<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>Derin Düşünce</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Wed, 16 May 2012 06:59:49 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Liberalizme veda ederken</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/05/16/liberalizme-veda-ederken/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/05/16/liberalizme-veda-ederken/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 May 2012 06:59:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tavit Kilimciyan</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Demokrasi]]></category>

		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>

		<category><![CDATA[Kapitalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Liberal Totalitarizm]]></category>

		<category><![CDATA[Liberalizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21936</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;&#8230; Ancak gerçek hayat bazı liberalleri fazlasıyla üzmüş durumda. Çünkü liberalizmin egemen olduğu düşünülen sistemlerde, insanlar sürekli olarak liberal değerlerin dışına çıkma eğilimi göstermekle kalmıyor, bunu bizzat liberalizmle meşrulaştırıyorlar. Güç sahipleri ile güçsüzleri kategorik olarak eşitleyen ve hepsinin aynı &#8216;düzlemde&#8217; birer karar alıcı olduğunu iddia eden böylesi bir ideolojinin hayal kırıklığı yaratması doğal. Nitekim gerçek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p><em>&#8220;&#8230; Ancak gerçek hayat bazı liberalleri fazlasıyla üzmüş durumda. Çünkü liberalizmin egemen olduğu düşünülen sistemlerde, insanlar sürekli olarak liberal değerlerin dışına çıkma eğilimi göstermekle kalmıyor, bunu bizzat liberalizmle meşrulaştırıyorlar. Güç sahipleri ile güçsüzleri kategorik olarak eşitleyen ve hepsinin aynı &#8216;düzlemde&#8217; birer karar alıcı olduğunu iddia eden böylesi bir ideolojinin hayal kırıklığı yaratması doğal. Nitekim gerçek hayat, güçlünün kararlarının güçsüze egemen olduğunu gösteriyor ve böylece liberalizm, güçlünün ideolojisi haline dönüşüyor. Sonuç liberalizmin giderek gerçek hayattan kopması ve bir ideal durum tasavvuru olarak işlevselleşmesidir. Aynen sosyalizm gibi bugün liberalizm de apolitik bir aydın kimliği&#8230; Cemaat oluşturma, o cemaatin içinde &#8217;siyaset yapılıyor&#8217; duygusu üretme yeteneği var, ama toplumsal siyaseti etkileme gücü yok &#8230;&#8221;</em> <a href="http://zaman.com.tr/yazar.do?yazino=1288357&amp;title=liberalizmin-ardindan1" target="_blank">Etyen Mahçupyan</a> </p></blockquote>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><strong>Liberalizm Demokrasiyi Susturunca</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><img class="alignright size-medium wp-image-18938" title="liberalizm_demokrasi_kitap" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_kitap-203x300.jpg" alt="" width="133" height="191" /></a>Halkın iradesi liberalizm ile çatışırsa ne olur? 2008′de başlayan ekonomik kriz sürmekte. Eğitim, sağlık ve güvenlik hizmetlerine ayrılan bütçeler kırpılırken batan bankaları kurtarmak için yüz milyarlarca dolar harcanıyor. Alın terinin finans kurumlarına peşkeş çekilmesini istemeyenler protesto ediyor. Ama <strong>batılı devletler polis copuyla finans sektörünü savunmaktalar.</strong> Ne oldu? Bütün nüfusun binde birini bile temsil etmeyen bankacıların çıkarları geri kalan %99.99′un önüne nasıl geçti? Alıp satma, üretip tüketme özgürlüğü nasıl oldu da halkı finans sektörünün kölesi yaptı? <strong>Mal, hizmet ve sermayenin serbest dolaşımı uğruna halkın iradesi çiğnenebilir mi? </strong>Okuyacağınız kitap demokrasi ile  liberalizmin savaşı üzerinedir. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank">Liberalizmin Ak Kitabı</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank"><img class="alignleft" title="liberalizmin-ak_kitabi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin-ak_kitabi-221x300.jpg" alt="" width="133" height="221" /></a>1930 model bir ulus-devletin, bir <strong>“devlet babanın”</strong> çocuklarıyız. Son derecede <strong>“Millî”</strong> bir eğitim gördük, öğrenim değil. Hayatta işimize yarayacak meslekî bilgileri ya da eleştirel bir bakışı öğrenmedik <strong>“millî”</strong> okullarda. <strong>“Varlığımızı Türk varlığına armağan etmek”</strong> için eğitildik, eğilip büküldük.</p>
<p style="text-align: justify;">Liberallerin dilinden düşmeyen <strong>“Bireysel haklar ve özgürlükler”</strong> bizim gibi Kemalist çamaşırhanelerde yıkanmış beyinler için çok yeni. Türkiye’de yaşayan insanların ulus-devlet boyunduruğundan kurtulmasında önemli bir rol oynuyor liberaller. Biz de <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank">bu kitapta </a>liberalizmin temel tezleriyle uyumlu, bu fikir akımına doğrudan ya da dolaylı destek veren makaleleri birleştirdik. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank">Buradan indirin.</a> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Liberalizmin Kara Kitabı</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-10169" title="liberalizmin_kara_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_pt.jpg" alt="" width="123" height="173" /></span></strong></a>Liberalizm asırlardır bir çok aşamalardan geçmiş, tarihi olaylarla kendisini imtihan etmiş bir düşünce geleneği. Değişmiş yanları var ama sabitleri de var. Bu sabitlerin içinde <strong>liberalizmin tehlikeli yönleri</strong> hatta <strong>YIKICI UNSURLARI</strong> da var. Bunları ortaya çıkarmak için “doğru” soruları sormak ve liberal perspektifte kalarak yanıt aramak gerekiyor… Büyük bir kısmı bu gelenekten olan düşünürlerin fikirlerinden istifade ederek <strong>liberalizmin kusurlarını</strong> ele alıyoruz bu kara kitapta: Adam Smith, Mandeville, John Stuart Mill, Hayek, Friedman, Röpke, Immanuel Kant, Alexis de Tocqville, John Rawls, Popper, Berlin, Mises, Rothbard ve Türkiye’de Mustafa Akyol, Atilla Yayla, Mustafa Erdoğan… Liberallere, liberalimsilere ve anti-liberallere duyurulur. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a> </p>
<p> </p>
<p><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/kapitalizm_kara_sevdam.pdf" target="_blank">Ey Kapitalizm! Kara Sevdam! / Charles Allen Scarboro</a></strong></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/kapitalizm_kara_sevdam.pdf" target="_blank"><img class="alignright size-medium wp-image-21167" title="kapitalizm_kara_sevdam" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/kapitalizm_kara_sevdam-161x300.jpg" alt="" width="148" height="255" /></a>Ne gariptir ki Türkiye’de hemen her kesimden insanı kolaylıkla birleştirebilen bir slogan var: <strong><em>“Kapitalizme Hayır!”</em></strong><em>.</em> İslâmcı, komünist, ülkücü, Kemalist… Yürüyüşler yapıyorlar. Seminerler düzenliyorlar. <strong><em>“Küresel sermayeye geçit yok!” </em></strong>. İşçilerin sömürülmesinden Afrika’daki açlığa, ortadoğudaki petrol savaşlarından dünyanın kirlenmesine kadar her taşın altından çıkan bir düşman bu. İyi ile kötü arasında bir çizgi çekmek, kötüleri “öteki tarafta” bırakmak… O kadar kolay mı?</p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>“Ah keşke her şey o kadar basit olsaydı. Bütün kötülükleri içi kararmış birileri yapsaydı ve bütün mesele onları bulup yok etmekten ibaret olsaydı. Ne var ki </em><strong><em>İyi</em></strong><em> ile </em><strong><em>Kötü</em></strong><em> arasındaki çizgi her insanın kalbinden geçiyor. Kim kendi kalbinin bir parçasını yok etmek ister?” </em><em>(Soljenitsin)</em></p>
<p>Okuyacağınız bu kitap insanların para ile, tüketim ile kurdukları ilişkiye ışık tutuyor. Charles Allen Scarboro’nun Karl Marx ve Max Weber’in fikirlerinden de isitifade ederek hazırladığı özgün bir çalışma. Scarboro İstanbul’da yaşayan bir Amerikalı. Akademik birikiminin yanı sıra kapitalizmin anavatanından gelmesi, <strong>“içimizde yaşayan bir öteki”</strong> olması bu kitaba ayrı bir lezzet katıyor.  <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/kapitalizm_kara_sevdam.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/05/16/liberalizme-veda-ederken/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/05/16/liberalizme-veda-ederken/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Devrim her şeyi çözer mi?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/05/15/devrim-her-seyi-cozer-mi/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/05/15/devrim-her-seyi-cozer-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 May 2012 11:56:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tahsin K.</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Komünizm]]></category>

		<category><![CDATA[Marx]]></category>

		<category><![CDATA[Marxizm]]></category>

		<category><![CDATA[Sosyalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Solu]]></category>

		<category><![CDATA[devrim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21930</guid>
		<description><![CDATA[
&#8220;Biz, eskiden her şeyi devrimle çözeceğimizi söylerdik. ‘Şu sorun var&#8217; dediklerinde, ‘Sen merak etme devrim yapacağız, o sorun da o zaman halledilir&#8217; derdik. Her şeyi ertelemektir bu! Bizde sol hâlâ bu hatanın içinde.&#8221; TAMAMI
 
Bu konuda e-kitap okumak için…
 
Türk solu iktidar olur mu? 
Kendini « sol » olarak tarif eden hareketler hiç olmadıkları kadar zayıf ve bölünmüş bir tablo [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/06/turk_solu_devrim_marx_aaa-6.jpg"></a></em></p>
<blockquote><p><em>&#8220;Biz, eskiden her şeyi devrimle çözeceğimizi söylerdik. ‘Şu sorun var&#8217; dediklerinde, ‘Sen merak etme devrim yapacağız, o sorun da o zaman halledilir&#8217; derdik. Her şeyi ertelemektir bu! Bizde sol hâlâ bu hatanın içinde.&#8221; </em><a href="http://taraf.com.tr/haber/gunahlarimiz-az-degil.htm" target="_blank"><em>TAMAMI</em></a></p></blockquote>
<p> </p>
<p>Bu konuda e-kitap okumak için…<br />
 </p>
<p><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/turk_solu_iktidar_olur_mu.pdf" target="_blank"><strong>Türk solu iktidar olur mu?</strong></a></span><span style="color: #0000ff;"><strong> </strong></span></p>
<p class="entry" style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/turk_solu_iktidar_olur_mu.pdf" target="_blank"><strong><img class="alignright size-medium wp-image-21200" title="turk_solu_iktidar_olur_mu" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/turk_solu_iktidar_olur_mu-215x300.jpg" alt="" width="104" height="128" /></strong></a>Kendini « sol » olarak tarif eden hareketler hiç olmadıkları kadar zayıf ve bölünmüş bir tablo çiziyorlar bugün.  Türk Solu Dergisi’nin ırkçı söylemlerinden CHP’nin darbe çağrılarına uzanan bir kafa karışıklığı hakim. Muhalefet boşluğunun müzmin bir hastalığa dönüştüğü şu dönemde Türk solu bu boşluğa talip olabilir mi? Daha önce <a href="http://www.derindusunce.org/category/dikkat-kitap/"><span style="color: #0066cc;">Dikkat Kitap</span></a> kategorisinde yayınladığımız <a href="http://www.derindusunce.org/img/pozitivizm_derin_dusunce_org.pdf"><span style="color: #0066cc;">Pozitivizm Eleştirisi</span></a> gibi bu kitap da Türkiye’deki sola tarafsız bakan bir çalışma. İyimser görüşler kadar geçmişe dönük ağır eleştiriler de var. İlginize sunduğumuz 82 sayfalık bu kitap Türkiye’deki “sol” grupların sorgulamalarına, projelerine ışık tutmak amacıyla derlenmiş makalelerden oluşuyor. Kitabı <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/turk_solu_iktidar_olur_mu.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><strong>buradan indirebilir</strong></span> </a>ve paylaşabilirsiniz. Ele alınan başlıca konular: <em>Solda özgürlükçü hareketler, 68 Kuşağı, Devrimci sol, Kemalizm, ulusalcı sol akımlar, Sol ve İslâm, Cumhuriyet Gazetesi</em>.</p>
<p class="entry" style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/marx.pdf" target="_blank"><img class="alignright size-medium wp-image-18312" title="marx-kapak" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/08/marx-kapak.bmp" alt="" width="89" height="128" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/marx.pdf" target="_blank">Derin <strong>MAЯҖ</strong></a></strong></p>
<p>Etrafınızda “ben solcuyum” diyen kaç kişi var? Birgün Ya da Cumhuriyet Gazetesi, Türk Solu Dergisi okuyan? Yürüyüşlerde Marx, Lenin, Deniz Gezmiş ve Atatürk posterlerini yanyana taşıyan kişileri tanıyor musunuz? İşçi sendikalarında aktif rol oynayan dostlarınız var mı? Bu insanlar hasretle beklediğimiz sol muhalefeti kuramadılar bir türlü. Neden? </p>
<p> Marxist ve Marxçı (Marx’a dair ama marxist olmayan) miras ile yüzleşmedi Türk solcuları. Oysa Marx anlaşılmadan hiç bir sol projenin anlaşılmasına da imkân yok.  Leninist, Stalinist, Maoist… Hatta Kuzey Avrupa’nın sosyal demokrat modellerini de çözemezsiniz. Marx’ın bıraktığı yerden devam edenleri anlamak için de gerekli bu okuma; dünya soluna bugünkü şeklini veren düşünürleri anlamak için: Rosa Luxemburg, Ernst Thälmann, Georg Lukács, Max Adler, Karl Renner, Otto Bauer, Walter Benjamin, Jürgen Habermas,… <a href="http://www.derindusunce.org/img/marx.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/05/15/devrim-her-seyi-cozer-mi/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/05/15/devrim-her-seyi-cozer-mi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kürt kimliği daha ne kadar sömürülebilir?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/05/14/kurt-kimligi-daha-ne-kadar-somurulebilir/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/05/14/kurt-kimligi-daha-ne-kadar-somurulebilir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 May 2012 21:53:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Berivan K.</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[BDP]]></category>

		<category><![CDATA[KCK]]></category>

		<category><![CDATA[Kürtler]]></category>

		<category><![CDATA[PKK]]></category>

		<category><![CDATA[Ulusalcılık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21926</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;BDP Kadın Meclisi&#8217;nin, Diyarbakır ve Ankara&#8217;da teröristbaşı Öcalan için düzenlemek istediği programı, valilik yasakladığı için polis eyleme izin vermedi. Yasağa rağmen Diyarbakır&#8217;da yürüyüş düzenleyeceğini belirten BDP ise yeterli kalabalığı toplayamaması üzerine yürüyüşte ısrar etmedi.BDP, bir hafta önce açıkladığı ‘Öcalan&#8217;a özgürlük için oturma nöbeti&#8217; eylemini, İçişleri Bakanlığı, demokratik çözüm çadırlarındaki eylemleri hatırlatarak yasaklamıştı. Bakanlığın açıklamasına rağmen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/05/bdp-pkk-kurtsuz_kurt_hareketi.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-21928" title="bdp-pkk-kurtsuz_kurt_hareketi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/05/bdp-pkk-kurtsuz_kurt_hareketi.jpg" alt="" width="220" height="284" /></a>&#8220;BDP Kadın Meclisi&#8217;nin, Diyarbakır ve Ankara&#8217;da teröristbaşı Öcalan için düzenlemek istediği programı, valilik yasakladığı için polis eyleme izin vermedi. Yasağa rağmen Diyarbakır&#8217;da yürüyüş düzenleyeceğini belirten BDP ise yeterli kalabalığı toplayamaması üzerine yürüyüşte ısrar etmedi.</em><em>BDP, bir hafta önce açıkladığı ‘Öcalan&#8217;a özgürlük için oturma nöbeti&#8217; eylemini, İçişleri Bakanlığı, demokratik çözüm çadırlarındaki eylemleri hatırlatarak yasaklamıştı. Bakanlığın açıklamasına rağmen yürüyeceğini belirten BDP&#8217;lilere, Diyarbakır ve Ankara&#8217;da polis izin vermedi. BDP ise Diyarbakır&#8217;ın Bağlar ilçesindeki Özgür Yurttaş Derneği&#8217;nin önünden, Batıkent&#8217;e kadar yürüdükten sonra özgürlük nöbeti tutacağını belirtti.&#8221;</p>
<p></em><a href="http://www.timeturk.com/tr/2012/05/14/apo-eylemine-halk-ragbet-gostermeyince.html" target="_blank">TAMAMI</a> </p></blockquote>
<p><em></em></p>
<p> </p>
<p>&#8230; Bu konuda e-kitap okumak için&#8230;</p>
<p><strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulusalci_kurtler.pdf" target="_blank">Asimilasyon ile Şiddet Kıskacında Ulusalcı Kürtler</a></strong></p>
<div class="entry">
<p><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulusalci_kurtler.pdf" target="_blank"></a>Süleyman Nazif (1870-1927) <strong>Batarya ile Ateş</strong> adlı kitabında şöyle diyordu:</p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>“Benim dinim kinimdir… Irkına, vatanına, tarihine ihanet etmiş olan insanların ve milletlerin hiçbirini unutma Türkoğlu! Unutma ve affetme!”</em></p>
<p>Büyük travmalar, katliamlar ve yok edilme korkusu yaşayan toplumlar geçmişten ders çıkarırken <strong>affetmek</strong> ile <strong>acıları unutmak</strong> arasında fark göremiyorlar. (Bkz. <a title="Permanent Link to PKK'lıları affetmek" href="http://www.derindusunce.org/2007/12/03/pkklilari-affetmek/">PKK’lıları affetmek</a>)</p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulusalci_kurtler.pdf" target="_blank"><img class="alignright size-medium wp-image-18718" title="kapak_kucuk__ulusalci_kurtler" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/09/kapak_kucuk__ulusalci_kurtler-206x300.jpg" alt="" width="129" height="193" /></a>Etnik kökenimiz benliğimizin bir parçası, rengarenk insanlığımızın gerçek bir rengi. Ancak bu renk üzerinden yapılan bir baskı, bu renk “yüzünden” çekilen büyük bir acı sonucu diğer bütün renkler silinebiliyor. Bir başka deyişle <strong>IZDIRAPLAR ÜZERİNE YAPAY BİR KİMLİK İNŞA EDİLİYOR</strong>. Bir halka yapılabilecek en büyük kötülük bu belki de. Sadece Türk ya da sadece Kürt olmaya mahkûm edilen insanlar giderek insanlıklarını perdeliyorlar. Böylesi halklar ırkçılığa, her türlü şiddet çağrısına kucak açıyorlar. Zira duydukları kin ve nefret onları bıçak gibi bilerken bir yandan da tektipleşiyor, şeyleşiyor.</p>
<p>Bu korkunç dönüşümü Yahudilerde ve Avrupalı Ermenilerde görmek mümkün. Balkanlarda, Kafkaslarda <strong>Türk</strong> ya da <strong>Çerkes</strong> olma “suçundan” dolayı bizden önceki kuşaklar da bu şekilde eziyet gördüler. Ölenler bir kez ölürken hayatta kalanlar aşağılanma duygusuyla hergün öldü. Peki ya Kürtler?</p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>“…PKK destekçisi Kürtler adeta hızla koşan bir adamın bir cam panele çarpıp yere yığılma duygusunu tekrar tekrar yaşayacaklar. Camın öbür tarafını görecekler ve camın öbür tarafında akan hayatı gözlemleyebilecekler, belki bedenen o hayatın içinde olacaklar ama ruhen hiçbir zaman o camın öbür tarafına geçemeyecekler. Hiçbir zaman kendilerini camın öbür tarafına akan hayatın parçası hissedemeyecekler…” </em></p>
<p>Böyle diyordu Emre Uslu. Haklıydı. Sadece Kürt olmak istedikçe Kürtlüğünü kaybeden bir kuşak yetişiyor. Tıpkı Türk ulusalcıları gibi geçmişten, gelecekten hatta kendi gölgesinden bile korkan bu insanlar şiddet için şiddet isteyen örgütlerin, partilerin elinde istenen her şekli almaya hazırlar.</p>
<p>Kürt aydınları kadar Türk aydınlarına da büyük iş düşüyor. İnsan olmadan “Türk” ya da “Kürt” olmanın imkânsızlığını halklarına anlatmak. Okuyacağınız bu kitap aydınların dikkatini tam da bu noktaya çekmek için hazırlandı: Asimilasyon  ile şiddet kıskacı içindeki Kürt halkına… <a href="http://www.derindusunce.org/img/ulusalci_kurtler.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirebilirsiniz.</strong></a> </p>
<p> </p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank">Türkiye bölünür mü?</a></strong></p>
<p><em><a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><img class="alignright" title="tr_bolunurmu" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/01/tr_bolunurmu-195x300.jpg" alt="" width="136" height="195" /></a>“Bebek katili! Vatan haini!…”</em> PKK terörünü lanetliyoruz ama devlet eliyle işlenen suçlara karşı daha bir toleranslıyız nedense.</p>
<div class="entry">
<p> <em>“<strong>Kürtler ve Türkler kardeştir”</strong></em> diyenlerin kaçı <strong>“sen benim karde<em>ş</em>imsin”</strong> demeyi biliyor Zaza, Sorani, Kurmanci dillerinde? Ülkemizin terör sorunu ne PKK ne de Kürt kimliğiyle sınırlanamayacak kadar dallandı, budaklandı. Bazı temel soruları yeniden masaya yatırmak gerekiyor:</p>
<ul>
<li>Kürtler ne istiyor?</li>
<li>Türkiye’nin bütünlüğü silahla mı korunur?</li>
<li>İspanya ve Kanada etnik ayrılıkçılıkla nasıl mücadele etti?</li>
<li>PKK ile mücadelede ne gibi hatalar yapıldı?</li>
<li>Bir federasyon çözüm olabilir mi?</li>
<li>İslâm ne kadar birleştirici olabilir Kürt ve Türk milliyetçiliği karşısında?</li>
</ul>
<p>Töre cinayetlerinden Kuzey Irak’a bölücü terörle ilgili bir çok konuyu ele aldığımız 267  sayfalık bu kitabı ilginize sunuyoruz. <a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirin.</strong></a></div>
</div>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/05/14/kurt-kimligi-daha-ne-kadar-somurulebilir/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/05/14/kurt-kimligi-daha-ne-kadar-somurulebilir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Dinler arası diyalog: Maymunizm ve İslâm</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/05/14/dinler-arasi-diyalog-maymunizm-ve-islam-2/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/05/14/dinler-arasi-diyalog-maymunizm-ve-islam-2/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 May 2012 16:00:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Katrin Baskiotis</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Evrim]]></category>

