<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>Derin Düşünce &#187; Yobaz Laikler</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/category/yobaz-laikler/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Fri, 25 May 2012 09:41:57 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Cumhuriyet Müslümanlığı – 2</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/05/23/cumhuriyet-muslumanligi-%e2%80%93-2/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/05/23/cumhuriyet-muslumanligi-%e2%80%93-2/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 May 2012 09:00:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafacan Özdemir</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Laiklik]]></category>

		<category><![CDATA[Yobaz Laikler]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=22024</guid>
		<description><![CDATA[ 
 Geçen yazıda Cumhuriyet Müslümanlığı kavramının tanımını, filizlenme dönemini ve genel bakış açısını yazmıştım. Bu yazı dizisine başlarken kafamda akademik fetişizm mantığının haricinde bir şeyler yapmak kaygısı peydahlandığı için bu yazıda kronolojik bir yapı harici tutturarak yaşanmış hayatın içinden örnekler vermek niyetindeyim.
 Mustafa Armağan&#8217;ın Türkçe Ezan ve Menderes adlı kitabının 146 ve 147. Sayfalarında aktarılan olayı buraya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"> <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/05/laiklik_islam.jpg"><img class="size-full wp-image-22025 aligncenter" title="laiklik_islam" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/05/laiklik_islam.jpg" alt="" width="343" height="257" /></a></p>
<p> Geçen yazıda Cumhuriyet Müslümanlığı kavramının tanımını, filizlenme dönemini ve genel bakış açısını yazmıştım. Bu yazı dizisine başlarken kafamda akademik fetişizm mantığının haricinde bir şeyler yapmak kaygısı peydahlandığı için bu yazıda kronolojik bir yapı harici tutturarak yaşanmış hayatın içinden örnekler vermek niyetindeyim.</p>
<p> Mustafa Armağan&#8217;ın Türkçe Ezan ve Menderes adlı kitabının 146 ve 147. Sayfalarında aktarılan olayı buraya taşımak istiyorum. Anlatan Yaşar Tunagür. O dönemi bizzat yaşamış, o günleri bir daüssıla diye tabir eden ve olayı anlatırken dahi gözyaşlarına hakim olamayan mütedeyyin biri. Olay şöyle:</p>
<p><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/08/basortusu_yasagi1.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-10838" title="basortusu_yasagi1" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/08/basortusu_yasagi1.jpg" alt="" width="253" height="235" /></a>Ezanın Türkçe okunduğu günlerdi. Cuma namazlarını Sultanahmet Camii&#8217;nde kılmayı adet edinmiştim. Cuma namazlarını meşhur Hafız Saadettin Kaynak kıldırırdı. Yani ilk defa Türkçe ezanı okumuş olan Hafız&#8230;</em></p>
<p><em> Yine böyle bir Cuma günüydü ve Sultanahmet Camii&#8217;ne namaz kılmaya gidiyordum. Fakat her zamankinden farklı olarak caminin avlusunda büyük bir kalabalık ve telaş vardı. Ben ve yanımdaki arkadaşım, merakla cami avlusuna doğru ilerledik. Baktık ki, caminin içinden çok, avluda insan var. Onlar bir şeyler duymuşlar ama biz henüz bilmiyoruz. Girdik içeri.</em></p>
<p><em> Avluda baktık ki camiye giren falan yok. Herkes yukarı bakıyor. Birden minarelerin bütün şerefelerinden, ‘‘Allahu Ekber! Allahu Ekber!&#8221; diye Arapça ezan okunmaya başladı. Meğer caminin imamı olan Saadettin Kaynak, her bir şerefeye bir müezzin yerleştirmiş, bir biri ardına nasıl ezan okuyacaklarını da onlara güzelce tembihlemişti. Durumdan haberi olmayan caminin içindeki cemaat de Arapça ezanı duyar duymaz kendilerini dışarı attı. Avlu hıncahınç doluydu. Herkes İstanbul semalarını inleten Arapça ezanı dinliyordu. 14 müezzin 6 minarenin 14 şerefesinden <span id="more-22024"></span>biri başlıyor, öbürü bitiriyor. Yarım saate yakın sürdü ezan. Bunu, İstanbul&#8217;un diğer camileri takip etti&#8230; İstanbul&#8217;un bütün minarelerinden, yıllardın özlemini çektiğimiz ezan sedaları yükseliyordu göklere&#8230; Bir an için rüyada olduğumu sandım. Fakat bu bir rüya değil, gerçekti. Minarelerden Arapça ezan okunuyordu.</em></p>
<p><em> (duygulandı ve gözlerinden akan yaşları sildikten sonra devam etti):</em></p>
<p><em> Arapça ezan sesini duyan olduğu yerde durmuştu. Sanki yere çivilenmiştik ben ve Sultanahmet Meydanı&#8217;nı dolduran bütün insanlar&#8230; Sokakta oynayan çocuklar bile oyunlarına ara verip ‘‘Allahu Ekber, Allahu Ekber&#8221;leri dinler oldular&#8230;</em></p>
<p><em> O an anlatılmaz, yaşanır ancak&#8230; Büyük bi daüssıladan sonra, öz vatanımıza kavuşmuş gibiydik&#8230; Allah bir daha göstermesin o günleri&#8230;</em></p>
<p>Başlı başına 18 yılının özeti niteliğinde bir anlatım kanaatimce. İlk okuduğumda, sonrakinde, sonraki seferde hep gözlerimi dolduran bir anlatım. Biraz da yaşanılan sorunların özeti niteliğinde. Fakat en çok canımı yakan ve anlatmak istediklerimi çok net gözler önüne seren cümle ‘‘ Büyük bir daüssıladan sonra, öz vatanımıza kavuşmuş gibiydik&#8230;&#8221;. Evet bu vatanı vatan yapan şeylerden biriydi Arapça ezan. Hele o dönemi düşünürsek 1932 de başlayan uygulama Osmanlı Devleti&#8217;nin devamı niteliğinde kurulduğu düşünülen bir topluluğun yaşadığı ülkeydi. Ayrı iki devlet altında aynı tebaaydı. Ezan, dünyanın her yerinde her Müslümanın ortak lisanıydı. Şüphesiz bu ülke sınırları içinde yaşayan birbirinden farklı halklarında, etnik sınıflarında bam teline vurur nitelikteydi. Ne yapılırsa yapılsın bu ülke vatandaşının çok büyük bir kısmı Allah&#8217;ın yerine Tanrıyı koyamadı. Seyyid Rıza&#8217;nın isyanında dinini rahatça yaşayamamasının hiç mi payı yoktur? Kürt halkı, Doğu Anadolu Bölgesi aslında genel olarak çok dindar bir bölge olarak geçer hep kaynaklarda. Unutturulmaya çalışılan sadece etnik köken miydi? Şeyhlerin dergahlarının olduğu bir ortamda ne derece hortlayabilirdi terör ve ne derece insanlar birbirlerini bu kadar kolay öldürebilirdi?</p>
<p> Bir başka hadise benim çok kısa süre önce yaşadığım bir olay. Siyasi görüşlerim, fikri hayatım son derece net bir şekilde bilinir hale geldikten sonra bazı insanların benden çok haz etmediğini anlamıştım okulumda. Bir gün arkadaşlarımla otururken kendini Kemalist çizgisinde gören bir arkadaş bir şekilde muhabbetimize dahil oldu ve benim adete zayıf tarafıma yüklenmeye başladı. Bunun sonucunda ben de haydi o zaman güzelce fikirleri çarpıştıralım manasında konuşma başladım ve yaklaşık bir saat muhabbetler edildi fikirler tartıştırıldı. Lakin iş başörtüsü sorununa dayandığında bir çok konuda tutarsız ve temelsiz dogma fikirleri savunan arkadaşım çıkış yolu bulamayacak olacak ki ‘‘Madem başını örtüyor o zaman evinden dışarıya çıkmasın!&#8221; diye bir serzenişte, çıkışta bulundu. Anlamanın zor olduğu anlardan biriydi benim için. Bir insan, dini inancı gereği başka bir insanı ev hapsine mahkum edecek kadar ideolojilerin kölesi olmuş olabilir miydi? Hangi ideoloji bir insanın dini inancı gereği örtünmesi nedeniyle onu tecrit edebilirdi? Hangi ideoloji bir insanı dini inancı gereği adeta elinde olsa gettolara kapatma ihtiyacı hissedebilirdi? İlim yuvası denilen üniversitelerde, farklılıkların bir arada yaşamayı öğrenmesi, tahammülü kişiliğine zerk etmesi beklenen yerlerden çıkıyordu bu fikirler. Aynı arkadaşım ezanın Türkçe okunması gerektiğini, Türk olduğunu hatta surelerin Türkçe okunması gerektiğini ve bunu anlamanın daha önemli olduğunu söylüyordu. İşin kötü yanı ve tartışılması gereken tarafı bunun böyle olmasının zorunluluğundan bahsediyor seçme şansını bile tanımayı reddediyordu. Milliyetçiliği bu aşamada halkına aşılayan bir ideolojidir Cumhuriyet Müslümanlığı ve belki de bu ideolojinin tek başarısıdır. Sadece Kemalisti değil bazı dindarları da bu zehirden kendi payını almıştır. Milliyetçilik ve tahammülsüzlük kutuplar yaratma adına en çok kullanılan üzerine yumruklar indirilen yaramızdır ve maalesef tarihinde dayatılan ideolojinin büyük payı vardır.</p>
<p> Üçüncü hadise ise çok yakınımın annemin başına gelen bir hadise. Yıllarca Cerrahpaşa Hastanesinde hemşirelik yapmış kadın doğum ünitesinin kuruluşunda bulunmuş, ödüllendirilmiş, gazetelerde röportajlar yapılmış&#8230; Dini vecibelerinin gereği olduğunu düşündüğü için başını kapatmak istemiş ve bunun için emekli olmuş. Buraya kadar anormalin normali diyebiliriz. Fakat benim aklım daha iyi kesmeye biraz da bu işlerle ilgilenmeye başlayınca özellikle sordum neden bir daha hiç gidip ziyaret etmediğini orayı, arkadaşlarını, yıllarca çalıştığı ortamda gidip bir bardak kahve içmediğini. Şaşırmamıştım&#8230; Giderse eğer içeri girebilmek için başını açması gerektiğini söylemişti. Yıllarca hizmet ettiği kuruma yarım saat girip arkadaşlarını görebilmesi, hal hatır sorabilmesi için dahi bu zorlamayla karşılaşıyordu. O şikayetçi olmayı seçmemişti. Ama benim aklıma şu soru gelmedi değil. Bugün bir takım haklı haksız tartışılır hadiselere isyan etmişler var ve devletle çatışma halindeler.  Cumhuriyet Müslümanlığı başörtüsünü dinin vecibesi saymadığı için mağdur olan milyonlar isyan ederse bir gün ne olur? Bu insanlar bunca zaman neden isyan etmediler? Cumhuriyet Müslümanlığı ve bu ideolojinin savunucuları tamamı ile değiştirmeye çalıştıkları dine dua etmeliler çünkü bu insanlar bir çok şeyi tevekkülle karşıladılar. Eyvallah deyip geçmenin kolay olmadı yerlerde inançlarına sığınıp dönüp gittiler. Yaralar büyük, özellikle genç kuşak insanların yaraları çok daha büyük fakat her kesimle her hadise için yaraları sarma vakti mevcut. Cumhuriyet Müslümanlığı planlandığından çok daha fazla zarar verdi, kısmen de olsa vermeye devam ediyor. Yeni geleceği geçmişim üzüntüsü, nefretiyle değil umutlarla kurmaya çalışma zamanıdır&#8230;<a name="_GoBack"></a>  </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>… E-Kitap okumak için…</p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-11326" title="kapak-laiklik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg" alt="" width="102" height="144" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"> Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a>Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde <strong>Yobaz Laiklik Meselesini</strong> barındıran konuları ele alıyor.<a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirebilirsiniz.</strong></a> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank">Tarih şaşırmaktır</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-medium wp-image-13449" title="tarih_sasirmaktir" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir.jpg" alt="" width="109" height="141" /></a>Evet… Tarih şaşırmaktır. Atatürk’e şaşırmak, Kürtlere şaşırmak, Lozan’a şaşırmaktır. Geçmişe hayret edip bugüne eleştirel bakabilmek, yarını hazırlamaktır Tarih. Geçmişe değil geleceğe dönüktür amacı. Özetle siyasî bir propaganda aygıtı değildir. Gaz vermek, <strong>“Asker millet”</strong> üretmek, <strong>atalarımızla gurur duymak</strong> için tarih araştırılmaz. Eğer resmî tarihin beyin yıkamasından bıktıysanız bu kitap ilginizi çekecektir… <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirebilirsiniz.</strong></a><strong> </strong> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf"><img class="alignleft" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.jpg" alt="" width="106" height="168" /><strong>Kendi ülkesini işgal eden ordu</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;">Hiç bir yeri işgal edemeyen ordular kendi ülkelerini işgal ederler. Çünkü bir ordunun ayakta durması için insan emeği ve maddî destek gereklidir. Beceriksiz ordular disiplinsiz olduklarından <strong>YABANCI</strong> <strong>DÜŞMAN </strong>ile savaşamazlar. Kolayca yenebilecekleri <strong>İÇ DÜŞMANLAR</strong> uydururlar ve bu bahane ile kendi ülkelerini işgal ederler. Başbakan asarlar. Milletvekillerini hapse atarlar. Korumakla yükümlü oldukları halkı işkenceler altında inletirler.  İşgalciler kimseye hesap vermezler. Halkın isyan etmesine engel olmak için <strong><em>“etrafımız düşmanla çevrili”</em></strong> diyerek  <strong>KORKU PROPAGANDASI</strong> yaparlar. Eleştirilerden uzak kalmak için farklı inançlardan ve kültürlerden olan insanların birbirine düşman olması da bu eşkiyaların işine gelir. Bu sebeple terörü destekleyebilir hatta teröristlere silah ve para yardımında bulunabilirler. Okuyacağınız kitap kendi ülkesini işgal etmiş bir ordunun kısa tarihidir. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirebilirsiniz.</strong></a> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf"><span style="color: #0000ff;"><strong>Kadın hakları ve Kemalizm </strong></span></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><strong><img class="alignleft size-medium wp-image-6982" title="20091025_derin_dusunce_org_kadin_kemalizm" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/10/20091025_derin_dusunce_org_kadin_kemalizm-229x300.jpg" alt="" width="121" height="171" /></strong></span></a></p>
<p class="entry" style="text-align: justify;"> <strong>“Kemalizm Türk kadınına özgürlük verdi”</strong> gibi sloganlarla düşünmeye daha doğrusu ezberlemeye itildiği için sık sık  şaşırmaya mahkûm bir kuşak bizimki. Tarihi, belgeleri, siyasî söylemleri ve sloganları aklın imtihanına tabi tutan herkes hayretler içinde kalıyor. <strong>“İyi de biz bunu bunca sene nasıl yuttuk?”</strong> diye sormaktan alamıyoruz kendimizi.  Kemalist düşüncenin, çağdaşlığın ve Atatürk devrimlerinin yılmaz bekçisi <strong><em>“çağdaş Türk kadını’nın sesi”</em></strong> Cumhuriyet Gazetesi’nin başyazarı olan Yunus Nadi kadınların siyasete atılmasına nasıl tepki vermiş meselâ?  <strong>“Havva’nın kızları, Meclis’e girip yılın manto modasını tartışacak” </strong><strong> </strong>Kadınlar Halk Fırkası kapatılınca yerine Türk Kadınlar Birliği kurulmuş. O da kapatılınca Cumhuriyet Gazetesi’nde şu başlık atılmış:  <strong>“Türk Kadınlar Birliği kapatıldı, fesat çıkaran hatun kişilere haddi bildirildi.” </strong>Derin Düşünce Fikir Platformu yakasını resmî tarihten kurtarmak isteyen okurlarına ezber bozan bir kitap öneriyor : <a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf"><strong><span style="color: #0066cc;">Kadın hakları ve Kemalizm ilişkisine alternatif bir bakış</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/05/23/cumhuriyet-muslumanligi-%e2%80%93-2/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/05/23/cumhuriyet-muslumanligi-%e2%80%93-2/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Yol Yorgunu&#8230;</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/05/09/yol-yorgunu/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/05/09/yol-yorgunu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 May 2012 08:13:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cemile Bayraktar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Başörtüsü Yasağı]]></category>

