırmasından farklı bir şey. Kaddafinin davranışlarından da halkını ”pornografik manada kadın” olarak gördüğü ortadadır,yazıda da izah ettim.

    Uyarı/yönlendirme için teşekkürler ama sizce de bir sakıncası yoksa okuduğum yazıda neye öncelik verip dikkat edeceğimi kendim belirlemek isterim 🙂
    Benim Kaddafi’nin son açıklamalarını da göz önünde bulundurarak ortada gördüğüm; onun halkı, uyuşturucu müptezeli yeniyetme, kandırılmış cahil çocuklar, kendini de hastalıkların teşhis ve tedavisinde mükemmel çözümler üretmekte olan bir uzman olarak görmeyi tercih ettiği. Kısaca Kaddafi’nin erkek olması halkı da “kadın” olarak görmeme neden olmadı.

    Bunu vehim olarak algılarsanız size soracağım şudur:Kapitalizmin insanı meta gördüğünün ispatı var mıdır,

    İnsanlar isimleri ile değil de kimlik numaraları ile var kabul ediliyorlarsa ve artık birer IBAN numarasına dönüştürülmüşlerse ve insan olarak varlığının tüm bunların(sayısal kombinasyonlar) dışında bir anlamı yoksa başka bir ispat aramaya gerek kalır mı?

    …tüketim kültürünün kapitalizmle varolduğunu ispatlayacak bir bulgu belge var mıdır?

    Bilemiyorum. Sizce?
    Belki de en sağlam belge İnsan’dır. Kendi maddi varlığını sürdürebilmesi için biyolojik sistemi kapitalizm gibi işliyor …

  7. Yazan:ç-z Tarih: Mar 9, 2011 | Reply

    Mehmet bey,
    ‘garip” bulduğum için itiraz etmiyorum.İtiraz ettiğim kadın metaforunun çok doğal kabul edilerek yine çok doğal bir şekilde daha ulvi ve kabul edilebilir amaç için başka bir pornografinin üretiliyor olması.

  8. Yazan:ç-z Tarih: Mar 9, 2011 | Reply

    ek:
    Bunun kırmızı bir ferrai üzerine bikinili kadın oturtmaktan ne farkı var?

  9. Yazan:ç-z Tarih: Mar 9, 2011 | Reply

    Sn.Ali duman,

    analojik yaklaşımlar hiç bir zaman hatadan uzak kalamazlar

    Hata’ya itiraz ediyorum.

    lakin analojiler bir durumu idrak ederken bizim vazgeçemediğimiz araçlardandır.

    ‘Saçı uzun aklı kısa’ deyimini kullanmadan da(vazgeçerek!) ne demek istediğimizi anlatabiliriz öyle değil mi?

    bu bakımdan İzzettin beyin yaklaşımını toptan reddetmek akıllıca değil.

    🙂
    İzzettin beyin kadın metaoforlu sosyolojik analiz yöntemine itiraz ediyorum. Bu tür benzeştirme(önce sunulanı kabul edip sonra itiraz etmeye yönlendiren) yöntemini red etme hakkımı kullanıyorum. Ve bunun ‘akıllıca olmayan=aptallık’ olduğunu da düşünmüyorum. Sizin katılmadığınız bir yaklaşım aptallık olma durumunda değil öyle değil mi?

    Kaddafi’nin halkı kadın olarak görüp görmemesi analojinin isabeti bakımından mühim değil.

    İzzettin bey aksini söylüyor. Mühim olduğunu düşünmüş olmalı ki dikkatimi yöneltemem gerekenin farklı bir husus olduğunu ifade ederek itirazıma itiraz etmiş. Kadın metaforu benim için mühim olduğu kadar İzzettin bey için de mühim ama ehemmiyet verdiğimiz hususlar farklı ve bunları yukarıda yeterince açık izah edebildiğimi düşünüyorum.

    açıkça görünen şu ki totaliter yaklaşımlar “erkek, sahip, efendi” dürtüsünü taşırlar, ve bunların gözünde halk “dişil, köle, nesne” pozisyonundadır. pornografi de tam olarak erkekliği ve dişilliği kuvvetle vurgulayarak, bu karşıtlık üzerinden cinsi heyecan uyandırır.

