Author Archive

Güzelin Metafiziği / Arthur Schopenhauer »

Burada sözcüklerle irtibatlı olan soyut düşünme ve okumanın esasen daha geniş anlamda başka şeylerin bilincine, dolayısıyla zihnin yine de dolaylı olarak, yani kavramlar aracılığıyla kullanımına ait olduğuna dikkat çekiyorum. Me var ki kavramlar akıl melekemizin suni ürünüdürler ve bu bakımdan zaten bir tasarlama/düşünüp taşınma işidirler. Zihnin her türlü soyut kullanımında irade de hükümrandır. Tasarılarıyla zihnin […]

Güzelin Metafiziği / Arthur Schopenhauer »

Bir ideanın kavranılması, onun bilincimize dâhil olması ancak bizde bir değişimle mümkün olabilen bir şeydir; bu değişim aynı zamanda bir kendi kendini yadsıma edimi olarak da görülebilir. Bu ölçüde böyle bir değişim bütünüyle irademizden yüz çeviren, böylece kendisine (teminat olarak} verilmiş değerli rehini bütünüyle gözden çıkaran ve şeyleri sanki iradeyle hiçbir işleri/ilişkileri yokmuş gibi gören […]

Saptırılmış Vasiyetler / Milan Kundera »

Dünyanın tanrısızlaştırılması, Modern Çağ’ı belirleyen olaylardın biridir. Tanrısızlaştırma, tanrıtanımazlık anlamına gelmez; bireyin, düşünen ben’in (ego’nun) her şeyin temeli olarak Tanrının yerini aldığı durumu belirtir; insan inancını korumayı, inançlı olmayı, kilisede diz çökmeyi, yatağında dua etmeyi sürdürebilir; dindarlığı artık yalnızca kendi öznel evrenine ait olacaktır. Büyük müzik yapıtları nasıl sonsuz sayıda dinlenebilirse, büyük romanlar da tekrar […]

Saptırılmış Vasiyetler / Milan Kundera »

“… Üzerine konuştuğum sanatı doğru olarak belirlemek için ona Avrupa romanı adını veriyorum. Bu tanımla, Avrupa’da Avrupalı- lar tarafından yaratılmış romanları kastetmek istemiyorum, ama Avrupa’da modern çağın başlangıcında başlayan bir tarihin içinde yer alan romanlardan söz ediyorum. Hiç kuşkusuz başka romanlar da var: Çin romanı, Japon romanı, Grek antik çağı rom am, ama bu romanların, […]

Saptırılmış Vasiyetler / Milan Kundera »

Brod olmamış olsaydı, bugün Kafka’nın adını bile bilemeyecektik. Brod, dostunun ölümünün hemen ardından onun üç romanını yayımlattı. Hiçbir yankı olmadı. Bunun üzerine, Kafka’nın yapıtını kabul ettirmek için, gerçek ve uzun bir savaşa girmesi gerektiğini anladı. Bir yapıtı kabul ettirmek, benimsetmek, onu sunmak, onu yorumlamak demektir. Bunun üzerine Brod, yaradana sığınıp müthiş bir topçu saldırısı başlattı: Önsözler: Dava için (1925), Şato için (1926), […]

Saptırılmış Vasiyetler / Milan Kundera »

“… Bir televizyon programı: ünlü ve hayranlık kazanmış üç kadın, kadınların da Pantheon’a gömülmek hakkına sahip olmasını birlikte öneriyorlar. Bu işin simgesel anlamını düşünmek gerekir, diyorlar. Kendilerine göre Pantheon’a taşınması gereken birkaç büyük merhumenin adlarım ileri sürüyorlar hemen. Hiç kuşku yok, haklı istek; bununla birlikte, birkaç şey kafamı kurcalıyor: Bu hemen Pantheon’a taşınabilecek merhumeler kocalarının yanında yatmıyorlar mı? Hiç kuşku yok, durum […]

Saptırılmış Vasiyetler / Milan Kundera »

“… Büyük Ustamız olan kişiyi, Don Kişot’u açalım, birinci kısım, XII, XIII ve XIV. bölümler: Don Kişot, Sancho ile birlikte bulundukları dağlarda, bir çoban kızına aşık olan bir genç şairin, Chrysostome’un öyküsünü öğrenir. Şair, kızın yanında olabilmek için kendisi de çobanlık yapmaya başlar; ama kız onu sevmez ve bunun üzerine Chrysostome hayatına son verir. Don Kişot onun cenaze törenine gitmeye karar […]

Saptırılmış Vasiyetler / Milan Kundera »

“… Kafka, Dönüşüm’ün elyazmasını, redaktörlüğünü Robert Musil’in yaptığı bir dergiye gönderdi. Robert Musil, yazarın kısaltması koşuluyla yapıtı yayınlamaya hazır olduğun bildirdi. (Ah! büyük yazarların acıklı karşılaşmaları!) Kafka’nın tepkisi soğuk ve Stravinski’nin Ansermet’ye gösterdiği tepki kadar kesin oldu. Yayınlanmamak düşüncesine katlanabilirdi, ama yayınlanmak ve sakat bırakılmak onun için dayanılmaz bir şeydi. Sanatçı anlayışı Stravinski ve Beckett’inki kadar ödünsüzdü, kesindi, ama öteki ikisi kendi anlayışlarım […]

Afrikalı Leo / Amin Maalouf »

“… Ey genç misafirim bilesin ki Allah Teâlâ’nın bir insana verebileceği en büyük hediye, onun kervanların gelip geçtiği dağlarda doğmasını sağlamaktır. Kervan yolu bilgi ve varsıllık getirir. Dağlarsa koruma ve özgürlük sağlar. Siz kent insanları için altın ve kitap kolay ulaşabileceğiniz yerlerdedir ama önlerinde boyun eğdiğiniz sultanlar da vardır. Bir toplum en güçsüz bireyini yalnız bıraktığı anda […]

Özgürlük / Pierre-Joseph Proudhon »

“… Ey özgürlük tanrısı! Eşitlik tanrısı! Daha aklım ermeden kalbime adalet duygusunu koyan, işit coşkun duamı! Bütün bu yazdıklarımı bana sen bildirdin. Düşünceme şekil verdin, çalışmamı yönlendirdin, efendinin ve kölenin önünde senin gerçeğini yayayım diye zihnimi garabetten, kalbimi esaretten korudun. Bana bahşettiğin güç ve yetenekle konuştum, eserimi tamamlamak da sana kalıyor. Kendi çıkarımın mı peşindeyim, […]