		<category><![CDATA[Pozitivizm]]></category>

		<category><![CDATA[bilimcilik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21376</guid>
		<description><![CDATA[ 
Maymunist imanla nereye kadar?
Evrim ve Big Bang gibi konular genellikle sağlıklı biçimde tartışılmaz. İdeoloji ve inançlar, felsefî tercihler bilim-SELLİK maskesiyle çıkar karşımıza. Özellikle evrim tartışmaları “filanca solucanın bölünmesi” veya falanca Amerikalı biyoloji uzmanının deneyleri etrafında döner ve bir türlü maskeler inmez. Madde ve o Madde’ye yüklenen Mânâ maskelenir.
Oysa perde arkasında tartışılan başkadır. İnsan’a, Hayat’a dair [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"> <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/04/1641.jpg"><img class="size-full wp-image-21381 aligncenter" title="1641" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/04/1641.jpg" alt="" width="500" height="265" /></a></p>
<p><strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/maymunist.pdf" target="_blank">Maymunist imanla nereye kadar?</a><img class="alignright" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/maymunist_kitap-200x300.jpg" alt="" width="168" height="225" /></strong></p>
<p><strong><em>Evrim</em></strong> ve <strong><em>Big Bang</em></strong> gibi konular genellikle sağlıklı biçimde tartışılmaz. İdeoloji ve inançlar, felsefî tercihler bilim-SELLİK maskesiyle çıkar karşımıza. Özellikle evrim tartışmaları <strong><em>“filanca solucanın bölünmesi”</em></strong> veya falanca Amerikalı biyoloji uzmanının deneyleri etrafında döner ve bir türlü maskeler inmez. Madde ve o Madde’ye yüklenen Mânâ maskelenir.</p>
<p>Oysa perde arkasında tartışılan başkadır. İnsan’a, Hayat’a dair temel kavramlardır. Sadece et ve kemikten mi ibaretiz? Yokluktan gelen ve ölümle yokluğa giden, çok zeki de olsa SADECE VE SADECE bir maymun türü müdür insan? <strong>BİLİM DIŞINDA</strong> bir insanlık yoksa, <strong>Aşk</strong> yoksa, <strong>Sanat</strong> yoksa, <strong>Güzellik</strong> yoksa ve <strong>Adalet</strong> yoksa <strong>Hayat</strong>‘ın anlamı nedir? <strong>Aşık olmak</strong> hormonal bir abartıysa, <strong>iyilik</strong> enayilikse, neden birbirimizin gırtlağına sarılmıyoruz ekmeğini almak için? Neden bir çocuğa tecavüz edilmesi midemizi bulandırıyor ve neden fakir bir insana yardım etmek istiyoruz?</p>
<p>Taj Mahal’in, Ayasofya’nın, Notre Dame de Paris’nin değeri bir arı kovanı veya termit yuvasına eşdeğer ise, Mesnevî boşuna yazıldı ise neden Hitler’i lanetliyoruz ve neden Filistin’de can veren bebeklere üzülüyoruz?</p>
<p>Maymun olmanın (veya kendini öyle sanmanın) <strong>BİLİM DIŞINDA</strong>, psikolojik, siyasî, ahlâkî, hukukî öyle ağır sonuçları var ki…</p>
<p>İşte geçtiğimiz ay bu maskelerin düştüğü, kartların açık oynandığı çok kaliteli iki tartışmaya tanık olduk. İki makale işaret fişeği görevi yaptı. Sağolsun bir çok değerli okurumuz yüzden fazla yorumla konuyu DERİNLEMESİNE tartıştı. Derinlemesine diyoruz çünkü Madde’nin arkasındaki Mânâ bu kez gerçekten masaya yatırıldı. Evrim senaryosunu kabul etmenin etik ve siyasî neticeleri hatta <strong>evrimciliğin etimolojik değeri</strong> bile konuşuldu.</p>
<p>Biz de bu sebeple söz konusu iki tartışmayı 116 sayfalık bu kitapta topladık. <a href="http://www.derindusunce.org/img/maymunist.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a></p>
<p>(Ayrıca konuyla ilgili okurlarımız <a href="http://www.derindusunce.org/img/pozitivizm_derin_dusunce_org.pdf" target="_blank"><strong>Bir pozitivizm eleştirisi </strong></a> isimli kitabımızdan da istifade edebilirler)</p>
<p> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/12/modern_put.pdf" target="_blank">Modern Bir Put: Bilim (Tartışma)<img class="alignright size-medium wp-image-19801" title="modern_put_bilim" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/12/modern_put_bilim.jpg" alt="" width="144" height="195" /></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bilimciler herşeyi parçaladıkları için mânâyı kaybediyorlar. Aşk’ı, Korku’yu, Sevinç’i hormonal “fenomenler” sanıyorlar. Hakikat’in tezahürü yok onlar için, sadece tezahür var. Sebebi? Eşya. Eşyanın sebebi? O da eşya(!) <strong>Biz buna “pozitivist iman” diyoruz.</strong> Çünkü pozitivistlerin bilimsellikle ilişkisi koptu. Bilimsellik değil bilimcilik peşindeler. Bilimi putlaştırdılar. Konuya eğilen yazarımız <a title="Mehmet Bahadır tarafından yazılan yazılar" href="http://www.derindusunce.org/author/mehmetbahadir/">Mehmet Bahadır</a> her zamanki nazik üslubuyla <strong>“kral çıplak”</strong> dedi… Dedi ve bir işaret fişeğini daha ateşledi. Sitede en çok yorum alan yazılardan biri oldu bu makale. Fakat sadece içeriği ve yorum sayısıyla değil, <strong>yapılan yorumların kalitesiyle de öne geçti bu çalışma</strong>. 100′den fazla yorum alan ve aylar süren ilginç bir tartışmaya vesile olan makaleyi altındaki yorumlarla beraber kitaplaştırdık, ilginize sunduk. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/12/modern_put.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/05/14/dinler-arasi-diyalog-maymunizm-ve-islam-2/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/05/14/dinler-arasi-diyalog-maymunizm-ve-islam-2/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Peygamber ocağı değil tımarhane (44)</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/05/14/peygamber-ocagi-degil-timarhane-44/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/05/14/peygamber-ocagi-degil-timarhane-44/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 May 2012 11:52:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tahsin K.</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Fahişelik]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Silahlı Kuvvetleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21922</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;&#8230; Şebeke elebaşı olduğu iddia edilen üniversite öğrencisi N.K.&#8217;nin evinde yapılan aramada, üsteğmen rütbesi bulunan askeri üniforma ve sahte bir üsteğmen kimlik kartı bulundu. N.K.&#8217;nin bilgisayarında da asker oldukları tahmin edilen kişilerin, kadınlarla ilişkiye girdikleri sırada çekilen görüntüler ve bazı fişleme kayıtları bulundu. N.K.&#8217;nin, şebekeyle bağlantılı subaylar yardımıyla askeri birliklere üsteğmen üniforması ve kimliğiyle rahatlıkla girip [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="padding-left: 30px;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/07/20090727_derin_dusunce_org_fahise_4.jpg"><em><img class="alignright size-full wp-image-5908" title="20090727_derin_dusunce_org_fahise_4" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/07/20090727_derin_dusunce_org_fahise_4.jpg" alt="" width="192" height="287" /></em></a><em>&#8220;&#8230; Şebeke elebaşı olduğu iddia edilen üniversite öğrencisi N.K.&#8217;nin evinde yapılan aramada, üsteğmen rütbesi bulunan askeri üniforma ve sahte bir üsteğmen kimlik kartı bulundu. N.K.&#8217;nin bilgisayarında da asker oldukları tahmin edilen kişilerin, kadınlarla ilişkiye girdikleri sırada çekilen görüntüler ve bazı fişleme kayıtları bulundu. N.K.&#8217;nin, şebekeyle bağlantılı subaylar yardımıyla askeri birliklere üsteğmen üniforması ve kimliğiyle rahatlıkla girip çıktığı belirlendi. Olayla ilgili soruşturma sürerken şüphelilerin evlerinde ele geçirilen askeri bilgilerin incelenmeye alındığı, bu belgelerin casusluk faaliyetleri çerçevesinde satılıp satılmadığı &#8230;&#8221;</em> <a href="http://zaman.com.tr/haber.do?haberno=1285746&amp;title=fuhus-operasyonundan-kozmik-askeri-bilgiler-ve-fisleme-kayitlari-cikti" target="_blank">TAMAMI</a> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>… E-Kitap okumak için…</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank">Tarih şaşırmaktır</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-medium wp-image-13449" title="tarih_sasirmaktir" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir.jpg" alt="" width="109" height="141" /></a>Evet… Tarih şaşırmaktır. Atatürk’e şaşırmak, Kürtlere şaşırmak, Lozan’a şaşırmaktır. Geçmişe hayret edip bugüne eleştirel bakabilmek, yarını hazırlamaktır Tarih. Geçmişe değil geleceğe dönüktür amacı. Özetle siyasî bir propaganda aygıtı değildir. Gaz vermek, <strong>“Asker millet”</strong> üretmek, <strong>atalarımızla gurur duymak</strong> için tarih araştırılmaz. Eğer resmî tarihin beyin yıkamasından bıktıysanız bu kitap ilginizi çekecektir… <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirebilirsiniz.</strong></a><strong> </strong> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf"><img class="alignleft" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.jpg" alt="" width="106" height="168" /><strong>Kendi ülkesini işgal eden ordu</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;">Hiç bir yeri işgal edemeyen ordular kendi ülkelerini işgal ederler. Çünkü bir ordunun ayakta durması için insan emeği ve maddî destek gereklidir. Beceriksiz ordular disiplinsiz olduklarından <strong>YABANCI</strong> <strong>DÜŞMAN </strong>ile savaşamazlar. Kolayca yenebilecekleri <strong>İÇ DÜŞMANLAR</strong> uydururlar ve bu bahane ile kendi ülkelerini işgal ederler. Başbakan asarlar. Milletvekillerini hapse atarlar. Korumakla yükümlü oldukları halkı işkenceler altında inletirler.  İşgalciler kimseye hesap vermezler. Halkın isyan etmesine engel olmak için <strong><em>“etrafımız düşmanla çevrili”</em></strong> diyerek  <strong>KORKU PROPAGANDASI</strong> yaparlar. Eleştirilerden uzak kalmak için farklı inançlardan ve kültürlerden olan insanların birbirine düşman olması da bu eşkiyaların işine gelir. Bu sebeple terörü destekleyebilir hatta teröristlere silah ve para yardımında bulunabilirler. Okuyacağınız kitap kendi ülkesini işgal etmiş bir ordunun kısa tarihidir. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirebilirsiniz.</strong></a> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/zorunlu-askerlik.pdf" target="_blank"><strong>Z<span style="color: #0000ff;">orunlu Askerlik Gerekli mi? (Tartışma)</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/zorunlu-askerlik.pdf" target="_blank"><em><img class="alignleft" title="zorunlu_askerlik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/01/zorunlu_askerlik.bmp" alt="" width="102" height="142" /></em></a>Zorunlu Askerlik bir çok insanımız için bir görev ama aynı zamanda bir çile. Ülkemizi savunmanın daha akıllıca bir yolu yok mu? Bu konuyu yaklaşık bir yıl boyunca tartıştık. Üç makale işaret fişeği görevi yaptı. Yüzlerce okurumuz değişik önerilerde bulundu. Kimileri “aman dokunmayın, böyle çok iyi” derken askerliğini yapmış olan arkadaşlar tecrübelerini paylaştı. Evet, belki de ilk defa bu konu gerçekten muhatabı olanlara yani Türkiye’nin vatandaşlarına soruluyor. <strong>Zorunlu askerlik gerekli mi?</strong> Bir yıllık kolektif çalışmanın ürünü olan bu 276 sayfalık kitap konuyla ilgili herkes için birinci elden bir bilgi kaynağı. <em><a href="http://www.derindusunce.org/img/zorunlu-askerlik.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz</a>. </em></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/05/14/peygamber-ocagi-degil-timarhane-44/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/05/14/peygamber-ocagi-degil-timarhane-44/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kemalizmin Zararları (17): Yurtta Barış Dünyada Barış, Partide Yumruk!</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/05/14/kemalizmin-zararlari-17-yurtta-baris-dunyada-baris-partide-yumruk/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/05/14/kemalizmin-zararlari-17-yurtta-baris-dunyada-baris-partide-yumruk/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 May 2012 08:04:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Korsan Mahyacı Kâmil</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[CHP]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Solu]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<category><![CDATA[şiddet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21917</guid>
		<description><![CDATA[

 
&#8220;&#8230; CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin&#8217;in görevinden istifasının ardından gözlerin çevrildiği kritik İstanbul İl Kongresi&#8217;nde CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu&#8217;nun tansiyonu düşüren açıklaması ve parti içi birlik vurgusuna rağmen yumruklar konuştu. Kürsüde İl Başkanı Oğuz Kaan Salıcı&#8217;yı eleştiren delege Bülent Kerimoğlu&#8217;na tepki gösteren bazı delegeler kürsüye yürüdü. Görevliler kürsü önündeki yumruklu kavgaya engel olamadı &#8230;&#8221;  [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/05/chp_kemalizm_yumruk.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-21918" title="chp_kemalizm_yumruk" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/05/chp_kemalizm_yumruk.jpg" alt="" width="253" height="320" /></a></em></p>
<p><em></em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>&#8220;&#8230; CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin&#8217;in görevinden istifasının ardından gözlerin çevrildiği kritik İstanbul İl Kongresi&#8217;nde CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu&#8217;nun tansiyonu düşüren açıklaması ve parti içi birlik vurgusuna rağmen yumruklar konuştu. Kürsüde İl Başkanı Oğuz Kaan Salıcı&#8217;yı eleştiren delege Bülent Kerimoğlu&#8217;na tepki gösteren bazı delegeler kürsüye yürüdü. Görevliler kürsü önündeki yumruklu kavgaya engel olamadı &#8230;&#8221;</em>  <a href="http://www.taraf.com.tr/haber/chp-bildiginiz-gibi.htm" target="_blank">TAMAMI</a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/05/14/kemalizmin-zararlari-17-yurtta-baris-dunyada-baris-partide-yumruk/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/05/14/kemalizmin-zararlari-17-yurtta-baris-dunyada-baris-partide-yumruk/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Orman&#8217;ın sesi güzeldir</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/05/14/ormanin-sesi-guzeldir/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/05/14/ormanin-sesi-guzeldir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 May 2012 03:12:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tavit Kilimciyan</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Tabiat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21624</guid>
		<description><![CDATA[
Share on Facebook]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><iframe width="200" height="131" src="http://www.youtube.com/embed/zdLAhbsC9oM" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/05/14/ormanin-sesi-guzeldir/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/05/14/ormanin-sesi-guzeldir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Son 30 günde en çok paylaşılanlar</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/05/13/son-30-gunde-en-cok-paylasilanlar-21/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/05/13/son-30-gunde-en-cok-paylasilanlar-21/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 May 2012 17:15:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editörden</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Site İstatistikleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21913</guid>
		<description><![CDATA[
Anti-Kapitalist Müslümanlar cahil ve aptal değiller!
Devlet, din, dindar bir de kindar! 
Az yemek, az uyumak ve az konuşmak
Bu kez kendimizden özür dilesek?
Baharın istiğfarı
Baştan alalım: Muhafazakâr kimdir ve sanat nedir?
Kaliteli Ateizmin Faydaları ve Sartre(1)
Türkiye Suriye&#8217;nin Amr Bin Âs&#8217;ı mı olacak?

Share on Facebook]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<ol>
<li><a href="http://www.derindusunce.org/2012/05/07/islam%e2%80%99a-protez-takmaya-kalkan-anti-kapitalist-muslumanlar-cahil-ve-aptal-degiller/">Anti-Kapitalist Müslümanlar cahil ve aptal değiller!</a></li>
<li><a href="http://www.derindusunce.org/2012/04/17/devlet-din-dindar-bir-de-kindar/">Devlet, din, dindar bir de kindar! </a></li>
<li><a href="http://www.derindusunce.org/2012/04/13/az-yemek-az-uyumak-ve-az-konusmak/">Az yemek, az uyumak ve az konuşmak</a></li>
<li><a href="http://www.derindusunce.org/2012/04/22/bu-kez-kendimizden-ozur-dilesek/">Bu kez kendimizden özür dilesek?</a></li>
<li><a href="http://www.derindusunce.org/2012/04/24/baharin-istigfari/">Baharın istiğfarı</a></li>
<li><a href="http://www.derindusunce.org/2012/05/01/bastan-alalim-muhafazakar-kimdir-ve-sanat-nedir/">Baştan alalım: Muhafazakâr kimdir ve sanat nedir?</a></li>
<li><a href="http://www.derindusunce.org/2012/04/29/kaliteli-ateizmin-faydalari-ve-sartre1/">Kaliteli Ateizmin Faydaları ve Sartre(1)</a></li>
<li><a href="http://www.derindusunce.org/2012/04/18/turkiye-suriyenin-amr-bin-asi-mi-olacak/">Türkiye Suriye&#8217;nin Amr Bin Âs&#8217;ı mı olacak?</a></li>
</ol>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/05/13/son-30-gunde-en-cok-paylasilanlar-21/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/05/13/son-30-gunde-en-cok-paylasilanlar-21/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Gidiyorum Bu / AH Muhsin Ünlü</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/05/13/gidiyorum-bu-ah-muhsin-unlu/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/05/13/gidiyorum-bu-ah-muhsin-unlu/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 May 2012 11:00:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafacan Özdemir</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kitap Tanıtımı]]></category>

		<category><![CDATA[Sanat]]></category>

		<category><![CDATA[şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21910</guid>
		<description><![CDATA[Bazı şiirler vardır size ‘‘ne güzel yazmış ne güzel cümlelere dökmüş düşündüklerimi&#8221; dedirtir. Bazı şiirler vardır size ‘‘ne güzel yazmış benim bu zamana kadar düşünmediklerimi&#8221; dedirtir. Bazı şiirler ise sizin hakkında cümle kurma yetinize makul oranları aşar seviyede sekteye uğratır. Okuyunca afallarsınız, şöyle bir ne bu ya diye iç geçirirsiniz ve topluluk içindeyseniz hiç çaktırmadan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/05/gidiyorum_bu_ah_muhsin_unlu.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-21911" title="gidiyorum_bu_ah_muhsin_unlu" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/05/gidiyorum_bu_ah_muhsin_unlu.jpg" alt="" width="191" height="284" /></a>Bazı şiirler vardır size ‘‘ne güzel yazmış ne güzel cümlelere dökmüş düşündüklerimi&#8221; dedirtir. Bazı şiirler vardır size ‘‘ne güzel yazmış benim bu zamana kadar düşünmediklerimi&#8221; dedirtir. Bazı şiirler ise sizin hakkında cümle kurma yetinize makul oranları aşar seviyede sekteye uğratır. Okuyunca afallarsınız, şöyle bir ne bu ya diye iç geçirirsiniz ve topluluk içindeyseniz hiç çaktırmadan muzipçe gülüp ne kadar iyi anlattığını anladığınızı etrafa göstermeye çalışırsınız.</p>
<p> Olağan günlerden farksız bir şekilde yine 97T beklerken durakta tüm günün sıkıntısı, yorgunluğu, öfkesi ve eve dönüş mutluluğuyla birlikte elimdeki kitabın beni bu kadar etkileyeceğini hiç düşünmemiştim. Kendi çabalarımla geçte olsa keşfettiğim yazarın benim gibi daha doğrusu hemen her doğu medeniyeti mensubu gibi ortalama şiir sever, okur fakat sık sık yazar birini bu denli kendisine başucu kitabı yapacağını <span id="more-21910"></span>aklıma hiç getirmemiştim.</p>
<p> Dırırım sesiyle geçiş iznini aldıktan sonra her zamanki gibi ilk duraktan binmenin konforuyla gittim orta kapının hizasında önü boş olan koltuğa oturdum elimi cam kenarındaki çıkıntıya koydum ve sayfaları çevirmeye başladım. Ruh halime ses veriyordu sanki:</p>
<p><em>Bütün eve dönmek isteyenlere&#8230;</em></p>
<p><em> Güldüm, devam ettim:</em></p>
<p><em> Bu sabah saat yedi buçukta uyandım.</em></p>
<p><em>Kahvaltı ettim.</em></p>
<p><em>İşe gittim.</em></p>
<p><em>Çalıştım.</em></p>
<p><em>Öğle tatilinde öğle yemeğimi yedim.</em></p>
<p><em>Çalıştım.</em></p>
<p><em>Saat on yedide günlük çalışma süremi tamamladım.</em></p>
<p><em>Eve geldim.</em></p>
<p><em>Kitap okudum.</em></p>
<p><em>Şiir kurdum.</em></p>
<p><em>Geldi uykum</em></p>
<p><em>Biraz sonra uyuyacağım.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>-m&#8217;ler yarım kafiye.</em></p>
<p> Benzerleri vardı böyle şiirlerin ve böyle yazarların diye düşündüm. Aklımdan hemen her şey zaten yazılmış, söylenmiş diye geçirdim. Haksızlık ettiğimi hissettim ve devam ettim. Okudukça daha az anlamaya başladığım şiirler geldi ve oyuna döndü sıkıcı otobüs yolculuğunda. Her okuduğumu düşünüp anlamaya çalıştım, buldukça sevindim, sevindikçe güldüm. Yanıma oturan bir başka öğrenci kız da anladığım kadarıyla okumaya başlamıştı benimle ve ben güldükçe gülüyordu güldüğüme. Kızmadım, okudum:</p>
<p><em> Kediler raflara düşüyor baba!</em></p>
<p><em>Kabr üşüyor, damar paslı, koma lütufkar</em></p>
<p><em>Ki tedbir dahi kemik ve mutlaka kar</em></p>
<p><em>Yağıyor, kiltleniyor bana bir terzi.</em></p>
<p><em>Seviyorum çölde çana gerek yok, mersi.</em></p>
<p><em>Zift çözülmüş baba derim sıyrılıyor bu taşra</em></p>
<p><em>Çok aşık bir polis geçse, vakit daralsa</em></p>
<p><em>Ağlamayın kediler</em></p>
<p><em>Zina</em></p>
<p><em>Sina</em></p>
<p><em>Si.</em></p>
<p>Çözmeye çalışıyorum şiiri, uğraşıyorum son nota olan si ile bitirmesi tesadüf olmamalı. Sina bir çöl ismi ve zina sevmekle ne kadar alakalı ? Yol gittikçe bitiyor, bitmesin, istemiyorum. Başımı kitaba gömüyorum, görmek istemiyorum, okuyorum:</p>
<p><em>Peki adına Ahmet dinsindi o zaman</em></p>
<p><em>Mosmorfin bir dul sonucu taşralara vursundur</em></p>
<p><em>Memurlar hep dağıldıkça teyzem olsundur</em></p>
<p><em>Kendi karımı bile katmadığım bir tirenler geçsindir.</em></p>
<p><em>‘Gülden sonra bayramı yapılacak tek çiçek&#8217;</em></p>
<p><em>Şüpheye bir şirk daha şerh eklenerek</em></p>
<p><em>İnanabiliyor musun Rüya benim de annem ölecek </em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Ve bir Tanpınar ağlamak&#8217;çün bizi seçsindir.</em></p>
<p><em>Kült hakikat gazeteye çalışmaz mı; olsundur</em></p>
<p><em>Bir şair film icabı beygirlere doysundur.</em></p>
<p><em>Allah hakkında bir fikir verirdir diye </em></p>
<p><em>O gün okula gelmeyen kızlar lojmanlara dolsundur.</em></p>
<p><em>Ve yine, o gün okula gelmeyen kızlar lojmanlara dolsundur.</em></p>
<p><em>Çünkü şimdi bir mimar tarihten ‘eş öldürerek&#8217; geçecek</em></p>
<p><em>Ne ilahi bir ağaç bu, şu ne seküler bir çiçek</em></p>
<p><em>Hangi gözlerine insem öbürü ‘-su&#8217; diyecek</em></p>
<p><em>Gönderdiğim toynaklar ayağına olsundur.</em></p>
<p> Biter bitmez ilk aklıma gelen o gün okula gitmeyen kızların başörtüsü nedeniyle okula gidemeyen kızlar olup olmadığıydı. Düşüncelerimle tek tek saygı duruşuna geçtim Ah Muhsin Ünlü adına. İlahi ağacın dallarından bir bir yeşeren seküler çiçekleri düşündüm. 28 Şubat tartışmalarının doruğa çıktığı dönemlerde hala başörtülü avukatların staj hakkını gasp eden baro başkanları geldi aklıma tüm ideolojileri budamak istedim.</p>
<p> Şiirle bir döneme tanık oldum kitap sayesinde bir kez daha ve en samimi halde ne kadar saklansa da fikirler ve hisler satır aralarına. Ah Muhsin Ünlü kendi tabiriyle bir bedende bulunan iki insandan biri. İnzivaya çekildi bir süredir, dönüşünü sabırsızlıkla bekliyoruz.</p>
<p> Kafamı gömdüğüm kitaptan kaldırdığımda son dönemece gelmiştik ve benim ‘‘Dur&#8221; demek gerekiyordu hem şoföre hem eylemsizliğe çok daha fazla maruz kalacağımı bildiğim olanlara.</p>
<p> </p>
<p>-çay evlerine gereken özeni gösterelim-<a name="_GoBack"></a> </p>
<p> </p>
<p>… Sanat üzerine e-kitap okumak için…</p>
<p> </p>
<p class="entry" style="text-align: justify;"><strong>  </strong><a title="Permanent Link to Baudolino (Umberto Eco)" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2008/12/17/baudolino-umberto-eco/"><span style="color: #0000ff;"><strong>Baudolino (Umberto Eco)</strong></span></a> <span style="color: #0000ff;"> </span><a title="Suzan Başarslan tarafından yazılan yazılar" href="http://www.derindusunce.org/author/suzanbasarslan/"><span style="color: #0066cc;">Suzan Başarslan</span></a></p>
<p class="entry" style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/Bir_roman_incelemesi_baudolino_suzan_basarslan.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-2644" title="20081216_derin_dusunce_org_baudolino_umberto_eco" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2008/12/20081216_derin_dusunce_org_baudolino_umberto_eco.jpg" alt="" width="123" height="175" /></span></a>Yazınsal bir yapıt, “basit bir obje değil, çok yönlü anlam ve ilişkilerle tabakalaşmış bir niteliğin çok yönlü organizasyonudur.”* Bu organizasyonun incelemesi de kendisi kadar zor bir organizasyonu gerektirir ki, bu yüzden bir yapıtın incelemesi adına günümüze değin, birçok kuram ve inceleme yöntemi geliştirilmiştir. Bu makalede Umberto Eco’nun yazdığı Baudolino adlı romanın incelemesi Gerard Genette’nin “Yapısal Metin İnceleme” yöntemine göre yapılacak ve yapıt, üç düzlemde incelenecektir. Bakış açısı, anlatıcı türü, ana düşünce, eserin yazılış tekniği, dil… gibi sorunlara da değinilecektir. İncelemede Şemsa Gezgin tarafından İtalyancadan Türkçeye 2003′te çevrilen Baudolino esas alınacak, tespit ve yorumlar çeviri yapıttan yola çıkılarak belirlenecek ve ifade edilecektir.  <a href="http://www.derindusunce.org/img/Bir_roman_incelemesi_baudolino_suzan_basarslan.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><strong>İncelemeyi kitap halinde indirmek için buraya tıklayın</strong></span></a></p>
<p> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/derin_goz.pdf" target="_blank">Derin Göz</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/derin_goz.jpg"></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/k_derin_goz.jpg"><em></em></a><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/ak_derin_goz.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/ak_derin_goz.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-11469" title="ak_derin_goz" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/ak_derin_goz.jpg" alt="" width="122" height="206" /></a></em></p>
<p style="text-align: justify;">  İnsan gözü daha verimli kullanılabilir mi? <strong>Aş, eş ve düşmanı gören Et-Göz’ün yanı sıra Hakikat’i görebilecek bir  Derin-Göz açılabilir mi? </strong>Sanatçı olmayan insanlar için kestirme bir yol belki de Sanat. Çukurların dibinden dağların zirvesine, Yeryüzü’nden Gökyüzü’ne…Sanat’a bakmak için çeşitli yapıtlardan, ressamlardan istifade ettik: Cézanne, Degas, Morisot,  Monet, Pissarro, Sisley, Renoir, Guillaumin, Manet, Caillebotte, Edward Hopper, William Turner,Francisco Goya, Paul Delaroche, Rogier van der Weyden, Andrea Mantegna , Cornelis Escher , William Degouve de Nuncques.</p>
<p style="text-align: justify;">Peki ya baktığımızı görmek, gördüğümüzü anlamak? Güzel’i sorgulamak için çağ ve coğrafya ayırmadık, aklımızı uyaracak hikmetli sözlere açtık kapımızı: Mevlânâ Hazretleri, Gazalî Hazretleri, Lao-Tzû, Albert Camus, Guy de Maupassant, Seneca,  Kant, Hegel, Eflatun, Plotinus, Bergson, Maslow, … <a href="http://www.derindusunce.org/img/derin_goz.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirebilirsiniz</strong></a>.</p>
<p> </p>
<p><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/02/cemile_bayraktar_siirlerim_oykulerim_.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-20883" title="cemile_bayraktar_siirlerim_oykulerim_" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/02/cemile_bayraktar_siirlerim_oykulerim_.jpg" alt="" width="140" height="195" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/02/cb_siirlerim_oykulerim_1.pdf" target="_blank">Şiirlerim, Öykülerim / Cemile Bayraktar</a></strong></p>
<p><strong>İnsan ya zevkten yazar ya dertten yazar</strong>. Ama insan bazen dertli olduğunu kendi bile bilmez, derdini ve zevkini kendi yazar ama farkında değildir, derdini de, şevkini de bazen kendi yazmamışçasına, yazdığından okur, insanın kendinde bilmediği yansımıştır yazıya, insan dertten yahut zevkten yazarken herkes kadar kendini okur. <strong>İnsan önce kendi için yazar. O vakit yazdığı aynası olur. </strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/02/cb_siirlerim_oykulerim_1.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a> </p>
<p> </p>
<p><strong>  </strong></p>
<p><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/ktk3_kapak.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-21223" title="ktk3_kapak" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/ktk3_kapak.jpg" alt="" width="137" height="186" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/kitap_tanitan_kitap_3.pdf" target="_blank">Kitap tanıtan kitap 3</a></strong></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/img/kitap_tanitan_kitap_3.pdf" target="_blank"></a>İnsanları birleştiren, engelleri ortadan kaldıran bir eylem yazmak<a href="http://www.derindusunce.org/img/kitap_tanitan_kitap_3.pdf" target="_blank"></a>… ve tabi okumak. Heinrich Böll, Sadık Yalsızuçanlar, Jean-Paul Sartre, Leyla İpekçi, Samuel Beckett, Peyami Safa, Immanuel Wallerstein, Marilyn Monroe veya Baudelaire… Farklı ülkelerde yaşamış, farklı kaygılarla yazmış olsalar da bütün yazarlar bir iz bırakmak, günü gelince başka insanlarca okunmak isterler. Evet… Yazmak vermektir. Kitap tanıtan kitaplarımızın üçüncüsünü ilginize sunuyoruz. <a href="http://www.derindusunce.org/img/kitap_tanitan_kitap_3.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/01/cb_siirler.pdf" target="_blank"><strong><img class="alignright size-medium wp-image-20440" title="cb_siirler" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/01/cb_siirler-203x300.jpg" alt="" width="124" height="183" />Söz yıkar şiir imar eder</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;">İncitmeden söylemek istersin ama söz incitir bazen. Ağlatmak istersin bazen ama söz ağlatmaz. Bazen sesini sözle duyurmak istersin ama duyulmaz. Bazen birsindir, bin olmak istersin söz yetmez. Sözün söz; kelimenin kelime olarak kaldığı anlar bazen yetmez, bazen tam aksine düşer, öyle zamanların sihri sadece şiirdir… Tahran’dan, Washington’a; Beyrut’tan, Tokyo’ya; İstanbul’dan Şam’a; Paris’ten Kazablanka’ya; Filistin’den Keşmir’e kadar uzatabilir kollarımızı şiir, tel örgülere, mayınlı topraklara, kırmızı çizgilere mahkûm etmeden beşeri, uzanır uzanabildiğince…<a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/01/cb_siirler.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/07/insansiz_sinema.pdf" target="_blank"><strong><img class="alignright" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/07/insansiz-sinema-172x300.jpg" alt="" width="109" height="162" />İnsan’sız Sinema Olur mu?</strong></a></p>
<p>Elinizdeki <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/07/insansiz_sinema.pdf" target="_blank">bu kitabı </a>Sinema’nın programlanmış ölümüne karşı bir direniş olarak görebilirsiniz. İnsan’dan vaz geçmeye yeltenen, Güzel’i, Sanat’ı,İnsan’ı kâr-zarar tablolarına sıkıştırmaya çalışan endüstriye “Hayır!” demenin nazik bir yolu. <strong>Sinema bütün “teknik” karmaşıklığına rağmen insansız olmaz. Sinema insanlar tarafından yine insanlar için yapılan bir sanattır. </strong></p>
<p>Derin Düşünce yazarları izledikleri 28 filmi anlattılar. İnsanca bir perspektiften, günlük hayatlarındaki, iç dünyalarındaki yansımalara yer vererek… İran’dan Arjantin’e, Fransa’dan Afganistan’a, Rusya’dan Türkiye’ye uzanan bir yolculukta, İnsan’dan İnsan’a… Umulur ki bu kitap Andrei Tarkovsky, Semih Kaplanoğlu, Mecid Mecidi, Nuri Bilge Ceylan ile buluşmanın farklı bir yolu olsun… <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/07/insansiz_sinema.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/06/oykuler_suzan_nur_basarslan.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-17786" title="oykuler_suzan_nur_basarslan" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/06/oykuler_suzan_nur_basarslan-204x300.jpg" alt="" width="111" height="171" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/2011/06/27/dikkat-kitap-oykuler-suzan-nur-basarslan/" target="_blank">Öyküler (Suzan Nur Başarslan) </a></strong></p>
<p style="text-align: justify; padding-left: 30px;"><em>“…Benim öyküm bir rivayetten ibaret, bu yüzden benden miş’lerle bahsediyor diğerleri. Beni, yaşamadığım sandıkları kocaman bir hayatı geri çevirmekle yargılıyorlar. Sorsalardı bana, derdim ki, beni yaşamadığım sandıkları kocaman bir hayatı geri çevirmekle yargılayanlara, evinden ayrılmayan/ayrılamayan, öyküsünü değil, hayallerini anlatır elbet, ya da masalları. Oysa bilmek yaşamak değildir her zaman, yaşamanın bilmek anlamına gelmeyeceği gibi her daim. Gözlerimde; bir şeyler yaşamış olanların, yaşamadıklarını sandıklarına olan o kendini beğenmiş, o her şeyi bilen bakışına rastlayamazsınız bu yüzden…”  </em></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/2010/12/16/bela-suzannur-basarslanin-romani/">Son romanı Bela’dan</a> da tanıdığınız DD yazarı Suzan Nur Başarslan’ın öykülerini derlediği bu kitabını ilginize sunuyoruz. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/06/oykuler_suzan_nur_basarslan.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz</a><strong>. </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><strong>Kadınlar… Günümüzün Don Kişotları</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/kadinlar_don_kisot.pdf" target="_blank"><strong><img class="alignleft size-medium wp-image-8042" title="20100102_derin_dusunce_kadinlar_donkisot" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/01/20100102_derin_dusunce_kadinlar_donkisot-190x300.jpg" alt="" width="123" height="185" /></strong></a>Suzan Başarslan’ın dediği gibi <strong><em>“kadına dair söylenmesi gereken ne  kadar söz varsa erkeğin söylediği”</em></strong> bir dünya bu. Sadece söz mü? Yaşama hakkı bile. Bugün Çin’de ve Hindistan’da yüzbinlerce kız bebek daha doğmadan ultrason ile ana karnında görülüp yok ediliyor. Erkeklerin güç mücadelesinde kadınlar eziliyor. Cumartesi anası oluyor, cezaevlerinin önünde sıra bekleyen, şehit tabutlarının üzerinde ağlayan oluyor.  Şampuan veya otomobil satarken bedenini kullandıran, arka planda, silik, soyunan, tüketen, “figüran”… Kadınlara özne olma hakkını vermeyen erkekler mi yoksa bu hakkı alamayan kadınlar mı? Kadınlıklarını kaybetmeden, erkekleşmeden var olabilecek mi birgün kadınlar? 96 sayfalık bu kitapta Kadın’a ait kavgaları ve Kadın’ın kimlik arayışını sorguluyoruz. <a href="http://www.derindusunce.org/img/kadinlar_don_kisot.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/ceviri.pdf" target="_blank"><strong>“Ötekilere” bakarken (Çeviriler)</strong> </a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/ceviri.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-full wp-image-8365" title="ceviri" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/01/ceviri.jpg" alt="" width="123" height="182" /></a>“Ötekilerin”</strong> gözüyle dünyaya bakabilenler ilerliyor uygarlık yolunda. Geçmişte Bağdat’ı, Kurtuba’yı inşa eden, bugün ise Paris’i, New York’u, yaşatan “öteki” değil mi? Bugün içine kapanan ülkeler yine geriliyor. Dışa açılan, <strong>“ötekilerin”</strong> bilgisini, birikimini kendine katabilenler ilerliyor. Bu kitabın amacı da “ötekilere” küçük bir pencere açmak. <em><strong>“Almanlar, Amerikalılar, İranlılar, Filistinliler ve İsrailliler dünyada olup bitenlere nasıl bakıyor?”</strong></em> diye sormak. Çeviri metinlere adadığımız 125 sayfalık bu kitapta Ermenistan’dan tasavvufa, İran sinemasından Ateizme, Şeriat’tan Türkiye’deki Hristiyanlara uzanan çok değişik konularda çeviri metinler bulacaksınız. <a href="http://www.derindusunce.org/img/ceviri.pdf" target="_blank"><strong> Buradan indirin.</strong></a> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/sanat_kibrit.pdf" target="_blank"><strong>Sanat karanlıkta çakılmış bir kibrittir…</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><em><a href="http://www.derindusunce.org/img/sanat_kibrit.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-medium wp-image-8557" title="sanat_kibrit" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/sanat_kibrit.jpg" alt="" width="130" height="181" /></a> ”…Neden bir natürmorta iştahla bakmıyoruz? Tersine ressam “yiyecek-gıda” elmayı silmiş, elmanın elmalığı ortaya çıkmış. Gerçek bir elmaya bakarken göremeyeceğimiz bir şeyi gösteriyor bize sanatçı. İlk harfi büyük yazılmak üzere Elma’yı keşfediyoruz bütün orjinalliği, tekilliği ile…” </em></p>
<p style="text-align: justify;">Bu kitapta Derin Düşünce yazarları sanatı ve sanat eserlerini sorguluyor. Toplumdaki yeri, siyasî, etik ve felsefî yönüyle… Denemelerin yanı sıra son dönemde öne çıkan, ekranları, kitap raflarını dolduran eserlere (veya ürünlere?) dair eleştiriler de bulacaksınız. <a href="http://www.derindusunce.org/img/sanat_kibrit.pdf" target="_blank">Buradan indirin.</a> </p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/05/13/gidiyorum-bu-ah-muhsin-unlu/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/05/13/gidiyorum-bu-ah-muhsin-unlu/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kainat&#8217;ı Kur&#8217;an Gibi Okumak&#8230;</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/05/13/kainati-kuran-gibi-okumak/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/05/13/kainati-kuran-gibi-okumak/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 May 2012 08:00:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ayla Chignardet</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Akıl]]></category>

