<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>Derin Düşünce &#187; Ulus-Devlet</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/category/ulus-devlet/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Fri, 25 May 2012 09:41:57 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Yeni Bir Site Doğuyor: Millî Eğitim Yerine Sivil Eğitim</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/05/05/yeni-bir-site-doguyor-milli-egitim-yerine-sivil-egitim/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/05/05/yeni-bir-site-doguyor-milli-egitim-yerine-sivil-egitim/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 05 May 2012 18:00:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editörden</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>

		<category><![CDATA[Gençlik]]></category>

		<category><![CDATA[Militarizm]]></category>

		<category><![CDATA[Milliyetçilik]]></category>

		<category><![CDATA[Resmî Tarih]]></category>

		<category><![CDATA[Ulus-Devlet]]></category>

		<category><![CDATA[resmi ideoloji]]></category>

		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21791</guid>
		<description><![CDATA[
&#8220;&#8230; Çocuklara her gün &#8220;rahat&#8221; &#8220;hazır ol&#8221; komutlarıyla ezberlettirilen &#8220;andımız&#8221; adlı yemin metninin gerek içeriği ve gerekse okutma biçimine bakıldığında bir önceki çağa ait bir uygulama olduğu hemen fark edilir. Aynı zamanda bu tür bir uygulamanın ne pedagojik ilkelerle ne de evrensel hukukla bağdaşır bir yanı bulunmaktadır. Ancak ne yazık ki Türkiye&#8217;de çocuklar hala asker [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/05/sivil_egitim.jpg"><img class="size-full wp-image-21792 aligncenter" title="sivil_egitim" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/05/sivil_egitim.jpg" alt="" width="300" height="216" /></a></em></p>
<blockquote><p><em>&#8220;&#8230; Çocuklara her gün &#8220;rahat&#8221; &#8220;hazır ol&#8221; komutlarıyla ezberlettirilen &#8220;andımız&#8221; adlı yemin metninin gerek içeriği ve gerekse okutma biçimine bakıldığında bir önceki çağa ait bir uygulama olduğu hemen fark edilir. Aynı zamanda bu tür bir uygulamanın ne pedagojik ilkelerle ne de evrensel hukukla bağdaşır bir yanı bulunmaktadır. Ancak ne yazık ki Türkiye&#8217;de çocuklar hala asker komutlarıyla bu andı tekrar etmektedirler. Her gün askeri komutları tekrarlayan okul idarecilerinin kendilerini komutan, öğrencilerini ise asker gibi görmeye başladığı bir eğitim sisteminde bireyin özgürleşmesi mümkün değildir &#8230;&#8221;</em> <a href="http://www.sivilegitim.com/hakkimizda" target="_blank">TAMAMI</a> </p></blockquote>
<p> </p>
<p>&#8230; Bu konuda e-kitap &#8230;</p>
<p> </p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong>T<span style="color: #0000ff;">ürkiye’nin Ulus-Devlet Sorunu</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-full wp-image-7896" title="20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt.jpg" alt="" width="125" height="183" /></a>Devlet gibi soğuk ve katı bir yapı bizimle olan ilişkisini <strong>hukuk</strong> yerine <strong>ırkımıza</strong> ya da <strong>inançlarımıza</strong> göre düzenleyebilir mi? GERÇEK hayatı son derecede dinamik ve renkli biz “insanların”. Birden fazla şehre, mahalleye, gruba, klübe, cemaate, etnik köke, şirkete, mesleğe, gelir grubuna ait olabiliriz ve bu aidiyet hayatımız boyunca değişebilir. Oysa devletimiz hâlâ başörtüsüyle uğraşıyor, kimi devlet memurları <strong>“ne mutlu Türk’üm”</strong> demeyenleri iç düşman ilân ediyor, Sünnî İslâm derslerini zorla herkese okutuyor… Bizim paramızla, <strong>bizim iyiliğimiz için(!) bize rağmen… </strong>Kürt sorunu, başörtüsü sorunu, Hıristiyan azınlıklar sorunu… Bizleri sadece “insan” olarak göremeyen devletimizin halkıyla bir sorunu var. Türkiye’nin “sorunlarının” kaynağı sakın <strong>ulus-devlet</strong> modeli olmasın? 80 sayfalık bu kitap Kurtuluş savaşı’ndan sonra Türkiye’ye giydirilmiş olan deli gömleğine işaret ediyor.  Ne mutlu “insanım” diyene! <a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong>Kitabı buradan indirin</strong></a>.</p>
<p> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-11326" title="kapak-laiklik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg" alt="" width="120" height="169" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"> Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a>Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde <strong>Yobaz Laiklik Meselesini</strong> barındıran konuları ele alıyor.<a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirebilirsiniz.</strong></a> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank">Tarih şaşırmaktır</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-medium wp-image-13449" title="tarih_sasirmaktir" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir.jpg" alt="" width="109" height="141" /></a>Evet… Tarih şaşırmaktır. Atatürk’e şaşırmak, Kürtlere şaşırmak, Lozan’a şaşırmaktır. Geçmişe hayret edip bugüne eleştirel bakabilmek, yarını hazırlamaktır Tarih. Geçmişe değil geleceğe dönüktür amacı. Özetle siyasî bir propaganda aygıtı değildir. Gaz vermek, <strong>“Asker millet”</strong> üretmek, <strong>atalarımızla gurur duymak</strong> için tarih araştırılmaz. Eğer resmî tarihin beyin yıkamasından bıktıysanız bu kitap ilginizi çekecektir… <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong>Türk milliyetçiliği birleştirir mi yoksa parçalar mı?</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi.gif"><img class="alignleft size-medium wp-image-8579" title="turk_milliyetciligi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi-204x300.gif" alt="" width="133" height="204" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"> <strong>İllâ ki bir tutkal/çimento mu gerekiyor? </strong>Milliyetçilik tutkalı adil ve müreffeh bir düzene alternatif olabilir mi? Adaletin, hukukun hâkim olmadığı ortamlarda Türklerin kardeşliği ne işe yarar? Belki de Türk Milliyetçiliği diğer milliyetçilikler gibi yok olmaya mahkûm bir söylem. Çünkü var olmak için “<strong>ötekine</strong>” ihtiyacı var. Ötekileştireceği bir grup bulamazsa kendi içinden “<strong>zayıf</strong>” bir zümreyi günah keçisi olarak seçiyor. Kürtler, Hıristiyanlar, Eşcinseller, solcular…150 sayfalık bu kitapta Türk Milliyetçiliğini sorguluyoruz. Müslüman ve milliyetçi olunabilir mi? Türkiye’ye faydaları ve zararları nelerdir? Milliyetçiliğin geçmişi ve geleceği, siyasete, barışa, adalete etkisiyle. <a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirin.</strong></a> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/05/05/yeni-bir-site-doguyor-milli-egitim-yerine-sivil-egitim/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/05/05/yeni-bir-site-doguyor-milli-egitim-yerine-sivil-egitim/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>23 Nisan Çocuk Bayramı: Çocuklar okulda ne kadar çocuk?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/04/23/23-nisan-cocuk-bayrami-cocuklar-okulda-ne-kadar-cocuk/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/04/23/23-nisan-cocuk-bayrami-cocuklar-okulda-ne-kadar-cocuk/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 23 Apr 2012 07:51:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Konuk Yazar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Ulus-Devlet]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<category><![CDATA[faşizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21602</guid>
		<description><![CDATA[Ufuk Coşkun
Çocuklar uzun süredir 17.03.1981 tarih(tarihe dikkat edin) ve 2429 sayılı &#8220;Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkındaki Kanun&#8221; gereği 23 Nisan hazırlıkları yaptılar. Türkiye&#8217;de bilindiği gibi resmi bayram hazırlıkları aylar öncesinden başlar. Çocuklar, gerek resmigeçit törenleri gerek çeşitli gösteriler için olsun bayram gününe kusursuz bir biçimde hazırlanmaları için haftalar öncesinden öğretmenleri eşliğinde stadyumlara götürülür. Ulusal [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em><img class="alignright" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2008/06/20080622_derin_dusunce_org_ataturk_kosesi.jpg" alt="" width="267" height="192" /><a href="http://www.sivildusunce.com/" target="_blank">Ufuk Coşkun</a></em></strong></p>
<p>Çocuklar uzun süredir 17.03.1981 tarih(tarihe dikkat edin) ve 2429 sayılı &#8220;Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkındaki Kanun&#8221; gereği 23 Nisan hazırlıkları yaptılar. Türkiye&#8217;de bilindiği gibi resmi bayram hazırlıkları aylar öncesinden başlar. Çocuklar, gerek resmigeçit törenleri gerek çeşitli gösteriler için olsun bayram gününe kusursuz bir biçimde hazırlanmaları için haftalar öncesinden öğretmenleri eşliğinde stadyumlara götürülür. Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Yönergesine göre bu hazırlıklar tören ve gösteri bölümlerinden <span id="more-21602"></span>oluşmaktadır.13.Madde&#8217;nin (ğ) bendine göre; Tören geçişi; tören yöneticisi, Bayrak grubu,  flama grubu ve teknik komitenin geçişinden sonra; diğer grupların geçiş sırası ise teknik komite tarafından belirlenen sıraya göre yapılır. Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı gösterileri ise, çocuk kortejleri, halk oyunları, dans, bale, jimnastik gösterileri, bando gösterileri, seçilecek konuların müzik eşliğinde dramatize edilmesi gibi vs etkinliklerdir.</p>
<p> Gösteriler büyük ölçüde protokol önünde gerçekleşir. Bir bakıma her şey onlar için hazırlanmış gibidir. Siyah gözlüklü protokol üyeleri ise o bilindik sert tavırlarını biran olsun kırmayı deneyerek gösterileri izlerler. Kısacası resmi çocuk bayramının çocuklar için bir hayli yoğun ve yorgun geçtiğini ifade edebiliriz. Oysa çocukların gayri resmi ve ritüelsiz, keyifli bir bayram geçirmeleri sağlanabilir.</p>
<p> <strong>23 Nisan kaç yıldır ve ne şekilde kutlanılıyor?</strong></p>
<p> 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı&#8217;nın 1923 yılından beri bu şekilde kutlanıldığına ayrıca bu bayramın çocuklara Atatürk&#8217;ün armağanı olduğuna dair yaygın bir kanaat hakimdir. Mehmet Ö Alkan&#8217;a göre bu bir efsaneden ibaret. Peki, 23 Nisan nasıl ortaya çıktı ve bugün kutlanılan bu çocuk bayramı ne zamandır uygulamada. Mehmet Ö. Alkan&#8221; 23 Nisan&#8217;ın Gayri Resmî Tarihi&#8221; adlı makalesinde; 23 Nisan&#8217;ın ilk kez 1921 yılında millî bayram olarak kutlandığını, ardından bugünkü Çocuk Esirgeme Kurumu&#8217;nun aynı günü, çocuk günü ilan etmesiyle örtüşmenin başladığını ve 1927&#8242;de aynı kurumca çocuk bayramına dönüştüğünü ifade eder. 23 Nisan, 1935 yılına kadar bir yandan millî hâkimiyet bayramı, bir yandan da çocuk haftası olarak kutlanır; o yıl resmen ulusal egemenlik bayramı olarak benimsenir. &#8220;Armağan&#8221; öyküsü ilk kez 1957 yılında duyulmaya başlamış olup, 27 Mayıs sonrasında yaygınlaşmıştır.</p>
<p> <strong>23 Nisan Çocuk Bayramı ve Kenan Evren</strong></p>
<p><strong> </strong>Alkan; 23 Nisan&#8217;ın resmi olarak ulusal egemenlik ve çocuk bayramı olarak kabul edilmesini 12 Eylül yönetimine borçlu olduğumuzu ifade der. 12 Eylül milli egemenliğin temsil edildiği TBMM&#8217;yi kapatmıştı. Yaklaşmakta olan &#8220;Ulusal Egemenlik Bayramı &#8221; 1935 yılındaki tanımlamaya göre kutlanması gerekiyordu. Açılış günü kutlanan meclis ortada yoktu. Durumun zorluğunu fark eden Kenan Evren hemen yeni bir yasa hazırlanması için emir verdi. 23 Nisan&#8217;dan yaklaşık bir ay önce 17 Mart 1981&#8242;de kabul edilen ve 19 Mart&#8217;ta Resmi Gazete&#8217;de yayımlanan kanunla bayramın adı &#8220;Ulusal Egemenlik Bayramı &#8220;olmaktan çıkmış ve  &#8220;23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı &#8221; olarak değiştirilmişti. Bu kanunda ilk defa &#8220;Ulusal Egemenlik&#8221; ve  &#8220;Çocuk Bayramı&#8221; birlikte kullanılmıştı. Kanun metninin ilk halinde bayramın sadece anaokulları ve ilkokullarda kutlanabileceğine ilişkin kısım 1983 seçimlerinin yaklaşması üzerine kanundan çıkarılmıştır. Zira meclis açılmak üzeredir. İşte bu ortamda 23 Nisan&#8217;ı çocuklara Atatürk&#8217;ün armağan ettiği şeklindeki efsane işlenmeye başlanır. Oysa böyle bir günü çocuklara Atatürk armağan etmemişti. Çocuk Bayramı olarak bugünün kutlanmasının Atatürk&#8217;le doğrudan bir ilgisi de yoktu. Bayramın adını değiştiren TBMM&#8217;yi kapatan 12 Eylül darbecileri 5 Mayıs 1981&#8242;de 51 nolu Milli Güvenlik Kurulu Kararı ile Türkiye&#8217;ye Amerika&#8217;daki kiliselerin öncülüğünde kutlanan Çocuk Bayramı( Children&#8217;s Day) kutlamalarından esinlenerek &#8220;Çocuk Bayramı&#8221;nı armağan eden Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumu&#8217;nu feshetmiştir.( Mehmet Ö. Alkan, Toplumsal Tarih Dergisi, Nisan 2011)</p>
<p>12 Eylül&#8217;de çıkarılan 1402 sayılı yasa ile binlerce öğretmeni mağdur eden, memurların emeklilik gibi kazanılmış tüm haklarını vermeyen, onlara kamu görevini yasaklayan, hak arayan öğretmenleri ise, haksız cezalara çarptıran ve onları işkenceden geçiren yetmezmiş gibi öğretmenlerin sandığı İLKSAN&#8217;ı onların elinden alan 12 Eylül cuntacıları 24 Kasım&#8217;ı da Öğretmenler Günü ilan etmişlerdi. Aynı darbeci kesim 17 Mart 1981&#8242;de kabul edilen ve 19 Mart&#8217;ta Resmi Gazete&#8217;de yayımlanan kanunla Ulusal Egemenlik Bayramını &#8220;23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı &#8221; olarak değiştirmiştir. Bu kadar haksızlık yapan cuntacıların öğretmenleri ve çocukları sevdiğini söylemek ve bu konuda samimi olduklarını düşünmek bir hayli güç.</p>
<p> <strong>Çocuklar kendilerini çocuk gibi hissetmeli;</strong></p>
<p><strong> </strong>23 Nisan Çocuk Bayramı&#8217;nın dünyada sadece bizde kutlandığı ifade edilir. Ne var ki bir taraftan çocuk bayramını kutlayan tek ülke olmamıza rağmen diğer taraftan okullarda çocuklara asker muamelesi yapan belki de tek ülkeyiz. Bilindiği gibi çocuklara her gün rahat hazırol komutlarıyla ezberlettirilen &#8220;andımız&#8221; adlı bir yemin metni vardır. Bu metnin gerek içeriği ve gerekse okutma biçimine bakıldığında bir önceki çağa ait bir uygulama olduğu hemen fark edilir. Aynı zamanda bu tür bir uygulamanın ne pedagojik ilkelerle ne de evrensel hukukla bağdaşır bir yanı bulunmaktadır. Ancak ne yazık ki Türkiye&#8217;de çocuklar hala asker komutlarıyla bu andı tekrar etmektedirler. Her gün askeri komutları tekrarlayan okul idarecilerinin kendilerini komutan, öğrencilerini ise asker gibi görmeye başladığı bir eğitim düzeneğinde sanıyorum bugünlerde çocuklara verilecek en anlamlı hediye; bu andın kaldırılması olacaktır.</p>
<p> Diğer taraftan eğitim kurumlarında çocukların hala nöbet tutturulduğunu görmekteyiz. Ders saatlerinde derste olması gereken çocuklar sırf sorumluluk duygusu gelişsin diye okul idarecilerin işlerini gören birer yardımcı elemana dönüştürülmektedir. Bu da çocuklara yapılan bir başka haksız uygulamadır. Türkiye 4+4+4 kademeli eğitim sistemiyle eğitim yapısında bir reforma gitti. Bakıldığında son yıllarda eğitim alanında ciddi bir hareketlilik yaşanıyor. Kuşkusuz bu reformlar önemli ve daha yapılacak birçok reformla eğitimde belki de demokratik dünyayı yakalayacağız. Türkiye&#8217;nin çocuklara verdiği önem kadar büyüyeceği bir gerçektir. Bunun için evvela çocukların kendilerini çocuk gibi hissetmelerini sağlamalıyız. Bunun da başlıca yolu tek parti döneminin eskiden kalma eğitim anlayışının ve uygulamalarının yerine özgürlükçü, yeni Türkiye&#8217;ye yaraşır bir eğitim anlayışının yer etmesidir.</p>
<p> Çocukları geleceğin askerleri gibi görmek yerine artık ülkesini bilimde, sanatta, felsefede ve sanayide kalkındıracak olan ayrıca farklılıklarla birlikte yaşamanın bir erdem olduğu bilinciyle hareket eden özgür bireyler olarak görmeliyiz. Bunun için çocukların protokol önlerinde resmigeçit törenleri yapmalarına gerek yok. Asker komutlarıyla ip gibi dizilmelerine de ihtiyaç yok. Saçlarını kısa kestirip, tek tip kıyafet giymeleriyle de bu mümkün değil. Onları özgür bırakmalıyız. Özgürlükçü düşünme yollarını ve demokrasiyi kavratmalıyız. Çocuklara yapacağımız en büyük iyilik, onların hayata özgürce bakmalarını sağlamaktır. Darbeci zihniyetten arınan Türkiye&#8217;nin buna ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.</p>
<p> </p>
<p> &#8230; Bu konuda okumak için&#8230;</p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf"><span style="color: #0000ff;"><strong>Kadın hakları ve Kemalizm </strong></span></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><strong><img class="alignleft size-medium wp-image-6982" title="20091025_derin_dusunce_org_kadin_kemalizm" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/10/20091025_derin_dusunce_org_kadin_kemalizm-229x300.jpg" alt="" width="121" height="171" /></strong></span></a></p>
<p class="entry" style="text-align: justify;"> <strong>“Kemalizm Türk kadınına özgürlük verdi”</strong> gibi sloganlarla düşünmeye daha doğrusu ezberlemeye itildiği için sık sık  şaşırmaya mahkûm bir kuşak bizimki. Tarihi, belgeleri, siyasî söylemleri ve sloganları aklın imtihanına tabi tutan herkes hayretler içinde kalıyor. <strong>“İyi de biz bunu bunca sene nasıl yuttuk?”</strong> diye sormaktan alamıyoruz kendimizi.  Kemalist düşüncenin, çağdaşlığın ve Atatürk devrimlerinin yılmaz bekçisi <strong><em>“çağdaş Türk kadını’nın sesi”</em></strong> Cumhuriyet Gazetesi’nin başyazarı olan Yunus Nadi kadınların siyasete atılmasına nasıl tepki vermiş meselâ?  <strong>“Havva’nın kızları, Meclis’e girip yılın manto modasını tartışacak” </strong><strong> </strong>Kadınlar Halk Fırkası kapatılınca yerine Türk Kadınlar Birliği kurulmuş. O da kapatılınca Cumhuriyet Gazetesi’nde şu başlık atılmış:  <strong>“Türk Kadınlar Birliği kapatıldı, fesat çıkaran hatun kişilere haddi bildirildi.” </strong>Derin Düşünce Fikir Platformu yakasını resmî tarihten kurtarmak isteyen okurlarına ezber bozan bir kitap öneriyor : <a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf"><strong><span style="color: #0066cc;">Kadın hakları ve Kemalizm ilişkisine alternatif bir bakış</span></strong></a></p>
<p class="entry" style="text-align: justify;"><strong>  </strong><a rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/img/turk_solu_adam_olur_mu.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><strong>Türk Solu</strong></span></a><span style="color: #0000ff;"><strong> </strong></span></p>
<p class="entry" style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_solu_adam_olur_mu.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-6922" title="20091020_derin_dusunce_org_turk_solu" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/10/20091020_derin_dusunce_org_turk_solu-200x300.jpg" alt="" width="122" height="194" /></span></a>Kendini « sol » olarak tarif eden hareketler hiç olmadıkları kadar zayıf ve bölünmüş bir tablo çiziyorlar bugün.  Türk Solu Dergisi’nin ırkçı söylemlerinden CHP’nin darbe çağrılarına uzanan bir kafa karışıklığı hakim. Muhalefet boşluğunun müzmin bir hastalığa dönüştüğü şu dönemde Türk solu bu boşluğa talip olabilir mi? Daha önce <a href="http://www.derindusunce.org/category/dikkat-kitap/"><span style="color: #0066cc;">Dikkat Kitap</span></a> kategorisinde yayınladığımız <a href="http://www.derindusunce.org/img/pozitivizm_derin_dusunce_org.pdf"><span style="color: #0066cc;">Pozitivizm Eleştirisi</span></a> gibi bu kitap da Türkiye’deki sola tarafsız bakan bir çalışma. İyimser görüşler kadar geçmişe dönük ağır eleştiriler de var. İlginize sunduğumuz 82 sayfalık bu kitap Türkiye’deki “sol” grupların sorgulamalarına, projelerine ışık tutmak amacıyla derlenmiş makalelerden oluşuyor. Kitabı <a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_solu_adam_olur_mu.pdf"><span style="color: #0066cc;">buradan indirebilir</span></a> ve paylaşabilirsiniz. Kitapta ele alınan başlıca konular: <em>Solda özgürlükçü hareketler, 68 Kuşağı, Devrimci sol, Kemalizm, ulusalcı sol akımlar, Sol ve İslâm, Cumhuriyet Gazetesi</em>.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong></strong> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf"><img class="alignleft" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.jpg" alt="" width="106" height="168" /><strong>Kendi ülkesini işgal eden ordu</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;">Hiç bir yeri işgal edemeyen ordular kendi ülkelerini işgal ederler. Çünkü bir ordunun ayakta durması için insan emeği ve maddî destek gereklidir. Beceriksiz ordular disiplinsiz olduklarından <strong>YABANCI</strong> <strong>DÜŞMAN </strong>ile savaşamazlar. Kolayca yenebilecekleri <strong>İÇ DÜŞMANLAR</strong> uydururlar ve bu bahane ile kendi ülkelerini işgal ederler. Başbakan asarlar. Milletvekillerini hapse atarlar. Korumakla yükümlü oldukları halkı işkenceler altında inletirler.  İşgalciler kimseye hesap vermezler. Halkın isyan etmesine engel olmak için <strong><em>“etrafımız düşmanla çevrili”</em></strong> diyerek  <strong>KORKU PROPAGANDASI</strong> yaparlar. Eleştirilerden uzak kalmak için farklı inançlardan ve kültürlerden olan insanların birbirine düşman olması da bu eşkiyaların işine gelir. Bu sebeple terörü destekleyebilir hatta teröristlere silah ve para yardımında bulunabilirler. Okuyacağınız kitap kendi ülkesini işgal etmiş bir ordunun kısa tarihidir. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong></strong> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-11326" title="kapak-laiklik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg" alt="" width="120" height="169" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"> Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a>Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde <strong>Yobaz Laiklik Meselesini</strong> barındıran konuları ele alıyor.<a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirebilirsiniz.</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank">Tarih şaşırmaktır</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-medium wp-image-13449" title="tarih_sasirmaktir" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir.jpg" alt="" width="109" height="141" /></a>Evet… Tarih şaşırmaktır. Atatürk’e şaşırmak, Kürtlere şaşırmak, Lozan’a şaşırmaktır. Geçmişe hayret edip bugüne eleştirel bakabilmek, yarını hazırlamaktır Tarih. Geçmişe değil geleceğe dönüktür amacı. Özetle siyasî bir propaganda aygıtı değildir. Gaz vermek, <strong>“Asker millet”</strong> üretmek, <strong>atalarımızla gurur duymak</strong> için tarih araştırılmaz. Eğer resmî tarihin beyin yıkamasından bıktıysanız bu kitap ilginizi çekecektir… <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a> </strong></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/04/23/23-nisan-cocuk-bayrami-cocuklar-okulda-ne-kadar-cocuk/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/04/23/23-nisan-cocuk-bayrami-cocuklar-okulda-ne-kadar-cocuk/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Millî Eğitim neye yarar?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/04/19/milli-egitim-neye-yarar/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/04/19/milli-egitim-neye-yarar/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Apr 2012 18:33:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Jonathan Küçükarabacı</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>

