Neden Kürtler hedefteydi? Yeni bir Halepçe olur mu? »
By my on Oca 4, 2019 in Aforizmalar, Enerji, Jeopolitik, Kürtler, petrol | 0 Comments
Suriye’deki kimyasal saldırılar sürüyor. Yakında Halepçe anılacak. Bu felâketi “gerekli” kılan şartlar neydi? Neden Kürtler hedefteydi? Sonradan Saddam’ı çok sert kınayan ve kimyasal silahları Irak’ı işgal sebebi olarak gösteren ABD, neden bu ülkeye kimyasal ve biyolojik silah sattı?- Ne olmuştu Halepçe’de? 16 Mart 1988’de Saddam Hüseyin Kürtlere kimyasal silahla saldırmıştı; aynı şeyi Esed Suriye’de kendi halkına yaptı. Aslında kimyasal ve biyolojik silahlar askerî mânâda çok kullanışlı değil. O halde neden kullandılar? Bu saldırılar kime, neye yaradı?
- Burada şüphesiz bir ikiyüzlülük var. Kimyasal ve biyolojik silahların kullanılması, insanları tiksindiriyor. Peki ama… masum sivillerin makineli tüfek, varil bombası yahut Hiroşima’da ABD’nin yaptığı gibi nükleer silahla öldürülmesi daha kabul edilebilir bir şey mi?
- Kimyasal ve biyolojik silahlar, sıradan mermi ve bombaların aksine, belli bir hedefi vurmuyor. Bir bölgede yaşayan herkesi, Halepçe’de gördüğümüz gibi kedi ve köpekleri bile öldürüyor. Ama rüzgâr ve yağmur gibi etkenler silahın askerî amaçlara ulaşmasını engelliyor.
- Dahası, virüslerin silah haline getirilmesi basit bir şey değil. Zira hastalığın bulaşmasından sonra ilk belirtilerin ortaya çıkması ile hasta ölene kadar geçen süre önemli. Düşman bu arada savaşmaya devam edebilir. Süre çok kısa olursa silahın gizli kullanılması imkânsız olur.
- Meselenin perde arkasını anlamak için Halepçe katliamına dönelim. Önce kaynaklar:
- Boston Globe, Khomeini’s poison (24 Temmuz 1988)
- Howard Teicher, National Security Council eski üyesiın yeminli ifadesi (Teicher Affidavit: Iraq-Gate)
- Robert Fisk, The Great War for Civilisation: The Conquest of the Middle East
- Dana Priest, Kimyasal silahlar ve Rumsfeld’in 1984 Bağdat ziyareti (19 Aralık 2003 tarihli Washington Post makalesi)
- Rumsfeld ve Irak dış işleri bakanı Tarık Aziz’in 21 Aralık 1983 görüşme tutanakları.
- Everest, Oil, Power & Empire
- Hurd ve G. Rangwala, 1980’den 2 Ağustos 1990’a kadar ABD –Irak ilişkileri
- Dobbs, İran Kürtlerine karşı kullanılan kimyasal silahların ticareti (Washington Post, 30 Aralık 2002)
- Rachel Bronson, Thicker Than Oil
- John Bulloch, No Friends But the Mountains – Tragic History of Kurds
- Tripp, A History of Iraq
- Trento, Prelude to Terror
- Saddam Hüseyin’in kimyasal silah kullandığını söyleyen ilk raporlar 1982’de yayınlandı. Amerikalı diplomatlara göre Irak ordusu hemen her gün Iraklı Kürtlere ve İran’a karşı kimyasal saldırı yapıyordu!
- Yani Beyaz Saray’ın bölgemizdeki özel temsilcisi Donald Rumsfeld 20 Aralık 1983’te Bağdat’a geldiğinde bu katliamlardan haberdardı. İki ayrı ABD hükümetinde savunma bakanlığı yapmış olan Rumsfeld, Searle firmasının de genel müdürüydü. (Firma 1985’te Monsanto tarafından satın alınacaktı)
- Rumsfeld ve Tarık Aziz 2 saat başbaşa konuştular ama kimyasal saldırılardan tek kelime etmediler. Keldani kökenli Tarık Aziz, Saddam kabinesinin tek Hıristiyan üyesiydi. Aziz, geçmişte Kürtleri ve Şiileri katlettiği için idama mahkûm edildi. Fakat idam cezası sağlık sorunları sebebiyle kaldırıldı.
- Rumsfeld ve Tarık Aziz ne konuştular? Güney Irak petrolünü Akabe körfezinin Ürdün’e ait olan kısmına taşıyacak bir boru hattı projesi. Proje, ABD firması Bechtel tarafından gerçekleştirilecekti. Tesadüf(!) o ki, Bechtel’in eski genel müdürü George P. Shultz şimdi ABD Dışişleri bakanı olmuştu.














