RSS Feed for This Post

Etnik Türk solculuğu ve Ankara yürüyüşü

20080726_derin_dusunce_org_turk_solu.jpgEtnik milliyetçilik tabirini biliyorsunuz.Bu ülkede Türk siyasi aktörleri tarafından milliyetçilik her şekilde “iyi” bir kavram olarak algılandığı için “kötü” olanı belirtmek amacıyla etnik Türk milliyetçiliği tabiri kullanılır.Tüm sağ-kanat milliyetçilerimiz de “Biz asla etnik Türk milliyetçisi değiliz” diye vurgulama ihtiyacı duyarlar.Apaçık ırkçı tavırlar içinde oldukları zaman bile asla “etnik milliyetçi” değillerdir.Gerçi nevzuhur ulusalcılık cereyanı bu “tabu”yu da yıktı,”Emperyalizmin maşası” Kürtlere ve Ermenilere nefret kusup,etnik Türkçülük yapan ve bununla da gurur duyan ulusalcı-sol çevreler var. 

Etnik Türk solculuğu diye adlandırdığım şey tam olarak bu ulusalcı çizgi değil.Şu yaşadığımız süreçte siyasi söylemleri ancak ve sadece etnik olarak Türk olanları kavrayabilen,ancak etnik Türkler tarafından satın alınan argümanlara sahip bir cemaatçi solculuk biçiminden bahsediyorum.Etnik Türk solcuları dediğim çevre milliyetçilik veya ulusalcılık kavramlarından nefret ettiğini belirten,kendine evrensel-sol diyen bir çevre.Söylemleriyle küresel bir barış ve adalet talebinde olduklarını,enternasyonal bir vizyona sahip olduklarını iddia ediyorlar.TKP,ÖDP’nin bir kısmı,birçok sosyalist dergi ve sivil girişim,Radikal iki ekinde arz-ı endam eden birçok solcu aydın ve en sembolik anlamda da Birgün gazetesi bu kümeyi oluşturuyor.Bu grupların iddiaları enternasyonal ama şu Ergenekon sürecinde benimsedikleri söylemler Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde bile tüm etnik kimlikleri kuşatabilen ve kapsayabilen bir işleve sahip değil.Şu yaşadığımız süreçte hiçbir Kürt işçi “Bu emeğin kavgası değildir,bu kirli kavgada ben yokum” demiyor ve asla da demez!Hiçbir Ermeni emekçi “Ergenekon efsanedir,bu kapitalizmin iç kavgası,bu süreçte üçüncü cephe açmak gerekir” demiyor ve asla da demez…Bu ülkede yaşayan Kürtler,Yahudiler,Ermeniler,Rumlar yani etnik olarak Türk olmayan tüm belirgin topluluklar,bu sözde evrenselci sol palavralara kanmaz…Ergenekon ismiyle temsil edilen Türk derin yapılanmasının,Türk devlet zihniyetinin yeraltı örgütlenmesi olan bu terör çetesinin doğrudan muhatabı olmuşlardır çünkü Kürtler ve Gayrimüslimler…Sadece fiili operasyonlarla değil,oluşturulan psikolojik atmosferin sürekli mağdurları olmaları sebebiyle de bu zihniyetin derinliğini en iyi onlar bilirler…Mesela bu saydığım sol grupların hepsinin gözünde bir değer olan “tam bağımsızlık” da bu ülkenin etnik olarak Türk olmayan toplulukları için bir zerre kıymet etmez,hatta korkunç bir anlama tekabül eder.Daha evvel de belirttim “Tam bağımsızlık,tam barbarlık demektir” sözünün gerçekliğini en iyi Kürt ve Gayrimüslim yurttaşlarımız bilirler…Hangi siyasi görüşte olursa olsun Kürtleri ve Gayrimüslimleri tek bir çizgide birleştiren bir duyarlılık noktası,bir ortak deneyim birikimi vardır… O deneyim birikimi onlara Etnik Türk solculuğunun ideolojik olarak sakatlanmış,vicdanen körleşmiş kof laflarını ettirmez…İnançlı Marksist bile olsalar bu cemaatçi sol anlayışla o yol ayrımından dönerler,o kof sözleri edenlerle aralarına mesafe koyarlar…Nitekim şu yaşadığımız süreçte bu dediğim aynen oluyor…Bu bahsettiğim sözde evrensel iddialara sahip sol grupların Ergenekon olayına dair söylemleri niçin Kürtlerden ve Gayrimüslimlerden bir zerre destek görmüyor? Siyasi söylemleri kendi ülkelerinde bile sadece etnik olarak Türk olan tuzukuru birtakım solcu cemaat tarafından rağbet görüyor…Körler sağırlar birbirini ağırlar tipi bir etnik Türk laik cemaat solculuğuyla karşı karşıyayız…Bu cemaatin içine Aleviler de şu an ne kadar dahil bilmiyorum ama esasen onlarında bu cemaat ile arasına ciddi mesafe koyan Kürtler ve Gayrimüslimlerden özde asla bir farkları yok…En Kemalist söylemde olan Alevi bile Ergenekon sürecine dair “tertip,efsane,iki tarafın iç kavgası” gibisinden kof laflar etmiyor,belki bir kısmı sessiz kalıyor ama içten içe süreci izliyor.Daha evvel de yazdım,Ergenekon adı,deliller,dosyalar v.s esas mesele değildir.Esas mesele olan bir devlet zihniyeti ve o zihniyete bağlı bir derin yapılanmanın varlığıdır.Bu derin yapılanmanın temel hedefleri,yönelimi ve zihniyeti bu ülkenin LAST(Laik yaşam tarzına sahip Sünni Türk) olmayan tüm yurttaşlarının iç belleğinde kalıcı bir bilgi halinde durmaktadır.Bu iç-bilinç,bu ülkede sürekli var olan bir psikolojik ortamı ve bu ortamın yarattığı sürekli tetikte bekleyen fiili operasyonlar ihtimalini ifade eder. 

Bu ülkenin LAST olmayan yurttaşları bu ihtimalin öncelikle kimlere yöneleceğini,kimlerin bu ülkede zenci olarak görüldüğünün farkındadırlar.İşte tam da bu sebeple bu iç-bilinç öncelik sırasına göre Ermeni yurttaşlarımızda,Kürt yurttaşlarımızda,Alevi yurttaşlarımızda ve ek olarak tüm Gayrimüslimlerde ve Sünni dindar yurttaşlarımızda vardır…Evet devlet zihniyetinin karşısına aldığı en kalabalık zenci grubu Sünni dindar yurttaşlar bu iç bilincin şimdi şimdi tam farkındalar,diğer gruplarda devlet zihniyetinin kendileri kadar öteki grupları da zenci olarak gördüğünün şimdi şimdi farkındalar….Fakat bugünler artık herkesin kendi mağduriyetinden hareketle kendi gibi olmayan kesimlerle bir vicdan ve adalet platformunda buluşma ihtimalinin belirdiği günler…Bu ülkenin 85 yıllık tarihinde ilk kez bu kadar sahici,insanların insanlara sahiden dokunduğu bir ahlaki-vicdani zemin ihtimali belirdi…Bu zemin de sakata uğramamış bir vicdana ve sağduyuya sahip solcular da var.Kalbini bahsettiğim o iç-bilgiye açmış,yaşadığımız sürece yalın-evet kritik sözcük bu-tam manasıyla yalın bakabilen,kalbinin ve beyninin üzerindeki ideolojik tozları silebilmiş herkes aslında şu an aynı yolda birleşiyor.O sebeple ben “demokrasi ittifakı” kelimesini bile çok isabetli bulmuyorum. Demokrasi,liberalizm,parlamentarizm,oligarşi,sol,sağ v.s…Modern siyasi kavramları kullanmayı kendimize şu ara yasak edelim(Aslında Türk aydınlarının çoğu her seferinde içini boşalttığı modern siyasi terminolojinin kavramlarını kullanmayı kendine toptan yasak etse akıl sağlıkları için daha yararlı olur)…Şu an ülkenin yaşadıklarını sadece vicdan ve insanlık temelinde almak ve anlamak zorundayız.Yalın bakmak zorundayız.Dink ailesinin,Anter ailesinin,Gültekin ailesinin hissettiklerinin penceresinden bakarsak bu olaya “Ergenekon da efsaneymiş” “Dağ fare doğurmuş” “Ergenekon,Agarta tarikatına dayanıyormuş hahaha” gibi efektler ağzımızdan çıkmaz,utanırız,sıkılırız…Siz bu efektleri çıkartarak yaşananlara yaklaşırsanız,bu vicdani körlük içinde olursanız ancak LAST kimlikli tuzukuru bir solcu cemaate hitap edebilirsiniz.Düpedüz Etnik Türk solcuları olursunuz.Etnik olarak Türk olan,kimliksel sebeplerle potansiyel suçlu ilan edilmemiş,o duyguyu yaşayanları anlayamayan,devlet zihniyetinin “yaramazlık yaparlar ama bizim çocuklardır” diye baktığı,bilinçaltında Kemalizmi yaşatan ama bunu inkar eden bir laik cemaatin solculuğu…Bahsettiğim gazete,gruplar ve aydınlar bunu örneklemektedir… 

Bu tür kendini kandıran sağ yada sol cemaatler dışında kalan tüm vicdanlı insanlar,tam da bugün Ankara sokaklarında yürüyecekler…Bugün saat 16.00′da Sıhhiye’den Kurtuluş’a tüm farklılıklarını paranteze alan,ortak vicdan zemininde buluşan milyonlar yürüyecek.Sakin ama inatçı adımlarla her yer inleyecek.Bu gök,deniz bu dağlar,taşlar nerede var?Evet burada var,ve burası da hangi kimlikten ve düşünceden gelirsek gelelim hepimize aittir demek için yürüyor bugünkü kortej…Birileri bu ülkenin sahibi ve birileri de her an bir darbeyle evden çıkartılabilecek kiracı değildir demek için yürüyor…Tüm Ankaralı ve Ankaraya gidebilecek olan vicdan sahipleri bugün 16.00′da Sıhhiye’de buluşuyor ve yürüyor…Bu adımlar arttıkça,bu vicdan ittifakı genişledikçe ve derinleştikçe,bilsinler ki bugünün derin yapılanmasının aktörlerinin çocukları da daha mutlu,daha güzel,daha huzurlu bir Türkiye’de yaşayacaklar…Zulüm gören kadar zalim olan da tedirgin,güvensiz ve huzursuz yaşamaya mahkumdur çünkü…Hepimizi hasta ve mutsuz eden bu tedirginliği,güvensizliği ve  huzursuzluğu böyle bir vicdan ittifakıyla aşmak zorundayız.Aksi olursa,bu hepimiz için felaket olacaktır… 

3 [?]

Trackback URL Print This Post Print This Post

  1. 1 Yorum

  2. Yazan:Aziz Yılmaz Tarih: Tem 26, 2008 | Reply

    Daha yorumlar gelmeden merak ediyorum,nasıl tepkiler gelecek diye.Tamam eleştiri de olsun,tepki de gelsin.Fakat bir şey dikkatimi çekiyor.Bugüne kadar solu haksız yere eleştiriyor diye Rasim Bey’e yöneltilen suçlamalar genellikle önyargılı ve dayanaktan yoksun.Yok sen sola düşman mısın,yok sağcı mısın,acaba yaran mı var gibisinden,eleştirel bakış açısından uzak,içerikten yoksun kişisel reflekslerden öteye gidemeyen itirazlar oldu.Halbuki bunu yapmaktansa,Rasim Bey’in tarif ettiği tuhaf “sol” anlayış gerçekten var mıdır,yok mudur ona bakmak lazım.Eğer varsa(ki bana göre bu tiplerden fazlasıyla var)bunların ortaya çıkarılmasından değil,ideolojik körlükleri sonucu solculuğu milliyetçilikle,ırkçılıkla karıştıran tuhaf anlayıştan rahatsız olunmalı.Fakat maalesef eleştiriye(hele özeleştiriye)hazır olamayanlar her sözü sola yapılmış hakaret ya da düşmanca bir tavır şeklinde algılıyor.Bakalım bu komplekslerden ne zaman kurtulup adamakıllı tartışmasını öğreneceğiz merak ediyorum.

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşleri Derin Düşünce Grubu üyelerinin benimsediği anlamına gelmez.

Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı yaratmak için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatmanızı istirham ederiz.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin