<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>Derin Düşünce &#187; Yerel seçimler</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/category/yerel-secimler/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Fri, 25 May 2012 09:41:57 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Bekir Coşkun&#8217;un Türkiye nefreti</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/04/08/bekir-coskunun-turkiye-nefreti/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2009/04/08/bekir-coskunun-turkiye-nefreti/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 08 Apr 2009 20:20:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Yılmaz</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Basın Özgürlüğü]]></category>

		<category><![CDATA[Beyin Yıkama]]></category>

		<category><![CDATA[Irkçılık]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Psikolojik harp]]></category>

		<category><![CDATA[Türk faşizmi]]></category>

		<category><![CDATA[Yerel seçimler]]></category>

		<category><![CDATA[bekir coskun]]></category>

		<category><![CDATA[hurriyet gazetesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4192</guid>
		<description><![CDATA[Kürt Sorunu, başörtüsü sorunu vb yapay problemlerle uğraşıyoruz ama Türkiye&#8217;nin gerçek bir sorunu var, adı Bekir Coşkun. Bekir Bey Türkiye&#8217;den nefret ediyor ve Türkiye&#8217;ye zarar verebilecek her yolu deniyor.
Son takıntısı yerel seçimler sonrasında ortaya çıkan harita:
[...] Türkiye&#8217;nin bir türlü alt edilemeyen kara yazgısının, geri kalmışlığının 1/100.000 ölçekli haritasıdır o.[...] O harita aynı zamanda; dans haritasıdır&#8230;Kadınlar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/04/2009-yerelsecimsonuclari2.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-4204" title="2009-yerelsecimsonuclari2" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/04/2009-yerelsecimsonuclari2.jpg" alt="" width="278" height="128" /></a>Kürt Sorunu, başörtüsü sorunu vb yapay problemlerle uğraşıyoruz ama Türkiye&#8217;nin gerçek bir sorunu var, adı Bekir Coşkun. Bekir Bey Türkiye&#8217;den nefret ediyor ve Türkiye&#8217;ye zarar verebilecek her yolu deniyor.</p>
<p><a href="http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=11353205&amp;tarih=2009-04-03" target="_blank">Son takıntısı </a>yerel seçimler sonrasında ortaya çıkan harita:</p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>[...] Türkiye&#8217;nin bir türlü alt edilemeyen kara yazgısının, geri kalmışlığının 1/100.000 ölçekli haritasıdır o.[...] O harita aynı zamanda; dans haritasıdır&#8230;Kadınlar açısından ise; dayak haritası&#8230;&#8221;Aile salonumuz vardır&#8221; tabelası asılı çay salonlarını, pastaneleri, lokantaları da gösterir bize&#8230; [...] Kitap satışlarını da gösterir&#8230; [...] O; seçerken domateslerini mıncıklayan müşterisine kızmayan manavın bulunduğu yerleri gösteren haritadır. [...]</em></p>
<p>Bu ırkçı ve bölücü yazı böyle uzayıp gidiyor. Acaba Bekir Bey iyi niyetli olup da bilgi ve zakâ bakımından geri midir? Yanlış hatırlamıyorsam Fransız olan eşine sorabilirdi meselâ, Sarkozy&#8217;nin kazandığı seçimlerden sonra &#8220;Fransa haritası neye benziyordu&#8221; diye?</p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/04/20090409_derin_dusunce_org_bekir_coskun_fra.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-4194" title="20090409_derin_dusunce_org_bekir_coskun_fra" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/04/20090409_derin_dusunce_org_bekir_coskun_fra-300x274.jpg" alt="" width="300" height="274" /></a> Bir kere bu tür haritalar yapılırken iller o bölgeden en çok oy alan partinin rengine boyanır. Yani bir ili AKP %30 ile kazanmış iken DSP %20 ve CHP %20 almışsa o il AKP&#8217;nin olur, turuncu boyanır. Bekir Bey&#8217;in faşist kurallarına göre o ilin zavallı insanları da yobaz, karı döven filan olurlar. Yok eğer AKP %20 ve Saadet Partisi %20 alırken %30 ile CHP malı götürmüşse bu sefer o il Bekir&#8217;in gözünde şarapçı ve operacı, haliyle uygar bir il olur.<span id="more-4192"></span></p>
<p>Yerel seçim sonuçlarını dikkatle inceleyecek olursanız iki durumda da bir çok il bulacaksınız. Bazen SP ya da MHP gelip AKP&#8217;nin oylarını bölmüştür, bazen de DSP ve CHP kapışmış, toplam &#8220;sol&#8221; oyların altında kalmasına rağmen AKPli aday malı götürmüştür.</p>
<p>Bu dünyanın her yerinde böyle olur. Buna &#8220;seçim&#8221; denir.</p>
<p>Seçim sonuçlarını coğrafî değerlendirmek faydalıdır. Ama gelir dağılımı, meslek grubu, sigara içen-içemeyen gibi bin tane ölçüt bulabilirsiniz. Ev adresi bunlardan sadece biridir. Meselâ Fransa&#8217;nın neresinde yaşarsa yaşasın işçiler ve öğretmenler sol partilere oy verirler. İşsizler ırkçı partilere oy verirler. Öğrenciler çoğunlukla sosyal demokrattır. Avcılar sağı destekler. Çünkü sol partiler avlanmayı yasaklamak istiyorlar yıllardır. Çevreciler, özellikle de nükleer karşıtları solcudur. Ülkenin neresinde olursa olsun Ermeni kökenliler adaylara göre her sene taraf değiştirirler. Müslüman seçmen patron ise sağ, işçi ise sola verir oyunu. Bunları renklendirilmiş bir Fransa haritasında göremezsiniz.</p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/04/20090409_derin_dusunce_org_bekir_coskun_usa.gif"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/04/20090323_derin_dusunce_org_bekir_coskun_usa.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-4200" title="20090323_derin_dusunce_org_bekir_coskun_usa" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/04/20090323_derin_dusunce_org_bekir_coskun_usa-300x277.jpg" alt="" width="300" height="277" /></a> Obama&#8217;nın kazandığı seçimlerin sonucuna göre renklendirilmiş bu harita da size ancak sınırlı bir bilgi verecektir. ABD&#8217;nin iç kesimleri daha tutucu, dindardır. Kıyı kesimleri ve büyük şehirler azınlıklara karşı daha meraklı ve açıktır. Teksas ırkçılığı ve silah merakı ile tanınan bir eyalettir. Obama gibi zenci bir adaya en çok oy vermesi beklenenler grupların arasında zenciler, katolikler, eğitim seviyesi yüksek olanlar ve savaş karşıtları ve Bush döneminde sıkıntı çekmiş fakirler vardı. Ama Obama çok iyi eğitim almış, elit sayılabilecek bir insandı. Yani öyle halkın bağrından kopup gelmiş bir gariban değildi.</p>
<p>Renkli haritalar bütün bunları size söylemez. Harita bir alettir. Onu kullanan insan beyni bilgiyi üretir. Ama Türkiye&#8217;den nefret eden gazetecilerimiz bilgi değil kışkırtıcı slogan üretmeye devam ediyorlar. Bekir Coşkun kimdir? Neyin nesidir? Bilmiyorum. Ama bu derecede cahil ve aptal olamayacağına göre yaptığı kışkırtıcılıktır ve kötü niyetle hareket etmektedir.</p>
<p> </p>
<p>&#8230;Bu makale ilginizi çekti ise&#8230;</p>
<p style="text-align: right;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/basin_medya.pdf" target="_blank">Gazetecilik Neden Dibe Vurdu?</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/basin_medya.pdf" target="_blank"><img class="alignright" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/nouvelle-image.bmp" alt="" width="167" height="258" /></a>Gazeteciler bizi bilgilendiriyor mu yoksa aldatıyor mu?  Gazetecilik galiba dürüstçe yapılmasına imkân olmayan bir meslek. Çünkü birbirine zıt işlerin aynı anda icra edilmeleri gerekiyor: Öğretmenlik, savcılık, soytarılık, amigoluk…  Gazeteci kendisine bilgi verebilecek herkesle iyi geçinmek için biraz politik davranmak daha doğrusu yalan söylemek zorunda. Ama aynı zamanda ondan gözü kara bir savcı gibi olayların üzerine gitmesi, iyi bir hâkim gibi dürüst olması da bekleniyor. Bir bilim adamı gibi konuları <strong>derinlemesine irdelemesi</strong> ama sıkıcı olmadan toplumun her kesimini <strong>eğlendirebilmesi</strong>… Gazetecilerden halkı aydınlatmaları isteniyor ama aynı zamanda da halka benzemeleri. Yoksa gazeteleri satılmıyor, TV kanalları izlenmiyor. Bu koşullarda <strong>“gazeteci gibi”</strong> gazetecilik yapılabilir mi? Derin Düşünce yazarları sorguluyor…</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/basin_medya.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a></strong></p>
<h3> </h3>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2009/04/08/bekir-coskunun-turkiye-nefreti/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2009/04/08/bekir-coskunun-turkiye-nefreti/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>AK Partinin Kürt Sorunu ile Amansız Sınavı</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/04/04/ak-partinin-kurt-sorunu-ile-amansiz-sinavi/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2009/04/04/ak-partinin-kurt-sorunu-ile-amansiz-sinavi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Apr 2009 15:43:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Konuk Yazar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[AKP]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Kürtler]]></category>