		<category><![CDATA[Göz]]></category>

		<category><![CDATA[Kâinat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21904</guid>
		<description><![CDATA[
&#8220;&#8230; Bir gözlük düşünelim. Bu gözlüğü taktığımız zaman sayfadaki belirsiz ve dağınık yazılar belirgin ve derli toplu bir hale geliyor. Yani okunabilir bir hal alıyor. Gözlüğü çıkardığımız zaman, sayfadaki yazılar dağıldığı için okumak mümkün olmuyor. Halbuki sayfada öyle eşsiz bir bilgi ve şifre var ki, onu okuduğumuz ve öğrendiğimiz zaman esaslı bir servet kazancağız. İşte [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/05/kainat_okumak.jpg"><img class="size-full wp-image-21903 aligncenter" title="kainat_okumak" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/05/kainat_okumak.jpg" alt="" width="476" height="386" /></a></p>
<blockquote><p><em>&#8220;&#8230; Bir gözlük düşünelim. Bu gözlüğü taktığımız zaman sayfadaki belirsiz ve dağınık yazılar belirgin ve derli toplu bir hale geliyor. Yani okunabilir bir hal alıyor. Gözlüğü çıkardığımız zaman, sayfadaki yazılar dağıldığı için okumak mümkün olmuyor. Halbuki sayfada öyle eşsiz bir bilgi ve şifre var ki, onu okuduğumuz ve öğrendiğimiz zaman esaslı bir servet kazancağız. İşte bu gözlük servete vesile olmasından dolayı o servet kadar kıymetli ve esaslı bir gözlük oluyor.</em><a href="http://www.risaleajans.com/index.php/tefekkur/1122-insan-n-kainat-kur-an-gibi-okumas-ne-demektir" target="_blank">TAMAMI</a></p>
<p>Her şey o gözlüğü takıp takmamakla ilgili oluyor. İşte o gözlük vahdet ve tevhit gözlüğüdür. O sayfa şu kainattır. Sayfanın üstündeki dağınık ve belirsiz yazılar ise Allah&#8217;ın isim ve sıfatlarının kainat sayfası üstündeki tecellileri ve akisleridir. Servet ise tevhidi bakışın neticesi olan cennet hayatıdır. Yazıların gözlüksüz okunamaması ise insanın tevhit nazarı olmadan, yani Kur&#8217;an&#8217;sız, soyut aklı ile kainat sayfasındaki rububiyeti ve uluhuyeti görememesine kinayedir. Aklı vahye tercih eden felsefenin içler acısı durumu bu meseleyi ispat etmeye kafidir  Evet, vahdet ve tevhit nazarı bir anahtar gibi bütün kainatın sırlarını ve manalarını açıyor. Kainatta çıplak akıl ile görülmesi mümkün olmayan incelikleri ve nurları akla gösterip ispat ediyor &#8230;&#8221; </p></blockquote>
<p> </p>
<p>&#8230; Göz ve görmek üzerine e-kitaplar..;</p>
<p> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/derin_goz.pdf" target="_blank">Derin Göz</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/derin_goz.jpg"></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/k_derin_goz.jpg"><em></em></a><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/ak_derin_goz.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/ak_derin_goz.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-11469" title="ak_derin_goz" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/ak_derin_goz.jpg" alt="" width="122" height="206" /></a></em></p>
<p style="text-align: justify;">  İnsan gözü daha verimli kullanılabilir mi? <strong>Aş, eş ve düşmanı gören Et-Göz’ün yanı sıra Hakikat’i görebilecek bir  Derin-Göz açılabilir mi? </strong>Sanatçı olmayan insanlar için kestirme bir yol belki de Sanat. Çukurların dibinden dağların zirvesine, Yeryüzü’nden Gökyüzü’ne…Sanat’a bakmak için çeşitli yapıtlardan, ressamlardan istifade ettik: Cézanne, Degas, Morisot,  Monet, Pissarro, Sisley, Renoir, Guillaumin, Manet, Caillebotte, Edward Hopper, William Turner,Francisco Goya, Paul Delaroche, Rogier van der Weyden, Andrea Mantegna , Cornelis Escher , William Degouve de Nuncques.</p>
<p style="text-align: justify;">Peki ya baktığımızı görmek, gördüğümüzü anlamak? Güzel’i sorgulamak için çağ ve coğrafya ayırmadık, aklımızı uyaracak hikmetli sözlere açtık kapımızı: Mevlânâ Hazretleri, Gazalî Hazretleri, Lao-Tzû, Albert Camus, Guy de Maupassant, Seneca,  Kant, Hegel, Eflatun, Plotinus, Bergson, Maslow, … <a href="http://www.derindusunce.org/img/derin_goz.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirebilirsiniz</strong></a>.</p>
<p> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/sanat_kibrit.pdf" target="_blank"><strong>Sanat karanlıkta çakılmış bir kibrittir…</strong></a></p>
<p style="text-align: justify; padding-left: 30px;"><em><a href="http://www.derindusunce.org/img/sanat_kibrit.pdf" target="_blank"><img class="size-medium wp-image-8557 alignright" title="sanat_kibrit" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/sanat_kibrit.jpg" alt="" width="130" height="181" /></a> ”…Neden bir natürmorta iştahla bakmıyoruz? Tersine ressam “yiyecek-gıda” elmayı silmiş, elmanın elmalığı ortaya çıkmış. Gerçek bir elmaya bakarken göremeyeceğimiz bir şeyi gösteriyor bize sanatçı. İlk harfi büyük yazılmak üzere Elma’yı keşfediyoruz bütün orjinalliği, tekilliği ile…” </em></p>
<p style="text-align: justify;">Bu kitapta Derin Düşünce yazarları sanatı ve sanat eserlerini sorguluyor. Toplumdaki yeri, siyasî, etik ve felsefî yönüyle… Denemelerin yanı sıra son dönemde öne çıkan, ekranları, kitap raflarını dolduran eserlere (veya ürünlere?) dair eleştiriler de bulacaksınız. <a href="http://www.derindusunce.org/img/sanat_kibrit.pdf" target="_blank">Buradan indirin.</a> </p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/05/13/kainati-kuran-gibi-okumak/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/05/13/kainati-kuran-gibi-okumak/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Yıllar sonra okunacak bir mektup&#8230;</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/05/12/yillar-sonra-okunacak-bir-mektup/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/05/12/yillar-sonra-okunacak-bir-mektup/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 May 2012 18:32:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cemile Bayraktar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sanat]]></category>

		<category><![CDATA[İnsan]]></category>

		<category><![CDATA[şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21899</guid>
		<description><![CDATA[ 
  Seni, yıldızlarla ayın dans ettiği o çöl gecesindeki hisse, yıllar sonrası için saklamıştım. Yüzünden kayarak bir yıldız bulana kadar saklımdın&#8230;
  O kadar derinden &#8220;âh&#8221; çekmeseydin keşke; duyulmak ihtimalini de inletmemiş olurdun&#8230; Kim bilir belki o kitaplıkta bir &#8220;ah&#8221; miktarı kaybolabilirdik&#8230; Çünkü saklımdın&#8230;
  Hatırlıyor musun, ayın üzerimize düşecek kadar yakın olduğu bir geceydi, ellerimi uzatsam [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/05/cemile_bayraktar_siir.jpg"><img class="size-full wp-image-21898 aligncenter" title="cemile_bayraktar_siir" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/05/cemile_bayraktar_siir.jpg" alt="" width="400" height="296" /></a> </p>
<p>  Seni, yıldızlarla ayın dans ettiği o çöl gecesindeki hisse, yıllar sonrası için saklamıştım. Yüzünden kayarak bir yıldız bulana kadar saklımdın&#8230;</p>
<p>  O kadar derinden &#8220;âh&#8221; çekmeseydin keşke; duyulmak ihtimalini de inletmemiş olurdun&#8230; Kim bilir belki o kitaplıkta bir &#8220;ah&#8221; miktarı kaybolabilirdik&#8230; Çünkü saklımdın&#8230;</p>
<p>  Hatırlıyor musun, ayın üzerimize düşecek kadar yakın olduğu bir geceydi, ellerimi uzatsam dokunacak gibiydim aya; ama sana sunmuştum. Hatırlıyor musun?</p>
<p>  Hatırlıyor musun, herkes evinde mutluluğuna sarılmış uyuyordu, ben&#8230; âh zavallı ben, senin yalnızlığınla, yalnızlığının nöbetini tutuyordum. (Garip şey insan yalnızlığa sarılamıyor.)</p>
<p>  Hatırlarsın, ortak bir an için sözleşmiştik; Beyrut Havalanı&#8230; Sonbahar da, son olsun diye&#8230; Ayın tekli bir günü, tek bir gün için&#8230; Günlerden ne olduğu mühim değildi, sadece gün sabaha doğruyken <span id="more-21899"></span>olmalıydı; sözleşmiştik.</p>
<p>  Üç günde başlamıştı her şey: birinci gün ben sana, ikinci gün sana bana, üçüncü gün artık tamamdı&#8230; Bir gün için her şey hazırdı, sahi bunu da hatırlar mısın?</p>
<p>  Ben hatırlıyorum, biliyor musun? Yine böyle gözlerimin kapandı kapanacak olduğu bir geceydi, gece ağırdı, ne de olsa geceydi&#8230; Ben bir deniz kenarında, sen bir bulut altında, her ikimiz de ıslanma ihtimaline yakın&#8230; Hatırlıyorum, cevabından korktuğum bir soru sormuştum sana, sen cevaplayınca, her ikimiz de sırılsıklam olmuştuk&#8230; Elindeki kadeh kırılmıştı, sigaram sönmüştü, şarabın kırmızısı &#8220;bize&#8221; sıçramıştı, ilk kez &#8220;biz&#8221; olmuştuk. Sadece, sadece &#8220;Sevgili Edith, bir yudum şarabım, sevgili Edith&#8221; diyebilmiştin. Bu kadarcıktı&#8230; Üç gün, üç gece, sonra üçümüz: sen, ben ve şarap&#8230;</p>
<p>  Ben hatırlıyorum, ne çabuk da kuruduğumuzu, kütüphanenin saklı kapısının ardındaki rutubet kokusunda, ne de çabuk&#8230;</p>
<p>  İşte o an aceleyle sözleşmiştik, duyulmadan kaybolabilmek için, ben bir düş içinde yok olmayı, sen yıllar sonrasında hatırlanacak bir anıyı seçmiştin.</p>
<p>  Hatırla lütfen ve hatırlamış ol&#8230; O gün, bugün. Ne de çabuk geldi, ben o düşten uyandım, sen de o ânı hatırla lütfen, yıllar sonrasına, yaşlılığına seçtiğin o anıyı hatırla lütfen&#8230;</p>
<p>  Unutma ihtimalini düşünemiyorum bile, sen farkında olmadan, kadife ceketinin iç cebine iliştiriyorum bu mektubu, eskiciden önce senin okuman dileğiyle&#8230;</p>
<p>  Sevgilerimle</p>
<p>  Bir gece için sözleştiğin bir yudum şarabın Edith</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>… Sanat üzerine e-kitap okumak için…</p>
<p> </p>
<p class="entry" style="text-align: justify;"><strong>  </strong><a title="Permanent Link to Baudolino (Umberto Eco)" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2008/12/17/baudolino-umberto-eco/"><span style="color: #0000ff;"><strong>Baudolino (Umberto Eco)</strong></span></a> <span style="color: #0000ff;"> </span><a title="Suzan Başarslan tarafından yazılan yazılar" href="http://www.derindusunce.org/author/suzanbasarslan/"><span style="color: #0066cc;">Suzan Başarslan</span></a></p>
<p class="entry" style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/Bir_roman_incelemesi_baudolino_suzan_basarslan.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-2644" title="20081216_derin_dusunce_org_baudolino_umberto_eco" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2008/12/20081216_derin_dusunce_org_baudolino_umberto_eco.jpg" alt="" width="123" height="175" /></span></a>Yazınsal bir yapıt, “basit bir obje değil, çok yönlü anlam ve ilişkilerle tabakalaşmış bir niteliğin çok yönlü organizasyonudur.”* Bu organizasyonun incelemesi de kendisi kadar zor bir organizasyonu gerektirir ki, bu yüzden bir yapıtın incelemesi adına günümüze değin, birçok kuram ve inceleme yöntemi geliştirilmiştir. Bu makalede Umberto Eco’nun yazdığı Baudolino adlı romanın incelemesi Gerard Genette’nin “Yapısal Metin İnceleme” yöntemine göre yapılacak ve yapıt, üç düzlemde incelenecektir. Bakış açısı, anlatıcı türü, ana düşünce, eserin yazılış tekniği, dil… gibi sorunlara da değinilecektir. İncelemede Şemsa Gezgin tarafından İtalyancadan Türkçeye 2003′te çevrilen Baudolino esas alınacak, tespit ve yorumlar çeviri yapıttan yola çıkılarak belirlenecek ve ifade edilecektir.  <a href="http://www.derindusunce.org/img/Bir_roman_incelemesi_baudolino_suzan_basarslan.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><strong>İncelemeyi kitap halinde indirmek için buraya tıklayın</strong></span></a></p>
<p> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/derin_goz.pdf" target="_blank">Derin Göz</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/derin_goz.jpg"></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/k_derin_goz.jpg"><em></em></a><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/ak_derin_goz.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/ak_derin_goz.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-11469" title="ak_derin_goz" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/ak_derin_goz.jpg" alt="" width="122" height="206" /></a></em></p>
<p style="text-align: justify;">  İnsan gözü daha verimli kullanılabilir mi? <strong>Aş, eş ve düşmanı gören Et-Göz’ün yanı sıra Hakikat’i görebilecek bir  Derin-Göz açılabilir mi? </strong>Sanatçı olmayan insanlar için kestirme bir yol belki de Sanat. Çukurların dibinden dağların zirvesine, Yeryüzü’nden Gökyüzü’ne…Sanat’a bakmak için çeşitli yapıtlardan, ressamlardan istifade ettik: Cézanne, Degas, Morisot,  Monet, Pissarro, Sisley, Renoir, Guillaumin, Manet, Caillebotte, Edward Hopper, William Turner,Francisco Goya, Paul Delaroche, Rogier van der Weyden, Andrea Mantegna , Cornelis Escher , William Degouve de Nuncques.</p>
<p style="text-align: justify;">Peki ya baktığımızı görmek, gördüğümüzü anlamak? Güzel’i sorgulamak için çağ ve coğrafya ayırmadık, aklımızı uyaracak hikmetli sözlere açtık kapımızı: Mevlânâ Hazretleri, Gazalî Hazretleri, Lao-Tzû, Albert Camus, Guy de Maupassant, Seneca,  Kant, Hegel, Eflatun, Plotinus, Bergson, Maslow, … <a href="http://www.derindusunce.org/img/derin_goz.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirebilirsiniz</strong></a>.</p>
<p> </p>
<p><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/02/cemile_bayraktar_siirlerim_oykulerim_.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-20883" title="cemile_bayraktar_siirlerim_oykulerim_" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/02/cemile_bayraktar_siirlerim_oykulerim_.jpg" alt="" width="140" height="195" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/02/cb_siirlerim_oykulerim_1.pdf" target="_blank">Şiirlerim, Öykülerim / Cemile Bayraktar</a></strong></p>
<p><strong>İnsan ya zevkten yazar ya dertten yazar</strong>. Ama insan bazen dertli olduğunu kendi bile bilmez, derdini ve zevkini kendi yazar ama farkında değildir, derdini de, şevkini de bazen kendi yazmamışçasına, yazdığından okur, insanın kendinde bilmediği yansımıştır yazıya, insan dertten yahut zevkten yazarken herkes kadar kendini okur. <strong>İnsan önce kendi için yazar. O vakit yazdığı aynası olur. </strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/02/cb_siirlerim_oykulerim_1.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a> </p>
<p> </p>
<p><strong>  </strong></p>
<p><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/ktk3_kapak.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-21223" title="ktk3_kapak" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/ktk3_kapak.jpg" alt="" width="137" height="186" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/kitap_tanitan_kitap_3.pdf" target="_blank">Kitap tanıtan kitap 3</a></strong></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/img/kitap_tanitan_kitap_3.pdf" target="_blank"></a>İnsanları birleştiren, engelleri ortadan kaldıran bir eylem yazmak<a href="http://www.derindusunce.org/img/kitap_tanitan_kitap_3.pdf" target="_blank"></a>… ve tabi okumak. Heinrich Böll, Sadık Yalsızuçanlar, Jean-Paul Sartre, Leyla İpekçi, Samuel Beckett, Peyami Safa, Immanuel Wallerstein, Marilyn Monroe veya Baudelaire… Farklı ülkelerde yaşamış, farklı kaygılarla yazmış olsalar da bütün yazarlar bir iz bırakmak, günü gelince başka insanlarca okunmak isterler. Evet… Yazmak vermektir. Kitap tanıtan kitaplarımızın üçüncüsünü ilginize sunuyoruz. <a href="http://www.derindusunce.org/img/kitap_tanitan_kitap_3.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/01/cb_siirler.pdf" target="_blank"><strong><img class="alignright size-medium wp-image-20440" title="cb_siirler" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/01/cb_siirler-203x300.jpg" alt="" width="124" height="183" />Söz yıkar şiir imar eder</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;">İncitmeden söylemek istersin ama söz incitir bazen. Ağlatmak istersin bazen ama söz ağlatmaz. Bazen sesini sözle duyurmak istersin ama duyulmaz. Bazen birsindir, bin olmak istersin söz yetmez. Sözün söz; kelimenin kelime olarak kaldığı anlar bazen yetmez, bazen tam aksine düşer, öyle zamanların sihri sadece şiirdir… Tahran’dan, Washington’a; Beyrut’tan, Tokyo’ya; İstanbul’dan Şam’a; Paris’ten Kazablanka’ya; Filistin’den Keşmir’e kadar uzatabilir kollarımızı şiir, tel örgülere, mayınlı topraklara, kırmızı çizgilere mahkûm etmeden beşeri, uzanır uzanabildiğince…<a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/01/cb_siirler.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/07/insansiz_sinema.pdf" target="_blank"><strong><img class="alignright" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/07/insansiz-sinema-172x300.jpg" alt="" width="109" height="162" />İnsan’sız Sinema Olur mu?</strong></a></p>
<p>Elinizdeki <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/07/insansiz_sinema.pdf" target="_blank">bu kitabı </a>Sinema’nın programlanmış ölümüne karşı bir direniş olarak görebilirsiniz. İnsan’dan vaz geçmeye yeltenen, Güzel’i, Sanat’ı,İnsan’ı kâr-zarar tablolarına sıkıştırmaya çalışan endüstriye “Hayır!” demenin nazik bir yolu. <strong>Sinema bütün “teknik” karmaşıklığına rağmen insansız olmaz. Sinema insanlar tarafından yine insanlar için yapılan bir sanattır. </strong></p>
<p>Derin Düşünce yazarları izledikleri 28 filmi anlattılar. İnsanca bir perspektiften, günlük hayatlarındaki, iç dünyalarındaki yansımalara yer vererek… İran’dan Arjantin’e, Fransa’dan Afganistan’a, Rusya’dan Türkiye’ye uzanan bir yolculukta, İnsan’dan İnsan’a… Umulur ki bu kitap Andrei Tarkovsky, Semih Kaplanoğlu, Mecid Mecidi, Nuri Bilge Ceylan ile buluşmanın farklı bir yolu olsun… <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/07/insansiz_sinema.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/06/oykuler_suzan_nur_basarslan.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-17786" title="oykuler_suzan_nur_basarslan" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/06/oykuler_suzan_nur_basarslan-204x300.jpg" alt="" width="111" height="171" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/2011/06/27/dikkat-kitap-oykuler-suzan-nur-basarslan/" target="_blank">Öyküler (Suzan Nur Başarslan) </a></strong></p>
<p style="text-align: justify; padding-left: 30px;"><em>“…Benim öyküm bir rivayetten ibaret, bu yüzden benden miş’lerle bahsediyor diğerleri. Beni, yaşamadığım sandıkları kocaman bir hayatı geri çevirmekle yargılıyorlar. Sorsalardı bana, derdim ki, beni yaşamadığım sandıkları kocaman bir hayatı geri çevirmekle yargılayanlara, evinden ayrılmayan/ayrılamayan, öyküsünü değil, hayallerini anlatır elbet, ya da masalları. Oysa bilmek yaşamak değildir her zaman, yaşamanın bilmek anlamına gelmeyeceği gibi her daim. Gözlerimde; bir şeyler yaşamış olanların, yaşamadıklarını sandıklarına olan o kendini beğenmiş, o her şeyi bilen bakışına rastlayamazsınız bu yüzden…”  </em></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/2010/12/16/bela-suzannur-basarslanin-romani/">Son romanı Bela’dan</a> da tanıdığınız DD yazarı Suzan Nur Başarslan’ın öykülerini derlediği bu kitabını ilginize sunuyoruz. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/06/oykuler_suzan_nur_basarslan.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz</a><strong>. </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><strong>Kadınlar… Günümüzün Don Kişotları</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/kadinlar_don_kisot.pdf" target="_blank"><strong><img class="alignleft size-medium wp-image-8042" title="20100102_derin_dusunce_kadinlar_donkisot" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/01/20100102_derin_dusunce_kadinlar_donkisot-190x300.jpg" alt="" width="123" height="185" /></strong></a>Suzan Başarslan’ın dediği gibi <strong><em>“kadına dair söylenmesi gereken ne  kadar söz varsa erkeğin söylediği”</em></strong> bir dünya bu. Sadece söz mü? Yaşama hakkı bile. Bugün Çin’de ve Hindistan’da yüzbinlerce kız bebek daha doğmadan ultrason ile ana karnında görülüp yok ediliyor. Erkeklerin güç mücadelesinde kadınlar eziliyor. Cumartesi anası oluyor, cezaevlerinin önünde sıra bekleyen, şehit tabutlarının üzerinde ağlayan oluyor.  Şampuan veya otomobil satarken bedenini kullandıran, arka planda, silik, soyunan, tüketen, “figüran”… Kadınlara özne olma hakkını vermeyen erkekler mi yoksa bu hakkı alamayan kadınlar mı? Kadınlıklarını kaybetmeden, erkekleşmeden var olabilecek mi birgün kadınlar? 96 sayfalık bu kitapta Kadın’a ait kavgaları ve Kadın’ın kimlik arayışını sorguluyoruz. <a href="http://www.derindusunce.org/img/kadinlar_don_kisot.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/ceviri.pdf" target="_blank"><strong>“Ötekilere” bakarken (Çeviriler)</strong> </a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/ceviri.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-full wp-image-8365" title="ceviri" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/01/ceviri.jpg" alt="" width="123" height="182" /></a>“Ötekilerin”</strong> gözüyle dünyaya bakabilenler ilerliyor uygarlık yolunda. Geçmişte Bağdat’ı, Kurtuba’yı inşa eden, bugün ise Paris’i, New York’u, yaşatan “öteki” değil mi? Bugün içine kapanan ülkeler yine geriliyor. Dışa açılan, <strong>“ötekilerin”</strong> bilgisini, birikimini kendine katabilenler ilerliyor. Bu kitabın amacı da “ötekilere” küçük bir pencere açmak. <em><strong>“Almanlar, Amerikalılar, İranlılar, Filistinliler ve İsrailliler dünyada olup bitenlere nasıl bakıyor?”</strong></em> diye sormak. Çeviri metinlere adadığımız 125 sayfalık bu kitapta Ermenistan’dan tasavvufa, İran sinemasından Ateizme, Şeriat’tan Türkiye’deki Hristiyanlara uzanan çok değişik konularda çeviri metinler bulacaksınız. <a href="http://www.derindusunce.org/img/ceviri.pdf" target="_blank"><strong> Buradan indirin.</strong></a> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/sanat_kibrit.pdf" target="_blank"><strong>Sanat karanlıkta çakılmış bir kibrittir…</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><em><a href="http://www.derindusunce.org/img/sanat_kibrit.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-medium wp-image-8557" title="sanat_kibrit" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/sanat_kibrit.jpg" alt="" width="130" height="181" /></a> ”…Neden bir natürmorta iştahla bakmıyoruz? Tersine ressam “yiyecek-gıda” elmayı silmiş, elmanın elmalığı ortaya çıkmış. Gerçek bir elmaya bakarken göremeyeceğimiz bir şeyi gösteriyor bize sanatçı. İlk harfi büyük yazılmak üzere Elma’yı keşfediyoruz bütün orjinalliği, tekilliği ile…” </em></p>
<p style="text-align: justify;">Bu kitapta Derin Düşünce yazarları sanatı ve sanat eserlerini sorguluyor. Toplumdaki yeri, siyasî, etik ve felsefî yönüyle… Denemelerin yanı sıra son dönemde öne çıkan, ekranları, kitap raflarını dolduran eserlere (veya ürünlere?) dair eleştiriler de bulacaksınız. <a href="http://www.derindusunce.org/img/sanat_kibrit.pdf" target="_blank">Buradan indirin.</a> </p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/05/12/yillar-sonra-okunacak-bir-mektup/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/05/12/yillar-sonra-okunacak-bir-mektup/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İslam’ın vizyonu (2) / Hamza Yusuf</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/05/12/islam%e2%80%99in-vizyonu-2-hamza-yusuf/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/05/12/islam%e2%80%99in-vizyonu-2-hamza-yusuf/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 May 2012 22:59:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ekrem Senai</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Akıl]]></category>