		<category><![CDATA[Ulus-Devlet]]></category>

		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21534</guid>
		<description><![CDATA[
&#8230;  Eğitim konulu makalelerden &#8230;

Kan Sevgisini Öğretmek&#8230; (Cemile Bayraktar)
100 Temel Eser, Eğitim ve İdeoloji (Alper Gürkan)
İletişim Fakültesinde yumurta atmak (İbrahim Becer)
Okulda zorbalık ve intihar ilişkisi (Mauren Healy)
İki Mustafa (Cemile Bayraktar)
19 Mayıs Militarizmi (Ufuk Coşkun)
Eğitim mi şart, Okul mu? (T. Suat Demren)
Topluiğne, Cop ve Bıyık (Takunyalı Topluiğne)
Aileni mi seversin devletini mi? İmam-Hatipli Bireyin dramı (Okan Arslan)
Dil bir oyuncak mıdır? (T. Suat Demren)
Millî [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/04/milli_egitim_ve_uzayli.jpg"><img class="size-full wp-image-21535 aligncenter" title="milli_egitim_ve_uzayli" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/04/milli_egitim_ve_uzayli.jpg" alt="" width="395" height="440" /></a></p>
<p>&#8230;  <a title="Eğitim kategorisindeki tüm yazıları göster" rel="category tag" href="http://www.derindusunce.org/category/egitim/"><span style="color: #0066cc;">Eğitim</span></a> konulu makalelerden &#8230;</p>
<ul>
<li><a title="Permanent Link to Kan Sevgisini Öğretmek..." rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2012/04/11/kan-sevgisini-ogretmek/">Kan Sevgisini Öğretmek&#8230;</a> (Cemile Bayraktar)</li>
<li><a title="Permanent Link to 100 Temel Eser, Eğitim ve İdeoloji" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2012/04/10/100-temel-eser-egitim-ve-ideoloji/">100 Temel Eser, Eğitim ve İdeoloji </a>(Alper Gürkan)</li>
<li><a title="Permanent Link to İletişim Fakültesinde yumurta atmak" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2011/12/10/iletisim-fakultesinde-yumurta-atmak/">İletişim Fakültesinde yumurta atmak </a>(İbrahim Becer)</li>
<li><a title="Permanent Link to Okulda zorbalık ve intihar ilişkisi" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2012/02/19/okulda-zorbalik-ve-intihar-iliskisi/">Okulda zorbalık ve intihar ilişkisi</a> (Mauren Healy)</li>
<li><a title="Permanent Link to İki Mustafa" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2012/01/31/iki-mustafa/">İki Mustafa </a>(Cemile Bayraktar)</li>
<li><a title="Permanent Link to 19 Mayıs Militarizmi" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2012/01/22/19-mayis-militarizmi/">19 Mayıs Militarizmi </a>(Ufuk Coşkun)</li>
<li><a title="Permanent Link to Eğitim mi şart, Okul mu?" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2008/09/04/egitim-mi-sart-okul-mu/">Eğitim mi şart, Okul mu?</a> (T. Suat Demren)</li>
<li><a title="Permanent Link to Topluiğne, Cop ve Bıyık" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2009/08/05/topluigne-cop-ve-biyik/">Topluiğne, Cop ve Bıyık </a>(Takunyalı Topluiğne)</li>
<li><a title="Permanent Link to Aileni mi seversin devletini mi? İmam-Hatipli Bireyin dramı..." rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2009/07/23/aileni-mi-seversin-devletini-mi-imam-hatipli-bireyin-drami/">Aileni mi seversin devletini mi? İmam-Hatipli Bireyin dramı</a> (Okan Arslan)</li>
<li><a title="Permanent Link to Dil bir oyuncak mıdır?" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2008/08/29/dil-bir-oyuncak-midir/">Dil bir oyuncak mıdır?</a> (T. Suat Demren)</li>
<li><a title="Permanent Link to Millî Eğitim, Millî Beyin Yıkama, Millî Endoktrinasyon" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2011/09/16/milli-egitim-milli-beyin-yikama-milli-endoktrinasyon/">Millî Eğitim, Millî Beyin Yıkama, Millî Endoktrinasyon </a>(Ufuk Coşkun)</li>
<li><a title="Permanent Link to Öğrenci değil eğitim kurumu sınıfta kaldı" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2009/08/09/ogrenci-degil-egitim-kurumu-sinifta-kaldi/">Öğrenci değil eğitim kurumu sınıfta kaldı </a>(Cemile Bayraktar)</li>
<li><a title="Permanent Link to Zihinler Artık Fikir Mezarlığı Olmasın" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2009/02/10/zihinler-artik-fikir-mezarligi-olmasin/">Zihinler Artık Fikir Mezarlığı Olmasın </a>(Fatma Kopuz)</li>
<li><a title="Permanent Link to Nefret Suçları ve Eğitimin Rolü" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2010/03/18/nefret-suclari-ve-egitimin-rolu/">Nefret Suçları ve Eğitimin Rolü</a> (Ufuk Coşkun)</li>
<li><a title="Permanent Link to 24 Kasım Öğretmenler Bayramı : Bir 12 Eylül icadı!" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2008/11/24/24-kasim-ogretmenler-bayrami-bir-12-eylul-icadi/">24 Kasım Öğretmenler Bayramı : Bir 12 Eylül icadı!</a> (Bilal Sambur)</li>
<li><a title="Permanent Link to Zihne tecavüz mü millî eğitim mi?" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2008/09/23/zihne-tecavuz-mu-milli-egitim-mi/">Zihne tecavüz mü millî eğitim mi?</a> (Haki Demir)</li>
<li><a title="Permanent Link to Gülen'e ve Türk ögretmenlere dair" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2008/03/14/gulene-ve-turk-ogretmenlere-dair/">Gülen&#8217;e ve Türk ögretmenlere dair </a>(Mehmet Yılmaz)</li>
<li><a title="Permanent Link to Zayıflamak istiyorsan daha çok yemelisin" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2008/01/12/kanla-bayrak-resmi-yapmanin-faydalari/">Zayıflamak istiyorsan daha çok yemelisin</a> (Mehmet Yılmaz)</li>
<li><a href="http://www.derindusunce.org/2007/10/02/atamin-ogretmenleri/" target="_blank">Atam&#8217;ın Öğretmenleri </a>(Ece Arı)</li>
</ul>
<p> </p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong>T<span style="color: #0000ff;">ürkiye’nin Ulus-Devlet Sorunu</span></strong></a></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><img class="size-full wp-image-7896 alignright" title="20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt.jpg" alt="" width="125" height="183" /></a>Devlet gibi soğuk ve katı bir yapı bizimle olan ilişkisini <strong>hukuk</strong> yerine <strong>ırkımıza</strong> ya da <strong>inançlarımıza</strong> göre düzenleyebilir mi?</p>
<p>GERÇEK hayatı son derecede dinamik ve renkli biz “insanların”. Birden fazla şehre, mahalleye, gruba, klübe, cemaate, etnik köke, şirkete, mesleğe, gelir grubuna ait olabiliriz ve bu aidiyet hayatımız boyunca değişebilir. Oysa devletimiz hâlâ başörtüsüyle uğraşıyor, kimi devlet memurları <strong>“ne mutlu Türk’üm”</strong> demeyenleri iç düşman ilân ediyor, Sünnî İslâm derslerini zorla herkese okutuyor… Bizim paramızla, <strong>bizim iyiliğimiz için(!) bize rağmen…</strong></p>
<p>Kürt sorunu, başörtüsü sorunu, Hıristiyan azınlıklar sorunu… Sıradan insanları sadece “insan” olarak göremeyen devletimizin halkıyla bir sorunu var. Türkiye’nin “sorunlarının” kaynağı sakın <strong>ulus-devlet</strong> modeli olmasın?</p>
<p>1870′lerde İtalya’da yaşayan etnik gruplar birleşerek Fransız işgaline son verdiler. Bir İtalyan ulusu yoktu ortada, Fransız zulmünden bıkmış insanların meşru müdafasıydı vardı. Ama o dönemin Avrupası’nda yükselen değer <strong>halk</strong> değil <strong>ulus-devlet</strong> idi. “Problemin” farkında olan Milli Kurtuluş Hareketi liderleri şöyle diyorlardı : <em><strong>“İtalya’yı yarattık, sıra İtalyanları yaratmaya geldi!”</strong></em></p>
<p>Samsun’a bir <em>“güneş gibi”</em> doğanlar, Türk milletini <em>yoktan var edenler(!)</em> de acaba demişler midir <em><strong>“Türkiye’yi yarattık, sıra Türk Milletini yaratmaya geldi”</strong></em> diye?</p>
<p>80 sayfalık bu kitap Kurtuluş savaşı’ndan sonra Türkiye’ye giydirilmiş bir deli gömleğine işaret ediyor. Kral çıplak. Kral hep çıplaktı.</p>
<p>Ne mutlu “insanım” diyene! <a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong>Kitabı buradan indirebilirsiniz</strong></a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/04/19/milli-egitim-neye-yarar/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/04/19/milli-egitim-neye-yarar/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Devlet, din, dindar bir de kindar!</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/04/17/devlet-din-dindar-bir-de-kindar/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/04/17/devlet-din-dindar-bir-de-kindar/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Apr 2012 22:47:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cemile Bayraktar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Laiklik]]></category>

		<category><![CDATA[Toplum]]></category>

		<category><![CDATA[Ulus-Devlet]]></category>

		<category><![CDATA[islamcilik]]></category>

		<category><![CDATA[İslam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21514</guid>
		<description><![CDATA[  Bahsedeceğim konu birçok insanın en hassas noktalarından biri olan &#8220;dini&#8221; içerdiği için baştan belirtmek isterim ki, asla ve asla kimseyi sınıflandırmak, tasnif etmek, ölçmek, yermek ve etiketlemek gibi bir gayem yok. Zaten bu benim ödevim de olamaz ki bu haddim de değil.
  Türkiye&#8217;de din (İslam) öğretimi çoğunlukla Diyanet (Devlet) eliyle yahut yasaklanmasına rağmen varlığını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/04/dindar_kindar.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-21517" title="dindar_kindar" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/04/dindar_kindar.jpg" alt="" width="220" height="285" /></a>  Bahsedeceğim konu birçok insanın en hassas noktalarından biri olan &#8220;dini&#8221; içerdiği için baştan belirtmek isterim ki, asla ve asla kimseyi sınıflandırmak, tasnif etmek, ölçmek, yermek ve etiketlemek gibi bir gayem yok. Zaten bu benim ödevim de olamaz ki bu haddim de değil.</p>
<p>  Türkiye&#8217;de din (İslam) öğretimi çoğunlukla Diyanet (Devlet) eliyle yahut yasaklanmasına rağmen varlığını sürdüren cemaatler ve tarikatlar eliyle sağlanmıştır. Bunun sonucu olarak bilinçli bir form verilen din veya özünden koparılmış bir din sonucu ortaya çıkmış ve bu şekilde tebliğ edilmiştir. Tüm bunları göz önünde bulundurduğumuzda ise devlet eliyle art niyet güdülerek; cemaatler-tarikatlar eliyle ise art niyet güdülmeden dinin özüne zarar verilmiştir. (Herhangi bir telaşa mahal yok Allah&#8217;ın vaadidir, dini O koruyacaktır.)</p>
<p>  Türkiye&#8217;deki Müslümanlar olarak misal abdest, mesh, namazda ellerin nerede duracağı gibi konuları şeklen bir mühendis gibi milim milim ölçerek yerine getirmeyi çok çok iyi biliyoruz; ancak Kuran-ı Kerim&#8217;de 114 sure varken biz Türkiyeli Müslümanların namazımızda okuyabildiğimiz surelerin sayısı 8-10&#8242;u geçmiyor, hatta Kuran&#8217;ın en kısa 8-10 suresine &#8220;Namaz Sureleri&#8221; adı verilmiş, daha da beteri çoğumuz Müslümanız ama Kuran ne diyor bilmiyoruz; ancak birçok uydurma evliya kıssasını ezbere biliyoruz.</p>
<p>  Tüm bunlarla olumsuz bir tablo çizmek istemiyorum, bu bahislerimde <span id="more-21514"></span>kimseyi yermek de istemiyorum, bu yazdıklarıma uzun yıllar yoğunca şahit olduğum için durum tespitinde bulunmaya çalışıyorum. Ancak çözemediğim şeyler de oluyor mesela bu ülkede başörtülü kadınların kamuda çalışması halen yasak, o başörtülü kadınlar düne kadar yerlerde sürüklendi, bu ülkenin ordusu içinde namaz kılmak yasaktı, eşi başörtülü olan TSK mensubu fişlendi, namaz kıldığı öğrenilince TSK ile ilişiği kesildi. Tüm bunların yapıldığı yerin adı &#8220;Peygamber Ocağı&#8221;ydı, kimse bundan bir rahatsızlık duymuyordu. Gırtlağımıza kadar faize batmıştık, &#8220;Faizin her türlüsü haramdır.&#8221; demek şöyle dursun bir cemaat faize cevaz bile verdi, tüm bunlara karşı sessizdik, öyle değil mi?</p>
<p>  Çok ileri gitmek istemiyorum ama zannediyorum Müslüman bir toplum olarak -çok şükür- İslam&#8217;dan kopamadık, kopamadık ama bir başka en önemli şeyimiz &#8220;devlet&#8221; işin içine girince kendimizce &#8220;İslam-Devlet&#8221; bütünlüğü ortaya koyduk, bu bir şekilde iç içe giriş durumu oluşturdu ancak kutsadığımız &#8220;devlet ve devlet organları&#8221; etkisinden bir şey kaybetmeden büyürken, dinimizden (İslam) bir şeyler parça parça kopartılmaya çalışılırken İslam ruhen yıpratıldı. Öyle ki bazılarımızın kâğıt üzerinde kalan &#8220;Müslüman&#8221; sıfatı ne kâğıt üzerinden hayata döküldü, ne de kâğıt üzerinde sessiz kalabildi; işine geldiğinde ortaya atıldı durdu.</p>
<p>  Tüm bunlara mukabil gerek cemaatler gerekse tarikatlar içinden veya hiçbirisine dâhil olmayan Kuran&#8217;a ve sünnete bağlı birçok Müslüman dindar yetişti, İslam&#8217;ı anlamak ve anlatmak noktasında -Allah onlardan razı olsun- çok yoğun emek harcadılar, fedakârlıktan çekinmediler.</p>
<p>  Neden bunlardan bahsediyorum?</p>
<p>  Başta da belirttiğim gibi kimin ne kadar dindar olduğunu ölçmek, sen şu kadar dindarsın, sen bu kadarsın demek benim ödevim de değil haddim de değil. Kişi &#8220;ben dindarım&#8221; diyorsa onu öyle kabul etmek durumundayız ancak bu &#8220;dindarlık&#8221; bahsi özelden başlayıp genele doğru bir &#8220;soruna&#8221; yol açıyorsa &#8220;Hakkı ve sabrı tavsiye etme zorunluluğu&#8221; kaidesince haddimizi aşmadan müdahale etme gereği doğuyor. Konuyla ilgili birkaç olaya bakalım&#8230;</p>
<p>  <strong>Edirne Kent Konseyi&#8217;nce, Mimar Sinan&#8217;ın ustalık eseri olan Selimiye Camii&#8217;nin çevre düzenlemesine destek toplamak için Selimiye Meydanı&#8217;nda insan zinciri oluşturuluyor. Ancak Edirne Valisi Gökhan Sözer, bu yürüyüşe destek vermek için katılan Bulgar Ortodoks Kiliseleri Rahibi Aleksandır Çıkırık&#8217;ı protokolde yanında istemiyor. Vali: &#8220;&#8221;Kalsınlar böyle. Bulgaristan&#8217;da bizim müftüyü, hocayı, sağına soluna alıyorlar mı?&#8221; diyerek Rahibi protokole aldırmıyor.</strong></p>
<p><strong>  Oyuncu Meral Okay öldü kendisi ölmeden evvel öldükten sonra bedeninin yakılmasını vasiyet etmiş ancak bu vasiyet -hangi akla hizmet bilmiyoruz- yerine getirilmedi ve cenazesi bir camiden kaldırıldı.</strong></p>
<p><strong>  Milli Gazete&#8217;nin haberine göre Diyanet İşleri Başkanlığının &#8220;fetva hattına&#8221; vicdani reddin dini hükmü sorulmuş. Diyanetten gelen fetva ise &#8220;vicdani reddin caiz olmadığı&#8221; şeklinde olmuş.</strong></p>
<p><strong>  </strong>Bu örnekler gibi birçok örnek mevcut devletin insanda vücut bulmuş hâli olan validen tutun da devletin &#8220;dini&#8221; kurumu olan Diyanet&#8217;in bu uygulamalarının dinden ve dindarlıktan değil de &#8220;devletlilikten&#8221; kaynaklandığı bariz bir gerçek. Zaten bir dindarın başka bir dinin önderine &#8220;ayrımcılık yapması&#8221; mümkün değildir. Zaten bir dindarın içinde namaz kılınması bile yer yer yasak olan TSK&#8217;ya karşı gayet insani ve İslami bir duruşla vicdani redde &#8220;caiz değil&#8221; demesi mümkün değildir.</p>
<p>  Başbakan&#8217;ın dindar nesil yetiştirme arzusu eğer yukarıda örneğini verdiğim yanlışları doğru kılmak içinse bunu anlayabiliriz ancak Başbakan bir anlamda devletse -ki öyle- devletin dine müdahale etmesi sonucunda ortaya çıkan durum bu oluyorsa, Başbakan&#8217;ın böyle bir arzuyu tebliğ etmesi faydadan çok zarar doğuracağı için kabul edilir gibi değil zira kulluk devlete değil Allah&#8217;a yapılır.</p>
<p>  Devlet ve dinin ilişkisinde ortaya atılan &#8220;dindar değil kindar nesil&#8221; başlığına gelecek olursak lütfen &#8220;dindar nesile&#8221; muhalefet eden zihniyete bir bakalım, ne yapıyorlar? 80 küsur yılın intikamını güdüyorlar. Arapların İngilizlerle bir olup bizi sırtımızdan vurduğu yalanıyla Araplardan nefret ediyor, laik olmayan Müslümanları Arabistan&#8217;a göndermek istiyorlar. Cumhuriyete muhalif olan Müslüman Kürt Şeyh Said&#8217;in asılmış olmasıyla yetinmiyor &#8220;İngiliz ajanıydı&#8221; iftirasıyla halen hakkına giriyorlar. Yunan nefretinden bir asırdır kurtulamadılar. 1915&#8242;in mimarlarının mirasını devralmaları yetmediği gibi özür dilemeleri gereken Ermenilerden halen nefret ediyorlar. 1938&#8242;de bombaladıkları Aleviler onlar için halen tehlike&#8230; Kendileri gibi olmayan herkese nefret duyuyorlar. Onlardan farklı düşündüğünüzde veled-i zinalığınıza gidiyorlar. Daha neler, neler&#8230;</p>
<p>  Gördüğümüz tablo devlet eliyle dindar bir neslin bugünün şartlarınca mümkün olmadığını gösteriyor ama bu &#8220;ötekine&#8221; kindar diyenlerin gerçek kindar olduğunu değiştirmiyor.</p>
<p>  Din, dindarın tarifini yapıyor bir şekilde dine bağlı eylemde bulunan ise kendince dindarlığından dinin tavsiyesinin tam aksini uygulayabiliyor ama bir de kindar var ki o cümlesine rahmet okutuyor. Tüm bu yanlışların doğru kılınması gereği ise birçoğumuzun umurunda bile olmuyor.</p>
<p>  Tüm bunlar eşliğinde Kutlu Doğum Haftasına geliniyor. Rasulullah (SAS) Efendimizi anacağımız Kutlu Doğum Haftasında kimseye dinini öğretecek haddi olmayan, kendiyle derdi bitmemiş bir kardeşiniz olarak tavsiyem bu Kutlu Doğum Hz. Muhammed Mustafa (SAS) Efendimizin &#8220;kardeşlik ahlâkına&#8221; ayrılmışken, bence devlet dinden elini çeksin çeksin ki Kürt kardeşini öldürmek istemeyen Müslüman&#8217;a yaptığın caiz değil Diyanet sınırını aşmasın. Yakılmak istemeyen bir ateist cenazesi camiden kalkmasın, devletin valisi bir dinin önderine ayrımcılık etmesin. Kardeşlik ahlâkı Rasulullah örneğince aramızda yayılsın, Emevi Ailesi gibi Muaviye gibi ırkçı ve kindar bir neslimiz olmasın zira &#8220;dindarlar&#8221; olarak hesabı devlete değil hesabı Allah&#8217;ı vereceğiz. Dindarlar olarak &#8220;kindarlar&#8221; ile yarışmayıp şunu tavsiye edeceğiz:</p>
<p><strong>  &#8220;Asra and olsun; gerçekten insan, ziyandadır. Ancak iman edip salih amellerde bulunanlar, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler istisna. &#8221;</strong></p>
<p>  Dindarlığın özü, yolu, ölçüsü, metodu budur zira Allah&#8217;ın emri budur. Ve şüphesiz Allah doğruyu söyler.</p>
<p> </p>
<p> &#8230; Bu konuda okumak için&#8230;  </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-11326" title="kapak-laiklik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg" alt="" width="120" height="169" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"> Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a>Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde <strong>Yobaz Laiklik Meselesini</strong> barındıran konuları ele alıyor.<a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirebilirsiniz.</strong></a></p>
<p> </p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf"><span style="color: #0000ff;"><strong>Kadın hakları ve Kemalizm </strong></span></a></p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><strong><img class="alignleft size-medium wp-image-6982" title="20091025_derin_dusunce_org_kadin_kemalizm" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/10/20091025_derin_dusunce_org_kadin_kemalizm-229x300.jpg" alt="" width="121" height="171" /></strong></span></a></p>
<p class="entry" style="TEXT-ALIGN: justify"> <strong>“Kemalizm Türk kadınına özgürlük verdi”</strong> gibi sloganlarla düşünmeye daha doğrusu ezberlemeye itildiği için sık sık  şaşırmaya mahkûm bir kuşak bizimki. Tarihi, belgeleri, siyasî söylemleri ve sloganları aklın imtihanına tabi tutan herkes hayretler içinde kalıyor. <strong>“İyi de biz bunu bunca sene nasıl yuttuk?”</strong> diye sormaktan alamıyoruz kendimizi.  Kemalist düşüncenin, çağdaşlığın ve Atatürk devrimlerinin yılmaz bekçisi <strong><em>“çağdaş Türk kadını’nın sesi”</em></strong> Cumhuriyet Gazetesi’nin başyazarı olan Yunus Nadi kadınların siyasete atılmasına nasıl tepki vermiş meselâ?  <strong>“Havva’nın kızları, Meclis’e girip yılın manto modasını tartışacak” </strong><strong> </strong>Kadınlar Halk Fırkası kapatılınca yerine Türk Kadınlar Birliği kurulmuş. O da kapatılınca Cumhuriyet Gazetesi’nde şu başlık atılmış:  <strong>“Türk Kadınlar Birliği kapatıldı, fesat çıkaran hatun kişilere haddi bildirildi.” </strong>Derin Düşünce Fikir Platformu yakasını resmî tarihten kurtarmak isteyen okurlarına ezber bozan bir kitap öneriyor : <a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf"><strong><span style="color: #0066cc;">Kadın hakları ve Kemalizm ilişkisine alternatif bir bakış</span></strong></a></p>
<p class="entry" style="TEXT-ALIGN: justify">   <a href="http://www.derindusunce.org/img/kadinlar_don_kisot.pdf" target="_blank"><strong>K<span style="color: #0000ff;">adınlar… Günümüzün Don Kişotları</span></strong></a></p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><a href="http://www.derindusunce.org/img/kadinlar_don_kisot.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-medium wp-image-8042" title="20100102_derin_dusunce_kadinlar_donkisot" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/01/20100102_derin_dusunce_kadinlar_donkisot-190x300.jpg" alt="" width="130" height="207" /></a>Suzan Başarslan’ın dediği gibi <strong><em>“kadına dair söylenmesi gereken ne  kadar söz varsa erkeğin söylediği”</em></strong> bir dünya bu. Sadece söz mü? Yaşama hakkı bile. Bugün Çin’de ve Hindistan’da yüzbinlerce kız bebek daha doğmadan ultrason ile ana karnında görülüp yok ediliyor. Erkeklerin güç mücadelesinde kadınlar eziliyor. Cumartesi anası oluyor, cezaevlerinin önünde sıra bekleyen, şehit tabutlarının üzerinde ağlayan oluyor.  Şampuan veya otomobil satarken bedenini kullandıran, arka planda, silik, soyunan, tüketen, “figüran”… Kadınlara özne olma hakkını vermeyen erkekler mi yoksa bu hakkı alamayan kadınlar mı? Kadınlıklarını kaybetmeden, erkekleşmeden var olabilecek mi birgün kadınlar? 96 sayfalık bu kitapta Kadın’a ait kavgaları ve Kadın’ın kimlik arayışını sorguluyoruz. <a href="http://www.derindusunce.org/img/kadinlar_don_kisot.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a> </p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"> </p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><strong> </strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong>T<span style="color: #0000ff;">ürkiye’nin Ulus-Devlet Sorunu</span></strong></a></p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-full wp-image-7896" title="20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt.jpg" alt="" width="125" height="183" /></a>Devlet gibi soğuk ve katı bir yapı bizimle olan ilişkisini <strong>hukuk</strong> yerine <strong>ırkımıza</strong> ya da <strong>inançlarımıza</strong> göre düzenleyebilir mi? GERÇEK hayatı son derecede dinamik ve renkli biz “insanların”. Birden fazla şehre, mahalleye, gruba, klübe, cemaate, etnik köke, şirkete, mesleğe, gelir grubuna ait olabiliriz ve bu aidiyet hayatımız boyunca değişebilir. Oysa devletimiz hâlâ başörtüsüyle uğraşıyor, kimi devlet memurları <strong>“ne mutlu Türk’üm”</strong> demeyenleri iç düşman ilân ediyor, Sünnî İslâm derslerini zorla herkese okutuyor… Bizim paramızla, <strong>bizim iyiliğimiz için(!) bize rağmen… </strong>Kürt sorunu, başörtüsü sorunu, Hıristiyan azınlıklar sorunu… Bizleri sadece “insan” olarak göremeyen devletimizin halkıyla bir sorunu var. Türkiye’nin “sorunlarının” kaynağı sakın <strong>ulus-devlet</strong> modeli olmasın? 80 sayfalık bu kitap Kurtuluş savaşı’ndan sonra Türkiye’ye giydirilmiş olan deli gömleğine işaret ediyor.  Ne mutlu “insanım” diyene! <a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong>Kitabı buradan indirin</strong></a>.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/04/17/devlet-din-dindar-bir-de-kindar/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/04/17/devlet-din-dindar-bir-de-kindar/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kan Sevgisini Öğretmek&#8230;</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/04/11/kan-sevgisini-ogretmek/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/04/11/kan-sevgisini-ogretmek/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Apr 2012 19:55:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cemile Bayraktar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>

		<category><![CDATA[Gençlik]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Militarizm]]></category>

		<category><![CDATA[Milliyetçilik]]></category>

		<category><![CDATA[Ulus-Devlet]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21441</guid>
		<description><![CDATA[ 
&#8220;&#8230; Zannediyorum 9 yaşlarımda falanım, Türk bayrağının nasıl oluştuğu anlatılıyor. Binlerce insan öldürülmüş, orada kandan bir göl oluşmuş. Ay ve yıldız o kandan göle yansımış, Türk bayrağı oluşmuş&#8230; Aman Ya Rabbi! ne denli acı, ben bu bayrağı şimdi nasıl seveyim, orada ölenler benim gibi çocukların babası&#8230; Ben o bayrağı nasıl seveyim? &#8230;&#8221;
İlköğretim sürecim benim için [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong> <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/04/kan_bayrak_ay_yildiz.jpg"><img class="size-full wp-image-21442 aligncenter" title="kan_bayrak_ay_yildiz" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/04/kan_bayrak_ay_yildiz.jpg" alt="" width="400" height="300" /></a></strong></p>
<blockquote><p><strong><em>&#8220;&#8230; Zannediyorum 9 yaşlarımda falanım, Türk bayrağının nasıl oluştuğu anlatılıyor. Binlerce insan öldürülmüş, orada kandan bir göl oluşmuş. Ay ve yıldız o kandan göle yansımış, Türk bayrağı oluşmuş&#8230; Aman Ya Rabbi! ne denli acı, ben bu bayrağı şimdi nasıl seveyim, orada ölenler benim gibi çocukların babası&#8230; Ben o bayrağı nasıl seveyim? &#8230;&#8221;</em></strong></p></blockquote>
<p>İlköğretim sürecim benim için ilk yüzleşmelerden olduğu için çok önemlidir. Yaklaşık 5 yıl okuyup neredeyse okuduğum hiçbir şeye inanmamış olmak ruhumda öyle ağır tahribatlar yaratmıştı ki, bugün dahi kokulu silgilerin kokusuyla birlik hatırladığım o yıllar okula gitmek istemediğim yıllardı, zannediyorum bir şeyler yapmak istiyordum ama <span id="more-21441"></span>yapamıyordum, yapamadığım her şey beni okuldan soğutuyordu. Bunları şimdi mi böyle yorumluyorum yoksa o zaman da böyle miydi çok seçemiyorum ancak okulda mutsuz olduğumu ve baskıdan rahatsız olduğumu çok iyi hatırlıyorum.</p>
<p>  Büyük bir ailenin ilk ve tek kızı-torunu olarak, bahçe içinde bir evde çok çok mutlu bir çocukluk yaşarken, 8-9 yaşlarımda hayatım çiçekler, evcil hayvanlar, rugan pabuçlar, çizgi filmler, kardeşimle oynadığım güzeller güzeli oyunlar şeklinde devam ederken birden ortalığı gri bulutlar kapladı&#8230; Her sabah okula geç kalacağım ve &#8220;Andımız&#8221;ı kaçıracağım korkusu yaşadığımdan mutlu bir sabahım olmamaya başladı. Kaç sabah çıkıp &#8220;Andımız&#8221;ı okuyacağım korkusuyla titrediğimi bilmiyorum. Tüm bunları atlatıp sınıfa girince hangi komşu ülkenin bizden nefret ettiği, hangi savaşta ne kadar kan aktığı bahisleri bir başka mutsuzluk sebebim oldu. Hele bir bayrak olayı var ki!</p>
<p>  Zannediyorum 9 yaşlarımda falanım, Türk bayrağının nasıl oluştuğu anlatılıyor. Binlerce insan öldürülmüş, orada kandan bir göl oluşmuş. Ay ve yıldız o kandan göle yansımış, Türk bayrağı oluşmuş&#8230; Aman Ya Rabbi! ne denli acı, ben bu bayrağı şimdi nasıl seveyim, orada ölenler benim gibi çocukların babası&#8230; Ben o bayrağı nasıl seveyim?</p>
<p>  Tabi tüm bunlarla kalmadı çocukluk hüzünlerim Kurban Bayramını Ramazan Bayramı&#8217;ndan daha çok severdim çünkü ben çocukken yaza denk gelirdi, kısa kollu gömlekler, fırfırlı etekler giyebilirdim, tüm ailemle bahçede cıvıl cıvıl kutladığım, uzunca bayram yemeklerinin yenildiği günlerdi&#8230; Tüm bu mutluluk o güne kadar sürdü, ailemden yaşlı bir kadın bana bayram günü şunları anlattı: &#8220;Biliyor musun, Allah İbrahim Peygamber&#8217;e oğlu İsmail&#8217;i kesmesini emretti, tam oğlunu kesecekken gökten bir koç indirdi, indirmeseydi İbrahim Peygamber oğlunu kesecekti, biz de şimdi babanı, amcanı kesecektik.&#8221; Şimdi yazarken bile yüreğim titriyor, o an çığlıklar atarak ağlamamak için kendimi zor tuttum. Allah bir peygamberden nasıl oğlunu kesmesini isterdi, sonra benim ailem cani miydi de evlatlarını kesecekti, ne tür dolaplar döndü durdu içimde, ne çok korktum bir bilseniz? Çok şükür ailemde bu numune örnek dışında din öğretiminde sapmış kimseler yoktu da, dinden çıkmadım!</p>
<p>  Şimdi bu güzel bahar günü bu kasvetli konuları neden açtığımı merak edebilirsiniz, izah edeyim: öğretimde 4+4+4 eğitim sistemine geçilmesi ve Kuran-ı Kerim derslerinin seçmeli olmasından sonra bir iktidar partisinin yanlışına yanlış, doğrusuna doğru demekten aciz her an &#8220;Anti Ak Parti&#8221; misyonu güden çokça yorum okuduktan sonra ailedeki din eğitimi ve okuldaki eğitim film şeridi gözümün önünden geçti.</p>
<p>  Düne kadar tek tip insan yetiştirmek isteyen resmi ideolojinin yılmaz savunucusu Türk tipi laikler yönetim erkini elinde bulunduruyordu ve çocukları kurban ediyorlardı. Bugün çok şükür o zihniyet iktidar değil muhalefet ama bu kez de yaptıkları muhalefetin yapıcı ve etkili bir yönü olmadığından eğitim sisteminde yapılanları ıslah etmekten uzaklar.</p>
<p>  İktidar partisi bir şekilde eğitimde reform yapıyor, gerçek olmayan, bahanelerle dolu sözüm ona muhalif! ağızlar nedeniyle üzerine net konuşamadığımız için durumun netliğini bile ortaya koyamıyoruz. Birileri için kutsal olan dinlerinin tebliği yapmak, birileri için kutsal olan ırk-devletlerinin övgüsünde bulunmak niyetleri içinde olan yine çocuklara oluyor. Ne dinlerini, ne Rablerini, ne tarihlerini, ne ülkelerini bilmiyorlar, üstelik korkutuluyorlar, sonra yalanlar gözlerinde normalleşiyor. Tüm bu olumsuzluklar içinde halen birbirine karşıt iki gurup eğitimin içeriğindeki yanlışları düzeltmek yerine &#8220;senin dediğin-benim dediğim&#8221; tartışmasından daha ileri gidemiyor.</p>
<p>  Kimsenin çocuğunun ne tür bir eğitim alacağını belirlemek kimsenin haddi değil ama eğer senin &#8220;kin ve nefretle&#8221; yetiştirdiğin çocuğun yarın benim çocuğumun katili olacaksa ne yaptığını belirlemek ve buna müdahale etmek emin ol benim ödevim! Seninle ilgilendiğimden değil kendimi korumam gereğinden.</p>
<p>  Peki, ne yapılmalı?</p>
<p>  Kuran Kursu öğreticisi yahut din dersi öğretmeniyseniz lütfen çocuklara tebliği yaparken Rasulullah&#8217;ın dilini, iyiliği, güzelliği, hayrı ve hakkı tavsiye edin, anlayamayacakları kıssaları, yorumlayamayacakları olayları bilip bilmeden kafalarına sokmayın.</p>
<p>  Peki, ne yapılmalı?</p>
<p>  Bu ülkede devlet halen vatandaşını resmen &#8220;insan&#8221; kabul edebilmeyi öğrenemedi, kurumlar &#8220;insanlara şekil verebilecekleri bir çamur&#8221; gözüyle bakmaktan vazgeçmedi, eğitim gibi önemli bir sorun pek kimsenin umuru değil ama orada beni duyan vicdan, izan sahibi öğretmen kardeşlerim varsa rica ediyorum, Allah rızası için çocuklara merhamet edin. Kafalarına kahramanlığı sokacağım diye onları taşlaştırmayın, korkutmayın, ezberi bir yana bırakın, yorum yapsınlar hatta saçmalasınlar ama onları ezbere ve korkuya dayalı eğitim ile ezmeyin, lütfen&#8230;</p>
<p>  Yeri gelmişken söylemeden edemeyeceğim Kuran-ı Kerim dersinin seçmeli dersi olması çok iyi bir şeydir ancak bu sorunların çözümü açısından yeterli değildir zira hâlâ mevcut bir &#8220;zorunlu din dersi&#8221; uygulaması var ki bu da kabul edilebilir bir durum değil. Alevi, Hristiyan, belki inançsız ailelerin çocuğuna zorunlu &#8220;din dersi&#8221; vermek zulümdür, Kuran-ı Kerim ve Siyer derslerinin olduğu gibi din dersinin de seçmeli olması gerekmektedir.</p>
<p>  Yol uzun daha çok konuşacağız.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>… Resmî ideoloji ile ilgili e-kitap okumak için…</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong>Türk milliyetçiliği birleştirir mi yoksa parçalar mı?</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi.gif"><img class="alignleft size-medium wp-image-8579" title="turk_milliyetciligi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi-204x300.gif" alt="" width="133" height="204" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"> <strong>İllâ ki bir tutkal/çimento mu gerekiyor? </strong>Milliyetçilik tutkalı adil ve müreffeh bir düzene alternatif olabilir mi? Adaletin, hukukun hâkim olmadığı ortamlarda Türklerin kardeşliği ne işe yarar? Belki de Türk Milliyetçiliği diğer milliyetçilikler gibi yok olmaya mahkûm bir söylem. Çünkü var olmak için “<strong>ötekine</strong>” ihtiyacı var. Ötekileştireceği bir grup bulamazsa kendi içinden “<strong>zayıf</strong>” bir zümreyi günah keçisi olarak seçiyor. Kürtler, Hıristiyanlar, Eşcinseller, solcular…150 sayfalık bu kitapta Türk Milliyetçiliğini sorguluyoruz. Müslüman ve milliyetçi olunabilir mi? Türkiye’ye faydaları ve zararları nelerdir? Milliyetçiliğin geçmişi ve geleceği, siyasete, barışa, adalete etkisiyle. <a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirin.</strong></a> </p>
<p> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-11326" title="kapak-laiklik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg" alt="" width="120" height="169" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"> Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a>Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde <strong>Yobaz Laiklik Meselesini</strong> barındıran konuları ele alıyor.<a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirebilirsiniz.</strong></a> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/kadinlar_don_kisot.pdf" target="_blank"><strong>K<span style="color: #0000ff;">adınlar… Günümüzün Don Kişotları</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/kadinlar_don_kisot.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-medium wp-image-8042" title="20100102_derin_dusunce_kadinlar_donkisot" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/01/20100102_derin_dusunce_kadinlar_donkisot-190x300.jpg" alt="" width="130" height="207" /></a>Suzan Başarslan’ın dediği gibi <strong><em>“kadına dair söylenmesi gereken ne  kadar söz varsa erkeğin söylediği”</em></strong> bir dünya bu. Sadece söz mü? Yaşama hakkı bile. Bugün Çin’de ve Hindistan’da yüzbinlerce kız bebek daha doğmadan ultrason ile ana karnında görülüp yok ediliyor. Erkeklerin güç mücadelesinde kadınlar eziliyor. Cumartesi anası oluyor, cezaevlerinin önünde sıra bekleyen, şehit tabutlarının üzerinde ağlayan oluyor.  Şampuan veya otomobil satarken bedenini kullandıran, arka planda, silik, soyunan, tüketen, “figüran”… Kadınlara özne olma hakkını vermeyen erkekler mi yoksa bu hakkı alamayan kadınlar mı? Kadınlıklarını kaybetmeden, erkekleşmeden var olabilecek mi birgün kadınlar? 96 sayfalık bu kitapta Kadın’a ait kavgaları ve Kadın’ın kimlik arayışını sorguluyoruz. <a href="http://www.derindusunce.org/img/kadinlar_don_kisot.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"> <a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf"><span style="color: #0000ff;"><strong>Kadın hakları ve Kemalizm </strong></span></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><strong><img class="alignleft size-medium wp-image-6982" title="20091025_derin_dusunce_org_kadin_kemalizm" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/10/20091025_derin_dusunce_org_kadin_kemalizm-229x300.jpg" alt="" width="121" height="171" /></strong></span></a></p>
<p class="entry" style="text-align: justify;"> <strong>“Kemalizm Türk kadınına özgürlük verdi”</strong> gibi sloganlarla düşünmeye daha doğrusu ezberlemeye itildiği için sık sık  şaşırmaya mahkûm bir kuşak bizimki. Tarihi, belgeleri, siyasî söylemleri ve sloganları aklın imtihanına tabi tutan herkes hayretler içinde kalıyor. <strong>“İyi de biz bunu bunca sene nasıl yuttuk?”</strong> diye sormaktan alamıyoruz kendimizi.  Kemalist düşüncenin, çağdaşlığın ve Atatürk devrimlerinin yılmaz bekçisi <strong><em>“çağdaş Türk kadını’nın sesi”</em></strong> Cumhuriyet Gazetesi’nin başyazarı olan Yunus Nadi kadınların siyasete atılmasına nasıl tepki vermiş meselâ?  <strong>“Havva’nın kızları, Meclis’e girip yılın manto modasını tartışacak” </strong><strong> </strong>Kadınlar Halk Fırkası kapatılınca yerine Türk Kadınlar Birliği kurulmuş. O da kapatılınca Cumhuriyet Gazetesi’nde şu başlık atılmış:  <strong>“Türk Kadınlar Birliği kapatıldı, fesat çıkaran hatun kişilere haddi bildirildi.” </strong>Derin Düşünce Fikir Platformu yakasını resmî tarihten kurtarmak isteyen okurlarına ezber bozan bir kitap öneriyor : <a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf"><strong><span style="color: #0066cc;">Kadın hakları ve Kemalizm ilişkisine alternatif bir bakış</span></strong></a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/04/11/kan-sevgisini-ogretmek/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/04/11/kan-sevgisini-ogretmek/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;ye milliyetçilik lazım mı?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/04/02/turkiyeye-milliyetcilik-lazim-mi/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/04/02/turkiyeye-milliyetcilik-lazim-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Apr 2012 15:00:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Berivan K.</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Irkçılık]]></category>

		<category><![CDATA[Milliyetçilik]]></category>

		<category><![CDATA[Ulus-Devlet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21298</guid>
		<description><![CDATA[ 
 
&#8230; E-Kitap okumak için&#8230;
Türk milliyetçiliği birleştirir mi yoksa parçalar mı?

 İllâ ki bir tutkal/çimento mu gerekiyor? Milliyetçilik tutkalı adil ve müreffeh bir düzene alternatif olabilir mi? Adaletin, hukukun hâkim olmadığı ortamlarda Türklerin kardeşliği ne işe yarar? Belki de Türk Milliyetçiliği diğer milliyetçilikler gibi yok olmaya mahkûm bir söylem. Çünkü var olmak için “ötekine” ihtiyacı var. Ötekileştireceği [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"> <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/04/milliyetcilik_suru_psikolojisi_2.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-21299" title="milliyetcilik_suru_psikolojisi_2" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/04/milliyetcilik_suru_psikolojisi_2.jpg" alt="" width="453" height="351" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/04/milliyetcilik_suru_psikolojisi.jpg"></a></p>
<p> </p>
<p>&#8230; E-Kitap okumak için&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong>Türk milliyetçiliği birleştirir mi yoksa parçalar mı?</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi.gif"><img class="alignleft size-medium wp-image-8579" title="turk_milliyetciligi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi-204x300.gif" alt="" width="133" height="204" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"> <strong>İllâ ki bir tutkal/çimento mu gerekiyor? </strong>Milliyetçilik tutkalı adil ve müreffeh bir düzene alternatif olabilir mi? Adaletin, hukukun hâkim olmadığı ortamlarda Türklerin kardeşliği ne işe yarar? Belki de Türk Milliyetçiliği diğer milliyetçilikler gibi yok olmaya mahkûm bir söylem. Çünkü var olmak için “<strong>ötekine</strong>” ihtiyacı var. Ötekileştireceği bir grup bulamazsa kendi içinden “<strong>zayıf</strong>” bir zümreyi günah keçisi olarak seçiyor. Kürtler, Hıristiyanlar, Eşcinseller, solcular…150 sayfalık bu kitapta Türk Milliyetçiliğini sorguluyoruz. Müslüman ve milliyetçi olunabilir mi? Türkiye’ye faydaları ve zararları nelerdir? Milliyetçiliğin geçmişi ve geleceği, siyasete, barışa, adalete etkisiyle. <a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirin.</strong></a> </p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/04/02/turkiyeye-milliyetcilik-lazim-mi/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/04/02/turkiyeye-milliyetcilik-lazim-mi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>AKP&#8217;nin yeni Kürt stratejisi tam olarak ne?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/04/02/akpnin-yeni-kurt-stratejisi-tam-olarak-ne/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/04/02/akpnin-yeni-kurt-stratejisi-tam-olarak-ne/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Apr 2012 14:00:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Berivan K.</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[AKP]]></category>

		<category><![CDATA[BDP]]></category>

		<category><![CDATA[Devlet Terörü]]></category>

		<category><![CDATA[PKK]]></category>

		<category><![CDATA[Ulus-Devlet]]></category>

		<category><![CDATA[şiddet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21294</guid>
		<description><![CDATA[&#8221; &#8230; Kürtler bu stratejiyi nasıl değerlendiriyor? Hükümetin yeni Kürt stratejisinin yeni olan kısmı hangisi? Bu strateji, savaşı bitirebilir mi? Kürt sorununu çözebilir mi? Bu stratejinin amacı ne? AKP&#8217;li Kürtler, AKP hakkında ne düşünüyor? AKP, bu politika ve stratejiyle Kürt seçmenlerden eski oylarını gene alabilir mi? AKP&#8217;li Kürt seçmenin başka bir alternatifi var mı? AKP&#8217;den [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="padding-left: 30px;"><em>&#8221; </em><em>&#8230; Kürtler bu stratejiyi nasıl değerlendiriyor? Hükümetin yeni Kürt stratejisinin yeni olan kısmı hangisi? Bu strateji, savaşı bitirebilir mi? Kürt sorununu çözebilir mi? Bu stratejinin amacı ne? AKP&#8217;li Kürtler, AKP hakkında ne düşünüyor? AKP, bu politika ve stratejiyle Kürt seçmenlerden eski oylarını gene alabilir mi? AKP&#8217;li Kürt seçmenin başka bir alternatifi var mı? AKP&#8217;den BDP&#8217;ye kayma oluyor mu bölgede? Bu yeni stratejinin açıklanmasından ve Başbakan tarafından sahiplenilmesinden sonra ne tür gelişmeler beklenmeli? Bahar ve yaz aylarında çatışmalar artacak mı? Başbakan Erdoğan yakında yeni açıklamalarla Kürt politikasını yeniden değiştirebilir mi? Önümüzdeki yerel seçimlerde bölgedeki oy dağılımında bir değişiklik olur mu?</em></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>[...] KCK sistemi iç savaş çıkarır. Kürtlerle Kürtler savaşır. Zaten Hizbullah-PKK çatışması bölgedeki derinliklerine ulaştı. KCK sistemi sürdürülürse, bu durum, bölgedeki farklı grupları silahlanmaya zorlar&#8230; &#8220;</em> <a href="http://taraf.com.tr/nese-duzel/makale-abdurrahman-kurt-kurtler-arasinda-ic-savas-cikar.htm" target="_blank">TAMAMI</a> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulusalci_kurtler.pdf" target="_blank">Asimilasyon ile Şiddet Kıskacında Ulusalcı Kürtler (Kitap + Tartışma)</a></strong></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/09/kapak_kucuk__ulusalci_kurtler.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-18718" title="kapak_kucuk__ulusalci_kurtler" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/09/kapak_kucuk__ulusalci_kurtler-206x300.jpg" alt="" width="127" height="176" /></a>Etnik kökenimiz benliğimizin bir parçası, rengarenk insanlığımızın gerçek bir rengi. Ancak bu renk üzerinden yapılan bir baskı, bu renk “yüzünden” çekilen büyük bir acı sonucu diğer bütün renkler silinebiliyor. Bir başka deyişle <strong>IZDIRAPLAR ÜZERİNE YAPAY BİR KİMLİK İNŞA EDİLİYOR</strong>. Bir halka yapılabilecek en büyük kötülük bu belki de. Sadece Türk ya da sadece Kürt olmaya mahkûm edilen insanlar giderek insanlıklarını perdeliyorlar. Böylesi halklar ırkçılığa, her türlü şiddet çağrısına kucak açıyorlar. Zira duydukları kin ve nefret onları bıçak gibi bilerken bir yandan da tektipleşiyor, şeyleşiyor. Kürt aydınları kadar Türk aydınlarına da büyük iş düşüyor. İnsan olmadan “Türk” ya da “Kürt” olmanın imkânsızlığını halklarına anlatmak. Okuyacağınız bu kitap aydınların dikkatini tam da bu noktaya çekmek için hazırlandı: Asimilasyon  ile şiddet kıskacı içindeki Kürt halkına… <strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulusalci_kurtler.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><strong>Türkiye bölünür mü?</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><em><a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><img class="size-medium wp-image-8409  alignleft" title="tr_bolunurmu" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/01/tr_bolunurmu-195x300.jpg" alt="" width="128" height="195" /></a>“Bebek katili! Vatan haini!…”</em> PKK terörünü lanetliyoruz ama devlet eliyle işlenen suçlara karşı daha bir toleranslıyız.  <strong>“Kürtler ve Türkler kardeştir”</strong> diyenlerin kaçı <strong>“sen benim karde<em>ş</em>imsin”</strong>  demeyi biliyor Zaza, Sorani, Kurmanci dillerinde? Ülkemizin terör sorunu ne PKK ne de Kürt kimliğiyle sınırlanamayacak kadar dallandı, budaklandı. Bazı temel soruları yeniden masaya yatırmak gerekiyor: (*) Kürtler ne istiyor? (*)  İspanya ve Kanada etnik ayrılıkçılıkla nasıl mücadele etti? (*) PKK ile mücadelede ne gibi hatalar yapıldı? (*) İslâm ne kadar birleştirici olabilir? Töre cinayetlerinden Kuzey Irak’a terörle ilgili bir çok konuyu ele aldığımız 267 sayfalık bu kitabı ilginize sunuyoruz. <a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirin.</strong></a> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong>T<span style="color: #0000ff;">ürkiye’nin Ulus-Devlet Sorunu</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-full wp-image-7896" title="20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt.jpg" alt="" width="125" height="183" /></a>Devlet gibi soğuk ve katı bir yapı bizimle olan ilişkisini <strong>hukuk</strong> yerine <strong>ırkımıza</strong> ya da <strong>inançlarımıza</strong> göre düzenleyebilir mi? GERÇEK hayatı son derecede dinamik ve renkli biz “insanların”. Birden fazla şehre, mahalleye, gruba, klübe, cemaate, etnik köke, şirkete, mesleğe, gelir grubuna ait olabiliriz ve bu aidiyet hayatımız boyunca değişebilir. Oysa devletimiz hâlâ başörtüsüyle uğraşıyor, kimi devlet memurları <strong>“ne mutlu Türk’üm”</strong> demeyenleri iç düşman ilân ediyor, Sünnî İslâm derslerini zorla herkese okutuyor… Bizim paramızla, <strong>bizim iyiliğimiz için(!) bize rağmen… </strong>Kürt sorunu, başörtüsü sorunu, Hıristiyan azınlıklar sorunu… Bizleri sadece “insan” olarak göremeyen devletimizin halkıyla bir sorunu var. Türkiye’nin “sorunlarının” kaynağı sakın <strong>ulus-devlet</strong> modeli olmasın? 80 sayfalık bu kitap Kurtuluş savaşı’ndan sonra Türkiye’ye giydirilmiş olan deli gömleğine işaret ediyor.  Ne mutlu “insanım” diyene! <a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong>Kitabı buradan indirin</strong></a>.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/04/02/akpnin-yeni-kurt-stratejisi-tam-olarak-ne/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/04/02/akpnin-yeni-kurt-stratejisi-tam-olarak-ne/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Başbakan Tevhidi Tedrisat’ı tartışmaya açmalıdır!</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/02/20/basbakan-tevhidi-tedrisat%e2%80%99i-tartismaya-acmalidir/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/02/20/basbakan-tevhidi-tedrisat%e2%80%99i-tartismaya-acmalidir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Feb 2012 20:17:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editörden</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Ulus-Devlet]]></category>

