Author Archive

Le Trio Joubran – Hawana الثلاثي جبران – هوانا »

Uzaktaki Saatler / Kate Morton »

“… Geçen zamanın kokusunun nasıl olduğunu kendinize hiç sordunuz mu? Milderhurst şatosuna girmeden önce aklıma gelmemişti ama artık cevabı biliyorum. Küf ve amonyak, bir tutam lavanta ve bir avuç dolusu toz; bir de çürümüş kâğıt kokusu. Bunun arkasında çöp ya da fazla pişmiş yemek gibi bir şey. Bu sonuncuyu keşfetmem zaman aldı ama sonunda başardım. […]

Ney – İstanbul da Sabah »

Albertine Kayıp / Marcel Proust »

  “… Acılarımın ve beraberinde sürüklenen her şeyin ortadan kaybolması, çoğu kez hayatımızda önemli yer tutan bir hastalığın geçmesi gibi, bir eksiklik duygusu meydana getiriyordu. Muhtemelen, aşkın ebedi olmamasının nedeni, hatıraların doğruluğunu daima korumaması ve hayatın, hücrelerin sürekli yenilenişinden oluşmasıdır. Ama hatıralarla ilgili olarak, bu yenilenme, değişmesi gereken şeyi durduran ve geçici olarak sabitleyen dikkat […]

Swan’ın Bir Aşkı / Marcel Proust »

  “… Kadınlardan ne kadar bıkmış olursanız olun en farklı kadınlarla birlikte olmayı önceden bilinen mutlak, değişmez bir şey kabul edin isterseniz. Karşınızda biraz çetin (ya da sizin öyle zannettiğiniz) bir kadın varsa ; […] sahip oluş sizin için büyük bir haz oluverir. Tutku geçici ve farklı kişiliğimiz gibidir, öbür kişiliğimizin yerini alır, o zamana […]

Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde / Marcel Proust »

“… Genellikle mutluluğu mümkün kılacak şeyi ele geçirdiğimiz anda, aynı akşamda olmaz mutluluğun elimizden çalınması. Çoğunlukla bir süre çabalamayı, ummayı sürdürürüz. Şartları aşmayı başarırsak doğa dıştaki savaşımı içimize taşır ve yavaş yavaş kalbimizi değiştirerek sahip olacağı şeyden başkasını arzulamasına neden olur. […] Doğa şeytanca bir kurnazlıkla, bizzat bu ele geçirişi mutluluğun yok edilmesine alet eder. […]

Ölüm gibi güzelsin »

  Bu bir aşk ilânı olabilir ancak. Belki gökyüzünde kıyılmış bir nikâh? Seni dünya gözüyle görmeden önce rüyamda görmüştüm. Beyazlar giymiştin ve karlarla kaplı bir tepede tevekkülle oturuyordun. Kapından içeri girdim, selâm verdim ve beyaz duvarlarla çevrili beyaz halına oturdum. Tavan beyazdı. Konukların beyazlar giymişti. Pencerelerinden dışarı baktım ve bembeyaz kar, bembeyaz gök vardı, ufuk […]