		<category><![CDATA[Militarizm]]></category>

		<category><![CDATA[Milliyetçilik]]></category>

		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>

		<category><![CDATA[PKK]]></category>

		<category><![CDATA[Resmî Tarih]]></category>

		<category><![CDATA[Yerel seçimler]]></category>

		<category><![CDATA[bedirhan]]></category>

		<category><![CDATA[Terör]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4152</guid>
		<description><![CDATA[Abdurrahim İslamoğlu
Türkiye bir yerel seçimi daha geride bırakırken, kazananı olmayan bir yarışta siyasi partiler biz kazandık edebiyatını terennüm etmeye başladılar. Her ne kadar bu seçim de halk kimseyi tamamen kazanan ilan etmediyse de kaybeden de ilan etmeyerek herkesi denklemde bir değişken olarak tuttu. Seçimin galibi Ak Parti olmasına rağmen kazananı, halkın basiretli demokratik tercihidir. Bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2008/10/20081020_derin_dusunce_org_soydas_kurtler.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1802" title="20081020_derin_dusunce_org_soydas_kurtler" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2008/10/20081020_derin_dusunce_org_soydas_kurtler.jpg" alt="" width="240" height="199" /></a>Abdurrahim İslamoğlu</strong></p>
<p>Türkiye bir yerel seçimi daha geride bırakırken, kazananı olmayan bir yarışta siyasi partiler biz kazandık edebiyatını terennüm etmeye başladılar. Her ne kadar bu seçim de halk kimseyi tamamen kazanan ilan etmediyse de kaybeden de ilan etmeyerek herkesi denklemde bir değişken olarak tuttu. Seçimin galibi Ak Parti olmasına rağmen kazananı, halkın basiretli demokratik tercihidir. Bu seçim bir daha gösterdi ki halkın oyu, hiçbir zaman çantada keklik olmayıp kendinizi en güçlü sandığınız anda bile sizi sarsacak sonuçlar <span id="more-4152"></span>meydana getirebilir. Hâlihazırdaki tabloya baktığımızda İktidarın ve muhalefetin çıkarması gereken ciddi dersler ve alması gereken derin mesajlar olduğunu görüyoruz. </p>
<p align="justify">Ak Partinin oylarındaki düşüşün çok farklı sebepleri olduğu aşikâr. Her meselede olduğu gibi bu konuda da körlerin fili tarif etmesi gibi herkes bir yönüyle bir şeyler söylemekte ya da yazmakta. Bana göre de bunun birçok sebebi olmakla beraber en önemli başlıca sebepleri <em>parti teşkilatındaki sıkıntılar</em>, <em>aday belirlemedeki hatalar</em> ve <em>Kürt Sorunu&#8217;ndaki ikircikli politikalardır</em>. Ak Parti 2001 yılında kurulduğundan bu güne kadar kurumsal bir parti olma yolunda ciddi mesafe alamadığı gibi sadece lideriyle varlığını sürdürebilecek bir görüntü sergilemeye devam etmektedir. Ak Parti&#8217;nin kuruluş felsefesini ve temel ilkelerini özetleyen en güzel ifade Başbakanımızın da sürekli telaffuz ettiği; <em>insanı yücelt ki devlet yücelsin</em> cümlesidir. Ak Parti gerçekten bu samimi duygu ve ilkelerle kurulmuş bir parti olmasına rağmen zamanla <em>insan odaklı</em> siyasetten uzaklaşarak <em>itaatkâr insan odaklı</em> siyasete kaymıştır. İnsan odaklı siyasette aslolan insan, insanın kalitesi ve liyakati iken itaatkâr insan odaklı siyasette ise önemli olan insanın eğitimi, kalitesi, liyakati değil sadece üstlerinden gelen emirlere itaat etmesidir. Bu düşünce; zamanla parti de eleştiren, hataları araştıran yeri geldiğinde yanlış uygulamalara karşı direnen özgür ruhlu insanların partiden uzaklaştırılması ya da barınamayarak kendi isteğiyle ayrılması sonucunu doğurmuştur. Böyle bir ortam velut siyasetçilerden ziyade düşük profilli insanların siyasette var olmasını sağlar ve makamlar liyakatsiz insanlarca işgal edilir. Bu süreç çok tehlikeli bir süreç olup neticede kadim siyasi hayatımızın unutulmaya yüz tutmuş partilerinde olduğu gibi eş dost kapitalizmine ve rant için siyasete kadar varabilir. Ayrıca bu sonuç parti içi demokrasiyi yerle bir eden habis bir ur kadar tehlikelidir. Gerçi Türk siyasi hayatında demokrasi isteyen partilerin kendi içinde demokrat olmadığı da gün gibi ortadayken Ak Parti den bunu beklemenin zor olduğunun farkındayım lakin Ak Partinin kendi ilkeleri ve kuruluş felsefesine sahip çıkmasını beklemek hakkımız olsa gerek.</p>
<p align="justify">Siyasi partilerin halk için demokrasi mücadelesi verirken kendi içlerinde Monarşik bir yapıya tahammül etmesi Türk siyasetinin kronik hastalığı olarak masada durmaktadır. Bu otoriter yapı bazen lidere rağmen lider için anlayışıyla mahalle teşkilatlarından, delegelerden, il teşkilatlarına kadar liderin etrafındaki insanlar tarafından dizayn edilmektedir. Böylelikle teşkilat mensupları muti insanlardan müteşekkil bir cemaat gibi kendilerine o makamları bahşeden büyüklerinin iradesiyle hareket etmeye başlar. Bu yapıda parti artık milletin partisi kimliğinden sıyrılarak Liderin ya da ayrıcalıklı bir zümrenin partisi olur. Hatta bazı durumlarda liderin adı kullanılarak bir sürü etik olmayan, anti demokratik tasarruflarda bulunulur ama liderin haberi bile olmaz. Çünkü artık eş ve dosta makam yada menfaat sağlama, hemşeriyi koruma vb. çabalar bütün ilkelerin ve prensiplerin önüne geçer ve vahşi bir pragmatizm başlar. Bu başlangıç ideallerin, mefkûrelerin, ülkülerin, ütopyaların, ahlak ve erdemin, topluma verilen sözlerin vs. her ne var ise hepsinin sonunun da başlangıcıdır. Bu bahsettiklerimiz ülkemizdeki tüm siyasi partilerin yaşadığı/yada yaşaması muhtemel olan sorunlardır.     </p>
<p align="justify">Ak Parti öncelikle kendi iç muhasebesini yaparak, kendi kuruluş aşamasındaki samimiyete ve hasbiliğe hakkıyla bağlı, liyakat ve temsil kabiliyeti yüksek olan fertlerin sayısını arttırmanın yollarını aramalı ve akabinde de seçmenlerin kendisini neden daha fazla tercih etmediği konusunun, lokal ve global; siyasi, ekonomik, sosyolojik ve psikolojik sebeplerini bilimsel veriler ışığında ele alarak ciddi dersler çıkarmalıdır. Bununla beraber diğer partilerin neden tercih sebebi olduğunu da irdelemelidir.</p>
<p align="justify">Seçim sonuçlarının en manidar mesajlarından birisi de Kürt Meselesinin sadece ekonomik yada toplumsal saiklerle açıklanamayacak kadar geniş ve Türkiye Cumhuriyetinin sağlıklı bir demokrasiye kavuşması için hayati öneme sahip olduğunun anlaşılması gerçeğidir. Devlet-i Aliyye-i Osmaniyyenin bakiyesi olmasına rağmen Yeni Türkiye Cumhuriyeti Devleti bütün Osmanlı unsurlarını tek potada eriterek adeta kimyevi bir terkip oluşturur gibi yeni bir Ulus inşa edebileceğini varsayarak Bakanlar Kurulunca <em>25 Eylül 1925</em> de Şark Islahat Kurulunun hazırlamış olduğu, <em>Şark Islahat Planını</em> yürürlüğe koyarak resmi <em>Kürt Politikasını</em> oluşturdu. O günden bugüne gelinceye kadar resmi politikanın yanlışlığını rahmetli Özal&#8217;a kadar açıkça ortaya koyan olmadı. Özal&#8217;ın ardından bu realiteyi hakkıyla tanıyan ve adını koyan ve paralelinde bir takım açılımlar yapan yegane parti Ak Parti oldu. TRT Şeş vb. açılımlar en azından Kürtlerinin dilinin de kendine has bağımsız bir dil olduğunun devlet tarafından tescili manasına geldiğinden küçümsenmeyecek açılımlardır. Ancak bunların; Kürt insanını memnun etse de tatmin etmekten uzak olduğu görülmektedir. Ayrıca gözlemlediğim kadarıyla, Kürt halkı kendi seçtikleri milletvekillerinin özellikle Başbakan tarafından muhatap alınmamasını içerlemiş görünmektedir. Bu konuda kanaatimce yanlış olan DTP&#8217;nin kimlik siyaseti yaparak oy alması değil aksine bunun altında yatan nedenleri anlamamak yada bilerek göz ardı etmektir. Bakınız daha 1933 yılında Cumhuriyetin 10. Yılı dolayısıyla, Kürt aydını Celadet Ali Bedirhan&#8217;ın Mustafa Kemal&#8217;e gönderdiği mektuptan açıkça görüleceği üzere Kürtlerin kimlik talepleri cumhuriyetin tarihi kadar eskidir.</p>
<p align="justify">Buyrun sabrınıza sığınarak bu Kürt Entellektüeli ve dil bilimcisi olan C.A.Bedirhan&#8217;ın mektubuna kulak verelim:       </p>
<p align="justify"><em>‘&#8217;Paşa Hazretleri , maruf olan şahsi ve medeni cesaretinize rağmen, bilmem ki neden şimdiye kadar Türkiye ‘de bir Kürdistan meselesinin mevcudiyetini serahaten (açıkça) itiraf edemediğiniz&#8230;Bu itiraf için , kuvvet ve kudretine ziyadesiyle itimat ettiğiniz iradenizde , o cesareti bulamadınız. Öyle bir Kürdistan meselesi ki , hükümetinizi , onunla meşgul olurken karasızlıklara, tereddütlere , ricatlar ve yarım tedbirlere sevk ediyor. &#8221; Serâhaten&#8221; dedim, çünkü bu kelimeyi ağzınıza almadan bu meseleyi her zaman itiraf eylemekte , dahili ve harici siyasetinizde ona mühim bir mevki ayırmaktasınız. Bu zimni (gizli) itirafatı , sırası geldikçe kaydedeceğim. Mamafi bende itiraf eylemeliyim ki , kürdistan kadim bir mefhum tarihidir ve &#8220;Kürdistan meselesi&#8221; ne zamanınızda ve nede siyasetlerinizin varisi olduğunuz ittihat ve teraki hükümetleri zamanında başlamış değildir. Bugün, Polonya&#8217;nın eski halini hatırlatır bir şekilde birkaç devlet arasında taksime uğramış olan vatanım Kürdistan&#8217;ın ve milletim Kürtlerin kadim bir tarihi , muayyen bir çoğrafyası ve iştimai teşkilatı vardır&#8230; Medler&#8217;in mebde ve menşeine gitmeye lüzüm yok. Kisenefon&#8217;mun (siropedi) sinden başlamak kafi. Maamafi bu noktayı izaha lüzum görmüyorum. Son zamanlarda tarih ile iştigaliniz ve bilhassa (ariyen) meselesine pek yakında temasınız ve her nedense Türkleri maruf Mongolik menşelerinden tecrid ve Ari ırkına intisap ettirmek hususundaki mesainiz , zat-ı fehimanelerini Kürt ve Kürdistan hakkında külli vukuf sahibi eylemiştir.</em></p>
<p align="justify"><em>&#8220;Kürdistan Meselesi&#8221; , ne zamanımızda ve nede selefleriniz zamanında başlamış değildir. Türkiye&#8217;de Kürdistan meselesi , Kürt ümerasının (beglerinin), ilk Osmanlı tarihi &#8220;Heşt Behişt&#8221; müellifi İdris-i Bitlisi vasıtasıyla Yavuz Sultan Selim&#8217;e , suni bir hükümdara biat ettikleri günden beri mevcuttur. Osmanlı tarihi tetkik olunursa , muhtelif isim ve ünvanlar altında Kürdistan meselelerine tesadüf olunur. &#8220;Her hadisei ismiyle yâd etmek&#8221; itiyadında olan vak&#8217;anüvistlerin eserlerinde ise , bu meselenin kendi ünvanı &#8221; Kürdistan Meselesi&#8221; sernâmeleri (başlığı) altında olunduğu kesretle (çokça) görülür. Evet, mesele çok eski zamandan beri mevcuttur. Ancak devir zamana , her devrin telakkiyat ve temayulâtına göre şekil ve renginde tebellür ve tehayüller vardır. Bazen , hususi ve tipik bir feodalizm manzarası arz eder. Muhtelif devirlerde Osmanlılık ve hilafet mefhum ve camialarında mezhebi bir şekil alır. Bu devirlerde sessiz sedasız çalışan bir Şafiilik ve Hanefilik meselesi mevzubahistir. Bazen de aşiret isyanı şeklinde tecelli eylemiş müselsil bir Ekrat Bednihat vakası başlı başına bir devir teşkil eder. Bugünkü şekil ise, esasen asrın en büyük karakteristiği olan bâriz bir milliyet şeklidir. Bu şekilde zannolunduğu kadar hâdis (yeni) değil ; kadim ve hatta edebiyatta (literatürde) ancak meşrutiyetten sonra tesis edilen Türk Ocakları&#8217;yla ilk tohumları saçılmış olan Türkçülükten eskidir. Kendi ifadesine rağmen &#8221; Lavra Kurmanc ğayp fekbu tarix hazaru şeşt û yek bu&#8221; 1061 sene-i hicriyesinde tevellüd edip , yine aşağıdaki beytin mevhumuna göre &#8221; İsal geheşte çel û çaran, ey pişrevî gunehkaran&#8221; 44 yaşında yani 1105 senesinde &#8220;MEM U ZİN&#8221; ünvanlı eserini vücuda getiren büyük Kürt şairi Ahmedê Xane , bugünkü milli cereyanının ilk mübeşşiridir. Mevzuunu bir hâl efsanesinden almış olan A.Xane , eserinde baştan başa Kürt milletinden ve Kürdistan&#8217;dan bahseder. Konuştuğu şahıslar kâmilen birer semboldur. Kürt milletini temsil eden şahsi esârete düşürür, zindana atar ve onun halâs-ı çarelerini millete aratır ve gösterir. Paşa Hazretleri , görülüyor ki Kürtlük fikri ve Kürtlerde milliyet cerayanı ne bugünkü ve ne de dünkü bir meseledir. Belki bundan 250 sene evvel yükselmiş bir fikir, başlamış bir cereyandır. &#8220;Kürdistan Meselesi&#8221;nde yeni bir tedbiriniz olarak kabul ve tavzif eylediğim bugünkü af meselesine tekrar dönmek üzere bilhassa gayr-i Türk milletlere karşı uyguladığınız siyasetin müverrisleri olan İttihat ve Terakki hükümeti zimamdarlarının (idarecilerinin) &#8220;Kürdistan Meselesi&#8221;ndeki tedbirlerinden ve faaliyetlerinden birkaç satırla bahsetmeme müsaade buyurunuz. Bu bahse bir mektep hatırası ile başlayacağım : Hatırımda kaldığına göre 10 Temmuz&#8217;un (1908?) ikinci sene-i devriyesi henüz idrak olunmamıştı. Bir Şehzadebaşı&#8217;nda bir tiyatro binasında mühim bir konferans verileceğini edebiyat öğretmenimizden öğrenmiş ve bu gibi şeylere meraklı birkaç arkadaşımla konferans mahalline gitmiştim. Sahneye iki adam çıktı. Biri Yusuf Akçora Bey idi. Arkadaşını bize takdim etti. Yine hatıram yanılmıyorsam bu zatın ismi İsmail Gansperenski idi. Gansperenski Efendi , İstanbul ahalisince anlaşılması mümkün bir Türkçe ile uzun bir konferans verdi. Mütemadiyen Türk&#8217;ten ve gayr-i Türk&#8217;ten bahsediyordu. Konferans bittiği zaman benim ve arkadaşlarımın anlayabildiği şundan ibaretti : Herkes Türktür , Türkiye&#8217;de Türkten başka milli unsur yoktur ve olmamalıdır. Bilmem nasıl bir tesadüf eseri idi ki , o gün aramızda hiçbir Türk talebe yoktu. Benden başka diğer bir Kürt , bir Çerkez, bir Arnavut , bir Gürcü ve bir de Rum arkadaşımız vardı. Ertesi gün mektepte aynı arkadaşlar bir araya geldiğimiz zaman , Gansperenski (Gaspıralı İsmail) Efendinin konferansı mevzubahis oldu. Meşrutiyet devri ile birden bire inkişaf eden müsâvat-ı hukuk ve şahsi, unsuri ve mezhebi hürriyet fikirleriyle sür-atletemasa gelen genç dimağımız, Gansperenski efendinin nazariyâtını ( teorilerini ) kabul edemiyordu. Bu nazariyât, bize pek aykırı gelmiş, maneviyatımızı adeta isyan ettirmiş idi. O tarihte, mektepte bir gazete neşrediyorduk. Gazetenin riyâset-i tahririyesi, ( başredaktörlük ) benim üzerinde idi. Gansperenski Efendinin konferansının bende yapmış olduğu aksü&#8217;l-amel ile olacak mezkür gazetede Kürtlüğe ve Kürdistan&#8217;a dair bir makale neşrettim. Bunda Kürtlüğün tarihinden, ırkından, vatanından ve hususiyetinden bahseyledim. Bu ve emsali konferanslar ve neşriyat ile, Osmanlı İmparatorluğu hududu dahilinde yaşayan gayr-i Türk milletlerinin esasları kurulmak isteniyordu. Bu şöven milliyetçiliğin, daha doğru bir tabir ile başka milletlerin kanıyla vücuda getirilmek istenilen yeni milliyetin edebiyatını yapmak üzere, bir Türk ocakları Türk Yurtları te&#8217;sis olundu. Mecmualar ve kitaplar neşredildi. Gençlere bu yurt ve ocaklarda hususi bir terbiye veriliyordu. Rehberlerin itikadınca , bu ocakların eşiğinde ilk temsil ameliyesi yapılıyordu. Fakat ileride göreceğiz ki , bu ocaklar size </em><strong><em>Türkçü</em></strong><em> yetiştirdiği kadar bize de </em><strong><em>Kürtçü</em></strong><em> yetiştiriyordu.</em></p>
<p align="justify"><em>Osmanlı İmparatorluğu camiası dahilinde , fiilen ve tarihen unsur hakim olan Türklerin sâfiyet-i ırkıyesini ve her türlü hususiyetini muhafaza etmek için teşkilat yapmalarından daha tabii bir şey tasavvur olunamazda lakin bu teşebüsler, diğer milletlerin sütünü sağmak değil de kanını emmek derecesine varmamalıydı&#8230;&#8230;.</em></p>
<p align="justify"><em>Mevzuya avdet edelim:Bu tarzdaki Türkçülük harekat ve teşebbüsleri gayr-i Türk unsurları isyan ettiriyor ve onlara Türk olmadıklarını ve hakiki milliyetlerini daha ziyâde hissettiriyordu. Bu his, her hizbin milli cereyanına kuvvet ve şiddet veriyordu. Türk milliyeti içinde halledilmek ( asimile edilmek ) istenilen diğer milliyet ve unsurlar, bilakis Türk milliyetinden uzaklaştırılıyordu. Diğer taraftan, komite merkezinde tatbikata geçilmek üzere gayr-i Türk milletler aleyhinde kanlı bir su-i kast hazırlanmakta idi. Su-i kastın hedefini, karekteristikleriyle beraber tekrar ve tesbit ediyorum : Osmanlı imparatorluğu hudutları dahilinde bulunan bilumum anasırı (unsurları) Türkleştirmek ve bu unsurların mahv ve istihalesi ile (asimilasyonu ile) Türk milletine aşılanmasından doğacak olan yeni bir millet ve hiddet-i ırkıyeye mâlik bir Türkiye vücuda getirmek&#8230;&#8230;.</em></p>
<p align="justify"><em>Bu plana rağman Kürtler taktil değil , temsil (asimile) kısmına dahil olan milletler meyanında (arasında) idiler. Kürt unsuru, Yeni Turan , güzel ülkeye giden yolun üzerinde yaşayan bir millettir. Türkleştirilmeleri mühim, belki müstacel (acilen) ve herhalde derece-i vücutta idi. Kürtlerin temsiline (asimile edilmesine) bir de kanun yapıldı. Zamanın betbaht padişahı Sultan Reşat&#8217;a da tasdik ettirildi. Mezkür kanununda vilayet-i şarkiye ismiyle yâd olunan Kürdistan&#8217;da sakin halk, yani Kürtler, o araziden kaldırılarak garbe, yani Türk vilayetlerine nakil ve ahali kısmı, mahalli nüfusun % 5 ‘ini tecavüz etmeyecek sürette Türk köylerine tevzi ( dağıtmak) ; Beyler, ağalar, şeyhler ise, derece-i ehemmiyetlerine göre vilayet, riva ve kaza merkezlerine iskan olunacaklardı. Ahalinin bey, ağa ve meşâyih ile münasebeti tamamıyla kesilecekti. Bu suretle Kürtlerin tahliye edilecek Kürdistan&#8217;a da şuradan buradan getirilecek olan Türkler arasında ve onlara karışarak lisan ve adetlerini kaybedecek olan Kürt muhacirleri Türkleşecekti&#8230;&#8230;.</em></p>
<p align="justify"><em>Paşa hazretleri, Türklüğe temsilleri imkanı olmadığı fiilen sabit olan Kürtler&#8217;i Kürdistan&#8217;da rahat bırakarak meseleyi halletmek istiyorsanız bunda sizin zannetiğiniz kadar müşkilat yoktur&#8230;&#8230;</em></p>
<p align="justify"><em>Resmi bir tebliğ ile Kürdistan&#8217;ın mevcudiyetini, Kürtlerin tarihi, ırki, harsi haklarını tanır ve itiraf edersiniz. İşte o zamandır ki meselenin halline doğru büyük ve mühim bir adım atılmış olur. Bunu yapmakla da ancak hadisata tekaddüm etmiş olursunuz.  </em></p>
<p align="justify"><em>Paşa Hazretleri, zaman-ı hükümetinizde Kürdistan meselesini halletmek istiyorsanız tabiat-ı eşyanın göstermiş olduğu yegane yol budur. Başkası değildir ve yoktur. Diğer herhangi bir yol takip edildiği taktirde elde edilecek muvaffakiyetin gölde denizler boğan kahramanın zaferinden yüksek bir netice veremeyeceğini itiraf buyurunuz&#8230;..</em></p>
<p align="justify"><em>Paşa Hazretleri, Kürtleri temsil veya esir etmek emin olunuz ki onları öldürmekten daha müşküldür. Kürtlerin hürriyeti tabiattan doğan bir çeliktir.Sadi-i Şirazi&#8217;nin dediği gibi, çelikle pençeleşenin akibeti elini kolunu yaralamaktır. Hazreti Ömer analarından hür doğan insanların esir edilemeyeceğini bundan on dört asır evvel söylemiştir. Alman şairi de Allah&#8217;ın demiri dünyada esir istemediği için yarattığını ve insana hukukunu müdafaa etmesi için kılıç ve ok verdiğini söylüyor.</em></p>
<p align="justify"><em>Herşeye rağmen Müslüman kanı dökerek Müslüman kurşunu ile ölen biçare Anadolu yavrularına acımıyorsanız, biliniz ki Kürdün de damarlarında ölerek, öldürerek dökeceği kan her zaman için mebzulen mevcuttur.  </em><strong><em>[8 Kanunusani (Ocak) 1933]. </em></strong></p>
<p align="justify">Mektup uzayıp gitmektedir. Mektuptan da anlaşılacağı üzere bizim bugün <em>Kürt Sorunu</em> diye adlandırdığımız konu o günlerde Kürt aydınları tarafından <em>Kürdistan Meselesi</em> diye adlandırılmakta olup talepler de çoğunluk itibariyle bugün dillendirilen talepler ile aynıdır. Sadece Kürdistan&#8217;ın mevcudiyetini tanımaktan kasıt bir federasyon yada otonomi mi olduğu yoksa sadece tarihsel varlığını mı anlamamız gerektiği çok açık değildir.</p>
<p align="justify">Tekrar günümüze dönersek Kürt Sorununda Ak Partinin yapacağı tek ve en önemli şey şudur; Kürtlerin kimlik ve kültürel taleplerini anayasal güvence altına alacak açılımı yapmak. Bu elbette ki burada yazmak gibi kolay olmayacaktır. Fakat bu Türk ve Kürt kardeşliğinin ve birliğinin yegane çözümüdür. Artık sözün değil çözümün olması gereken nazik zamanları yaşamaktayız. Böylelikle Türkler ve Kürtler sahip oldukları bu tek vatanda aynı bayrağın altında anayasa ile milli kimliklerini, dillerini yazılı olarak taahhüt altına alıp, birlikteliklerini ebedileştirerek tarihe ve gelecek nesillere karşı sorumluluklarını da yerine getirmiş olacaklardır. </p>
<p align="justify">Ak Parti, Türk ve Kürt bütün vatandaşlardan destek alan tek parti olarak Kürt Sorunu ile beraber Alevi Sorunu, Siyasi Partiler yasası ve 12 Eylül 1980&#8242;lerden kalma ve günün ihtiyaçlarına cevap vermeyen tüm yasaları da içine alan kapsamlı bir anayasa değişikliği ile tabuları yıkmaya devam ederek açık ve demokratik bir toplum olmamızı sağlayabilir. İnsanı yüceltmek; hürriyetinin önündeki tüm engelleri kaldırmakla mümkün olabilir. Mesele insansa gerisi teferruat olmalı değilmidir?</p>
<p align="justify"><strong>Kaynaklar</strong>: Bayrak, Mehmet. Kürtler ve Ulusal-Demokratik Mücadeleleri, Özge Yayınları,Ankara, 1993   </p>
<p align="justify"><a href="http://www.bedirxani.com/" target="_blank">www.bedirxani.com</a>    </p>
<p>&#8230; Bu makale ilginizi çektiyse&#8230;</p>
<p style="text-align: right;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong>Türk milliyetçiliği birleştirir mi yoksa parçalar mı?</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi.gif"><img class="alignleft size-medium wp-image-8579" title="turk_milliyetciligi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi-204x300.gif" alt="" width="133" height="204" /></a></p>
<p> <strong>İllâ ki bir tutkal/çimento mu gerekiyor? </strong>Milliyetçilik tutkalı adil ve müreffeh bir düzene alternatif olabilir mi? Adaletin, hukukun hâkim olmadığı ortamlarda Türklerin kardeşliği ne işe yarar? Belki de Türk Milliyetçiliği diğer milliyetçilikler gibi yok olmaya mahkûm bir söylem. Çünkü var olmak için “<strong>ötekine</strong>” ihtiyacı var. Ötekileştireceği bir grup bulamazsa kendi içinden “<strong>zayıf</strong>” bir zümreyi günah keçisi olarak seçiyor. Kürtler, Hıristiyanlar, Eşcinseller, solcular…150 sayfalık bu kitapta Türk Milliyetçiliğini sorguluyoruz. Müslüman ve milliyetçi olunabilir mi? Türkiye’ye faydaları ve zararları nelerdir? Milliyetçiliğin geçmişi ve geleceği, siyasete, barışa, adalete etkisiyle. <a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirin.</strong></a> </p>
<p> </p>
<p style="text-align: right;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><strong>Türkiye bölünür mü?</strong></a></p>
<p><em><a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><img class="size-medium wp-image-8409  alignleft" title="tr_bolunurmu" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/01/tr_bolunurmu-195x300.jpg" alt="" width="128" height="195" /></a>“Bebek katili! Vatan haini!…”</em> PKK terörünü lanetliyoruz ama devlet eliyle işlenen suçlara karşı daha bir toleranslıyız.  <strong>“Kürtler ve Türkler kardeştir”</strong> diyenlerin kaçı <strong>“sen benim karde<em>ş</em>imsin”</strong>  demeyi biliyor Zaza, Sorani, Kurmanci dillerinde? Ülkemizin terör sorunu ne PKK ne de Kürt kimliğiyle sınırlanamayacak kadar dallandı, budaklandı. Bazı temel soruları yeniden masaya yatırmak gerekiyor: (*) Kürtler ne istiyor? (*)  İspanya ve Kanada etnik ayrılıkçılıkla nasıl mücadele etti? (*) PKK ile mücadelede ne gibi hatalar yapıldı? (*) İslâm ne kadar birleştirici olabilir? Töre cinayetlerinden Kuzey Irak’a terörle ilgili bir çok konuyu ele aldığımız 267 sayfalık bu kitabı ilginize sunuyoruz. <a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirin.</strong></a></p>
<p> </p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong>T<span style="color: #0000ff;">ürkiye’nin Ulus-Devlet Sorunu</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-full wp-image-7896" title="20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt.jpg" alt="" width="125" height="183" /></a>Devlet gibi soğuk ve katı bir yapı bizimle olan ilişkisini <strong>hukuk</strong> yerine <strong>ırkımıza</strong> ya da <strong>inançlarımıza</strong> göre düzenleyebilir mi? GERÇEK hayatı son derecede dinamik ve renkli biz “insanların”. Birden fazla şehre, mahalleye, gruba, klübe, cemaate, etnik köke, şirkete, mesleğe, gelir grubuna ait olabiliriz ve bu aidiyet hayatımız boyunca değişebilir. Oysa devletimiz hâlâ başörtüsüyle uğraşıyor, kimi devlet memurları <strong>“ne mutlu Türk’üm”</strong> demeyenleri iç düşman ilân ediyor, Sünnî İslâm derslerini zorla herkese okutuyor… Bizim paramızla, <strong>bizim iyiliğimiz için(!) bize rağmen… </strong>Kürt sorunu, başörtüsü sorunu, Hıristiyan azınlıklar sorunu… Bizleri sadece “insan” olarak göremeyen devletimizin halkıyla bir sorunu var. Türkiye’nin “sorunlarının” kaynağı sakın <strong>ulus-devlet</strong> modeli olmasın? 80 sayfalık bu kitap Kurtuluş savaşı’ndan sonra Türkiye’ye giydirilmiş olan deli gömleğine işaret ediyor.  Ne mutlu “insanım” diyene! <a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong>Kitabı buradan indirin</strong></a>.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2009/04/04/ak-partinin-kurt-sorunu-ile-amansiz-sinavi/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2009/04/04/ak-partinin-kurt-sorunu-ile-amansiz-sinavi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Seçmen küresel krizin faturasını AKP’ye kesti</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/03/31/secmen-kuresel-krizin-faturasini-akp%e2%80%99ye-kesti/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2009/03/31/secmen-kuresel-krizin-faturasini-akp%e2%80%99ye-kesti/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 Mar 2009 22:01:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre Er</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[AKP]]></category>

