Main Content RSS FeedÖnceki Yazılar

Gülistan / Şeyh Sadi Şirazi »

  • Gülistan / Şeyh Sadi ŞiraziCenab-ı Hak görür örter, komşu görmez haykırır.
  • Kabın içinde ne varsa dışına o sızar.
  • Arslanın ağzına da girsen seni ancak ecelin geldiği gün yer.
  • Padişahlara ancak başından korkmayan ve bir menfaat beklemeyen insanlar nasihat edebilir.
  • İnsan için, kendi eski elbisesini düzeltip giymek, başkalarından iğreti elbise istemekten daha iyidir.
  • Sonu iyi dilenci, talihli padişahtan daha iyidir.

Read the rest

Savaşsızlık, barış değildir! »

  •  Savaşsızlık, barış değildir!“Savaşlar olmasın, çocuklar ölmesin” demekle olmuyor. Savaş insanlık dışı değil, tam tersi, göbeğinin ortası!
  • Savaşın sebebi nedir? İnsanlar birbirlerine 5 sebepten verirler:
    1. Muhabbet
    2. Merhamet
    3. Adalet
    4. Ticaret
    5. Şiddet
  • Eğer ilk 4 zeminde buluşamadıysak savaş olur. (Bkz. Fikrî zemini)
  • Yani savaş bir anormallik, bir arıza değildir; insan normu dikkate alınırsa gayet normal bir faaliyettir. Savaşın yanlış anlaşılmasının sebebi diğer içtimaî bilimlerden kopuk düşünülmesi.
  • İnsanlar ele geçirmek istedikleri şey için “ötekini” öldürmeyi Habil-Kabil’den beri biliyorlar. Ama teknik ve organizasyon değişiyor.
  • Savaşı ekonomiden, iklim, psikoloji, sosyoloji veya inançtan ayrı tasavvur edemeyiz. Savaş ve insan birbirinden ayrılamaz.

Read the rest

Kötülük Üzerine Bir Deneme / Terry Eagleton »

kotuluk-uzerine-bir-deneme_terry-eagleton-5 Kötülük Üzerine Bir Deneme / Terry Eagleton“… Faust fantezisi, bu durumda dünyevi ve şehvaniye yönelik püriten hoşnutsuzluğumuza sırt çevirmektedir. Sonsuza ulaşmak için (ki aralarında Amerikan Rüyası da olan pek çok adla anılan bir projedir bu) bizi güçsüzleştiren acınası vücudumuzun dışına çıkmalıyız. Kapitalizmi diğer tarihsel yaşam tarzlarından ayıran, onun doğrudan insan türünün istikrarsız, kendiyle çelişen doğasına yönelmesidir. Sonsuz -bitmez tükenmez kar arzusu, teknolojik gelişmenin hiç durmayan ilerlemesi, sermayenin bitevi yayılmacılığı- hep sonluyu aşmaya ve onu yok etmeye yöneliktir. Aristo’nun da söylediği üzere,. nesnelerin değişim değeri potansiyel olarak sınırsızdır, kullanım değerinin çok daha üzerindedir. Kapitalizm sırf varlığını sürdürebilmek için bile sürekli hareket halinde olmak zorunda olan bir sistemdir. Sürekli ihlal onun özünde vardır. Başka hiçbir tarihsel sistem, özünde iyi olan insanın kolaylıkla ölümcül amaçlara yöneltilebileceğini bu kadar açık bir şekilde gözler önüne seremez. Kapitalizm bazı saf solcuların düşündüğünün aksine bizim “düşmüşlüğümüzHün sebebi değildir. Ama bütün insan rejimleri arasında hiçbiri, konuşan bir hayvanın içindeki çelişkilerini bu denli kötüleştirmemiştir. Aquinaslı Thomas bize sağduyumuzun vücudumuza sıkı sıkıya bağlı olduğunu göstermiştir. Kabaca söylersek, belli bir tür hayvan olduğumuz için belli bir şekilde düşünürüz. Belli bir durumda varlığını sürdürmesi. mesela, mantığımızın bir özelliğidir. Dünya üstünde belli bir bakış açısı içinde düşünürüz. Bu gerçeğe ulaşmamızda bir engel oluşturmaz. 

