RSS Feed for This Post

Ya Konsolos Ya Manav

Arzu Cihangir
Molaverrahatla

Bazı işler vardır ki, onları nereye koyacağını bilemez insan. Koymaya kalkınca da ortası olmayan bir tanımlama, algılama çıkar ortaya.

TDK bu meslek erbabını şöyle tanımlıyor;

Bir devlet veya kuruluşun gizli amaçları için çalışan kimse, dil avcısı, çaşıt.”

Çalıştıkları kurum, gizemi barındırır. Meslek erbabı içinse durum zordur. Sürekli şüphe ile müteyakkızdır. Mesleğini ifşa edemez. Çok defa bir elemanın işini, kurumu ve kendi dışında kimsecikler bilmez, bilemez. Tehlikelidir ve dikkat gerektirir. Her yiğidin harcı olmayan derin mi derin bir iştir. Çok kimse böylesi bir yiğitliğe göz ucuyla bile bakmak istemez, kimi gözlerini açıp bekler de bulamaz.

Ya konsolos ya manav sözü tam onlarlıktır. Ortaları yoktur. Bir gün manav olarak çıkarlar sahneye başka bir gün konsolos olarak. İnsan zihninde TDK’nın yaptığı tanım kadar sade bir intibaya sahip değillerdir. Bir dönem çekilen 007 filmleri ile mesleğin zihinlerdeki algısına cila çekilmeye çalışılmış ve bunda biraz biraz muvaffak ta olunmuştur. Ancak bu cilanın ömrü, “fişleme, ispitleme, ispiyonlama” fillerinin güven çemberlerimize dokunması ile birlikte yerle bir olmuştur.

Son yıllarda literatürümüzü, TV’lerimizi, medyamızı, kahvehanelerimizi, Internet’i zorlayan bir tamlamaya da TDK şu tanımı getiriyor;

“Devletin çıkarlarını gözetip kolladığı öne sürülen, göz önünde olmayan örtülü güç.”

Göz önünde olmayan, olmaları gerektiğinde de karda yürüyüp izini belli etmeyen insanların işini de ancak onlar anlatırsa bilebiliyoruz. Gerisi sadece tahminden, şüpheden, kuruntudan öteye gitmeyen fikirler, beyanatlar oluyor.

O’nu TV’de gördüğümde çok dikkatimi çekmemişti Nede olsa moda haline gelen tartışma programlarının, akademisyen kadrosu ile çağrılan konuklarından biridir demiştim. Ama unvanının açıklanması ile birlikte biraz şaşırmıştım. Daha önce O’nun kurumundan birinin böyle aşikare tanıtıldığına şahit olmamıştım. Belki de emekli olunca rahat oluveriyorlardır diye içimden geçirmiştim ama şaşkınlığım da geçmemişti.

Komplo teorileri konusundaki başarımızın parmak ısırtacak düzeyde olduğunu söyleyenler, bir yandan da paranoidliğe doğru yol aldığımızı da vurguluyorlar. Eğer bu düşünce doğrulanırsa bunda O’nun katkıları da gözden kaçmayacaktır. Ne de olsa emekli olmak zorunda bırakıldığı; göz önünde olmayan, gizli mesleği süresince bu komplolara çok defa şahit olmuş ve dinlemiş birisiydi. Teorileri de yabana atılmamalıydı.

TDK’ da komplo teorisi tanımı;

“Bir kimse, kuruluş veya ülkeye karşı gizlice, zarar verici tuzak kurulduğu varsayımına dayanan düşüncelerin tümü.”

Acaba dedikleri sadece birer kurgudan ve korkutmadan mı ibaretti? Çevresindeki komşu ülkelerin hiçbirisine güvenemeyen, gitgide içine kapanan, içte de birbirine güven duymayan zihinlerin altında; 14 milyon 893 bin km²’den, 779.452 km²’ye düşen bir devletin komplolarla yıkılışını bilmek yatıyor olabilir miydi?

Anlattıklarını daha bir can kulağı ile dinlemek gerekir mi? Teorisyenliği, bir yerlerde stratejistliğe inkılab ettirilebilir mi?