		<category><![CDATA[CHP]]></category>

		<category><![CDATA[DTP]]></category>

		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>

		<category><![CDATA[MHP]]></category>

		<category><![CDATA[Yerel seçimler]]></category>

		<category><![CDATA[29 mart]]></category>

		<category><![CDATA[belediye]]></category>

		<category><![CDATA[Yerel Seçim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4073</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Küresel kriz AKP oylarını azaltmalı mı?&#8221; diye sormuş ve bu sorunun cevabını seçimden birkaç gün önce vermiştim. AKP oylarının %42 seviyesinde kalmasının ekonomi politikalarının tekrar gözden geçirilmesi açısından doğru olacağını belirtmiştim. Seçim sonuçları AKP oylarının %42&#8242;den birkaç puan daha düşük olacağını işaret ediyor. Böylece halk benim de beklediğim ve arzu ettiğim uyarıyı vermiş oluyor. Halk 29 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/03/200903_derin_dusunce_org_akp_yerel_secim_kriz.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-4075" title="200903_derin_dusunce_org_akp_yerel_secim_kriz" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/03/200903_derin_dusunce_org_akp_yerel_secim_kriz.jpg" alt="" width="150" height="135" /></a>&#8220;<a href="http://www.derindusunce.org/2009/03/24/global-kriz-akp-oylarini-azaltmali-mi/" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;">Küresel kriz AKP oylarını azaltmalı mı?&#8221;</span></a> diye sormuş ve bu sorunun cevabını seçimden birkaç gün önce vermiştim. AKP oylarının %42 seviyesinde kalmasının ekonomi politikalarının tekrar gözden geçirilmesi açısından doğru olacağını belirtmiştim. Seçim sonuçları AKP oylarının %42&#8242;den birkaç puan daha düşük olacağını işaret ediyor. Böylece halk benim de beklediğim ve arzu ettiğim uyarıyı vermiş oluyor. Halk 29 Mart yerel seçimlerinde sayın Başbakanın da belirttiği gibi yerel değil fakat genel siyaseti göz önünde bulundurarak<span id="more-4073"></span>oy kullandı. Bu seçimlerde gündemi ekonomi belirledi, ve ekonomi içinde de işsizlik oranlarının artması muhalefetin en önemli silahıydı. Nitekim işsizlik oranlarındaki artışın AKP oyları üzerindeki olumsuz etkisini sayın Başbakan da tespit etmiş görünüyor. </span></div>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;"> </p>
<p></span></p>
<div></div>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;"></p>
<div><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;"><a href="http://www.derindusunce.org/2009/03/24/global-kriz-akp-oylarini-azaltmali-mi/" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;">Önceki yazımda</span></a> da belirttiğim gibi global kriz Türkiye&#8217;de dış kaynaklı yatırımları azalttı. Bu nedenle istihdam yaratılamadı, yeni gelen eğitimli iş gücü bir senedir açıkta kaldı. Başbakan seçim öncesinde yaptığı konuşmalarda yazın gelmesiyle hizmetler ve sanayi sektörlerinde bir kıpıldama ummuduğunu söyledi. Ben yaz boyunca Başbakanın beklediği gibi bir artışın olmayacağını şimdiden açıklıyorum. Çünkü bu sene yurt dışından beklenilen turist gelmeyecek. Türkiye&#8217;ye en fazla turisti gönderen Almanya ve Rusya global krizden ağır yaralar aldılar. Bu ülkelerin vatandaşları geleceklerini güvende hissetmedikleri için temel olmayan ihtiyaçları dışındaki alanlarda harcamalarını kısacaklar. İlk kısıntı yapılan kalemlerin başında da turizm gelecek. Diğer yandan inşaat sektöründe yapılacak vergi indirimleri mevcut yapı stoğunda geçici olarak bir canlanma yaratsa da yatırımcının içine girdiği korku hali yeni inşaat yapılmasını engelleyecektir. </span></div>
<div><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">Sayın Başbakan yatırımları arttırmanın bir yolunu dış geziler olarak görüyor. Özellikle global krizden daha az etkilenen petrol zengini ülkelerden çekilecek sermaye ve turist bu zamanda Türkiye&#8217;ye ilaç gibi gelir. Başbakan kendisinin de beyanları dikkate alındığında seçimin ardından yoğun bir yurt dışı gezi programına başlayacak gibi görünüyor. Bu sayede sermaye ve turist çekildiğinde yatırımlar artar ve piyasaya giren yüzbinlerce eğitimli iş gücüne böylece çalışma imkanı yaratılır.  </span></div>
<div><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">Ya sayın Başbakan yabancı sermayeyi ülkeye getiremezse? Bu durumda görünüyor ki hükümetin bir B planı yok. Yerel seçimler boyunca Başbakan yurt dışına çıkıp sermaye getiremedi; bu şartlarda bir B planı olsaydı mutlaka uygulardı. Bu esnada ne yapıldı? Hükümet tüketimi artıracak önlemler aldı. Oysa sayın Başbakan sorunu yatırımların azlığında görüyor ve doğru görüyor. Öyleyse çözüm de yatırımları artırmaya yönelik önlemler almak olmalıdır. Hükümet yatırıma yönelik cazip krediler vermeli, bu dönemde yatırım yapacakların sigorta kesintilerini ve vergilerini düşürmelidir.  </span></div>
<div><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">Sayın Başbakan sorunu doğru tahlil ediyor, ancak çözüm yanlış uygulanıyor. Çünkü seçim boyunca Başbakan ekonomiyi tamamıyle bürokratlarına bıraktı. Hükümetin ekonomi bürokratları ise Türkiye&#8217;deki ekonomik krizi doğru okuyamıyor. Onlara göre bu kriz ABD&#8217;deki kriz bitmeden bitmeyecek. Halbuki Türkiye&#8217;nin bir krize girmesi için hiçbir neden yok. Aksine bu kriz Türkiye için bir fırsattır. Çünkü Türkiye&#8217;de tüketimi daraltacak bir neden yok. Bizde ABD&#8217;de, Avrupa&#8217;da olduğu gibi çok ciddi miktarda finansal kağıt paçavraya dönüşmedi. Bizde eve dayalı finansal kağıtlar çok az ve sağlıklı yapıda. Bizim borsamızda dolanan para ekonominin geneline göre çok düşük bir düzeyde. </span></div>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">Türkiye&#8217;deki ekonomik sorunun nedeni dış yatırımların kesilmesidir. Çözümü de dışarıdan gelmeyen paranın ekonomiye hükümet tarafından enjekte edilmesidir. Şimdi ben bunun böyle söyleyince, sen nasıl liberalsin diye sorular geliyor. Liberal ne demek? Hükümet yatırımcının parasından elini çeksin demek. Ben de özellikle bu kriz zamanında hükümet daha liberal olsun diyorum. Yani yatırımcıdan yaptığı sigorta ve vergi kesintilerini azaltsın. Böylece liberal politikaların amaçladığı gibi yatırımlar artacak, işsizlik azalacaktır.  </p>
<p>Bu seçimlerde ilk defa AKP oy kaybetti. Çünkü bu seçimlerde ilk defa Türkiye büyümesi durdu. Evet, bunda ortada tüketimi azaltacak hiçbir neden yokken, kriz borazanlığı yapan medyanın da büyük bir rolü vardır; ancak hükümet eli bu kadar güçlüyken yatırımları coşturacak önlemleri yeterince almayarak karşıt medyanın ekmeğine yağ sürdü. Kriz lafını duyunca uykuları kaçan girişimcimiz yaratılan atmosferden olumsuz etkilendi. Aslında bütün ipler hükümetin elindeydi. İlk defa bir krizde Türkiye ekonomisi bu kadar güçlü. Hükümet karşı medyanın etkisini öngörseydi, yatırımları coşturacak önlemleri zamanında alır, ve rakiplerine işsizlik oranının artması gibi bir silah vermezdi.  </p>
<p>Başbakan krizin işsizlik oranları dışında başka bir göstergeyi olumsuz etkilemediğini söylüyor. Ama bu seçim de gösterdi ki işsizlik oranında artış olması vatandaşın düşüncesinde önemli bir etkiye sahip. Çünkü işsizlik oranı %10 civarında dengede kaldığı sürece bu, ekonomiye katılan yeni iş gücü iş buluyor anlamına geliyor. Aksi olsa, yeni mezun iş bulamasa işsiz hanesine ekleneceği için %10&#8242;un artması gerekir.  </p>
<p>Gençler hele hele eğitimli gençlerin iş bulamaması Türkiye&#8217;deki en önemli ekonomik sorunu teşkil eder. 2008&#8242;e kadar böyle bir durumla karşılaşmadık. Okulunu bitiren genç iş bulabildi. 2008&#8242;den itibaren %10&#8242;dan %13&#8242;e doğru bir yükseliş gösteriyor ki liseden, üniversiteden yeni mezun olan gençler iş bulamadılar. İş bulamayınca evlenemediler, ailelerine yük oldular. Bu gençlerin psikolojileri bozuldu. Çevrelerindeki insanların da ekonomi ile ilgili görüşleri böylece çok olumsuz etkilendi. İşte AK Parti oylarını azaltan temelde bu psikolojidir. </p>
<p>Yapılması gereken basit. Sayın Başbakan bütün umudunu sadece dışarıdan gelecek paraya bağlayarak riske girmemeli. Tüketimi canlandırıp ithalatçıyı zengin etmek yerine istihdam yaratacak teşvikleri gündemine almalı. Devlet Planlama Teşkilatı ve Kalkınma Ajansları yatırım politikaları için çok verimli bir şekilde kullanılmalı.  </p>
<p>Tam istediğim gibi oldu, yerel seçimler sayın Başbakan&#8217;a çok yerinde bir uyarı niteliğinde. İşsizlik oranı şimdi çok daha fazla ciddiye alınacak. Hükümet işsizliği düşürmeye yönelik tedbirler almak zorunda. Bu da sadece yatırımla olabilir. Bakalım yatırımları arttırmaya yönelik ne tür açılımlar göreceğiz?  </p>
<p>AKP seçim sonuçlarından doğru dersleri alırsa Türkiye global krizi bir fırsata dönüştürecek. Krizde yatırım yapan ülkeler daima karlı çıkarlar. Seçim Türkiye&#8217;nin üzerindeki kriz korkaklığını atması için önemli bir fırsat sundu. Başbakan ekonomi bürokratlarını yüreklendirmeli, yüreği olmayanları ise değiştirmeli. <a href="http://www.derindusunce.org/2009/03/24/global-kriz-akp-oylarini-azaltmali-mi/" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;">Önceki yazımda</span></a> da belirttiğim gibi kabinenin ekonomiden sorumlu üyeleri &#8220;revize&#8221; edilirse kimse şaşırmasın.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p></span></span></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2009/03/31/secmen-kuresel-krizin-faturasini-akp%e2%80%99ye-kesti/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2009/03/31/secmen-kuresel-krizin-faturasini-akp%e2%80%99ye-kesti/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Böcek gibi siyaset yapanlar ezildiklerinde şikayet etmesinler</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/03/29/bocek-gibi-siyaset-yapanlar-ezildiklerinde-sikayet-etmesinler/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2009/03/29/bocek-gibi-siyaset-yapanlar-ezildiklerinde-sikayet-etmesinler/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Mar 2009 17:29:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Yılmaz</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[AKP]]></category>

