Main Content RSS FeedÖnceki Yazılar

Batı’yı şeytanlaştırmadan… »

Cemaleddin Afgani ve Ali Şeriati takriben yüzyıl arayla ümmetin makus talihi değiştirmek için İkbal beklemeden mücadele ettikten sonra doğdukları topraklardan uzakta, Afgani göz altında, Şeraiti gözden ırakta, arkalarında yüzyıllarca yankılanacak  bir “çığlık” bırakarak izzet ile dar-ı dünyadan dar-ı bekaya hicret ettiler, maaştan meada göçtüler, “hüseyni bir iş” yaparak gittiler.

Ama hala yüksek sesle konuşmaya devam ediyorlar… 

19 yy. İslam dünyasının batı ile karşılaştığı ve bir kriz dönemidir. Krizin sebebi salt bir entelektüel meydan okuma değildi.  Bu karşılaşmayı, ki İslam dünyası itibariyle batı ile üçüncü karşılaşma Read the rest

Sünnî İslam Demokrasiye Engel midir? »

30 Ekim 2008 tarihinde ilahiyatçı Sayın İlhami Güler’in Taraf’ta yayımlanan yazısı, Mu’tezile ile Eş’ari kelam okulları arasında karşılaştırma yaparak, son dönemdeki asker- siyaset ilişkisindeki gelinen noktayı analiz etme niyeti güdüyordu.  

Yazıda, Sayın Güler, İslam kelamındaki iki baskın anlayışı kabaca karşılaştırarak Mu’tezile yanında tavır alan ve karşıt ekolde değerlendirdiği Eş’arilik mezhebini ise bugünkü problemlerin kaynağı noktasına getiren bir anlayışla hareket ediyor. Kelamın en önemli tartışmalarından olan kader konusunu ise eleştirisinin hareket noktası yapıyor. Kader inancının incelenmesinin, günümüz problemlerine ve özellikle son zamanlardaki asker ölümleri ile Kürt sorunu karşısında siyasilerin tutumuna ışık tutacağını düşünen yazar, bu yolla, tarihselsiyasal bir kelam kavgasını, aşırı yorumlarla günümüze taşıyor. Kendisine bir merkez (Mu’tezilî akıl) seçen yazar, merkezden uzak olduğunu düşündüğü bütün kişi ve akımları problemlerin kaynağı olarak işaret ediyor.  

Batı felsefesinin temel problemlerinden birisi, olaylara bakışında dikatomilerle hareket etmesi ve bu dikatomilerden birisini mutlak doğru olarak belirleyip, karşıt olanı hayatın dışına atmasıdır Read the rest

Yaşamak İstiyorum (Ayn Rand) »

Hasan Rua Demiroğlu

“Devlet dediğin şey nedir? Büyük bir kitlenin hesabına çalışan bir hizmetçi… Kitleyi rahat ettirmek için düşünülmüş bir kolaylık. Bu elektrik ya da su tesisatından farklı bir şey değil. İnsanlara musluk suyu için yaşamalarını söylemek komik olmaz mı?”

Ayn Rand, “Kira” isminde bir genç kızın Sovyetler Birliği’nin ilk yıllarında yaşadıklarını anlattığı ve adına “Yaşamak İstiyorum” koyduğu kitabının önsözünde “bu kitap yalnızca Sovyetler için değil, bütün kolektivist yapılar için yazılmıştır”   yazmıştı. Hayatın, ekonominin, insanların nasıl besleneceğinin bile “bizim iyiliğimiz için” planlandığı bir ülkede hayatın ne kadar anlamsızlaştığı ve zorlaştığı, Read the rest

Aa! Atatürk gülebiliyormuş! »

 Bugün yine 10 Kasım. Yine Sovyet Rusya’nın, Kuzey Kore’nin totaliter rejimlerini andıran bir sürü kasıntı, asık yüzlü tören yapılacak. Acıklı şiirler okunacak.

GÜLEN ATATÜRK SUNUMU İNDİR 

 Bir arkadaş kaynağını bilmediğim bir sürü fotoğraf yolladı bana. Bu fotoğraflarda Atatürk gülüyor ! Sizi bilmem ama ben şaşırdım kaldım. Meğer o da insanmış, gülebiliyormuş. Hem gençliğinde hem de yaşlılığında çekilmiş bir sürü resim. 10 Kasım hatırası bir sunum yaptım bu fotoğraflardan. Yazı yok, müzik yok. İndirin, paylaşın gönlünüzce. Kemalist veya anti Kemalist, hepimizin ihtiyacı var Atatürk’ün insan olduğunu hatırlamaya.

 Yazarlarımızdan Kamer Yalçın « O’nu donmadan anmak » adlı bir 10 Kasım yazısında ne güzel anlatmıştı Read the rest

Zeki ve ahmak insanların mahfettiği ülke »

   Zekâ insanın doğuştan sahip olduğu keşfetme melekesidir. Gelişmesi mümkün değildir. Çoklu zekâ alanları teorisi yanlıştır. Zekâ, bölünebilir değildir ve bu sebeple geliştirilmesi imkânsızdır.

      Akıl ise inşa edilir. Nüvesi potansiyel olarak vardır ama inşa edilmediği takdirde ortaya çıkmaz. Bu sebeple geliştirilmesi ve kuvvetlendirilmesi mümkündür. Esas anlama melekesi akıldır.

      Zekânın keşiflerini akıl kendi bünyesine alır, değerlendirir, yorumlar ve anlar. Zekânın keşifleri (elde ettiği verimleri) akıl tarafından değerlendirilmediği takdirde hiçbir işe yaramaz. Kullanılabilir hale Read the rest

Soyut duvarların ötesinde bir yaşam »

Yazar: Sevgi Engin

Yolum Venedik’e düştü bu kez, yanımda ilk kez birlikte yola çıkacağım yoldaşlarım. Beni  daha çok doğunun o gizemine çekip götüren ayaklarım, bu kez hemen güneyimizde yer alan o küçük, ama tarihte oynadığı roller ile hep önemli olmuş kente götürecek.Yanımda erkek yol arkadaşlarım. İlk kez onlarla yola çıkacakmış gibi heyecanlıyım, ortalama yirmi yıldır birlikteyim oysa ikisi ile de. Sırtımıza attığımız çantalar ile yola çıktığımızda grubumuzun en genç üyesi Read the rest

Bedensel engelli insanlar için »

 

 TOPLUMSAL DUYARLILIĞI SAĞLAMAK AMACI İLE BROŞÜRÜMÜZÜ GÖNÜLLÜLER TARAFINDAN ÜLKE ÇAPINDA DAĞITIMINI DÜŞÜNMEKTEYİZ. BU KONUDA BİZE DESTEK OLMAK İSTEYENLERİN DERNEĞİMİZE MAİL ATARAK BROŞÜR TALEP ETMELERİNİ VE ÇEVRELERİNDE DAĞITABİLECEKLERİ MİKTARI BİLDİRMELERİ ÖNEMLE RİCA OLUNUR.

 BROŞÜRÜMÜZÜ TALEP ETMEK İÇİN;

BEDD    bedd@bedd.org.tr   www.bedd.org.tr  

Tel : 0216 370 81 66

Türbanlı Başbakan Obama »

Obama’nın muhteşem zaferine şahit olurken ben de çok duygulandım. ABD’nin yakın tarihini düşündüm. Okuduğum kitaplardan satırlar, izlediğim belgeseller ve filmlerden resimler aklımda uçuştu Obama’nın o mükemmel Chicago konuşmasını dinlerken… O günlerden bugünlere gelinebilmesi içimdeki inanç ve umudu tazeledi… Tarihin akışını bizlerin yani insanların iradeleri ve normatif çabalarının belirlediğine, belirleyeceğine yeniden inandım… Ardından kendi ülkemi düşündüm…

Obama’nın ABD’deki zaferinin Türkiye’deki birebir karşılığının türbanlı bir kadının başında olduğu bir siyasi partinin seçimi kazanabilmesidir Read the rest

Mustafa Kemal’den Ape Musa’ya… »

Hafta içi aynı gün önce Can Dündar’ın Mustafa adlı belgeselini seyrettim. Sonra da Tiyatro Avesta’nın Araf adlı Kürtçe oyununun İstanbul galasına katıldım…

Can Dündar’ın Mustafa‘sını seyrederken zihnim yakın geçmişe doğru gitti. Ortaokuldayken her sene en az bir defa bize Sarı Zeybek‘i seyrettirirlerdi. Atatürk bağlamında olan diğer kutlama etkinlikleri insan zekâsına hakaret eden yapay müsamereler şeklinde olurdu. Sarı Zeybek ise öyle değildi. Her sene yeniden izlememize rağmen hepimizde sahici bir etki Read the rest

Yeraltından Notlar (Dostoyevski) »

 “İnsan kendi kendisine karşı tümüyle içten olabilir mi?… Heine öz yaşam öyküsü yazmanın hemen hemen olanaksız olduğunu, insanın kendisinden söz ederken birtakım yalanlar katabileceğini söyler. Heine’ye göre Rousseau ‘İtiraflar’ adlı kitabında mutlaka yalan üstüne yalan kıvırmış, üstelik bunları gururu sebebiyle bilerek, isteyerek yapmıştır. Ben de Heine’nin haklı olduğuna inanıyorum. İnsan gerçekten de bazen yalnızca gururu nedeniyle kendisini cinayete kadar uzanabilecek yalanlara bulaştırabilir. Bunun ne biçim bir gurur olduğunu da çok iyi anlıyorum. Ama Heine, itirafını topluma, başkalarına sunan bir kimseden söz ediyordu. Oysa ben yazdıklarımı yalnız kendim içim yazıyorum.”(s.55) der Yeraltından Notlar’da Dostoyevski. Hilmi Yavuz Üç Anlatı adlı eserinin birinci anlatısı olan Taormina adlı bölümünde Dostoyevski’nin bu cümlelerini tırnak içinde ama isim vermeden Read the rest