Yazdıkları, söyledikleri, yaşadıkları hakikaten yellerin üfürdüğü, sellerin götürdüğü şeyler olarak mı yer edecek belleklerimizde?

Yukarıdaki yazı, aşağıda arka kapak yazısı bulunan kitabın okunması sonucu ortaya çıkmıştır.

Yel Üfürdü Su Götürdü” otobiyografik hatıraları, bir insanın kendi hayatına ironik ve objektif bir yaklaşımda bulunma denemesi. Çocukluktan başlayarak, ilk gençlik, askeri okul, üniversite, MİT ve siyaset dönemeçlerinden geçen sürprizlerle dolu hareketli bir hayat.

Yazar, hatıralarında üniversite, MİT ve siyaset kurumu hakkında tecrübeli bir istihbaratçı olarak önemli açıklamalarda bulunuyor. Kitabında 1971’de Madanoğlu cuntasının nasıl çökertildiğini, MİT’in yanılgılarını ve iç çekişmelerini, daha 70’li yıllarda Türkiye üzerinde ABD-Avrupa rekabetini nasıl fark ettiğini, Hiram Abas’la birlikte MİT’teki köstebeği nasıl ortaya çıkardıklarını, Müsteşarlığa oynayan Hiram Abas’ı niçin desteklemediğini, Aydın Menderes’in kurduğu Büyük Değişim partisi Genel Başkan Yardımcılığı’ndan neden ayrıldığını, Üniversite’nin bilimi kalkan yapan siyasi bir kurum kimliğine nasıl büründüğünü, ve daha bir çok bilinmeyeni sebep-sonuç ilişkisi içinde sadece anlattıklarının mantıki tutarlılığını referans göstererek açığa çıkarıyor.

Ama sonuçta “Yel Üfürür ve Su Götürür”, geriye kalan tarafsız bir istihbaratçının hayalleri ve kırgınlıklarıdır sadece…”

***

[Arzu Cihangir’in diğer yazıları]

 

Sanat karanlıkta çakılmış bir kibrittir…

Ya Konsolos Ya ManavYa Konsolos Ya Manav ”…Neden bir natürmorta iştahla bakmıyoruz? Tersine ressam “yiyecek-gıda” elmayı silmiş, elmanın elmalığı ortaya çıkmış. Gerçek bir elmaya bakarken göremeyeceğimiz bir şeyi gösteriyor bize sanatçı. İlk harfi büyük yazılmak üzere Elma’yı keşfediyoruz bütün orjinalliği, tekilliği ile…” 

Bu kitapta Derin Düşünce yazarları sanatı ve sanat eserlerini sorguluyor. Toplumdaki yeri, siyasî, etik ve felsefî yönüyle… Denemelerin yanı sıra son dönemde öne çıkan, ekranları, kitap raflarını dolduran eserlere (veya ürünlere?) dair eleştiriler de bulacaksınız. Buradan indirin

 

Ya Konsolos Ya ManavYa Konsolos Ya ManavKitap okumak… Jean Paul Sartre, Nazan Bekiroğlu, Toshihiko Izutsu, Henri Bergson, Mustafa Kutlu, Dostoyevski, Elif Şafak, Clausewitz, Sadık Yalsızuçanlar, Alber Camus ile sohbet etmek… Suyun resmine bakmakla yetinmeyen, su içmek isteyenler için var kitaplar. Mesnevî var, El-Munkızü Min-ad-dalâl, Kitab Keşf al Mânâ, Er-Risâletü’t-tevhîd var.  Elinizdeki bu kitap Derin Düşünce yazarlarının seçtiği kitapların tanıtımlarını içeriyor. Bizdeki yansımalarını, eserlerin ve yazarların bıraktığı izleri. Farklı konularda 44 kitap, 170 sayfa. Zaman’a ayıracak vakti olanlar için… Buradan indirebilirsiniz.

 

Derin Göz

Ya Konsolos Ya ManavYa Konsolos Ya Manav

 Sanat’a bakmak için çeşitli yapıtlardan, ressamlardan istifade ettik: Cézanne, Degas, Morisot,  Monet, Pissarro, Sisley, Renoir, Guillaumin, Manet, Caillebotte, Edward Hopper, William Turner,Francisco Goya, Paul Delaroche, Rogier van der Weyden, Andrea Mantegna , Cornelis Escher , William Degouve de Nuncques.

Peki ya baktığımızı görmek, gördüğümüzü anlamak? Güzel’i sorgulamak için çağ ve coğrafya ayırmadık, aklımızı uyaracak hikmetli sözlere açtık kapımızı: Mevlânâ Hazretleri, Gazalî Hazretleri, Lao-Tzû, Albert Camus, Guy de Maupassant, Seneca,  Kant, Hegel, Eflatun, Plotinus, Bergson, Maslow, …

 (Buradan indirebilirsiniz)

 

Trackback URL

  1. 3 Yorum

  2. Yazan:JaneDo Tarih: May 21, 2007 | Reply

    Arzu Hanım, siz de hayli gizemli yazmışsınız.

    Yelin üfürdüğü, suyun götürdüğü hayalleri ve kırıklıkları olan gizli, çok gizli mesleğin sahibi, kitaba konu şahsiyet kim olaki???

  3. Yazan:Arzu Tarih: May 22, 2007 | Reply

    Ee kolay mı? Elimden geleni yaptım. Bu ince detayın gözünüzden kaçmamış olmamasına sevindim.

  4. Yazan:Suat Öztürk Tarih: May 22, 2007 | Reply

    Mahir Kaynak’ı bazen takip ederim. Çok üst perdeden yazar. Belki biz faniler anlamasın diyedir, bilmiyorum. Bir spesifik olayı öyle bir bağlarki bütüne, yan komşunuzdan bile korkmaya başlarsınız.

    Satıraralarında açık ettiği tahminler konusunda da yanıldığına çok sık rastlıyorum. Kimbilir belki bu yanıltma da kısmı dezanformasyon ve kitle etkileme seansıdır.

    Mesela aklıma gelen birşeyi söyleyeyim. AKP hükümeti başa geldiğinde “başörtüsü sorunu” ile ilgili olarak -mealen- demişti ki, “bunu AKP çözemez, ama bir dönem sonra liberal bir iktidar gelecek ve o bu konuyu çözecek”

    Dönem bitti, ufukta liberal iktidar falan yok, taş gibi AKP iktidarı var. AKP liberal bir parti olacak demek istemediyse -ki zaten olmadığı tartışılır- Kaynak çuvallamış demektir.

    Ama yine de Kaynak’ı okumak gerek o ayrı. Fakat kendimizi komplo teorilerine fazla kaptırmadan..

    Teşekkürler güzel yazı için Arzu hanım..

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahipleri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşlere katıldığımız anlamına gelmez.

Hakaret içerse dahi bütün yorumlar birer fikir eseridir. Ama bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatın yine de.

Not: Sitenin ismini dert etmeyin, “derinlik” üzerine bayağı bir geyik yaptık, henüz söylenmemiş bir şey bulmanız oldukça zor :)

Editörle takışmayın, o da bir anne-babanın evlâdıdır, sabrının sınırı vardır. Siz haklı bile olsanız alttan alın, efendilik sizde kalsın.

Sitenin iç işleriyle ilgili yorum yapmayın, aklınıza takılan soruları iletişim kutusundan sorun, kol kırılsın, yen içinde kalsın.

Kendi nezaketinizi bize endekslemeyin, bizden daha nazik olarak bizi utandırın. Yanlış ve eksik şeylerden şikayet etmek yerine bilgi ve yeni bakış açısı sunarak tamamlayın, düzeltin, tevazu ile öğretin bize bildiklerinizi.

Bu kurallara başkasının uyup uymamasına aldırmayın, siz uyun. Bütün yorumları hızla onaylanan EN KIDEMLİ YORUMCULAR arasındaki nizamî yerinizi alın.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin