Main Content RSS FeedÖnceki Yazılar

İnsan Zihni Üzerine Bir Araştırma / David Hume »

İnsan Zihni Üzerine Bir Araştırma / David HumeDerin ve soyut felsefeye suç diye yüklenen bu karanlığın, yalnız bir zahmet ve yorgunluk kaynağı değil, aynı zamanda kaçınılmaz bir güvensizlik kaynağı olduğu da iddia ediliyor. Gerçekten, işte burada, metafiziğin büyük bir kısmına karşı ileri sürülebilen en doğru ve en kabule değer itirazla karşılaşmış oluyoruz: bu iddiada, metafizik, özbeöz ilim adına lâyık bir bilim değildir, deniliyor ve şöyle devam olunuyor: o, olsa olsa, ya insan idrakine göre tamamen erişilmez olan konulara el atmak isteyen insanın kibir ve gururundan doğma bazı kısır çabaların verimi yahut da açık meydanda kendilerini korunmaktan âciz bulunmak yüzünden, kendi zayıflıklarını örtmek – ve korumak maksadiyle böyle birtakım içinden çıkılmaz çalılık ve dikenler meydana getiren bazı popüler halk arasında tutunmuş yanlış inançların bir oyununun neticesidir. Zira açık meydanlardan kovulunca, bu yanlış inanışlar, tıpkı haydutlar gibi, ormanlara kaçar ve buralarda pusu kurup beklerler:-ta ki zihnimizin iyi korunmamış bulunan ana caddelerinin birine hamle edip, zihni, dinsel korkular ve peşin hükümlerle çelmek ve yenmek fırsatını ele geçirsinler. Bu arada, en güçlü kuvvetli düşman bile, bir an tetikte bulunmayı ihmalle kendini gevşetti mi, hemen ezilip mahvolduğu gündür: halbuki niceleri var ki sırf kendi tabansızlıkları ve densizlikleri yüzünden, düşmanlara kapıları açıp bunları, sanki kendi meşru efendi ve hükümdarlarıymışlar gibi, törenlerle ve gönül rızasıyle karşılarlar! Read the rest

Don Quijote / Miguel De Cervantes »

  • Don Quijote / Miguel De CervantesDelikanlıların aşkı çoğu kez aşk olmayıp şehvet olduğundan, haz elde edildiği an biter. Ve aşk gibi görünen şey, mecburen söner, çünkü tabiatın koyduğu sınırı geçemez, oysa tabiat gerçek aşka bu sınırı koymamıştır.
  • Oğlum, aynı gayeye hizmet ettikleri müddetçe kitap kılıca kuvvet vermiştir. Eğer kılıç kullanan kişi, kitapsızın biri ise; yaptığına savaş değil çapulculuk denir.
  • Her güzellik âşık etmez; bazılarına bakmaktan hoşlanılır ama istek uyandırmazlar; her güzellik âşık etse, istek uyandırsa, kalpler karmakarışık olur, yolunu şaşırır, nerede duracaklarını bilemezlerdi; çünkü sayısız güzel insan olduğundan, istekler de sayısız olurdu. Oysa derler ki, gerçek aşk bölünmez, kendiliğinden olur, zorla olmaz.
  • Ah şeytan! Ah doymak bilmeyen muhteris nefsim! İkiniz ne de kötü arkadaşlarsınız.
  • Eşeğin kuyruğunu kalabalıkta kesme, kimi uzun der, kimi kısa.
  • Bütün birbirlerini sevenler evlenecek olsalar, dedi Don Quijote, anne babalar evlâtlarını uygun kişilerle, zamanında evlendirme haklarını kaybetmiş olurlardı. Kocalarının seçimi kızlara bırakılsaydı, kimi babasının hizmetkârını, kimi sokaktan geçerken gördüğü sefih kabadayının teki olsa da cesur, matah sandığı adamı seçerdi. Aşk ve tutku, bir eş seçmek için son derece gerekli olan sağduyuyu kolayca köreltir. Eş seçiminde yanılmak büyük bir tehlikedir ve doğru seçimi yapabilmek için, büyük bir bilgeliğe ve Tanrı’nın yardımına ihtiyaç vardır. İnsan uzun bir yolculuk yapmak istediğinde, eğer ihtiyatlıysa yola çıkmadan önce güvenilir, barışsever bir yol arkadaşı arar kendisine. Madem öyle, ömrü boyunca, son durak olan ölüme kadar sürecek yolculukta niye aynı şeyi yapmasın? Hele yol arkadaşı karı-kocaya yakışır şekilde yatakta, sofrada ve diğer her yerde kendisine eşlik edecekken. İnsan seçtiği eşini, satın aldığı bir mal gibi geri veremez, değiştiremez, takas edemez; çünkü evlilik, hayat boyu süren bir durumdur.
  • Çünkü duyduğuma göre aşk bazen uçar, bazen yürürmüş; kimininki koşar, kimininki ağır ağır ilerlermiş; bazılarını hafif ısıtır, bazılarını yakarmış; birini yaralar, ötekini öldürürmüş; bir anda tutku yarışını başlatır, aynı anda bitirirmiş; sabah kuşattığı kaleyi akşamına düşürürmüş; çünkü hiçbir kuvvet aşka direnemez.