İşin aslı, bizim gerçeğe ulaşmamızın tek yolu budur. Ulaşabileceğimiz gerçekler sadece bizim gibi fani yaratıklara uygun olan gerçeklerdir. Ve bunlar ne meleklerin ne de karıncayiyenlerin gerçekleridir. Ancak idealistler bize kolaylıklar sağlayan bu sınırlan kabul etmeye yanaşmazlar. Onlara kalırsa sadece hiçbir bakış açısının etkisinde olmayan gerçekler otantiktir. Geçerli olan tek bakış açısı Tanrı’nın gözünden görülendir. Fakat bu bakış açısından insan hiçbir şey göremez. Bizim için mutlak bilgi düpedüz körlük olurdu. Her şeyi daha açık görmek için kendi sınırlı durumlarından çıkmaya çalışanlar sonuçta hiçbir şey göremeyeceklerdir. Hemen önümüzdekinin ötesine ulaşmak demek olan soyutlama olmaksızın düşünemeyiz. Ama soyut kavramlar bütün şehirleri yakıp yıkmamıza olanak verdiğinde işin ucunu kaçırdığımızı anlarız. Yakamızı bırakmayan bir yanlış yöne sapma ihtimali, akıl yürütme yeteneğimizin bir parçası olmuştur artık. Bu ihtimalin olmadığı yerde ise sağduyu işleyemez. […] Özgürlük ve yıkıcılığın birbirine bağlı olduğu başka bir yön daha var. Pek çok hayatının girift bir şekilde iç içe geçtiği karmaşık kader ağlannda, bir bireyin özgürce seçilmiş eylemi, kim olduğu bilinmeyen sayısız insanın hayatında yıkıcı, öngörülemez etkiler yaratabilir. Bu etkiler farklı bir şekilde gelip başımıza bela olabilir. Bizim ve başkalarının geçmişte özgür iradeyle yaptığı şeyler, kimsenin etkisi olmaksızın, anlaşılmaz bir süreçte bir araya gelip, şu anda, şimdi de kaderin bütün çetin güçleriyle karşımıza dikilebilir. Bu sebeple biz, kendi yaptıklarımızın sonucuyuzdur. Böylece de, önüne geçemediğimiz belli bir özyabancılaşma yaradılışımızın içine işlenmiştir. […] Richard j. Bemstein Radical Evil’de “kötülüğü insanlık durumunun değişmez bir özelliği olarak gönne tuzağına düşmemeliyiz. der, çünkü böyle yaparsak bu sorunla ilgili yapacak hiçbir şey olmadığını itiraf etmiş oluruz. Onu kabul etmek zorunda kalırız. Ancak, bir şey sırf insanlık durumunun süregelmiş bir özelliği diye onunla ilgili hiçbir şey yapmayacağımız anlamına gelmez bu. Hastalık böylesi sürekli unsurlardandır ama doktorları ellerini kollarını bağlayıp kaderciliğe teslim olmaya razı etmeye yetmiyor. İnsanlar muhtemelen kanlı çatışmalar yaşamaya devam edeceklerdir ama ihtilaflara çözüm getirmeye çalışmayacak değiliz. Adalet sağlama isteği de insanlık durumunun sürekli unsurlarından olabilir elbette. Tarihi kayıtlar şüphesiz bunu göstermektedir. Varoluşumuza dair süreklilikler için her zaman yas tutmamız gerekmiyor. Eğer bunu yapıyorsak dogmatik düşünüyoruz demektir ve başka fikirlere kapalıyızdır …”

Kötülük Üzerine Bir Deneme / Terry Eagleton Kötülük Üzerine Bir Deneme / Terry EagletonTavsiye Sohbet

“Ben” kimdir?

Tavsiye makale

Tavsiye Kitap

Derin İnsan

Ücretsiz kitap indirin75 kitap indirin Kötülük Üzerine Bir Deneme / Terry Eagleton Kötülük Üzerine Bir Deneme / Terry Eagleton“Düşümde bir kelebektim. Artık bilmiyorum ne olduğumu. Kelebek düşü görmüş olan bir insan mıyım yoksa insan olduğunu düşleyen bir kelebek mi?”(Zhuangzi, M.Ö. 4.yy)

“Ben” kimdir? İnsan nedir? Hakikat’in ne tarafındayız? Hiç bir şüpheye yer bırakmayacak bir şekilde nasıl bilebiliriz bunu? Zekâ, mantık ve bilim… Bunlar Hakikat ile aramıza bir duvar örmüş olabilir mi? Freud, Camus, Heidegger, Kierkegaard, Pascal, Bergson, Kant, Nietzsche, Sartre ve Russel’ın yanında Mesnevî’den, Mişkat-ül Envar’dan, Makasıt-ül Felasife’den, Füsus’tan ilham alındı. Hiç bir öğretiye sırt çevrilmedi. Aşık Veysel, Alfred Hitchcock, Maupassant, Hesse, Shyamalan, Arendth, Hume, Dastour, Cyrulnik, Sibony, Zarifian ve daha niceleri parmak izlerini bıraktılar kitabımıza. Buradan indirebilirsiniz.


freud-kapak Ücretsiz kitap indirin75 kitap indirin Kötülük Üzerine Bir Deneme / Terry Eagleton Kötülük Üzerine Bir Deneme / Terry EagletonGurbetçi Freud ve “Das Unheimliche”

Modern insanın kalabalıkta duyduğu yalnızlığı sorgulamak için iyi bir fırsat… Sigmund Freud gurbette olma duygusunu, yabancılık, terk edilmişlik hissini anlatan “Das Unheimliche” adlı denemesini 1919’da yayınlamış. İsminden itibaren tefekküre vesile olabilecek bir çalışma. Zira “Unheimliche” alışılmışın dışında, endişe verici bir yabancılık hissini anlatıyor.

Bu hal sadece İnsan’a mahsus: Kaynağında tehdit algısı olmayan, hayvanların bilmediği bir his. Belki huşu / haşyet ile akrabalığı olan bir varoluş endişesi? Gurbete benzer bir yabancılık hissi, sanki davet edilmediğim bir evdeyim, kaçak bir yolcuyum bu dünyada. Freud’un İd (Alt bilinç), Benlik (Ego), Üst Benlik (Süperego) kavramları iç dünyamızdaki çatışmalara ışık tutabilir mi? Dünyada yaşarken İnsan’ın kendisini asla “evinde” hissetmeyişi acaba modern bir hastalık mıdır? Teknolojinin gelişmesiyle baş gösteren bir gerginlik midir? Yoksa bu korku ve tatminsizlik hali insanın doğasına özgü vasıfların habercisi,  buz dağının görünen ucu mudur? Hem Sigmund Freud’u tanıyanların hem de yeni keşfedecek olanların keyifle okuyacağını ümid ediyoruz. Buradan indirebilirsiniz.

sen-insansin Ücretsiz kitap indirin75 kitap indirin Kötülük Üzerine Bir Deneme / Terry Eagleton Kötülük Üzerine Bir Deneme / Terry EagletonSen insansın, homo-economicus değilsin!

Avusturyalı romancı Robert Musil’in başyapıtı Niteliksiz AdamJames Joyce‘un Ulysses ve Marcel Proust‘un Geçmiş Zaman Peşinde adlı eserleriyle birlikte 20ci asır Batı edebiyatının temel taşlarından biri. Bu devasa romanın bitmemiş olması ise son derecede manidar. Zira romanın konusunu teşkil eden meseleler bugün de güncelliğini koruyor.  Biz “modernler” teknolojiyle şekillenen modern dünyada giderek kayboluyoruz. İnsan’a has nitelikleri makinelere, bürokrasiye ve piyasaya aktardıkça geriye niteliksiz bir Ben’lik kalıyor. İstatistiksel bir yaratık derekesine düşen İnsan artık sadece kendine verilen rolleri oynayabildiği kadar saygı görüyor: Vatandaş, müşteri, işçi, asker…

Makinelerin dişli çarkları arasında kaybettiğimiz İnsan’ı Niteliksiz Adam’ın sayfalarında arıyoruz; dünya edebiyatının en önemli eserlerinden birinde. Çünkü bilimsel ya da ekonomik düşünce kalıplarına sığmayan, müteâl / aşkın bir İnsan tasavvuruna ihtiyacımız var. Homo-economicus ya da homo-scientificus değil. Aradığımız, sorumluluk şuuruyla yaşayan hür İnsan.Buradan indirebilirsiniz.

Hoşgörü / Tolerance / толерантность / تسامح »

Hoşgörü / Tolerance / толерантность / تسامحNe değildir?

Farkları kabul edip birlikte huzur içinde yaşama arzusu değildir.

Nedir?

Peşinen ötekilerin farklarının bir kusur/hata olduğunu kabul edip tolerans gösterme vaadi.

Tahammül, müsamaha, kabul edilebilir hata payını kabul etme.

Neden?

Hoşgörü / Tolerance / толерантность / تسامحHoşgörü/ tolerans insanî değil endüstriyel bir mefhum. Üretilen malların küçük kusurlarının kabul edilebileceği eşik değerinden geliyor. Meselâ menteşe yapımında kullanmak üzere 10 cm uzunluğunda bir demir çubuk üretilir. 0,5 cm daha kısa veya 0,5 cm daha uzun olması menteşenin işleyişini engellemez. Çubuk için istenen boy 10 cm +/- 0,5 cm olur. Buna uymayan çubuklar “tolere” edilmez çünkü kabul edilebilir hata payı aşılmış olur. Hoşgörü/ tolerans kavramının insanlara uygulanması elbette yanlıştır. Bu yanlış, mükemmellikle kusursuzluğu birbirine karıştıran pozitivist düşünürlerin yüzünden yayılmıştır. (Bkz. Mükemmel / kusursuz / كميل / parfait / perfect / έντελέχεια)

Ne zararı var?

Hoşgörü / Tolerance / толерантность / تسامحHoşgörü, insanlar arası ilişkileri menfaat ve şiddet kıskacına sıkıştırır. Yani “bana zarar verme, ben de sana vermem, ortak menfaatler etrafında buluşalım.” Bu zihniyet ancak ateşkes getirir; barış tesis edemez. (Bkz. Barış / Sulh / Peace / Paix / صلح / سلام) Dişlerini temizlemeye gelen kuşlara dokunmayan timsahın çamurlu çukuru, insanlık için bir zirve olabilir mi?

“Birinin özgürlüğünün bittiği yerde diğerininki başlar” ilkesi de bu hoşgörü /tolerans kültürünün meyvesidir. Bu ilke ancak birbirini sevmeyen ve birbirine merhamet etmeyen, sadece kendi menfaatini koruyan ve polisten korkan topluluklar için gereklidir.

Read the rest

İki Şehrin Hikâyesi / Charles Dickens »

  • İki Şehrin Hikâyesi / Charles DickensEn büyük arzum bu düzene ait olduğumu unutmak.
  • Şu bir gerçek ki her insan diğerleri için derin bir sır ve gizemdir.
  • İnsan resimden anlamayan birinin tabloları eleştirmesine kızmaz veya müzikten hoşlanmayan birinin eleştirileri onu alakadar etmez.
  • Kendi hayatı mutlulukla devam ediyor olsa da, benim acımı içinde bir yerlerde hissediyordu.
  • Ve giyotin hâlâ doymamıştı, giyotin kana hâlâ öylesi açtı.
  • Evet bu böyle, Charles… İnsanlar bazen karşılarındakine kalben uzak oldukları için anlamakta güçlük çekerler. Bazen her ne kadar karşımızdakine yakın olsak bile.
  • Bazen burada yalnız başıma oturup bir şeyler düşünürüm, korkunç şeyler, endişelendirir beni. Ama size korkunç geleceğini sanmam, yalnızca komik gelecektir. Bu tür şeyler yalnız hayal edilince etkili olur, anlatınca etkisini yitirir.

Read the rest

Az gelişmiş ülke / Underdeveloped Country / بلد متخلف »

Az gelişmiş ülke / Underdeveloped Country / بلد متخلفNe değildir?

Gelişmesi az olan, fakir ülke değildir.

Nedir?

Zenginlikleri yağmalanmış ülke demektir.(*)

Gelişmiş olmak iyi midir?

Batı’nın “gelişmişlik” kıstasları, para ve parayla iyileştirilebilen göstergelerdir: GSMH, kişi başına GSMH, ortalama ömür, bebek ölümleri, üniversite mezunu oranı, seyahat, TV, vb. Oysa kişi başına düşen para, TV, otomobil, opera, müze ve doktor çok olduğu için “gelişmiş” kabul edilen ülkelerde, intihar, anti-depresan, boşanma ve alkol “geri” ülkelerden fazla. Bu şartlarda “gelişmeyi” kendisi için istenen adalet, sevgi, mutluluk gibi bir değer kabul edemeyiz. (Bkz. Mutluluk / Tatmin / Bonheur /Satisfaction / سعادة)

Fakirlik bir değer midir?

Kapitalizmin zulmünü veya GSMH’nın çarpıklığını vurgulamak, tam tersini savunmayı gerektirmez. (Bkz. Kapitalizm / Capitalism / капитализм / رأسمالية ») Elbette insanların karnının doyması, rahat evlerde yaşaması güzel bir şey. Ancak ahlâken ifsad olan cemiyetlerde, insanlar arasındaki alış-veriş maddiyatta yoğunlaştıkça GSMH gibi göstergeler yükseliyor. Meselâ:

  • Sadaka verilmediği için fakirlerin kölelik şartlarında çalışması ve ucuz iş gücünün artması,
  • İnsanlar evlenmediği yahut çok sık boşandığı için emlâk ve beyaz eşya sektörünün gelişmesi,
  • Hırsızlık, cinayet ve tecavüz arttığı için özel güvenlik şirketlerinin çoğalması,
  • Çalışan annelerin, çocuklardan çalınan vaktin suçluluk duygusuyla daha çok hediye alması,
  • Savaşlar arttıkça savunma sektörünün gelişmesi,
  • Doğayı kirletmeye ve işçileri sömürmeye izin veren ülkelerin daha kolay yabancı yatırım çekmesi…

Tasavvurdaki bozukluk

Aslında hem “iktisat” hem de “ekonomi” kelimeleri kanaate işaret eder; olanı paylaşmak, sınırlı imkânlarla idare etmek. Yani ekonomi, Read the rest

Savaş bir soygundur / General Smedley Butler »

Savaş bir soygundur / General Smedley Butler“… 33 yıl 4 ay aktif hizmette bulundum. Zamanımın büyük bir kısmını, iş dünyasının ve Wall Street bankalarının fedaisi olarak geçirdim. Hülasa, kapitalizmin hizmetinde bir hırsız, bir gangster oldum. 1914’te Amerikan petrol şirketleri için Meksika’da asayişi sağladım. Haiti ve Küba’da National City Bank’ın kâr edebilmesi için isyan bastırdım. Wall Street yararına yarım düzine Orta Amerika ülkesine tecavüz ettim. Amerikan bankası Brown Brothers için 1902’den 1912’ye kadar Nikaragua’yı temizledim. 1916’da Dominik Cumhuriyeti’ne aydınlık(!) götürdüm ki Amerikan firmaları şekerden kâr edebilsinler. 1903’te Honduras’ı ele geçirip Amerikan meyve kartellerine verdim. 1927’de Standard Oil’in Çin’i rahatlıkla sömürmesini sağladım. […] Bütün bunları düşündüğüm zaman… Gangster Al Capone’a bile öğretmenlik yapabilirim diyorum. O 3 mahalleyi zor soyuyordu; ben ise 3 kıtayı soydum …”

Tavsiye makale:

Bu konuda e-kitap:

Amerika Tedavi Edilebilir mi?

Amerika medenîdir, sen gitmesen o geliverir!Amerika medenîdir, sen gitmesen o geliverir! amerika neden bu kadar korkak?Amerika neden bu kadar korkak? Amerikan SaldırganlığıAmerikan Saldırganlığı ABD'de darbe olur mu?ABD'de darbe olur mu? Savaş bir soygundur / General Smedley Butler

Bayrak yakmanın ve Amerikan/İsrail mallarını protesto etmenin dışında bir şeyler yapmak gerektiğini düşünenler için yapılmış bu çalışmayı ilginize sunuyoruz. ABD desteği son bulmadan Ortadoğu’nun psikopatı İsrail’in saldırganlığı bitmeyecek ve Ortadoğu’ya huzur gelmeyecek gibi görünüyor. Vietnam’da ve Latin Amerika’da yaşanan katliamlar Ortadoğu’da devam ediyor. Ancak ne askerî ne de ekonomik olarak bu iki ülkeye üstünlük sağlayamayan insanlar Afganistan’da, Filistin’de, Irak’ta ABD bombaları altında can vermeye devam ediyorlar. Barışçı yollarla bir şeyler yapmaya niyetli,  “yangına gagasıyla su taşıyanlar” ise Amerikan kamuoyunu uyarma çabasında. Fakat ne yanmış yıkılmış okullar, ne de kolları bacakları kopmuş bebek fotoğrafları Amerikalıların vicdanını uyandıramadı.

Amerikalılar neden bu kadar gaddar? Dünyanın geri kalan kısmında yaşayan insanlara karşı niçin bu denli acımasız?

Amerikan’ın bu saldırganlığı sıradan Amerikalılara da büyük zarar veriyor aslında. Sadece Irak’ın işgali için harcanan yüz milyarlarca dolar ile ülkelerini baştan yapabilir, zengin-fakir demeden herkese yüksek kaliteli sağlık ve eğitim hizmeti götürebilirlerdi. Oysa milyonlarca Amerikalı sefalet içinde yaşıyor. Kimi ekonomik kriz yüzünden kimi Katrina kasırgası gibi bir doğal felaketlerden dolayı evini, işini kaybetti. Devlet ise bu insanları yüz üstü bıraktı. Neden? Bu 37 sayfalık kitap klişelerin ötesinde bir bakış açısı öneriyor. Buradan indirebilirsiniz.

ABD’de gerçekleşmiş bir darbe girişimi »

  • ABD’de gerçekleşmiş bir darbe girişimiTürkiye’de pek bilinmez ama ABD’deki bir general ve 500.000 askerle planlanan darbe girişimi oldu. 15 Temmuz’a çok benziyor. Sebepleri, yöntemi ve neticesiyle.
  • ABD’de gerçek iktidar halkın seçtiği başkan veya senatörler değildir. Eğer bunlar gerçekten ülkeyi yönetmeye kalkarsa öldürülürler. Fakat…
  • 1933’te bir grup iş adamı, General Smedley Butler’a darbe yapmasını ve faşist bir diktatörlük kurmasını teklif ettiler.
  • General Butler’ın başkan Roosevelt’i öldürmesini isteyen darbeciler (o zamanki değeriyle) 3 milyon $ ve 500.000 paralı asker hazırlamışlardı.
  • Kimdi bu darbeciler? Roosevelt’ten ne istiyorlardı? Bunlar İtalya ve Almanya’daki faşist rejimlere destek olan ABD şirketlerinin patronlarıydı.
  • Roosevelt’i öldürüp darbe yapmak isteyen firmalar: J.P.Morgan, la Chase National Bank, Dupont, Standard Oil, General Motors, Goodyear, Prescott Bush. Peki başkanın suçu neydi?

Read the rest

Dava / Franz Kafka »

Dava / Franz Kafka

  • Yalanlarını dünya düzeni haline getiriyorlar.
  • Adaletin hareket etmemesi gerekiyor, aksi halde terazi sallanır ve doğru ölçemez.
  • Zincire vurulmuşluk, çoğu kez özgür olmaktan daha iyidir.
  • Bir sürü boş şey arasında adalet kaybolup gidiyor! Ortada hiçbir şey yokken, mahkeme bir suç yaratıyor.
  • Yalnızca aptal oldukları için bu denli kendilerinden emin konuşabiliyorlar.

Read the rest

Bilimsellik aklın emaresidir; bilimcilik ise akılsızlığın! »

Bilimsellik aklın emaresidir; bilimcilik ise akılsızlığın!

  • Bilimin putlaşması, laboratuardan çıkıp bir ideoloji, akıllara giydirilen bir deli gömleği oluşu “pozitivizm” denen fikir akımıyla kurumsallaştı.
  • Determinist fizik, kimya, biyoloji yasaları sayesinde kazanılan başarılardan etkilenen insanlar, bunu sosyolojik tahlillere ve toplum mühendisliğine uyguladı.
  • Pozitivizmin kurucusu Comte gibi Condorcet, Renan gibi birçok düşünür Newton’un fizik yasaları gibi tarihsel ve sosyal yasalar olduğunu zannetti.
  • Atılan bir topun hızı, ağırlığı vs bilinince düşeceği yer tahmin edilebiliyorsa sosyal, ekonomik, tarihsel parametrelere bakarak aynı şey neden olmasındı?
  • Marx da bu “tarihsel determinizm” tuzağına düşmüştür. İlliyet ve iktiran (ing. concomitance) gibi kavramları determinizm sanmıştır.
  • Auguste Comte halkı bir makine gibi gören tarihsel determinizmden o kadar eminmiş ki bugün sosyoloji dediğimiz bilim dalına “sosyal fizik” ismini vermiş!

Read the rest