Main Content RSS FeedÖnceki Yazılar

Gündüz Sefası / Sarah Jio »

  • Gündüz Sefası / Sarah JioKüçük bir kızken, büyüyünce her şeyin mükemmel olacağını sanırdım.
  • Yağmurun sabit sesi beni avutmuştu.
  • Yıllarımı mutluluğun peşinden koşarak geçirdim. Ama mutluluk büyümene yardım etmez. Bunu sadece mutsuzluk yapar.
  • Kendi kavrama gücünüze değil, tüm kalbinizle Tanrı`ya inanın ve güvenin. Yaptığınız her şeyde O`nu görün ve bırakın O size yol göstersin.
  • Hayatımı küçük bir çocukken okuduğum bir söz doğrultusunda geçirip öleceğim. Şunun gibi bir şeydi: ”Bundan yirmi yıl sonra, yaptığınız şeylerden çok yapamadıklarınız için hayal kırıklığı yaşayacaksınız. O yüzden düğümlerinizi çözüp halatlarınızdan kurtulun ve sığındığınız güvenli limandan uzaklara yelken açın. Yelkenlerinizle rüzgarı yakalayın. Araştırın. Düşleyin. Keşfedin… ”Bu…çok güzel”, dedim nefesim kesilmiş bir halde, ”Uzaklara yelken açmak istedim.”

Read the rest

Kur’an’ı herkes kendi aklıyla anlayabilir mi? »

Kur’an’ı herkes kendi aklıyla anlayabilir mi?

  • İnsanlar Hacc 16’daki “apaçık âyetler olarak indirdik” sözünden cesaretle “benim de aklım var, ben de anlayabilirim” diyor. Doğru mu?
  • “Kur’an’ı herkes anlayabilir mi?” yerine “Herkes fizik anlayabilir mi?” diye soralım. Hem evet, hem hayır. Neden?
  • Çocuklarınızın ödevine yardım edecek kadar fizik bilgisini herkes öğrenebilir. Ama bir nükleer reaktör tasarımı yapmak başka şeydir.
  • Kur’an’ı okuyup anlamanın dereceleri vardır. Her insan kolaylıkla “Öldürme! Namaz kıl! Sadaka ver!” gibi hükümleri anlayabilir. Ama…
  • İşin derin boyutu var. Meselâ Âli İmrân 7ci ayetteki müteşabih ayetlerin sadece ilimde derinlik sahibi âlimlerce anlaşılabileceğine işaret.
  • Kur’an’ı okuyup günlük hayatına, ailesine, ticaretine yön vermek başka şey, millete vaaz verip tefsir yapmak başka.
  • Kur’an’ı ve hadisleri derinlemesine anlamak için meselâ Arapça bilmenin gerekli olduğu söylenince insanların gururu inciniyor ama gerçek bu.
  • William Shakespeare’in bir eserini Türkçe tercümesinden okuyabilirsiniz. Ama Shakespeare üzerine ders verecekseniz iş değişir.

Read the rest

Beyaz Zambaklar Ülkesinde / Grigory Petrov »

  • Beyaz Zambaklar Ülkesinde / Grigory PetrovTanrım, beni dostlarımdan koru, düşmanlarımla kendim baş ederim.
  • Özür diliyorum ama sizlerle açık konuşmak istiyorum: Her meslekte olduğu gibi,öğretmenler arasında da mesleğine layık olmayan çok kişi var.Bunlar öğretmenlik etmeyi aşağılık bir iş kabul eden gündelikçilerdir.Böylelerine bir dost nasihati veriyorum: Öğretmenliği bırakıp kendilerine başka bir iş arasınlar.Tüccar olsunlar,başka işler bulsunlar ama canlı bir ruha ve bilgiye sahip fedakar insanların bulunması gereken yerleri işgal etmesinler.
  • Tarih bize bazı ülkelerin kaderlerinin nasıl acınılacak hale geldiğini gösterdiği gibi bazı ülkelerin de, eğitimli olmak ve iki ayaklı hayvanlara veya uslu karıncaya dönüşmemek için nasıl savaşıp, hayatlarını sağlam temeller üzerine inşa ettiklerini gösteriyor.
  • Milyonlarca halk bedenen, ruhen, fikren ve ahlaken çürüyor da, hiç kimse bu kokuşmuşluğu görmüyor. Herkesin karakteri bozulmuş veya herkes bu yozlaşmışlığa alışmış da bunu doğal bir durum sanıyor sanki. Ama bu böyle mi olmalıdır?
  • Baylar! Körebe oynamaktan ne zaman vazgeçeceksiniz? Vatanseverliği, halk sevgisini, kültürel gelişime sağladığınız katkıyı bağırarak anlatıyorsunuz. Kendiniz halk ve vatan için, kültür adına ne yaptınız,söyler misiniz? Bazıları utanmadan, inatla ve haince bir arsızlıkla bu ”değerli vatanı” talan ediyor, ”sevgili halkını” soyup soğana çeviriyor. Diğerleri bürolarda, yayınevlerinde aylak aylak vakit öldürüyor, okul ve üniversitelerde memur olarak çalışıyor. Ve bütün bunlar olurken ”sevgili halkı” temsil eden milyonlarca insan maddi manevi çöküşe sürükleniyor, sakat kalıyor, içip kendini kaybediyor, kalpleri kin ve öfke doluyor. Halkın temel değerleri giderek yok oluyor.

… Kayıp mânâların, mayınlı ve zehirli kelimelerin izini sürmek için …

Derin Lügat güncellendi. Sürüm 7.0 yayında. Ücretsiz kitap indirin80 kitap indirin Bir Dehanın İzleri - II.Abdülhamid Han, Talha Uğurluel Beyaz Zambaklar Ülkesinde / Grigory PetrovDerin Lügat 7.0

Yeni sürümlere dair not: Eski sürümleri indirip okumuş olanların işini kolaylaştırmak için kelimelerin sırasını değiştirmiyoruz. Yani her yeni sürümde okumaya kaldığınız yerden devam edebilirsiniz.

  • 7ci sürüme eklenen yeni terimler: Uluslararası adalet, Az gelişmiş ülke, Hoşgörü, Kabz, Büyüme, Gerçek sonrası, Realpolitik, Kaos.
  • 6cı sürüme eklenen yeni terimler: Demokrasi, Muhafazakârlık, Kuvvetler ayrılığı, İnovasyon, İlerleme, Erken – Geç.
  • 5ci sürüme eklenen yeni terimler:Hissiyat – Maneviyat, Tanrı Parçacığı, Bâkî, Kelime, Cehalet, Mürşid, Evvel, Büyük Patlama.
  • 4cü sürüme eklenen yeni terimler: Paraklitos, Hudud, Ehliyet, Zâhir ve Batın, Barış, Unutmak.
  • 3cü sürüme eklenen yeni terimler: Eksen Kayması, Bilgi toplumu, Zamanda Yolculuk, Ateist , Yokluk , Çağdaş, Gurbet, Kader.

İnsanlık neredeyse 4 asırdır “ilerleme” adını verdiği müthiş bir gerileme içinde. Tarihteki en kanlı savaşlar, sömürüler, soykırımlar, toplama kampları, atom bombaları, kimyasal ve biyolojik silahlar hep Batı’nın “ilerlemesiyle” yayıldı dünyaya. En korkunç barbarlıkları yapanlar hep “uygar” ülkeler.  Her şeyin fiyatını bilen ama hiçbir şeyin değerini bilmeyen bu insanlar nereden çıktı? Yoksa kelimelerimizi mi kaybettik? “Aydınlanma ile büyük bir karanlığa gömüldü Avrupa. Vatikan’ın yobazlığından kaçarken pozitivist dogmaların bataklığında kayboldu. “Yeniden doğuş” (Rönesans) hareketi sanatın ölüm fermanı oldu: Zira optik, matematik, anatomi kuralları dayatıldı sanat dünyasına. Sanat bilimselleşti, objektif ve totaliter bir kisveye büründü. Kimse parçalamadı dünyayı “Birleşmiş” Milletler kadar. Güvenliğimiz için en büyük tehdit her barış projesine veto koyan BM “Güvenlik” Konseyi değil mi? Daimi üyesi olan 5 ülke dünyadaki silahların neredeyse tamamını üretip satıyor. “Evrensel” insan hakları bildirisi değil güneş sisteminde, sadece ABD’deki zencilerin haklarını bile korumaktan aciz. Bu kavram karmaşası içinde Aşk kelimesi cinsel münasebetle eş anlamlı oldu: ing. To make love, fr. Faire l’amour… Önce Batı, sonra bütün insanlık akıl (reason) ile zekânın(intelligence) da aynı şey olduğunu sanmışlar. Oysa akıl iyi-kötü veya güzel-çirkin gibi ayrımı yaparken zekâ problem çözer; bir faydayı elde etmek ya da bir tehditten kurtulmak için kullanılır. Bir saniyede 100.000 insanı ve sayısız ağacı, böceği, kediyi, köpeği oldürecek olan atom bombasını yapmak zekâ ister ama onu Hiroşima üzerine atmamak için akıl gerekir. İster Batı’yı suçlayalım, ister kendimizi, kelimelerle ilgili bir sorunumuz var: İşaret etmeleri gereken mânâların tam tersini gösterdikleri müddetçe sağlıklı düşünmeye engel oluyorlar. Çözüm ürettiğimizi sandığımız yerlerde yeni sorunlara sebep oluyoruz. Dünyayı düzeltmeye başlamak için en uygun yer lisanımız değil mi? Kayıp kelimelerin izini sürmek için yazdığımız Derin Lügat’ı ilginize sunuyoruz. Buradan indirebilirsiniz.

Don Quijote / Miguel De Cervantes »

Don Quijote / Miguel De Cervantes

  • İşte bu dünya tiyatrosunda, sahnesinde de aynı şey olur, dedi Don Quijote. Kimileri imparator rolü oynar, kimileri papa; kısacası, bir tiyatroda bulunabilecek bütün roller vardır. Ama sonunda, yani hayatın sonuna gelindiğinde, ölüm herkesin sırtından, onları birbirinden ayıran giysileri çıkartır; mezarda herkes eşittir.
  • Sormak ilmin kapısıdır.
  • Aşk, işlerinde ne saygı ne de mantık sınırlarını gözetir ve tıpkı ölüm gibidir. Yoksul çoban kulübeleriyle kralların görkemli sarayları arasında bir ayrım yapmadan saldırır. Bir kalbi ele geçirdiğinde ilk yaptığı şey, korku ve utancı o kalpten silmektir.
  • Uyku, insanın bütün dertlerini örten yorgandır, açlığı gideren besindir, susuzluğu gideren sudur, soğuğu ısıtan ateştir, harareti serinleten soğuktur, her şeyi satın alabilen genelgeçer paradır; çobanla kralı, aptalla akıllıyı eşitleyen terazidir. Uykunun bir tek kötü tarafı vardır derler, o da ölüme benzemesidir; uykudaki adamla ölü arasında çok az fark vardır.
  • Her bildiğin şey doğru olsun ama her doğruyu da her yerde söylemek doğru değildir.
  • Sevgili Sanço! Tanrı daima iyilerin yanındadır. Kötü gibi gördüğümüz olayların arkasında öyle güzel neticeler saklıdır ki, bunu ancak kalp gözü açık olanlar görür.

…Yeni yazarlar ve kitaplarla tanışmak için…

Kitap tanıtan kitap 7

kitap-tanitan-kitap-7 - kucuk Ücretsiz kitap indirin77 kitap indirin Nisan ayında en çok okunan kitaplar Haziran ayında en çok okunan kitaplar Don Quijote / Miguel De CervantesKitap tanıtan kitapların 7cisine damgasını vuran düşünür Susan Sontag oldu. 1977’de yayınladığı “Fotoğraf Üzerine” isimli cesur kitaptan bahseden 4 makale ile başlıyoruz. Mehmet Özbey’in kaleminden eskimeyen bir kitabı ziyaret edeceğiz sonra: Yüzyıllık Yalnızlık (Gabriel Garcia Marquez) Değerli yazarlarımızdan Mehmet Salih Demir ve Mustafacan Özdemir tek bir kitaba ve tek bir yazara odaklı kitap sohbetlerinden farklı makaleler hazırladılar. Bunlar kavram ve/veya olaylara odaklı, birden fazla kitaptan ve müelliften istifade eden çalışmalar: Terör, vicdan, modernleşme, bilim felsefesi (Kuhn, Heidegger, Derrida, Gadamer, Dilthey, Mach, Baudrillard, Toulmin) … Suzan Nur Başarslan’ın yazdığı Türk romanının tarihçesi ve Seksenli Yıllarda Türk Romanı Ve Post Modern Eğilimler de bu kategoriye dahil edilebilir. Bunların  yanısıra yazar kadar hatta bazen daha fazla ünlenmiş kitaplara adanmış makaleleri de yine bu sayıda bulacaksınız: Zeytindağı (Falih Rıfkı Atay), Hayy Bin Yakzan (İbn-i Tufeyl), Körleşme (Elias Canetti), Taşrada Düğün Hazırlıkları (Franz Kafka). Kitap tanıtan Kitap 7’nin daha önceki sayılardan bir diğer farkı da Georg Simmel’e adanmış iki makale içermesi. Karl Marx ve Max Weber arasındaki kayıp halka olarak nitelenen Simmel’in “Büyük şehir ve zihinsel yaşam” (Die Großstädte und das Geistesleben, 1903) isimli özgün çalışmasından bahsettiğimiz makaleler kitabın sonunda. Buradan indirebilirsiniz.

Önceki kitap sohbetleri:

İnsan Zihni Üzerine Bir Araştırma / David Hume »

İnsan Zihni Üzerine Bir Araştırma / David Humeİnsan, akıllı bir varlıktır; böyle olduğu için de, kendisine elverişli olan gıdayı, beslenmeyi ilimden edinir; insanın kavrayış ve anlayışının sınırları o kadar dardır ki, bu bakımdan insan, kazandığı bilgilerin gerek kaplamı gerekse kesinliği üzerinde ancak pek az bir memnun ediliş umabilir. İnsan, mâkul bir varlık olduğu – kadar topluluk sever (sociable) bir varlıktır da; lâkin hoş ve eğlendirici bir toplantıda bulunmak zevkini yahut da kendisinde cemiyet hayatından aynı tat almayı muhafaza edebilmek, insana daima nasib olmaz. İnsan, işlek bir varlıktır da; şöyle ki hayatın türlü zorları kadar insanın bu aktif oluşu da, kendisini, iş güç ve uğraşmalarının esiri kılar. Fakat ne de olsa, zihin kendisine, biraz da rahat ve huzur payı ayrılmasını ister; çünkü durup dinlenmeden çaba ve didinmeler içerisinde yorulmaya gelmez. İşte tabiat, kendisinde her türlü hayat çeşidinden’ bir parça bulunduran karışık bir yaşama tarzını insan nev’i için en elverişli bir tarz diye göstermiş ve eğilimlerimizin hiçbirinin, bizi, başka uğraşma ve eğlencelere kendimizi vermekten âciz kılacak surette kendi tarafına fazla çekmesine elverişli davranmamamız yolunda sanki bizi gizlice ikaz etmiş gibidir. Tabiat, bize diyor ki:

«… Kendinizi ilme, olan aşkınıza verin; fakat bu ilminiz, insanca olsun ve doğrudan doğruya, eylem ve cemiyetle ilgili bulunsun. Ben, çetin düşünce ve derin araştırmaları yasak ediyorum; esasen bu düşünce ve araştırmalara karşı, meselâ bunların, kendi arkalarından sürükledikleri kara sevda hali (melancholy), sizi, içine atıverdikleri sonsuz teceddüt ve kararsızlık, sonra da, sözde keşiflerinizi, siz, etrafa bildirdiniz mi, bunlara karşı gösterilen buz gibi soğuk karşılama, gibi ağır cezalar hazırlarım. Öyleyse, filozof olun, olun ama bütün bu felsefeniz, sizi, insan kalmaktan alıkoymasın …»

Şimdi eğer insanların ekserisi, derin ve soyut felsefeyi suçlu bulup Read the rest

Yeşil Yol / Stephen King »

Yeşil Yol / Stephen King

  • Yoruldum, patron.Yollarda yağmurdaki bir serçe kadar yalnız olmaktan yoruldum.Yanımda hiç arkadaş olmamasından bıktım. Nereye gideceğimizi, nereden geldiğimizi söyleyecek biri. İnsanların birbirine kötü davranmasından bıktım. Her gün dünyada hissettiğim ve duyduğum acılardan bıktım. Çok fazla var, sanki her an için kafama cam parçaları batıyor. Anlıyor musun? Karanlıktan korkuyorum patron lütfen ışığı kapatma.
  • Bir kez daha yaratamadığımızı yok etmeyi başarmıştık.
  • Filmlerde ucuza kurtulunuyor. Masumiyet de ucuz. Bir çeyrek ödüyorsunuz ve bunun karşılığını alıyorsunuz. Gerçek hayatta ise bedeller daha yüksek ve yanıtların çoğu da farklı.
  • Televizyon fena değil, ona karşı değilim, ama insanı dünyadan koparıp yalnızca kendi camına bağlamasını sevmiyorum. En azından o bakımdan radyo daha iyiydi.
  • Onları sevgileriyle öldürdü,” dedi John. “Birbirlerine olan sevgileriyle. Nasıl olduğunu anlıyor musun?
  • Sanırım hiçbir şeyi asla tamamen silip atamazsınız dünya denen bu karanlık aynadan.
  • Sanırım size kimin zarar verdiğini bilmezseniz, geceleri uykunuz kaçmaz.

Read the rest

Bir Dehanın İzleri – II.Abdülhamid Han, Talha Uğurluel »

Bir Dehanın İzleri - II.Abdülhamid Han, Talha Uğurluel– Medeni adam dostunu düşmanını tefrik etmemeli, her ikisine de aynı muameleyi yapmalı. Zira düşmanlara açıkça husumet göstermek akıl karı değildir. Dostlara da fazla güvenmek ahmaklıktan ileri gitmez, biz daima İngiltere’nin dostu görüneceğiz. Fakat onun hislerini, fikirlerini, siyasetini de bileceğiz.

– Ermenileri Osmanlı Devleti’ne karşı alabildiğince kışkırtan Gladstone’un İngiliz Müstemleke Nazırı iken Lordlar Kamarası’nda söyledikleri de İngilizlerin bu coğrafyadaki ince hesaplarını açıkça ortaya koyuyordu. O gün Gladstone eline Kur’an-ı Kerim’i alarak kabinedekilere göstermiş ve: “Eğer bu kitabı Türklerin elinden alamazsak onları asla yenemeyiz” demişti.

– Abdülhamid Han, hayatına kasteden ve ölüm cezasına çarptırılan mahkûm ile bizzat görüşür. Hususi dairesine kabul ettiği Jorris ile saatlerce baş başa kalır. Ne konuşmuştur, neler sormuştur bunu kimse bilmiyor. Tahsin Paşa, ‘Avrupa’da ayrılıkçı Ermeniler aleyhine çalışmak üzere kendisine vazife verdi’ diyor. Acaba ona verilen görev sadece Ermeni komitacılarla mı sınırlı kalmıştı, Avrupa’daki diğer devletler ve onların istihbarat ağları ile ilgili de bir şeyler planlanmış olamaz mıydı? Abdülhamid Han, bu uzun görüşme sonrasında yanına çağırdığı yetkililerden beş yüz altın getirmelerini ister. Gelen para Abdülhamid Han tarafından, kendisini öldürme girişiminde bulunan bu adama takdim edilir. Padişah, ölüm cezasına çarptırılmış olan mahkúmun arka kapıdan bırakılmasını ister. Herkes şaşkınlık içindedir. Abdülhamid Han’ın yanındakiler, Jorris’in yıllarca Osmanlı hesabına Avrupa’da iş gördüğünü ve ciddi faydalar sağladığını söylemişlerdir. Dehanın izleri burada da kendisini göstermektedir.

… Kayıp mânâların, mayınlı ve zehirli kelimelerin izini sürmek için …

Derin Lügat güncellendi. Sürüm 7.0 yayında. Ücretsiz kitap indirin80 kitap indirin Bir Dehanın İzleri - II.Abdülhamid Han, Talha UğurluelDerin Lügat 7.0

Yeni sürümlere dair not: Eski sürümleri indirip okumuş olanların işini kolaylaştırmak için kelimelerin sırasını değiştirmiyoruz. Yani her yeni sürümde okumaya kaldığınız yerden devam edebilirsiniz.

  • 7ci sürüme eklenen yeni terimler: Uluslararası adalet, Az gelişmiş ülke, Hoşgörü, Kabz, Büyüme, Gerçek sonrası, Realpolitik, Kaos.
  • 6cı sürüme eklenen yeni terimler: Demokrasi, Muhafazakârlık, Kuvvetler ayrılığı, İnovasyon, İlerleme, Erken – Geç.
  • 5ci sürüme eklenen yeni terimler:Hissiyat – Maneviyat, Tanrı Parçacığı, Bâkî, Kelime, Cehalet, Mürşid, Evvel, Büyük Patlama.
  • 4cü sürüme eklenen yeni terimler: Paraklitos, Hudud, Ehliyet, Zâhir ve Batın, Barış, Unutmak.
  • 3cü sürüme eklenen yeni terimler: Eksen Kayması, Bilgi toplumu, Zamanda Yolculuk, Ateist , Yokluk , Çağdaş, Gurbet, Kader.

İnsanlık neredeyse 4 asırdır “ilerleme” adını verdiği müthiş bir gerileme içinde. Tarihteki en kanlı savaşlar, sömürüler, soykırımlar, toplama kampları, atom bombaları, kimyasal ve biyolojik silahlar hep Batı’nın “ilerlemesiyle” yayıldı dünyaya. En korkunç barbarlıkları yapanlar hep “uygar” ülkeler.  Her şeyin fiyatını bilen ama hiçbir şeyin değerini bilmeyen bu insanlar nereden çıktı? Yoksa kelimelerimizi mi kaybettik? “Aydınlanma ile büyük bir karanlığa gömüldü Avrupa. Vatikan’ın yobazlığından kaçarken pozitivist dogmaların bataklığında kayboldu. “Yeniden doğuş” (Rönesans) hareketi sanatın ölüm fermanı oldu: Zira optik, matematik, anatomi kuralları dayatıldı sanat dünyasına. Sanat bilimselleşti, objektif ve totaliter bir kisveye büründü. Kimse parçalamadı dünyayı “Birleşmiş” Milletler kadar. Güvenliğimiz için en büyük tehdit her barış projesine veto koyan BM “Güvenlik” Konseyi değil mi? Daimi üyesi olan 5 ülke dünyadaki silahların neredeyse tamamını üretip satıyor. “Evrensel” insan hakları bildirisi değil güneş sisteminde, sadece ABD’deki zencilerin haklarını bile korumaktan aciz. Bu kavram karmaşası içinde Aşk kelimesi cinsel münasebetle eş anlamlı oldu: ing. To make love, fr. Faire l’amour… Önce Batı, sonra bütün insanlık akıl (reason) ile zekânın(intelligence) da aynı şey olduğunu sanmışlar. Oysa akıl iyi-kötü veya güzel-çirkin gibi ayrımı yaparken zekâ problem çözer; bir faydayı elde etmek ya da bir tehditten kurtulmak için kullanılır. Bir saniyede 100.000 insanı ve sayısız ağacı, böceği, kediyi, köpeği oldürecek olan atom bombasını yapmak zekâ ister ama onu Hiroşima üzerine atmamak için akıl gerekir. İster Batı’yı suçlayalım, ister kendimizi, kelimelerle ilgili bir sorunumuz var: İşaret etmeleri gereken mânâların tam tersini gösterdikleri müddetçe sağlıklı düşünmeye engel oluyorlar. Çözüm ürettiğimizi sandığımız yerlerde yeni sorunlara sebep oluyoruz. Dünyayı düzeltmeye başlamak için en uygun yer lisanımız değil mi? Kayıp kelimelerin izini sürmek için yazdığımız Derin Lügat’ı ilginize sunuyoruz. Buradan indirebilirsiniz.

