Author Archive

Halk bilim adamlarını anlayabilir mi? »

… Bu konuda tavsiye okuma …

Temize Havale / Juli Zeh »

“… Büyüdükçe büyüyen ve birbirleriyle birleşen şehirlerin çevresini kuşatan tepeler ormanla kaplı. Radyo-TV kuleleri, eskiden havaya devasa pislikler saçarak dünyadaki mevcudiyetini kanıtlaması gerektiğine inanan bir uygarlığın pis soluğuyla nicedir griye boyanmayan yumuşak bulutları hedef alıyor. Kırk-elli sene evvel su taşkınına maruz kalıp faaliyetine son verilen taş ve kömür ocakları, sazların kirpik gibi çevrelediği bir gölün kocaman gözü misali oradan buradan gökyüzüne bakıyor. Denizlerden çok […]

Temize Havale / Juli Zeh »

Makbul vatandaş sürüyle birlikte yürüyen koyun değildir. Makbul vatandaş krizler ve kuşkular yaşayan, ardından da ortak davayı daha da çok savunan biridir. Ruh sağlığının göstergesi mizah kabiliyetidir. Sadece ‘burada olmak’ anlamına geldiğinde insana yetmez varoluş. İnsan varoluşunu yaşamalıdır. Acıyla. Vecd ile. Başarısızlıkla. Yüksekten uçarak. Kendi varoluşu üzerinde eksiksiz bir güçle dolduğunu hissederek. Kendi hayatı ve kendi ölümü üzerinde. […]

1984, George Orwell »

“… Savaş Barıştır, Özgürlük Köleliktir, Cahillik Güçtür… Winston cebinden bir yirmi beş sent çıkardı. Madeni paranın üstünde de küçük, okunaklı harflerle aynı sloganlar yazılıydı; öbür yanında ise Büyük Birader’in yüzü görülüyordu. Büyük Birader’in gözleri paranın üstünden bile sizi izliyordu. Paraların, pulların, kitap kapaklarının, bayrakların, posterlerin, sigara paketlerinin üstünden… her yerden. Hep sizi izleyen o gözler […]

1984 / George Orwell »

Her katta asansörün karşısında asılı olan poster, kocaman yüzüyle onu bakıyordu. Gözleriyle insanın hareketlerini izliyormuş gibi yapılmış resimlerdi bunlar resmin altındaki başlıkta: BÜYÜK BİRADERİN GÖZÜ SENDE, yazılıydı. İçeride yumuşak bir ses. ham demir üretimiyle ilgili birtakım İstatistik değerleri okuyordu, Ses, sağdaki duvara yerleştirilmiş, buğulu bir aynayı andıran, dikdörtgen metal levhadan geliyordu. Winston, bir düğmeyi çevirdi. […]

Diriliş – Lev N. Tolstoy »

“İçinizde günah işlememiş kimse, ilk taşı o atsın kadına.” (Yuhanna) Aydın çevrelerde, devlet kurumlarında, gazetelerde halkın yoksulluğunun nedenlerinden, onu kalkındırabilecek yollardan dem vurulur. Ama halkı kesinlikle kurtaracak, kalkındıracak yolu es geçerler hep. Yaşam kaynağı toprağı ona geri vermeyi düşünmezler. Kişi kendini suçlu saymadan bir kötülük edemez insanlara. Çoğalmak insanın en adi görevidir; en yücesiyse var […]

Ütopya / Thomas More »

“… Tabiat altına ya da gümüşe insanoğlunun öyle kolay kolay vazgeçemeyeceği bir değer yüklememiş. Nadir bulunduklarından ötürü onları değerli kılan salt insanların budalalığı. Buna karşın o müşfik anamız doğa; hava, su ve toprak gibi olmazsa olmazları gözlerimizin önüne sermiş, değersiz ve bir yararı dokunmayacak şeyleri ise bizden olabildiğince uzaklaştırmış. … Hazinen çalındı farz et ve sen çalındığından […]

Ulusların kaderlerini tayin hakkı / Viladimir İliç Lenin »

“… 20 Haziran 1866’da Marx şöyle yazıyor: “Dün Enternasyonalin Konseyinde devam etmekte olan savaş hakkında bir tartışma oldu. … Bekleneceği gibi, tartışma, bizi, genel olarak, ‘ulusal-topluluk sorununa’ ve bu sorun karşısındaki tutumumuzun ne olacağına götürdü. ‘Genç Fransa’ (işçi olmayan bir grup) temsilcileri, bütün ulusal-toplulukların, hatta ulusların çoktan eskimiş önyargılar olduğu iddiasıyla çıktılar. Prudonlaşmış stirnerizm. … […]

Ağlayan Dağ Susan Nehir / Ayşegül Devecioğlu »

Yol yorgunudur çingeneler; yerleşikliğin imkansız olduğunu bilir, yerleşik hayatı kekeleyerek yaşarlar. Heyhat, bazen avcumuzda tuttuğumuzu sandığımız bir hikaye bizi fena halde yanıltır. Gizlenmemiş olsa bile, o güne kadar dikkat çekmemiş, hatta merak edilmemiş bir olay, diğerlerini gölgede bırakıp geçersizleştirerek ortaya çıkıverir. Kurduğunuz öykü, kahramanlarınıza ölçüp biçtiğiniz hayatlar anlamsızdır artık. Hikayedeki hayatlara hükmetmek anlatıcısının elindeymiş gibi […]

Algı Kapıları / Aldous Huxley »

“… Her insan doğar doğmaz kendini içinde bulduğu lisan geleneğinin hem kullanıcısı hem de kurbanıdır; dil, onun diğer insan deneyimlerinin biriktirilmiş kayıtlarına girebilmesini sağladığı ölçüde yararlanıcısı; dil onu indirgenmiş bilincin mümkün olan tek bilinç olduğuna ikna ettiği ve onun gerçeklik duygusunu bozduğu ölçüde kurbandır; böylelikle kendi kavramlarını veri, kendi sözcüklerini de gerçek şeyler yerine koymaya eğilimli hale […]