    Akıllıca davranıp bu örneklemeyi bir analoji olarak kabul edip(önemsiz bir detay!) asıl ifade edilmek istenene dikkat etmeyi kabul etmemin önerilmiş olması sizce de yukarıda izah ettiğiniz ilişki türüyle izah edilebilir mi dersiniz? İzzettin bey tarafından kaleme alınan yazıda amaç cinsi heyecan uyandırmak olmadığına göre erkek-dişiliği ve her ikisinin arasındaki “mahrem münasebeti” yukarıdaki şekilde vurgulamaya gerek var mıydı?

    sadece fiziksel özellikler bakımından değil, toplumsal konum bakımından da karşıt pozisyonlar seçilir.

    Bu faydalı açıklama için teşekkürler.Fakat dediğiniz gibi bu bir zaruriyet değil seçim! Toplumsal konumları cinsiyetler üzerinde izah etmeye çalışmak bir seçimdir sadece.Ve maalesef bunun sonucunda erkek-sahip-özne, kadın-köle-nesne olmaya evrilir ve bunun da bir fıtri özellik gibi itirazsız kabulü beklenir.Aynen yazdığınız örnekteki gibi
    Örnek: ..diktada tam buna benzer bir şekilde; halk üzerinde yalın biçimde iktidar gösterileri yaparak, halkı acziyet hissi içerisinde bırakır. halkın acizliği idraki ve diktatörün kadirliğinin propagandası, totaliter iktidarı bir dereceye kadar sürdürülebilir kılar. ne zaman ideolojik propagandalar, “yeşil kitaplar” delinir; “vasi, halaskar” kabul etmeyen bilinç uyanır, geri dönülmesi mümkün olmayan bir süreç başlar.

  10. Yazan:MY Tarih: Mar 9, 2011 | Reply

    Önce bir alinti ile baslayalim ise:

    Zina da böyle bir şey işte… adli makalemizin bir parçasi:

    “Janis Joplin’in bu şahane şarkısı insanların din ile nasıl sapık bir ilişkiye girebileceğini anlatan, dikkate değer bir eser. Teorik olarak maddiyattan sıyrılmış, iman etmiş biri Tanrı’dan otomobil ve TV istiyor! Zina deyince akla hemen yatak odası gelir ama özünde daha “genel” bir şey söz konusu. Neden?

    Zina* kelimesinin ingilizce karşılığı adultery. Kökeni latince adulterare‘den geliyor, altın gibi “iyi” bir şeyin içine bakır vs daha “ucuz” şeyler katarak değerini düşürmek, kirletmek, sulandırmak gibi anlamları var. Semavî dinlerin öncesindeki geleneklerin etkisiyle olacak, gerek Yahudiler, Hristiyanlar gerekse Müslümanlar sevap-günah kavramlarını biraz kafalarına göre yorumlamışlar sanki?

    “Belden aşağı” günahlara büyük tepki verilirken daha makul(!) veya makbul(!) günahlar halının altına süpürülmüş: Başlık parası, kan davası, ırkçılık, milliyetçilik, putsal devlet… Tabi ortaya çıkan tablonun tutarsızlığı neticesinde GÜNAH kelimesinin anlamı yani aklî ve vicdanî zemini görünmez oluyor”

    Tamamini isterseniz okursunuz, iki alt bölümün basliklari söyle:
    Pozitivizm ile zina: İslam inancının kirletilmesi
    Ulus-Devlet ile zina: İslam inancının ırkçılık ile kirletilmesi

    Sayin ç-z,

    Bu makalede Kadin yoluyla estetize edilme yok kanaatimce, ferrari örneginizin meseleye uyMAdigini düsünüyorum.