Algı operasyonu nedir? »

  • Algı operasyonu nedir?Gerçekleri silip kendi menfaatlerine uygun yeni “gerçekler” üretenler kim? Biz neden yutuyoruz?
  • Susarak yalan söylemek çok eski bir yöntem. Gerçeğin sadece bir kısmını gösterip halkı kandırmak, buz dağının görünen ucu. Sıkıntı derinde. Nedir?
  • İnsan hafızası, güvenlik kameralarının kaydına benzemez. Bütün olayı “doğru” sırada hatırlamayız. Görüntü, ses ve kokular kalır hafızada.
  • Çocukluk ve gençlik hatıralarımız gibi toplumsal hafıza da mermere kazınmış değildir. Halk, efsanelerle geçmişi ayakta tutar. Ama hangisini?
  • Unutmak istediğimiz, korktuğumuz, utandığımız anlar silikleşir yahut “travma” damgasıyla abartılır. Algı operasyonları bunu kullanır.
  • İnsanların hatıralarını tamamen silemezsiniz ama aralarındaki bağlantıları çözüp farklı yerlere bağlayabilirsiniz. Yeni bir “hikâye” alatabilirsiniz.

Read the rest

Beyaz Zambaklar Ülkesinde / Grigory Petrov »

  • Beyaz Zambaklar Ülkesinde / Grigory PetrovHer halkın içinden hem büyük şahsiyetler hem de aşağılık insanlar çıkabilmektedir. Bunlardan hangisinin iktidara geleceğini belirleyen temel etken halk kitlelerine hakim olan ruh halidir. Burada hepimizin hayatı ve çalışmaları sorgulanmaktadır aslında. Kendi ülkemizde ne işle meşgulüz, halkımızın kaderinde nasıl bir rol üstleniyoruz?
  • Yolunuza engeller çıkacak, başarısızlıklar olacak, düşmanlarınız, yaptığınız işe karşı gelenler bazen zafer elde edecekler, ama siz sönmeyin. Ümitsizliğe kapılmayın! Hiçbir zaman ellerinizi indirerek vazgeçmeyin!

Read the rest

Bir Dehanın İzleri – II.Abdülhamid Han, Talha Uğurluel »

Bir Dehanın İzleri - II.Abdülhamid Han, Talha Uğurluel– Gördüğüm o ki İslam dünyası birkaç isim üzerinde hemfikir olmuş. Kalbine bu kişilerin sevgisini alabildiğine yerleştirmiş ve bu kişilere ciddi anlamda saygı duyar hale gelmiş. Onlardan biri Selahaddin Eyyubi, bir diğeri II. Abdülhamid Han. Biri Kudüs’ ü almış, diğeri de vermemiş. Biri bize ait mukaddeslerin kazanımı için hayatını hiçe saymış, diğeri bu mukaddesatın kaybedilmemesi için her şeyini ortaya koymuş.

– Enteresan bir toplumuz. Hiç ayarımız, orta kararımız yok! Bir kişiyi ya bir anda göklere çıkarıyor ya da anında yerin dibine sokabiliyoruz. Bu durum maalesef tarih anlayışımızda da söz konusu.

– NATO toplantısı için Fransa’ya gidecekti Menderes. Kulağına birtakım şeyler gelmekteydi. Osmanlı soyunun bir kısmının Fransa topraklarında son derece kötü şartlarda çalışmak durumunda kaldıklarını haber almıştı. Hemen Paris Büyükelçisi’ni yanına çağırıp Fransa’daki Osmanoğulları hakkında bilgi sordu. Başkonsolosun bu konuda hiçbir bilgisi yoktu. Hemen talimat verdi, ‘Sana yirmi dört saat mühlet! Ya Osmanlı ailesinin adresi ile ya da istifanla gelirsin.’

– Yetkililerin etekleri tutuşmuştu, kısa sürede hanedan ailelerinin adresleri bulundu ve Başbakan Menderes’e iletildi. Başbakan bu sahipsiz aileleri görmek, hangi şartlarda yaşadıklarını anlamak istiyordu. Gördükleri karşısında vicdanı kanamıştı. Sultan Abdülhamid Han’ın eşi Müşfika Kadınefendi 80 yaşındaydı o günlerde. Kızı Ayşe Sultan da 60’larında. Fransızlara ait bir bulaşıkhanede çalışmakta, Fransızların bulaşıklarını yıkayarak geçinmeye çalışmaktaydılar. Gözyaşlarına hâkim olamayan Menderes Müşfika Kadınefendi’nin ellerine sarıldı ve dudaklarından şu sözler döküldü, ‘Anne ne olur affet bizi, geç geldik!