		<category><![CDATA[islamcilik]]></category>

		<category><![CDATA[Çeviri]]></category>

		<category><![CDATA[İslam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21896</guid>
		<description><![CDATA[Birinci Bölüm
 (Zaytuna Institute&#8217;dan Hamza Yusuf Hanson&#8217;ın Dr.Murata ve Chittick&#8217;in ‘İslam&#8217;ın Vizyonu&#8217; kitabıyla ilgili söyleşisinin 2.kısmı)
Cibril hadisi, hadis literatüründe en önemli hadislerden biri kabul edilir. İslam&#8217;ın özeti niteliğindedir. Bu hâdise, Efendimiz (SAV)&#8217;in irtihalinden 80 gün önce vukû bulmuştur, Yani bu dünyada bizlerle bulunduğu son döneme aittir. Hadis râvisi Ömer ibn Hattab&#8217;dır. Hz.Ömer ikinci halifedir, aynı zamanda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.derindusunce.org/2012/01/21/islam%e2%80%99in-vizyonu-hamza-yusuf/" target="_blank"><img class="alignright" src="https://encrypted-tbn3.google.com/images?q=tbn:ANd9GcRoDO6pzEg_wkC5xG7k2ueP61HZ8EE91FdvVbp826lf9qTxRkH19g" alt="" width="246" height="205" />Birinci Bölüm</a></strong></p>
<p> (Zaytuna Institute&#8217;dan Hamza Yusuf Hanson&#8217;ın Dr.Murata ve Chittick&#8217;in ‘İslam&#8217;ın Vizyonu&#8217; kitabıyla ilgili söyleşisinin 2.kısmı)</p>
<p>Cibril hadisi, hadis literatüründe en önemli hadislerden biri kabul edilir. İslam&#8217;ın özeti niteliğindedir. Bu hâdise, Efendimiz (SAV)&#8217;in irtihalinden 80 gün önce vukû bulmuştur, Yani bu dünyada bizlerle bulunduğu son döneme aittir. Hadis râvisi Ömer ibn Hattab&#8217;dır. Hz.Ömer ikinci halifedir, aynı zamanda sahabe olarak Hz.Ebu Bekir&#8217;den sonra Hz.Peygambere (SAV) en yakın ikinci kişidir. Hadis şöyle başlıyor: &#8220;Hz.Peygamber (SAV) ile oturuyorduk. Beyaz elbiseli, simsiyah saçlı bir kişi çıkageldi, üzerinde hiçbir seyahat alameti yoktu.&#8221;</p>
<p>Burada ilginç bir durum var. Medine bir çöl şehri, bu kasabada yaşayan birkaç bin insan var. Şehirden çok bir köy gibi. Arabistan standartlarında şehir olarak düşünülebilir ama insanların birbirini tanımadığı bir yer değil. İnsanlar birbirini tanıyor. Bu kişi temiz, beyaz elbiseler içinde, dışarıdan geldiğine dair üzerinde hiçbir alâmet yok. Doğal olarak bu insanın yabancı olduğunu <span id="more-21896"></span>düşünüyorlar. Nereden geldiğini bilmiyorlar, tuhaf bir durum. Yıkanmış, elbiselerini değiştirmiş olması lazım. Kimse bu insanın nereden geldiğini bilmiyor ve onu daha önce görmüş olan kimse yok. Oturuyor, dizlerini samimi bir şekilde Hz.Peygamberin dizlerine dayıyor, ve elini Hz.peygamberin (SAV) uyluğuna koyuyor. Hadiste, meşhur olanında bundan bahsetmiyor, iki elini dizine koyduğundan bahsediyor. Oturuş şekli klasik medrese eğitimi gören bir talebenin oturuşu şeklinde. Doğuda böyle oturmamak edebe aykırı görülür. Dikkat ettiyseniz Farsîler uzun süre bu şekilde oturabilirler. Birçok müslüman ülkede yerde oturmak genel bir adettir.</p>
<p>Sonra soruyor: &#8220;ya Resulullah, bana İslam&#8217;dan bahset!&#8221; Hz.Peygamber (SAV) diyor ki: &#8220;İslam şehadettir.&#8221; Söylediği ilk şey bu! &#8220;Allah&#8217;tan başka ilah olmadığına, Hz.Muhammed&#8217;in O&#8217;nun elçisi olduğuna şehadet etmendir&#8221;. Bu bir inanç değildir. Şehadet bir inanç değildir, bir eylemdir. Dil ile ifade etme eylemidir. İslam&#8217;da kelimeler eylem olarak kabul edilir. İmam Malik Hz.&#8217;leri diyor ki, &#8220;kelimelerin eylem olduğunu fark ettiğinizde, akıllıysanız konuşmanız azalır çünkü eylemlerinizin hesabını dikkate alırsınız. Ne kadar çok konuşursanız o kadar sorumluluk alırsınız&#8230;&#8221; Şehadeti dil ile ifade etmektir diyor. Bu ilk rükündür, rükün kendisine dayanılan şeye denir. Diğerlerini tutan şeydir&#8230;</p>
<p>Sonra diyor ki &#8220;namaz kılarsın, zekat verirsin, Ramazan&#8217;da oruç tutarsın ve gücün yetiyorsa Allah&#8217;ın evine haccedersin.&#8221; Burada adam dönüp &#8220;doğruyu söyledin!&#8221; diyor. Hz. Ömer rivayetinde buna çok şaşırdığını belirtiyor. Çünkü adam hem soru soruyor, sonra da cevabı tasdik ediyor! Biliyoruz ki soru sormak bir öğrenme aracıdır, ama aynı zamanda bir öğretme aracıdır da. Öğretmen, soruyu cevabını bilmediğinden sormaz, başka bir amaçla sorar. Hâlâ o kişinin kim olduğuna dair hiçbir fikirleri yok. Adam sonra şöyle devam ediyor: &#8220;Şimdi bana imandan bahset!&#8221;. Böylece farklı bir boyuta geçiyoruz. Önce İslam&#8217;ı sordu, şimdi ise iman&#8217;ı soruyor. Demek ki İslam ile iman birbirinden farklı ve göreceğiz ki bu önemli bir fark. Hz.Peygamber (SAV) ona imanın Allah&#8217;a inanmak olduğunu söylüyor. Ona imanın &#8220;ne olduğunu&#8221; söylemiyor, imanın &#8220;nesnelerini&#8221; söylüyor. Çünkü iman kendi içinde bir muamma. İmanın ne olduğunu sözle açıklamak mümkün değil. Yapılacabilecek tek şey imanın nesnelerini açıklamaktır. İman, alimlere göre bir tasdiktir. Birinin kalbinde bir şeyi tasdik etmesi, onaylaması veya kanaat oluşturmasıdır. Hz.Peygamber (SAV) ona imanın nesnelerinden bahsediyor. İman, Allah&#8217;a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe ve dünyadaki ölçülülüğe (kadere), her şeyin planlanmış ve belirlenmiş olduğuna ve iyi ve kötünün Allah&#8217;tan olduğuna inanmaktır diyor. Son kısım teolojide kötülük problem (odise) denilen bir problemdir. Hristiyanlar için dünyada kötülüğün varlığını açıklamak bir kâbus halini almıştır. Bu durum müslümanlarda hiçbir zaman bir sorun teşkil etmemiştir. Müslümanlar dualiteye inanmaz, hiçbir zaman dünyada muhalifçe çarpışan iki güç fikrine sahip olmamışlardır. Bir müslüman iyi ve kötünün Allah&#8217;ın yaratmasıyla olduğuna inanır. Allah bizim ölçülerimizle belirlediğimiz iyi ve kötü kavramlarının üzerindedir, çünkü gerçekte iyi ve kötü bizim açımızdan vardır. Prensipler vardır: öldürmek kötüdür. Öldürmeyiz. Çalmak kötüdür, çalmayız. Ama bazı durumlarda çalmak kabul edilebilirdir, bu durum etiğidir. Öldürmenin olabildiği durumlar vardır, bazen bunun adı cinayet olmaz, meşru müdafaa olur. Demek ki kötü olan eylemin bizatihi kendisi değildir. Onu yanlış veya zalim yapan şey sebep veya niyettir. Bu ilginç bir konudur ve müslüman inancının temel parçasıdır. Bu konuya iman bahsinde detaylıca gireceğiz çünkü çok önemli.</p>
<p>Sonra tekrar &#8220;doğruyu söyledin!&#8221; diye tasdik ediyor. Sonra &#8220;ihsan&#8217;ın&#8221; ne olduğunu soruyor. Bunu çevirmek çok güç, iyi olanı yapmak diyebiliriz belki. Kök kelimeye baktığınızda ‘ihsana&#8217;nın anlamı ‘güzel&#8217;dir. ‘Ahsana&#8217; kelimesi bir şeyi güzel yapmak anlamına geliyor. Geçişsiz fiilin geçişli hali. İngilizce gramerini biliyorsanız, geçişsiz fiil nesne almaz. Geçişli kelime nesne alır, yani hasunah nesne almaz. Hasunah zeydun dersin. Zeydun iyidir. Ahsanah zeydun dersen, nesne gerekir. Zeyd iyi olanı kime yaptı? Ahsana zeydun ilen amr. Zeyd Amr&#8217;a iyilik yaptı. O halde ihsan kelimesinde ahlaklı işleri yapma fikri var. Erdemi dünyaya getirme eylemi, bu İslam&#8217;daki en yüce şey. Erdemli fiilleri işleyerek dünyayı daha güzel hale getirmek.</p>
<p>Chisholm&#8217;a ait bir etik teoriye gore, etik aslında estetiğin bir dalıdır. Bu çok ilginç bir teori. Felsefede, güzelliği inceleyen felsefede, bir şeyi güzel yapan nedir? Sorusu sorulur.  Mesela sabah buraya aracımla gelirken tepeye baktım ve gelincikleri gördüm. Altın rengi güzel gelincikler tepeyi kaplamıştı. Gelinciklerin yeşille buluşması çok çarpıcıydı. İçimizde bu güzelliği farketmemize veya fark edemememize yol açan şey nedir, dünyayı güzel veya çirkin olarak görmemizi sağlayan şey nedir? Çiçeklerin karşısındaki tepede de çöpler vardı, farklı bir deneyim de yaşayabilirdim. Bir şey uyumsuz. Uymuyor ve estetiğin de özü bu. Uyumla ilgili. Erdemli eylemlerin özü onların dünyaya tam uyan eylemler olması. Bu yüzden İslam öğreniminin özü edep konusudur. Edep yaşayıştır. Doğru davranıştır. Uygun davranış, doğru ölçülerde yapılan davranışlardır. Edep işte bu yüzden aynı zamanda literatür demektir, çünkü edebiyatın anlamı da budur. Kelimeleri ölçülü bir şekilde, doğru yerlerine yerleştirme eylemidir.</p>
<p>Edip kelimeleri ölçülü bir şekilde seçer. Arapça, Farsça veya İngilizce bir şiiri ele alın. Mesela:</p>
<p>Mağrur olma ey ölüm,kimileri senin için,</p>
<p>Yamandır, dehşetlidir dediler, öyle değilsin sen&#8230;</p>
<p>Şiirdeki kelimelerin hareketine baktığınızda, metnin, gücünü kelimelerin yerleşiminden aldığını farkedersiniz. Ölüm kudretli değilsin desem, metin tüm anlamını yitirecek. Kelimeler tam olması gerektiği yerde bulunduğunda başka bir anlam kazanıyor ve insan kalbine tesir edebiliyor. Aynı şey dünya için de geçerlidir. Doğallık, tabiattaki ölçülülük etkileyicidir. Robert Frost&#8217;un insanlarla ilgili çok güzel bir şiiri var. İnsanlar okyanusa bakarlar ve haz alırlar. Okyanusa bakıyorlar, halbuki arkalarındaki kara çok daha çeşitli ve ilginç. İnsanlar neden karayı bırakıp okyanusa bakarlar? Bu onun sırrı ve büyüklüğüdür, yaratılışın gücüdür. Okyanus dünyadaki en güçlü şeylerden biridir. Bu yüzden Araplar geniş bir şeyden bahsetmek istediklerinde, ‘o bir derya&#8217; derler. Araplar ‘Kur&#8217;an bir okyanustur, ve bu okyanusun kıyısı yoktur&#8217; derler, kıyısız okyanus&#8230; Bunu hayal bile edemezsiniz.</p>
<p>İhsan, ‘güzel bir şey yapmak, Allah&#8217;a onu görüyormuş gibi ibadet etmendir&#8217;. Bunun anlamını düşünelim. Allah&#8217;ı görebilseydin, dünyada nasıl davranırdın? Diğer insanlara nasıl davranırdın? Diğer yaratılmışlara? Birinin evine misafir olduğunuzda onun halısının üzerine tükürmezsiniz, odanın köşesine bevletmezsiniz. Neden? Çünkü orası sizin eviniz değildir. O evdeki yaşayışa uygun bir şekilde hareket etmek zorundasınızdır. Ne kadar düzgün davranış sergilerseniz, sizi tekrar davet etmeleri o kadar muhtemeldir.  Allah&#8217;ı görüyormuş gibi dünyada bulunmak demek, Allah&#8217;ın misafiri olmaktır. Bir misafire yaraşır bir şekilde hareket etmek zorundasınızdır. Allah&#8217;ın evinin kurallarına uygun davranmak zorundasınızdır. İhsanın anlamı tam olarak budur.</p>
<p>Ve sonra diyor ki: ‘siz O&#8217;nu görmeseniz de biliyorsunuz ki O sizi görüyor&#8217;. Bu yüzden ihsanın en yüksek mertebesi Allah&#8217;I görür gibi davranmaktır ama bunu yapamıyorsan biliyorsun ki O seni görüyor ve davranışını buna göre düzeltiyorsun.</p>
<p> </p>
<p>Sonra diyor ki, ‘bana Saatten haber ver&#8217;. Hz.Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) diyor ki ‘soru sorulan sorandan daha fazlasını bilmiyor&#8217;. Bu bir sırdır. Sonra diyor ki ‘bana işaretlerinden bahset&#8217;. Bunlar ahir zaman alametleridir. Hz.Peygamber (SAV) diyor ki: &#8220;köle kadınlar efendisini doğurur&#8217;. Ulema bunu hep alışılmadık bir ifade olarak kabul etmişlerdir. Baskın üç yorumda bulunmuşlardır. Bunlardan birisi sosyal düzenin alt üst olmasıdır. Doğrunun yanlış olmasıdır. Yanlışın doğru olmasıdır. Yüce insanların zelil olmasıdır. Zelil insanların yükselmesidir.</p>
<p>Bir diğer yorum şudur ki, Konfüçyen anlayışta toplumun kötüye gitmesinin en önemli işaretlerden biri, çocukların ailelerine asi olmasıdır. Çocukların itaatkarlığı ortadan kalktığında sosyal düzen aile otoritesine dayanır. Aileler adil değildir. Çocuklar despotlukla büyütülür. Ama bir görüşe göre adalet ancak sevginin olmadığı yerde gereklidir. Çünkü anne-babanın kısıtlamaları ona duyduğu sevginin yansımasıdır. Yani ebeveyn çocuğunun zararlı bir şeker yemesine izin vermez veya çocuğunun televizyon izlemesine izin vermez. Dıştan bakarsanız bu despotluktur. En çok sevdiğim görüntülerden biri de şu: çocuk emekliyor ve anne-babası gelip yerden alıyor ve başka yöne çeviriyor. Bunun bir sebebi var, asla zorbalık değil, tam tersi şefkattir.</p>
<p>Sonra adam gitti. Bir müddet sonra- bazıları üç gün diyor- Hz.Peygamber (SAV) dedi ki:  &#8220;Soru soran kimdi biliyor musun ya Ömer?&#8221; Birkaç gün beklemesi ilginç. Bu durum, sahabenin Hz.Peygamber&#8217;e (SAV) gereksiz sorular sormadığını gösteriyor. Çünkü Hz.Ömer&#8217;in &#8220;o kimdi ya Resulullah?&#8221; demesini beklersiniz, ama öyle değillerdi. Sadece mutlak anlamda gerekli bir soruysa soruyorlardı.</p>
<p>Hz.Peygamber (SAV) diyor ki: &#8220;Bu Cebrail&#8217;di, size dininizi öğretmek için geldi&#8221;. Yani bu hadis bize dinimizi öğretiyor, bunun anlamı bu. Bütün din burada. İman, islam, ihsan ve ahir zaman alametleri. Dr.Chittick ve Dr.Murata&#8217;nın bu boyuttaki bakışının ilginç olduğunu düşünüyorum. Dört boyutlu bir gerçekliğimiz var ve bunun içindeyiz. Üç boyutumuz var: en,boy ve derinlik. Tek gözlü bir insan derinlik algısına sahip değildir. Dördüncü boyut ise zamandır. Hadis bu dört boyuttan bahsediyor. İslam&#8217;daki yatay boyut. Bu en temel olanı. Dikey boyut iman ve bu boyut aşkın olana odaklanıyor. İslam davranıştır, bu davranışı yapma sebebi ise iman ve ihsandır. Bunlar derinlik boyutudur. Ona bu boyutu ekliyor ve sonra zamanla bitiriyor, çünkü bizler zamanla bağımlı yaratıklarız ve zamanla ilgili deneyimlediğimiz şeylerden biri de işaretlerdir&#8230; Dünya işaretlerden oluşur. Hz. Ali der ki, &#8220;tüm zaman iki gündür, biri senin için olan , diğeri sana karşı olan. Senin için olandan dolayı Allah&#8217;a şükret, minnet duy;  sana karşı olan için sabırlı ol.&#8221;İşaretler bize içinde bulunduğumuz zamanın doğasını anlatır. Günümüz birçok yönden karanlık bir çağdır çünkü insanlar gerçeklikten kopmuştur ve bunun şimdiye kadar gelmiş en iyi zaman olduğu vehmine ve kibrine sahiptirler.</p>
<p> </p>
<p>İkinci konu dindir, &#8220;o size dininizi öğretmek için geldi&#8221; diyor. Din&#8217;in anlamı nedir? Arapça kökü ‘dana&#8217; sözcüğünden gelir, anlamı disiplindir. Suçlu hissetmek anlamındadır. Idâna birinin bir şeyden suçlu olmasıdır. Borç, borçluluk fikri de vardır. ‘Dain&#8217; borçtur, ‘madiin&#8217; borçlu kişidir. ‘Da&#8217;in&#8217; borçlu olunan kişidir. Sürekli yağan hafif yağmur anlamı da vardır. Din, ruha sürekli yağan ve hayat veren bir yağmur gibidir. Sürekliliği olan ve insanlığa tekrar tekrar tanıtılan bir mesajdır. Bu yağmurlar, yani vahiyler, ilahi yağmurlar kalpleri beslemiş, insanları yaşama döndürmüş, yaşamlarını ruhsal amaca erdirmiştir. Borç fikri de ilginçtir, çünkü birisi sana para vermişse ona karşı borçlu hissedersin. Allah sana yaşamı vermiştir. Bu bir borçtur ve bu borcun güzelliği şu ki, bu bizim değil ama bizimle birlikteyken onunla her istediğimizi yapabiliriz. Birisi size parayı şartlı olarak vermişse, bankaya gider ve şöyle dersiniz: &#8220;bir ev alacağım, 100 bin dolar istiyorum&#8221; ve sonra gidip o parayla bir kilo kokain alırsanız sözleşmeye aykırı hareket etmişsinizdir. O kadar kolaylıkla vermezler. Borç güvene dayanır. İnsanlar borcun ne için olduğunu bilmek isterler. Size &#8220;bunu ne için kullanacaksınız?&#8221; diye sorarlar. Sebep ne kadar asilse borcu alma ihtimali o denli yüksektir, Allah&#8217;ın verdiği borç, can borcudur. Bunun güzel tarafı verdiğiniz borcun satın alınması için size şans verilmesidir. &#8220;Allah inananlardan satın almıştır&#8221;. Allah&#8217;ın sizden bir şey satın almasının muhteşemliği, sizi muhatabı olarak görmesidir, güya ilişkide eşitlik varmış gibi şans tanımasıdır. Allah&#8217;la eşit olmak değildir ama O güya eşitmişsin gibi muamele eder. Satışı yapılan meta ise ruhunuzdur, ve bu en mukaddes alışveriştir. Ruhunu Allah&#8217;a satmak ve O&#8217;nun bu satışın karşılığını vermesi muhteşem bir güzelliktir. Bu yüzden bu ayet indiğinde herkes çok mutlu olmuştur, sadece Hz.Ebu Bekr üzgündür. Ağlamaya başlamıştır . Hz.Peygamber (SAV) ona bakar ve &#8220;neden ağlıyorsun?&#8221; diye sorar. O ise üzgün olmasının sebebini şöyle açıklar: &#8220;Zaten Allah&#8217;ın olan bir şeyi O&#8217;na nasıl vereceğiz?&#8221;. Diğerlerinden daha derin bir anlayışa sahipti, o yüzden Ebu Bekr&#8217;di. Anlamıştı ki, bu Allah&#8217;ın bir onurudur, bahşıdır. Bu borç düşüncesi, ahlaki olarak bu borcu ödeme zorunluluğunun adı din&#8217;dir. Din geri ödemektir, bu muazzam borcun, varlığın, bilincin, kalbin nasıl ödeneceğinin yoludur.</p>
<p>Kur&#8217;an&#8217;da din kelimesi sıklıkla kullanılır. Bu kelime Yusuf suresinde Mısır kralının yasası olarak da geçer. Ayrıca Firavun kıssasında ‘Musa&#8217;yı öldürmeme izin ver, korkarım o senin dinini değiştirecek&#8217; şeklinde geçmektedir. Yani Firavun, Hz.Musa&#8217;nın onun dinini değiştirmeye çalışacağından endişelidir. Yani ‘sizin dininiz size, bizim dinimiz bize&#8217; denilen farklı din anlayışları var. Hayatını nasıl yaşadığınla ilgili bir durum. Allah&#8217;ın dini tektir. Hep aynı olmuştur, bu yüzden din ile şeriat farkı vardır. Şeriat kanundur, kanunlar değişir. Hz.Musa&#8217;nın kanunu ile Hz.İsa&#8217;nın kanunu aynı değildir. Hz.İsa&#8217;nın kanunu ile Hz.Muhammed (SAV)&#8217;in kanunu da aynı değildir. Her bir peygamberin farklı kanunu vardır ama dinleri aynıdır. Bu yüzden Hz.Peygamber (SAV) demiştir ki ‘Peygamberlerin babaları birdir ama anneleri farklıdır. Bunun iki anlamı var.</p>
<ol type="1">
<li>Hz.İbrahim&#8217;den (SAV) gelirler. İbrahim Peygamberlerin babasıdır.</li>
<li>Dinleri birdir ama kanunları farklıdır.</li>
</ol>
<p>Din tevhiddir. Hepimizin babasıdır. Hepimiz Allah&#8217;ın birliği fikri altında birleşmişizdir. Şeriat, yani kanunlar ise farklıdır. Allah der ki &#8220;&#8221;Biz senden önce hiçbir elçi göndermedik ki Allah&#8217;tan başka ilah yoktur, yalnız ona tapın demiş olmasın&#8221;. Bu bütün din geleneklerinin özüdür. Dr.Cleary&#8217;ye göre dahi böyledir. Cleary diyor ki: Buda da tevhid öğretiyordu. Sadece bunu isimlendirmedi çünkü putperest bir toplumda gerçeği ancak niteliklerini açıklayarak ifade edebilirdi. Bu yüzden mutlak gerçek konusunda tanımlayıcı olmayan bir şekilde konuştu. Aynısını Taoizm&#8217;de de görüyoruz. Hatta bu öğretiler, teistik kavramlar kullanılmadan Batı&#8217;da da ifade ediliyor. Doğu geleneklerinde her şeyin akışını belirleyen mutlak gerçeklik fikrini bulursunuz ve bu yüzden Tao&#8217;da bile baş kısmında &#8220;başlangıçta bir vardı&#8221; der. Bu dış Tao&#8217;ydu. Sonra çift oldu, ezvac, çiftlerin yaratılması. Allah diyor ki &#8220;biz herşeyi çift olarak yarattık&#8221; ve çiftlerden sayısız form olmuştur. İki, üç olmuştur. Tüm dinler tekliği öğretir, böylece üç boyuta ulaşır. Üç boyut görünenle, zahirle ilişkilidir.</p>
<p>İnsanların yaptığı eylemler, insanlarla ilişkisi soyutlanarak incelenebilir. Mesela, bir kişi başka birisinden, &#8220;Bir adam gördüm diğerine vurdu&#8221; deyip neden birbirlerine vurduklarını, onların kim oldukları söylemeden bahsedebilir . Dünyada biri nesne, diğeri obje olan iki insan arasında oluşmuş fiziksel bir eylemden bahsedebiliriz. Bir sonraki boyut bilgidir. Bir olaya bakıp onun hakkındaki anlamı çözmeye çalışmak, yani bir kişinin diğerine vurması ne anlama geliyor. Eylemin kendisini anlamaya başlama ve eylemin arkasındaki niyete geçme safhası&#8230; Birinin yaptığını hangi sebeple yaptığı&#8230; Bütün bunlar iman, islam ve ihsanla ilişkilidir. İnsan bilgiyle, dünya görüşüyle, inancıyla hareket eder. Allah&#8217;a inanan biri olabilir ve İslam&#8217;ın zahiri şekillerine tam uyuyor olabilir ama bir taraftan da riya sahibi olabilir. Bu gizli şirktir,  yaptığını başka bir şey için yapmaktır. Riyanın iki çeşiti var. Birisi riya el muhlis, yapılanın insanlar desin diye yapılmasıdır, diğeri riya el müşriktir. Yani Allah&#8217;a inancın olabilir ama niyetlerin hala sorunlu olabilir. Hepimiz kendimizden ve diğer insanlardan biliyoruz bunu. İnsanların yaptıklarının arkasında gizli bir niyet vardır. Burada üç boyut vardır. Nasıl davranmamız gerektiğiyle ilgili anlayış bir boyuttur, bu iman ve islamdır. Günde beş vakit namaz kılmalıyım. Neden böyle yapmam gerektiğini anlamalıyız. İkinci boyut inançtır, üçüncü boyut ise kalple ilgilidir, yaptığını yalnız Allah için yapmaktır, bu, ihsanın alanıdır. Bahsettiği boyutlar bunlar. Bu çok ilginç çünkü bu Budizm&#8217;deki 8 katlı soylu yolun parçası aynı zamanda&#8230; Dünyayı doğru anlama, doğru eylem ve doğru sebep&#8230;</p>
<p>Sonra İslam öğretiminden bahsediyor. Kur&#8217;an diyor ki &#8220;her bilenin üzerinde daha çok bilen vardır&#8221;. Bir kişi Mısır&#8217;ın bir köyünden çıkıp Kahire&#8217;ye gidiyor, Kur&#8217;an&#8217;ı ezberliyor ve bir parça fıkıh ve hadis öğreniyor. Köyüne döndüğünde büyük alim gibi muamele görüyor. Ama bu göreceli bir durum, hocası köye gelse o yine hocasının talebesi konumuna geri dönüyor. Medresede dersleri belki de o kadar iyi durumda değildi, ama diğer insanların gözünde o bir alim oluyor, çünkü bilginin göreceli bir yönü var. Bazı insanlar son derece bilgilidir, bazıları daha az bilir, bazıları ise çok az bilir. Herbir derecede kişi yükselir ve bu yüzden Allah insanların derecelerini bilgilerine ve doğru eylemlerine göre yükseltiyor. &#8220;Allah müminleri ve kendilerine ilim verilenleri derece derece yükseltir&#8221;. Bu önemlidir, bu sebeptendir ki Müslüman geleneğinde hocalara hep büyük saygı duyulmuştur. Kitapta bahşedilen bir derece olmamasına dikkat çekmiş. Çünkü dereceler ve bunun gibi şeyler niyetleri bozar. Fıkıhtaki üstadlarımdan Şeyh Muhammed Amin &#8220;talebelerinize derece vermeyin çünkü bunlar ihlas ve niyetlerini bozar&#8221; derdi. Bu yüzden günümüz üniversitelerine baktığınızda, birden tüm üniversiteler karar verip &#8220;Artık derece vermiyoruz&#8221; dese, herhalde ortada hedef olarak sadece öğrenmenin kendisinin kaldığı bir ortamda kimse ders almak istemezdi.</p>
<p>İslam&#8217;da öğrenmek ilk ve en önde gelen Allah emridir. Öğrenmek yaşamı idame etmek için değildir. Bu hale gelmesi ahir zamanın işaretlerinden biridir, Peygamber (SAV) insanların para kazanmak için eğitim göreceklerinden bahsediyor. Bu ahir zaman alametidir. İslam&#8217;da öğrenmek doğru anlayışa, kavrayışa sahip olmaktır. Bu da üç boyutla ilgilidir. Etik olmakla ve insanoğlunun ruhi boyutuyla alakalıdır. Bu durum ticaret ihtiyacını ortadan kaldırmaz, ama gerçek bilginin özü bunun geçim için değil ahlaki ve ruhsal saiklerle yapılmasıdır. Bu yüzden 36.sayfada diyor ki &#8220;derece sunulmazdı, motivasyon öğrenmenin kendisi olurdu&#8221;. 1882&#8242;de El Ezher&#8217;de ilk defa test sistemi getirildiğinde, büyük Maliki âlimi Şeyh Muhammed Aleesh buna tamamen karşı çıktı, talebeleri test etme fikri ona gore tamamen yanlıştı. Ben bunu çok ilginç buluyorum çünkü bu insanlara bilmeyi değil testi geçmeyi hedefletiyor. Bu yüzden olsa gerek insanlar testten çıktığında bilgi namına hiçbir kırıntı edinemiyorlar.</p>
<p> </p>
<p>Bir diğer bahsedilen şey ezber. Ezberlemek önemli. Çünkü çocuklar bilgiyi sünger gibi çekme yeteneğine sahipler. Onlara küçük yaşta olabildiği kadar fazla bilgi yüklenebiliyor. Bu onlara verilen ilahi bir armağan. Siz onların beyinlerine faydalı bilgileri yüklemezseniz o beyin gereksiz bir sürü bilgilerle doluyor. Ezber bu yüzden önemlidir ama asıl önemli olan kavrama yeteneğidir. SAT testleri kelime edinimini test eder, anlamayı, analojik mantık yeteneklerini, matematiği, aritmetiği, geometriyi ve temel cebiri test eder.Temel bir şekilde düşünmeyi öğrenip öğrenmediğinizi test ediyorlar, size Everest tepesinin yüksekliğini sormuyorlar, 1066 yılında ne olduğunu da sormuyorlar çünkü bunlara kitaplardan bakabilirsin. Einstein &#8220;Her şeye kitaptan bakabilirim, zamanımı ezberle harcayamam&#8221; der. Bu ilginç ama mantık oluşturabilmek için yeteneğe ihtiyacın var, o tüm formülleri kafasında tutuyordu.</p>