    Izzet ayrica açiklar belki ama bence “kadin” degil yazidaki metafor, PORNO. Haliyle erkeklerin kayirildigi, kadinlarin asagilandigi bir durum yok. Bosuna alinganlik gösterdiniz. “Zayif” kadinlar kadar “hayvanî” erkekler de PORNO ile seylestirilir, meta, nesne, mal, malzeme olur. Bu bakimdan yazida porno hakkinda söylenenler dogru.

    Peki baska bir metafor kullanilabilir miydi? Sanmiyorum. “Orgasm” var mesela. Yazida bu çok isabetli kullanilmis. Hitler’in bizzat katildigi, zenciler kazandi diye sinirlenip stadi terk ettigi o meshur olimpiyat töreninde bulunmus bir amerikali atletten aynen aktariyorum (1936 olmasi lazim):

    “Acilis töreni sirasinda gece birden isiklar söndü, yüzbinlerce alman YASA HiTLER! diye bagirmaya basladi. Mesalelerin aleviyle aydinlanan ellerin havaya kalktigini görüyorduk. Ellerimi cebime soktum ve bastirdim. çünkü az daha ben de onlar gibi bagirmaya baslayacaktim”

    Milli egitim ile zihinlere, vicdanlara tecavüz edilmedikçe böyle bir ulus « yaratma » olmaz. Ifadem kaba kaçacak ama bu tecavüz ile döllenme oldugu içindir ki bizim de Dersim gibi hadiselerimiz var. Yine bunun içindir ki Türkiye’de kendisini Islamî zanneden bir çok olusum aslinda ulusalcidir, devletçidir. Irkçiliga ve Fasizme gebedir.

    Diktatörlerin karizmasi ve/veya beyin yikama vb taktikleriyle halklar bir tür histeri içine girerler. Bu sebeple her hangi bir metaforu kullanamazsiniz. Mesela bir fabrikada tekdüze isler yapan otomatiklesmis isçileri Kaddafi’nin “kadin” halkina benzetemezsiniz.

    Bakin baska bir sey anlatayim, konuyu degistirmeden degistireyim 🙂

    Bir yakinimi ziyarete gitmistim bir askerî hastahnaneye. Orada AKP’ye sinirlenen bir komutan halki asagilamak için “kari gibi millet” ifadesini seçmisti. “Erkek aglamaz” ya da “erkek sözü” gibi deyimleri hatirlayin. Sözünün eri ya da metin insanlari övmek için “baba adam” derler. Hatta çok dirayetli kadinlarin “erkek gibi kadin” diye övüldügüne tanik oldum.

    Yine de yaziyi (en azindan seklen) begenmediginizi anladim, sanirim Izzet de anlamistir 🙂

    yarin nasipse Marx ile ilgili bir yazi girecegim, isterseniz orada bulusalim?

  11. Yazan:ç-z Tarih: Mar 9, 2011 | Reply

    Bu bakış açısıyla bir kez daha yazıya bakmanızda ve orada anlatılan ”kadın” metaforunun gerçek manada bir kadın olarak tasvir edilmediğini görmenizde fayda vardır(İzzettin K.)
    Izzet ayrica açiklar belki ama bence “kadin” degil yazidaki metafor, PORNO. (M.Y)

    Haklısınız anlatamadığıma göre boşuna yazmışım demektir.Ve bu sadece bir alınganklık değildi.

    Gerekçeler ileri sürerek başka türlü bir yolun olmadığını/olamayacağını söylemek ve bunun kabulü için ısrarcı olmak sizce anlaşılır olmak için tercih edilen makul bir yaklaşım mı?

    Bu arada siz estetik olduğu için mi bikinili kadınları Ferrari üzerine oturttuklarını düşünüyorsunuz?Bahse konu ettiğimiz gelin arabasının önün bağlanan şirin gülümsemeli küçük plastik bebekler değil!