		<category><![CDATA[Kadın]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Yobaz Laikler]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21867</guid>
		<description><![CDATA[
&#8220;Türkiye siyaseti nerede ve Türkiye&#8217;de özgürlükler&#8230;&#8221; başlığında konuşmak üzere Abant İzzet Baysal Üniversitesi, Sosyal Bilimler ve Münazara Topluluğunun davetlisi olarak Bolu&#8217;daydım. İki günlük seyahatte Bolu&#8217;nun doğal güzelliklerini, topluluk öğrencilerinin ve onlara bu ortamı hazırlayan hocalarının değerli fikirleri ve çalışmaları ile süsledi. Konuşmanın öncesinde ve sonrasında ayrı öğrenci guruplarıyla istişare etme fırsatı da buldum; Ayça, Servet, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/05/izzet_baysal.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-21868" title="izzet_baysal" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/05/izzet_baysal.jpg" alt="" width="180" height="135" /></a></p>
<p>&#8220;<em>Türkiye siyaseti nerede ve Türkiye&#8217;de özgürlükler&#8230;&#8221; </em>başlığında konuşmak üzere Abant İzzet Baysal Üniversitesi, Sosyal Bilimler ve Münazara Topluluğunun davetlisi olarak Bolu&#8217;daydım. İki günlük seyahatte Bolu&#8217;nun doğal güzelliklerini, topluluk öğrencilerinin ve onlara bu ortamı hazırlayan hocalarının değerli fikirleri ve çalışmaları ile süsledi. Konuşmanın öncesinde ve sonrasında ayrı öğrenci guruplarıyla istişare etme fırsatı da buldum; Ayça, Servet, Nurefşan, Ece, Aylin, Çiğdem gibi birçok azimli, başarılı, pırıl pırıl öğrenci&#8230; Rasim Özgür Dönmez, Nuh Uçgan ve Koray Tütüncü hoca&#8230; Tüm bu olumlu intibalar ile Bolu&#8217;dan ayrılırken heybemde huzur ve tatmin yanında yol yorgunluğu da vardı.</p>
<p>  Ak Parti Kadın Kolları geçtiğimiz günlerde -hangi akla hizmet bilmiyoruz- yeni anayasaya &#8220;Polis, hakim, öğretmen&#8221; gibi meslekler dışında başörtülü kadınlara kamusal alanda çalışabilme hakkı tanınması <span id="more-21867"></span>teklifini sundu. Bunun üzerine duyarlılıkları daim olan kuruluşlardan Mazlumder ve Özgür-Der gibi sivil toplum kuruluşları bu tavrı kınadı. Bolu&#8217;dan dönüş yolunda ise &#8220;Başörtülü Kadınlar&#8221; imzalı bir kampanya metni yayımlandığını gördüm. Metin her şeyi oldukça net bir biçimde ortaya koyuyordu:</p>
<p>  &#8220;<strong><em>Biz çalışma hakkına ambargo konmuş başörtülü kadınlar, bu ülkenin vatandaşları olarak bazı meslekler istisna tutularak değil, kamuda ve her türlü meslekte çalışma hakkımızın anayasal olarak güvence altına alınmasını talep ediyoruz. </em></strong></p>
<p><strong><em>  Kamu görevlerini yerine getirme konusunda erkeklerden, bu ülkenin diğer vatandaşlarından ve dünyadaki diğer ülkelerin halklarından farklı muamele görmemizi haklı bulabilen yasaksever zihniyetten sıkılmış durumdayız. Kamu hizmetinde tarafsızlığın dış görünüşte değil ancak zihniyette hayat bulabileceğini biliyoruz ve inancımıza uygun giyindiğimiz için liyakatimizin görmezden gelinip kamu hizmetinden men edilmemizi, bunun etkisiyle özel sektör şirketlerince sömürülmemizi reddediyoruz.Yalnızca bir kadının dahi böyle bir ayrımcılığa maruz kalması kabul edilir bir şey olmamakla birlikte, başörtülü kadınların bu ülkedeki kadın nüfusun yarısını oluşturuyor olması söz konusu haksızlığı daha da &#8216;çarpıcı&#8217; kılmaktadır. Biz hakarete ve ayrımcılığa uğramaktan, toplumda yok sayılmaktan ve &#8216;görünmez olmaktan&#8217; yorulduk. Verilmesi istenmeyen haklarımızın henüz vaktinin gelmediğini ya da hak talebimizin var olan diğer taleplerden daha önemsiz olduğunu duymaktan bıktık.</em></strong></p>
<p><strong><em>  Bu haklı talebimizi bu ülkedeki tüm ezilen kesimlerinin haklarının sağlanacağı gerçek anlamda sivil bir anayasa için TBMM Anayasa Komisyonuna iletiyoruz. Bizim ne kimsenin keyfini bekleyecek hayatlarımız ne de vazgeçeceğimiz bir inancımız var. Başörtüsü konusunda olduğu gibi bir darbe ürünü olan ancak mağdur ettiği kesimlerin bile bugün kabullenir hale geldiği yasaklardan arınmış ve hepimizin tüm farklılıklarımızla daha özgür olabileceği bir ülke talebiyle siz de imza kampanyamıza destek verin, adil ve demokratik bir anayasa için ortak bir ses oluşturalım. </em></strong></p>
<p><strong><em>  Başörtülü Kadınlar</em></strong>.&#8221;</p>
<p>  Metni okuduktan sonra yol yorgunluğuma, yol yorgunlukları eklendi&#8230; 28 Şubat 1997&#8242;den bugüne tam 15 yıldır okuma hakkı, çalışma hakkı için yaptığımız tüm çabalar gözümün önünden teker teker geçti; yol yorgunluğuma, yol yorgunluğu eklendi, sadece benim değil emin olun bu yolda yorulan binlerce başörtülü kadının yorgunluklarına, yorgunluklar eklendi&#8230;</p>
<p>  &#8220;Başörtülü bacılarımız&#8221; diye bağıran Ak Partili Müslümanlar geçti gözümden sonra yol yorgunluklarım, yol yorgunluklarımız&#8230; Yorgunluklarıma Bolu&#8217;ya gitmeden önce Samsun&#8217;a kendi 28 Şubat&#8217;ını anlatmak üzere gelen, 28 Şubat&#8217;ta 3 kızıyla birlikle idamla yargılanan Hüda Kaya eklendi, bugün bana kendisine ulaştırılacak mektupta bir şeyler yazmak ister misiniz diye sorulan, haksız yere yıllardır hapiste yatan Salih Mirzabeyoğlu eklendi. 28 Şubat&#8217;ta 14 yaşındayken idamla yargılanan halen o günlerin davalarıyla boğuşan &#8220;28 Şubat bitmedi!&#8221; diye haykıran Yakup Köse eklendi.</p>
<p>  Yol yorgunuydum, dinlenmek bir lükstü, benim dinlenecek lüksüm yoktu, &#8220;Başörtülü Kadınlar&#8221; imzalı metni imzaladım, metni sosyal ağlarda paylaştım, valizimi dahi yerleştirmeden konuyu yazmaya koyuldum, yol yorgunuydum ama benim dinlenecek lüksüm yoktu.</p>
<p>  Mustafa İslamoğlu &#8220;Müslümanın dinlencesi ayaklarını uzatıp serserpe yayılmak değil, bir işten yorulunda başka işe geçmektir.&#8221; diyor. Bolu&#8217;da Kürt, Ermeni, Alevi, azınlıklar, iktidarın bugünü gibi meseleleri birçok farklı görüşten kişiyle konuşurken çok büyük keyif alsam dahi bir nebze yorulmuştum. Şimdi bir başka mesele için çalışmaya koyuldum, benim dinlencem bu, buna bir itirazım yok ama&#8230;</p>
<p>  Başörtülü kadınların oylarıyla iktidar olmuş bir partinin, içlerinde başörtülü kadınların da bulunduğu Kadınlar Kolu, kendi kafalarınca tüm başörtülü kadınlara kader çizemezler. Başörtülü kadınlar kendi taleplerini dile getirir, onların oylarıyla iktidar olanlar da bunu yerine getirir. Bu budur! Bu haksız, sınırlı ve yanlış tutumlarından dolayı Ak Parti Kadın Kollarını kınamayı görev bilirim, size de naçizane tavsiye ederim.</p>
<p>  Bu nedenle kadın olsun erkek olsun, başörtülü olsun başörtüsüz olsun, hak ve adaletler noktasında kendine olan dürüstlüğünü kaybetmemiş, ayrımcılığa dayalı eski anayasa yerine adalete ve hürriyete dayalı yeni bir anayasa isteyenler, bu anlamda &#8220;<strong>Başörtülü çalışma hakkının anayasada garanti altına alınmasını talep eden&#8221; </strong>kadınlara destek vermek için şurayı imzalayabilirsiniz.</p>
<p><a href="http://www.avaaz.org/en/petition/Basortulu_Calisma_HakkiThe_Right_To_Work_With_My_Headscarf/">http://www.avaaz.org/en/petition/Basortulu_Calisma_HakkiThe_Right_To_Work_With_My_Headscarf/</a></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>&#8230; e-kitap okumak için&#8230;</p>
<p style="text-align: left;"> </p>
<p style="text-align: left;">… Bu konuda kitap ve rapor…</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-11326" title="kapak-laiklik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg" alt="" width="120" height="169" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"> Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a>Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde <strong>Yobaz Laiklik Meselesini</strong> barındıran konuları ele alıyor.<a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirebilirsiniz.</strong></a> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/e_basortusu_raporu_2009_2010.pdf" target="_blank"><img class="alignright size-thumbnail wp-image-10838" title="basortusu_yasagi1" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/08/basortusu_yasagi1-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/e_basortusu_raporu_2009_2010.pdf" target="_blank">Türkiye’de ve Dünyada Başörtüsü Raporu-2009/2010</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"> ”Türkiye’de ve Dünyada Başörtüsü Raporu-2009/2010″ adlı bu çalışma son iki yıl süresince en çok konuşulup, tartışılan temel sorunlarından biri olarak karşımızda duran başörtüsü yasağına dönük bir dökümantasyon çalışmasıdır. Raporun ana omurgasını, iki yıllık süreçte başörtüsü eksenli yaşanan hak ihlalleri ve buna karşı sergilenen tutumların, davranışların ve tavırların kronolojik bir sırada aktarıldığı almanak tarzı bir arşivleme çalışması oluşturmaktadır. Raporun sadece yasak uygulamalarından ibaret kalmaması; soruna dair gösterilen tepkilerin, politik aktörlerin demeçlerinin ve yasak karşıtı çeşitli etkinliklerin de yer alması; konu etrafında oluşan gündemin ana hatlarıyla aktarılarak, dönemin genel fotoğrafını çerçeveleme kaygısıyladır. Böylece araştırmacılar, bugün ve ileride başörtüsü sorunu etrafında yapacakları çalışmalarda, Türkiye’de ve dünyada başörtüsü sorunu etrafında 2009 ve 2010 yıllarında yaşanan gelişmeleri, oluşan gündemi izleme imkânı bulabileceklerdir. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/e_basortusu_raporu_2009_2010.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Raporu buradan indirebilirsiniz.</span></a></strong></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/05/09/yol-yorgunu/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/05/09/yol-yorgunu/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Destek: Başörtülü Çalışma Hakkı</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/05/07/destek-basortulu-calisma-hakki/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/05/07/destek-basortulu-calisma-hakki/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 May 2012 20:16:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cemile Bayraktar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Yobaz Laikler]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<category><![CDATA[Çalışan Hakları]]></category>

		<category><![CDATA[Özgürlükler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21843</guid>
		<description><![CDATA[Destek ve imza
Biz çalışma hakkına ambargo konmuş başörtülü kadınlar, bu ülkenin vatandaşları olarak bazı meslekler istisna tutularak değil, kamuda ve her türlü meslekte çalışma hakkımızın anayasal olarak güvence altına alınmasını talep ediyoruz.
Kamu görevlerini yerine getirme konusunda erkeklerden, bu ülkenin diğer vatandaşlarından ve dünyadaki diğer ülkelerin halklarından farklı muamele görmemizi haklı bulabilen yasaksever zihniyetten sıkılmış durumdayız. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.avaaz.org/en/petition/Basortulu_Calisma_HakkiThe_Right_To_Work_With_My_Headscarf/" target="_blank"><strong>Destek ve imza</strong></a></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/11/20091106_derin_dusunce_org_basortusu-yasagi.png"><img class="alignright size-thumbnail wp-image-7178" title="20091106_derin_dusunce_org_basortusu-yasagi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/11/20091106_derin_dusunce_org_basortusu-yasagi-150x150.png" alt="" width="150" height="150" /></a>Biz çalışma hakkına ambargo konmuş başörtülü kadınlar, bu ülkenin vatandaşları olarak bazı meslekler istisna tutularak değil, kamuda ve her türlü meslekte çalışma hakkımızın anayasal olarak güvence altına alınmasını talep ediyoruz.</p>
<p>Kamu görevlerini yerine getirme konusunda erkeklerden, bu ülkenin diğer vatandaşlarından ve dünyadaki diğer ülkelerin halklarından farklı muamele görmemizi haklı bulabilen yasaksever zihniyetten <span id="more-21843"></span>sıkılmış durumdayız. Kamu hizmetinde tarafsızlığın dış görünüşte değil ancak zihniyette hayat bulabileceğini biliyoruz ve inancımıza uygun giyindiğimiz için liyakatimizin görmezden gelinip kamu hizmetinden men edilmemizi, bunun etkisiyle özel sektör şirketlerince sömürülmemizi reddediyoruz. Bu ülkenin kadınlarının yarıdan fazlasını oluşturduğumuz söylenmesine rağmen hakarete ve ayrımcılığa uğramaktan ve toplumda yok sayılmaktan ve &#8216;görünmez olmaktan&#8217; yorulduk. Verilmesi istenmeyen haklarımızın henüz vaktinin gelmediğini ya da hak talebimizin var olan diğer taleplerden daha önemsiz olduğunu duymaktan bıktık.</p>
<p>Bu haklı talebimizi bu ülkedeki tüm ezilen kesimlerinin haklarının sağlanacağı sivil bir anayasa için TBMM Anayasa Komisyonuna iletiyoruz. Bizim ne kimsenin keyfini bekleyecek hayatlarımız ne de vazgeçeceğimiz bir inancımız var. Başörtüsü konusunda olduğu gibi bir darbe ürünü olan ancak mağdur ettiği kesimlerin bile bugün kabullenir hale geldiği yasaklardan arınmış,<br />
ve hepimizin tüm farklılıklarımızla daha özgür olabileceği bir ülke talebiyle siz de imza kampanyamıza destek verin<br />
tam anlamıyla sivil bir anayasa için ortak bir ses oluşturalım.</p>
<p>Başörtülü Kadınlar.</p>
<p>https://yenianayasa.tbmm.gov.tr/gorusgonder.aspx</p>
<p>We women in Turkey who wear headscarves, and who are citizens of this country, demand the lawful right to be able to work in all jobs to be ensured in the new constitution.<br />
We are tired of being treated differently than men, than from other citizens of this country and as an exception among other countries.<br />
Despite constituting almost half of this country as covered women, demanding our rights we have constantly been told that it is too early, that we have alterior motives which we were aware and unaware of, and that it there are more important issues to be dealt with. Although women as of 2010 are finally able to attend universities with their headscarves, they are still discriminated against, treated as ‘invisible&#8217; in society and it is still forbidden for women to apply for jobs in the government sector if they wear headscarves. This makes us reliant on the whims of the the private sector, negatively affects the employment of women in general and is more importantly a breach of a basic universal right to religious and individual freedoms. This ban and attitude is one of the many products of the military coup in Turkey which we still face the consequences of today. It has succeeded in creating a divided nation in which today even the groups it aimed to suppress have accepted and internalised injustices such as this ban. We are signing this petition to demand our rights and the formation of a civillian constitution which is representative of all groups in this country and in which we are each more free with all our differences. By signing this petition, we want the government to know that we demand our rights, that we have no more lives to wait nor will accept to give up our identities. In order to achieve this we need your support and solidarity.</p>
<p>Headscarved Women in Turkey</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.avaaz.org/en/petition/Basortulu_Calisma_HakkiThe_Right_To_Work_With_My_Headscarf/" target="_blank"><strong>Destek ve imza</strong></a> </p>
<p style="text-align: left;"> </p>
<p style="text-align: left;"> </p>
<p style="text-align: left;">&#8230; Bu konuda kitap ve rapor&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-11326" title="kapak-laiklik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg" alt="" width="120" height="169" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"> Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a>Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde <strong>Yobaz Laiklik Meselesini</strong> barındıran konuları ele alıyor.<a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirebilirsiniz.</strong></a> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/e_basortusu_raporu_2009_2010.pdf" target="_blank"><img class="alignright size-thumbnail wp-image-10838" title="basortusu_yasagi1" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/08/basortusu_yasagi1-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/e_basortusu_raporu_2009_2010.pdf" target="_blank">Türkiye’de ve Dünyada Başörtüsü Raporu-2009/2010</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"> ”Türkiye’de ve Dünyada Başörtüsü Raporu-2009/2010″ adlı bu çalışma son iki yıl süresince en çok konuşulup, tartışılan temel sorunlarından biri olarak karşımızda duran başörtüsü yasağına dönük bir dökümantasyon çalışmasıdır. Raporun ana omurgasını, iki yıllık süreçte başörtüsü eksenli yaşanan hak ihlalleri ve buna karşı sergilenen tutumların, davranışların ve tavırların kronolojik bir sırada aktarıldığı almanak tarzı bir arşivleme çalışması oluşturmaktadır. Raporun sadece yasak uygulamalarından ibaret kalmaması; soruna dair gösterilen tepkilerin, politik aktörlerin demeçlerinin ve yasak karşıtı çeşitli etkinliklerin de yer alması; konu etrafında oluşan gündemin ana hatlarıyla aktarılarak, dönemin genel fotoğrafını çerçeveleme kaygısıyladır. Böylece araştırmacılar, bugün ve ileride başörtüsü sorunu etrafında yapacakları çalışmalarda, Türkiye’de ve dünyada başörtüsü sorunu etrafında 2009 ve 2010 yıllarında yaşanan gelişmeleri, oluşan gündemi izleme imkânı bulabileceklerdir. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/e_basortusu_raporu_2009_2010.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Raporu buradan indirebilirsiniz.</span></a></strong></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/05/07/destek-basortulu-calisma-hakki/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/05/07/destek-basortulu-calisma-hakki/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Peygamber ocağı değil tımarhane (43)</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/05/02/peygamber-ocagi-degil-timarhane-43/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/05/02/peygamber-ocagi-degil-timarhane-43/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 May 2012 15:00:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tahsin K.</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[CHP]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Silahlı Kuvvetleri]]></category>

		<category><![CDATA[Yobaz Laikler]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<category><![CDATA[İslamofobi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21719</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;8 yaşında hafızlığa başladım. Sık sık ev basılıyor, Kuran-ı Kerim bulundurmak en büyük suç. Bir elif cüzü bulunduysa vay haline! Korkudan evde ders çalışamadım. Fındık bahçesinde bana bir yer yaptılar. Orada Kur&#8217;an&#8217;a çalışıyorum. Bir baktım, bir onbaşı ve iki jandarma beni bulmuşlar. &#8220;Çabuk git babanı çağır&#8221; dediler. Gittim, babamı getirdim. Onbaşı babamı sakalından tuttu, elimdeki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/04/chp_ataturkculuk.png"><img class="alignright size-full wp-image-21721" title="chp_ataturkculuk" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/04/chp_ataturkculuk.png" alt="" width="153" height="212" /></a>&#8220;8 yaşında hafızlığa başladım. Sık sık ev basılıyor, Kuran-ı Kerim bulundurmak en büyük suç. Bir elif cüzü bulunduysa vay haline! Korkudan evde ders çalışamadım. Fındık bahçesinde bana bir yer yaptılar. Orada Kur&#8217;an&#8217;a çalışıyorum. Bir baktım, bir onbaşı ve iki jandarma beni bulmuşlar. &#8220;Çabuk git babanı çağır&#8221; dediler. Gittim, babamı getirdim. Onbaşı babamı sakalından tuttu, elimdeki Kuran&#8217;ı aldı. Babamın kafasına kafasına vurmaya başladı. (Gözleri doluyor, konuşamıyor.) Rahmetli gömleğini yırttı ve dedi ki: <strong>&#8216;Oğlum, Deli Halid Paşa&#8217;nın emir subaylığını, tabur komutanlığını yapmış adamım. Birinci Dünya Savaşı&#8217;na, İstiklal Harbine katıldım ki, bu memleketi kurtarayım da şu Kitabımı rahat rahat okuyayım diye. Keşke bu harplere girmeseydim de şimdi Kuran&#8217;ıma, dinime küfreden Bulgar piçidir deyip kendime teselli verirdim.&#8217;</strong> Alıp götürdüler babamı&#8230;&#8221;</em> <a href="http://zaman.com.tr/yazar.do?yazarno=1048" target="_blank">TAMAMI</a></p>
<p> </p>
<p>&#8230; E-Kitap okumak için&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank">Tarih şaşırmaktır</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-medium wp-image-13449" title="tarih_sasirmaktir" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir.jpg" alt="" width="109" height="141" /></a>Evet… Tarih şaşırmaktır. Atatürk’e şaşırmak, Kürtlere şaşırmak, Lozan’a şaşırmaktır. Geçmişe hayret edip bugüne eleştirel bakabilmek, yarını hazırlamaktır Tarih. Geçmişe değil geleceğe dönüktür amacı. Özetle siyasî bir propaganda aygıtı değildir. Gaz vermek, <strong>“Asker millet”</strong> üretmek, <strong>atalarımızla gurur duymak</strong> için tarih araştırılmaz. Eğer resmî tarihin beyin yıkamasından bıktıysanız bu kitap ilginizi çekecektir… <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirebilirsiniz.</strong></a><strong> </strong> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf"><img class="alignleft" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.jpg" alt="" width="106" height="168" /><strong>Kendi ülkesini işgal eden ordu</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;">Hiç bir yeri işgal edemeyen ordular kendi ülkelerini işgal ederler. Çünkü bir ordunun ayakta durması için insan emeği ve maddî destek gereklidir. Beceriksiz ordular disiplinsiz olduklarından <strong>YABANCI</strong> <strong>DÜŞMAN </strong>ile savaşamazlar. Kolayca yenebilecekleri <strong>İÇ DÜŞMANLAR</strong> uydururlar ve bu bahane ile kendi ülkelerini işgal ederler. Başbakan asarlar. Milletvekillerini hapse atarlar. Korumakla yükümlü oldukları halkı işkenceler altında inletirler.  İşgalciler kimseye hesap vermezler. Halkın isyan etmesine engel olmak için <strong><em>“etrafımız düşmanla çevrili”</em></strong> diyerek  <strong>KORKU PROPAGANDASI</strong> yaparlar. Eleştirilerden uzak kalmak için farklı inançlardan ve kültürlerden olan insanların birbirine düşman olması da bu eşkiyaların işine gelir. Bu sebeple terörü destekleyebilir hatta teröristlere silah ve para yardımında bulunabilirler. Okuyacağınız kitap kendi ülkesini işgal etmiş bir ordunun kısa tarihidir. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirebilirsiniz.</strong></a> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/zorunlu-askerlik.pdf" target="_blank"><strong>Z<span style="color: #0000ff;">orunlu Askerlik Gerekli mi? (Tartışma)</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/zorunlu-askerlik.pdf" target="_blank"><em><img class="alignleft" title="zorunlu_askerlik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/01/zorunlu_askerlik.bmp" alt="" width="102" height="142" /></em></a>Zorunlu Askerlik bir çok insanımız için bir görev ama aynı zamanda bir çile. Ülkemizi savunmanın daha akıllıca bir yolu yok mu? Bu konuyu yaklaşık bir yıl boyunca tartıştık. Üç makale işaret fişeği görevi yaptı. Yüzlerce okurumuz değişik önerilerde bulundu. Kimileri “aman dokunmayın, böyle çok iyi” derken askerliğini yapmış olan arkadaşlar tecrübelerini paylaştı. Evet, belki de ilk defa bu konu gerçekten muhatabı olanlara yani Türkiye’nin vatandaşlarına soruluyor. <strong>Zorunlu askerlik gerekli mi?</strong> Bir yıllık kolektif çalışmanın ürünü olan bu 276 sayfalık kitap konuyla ilgili herkes için birinci elden bir bilgi kaynağı. <em><a href="http://www.derindusunce.org/img/zorunlu-askerlik.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz</a>. </em></p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-11326" title="kapak-laiklik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg" alt="" width="102" height="144" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"> Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a>Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde <strong>Yobaz Laiklik Meselesini</strong> barındıran konuları ele alıyor.<a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirebilirsiniz.</strong></a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/05/02/peygamber-ocagi-degil-timarhane-43/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/05/02/peygamber-ocagi-degil-timarhane-43/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Cumhuriyet Müslümanlığı</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/05/01/cumhuriyet-muslumanligi/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/05/01/cumhuriyet-muslumanligi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 May 2012 10:24:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafacan Özdemir</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[CHP]]></category>

		<category><![CDATA[Cumhuriyet Müslümanlığı]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Laiklik]]></category>

		<category><![CDATA[Yobaz Laikler]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<category><![CDATA[İslam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21739</guid>
		<description><![CDATA[Din şüphesiz bu hayata dair en kutsiyet arz eden hadiselerden biridir. Temelinde inanç vardır ve inanmak bazı durumlarda koşulsuz nedensiz inanmayı da beraberinde getirir. Günümüz itibariyle bir şeylere kutsiyet atfetmek, tam manasıyla teslim olmak bir hayli güç bir hal aldı. Pozitivizm sonrası özellikle her şeyi akıl ile bilim ile izah çabaları ve deney yoluyla ispat [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/05/laiklik_kemalizm.gif"><img class="alignright size-full wp-image-21741" title="laiklik_kemalizm" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/05/laiklik_kemalizm.gif" alt="" width="227" height="194" /></a>Din şüphesiz bu hayata dair en kutsiyet arz eden hadiselerden biridir. Temelinde inanç vardır ve inanmak bazı durumlarda koşulsuz nedensiz inanmayı da beraberinde getirir. Günümüz itibariyle bir şeylere kutsiyet atfetmek, tam manasıyla teslim olmak bir hayli güç bir hal aldı. Pozitivizm sonrası özellikle her şeyi akıl ile bilim ile izah çabaları ve deney yoluyla ispat etme ihtiyacı insanlarda bir takım farklı hisler uyandırmaya başladı. Şüphesiz her dönemde olduğu gibi bu dönem ve sonrasında da metafiziği reddetmeyen, ilahi kelamların varlığına sorgulayıp inanan insanlar mevcudiyet gösterdiler.</p>
<p> Cumhuriyet Müslümanlığı tam olarak bu noktada kendine mevzi aldı. Çünkü İslam kelime anlamı ile teslim olmak demekti ve bu kutsiyete teslim olanlar bir takım radikal değişikliklerin, bir takım kısıtlamaların karşısında dimdik duracaklardı. Cumhuriyet rejimi kendine en başından bir ‘‘kara liste&#8221; hazırlamıştı ve bu listenin üzerini zamanla tek tek çizmeyi planlamıştı.</p>
<p><img class="alignright" src="http://www.haksozhaber.net/images/other/12467.jpg" alt="" width="217" height="162" /> 1924 Anayasası devletin dinini İslam olarak belirlemişti. Yeni kurulan rejimin erken infilakını önlemek için atılan bu stratejik hamle şüphesiz yerini bulmuştu. Halk yavaş yavaş ısındırılıyor, yönlendiriliyor, bu yönlendirme karşısında direnenler ise bertaraf ediliyordu. 1928 değişiklikleri sürecinde devletin dini bölümü anayasadan kaldırıldı. Andiçmelerine ilişkin 16. ve 38. Maddelerindeki ‘‘Vallahi&#8221; sözcüğünün 1928&#8242;de kaldırılıp yerine ‘‘namusum ve şerefim üzerine&#8221; ibaresinin konmasını da bu çerçeve içinde görmek gerekir. Zemin Fransız Laiklik anlayışına uygun hale getirilmeye başlanmıştı. 1937 yılına gelindiğinde anayasa da gerçekleşen son değişiklik parti devlet statüsünü kazandırmış, CHP&#8217;nin ‘‘6 ok&#8221; ilkesi değiştirilmeden anayasaya alınmış ve laiklik bu şekilde anayasal bir statü kazanmıştır.</p>
<p> Lise dönemi dahil bana anlatılan laiklik hep din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıyla sınırlı tutuldu. Oysa Fransız tipi laiklik anlayışını alan Türkiye Cumhuriyeti bu anlayışın felsefesini değiştirmiş ve dini devletin tekeline almıştı. Her yönden devlet insanı yaratmayı, ideal vatandaş oluşturmayı <span id="more-21739"></span>ilke edinen Türkiye Cumhuriyeti din konusunu da es geçmemiş ve devlet dini yaratmayı uygun bulmuştu. Yeni Cumhuriyet yolunu seçmiş Türklüğü temel edinip tüm yapıyı Türklük üzerine kurmayı düşünmüştü. Öyle ki bu topraklar üzerinde yaşan herkes Türktü. Güneş dil teorilerine kadar gidecek süreçte 1932 yılında artık ezan Türkçe okunmaya başlamıştı. Hatta namaz da okunacak duaların dahi Türkçe okunması istenmiş fakat bir türlü bu başıbozuklar(!) zapt edilememişti.</p>
<p><img class="alignright" src="http://www.bugun.com.tr/newsFiles/1/0/1/0/0/0/0/0/1/0/0/0/0/0/0/0/file/82177.jpg" alt="" width="200" height="235" /> Buraya kadar genel bir kuruluş dönemi ve sonrası yolunu ortaya koymaya çalıştım. Şimdi daha net, somut olaylar ve örnekler üzerinden hadisenin ne ölçüde tehlikeli bulunup üzerine kafa yorulduğunu göstermeye çabalayalım.</p>
<p> Laiklik temelini  ‘‘sekülerizm&#8221; den almıştır. Bugün sık sık birbirinin yerine ikame edilen kelimeler olsalar da aslına bakılırsa bire bir değildirler. Sekülerizm üst başlık, laiklik ise alt başlık olarak metafor halinde sunulabilir. Sekülerizm şüphesiz Cumhuriyet&#8217;in köklerine, iliklerine kadar işlemiş bir düşünce sistemidir. Klaus Kreiser&#8217;in Atatürk kitabında yer alan bir metinden devam edelim:</p>
<p style="padding-left: 30px;"> <em>‘&#8217; Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır.&#8221;</em></p>
<p> Bu cümlede benim takıldığım asıl nokta şeyh, derviş ve müritlerin meczuplarla bir tutulmasıdır. Burada ki meczup tasavvufi boyutta mı kullanılmıştır yoksa sokak dili düsturunda mı kullanılmıştır son derece muallak içerisinde. Bundan geçsek dahi dini metaların yerini medeniyet denen tarikata bırakması gerektiği söylenmiştir. Son derece pozitivist, son derece mana aleminden yoksun bırakılmaya azmedilmiş bir memleket portresi hiç şüphesiz.</p>
<p> Yine aynı kitapta geçen her yurttaşın son derece aşina olduğu bir cümle daha:</p>
<p style="padding-left: 30px;"> <em>‘‘ Dünyada her şey için, medeniyet için, hayat için, muvaffakiyet için en hakiki mürşit ilimdir, fendir. İlim ve fennin haricinde mürşit aramak gaflettir, cehalettir, dalalettir.&#8221;</em></p>
<p><em><img class="alignright" src="http://www.nebeonline.com/images/news/mahyada-tek-partili-donem-3140.jpg" alt="" width="220" height="190" /> </em>Cumhuriyet Müslümanlığı tartışıldığında aslında bu konunun bugüne kadar gelen bir çok kanayan yaraya ilk bıçak darbesini vurduğunu düşünüyorum. Dönemin Kürt halkı çok dindar bir yapıya sahipti ve vatana bağlılığının en kuvvetli sebebi hiç şüphesiz din kardeşliğinden gelmekteydi. Cumhuriyet Müslümanlığı bu bölge üzerinde şüphesiz çok daha fazla eleştirel karşılandı. Dönemin isyanlarının çok büyük kısmının din odaklı olduğunu söylememe gerek dahi yok sanırım. Cumhuriyet Müslümanlığı bu bölgeyi adeta kendine yabancılaştırdı. Asimile etme çabaları çok fazla ölüm, kan ve gözyaşına sebebiyet verdi. Dini bütün bir halkı ‘‘laikleştirme&#8221; konusunda kısmen de başarılı olduğunu söylemek gerekir. Fakat laikleşen kesimin kontrolünün çok daha fazla zorlaşacağını bir çok olayda olduğu gibi yine öngöremeyen bir yapıyla karşı karşıyayız.</p>
<p> İttihat ve Terakki kadrosunun Cumhuriyet&#8217;in kuruluşu aşamasında son derece faal olduğunu gördüğümüz gibi ilerleyen süreç içerisinde de fikirsel bazda etkinliğini kaybetmemiştir. Mustafa Yalçın&#8217;ın Jöntürklerin Serüveni adlı kitabında Ali Suavi&#8217;ye ayrılan bir bölümde yazdıkları son derece ilginçtir:</p>
<p style="padding-left: 30px;"> <em>‘‘ &#8230; 1876 yılında Meşrutiyetin ilanı ve Abdülhamid&#8217;in tahta çıkışı ile İstanbul&#8217;a döndü. İstanbul&#8217;da tercüme heyetine memur olarak atandı. Bir süre sonra Galatasaray müdürlüğüne getirildi. Bu arada eski tarzda davranışlarını sürdürdü, kitlelere yönelik fikirlerini yaymaya koyuldu. Bu fikirleri ilginçtir ki , devlet içinde laikliğin uygulanması ile başlıyor ve oradan, ibadetlerde Türkçe ezan ve Kur&#8217;an okunmasına kadar gidiyordu&#8230;</em></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em> O, renkli bir kişiliğe sahip ama son derece karmaşık bir tipti. Yeni Osmanlılar arasında sürekli olarak dikkatleri üzerine çekerdi. Böylece kendinden sonra gelenler üzerinde bir etki bırakmıştır. İslami bir eğitim almadığı halde, vaiz olarak şöhret sahibi olmuştu. Halkı etkilemesini iyi başarıyordu. Fikirleri, hayatı gibi zıtlıklarla doluydu. İslami bir konuyu umursamaz davrandığı da çoğu zaman görünürdü. Hilafete şiddetle karşı çıkar, laik sistemin uygulanmasını isterdi. Ümmet bütünlüğünde ayakta duran Osmanlı içinde, Türk Milliyetçiliği&#8217;ni savunurdu. Camilerde her şeyin Türkçe olmasını isterdi. Yeri geldiğinde Türkçü olarak görünür, yeri geldiğinde de İslamcı bir kimlik takınırdı. Zamana ve şartlara göre davrandığı da söylenebilir. Kur&#8217;an-ı Kerim ve hutbelerin Türkçe okunmasını savunuyor, namazın Türkçe olmasını istiyordu. Bu fikirler yıllar sonra Türk devletinin kuruluşunda başka boyutlarla gün yüzüne çıkacaktı..&#8221;</em></p>
<p><img class="alignright" src="http://t2.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcRtcuuQjhhMBpGW2NapQRnwbTgtiibwO6X3t8W6bG1J7BzO7hnsFVnF01qx" alt="" width="177" height="285" /> Çok tanıdık gelen hadiselerin olduğu kesin. Özellikle Türkçe ezan okunduğu 1932-50 dönemi arası camilerde ibadet dilinin dahi Türkçe olması istenmiştir. Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;in emir niteliğindeki surelerinin çıkarılması dillendirilmiş adeta yeni bir devlet dini yaratılması amaçlanmıştır. Şüphesiz yazarında değindiği benim de kanaatim olan hadise ümmet anlayışının tamamen yok edilmeye çalışılması, yeni bir din yaratma anlayışına kadar gidilmeye cesaret edilmesi bu ülke insanın aklının bir köşesinde hep soru işaretini bırakmıştır.</p>
<p> Batı karşısında gelinen noktada ilmin fennin denildiği gibi alınmasından çok daha öteye geçmiştir. Öyle ki devlet zoruyla kıyafete şekil verilmeye çalışılmıştır. Bu uğurda insanlar canlarından olmuşlardır. İnancı gereği örtünen insana inancının bu kadar örtünmeyi gerektirmediği farklı şekilde daha açık giyinen insana da bunun da yerinde olmadığı şöyle anlatılmıştır:</p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>‘‘ Şehirlerdeki kadınlarımızın tarz-ı telebbüs ve tesettüründe ( giyim ve örtünme biçiminde) iki şekil tecelli ediyor; ya ifrat, ya da tefrit görülüyor. Yani ya ne olduğu bilinemeyen, çok kapalı, çok karanlık bir şekl-i harici gösteren bir kıyafet, veyahut Avrupa&#8217;nın çok serbest balolarında bile kıyafet-i hariciye olarak arzedilemeyecek kadar açık bir telebbüs. Bunun her ikisi de şeriatın tavsiyesi, dinin emri haricindedir. Bizim dinimiz kadını ı tefritten de, bu ifrattan da tenzih eder.&#8221;</em></p>
<p> Laiklik yolunda kurulmak istenen düzende sac ayaklarından biri olarak görülen medeniyet anlayışının en önemli kolu olan giyim kuşam meselesinde şeriat kıstas alınıyor. Zannımca rejimin neden bu kadar çok sıkıntıyla baş başa kaldığının en net kanıtlarından biridir. Sürekli çelişen, sürekli çıkarcı bir tutum içinde işine geleni kendisi için kullanma yaklaşımı yani salt pragmatizm. Cumhuriyetçi Müslümanlığı tam olarak bu noktada yer almaktadır. Dini, kendi istek ve arzuları doğrultusunda kullanma.</p>
<p><em>‘‘ Din halkın afyonudur.&#8221;</em> Sözü sanırım hiç oturmadığı kadar cuk oturur Cumhuriyetçi Müslümanlık anlayışına.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>… E-Kitap okumak için…</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank">Tarih şaşırmaktır</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-medium wp-image-13449" title="tarih_sasirmaktir" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir.jpg" alt="" width="109" height="141" /></a>Evet… Tarih şaşırmaktır. Atatürk’e şaşırmak, Kürtlere şaşırmak, Lozan’a şaşırmaktır. Geçmişe hayret edip bugüne eleştirel bakabilmek, yarını hazırlamaktır Tarih. Geçmişe değil geleceğe dönüktür amacı. Özetle siyasî bir propaganda aygıtı değildir. Gaz vermek, <strong>“Asker millet”</strong> üretmek, <strong>atalarımızla gurur duymak</strong> için tarih araştırılmaz. Eğer resmî tarihin beyin yıkamasından bıktıysanız bu kitap ilginizi çekecektir… <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirebilirsiniz.</strong></a><strong> </strong> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf"><img class="alignleft" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.jpg" alt="" width="106" height="168" /><strong>Kendi ülkesini işgal eden ordu</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;">Hiç bir yeri işgal edemeyen ordular kendi ülkelerini işgal ederler. Çünkü bir ordunun ayakta durması için insan emeği ve maddî destek gereklidir. Beceriksiz ordular disiplinsiz olduklarından <strong>YABANCI</strong> <strong>DÜŞMAN </strong>ile savaşamazlar. Kolayca yenebilecekleri <strong>İÇ DÜŞMANLAR</strong> uydururlar ve bu bahane ile kendi ülkelerini işgal ederler. Başbakan asarlar. Milletvekillerini hapse atarlar. Korumakla yükümlü oldukları halkı işkenceler altında inletirler.  İşgalciler kimseye hesap vermezler. Halkın isyan etmesine engel olmak için <strong><em>“etrafımız düşmanla çevrili”</em></strong> diyerek  <strong>KORKU PROPAGANDASI</strong> yaparlar. Eleştirilerden uzak kalmak için farklı inançlardan ve kültürlerden olan insanların birbirine düşman olması da bu eşkiyaların işine gelir. Bu sebeple terörü destekleyebilir hatta teröristlere silah ve para yardımında bulunabilirler. Okuyacağınız kitap kendi ülkesini işgal etmiş bir ordunun kısa tarihidir. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirebilirsiniz.</strong></a> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf"><span style="color: #0000ff;"><strong>Kadın hakları ve Kemalizm </strong></span></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><strong><img class="alignleft size-medium wp-image-6982" title="20091025_derin_dusunce_org_kadin_kemalizm" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/10/20091025_derin_dusunce_org_kadin_kemalizm-229x300.jpg" alt="" width="121" height="171" /></strong></span></a></p>
<p class="entry" style="text-align: justify;"> <strong>“Kemalizm Türk kadınına özgürlük verdi”</strong> gibi sloganlarla düşünmeye daha doğrusu ezberlemeye itildiği için sık sık  şaşırmaya mahkûm bir kuşak bizimki. Tarihi, belgeleri, siyasî söylemleri ve sloganları aklın imtihanına tabi tutan herkes hayretler içinde kalıyor. <strong>“İyi de biz bunu bunca sene nasıl yuttuk?”</strong> diye sormaktan alamıyoruz kendimizi.  Kemalist düşüncenin, çağdaşlığın ve Atatürk devrimlerinin yılmaz bekçisi <strong><em>“çağdaş Türk kadını’nın sesi”</em></strong> Cumhuriyet Gazetesi’nin başyazarı olan Yunus Nadi kadınların siyasete atılmasına nasıl tepki vermiş meselâ?  <strong>“Havva’nın kızları, Meclis’e girip yılın manto modasını tartışacak” </strong><strong> </strong>Kadınlar Halk Fırkası kapatılınca yerine Türk Kadınlar Birliği kurulmuş. O da kapatılınca Cumhuriyet Gazetesi’nde şu başlık atılmış:  <strong>“Türk Kadınlar Birliği kapatıldı, fesat çıkaran hatun kişilere haddi bildirildi.” </strong>Derin Düşünce Fikir Platformu yakasını resmî tarihten kurtarmak isteyen okurlarına ezber bozan bir kitap öneriyor : <a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf"><strong><span style="color: #0066cc;">Kadın hakları ve Kemalizm ilişkisine alternatif bir bakış</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-11326" title="kapak-laiklik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg" alt="" width="102" height="144" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"> Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a>Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde <strong>Yobaz Laiklik Meselesini</strong> barındıran konuları ele alıyor.<a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirebilirsiniz.</strong></a> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/05/01/cumhuriyet-muslumanligi/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/05/01/cumhuriyet-muslumanligi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Peygamber ocağı değil tımarhane (42)</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/04/28/peygamber-ocagi-degil-timarhane-42/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/04/28/peygamber-ocagi-degil-timarhane-42/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Apr 2012 10:59:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aisha Benghazi</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Ergenekon Nedir?]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Militarizm]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Silahlı Kuvvetleri]]></category>