		<category><![CDATA[DTP]]></category>

		<category><![CDATA[LDP]]></category>

		<category><![CDATA[MHP]]></category>

		<category><![CDATA[Politika]]></category>

		<category><![CDATA[Yerel seçimler]]></category>

		<category><![CDATA[29 mart]]></category>

		<category><![CDATA[sonuçlar]]></category>

		<category><![CDATA[yorum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4066</guid>
		<description><![CDATA[Yerel seçim sonuçları gelmeye başladı. AKP dışında Türkiye&#8217;nin her bölgesinden oy alabilen başka bir parti yok görünürde. 22 Temmuz&#8217;dan beri iktidarda yıpranmış olması gereken bir partinin hâlâ en yakın rakiplerine bazı illlerde 10 hatta 20 puan fark atabilmesi düşündürücü.
 Halkına &#8220;bidon kafa&#8221; diyebilen, basınla, orduyla belden aşağıya vurarak iktidar olmaya çalışan siyasetçilerin son kullanma tarihi gerçekten [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/03/20090329_derin_dusunce_org_yerel_secim_sonuclari.gif"><img class="alignleft size-medium wp-image-4067" title="20090329_derin_dusunce_org_yerel_secim_sonuclari" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/03/20090329_derin_dusunce_org_yerel_secim_sonuclari.gif" alt="" width="212" height="54" /></a>Yerel seçim sonuçları gelmeye başladı. AKP dışında Türkiye&#8217;nin her bölgesinden oy alabilen başka bir parti yok görünürde. 22 Temmuz&#8217;dan beri iktidarda yıpranmış olması gereken bir partinin hâlâ en yakın rakiplerine bazı illlerde 10 hatta 20 puan fark atabilmesi düşündürücü.</p>
<p> Halkına &#8220;bidon kafa&#8221; diyebilen, basınla, orduyla belden aşağıya vurarak iktidar olmaya çalışan siyasetçilerin son kullanma tarihi gerçekten geçmiş. İzmir&#8217;i, Antalya&#8217;yı ya da Diyarbakır&#8217;ı &#8220;kale&#8221; ilân edenler belki bir süre daha kendilerini içeriden kilitledikleri bu kalelerde hüküm sürecekler ama Türkiye değişti, daha çok değişecek gibi görünüyor.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2009/03/29/bocek-gibi-siyaset-yapanlar-ezildiklerinde-sikayet-etmesinler/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2009/03/29/bocek-gibi-siyaset-yapanlar-ezildiklerinde-sikayet-etmesinler/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Global kriz AKP oylarını azaltmalı mı?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/03/24/global-kriz-akp-oylarini-azaltmali-mi/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2009/03/24/global-kriz-akp-oylarini-azaltmali-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Mar 2009 21:30:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre Er</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[AKP]]></category>

		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>

		<category><![CDATA[Yerel seçimler]]></category>

		<category><![CDATA[akp krizde oy kaybeder mi]]></category>

		<category><![CDATA[global kriz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3941</guid>
		<description><![CDATA[Bu yazı &#8220;Global kriz AKP&#8217;nin oylarını azaltır mı?&#8221; diye sormuyor, &#8220;azaltmalı&#8221; mı diye soruyor. Başka bir deyişle global krizin faturası AKP&#8217;ye kesilmeli midir?
 Türk halkı AKP&#8217;yi global krizin Türkiye&#8217;deki olumsuz etkilerinden bence sorumlu tutmalıdır. Çünkü hükümet doğru politikalarla ülkeyi global krizin etkilerinden koruyabilirdi, hatta krizi gerçekten fırsata dönüştürebilirdi.
 Global kriz daha bir yıl öncesinden geleceğini haber verirken [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/03/20090320_derin_dusunce_kriz_akp_oy_kaybeder.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-3942" title="20090320_derin_dusunce_kriz_akp_oy_kaybeder" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/03/20090320_derin_dusunce_kriz_akp_oy_kaybeder.jpg" alt="" width="102" height="170" /></a>Bu yazı &#8220;Global kriz <a href="http://www.google.com.tr/url?sa=t&amp;rct=j&amp;q=akp%20site%3Aderindusunce.org&amp;source=web&amp;cd=11&amp;ved=0CBoQFjAAOAo&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.derindusunce.org%2Ftag%2Fakp%2F&amp;ei=7fT-Tr2KFtKU8gP-nN3BDQ&amp;usg=AFQjCNEroXR24ge1a5PAArwqD12qm5_PSg" target="_blank">AKP&#8217;nin oylarını azaltır </a>mı?&#8221; diye sormuyor, &#8220;azaltmalı&#8221; mı diye soruyor. Başka bir deyişle global krizin faturası AKP&#8217;ye kesilmeli midir?</p>
<p> Türk halkı AKP&#8217;yi global krizin Türkiye&#8217;deki olumsuz etkilerinden bence sorumlu tutmalıdır. Çünkü hükümet doğru politikalarla ülkeyi global krizin etkilerinden koruyabilirdi, hatta krizi gerçekten fırsata dönüştürebilirdi.</p>
<p> Global kriz daha bir yıl öncesinden geleceğini haber verirken Türk ekonomisini nasıl etkileyeceğini de ilan etmişti.<span id="more-3941"></span></p>
<p> Dünyada likidite sıkışıklığı olacağı için portföy yatırımları, başka bir değişle sıcak para ülkeyi terk edecekti. 2009&#8242;da doğrudan yabancı yatırımlarda çok ciddi bir düşüş gözlenecekti. Özel sektör yatırım yapmak için daha fazla yurt dışından kaynak bulamayacaktı.</p>
<p> Kısaca belirtmek gerekirse &#8220;global kriz dış kaynaklı para musluklarını kesecekti.&#8221; Özel sektör günümüze kadar bu paralarla yatırım yapıyordu. Öyleyse global krizin Türkiye ekonomisine olan etkisinin nasıl olacağı da belliydi: yatırımların azalması, işsizliğin artması.</p>
<p> Sorun yatırım yapacak paranın ekonomiye girmemesi ise çözüm de hükümetin bu parayı temin etmesidir. Yatırım teşvikleri verilirken elbette bu paraların yatırıma akması sıkı sıkı kontrol edilmeliydi. Ben de özel sektörün yüklü borcunun hükümet tarafından ödenmesine karşıyım. Ödenirse de bunun krizin ortadan kalkmasına hiçbir faydası olmaz. Çünkü bizim iş adamımız böyle zamanlarda çok ihtiyatlı davranır; borcunu ödedikten sonra kriz koşulları ortadan kalkana kadar hiçbir yatırım yapmaz.</p>
<p> İşadamlarımızın üzerindeki geçmişten gelen kriz korkaklığını atmanın yolu yatırıma yönelik özendirici tedbirler almaktır. 6 ay önce hükümet yatırımı teşvik eden çok güçlü bir paket ortaya koymalıydı. Bu paketin içinde sıfır faizli krediler, vergi muafiyetleri, sigorta kesintilerinin ve enerji girdilerinin azaltılması gibi fırsatlar olmalıydı. Böylece Türk iş adamlarına bir taraftan kaynak sağlanmalı, diğer yandan da kriz sonrasında bulamayacakları maliyetlerini düşürecek avantajlar sunulmalıydı.</p>
<p> Buna karşılık <a href="http://www.google.com.tr/url?sa=t&amp;rct=j&amp;q=akp%20site%3Aderindusunce.org&amp;source=web&amp;cd=11&amp;ved=0CBoQFjAAOAo&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.derindusunce.org%2Ftag%2Fakp%2F&amp;ei=7fT-Tr2KFtKU8gP-nN3BDQ&amp;usg=AFQjCNEroXR24ge1a5PAArwqD12qm5_PSg" target="_blank">hükümet geçtiğimiz hafta </a>tüketimi artırmaya yönelik yeni bir paket açıkladı. Tüketim daralması bu krizin bir nedeni değil, sonucu, belirtisi, semptomu. Belirtiyi ortadan kaldırdığınızda hastalık iyileşmez. Tüketimin daralması için aslında ekonomide görünür bir neden yok. Vatandaşın alım gücünü düşürecek ne enflasyon var, ne de kredi faizleri yükseldi. Bu krizin nedeni vatandaşın ekonomiye olan güveninin azalması. Bu nedenle Başbakan krizi fırsat bilen medyaya çatıyor. Ve çatmakta da haklı. Ancak medya krizi ne kadar pompalarsa pompalasın ateş olmayan yerden duman çıkmaz. Oysa şu anda epey bir duman var.</p>
<p> Hükümet yatırım yapılmaması sonucunda ekonomiye yeni katılan on binlerce insanın iş bulamayacağını biliyordu; ama artan işsizliğin &#8220;güveni&#8221; bu kadar azaltacağını ön görememişti. İşte artan işsizliğin körüklediği güven bunalımı bir anda tüketimin ertelenmesine yol açtı ve böylece ekonomi bir sarmalın içine girdi.</p>
<p> Güven azaldıkça iç tüketim erteleniyor, buna mukabil üretim azalıyor, iş yerleri küçülmek zorunda kalıyorlar. Böylece mevcut çalışanlar da işlerini kaybediyorlar. Çevresindekilerin işini kaybettiğini gören bir çalışan da geleceğinden daha fazla kuşku duyduğu için zorunlu olan ihtiyaçları dışında bir harcama yapmıyor. İşte ekonomi böylece kitlenme noktasına geldi.</p>
<p> İkitelli medyası krizi bu denli pompalamasaydı, ekonomide güven bu kadar azalmayacaktı. Ancak bu gerçek hükümetin ekonomi politikasında yaptığı yanlışları örtmez. Hükümet bundan altı ay önce özel sektörün ihtiyacı olan &#8220;yatırım parasını&#8221; temin etseydi, bugün işsizlik, güvensizlik, tüketimsizlik sarmalına girmeyecektik.</p>
<p> Başbakan ile ekonomi yöneticileri süreci farklı algıladılar. Başbakan bu satırların yazarı gibi krizi bir fırsat olarak gördü; ancak ekonomi yöneticileri ve bürokratları onun gibi düşünmüyordu. Onlar global krizi Türkiye için bir fırsat olarak değil, açtığı yaralar en aza indirilmesi gereken bir canavar olarak gördüler. Bu nedenle onların oluşturduğu kriz paketleri günü kurtarmaya yönelik ve bölük pörçüktü. Hep yaşanan birkaç gün içinde cereyan eden gelişmelere göre önlemler alındı.</p>
<p> Global krizin Türkiye açısından ön görülemeyecek hiçbir yanı yok. Bu kriz yüzünden Türkiye&#8217;den çıkacak yabancı kaynak belli, bu kaynakla yaratılamayacak iş sayısı belli. Hükümetin tek yapması gereken en başta dışarıdan gelmeyen bu kaynağı Türk yatırımcısının tasarrufuna sunmaktı. Böylece yatırımcımız şu anki ruh haline hiç girmediği için korkaklığından çok daha kısa sürede sıyrılacak ve Avrupa&#8217;dan ölü eşek fiyatına makine, teçhizat, teknoloji satın alacaktı. Bu sayede Türk malları daha yüksek kalitede ve daha ucuza üretilebilecekti. İç Pazar daralmadığı için güveni yerinde olan ekonomi tıkır tıkır işleyecek bir de üstüne Türkiye krizin ardından artan verimliliği sayesinde inanılmaz bir atağa kalkabilecekti.</p>
<p> İhracatın daralmasını hatırlatacak olanlar olabilir. Evet, bu konuda yapabilecek çok fazla birşey yok; ama Türkiye ürettiğininin yaklaşık beşte birini ihraç ediyor. İhracat bu sene dörtte bir oranında azalsa toplam üretimi %5 düşürür ki, ÖTV oranlarını düşüren son paketten çok daha küçük bir paket bile iç pazarda bu üretim açığını kapatmaya yeterdi.</p>
<p> Ben inanıyorum ki Başbakan ekonomi yöneticilerinden benim önerime benzer bir öneri duysaydı, bunu heyecanla karşılardı. Oysa hükümetin ekonomi yöneticilerinin krizle ilgili hiçbir somut politikaları yok. Bu nedenle şu ana kadar günü kurtarmaya yönelik çıkarılan bölük pörçük paketlerle hiçbir yere varılamadı. Ne yazık ki tüketimi canlandırmaya yönelik son önlemler de bu sarmalı çözmeyecek. Çünkü sorun öncelikle tüketim değil üretim. Ve ekonomi sorumluları bu durumun farkında değiller.</p>
<p> Tek çözüm yatırımları dürtmek. Ama artık bu çok daha zor. Çünkü Türk iş adamı bir kere kriz ruh haline girdi. Bundan sonra hükümetin, &#8220;korkaklığı&#8221; ortadan kaldıracak çok daha sağlam bir politika izlemesi gerekiyor.</p>
<p> Başbakanın güvendiği dağlara iki metre kar yağdı. O henüz yapılan yanlışların farkında değil. Şu anda seçim nedeniyle bütün ipleri bırakmış durumda. Ümit ediyorum ki AKP yerel seçimlerden buruk çıksın. Başbakanın kafasındaki %52 hedefi gerçekleşmesin, <a href="http://www.google.com.tr/url?sa=t&amp;rct=j&amp;q=akp%20site%3Aderindusunce.org&amp;source=web&amp;cd=11&amp;ved=0CBoQFjAAOAo&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.derindusunce.org%2Ftag%2Fakp%2F&amp;ei=7fT-Tr2KFtKU8gP-nN3BDQ&amp;usg=AFQjCNEroXR24ge1a5PAArwqD12qm5_PSg" target="_blank">AKP oyları </a>%42 mertebesinde kalsın.</p>
<p> Seçimde alınacak olumsuz sonuç Başbakanın yapılan hataları fark etmesini sağlayabilir. Halk krizin faturasını AKP&#8217;ye çıkarırsa Başbakan ekonomi ile ilgili bakanlarını ve bürokratlarını toplayarak hükümetin kriz politikasını tekrar gözden geçirebilir. Hatta başta Mehmet Şimşek olmak üzere bazı ekonomi yöneticilerini değiştirebilir. İşte bu nedenle ben sandığın krizden etkilenmesinin memleketin hayrına olacağı düşüncesindeyim.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2009/03/24/global-kriz-akp-oylarini-azaltmali-mi/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2009/03/24/global-kriz-akp-oylarini-azaltmali-mi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kemalist CHP</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/03/05/kemalist-chp/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2009/03/05/kemalist-chp/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Mar 2009 20:16:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aisha Benghazi</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[CHP]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Laiklik]]></category>

		<category><![CDATA[Serin Devlet]]></category>

		<category><![CDATA[Yerel seçimler]]></category>

		<category><![CDATA[Yobaz Laikler]]></category>

		<category><![CDATA[Laik CHP]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3710</guid>
		<description><![CDATA[Kaynak: Bobiler.Örg sitesi

&#8230; Bu makale ilginizi çektiyse&#8230;
 Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”
Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><div class="wp-caption aligncenter" style="width: 310px"><img title="Laik CHP" src="http://e.imagehost.org/0360/baykalbyDiva.gif" alt="Laik CHP" width="300" height="311" /><p class="wp-caption-text">Laik CHP</p></div></p>
<div class="mceTemp mceIEcenter"><strong>Kaynak:</strong> <a href="http://www.bobiler.org/yafta.asp?obek=chp" target="_blank">Bobiler.Örg sitesi</a></div>
<div class="mceTemp mceIEcenter" style="text-align: left;">
<p>&#8230; Bu makale ilginizi çektiyse&#8230;</p>
<p style="text-align: right;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-11326" title="kapak-laiklik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg" alt="" width="176" height="273" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"> Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”</a></strong></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a>Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor.</p>
<p>Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde <strong>Yobaz Laiklik Meselesini</strong> barındıran konuları ele alıyor.<a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirebilirsiniz.</strong></a></div>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2009/03/05/kemalist-chp/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2009/03/05/kemalist-chp/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Popülizm ile sosyal devlet arasındaki nüans: kömür, yiyecek, yardımları</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/02/23/populizm-ile-sosyal-devlet-arasindaki-nuans-komur-yiyecek-yardimlari/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2009/02/23/populizm-ile-sosyal-devlet-arasindaki-nuans-komur-yiyecek-yardimlari/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Feb 2009 23:22:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre Er</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Devletçilik]]></category>

		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>

		<category><![CDATA[Kapitalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Liberalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Sosyal Devlet]]></category>

		<category><![CDATA[Yerel seçimler]]></category>

		<category><![CDATA[Popülizm ile sosyal devlet arasındaki nüans: kömür]]></category>

		<category><![CDATA[yardımları]]></category>

		<category><![CDATA[yiyecek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3577</guid>
		<description><![CDATA[Seçim yaklaştıkça sosyal devlet ilkesi çerçevesinde tartışmalar artıyor. Cumhuriyet Halk Partisi yöneticileri hükümetin valilikler aracılığı ile dağıttığı kömür ve yiyecek paketlerini eleştirirken, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Kemal Kılıçdaroğlu 600 liralık nakit yardım vaadinde bulundu. İki taraf da birbirini popülizm yapmakla suçluyor. 
Popülizm ile sosyal devlet arasında çok ince bir çizgi var. Kömür, yiyecek dağıtmak mı, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/02/20090223_derin_dusunce_org_populizm_yiyecek_komur_yardimlari.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-3578" title="20090223_derin_dusunce_org_populizm_yiyecek_komur_yardimlari" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/02/20090223_derin_dusunce_org_populizm_yiyecek_komur_yardimlari.jpg" alt="" width="134" height="183" /></a>Seçim yaklaştıkça sosyal devlet ilkesi çerçevesinde tartışmalar artıyor. Cumhuriyet Halk Partisi yöneticileri hükümetin valilikler aracılığı ile dağıttığı kömür ve yiyecek paketlerini eleştirirken, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Kemal Kılıçdaroğlu 600 liralık nakit yardım vaadinde bulundu. İki taraf da birbirini popülizm yapmakla suçluyor. </p>
<p>Popülizm ile sosyal devlet arasında çok ince bir çizgi var. Kömür, yiyecek dağıtmak mı, 600 lira mı popülizmdir? Yazının sonunda sorumuzun cevabını alacağız. <span id="more-3577"></span></p>
<p>Devlet yardıma muhtaç vatandaşının ihtiyaçlarını en etkin şekilde karşılamalıdır. Etkin derken, kaynakların en verimli şekilde kullanılmasını, imkanların gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaşmasını kastediyoruz. &#8220;Popülizm&#8221;den de bunun tam aksini anlıyoruz. </p>
<p>Sizce beslenme barınma gibi fizyolojik ihtiyaçlar vatandaşın eline 600 lira vererek mi, yoksa kömür, yiyecek yardımlarıyla mı daha etkin karşılanır? Başa geleceği Kemal Kılıçdaroğlu da biliyor aslında. Onun için 600 liranın kadınların hesabına yatacağını söylüyor. Hiç fark etmez. Eşi kadını döverek bu parayı alır, okey masasında, içki masasında yer. Yanlış anlaşılmasın, kimsenin oyun oynamasına, içki içmesine karışmak gibi bir niyetimiz yok. Ama <a href="http://www.derindusunce.org/2009/02/14/aci-doyurmak-usuyeni-isitmak-devletin-en-temel-gorevidir/" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;">Maslow</span></a> diyor ki önce temel ihtiyaçlar. Önce çocukların karnının doyması, kömürle ısınmaları gerek. </p>
<p>Sizce kömür, yiyecek yardımı yapılırsa mı, 600 lira dağıtılırsa mı yardımlar ihtiyacı olmayan insanlara daha fazla gider? Yine Maslow&#8217;a müracaat edelim. Ne diyor? İhtiyaç hiyerarşiktir, birisi karşılanmadan diğerine geçilmez. Bunu tersten de düşünebiliriz. Beslenme ve barınma ihtiyacını karşılayan bir kişi böyle bir yardıma ihtiyacı yoksa peşinden gitmez. 1 ton kömür almak için alavere dalavere yapmaz. Zaten o kömürünü yazdan almıştır. Ama siz fakire 600 lira trink para dağıtmak için yola çıkarsanız, dünyanın en dürüst adamı bile olsanız, paranın doğru adrese ulaşmasını sağlamanız çok zordur. Çünkü nakit, <a href="http://www.derindusunce.org/2009/02/14/aci-doyurmak-usuyeni-isitmak-devletin-en-temel-gorevidir/" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;">ihtiyaçlar hiyerarşi</span></a>sinin en üstündekine de en altındakine de hitap eder.  </p>
<p>Sizce 600 liraya devlet mi daha fazla kömür alır, yoksa birey mi? Bu sorunun cevabı daha ilginç. Devlet kömüre para bile ödemeyebilir. Çünkü kendisine ait kömür rezervleri var. Sadece kömürü çıkartırken harcama yapar. Diğer yandan yüklü alım yaptığı için yiyecek yardımlarını da ucuza getirir. Böylece nakite göre çok daha etkin yardım yapmış olur.     </p>
<p>Sorduğum üç soru çerçevesinde değerlendirdiğimizde 600 liranın neden popülizm, kömür, yiyecek yardımlarının neden sosyal devlet ilkesinin gereği olduğu ortaya çıkıyor.  </p>
<p>600 liranın temel ihtiyaçlara harcanması kesin değildir. Kömür her ihtimalde sobada yanacak, ısınma ihtiyacını karşılayacaktır. Yiyecek de mideye girecektir. Ama para her yere, her keseye girebilir.  </p>
<p>Varsayalım ki ihtiyaç sahibi ailenin babası sorumlu bir adam olsun, parasını yiyeceğe, kömüre harcasın. Bu durumda aynı para ile devletin aldığından daha az kömür, daha az yiyecek alacaktır. Devletin aynı ihtiyacı karşılaması için harcaması gereken para fazlasıyla artacaktır. Böyle verimsiz para harcamak popülizmin ta kendisidir.      </p>
<p>Keşke nakit yoksulun cebine girse de o da iyi kötü harcasa. Ne yazık ki 600 liranın ihtiyaç sahibine gitmesi çok da mümkün değildir. İhtiyacı olmayan insanlarımız da bu paranın peşinden koşacaktır. İhtiyacı olan olmayan herkese para dağıtmak da popülizmin bir başka şeklidir. Ama elinizde kömür ve yiyecek varsa yardımı ihtiyacı olmayana verseniz, bile almaz. Bunun en güzel örneğini İzmir&#8217;in Karşıyaka isimli zengin semtinde gördük. İktidar partisinin İzmir şubesi bu bölgede kömür dağıttı, kömürleri alan olmadı. Çünkü varlıklı insanlar doğal gaz yakıyorlardı. Peki ya kömürün durduğu yerde para dursaydı? Yok olması &#8220;dakka&#8221; sürmezdi. </p>
<p>Başlıkta alıştırmak için nüans dedik; ama nakit yardımla kömür, yiyecek dağıtmak arasında dağlar kadar fark vardır. Bu sosyal devlet olmakla popülist olmak arasındaki farktır.  <br />
 </p>
<p><strong>İlgili önceki yazılar</strong> </p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/2009/02/14/aci-doyurmak-usuyeni-isitmak-devletin-en-temel-gorevidir/" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;">Açı doyurmak, üşüyeni ısıtmak devletin en temel görevidir</span></a> </p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/2009/02/19/komur-yiyecek-dagitmak-devletin-en-temel-gorevidir/" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;">Kömür yiyecek dağıtmak devletin en temel görevidir</span></a></p>
<p>&#8230;Bu makale ilginizi çektiyse&#8230;</p>
<p style="text-align: right;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank">Liberalizmin Kara Kitabı</a></strong></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-medium wp-image-10169" title="liberalizmin_kara_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_pt.jpg" alt="" width="165" height="288" /></a>Liberalizm asırlardır bir çok aşamalardan geçmiş, tarihi olaylarla kendisini imtihan etmiş bir düşünce geleneği. Değişmiş yanları var ama sabitleri de var. Bu sabitlerin içinde <strong>liberalizmin tehlikeli yönleri</strong> hatta <strong>YIKICI UNSURLARI</strong> da var. Bunları ortaya çıkarmak için “doğru” soruları sormak ve liberal perspektifte kalarak yanıt aramak gerekiyor… Büyük bir kısmı bu gelenekten olan düşünürlerin fikirlerinden istifade ederek <strong>liberalizmin kusurlarını</strong> ele alıyoruz bu kara kitapta: Adam Smith, Mandeville, John Stuart Mill, Hayek, Friedman, Röpke, Immanuel Kant, Alexis de Tocqville, John Rawls, Popper, Berlin, Mises, Rothbard ve Türkiye’de Mustafa Akyol, Atilla Yayla, Mustafa Erdoğan…</p>
<p>Liberallere, liberalimsilere ve anti-liberallere duyurulur.</p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a></p>
<p> </p>
<p style="text-align: right;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank">Liberalizmin Ak Kitabı</a></strong></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank"><img class="alignleft" title="liberalizmin-ak_kitabi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin-ak_kitabi-221x300.jpg" alt="" width="133" height="221" /></a>1930 model bir ulus-devletin, bir <strong>“devlet babanın”</strong> çocuklarıyız. Son derecede <strong>“Millî”</strong> bir eğitim gördük, öğrenim değil. Hayatta işimize yarayacak meslekî bilgileri ya da eleştirel bir bakışı öğrenmedik <strong>“millî”</strong> okullarda. <strong>“Varlığımızı Türk varlığına armağan etmek”</strong> için eğitildik, eğilip büküldük.</p>
<p>Liberallerin dilinden düşmeyen <strong>“Bireysel haklar ve özgürlükler”</strong> bizim gibi Kemalist çamaşırhanelerde yıkanmış beyinler için çok yeni. Türkiye’de yaşayan insanların ulus-devlet boyunduruğundan kurtulmasında önemli bir rol oynuyor liberaller. Biz de <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank">bu kitapta </a>liberalizmin temel tezleriyle uyumlu, bu fikir akımına doğrudan ya da dolaylı destek veren makaleleri birleştirdik. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank">Buradan indirin.</a></strong></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2009/02/23/populizm-ile-sosyal-devlet-arasindaki-nuans-komur-yiyecek-yardimlari/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2009/02/23/populizm-ile-sosyal-devlet-arasindaki-nuans-komur-yiyecek-yardimlari/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kömür, yiyecek dağıtmak devletin en temel görevidir!</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/02/19/komur-yiyecek-dagitmak-devletin-en-temel-gorevidir/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2009/02/19/komur-yiyecek-dagitmak-devletin-en-temel-gorevidir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Feb 2009 10:37:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre Er</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[AKP]]></category>

		<category><![CDATA[Kapitalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Küreselleşme]]></category>

		<category><![CDATA[Liberalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Sosyal Devlet]]></category>