    Not:Ne yazık ki uzun bir süre erkek gibi kadın olmak bana da iltifat bir tür talfit edilme gibi geliyordu bana da!

    Ve cahili olduğum konularda öğrenmek üzere sessiz kalmayı tercih ediyorum.

  12. Yazan:Mehmet Yılmaz Tarih: Mar 9, 2011 | Reply

    Est. darilmaca yok. Fikren şeyleştirme kavrmina odaklanabilirsek çok daha iyi olur diye düşünüyorum. Metaforlar bahane.

  13. Yazan:emrpksy Tarih: Mar 11, 2011 | Reply

    yazıyı okuduğum zaman aklıma ilk olarak freud’un psikanaliz çalışmalarında zorlarcasına cinsel iç güdülere dayanması aklıma geldi… izzettin bey de sanki biraz porno (cinsellik) üzerinden bireysel değil ancak toplumsal bir psikanaliz yapmış… bana göre olmuş mu… olmuş…dikkat çekici ve özellikle hitler benzetmesi oldukça uygun düşmüş… bu arada erich fromm’un “insanda yıkıcılığın kökenleri” isimli eserinde de hitler üzerine yaptığı bir psikanaliz var… konuyla paralel olduğu için dipnot düşmüş oluyum…

    ancak illa “porno” üzerinden açıklamaya çalışınca aynı freud’a yapılan eleştirilerin bir benzeri de (özellikle fromm tarafından) bu konuda yapılabilir… bun yönden ç-z tarafından yapılan eleştiriler de haklı bence…

    niye derseniz freud’un yaptığı psikanalize yapılan en büyük eleştirilerden birisi her içgüdünün, davranışın cinsel temellere dayandırılmasıyla toplumsal ve çevresel etkenlerin göz ardı edilmesidir… hakeza kaddafi konusunda da doğal olarak cinsellik ya da porno yeteri kadar açıklayacağı olamayacağı için eleştiriye açıktır…

    Gerekçeler ileri sürerek başka türlü bir yolun olmadığını/olamayacağını söylemek ve bunun kabulü için ısrarcı olmak sizce anlaşılır olmak için tercih edilen makul bir yaklaşım mı?

    buradan yola çıkarsak ç-z nin konunun açıklanmasında daha farklı yolların olup olmadığı yönündeki eleştirisine geliriz…

    kısacası izzettin bey çarpıcı bir analiz yapmış ancak aynı zamanda ç-z’nin yaptığı eleştirileri de göz almış olmalı…

    nasrettin hoca gibi iki tarafa da “sen de haklısın” diyelim 🙂

  1. 1 Trackback(s)

  2. Mar 9, 2011: Yeni başlayanlar için “Müslüman” Marx : Derin Düşünce

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahipleri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşlere katıldığımız anlamına gelmez.

Hakaret içerse dahi bütün yorumlar birer fikir eseridir. Ama bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatın yine de.

Not: Sitenin ismini dert etmeyin, “derinlik” üzerine bayağı bir geyik yaptık, henüz söylenmemiş bir şey bulmanız oldukça zor :)

Editörle takışmayın, o da bir anne-babanın evlâdıdır, sabrının sınırı vardır. Siz haklı bile olsanız alttan alın, efendilik sizde kalsın.

Sitenin iç işleriyle ilgili yorum yapmayın, aklınıza takılan soruları iletişim kutusundan sorun, kol kırılsın, yen içinde kalsın.

Kendi nezaketinizi bize endekslemeyin, bizden daha nazik olarak bizi utandırın. Yanlış ve eksik şeylerden şikayet etmek yerine bilgi ve yeni bakış açısı sunarak tamamlayın, düzeltin, tevazu ile öğretin bize bildiklerinizi.

Bu kurallara başkasının uyup uymamasına aldırmayın, siz uyun. Bütün yorumları hızla onaylanan EN KIDEMLİ YORUMCULAR arasındaki nizamî yerinizi alın.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin