Main Content RSS FeedÖnceki Yazılar

Dikkat Kitap: Türk Solu »

Kendini « sol » olarak tarif eden hareketler hiç olmadıkları kadar zayıf ve bölünmüş bir tablo çiziyorlar bugün.  Türk Solu Dergisi’nin ırkçı söylemlerinden CHP’nin darbe çağrılarına uzanan bir kafa karışıklığı hakim. Muhalefet boşluğunun müzmin bir hastalığa dönüştüğü şu dönemde Tük solu bu boşluğa talip olabilir mi?

Daha önce Dikkat Kitap kategorisinde yayınladığımız Pozitivizm Eleştirisi gibi bu kitap da Türkiye’deki sola tarafsız bakan bir çalışma. İyimser görüşler kadar geçmişe dönük ağır eleştiriler de var.

İlginize sunduğumuz 82 sayfalık bu kitap Türkiye’deki “sol” grupların sorgulamalarına, projelerine ışık tutmak amacıyla derlenmiş makalelerden oluşuyor. Kitabı buradan indirebilir ve paylaşabilirsiniz. Kitapta ele alınan başlıca konular:

 

  • Solda özgürlükçü hareketler
  • 68 Kuşağı
  • Devrimci sol
  • Kemalizm
  • Ulusalcı akımlar
  • Sol ve İslâm
  • Cumhuriyet Gazetesi

Yargı sistemi neden demokratikleştirilemesin? »

Alper Ecer (Toplum ve Politika Enstitüsü)

Son yıllara dek bir çok insana “Türkiye’de resmi ideolojinin en katı savunucuları kimdir?” diye sorsanız, askerler diye cevap alırdınız. Öyle ya, bu zamana kadar 4 darbe yapmış, ve kimi açık kimi kapalı nice müdahalalerde bulunmuşlardı. Oysa birkaç yıldır ilginç biçimde ortaya çıkıyor ki askerler pekala kendilerini az çok yenileyebilen bir zihin haritasına sahipler. Read the rest

Bingöl Cezaevine kitap gönderiyoruz, siz de katılın! »

Türkiye’de güzel insanlar güzel işlere imza atıyor. Ama doğal(!) olarak manşetlerde savaşları, felaketleri, yasakları, zulümleri görüyoruz daha çok. İyi, güzel ve doğru adına yapılan işlerin her biri küçücük ama toplamı kocaman! Bunun için iyiliğin yayılması bazen kötülük kadar hızlı ve şatafatlı bir biçimde olmuyor.

Daha önce Kitap Adresi sitesinin desteğiyle Kayseri Kapalı Cezaevi için bir kitap kampanyası başlatmıştık. (Bkz. Cezaevleri okul olsun! ) Bir çok okurdan da destek gördük.  Yüzlerce kitap ulaştı oradaki mahkumlara. Kayseri’deki yazar dostumuz Mehmet Bahadır sayesinde birinci elden haber aldık, takip ettik. Gardiyanlar da mahkumlar kadar sevinmişlerdi. Siz destek veren okurlarımız sadece kütüphaneyi zenginleştirmekle kalmadınız. Bilgi yarışması düzenlenip mahkumlara hediye edildi bu kitapların bir kısmı. (Cezaevleri okul olsun isimli yazıda “Kayseri Maceramızı” ve bunun arkasındaki fikrî, vicdanî zemini buradan okuyabilirsiniz.)

Polisiye filmlerin ve işkence haberlerinin zihinlerde oluşturduğu bir cezaevi mitolojisi var. Korkunç gardiyanlar, isyankâr mahkumlar, kavga, gürültü… Oysa bütün cezaevleri polisiye filmlerde gördüğümüz gibi kavga-gürültü içinde yerler değil. Cezalarını çekmekte olan insanların dışarıda aileleri var. Onlarla beraber ceza çeken, geçim sıkıntısına, çevrenin önyargılarına göğüs germek zorunda kalan eşler, çocuklar…

Bugün Bingöl M Tipi Kapalı Cezaevi’nden bahsetmek istiyorum. Daha önce Kürt açılımı devletin değil herkesin meselesi gibi yazılarından tanıdığınız Avukat Fahri Alimoğlu sayesinde temasa geçtik eğitim bölümü ile. Bu avukat dostumuz da her şeyden şikayet etmek yerine Read the rest

Bir pazartesi daha… hatırına sustuklarımıza ithaf olunur »


Hatırına Sustuklarımıza Ithaf Olunur

Ahmet Davutoğlu’na açık mektup »