…Yeni yazarlar ve kitaplarla tanışmak için…

Kitap tanıtan kitap 7

kitap-tanitan-kitap-7 - kucuk Ücretsiz kitap indirin77 kitap indirin Nisan ayında en çok okunan kitaplar Haziran ayında en çok okunan kitaplar Don Quijote / Miguel De CervantesKitap tanıtan kitapların 7cisine damgasını vuran düşünür Susan Sontag oldu. 1977’de yayınladığı “Fotoğraf Üzerine” isimli cesur kitaptan bahseden 4 makale ile başlıyoruz. Mehmet Özbey’in kaleminden eskimeyen bir kitabı ziyaret edeceğiz sonra: Yüzyıllık Yalnızlık (Gabriel Garcia Marquez) Değerli yazarlarımızdan Mehmet Salih Demir ve Mustafacan Özdemir tek bir kitaba ve tek bir yazara odaklı kitap sohbetlerinden farklı makaleler hazırladılar. Bunlar kavram ve/veya olaylara odaklı, birden fazla kitaptan ve müelliften istifade eden çalışmalar: Terör, vicdan, modernleşme, bilim felsefesi (Kuhn, Heidegger, Derrida, Gadamer, Dilthey, Mach, Baudrillard, Toulmin) … Suzan Nur Başarslan’ın yazdığı Türk romanının tarihçesi ve Seksenli Yıllarda Türk Romanı Ve Post Modern Eğilimler de bu kategoriye dahil edilebilir. Bunların  yanısıra yazar kadar hatta bazen daha fazla ünlenmiş kitaplara adanmış makaleleri de yine bu sayıda bulacaksınız: Zeytindağı (Falih Rıfkı Atay), Hayy Bin Yakzan (İbn-i Tufeyl), Körleşme (Elias Canetti), Taşrada Düğün Hazırlıkları (Franz Kafka). Kitap tanıtan Kitap 7’nin daha önceki sayılardan bir diğer farkı da Georg Simmel’e adanmış iki makale içermesi. Karl Marx ve Max Weber arasındaki kayıp halka olarak nitelenen Simmel’in “Büyük şehir ve zihinsel yaşam” (Die Großstädte und das Geistesleben, 1903) isimli özgün çalışmasından bahsettiğimiz makaleler kitabın sonunda. Buradan indirebilirsiniz.

Önceki kitap sohbetleri:

Hayvan Öyküleri / Franz Kafka »

  • Hayvan Öyküleri / Franz KafkaŞehirlerde, en ufak çağrıyla bir sürü insan toplanıverir. Biri bir şeyle ilgileniyorsa, diğerleri de ilgilenmeye başlar. Nefes alırken başkalarının düşüncelerini de kendi içlerine çekerler.
  • Suçu üstlenmek zorunda kalan bizler olmadığımız için çok mutluyum; bizim yaptığımız, başkaları tarafından kötüleştirilmiş bir evrende neredeyse masum bir suskunluk içinde ölüme doğru ilerlemek.
  • Fare, “Ah be!” dedi. “Gün geçtikçe küçülüyor dünya. Önceleri amma da büyüktü, korkumdan atıldım ileri, koştum; uzaklarda iki yanda uzanan duvarlar görünce sevinçten havalara uçtum. Bu uzun duvarlar da pek çabuk birbirlerine yaklaştılar ama, oluşturdukları son odaya vardım bile; bak odanın sonunda kapan var işte, böyle ilerlersem kapana yakalanacağım gündür.” … “Öyleyse gideceğin yolu değiştir,” dedi kedi, sonra fareyi yedi.
  • Dünya açlığın açtığı yolda ilerliyor,en büyük amaca en büyük zorlukla başa çıkılarak ulaşılabilir.
  • Kimi zaman öyle mutlu oluyordum ki, dünyanın düşmanlığı bitmiş ya da en azından azalmış, güçlü yuvam beni yüceltiyor ve ezelden beri sürüp giden yaşama savaşının üzerine taşıyor sanıyordum.
  • Kaçınılmaz yazgısı onu nefes alamaz hale getirene dek beklemeli.
  • Ayrıca, tamamen yalnızlık içinde kalıp yavaşça çevresini araştıran bir saldırganın eline düşmektense, kalabalık bir trafik içinde kalmak daha iyi olabilir, hiç olmazsa böyle yoğun bir trafik saldırganları da sürükleyebilme kudretine sahiptir. Bu trafikte saldırganlar çoktur, onların sayısından da çok yardımcıları vardır, nedir, hepsi birbirleriyle savaşım halinde trafikte geçip giderler.

Read the rest

Türkiye’nin algı operasyonlarında gol yemesinin sebebi parasızlık değil vizyonsuz ve çapsız bürokratlardır »

Türkiye’nin algı operasyonlarında gol yemesinin sebebi parasızlık değil vizyonsuz ve çapsız bürokratlardır

  • Türkiye’nin gerçek düşünce kuruluşlarına ihtiyacı var. Dış vakıflardan beslenen provokatörler ve hükümet sözcüleri dışında fazla bir şey yok ortada.
  • Bürokratlarımız 1930 model olduklarından hâlâ kömür-çelik-tren dünyasînda yaşıyorlar. Savaşları toprak kazanma çabası zannediyorlar.
  • 1980’lerden itibaren kömür-çelik-tren dünyasının bittiğini, petrol-finans dünyasına geçtiğimizi söyleyebiliriz.
  • Elbette endüstri hâlâ var ama finansın tahakkümü altında. Nedir?
  • Endüstri patronları uzun vadeli mikro-ekonomik mânâda kâr etmek yerine spekülatif kâr peşindeler. Bu durum, siyaseti baskılıyor.
  • Emtiya borsalarında el değiştiren buğday ve petrol, gerçekten depolarda bulunan malın 50 katı iken 1930 model siyaset yapılmaz.
  • Petrolün sayesinde finansallaşan ekonominin siyasetle ilişkisi 1930’lar gibi olamaz. Artık savaşlar da toprak sınırında değil kafaların içinde. Nedir?

Read the rest

Haziran ayında en çok okunan kitaplar »

Haziran ayında en çok okunan kitaplarSitemizin e-kütüphanesinde haziran ayında 46.543 kitap okundu. Hiç şüphesiz okurlarımızın tercihi gündemin etkisindeydi. Zira savaş, strateji ve jeopolitik ile ilgili üç kitabımız 2.000’den fazla okunan ilk 10 kitabın arasına girdi. Fakat Rönesans, medeniyet, sanat, bilim ve felsefe kitapları da ilk 25 içinde önemli yer tuttu. Yaz tatilinde ufkunu genişletmek, yeni yazar ve kitaplar keşfetmek isteyenler ise haklı olarak kitap tanıtan kitap serisine yöneldiler. Bir kitap okuyarak 20, 30 hatta 40 yazarla tanışma imkânı veren bu seri, yayına girdiği günden beri siyasî görüşü, yaşı, mesleği en olursa olsun, her okurun gözdesi. Haziran ayında toplam okumanın %76’sını teşkil eden ilk 25 kitap şöyle:

  1. Derin Savaş
  2. Petrol kandan ağırdır
  3. Derin İnsan
  4. Savaş Meydanda Değil Masada Kazanılır
  5. Zaman Nedir?
  6. Sen insansın, homo-economicus değilsin!
  7. Rönesans’ın Kara Kitabı
  8. Derin Medeniyet
  9. Banka Ordudan Tehlikelidir!
  10. Liberalizm Demokrasiyi Susturunca
  11. Senin tanrın çok mu yüksekte?
  12. Edward Hopper’ı okumak
  13. Kitap Tanıtan Kitap 5
  14. Bir pozitivizm eleştirisi
  15. Derin Lügat 6.0
  16. Kürtlerin Tarihi Üzerine
  17. Fikir Kırıntıları-3
  18. Kitap Tanıtan Kitap 2
  19. Kitap Tanıtan Kitap 3
  20. Kitap Tanıtan Kitap 6
  21. Fikir Kırıntıları – 1
  22. Kitap Tanıtan Kitap 1
  23. Fikir Kırıntıları – 2
  24. Fethullah Gülen’i iyi bilirdik
  25. Kaybedenler Klübü: Anti-demokratik bir muhalefetin kısa tarihi

…Yeni yazarlar ve kitaplarla tanışmak için…

Kitap tanıtan kitap 7

kitap-tanitan-kitap-7 - kucuk Ücretsiz kitap indirin77 kitap indirin Nisan ayında en çok okunan kitaplar Haziran ayında en çok okunan kitaplarKitap tanıtan kitapların 7cisine damgasını vuran düşünür Susan Sontag oldu. 1977’de yayınladığı “Fotoğraf Üzerine” isimli cesur kitaptan bahseden 4 makale ile başlıyoruz. Mehmet Özbey’in kaleminden eskimeyen bir kitabı ziyaret edeceğiz sonra: Yüzyıllık Yalnızlık (Gabriel Garcia Marquez) Değerli yazarlarımızdan Mehmet Salih Demir ve Mustafacan Özdemir tek bir kitaba ve tek bir yazara odaklı kitap sohbetlerinden farklı makaleler hazırladılar. Bunlar kavram ve/veya olaylara odaklı, birden fazla kitaptan ve müelliften istifade eden çalışmalar: Terör, vicdan, modernleşme, bilim felsefesi (Kuhn, Heidegger, Derrida, Gadamer, Dilthey, Mach, Baudrillard, Toulmin) … Suzan Nur Başarslan’ın yazdığı Türk romanının tarihçesi ve Seksenli Yıllarda Türk Romanı Ve Post Modern Eğilimler de bu kategoriye dahil edilebilir. Bunların  yanısıra yazar kadar hatta bazen daha fazla ünlenmiş kitaplara adanmış makaleleri de yine bu sayıda bulacaksınız: Zeytindağı (Falih Rıfkı Atay), Hayy Bin Yakzan (İbn-i Tufeyl), Körleşme (Elias Canetti), Taşrada Düğün Hazırlıkları (Franz Kafka). Kitap tanıtan Kitap 7’nin daha önceki sayılardan bir diğer farkı da Georg Simmel’e adanmış iki makale içermesi. Karl Marx ve Max Weber arasındaki kayıp halka olarak nitelenen Simmel’in “Büyük şehir ve zihinsel yaşam” (Die Großstädte und das Geistesleben, 1903) isimli özgün çalışmasından bahsettiğimiz makaleler kitabın sonunda. Buradan indirebilirsiniz.

Önceki kitap sohbetleri:

Sabırsız Yürek / Stefan Zweig »

  • Sabırsız Yürek / Stefan ZweigAcımak iki yanı keskin bir bıçak gibidir; kullanmayı bilmeyen, elini ve özellikle kalbini ondan uzak tutmalıdır.
  • Şanssızlık, insanı alıngan; sürekli acı ise adaletsiz kılar.
  • Kişi ancak başkaları için bir değeri olduğunu anladığında varlığının anlamını önemini kavrayabiliyordu.
  • Beklemek … Bir saniyede bir insan ölebilir, bir yazgı belli olabilir, bir dünya yıkılabilirdi….Daha ne kadar bekleyecektim?
  • Başkası yapamıyor diye bir zevkten vazgeçmenin, başka biri mutsuz olduğu için bir mutluluğu kendine yasaklamanın bir anlamı olmadığını biliyordum.
  • Yeryüzündeki acı ve felaketleri yalnızca düşünmenin bile, geceleri insanın uykusunun kaçması ve dudaklardaki gülümsemenin kaybolup gitmesi için yeterli olacağının bilincindeydim.
  • Dünyevi bir acının tek bir biçimini bile gerçekten içinde duyumsayabilen biri, edindiği bu gizemli bilgi sayesinde, kendisine en yabancı ve görünüşte en anlamsız acıları bile anlamaya başlıyordu.

Read the rest

Bir Köpeğin Araştırmaları / Franz Kafka »

  • Bir Köpeğin Araştırmaları / Franz KafkaEğer yaşaman gerektiği gibi yaşamak istemiyorsan, kendi istediğin gibi yaşamayı bir kez olsun denemeye değmez mi? öyleyse neden başkalarını sessiz kaldıkları için kınarken, kendin de sessiz kalmayı sürdürüyorsun.” buna yanıtım çok kolay; çünkü ben bir köpeğim. çok önemli konularda içine kapalı kalan ve kendi soruları karşısında da sessizliği seçen bir köpek. doğrusunu isterseniz, büyük köpekler arasına karıştığımdan bu yana, gerçekten yanıt beklediğim için mi soruyorum o soruları? bu aptalca umudu yaşatıyor muyum içimde? yaşamımızın temellerinin neler olduğunu hissediyor, bunların ne kadar derinlere işlediğini fark ediyor, bu karanlık temelleri inşa edenleri anlıyor, buna karşın sorularım yüzünden tüm bunların terk edileceğini mi sanıyorum?
  • Elbette bilim ilerliyor, karşı konulmaz bir hareket bu. Hatta hızlanarak ilerliyor, hep daha hızlı. Ama övgüyü hak ediyor mu? Yıllar geçerken yaşlanmakta olan ve hızla ölüme yaklaşan birini övmeye gerek var mı? Doğal bir süreç bu ve çirkin buluyorum. Bilimin ilerlemesinde övülecek bir şey göremiyorum. Sadece bozulma ve yıkım var.
  • Bizler havaya olan açlığımızla suskunluğu yıkıp dışarı çıkmak isteyen ama sessizlikle ezilenleriz
  • Ne mutlu bize ki, suçu yüklenmek zorunda olan biz değildik, ne mutlu bize ki başkalarının kararttığı bir dünyada hemem hemen suçsuz bir sessizlik içinde ölüme doğru koşabiliriz.
  • Tabi ki yetişkinler için kapanan konu çocuklar için henüz kapanmış sayılmaz.
  • Unutulmamalı ki, herkesin farkında olduğu tüm tuhaflığıma rağmen, kendi türümden tamamen kopmaya çok uzağım.
  • Şüphesiz özgürlük şu an acınacak halde ama ne olursa olsun özgürlük ne olursa olsun sahip olduğumuz bir varlık.

Kitap tanıtan kitap 7kitap-tanitan-kitap-7 - kucuk Ücretsiz kitap indirin80 kitap indirin Bir Köpeğin Araştırmaları / Franz Kafka

Kitap tanıtan kitapların 7cisine damgasını vuran düşünür Susan Sontag oldu. 1977’de yayınladığı “Fotoğraf Üzerine” isimli cesur kitaptan bahseden 4 makale ile başlıyoruz. Mehmet Özbey’in kaleminden eskimeyen bir kitabı ziyaret edeceğiz sonra: Yüzyıllık Yalnızlık (Gabriel Garcia Marquez) Değerli yazarlarımızdan Mehmet Salih Demir ve Mustafacan Özdemir tek bir kitaba ve tek bir yazara odaklı kitap sohbetlerinden farklı makaleler hazırladılar. Bunlar kavram ve/veya olaylara odaklı, birden fazla kitaptan ve müelliften istifade eden çalışmalar: Terör, vicdan, modernleşme, bilim felsefesi (Kuhn, Heidegger, Derrida, Gadamer, Dilthey, Mach, Baudrillard, Toulmin) … Suzan Nur Başarslan’ın yazdığı Türk romanının tarihçesi ve Seksenli Yıllarda Türk Romanı Ve Post Modern Eğilimler de bu kategoriye dahil edilebilir. Bunların  yanısıra yazar kadar hatta bazen daha fazla ünlenmiş kitaplara adanmış makaleleri de yine bu sayıda bulacaksınız: Zeytindağı (Falih Rıfkı Atay), Hayy Bin Yakzan (İbn-i Tufeyl), Körleşme (Elias Canetti), Taşrada Düğün Hazırlıkları (Franz Kafka). Kitap tanıtan Kitap 7’nin daha önceki sayılardan bir diğer farkı da Georg Simmel’e adanmış iki makale içermesi. Karl Marx ve Max Weber arasındaki kayıp halka olarak nitelenen Simmel’in “Büyük şehir ve zihinsel yaşam” (Die Großstädte und das Geistesleben, 1903) isimli özgün çalışmasından bahsettiğimiz makaleler kitabın sonunda. Buradan indirebilirsiniz. Önceki kitap sohbetleri:

Yeni Kitap: Efraim, İbrahim Becer »

Yeni Kitap: Efraim, İbrahim BecerYazar olmanın tadına ilk nerede vardın deseler, cevabım tereddütsüz Derin düşünce olurdu. Uzun bir zaman yazarlığını yaptığım, aralarında kitap tanıtımları da olan sayısız yazıya imza attığım bir mecra olmuştur Derin Düşünce. Yine de itiraf etmem gerekirse, insanın kendi yazdığı bir kitabı anlatması hiç de kolay değilmiş. Umarım gün gelir, bir yazar tarafından hesaba çekilir, doğrularımızı yanlışlarımızı göreceğimiz bir eleştiriyi bu platformda görürüz.

‘Efraim’, yaklaşık on iki yıl önce yazdığım bir romandı. Tüm geçen süre zarfında yayımlamayı, ya ben beceremedim ya da İstanbul gibi bir dükalığa söz geçiremedim. Bugün, her şey gibi bu süreç de geride kaldı ve ‘Efraim’, bütün dağıtım kanallarında yerini aldı.

‘Efraim’ ne anlatıyor sorusuna gelince; Şırnak’ta geçen bir yıllık Tim Komutanlığı maceramı anlatmak gibi bir derdin yazıya dökülmüş hali değildir ‘Efraim’. ‘Neyi, nasıl yaparız da her yeri güllük gülistanlık eyleriz’ sorusuna cevap veren bir akıl hocası da değildir o. Çünkü bizim oradaki kavgamıza son vermek, bir edebiyatçının gücünün çok üzerinde bir uğraştır.

‘Efraim’, yıllardan beri Kasrik’ten ötede sürdürdüğümüz bir savaşın romanıdır. Batıda, ‘mücadele’ diye geçiştirilen bu savaşa dahil olanların, yaşadıkları imkansızlıklara rağmen oradaki olağanüstü gayretidir. Üs Bölgesi, gömme, taciz, sızma, toprak biti, operasyon, sendrom gibi kelimelerin, gerçek anlamlarını bulduğu bir coğrafyanın el kitabıdır. ‘Efraim’ en nihayetinde, bu coğrafyada yaşamamızın bedelini canıyla, kanıyla ödeyenlerin önünde bir saygı duruşudur.

Bir mücadeleyi değil, son zamanlardaki en büyük kavgamızı, nasıl alçak bir düşmanla karşı karşıya olduğumuzu anlatmaya çalıştım. Vietnam’dan dönen Rambo’nun kahramanlıklarını soluksuz izleyen bir neslin ahfadıydık biz; gün gelip de Kasrik Boğazını geçince tanıdığım gerçek kahramanların vatan sevgisini, bu ülkeye vefasını, aşkını gördüm ben. Herkesin binlerce doğrusunun, bir o kadar yanlışla üzerinin örtüldüğü bir heyelan alanı olan Güneydoğu’nun çaresizliğini gördüm ve bunu yazmaya çalıştım.

Tüm bu yazma sürecinde, basım aşamasında yanımda olan, desteğini esirgemeyen dostlarıma teşekkürü bir borç bilirim. Bu ülkenin en ücra köyüne kadar düşen ateşi söndürebilmek için İbrahim Peygamber’e (a.s.) su taşıyan karınca olmak isterdim.

Ama gücüm buydu ve bir karınca kadar bile olamadım. Umarım gün gelir ve bu ülkenin yazarları, bir büyük kavganın değil bir barışın, kardeşliğin, çok büyük bir dostluğun romanını yazar ve bize yaşadıklarımızı unutturur.