<p> </p>
<p>Birinci bölüm İslam&#8217;la başlıyor. İslam Arapça&#8217;da, aslama kökünden geliyor, bu çok ilginç bir kelime, kökü selama, İbranice&#8217;deki barış anlamına gelen Şalom ile aynı kökten geliyor. Barış bütünlüktür, ve barış ancak bütünlük varsa ortaya çıkar. Vücuttaki hastalığı düşünelim, hastalık denilen şey vücuttaki bütünlüğün bozulmasıdır. Vücudun bir parçası diğer parçalarıyla uyumunu kaybeder , artık barış ortadan kalkmıştır, bütünlük eksiktir. İslam&#8217;daki bütünlük ve barış da Allah&#8217;a teslimiyetle gelir. İbranice&#8217;de de aynı durum söz konusudur. Yahudiler de şalomun insanoğlunun tanrıya teslimiyeti ile olacağına inanır, gerçek barış budur ve bu yapılmadığında acı çekilir. Teslimiyet pasif bir boyun eğmeden ibaret değildir, bazı ulema İslam&#8217;ın teslim olmak anlamına geldiğini söylemişlerdir. Teslimiyet pasif bir eylem değildir, aktif bir eylemdir, teslimiyet için mücahede, gayret gerekir.</p>
<p>Kur&#8217;an&#8217;da dört farklı İslam&#8217;dan bahsediliyor. Birincisi tüm varlığın teslim durumunda olmasıdır, Kur&#8217;an der ki, &#8220;Gökte ve yerde ne varsa isteyerek veya istemeyerek Allah&#8217;a teslim olmuştur&#8221;. El-Kahhar ismi, Allah&#8217;ın isimlerinden biridir, Baskı altına alan demektir, ve Allah Kahhar olduğunu söylüyor. Dünya üzerinde bunu çok bariz görüyoruz, elimdekini atarsam yere düşer. Bu yerçekimidir, ne kadar yukarı atarsam atayım düşeceğini biliyorum. Dünyada boyun eğdiğimiz kanunlar var. Birisi yerçekimidir. Bir diğeri vücudumuzdur, vücud, burun, gözler, bunları değiştirmek İslam perspektifinden teslimiyete ve yaratılışa karşı gelmektir. Hz. Peygamber (SAV) bu yüzden doğanın manipülasyonuna çok karşıydı çünkü bu bir nevi isyandır. Teslim olmak Kur&#8217;an&#8217;da vurgulanmıştır. Birçok ayette &#8220;onlar Allah&#8217;ın dininden başkasını mı istiyorlar, her şey aslında ona teslimiyettedir&#8221; der. Buna göre İslam doğanın düzenidir. Bu çok ilginç, çünkü eski Çinliler de tam bu noktadan dünyaya bakmışlardır; doğal bir düzen vardır ve bilge kişi kendini doğal düzene uydurandır, aç kalınca yiyendir. Hz.Peygamber (SAV) demiştir ki &#8220;bizler sadece aç kaldığında yemek yiyen insanlarız&#8221;. Bu doğaldır, yemek doğaldır, ihtiyacından fazla yiyen bir hayvan göremezsiniz. Doğada şişman aslanlar yoktur, hayvanat bahçesinde görürsünüz çünkü artık doğal durumlarında değillerdir Ama doğal durumlarına uygun davranmayan bir hayvan göremesiniz. Hayvanlar susayınca su içerler. İnsanlar içmeyi sürdürürler, içerler, içerler. Hayvanlar sadece yemek istediklerinde, öldürürler. İnsanlar katliam yaparlar. Yerli Amerikalılar avlandıklarında, sadece ihtiyaçları olanı öldürürlermiş çünkü bu sırrı anlamışlar. Tropy avına giden insanlar var, hayvan başlarını duvarlarına asmak için öldürüyorlar ve bu doğal düzenin dışında bir şey. Bu yüzden doğal durumda olmayan bir insan isyan durumundadır. İnsanlar ilkel kalsınlar demek istemiyoruz ama bu ilkel durumun bizlere anlattığı bir şey var.</p>
<p>Genellikle üç tarih görüşü vardır. Birisi tarihin bir düşüşten ibaret olduğu şeklindedir. Bu genellikle Müslümanların dünyaya bakışı olmuştur, yani iyiden kötüye doğru gidiyoruz. Bir diğer tarih görüşü tarihin döngülü olmasıdır. İbn Haldun bu görüşü öne sürmüştür. Tüm teorilerin ortak tehlikesi kategorilere sıkışıp, orta yol olabileceğini akıldan çıkarmaktır. Döngülü olması demek tarihin sürekli kendini tekrarlamasıdır. İbn Haldun tarihi bu şekilde görmüştür ve bu durum kesinlikle söz konusudur. Üçüncüsü ilerleme fikridir, kötüden iyiye yani moderniteye gidiyoruz fikri, modernite düşüncesi. Artık birçok modernist de bu fikri bırakıyor. 20.yüzyıl ve kısmen 19.yüzyıl bu fikirle adeta büyülendi ama 20.yüzyılın insanlığa getirdiği büyük yıkım insanların bu düşünceyi terketmelerine sebep oldu.</p>
<p>Müslüman bakış açısından bakıldığında bunların bir karışımı söz konusudur. Peygamber (SAV) demiştir ki &#8220;Bilmiyorum ki ümmetin başı mı, yoksa sonu mu hayırlıdır. Ümmetim yağmur gibidir. Başı mı sonu mu daha hayırlıdır bilinmez&#8221;. Yani zamanın sonuna doğru bu ruhsal rönesans söz konusudur ve bu Müslüman inancının bir parçasıdır. Bazı şeyler düzelir, bazıları kötüye gider. Kesinlikle bazı yönlerden eskiye gore iyi durumdayız. Kölelik kalktı, insanları köle olarak tutmak ahlaki olarak problemliydi. Hristiyanlık hiçbir zaman köleliği kaldırmadı, 4.yüzyılda Gestinian köleliği kaldırdı. Paul kölelere iyi davranılmasından vs söz eder. Hristiyanlar bundan söz edilmesinden hoşlanmaz. Bir de İslam köleliğe meşruiyet vermiştir derler. Cam evde yaşıyorsanız, komşunuza taş atmayın. Eski Ahit&#8217;te kölelik vardır, Yeni Ahit ve Kur&#8217;an&#8217;da da vardır. Fakat Paul&#8217;ün kölelere iyi davranın demesine mukabil, Kur&#8217;an Allah&#8217;a giden en iyi yolun köleleri azad etmek olduğunu söyler. Yani Kur&#8217;ani geleneğin zaten içindedir, burada evrimsel bir süreç vardır. Kölelik sağlıklı bir durum değildir. Bu yüzden Hz.Peygamber (SAV) demiştir ki &#8220;Kölenize benim kölem demeyin, hepiniz Allah&#8217;ın kölelerisiniz.&#8221; Kölelik bu hadisle ortadan kaldırılmıştır ve bir çeşit maaşlı hizmet sözleşmesi şeklini almıştır.</p>
<p>İslam öncelikle budur, doğal düzendir. Evren yasalarıdır. Evrende işler yasalar var, çiçekler açıyor, hayvanlar kış uykusuna yatıyor. Ne zaman kış uykusuna yatacaklarını biliyorlar. Sincaplar kış için ne zaman fındık ve zahire toplayacaklarını biliyor. Onlara kim öğretmiş? Tabiata teslimiyettir. İnsanoğlu için bu zor, bunu isteyerek yapmıyoruz. Bakın sincaplar gönüllüce yapıyor. İnsanoğlu için bu güçtür. Bir kısmı tamamen arzusuz ve sevgisiz yapıyor.</p>
<p> </p>
<p>İkinci tip İslam Peygamber geleneğinin İslamıdır. Tüm peygamberler Müslümandı. Eski Ahit, Tanrıya boyun eğmekten bahsediyor. Yeni Ahit de öyle, teslim olmaktan, yani İslamdan. Hz.İbrahim diyor ki &#8220;Ben Müslümanım, teslim olan müslümanların ilkiyim&#8221;. Yakup oğullarına diyor ki &#8220;Benden sonra ne yapacaksınız?&#8221;. Onlar diyorlar ki &#8220;tek bir Allah&#8217;a ibadet edeceğiz ve Müslüman olacağız. Yakup (AS) ve tüm İsrail Peygamberleri, hepsi müslümandı. Hz.İsa da &#8220;Biz Müslümanız&#8221; diyordu.</p>
<p>Üçüncü bir İslam, tarihi bir fenomen olarak 7.yy&#8217;da ortaya çıkan İslam&#8217;dır. Bize verilen kurallar ve emirlerdir, yapmamız istenen ve yapmamamız istenen şeylerdir. Kur&#8217;an&#8217;da belirtilen emirler ve yasaklardır.</p>
<p>Bir bedeviyle ilgili iman bahsi var, &#8220;amenna&#8221; inanıyoruz diyorlar., Bedeviler Peygamber (SAV)&#8217;i yakından takip eden insanlar&#8230; Bir noktada diyorlar ki &#8220;öyle görünüyor ki o Arap yarımadasını almaya muvaffak olacak&#8221;. Bu noktada müslümanlara katılmaya başlıyorlar çünkü doğru tarafta yer almak istiyorlar. Ve gelip diyorlar ki &#8220;amenna&#8221;. Kur&#8217;an diyor ki &#8220;inandık demeyin, teslim olduk deyin çünkü iman kalplerinize girmedi&#8221; yani içten bir boyun eğme söz konusu olmadan dıştan bir teslimiyet mümkün ve bu tehlikeli bir şey. Ve buradan beş direğe geçiyoruz. Kitabı yaşama geçirmekle yükümlüyüz, yani kitabın dediğini yapmakla, İslam budur. Kitabın sunduğu dünya görüşüne inanıyoruz ki bunun adı ise imandır. Ve sonra eylemlerimizin dinin yüksek ideallerine uygun olmasına niyet ediyoruz ki bu da ihsandır. Burada Dr.murata ve Chittick&#8217;in tanımladığı şey, kanlı canlı bir hale geliyor. Beş direğin ne olduğu. Bu gerçekliği yaşamanın başlangıcı.</p>
<p> </p>
<p><strong>Şehadet</strong></p>
<p>İlk direk şehadettir. Bu benim İslam&#8217;daki en favori kelimelerimdendir çünkü Arapça&#8217;da şehadet şahidlik, tanıklık etmek demektir. Şehadet için Kur&#8217;an diyor ki &#8220;Görünen ve görünmeyen alemi bilen O&#8217;dur&#8221;. &#8220;La ilahe illallah&#8221; gerçeğine başta dünya şahittir. Dünya şahittir çünkü dünya, insanlığa Allah&#8217;tan başka ilah olmadığını, yaratılmış görünen her şeyin bu nihai gerçeğe şehadet ettiğini, ve görünen her şeyin altında tevhid gerçeği olduğunu anlatır. Diğer ilginç bir şey, Kur&#8217;an der ki &#8220;bunun gerçek olduğu ayan beyan oluncaya kadar nefsinizde ve ufukta ayetlerimizi göstermeye devam edeceğiz&#8221; ve sonra  &#8220;Rabbinin her şeye şahid olması yetmez mi?&#8221; diyor. Bu ilginç, çünkü birçok felsefeci ve yakın zamanda bir fizikçi Neil Bores şöyle diyordu: &#8220;Madde ve mevcut gerçek ancak şahid olunduğunda gerçektir&#8221;, bir diğer deyişle evrenin gerçekliği bilinçten dolayıdır. Bilinç olmadan dünya yoktur, Allah&#8217;ın her şeye şahid olması&#8230; Tanrının dünyanın her an varlığının sebebi olması ve onun kayyumiyeti, varlığının O&#8217;na bağlı olması &#8220;Allah uyuklamaz ve gaflet etmez&#8221; çünkü bunu yapsa dünya olmaz, bir anlık illiyeti kesilse varlık kaybolur. Bu şehadet fikridir, Allah dünyaya şahiddir ve bu yüzden bu şehadete katıldığımızda biz dünyaya gerçekliğini veriyoruz. La ilahe ilallah diyoruz, yani biz de şahidiz. Allah böyle diyor: &#8220;Allah Tek olduğuna şahiddir&#8221; yani bizler bilinç deneyimini paylaşıyoruz ve bu gerçekten alışılmadık bir şey. Bu insanlara bahşedilen bir nimet. Bu yüzden sorumluluk alıyoruz. Bu haksızlık değil, bir merhametin tezahürüdür, Allah &#8220;Verdiğim nimetlerden sorulacaksınız. Sizi yaratan, gözler, kulaklar ve gönüller veren O&#8217;dur. Olur ki şükredersiniz&#8221; diyor. Bunlar Tanrının nitelikleridir. Tevhidde öğrendiğimiz budur. &#8220;Size neler ihsan ettiğime bakın&#8221;. İnsanlar Tanrı olduğunu düşünmeye başlıyor ve insanın çıldırma noktası burası. Bu gerçek, çünkü buna gerçekten inanıyor, yani Tanrısız da yapabilirim düşüncesine, Tanrıya ihtiyacım yok diyor. Asi Promote, Grek mitolojisindeki Titanlar. Orjinali dehr (zaman)dı. Orjinal tanrı zamandı ve zaman Titanlar tarafından tahttan indirildi. Bu ilginç çünkü cin hikayesine benziyor. Cin isyan ediyor ve Tanrının otoritesini Kabul etmiyor ve sonra Adem&#8217;e veriliyor. Çok ilginçtir ki antik Yunan mitolojisinde benzer bir düşünce var, başlangıçta orjinal gerçek tanrı vardı, zaman, mekan vardı, dehr. Allah der ki &#8220;zamana sövmeyiniz çünkü Ben zaman ve mekanım&#8221; bu Tanrıyı metalaştırmak demek değildir, ama bu hadis ilginç gerçekten. Dehr Arapça&#8217;da esnetilen zaman demektir. Şehadet budur ve  &#8220;Tanrı yoktur Allah vardır&#8221; dediğinde bunun anlamı bu kesinlikle ulaştığın vasıtalar tanınmalı, çünkü vasıtalar dünyasındayız ve bu yüzden &#8220;muhammeden Resulullah&#8221; diyerek bu vasıtalara şükranımızı ifade ediyoruz. Bu yüzden ebeveynlere gösterilen saygı, Tanrıya karşı minnettarlığın ikinci büyük yöntemidir. &#8220;Bana minnettarlık gösterin ve sonra anne babanıza&#8221;. Bu tevhidle aynıdır. Önce Allah&#8217;tan başka tanrı olmadığına şahitlik edersin ama sonra bana tevhidi öğreten kişiyi zikreder &#8220;ve eşhedü enne Muhammeden Resulullah&#8221; dersin veya &#8220;İsa Resulullah&#8221; onun zamanındaysan veya &#8220;Musa Resulullah&#8221; kim Peygamberse fakat bizim için Peygamberdir ve ona minnet duymalıyız. &#8220;Muhammeden Resulullah&#8221; dediğimizde İsa Resul, Musa Resulullah, İbrahim Allah&#8217;ın elçisiydi, Nuh, Yahya, bu ifade içinde mündemiçtir. Bu şehadettir ve açıkça daha çok derine inilebilir ama bu mevzuya iman bahsinde girildiği için kesiyorum.</p>
<p><strong>İbadet</strong></p>
<p>Şehadetten sonra ikinci direk ibadet veya namazdır. Kur&#8217;an&#8217;da, diğer insan eylemleri içinde en çok emredilen şey salat&#8217;tır. Peygamber (SAV) demiştir ki &#8220;namaz dinin direğidir&#8221;. Çadırı tutan merkez direk gibidir. Geleneksel bedevi çadırında her köşede bir kazık bulunur, merkezde de bir direk bulunur, yani diğer dört kazık, şehadet, zekat, oruç, hac&#8217;dır ama namaz bu çadırı gerçekliğine kavuşturan ana direktir,dini ayak tutan direktir.</p>
<p>Peygamber (SAV) &#8220;namaz ibadetin kemik iliğidir&#8221; demiştir. Kemik iliği olarak tavsif edilmesi ilginçtir çünkü kemik iliği özdür ve bu anlama gelir. Araplar birşeyin özü anlamında bu kelimeyi kullanırlar ama aslında kemik iliği kan yapar, kan üretir. Ayrıca savunma sistemi veya bağışıklık sistemini düzenler. Bir başka hadiste Peygamber (SAV) &#8220;namaz müminin silahıdır&#8221; buyurmuştur. Yani namaz vücudun bağışıklık sistemi gibidir ve Kur&#8217;an bu yüzden Allah&#8217;ın namaz kılan kişiye azap vermeyeceğini belirtir. Namaz salatullahtır. Yani aslında O sana dua eder, O&#8217;nun duası merhametidir. Salat Allah&#8217;ın merhametidir. Aynı kelimedir ama manası farklıdır.</p>
<p>Göklerde ve yerdeki herşeyin duası vardır. Kur&#8217;an der ki &#8220;her şey Allah&#8217;ı tesbihtedir&#8221; Ayet 24:41, &#8220;görmez misiniz ki göklerde ve yerde olanlar Allah&#8217;ı tesbih ederler, kuşlar kanatlarını açar, herbiri duasını ve tesbihini bilir&#8221;. yani yaratılmış her şeyin ibadeti vardır, salat ve tesbihi vardır. Namazdan hemen sonra ne yaparız? Sübhanallah, Elhamdülillah, bu tesbihtir. Yani salat ediyoruz ve namaz sırasında tesbih de ediyoruz. &#8220;Sübhane Rabbiye&#8217;l Ala&#8221;. Salat ve tesbih, Allah&#8217;ı yüceltmedir ve ibadet bunun içindir. Bize bunun için verilen araçlardır.</p>
<p>Üçüncü çeşit ibadet tüm Peygamberlere verilmiş olandır. Herbir peygambere ibadet verilmiştir, şeklen farklı olabilir. Farklı dinlerin görünüşte farklı ibadet şekilleri vardır, farklı hayvanların farklı formlarda ibadeti olması gibi, farklı topluluklara farklı şekiller verilmiştir.  Allah der ki &#8220;Biz her ümmete kendi ibadet şeklini verdik, kendi kanununu ve yolunu bahşettik&#8221;. Birbirine benzerlikler vardır, birçok gelenekte ellerle dua edilir, benzerlikler görürsünüz ama aynı şekilde olmak zorunda değildir.</p>
<p>İbadet ikiye ayrılır. Günde beş defa yapılması da ilginçtir. Beş rakamı ilginç bir rakamdır. Her iki elimizde 5 parmağımız var. Tabi bunlar rasyonel şeyler değil ama zihin bağlantılar kurabilir. Ben şahsen numerolojiyi sevmiyorum, rakamların gerçekliği olduğunu düşünmediğimden değil, ama numeroloji deliliğe varan bir yoldur ve geleneksel olarak Müslümanların yaklaşımı da böyle olmuştur. Rakamların gerçekliği vardır, önemsiz olduğunu düşünmeyin, çok önemlidir ama genellikle bu konuya çok fazla girilmez, ama ben beş rakamı hakkında birkaç şey söylemek istiyorum.</p>
<p>İslam&#8217;ın beş şartı vardır. İslam&#8217;da beş vakit namaz vardır. Her bir eylemde beş karar vardır. Herbir eylem beş kategoriden birine girer. Beş ilginç bir rakamdır. Tek ve çiftin toplamı olan ilk rakamdır. &#8220;Bir&#8221;den sonra ki bu ulvi bir rakamdır, Allah&#8217;a aittir, Allah&#8217;ın rakamı Bir&#8217;dir. Bu yüzden Vahid ilk rakamdır ve Ehad değildir. Bir Allah&#8217;ın rakamıdır ama iki ve üçe bakarsanız, tek ve çifttir. &#8220;Tek ve çifte andolsun&#8221;, Allah teke ve çifte yemin eder. Tek ve çift erkek ve dişilikle de temsil edilir. Bu iki rakamın birleşmesi, toplamı beşi oluşturur.</p>
<p>Özde beşinci tabiat vardır ki bu ruhtur, dört elementten oluşuyoruz: toprak, su, ateş ve hava. Sonra öz gelir ki bu ruhtur, beşinci özdür, dünyayı saran ruhsal özdür. Bu yüzden günden beş defa namaz kılarız, bunların üçü güneş yokken, ikisi güneş ortadaykendir. Ayrıca güneşin hareketlerini izlemek düşüncesi vardır Güneş doğmadan önce kalkarsınız, bir Müslüman bunu yapmalıdır. Namaz kılacaksanız bu sabah kalkmış olmalısınız, güneş yükselinceye kadar beklemelisiniz, sadece herbir sabahın farklılığını görmek için. Dışarı çıkın ve güneşin doğuşunu izleyin, bunun ne anlama geldiğini tefekkür edin ve sonra güneşin karşı tarafa hareketini gözleyin ve bu hareketin her gün olduğunun farkında olun, çünkü modern insanın porblemlerinden biri doğadan kopuk olmalarıdır, tamamen izole olmalarıdır. Yemek paket içinde geliyor. Toprağı deneyimlemiyorlar artık. İnsanlar beton binalarda yaşıyor ve gökdelenler gökyüzünü kapatıyor. Güneşin hareketinin bile farkında değiller. Astronomlar insanların gündüz ayı gördükleri zaman şaşırdıklarını ‘gökyüzünde ne arıyor bu? Bunun sadece gece çıkması gerekmiyor mu?&#8221; dediklerini söylüyorlar. İnsanlar böyle bir kopukluk yaşıyorlar. New Mexico&#8217;da, New York veya New Jersey&#8217;in hiç dışına çıkmamış birkaç gençle bulunmuştum ve o gece yıldızlar çıkınca, tam bir şok yaşadılar. Yaşadıkları tam anlamıyla bir şoktu. Emmerson&#8217;un söylediği şeylerden biri şuydu &#8220;Yıldızlar sadece bin yılda bir çıksaydı Tanrıya hayranlığımızı nasıl farkedebilirdik?&#8221;. Yıldızlar biraz da bununla ilgilidir. Bu yüzden İbrahim, enbiyanın babasının, ilk yaptığı şey neydi? Bir geleneğe gore 12 yıl boyunca sirdab içinde gün ışığı görmeden büyüdü. 12 yaşına geldiğinde, dışarı çıktı ve bu dünyayı ilk deneyimlemesiydi ve yıldızları gördü . &#8220;Bu benim Rabbim olmalı&#8221; dedi sonra ayı gördü ve &#8220;hayır benim Rabbim budur&#8221; dedi. Sonra güneşi gördü &#8220;bu olmalı&#8221; dedi ve güneş batınca &#8220;Batan şeyleri sevmem&#8221; dedi. Yani biliyordu ki Allah batmayan Tek olmalıdır. Ulema bu ayetten yola çıkarak yıldızlarla Tanrının varlığının ispatlanabileceğini ve göklerin düzeninin Tanrının varlığına delil olduğunu söylerler. Dışarı çıkıp onlara bakın, onları izleyin, tefekkür edin.</p>
<p>Bu ibadetler sırasında rekatlar var. Size bir şey göstereceğim ve bu bana ait değil. Mısırlı alimlerden İmam Sevhi bir akide kitabında bahsediyor. Alimler buna milah diyor. Söylediği şeylerden biri şu: Ahmed sözcüğü namaz şeklindedir, ayakta pozisyon ve sonra eğilme pozisyonu, sonra secde, ve oturma pozisyonu. Ayrıca Adem&#8217;in ismi de ayakta, eğilen, oturan ve secde eden şeklindedir. Harfler, insanoğlu ibadet edecek şekilde tasarlanmıştır.</p>
<p>Abdest aldığınızda farkedebileceğiniz bir şey tasarlanmış olduğunuzdur. Dikkatle incelerseniz, abdest alırken farkedersiniz ki sanki tüm uzuvlarınız buna uygun yaratılmıştır. İbadetin her bir pozisyonu doğaldır, eğildiğiniz nokta doğal pozisyondur, daha fazla eğilirseniz sırtınızı acıtır. Secdeye yedi uzvunuzla inersiniz. Otururken de, ibadet vücutla uyum içindedir ve bunlar doğal pozisyonlardır. İslam&#8217;da ibadetin bulunmasının sebeplerinden biri vücudunuzun Tanrıya ibadeti paylaşma gerekliliğidir. Sadece oturup meditasyon yapmazsınız, ibadete bedeniniz de katılır. Bu durum dualistik zihin-beden ayrımını da kaldırır. Çok derindir ve doğru yolda ilerliyorsanız her gün hayatınızı ibadetinizi mükemmelleştirmeye harcıyorsunuzdur. Nihai mükemmel ibadete ulaşamak zordur, ve bu yüzden her gün beş defa ölene kadar yapılması gereken bir ibadettir. Bu hayat boyu bir adanmışlıktır. Bu yüzden her gün aynı şekilde yapıyoruz. Konuyu kaçırıyoruz. Formalite ve rutine bindiriyoruz. Uyumaya, uyuşmaya başlıyoruz. İbadetin bir adanmışlıktır, Tanrıyla iletişim sanatına ömür boyu adanmışlık.</p>
<p> </p>
<p>… Bu konuda okumak için…</p>
<p style="text-align: justify;"><strong> <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/islamcilik_kitap_k.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-14898" title="islamcilik_kitap_k" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/islamcilik_kitap_k.jpg" alt="" width="118" height="183" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/Islamcilik-devrim-demokrasi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"> İslâmcılık, Devrim ile Demokrasi Kavşağında </span></a></strong></p>
<p>Müslümanca yaşamak için devletin de “Müslüman” olması mı gerekiyor? Bu o kadar net değil. Çünkü İslâm’ın gereği olan “kısıtlamaları” insan en başta kendi nefsine uygulamalı. Aksi takdirde dinî mecburiyet ve yasakların kanun gücüyle dayatılması vatandaşı çocuklaştırıyor ister istemez. <strong>İ</strong><strong>yi-kötü ayrımı yapmak, iyiden yana tercih kullanacak cesareti bulmak gibi insanî güzellikler devletin elinde bürokratik malzeme haline geliyor. </strong>21ci asırda Müslümanca yaşamak kolay değil. Yani İslâm’ın özüne dair olanı, değişmezleri korumak ama son kullanma tarihi geçmiş geleneklerden kurtulmak. AKP’yi iktidara taşıyan fikrî yapıyı, Demokrasi-İslâm ilişkisini, İran’ı ve Milli Görüş’ü  sorguladığımız bu kitabı ilginize sunuyoruz. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/Islamcilik-devrim-demokrasi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a></strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"> <span style="color: #0000ff;"><strong>M<span><span><span>ü</span>slüman’ın Zaman’la imtihanı </span></span></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091210_derin_dusunce_org_musluman.jpg"></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/musluman_zaman.pdf" target="_blank"><span style="color: #3366ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-7624" title="20091210_derin_dusunce_org_musluman" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091210_derin_dusunce_org_musluman-203x300.jpg" alt="" width="114" height="155" /></span></a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Sunuş</strong>: Müslümanlar dünyanın toplam nüfusunun %20’sini teşkil ediyorlar ama gerçek anlamda bir birlik yok. Askerî  tehditler karşısında birleşmek şöyle dursun birbiriyle savaş halinde olan Müslüman ülkeler var. Dünya ekonomisinin sadece %2-%3′lük bir kısmını üretebilen İslâm ülkeleri Avrupa Birliği gibi tek bir devlet olsalardı <strong><em>Gayrı Safi Millî Hasıla bakımından SADECE Almanya kadar </em></strong>bir ekonomik güç oluşturacaklardı. Bu bölünmüşlüğü ve <strong><em>en sonda, en altta kalmayı tevekkülle(!) kabul etmenin</em></strong> bedeli çok ağır: Bosna’da, Filistin’de, Çeçenistan’da, Doğu Türkistan’da ve daha bir çok yerde zulüm kol geziyor. Müslümanlar ağır bir imtihan geçiyorlar. Yaşamlarını şekillendiren şeylerle ilişkilerini gözden geçirmekle başlıyor bu imtihan. Teknolojiyle, lüks tüketimle, savaşla, kapitalizmle, demokrasiyle , “ötekiler” ile ve İslâm ile olan ilişkilerini daha sağlıklı bir zemine oturtabilecekler mi? <a href="http://www.derindusunce.org/img/musluman_zaman.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><strong><em>Müslüman’ın Zaman’la imtihanı</em></strong> </span></a>adındaki 204 sayfalık bu kitap işte bütün bu konuları sorgulayan ve çözümler öneren makalelerden oluşuyor.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/05/12/islam%e2%80%99in-vizyonu-2-hamza-yusuf/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/05/12/islam%e2%80%99in-vizyonu-2-hamza-yusuf/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>1 Mayıs katliamı solcuların suçu muydu?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/05/12/1-mayis-katliami-solcularin-sucu-muydu/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/05/12/1-mayis-katliami-solcularin-sucu-muydu/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 May 2012 22:00:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tahsin K.</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[1 Mayıs]]></category>