		<category><![CDATA[Yobaz Laikler]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<category><![CDATA[darbe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21694</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;&#8230; Mescitte bir Kur&#8217;an-ı Kerim bulduk. Bir subay ya da Tabur komutanı &#8220;Paşa bu Kuran-ı görünce çıldırır ve bizi perişan eder&#8221; dedi. Kendi aramızda istişare ettik ve Kur&#8217;an-ı Kerimin mescitten çıkartılmasına ve saklanmasına karar verildi &#8230;&#8221; TAMAMI
Share on Facebook]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p><em>&#8220;&#8230; Mescitte bir Kur&#8217;an-ı Kerim bulduk. Bir subay ya da Tabur komutanı <strong>&#8220;Paşa bu Kuran-ı görünce çıldırır ve bizi perişan eder&#8221;</strong> dedi. Kendi aramızda istişare ettik ve Kur&#8217;an-ı Kerimin mescitten çıkartılmasına ve saklanmasına karar verildi &#8230;&#8221;</em> <a href="http://www.timeturk.com/tr/2012/04/28/a.html" target="_blank">TAMAMI</a></p></blockquote>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/04/28/peygamber-ocagi-degil-timarhane-42/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/04/28/peygamber-ocagi-degil-timarhane-42/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Uğur Dündar’ın namaz problemi nasıl çözülür?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/04/20/ugur-dundar%e2%80%99in-namaz-problemi-nasil-cozulur/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/04/20/ugur-dundar%e2%80%99in-namaz-problemi-nasil-cozulur/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Apr 2012 10:09:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Korsan Mahyacı Kâmil</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Namaz]]></category>

		<category><![CDATA[Yobaz Laikler]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21546</guid>
		<description><![CDATA[  
 Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”
Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><iframe width="420" height="315" src="http://www.youtube.com/embed/p-PMAus60Wo" frameborder="0" allowfullscreen></iframe>  </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-11326" title="kapak-laiklik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg" alt="" width="120" height="169" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"> Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a>Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde <strong>Yobaz Laiklik Meselesini</strong> barındıran konuları ele alıyor.<a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirebilirsiniz.</strong></a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/04/20/ugur-dundar%e2%80%99in-namaz-problemi-nasil-cozulur/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/04/20/ugur-dundar%e2%80%99in-namaz-problemi-nasil-cozulur/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İşgal altında bir ülke gibiydi Türkiye&#8230;</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/04/14/isgal-altinda-bir-ulke-gibiydi-turkiye/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/04/14/isgal-altinda-bir-ulke-gibiydi-turkiye/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Apr 2012 08:38:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aisha Benghazi</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[28 subat]]></category>

		<category><![CDATA[Ergenekon Nedir?]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Silahlı Kuvvetleri]]></category>

		<category><![CDATA[Yobaz Laikler]]></category>

		<category><![CDATA[darbe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21467</guid>
		<description><![CDATA[
Share on Facebook]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone" src="http://img1.zaman.com.tr/2012/04/14/28-subat.jpg" alt="" width="450" height="250" /></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/04/14/isgal-altinda-bir-ulke-gibiydi-turkiye/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/04/14/isgal-altinda-bir-ulke-gibiydi-turkiye/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>52 yıl sonra&#8230; Bediüzzaman Hazretleri</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/03/25/52-yil-sonra/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/03/25/52-yil-sonra/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 Mar 2012 22:51:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Yılmaz</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Yobaz Laikler]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21184</guid>
		<description><![CDATA[&#8221;Bakın bu güzel anma toplantısında valimiz hazır bulunuyorlar. Milletvekillerimiz, rektörlerimiz, akademisyenlerimiz, gazetecilerimiz, serbest meslek erbabı, okuyanlar yazanlar var. Hepsi bir muhabbet duygusu içinde yıllarca sadece iman ve Kuran hizmetinde bulunmuş, başka hiçbir maksat taşımamış bir insanın sadakatine bugün şahit oluyorlar. Eğer bu ihlas ve samimiyet olmasaydı ve birilerinin iddia ettiği gibi &#8216;bu işin içinde bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="padding-left: 30px;"><em>&#8221;Bakın bu güzel anma toplantısında valimiz hazır bulunuyorlar. Milletvekillerimiz, rektörlerimiz, akademisyenlerimiz, gazetecilerimiz, serbest meslek erbabı, okuyanlar yazanlar var. Hepsi bir muhabbet duygusu içinde yıllarca sadece iman ve Kuran hizmetinde bulunmuş, başka hiçbir maksat taşımamış bir insanın sadakatine bugün şahit oluyorlar. Eğer bu ihlas ve samimiyet olmasaydı ve birilerinin iddia ettiği gibi &#8216;bu işin içinde bir iş var, bu bir gizli cemiyettir, bunların maksadı da başkadır, bunlar devleti de yıkar bilmem nereyi de ele geçirirler&#8217;&#8230; Bu iddialar gerçekleşmedi, ama bu yalanların arkasına saklananlar başta Bediüzzaman Hazretleri olmak üzere o pırıl pırıl yüzüne bakmaya doyamayacağınız insanlara yıllarca zulmettiler. Bugün biz onları geçmişte yaşanmış, acı olaylar gibi görebiliriz. Ama toprağa atılan bir tohum gibi düşünün, tohum toprağın altına girer, kar yağar bazen 3-4 ay kalkmaz, yağmur yağar tohumun çürüdüğünü zannedersiniz, günü gelir büyük bir fidan olur, güller sümbüller çıkar, bazen de koca bir çınar ağacı gibi herkesi aydınlatan gölgesinde milyonlarca insanın barındığı bir büyük gerçek haline geliverir.&#8221;</em>  <a href="http://www.timeturk.com/tr/2012/03/24/arinc-bediuzzaman-said-nursi-haftasi-programi-na-katildi.html" target="_blank">TAMAMI</a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/03/25/52-yil-sonra/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/03/25/52-yil-sonra/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Binyılın Sonu / 28 Şubat: Süreklilik ve Kopuş</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/02/26/binyilin-sonu-28-subat-sureklilik-ve-kopus/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/02/26/binyilin-sonu-28-subat-sureklilik-ve-kopus/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 26 Feb 2012 00:58:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cemile Bayraktar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[28 subat]]></category>

		<category><![CDATA[CHP]]></category>

		<category><![CDATA[Duyuru]]></category>

		<category><![CDATA[Ergenekon Nedir?]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Kitap Tanıtımı]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Silahlı Kuvvetleri]]></category>

		<category><![CDATA[Yobaz Laikler]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<category><![CDATA[darbe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=20813</guid>
		<description><![CDATA[Abdurrahman Babacan
Sonuçlarıyla uzun vadede Türkiye&#8217;de ciddi dönüşümlere ve değişimlere sebep olmuş ‘28 Şubat 1997 Postmodern Darbesi&#8217;nin hikâyesinin anlatıldığı kitap, 16 kişilik bir ekip tarafından hazırlanmış. Darbe sürecinin birincil tanıklarıyla yapılmış söyleşilerden ve süreci tahlil eden makalelerden oluşan kitapta, ‘Ne Oldu?&#8217;, ‘Nasıl Gelişti?&#8217; ve ‘Ne Değişti?&#8217; sorularının cevapları aranıyor.
Onbeş yıllık sürecin geniş ve özenli hazırlanmış kronolojik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>Abdurrahman Babacan</em></strong></p>
<p><img class="alignright" src="http://www.pinaryayinlari.com/u/pinar/img/c/b/i/binyilin-sonu-1330074132.jpg" alt="" width="186" height="225" />Sonuçlarıyla uzun vadede Türkiye&#8217;de ciddi dönüşümlere ve değişimlere sebep olmuş <em>‘<a href="http://www.pinaryayinlari.com/binyilin-sonu-p362237.html" target="_blank">28 Şubat 1997 Postmodern Darbesi&#8217;</a></em><a href="http://www.pinaryayinlari.com/binyilin-sonu-p362237.html" target="_blank">nin hikâyesinin anlatıldığı kitap</a>, 16 kişilik bir ekip tarafından hazırlanmış. Darbe sürecinin birincil tanıklarıyla yapılmış söyleşilerden ve süreci tahlil eden makalelerden oluşan kitapta, <strong>‘Ne Oldu?&#8217;, ‘Nasıl Gelişti?&#8217; ve ‘Ne Değişti?&#8217;</strong> sorularının cevapları aranıyor.</p>
<p>Onbeş yıllık sürecin geniş ve özenli hazırlanmış kronolojik anlatımı ve başat aktörlerinin portrelerinin yer aldığı ‘kronoloji&#8217; ile başlayan 1. cilt, sürecin birincil tanıklarından, o dönem yaşananlara dair doyurucu söyleşiler içeriyor. <em>‘Siyaset-Medya-Sermaye/İş Dünyası-Bürokrasi-Hukuk/Yargı-Eğitim-STK&#8217;</em> alanlarından birçok isim ideolojik çeşitlilik gözetilerek kitaba dahil edilmiş.</p>
<p>İkinci cilt ise, 28 Şubat&#8217;ın etkileri ve mağduriyetleri üzerinden, sürecin yansımalarını ele alıyor. Darbe sürecinde mağdur edilmiş toplumun tüm kesimlerinden şahitlerle yapılan söyleşiler, sadece yakın dönem Türk siyasal hayatının değil, İslamcılık çalışmalarının <span id="more-20813"></span>da görmezden geçemeyeceği zenginlikte. Bu süreçten bir tür etkilenmiş, <em>STK/Cemaatler, öğrenciler, İmam Hatipler, Kur&#8217;an Kursları ve Yüksek Askeri Şura</em> mağdurlarından seçilmiş kişilerle yapılmış röportajlar, hikâyenin dağınık ve birbirinden kopuk kısımlarının izlerini sürerek bütüncül bir okuma ve anlama imkanı sunuyor.</p>
<p>Kitabın üçüncü ve son cildinde 28 Şubat&#8217;tan bugüne Türkiye&#8217;de nelerin değiştiği; uzmanların makaleleriyle analiz edilmeye çalışılıyor. Makalelerde siyasetten ekonomiye, toplumsal yapıdan uluslararası ilişkilere, akademiden eğitim alanındaki değişikliklere dair çözümlemeler yer alıyor.   </p>
<p>28 Şubat darbesiyle ilgili şu ana kadar yayınlanmış en kapsamlı çalışma olan ve toplamda <strong>83 ismin,</strong> <strong>yazı ve söyleşileriyle</strong> katkıda bulunduğu 3 ciltlik bu hacimli eser, ‘binyılın sonu&#8217;nda Türkiye&#8217;de neler yaşandığını anlamak isteyenler için bir başucu eseri niteliğinde.</p>
<p><strong> </strong><strong>I. </strong><strong>KİTAP</strong></p>
<p><em>Sacit Adalı, <strong>Meral Akşener</strong>, İshak Alaton, <strong>Bülent Arınç</strong>, Toktamış Ateş, <strong>Dinç Bilgin</strong>, Mehmet Ali Birand, <strong>Ömer Bolat</strong>, Mehmet Seyit Buğa, <strong>Necati Can</strong>, Cemil Çiçek, <strong>Abdurrahman </strong><strong>Dilipak</strong>, Mehmet Elkatmış,  <strong>Ahmet Ertürk</strong>, Hüseyin Gülerce, <strong>Nazlı Ilıcak</strong>, Merve Kavakçı İslam, <strong>Şevket Kazan</strong>, Recep Kırış, <strong>Fehmi Koru</strong>, Recai Kutan, <strong>Sedat Laçiner</strong>, Bülent Orakoğlu, <strong>Yusuf Ziya Özcan</strong>, Can Paker, <strong>Reşat Petek</strong>, Yücel Sayman, <strong>Mustafa Şentop</strong>, Adnan Tanrıverdi, <strong>Salim Uslu</strong>, Erol Yarar, <strong>Bekir Yıldız</strong>.</em></p>
<p><strong> </strong><strong>II. </strong><strong>KİTAP</strong></p>
<p><em>Mustafa Akmeşe, <strong>Sadık Güray Balatekin</strong>, Muharrem Balcı, <strong>Burhanettin Can</strong>, Necati Ceylan, <strong>Şadi Çarsancaklı</strong>, Abdulhamit Çelik, <strong>Osman Çıtlak</strong>, Ömer Ekşi, <strong>Sibel Eraslan</strong>, Yusuf Eren, <strong>Osman Gülaçar</strong>, Mehmet Güney, <strong>Mustafa İslamoğlu</strong>, Yusuf Kara, <strong>Hayrettin Karaman</strong>, Ömer Karaoğlu, <strong>Zeliha Kaya</strong>, Ramazan Kayan, <strong>Yasemin Köycü</strong>, Sevgi Kurtulmuş, <strong>Mehmet  Kutlular</strong>, Ferda Kürün, <strong>Kadrican Mendi</strong>, Fatma Örgel, <strong>Cevat Özkaya</strong>, Kazım Sağlam, <strong>İhsan Süreyya Sırma</strong>, İbrahim Solmaz<strong>, Gülden Sönmez</strong>, Leyla Şahin, <strong>Hülya Şekerci</strong>, Hüsnü Tuna, <strong>Hamza Türkmen</strong>, Musa Üzer,<strong> Bülent Yıldırım</strong>.</em></p>
<p><strong> </strong><strong>III. </strong><strong>KİTAP</strong></p>
<p><em>Cihan Aktaş, </em><strong><em>Yasin Aktay,</em></strong><em>  Abdurrahman Arslan</em><strong><em>, Mustafa Aydın,</em></strong><em> Naci Bostancı, </em><strong><em>Mehmet Efe,</em></strong><em> </em><em>Alev Erkilet, </em><strong><em>Hasan Celal Güzel,</em></strong><em> Hatice Karahan, </em><strong><em>Selim Karlıtekin,</em></strong><em> Ferhat Kentel, </em><strong><em>Bekir Berat Özipek,</em></strong><em> Ahmet Taşgetiren, </em><strong><em>Abdullah Yıldız,</em></strong><em> Nuh Yılmaz. </em></p>
<p> </p>
<p>… Kemalizm ve CHP konusunda daha fazla okumak için …</p>
<p> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong></strong>  <a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf"><span style="color: #0000ff;"><strong>Kadın hakları ve Kemalizm </strong></span></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><strong><img class="alignleft size-medium wp-image-6982" title="20091025_derin_dusunce_org_kadin_kemalizm" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/10/20091025_derin_dusunce_org_kadin_kemalizm-229x300.jpg" alt="" width="121" height="171" /></strong></span></a></p>
<p class="entry" style="text-align: justify;"> <strong>“Kemalizm Türk kadınına özgürlük verdi”</strong> gibi sloganlarla düşünmeye daha doğrusu ezberlemeye itildiği için sık sık  şaşırmaya mahkûm bir kuşak bizimki. Tarihi, belgeleri, siyasî söylemleri ve sloganları aklın imtihanına tabi tutan herkes hayretler içinde kalıyor. <strong>“İyi de biz bunu bunca sene nasıl yuttuk?”</strong> diye sormaktan alamıyoruz kendimizi.  Kemalist düşüncenin, çağdaşlığın ve Atatürk devrimlerinin yılmaz bekçisi <strong><em>“çağdaş Türk kadını’nın sesi”</em></strong> Cumhuriyet Gazetesi’nin başyazarı olan Yunus Nadi kadınların siyasete atılmasına nasıl tepki vermiş meselâ?  <strong>“Havva’nın kızları, Meclis’e girip yılın manto modasını tartışacak” </strong><strong> </strong>Kadınlar Halk Fırkası kapatılınca yerine Türk Kadınlar Birliği kurulmuş. O da kapatılınca Cumhuriyet Gazetesi’nde şu başlık atılmış:  <strong>“Türk Kadınlar Birliği kapatıldı, fesat çıkaran hatun kişilere haddi bildirildi.” </strong>Derin Düşünce Fikir Platformu yakasını resmî tarihten kurtarmak isteyen okurlarına ezber bozan bir kitap öneriyor : <a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf"><strong><span style="color: #0066cc;">Kadın hakları ve Kemalizm ilişkisine alternatif bir bakış</span></strong></a></p>
<p class="entry" style="text-align: justify;"><strong>  </strong><a rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/img/turk_solu_adam_olur_mu.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><strong>Türk Solu</strong></span></a><span style="color: #0000ff;"><strong> </strong></span></p>
<p class="entry" style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_solu_adam_olur_mu.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-6922" title="20091020_derin_dusunce_org_turk_solu" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/10/20091020_derin_dusunce_org_turk_solu-200x300.jpg" alt="" width="122" height="194" /></span></a>Kendini « sol » olarak tarif eden hareketler hiç olmadıkları kadar zayıf ve bölünmüş bir tablo çiziyorlar bugün.  Türk Solu Dergisi’nin ırkçı söylemlerinden CHP’nin darbe çağrılarına uzanan bir kafa karışıklığı hakim. Muhalefet boşluğunun müzmin bir hastalığa dönüştüğü şu dönemde Türk solu bu boşluğa talip olabilir mi? Daha önce <a href="http://www.derindusunce.org/category/dikkat-kitap/"><span style="color: #0066cc;">Dikkat Kitap</span></a> kategorisinde yayınladığımız <a href="http://www.derindusunce.org/img/pozitivizm_derin_dusunce_org.pdf"><span style="color: #0066cc;">Pozitivizm Eleştirisi</span></a> gibi bu kitap da Türkiye’deki sola tarafsız bakan bir çalışma. İyimser görüşler kadar geçmişe dönük ağır eleştiriler de var. İlginize sunduğumuz 82 sayfalık bu kitap Türkiye’deki “sol” grupların sorgulamalarına, projelerine ışık tutmak amacıyla derlenmiş makalelerden oluşuyor. Kitabı <a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_solu_adam_olur_mu.pdf"><span style="color: #0066cc;">buradan indirebilir</span></a> ve paylaşabilirsiniz. Kitapta ele alınan başlıca konular: <em>Solda özgürlükçü hareketler, 68 Kuşağı, Devrimci sol, Kemalizm, ulusalcı sol akımlar, Sol ve İslâm, Cumhuriyet Gazetesi</em>.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong></strong> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf"><img class="alignleft" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.jpg" alt="" width="106" height="168" /><strong><span style="color: #0066cc;">Kendi ülkesini işgal eden ordu</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;">Hiç bir yeri işgal edemeyen ordular kendi ülkelerini işgal ederler. Çünkü bir ordunun ayakta durması için insan emeği ve maddî destek gereklidir. Beceriksiz ordular disiplinsiz olduklarından <strong>YABANCI</strong> <strong>DÜŞMAN </strong>ile savaşamazlar. Kolayca yenebilecekleri <strong>İÇ DÜŞMANLAR</strong> uydururlar ve bu bahane ile kendi ülkelerini işgal ederler. Başbakan asarlar. Milletvekillerini hapse atarlar. Korumakla yükümlü oldukları halkı işkenceler altında inletirler.  İşgalciler kimseye hesap vermezler. Halkın isyan etmesine engel olmak için <strong><em>“etrafımız düşmanla çevrili”</em></strong> diyerek  <strong>KORKU PROPAGANDASI</strong> yaparlar. Eleştirilerden uzak kalmak için farklı inançlardan ve kültürlerden olan insanların birbirine düşman olması da bu eşkiyaların işine gelir. Bu sebeple terörü destekleyebilir hatta teröristlere silah ve para yardımında bulunabilirler. Okuyacağınız kitap kendi ülkesini işgal etmiş bir ordunun kısa tarihidir. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong></strong> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-11326" title="kapak-laiklik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg" alt="" width="120" height="169" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"> Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a>Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde <strong>Yobaz Laiklik Meselesini</strong> barındıran konuları ele alıyor.<a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Tarih şaşırmaktır</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-13449" title="tarih_sasirmaktir" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir.jpg" alt="" width="109" height="141" /></span></a>Evet… Tarih şaşırmaktır. Atatürk’e şaşırmak, Kürtlere şaşırmak, Lozan’a şaşırmaktır. Geçmişe hayret edip bugüne eleştirel bakabilmek, yarını hazırlamaktır Tarih. Geçmişe değil geleceğe dönüktür amacı. Özetle siyasî bir propaganda aygıtı değildir. Gaz vermek, <strong>“Asker millet”</strong> üretmek, <strong>atalarımızla gurur duymak</strong> için tarih araştırılmaz. Eğer resmî tarihin beyin yıkamasından bıktıysanız bu kitap ilginizi çekecektir… <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz</span></a></strong></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/02/26/binyilin-sonu-28-subat-sureklilik-ve-kopus/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/02/26/binyilin-sonu-28-subat-sureklilik-ve-kopus/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Sevgili Prensesler…</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/02/23/sevgili-prensesler%e2%80%a6/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/02/23/sevgili-prensesler%e2%80%a6/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 23 Feb 2012 10:10:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cemile Bayraktar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[28 subat]]></category>

		<category><![CDATA[Ergenekon Nedir?]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Yobaz Laikler]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<category><![CDATA[darbe]]></category>

		<category><![CDATA[Özgürlükler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=20786</guid>
		<description><![CDATA[Sevgili Prensesler,
 Bir 28 Şubat&#8217;ın daha yıl dönümüne yaklaştığımız şu günlerde, 14 yıl yasaklandıktan sonra başörtüsü yasağı üniversitelerde kısmen kaldırıldığı için tekrar üniversiteye dönmek niyetiyle başladığım YGS çalışmalarım arasında boğulmak üzereyken acaba bu 28 Şubat&#8217;ta ne yapabilirimi düşünürken, geçmiş 28 Şubatlarımı düşündüm&#8230; İlkinde eylemdeydim, ikincisinde ağlıyordum, üçüncüsünde öfkeliydim, dördüncüsünde unutmaya çalıştım çünkü artık kaldıramıyordum, beşincisinde kendimi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/02/unlem.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-20787" title="unlem" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/02/unlem.jpg" alt="" width="200" height="200" /></a>Sevgili Prensesler,</p>
<p> Bir 28 Şubat&#8217;ın daha yıl dönümüne yaklaştığımız şu günlerde, 14 yıl yasaklandıktan sonra başörtüsü yasağı üniversitelerde kısmen kaldırıldığı için tekrar üniversiteye dönmek niyetiyle başladığım YGS çalışmalarım arasında boğulmak üzereyken acaba bu 28 Şubat&#8217;ta ne yapabilirimi düşünürken, geçmiş 28 Şubatlarımı düşündüm&#8230; İlkinde eylemdeydim, ikincisinde ağlıyordum, üçüncüsünde öfkeliydim, dördüncüsünde unutmaya çalıştım çünkü artık kaldıramıyordum, beşincisinde kendimi kitaplara gömdüm, altıncısında yaşadıklarımızı yazmaya başladım&#8230; derken bugünlere geldik.</p>
<p> Aslında bu yıl 28 Şubat&#8217;ta, 28 Şubat sürecinde idam ile yargılanan Hüda Kaya ile 28 Şubat süreci ve konuyla ilgili kitabı &#8220;<strong><em>Başörtüsüne özgürlük yolunda: Görülmüştür</em></strong>&#8221; üzerine röportaj yapmakla yetinecektim. Olmadı, bununla bırakmadınız.</p>
<p>   Sevgili Prensesler,</p>
<p> Erkek egemen bir dünyada, biz kadınların her hareketi saniye saniye kontrol edildi, etiketlendi&#8230; Dar bir alanda yaşarken, yaşamaya çalışırken &#8220;yanlış, kötü, çirkin&#8221;(?) olan ve iki kişiye yapılan bazı eylemler bile sanki tek başına yapılıyormuşçasına biz kadınlara mâl edildi. &#8220;Fa..şe, o&#8230;.pu&#8221; gibi hakaret tanımları ile ayrımcılık yapıldı ve kadın kimliğine aşağılandı. Bir diğer yandan &#8220;başörtülüler olarak siz meleksiniz, mücahidesiniz, toplumun annesisiniz, şöyle olmalısınız, böyle yapmalısınız, bunu yapamazsınız&#8221; kıskacına sıkıştırıldık.</p>
<p>  Ah Güzelceler, ah benim Sevgili Prenseslerim,</p>
<p> Tüm bu dikenli duvarlar arasında, bir televizyon kanalı dizisinde fa..şe rolünü oynayan kadına &#8220;Nur Serter&#8221; ismini verilmiş. Bunu yapan güya hakaret ettiğini sanıyor. Fa..şelik kadının mağdur edildiği, mağdur edenlerin adının anılmadığı, ayrımcı, yaralayıcı <span id="more-20786"></span>bir kurum. Elbet bu kurumu da, devlet eliyle izin verilmesini de, Serter&#8217;e edilen hakareti de kınıyorum. Tüm bu çirkinlik arasında güzel bir şey görüyorum. 28 Şubat&#8217;ın yıldönümünde, onca nefrete, yasağa rağmen başörtülü kadınlar halen nefret dolu değil, haktan yana. Serter&#8217;in ikna odasında gözünden yaş getirdiği başörtülü kız şöyle diyor: &#8220;<strong><em>Nur Serter&#8217;e yapılan bu hakareti kınıyorum</em></strong>.&#8221;</p>
<p> Ah benim gözümün nuru kardeşim, yüzümün akı kardeşim; başörtülüleri, başörtülülere &#8220;Fa..şe&#8221; diyen Fatih Altaylı ve türevi zihniyetten seni ayıran budur. Helâl olsun! Sizi, size zulmedenlerden ayıran budur. Helâl olsun!</p>
<p> Yılların en soğuğu 1997&#8230; Ayların en soğuğu Şubat&#8230; Günlerin en karanlığı 28&#8230; 28 Şubat&#8217;a bir adım kala, toprak ve mevsim bahara durmuşken, hiç uğruna eğitim hakkımı elimden zorla alanların 14 yıl yasakladığı Müslüman bir kadın olarak sırf üniversite eğitimime devam edebilmek için yeniden YGS&#8217;ye hazırlanıp, yalan olan bir İnkılap Tarihini ezberlerken, bu yalanların yalan şıklarını işaretlemek onuruma dokunurken, yüzüm ağlamak ve öfke arasında buruşmuşken yüzüme bir tebessüm, gündemime bir güneş olduğunuz için teşekkür ederim.</p>
<p>  Ah Sevgili Prensesler,</p>
<p> Murat Menteş&#8217;in cümlelerini bir kez daha hak ettiğiniz düşünüyorum.</p>
<p><strong><em>&#8220;Başörtülülerin çok yüce gönüllü oldukları fikrindeyim. Yıllar geçti hâlâ onlardan hiçbir zarar görmedik. Ne kafamıza taş attılar, ne yollarda bize hakaret ettiler, ne de yemeklerimize ilaç koydular. Sıfır. Şaşılacak denli sabırlılar. Yalnızca bir-iki protesto gösterisi, hepsi bu. Dinamit yok, sopa yok, zehir yok. İnanamıyorum yani. Bir insanı bu kadar kışkırtın, bu kadar üzün, millete dokunacağı halde engelleyin, hırpalayın, aşağılayın o da sizin suratınıza uçan tekme atmasın? Hâlâ güler yüzle, anlayışla, kibar bir ifadeyle konuşmaya, bizim gibi barbar şebeklere laf anlatmaya çalışsın. Hz. Eyyub sabrı var başörtülülerde. Ben böyle olgunluk, böyle leydi nezaketi görmedim. Her biri bir prenses asaletiyle hareket ediyor. Ben anında cadılığı ele alırdım. Yetkilere sabun büyüsü falan yapardım. Yarasa kanı kaynatırdım. Paspasa kaplan kemiği çakardım. Şaka bir yana, bu ne be kardeşim.&#8221;</em></strong></p>
<p>  14 yıl önce bugün de o imtihanı başarıyla verdiğiniz için, bugün de bir imtihanı başarıyla verdiğiniz için tebrik ederim. Modern dünyada &#8220;<strong><em>prenseslik</em></strong>&#8221; kurumu olacaksa bu yastığın altındaki bezelye tanesinden rahatsız olmakla değil dilin altına yerleştirilmiş rahatsızlık veren sözlerden rahatsız olmakla, o sözlerin kınanmasıyla olur. Masalda olduğu gibi prensesliğiniz sınandı ve siz her zaman olduğu gibi sınavdan başarıyla geçtiniz.</p>
<p>Sevgilerimle</p>
<p>Cemile Bayraktar</p>
<p> </p>
<p>… Kemalizm ve CHP konusunda daha fazla okumak için …</p>
<p> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong></strong>  <a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf"><span style="color: #0000ff;"><strong>Kadın hakları ve Kemalizm </strong></span></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><strong><img class="alignleft size-medium wp-image-6982" title="20091025_derin_dusunce_org_kadin_kemalizm" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/10/20091025_derin_dusunce_org_kadin_kemalizm-229x300.jpg" alt="" width="121" height="171" /></strong></span></a></p>
<p class="entry" style="text-align: justify;"> <strong>“Kemalizm Türk kadınına özgürlük verdi”</strong> gibi sloganlarla düşünmeye daha doğrusu ezberlemeye itildiği için sık sık  şaşırmaya mahkûm bir kuşak bizimki. Tarihi, belgeleri, siyasî söylemleri ve sloganları aklın imtihanına tabi tutan herkes hayretler içinde kalıyor. <strong>“İyi de biz bunu bunca sene nasıl yuttuk?”</strong> diye sormaktan alamıyoruz kendimizi.  Kemalist düşüncenin, çağdaşlığın ve Atatürk devrimlerinin yılmaz bekçisi <strong><em>“çağdaş Türk kadını’nın sesi”</em></strong> Cumhuriyet Gazetesi’nin başyazarı olan Yunus Nadi kadınların siyasete atılmasına nasıl tepki vermiş meselâ?  <strong>“Havva’nın kızları, Meclis’e girip yılın manto modasını tartışacak” </strong><strong> </strong>Kadınlar Halk Fırkası kapatılınca yerine Türk Kadınlar Birliği kurulmuş. O da kapatılınca Cumhuriyet Gazetesi’nde şu başlık atılmış:  <strong>“Türk Kadınlar Birliği kapatıldı, fesat çıkaran hatun kişilere haddi bildirildi.” </strong>Derin Düşünce Fikir Platformu yakasını resmî tarihten kurtarmak isteyen okurlarına ezber bozan bir kitap öneriyor : <a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf"><strong><span style="color: #0066cc;">Kadın hakları ve Kemalizm ilişkisine alternatif bir bakış</span></strong></a></p>
<p class="entry" style="text-align: justify;"><strong>  </strong><a rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/img/turk_solu_adam_olur_mu.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><strong>Türk Solu</strong></span></a><span style="color: #0000ff;"><strong> </strong></span></p>
<p class="entry" style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_solu_adam_olur_mu.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-6922" title="20091020_derin_dusunce_org_turk_solu" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/10/20091020_derin_dusunce_org_turk_solu-200x300.jpg" alt="" width="122" height="194" /></span></a>Kendini « sol » olarak tarif eden hareketler hiç olmadıkları kadar zayıf ve bölünmüş bir tablo çiziyorlar bugün.  Türk Solu Dergisi’nin ırkçı söylemlerinden CHP’nin darbe çağrılarına uzanan bir kafa karışıklığı hakim. Muhalefet boşluğunun müzmin bir hastalığa dönüştüğü şu dönemde Türk solu bu boşluğa talip olabilir mi? Daha önce <a href="http://www.derindusunce.org/category/dikkat-kitap/"><span style="color: #0066cc;">Dikkat Kitap</span></a> kategorisinde yayınladığımız <a href="http://www.derindusunce.org/img/pozitivizm_derin_dusunce_org.pdf"><span style="color: #0066cc;">Pozitivizm Eleştirisi</span></a> gibi bu kitap da Türkiye’deki sola tarafsız bakan bir çalışma. İyimser görüşler kadar geçmişe dönük ağır eleştiriler de var. İlginize sunduğumuz 82 sayfalık bu kitap Türkiye’deki “sol” grupların sorgulamalarına, projelerine ışık tutmak amacıyla derlenmiş makalelerden oluşuyor. Kitabı <a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_solu_adam_olur_mu.pdf"><span style="color: #0066cc;">buradan indirebilir</span></a> ve paylaşabilirsiniz. Kitapta ele alınan başlıca konular: <em>Solda özgürlükçü hareketler, 68 Kuşağı, Devrimci sol, Kemalizm, ulusalcı sol akımlar, Sol ve İslâm, Cumhuriyet Gazetesi</em>.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong></strong> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf"><img class="alignleft" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.jpg" alt="" width="106" height="168" /><strong><span style="color: #0066cc;">Kendi ülkesini işgal eden ordu</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;">Hiç bir yeri işgal edemeyen ordular kendi ülkelerini işgal ederler. Çünkü bir ordunun ayakta durması için insan emeği ve maddî destek gereklidir. Beceriksiz ordular disiplinsiz olduklarından <strong>YABANCI</strong> <strong>DÜŞMAN </strong>ile savaşamazlar. Kolayca yenebilecekleri <strong>İÇ DÜŞMANLAR</strong> uydururlar ve bu bahane ile kendi ülkelerini işgal ederler. Başbakan asarlar. Milletvekillerini hapse atarlar. Korumakla yükümlü oldukları halkı işkenceler altında inletirler.  İşgalciler kimseye hesap vermezler. Halkın isyan etmesine engel olmak için <strong><em>“etrafımız düşmanla çevrili”</em></strong> diyerek  <strong>KORKU PROPAGANDASI</strong> yaparlar. Eleştirilerden uzak kalmak için farklı inançlardan ve kültürlerden olan insanların birbirine düşman olması da bu eşkiyaların işine gelir. Bu sebeple terörü destekleyebilir hatta teröristlere silah ve para yardımında bulunabilirler. Okuyacağınız kitap kendi ülkesini işgal etmiş bir ordunun kısa tarihidir. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong></strong> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-11326" title="kapak-laiklik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg" alt="" width="120" height="169" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"> Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a>Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde <strong>Yobaz Laiklik Meselesini</strong> barındıran konuları ele alıyor.<a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Tarih şaşırmaktır</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-13449" title="tarih_sasirmaktir" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir.jpg" alt="" width="109" height="141" /></span></a>Evet… Tarih şaşırmaktır. Atatürk’e şaşırmak, Kürtlere şaşırmak, Lozan’a şaşırmaktır. Geçmişe hayret edip bugüne eleştirel bakabilmek, yarını hazırlamaktır Tarih. Geçmişe değil geleceğe dönüktür amacı. Özetle siyasî bir propaganda aygıtı değildir. Gaz vermek, <strong>“Asker millet”</strong> üretmek, <strong>atalarımızla gurur duymak</strong> için tarih araştırılmaz. Eğer resmî tarihin beyin yıkamasından bıktıysanız bu kitap ilginizi çekecektir… <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz</span></a></strong></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/02/23/sevgili-prensesler%e2%80%a6/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/02/23/sevgili-prensesler%e2%80%a6/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Peygamber ocağı değil tımarhane(30)</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/11/25/peygamber-ocagi-degil-timarhane30/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/11/25/peygamber-ocagi-degil-timarhane30/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 25 Nov 2011 11:03:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Katrin Baskiotis</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Ergenekon Nedir?]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Silahlı Kuvvetleri]]></category>

		<category><![CDATA[Yobaz Laikler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=19524</guid>
		<description><![CDATA[Soruşturma kapsamında toplanan deliler arasında yer alan dönemin Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Teoman Koman tarafından yayınlanan genelgede, ordu birliklerinde bulunan cami ve mescitlerin kaynaklama suretiyle dikilen minarelerinin yıkılması, rütbeli personel ile sivil memurlar namaz kılmasının yasaklanması, tespih, takke ve cübbelerin toplatılması, mescit duvarlarında bulunan Kur&#8217;an ayetlerinin kaldırılması emrediliyor. Aynı genelgede işi daha da ileri götürüp [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/0012.gif" alt="" width="166" height="219" />Soruşturma kapsamında toplanan deliler arasında yer alan dönemin Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Teoman Koman tarafından yayınlanan genelgede, ordu birliklerinde bulunan cami ve mescitlerin kaynaklama suretiyle dikilen minarelerinin yıkılması, rütbeli personel ile sivil memurlar namaz kılmasının yasaklanması, tespih, takke ve cübbelerin toplatılması, mescit duvarlarında bulunan Kur&#8217;an ayetlerinin kaldırılması emrediliyor. Aynı genelgede işi daha da ileri götürüp Diyanet İşleri Başkanlığı&#8217;na soyunup fetva vermekten de geri durmayan Koman, vakit namazı kılmasını yasakladığı personele İslam dininin hoşgörüsüne sığınmasını tembihliyor.</p>
<p><strong></strong><strong>NAMAZ YASAKLANACAK</strong></p>
<p>Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 12 Eylül darbesinin ardından bazı şikayet ve başvurular üzerine 28 Şubat darbe süreci hakkında soruşturma başlattı. 28 Şubat cuntacılarının başlattığı cadı avıyla ilgili Akit&#8217;in ele geçirdiği belgeler Koman&#8217;ın TSK&#8217;daki dikkat çekici uygulamalarını <span id="more-19524"></span>da deşifre etti.</p>
<p>28 Şubat döneminde aktif görev alan dönemin Jandarma Genel Komutanı Teoman Koman tarafından yayınlanan 2052-10-96 nolu genelgede, askeri birliklerde bulunan camilerin yerine yenilerinin açılmaması emrediliyor. Genelgede mevcutlarda bulunan kaynaklama sureti ile dikilen minarelerin yıkılması, rütbeli personel ile sivil memur ve işçilerin bu mescitlere girişlerinin yasaklanması, birlik komutanlarının camilerde ezan okunmasını durdurması, ezan okumak için konulan tertibatın sökülmesi, manası bilinmeyen eski Türkçe (ayetler kastediliyor) yazılarla rahle, tespih ve takkenin de kaldırılması emrediliyor.</p>
<p><strong></strong><strong>İŞTE &#8220;KOMAN HOCAEFENDİ&#8221;NİN FETVALARI</strong></p>
<p>İçişleri Bakanlığı Jandarma Genel Komutanlığı başlıklı, 15 Şubat 1996 tarihli genelgenin müşterek hususlar konulu bölümünde şu ifadeler yer aldı: &#8220;Din ve inanç hürriyettir, ibadet bir ihtiyaç olmakla birlikte devlet mevzuatı resmi dairelerde cami ve mescit açılmasına cevaz vermemektedir. Mescitlere rütbeli personel ile sivil memur ve işçiler girmeyecek, bunlar dinimizin hoşgörüsüne sığınarak ibadetlerini evlerinde ve sivil kıyafetle olmak kaydıyla herkese açık camilerde yapacaklardır. Ancak gerek kışla gerekse dışarıda yapılacak ibadetlerde mesai saatlerine riayet esas alınacaktır. Kışla mescitlerinde ve camilerde ezan okunmayacak, bunun için askeri maksatla verilmiş ses kayıt cihazları kullanılmayacak, mevcutlar sökülerek yerlerinde kullanılacak, ezan dışarıdaki camilerden dinlenecek veya saatlere göre ibadet başlayacaktır.<br />
<strong></strong><strong><br />
ESKİ TÜRKÇE YAZILAR KALDIRILACAK </strong></p>
<p>Mescit ve camilerde bulunan ve Diyanet İşleri Başkanlığı&#8217;na mahsus imamların resmi kıyafetleri kullanılmayacak, imamlık görevi yapan kişiler normal er kıyafeti ile bu görevi yürüteceklerdir. Cami ve mescitlerde duvarlarda manası bilinmeyen eski Türkçe yazılar kaldırılacak, rahle, tesbih, takke gibi TSK Kıyafet Kararnamesi&#8217;ne uygun olmayan malzeme kullanılmayacaktır. Emrin bölük seviyesine kadar yayınlanması ve denetleme emirleri dosyasında muhafazasının tespit edilen hususlar için kontrol formu yapılarak eksiklerin kısa zamanda tamamlanmasını rica ederim. Teoman Koman Orgeneral Genel Komutan.&#8221;</p>
<p> </p>
<p>… Askerlik ve TSK konusunda okumak için…</p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/img/zorunlu-askerlik.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Z</span><span style="color: #0000ff;">orunlu Askerlik Gerekli mi?</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/zorunlu-askerlik.pdf" target="_blank"><em><img class="alignleft" title="zorunlu_askerlik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/01/zorunlu_askerlik.bmp" alt="" width="125" height="181" /></em></a>Zorunlu Askerlik bir çok insanımız için bir görev ama aynı zamanda bir çile. Ülkemizi savunmanın daha akıllıca bir yolu yok mu? Bu konuyu yaklaşık bir yıl boyunca tartıştık. Üç makale işaret fişeği görevi yaptı. Yüzlerce okurumuz değişik önerilerde bulundu. Kimileri “aman dokunmayın, böyle çok iyi” derken askerliğini yapmış olan arkadaşlar tecrübelerini paylaştı. Evet, belki de ilk defa bu konu gerçekten muhatabı olanlara yani Türkiye’nin vatandaşlarına soruluyor. <strong>Zorunlu askerlik gerekli mi?</strong> Bir yıllık kolektif çalışmanın ürünü olan bu 276 sayfalık kitap konuyla ilgili herkes için birinci elden bir bilgi kaynağı. <em><a href="http://www.derindusunce.org/img/zorunlu-askerlik.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz</span></a>.  </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em> </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em> </em> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf"><img class="alignleft" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.jpg" alt="" width="106" height="168" /><strong><span style="color: #0066cc;">Kendi ülkesini işgal eden ordu</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;">Hiç bir yeri işgal edemeyen ordular kendi ülkelerini işgal ederler. Çünkü bir ordunun ayakta durması için insan emeği ve maddî destek gereklidir. Beceriksiz ordular disiplinsiz olduklarından <strong>YABANCI</strong> <strong>DÜŞMAN </strong>ile savaşamazlar. Kolayca yenebilecekleri <strong>İÇ DÜŞMANLAR</strong> uydururlar ve bu bahane ile kendi ülkelerini işgal ederler. Başbakan asarlar. Milletvekillerini hapse atarlar. Korumakla yükümlü oldukları halkı işkenceler altında inletirler.  İşgalciler kimseye hesap vermezler. Halkın isyan etmesine engel olmak için <strong><em>“etrafımız düşmanla çevrili”</em></strong> diyerek  <strong>KORKU PROPAGANDASI</strong> yaparlar. Eleştirilerden uzak kalmak için farklı inançlardan ve kültürlerden olan insanların birbirine düşman olması da bu eşkiyaların işine gelir. Bu sebeple terörü destekleyebilir hatta teröristlere silah ve para yardımında bulunabilirler. Okuyacağınız kitap kendi ülkesini işgal etmiş bir ordunun kısa tarihidir. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">T</span><span style="color: #0000ff;">ürkiye’nin Ulus-Devlet Sorunu</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-full wp-image-7896" title="20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt.jpg" alt="" width="125" height="183" /></a>Devlet gibi soğuk ve katı bir yapı bizimle olan ilişkisini <strong>hukuk</strong> yerine <strong>ırkımıza</strong> ya da <strong>inançlarımıza</strong> göre düzenleyebilir mi? GERÇEK hayatı son derecede dinamik ve renkli biz “insanların”. Birden fazla şehre, mahalleye, gruba, klübe, cemaate, etnik köke, şirkete, mesleğe, gelir grubuna ait olabiliriz ve bu aidiyet hayatımız boyunca değişebilir. Oysa devletimiz hâlâ başörtüsüyle uğraşıyor, kimi devlet memurları <strong>“ne mutlu Türk’üm”</strong> demeyenleri iç düşman ilân ediyor, Sünnî İslâm derslerini zorla herkese okutuyor… Bizim paramızla, <strong>bizim iyiliğimiz için(!) bize rağmen… </strong>Kürt sorunu, başörtüsü sorunu, Hıristiyan azınlıklar sorunu… Bizleri sadece “insan” olarak göremeyen devletimizin halkıyla bir sorunu var. Türkiye’nin “sorunlarının” kaynağı sakın <strong>ulus-devlet</strong> modeli olmasın? 80 sayfalık bu kitap Kurtuluş savaşı’ndan sonra Türkiye’ye giydirilmiş olan deli gömleğine işaret ediyor.  Ne mutlu “insanım” diyene! <a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Kitabı buradan indirin</span></strong></a>.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/11/25/peygamber-ocagi-degil-timarhane30/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/11/25/peygamber-ocagi-degil-timarhane30/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Peygamber ocağı değil tımarhane (28)</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/10/14/peygamber-ocagi-degil-timarhane-28/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/10/14/peygamber-ocagi-degil-timarhane-28/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Oct 2011 22:21:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ayla Chignardet</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Türk Silahlı Kuvvetleri]]></category>

		<category><![CDATA[Yobaz Laikler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=18990</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;&#8230;Yarbay E.O. ifadesinde, karanlık bir odaya götürüldüğünü ve 4-5 projektörün gözüne tutulduğunu kaydetti. Projektörlerin arkasındaki kişilerin, eşinin neden başörtülü olduğu ve niçin içki içmediği yönünde sorular&#8230;&#8221; TAMAMI
Share on Facebook]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2008/10/20081025_derin_dusunce_org_tsk_yeniden.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/09/20090923_derin_dusunce_org_tsk_bolucu_pkk.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-6542" title="20090923_derin_dusunce_org_tsk_bolucu_pkk" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/09/20090923_derin_dusunce_org_tsk_bolucu_pkk-300x240.jpg" alt="" width="182" height="143" /></a>&#8220;&#8230;Yarbay E.O. ifadesinde, karanlık bir odaya götürüldüğünü ve 4-5 projektörün gözüne tutulduğunu kaydetti. Projektörlerin arkasındaki kişilerin, eşinin neden başörtülü olduğu ve niçin içki içmediği yönünde sorular&#8230;&#8221;</em> <a href="http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1189595&amp;title=ordudan-ihrac-sorgusu-iskence-sayildi" target="_blank">TAMAMI</a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/10/14/peygamber-ocagi-degil-timarhane-28/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/10/14/peygamber-ocagi-degil-timarhane-28/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Sınav Kâğıdı İptal</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/08/11/sinav-kagidi-iptal/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/08/11/sinav-kagidi-iptal/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Aug 2011 19:45:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Konuk Yazar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Başörtüsü Yasağı]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Yobaz Laikler]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=18294</guid>
		<description><![CDATA[ 
Sabiha Çimen
 Senin kaşın küsmüş dedi kuaför. Berna mıydı adı, Berat mıydı, hatırlayamıyorum. Fatih&#8217;in 12 Eylül görmüş kadim kuaförlerindendi. Aralıksız dizilmiş renk renk peruklar resmi ideoloji kurbanları üzerinden ekmek yemeyi de sağlamıştı bu kuaföre. Eğer gece yatmadan evvel kaşlarıma sarımsak sürersem geri çıkabilirlermiş. Sual etmeden öğrendiğim benzeri birçok bilgi devridaim oluyordu zihnimde.

- Adın neydi canım?
- Zülâl
- [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"> <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/08/yobaz_laiklik.jpg"><img class="size-full wp-image-18296 aligncenter" title="yobaz_laiklik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/08/yobaz_laiklik.jpg" alt="" width="379" height="263" /></a></p>
<p><strong><em>Sabiha Çimen</em></strong></p>
<p> Senin kaşın küsmüş dedi kuaför. Berna mıydı adı, Berat mıydı, hatırlayamıyorum. Fatih&#8217;in 12 Eylül görmüş kadim kuaförlerindendi. Aralıksız dizilmiş renk renk peruklar resmi ideoloji kurbanları üzerinden ekmek yemeyi de sağlamıştı bu kuaföre. Eğer gece yatmadan evvel kaşlarıma sarımsak sürersem geri çıkabilirlermiş. Sual etmeden öğrendiğim benzeri birçok bilgi devridaim oluyordu zihnimde.</p>
<ul>
<li>- Adın neydi canım?</li>
<li>- Zülâl</li>
<li>- &#8220;Hah, Zülâlciğim bak canım senin gibi üniversiteye başlayacak olan kızlar çok geliyor bana. Böyle saçını iki numaraya mı vurduran dersin, kökünden kazıtıp peruk isteyen mi dersin, neler neler. Ben biliyorum yavrum, fotoğraf şeysinde türbanını çıkarman gerekecek, şu saçlarını iyice kesersek peruğunu rahat çıkarıp takarsın. Hem kökü sende uzar hemen, sonuçta senin bileceğin iş bana bir zararı yok&#8221;.</li>
</ul>
<p> Saçlarımı bire vurdurmuştum. Taviz esnasında işimi kolay kılacak ve psikolojik baskıyı üzerimden atacak pratik bilgilere ihtiyacım yoktu. Üstelik peruk takmayacaktım. Resmi ideolojinin meşru olmayan yasakçı zihniyeti bana musluk muamelesi yapıp başörtümü açmamı dayattı diye inancımla maytap geçemezdim. Başörtümü çıkarmam bu haksız yasağa ancak ivme kazandıracaktı ve her zaman taviz tavize gebeydi. Ve bu hususta her ne kadar kendileriyle aynı tarafta olmasam da okul kapılarında başörtülerini kıvrana kıvrana açan, psikolojisi bozuk, suratı asık, bölünmüş kimliklerle okul bahçelerinde dolaşan arkadaş, yaşdaş ve yasakdaşlarıma destek olmak için kestirmiş olabilirdim saçlarımı. Zira nedenini henüz kendime dahi açıklayamadığım, aniden verdiğim bir karardı bu. Evet, bir nebze kafam rahatlamıştı. Saçlarım artık yoktu ama kafamın içindekiler her adımda ağırlığı altında eziyordu beni. Ne olacaktı, nelerle karşılaşacaktım, ilkeli bir tavırla nereye kadar gidecekti?<span id="more-18294"></span></p>
<p>  Üç yıl başörtümle üniversiteye alınmadığım için alternatif eğitim arayışlarına yönelmiş ve her ÖSS deneyimimde yaka paça sınıftan atılmıştım. Aynı haklara sahip olduğum, aynı amaçla okul sıralarına oturduğum diğer üniversite adaylarının üzerimde bomba taşıyormuşum gibi yasakçı söyleme ivme kazandıran menfi bakışları sosyal yaşamımda beni bir an bile bırakmamıştı.  Yasağın psikolojik boyutları üniversite çağındaki gençler için tıkır tıkır işleyen bir tezgâhın en önemli (mütemmim) cüz&#8217;üydü zira.</p>
<p>- &#8221; sen akıllı bir kıza benziyorsun, geleceğin için 3 saat başını açman kime zarar verir ki? YÖK&#8217;ün kararı bu yönde, benim bir yetkim yok, ben senin lehine konuşuyorum, böyle bir şeyi yapamam! Müdür beyi çağırır mısınız, burada problem çıkaran bir şahıs var, sınav kâğıdını alın! Hanımefendi direnmeyin lütfen diğer arkadaşlarınız da sizin yüzünüzden sınava geç başlayacak, dışarı! &#8221;</p>
<p>   Dolmakta olan sıralara başı örtülü bir öğrenci oturduğunda sınava girecek olan öğrencilere pozitif gülüşler atan, uçuşan birer polen gibi narin davranan sınav gözetmenlerinin sevgi pıtırcığı ifadelerinde çok ekşi bir gülüş peydah oluyordu. Bir intihar bombacısı görmüş gibi yanaşmaya imtina eden, diyalogdan kaçınıp kestirip atan yahut diyalogu laik örgütlenmenin kıs kıs gülerek yürüttüğü ikna odaları yoluyla yapan kraldan çok kralcı zihniyetin insan sever(!) müdür ve öğretmenlerinin vicdani ve akli anlamda her türlü hallerini tecrübe etmiştim. Söyleyebilirim ki, hiç kimse görev aşkıyla bu kadar yanıp tutuşamazdı(!)   Görev bilinci riyakârlıkla harman olmuştu, mümkün ve esnek olan her koşul &#8220;emir kulu&#8221; kipine bürünerek yasakçı zihniyete göz kırpıyordu. 3 saat kişiliksizi oynamak ve aslında bölünmüş kimlikle yaşamaya ilk adımı atmak sorun değildi ikna odalarının mucit ve müritleri için. Başarmışlardı;  Sınav öncesi tuvalette saçlarını tepeden toplayıp, yüzüne ve gerdanına su çarpan kızların yanında aynaya sırtını dönerek başörtüsünü çıkaran kızlar artık yüzünü aynaya dönebiliyordu. Başörtüsünü açmak için koridorun sonuna güler yüzle giden birde gasp edilmiş hakları üzerinde gıcır gıcır bir şişede su içen, arkadaşı güldürünce de suyu yere püskürten kızı görünce bakakalmıştım. İçimdeki camlar kırılmıştı şakır şakır koridorun tam ortasına. Şşş! sesi rahatsız ediyordu &#8220;öğrencileri&#8221;. Ah benim koridor görmüşlüğüm&#8230;  Kırıkları süpürüp terk etmem gerekiyordu koridoru, sınav başlayacaktı zira&#8230;</p>
<p><strong> </strong></p>
<p>    Fikri olmayanın tavrı da olmazmış. Kendisine yanaştığım başörtülülerin &#8220;bence sende direnme, sonuçta onlarında yapacağı bir şey yok, hepsi emir kulu&#8221; minvalindeki tepkileri sindirme politikalarının kimlikler üzerindeki tesirini gözler önüne seriyordu. Bir tepki kımıltısı&#8230; Gücümün kemiyeti bayram edebilirdi. Düşünüyordum; kendisini gayri meşru bir uygulamayla asimile etmeye çalışan zorba zihniyet karşısında ses tellerini oruca adayan, yasak sadığı gençliğin geleceğinden ne beklenebilirdi ki? Öyle ki sınavda davaya omuz vermesi gerekenlerden çok bugünün tiki görünümlü Seda Sayan&#8217;dan olma &#8220;dobra&#8221; jenerasyona kalmıştı &#8220;tavır&#8221;. Kesin şu saçmalığı diyecek bir yiğit henüz çıkmamıştı karşıma. İçimdeki camlar kırılmaya devam ediyordu. Tecrübe ediyordum, hakkı olanı almaya imtina edeni ve pembe sakızlı, giysisi teni olan hak savunucusunu. Son deneyim olarak çapa&#8217;nın bir amfi sınıfıda 12. sırada rahat giyinimli, uzun boylu, esmer, farklı tonlarda bakış, gülüş ve konuşmaları olan bir öğretim görevlisi eğilmişti kulağıma ;  &#8221; kızım başımı yakama, benimde eşim türban takıyor ama bu kadar saplantı hanine getirmez, senin yaşın kaç, günahı bana&#8230;&#8221; gibi klasik diyaloglara girmiş ve son cümle olarak başör&#8221;tümü çıkarmamı teklin etmişti ılık bir ses tonuyla.  Dualarım, beklentilerim, çabalarım soğuk sıradan kalmakla son bulacaktı gene. Çantamı omzuma alıp kalkmak için hareket ettiğimde yüzüme acıyarak bakan ekşi gülüşlü sınav gözetmeni &#8220;hadi aç&#8221; diye seslendi kısık bir ses tonuyla.  Eğer başımı açarsam o psikolojiyle zaten hiçbir soruya akli selim yanıt veremeyeğimi söyleyip size zorla şort giydirseler ne hissederdiniz diye sorduğumda yüzümdeki ayrıntıları keşfediyormuşçasına yakın mesafeden bakan endişeli gülüşle iyi kalpli bir el tutmuştu elimden.  Hakkımda &#8220;yüzü görünüyorsa sınava alınsın&#8221; kararı alınmıştı ve aslında yüzüm herkesten çok görünüp, tanınmıştı. Zira tüm sınıfın boynu tutulmuştu arka sıradaki vukuatı izlemekten. En arka sırada birazda görmezden gelinerek girmiştim sınava. Hızla birinci bölümü okumaya başlamıştım lakin ne fayda okuduklarımdan çok yaşadıklarımın idrakiyle meşguldü zihnim. Artık sınava girebiliyor olmama rağmen omuzlarımı düşürüp, bir pürüz çıkmasın diye her şık için ölümüne bastırdığım masanın salım salım sallanmasına ses çıkarmadan hakkım olana hayretle, paranoyak gülüşlerle tepki verdiğim, yenilgiye alışmış köşegeni sivri silgisizliğim, susuzluğum ve teçhizatsızlığımla ; &#8220;girmiştim sınava&#8221;</p>
<p> </p>
<p>     Üniversite bir laboratuardı.. Akademik ortam a&#8217;dan z&#8217;ye her işin usulünü öğretiyordu. İnsanın sisler içinde hani bir ışıkla beliren o gelecek tasavvurundan çok başka bir deneyimdi bu. Lakin öyle herkesin düşündüğü,  müstağniyetin, malumatfuruşluğun olmadığı dürüst ve kibar insanların bulunduğu bir çatı değildi üniversite. Kritere göre; ya parası ya da zekâsı olmalıydı arkadaş adayının. Göğsünde tik gibi saygı duyulan tikli bir marka olmalı, fazla düşünmemeli, iyi espri yapmalı, defter kitap taşımamalı ve büyük ekranlı telefon sahibi olmalıydı&#8230;  Henüz 19 yaşında olup, kendini içki içebilmek ve bara gidebilmekle ispat etmeye çalışan paradoks ve içi boş bir gençlik örneğiyle karşı karşıya kalıyordum her gün.  Ve her sol görüşlü Tkp&#8217;li gencin bir platform yahut sınıf ortasında sanırım henüz belledikleri madımak olayı ve birkaç konuyu başörtülü olmam hasebiyle yüzüme ateşler saça saça anlatıp,  beni tuş etmeye çalışması üniversitenin en yüce klişesiydi. İçimdeki camlar kırılıyordu&#8230;</p>
<p> </p>
<p>      Sanki herkes işi gücü elden bırakmış üniversiteli ve başı örtülü kıza odaklanmıştı. Dengesizleştirme politikası vardı ve kokusu akademik ortamın koridorlarına sinmişti. Tabii olarak öğretim görevlilerinin çeşitli ideolojileri vardı ve aslında sadece Müslüman kızlar bu çeşitli ideolojiler arasında sıkışmaya mahkûm oluyordu. Meğerki herhangi bir sivri kişi ayağa kalkıp görüş bildiriyor olmasın. Klasik hikâye odur ki; PR hocası başörtülü öğrenciye sınıfın ortasında &#8220;seni kıracak kadar önemsemiyorum&#8221; bakışı atarak havada kalmış cevapsız sualine mukabil yalnızca ona 45 yaşında ve kalıplarına sığamamışta okumaya karar vermiş teyze muamelesi yapar ve &#8220;nasıl okumaya karar verdin&#8221; kabilinden bir soru sorar ve yahut iletişim piri (!) bir tavır içinde &#8220;ama bunu öğrenmeden olmaz&#8221; diyerek üzerinden haftalar geçmiş olsa da ödevlerine sürekli feed back &#8220;geri bildirim&#8221; verir. Mesele odur ki cehalet mürebbiyesi gibi her an bir çatışma halinin yaşandığı üniversite Müslüman bayanların görüp görebileceğinin alabildiğine çeşitli olduğu bir laboratuardı. Ok&#8217;un diğer ucunda ise bir hapşuruğa kendini siper edecek akademisyen duyarlılığı insanın yasak dengesini bozacak cinsten kafa karıştırıcıydı.  Başkalarını görmeyecek kadar birebir ilgiyle işlenen ders, sorular sorulup tanınmaya çalışılan bir öğrenci prototipi her defasında diğer öğrencilerin hazır oldaki nefretine gark ediyordu beni.  Buzdolabı kapağı gibi aç-kapa kararlarıyla başörtülü öğrencilerin hisleriyle oynanan, psikolojilerini altüst eden yasak sürecinin psikolojik sindirme planları &#8220;denge&#8221; yönünden de kuşkusuz fazlasıyla etkisinde bırakıyordu insanı. Dengeli bir hoca öğrenci ilişkisi yaşayabilmişliğim olmamıştı. Zira ifrat ve tefritteki okul yaşamına ivme kazandıran çok ciddi bir yasak söz konusuydu. İçimdeki camlar kırılıyordu&#8230;</p>
<p> </p>
<p>       Herkes en güzel yaşlarımda olduğumu söylüyor ve telkinde bulunuyordu.  Biz üniversitedeyken dersi kırıp limonata içmeye,  pasta yemeye giderdik. O zamanlar limonata da limonla yapılırdı. Limonda limondu haa&#8230; Masanın etrafın oturduk mu akşamı ederdik. Kitaplar, meseleler, değerli anlar&#8230; Cümleler akıp giderken, resmediyordum anlatılanları, arada bir yerde durup düşünüyordum. Limon değişti Allah&#8217;ım. Sohbetler meseleler üzerine kurulmuyor artık. Mesele şimdilerde bir karakter yaratmakta; kriteri araba, giysi ve sevgili olan bir trend,  inançlı ve inançsızların ortak paydası&#8230; Okulda yasağa dair hiçbir fikri olmayan, daha önce hiç duymamış olup insana bir uzaylı gibi  imasız bakışlar atan ve çoğu kez de yasağı seven sınıf arkadaşlarım vardı; Sevgili edinince yüzü gülen, iyi giyinimli, doğuştan Upper seviyesinde İngilizce bilen ve dahi her şeyi yaradılış doğası bilen entelijansiyede rakip tanımayan malumatfuruş insan topluluğu&#8230;Öyleleri  sevgilisiyle arası bozulduğunda bir anne yahut leman abla fonksiyonundaki ve  normal koşullarda kendisiyle münasebet kurmadığı başı örtülü gönüllüleri psikolojik danışman niyetine kullanır. Başörtülü gönüllüler en arkasında dolaştığı grubun teyzesi olmaktan, olgun bakışlı rehberlik hocalığına, daha sonra günah çıkarılıp vicdan rahatlatılan örtülü aşk ve din uzmanlığına kadar terfi eder. Konsere gitmek için aynı yaşta olmalarına rağmen annelerinden kapalı arkadaşlarının ismini vererek izin koparılır ve yeri gelince de kapalı kızın konsere gitme çelişkisi de silah olarak kullanılıp çok acımasızca eleştirilir. Yobazlığı sadece örtünmeye ait bir mefhum sanıp arkadaşını tek celse de yobaz yapan, başörtüyü cicileştirip aynı anda modern yapan günümüzün cehalet kumkumaları üniversitenin en bilindik izlenceleriydi. Sınıfa bir Kürt girdiğinde şaşılacak ve gülünecek bir duruma tepki verir gibi davranan, sıktığı kokudan anlamayan ve kendisiyle trend sohbeti edemeyeni hayat dışı eden, hayvan haklarını insan haklarından daha çok dert edinen, yobaz kavramının gerçek özneleri temsilci(!) olarak geleceğin gelemeyecek olduğunu gözler önüne seriyordu. Üniversitelerdeki başörtüsü yasağı kendini bilmezlere asalak bir müstağniyet verirken kendini bilenlere de &#8220;yaranma&#8221; bilinçsizliği vermişti. Hal böyle olunca ders aralarında namaz kılma hassasiyetinde olanlar bile birbirini görünce selam vermez olmuştu. Haziran ayıydı. Yüzüne aşina olduğum başörtülü kız bir elinde göğüs seviyesinde tuttuğu araba anahtarı diğer elinde ise pembe zeminli ve üzerinde altın rengi kabartmayla &#8220;kınaya davetlisiniz&#8221; yazan bir davetiye ile bana &#8220;gülümsüyordu&#8221;. Lüks bir otelde sadece belli kesim bayanların katılacağı (örtülü) eğlence maksatlı programa davet edilmiştim. Müslüman birlikteliği çok önemliydi. Özellikle otelde. Camide göz göze gelip birbirine selam vermeye dahi imtina eden kızlar kınada eğlenip belirli kesim insan sıfatını taşıyacaklardı. Trend sen nelere kadirsin! İçimdeki camlar kırılıyordu&#8230;</p>
<p> </p>
<p>    Atatürk sadece onların mı&#8230;  Hararetle tartışmadan uzaklaşmak için kalkıyordu&#8230; 3-5 kişi kimya bölümünden Betül&#8217;ü çevrelemiş &#8220;peki şuna cevap ver&#8221; le başlayan sorular soruyordu. Ağzıyla kuş tutsa da eleştirilecek olan Betül, Atatürkçü düşünme derneğine üye olmuş, çok değişik ruh haline sahip bir kızdı. Lakin bir huyu vardı ki müstesna! Hatırlıyorum okulumuzda başörtüsü yasağının kalktığı ilk gün çok örnek bir davranışta bulunmuştu. Kendisini kimse anlayamasa da o çok düşünceli bir kızdı. Koridorda, alt ve üst kantinde öğrencilerin 32 dişle yasak kalkmış, şapkaları çıkarabiliriz uğultularına rağmen rektörümüzü kendine dert edinen yekta feraset! &#8220;rektör zor durumda kalabilir, yasak kalktı diye hemen başörtülerimizi çıkarmayalım&#8221; telkiniyle hayatta bencil olmamak gerektiğini bizlere belleten komposizyon kabilinden kızlardan sadece biriydi. İçimdeki camlar kırılıyordu&#8230;</p>
<p> </p>
<p>   Sen İran&#8217;a git! Klişe serisinin en yüce cümlesi&#8230;</p>
<p>Mayıs sonlarıydı. Bir an evvel kendini dışarı atmak isteyen çok iyi hazırlanılmış bir sunum ardından alkışlarla çıkmıştım sınıftan. Cevap vermenin sebep sayılacağı bir diyalog ardından kendimi koridor ve kalabalığın ortasında  &#8220;sen İran&#8217;a git&#8221; sözüne gark edilirken bulmuştum. Bütün yüzler güleçti. Hıncını alamamış iyi bir sunumu dahi reva görmeyen yasak sever öğrencilerden biri henüz anlam karmaşası yaşayan arkadaşımın başörtüsünü çekip taciz ediyor &#8220;ahmaklar İran&#8217;a&#8221; diyordu. Mesele İran&#8217;a gitmek olduğunda ne güzel de diyordu herkes. 80 kadın milletvekilinin mecliste olduğu, kadın&#8217;ın değer bulduğu İran malumatfuruş insanın ağzında sıkışılan durumda söylenen klişelerin bir diğeriydi.  Herkes ses telleri alınmış bir vitrin mankeni gibi kımıltısız ve magazinsel boyutla izliyordu olup biteni. Herkes izliyordu da biri&#8230; Tamda araya girip herkesi silim silim silkeleyecekken, kavganın ortasına düşmüş bana sadece oradan geçiyor olmasıyla umut olan lakin basit kavga argümanlarını duyup yanaşmak istemediğini açıklayan, beni kulak arkası eden dava arkadaşım geçmişti kalabalığın en can alıcı yerinden. Öyle ki Müslüman bir erkek kalabalığı fevkalade dağıtabilirdi, sesini hak bildiği ilkeler uğruna yükseltebilirdi. Öyle ki artık yasak uzantısı sosyal problemler ve dolayısıyla başörtüsü sorunsalı yalnızlığa terk edilmişti. Ve koridorda çok güçlü bir ses yankılandı. Ahh benim koridor görmüşlüğüm&#8230; İçimdeki camlar kırılmıştı.</p>
<p> </p>
<p>    Adım Zülal. Çapanın amfisinde 12. sıradaki kalp atışlarımı hatırlayıp kendime yazığım geliyor hala. Henüz okulun koridorlarına ayak basmadan sert bir sesin  &#8220;bu şekilde dolaşmayın, tuvalet koridorun sonunda&#8221; uyarısı sosyal hayatta girdiğim her kapıda benimle birlikte geliyordu. Hastane kapısından girerken, mesela pasaport için sırada beklerken veyahut herhangi bir kamu dairesinde üstelik bütün evraklar hazırken ve herkesle eşit haklara sahip olduğum halde çeşitli prosedürlere karşı ürkekliğim yasağın bana müzmin armağanıydı.  Nereye gidersem gideyim yanımda kendimi de götürecektim. Başörtülü kadın her ne kadar Avrupa görmüş, master  ve doktora yapmış olsa da sosyal yaşamda hep bir şekilde birileri tarafından kendini ispat etmesi beklenecekti, yaşı 23 olsa da çarşıda  pazarda kendisine teyze diye hitap edilecek, araba kullandığında çok çağdaşça taciz edilecek ve yeri gelince de vicdan rahatlatmak için muhabbet edilecekti.</p>
<p>Lakin, ilkeli Müslümanların  erimemesi gereken bir pastil gibi dillerine pelesenk ettikleri  bir söz vardır: &#8220;bizi öldürmeyen yaralar ancak güçlendirir&#8221;<strong></strong></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/08/11/sinav-kagidi-iptal/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/08/11/sinav-kagidi-iptal/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bu Pazartesi Son Pazartesi</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/08/01/bu-pazartesi-son-pazartesi/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/08/01/bu-pazartesi-son-pazartesi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Aug 2011 10:20:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Yılmaz</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Başörtüsü Yasağı]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Silahlı Kuvvetleri]]></category>

		<category><![CDATA[Yobaz Laikler]]></category>

		<category><![CDATA[vicdan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=18175</guid>
		<description><![CDATA[Uzun zaman önce başlamıştık &#8220;Pazartesi&#8221; yazılarına. Tesettür yasağına karşı, yobaz laikliğe karşı belki cılız ama sürekli bir ses çıkarmak istedik. &#8220;Eziyet bitmedi&#8221; demek istedik, &#8220;biz de şahidiz&#8221; demek istedik. Çünkü başörtüsü yasaklarıyla çok eziyet edildi insanlara. Binlerce, belki onbinlerce genç kızın eğitim hakkı ellerinden alındı. Eğitimle birlikte kariyerleri, gelecekleri karartıldı. Devlet eliyle insanlara &#8220;ya inancın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uzun zaman önce başlamıştık &#8220;Pazartesi&#8221; yazılarına. Tesettür yasağına karşı, <strong>yobaz laikliğe</strong> karşı belki cılız ama sürekli bir ses çıkarmak istedik. &#8220;Eziyet bitmedi&#8221; demek istedik, &#8220;biz de şahidiz&#8221; demek istedik. Çünkü başörtüsü yasaklarıyla çok eziyet edildi insanlara. Binlerce, belki onbinlerce genç kızın eğitim hakkı ellerinden alındı. Eğitimle birlikte kariyerleri, gelecekleri karartıldı. Devlet eliyle insanlara <strong>&#8220;ya inancın ya da tahsilin!&#8221;</strong> diyerek şantaj yapıldı.</p>
<p>Mesele elbette çözülmüş değil henüz. Yeni anayasa ile<span id="more-18175"></span> &#8221;yasal&#8221; bir zemin oluşacaktır  ama daha önemlisi fikrî ve vicdanî zeminin oluşmasıdır. Halkın içindeki önyargıların silinmesi yeni bir anayasadan daha fazla zaman alacaktır büyük ihtimal. Basın ve sivil toplumun oynayacağı rol elbette büyük önem taşıyor.</p>
<p>Neden &#8220;son&#8221; bugün? Yobaz laikliğin yılmaz bekçisi olan Türk Silahlı Kuvvetlerinin normalleşmesinde önemli bir adım atıldı. Normalleşmesi yani <strong><em>&#8220;halkı adam etmeye&#8221;</em></strong> çalışan üniformalı eşkıyaların gidip yerlerine <strong>&#8220;halka hizmet edecek&#8221;</strong> silahlı devlet memurlarının gelmesi. &#8220;Pazartesi&#8221; yazıları dikkat çekilmesi gereken noktalara dikkat çekti. Bu anlamda görevini yerine getirmiş oldu.</p>
<p>Türk Silahlı Kuvvetlerinde Yobaz laiklik elbette tesettürle sınırlı değildi. &#8220;Muhammed&#8221; ya da &#8220;Enes&#8221; gibi sakıncalı(!) isimleri olan gençlerin askerî okullara sokulmaması, namaz kılanların ordudan atılması, ilâhî okuyan kızları bahane ederek e-muhtıra verilmesi&#8230; Ama yobaz laiklik TSK ile de sınırlı değil. CHP, bazı üniversiteler, Atatürkçü Düşünce Derneği, &#8230; Peki ya tesettürlü diye işe alınmayanlar? Eşi tesettürlü diye kariyeri engellenen memurlar ve özel sektör çalışanları?</p>
<p>Tamiri imkânsız olan bir geçmişten daha fazla konuşmaya güç bulamıyor insan. Başörtüsü yüzünden tahsili engellenen kızlar anne oldular ve onların kızlarına da aynı &#8220;bedel&#8221; ödetildi. Kendisini &#8220;peygamber ocağı&#8221;, ölüme gönderdiği askerleri de &#8220;şehit&#8221; ilân eden bir ordunun inançlara, ibadetlere bu denli düşmanlık yapmasına şaşkınlıkla insan. Ama daha büyük bir şaşkınlık kaynağı Türkiye&#8217;deki insanların davul zurna çalarak askere gitmesi, sünnet olan çocuklara komando üniforması giydirmesi&#8230; Üniformaya, silaha ve onların simgelediği güce adeta bir tapınma şeklini alan bu tutku ortadan kalkmadıkça yobaz laiklik de sürecektir korkarım. Vatan için ölmeye hazır(?) milyonların içinden neden bir 30 bin genç çıkıp &#8220;yobaz laik bir orduda askerlik yapmayız!&#8221; diyememiştir? %99.9999&#8242;u Müslüman(?) olan bir ülkenin kendine sorması gereken bir sorudur bu.</p>
<p>Türkiye&#8217;deki haksızlıklara direnmek gerek öncelikle. Hak yemeden ama biraz olsun &#8220;ıslanarak&#8221;, ön sıralarda görünerek, bazı maddî riskleri göze alarak. Yoksa Esad&#8217;ı, Mübarek ya da Kaddafi&#8217;yi protesto ederken samimi olduğunuza kimse inanmaz. Bosna&#8217;ya, Yukarı Karabağ&#8217;a, Doğu Türkistan&#8217;a ağlamadan <strong>ÖNCE</strong>, Norveç&#8217;in, Almanya&#8217;nın, Fransa&#8217;nın islamofobisinden bahsetmeden <strong>ÖNCE</strong> kendimize bir çeki düzen vermemiz gerekmez mi?</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/08/01/bu-pazartesi-son-pazartesi/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/08/01/bu-pazartesi-son-pazartesi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bu pazartesi &#8220;en güvenilir&#8221; kurumdan vefasızlık</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/07/24/bu-pazartesi-en-guvenilir-kurumdan-vefasizlik/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/07/24/bu-pazartesi-en-guvenilir-kurumdan-vefasizlik/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 24 Jul 2011 21:01:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editörden</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Başörtüsü Yasağı]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Silahlı Kuvvetleri]]></category>