İbrahim Becer

Sipariş vermek için: http://www.kitapyurdu.com/kitap/efraim/428984.html 

İbrahim Becer’in Derin Düşünce’deki yazıları: 

Arka kapak (Tam boy görmek için üzerine tıklayın)

Yeni Kitap: Efraim, İbrahim Becer

Siracul Mülûk / Muhammed Bin Turtuşi »

Siracul Mülûk / Muhammed Bin TurtuşiSüleymân bin Abdülmelik, Ebû Hazım Seleme bin Dinar’a; “Bu halifelik mes’elesinde kurtuluş yolu nedir?” diye sordu. Ebû Hazım; “Eğer dediğimi tatbik edersen kolaydır!” dedi. Süleymân bin Abdülmelik; “O nedir?” diye sorunca, Ebû Hazım; “Ancak helâl olan şeyleri al. Onları hakkı olan yerlere sarf et” buyurdu. Bunun üzerine Süleymân bin Abdülmelik, “Buna kimin gücü yeter?” deyince, Ebû Hazım; “Allahü teâlânın seni ta’yin ettiği yere, ta’yin edilen kimsenin gücü yeter” buyurdu. Süleymân bin Abdülmelik ona; “Bana nasihat et?” deyince, Ebû Hazım; “Ey mü’minlerin emîri! Bu iş (sultanlık), sana ancak ölüm karşılığı verildi. Senden öncekiler de böyle idi. Ölüp, bu işten uzaklaştılar. Ey mü’minlerin emîri! Rabbinin emrettiklerini yapıp, yasak ettiklerinden uzaklaşma husûsunda her zaman dikkatli ol. Ey mü’minlerin emîri! Ne infâk etmişsen, o şey seni hayra veya -şerre götürür. Sen dilediğini seç!” dedi. Süleymân bin Abdülmelik, Ebû Hâzım’a; “Bir ihtiyâcın varsa, söyle onu halledeyim” deyince, Ebû Hazım; “Ben ihtiyâçlarımı, senden daha kâdir olana havale ettim. Beni neden men etti ise ona râzı oldum. Allahü teâlâ, Zuhrûf sûresinin otuzikinci âyet-i kerîmesinde meâlen; “Rabbinin rahmetini onlar mı bölüyorlar? Onların bu dünyâ hayatındaki geçim rızıklarını aralarında biz böldük” buyuruyor. Kim, Allahü teâlânın çok verdiğini azaltabilir veya az verdiğini çoğaltabilir? Buna kimin gücü yetebilir ki?” dedi. Bunları dinleyen Süleymân çok ağladı. Read the rest

İnsan Zihni Üzerine Bir Araştırma / David Hume »

İnsan Zihni Üzerine Bir Araştırma / David HumeMânevi felsefe (İng. Moral philosophy), yani insan tabiatının ilmi, her biri kendine mahsus m değeri bulunan ve insanlığın eğlenmesine, bilgilenmesine ve iyileşmesine yardım payını getirebilecek olan iki ayrı metotla ele alınabilir. Birisi insanı, asıl aksiyon için yaratılmış, girişmelerinde, zevklerine ve duygularına kapılan ve eşyanın görünürdeki değeriyle, kendilerini içinde bulundukları görüş tarzına göre, bu eşyanı» birini arayıp diğerinden uzaklaşan bir varlık sayar. Erdemin, bütün şeyler arasında, en değerlisi olduğu kabul edildiğinden, bu ekolün filozofları, şiirle güzel söz söyleme sanatının bütün yardımlarından faydalanıp konularını ele almak için hem hayal gücünü doyurmaya hem de kalbe hitab etmeye en yüksek derecede elverişli olabilecek kolay ve açık bir tarzı benimseyerek erdemi en hoşa giden renklere büründürürler. Her günkü hayattan en göze çarpan hal ve misalleri seçer, birbirine zıt olan karakterleri, gereğince, karşıtlık durumunda gösterir, ve bizi, şeref ve saadet umuduyla erdemin yollarına çekerek, bu yollar üzerine, adımlarımızı, en sıhhatli kurallar ve en ünlü örnekler sayesinde güderler. Bu filozoflar, bize düşkünlükle erdem arasındaki farkı duyurur, duygularımızı harekete getirip düzenlerler ve, yetişir ki kalblerimizi sadece dürüstlük ve gerçek şeref aşkına meylettirmiş olsunlar, böylece bütün emeklerinin tamamiyle ödenmiş olduğuna inanırlar. Read the rest