… Kayıp mânâların, mayınlı ve zehirli kelimelerin izini sürmek için …

Derin Lügat güncellendi. Sürüm 7.0 yayında. Ücretsiz kitap indirin80 kitap indirin Bir Dehanın İzleri - II.Abdülhamid Han, Talha UğurluelDerin Lügat 7.0

Yeni sürümlere dair not: Eski sürümleri indirip okumuş olanların işini kolaylaştırmak için kelimelerin sırasını değiştirmiyoruz. Yani her yeni sürümde okumaya kaldığınız yerden devam edebilirsiniz.

  • 7ci sürüme eklenen yeni terimler: Uluslararası adalet, Az gelişmiş ülke, Hoşgörü, Kabz, Büyüme, Gerçek sonrası, Realpolitik, Kaos.
  • 6cı sürüme eklenen yeni terimler: Demokrasi, Muhafazakârlık, Kuvvetler ayrılığı, İnovasyon, İlerleme, Erken – Geç.
  • 5ci sürüme eklenen yeni terimler:Hissiyat – Maneviyat, Tanrı Parçacığı, Bâkî, Kelime, Cehalet, Mürşid, Evvel, Büyük Patlama.
  • 4cü sürüme eklenen yeni terimler: Paraklitos, Hudud, Ehliyet, Zâhir ve Batın, Barış, Unutmak.
  • 3cü sürüme eklenen yeni terimler: Eksen Kayması, Bilgi toplumu, Zamanda Yolculuk, Ateist , Yokluk , Çağdaş, Gurbet, Kader.

İnsanlık neredeyse 4 asırdır “ilerleme” adını verdiği müthiş bir gerileme içinde. Tarihteki en kanlı savaşlar, sömürüler, soykırımlar, toplama kampları, atom bombaları, kimyasal ve biyolojik silahlar hep Batı’nın “ilerlemesiyle” yayıldı dünyaya. En korkunç barbarlıkları yapanlar hep “uygar” ülkeler.  Her şeyin fiyatını bilen ama hiçbir şeyin değerini bilmeyen bu insanlar nereden çıktı? Yoksa kelimelerimizi mi kaybettik? “Aydınlanma ile büyük bir karanlığa gömüldü Avrupa. Vatikan’ın yobazlığından kaçarken pozitivist dogmaların bataklığında kayboldu. “Yeniden doğuş” (Rönesans) hareketi sanatın ölüm fermanı oldu: Zira optik, matematik, anatomi kuralları dayatıldı sanat dünyasına. Sanat bilimselleşti, objektif ve totaliter bir kisveye büründü. Kimse parçalamadı dünyayı “Birleşmiş” Milletler kadar. Güvenliğimiz için en büyük tehdit her barış projesine veto koyan BM “Güvenlik” Konseyi değil mi? Daimi üyesi olan 5 ülke dünyadaki silahların neredeyse tamamını üretip satıyor. “Evrensel” insan hakları bildirisi değil güneş sisteminde, sadece ABD’deki zencilerin haklarını bile korumaktan aciz. Bu kavram karmaşası içinde Aşk kelimesi cinsel münasebetle eş anlamlı oldu: ing. To make love, fr. Faire l’amour… Önce Batı, sonra bütün insanlık akıl (reason) ile zekânın(intelligence) da aynı şey olduğunu sanmışlar. Oysa akıl iyi-kötü veya güzel-çirkin gibi ayrımı yaparken zekâ problem çözer; bir faydayı elde etmek ya da bir tehditten kurtulmak için kullanılır. Bir saniyede 100.000 insanı ve sayısız ağacı, böceği, kediyi, köpeği oldürecek olan atom bombasını yapmak zekâ ister ama onu Hiroşima üzerine atmamak için akıl gerekir. İster Batı’yı suçlayalım, ister kendimizi, kelimelerle ilgili bir sorunumuz var: İşaret etmeleri gereken mânâların tam tersini gösterdikleri müddetçe sağlıklı düşünmeye engel oluyorlar. Çözüm ürettiğimizi sandığımız yerlerde yeni sorunlara sebep oluyoruz. Dünyayı düzeltmeye başlamak için en uygun yer lisanımız değil mi? Kayıp kelimelerin izini sürmek için yazdığımız Derin Lügat’ı ilginize sunuyoruz. Buradan indirebilirsiniz.