		<category><![CDATA[Yerel seçimler]]></category>

		<category><![CDATA[Kömür]]></category>

		<category><![CDATA[yiyecek dağıtmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3548</guid>
		<description><![CDATA[Yerel seçimlerin de yaklaşmasıyla özellikle büyükşehirlerde belediye başkan adayları vaatlerde bulunmaya başladılar. Bunların en ilginci ve tartışmalı olanları sosyal devlet ilkesi ile ilgili. CHP yöneticileri iktidarın vatandaşı bilinçli olarak yoksulluğa terk ettiğini iddia ediyor. Böylece yardıma muhtaç bırakılan halkın oyu kömür, yiyecek yardımları ile her zaman etkilenebilecekmiş. Ben bu yazıda bunun tam tersini iddia edeceğim. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/02/20090219_derin_dusunce_org_akp_komur_yardimi.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-3550" title="20090219_derin_dusunce_org_akp_komur_yardimi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/02/20090219_derin_dusunce_org_akp_komur_yardimi.jpg" alt="" width="161" height="232" /></a>Yerel seçimlerin de yaklaşmasıyla özellikle büyükşehirlerde belediye başkan adayları vaatlerde bulunmaya başladılar. Bunların en ilginci ve tartışmalı olanları sosyal devlet ilkesi ile ilgili. CHP yöneticileri iktidarın vatandaşı bilinçli olarak yoksulluğa terk ettiğini iddia ediyor. Böylece yardıma muhtaç bırakılan halkın oyu kömür, yiyecek yardımları ile her zaman etkilenebilecekmiş. Ben bu yazıda bunun tam tersini iddia edeceğim. Kömür, yiyecek yardımlarının neden sosyal devlet ilkesinin bir gereği olduğunu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan adayı Kemal Kılıçdaroğlu&#8217;nun 600 liralık yardım düşüncesinin ise neden popülist bir yaklaşım olduğunu ele alacağım.  </p>
<p>Bir önceki yazıda <a href="http://www.derindusunce.org/2009/02/14/aci-doyurmak-usuyeni-isitmak-devletin-en-temel-gorevidir/" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;">Maslow</span></a>&#8216;un çalışmalarından faydalanarak temel ihtiyaçların fizyolojik ihtiyaçlar ve güvenlik olduğunu ortaya koyduk. Ülkemizde beslenme, barınma, ısınma gibi temel ihtiyaçlarını karşılayamayan milyonlarca insanımız var. Bunun nedeni ise<span id="more-3548"></span> iktidarların muhtaç bırakmaya yönelik bilinçli politikaları değil.  </p>
<p>İddianın temelinde &#8220;Balık vermek, yerine balık tutmayı öğretin.&#8221; düşüncesi yatıyor. Şimdi neden devletin bir anda bütün vatandaşlarını iş sahibi yapamayacağını açıklayalım. </p>
<p>Türkiye gelişmekte olan bir ülke. Bu aslında şu demek oluyor: Türkiye <a href="http://www.derindusunce.org/2009/01/23/cagdas-uygarlik-seviyesinin-ustune-cikmak-1/" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;">ekonomik modernleşmesini</span></a> henüz tamamlayamadı. Nüfusunun büyük bölümü tarım sektöründe. Sanayi ve hizmetler sektörü bu nüfusu emebilecek kapasiteye ulaşamadı. Sakın &#8220;Tarım modern değildir.&#8221; sonucu çıkmasın bu anlatımdan. Tarım da alt yapısı her yönüyle sağlandığında modern anlamda üretim yapabilecek. Zaten o zaman da şu anda tarımda çalışan nüfusun sekizde biriyle aynı üretimi gerçekleştirebileceğiz.  </p>
<p>İstihdamı artırmak için modern üretim yapmak lazım.   </p>
<p>Sanayide makine, teçhizat almalıyız. </p>
<p>Hizmet sektöründe kilometrelerce yol, elektrik üretim santralleri yapmalıyız.  </p>
<p>Tarımda sulama barajları kurmalıyız.  </p>
<p>Bunların hepsi için çok para lazım çoook! Öyle böyle değil, çok para lazım.     </p>
<p>Parayı kapitalizm bize sağlıyor. Aman, bu kelimeyi olumlu bir cümle içinde kullandığım için okumayı bırakmayın! Kapitalizmi bu yazıda çok zikredeceğim. Bu sözcük birçoklarımızın aklında çok olumsuz bir yer ediyor. Şimdi lütfen kapitalizme dair bildiklerinizi unutun, ve sadece burada anlatacaklarım çerçevesinde ona bir anlam yükleyin. </p>
<p>Kapitalizm modernleşmenin yöntemidir, ve bundan başka bir yöntem de yoktur. Bu çerçevede bir devlet liberal de olsa komünist de olsa modernleşmek istiyorsa bu yöntemi uygular. Çok da basit bir mantığı var: &#8220;Ürettiğinden kazandığın karla yeni üretim tesisi kurarsın.&#8221; Her şey devletin de olsa yatırımı yapacak para üretimden elde edilecek &#8220;kar&#8221;dan gelir. Kar ise işçiyi sömürmek demektir. Ama nedense genellikle bireyin kazandığı paraya kar denirken devletin de aynı şeyi yaptığı göz ardı edilir. Halbuki her ikisi de kazandığının bir kısmını harcar, diğer bir kısmını yatırıma geri döndürür. </p>
<p>Komünist olunca gökten para yağmadığına göre yine işçiyi sömürmekten başka bir yol yok. Ne kadar sömürü, o kadar kar, ne kadar kar, o kadar yatırım. Bu yazı boyunca ve mahsuru yoksa hayatınızın bundan sonraki kısmında kapitalizm denince aklınıza kar-üretim-yatırım-istihdam süreçleri gelsin. Kapitalist mekanizmada para bu dördüne dönüşerek ekonomiyi modernleştirir. Devlet ne halt olursa olsun ancak bu şekilde modernleşebilir. </p>
<p>İtiraf etmek gerekir ki mekanizma çalışırken başlarda çok kötü şeyler oluyor. Başlarda derken 100 sene gibi uzun sürelerden bahsediyoruz. Onlarca belki de yüzlerce yıl kapitalist mekanizmanın ekonomiyi modernleştirmesini beklerken insanların açlıktan ölmelerine, soğuktan donmalarına göz mü yumacağız? Bu süre içinde sosyal devlete çok ihtiyaç var. Yani Almanya olduktan sonra değil Almanya olmadan önce lazım sosyal devlet. </p>
<p> </p>
<p>Gelişmiş bir ülke olana kadar kapitalizmin yarattığı en bilinen sorun işçinin ezilmesidir. 19. asır İngiltere&#8217;sinde işçi çok kötü şartlarda çalışmaktan erken yaşlarda ölüyordu. Bu dönemde ortalama yaşam süreleri çok düşüktü. Sol düşünce işçinin haklarını korumak için ortaya çıktı. Aslında çok daha fazla korunmaya muhtaç ve sayıca daha fazla başka bir kitle daha vardı. Gariptir, onlara özgü bir ideoloji hiçbir zaman olmadı. Elbette işsizlerden bahsediyorum.  </p>
<p>Kapitalizmin yarattığı en büyük sorun işsizliği patlamasıdır. Bu, işçinin ezilmesi de dahil olmak üzere bütün sorunların anasıdır. İşçinin düşük ücret almasının nedeni de işsizliğin çok yüksek olmasıdır. İşsizin çok olduğu bir piyasada iş gücü arzı yüksek olduğu için ücretler düşer. </p>
<p>Modernleşme iddiasında olan bir ülke işsizlik patlamasını yaşamak zorundadır. Çünkü modern üretim araçlarının tümü verimliliği artırır. Verimliliğin artması demek makineleşme demektir. Eskiden 10 kişinin yaptığı işi bir makine yaparsa ki başka türlüsü düşünülemez, modernleşmenin erken dönemlerinde çok ciddi bir işsizlikle karşılaşmak doğaldır. Bunun önüne geçmenin tek yolu çağdaş bir ülke olmaktan vazgeçmek, kara saban, öküzle üretime devam etmektir. Bu da olamayacağına göre yüksek işsizlikle boğuşmak zorundayız. İşte bu noktada devreye sosyal devlet giriyor. </p>
<p><strong>Sosyal devlet ilkesi sisteme dahil olamayanların hayatlarını güvence altına alır. Devlet diğer yandan kapitalist çarkın işlemesini çok yavaşlatacak politikalardan da kaçınılmalıdır. Çünkü çarkın yavaşlaması CHP&#8217;nin iddiasında dile getirdiği gibi halkın yardıma daima muhtaç bırakılmasına yol açar. </strong> </p>
<p>Bir ülkede işsiz, çalışandan daha iyi imkanlara kavuşursa insanların çalışma arzusu körelir. Çalışmak isteyen kişi sayısı azaldığında iş gücü pahalı hale gelir. Böylece gelişmekte olan bir ülkenin en önemli silahı olan ucuz iş gücü avantajı kaybolur. Kar-üretim-yatırım-istihdam mekanizmasının kar ayağı zayıfladığında diğer ayaklar da etkilenecek, mekanizmanın çalışması yavaşlayacaktır. Bu daha az yatırım yapılması, ekonominin daha geç modernleşmesi, işsize daha geç iş bulunması manasına gelecektir.  </p>
<p>Sosyal devlet, kapitalist mekanizmanın çalışmasını çok yavaşlatmayacak şekilde sisteme dahil olamayanların hayatlarını güvence altına almalıdır. Bu nedenle fakirin her ihtiyacı değil, sadece temel ihtiyaçları karşılanmalıdır.  </p>
<p>İktidar şu anda barınma ihtiyacını karşılamak için Toplu Konut İdaresi&#8217;ne ucuz konut ürettiriyor. Böylece ihtiyaç sahipleri ucuz kredilerle ev bark sahibi oluyor. </p>
<p>Beslenme ihtiyacını karşılamak için yiyecek yardımları yapıyor. </p>
<p>Fakir fukara soğukta hasta olup üşümesin diye kömür dağıtıyor. </p>
<p>Sizce kömür, yiyecek yardımları mı, yoksa 600 lira nakit mi çalışan kesimin motivasyonunu azaltır, kapitalist mekanizmaya zarar verir? Asgari ücretin seviyesini düşünecek olursak 600 liralık nakit yardımın olduğu bir ülkede çalışmak akıllara zarardır. Böyle bir politika vatandaşı çalışmaktan soğutur. İş arayan sayısı azalınca ücret seviyeleri yükselir. Pahalı iş gücü az kar manasına gelecektir. Bu da yatırımın, üretimin, istihdamın daha yavaş artması demektir.     </p>
<p>600 liralık yardım istihdamdaki artışı yavaşlatır, işsize daha geç iş yaratılmasına neden olur. CHP diyor ki &#8220;AKP vatandaşı bilinçli olarak yardıma muhtaç bırakıyor.&#8221; Bu iddia tam da 600 liralık yardımla gerçekleşecektir. Kömür, yiyecek yardımları ile çalışanın motivasyonunu kırmadan fakirin hayatını güvence altına alırsınız. Ama asgari ücret seviyesinde bir parayı karşılıksız dağıtırsanız, asgari ücretle çalışan milyonlarca insanı çalışmaktan soğutursunuz. </p>
<p>İnsanlar çalışmayı bırakıp, 600 liranın peşinden koşarlar. </p>
<p>O parayı elde ettikten sonra da yan gelip yatarlar.  </p>
<p>Çalışmaktan ziyade devletten geçinme zihniyetini geliştirmenin adına &#8220;<a href="http://www.derindusunce.org/2009/01/31/cagdas-uygarlik-seviyesinin-ustu-bolum-4/" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;">popülizm</span></a>&#8221; denir. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu gelişmekte olan ülke politikacısının hastalığına tutulmuştur. Seçilmek için popülizm yapmaktadır. Tam da bu vaat, üretmeyen, hazır yiyen, sırtını devlete yaslayan anlayışa hizmet eder. Eski alışkanlıkları hortlatır.    </p>
<p>Sanırım şu noktada bir anlaşmazlık yok: &#8220;<a href="http://www.derindusunce.org/2009/02/14/aci-doyurmak-usuyeni-isitmak-devletin-en-temel-gorevidir/" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;">Açı doyurmak, üşüyeni ısıtmak devletin en temel görevidir</span></a>.&#8221; (Var diyenler önceki yazıya baksın.)  Bunu aça yiyecek, üşüyene kömür vererek yapmak ülkenin gelişmesinin hızını düşürmeyecek en uygun yöntemdir. Buradan hareketle şöyle bir cümle kursak herhalde kimsenin itirazı olmaz: &#8220;Kömür, yiyecek dağıtmak devletin en temel görevidir.&#8221; </p>
<p><strong>Gelecek Yazı</strong> </p>
<p>Popülizm ile sosyal devlet arasındaki nüans: kömür, yiyecek, yardımları </p>
<p><strong>İlgili yazılar</strong> </p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/2009/02/14/aci-doyurmak-usuyeni-isitmak-devletin-en-temel-gorevidir/" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;">Açı doyurmak, üşüyeni ısıtmak devletin en temel görevidir</span></a> </p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/2009/01/31/cagdas-uygarlik-seviyesinin-ustu-bolum-4/" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;">İşçiyi ezmeden işsizlik bitmez</span></a></p>
<p>&#8230;Bu makale ilginizi çektiyse&#8230;</p>
<p style="text-align: right;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank">Liberalizmin Kara Kitabı</a></strong></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-medium wp-image-10169" title="liberalizmin_kara_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_pt.jpg" alt="" width="165" height="288" /></a>Liberalizm asırlardır bir çok aşamalardan geçmiş, tarihi olaylarla kendisini imtihan etmiş bir düşünce geleneği. Değişmiş yanları var ama sabitleri de var. Bu sabitlerin içinde <strong>liberalizmin tehlikeli yönleri</strong> hatta <strong>YIKICI UNSURLARI</strong> da var. Bunları ortaya çıkarmak için “doğru” soruları sormak ve liberal perspektifte kalarak yanıt aramak gerekiyor… Büyük bir kısmı bu gelenekten olan düşünürlerin fikirlerinden istifade ederek <strong>liberalizmin kusurlarını</strong> ele alıyoruz bu kara kitapta: Adam Smith, Mandeville, John Stuart Mill, Hayek, Friedman, Röpke, Immanuel Kant, Alexis de Tocqville, John Rawls, Popper, Berlin, Mises, Rothbard ve Türkiye’de Mustafa Akyol, Atilla Yayla, Mustafa Erdoğan…</p>
<p>Liberallere, liberalimsilere ve anti-liberallere duyurulur.</p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a></p>
<p> </p>
<p style="text-align: right;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank">Liberalizmin Ak Kitabı</a></strong></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank"><img class="alignleft" title="liberalizmin-ak_kitabi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin-ak_kitabi-221x300.jpg" alt="" width="133" height="221" /></a>1930 model bir ulus-devletin, bir <strong>“devlet babanın”</strong> çocuklarıyız. Son derecede <strong>“Millî”</strong> bir eğitim gördük, öğrenim değil. Hayatta işimize yarayacak meslekî bilgileri ya da eleştirel bir bakışı öğrenmedik <strong>“millî”</strong> okullarda. <strong>“Varlığımızı Türk varlığına armağan etmek”</strong> için eğitildik, eğilip büküldük.</p>
<p>Liberallerin dilinden düşmeyen <strong>“Bireysel haklar ve özgürlükler”</strong> bizim gibi Kemalist çamaşırhanelerde yıkanmış beyinler için çok yeni. Türkiye’de yaşayan insanların ulus-devlet boyunduruğundan kurtulmasında önemli bir rol oynuyor liberaller. Biz de <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank">bu kitapta </a>liberalizmin temel tezleriyle uyumlu, bu fikir akımına doğrudan ya da dolaylı destek veren makaleleri birleştirdik. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank">Buradan indirin.</a></strong></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2009/02/19/komur-yiyecek-dagitmak-devletin-en-temel-gorevidir/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2009/02/19/komur-yiyecek-dagitmak-devletin-en-temel-gorevidir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>CHP Yerel Seçimlerde Ne Yapabilir?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/02/12/chp-yerel-secimlerde-ne-yapabilir/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2009/02/12/chp-yerel-secimlerde-ne-yapabilir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Feb 2009 10:31:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Konuk Yazar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[AKP]]></category>