		<category><![CDATA[Komünizm]]></category>

		<category><![CDATA[Marx]]></category>

		<category><![CDATA[Sosyalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Solu]]></category>

		<category><![CDATA[şiddet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21894</guid>
		<description><![CDATA[
&#8220;Kimdiler, Neden geliyorlardı, ne istiyorlardı? Bazıları silahını çekmiş, bazıları da yeni yeni silaha davranmaktaydılar. Aralarında silahsız hiç değilse sopasız olanı yoktu. Biraz sonra o silahlarla sopalarla vurup öldürecekleri insanları belki de daha önce hiç görmemişlerdi. Ama gergin yüzlerinde yüzlerce yıl sürmüş bir kan davasının hıncı vardı. Kavgayı da o hınçla başlattılar.&#8221; TAMAMI
Share on Facebook]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><em><img class="aligncenter" src="http://www.timeturk.com/resim/detayresim/KANLI-1.jpg" alt="" width="486" height="209" /></em></p>
<p><em>&#8220;Kimdiler, Neden geliyorlardı, ne istiyorlardı? Bazıları silahını çekmiş, bazıları da yeni yeni silaha davranmaktaydılar. Aralarında silahsız hiç değilse sopasız olanı yoktu. Biraz sonra o silahlarla sopalarla vurup öldürecekleri insanları belki de daha önce hiç görmemişlerdi. Ama gergin yüzlerinde yüzlerce yıl sürmüş bir kan davasının hıncı vardı. Kavgayı da o hınçla başlattılar.&#8221;</em> <a href="http://www.taraf.com.tr/haber/1-mayis-ta-ilk-atesi-gordum.htm" target="_blank">TAMAMI</a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/05/12/1-mayis-katliami-solcularin-sucu-muydu/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/05/12/1-mayis-katliami-solcularin-sucu-muydu/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Akarsu sesi güzeldir</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/05/11/akarsu-sesi-guzeldir/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/05/11/akarsu-sesi-guzeldir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 May 2012 11:09:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tavit Kilimciyan</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Tabiat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21622</guid>
		<description><![CDATA[
Share on Facebook]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><iframe width="200" height="165" src="http://www.youtube.com/embed/dQigq2CCtb8" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/05/11/akarsu-sesi-guzeldir/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/05/11/akarsu-sesi-guzeldir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bugün cuma, ne olur bir şey yap(18)</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/05/11/bugun-cuma-ne-olur-bir-sey-yap18/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/05/11/bugun-cuma-ne-olur-bir-sey-yap18/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 May 2012 22:01:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ali P.</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Bugün cuma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21771</guid>
		<description><![CDATA[
Zâtının nûrundan nur-i evveli halkeyleyen, cümle kâinatı envâr-ı ilâhisiyle tezyin eyleyen, nuruna muhatab hazret-i insan-ı halkeyleyen, nuruyla insanı pür nur eyleyen, âhirde nurunun itmamına kulunu şahid eyleyen, şehadet nuruyla cemâlinin nurunu kullarına bahşeyleyen, esma-ı ilâhiyesinin ve kelâm-ı sübhaniyesinin ve habîbinin nuruyla pür nur olan sırat-ı müstakîmini bizlere şerîat, tarîkat, hakîkat ve ma&#8217;rifet râhı olarak ihsan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/01/vav_islam_hat_guzellik.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-20203" title="vav_islam_hat_guzellik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/01/vav_islam_hat_guzellik-292x300.jpg" alt="" width="192" height="178" /></a></p>
<p style="text-align: left;">Zâtının nûrundan nur-i evveli halkeyleyen, cümle kâinatı envâr-ı ilâhisiyle tezyin eyleyen, nuruna muhatab hazret-i insan-ı halkeyleyen, nuruyla insanı pür nur eyleyen, âhirde nurunun itmamına kulunu şahid eyleyen, şehadet nuruyla cemâlinin nurunu kullarına bahşeyleyen, esma-ı ilâhiyesinin ve kelâm-ı sübhaniyesinin ve habîbinin nuruyla pür nur olan sırat-ı müstakîmini bizlere şerîat, tarîkat, hakîkat ve ma&#8217;rifet râhı olarak ihsan eyleyen Cenâb-ı zü&#8217;l Celâl, ve&#8217;l-Kemâl, ve tekaddes Hazretleri&#8217;ne sonsuz ham ü senâ olsun. Bu hamdın nuruyla gönüllerimiz pür nur olsun. </p>
<p>İnsanlığı zulmetten nura, gamdan sürûra, firkatten huzura ve vuslata vesile kılan Cenâb-ı Hakk&#8217;ın nurunun mazharı, yaradılan ilk nur, yaradılmışların nurunun nuru, nurun âlâ nur sırrının kandil-i süreyyası, beşîr ve nezîr, sîracen münîr, misbah-ı sudur, gözlerimizin nuru, kalblerimizin surûru Efendimiz (SAV)&#8217;e Cenab-ı Hakk&#8217;ın nuru adedince salât ve selâm olsun. Bu salât ve selâmın nurundan âline ve ashabına ve etba&#8217;ına dahî ikram olunsun.(*)</p>
<p>Özgürlük ve demokrasi iddiasındaki uygar(!) ülkelere bak! Uçaklarla çocukları <span id="more-21771"></span>bombaladığı, silah üretip satanların kendilerini “barışçı” ilân ettiği bir dünyada yaşıyorsun. Petrol çalmak için insan öldürenlerin  kurduğu bir ”medeniyetin” gölgesindesin.  O « barışçı ve medenî» ülkeler ki askerleri masum insanları öldürüyor. Bu nasıl bir medeniyet ki yetiştirdiği insanlar hayvanların bile tenezzül etmeyeceği rezilliklere yelteniyorlar. <strong>işte bileğini bükemediğin için çizmesi altında yaşamak zorunda kaldığın “medeniyet” böyle bir medeniyettir.</strong></p>
<p>Bu medenî(!) insanlar öylesine açgözlüler ki kendi milletlerini dahi soyup soğana çeviriyorlar sahte ekonomik krizler ile. Ama kimse onlara ses çıkaramıyor. Çünkü <a href="http://www.google.com/url?sa=t&amp;rct=j&amp;q=&amp;esrc=s&amp;frm=1&amp;source=web&amp;cd=1&amp;ved=0CC8QFjAA&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.derindusunce.org%2F2011%2F10%2F05%2Fticari-bir-mal-olarak-%25E2%2580%259Cadalet%25E2%2580%259D%2F&amp;ei=X_miT6quFMXe4QTXn7GRCQ&amp;usg=AFQjCNGHl5KI_CBXWO4AnihGKEVQEhe_Xw&amp;sig2=lI30aHEqbOAGhKrwKIuyrA" target="_blank">hukukun mal gibi alınıp satılmasına </a>göz alıcı bir kulp taktılar: <strong>“Özgürlük!”</strong></p>
<p>Gördüğün manzara karşısında kalbinde duyduğun sıkıntı senin bir insan olduğunun <!--more-->ispatı. Vicdan sahibisin. Aklın ve kalbin gördüklerine itiraz etmekte. Ama bu sıkıntı bir isyana dönüşmeden önce dur ve düşün. Bu zulmün müsebbibi tarafından senin için biçilmiş rollerden birine mi bürüneceksin yoksa kendi yolunu mu çizeceksin? Zalim senin özgür olduğunu zannetmen için iki yol çizdi, iki seçenek(!) verdi:</p>
<ul>
<li>Mademki zulüm kaçınılmaz, <strong>“kazanan (ezen) taraftan olayım bari”</strong> diyen dünya ehline katılmak, gününü gün etmek, hiç ölmeyecekmiş gibi yaşamak,</li>
<li>Kuyuya düşenleri kurtarmak isterken onların yanına düşmek, ümitsizlik içinde her gün ölmek.</li>
</ul>
<p>“Ben ne yapabilirim ki?” deme ne olursun. <strong>“Zalime isyan ediyorum”</strong> zannıyla KADERE VE TEKVİN ŞERİATINA isyan edenlerden ibret al. (Bkz. <a href="http://www.derindusunce.org/2009/09/08/neden-kafir-muslime-kuvvet-hakka-galibdir/"><span style="color: #0066cc;">Neden kâfir, müslime; kuvvet hakka galibdir?</span></a>) İslâm’a aykırı fikir fırtınalarına kapılan, devrimcilikten nihilizme ve anarşizme savrulan kimi Müslümanların acınacak hallerinden ibret al. Kendi yolunu bulman (bilmen) için âriflere, sıddîklara çevir gözlerini: Hz Ebubekir (r.a.) buyuruyor ki <strong>“İdrak’in yetersizliğini idrak de bir idraktir”</strong>.</p>
<p>O halde Küllî irade ve cüz’i irade üzerine tefekkür et:</p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>“…cesaret kırıcı bir ortamda Müslümanın dinine dört elle sarılmaktan başka yolu yok zannederim. </em><em><strong>Zira cehd etmek bizim tasarrufumuzda ama neticeler değil.</strong></em><em> Özgürlük kulun haddini bilmesinde saklı. Her şeye başkaldıran insan değil dünyayı kabul eden ve kulluk mertebesine razı olan insan GERÇEKTEN özgürdür. İsyan eden ise otoriteden önce tutkularının ve vehminin kölesidir diye düşünüyorum. [...] </em><em><strong>Ok ile hedefi vurmak istemek ne büyük bir kibir göstergesi, esas olan okun DOĞRU atılması değil midir?…</strong></em><em>” (Bkz. </em><em><a href="http://www.derindusunce.org/2009/12/14/karamsar-musluman-olur-mu/"><span style="color: #0066cc;"><em>Karamsar Müslüman olur mu</em>?</span></a></em><em>)</em></p>
<p>Peki somut olarak, hemen, şimdi ne yapabilirsin? <a href="http://www.google.fr/url?sa=t&amp;rct=j&amp;q=http%3A%2F%2Fwww.derindusunce.org%2Fverme-hakki%2F%20&amp;source=web&amp;cd=1&amp;ved=0CCEQFjAA&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.derindusunce.org%2Fverme-hakki%2F&amp;ei=eIb7TvH8IcXf8gO2yqTMAQ&amp;usg=AFQjCNHRBDqdgAqv_5mTDPhVsyqPSDWZIw&amp;sig2=ljU5ZGBtK"><span style="color: #0066cc;">Verme hakkını</span></a> kullan. <a href="http://www.ihh.org.tr/yetimler-ve-ailelerine-kesintisiz-destek/"><span style="color: #0066cc;">Yetimlere yardım</span></a> edebilir, gözleri görmeyen <a href="http://www.ihh.org.tr/katarakt/"><span style="color: #0066cc;">katarakt hastası bir insanın iyileşmesi için</span></a> destek olabilirsin meselâ. <a href="http://www.derindusunce.org/2009/01/14/cezaevleri-okul-olsun/"><span style="color: #0066cc;">Kayseri’deki bir cezaevine gönder</span></a> okuduğun kitapları. Veya <a href="http://www.derindusunce.org/2009/10/19/bingol-cezaevine-kitap-gonderiyoruz-siz-de-katilin/"><span style="color: #0066cc;">Bingöl’deki tutuklulara destek ol</span></a>. Ne olur <strong>“imkânım yok yapamam”</strong> deme. Asık yüzlü bir komşuna selam da mı veremezsin? Yerde duran, insanları tökezletecek bir taşı da mı kaldıramazsın? Bugün Cuma. Ne olur Allah rızası için bir şey, bir iyilik yap. Bu sayfayı bir kaç dostuna göndermekle de başlayabilirsin işe.</p>
<p> (*) Girişteki dua <a href="http://www.sufi.com.tr/kitaplar/fatih-citlak/kirk-mektup.aspx"><span style="color: #0066cc;">Fatih Çıtlak’ın “40 Mektup”</span></a> adlı eserinden alınmıştır.</p>
<p style="padding-left: 30px;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/12/fatih_citlak_40_mektup.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-20042" title="fatih_citlak_40_mektup" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/12/fatih_citlak_40_mektup.jpg" alt="" width="177" height="273" /></a><em>“Ankâzâde Halîl Efendi… Ve Tûti İhsan Efendi… Kaf Dağı’nın ardındaki “ankâ” ve ondan beslenen “ankâzâde” misali. Mürşidler, bildiğimizi zannettiğimiz âlemlerin ötesinden hakîkatleri naklediyorlar. Hakk’a âşık, Resûlullah’a müştak olanlara hakîkî yâr oluyorlar. Halîl misali. Mürîdler mürşidlerini dinleyerek ve ilk başta taklid ederek mânevî mirâca kanat açıyorlar. Tûtîler gibi. Cenâb-ı Hakk, kendisine hakîkî talep ile müracaat edenleri reddetmiyor, istenileni veriyor. İhsan gibi. Kırk Mektup, iradesiyle gelip talepte bulunan mürîd ile ona hizmet eden mürşidin remizleri olmuş bu iki isim üzerinden edep, erkân, tasavvuf, tarîkat, intisab, derviş çeyizi, derviş ıstılahları, halîfelerin halleri, tasavvufta yol katettiğini düşünüp de yol katedemeyenlerin durumu gibi hususların aktarıldığı, esasında birçok mektubun ve mürşidâne sohbetin hulâsası niteliğinde. Muhtevasıyla bugünün meselelerine ve mânevî müşküllerine de çözümler getiren eser, kendisi bir kaynak olmasının ötesinde pek çok eser için de ilham kaynağı olacak. ” </em></p>
<p style="padding-left: 30px;"> </p>
<p>… Biraz okumak için…</p>
<p style="text-align: justify;"><strong> <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/islamcilik_kitap_k.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-14898" title="islamcilik_kitap_k" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/islamcilik_kitap_k.jpg" alt="" width="118" height="183" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/Islamcilik-devrim-demokrasi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"> İslâmcılık, Devrim ile Demokrasi Kavşağında </span></a></strong></p>
<p>Müslümanca yaşamak için devletin de “Müslüman” olması mı gerekiyor? Bu o kadar net değil. Çünkü İslâm’ın gereği olan “kısıtlamaları” insan en başta kendi nefsine uygulamalı. Aksi takdirde dinî mecburiyet ve yasakların kanun gücüyle dayatılması vatandaşı çocuklaştırıyor ister istemez. <strong>İ</strong><strong>yi-kötü ayrımı yapmak, iyiden yana tercih kullanacak cesareti bulmak gibi insanî güzellikler devletin elinde bürokratik malzeme haline geliyor. </strong>21ci asırda Müslümanca yaşamak kolay değil. Yani İslâm’ın özüne dair olanı, değişmezleri korumak ama son kullanma tarihi geçmiş geleneklerden kurtulmak. AKP’yi iktidara taşıyan fikrî yapıyı, Demokrasi-İslâm ilişkisini, İran’ı ve Milli Görüş’ü  sorguladığımız bu kitabı ilginize sunuyoruz. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/Islamcilik-devrim-demokrasi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a></strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"> <span style="color: #0000ff;"><strong>M<span><span><span>ü</span>slüman’ın Zaman’la imtihanı </span></span></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091210_derin_dusunce_org_musluman.jpg"></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/musluman_zaman.pdf" target="_blank"><span style="color: #3366ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-7624" title="20091210_derin_dusunce_org_musluman" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091210_derin_dusunce_org_musluman-203x300.jpg" alt="" width="114" height="155" /></span></a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Sunuş</strong>: Müslümanlar dünyanın toplam nüfusunun %20’sini teşkil ediyorlar ama gerçek anlamda bir birlik yok. Askerî  tehditler karşısında birleşmek şöyle dursun birbiriyle savaş halinde olan Müslüman ülkeler var. Dünya ekonomisinin sadece %2-%3′lük bir kısmını üretebilen İslâm ülkeleri Avrupa Birliği gibi tek bir devlet olsalardı <strong><em>Gayrı Safi Millî Hasıla bakımından SADECE Almanya kadar </em></strong>bir ekonomik güç oluşturacaklardı. Bu bölünmüşlüğü ve <strong><em>en sonda, en altta kalmayı tevekkülle(!) kabul etmenin</em></strong> bedeli çok ağır: Bosna’da, Filistin’de, Çeçenistan’da, Doğu Türkistan’da ve daha bir çok yerde zulüm kol geziyor. Müslümanlar ağır bir imtihan geçiyorlar. Yaşamlarını şekillendiren şeylerle ilişkilerini gözden geçirmekle başlıyor bu imtihan. Teknolojiyle, lüks tüketimle, savaşla, kapitalizmle, demokrasiyle , “ötekiler” ile ve İslâm ile olan ilişkilerini daha sağlıklı bir zemine oturtabilecekler mi? <a href="http://www.derindusunce.org/img/musluman_zaman.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><strong><em>Müslüman’ın Zaman’la imtihanı</em></strong> </span></a>adındaki 204 sayfalık bu kitap işte bütün bu konuları sorgulayan ve çözümler öneren makalelerden oluşuyor.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/05/11/bugun-cuma-ne-olur-bir-sey-yap18/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/05/11/bugun-cuma-ne-olur-bir-sey-yap18/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>1 Mayıs Anatomisi: Türk Solu Neden Kendini Vurdu?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/05/10/1-mayis-anatomisi-turk-solu-neden-kendini-vurdu/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/05/10/1-mayis-anatomisi-turk-solu-neden-kendini-vurdu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 May 2012 21:40:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tahsin K.</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[1 Mayıs]]></category>

		<category><![CDATA[Komünizm]]></category>

		<category><![CDATA[Marx]]></category>

		<category><![CDATA[Sosyalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Solu]]></category>

		<category><![CDATA[İşçi Hakları]]></category>

		<category><![CDATA[şiddet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21881</guid>
		<description><![CDATA[
 
&#8220;&#8230; DİSK, Taraf yazarı Halil Berktay&#8217;ın açıklamalarıyla başlayan 1 Mayıs 1977 tartışmalarıyla ilgili katliamın tanıklarıyla birlikte dün basın toplantısı düzenledi. Toplantıda konuşan dönemin DİSK Genel Sekreteri, CHP Milletvekili Süleyman Çelebi, 1 Mayıs 1977&#8242;de yaşananları açıklığa kavuşturmak için bir komisyon kurulması gerektiğini söyledi. DİSK Genel Başkanı Erol Ekici, katliama ilişkin sorular sorarken, toplantıda konuşan o günün [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/05/1-mayis-turk_solu.jpg"></a></em></p>
<p style="text-align: center;"><em> <img class="size-full wp-image-21883   aligncenter" title="1-mayis-turk_solu" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/05/1-mayis-turk_solu.jpg" alt="" width="384" height="267" /></em></p>
<blockquote><p><em>&#8220;&#8230; DİSK, Taraf yazarı Halil Berktay&#8217;ın açıklamalarıyla başlayan 1 Mayıs 1977 tartışmalarıyla ilgili katliamın tanıklarıyla birlikte dün basın toplantısı düzenledi. Toplantıda konuşan dönemin DİSK Genel Sekreteri, CHP Milletvekili Süleyman Çelebi, 1 Mayıs 1977&#8242;de yaşananları açıklığa kavuşturmak için bir komisyon kurulması gerektiğini söyledi. DİSK Genel Başkanı Erol Ekici, katliama ilişkin sorular sorarken, toplantıda konuşan o günün tanıkları ise, ilk ateşin nereden çıktığı konusunda ikiye ayrıldı. Bazı tanıklar ilk ateşin kitlenin içinden, bazı tanıklar ise Sular İdaresi&#8217;nden açıldığını söyledi &#8230;&#8221;</em> <a href="http://www.taraf.com.tr/haber/meclis-1-mayis-icin-komisyon-kursun.htm" target="_blank">TAMAMI</a> </p></blockquote>
<p> </p>
<p>Bu konuda e-kitap okumak için…<br />
 </p>
<p><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/turk_solu_iktidar_olur_mu.pdf" target="_blank"><strong>Türk solu iktidar olur mu?</strong></a></span><span style="color: #0000ff;"><strong> </strong></span></p>
<p class="entry" style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/turk_solu_iktidar_olur_mu.pdf" target="_blank"><strong><img class="alignright size-medium wp-image-21200" title="turk_solu_iktidar_olur_mu" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/turk_solu_iktidar_olur_mu-215x300.jpg" alt="" width="143" height="213" /></strong></a>Kendini « sol » olarak tarif eden hareketler hiç olmadıkları kadar zayıf ve bölünmüş bir tablo çiziyorlar bugün.  Türk Solu Dergisi’nin ırkçı söylemlerinden CHP’nin darbe çağrılarına uzanan bir kafa karışıklığı hakim. Muhalefet boşluğunun müzmin bir hastalığa dönüştüğü şu dönemde Türk solu bu boşluğa talip olabilir mi? Daha önce <a href="http://www.derindusunce.org/category/dikkat-kitap/"><span style="color: #0066cc;">Dikkat Kitap</span></a> kategorisinde yayınladığımız <a href="http://www.derindusunce.org/img/pozitivizm_derin_dusunce_org.pdf"><span style="color: #0066cc;">Pozitivizm Eleştirisi</span></a> gibi bu kitap da Türkiye’deki sola tarafsız bakan bir çalışma. İyimser görüşler kadar geçmişe dönük ağır eleştiriler de var. İlginize sunduğumuz 82 sayfalık bu kitap Türkiye’deki “sol” grupların sorgulamalarına, projelerine ışık tutmak amacıyla derlenmiş makalelerden oluşuyor. Kitabı <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/turk_solu_iktidar_olur_mu.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><strong>buradan indirebilir</strong></span> </a>ve paylaşabilirsiniz. Ele alınan başlıca konular: <em>Solda özgürlükçü hareketler, 68 Kuşağı, Devrimci sol, Kemalizm, ulusalcı sol akımlar, Sol ve İslâm, Cumhuriyet Gazetesi</em>.</p>
<p class="entry" style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/marx.pdf" target="_blank"><img class="alignright size-medium wp-image-18312" title="marx-kapak" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/08/marx-kapak.bmp" alt="" width="128" height="191" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/marx.pdf" target="_blank">Derin <strong>MAЯҖ</strong></a></strong></p>
<p>Etrafınızda “ben solcuyum” diyen kaç kişi var? Birgün Ya da Cumhuriyet Gazetesi, Türk Solu Dergisi okuyan? Yürüyüşlerde Marx, Lenin, Deniz Gezmiş ve Atatürk posterlerini yanyana taşıyan kişileri tanıyor musunuz? İşçi sendikalarında aktif rol oynayan dostlarınız var mı? Bu insanlar hasretle beklediğimiz sol muhalefeti kuramadılar bir türlü. Neden? </p>
<p> Marxist ve Marxçı (Marx’a dair ama marxist olmayan) miras ile yüzleşmedi Türk solcuları. Oysa Marx anlaşılmadan hiç bir sol projenin anlaşılmasına da imkân yok.  Leninist, Stalinist, Maoist… Hatta Kuzey Avrupa’nın sosyal demokrat modellerini de çözemezsiniz. Marx’ın bıraktığı yerden devam edenleri anlamak için de gerekli bu okuma; dünya soluna bugünkü şeklini veren düşünürleri anlamak için: Rosa Luxemburg, Ernst Thälmann, Georg Lukács, Max Adler, Karl Renner, Otto Bauer, Walter Benjamin, Jürgen Habermas,… <a href="http://www.derindusunce.org/img/marx.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/05/10/1-mayis-anatomisi-turk-solu-neden-kendini-vurdu/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/05/10/1-mayis-anatomisi-turk-solu-neden-kendini-vurdu/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kemalizmin Zararları(17): Devrim yapar, Dilini devirir, Kendini kaybedersin!</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/05/10/kemalizmin-zararlari17-devrim-yapar-dilini-devirir-kendini-kaybedersin/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/05/10/kemalizmin-zararlari17-devrim-yapar-dilini-devirir-kendini-kaybedersin/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 May 2012 10:00:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tahsin K.</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Dil]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Sanat]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21875</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;&#8230; İran sinemasının kimlik oluşturduğu ve bizim bunu başaramadığımız doğru. Ama bizde olan bazı gelişmeler sebebiyle maalesef böyle oldu. Onlar bir tarihte toplanıp sözlüklerinin tamamını değiştirmediler. Kelimelerinin hepsini değiştirip herkesin kendini yabancı hissettiği bir alanda yeniden kendilerini tanımlamadılar.
Dolayısıyla o geleneksel bağ kopmadı. Özellikle de şiirle olan bağları kopmadı; kaldı ki biz aynı havuzdan besleniyorduk, biz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/05/dil_devrimi.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-21877" title="dil_devrimi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/05/dil_devrimi.jpg" alt="" width="250" height="307" /></a>&#8220;&#8230; İran sinemasının kimlik oluşturduğu ve bizim bunu başaramadığımız doğru. Ama bizde olan bazı gelişmeler sebebiyle maalesef böyle oldu. Onlar bir tarihte toplanıp sözlüklerinin tamamını değiştirmediler. Kelimelerinin hepsini değiştirip herkesin kendini yabancı hissettiği bir alanda yeniden kendilerini tanımlamadılar.</em></p>
<p><em>Dolayısıyla o geleneksel bağ kopmadı. Özellikle de şiirle olan bağları kopmadı; kaldı ki biz aynı havuzdan besleniyorduk, biz aynı insandık aslında. Biraz bağnaz bir batıcılık kafası, halkın önüne sunulan yeni bir şeyler uğruna eskiyi tamamen çıkarmak, bir ağacın meyvesinin kökleriyle olan bağını kesmesi anlamına geldi ki, aslında en çok darbeyi de sanat yedi bu yüzden &#8230;&#8221;</em> <a href="http://www.risaleajans.com/index.php/islam/1900-guende-bes-kez-ezan-okunur-ama-filmlerde-ezana-yer-verilmez" target="_blank">TAMAMI</a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/05/10/kemalizmin-zararlari17-devrim-yapar-dilini-devirir-kendini-kaybedersin/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/05/10/kemalizmin-zararlari17-devrim-yapar-dilini-devirir-kendini-kaybedersin/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Ben Sonra Ağlarım / Nedim Hazar</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/05/09/ben-sonra-aglarim-nedim-hazar/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/05/09/ben-sonra-aglarim-nedim-hazar/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 May 2012 21:47:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Suzan Nur Başarslan</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kitap Tanıtımı]]></category>

		<category><![CDATA[Sanat]]></category>

		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>

		<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21872</guid>
		<description><![CDATA[Nedim Hazar&#8217;ın Ben Sonra Ağlarım(1) adlı öykü-seçkisi tematik anlamda yabancılaşma, isyan ve teslimiyet/hikmet bağlamında üç ana gruba ayırabileceğimiz toplam on sekiz öyküden oluşmakta. Bomba, Kaçış yabancılaşmanın; Sonbahar Kelebeği Teşup ve İsfendiyar, Sinek isyanın; Turuncu Hüznün Kokusu, Ölmeden Mezara Koydular Beni, Prusyalı Piyanist, Çakmak, Cüzzamlı Mümtaz&#8230; teslimiyetin/hikmetin konu olarak merkeze yerleştiği bireysel ve sosyal içerikli öyküler.
Öykü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/05/nedim-hazar-ben-sonra-aglarim.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-21873" title="nedim-hazar-ben-sonra-aglarim" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/05/nedim-hazar-ben-sonra-aglarim.jpg" alt="" width="210" height="211" /></a>Nedim Hazar&#8217;ın Ben Sonra Ağlarım(1) adlı öykü-seçkisi tematik anlamda yabancılaşma, isyan ve teslimiyet/hikmet bağlamında üç ana gruba ayırabileceğimiz toplam on sekiz öyküden oluşmakta. Bomba, Kaçış yabancılaşmanın; Sonbahar Kelebeği Teşup ve İsfendiyar, Sinek isyanın; Turuncu Hüznün Kokusu, Ölmeden Mezara Koydular Beni, Prusyalı Piyanist, Çakmak, Cüzzamlı Mümtaz&#8230; teslimiyetin/hikmetin konu olarak merkeze yerleştiği bireysel ve sosyal içerikli öyküler.</p>
<p>Öykü dili iki ayrı perspektifin yansısı. Bunlardan ilki zekaya, şaşırtmaya, ironiye dayanan keskin bir gözlemi içeren bir perspektif; diğeri içe bakışa (içe ve içten dışa), insanî yöne odaklanan duygusal bir perspektif. Mekân olarak Türkiye, Amerika, Türkiye&#8217;nin Doğu&#8217;sundan Batı&#8217;sına farklı coğrafyalarda, farklı insan tiplerinin, karakterlerinin, birbirinden farklı hayatların <span id="more-21872"></span>bir araya geldiği panoramik bir dünya.</p>
<p>Kimi öykülerde sohbet-anı havasına dönüşen kimi olaya dayalı, kimi duruma dayalı, modern öykü tarzının teknik olarak tercih edildiği, anlatıcı bakış açısı olarak kahraman anlatıcı ve İlahî bakış açısının kullanıldığı bu öyküler özellikle insanın iç dünyasına(ruh dünyasına) tuttuğu aynayla insana dair hâlleri yazarın ifâdesiyle &#8220;<em>içe doğru konkavlaşmayı</em>&#8221; başarılı bir şekilde gerçekleştirmiş bir eser. Ben Sonra Ağlarım&#8217;ı modern öykünün yabancılaşma, mânâdan uzaklaşma, arayış&#8217;ı aktaran öykülerinden ayıran yön; tevekkül, teslimiyet ve hikmet&#8217;in sızdığı satırlar, bu satırlarla aktarılan kahramanlar. Çocukluktan gençliğe, olgunluktan yaşlılığa, çocuk-erkek-kadın, köylü-şehirli, çalışan-çalışmayan&#8230;  birçok farklı insan profilini ve dünyasını çoğunlukla bu kahramanların karşısına koyduğu ana kahramanın bakışından yansıtmış; bunu yaparken bu dünyaları vermenin dışında kahramanın dünyasında da değişimleri yaşatarak durağanlıktan uzak, hareketli kahramanlar yaratmış ve bu da tipleşmenin önüne geçerek yazarın öykü dilinde karakter yaratma başarısına ulaşmasını sağlamıştır. Aynı zamanda olaylar içine başka olaylar koyarak tıpkı Halit Ziya&#8217;nın Bir Şi&#8217;r-i Hayâl&#8217;indeki gibi, ilk olayın ikinciye çerçeve işlevi görmesini sağlamıştır. Çoğu öykünün yapısında (plot) öykü kahramanının yaşadığı değişme sürecini etkileyen zaman, mekân&#8230; değişimleri, olaylar zinciri; birden çok episodla(öykülerde bu episodlar sayılarla/bir, iki, üç&#8230; şeklinde) verilmiş, öyküler kahramanın değişimi ile sonuç&#8217;lanmıştır. Anlatımda hikâye etme, betimleme ve diyalog gibi anlatı biçimleri daha çok tercih edilmiştir.</p>
<p>Ben Sonra Ağlarım&#8217;daki öyküler sırasıyla şunlar: Dünya Nimeti; Mektup; 1 Lira; Sonbahar Kelebeği Teşup ve İsfendiyar; Zenci Adam, Sarı Balık ve Oltada Tavuk; Kadran; Turuncu Hüznün Kokusu; Ölmeden Mezara Koydular Beni; Yakışıklı Reşat; Prusyalı Piyanist; Sinek; Çakmak; Cüzzamlı Mümtaz; Mansur&#8217;un Mezarı; Ben Sonra Ağlarım; Bomba; Kaçış; Geyik Muhabbeti.</p>
<p>Dünya Nimeti; Urfalı 14-15 yaşındaki bir çocuğun hafriyatçılık yapan babasıyla çıktığı yolculukta kendini, sinemaya ve kitaplara olan ilgisini ve özellikle yazma yeteneğini keşfedişini anlatan bir öykü. Yıllar önceki kendine bakan kahramanın o döneminde hayatının değişim noktasını imleyen(tiyatroya ait bir terimle ifade edilecek olursa peripeti) eserin adını alan bu öykü, ayrıca sinema-siyaset ilişkisine de değinerek dönem sinemalarına da gönderme yapmaktadır.</p>
<p>Mektup; bakan danışmanı Cevdet Birkan adlı kahramanın bir muhabirle söyleşirken fark ettiği -yerine hiçbir zaman ulaştırmadığı- bir mektubun peşine düşerek sebep olduğuna inandığı hatayı düzeltmek için hayatında büyük bir değişime gitmesini anlatmaktadır. Bu değişimin nedeni dışarıdan hatanın telafisi olarak görülse bile aslında &#8220;<em>eğer yersen kısmetindir</em>&#8221; hadisi bağlamında Yanık Veysel&#8217;de şahit olduğu teslimiyetin idrâki olarak tezahür etmektedir.</p>
<p>1 Lira; hayatın iki farklı kanadındaki yaşamları belirginleştiren ve bunu sorgulayan, kahramanın deyişiyle ‘merkezinden kayan hayat penceresini tekrar yerine oturtan&#8217; bir sorgulama öyküsüdür.</p>
<p>Sonbahar Kelebeği Teşup ve İsfendiyar; Teşup&#8217;la İsfendiyar&#8217;ı, bir kelebekle modern Narkisoss&#8217;u birleştiren, insanların umarsızlığı ile kendini sadece beden/madde/görüntü&#8230; olarak algılayan insanın trajik sonunu anlatan bir öykü. Hayatla ölümün iç içe olduğu bu yaşamda ölümden kaçmak ve ölüme kaçmak arasında değerlerin, önemsenenlerin&#8230; mânâya, anlama, kutsala uzaklaştıkça nasıl farklılaştığını çarpıcı bir dille, kelebek-insan, hayat-ölüm kavramları ardından aktaran bir öykü.</p>
<p>Zenci Adam, Sarı Balık ve Oltada Tavuk; Amerika&#8217;daki bir balık avını anlatan, bu avdan yola çıkarak av kültürüne, Amerika&#8217;nın tüketim kültürüne odaklanan gözlemlerin yansıdığı bir öykü.</p>
<p>Kadran; zaman obsesyonuyla günlük hayattan uzaklaşan, dünyayı sadece sayı uzamından gören bir matematikçinin akıl dünyasının içine yolculuğun anlatıldığı bir öykü. Bu zihnin içinde metronun hızından, adımlarının uzunluğuna, süratine, ivmesine, cadde direklerinin arasındaki mesafeden İstanbul&#8217;un uzunluğuna, gazeteleri ne kadar sürede okunduğuna&#8230; kısaca, zaman ve olayların formüle edilmesiyle sosyal hayatın uzağına düşen insan zihninin krokisini çıkarmaktadır.</p>
<p>Turuncu Hüznün Kokusu; deprem sonrası bir yılbaşı gecesi Gölcük&#8217;e yapılan yolculuk, bir depremzede ailesinin yaşama tutunuşu ile depremzedelere bakış ve dönüş yolculuğunda bir araba kazasıyla yılbaşı gecesi kutlamasından dönen insanların yaşadığı başka bir trajediye odaklanan, hayatın mutsuz tarafını mutluluğa, mutlu tarafını mutsuzluğa çeviren(akis) iki ayrı olayı birleştiren bir öyküdür.</p>
<p> Ölmeden Mezara Koydular Beni; olay örgüsü olarak 1970&#8242;li yılların başında 5-6 yaşında olan kahramanın bir yol yapım çalışması esnasında toprak altında kalması, kurtuluşu, gözlerindeki rahatsızlık ve bu rahatsızlığın bir kazayla düzelmesini anlatırken, arka planda yol, şehir, kaza, sebeplerdeki hikmet&#8217;in sorgulandığı bir öykü olarak dikkati çeker. Anlatıcının yol-şehir-kader kavramları arasında kurduğu ilişki kendi ifâdeleri ile şöyledir:</p>
<h6><em>&#8220;Yollar ve kentler arasında gizemli bir ilişki olduğuna inananlardanım. Ve doğal olarak bu kentte oturan insanların kaderi arasında. Bazı şehirler vardır garip, hikmeti derinlerde gizli kedere sahiptir. Girişi bir dünya, çıkışı başka bir dünyadır şehrin. Geldiğinizde bir tuhaf olursunuz, ayrılırken bir başka tuhaf.</em><em> Bazı yollar vardır enteresan. Geçtikleri yerde iz bırakırlar, kültür oluştururlar, mekânların, insanların kaderini etkilerler. Her o yoldan gidişinizde hayretler içinde bakarsınız etrafa. Aslında gidenin yol değil, siz olduğunu anlarken bir yandan, geride bıraktığınız her santimde yolun insanla olan o grift etkileşimine de şahit olursunuz.<br />
Bazı şehirler ile bazı yolların kaderi ezelden beri kesişir. Kimi zaman enine, kimi zaman dikine böler yollar şehirleri. Kaderin garip bir tecellisi ki, doğduğum kent de, doyduğum kent de yollar ile böylesi gizemli bir ilişkiye sahiptir.&#8221;</em> (s:92)</h6>
<p>Yakışıklı Reşat; 1980 dönemi Türkiye&#8217;sinin karışık siyasi hayatına bakış olan bu hikâye dönemin ayrıntılarının içine şaşırtıcı bir olayı yerleştirerek belki de kimsenin umursamadan geçeceği başka bir gerçekliğe yönelerek hayatın farklı yönlerini, gerçekliğini ortaya koymaktadır. Bir aşk cinayetinin kurbanını anlatmak ve bunu 1980 siyasi olayları ile paralel vermekse yazarın Ayşe Saşa&#8217;nın önsözde ifâde ettiği gibi &#8220;<em>derinlikli bir dünyanın duyarlı lirizmini taşıyan</em>&#8221; bakışını göstermektedir.</p>
<p>Prusyalı Piyanist; hastalığı yüzünden bir Akdeniz ülkesinde yaşamak zorunda kalan Prusyalı bir piyanistin hayatındaki iki yanlış yüzünden seçtiği hayatın ruhundaki izlerini (tamamlanamamayı, acıyı, koyvermişliği&#8230;) anlatan bir öykü. Özelliği ise bu kayboluşunu teslimiyete çeviren ruhun hissettiği dünyanın zıttında konumlanan tepkilerinin/davranışlarının ruh tahlilinde başarılı bir şekilde yakalanmış olmasıdır.</p>
<p>Sinek; bir sinekle başlatılan absürd savaşın tarafların ikisini de yok eden bir inatlaşmaya dönüşünü anlatan ironik, esprili bir öykü.</p>
<p>Çakmak; trafik kazasında kızı hariç ailesinin tüm fertlerini kaybeden kahramanın yaşadığı iyileşme sürecinde hastaneye, hastalara, insanlara, dıştaki hayata bakışını anlatan ve birçok farklı hayatı kendi merkezinde birleştirerek onlara ait gözlemlerini aktardığı bir öykü. Bu öyküde dikkati çekense, bozulan çakmağının tamiri gibi kendi tamirini de aynı usta sayesinde/Yunus gerçekleştiren kahramanın ruh hâlini -korku, endişe ve isyandan teslimiyete- adım adım yansıtmış olması yazarın.</p>
<h6>Cüzzamlı Mümtaz; Tekirdağlı cüzzamlı hasta Mümtaz&#8217;la kahramanın paylaştığı bir otobüs yolculuğunda, hayatını bir hastalığın gölgesinde yaşayan Mümtaz&#8217;ın iç ve dış dünyasını anlatan bir öykü.  &#8220;<em>Yiyeceğimiz bir lokma, giyeceğimiz bir hırka değil mi nihayetinde?</em>&#8220;cümlesiyle (anafikri imler) Cüzzamlı Mümtaz&#8217;ın teslimiyetini, tevekkülünü merkeze alarak, onun -maddi zorlukları aşmasına yardımcı olan- manevi gelişimini vurgulamaktadır.</h6>
<h6>Mansur&#8217;un Mezarı; bir iddia ile hikâyesi anlatılan Mansur&#8217;un mezarında geceleyen Salih&#8217;in başına gelen ilginç, şaşırtıcı deneyimi anlatan bir öykü. Aklınıza hiç gelmeyecek bir olayı yaşarken neler yaşar insan, neler hisseder ve bunu nasıl anlatır diğerlerine? Farklı bir olayın farklı bir pencereden sunuluşu. </h6>
<h6>Ben Sonra Ağlarım; gıda zehirlenmesi yaşadığı için hastaneye çocuklarını götüren kahramanın, eşinin apandisitinin patlamak üzere olması yüzünden ameliyata alınması hikâyesi içine yerleştirilen, yeni gelen hastayla odaklanılan ‘anne&#8217;nin anlatıldığı bir öykü. Her türlü ihtiyacını sonraya atan, etrafını toparlayan, uzaktan sert görünen, dayanak olan, ölüme karşı tepkisizmiş gibi duran, üzüntüsünü gizleyen&#8230; ama herkesten gizli, bir köşede, bir başına ağlayan anne/yaşlı kadın. Ve kahramanın &#8220;<em>Acısı taze olana teselli bile ihanet gibi geliyordu.</em>&#8221; dediği gibi, teselli edilemeyecek bir kadın.</h6>
<p>Bomba; patlayan bombalar yüzünden kaygı düzeyi artmış insanların bir poşeti bomba zannederek polise haber vermesiyle başlayan ilginç olayların art arda yaşandığı şaşırtıcı bir öykü. Poşeti karıştıran, terörist zannedilen kir-pas içinde bir adam ve umulmadık bir şekilde biten olaylar. Hikâyeler içinde teknik anlamda en iyi iki öyküden biri Bomba, diğeri ise Kaçış.  </p>
<p>Kaçış; Bomba&#8217;daki kahramanın geçmişteki hâlinin ve değişiminin anlatıldığı bir öykü. Varoluşsal bir sorgulamanın kişiyi yavaş yavaş değiştirerek onu, kendi normal, bildik hayatının zıddındaki bir kişiye dönüştürmesi, dirilere yüzünü dönerken ölülere yüzünü çevirmesi; iç dünyadaki yoğunluğun dış dünyadan soyutlaması anlatılırken flash-backler, bilinç-akışı ile savrulan düşünceler, Kierkegaard&#8217;dan Hegel&#8217;e, Freud&#8217;dan oidipus kompleksine uzanan&#8230; araya yaşadığı başarısız evliliğin sorgulamalarının, hesaplaşmalarının ve sonuçlarının girdiği, tamamen dıştan kopuk bir ruh ve zihin dünyasının aktarımı.</p>
<p>Geyik Muhabbeti; bir film çekimi esnasında bir prodüksiyon amirinin yaşadığı olayların, bir geyik bulmak için karşılaştığı bürokratik zorlukların, bürokrasiye/sisteme takılı kalmış ve anlamsız da olsa bunu yerine getiren bürokrasinin/sistemin içindeki insanların ironik ve espritüel bir üslupla anlatıldığı, Franz Kafka ve Dino Buzzati&#8217;nin dünyasını yakalayan <em>tahkiye geleneği</em> ile modern <em>öykü türünü birleştiren </em>bir öykü.</p>
<h6> </h6>
<p>Nedim Hazar, yıllardır gazete yazılarından tanınan bir isim ancak onun Yıkıldı Büyük Babil/Barbarları Beklerken adlı eseri okunduğunda sinema ve siyaset yazılarının çok dışında bir yazarla tanışıyor okur. Calvino&#8217;nun Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu&#8217;da(2) <em>&#8220;&#8230;hani adını duyduğunda ona belli bir yüz yakıştırdığın kişiyle tanıştığında, zihnindeki çizgileri bu gördüğün yüzdekilere uydurmaya çalıştırıp şaşırman gibi bir bocalama yaşayabilirsin. Ama sonra devam edersin, kitabın&#8230; kendini sana okuttuğunu fark edersin; yazardan beklentinden bağımsız olarak kitap kendi başına senin ilgini çeker, hatta iyice düşünecek olursan böyle olmasını, tam olarak ne olduğunu bilmediğin bir şeyle yüzleşmeyi yeğlersin.</em>&#8221; dediği gibi tıpkı. Yıkıldı Büyük Babil, beklentiden bağımsız olarak kendini okutan -beklentinin çok daha üstünde(birikim, analiz, sentez, bağlantıları yakalama&#8230; gücü)- ve eserin yazarla okur arasındaki ilişkiyi derinleştirmesi gibi farklı bir derinliği görmenizi sağlayan bir eser. Özellikle bu eserinde, olgulardan olaya, tekil olaydan olaylara, özelden genele geçişiyle, epigraf ve apostrofları konuya iyi bağlamasıyla; eserin yaslandığı dünyanın zenginliğiyle -sadece bu eserdeki diğer eserlere göndermeler bile yeter- ve bunun yazarın back-groundunun zenginliğinin göstergesi olmasıyla gazete yazarlığının o hızla tüketen ve geniş bir kitleye seslenmek zorunda olduğu için yazarı daha yüzeysel yazmaya zorlayan havanın/üslubun dışına çıkan bir yazarla karşılaşılıyor. Tıpkı Yüzüklerin Efendisi&#8217;ndeki o büyük göz (Red Eye) gibi yazarın son eserine odaklanıp, bu sefer apayrı bir türün içinde kalem oynatan ve bundan da alnının akıyla çıkmış bir öykü yazarının ‘panoromik bir dünyayı içine alan, iç ve dış gözlemi yansıtan, bireysel ve sosyal öykülerini okuyorsunuz.</p>
<p> &#8221;<em>Paylaşma arzusu</em>&#8221; ile kaleme alınan bu öyküleri, kahramanları dünyanıza almakta gecikmeyin&#8230;   </p>
<h6> </h6>
<h6>•(1)   Nedim Hazar, Ben Sonra Ağlarım, Karakutu Yayınları, İstanbul, 2012.</h6>
<h6>•(2)   Italo Calvino, Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu, çev:Eren Yücesan Cendey, YKY Yayınları, İstanbul, 2011.</h6>
<h6> </h6>
<p>… e-kitap okumak için…</p>
<p> </p>
<p class="entry" style="TEXT-ALIGN: justify"><strong>  </strong><a title="Permanent Link to Baudolino (Umberto Eco)" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2008/12/17/baudolino-umberto-eco/"><span style="color: #0000ff;"><strong>Baudolino (Umberto Eco)</strong></span></a> <span style="color: #0000ff;"> </span><a title="Suzan Başarslan tarafından yazılan yazılar" href="http://www.derindusunce.org/author/suzanbasarslan/"><span style="color: #0066cc;">Suzan Başarslan</span></a></p>
<p class="entry" style="TEXT-ALIGN: justify"><a href="http://www.derindusunce.org/img/Bir_roman_incelemesi_baudolino_suzan_basarslan.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-2644" title="20081216_derin_dusunce_org_baudolino_umberto_eco" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2008/12/20081216_derin_dusunce_org_baudolino_umberto_eco.jpg" alt="" width="123" height="175" /></span></a>Yazınsal bir yapıt, “basit bir obje değil, çok yönlü anlam ve ilişkilerle tabakalaşmış bir niteliğin çok yönlü organizasyonudur.”* Bu organizasyonun incelemesi de kendisi kadar zor bir organizasyonu gerektirir ki, bu yüzden bir yapıtın incelemesi adına günümüze değin, birçok kuram ve inceleme yöntemi geliştirilmiştir. Bu makalede Umberto Eco’nun yazdığı Baudolino adlı romanın incelemesi Gerard Genette’nin “Yapısal Metin İnceleme” yöntemine göre yapılacak ve yapıt, üç düzlemde incelenecektir. Bakış açısı, anlatıcı türü, ana düşünce, eserin yazılış tekniği, dil… gibi sorunlara da değinilecektir. İncelemede Şemsa Gezgin tarafından İtalyancadan Türkçeye 2003′te çevrilen Baudolino esas alınacak, tespit ve yorumlar çeviri yapıttan yola çıkılarak belirlenecek ve ifade edilecektir.  <a href="http://www.derindusunce.org/img/Bir_roman_incelemesi_baudolino_suzan_basarslan.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><strong>İncelemeyi kitap halinde indirmek için buraya tıklayın</strong></span></a></p>
<p> </p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/derin_goz.pdf" target="_blank">Derin Göz</a></strong></p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/derin_goz.jpg"></a></p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/k_derin_goz.jpg"><em></em></a><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/ak_derin_goz.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/ak_derin_goz.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-11469" title="ak_derin_goz" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/ak_derin_goz.jpg" alt="" width="122" height="206" /></a></em></p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">  İnsan gözü daha verimli kullanılabilir mi? <strong>Aş, eş ve düşmanı gören Et-Göz’ün yanı sıra Hakikat’i görebilecek bir  Derin-Göz açılabilir mi? </strong>Sanatçı olmayan insanlar için kestirme bir yol belki de Sanat. Çukurların dibinden dağların zirvesine, Yeryüzü’nden Gökyüzü’ne…Sanat’a bakmak için çeşitli yapıtlardan, ressamlardan istifade ettik: Cézanne, Degas, Morisot,  Monet, Pissarro, Sisley, Renoir, Guillaumin, Manet, Caillebotte, Edward Hopper, William Turner,Francisco Goya, Paul Delaroche, Rogier van der Weyden, Andrea Mantegna , Cornelis Escher , William Degouve de Nuncques.</p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">Peki ya baktığımızı görmek, gördüğümüzü anlamak? Güzel’i sorgulamak için çağ ve coğrafya ayırmadık, aklımızı uyaracak hikmetli sözlere açtık kapımızı: Mevlânâ Hazretleri, Gazalî Hazretleri, Lao-Tzû, Albert Camus, Guy de Maupassant, Seneca,  Kant, Hegel, Eflatun, Plotinus, Bergson, Maslow, … <a href="http://www.derindusunce.org/img/derin_goz.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirebilirsiniz</strong></a>.</p>
<p> </p>
<p><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/02/cemile_bayraktar_siirlerim_oykulerim_.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-20883" title="cemile_bayraktar_siirlerim_oykulerim_" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/02/cemile_bayraktar_siirlerim_oykulerim_.jpg" alt="" width="140" height="195" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/02/cb_siirlerim_oykulerim_1.pdf" target="_blank">Şiirlerim, Öykülerim / Cemile Bayraktar</a></strong></p>
<p><strong>İnsan ya zevkten yazar ya dertten yazar</strong>. Ama insan bazen dertli olduğunu kendi bile bilmez, derdini ve zevkini kendi yazar ama farkında değildir, derdini de, şevkini de bazen kendi yazmamışçasına, yazdığından okur, insanın kendinde bilmediği yansımıştır yazıya, insan dertten yahut zevkten yazarken herkes kadar kendini okur. <strong>İnsan önce kendi için yazar. O vakit yazdığı aynası olur. </strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/02/cb_siirlerim_oykulerim_1.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a> </p>
<p> </p>
<p><strong>  </strong></p>
<p><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/ktk3_kapak.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-21223" title="ktk3_kapak" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/ktk3_kapak.jpg" alt="" width="137" height="186" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/kitap_tanitan_kitap_3.pdf" target="_blank">Kitap tanıtan kitap 3</a></strong></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/img/kitap_tanitan_kitap_3.pdf" target="_blank"></a>İnsanları birleştiren, engelleri ortadan kaldıran bir eylem yazmak<a href="http://www.derindusunce.org/img/kitap_tanitan_kitap_3.pdf" target="_blank"></a>… ve tabi okumak. Heinrich Böll, Sadık Yalsızuçanlar, Jean-Paul Sartre, Leyla İpekçi, Samuel Beckett, Peyami Safa, Immanuel Wallerstein, Marilyn Monroe veya Baudelaire… Farklı ülkelerde yaşamış, farklı kaygılarla yazmış olsalar da bütün yazarlar bir iz bırakmak, günü gelince başka insanlarca okunmak isterler. Evet… Yazmak vermektir. Kitap tanıtan kitaplarımızın üçüncüsünü ilginize sunuyoruz. <a href="http://www.derindusunce.org/img/kitap_tanitan_kitap_3.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/01/cb_siirler.pdf" target="_blank"><strong><img class="alignright size-medium wp-image-20440" title="cb_siirler" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/01/cb_siirler-203x300.jpg" alt="" width="124" height="183" />Söz yıkar şiir imar eder</strong></a></p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">İncitmeden söylemek istersin ama söz incitir bazen. Ağlatmak istersin bazen ama söz ağlatmaz. Bazen sesini sözle duyurmak istersin ama duyulmaz. Bazen birsindir, bin olmak istersin söz yetmez. Sözün söz; kelimenin kelime olarak kaldığı anlar bazen yetmez, bazen tam aksine düşer, öyle zamanların sihri sadece şiirdir… Tahran’dan, Washington’a; Beyrut’tan, Tokyo’ya; İstanbul’dan Şam’a; Paris’ten Kazablanka’ya; Filistin’den Keşmir’e kadar uzatabilir kollarımızı şiir, tel örgülere, mayınlı topraklara, kırmızı çizgilere mahkûm etmeden beşeri, uzanır uzanabildiğince…<a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/01/cb_siirler.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a> </p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"> </p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"> </p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/07/insansiz_sinema.pdf" target="_blank"><strong><img class="alignright" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/07/insansiz-sinema-172x300.jpg" alt="" width="109" height="162" />İnsan’sız Sinema Olur mu?</strong></a></p>
<p>Elinizdeki <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/07/insansiz_sinema.pdf" target="_blank">bu kitabı </a>Sinema’nın programlanmış ölümüne karşı bir direniş olarak görebilirsiniz. İnsan’dan vaz geçmeye yeltenen, Güzel’i, Sanat’ı,İnsan’ı kâr-zarar tablolarına sıkıştırmaya çalışan endüstriye “Hayır!” demenin nazik bir yolu. <strong>Sinema bütün “teknik” karmaşıklığına rağmen insansız olmaz. Sinema insanlar tarafından yine insanlar için yapılan bir sanattır. </strong></p>
<p>Derin Düşünce yazarları izledikleri 28 filmi anlattılar. İnsanca bir perspektiften, günlük hayatlarındaki, iç dünyalarındaki yansımalara yer vererek… İran’dan Arjantin’e, Fransa’dan Afganistan’a, Rusya’dan Türkiye’ye uzanan bir yolculukta, İnsan’dan İnsan’a… Umulur ki bu kitap Andrei Tarkovsky, Semih Kaplanoğlu, Mecid Mecidi, Nuri Bilge Ceylan ile buluşmanın farklı bir yolu olsun… <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/07/insansiz_sinema.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a></p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/06/oykuler_suzan_nur_basarslan.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-17786" title="oykuler_suzan_nur_basarslan" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/06/oykuler_suzan_nur_basarslan-204x300.jpg" alt="" width="111" height="171" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/2011/06/27/dikkat-kitap-oykuler-suzan-nur-basarslan/" target="_blank">Öyküler (Suzan Nur Başarslan) </a></strong></p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify; PADDING-LEFT: 30px"><em>“…Benim öyküm bir rivayetten ibaret, bu yüzden benden miş’lerle bahsediyor diğerleri. Beni, yaşamadığım sandıkları kocaman bir hayatı geri çevirmekle yargılıyorlar. Sorsalardı bana, derdim ki, beni yaşamadığım sandıkları kocaman bir hayatı geri çevirmekle yargılayanlara, evinden ayrılmayan/ayrılamayan, öyküsünü değil, hayallerini anlatır elbet, ya da masalları. Oysa bilmek yaşamak değildir her zaman, yaşamanın bilmek anlamına gelmeyeceği gibi her daim. Gözlerimde; bir şeyler yaşamış olanların, yaşamadıklarını sandıklarına olan o kendini beğenmiş, o her şeyi bilen bakışına rastlayamazsınız bu yüzden…”  </em></p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><a href="http://www.derindusunce.org/2010/12/16/bela-suzannur-basarslanin-romani/">Son romanı Bela’dan</a> da tanıdığınız DD yazarı Suzan Nur Başarslan’ın öykülerini derlediği bu kitabını ilginize sunuyoruz. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/06/oykuler_suzan_nur_basarslan.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz</a><strong>. </strong></p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><strong> </strong></p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><span style="color: #0000ff;"><strong>Kadınlar… Günümüzün Don Kişotları</strong></span></p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><a href="http://www.derindusunce.org/img/kadinlar_don_kisot.pdf" target="_blank"><strong><img class="alignleft size-medium wp-image-8042" title="20100102_derin_dusunce_kadinlar_donkisot" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/01/20100102_derin_dusunce_kadinlar_donkisot-190x300.jpg" alt="" width="123" height="185" /></strong></a>Suzan Başarslan’ın dediği gibi <strong><em>“kadına dair söylenmesi gereken ne  kadar söz varsa erkeğin söylediği”</em></strong> bir dünya bu. Sadece söz mü? Yaşama hakkı bile. Bugün Çin’de ve Hindistan’da yüzbinlerce kız bebek daha doğmadan ultrason ile ana karnında görülüp yok ediliyor. Erkeklerin güç mücadelesinde kadınlar eziliyor. Cumartesi anası oluyor, cezaevlerinin önünde sıra bekleyen, şehit tabutlarının üzerinde ağlayan oluyor.  Şampuan veya otomobil satarken bedenini kullandıran, arka planda, silik, soyunan, tüketen, “figüran”… Kadınlara özne olma hakkını vermeyen erkekler mi yoksa bu hakkı alamayan kadınlar mı? Kadınlıklarını kaybetmeden, erkekleşmeden var olabilecek mi birgün kadınlar? 96 sayfalık bu kitapta Kadın’a ait kavgaları ve Kadın’ın kimlik arayışını sorguluyoruz. <a href="http://www.derindusunce.org/img/kadinlar_don_kisot.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a> </p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"> </p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"> </p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><a href="http://www.derindusunce.org/img/ceviri.pdf" target="_blank"><strong>“Ötekilere” bakarken (Çeviriler)</strong> </a></p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/ceviri.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-full wp-image-8365" title="ceviri" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/01/ceviri.jpg" alt="" width="123" height="182" /></a>“Ötekilerin”</strong> gözüyle dünyaya bakabilenler ilerliyor uygarlık yolunda. Geçmişte Bağdat’ı, Kurtuba’yı inşa eden, bugün ise Paris’i, New York’u, yaşatan “öteki” değil mi? Bugün içine kapanan ülkeler yine geriliyor. Dışa açılan, <strong>“ötekilerin”</strong> bilgisini, birikimini kendine katabilenler ilerliyor. Bu kitabın amacı da “ötekilere” küçük bir pencere açmak. <em><strong>“Almanlar, Amerikalılar, İranlılar, Filistinliler ve İsrailliler dünyada olup bitenlere nasıl bakıyor?”</strong></em> diye sormak. Çeviri metinlere adadığımız 125 sayfalık bu kitapta Ermenistan’dan tasavvufa, İran sinemasından Ateizme, Şeriat’tan Türkiye’deki Hristiyanlara uzanan çok değişik konularda çeviri metinler bulacaksınız. <a href="http://www.derindusunce.org/img/ceviri.pdf" target="_blank"><strong> Buradan indirin.</strong></a> </p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"> </p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><a href="http://www.derindusunce.org/img/sanat_kibrit.pdf" target="_blank"><strong>Sanat karanlıkta çakılmış bir kibrittir…</strong></a></p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><em><a href="http://www.derindusunce.org/img/sanat_kibrit.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-medium wp-image-8557" title="sanat_kibrit" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/sanat_kibrit.jpg" alt="" width="130" height="181" /></a> ”…Neden bir natürmorta iştahla bakmıyoruz? Tersine ressam “yiyecek-gıda” elmayı silmiş, elmanın elmalığı ortaya çıkmış. Gerçek bir elmaya bakarken göremeyeceğimiz bir şeyi gösteriyor bize sanatçı. İlk harfi büyük yazılmak üzere Elma’yı keşfediyoruz bütün orjinalliği, tekilliği ile…” </em></p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">Bu kitapta Derin Düşünce yazarları sanatı ve sanat eserlerini sorguluyor. Toplumdaki yeri, siyasî, etik ve felsefî yönüyle… Denemelerin yanı sıra son dönemde öne çıkan, ekranları, kitap raflarını dolduran eserlere (veya ürünlere?) dair eleştiriler de bulacaksınız. <a href="http://www.derindusunce.org/img/sanat_kibrit.pdf" target="_blank">Buradan indirin.</a> </p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/05/09/ben-sonra-aglarim-nedim-hazar/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/05/09/ben-sonra-aglarim-nedim-hazar/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Avrupa’da dolaşan hayalet ve Fransa seçimleri</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/05/09/avrupa%e2%80%99da-dolasan-hayalet-ve-fransa-secimleri/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/05/09/avrupa%e2%80%99da-dolasan-hayalet-ve-fransa-secimleri/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 May 2012 13:31:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tavit Kilimciyan</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Avrupa Birliği]]></category>

		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>

		<category><![CDATA[Fransa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21870</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;&#8230; Fransa&#8217;da Hollande&#8217;ın seçim kazanmasının Merkozy ekseninin bozulması açısından bize sempatik gelen bir tarafı olduğu kesin olmakla Hollande&#8217;ın ikinci turda hangi oylarla başkan seçildiğini dikkate aldığımızda bu iyimserliği gözden geçirmemiz gerekebilir. Zira onu başkanlığa taşıyan oy buketi Yunanistan&#8217;da merkezin yerini dolduran radikal eğilimlerden pek farklı değil. Yani esasen Hollande mayınlarla mücehhez bir koltuğa oturmuş durumda. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/france1.gif"><img class="alignright size-full wp-image-9929" title="france1" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/france1.gif" alt="" width="68" height="50" /></a>&#8220;&#8230; Fransa&#8217;da Hollande&#8217;ın seçim kazanmasının Merkozy ekseninin bozulması açısından bize sempatik gelen bir tarafı olduğu kesin olmakla Hollande&#8217;ın ikinci turda hangi oylarla başkan seçildiğini dikkate aldığımızda bu iyimserliği gözden geçirmemiz gerekebilir. Zira onu başkanlığa taşıyan oy buketi Yunanistan&#8217;da merkezin yerini dolduran radikal eğilimlerden pek farklı değil. Yani esasen Hollande mayınlarla mücehhez bir koltuğa oturmuş durumda. Merkezin Avrupa&#8217;da siyaseti belirleme gücü ve yeteneği azalıyor. Homojen Avrupa ülkelerinde siyasal aktörler demokratik işleyiş nedeniyle toplumun sosyal adalet taleplerine riayet etmek zorunda. Böyle yaptığında sermaye Avrupa&#8217;dan uzaklaşarak ekonomik krizi derinleştirir. Krizin derinleşmesinin, merkezin boşalması, radikalizmin bütünüyle Avrupa&#8217;yı kuşatması ve bir ileri kriz safhasına sürüklemesi kaçınılmaz. İşte bu döngü, Avrupa&#8217;nın esas itibariyle yapısal bir krizi yaşadığını, Avrupa üzerinde dolaşan hayaletin de yeni bir faşizm dalgasına işaret ettiğini gösteriyor. Bir bakıma Avrupa demokrasisi, Avrupa&#8217;nın temel sorunu gözüküyor &#8230;&#8221;</em> <a href="http://www.timeturk.com/tr/2012/05/09/avrupa-da-dolasan-hayalet-ve-fransa-secimleri.html" target="_blank">TAMAMI</a></p></blockquote>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/05/09/avrupa%e2%80%99da-dolasan-hayalet-ve-fransa-secimleri/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/05/09/avrupa%e2%80%99da-dolasan-hayalet-ve-fransa-secimleri/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Yol Yorgunu&#8230;</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/05/09/yol-yorgunu/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/05/09/yol-yorgunu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 May 2012 08:13:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cemile Bayraktar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Başörtüsü Yasağı]]></category>

		<category><![CDATA[Kadın]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Yobaz Laikler]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21867</guid>
		<description><![CDATA[
&#8220;Türkiye siyaseti nerede ve Türkiye&#8217;de özgürlükler&#8230;&#8221; başlığında konuşmak üzere Abant İzzet Baysal Üniversitesi, Sosyal Bilimler ve Münazara Topluluğunun davetlisi olarak Bolu&#8217;daydım. İki günlük seyahatte Bolu&#8217;nun doğal güzelliklerini, topluluk öğrencilerinin ve onlara bu ortamı hazırlayan hocalarının değerli fikirleri ve çalışmaları ile süsledi. Konuşmanın öncesinde ve sonrasında ayrı öğrenci guruplarıyla istişare etme fırsatı da buldum; Ayça, Servet, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/05/izzet_baysal.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-21868" title="izzet_baysal" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/05/izzet_baysal.jpg" alt="" width="180" height="135" /></a></p>
<p>&#8220;<em>Türkiye siyaseti nerede ve Türkiye&#8217;de özgürlükler&#8230;&#8221; </em>başlığında konuşmak üzere Abant İzzet Baysal Üniversitesi, Sosyal Bilimler ve Münazara Topluluğunun davetlisi olarak Bolu&#8217;daydım. İki günlük seyahatte Bolu&#8217;nun doğal güzelliklerini, topluluk öğrencilerinin ve onlara bu ortamı hazırlayan hocalarının değerli fikirleri ve çalışmaları ile süsledi. Konuşmanın öncesinde ve sonrasında ayrı öğrenci guruplarıyla istişare etme fırsatı da buldum; Ayça, Servet, Nurefşan, Ece, Aylin, Çiğdem gibi birçok azimli, başarılı, pırıl pırıl öğrenci&#8230; Rasim Özgür Dönmez, Nuh Uçgan ve Koray Tütüncü hoca&#8230; Tüm bu olumlu intibalar ile Bolu&#8217;dan ayrılırken heybemde huzur ve tatmin yanında yol yorgunluğu da vardı.</p>
<p>  Ak Parti Kadın Kolları geçtiğimiz günlerde -hangi akla hizmet bilmiyoruz- yeni anayasaya &#8220;Polis, hakim, öğretmen&#8221; gibi meslekler dışında başörtülü kadınlara kamusal alanda çalışabilme hakkı tanınması <span id="more-21867"></span>teklifini sundu. Bunun üzerine duyarlılıkları daim olan kuruluşlardan Mazlumder ve Özgür-Der gibi sivil toplum kuruluşları bu tavrı kınadı. Bolu&#8217;dan dönüş yolunda ise &#8220;Başörtülü Kadınlar&#8221; imzalı bir kampanya metni yayımlandığını gördüm. Metin her şeyi oldukça net bir biçimde ortaya koyuyordu:</p>
<p>  &#8220;<strong><em>Biz çalışma hakkına ambargo konmuş başörtülü kadınlar, bu ülkenin vatandaşları olarak bazı meslekler istisna tutularak değil, kamuda ve her türlü meslekte çalışma hakkımızın anayasal olarak güvence altına alınmasını talep ediyoruz. </em></strong></p>
<p><strong><em>  Kamu görevlerini yerine getirme konusunda erkeklerden, bu ülkenin diğer vatandaşlarından ve dünyadaki diğer ülkelerin halklarından farklı muamele görmemizi haklı bulabilen yasaksever zihniyetten sıkılmış durumdayız. Kamu hizmetinde tarafsızlığın dış görünüşte değil ancak zihniyette hayat bulabileceğini biliyoruz ve inancımıza uygun giyindiğimiz için liyakatimizin görmezden gelinip kamu hizmetinden men edilmemizi, bunun etkisiyle özel sektör şirketlerince sömürülmemizi reddediyoruz.Yalnızca bir kadının dahi böyle bir ayrımcılığa maruz kalması kabul edilir bir şey olmamakla birlikte, başörtülü kadınların bu ülkedeki kadın nüfusun yarısını oluşturuyor olması söz konusu haksızlığı daha da &#8216;çarpıcı&#8217; kılmaktadır. Biz hakarete ve ayrımcılığa uğramaktan, toplumda yok sayılmaktan ve &#8216;görünmez olmaktan&#8217; yorulduk. Verilmesi istenmeyen haklarımızın henüz vaktinin gelmediğini ya da hak talebimizin var olan diğer taleplerden daha önemsiz olduğunu duymaktan bıktık.</em></strong></p>
<p><strong><em>  Bu haklı talebimizi bu ülkedeki tüm ezilen kesimlerinin haklarının sağlanacağı gerçek anlamda sivil bir anayasa için TBMM Anayasa Komisyonuna iletiyoruz. Bizim ne kimsenin keyfini bekleyecek hayatlarımız ne de vazgeçeceğimiz bir inancımız var. Başörtüsü konusunda olduğu gibi bir darbe ürünü olan ancak mağdur ettiği kesimlerin bile bugün kabullenir hale geldiği yasaklardan arınmış ve hepimizin tüm farklılıklarımızla daha özgür olabileceği bir ülke talebiyle siz de imza kampanyamıza destek verin, adil ve demokratik bir anayasa için ortak bir ses oluşturalım. </em></strong></p>
<p><strong><em>  Başörtülü Kadınlar</em></strong>.&#8221;</p>
<p>  Metni okuduktan sonra yol yorgunluğuma, yol yorgunlukları eklendi&#8230; 28 Şubat 1997&#8242;den bugüne tam 15 yıldır okuma hakkı, çalışma hakkı için yaptığımız tüm çabalar gözümün önünden teker teker geçti; yol yorgunluğuma, yol yorgunluğu eklendi, sadece benim değil emin olun bu yolda yorulan binlerce başörtülü kadının yorgunluklarına, yorgunluklar eklendi&#8230;</p>
<p>  &#8220;Başörtülü bacılarımız&#8221; diye bağıran Ak Partili Müslümanlar geçti gözümden sonra yol yorgunluklarım, yol yorgunluklarımız&#8230; Yorgunluklarıma Bolu&#8217;ya gitmeden önce Samsun&#8217;a kendi 28 Şubat&#8217;ını anlatmak üzere gelen, 28 Şubat&#8217;ta 3 kızıyla birlikle idamla yargılanan Hüda Kaya eklendi, bugün bana kendisine ulaştırılacak mektupta bir şeyler yazmak ister misiniz diye sorulan, haksız yere yıllardır hapiste yatan Salih Mirzabeyoğlu eklendi. 28 Şubat&#8217;ta 14 yaşındayken idamla yargılanan halen o günlerin davalarıyla boğuşan &#8220;28 Şubat bitmedi!&#8221; diye haykıran Yakup Köse eklendi.</p>
<p>  Yol yorgunuydum, dinlenmek bir lükstü, benim dinlenecek lüksüm yoktu, &#8220;Başörtülü Kadınlar&#8221; imzalı metni imzaladım, metni sosyal ağlarda paylaştım, valizimi dahi yerleştirmeden konuyu yazmaya koyuldum, yol yorgunuydum ama benim dinlenecek lüksüm yoktu.</p>
<p>  Mustafa İslamoğlu &#8220;Müslümanın dinlencesi ayaklarını uzatıp serserpe yayılmak değil, bir işten yorulunda başka işe geçmektir.&#8221; diyor. Bolu&#8217;da Kürt, Ermeni, Alevi, azınlıklar, iktidarın bugünü gibi meseleleri birçok farklı görüşten kişiyle konuşurken çok büyük keyif alsam dahi bir nebze yorulmuştum. Şimdi bir başka mesele için çalışmaya koyuldum, benim dinlencem bu, buna bir itirazım yok ama&#8230;</p>
<p>  Başörtülü kadınların oylarıyla iktidar olmuş bir partinin, içlerinde başörtülü kadınların da bulunduğu Kadınlar Kolu, kendi kafalarınca tüm başörtülü kadınlara kader çizemezler. Başörtülü kadınlar kendi taleplerini dile getirir, onların oylarıyla iktidar olanlar da bunu yerine getirir. Bu budur! Bu haksız, sınırlı ve yanlış tutumlarından dolayı Ak Parti Kadın Kollarını kınamayı görev bilirim, size de naçizane tavsiye ederim.</p>
<p>  Bu nedenle kadın olsun erkek olsun, başörtülü olsun başörtüsüz olsun, hak ve adaletler noktasında kendine olan dürüstlüğünü kaybetmemiş, ayrımcılığa dayalı eski anayasa yerine adalete ve hürriyete dayalı yeni bir anayasa isteyenler, bu anlamda &#8220;<strong>Başörtülü çalışma hakkının anayasada garanti altına alınmasını talep eden&#8221; </strong>kadınlara destek vermek için şurayı imzalayabilirsiniz.</p>
<p><a href="http://www.avaaz.org/en/petition/Basortulu_Calisma_HakkiThe_Right_To_Work_With_My_Headscarf/">http://www.avaaz.org/en/petition/Basortulu_Calisma_HakkiThe_Right_To_Work_With_My_Headscarf/</a></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>&#8230; e-kitap okumak için&#8230;</p>
<p style="text-align: left;"> </p>
<p style="text-align: left;">… Bu konuda kitap ve rapor…</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-11326" title="kapak-laiklik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg" alt="" width="120" height="169" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"> Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a>Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde <strong>Yobaz Laiklik Meselesini</strong> barındıran konuları ele alıyor.<a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirebilirsiniz.</strong></a> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/e_basortusu_raporu_2009_2010.pdf" target="_blank"><img class="alignright size-thumbnail wp-image-10838" title="basortusu_yasagi1" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/08/basortusu_yasagi1-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/e_basortusu_raporu_2009_2010.pdf" target="_blank">Türkiye’de ve Dünyada Başörtüsü Raporu-2009/2010</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"> ”Türkiye’de ve Dünyada Başörtüsü Raporu-2009/2010″ adlı bu çalışma son iki yıl süresince en çok konuşulup, tartışılan temel sorunlarından biri olarak karşımızda duran başörtüsü yasağına dönük bir dökümantasyon çalışmasıdır. Raporun ana omurgasını, iki yıllık süreçte başörtüsü eksenli yaşanan hak ihlalleri ve buna karşı sergilenen tutumların, davranışların ve tavırların kronolojik bir sırada aktarıldığı almanak tarzı bir arşivleme çalışması oluşturmaktadır. Raporun sadece yasak uygulamalarından ibaret kalmaması; soruna dair gösterilen tepkilerin, politik aktörlerin demeçlerinin ve yasak karşıtı çeşitli etkinliklerin de yer alması; konu etrafında oluşan gündemin ana hatlarıyla aktarılarak, dönemin genel fotoğrafını çerçeveleme kaygısıyladır. Böylece araştırmacılar, bugün ve ileride başörtüsü sorunu etrafında yapacakları çalışmalarda, Türkiye’de ve dünyada başörtüsü sorunu etrafında 2009 ve 2010 yıllarında yaşanan gelişmeleri, oluşan gündemi izleme imkânı bulabileceklerdir. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/e_basortusu_raporu_2009_2010.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Raporu buradan indirebilirsiniz.</span></a></strong></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/05/09/yol-yorgunu/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/05/09/yol-yorgunu/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>