		<category><![CDATA[Yobaz Laikler]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=18133</guid>
		<description><![CDATA[MİLLİ mücadelenin başlamasında önemli bir basamak olan ‘Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür parçalanamaz&#8217; kararının alındığı Erzurum Kongresi&#8217;nin 92. yıldönümü törenlerle kutlandı.
Bu yılki törenlere Erzurum Valisi Sebahattin Öztürk&#8217;ün davetiyle 23 Temmuz 1919 tarihindeki Erzurum Kongresi&#8217;ne katılan Kelkit Delegesi Hafız Osman Fevzi Efendi&#8217;nin torunu Gültekin Nasuhbeyoğlu, eşi Güler ve çocukları Deniz ile Sürmene Delegesi Ahmet Kulakzade&#8217;nin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/11/20091106_derin_dusunce_org_basortusu-yasagi.png"><img class="alignright size-medium wp-image-7178" title="20091106_derin_dusunce_org_basortusu-yasagi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/11/20091106_derin_dusunce_org_basortusu-yasagi.png" alt="" width="209" height="160" /></a>MİLLİ mücadelenin başlamasında önemli bir basamak olan ‘Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür parçalanamaz&#8217; kararının alındığı Erzurum Kongresi&#8217;nin 92. yıldönümü törenlerle kutlandı.</p>
<p>Bu yılki törenlere Erzurum Valisi Sebahattin Öztürk&#8217;ün davetiyle 23 Temmuz 1919 tarihindeki Erzurum Kongresi&#8217;ne katılan Kelkit Delegesi Hafız Osman Fevzi Efendi&#8217;nin torunu Gültekin Nasuhbeyoğlu, eşi Güler ve çocukları Deniz ile Sürmene Delegesi Ahmet Kulakzade&#8217;nin torunu Emine Kulaç&#8217;la çocukları<span id="more-18133"></span> Ümit ve Efnan da katıldı.</p>
<p><strong>Eski yerine geri döndürüldü</strong></p>
<p>Ancak, Havuzbaşı&#8217;ndaki törene türbanıyla katılan Sürmene Delegesi Ahmet Kulakzade&#8217;nin torunu Emine Kulaç, görevli rütbeli bir asker tarafından askerlerin bulunduğu yerden ayrılması için uyarıldı.</p>
<p>Kulaç, askeri yetkilinin uyarısıyla çocuklarıyla birlikte bulunduğu yerden ayrıldı. Bu durumu Vali Öztürk&#8217;ün emriyle Erzurum Valiliğinde görevli bir personel müdahale etti. Emine Kulaç, Vali Öztürk&#8217;ün müdahalesinin ardından askerlerin bulunduğu ve daha önce durduğu yere tekrar geri geldi. (STAR)</p>
<p> </p>
<p>&#8230; Bu konuda&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-11326" title="kapak-laiklik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg" alt="" width="120" height="169" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"> Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a>Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde <strong>Yobaz Laiklik Meselesini</strong> barındıran konuları ele alıyor.<a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></strong></a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/07/24/bu-pazartesi-en-guvenilir-kurumdan-vefasizlik/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/07/24/bu-pazartesi-en-guvenilir-kurumdan-vefasizlik/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>ODTÜ&#8217;de işgüzar üniversite yönetimi geri adım attı</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/07/18/odtude-isguzar-universite-yonetimi-geri-adim-atti/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/07/18/odtude-isguzar-universite-yonetimi-geri-adim-atti/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 Jul 2011 22:01:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ayla Chignardet</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Başörtüsü Yasağı]]></category>

		<category><![CDATA[Laiklik]]></category>

		<category><![CDATA[Yobaz Laikler]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=17916</guid>
		<description><![CDATA[
Share on Facebook]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><iframe width="250" height="217" src="http://www.youtube.com/embed/XLHJk5DWSbM" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/07/18/odtude-isguzar-universite-yonetimi-geri-adim-atti/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/07/18/odtude-isguzar-universite-yonetimi-geri-adim-atti/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Şehit olmak serbest, şehitliğe gelmek yassah!</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/07/11/sehit-olmak-serbest-sehitlige-gelmek-yassah/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/07/11/sehit-olmak-serbest-sehitlige-gelmek-yassah/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 10 Jul 2011 22:01:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tahsin K.</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Başörtüsü Yasağı]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Laiklik]]></category>

		<category><![CDATA[Yobaz Laikler]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=17914</guid>
		<description><![CDATA[Çanakkale şehitliklerini gezmek için Aydın&#8217;dan gelen çarşaflı dört kadın, halka açık olan Çimenlik Kalesi&#8217;nden, askerler tarafından zorla çıkarıldı. İçinde Deniz Müzesi ve Nusrat Mayın Gemisi bulunan, askeriye kontrolündeki kaleyi gezmek isteyen Selimışıklı ailesinin beş ferdi, maruz kaldıkları davranış üzerine polise şikayetçi oldu. Tek amaçlarının, savaşlarda hayatını kaybeden şehit atalarının mezarlarını gezmek olduğunu belirten Serhat Selimışıklı, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çanakkale şehitliklerini gezmek için Aydın&#8217;dan gelen çarşaflı dört kadın, halka açık olan Çimenlik Kalesi&#8217;nden, askerler tarafından zorla çıkarıldı. İçinde Deniz Müzesi ve Nusrat Mayın Gemisi bulunan, askeriye kontrolündeki kaleyi gezmek isteyen Selimışıklı ailesinin beş ferdi, maruz kaldıkları davranış üzerine polise şikayetçi oldu. Tek amaçlarının, savaşlarda hayatını kaybeden şehit atalarının mezarlarını gezmek olduğunu belirten <span id="more-17914"></span>Serhat Selimışıklı, yönetmelik ve kanunlarda müze ve kalelere çarşaflı girilemeyeceği ibaresi olmamasına rağmen, sorumlu komutanın keyfi tutumu yüzünden hakarete uğradıklarını söyledi.</p>
<p>Diğer ziyaretçilerin yanında kendilerine terörist muamelesi yapıldığını söyleyen Selimışıklı, &#8220;Çimenlik Kalesi içindeki Deniz Müzesi&#8217;ne girdik. Oradaki görevli, &#8216;Buraya girmeyin, çıkın. Burada temizlik yapıyoruz.&#8217; diye bizi sokmak istemedi. &#8216;İçerideki herkesi çıkarın, biz de çıkalım.&#8217; dedik. Oradaki komutana da &#8216;Eğer bu kıyafetle müzeleri gezme yasak diye bir yönetmelik veya kanun varsa gösterin.&#8217; dedik. Bunun üzerine komutan, iki silahlı ve iki silahsız asker çağırarak peşimize taktı. Biz de müzeye giremeden bahçede gezdik. Çıkarken aynı komutan, hakaret dolu sözler söyledi bize. Bunun üzerine, Çanakkale İl Emniyet Müdürlüğü&#8217;ne gelerek şikâyetçi olduk.&#8221; dedi.</p>
<p>Vatandaşı oldukları ülkenin topraklarını gezme özgürlüklerinin, birileri tarafından hiçbir hakkı olmadan engellenmesine tepki gösteren çarşaflı hanımlardan Dilber Selimışıklı ise &#8220;Aydın&#8217;dan buraya, atalarımızın şehit olduğu yerleri görmek için geldik. Çimenlik Kalesi&#8217;ni de görmek istedik. Diğer vatandaşlar içeride geziyordu. Biz girdiğimizde askerler yanımıza gelerek durdurdu. Çok rencide olduk. Sadece bizim çıkmamız gerektiği ve üzerimizde bomba olabileceği söylendi. Biz de bayan görevli çağrırıp üzerimizi aratmalarını istedik. &#8216;Bu saatte size bayan memur bulamayız.&#8217; dediler. Tutumumuzdan vazgeçmediğimizi görünce komutan, bizi müzeye sokmadan, silahlı askerler eşliğinde bahçede dolaşmamıza izin verdi. Çıkışta da hakaret etti.&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/07/11/sehit-olmak-serbest-sehitlige-gelmek-yassah/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/07/11/sehit-olmak-serbest-sehitlige-gelmek-yassah/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bu pazartesi yine teknik arıza&#8230;</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/07/03/bu-pazartesi-gazetecilerin-vicdani-teknik-ariza-sebebiyle-suskundur/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/07/03/bu-pazartesi-gazetecilerin-vicdani-teknik-ariza-sebebiyle-suskundur/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 Jul 2011 21:10:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Korsan Mahyacı Kâmil</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Başörtüsü Yasağı]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Yobaz Laikler]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<category><![CDATA[vicdan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=17901</guid>
		<description><![CDATA[

Share on Facebook]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/07/yobaz_laikler_vicdan_ariza.jpg"></a></div>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/07/yobaz_laikler_vicdan_ariza_2.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-17905" title="yobaz_laikler_vicdan_ariza_2" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/07/yobaz_laikler_vicdan_ariza_2.jpg" alt="" width="455" height="339" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/07/yobaz_laikler_vicdan_ariza.jpg"></a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/07/03/bu-pazartesi-gazetecilerin-vicdani-teknik-ariza-sebebiyle-suskundur/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/07/03/bu-pazartesi-gazetecilerin-vicdani-teknik-ariza-sebebiyle-suskundur/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Yuhalanan Vekil ve Tartaklanan Vekil</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/06/29/unutulan-vekil-ve-tartaklanan-vekil/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/06/29/unutulan-vekil-ve-tartaklanan-vekil/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 29 Jun 2011 06:00:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cemile Bayraktar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[BDP]]></category>

		<category><![CDATA[Demokrasi]]></category>

		<category><![CDATA[TBMM]]></category>

		<category><![CDATA[Yobaz Laikler]]></category>

		<category><![CDATA[polis]]></category>

		<category><![CDATA[şiddet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=17814</guid>
		<description><![CDATA[
Yazar Feysbukta ve Tıvitırda 
Milletvekillerinin halkın temsilcileri olduğu ve bu anlamda bir nevi &#8220;dokunulmaz&#8220;(yasal dokunulmazlığı kastetmiyorum) olduklarını iddia ederek bu yazıya başlasam emin olun bana gülerdiniz. Yok, gülmezseniz, emin olun ben size gülerim&#8230; 
Leyla Zana, 1991 Genel Seçimlerinde DEP&#8217;ten milletvekili olduğunda, Meclis&#8217;te yemin ederken Kürtçe &#8220;Yaşasın halkların kardeşliği&#8221; dediğinde kriz çıkmış, Zana yuhalanmıştı.
  Merve Kavakçı ise, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/06/merve-kavakci-meclis.jpg"><img class="size-full wp-image-17816 aligncenter" title="merve-kavakci-meclis" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/06/merve-kavakci-meclis.jpg" alt="" width="481" height="381" /></a></p>
<p>Yazar <a href="http://tr-tr.facebook.com/cemile.bayraktar" target="_blank">Feysbukta </a>ve <a href="http://twitter.com/#!/jamilabayraktar/">Tıvitırda </a></p>
<p>Milletvekillerinin halkın temsilcileri olduğu ve bu anlamda bir nevi &#8220;<strong>dokunulmaz</strong>&#8220;(yasal dokunulmazlığı kastetmiyorum) olduklarını iddia ederek bu yazıya başlasam emin olun bana gülerdiniz. Yok, gülmezseniz, emin olun ben size gülerim&#8230; </p>
<p>Leyla Zana, 1991 Genel Seçimlerinde DEP&#8217;ten milletvekili olduğunda, Meclis&#8217;te yemin ederken Kürtçe &#8220;Yaşasın halkların kardeşliği&#8221; dediğinde kriz çıkmış, Zana <strong>yuhalanmıştı.</strong></p>
<p>  Merve Kavakçı ise, 1999 Genel Seçimlerinde Fazilet Partisinden milletvekili olmuş ancak başörtülü olduğu gerekçesiyle TBMM&#8217;de yemin etmesine izin verilmemiş, yuhalanmış, milletvekilliği düşürülmüş, akabinde ise &#8220;<strong>unutulmuş</strong>&#8221; bir vekildir.</p>
<p>  <strong>Bu örneklerin ispatladığı üzere, halkın iradesi önce kişilerce yuhalanmış, sonra kurumlarca yok sayılmıştır.</strong></p>
<p>  Hatip Dicle&#8217;nin vekilliğinin düşürülmesi <span id="more-17814"></span>ve bir haksızlık, hak yeme örneği olarak Oya Eronat&#8217;ın, Dicle yerine vekil olmasından sonra Bağımsız Vekiller ve destekçileri, bu durumu protesto etmek -çok çok haklı olarak- için Şişli Camii önünde toplandı ve Taksim&#8217;e yürümek istedi. Ancak polis guruba izin vermedi. Polisin pek mahir olduğu biber gazı ve tazyikli su devreye girdi&#8230;</p>
<p>  Bundan sonrası savaş alanı&#8230; Sivil ve hiçbir suçu olmadığı halde ev ve iş yerleri taşlanan sivillerden, yaşını başını almış cami cemaatindeki dedelere kadar herkes taş, sopa, tazyikli su ve biber gazından nasibini aldı. Sebahat Tuncel&#8217;in ise tartaklandığı iddia edildi. (BDP&#8217;nin sivil itaatsizlik eylemlerinden birinde de bir vekil bu şekilde yerde yuvarlanmıştı.)</p>
<p>  <strong>Türkiye&#8217;de resmi ideolojinin hedef kitlesi, asimile olmamış Kürtler ve Müslüman dindarlardır. Bu nedenle resmi ideolojinin kurumları, partileri ve dahi kişileri, &#8220;resmi ideolojinin bekası&#8221; söz konusu olduğunda, milli iradeyi, bir başka deyişle halkın iradesini önemsemez. Merve Kavakçı ve Leyla Zana örneğinde olduğu gibi yuhalar ve unutturur. BDP&#8217;nin Bağımsız Vekilleri örneğinde olduğu gibi vekilliğini düşürür yahut polis müdahalesi sonucu yerlerde sürükler-iddia-&#8230;</strong></p>
<p>  Tüm bu tatsız gelişmelerden sonra akıl, vicdan, izan sahibi her insan &#8220;<strong>polis eliyle ve eylemciler eliyle gelen şiddeti</strong>&#8221; olması gerektiği gibi kınadı. Ancak, bir gurup polis şiddetini lanetlerken, Şişli&#8217;de sivil insanlara, zarar veren eylemcilerin bu tutumunu anmadı. Aynı şekilde bir başka gurup ise sadece zarar gören halkın mağduriyetini dillendirdi ve YSK&#8217;nın haksız kararını, polisin tazyikli su ve biber gazı icraatlarını tenkit gereği bile duymadı&#8230;</p>
<p>  <strong>Kurumlar ve tuzu kurular, oldukları yerden ahkâm kesedursun, Tunceli&#8217;de iki polis ve Van&#8217;da 1 asker öldürüldü&#8230; Tüm bunların nedeni neydi? Hatip Dicle&#8217;nin vekilliğinin düşürülmüş olması. Peki, Oya Eronat&#8217;ın Dicle yerine vekil olması, &#8220;hırsızlık, haksızlık&#8221; da üç insanın öldürülmesi hak mı? Hangi hak arayışı, Dicle&#8217;nin vekilliğinin karşısına 3 insanın cesedini koyabilir? Bu durumda BDP&#8217;nin, BDP&#8217;yi yok etmek isteyen kanlı ellerden ne farkı kalır? Hiçbir farkı kalmaz! Kürt halkı bu ülkede, acının ve ölümün ne olduğunu çok iyi bilir. Durum bu iken, BDP, acıya acı ekleyerek nereye kadar yürüyecek? Acıya, acı ekleyerek hangi hakkı, hangi yüzle arayacak?</strong></p>
<p>  Bilenler bilir, bugüne kadar hemen hiçbir yazımda BDP&#8217;yi bu denli sert eleştirmedim. Haklı öfkelerini, doğru bulmasam dahi anlamak gerektiğini savundum. Sivil itaatsizlik eylemlerini destekledim. Hatip Dicle&#8217;nin vekilliği düşürüldüğü an, tek eylemim olan kalemime sarılıp, bu hak gaspını eleştirdim. Ve hatta düne kadar BDP&#8217;nin Meclis&#8217;i boykot kararına da destek verdim ama&#8230;</p>
<p>  Bugün görüyorum ki, BDP&#8217;nin birçok samimi ağızdan &#8220;şiddete dur&#8221; demesi gerektiği konusunda telkine ihtiyacı var. BDP&#8217;nin kendi seçmenine yeni cesetler değil, haklar kazandırması gerektiği konusunda uyarılmaya ihtiyacı var.</p>
<p>  <strong>Bir başörtülü Müslüman olarak, benim vekilim Merve Kavakçı Meclis&#8217;ten yuhalanarak çıkarıldı. İzledikçe hala ağlarım&#8230; 12 Haziran seçimlerinde, önceki 2 dönem oy verdiğim parti olan Ak Parti&#8217;ye &#8220;Başörtülü Aday Yoksa Oy da Yok&#8221; dediğim an &#8220;pazarlıkçı&#8221; ilan edildim. Aklıma geldiğinde hala&#8230; Başörtülü kadınlar olarak Meclis&#8217;te hiçbir zaman temsiliyet hakkı bulamadık ve teslimiyet dayatıldıkça, altında ezildik. Bugün hala bizi temsil edecek bir vekilimiz yok. Yok sayıldık ve ertelendik. Hala&#8230;</strong></p>
<p>  <strong>Tüm bunları niye yazdım? &#8220;Bakın, biz de ezildik, elimize silah, taş almadık&#8221; gibi bir misal göstermek yahut akıl vermek gibi bir niyetim yok&#8230; Nasrettin Hoca, damdan düşünce doktor çağıralım demişler, hoca ise &#8220;yok bana damdan düşen birini bulun, yeter&#8221; demiş. Diyeceğim o ki, onca kayıp vermemiş olsak dahi biz de o yollardan geçtik, Meclis&#8217;ten atılmışın halini iyi biliriz. Ancak buna tepki vermenin yolu şiddet olmamalı. Ve görüyorum ki, BDP boykot kararına devam ettikçe ve sokakta kaldıkça şiddet ve eylem artacak ve bu bir yarar yahut çözüm sağlamayacak. Bu nedenle, hak aramanın yolunun şiddet olmadığı BDP tarafından vurgulanarak, haklarını aramak üzere, Dicle&#8217;nin vekilliğinin iadesi için anayasal değişiklik yapmak üzere ve hatta hepimizi mağdur eden 12 Eylül Darbe Anayasasından kurtulmak üzere, anayasa çalışmalarında katılımcı ve müdahil olmak üzere BDP&#8217;nin Bağımsız Vekilleri, gerekli olduğu üzere boykot kararından vazgeçerek, boykot kararlarında haklı olsalar dahi bu karardan vazgeçerek Meclis&#8217;e gitmelidir.</strong></p>
<p>  Yuhalanan vekillerden Merve Kavakçı, Meclis&#8217;ten ve hatta yetmeyerek vatandaşlıktan çıkarıldı. Ne Kavakçı ne de bir başörtülü bir daha Meclis&#8217;e giremedi. Peki, ya yerde sürüklenen vekil-iddia-? Peki, ya yuhalanan Zana? Onlara Meclis kapısı açılmışken ve seçilmeye talip olduktan sonra bu hakları verildikten sonra neden Meclis&#8217;e gitmiyorlar? YSK&#8217;nın niyeti, &#8220;<strong>baştan aday olmalarına izin verip, aday olduktan sonra vekilliklerini iptal</strong>&#8221; eylemiyle &#8220;<strong>kaos ortamı yaratmakken</strong>&#8221; BDP&#8217;li bağımsız vekiller &#8220;bile bile&#8221; bu oyuna neden gelir? O vekil bir daha yerde sürüklenmemek-iddia- için, Meclis&#8217;te iş görebilmek için aday olmadı mı? Zana, Kürtçe yemin edebilmek için, aday olmadı mı? Yoksa?</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/06/29/unutulan-vekil-ve-tartaklanan-vekil/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/06/29/unutulan-vekil-ve-tartaklanan-vekil/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>