Öncelikle Ermenistan’la imzalanan protokolün hayırlara vesile olmasını dilerim… Bu büyük bir diplomatik başarıdır. Ahmet Davutoğlu bu sürecin Türkiye açısından başkahramanıdır… Davutoğlu’na şu son altı yılda söylenenleri tek tek düşünüyorum… Bu bağlamda yüzü kızarması gereken epey sayıda adam var… Bunların içinde kendine “liberal” diyen kimi aydınlar da var… Davutoğlu’nun birçok kritik konuda son derece isabetli tesbitler yaptığı ve kıymetli adımlar attığı bugün çok daha net anlaşılıyor…

Protokolde yer alan “ortak tarih komisyonu” maddesi Ermenistan açısından Read the rest

Birlikte yeni tarih yazalım »

Hep söyledik… Türkiye’de Kürt sorununun çözümü için atılacak adımlar, toplumun ve ülkenin demokratik kuruluşlarının, demokratik kamuoyunun, Meclis’in ve siyasi partilerin, aklıselim, ve demokrat yurttaşların işi olmalıdır dedik…

İşte şimdi bu gerçeğin açığa çıktığı bir dönemi yaşamaya başladık.

Askeri tedbirleri ve cezalandırmayı esas alan geleneksel tavır bütün boyutlarıyla iflas etmiştir. Görmezden gelme, kabul etmeme, baskı ve şiddet, Kürt sorununu çözememiş ve yarayı kangren haline getirmiştir.

Şimdi tersi yapılmalıdır. Bu nedenle yeni açılımlar tartışması Read the rest

Devlet eğitimde rekabete açık mı? »

Türkiye’de eğitim alanında yapılan birçok araştırma “devletin eğitime müdahalesini haklı  görenleri” yanıltıyor. Bilindiği gibi ülkemizde eğitim hizmetleri büyük ölçüde devlet tarafından finanse edilmekte ve üretilmektedir.” Devletin demir çelik üretimi yapmasına, bu üretime sübvanse etmesine ve denetlemesine büyük bir çoğunluk karşı çıkarken, Read the rest

Milliyetçi Muhafazakar Gençlik ile Demokrasi Mümkün mü? »

3H Hareketi ve Zeytinburnu Gençlik Meclisi Sunar

Milliyetçi Muhafazakar Gençlik ile Demokrasi Mümkün mü?

 Atilla Yayla & Bekir Berat Özipek
16 Ekim 2009 Cuma, 18.30-21.00
Zeytinburnu Belediyesi Kültür Merkezi Akdeniz Salonu

Program: Read the rest

Gül ve Davutoğlu’na açık teşekkür »

Başta komşularımız olmak üzere bütün dünya ile barış içinde bir Türkiye istiyoruz. Barışçı bir dış politika izlemek biz sıradan insanların vicdanına, inançlarına, maddî çıkarlarına ve Türkiye’nin güvenliğine en uygun yaklaşım elbette.

Kuzey Irak Kürtleri, Ermenistan ve Suriye ile kalıcı barış sağlamak üzere yaptığınız çalışmaları dikkatle izliyoruz. Son günlerde elde ettiğiniz başarılar sayesinde realpolitik ile vicdanın bağdaşabileceğini hatta vicdanen doğru olanın stratejik olarak da doğru olduğunu ispat ettiniz.

Türkiye’ye yönelik dış tehditlerin ve içerideki korkularımızın azalması şüphesiz Türk Silahlı Kuvvetleri’nin demokrasi üzerindeki vesayetini de zayıflatacak, darbe ihtimallerini azaltacak. Barışçı dış politikanın içerideki komplo teorilerini zayıflatması, bunun yerini giderek karşılıklı anlayışın alması da bu çabaların doğal bir sonucu olacak.

Dört tarafı düşmanla çevrili bir ülkeden her tarafı eğitim, yatırım ve iş fırsatlarıyla çevrili bir Türkiye’ye geçiş sürecine emek veren her insana teşekkür ediyoruz. Barışa giden yollarınız açık olsun.

Sessiz Bir Aşk Hikayesi Uzak İhtimal »

Dünya sinemasında aşkın ele alınış biçimi, tenselliğin ve cinselliğin eksenindedir çoğunlukla. Çünkü aşk, kendimizi bulmak için kaybetmek eğiliminin gösterildiği bir hediye ve insan olmanın daha üst katmanlarına açılmanın bir ilk durağı olarak değil; yakalandığımızda, çok uzun süre esiri olmamamız gerektiği vaaz edilen bir duygusal “sapma” olarak değerlendiriliyor. Psikiyatristler, psikologlar, sosyologlar, aşka “saplanmış” bir insanın bir tür hasta olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyleyip dururlar. Aşk, kendisini bize gösterdiği anlarda, bu söylemlerin karşılık bulduğu aklımızla, “Ahsen-i takvîm”i özleyen, talep eden kalbimiz ve ruhumuz arasında yoğun çatışmalar yaşarız. Read the rest