		<category><![CDATA[CHP]]></category>

		<category><![CDATA[Yerel seçimler]]></category>

		<category><![CDATA[Demokrasi]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3487</guid>
		<description><![CDATA[Yazar: Ramazan Akkır
Türkiye, tutum ve davranışların siyasallaştığı ve ideolojik körlüğün had safhada olduğu bir ülkedir. Bu ideolojik körlüğün yanında &#8220;siyasetsizleşme&#8221; tuzağı, Türkiye&#8217;de siyasetin sık sık içine düştüğü derin girdaplardan biri. Oysa siyasetin ve siyasi partilerin varoluş gayesi, hem ülkenin ruhuna uygun/yerel, hem de küresel bir nitelikte &#8220;siyaset üretmek&#8221;tir. Bir erdem biçimi olarak siyasetin iflas etmeye [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/02/20090212_derin_dusunce_org_chp_yerel_secimler.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-3488" title="20090212_derin_dusunce_org_chp_yerel_secimler" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/02/20090212_derin_dusunce_org_chp_yerel_secimler.jpg" alt="" width="170" height="168" /></a>Yazar: Ramazan Akkır</strong></p>
<p>Türkiye, tutum ve davranışların siyasallaştığı ve ideolojik körlüğün had safhada olduğu bir ülkedir. Bu ideolojik körlüğün yanında &#8220;siyasetsizleşme&#8221; tuzağı, Türkiye&#8217;de siyasetin sık sık içine düştüğü derin girdaplardan biri. Oysa siyasetin ve siyasi partilerin varoluş gayesi, hem ülkenin ruhuna uygun/yerel, hem de küresel bir nitelikte &#8220;siyaset üretmek&#8221;tir. Bir erdem biçimi olarak siyasetin iflas etmeye yüz tuttuğu bir dönemden geçiyoruz. Siyasi aktörler, reel-politik adına iyi-kötü arasında seçim yapmaktan veya sahici kararlar almak sorumluluklarından sürekli uzaklaşıyorlar. Peki, genel ahval ve şerait böyleyken siyasetsizleşme tehlikesine düşmeden sahici bir dil ile siyaset üretmek mümkün müdür? <span id="more-3487"></span></p>
<p align="justify">     Tarihin hızını yakalayabilmenin, küresel dünyanın ve siyasetin gidişatını etkileyebilmenin yolu; değişimi anlamaktan, hazmedebilmekten ve değişim şenliğine katılabilmekten geçiyor. Türk siyaset tecrübesi gösterir ki, bu toplum, değişim şenliğine katıl(a)mayan siyasi partileri, tasfiye ederek siyasi tarihin arkeolojik malzemesine dönüştürmüştür. ANAP, DYP, Genç Parti bunun örneklerindendir. Yine unutulmamalıdır ki, şark kurnazlıklarıyla siyaseti ve toplumu statükocu bir noktaya doğru sürüklemek veya değişime direnmek, bir partinin veya siyasetin tükenmesinin göstergelerindendir.  </p>
<p align="justify">     Bu ülkenin siyasi aktörleri, maalesef, duygusallıktan uzak bir dil ile kendilerini ve siyasi paradigmalarını inşa etmeyi en doğru siyaset biçimi olarak benimsemişlerdir. CHP Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkan adayı Sefa Sirmen&#8217;in &#8220;her mahalleye Kur&#8217;an Kursu&#8221; açılımı veya yeterince açılamadan kapanan &#8220;çarşaf açılımı&#8221; CHP&#8217;nin değişim şenliğine katılmaya başladığını veya sahici bir dille yeni bir siyasi tavır ortaya koymaya başladığını gösterir mi? </p>
<p align="justify">     &#8221;Paramparça olmuş bir hayatın hikâyesi ancak ufak tefek parçalar halinde anlatılabilir.&#8221; diyen imparatorlukların çöküşüne tanıklık etmiş Alman Şair Rilke&#8217;nin bu sözünün izini sürelim. Alman şairin izinden giderek -yeni bir yerel seçimin sathı mailine girmiş olduğumuz şu günlerde- CHP&#8217;nin birkaç siyasi pratikten hareketle, bu siyasi geleneğin kodlarını çözümlemeye çalışalım.   </p>
<p align="justify">     İlk olarak özgürlükçü sol siyasi gelenekle hiçbir bağı kalmayan ve halkı mümkün mertebe devre dışı bırakan, neredeyse tüm siyasal tarihi boyunca resmi ideolojinin sözcüsü/taşıyıcısı olan CHP, devleti kuran bir parti olmaktan dolayı Kemalist ve fakat sağcı bir kafa-yönetim kâğıdına sahip olan sol bir parti hüviyetini bu güne kadar korumuştur. CHP&#8217;nin sol bir muhalefet ortaya koyabilmesi, devlet ile arasındaki genetik ilişki dolayısıyla neredeyse imkânsızdır. Halk ile kısa dönemler hariç bir türlü aynı dili konuş(a)mayan, toplumun yoksul kesimlerinden neredeyse hiç oy alamamasına karşın, siyaseten oy almakta zorlanabileceği sınıflar olan zengin ve ayrıcalıklı sınıflardan oy alması da siyasi yelpazenin solundaki bir parti için oldukça manidar olsa gerek. </p>
<p align="justify">     Bir buçuk yıl öncesine dönelim, 22 Temmuz 2007 genel seçimlerine&#8230; Bu tarihte ve sonrasında yaşananlar, Türk siyasal hayatı ile değişim arasındaki ilişkiyi göstermesi bakımından oldukça ufuk açıcıdır. CHP yöneticilerinden Onur Öymen&#8217;in, &#8220;Bu kadar sıkıntı çektiğimiz bir dönemde hükümeti eleştirmemize rağmen AKP&#8217;ye oy veriyorsanız bu işte mantıkla açıklanamayacak bir şeyler var demektir&#8221; ifadesi, CHP&#8217;nin zihniyet dünyasının resmini ortaya koyması açısından oldukça ilginçtir. Peki, bu söylemdeki &#8220;Mantıkla açıklanamayacak bir şey&#8221; yargısı ne anlama gelir?  </p>
<p align="justify">     İlk olarak hızla kendi çekirdeğini kırarak &#8220;dünyalılaşan&#8221;, küresel değerlerle bütünleşen bir toplumda, çağın gerisinde kalmış ve bir o kadar da kendi içine kapanmış bir partinin  &#8220;siyasal körleşme&#8221; halini ifade eder. Ardından siyasal partilerin ancak halka güvenerek iktidara gelebileceğini ve değişim doğrultusunda siyaset üreterek varolabileceğini/var-kalabileceğini, &#8220;kriz üreten bir siyasetin&#8221; artık miadının dolduğunu faş eyler. Ayrıca Türk sol geleneği bağlamında, CHP solculuğunun yerli değerlerle ya da bu ülkenin &#8220;yerlileriyle&#8221; ilişkisinin ne kadar sancılı olduğunu ve aynı zamanda tek meşruiyet kaynağının halk olduğu demokrasi fikriyatıyla olan genetik uyuşmazlığının da dışavurumuydu. </p>
<p align="justify">     Türk toplum yapısı doğru olarak çözümleyebilmek için tüm boyutlarıyla dini, dini tavır ve tutumları anlamak zorunludur. Çünkü bu toplumun en önemli meşruiyet kaynağı dindir. Yine Türkiye&#8217;nin siyasal hayatı eksene alınarak fotoğrafa bakıldığında, geleneksel inanca sahip olan, değişime ve bir o kadar da sürekliliğe vurgu yapan geniş halk kitlelerinin, genellikle dine karşı saygılı olan partilere oy verdiği görülür. Muhafazakâr kesim de, her ne şekilde olursa olsun CHP&#8217;ye karşı daima muhafazakâr veya liberal nitelikteki partileri desteklemiştir. Bu bağlamda Tek Parti döneminde bile muhafazakâr ve liberal unsurları içerisinde barındıran Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası&#8217;nı ve daha sonra Serbest Cumhuriyet Fırkası&#8217;nı desteklemişlerdi. Demokratik sistemin motoru olan siyasi partiler, siyasal iktidarı ele geçirmek için verdikleri mücadelede, başarının ölçütü ya da iktidar olabilmenin temel koşulu seçmenden aldıkları oy olduğu için, partiler seçmenlerle değişik biçim ve söylemlerle onların oylarını/desteklerini kazanmaya çalışırlar. Sosyolojik olarak belli bir dine bağlı insanlar, dine saygı duyan partileri desteklemişlerdir. Çok partili politik hayata geçiş ile birlikte din ve dinin sembolleri, kanaatleri etkilemek amacıyla partiler tarafından siyasi arenada açıkça kullanılmaya başlanmıştır.  </p>
<p align="justify">     Yerel seçimlerin sathı mailinde, Cumhuriyet ile yaşıt olan CHP&#8217;nin, kendi tarihselliği ile hesaplaşmadan yeni bir vizyon ortaya koyması mümkün müdür? Ya da Deniz Baykal&#8217;ın &#8220;Bize ne insanların kılık kıyafetinden? Kıyafet zaptiyesi miyiz biz?&#8221; çıkışı, Kemal Kılıçdaroğlu&#8217;nun &#8220;Gideceğim İsmailağa Cemaati&#8217;ne&#8230; ‘Bana neden oy vermiyorsunuz&#8217; diye soracağım&#8221; tavrı veya Sefa Sirmen&#8217;in &#8220;Her mahalleye Kuran kursu açma&#8221; vaadinin seçimlerde oya tahvil edilebilmesi mümkün müdür? Tüm bu seçim stratejisinin başarılı olabilmesi ancak ve ancak CHP&#8217;nin sahici bir dille yeniden kendini inşa etmesine bağlıdır. Bunun yanında uzun süreden beri iktidar yüzü görmeyen CHP, önümüzdeki yerel seçimleri kazanmak ve iktidar olmak istiyorsa -her ne kadar bu mümkün görünmese de- halkın diliyle konuşmayı/buluşmayı öğrenmesi veya bir dönem DP&#8217;nin sloganı olan &#8220;Yeter, söz milletindir!&#8221; sözünü benimseyip içselleştirmesi gerekmektedir. CHP&#8217;nin yeni bir gelecek vizyonu ve sahici bir siyasi dil ile halkın ruhuna seslenebilmesi, bir samimiyet testi işlevi gören seçimlerin de kazanılmasının anahtarıdır. Yoksa hem Baykal&#8217;ın, hem Kılıçdaroğlu&#8217;nun, hem de Sirmen&#8217;in çabası, şark kurnazlığından öte bir anlam ifade etmeyecektir.  </p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2009/02/12/chp-yerel-secimlerde-ne-yapabilir/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2009/02/12/chp-yerel-secimlerde-ne-yapabilir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Yerel seçimlerde ne olacak?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/12/09/yerel-secimlerde-ne-olacak/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2008/12/09/yerel-secimlerde-ne-olacak/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Dec 2008 22:16:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Yılmaz</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[AKP]]></category>

		<category><![CDATA[BBP]]></category>

		<category><![CDATA[CHP]]></category>

		<category><![CDATA[DTP]]></category>

		<category><![CDATA[Yerel seçimler]]></category>

		<category><![CDATA[Yerel seçimlerde ne olacak?]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=2496</guid>
		<description><![CDATA[ Seçimler yaklaşırken açılım savaşlarına tanık oluyoruz. Daha önceleri Alevî açılımıyla dikkat çeken AKP bu kez milliyetçi, militarist ve devletçi ufuklara yelken açıyor. Uzaklaşan demokrasi vapuruna bineceğinden emin olmayan yolcu gibi, bir ayağı uzaklaşan vapurun küpeştesinde, diğeri iskelede. CHP ise müslüman ufuklara çarşaf açarak yılın en komik açılımını yaptı.
DTP açılacak bir yer bulamayınca kapanışa yöneldi ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2008/12/20081206_derin_dusunce_yerel_secim_tahminleri5.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2008/12/20081206_derin_dusunce_yerel_secim_tahminleri.jpg"><img class="size-medium wp-image-2498 alignright" title="20081206_derin_dusunce_yerel_secim_tahminleri" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2008/12/20081206_derin_dusunce_yerel_secim_tahminleri.jpg" alt="" width="168" height="164" /></a> Seçimler yaklaşırken açılım savaşlarına tanık oluyoruz. Daha önceleri Alevî açılımıyla dikkat çeken AKP bu kez milliyetçi, militarist ve devletçi ufuklara yelken açıyor. Uzaklaşan demokrasi vapuruna bineceğinden emin olmayan yolcu gibi, bir ayağı uzaklaşan vapurun küpeştesinde, diğeri iskelede. CHP ise müslüman ufuklara çarşaf açarak yılın en komik açılımını yaptı.</p>
<p>DTP açılacak bir yer bulamayınca kapanışa yöneldi ve kendini kapattırarak <strong><em>&#8220;mağdur ve mazlum zavallı bir Kürt partisi&#8221;</em></strong> olabilmek için <span id="more-2496"></span>PKK&#8217;ya doğru açıldı! <span style="text-decoration: underline;"><a href="http://www.derindusunce.org/2008/10/28/acele-kurt-kani-araniyor/">Acele Kürt kanı aranıyor</a></span> adlı makalemizde bu ucuz oyunu eleştirmiştik. Bugün hâlâ baş rol oyuncusu Kürtlere figüran muamelesi yapıyor Kürtlerin CHP&#8217;si.</p>
<p> Peki şimdi ne olacak? Sandıktan ne çıkacak? Bu yazımızda resmî yerel seçim tahminlerimizi sebepleriyle açıklıyoruz. Siz de kendi tahminlerinizi yorum olarak eklerseniz mart ayında en isabetli tahminleri kimin yaptığını buradan takip edebiliriz.<!--more--></p>
<p> Şimdi gelelim seçmen analizine: Açılımlar, yolsuzluk iddiaları, Deniz Feneri, Ergenekon, AKP rüzgârı&#8230; Bütün bunlar nasıl etkileyecek seçmeni ve seçimleri?</p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2008/12/20081206_derin_dusunce_yerel_secim_tahminleri2.jpg"><img class="size-medium wp-image-2499 alignright" title="20081206_derin_dusunce_yerel_secim_tahminleri2" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2008/12/20081206_derin_dusunce_yerel_secim_tahminleri2.jpg" alt="" width="173" height="225" /></a> Önce MHP ve BBP.</p>
<p> Recep Tayyip Erdoğan ne zaman Bahçeli ile kürsüden kürsüye, manşetten manşete atışsa, Dünya şampiyonu <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Garri_Kasparov">Kasparov</a>&#8216;u çoban matıyla yenmeye çalışan bir acemi geliyor gözümün önüne! Neden?</p>
<p> Kendi gücünü, imkânlarını farkında olmadan AKP&#8217;nin lehine kullanan MHP en son &#8220;ya sev ya terk et&#8221; hadisesinde kendisine oy verenleri bile yeterince tanımadığını gösterdi (mealen):</p>
<p><strong>Başbakan:</strong> &#8220;Bu ülkenin kanunlarına uymayan/beğenmeyen başka yere gitsin&#8221;</p>
<p><strong>Basın:</strong> &#8220;Aa! ‘Ya sev ya terk et&#8217; dedi başbakan! Ne ayıp bişi!&#8221; (&#8221;Türkiye Türklerindir&#8221; sloganlı Hürriyet ayıp değil tabi)</p>
<p><strong>Başbakan:</strong>  &#8221;Valla billa öyle bir şey demedim, o laf MHP&#8217;nin sloganıdır&#8221;</p>
<p><strong>MHP:</strong> &#8220;Hayır ‘Ya sev ya terk et&#8217; bizim sloganımız değildir.&#8221;</p>
<p> MHP ve BBP sempatizanı, ülkücü, alperen ocağı vb grupların neredeyse besmelesi olmuş bir slogan cami önüne terk edilen gayrı meşru bebek durumuna düştü. Tuzağa düşen Bahçeli&#8217;nin ilk vukuatı değil bu tabi. Bir tane daha aktaralım, seçime etkisi bakımından oldukça ilginç:</p>
<p> Başbakan&#8217;ın son Güneydoğu gezisine çıkmasından kısa bir süre önceydi. MHP / BBP oylarını ve kadrosunu devşirmekte olan AKP gitgide milliyetçi ve devletçi nutuklarla dikkati çekiyordu. Kürtlere özel bir mesaj verilmesi gerekiyordu: <strong><em>&#8220;Aslında biz o kadar milliyetçi-devletçi değiliz, geçici olarak yapıyoruz bunu&#8221;.</em></strong> Ama nasıl olacak? Sabah &#8220;tek bayrak, tek vatan&#8221; diye haykırıp öğleden sonra TSK&#8217;nın terörle mücadele sırasında yaptığı hatalardan bahsedilmez ki. Kürtçenin yasaklanmasının PKK&#8217;ya yaradığı anlatılmaz ki! Kafası karışıverir seçmenin.</p>
<p> İşte tam bu sırada imdada Bahçeli yetişti. Bir MYK toplantısında elindeki bir raporu sallıyordu. Erdoğan&#8217;ın Başbakan olmadan çok önce Necmettin Erbakan döneminde hazırladığı bir rapordu bu. CIA ajanları pardon MHP&#8217;nin gizli servisi bu raporu ne büyük zorluklarla(!) ele geçirmişlerdi. Bahçeli köşesini kıvırdığı sayfaları hırsla çeviriyor, altı çizilmiş satırları kendine has kızgın tonuyla okuyordu (mealen) <em>&#8220;Başbakan diyor ki:</em></p>
<ul>
<li>- <em>Kemalist ideoloji vatandaşları tektipleştirmek ister,</em></li>
<li>- <em>Kürt kimliğini bir tehdit olarak görür,</em></li>
<li>- <em>Bölge halkı ne teröre ne de bölücülüğe meyilli değildir, Müslüman hissiyatı Kürt kimliğinin önündedir,</em></li>
<li>- <em>Kültürel haklarına saygı gösterilse ve ekonomi güçlense bölücü örgüt zayıflar,</em></li>
<li>- <em>Güvenlik güçleri denetlenmeli, hukuk üstün kılınmalıdır&#8230;&#8221;</em></li>
</ul>
<p> Hani Erdoğan bu satırları kırmızı kalemle çizse de <strong><em>&#8220;Devlet Bey Kardeşim, durumlar malum, şunları bir zahmet kürsüden okur musun?&#8221; </em></strong>deseydi bu kadar olurdu! Bana kalırsa bu operasyonu Erdoğan bizzat planlamış olabilir. Düşünün: MHP liderinin ağzından Kürtlere partiniz adına demokrasi mesajları yolluyorsunuz! Şaka gibi. Ama gerçek. İlahi Erdoğan!</p>
<p> Tayyip Erdoğan&#8217;ın sık sık yenilediği bir sözü vardır: <strong><em>&#8220;Sizler son kullanma tarihi geçmiş liderlersiniz&#8221;</em></strong> . Doğru söze ne buyurulur? Bahçeli&#8217;nin MHP kalesine attığı goller tabi ki AKP&#8217;nin işine yarayacak.</p>
<p> BBP&#8217;ye gelince. Bu parti ne şimdi ne de ileride ana muhalefete oynayacak güçte değil. Maddi destek bulmadan, orjinal fikirler, projeler ortaya atmadan, gerekli örgütlenmeyi sağlamadan, biraz CHP, MHP biraz da AKP gibi yapmakla bu iş olmuyor. Ama liderlerinin etrafında toplanan BBP&#8217;nin ekibi çok dinamik. MHP&#8217;nin hantallığı yok onlarda. Bu sebeple kendileri yerel seçimlerde büyük bir başarı kazanmasalar bile MHP&#8217;nin oylarını bölerek AKP&#8217;ye hizmet etmiş olacaklar.</p>
<p> <strong>Müslüman ufuklara çarşaf açan CHP</strong></p>
<p><img class="alignright" src="http://medya.zaman.com.tr/2008/11/28/karikatur3.jpg" alt="" width="319" height="215" />Deniz Baykal&#8217;ın bir AKP casusu olma ihtimali var mi? Abdullah Öcalan&#8217;ın vatansever(!) ve askersever(!) güçlerle işbirliği yapması nasıl mümkün ise Baykal&#8217;ın da gizli bir AKP&#8217;li olması öyle mümkün. Kendini solcu/aydın/modern sanan 1930 model Türk solu hiç bir zaman Baykal döneminde olduğu kadar rezil olmamıştı.</p>
<p> Başörtülü kadınların oylarının CHP&#8217;ye gitmeyeceği elbette aşikâr. Ama çarşaflı kadınlara Atatürk rozeti takan Baykal bir sürü Kemalist seçmeni CHP&#8217;den kaçıracak doğal olarak. Diğer alaturka sol (=nasyonal sosyalist) partiler ile de ayak oyunları, adam çalma gibi çekişmeleri sürdürüyor CHP. Böyle giderse bazı yerlerde toplam &#8220;sol&#8221; oyların AKP oylarını geçtiğine ama belediyeyi yine de AKP&#8217;nin aldığına tanık olacak.</p>
<p> DSP 22 temmuz&#8217;da CHP&#8217;ye ödünç verdiği oyları geri alarak sürpriz yapabilir. Zira 2 + 2 dört etmemişti hatırlanacağı gibi. Soldaki bu zoraki birleşme tepki doğurmuş, anti-Baykal seçmenler sandığa gitmemiş ya da boş oy kullanmıştı. Bu sefer tam tersi olabilir. DSP sanıldığından çok daha fazla oy toplayabilir. Zira kendi tabanı yanında çarşaf operasyonundan dolayı CHP&#8217;den kopacak anti-Baykalcılar bu partiye oy verebilirler.</p>
<p> <strong>AKP&#8217;nin sorunları ve fırsatları</strong></p>
<p>Deniz Feneri ve diğer yolsuzluk davalarının seçimlere hiç bir etkisi olmayacağını düsünüyoruz. Neden? Bu yolsuzluk iddiaları anti-AKP cephesini memnun etti, bu kesin. Ama AKP&#8217;ye oy vermiş ve yine vermeyi düşünen kesim ne düşündü?</p>
<ul>
<li>1) Benim partim/partilim böyle şey yapmaz, komplodur bu söylentiler!</li>
<li>2) CHP / MHP rüşvet yemedi mi sanki?</li>
<li>3) O mevkiye gelsem ben de aynı şeyi yapardım.</li>
</ul>
<p> Türkiye seçmeni bizce rüşvete karşı değil. Sürdürülebilir bir yolsuzluktan yana. Yani:</p>
<p> <em>&#8220;Bal tutanlar parmaklarını yalasınlar, hatta bir kaç kaşık da yesinler. Ama bize de bıraksınlar. Çarkların dönmesine engel olacak kadar &#8220;aşırı&#8221; yemesinler.&#8221;</em></p>
<p> Bu şekliyle oldukça gerçekçi bir yolsuzluk modeli çıkıyor karşımıza. Politik ve dinî görüşü ne olursa olsun herkes bir şekilde &#8220;yırtmak&#8221; istiyor. Bugünkü refah seviyelerini arttırmanın ancak AKP ile mümkün olduğunu görüyorlar. 22 temmuzdan önce CHP&#8217;li işadamı/esnaf bir çok dostum itiraf ediyordu, &#8220;AKP&#8217;ye oy vermeyeceğim ama onların kazanmasını istiyorum&#8221;.</p>
<p> Tabi hâlâ AKP&#8217;nin islamcılıkla seçim kazandığını sananlar burada anlatmak istediğimizi anlamayacaklardır. Bu partiye oy verenlerin hemen hepsi tamamen kendi çıkarlarını kollayan sıradan vatandaşlar oysa. MHP ve CHP&#8217;nin neden AKP&#8217;ye direnemediklerini anlamak için biraz vakit ayırıp <a href="http://ucuncudalgageliyor.blogspot.com/2007/05/iii-dalga.html">Üçüncü Dalga kavramı</a> hakkında bilgi edinilmesini tavsiye ediyoruz. Bu güzel sitenin yazarı Murat Karun&#8217;un deyimiyle <em>&#8220;1ci dalga ile mücadele ettiklerini sanıyorlar ama karşılarında 3cü dalga var.&#8221;</em></p>
<p> <strong>Ergenekon</strong></p>
<p><img id="cizgiyorum-resim" class="alignright" src="http://medya.zaman.com.tr/2008/12/07/cizgiyorum.jpg" border="0" alt="" width="264" height="375" />Bu dava ilk açıldığı günlerdeki olumlu etkisini kaybetti bir parça. Çok önemli bilgiler peşpeşe gün ışığına çıkmaya devam ediyor ama basının ve halkın ilgisizliği, AKP&#8217;nin siyasî irade ile gerekli soruşturmaları açmakta gecikmesi de söz konusu. Neticede kaybeden Türkiye olacak. Zira bu kadar cinayetin, bombanın, çetenin ortaya çıkması ve cezasız kalması bu yöntemlere yeni bir meşruluk kazandıracak.<em> &#8220;Zaten kimse bunların üzerine gidemez, gitse de ceza veremez, verse de uygulayamaz&#8230;&#8221;</em> gibi kaderci bir önyargı yerleşebilir. Bu ise Ergenekon davası açılmadan önceki durumdan daha da kötü olur ülkemiz için. Bu koşullarda Ergenekon davasının AKP&#8217;ye daha fazla oy kazandırma ihtimali zayıf.</p>
<p> <strong>AKP Rüzgârı</strong></p>
<p>Tamamen pragmatik sebeplerle AKP diğer partilerden kadro devşiriyor bu seçimlerde. Önce hatırlatalım, Türkiye&#8217;deki siyasetçileri birer dava/ilke adamı olarak görmek yanlış olur. Genellikle bu insanlar sizden bizden daha ilkeli değiller. Filan ilçede tanınan, sevilen, yıllardır ANAP ya da MHP çatısı altında siyaset yapan bir adam önünün tıkandığını hissettiği anda AKP&#8217;ye geçebilir.</p>
<p> Buna ek olarak AKP&#8217;ye genel seçimlerde asla oy vermeyecek insanlar iktidarla kavgalı bir belediye istemedikleri için bu partiyi seçeceklerdir. AKP&#8217;nin iktidarda olmanın verdiği bütün imkânları en iyi biçimde değerlendireceğini de hesaba katarsak güçlü bir AKP rüzgârı ile karşılaşacağız.</p>
<p> Bu rüzgârın etkisini arttıracak bir etken daha var: Bahçeli&#8217;nin, Baykal&#8217;ın ve diğer muhalefet parti kurmaylarının operasyonel siyasetten fazla çakmaması. Broşür basmaktan ev toplantılarına, meydanlardan kulislere kadar seçime etkisi olabilecek herkese ve herşeye yakın markaj yapma kapasitesi bulunan tek parti AKPdir.</p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2008/12/20081206_derin_dusunce_yerel_secim_tahminleri4.jpg"><img class="size-medium wp-image-2500 alignright" title="20081206_derin_dusunce_yerel_secim_tahminleri4" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2008/12/20081206_derin_dusunce_yerel_secim_tahminleri4.jpg" alt="" width="225" height="225" /></a> Başbakan&#8217;ın bütün otoriterliğine ve karizmasına rağmen en yassı emir-komuta zinciri de AKP&#8217;dedir. Bu ne anlama gelir? Parti içi demokrasi konusundan bahsetmiyoruz. Bir seçim kazanma makinesi olarak etkinlikten ve manevra kabiliyetinden bahsediyoruz. Zeminde meydana gelebilecek en ufak bir yenilikten veya sorundan liderin haberdar edilme hızı AKP&#8217;de çok yüksek. Aynı şekilde liderin stratejik kararlarının operasyonel eyleme dönüşmesi ve uygulanması anlamında AKP diğer partilerden çok önde. Bu iki teknik özellik AKP&#8217;nin seçim öncesi dönemlerde eşgüdüm içinde hareket etmesini sağlıyor. Diğer partilerde ise eşgüdüm eksikliğinden dolayı çok enerji kaybedildiğine tanık oluyoruz.</p>
<p> Seçim kazanmak eski model siyasetçilerin gözünde <em>&#8220;halkla el ele vatan kurtarmak&#8221;</em> veya <em>&#8220;komünizme/emperyalizme ya da şeriata karşı direnmek&#8221;</em> iken Erdoğan&#8217;ın gözünde çok daha teknik, operasyonel bir şey söz konusu. Lenin ve Troçki&#8217;nin biyografisini okumuş olanlar bu iki liderin 1917 Ekim devrimine bakışları arasındaki farkları referans olarak kullanabilirler. Troçki&#8217;nin sıklıkla yinelediği bir sözü vardır: <em>&#8220;Darbe teknik bir iştir, teoriyle değil mühendis ve teknisyenlerle yapılır&#8221;</em>. Eğer Lenin-Troçki örneğinde olduğu gibi diğer liderler ve Erdoğan aynı ekipte olsalardı onlara şöyle seslenebilirdi: <em>&#8220;Arkadaşlar, bırakın bu şeriatçılığı, Atatürk ilkelerini filan. Bize onların oyları lâzım. Oy toplamak ise ideolojik değil teknik bir iştir!&#8221;</em></p>
<p> Operasyonel siyasetteki bu zayıflık DTP, DSP ve CHP&#8217;yi daha sert vuracak. Çünkü BBP ve MHP&#8217;li piyadeler karınca zihniyetiyle komutanlarının zayıflığını bir yere kadar bireysel özveriyle tazmin edecekler. Yemeden, içmeden, uyumadan çalışacaklar. Ama çok daha bireysel zihin yapılı olan DTP, DSP ve CHP piyadeleri bu performansı gösteremeyecekler. Özellikle 22 Temmuz&#8217;dan sonra  &#8220;Bilseydik tatile giderdik&#8221; diyerek iç dünyalarını eleveren CHP&#8217;li  insancıklar 8 gol yiyeceğini bilerek sahaya çıkan futbolcular gibi oynayacaklar. DTP değil ama DSP ve CHPli seçmen de iktidar söz konusu olmadığı için sandığa gitmeyecek. DSP ve CHP&#8217;lilerin seçime göstereceği ilgisizlik diğer partilere ama en çok AKP&#8217;ye yarayacak.</p>
<p> <strong>Güneydoğu&#8217;da ne olur?</strong></p>
<p>Burada iki ihtimal görüyoruz. 22 temmuzdaki tablonun devam etmesi. Yani AKP&#8217;nin aldığı yerleri elinde tutması ama çok istediği Diyarbakır, Tunceli gibi yerlerin belediyelerini DTP&#8217;den alamamış olması. Bu en güçlü senaryo. Tersi yani DTP&#8217;nin yeni belediyeler kazanması imkânsız görünüyor. Ancak AKP bir sürpriz yapabilir. Güneydoğu&#8217;nun dinamikleri başka yerlere benzemiyor. Bölge halkı DTP&#8217;nin Kemalist çizgide geliştirdiği yobaz laik Kürt-Ulus devletini istemiyor. Böyle bir modelde ne Zazalar, ne Soraniler ne Hristiyan Araplar ne de diğerleri kendilerine yer bulamayacaklar.</p>
<p> Bu ba¨glamda DTP&#8217;nin temsil ettiği Kürt kimliği bizim yazılarımızda saygı duyulması için çağrı yaptığımız Kürt kimliği değil. Zaten yerel seçimler büyük kimlik algïlarï ve ideolojiler üzerinden de¨gil günlük çïkarlar zemininde olacak. Kürt seçmen tïpkï Türk seçmen gibi ekme¨gini, kirasïnï, okulunu, hastahanesini ve tabi can güvenli¨gini dü¨sünerek oy kullanacak. AKP&#8217;nin adaylarïnïn kalitesi bu ikinci senaryoyu güçlendirebilir. Böyle bir durumda Güneydo¨gu&#8217;daki belediyelerin %100&#8242;ü AKP&#8217;li olabilir.</p>
<p> <strong>AKP&#8217;nin demokrasiye kapanımları</strong></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2008/12/20081206_derin_dusunce_yerel_secim_tahminleri3.jpg"><img class="size-medium wp-image-2501 alignright" title="20081206_derin_dusunce_yerel_secim_tahminleri3" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2008/12/20081206_derin_dusunce_yerel_secim_tahminleri3-224x300.jpg" alt="" width="178" height="221" /></a>AKP&#8217;nin son anti-demokratik açılımları, kadrolardaki oynamalar vb AKP sempatizanı demokratları, liberalleri ürküttü. Bu kesin. Ama Erdoğan hesap-kitap işlerini herkesten daha iyi biliyor. Demokrat, liberal, AB yanlısı vb kesim sesi çok çıkan bir kesim. Ama sandıkta herkesin bir oyu var. Kaybetiği demokratik oyların kat kat fazlası AKP&#8217;ye milliyetçi, devletçi oylar olarak gelecektir. Bu bakımdan taktik olarak doğru davrandılar.</p>
<p> Bu taktiğin Türkiye için kısa vadeli bir faydası olabilir. Bugüne kadar AKP&#8217;yi yıpratmak için terör ve şehit edebiyatı fazlasıyla kullanıldı. Kürtlerin meşru haklarını savunduğunda AKP&#8217;ye <strong><em>&#8220;teröristlere taviz veriyorsunuz&#8221;</em></strong> denildi. AKP&#8217;nin milliyetçi, militarist, devletle kavgasız bir çizgide olması/gözükmesi terörün bir seçim aygıtı olarak kullanılmasına engel olabilir. Yani her şehit haberi geldiğinde TSK komutanlarıyla omuz omuza Türk bayrağına sarılı tabutların etrafına toplanan, <strong><em>&#8220;ordumuzu yıpratmayın&#8221;</em></strong> diyen bir AKP&#8217;ye karşı terörün etkisi ister istemez azalacaktır. Hatta ters bile tepebilir. Eğer askeri ve/veya sivil hedeflere PKK adına önemli saldırılar yapılırsa AKP&#8217;li olmayan seçmen bile <strong><em>&#8220;birlik beraberlik ruhu içinde&#8221;</em></strong> AKP&#8217;ye yönelecektir. Dünyanın her yerinde bu böyledir. Savaş, terör, doğal felaketler vb seçmeni iktidar partisine doğru iter.</p>
<p> Yaklaşan seçim açısından doğru olan bu taktik stratejik olarak ne konumda?</p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2008/12/20081206_derin_dusunce_yerel_secim_tahminleri5.jpg"><img class="size-medium wp-image-2503 alignright" title="20081206_derin_dusunce_yerel_secim_tahminleri5" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2008/12/20081206_derin_dusunce_yerel_secim_tahminleri5.jpg" alt="" width="230" height="296" /></a> Bu seçimlerde elde edecekleri yüksek skorların da etkisiyle AKP&#8217;lilerin büyük bir kibire kapılmaları ihtimal dahilinde. Ayrıca demokrat kadroları azar azar değiştirip yerlerine oturtulan devletçi isimler seçimden sonra koltuklarını eski sahipleri kadar kolaylıkla bırakacaklar mı? Sanmıyoruz. Demokrasiden totalitarizme geçmek kolaydır. Ama tersi zordur. İdeolojik rengi ne olursa olsun(kemalist, milliyetçi, islamcı) bu tip açılımlar aslında bir kapanıştır. AKP taktik olarak girdi bu çıkmaz sokağa. Zamanında U dönüş yapamazsa ne olur? AKP&#8217;nin sonu olur. AKP tıpkı ANAP gibi yozlaşır, küçülür ve dağılır. Çünkü rakiplerinin beceriksizliği üzerine siyasî strateji yapılmaz.</p>
<p> Unutmayalım ki Osmanlı&#8217;da çöküş en parlak devrin padişahı olan Kanuni&#8217;den sonra başlamıştır. Ampuller de telleri koparken yani son nefeslerini vermeden önce nihai büyük bir parlaklık yayarlar.</p>
<p> <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2008/12/20081206_derin_dusunce_yerel_secim_tahminleri.jpg"></a>Seçim tahminlerimiz:</p>
<ol>
<li>AKP: %60</li>
<li>MHP: %14</li>
<li>CHP: %11</li>
<li>DTP: %4</li>
<li>DSP: Büyük sürpriz</li>
<li>BBP: Büyük sürpriz</li>
</ol>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2008/12/09/yerel-secimlerde-ne-olacak/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2008/12/09/yerel-secimlerde-ne-olacak/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>