		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=20713</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;&#8230; Tek parti döneminin Kemalist eğitim anlayışı özellikle Vatandaşlık, Yurt Bilgisi, Din Kültürü ve Beden Terbiyesi gibi derslere çok önem vermiştir. Maarif Vekâleti, eğitimi, öğretmenleri ve okulları kutsallaştırarak bireye devlete karşı vazifelerini öğreten milliyetçilik dozu yüksek bilgileri ders kitaplarına yerleştirmiştir. Örneğin dönemin ders kitaplarında &#8221; Dünyada anamızdan da canımızdan da çok sevdiğimiz iki şey vardır; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/02/milli_egitim_tevhidi_tedrisat.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-20714" title="milli_egitim_tevhidi_tedrisat" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/02/milli_egitim_tevhidi_tedrisat.jpg" alt="" width="178" height="300" /></a>&#8220;&#8230; Tek parti döneminin Kemalist eğitim anlayışı özellikle Vatandaşlık, Yurt Bilgisi, Din Kültürü ve Beden Terbiyesi gibi derslere çok önem vermiştir. Maarif Vekâleti, eğitimi, öğretmenleri ve okulları kutsallaştırarak bireye devlete karşı vazifelerini öğreten milliyetçilik dozu yüksek bilgileri ders kitaplarına yerleştirmiştir. Örneğin dönemin ders kitaplarında &#8221; Dünyada anamızdan da canımızdan da çok sevdiğimiz iki şey vardır; Türk yurdu ve Türk milleti&#8221; türünden bilgilere sıklıkla rastlamaktayız. 1927 yıllarında Abdülbaki Gölpınarlı&#8217;nın ilkokullar için yazdığı Din Kültürü kitabında ise iman &#8220;dinî&#8221; ve &#8220;milli&#8221; iman olmak üzere ikiye ayrılıyor. Milli iman bahsinde; &#8220;Bizim bir de milli imanımız vardır. Biz Türküz. Türkler medenidir. Milletimiz daima ileri gidecek, düşmanlarımızı alt edecektir. Türk adı anılınca göğsüm iftiharla kabarır, basım yükselir. Milletime, vatanıma faydası dokunanları severim, mübarek yurduma fenalık edenleri hiç sevmem. İste bu milli iman, bizi yaşatacak, ilerletecek imandır. Bugün Türkiye Cumhuriyeti hükümetine tabi olanların hepsini bu iman birleştiriyor. Biz bu milli imanı, büyük Cumhurreisimiz Gazi Mustafa Kemal Hazretleri&#8217;nin ve onun vatansever arkadaşlarının gayretiyle, Cumhuriyet sayesinde kazandık&#8221; deniliyor.<br />
&#8220;İmanı&#8221; bile milli olarak takdim eden bir anlayışın oluşmasına hatta Kemalistlerin neredeyse milli marşı konumuna gelen 10. Yıl Marşı&#8217;nda &#8220;Türk&#8217;üz, bütün başlardan üstün olan başlarız, Tarihten önce vardık, tarihten sonra varız, imtiyazsız, sınıfsız, kaynaşmış bir kitleyiz&#8221; türü ifadelerin milli eğitimi anlayış olarak beslemesine neden olan Türk milli eğitim tarihindeki en önemli gelişme; 1924 yılında yürürlüğe sokulan Tevhidi Tedrisat yasasıdır &#8230;&#8221;</em> <a href="http://taraf.com.tr/haber/tevhid-i-tedrisat-ve-egitim-cercevesinden-dindar.htm" target="_blank">TAMAMI</a> </p>
<p> </p>
<p>… Kemalizm ve CHP konusunda daha fazla okumak için …</p>
<p> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong></strong>  <a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf"><span style="color: #0000ff;"><strong>Kadın hakları ve Kemalizm </strong></span></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><strong><img class="alignleft size-medium wp-image-6982" title="20091025_derin_dusunce_org_kadin_kemalizm" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/10/20091025_derin_dusunce_org_kadin_kemalizm-229x300.jpg" alt="" width="121" height="171" /></strong></span></a></p>
<p class="entry" style="text-align: justify;"> <strong>“Kemalizm Türk kadınına özgürlük verdi”</strong> gibi sloganlarla düşünmeye daha doğrusu ezberlemeye itildiği için sık sık  şaşırmaya mahkûm bir kuşak bizimki. Tarihi, belgeleri, siyasî söylemleri ve sloganları aklın imtihanına tabi tutan herkes hayretler içinde kalıyor. <strong>“İyi de biz bunu bunca sene nasıl yuttuk?”</strong> diye sormaktan alamıyoruz kendimizi.  Kemalist düşüncenin, çağdaşlığın ve Atatürk devrimlerinin yılmaz bekçisi <strong><em>“çağdaş Türk kadını’nın sesi”</em></strong> Cumhuriyet Gazetesi’nin başyazarı olan Yunus Nadi kadınların siyasete atılmasına nasıl tepki vermiş meselâ?  <strong>“Havva’nın kızları, Meclis’e girip yılın manto modasını tartışacak” </strong><strong> </strong>Kadınlar Halk Fırkası kapatılınca yerine Türk Kadınlar Birliği kurulmuş. O da kapatılınca Cumhuriyet Gazetesi’nde şu başlık atılmış:  <strong>“Türk Kadınlar Birliği kapatıldı, fesat çıkaran hatun kişilere haddi bildirildi.” </strong>Derin Düşünce Fikir Platformu yakasını resmî tarihten kurtarmak isteyen okurlarına ezber bozan bir kitap öneriyor : <a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf"><strong><span style="color: #0066cc;">Kadın hakları ve Kemalizm ilişkisine alternatif bir bakış</span></strong></a></p>
<p class="entry" style="text-align: justify;"><strong>  </strong><a rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/img/turk_solu_adam_olur_mu.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><strong>Türk Solu</strong></span></a><span style="color: #0000ff;"><strong> </strong></span></p>
<p class="entry" style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_solu_adam_olur_mu.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-6922" title="20091020_derin_dusunce_org_turk_solu" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/10/20091020_derin_dusunce_org_turk_solu-200x300.jpg" alt="" width="122" height="194" /></span></a>Kendini « sol » olarak tarif eden hareketler hiç olmadıkları kadar zayıf ve bölünmüş bir tablo çiziyorlar bugün.  Türk Solu Dergisi’nin ırkçı söylemlerinden CHP’nin darbe çağrılarına uzanan bir kafa karışıklığı hakim. Muhalefet boşluğunun müzmin bir hastalığa dönüştüğü şu dönemde Türk solu bu boşluğa talip olabilir mi? Daha önce <a href="http://www.derindusunce.org/category/dikkat-kitap/"><span style="color: #0066cc;">Dikkat Kitap</span></a> kategorisinde yayınladığımız <a href="http://www.derindusunce.org/img/pozitivizm_derin_dusunce_org.pdf"><span style="color: #0066cc;">Pozitivizm Eleştirisi</span></a> gibi bu kitap da Türkiye’deki sola tarafsız bakan bir çalışma. İyimser görüşler kadar geçmişe dönük ağır eleştiriler de var. İlginize sunduğumuz 82 sayfalık bu kitap Türkiye’deki “sol” grupların sorgulamalarına, projelerine ışık tutmak amacıyla derlenmiş makalelerden oluşuyor. Kitabı <a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_solu_adam_olur_mu.pdf"><span style="color: #0066cc;">buradan indirebilir</span></a> ve paylaşabilirsiniz. Kitapta ele alınan başlıca konular: <em>Solda özgürlükçü hareketler, 68 Kuşağı, Devrimci sol, Kemalizm, ulusalcı sol akımlar, Sol ve İslâm, Cumhuriyet Gazetesi</em>.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong></strong> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf"><img class="alignleft" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.jpg" alt="" width="106" height="168" /><strong><span style="color: #0066cc;">Kendi ülkesini işgal eden ordu</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;">Hiç bir yeri işgal edemeyen ordular kendi ülkelerini işgal ederler. Çünkü bir ordunun ayakta durması için insan emeği ve maddî destek gereklidir. Beceriksiz ordular disiplinsiz olduklarından <strong>YABANCI</strong> <strong>DÜŞMAN </strong>ile savaşamazlar. Kolayca yenebilecekleri <strong>İÇ DÜŞMANLAR</strong> uydururlar ve bu bahane ile kendi ülkelerini işgal ederler. Başbakan asarlar. Milletvekillerini hapse atarlar. Korumakla yükümlü oldukları halkı işkenceler altında inletirler.  İşgalciler kimseye hesap vermezler. Halkın isyan etmesine engel olmak için <strong><em>“etrafımız düşmanla çevrili”</em></strong> diyerek  <strong>KORKU PROPAGANDASI</strong> yaparlar. Eleştirilerden uzak kalmak için farklı inançlardan ve kültürlerden olan insanların birbirine düşman olması da bu eşkiyaların işine gelir. Bu sebeple terörü destekleyebilir hatta teröristlere silah ve para yardımında bulunabilirler. Okuyacağınız kitap kendi ülkesini işgal etmiş bir ordunun kısa tarihidir. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong></strong> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-11326" title="kapak-laiklik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg" alt="" width="120" height="169" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"> Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a>Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde <strong>Yobaz Laiklik Meselesini</strong> barındıran konuları ele alıyor.<a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Tarih şaşırmaktır</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-13449" title="tarih_sasirmaktir" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir.jpg" alt="" width="109" height="141" /></span></a>Evet… Tarih şaşırmaktır. Atatürk’e şaşırmak, Kürtlere şaşırmak, Lozan’a şaşırmaktır. Geçmişe hayret edip bugüne eleştirel bakabilmek, yarını hazırlamaktır Tarih. Geçmişe değil geleceğe dönüktür amacı. Özetle siyasî bir propaganda aygıtı değildir. Gaz vermek, <strong>“Asker millet”</strong> üretmek, <strong>atalarımızla gurur duymak</strong> için tarih araştırılmaz. Eğer resmî tarihin beyin yıkamasından bıktıysanız bu kitap ilginizi çekecektir… <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz</span></a></strong></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/02/20/basbakan-tevhidi-tedrisat%e2%80%99i-tartismaya-acmalidir/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/02/20/basbakan-tevhidi-tedrisat%e2%80%99i-tartismaya-acmalidir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İki Mustafa</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/01/31/iki-mustafa/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/01/31/iki-mustafa/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Jan 2012 09:49:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cemile Bayraktar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Beyin Yıkama]]></category>

		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Ulus-Devlet]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<category><![CDATA[faşizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=20474</guid>
		<description><![CDATA[Star Gazetesi yazarı Mustafa Akyol &#8220;‘Gençliğe Hitabe&#8217; de kaldırılmalı&#8220; başlıklı bir makale yazdı. Okumadan önce olumlu ve olumsuz birçok tepki okudum, bunca eleştiri nedendir diye düşünürken aslına ulaştım. Akyol , Milli Güvenlik dersinin kaldırılmasının çok hayırlı bir iş olduğunu, Andımız&#8217;ın da kaldırılması gerektiğini, madde madde çok açık, anlaşılır bir biçimde ifade ediyor. Aynı şekilde kişilik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/01/yasak.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-20475" title="yasak" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/01/yasak.jpg" alt="" width="180" height="134" /></a>Star Gazetesi yazarı <a href="http://www.stargazete.com/gazete/yazar/mustafa-akyol.htm">Mustafa Akyol <em>&#8220;‘Gençliğe Hitabe&#8217; de kaldırılmalı</em>&#8220;</a> başlıklı bir makale yazdı. Okumadan önce olumlu ve olumsuz birçok tepki okudum, bunca eleştiri nedendir diye düşünürken aslına ulaştım. Akyol , Milli Güvenlik dersinin kaldırılmasının çok hayırlı bir iş olduğunu, Andımız&#8217;ın da kaldırılması gerektiğini, madde madde <span id="more-20474"></span>çok açık, anlaşılır bir biçimde ifade ediyor. Aynı şekilde kişilik haklarına müdahale etmeden Gençliğe Hitabe&#8217;nin de kaldırılması gerektiğini anlatıyor.</p>
<p>Olumsuz tepkileri hatırlayınca acaba kaçırdığım bir husus mu oldu düşüncesiyle tekrar okudum ancak bunca abartılı tepki verilecek hiç bir hususa rastlamadım. Dahası ilk aklıma gelen Mustafa Akyol&#8217;un ne kadar haklı olduğuydu zira Gençliğe Hitabe metninde Akyol&#8217;un eleştirdiği kısımların hepsinin can bulduğu insanların, bu tepkilerinin nedenlerinden birinin de Gençliğe Hitabe metninden kaynaklanmakta olduğunu düşündüm.</p>
<p>Bir gençlik düşünün, onlara diledikleri gibi düşünme -buna Atatürkçü düşünme biçimi de dâhil- her türlü yolu seçme hakkı tanıyan bir yazarı haksız, sınırsız ve hatta fikirsizce hakaretlerle eleştirsin ancak bu gençlik, kendisine neredeyse bir seçim hakkı bırakmayan tavsiyeler bütününe &#8220;düşünmeksizin&#8221; biat etsin; vallahi ben bu gençliği anlamıyorum!</p>
<p>Öğrenim hayatım boyunca Milli Eğitim müfredatına biat etmedim, canım ne öğrenmek istiyorsa onu öğrendim, ne okumak istediysem onu okudum. Evde bir takım kitaplardan okuduğum gayrı meşru tarih kitapları çok ilgimi çekerken okulda ezbere, kof kibre ve kendini övmeye dayalı İnkılap Tarihi dersi ilgimi çekmemişti. Gerçek olmayan bir tarihi ezberlemek ve sorulara inanmadığım cevaplar vermek ise daha 13 yaşımdayken onuruma dokunmuştu. 13 yaşımdayken bir gün gazeteci yahut yazar olma hayalleri kurmaya başlamıştım, gerçekleri insanlara anlatacaktım ve yazacaktım. Ancak bu hayalleri kurarken bunların bir gün gerçeğe dönüşeceğine hiç mi hiç inanmamıştım; öyle uzaklardı ki&#8230; Bugün hayallerimin gerçek olduğunu görüyorum, bugün bir şeylerin değiştiğini görüyorum, o hayalleri kurduğum aynı odada gerçekleri sizlere yazıyorum. Bugün Mustafa Akyol da bunu yapıyor, 80 yıldır bir şeylerin hayalini kuran ama hayallerini gerçekleştiremeyen, kendi içindeki potansiyeli çürüten gençlerin sesi oluyor. Bu alkışlanası çaba, bu ifade özgürlüğüne verilen destek bir kısmımızın desteğini alırken, bir kısmımızın tepkisiyle karşılaşıyor. Oysaki Akyol savunduklarını kendisi için değil, bu ülke gençliğinin faydasına olacağı için savunuyor ve dahası onlara aksi bir seçeneği savunma hakkı da sunuyor. Ve birileri &#8220;hayrı çağırıyormuşçasına şerri çağırıyor.&#8221;</p>
<p>  Gençliğe Hitabe gençliğe &#8220;bir ihtimal daha yok&#8221; derken, gençliği sınırlarken, Akyol &#8220;bir ihtimal daha var&#8221; diyor. Gerçekten bir ihtimal daha var; o da konuşabileceğimiz bir Türkiye&#8230; Unutmayalım ki konuşulabildiğimiz bir Türkiye demokrasi ölçeğinde; konuşabildiğimiz bir Atatürk demokrasi ölçeğinde değerlendirilir aksi ise diktatöryel bir durum olarak değerlendirilir. Sahi konuşmaktan niçin bu kadar korkuyoruz?</p>
<p>  Bir kesim Gençliğe Hitabe&#8217;yi kendine şiar edinebilir. Kendisi için bunları &#8220;dokunulmaz&#8221; da kılabilir ancak bunları şiar edinmeyenlere dayatamaz ve bugün bu dayatmaya sessiz kalınamaz.</p>
<p>  Mustafa Kemal Atatürk ile hiç kimseyi kıyaslamadan diyorum ki: Mustafa Kemal Atatürk sizin için çok önemli bir şahsiyet olabilir, onu &#8220;Yurdumuzu düşmanlardan kurtardı&#8221; düşüncesiyle çok sevebilirsiniz ama şunu da kabul edin iki Mustafa&#8217;dan biri olan Mustafa Akyol da &#8220;zihinleri düşmanlardan kurtarıyor&#8221; bırakalım yapsın. Zira zihin düşünmek için vardır, düşünmemek ise zihnin düşmanıdır, düşünmemek insanın kendine yaratılış gayesine aykırı davranmasıdır. Yıllarca &#8220;düşünme, konuşma&#8221; denilen bir ülkede birileri çıkıyor ve &#8220;düşün, konuş&#8221; diyor, bundan daha güzel ne ola ki?</p>
<p>   <strong>Muhtaç olduğumuz kudret, damarlarımızdaki asil kanda mevcut değildir, zaten kan bir asalet belirleyici değildir</strong>. <strong>Muhtaç olduğumuz kudret aklımızda ve vicdanımızda mevcuttur, lütfen tüketmekten çekinmeyelim.</strong></p>
<p> </p>
<p>&#8230; Bu konuda e-kitap okumak için&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-11326" title="kapak-laiklik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg" alt="" width="120" height="169" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"> Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a>Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde <strong>Yobaz Laiklik Meselesini</strong> barındıran konuları ele alıyor.<a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></strong></a> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">T</span><span style="color: #0000ff;">ürkiye’nin Ulus-Devlet Sorunu</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-full wp-image-7896" title="20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt.jpg" alt="" width="125" height="183" /></a>Devlet gibi soğuk ve katı bir yapı bizimle olan ilişkisini <strong>hukuk</strong> yerine <strong>ırkımıza</strong> ya da <strong>inançlarımıza</strong> göre düzenleyebilir mi? GERÇEK hayatı son derecede dinamik ve renkli biz “insanların”. Birden fazla şehre, mahalleye, gruba, klübe, cemaate, etnik köke, şirkete, mesleğe, gelir grubuna ait olabiliriz ve bu aidiyet hayatımız boyunca değişebilir. Oysa devletimiz hâlâ başörtüsüyle uğraşıyor, kimi devlet memurları <strong>“ne mutlu Türk’üm”</strong> demeyenleri iç düşman ilân ediyor, Sünnî İslâm derslerini zorla herkese okutuyor… Bizim paramızla, <strong>bizim iyiliğimiz için(!) bize rağmen… </strong>Kürt sorunu, başörtüsü sorunu, Hıristiyan azınlıklar sorunu… Bizleri sadece “insan” olarak göremeyen devletimizin halkıyla bir sorunu var. Türkiye’nin “sorunlarının” kaynağı sakın <strong>ulus-devlet</strong> modeli olmasın? 80 sayfalık bu kitap Kurtuluş savaşı’ndan sonra Türkiye’ye giydirilmiş olan deli gömleğine işaret ediyor.  Ne mutlu “insanım” diyene! <a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Kitabı buradan indirin</span></strong></a>.</p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf"><span style="color: #0000ff;"><strong>Kadın hakları ve Kemalizm </strong></span></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><strong><img class="alignleft size-medium wp-image-6982" title="20091025_derin_dusunce_org_kadin_kemalizm" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/10/20091025_derin_dusunce_org_kadin_kemalizm-229x300.jpg" alt="" width="121" height="171" /></strong></span></a></p>
<p class="entry" style="text-align: justify;"> <strong>“Kemalizm Türk kadınına özgürlük verdi”</strong> gibi sloganlarla düşünmeye daha doğrusu ezberlemeye itildiği için sık sık  şaşırmaya mahkûm bir kuşak bizimki. Tarihi, belgeleri, siyasî söylemleri ve sloganları aklın imtihanına tabi tutan herkes hayretler içinde kalıyor. <strong>“İyi de biz bunu bunca sene nasıl yuttuk?”</strong> diye sormaktan alamıyoruz kendimizi.  Kemalist düşüncenin, çağdaşlığın ve Atatürk devrimlerinin yılmaz bekçisi <strong><em>“çağdaş Türk kadını’nın sesi”</em></strong> Cumhuriyet Gazetesi’nin başyazarı olan Yunus Nadi kadınların siyasete atılmasına nasıl tepki vermiş meselâ?  <strong>“Havva’nın kızları, Meclis’e girip yılın manto modasını tartışacak” </strong><strong> </strong>Kadınlar Halk Fırkası kapatılınca yerine Türk Kadınlar Birliği kurulmuş. O da kapatılınca Cumhuriyet Gazetesi’nde şu başlık atılmış:  <strong>“Türk Kadınlar Birliği kapatıldı, fesat çıkaran hatun kişilere haddi bildirildi.” </strong>Derin Düşünce Fikir Platformu yakasını resmî tarihten kurtarmak isteyen okurlarına ezber bozan bir kitap öneriyor : <a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf"><strong><span style="color: #0066cc;">Kadın hakları ve Kemalizm ilişkisine alternatif bir bakış</span></strong></a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/01/31/iki-mustafa/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/01/31/iki-mustafa/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kemalizmin Zararları(13): Şapka Devrimi</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/12/27/sapka-ile-gelen-korku-ve-zulum/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/12/27/sapka-ile-gelen-korku-ve-zulum/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Dec 2011 22:29:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Berivan K.</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[CHP]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizmin Zararları]]></category>

		<category><![CDATA[Ulus-Devlet]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<category><![CDATA[devrim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=20004</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Şapka kanunu bu dönemde girişilen devrimlerin ilki ve en gözalıcısı olmakla beraber, aynı zamanda en beyhude, en anlamsız ve en sathisi idi.&#8221; (Halide Edip Adıvar)
[...]
Şapka giyimi etrafında Bakanlar Kurulu kararının alındığı 2 Eylül&#8217;den başlayarak kanunun çıkacağı 25 Kasım&#8217;a kadar olan 3 aylık bir süre içinde ilginç bir takım gelişmeler oldu. Şapka giyimi konusu bu sırada [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="padding-left: 30px;"><em><img class="alignright" src="http://www.arastiralim.com/wp-content/uploads/2009/12/Halide-Edip-Adıvar.jpg" alt="" width="207" height="221" />&#8220;Şapka kanunu bu dönemde girişilen devrimlerin ilki ve en gözalıcısı olmakla beraber, aynı zamanda en beyhude, en anlamsız ve en sathisi idi.&#8221; (Halide Edip Adıvar)</em></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>[...]</em></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>Şapka giyimi etrafında Bakanlar Kurulu kararının alındığı 2 Eylül&#8217;den başlayarak kanunun çıkacağı 25 Kasım&#8217;a kadar olan 3 aylık bir süre içinde ilginç bir takım gelişmeler oldu. Şapka giyimi konusu bu sırada bazı yabancı şapka imalatçısı firmalar tarafından dikkatle izleniyordu. Nitekim kanun çıkmadan 1-2 ay kadar önce dünyaca ünlü fötr şapka imalatçıları İtalyan Borsalino Kardeşler&#8217;e ait, ağzına kadar şapka dolu bir gemi İstanbul Karaköy Limanı&#8217;na demir atmıştı. Eylül&#8217;ün ilk haftasında gerçekleştirilen bu olaydan sonra Borsalino Kardeşler hemen gümrük işlemlerini yaptırarak bir-iki gün içinde içi şapka dolu gemiyi boşaltmış ve bu işten büyük bir kazanç sağlamışlardı. </em></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>[...]</em></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>Garibtir bu fakir insanların, sırf maddi kaygılarla alamayıp, kendi imkanlarıyla şapkaya benzeterek diktikleri bu başlıklar &#8220;siz şapkayı protesto etmek için bunu yapıyorsunuz!&#8221; diyerek başındaki bu garip kıyafetle beraber kendileri de içeri alınmışlardı. Memur olmadıkları için onlara &#8220;şapka avansı&#8221; verilmediğinden şapka alamayan nice fakir fezginci ilk aylarda göze çarpmamak için işini gücünü terkederek evlerine kapanmışlardı.</em></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>[...]</em></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em> ‘Şapkaya karşı doğan tepkilerin şiddetle bastırılması üzerine, gerçekten pahalı olduğu halde, hiç kimseden şapka giymenin pahalı olabileceğini söyleyecek hal kalmamıştır. Çünkü görülmüştür ki, artık sorun fes ya da şapkayı değil, onlardan birinin giyileceği kafayı yerinde tutabilmektir.&#8221; [Eylül-Ekim 1925 tarihlerinde, artık Türkiye&#8217;de gelinen noktanın şapkayı veya fesi değil, onu giyecek kafanın yerinde kalması probleminin olduğunu,yani ölmek veya &#8230;&#8221;</em> <a href="http://www.arastiralim.com/en-beyhude-devrim.html" target="_blank">TAMAMI</a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/12/27/sapka-ile-gelen-korku-ve-zulum/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/12/27/sapka-ile-gelen-korku-ve-zulum/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Her devrin bir Ya&#8217;kûb&#8217;u var: Hz. Ya&#8217;kûb ve Ya&#8217;kûb Köse</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/12/25/her-devrin-bir-yakubu-var-hz-yakub-ve-yakub-kose/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/12/25/her-devrin-bir-yakubu-var-hz-yakub-ve-yakub-kose/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Dec 2011 19:20:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cemile Bayraktar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Devlet Terörü]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Adaleti]]></category>

		<category><![CDATA[Ulus-Devlet]]></category>

		<category><![CDATA[vicdan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=19986</guid>
		<description><![CDATA[Peygamber kıssalarını ilk kez 8 yaşımda okumuştum, küçük boy, renkli kapakları olan minik kitapçıklardan oluşan bir set olan Peygamber Kıssaları seti Cin Ali&#8217;nin Maceraları setiyle yan yana dururdu kitaplıkta. Hâbil&#8217;in ve Kâbil&#8217;in, ilk insan ve ilk peygamber Hz. Âdem&#8217;in, evladı kaybolduğu için acıdan ve kederden gözleri görmez olan Hz. Ya&#8217;kûb&#8217;un kıssalarını kâh anlayarak, kâh anlamadan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/12/devlet-teroru.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-19988" title="devlet-teroru" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/12/devlet-teroru.jpg" alt="" width="219" height="194" /></a>Peygamber kıssalarını ilk kez 8 yaşımda okumuştum, küçük boy, renkli kapakları olan minik kitapçıklardan oluşan bir set olan Peygamber Kıssaları seti Cin Ali&#8217;nin Maceraları setiyle yan yana dururdu kitaplıkta. Hâbil&#8217;in ve Kâbil&#8217;in, ilk insan ve ilk peygamber Hz. Âdem&#8217;in, evladı kaybolduğu için acıdan ve kederden gözleri görmez olan Hz. Ya&#8217;kûb&#8217;un kıssalarını kâh anlayarak, kâh anlamadan ilk kez o kitapçıkları okuyarak öğrenmiştim. Bu kitapçıklar iyiliği-kötülüğü ve iyilik ve kötülüğün karşılığını okuduğum ilk kaynaklardı. Çok net hatırlamıyorum ama orada okuduklarımın masalsı olaylar olduğunu, belki gerçek hayatta karşılığı olmadığını düşünmüştüm. Gelin görün ki öyle olmadı&#8230;</p>
<p>   Kıymetli kardeşim Ya&#8217;kûb Köse, Yusuf gibi kardeşleri (kendi ülkesi) tarafından kuyuya atılmış kullardan sadece bir tanesi&#8230;  Ya&#8217;kûb Köse, özgürlüğü elinden kandırılarak alınmış, en sevdiklerin koparılmış, halen yanlış yargılamaların yakasını bırakmadığı insanlardan <span id="more-19986"></span>bir tanesi&#8230; Zaten dünya kuyuya atılanlar ve kuyuya atanların zemini olan bir yer, bundan fazlası değil. Birileri kuyuda, birilerinin elinde nereden geldiği belli olmayan kanlı gömlekler, delil diye atıyorlar önümüze, Yusuf kuyuda kalıyor, Ya&#8217;kûb acıdan kıvranıyor. Benim çocuklukta masal zannettiğim her şey en gerçek hâliyle can buluyor&#8230;</p>
<p>  Ya&#8217;kûb Köse&#8217;nin yaşadıklarını daha önce de yazmıştım, yine yazıyorum, yazmaya devam edeceğim zira Ya&#8217;kûb&#8217;un kurtuluş için bize, bizim ise kurtulmak için Ya&#8217;kûb&#8217;a ihtiyacımız var.</p>
<p>  Bir güç düşünün, sınırsız bir güç, kontrol edilemeyen bir güç, o güç bugün sırf bize dokunmuyor diye ona ıslah etmek ve onu sınırlandırmak yerine o gücü beslersek, o güç yarın el, imkân değiştirdiğinde gelecek ve bu kez bizi vuracak&#8230;</p>
<p>  <strong><em>&#8220;Hakkâri&#8217;de 17 yaşındaki bir çocuğu yere yatırıp, kafasına dipçikle vurarak öldüresiye döverken kameralara yakalanan özel harekatçı polis memurunun yargılandığı davada hukuk tarihine geçecek bir karar çıktı.</em></strong></p>
<p><strong><em>  Vatan Gazetesi&#8217;nin haberine göre, mahkeme, Adli Tıp raporuna göre ölüm tehlikesi geçiren çocuğun kafasına dipçikle vuran polisin eylemini taksirli suç, yani &#8216;kaza&#8217; olarak değerlendirdi. 5-9 yıl arası hapis cezası istenen polise 6 ay 7 gün hapis cezası veren mahkeme, cezayı 5 yıl erteledi.&#8221;</em></strong></p>
<p><strong><em>  </em></strong>Bugün bir çocuk öldüresiye dövülüp, onu döven polis memuru beraat ettirildiyse, bugün Ya&#8217;kûb Köse işlemediği suçlardan, hukuksuzca ve haksızlık yapılarak neredeyse 14 yaşından bu yana (şimdi 30 yaşında) yargılanıyorsa ve biz buna seyirci kalıyorsak aslında yarın bunların bizim başımıza gelmesini garantiliyoruz demektir.</p>
<p>  Bir de kendi kaleminden Ya&#8217;kûb Köse&#8217;nin yaşadıklarına, ona yaşatılanlara, kuyuya atılan gençliğine, hayallerine bakalım&#8230; Kardeşim Ya&#8217;kûb Köse&#8217;nin bana yazdığı mektup:</p>
<p>    <strong><em>Kıymetli Cemile Hanım, </em></strong></p>
<p><strong><em>Malumunuz hayata dönüş operasyonun Noel baba diye adlandırılan bir cezaevi operasyonuna maruz kalmıştım ve kalmıştık bu Noel baba adlı cezaevi baskınında 1 arkadaşımız katledildi ben dâhil 9 arkadaşımız da ağır yaralanmıştı&#8230; Bu sürecin akabinde o zamanki yönetim ben ve 32 arkadaşım hakkında hukuk garabeti diyebileceğim birçok dava açtılar bize&#8230; Bunlardan biri mesnetsiz bir şekilde iddia ettikleri cezaevinde silah imal etmek ve kullanmaktı; cezaevinde silah nasıl imal ediliyorsa&#8230; Nihayetinde şayet böyle bir suçlamayı yapan anlayış normal olarak cezaevleri Adalet Bakanlığına bağlı olduğu için Adalet Bakanlığı bu mevzuya izin verdikleri için onların da yargılanması gerekiyor&#8230; Hukuk diyoruz ya hukuk bunu gerektiriyordu, bu suçlamadan ben ve 32 arkadaşım 29 Haziran 2011 de İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından zaman aşımından düşürüldü&#8230; Bu davanın bir ikizi Bandırma Asliye 2. Mahkemesi tarafından görülüyordu. Hukuken öyle olması gerektiği için Bandırma&#8217;dan ya beraat ederiz ya da o da zaman aşımına girer diye rahattım fakat öyle olmadı ne hikmetse tam 19 Aralık Hayata Dönüş Operasyonun yıldönümünde ben ve 32 arkadaşıma 7 yılla 11 yıl arasında ağır cezalar verildi. Bu bir hukuk skandalı&#8230; (Ki şuan yeni TCK bizim lehimize eski TCK&#8217;dan vermiştir ve yine hukuken 5 yılın üstündeki cezalar karar duruşmasında sanığın orda olup yüzüne okunması gerekirken ben ve 32 arkadaşıma ikamet ettiğimiz yerleşişim yerleri belli olduğu halde tebligat edilmeden gıyabımızda verilmiş bir karar.) Dosya emin olun bir 28 Şubat klasiğidir; kin nefret ve intikam hissiyle verilen bir cezadır. Düşünebiliyor musunuz, Türkiye&#8217;nin bir köşesinde tek bir hâkim oturuyor siz orda yokken sizin hayatınızla alakalı balya balya cezalar veriyor! Az değil 11 yıl bu, korkunç bir şey, ben zaten 28 Şubat&#8217;ın garabet kararlarını ortaya çıkarmaya çalışırken şahsıma yapılan haksızlıklardan dolayı yeniden yargılanma talebinde bulunmaya hazırlanırken 28 Şubat kararları cinsinden bir kararla muhatap olamam son derece düşündürücü ve yine bu cezanın Hayata Dönüş Operasyonun yıldönümünde verilmesi çok ilginçtir&#8230; TV Net&#8217;te Hilâl Kaplan bu olayı şahsım üzerinden hukukçu Yücel Sayman&#8217;a sordu Yücel Sayman tek ifadeyle şunu söyledi: &#8220;Bu bir hukuk skandalıdır.&#8221; Evet, mevzuu bu kadar basittir bir hukuk skandalıyla karşı karşıyayım ve ömrümde hayatımla alakalı alınan bu hukuk skandalları hiç bitmeyecek diye endişeliyim&#8230; Onlar geldi vurdu kırdı, molotof attı, kimyasal silah kullandı, öldürdü, yaraladı; biz yargılandık, ceza aldık! Onlar ne yargılandı ne de hesap soruldu&#8230; Ben yeni Türkiye&#8217;de bu tarz hukuk skandallarının üzerine gidileceğine inanıyorum bundan cesaret alarak bir hukuk mücadelesi başlatıyorum öldürenler, yaralayanlar yargılanmadan ve 28 Şubat yargı kararları iptal edilip, yeniden âdil bir mahkemede yargılanmadan hukuk mücadeleme devam edeceğim desteklerinizi bekliyorum&#8230; Saygılarımla</em></strong></p>
<p><strong><em>  </em></strong><strong>Ya&#8217;kûb Köse</strong>, 28 Şubat mağduru, yarı ömrü hapishanede geçmiş, 14 yaşında idamla yargılanmış, 28 Şubat&#8217;ta İmam Hatip Lisesi öğrencisiyken, Çeçenlere destek için bir mitinge katıldığı için evi basılmış. İBDA-C Örgütü üyesi olarak lanse edilmiş, önüne konulan bütün kâğıtları, işkence tehditleriyle imzalamış ve mahkûm olmuş. İçeri alındıktan sonra Hayata Dönüş Operasyonu (Öldürmeye programlı, insanların diri diri yakıldığı bir operasyon olarak adı oldukça manidardır.) sırasında ağır yaralanmış. Bununla bitmiyor, Yakup Köse tam 12 yıldır Hayata Dönüş Operasyonu sırasında, koğuşlarında bulunan bıçak ve patlayıcı maddeler nedeniyle yargılandı. Bununla da bitmiyor. Hâlâ yargılanıyor.</p>
<p>  Lütfen <strong>Ya&#8217;kûb Köse</strong>&#8216;nin uğradığı haksızlıklar noktasında yanında olun. <strong>Ya&#8217;kûb&#8217;</strong>un Yusuf&#8217;unu, özgürlüğünü, hayatını, hayallerini kuyudan çıkarın, susarsak bu haksızlıklar içerisinde göremeyen <strong>Ya&#8217;kûb </strong>değil biz oluruz.<strong><em></em></strong></p>
<p> </p>
<p>… Bu konu sizin için önemliyse…</p>
<p> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong>Türk milliyetçiliği birleştirir mi yoksa parçalar mı?</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi.gif"><img class="alignleft size-medium wp-image-8579" title="turk_milliyetciligi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi-204x300.gif" alt="" width="133" height="204" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"> <strong>İllâ ki bir tutkal/çimento mu gerekiyor? </strong>Milliyetçilik tutkalı adil ve müreffeh bir düzene alternatif olabilir mi? Adaletin, hukukun hâkim olmadığı ortamlarda Türklerin kardeşliği ne işe yarar? Belki de Türk Milliyetçiliği diğer milliyetçilikler gibi yok olmaya mahkûm bir söylem. Çünkü var olmak için “<strong>ötekine</strong>” ihtiyacı var. Ötekileştireceği bir grup bulamazsa kendi içinden “<strong>zayıf</strong>” bir zümreyi günah keçisi olarak seçiyor. Kürtler, Hıristiyanlar, Eşcinseller, solcular…150 sayfalık bu kitapta Türk Milliyetçiliğini sorguluyoruz. Müslüman ve milliyetçi olunabilir mi? Türkiye’ye faydaları ve zararları nelerdir? Milliyetçiliğin geçmişi ve geleceği, siyasete, barışa, adalete etkisiyle. <a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirin.</strong></a> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><strong>Türkiye bölünür mü?</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><em><a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><img class="size-medium wp-image-8409  alignleft" title="tr_bolunurmu" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/01/tr_bolunurmu-195x300.jpg" alt="" width="128" height="195" /></a>“Bebek katili! Vatan haini!…”</em> PKK terörünü lanetliyoruz ama devlet eliyle işlenen suçlara karşı daha bir toleranslıyız.  <strong>“Kürtler ve Türkler kardeştir”</strong> diyenlerin kaçı <strong>“sen benim karde<em>ş</em>imsin”</strong>  demeyi biliyor Zaza, Sorani, Kurmanci dillerinde? Ülkemizin terör sorunu ne PKK ne de Kürt kimliğiyle sınırlanamayacak kadar dallandı, budaklandı. Bazı temel soruları yeniden masaya yatırmak gerekiyor: (*) Kürtler ne istiyor? (*)  İspanya ve Kanada etnik ayrılıkçılıkla nasıl mücadele etti? (*) PKK ile mücadelede ne gibi hatalar yapıldı? (*) İslâm ne kadar birleştirici olabilir? Töre cinayetlerinden Kuzey Irak’a terörle ilgili bir çok konuyu ele aldığımız 267 sayfalık bu kitabı ilginize sunuyoruz. <a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirin.</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf"><img class="alignright" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.jpg" alt="" width="106" height="168" /><strong>Kendi ülkesini işgal eden ordu</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;">Hiç bir yeri işgal edemeyen ordular kendi ülkelerini işgal ederler. Çünkü bir ordunun ayakta durması için insan emeği ve maddî destek gereklidir. Beceriksiz ordular disiplinsiz olduklarından <strong>YABANCI</strong> <strong>DÜŞMAN </strong>ile savaşamazlar. Kolayca yenebilecekleri <strong>İÇ DÜŞMANLAR</strong> uydururlar ve bu bahane ile kendi ülkelerini işgal ederler. Başbakan asarlar. Milletvekillerini hapse atarlar. Korumakla yükümlü oldukları halkı işkenceler altında inletirler.  İşgalciler kimseye hesap vermezler. Halkın isyan etmesine engel olmak için <strong><em>“etrafımız düşmanla çevrili”</em></strong> diyerek  <strong>KORKU PROPAGANDASI</strong> yaparlar. Eleştirilerden uzak kalmak için farklı inançlardan ve kültürlerden olan insanların birbirine düşman olması da bu eşkiyaların işine gelir. Bu sebeple terörü destekleyebilir hatta teröristlere silah ve para yardımında bulunabilirler. Okuyacağınız kitap kendi ülkesini işgal etmiş bir ordunun kısa tarihidir. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulusalci_kurtler.pdf" target="_blank">Asimilasyon ile Şiddet Kıskacında Ulusalcı Kürtler</a></strong></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/09/kapak_kucuk__ulusalci_kurtler.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-18718" title="kapak_kucuk__ulusalci_kurtler" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/09/kapak_kucuk__ulusalci_kurtler-206x300.jpg" alt="" width="127" height="176" /></a>Etnik kökenimiz benliğimizin bir parçası, rengarenk insanlığımızın gerçek bir rengi. Ancak bu renk üzerinden yapılan bir baskı, bu renk “yüzünden” çekilen büyük bir acı sonucu diğer bütün renkler silinebiliyor. Bir başka deyişle <strong>IZDIRAPLAR ÜZERİNE YAPAY BİR KİMLİK İNŞA EDİLİYOR</strong>. Bir halka yapılabilecek en büyük kötülük bu belki de. Sadece Türk ya da sadece Kürt olmaya mahkûm edilen insanlar giderek insanlıklarını perdeliyorlar. Böylesi halklar ırkçılığa, her türlü şiddet çağrısına kucak açıyorlar. Zira duydukları kin ve nefret onları bıçak gibi bilerken bir yandan da tektipleşiyor, şeyleşiyor. Kürt aydınları kadar Türk aydınlarına da büyük iş düşüyor. İnsan olmadan “Türk” ya da “Kürt” olmanın imkânsızlığını halklarına anlatmak. Okuyacağınız bu kitap aydınların dikkatini tam da bu noktaya çekmek için hazırlandı: Asimilasyon  ile şiddet kıskacı içindeki Kürt halkına… <strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulusalci_kurtler.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a> </strong></p>
<p><strong></strong></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/12/25/her-devrin-bir-yakubu-var-hz-yakub-ve-yakub-kose/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/12/25/her-devrin-bir-yakubu-var-hz-yakub-ve-yakub-kose/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Laik orduya mücahid olmak</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/12/12/laik-orduya-mucahid-olmak/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/12/12/laik-orduya-mucahid-olmak/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 11 Dec 2011 22:37:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aisha Benghazi</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Türk Silahlı Kuvvetleri]]></category>

		<category><![CDATA[Ulus-Devlet]]></category>

		<category><![CDATA[zorunlu askerlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=19739</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;&#8230;Bedelli askerlik hakkı tanındığından beri okur kitlesinin çoğunluğunu Müslümanların oluşturduğu gazetelerde çok ilginç yazılarla karşılaşıyorum. Bazı köşe yazarları, herhangi bir şerh bile düşmeye gerek görmeden, Türk Silahlı Kuvvetleri&#8217;ne âdeta bir İslâm ordusu gibi yaklaşıp, askere gitmenin dinî bir vazife olduğunu anlatmaya çalışıyorlar. [...] Öncelikle askere gitmek zorunda kalan Müslüman erkeklerin yaşadığı sıkıntılardan bazılarını sıralayalım:

Namazını komutana [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="padding-left: 30px;"><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/08/orduevi.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-18262" title="orduevi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/08/orduevi.jpg" alt="" width="200" height="250" /></a>&#8220;&#8230;Bedelli askerlik hakkı tanındığından beri okur kitlesinin çoğunluğunu Müslümanların oluşturduğu gazetelerde çok ilginç yazılarla karşılaşıyorum. Bazı köşe yazarları, herhangi bir şerh bile düşmeye gerek görmeden, Türk Silahlı Kuvvetleri&#8217;ne âdeta bir İslâm ordusu gibi yaklaşıp, askere gitmenin dinî bir vazife olduğunu anlatmaya çalışıyorlar. [...] Öncelikle askere gitmek zorunda kalan Müslüman erkeklerin yaşadığı sıkıntılardan bazılarını sıralayalım:</em></p>
<ul style="padding-left: 30px;">
<li><em>Namazını komutana &#8216;çaktırmadan&#8217; edâ etmeye çalışmak ya da edememek,</em></li>
<li><em>&#8216;Vatanî görevi&#8217; Ramazan&#8217;a denk geliyorsa oruç vazifesini yerine getirememek,</em></li>
<li><em>Başörtülü eşi ve ailesinin yemin törenine katılamaması,</em></li>
<li><em>Yemeklerin öncesinde &#8220;Tanrı&#8217;ya hamdolsun&#8221; demeyi kanıksamak zorunda kalmak,</em></li>
<li><em>Edirne-Keşan&#8217;daki 4&#8242;üncü Mekanize Piyade Tugayı&#8217;nda olduğu gibi ordu mensupları bilerek domuz eti servis ediyorsa ses çıkarmamak (Zaman, &#8220;Mehmetçike domuz ve at eti&#8221;, 9.12.2011),</em></li>
<li><em>İzzeti nefsini yerle bir etse de komutanının tüm hakaretlerini hatta bazen dayağını başı önünde karşılamak&#8230; </em></li>
</ul>
<p style="padding-left: 30px;"><em>Alın size İslâm ordusu, değil mi? </em><em>&#8230;&#8221;</em> <a href="http://yenisafak.com.tr/Yazarlar/?t=11.12.2011&amp;y=HilalKaplan" target="_blank">TAMAMI</a> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>&#8230; Askerlik konusunda okumak için&#8230;</p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/img/zorunlu-askerlik.pdf" target="_blank"><strong>Z<span style="color: #0000ff;">orunlu Askerlik Gerekli mi?</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/zorunlu-askerlik.pdf" target="_blank"><em><img class="alignleft" title="zorunlu_askerlik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/01/zorunlu_askerlik.bmp" alt="" width="105" height="155" /></em></a>Zorunlu Askerlik bir çok insanımız için bir görev ama aynı zamanda bir çile. Ülkemizi savunmanın daha akıllıca bir yolu yok mu? Bu konuyu yaklaşık bir yıl boyunca tartıştık. Üç makale işaret fişeği görevi yaptı. Yüzlerce okurumuz değişik önerilerde bulundu. Kimileri “aman dokunmayın, böyle çok iyi” derken askerliğini yapmış olan arkadaşlar tecrübelerini paylaştı. Evet, belki de ilk defa bu konu gerçekten muhatabı olanlara yani Türkiye’nin vatandaşlarına soruluyor. <strong>Zorunlu askerlik gerekli mi?</strong> Bir yıllık kolektif çalışmanın ürünü olan bu 276 sayfalık kitap konuyla ilgili herkes için birinci elden bir bilgi kaynağı. <em><a href="http://www.derindusunce.org/img/zorunlu-askerlik.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz</a>.  </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>   </em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong>T<span style="color: #0000ff;">ürkiye’nin Ulus-Devlet Sorunu</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-full wp-image-7896" title="20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt.jpg" alt="" width="104" height="163" /></a>Devlet gibi soğuk ve katı bir yapı bizimle olan ilişkisini <strong>hukuk</strong> yerine <strong>ırkımıza</strong> ya da <strong>inançlarımıza</strong> göre düzenleyebilir mi? GERÇEK hayatı son derecede dinamik ve renkli biz “insanların”. Birden fazla şehre, mahalleye, gruba, klübe, cemaate, etnik köke, şirkete, mesleğe, gelir grubuna ait olabiliriz ve bu aidiyet hayatımız boyunca değişebilir. Oysa devletimiz hâlâ başörtüsüyle uğraşıyor, kimi devlet memurları <strong>“ne mutlu Türk’üm”</strong> demeyenleri iç düşman ilân ediyor, Sünnî İslâm derslerini zorla herkese okutuyor… Bizim paramızla, <strong>bizim iyiliğimiz için(!) bize rağmen… </strong>Kürt sorunu, başörtüsü sorunu, Hıristiyan azınlıklar sorunu… Bizleri sadece “insan” olarak göremeyen devletimizin halkıyla bir sorunu var. Türkiye’nin “sorunlarının” kaynağı sakın <strong>ulus-devlet</strong> modeli olmasın? 80 sayfalık bu kitap Kurtuluş savaşı’ndan sonra Türkiye’ye giydirilmiş olan deli gömleğine işaret ediyor.  Ne mutlu “insanım” diyene! <a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong>Kitabı buradan indirin</strong></a>.</p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf"><img class="alignleft" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.jpg" alt="" width="106" height="168" /><strong>Kendi ülkesini işgal eden ordu</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;">Hiç bir yeri işgal edemeyen ordular kendi ülkelerini işgal ederler. Çünkü bir ordunun ayakta durması için insan emeği ve maddî destek gereklidir. Beceriksiz ordular disiplinsiz olduklarından <strong>YABANCI</strong> <strong>DÜŞMAN </strong>ile savaşamazlar. Kolayca yenebilecekleri <strong>İÇ DÜŞMANLAR</strong> uydururlar ve bu bahane ile kendi ülkelerini işgal ederler. Başbakan asarlar. Milletvekillerini hapse atarlar. Korumakla yükümlü oldukları halkı işkenceler altında inletirler.  İşgalciler kimseye hesap vermezler. Halkın isyan etmesine engel olmak için <strong><em>“etrafımız düşmanla çevrili”</em></strong> diyerek  <strong>KORKU PROPAGANDASI</strong> yaparlar. Eleştirilerden uzak kalmak için farklı inançlardan ve kültürlerden olan insanların birbirine düşman olması da bu eşkiyaların işine gelir. Bu sebeple terörü destekleyebilir hatta teröristlere silah ve para yardımında bulunabilirler. Okuyacağınız kitap kendi ülkesini işgal etmiş bir ordunun kısa tarihidir. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a></strong></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/12/12/laik-orduya-mucahid-olmak/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/12/12/laik-orduya-mucahid-olmak/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Helalleşin, helalleşin&#8230;</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/11/30/helallesin-helallesin/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/11/30/helallesin-helallesin/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Nov 2011 10:02:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cemile Bayraktar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Aleviler]]></category>

		<category><![CDATA[CHP]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Ulus-Devlet]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<category><![CDATA[dersim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=19618</guid>
		<description><![CDATA[CHP siyasi bir partiden fazlası, bir gelenek olarak Türkiye&#8217;nin iskeletini (ayakta tutma manasında değil, şekil veren bir iskelet) oluşturan bir oluşumdur. Bu iskeletten memnun olmayan sessiz çoğunluklar yani Dindarlar, Kürtler, Ermeniler ve hatta Aleviler olarak teker teker azınlık sayılsak dahi kesinlikle hakları gasp edilmiş çoğunluklarız.
Dersim&#8217;de CHP&#8217;nin kurucusu Atatürk&#8217;ün emriyle katledilen canlardan sonra CHP&#8217;nin başında Kemal [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/11/affetmek.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-19619" title="affetmek" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/11/affetmek.jpg" alt="" width="200" height="287" /></a>CHP siyasi bir partiden fazlası, bir gelenek olarak Türkiye&#8217;nin iskeletini (ayakta tutma manasında değil, şekil veren bir iskelet) oluşturan bir oluşumdur. Bu iskeletten memnun olmayan sessiz çoğunluklar yani Dindarlar, Kürtler, Ermeniler ve hatta Aleviler olarak teker teker azınlık sayılsak dahi kesinlikle hakları gasp edilmiş çoğunluklarız.</p>
<p>Dersim&#8217;de CHP&#8217;nin kurucusu Atatürk&#8217;ün emriyle katledilen canlardan sonra CHP&#8217;nin başında Kemal Kılıçdaroğlu gibi Alevi kökenli birinin olması gerçeği karşısında &#8220;CHP&#8217;den rahatsızlık duyan Aleviler&#8221; cümleme takılmış olabilirsiniz, takılmayın emin olun en çok rahatsız olan Alevilerdir. Bunun yanı sıra sevgili ağbim Cafer Solgun&#8217;un &#8220;Alevilerin Kemalizim&#8217;le İmtihanı&#8221; kitabında belirttiği üzere Aleviler arasında oluşan Stockholm Sendromu yahut Baskın Oran&#8217;ın bahsettiği üzere psikolojideki Kaçış Psikolojisi gerçekleri de mevcuttur. Ancak toplumsal bir sonucun tek bir adı olamaz buna bağlı olarak Alevilerin verdiği psikolojik tepkiler olabileceği gibi CHP&#8217;yi eleştirmek gibi reel gerçekler <span id="more-19618"></span>de mevcuttur.</p>
<p>  Şu durumda toplumsal sonuçlara dikkat kesildikten sonra Stockholm Sendromu, Kaçış Psikolojisi tespitleri yapabiliriz ancak orada nokta koyamayız. Zira mağdur edilmiş insanların durumlarına salt isim koymak çözüm değildir, sadece dikkat çekiştir. Bunun yanında Dersim Olaylarında yaşananlar adına bir &#8220;yüzleşme, bir özür&#8221; boynumuzun borcudur.</p>
<p>  Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Devlet adına Alevilerden özür diledi. Bu kimilerine göre siyasi kaygı, kimilerine göre ise bir gereklilik sonucu ortaya çıkan bir sonuçtu. Bunun üzerine, Türkiye&#8217;de Devlet kıyımı çok olduğundan &#8220;Ermenilerden de özür dileyecek misiniz? 6-7 Eylül Olaylarıyla yüzleşecek misiniz? İstiklâl Mahkemeleri tutanakları da sorgulanacak mı?&#8221; soruları ortaya çıktı.</p>
<p>  Özellikle 1990&#8242;dan evvel doğanlar ilköğretim ve lise hayatlarında müfredata, sisteme bağlı olarak ve resmi ideolojiye bağlı olarak &#8220;Türkiye&#8217;nin en güzel ülke, Dünya&#8217;daki tüm ülkelerin kendisinden korktuğu, kendisini kıskandığı ülke ve Türklerin en akıllı, en misafirperver, en yardımsever, en çalışkan millet&#8221; olduğuna inandırılarak yetiştirildi. Oysa Avrupa&#8217;dan gelen gurbetçi aileler, en büyük aşkımız televizyon bizde bir çeşit &#8220;çarpışma&#8221; yarattı ve aslında bunun böyle olmadığını fark ettik. Bizden eğitim, maddiyat, kültür, nezaket, medeniyet noktasında daha ileri olan toplumların çoğu kez umurunda bile değildik, millet aya gitmişti ve biz hala darbelerin olduğu, insanların sobadan zehirlendiği, faili meçhul cinayetlerin olduğu, yerlerde tükürüklerin olduğu bir coğrafya olarak kalmıştık. Buna bağlı geliştirdiğimiz kompleks bir tür güvensizlik yarattı ve kendimizi sevmeyen, sadece görüntüde kendiyle fazlasıyla övünen aslında ciddi güven problemi yaşayan bir toplum olduk. Ve bunu huy haline getirdik. Bundan kaynaklı olarak &#8220;yüzleşmek, özür dilemek, hatamızı kabul etmek&#8221; gibi aslında erdem olan davranışlar bizim için yüz kızartıcı kabul edildi. Nasıl olurdu, biz yapmış olamazdık!</p>
<p>  Bu ülkeye kırgınım, bu ülke canımı çok yaktı ancak bu ülkeyi çok seviyorum, buraya aitim, hepinizden bir parçayım yahut hepiniz birer parçamsınız, tüm yazdıklarım ağır gelebilir, niyetim gocundurmak değil, niyetim olumsuz şeyleri önünüze yığmak da değil&#8230;</p>
<p>  Alınmayın ve gocunmayın, lütfen bir kez sağ tarafınızla dinleyin; biz tahammülsüz bir toplumuz, biz ne kendimizde, ne karşımızda hatayı affedemeyen bir toplumuz. Biz trafikte korna ile küfreden, sonra arkamızdaki araçta hasta mı var, ağlayan bir bebek mi var diye düşünmeden, aracımızı yol ortasında bırakıp, bize korna çalan aracın sahibi dövmeye çıkan bir toplumuz; yalansa yalan deyin.</p>
<p>  Bizim için özür ağırdır. Özür dilememiz gerektiğinde, dilimiz özre varmaz. Hele hele Müslüman bir coğrafya olarak yıllarca zulmü altında kaldığımız laik sistem bizi alttan alta öyle oydu ki, dini bir öncelik olan &#8220;helalleşmeyi&#8221; dahi unuttuk. Müslüman çoğunluğun altında kaldığı totaliter laik sistem bize bir güzel ahlak örneği olan &#8220;helalleşmeyi&#8221; unutturdu. Aynı sistemin eğitim-öğretim yönü ise &#8220;özür dileyecek, hatamızı kabul edecek&#8221; bir erdemli hal, bir kendine güven bırakmadı.</p>
<p>  Özür dilemek size ağır gelebilir, nefsinize dokunabilir. Ancak bir yol vardır, bir yöntem vardır onunla hem kendinizi, hem nefsinizi iyileştirirsiniz; helalleşmek.</p>
<p>  &#8220;<em>Bana her türlü günah ile gel affederim ancak kul hakkı ile gelme, onun affı sahibindedir.</em>&#8221; diyor Allah.</p>
<p>  Cennete gitmek isteyen Müslümanlar, arınmak isteyen biz günahkâr kullar, Rasulullah efendimize komşu olmak isteyenler, Allah biz bunlara varabilelim diye bunlarla birlikte bunlar için sebep yarattı, o sebeplerden biri helalleşmek.</p>
<p>  Özür, kuru, kof, dünyalı, gel-geç, pek yabancı bir kavram ama helalleşmek öyle mi? O peşine düşülen bir eylem, o oldukça canlı, onda pişmanlık var. Helalleşin; Ermenilerle, Kürtlerle, Alevilerle ve dahi zulmettiğiniz dindarlarla, başörtülü kadınlarla, helalleşin.</p>
<p>  Toplumun çok büyük yaraları var daha fazlasına ihtiyacımız yok, karşılıklı birbirimizle helalleşmekten, karşılıklı affetmekten başka seçeneğimiz de.</p>
<p>  Toplum &#8220;özgürlük, özgürlük, özgürlük&#8221; diye bağıran bir toplum, kaybettiğinin özgürlük olduğunu sanıyor, oysa biz hiç özgür olmadık, özgürlüğü kaybetmedik. Ancak biz hikmet ve erdem sahibiydik, Allah bizi öyle yarattı; hikmet ve erdem Müslümanın yitik malıdır, biz onu kaybettik, kazanmak için; helalleşin, helalleşin&#8230; Unutmayın sonunda yek kulun rızası yok Allah&#8217;ın da rızası var.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>… Biraz okumak için…</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-11326" title="kapak-laiklik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg" alt="" width="120" height="169" /></span></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"> Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a>Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde <strong>Yobaz Laiklik Meselesini</strong> barındıran konuları ele alıyor.<a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></strong></a></p>
<p> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Türk milliyetçiliği birleştirir mi yoksa parçalar mı?</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi.gif"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-8579" title="turk_milliyetciligi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi-204x300.gif" alt="" width="115" height="162" /></span></a></p>
<p style="text-align: justify;"> <strong>İllâ ki bir tutkal/çimento mu gerekiyor? </strong>Milliyetçilik tutkalı adil ve müreffeh bir düzene alternatif olabilir mi? Adaletin, hukukun hâkim olmadığı ortamlarda Türklerin kardeşliği ne işe yarar? Belki de Türk Milliyetçiliği diğer milliyetçilikler gibi yok olmaya mahkûm bir söylem. Çünkü var olmak için “<strong>ötekine</strong>” ihtiyacı var. Ötekileştireceği bir grup bulamazsa kendi içinden “<strong>zayıf</strong>” bir zümreyi günah keçisi olarak seçiyor. Kürtler, Hıristiyanlar, Eşcinseller, solcular…150 sayfalık bu kitapta Türk Milliyetçiliğini sorguluyoruz. Müslüman ve milliyetçi olunabilir mi? Türkiye’ye faydaları ve zararları nelerdir? Milliyetçiliğin geçmişi ve geleceği, siyasete, barışa, adalete etkisiyle. <a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Buradan indirin.</span></strong></a> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p><strong></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Tarih şaşırmaktır</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-13449" title="tarih_sasirmaktir" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir.jpg" alt="" width="109" height="141" /></span></a>Evet… Tarih şaşırmaktır. Atatürk’e şaşırmak, Kürtlere şaşırmak, Lozan’a şaşırmaktır. Geçmişe hayret edip bugüne eleştirel bakabilmek, yarını hazırlamaktır Tarih. Geçmişe değil geleceğe dönüktür amacı. Özetle siyasî bir propaganda aygıtı değildir. Gaz vermek, <strong>“Asker millet”</strong> üretmek, <strong>atalarımızla gurur duymak</strong> için tarih araştırılmaz. Eğer resmî tarihin beyin yıkamasından bıktıysanız bu kitap ilginizi çekecektir… <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a>  </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">T</span><span style="color: #0000ff;">ürkiye’nin Ulus-Devlet Sorunu</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-full wp-image-7896" title="20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt.jpg" alt="" width="111" height="171" /></a>Devlet gibi soğuk ve katı bir yapı bizimle olan ilişkisini <strong>hukuk</strong> yerine <strong>ırkımıza</strong> ya da <strong>inançlarımıza</strong> göre düzenleyebilir mi? GERÇEK hayatı son derecede dinamik ve renkli biz “insanların”. Birden fazla şehre, mahalleye, gruba, klübe, cemaate, etnik köke, şirkete, mesleğe, gelir grubuna ait olabiliriz ve bu aidiyet hayatımız boyunca değişebilir. Oysa devletimiz hâlâ başörtüsüyle uğraşıyor, kimi devlet memurları <strong>“ne mutlu Türk’üm”</strong> demeyenleri iç düşman ilân ediyor, Sünnî İslâm derslerini zorla herkese okutuyor… Bizim paramızla, <strong>bizim iyiliğimiz için(!) bize rağmen… </strong>Kürt sorunu, başörtüsü sorunu, Hıristiyan azınlıklar sorunu… Bizleri sadece “insan” olarak göremeyen devletimizin halkıyla bir sorunu var. Türkiye’nin “sorunlarının” kaynağı sakın <strong>ulus-devlet</strong> modeli olmasın? 80 sayfalık bu kitap Kurtuluş savaşı’ndan sonra Türkiye’ye giydirilmiş olan deli gömleğine işaret ediyor.  Ne mutlu “insanım” diyene! <a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Kitabı buradan indirin</span></strong></a>.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/11/30/helallesin-helallesin/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/11/30/helallesin-helallesin/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>CHP’nin Ne Olduğunu İfşa Eden AKP, DP’nin Mirasıyla da Yüzleşebilecek mi?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/11/29/chp%e2%80%99nin-ne-oldugunu-ifsa-eden-akp-dp%e2%80%99nin-mirasiyla-da-yuzlesebilecek-mi/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/11/29/chp%e2%80%99nin-ne-oldugunu-ifsa-eden-akp-dp%e2%80%99nin-mirasiyla-da-yuzlesebilecek-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 29 Nov 2011 10:21:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özlem Yağız</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Irkçılık]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Ulus-Devlet]]></category>

		<category><![CDATA[Ulusalcılık]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<category><![CDATA[şiddet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=19580</guid>
		<description><![CDATA[
Recep Tayyip Erdoğan Dersim olaylarının vahşetini, CHP&#8217;nin bu konudaki rolünü ifşa edip, Dersim halkından özür dileyerek bir ilki gerçekleştirdi. Çok da iyi yaptı. Bakmayın siz &#8220;ama yetmezci&#8221;, &#8221; peki ne kadar samimi&#8221; türü yaklaşımlara, bu büyük bir adımdır. Şüphesiz taktir edilmeyi de hak ediyor.  Öte yandan siyasi tarihimizin cinayetleri bir Dersimle sınırlı değil elbette. Ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/11/_218595-67eylulolaylari3.jpg"><img class="size-full wp-image-19581 aligncenter" title="_218595-67eylulolaylari3" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/11/_218595-67eylulolaylari3.jpg" alt="" width="490" height="326" /></a></p>
<p><a href="http://www.google.com.tr/url?sa=t&amp;rct=j&amp;q=akp%20site%3Aderindusunce.org&amp;source=web&amp;cd=11&amp;ved=0CBoQFjAAOAo&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.derindusunce.org%2Ftag%2Fakp%2F&amp;ei=7fT-Tr2KFtKU8gP-nN3BDQ&amp;usg=AFQjCNEroXR24ge1a5PAArwqD12qm5_PSg" target="_blank">Recep Tayyip Erdoğan </a>Dersim olaylarının vahşetini, CHP&#8217;nin bu konudaki rolünü ifşa edip, Dersim halkından özür dileyerek bir ilki gerçekleştirdi. Çok da iyi yaptı. Bakmayın siz &#8220;ama yetmezci&#8221;, &#8221; peki ne kadar samimi&#8221; türü yaklaşımlara, bu büyük bir adımdır. Şüphesiz taktir edilmeyi de hak ediyor.  Öte yandan siyasi tarihimizin cinayetleri bir Dersimle sınırlı değil elbette. Ve bu tarihin günah defterinde sadece CHP&#8217;nin icraatları da yok.</p>
<p>Yaklaşık yüz yıldır yüzleşemediğimiz 1915 kıyımından, üzerinden 20 yıla yakın zaman geçmesine rağmen hala soğukkanlılıkla konuşmayı başaramadığımız Sivas faciasına, Trakya pogromundan, Şeyh Said Olaylarına oldukça kabarık bir defter bu. </p>
<p>Ama benim özellikle üzerinde durmak istediğim 6-7 Eylül olayları bir yönüyle müstesna bir yer teşkil ediyor bu defterde: 6-7 Eylül 1955&#8242;de meydana gelen olaylar, hem Turgut Özal&#8217;ın hem de Recep Tayyip Erdoğan&#8217;ın büyük bir iştiyakla sahiplendiği bir siyasi aktörün; Adnan Menderes hükümetinin  izni ve dahili  ile gerçekleştirilmişti.  Ve bugünden geriye bakıldığında Menderes hükümetinin bilinçli ve organize hazırlanmış bir pogroma büyük oranda suç ortaklığı etmesinden  başka bir şey değildi. <strong>[Gerçek boyuttaki resimler makalenin sonunda]</strong></p>

<a href='http://www.derindusunce.org/2011/11/29/chp%e2%80%99nin-ne-oldugunu-ifsa-eden-akp-dp%e2%80%99nin-mirasiyla-da-yuzlesebilecek-mi/_218595-67eylulolaylari3/' title='_218595-67eylulolaylari3'><img src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/11/_218595-67eylulolaylari3-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.derindusunce.org/2011/11/29/chp%e2%80%99nin-ne-oldugunu-ifsa-eden-akp-dp%e2%80%99nin-mirasiyla-da-yuzlesebilecek-mi/104571_0/' title='104571_0'><img src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/11/104571_0-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.derindusunce.org/2011/11/29/chp%e2%80%99nin-ne-oldugunu-ifsa-eden-akp-dp%e2%80%99nin-mirasiyla-da-yuzlesebilecek-mi/104572_0/' title='104572_0'><img src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/11/104572_0-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.derindusunce.org/2011/11/29/chp%e2%80%99nin-ne-oldugunu-ifsa-eden-akp-dp%e2%80%99nin-mirasiyla-da-yuzlesebilecek-mi/104574_0/' title='104574_0'><img src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/11/104574_0-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.derindusunce.org/2011/11/29/chp%e2%80%99nin-ne-oldugunu-ifsa-eden-akp-dp%e2%80%99nin-mirasiyla-da-yuzlesebilecek-mi/104575_0/' title='104575_0'><img src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/11/104575_0-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.derindusunce.org/2011/11/29/chp%e2%80%99nin-ne-oldugunu-ifsa-eden-akp-dp%e2%80%99nin-mirasiyla-da-yuzlesebilecek-mi/104576_0/' title='104576_0'><img src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/11/104576_0-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.derindusunce.org/2011/11/29/chp%e2%80%99nin-ne-oldugunu-ifsa-eden-akp-dp%e2%80%99nin-mirasiyla-da-yuzlesebilecek-mi/104577_0/' title='104577_0'><img src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/11/104577_0-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.derindusunce.org/2011/11/29/chp%e2%80%99nin-ne-oldugunu-ifsa-eden-akp-dp%e2%80%99nin-mirasiyla-da-yuzlesebilecek-mi/104580_0/' title='104580_0'><img src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/11/104580_0-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.derindusunce.org/2011/11/29/chp%e2%80%99nin-ne-oldugunu-ifsa-eden-akp-dp%e2%80%99nin-mirasiyla-da-yuzlesebilecek-mi/104582_0/' title='104582_0'><img src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/11/104582_0-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.derindusunce.org/2011/11/29/chp%e2%80%99nin-ne-oldugunu-ifsa-eden-akp-dp%e2%80%99nin-mirasiyla-da-yuzlesebilecek-mi/218596-67eylulolaylari4/' title='218596-67eylulolaylari4'><img src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/11/218596-67eylulolaylari4-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.derindusunce.org/2011/11/29/chp%e2%80%99nin-ne-oldugunu-ifsa-eden-akp-dp%e2%80%99nin-mirasiyla-da-yuzlesebilecek-mi/218600-67eylulolaylari8/' title='218600-67eylulolaylari8'><img src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/11/218600-67eylulolaylari8-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.derindusunce.org/2011/11/29/chp%e2%80%99nin-ne-oldugunu-ifsa-eden-akp-dp%e2%80%99nin-mirasiyla-da-yuzlesebilecek-mi/218601-67eylulolaylari9/' title='218601-67eylulolaylari9'><img src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/11/218601-67eylulolaylari9-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.derindusunce.org/2011/11/29/chp%e2%80%99nin-ne-oldugunu-ifsa-eden-akp-dp%e2%80%99nin-mirasiyla-da-yuzlesebilecek-mi/218604-67eylulolaylari12/' title='218604-67eylulolaylari12'><img src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/11/218604-67eylulolaylari12-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.derindusunce.org/2011/11/29/chp%e2%80%99nin-ne-oldugunu-ifsa-eden-akp-dp%e2%80%99nin-mirasiyla-da-yuzlesebilecek-mi/218605-67eylulolaylari13/' title='218605-67eylulolaylari13'><img src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/11/218605-67eylulolaylari13-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.derindusunce.org/2011/11/29/chp%e2%80%99nin-ne-oldugunu-ifsa-eden-akp-dp%e2%80%99nin-mirasiyla-da-yuzlesebilecek-mi/218606-67eylulolaylari14/' title='218606-67eylulolaylari14'><img src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/11/218606-67eylulolaylari14-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>

<p> 6-7 Eylül&#8217;ü konuşmak hem geçmişin günah defterlerinde sağ partilerin de, izafeten sol olarak bildiğimiz CHP&#8217; den çok farklı bir çizgi izlemediğini faş etmek açısından önemli, hem de 1960 ihtilali ile tartışmasız mazlum durumuna düşürülmüş ve işkence ile düzmece mahkemeler ile canı alınmış Menderes ve arkadaşlarının mazlumiyetinin yarattığı duygusal zemin sebebiyle biraz daha zor. Bütün bu olumsuzluklara rağmen Türkiye&#8217;deki muhafazakar, sağ partiler Menderes&#8217;in siyasi mirasına bu kadar sahip çıkıyorsa 6-7 Eylül olayları yüzleşmeyi ilk sıralarda hak ediyor demektir.</p>
<p align="center"><strong>6-7 Eylül 1955&#8242;de neler olmuştu</strong></p>
<p>1986 senesinde Anadolu&#8217;da geçen uzun memuriyet yıllarından sonra ailemin aslen yaşadığı şehir olan İstanbul&#8217;a döndüğümüzde, kentin siluetinin içerisinde en çok ilgimi çeken Tarlabaşı&#8217;ndan otobüsle geçtiğim zamanlarda gördüğüm metruk, irili ufaklı yüzlerce bina olmuştu. Şimdilerde Kentsel Dönüşüm Projesi kapsamında yıkılmak için <span id="more-19580"></span>gün sayan o binalar, Tarlabaşı Bulvarı genişletilmeden önce birkaç sıra daha fazlaydı. Bulvar çalışmaları bittiği zaman yıkılan binalara rağmen gördüğüm manzara hiç de farklı değildi. Yıkılan yapıların ardından çıkan sıra da hatta onun ardındaki sıralar da yer alan binalar da aynen yıkılan evler gibi ya metruk ya da yoksul Kürtlerin ve Romenlerin yerleştiği, bazıları da dükkan sahipleri tarafından sadece alt katı kapatılarak kullanılan perişan vaziyetteki Rum evleriydi. Dolayısı ile aileme kent hakkında sorduğum ilk sorulardan birinin &#8220;bu binalar niye böyle, boş bakımsız&#8221; sorusu olduğunu hatırlıyorum.</p>
<p>Ailem her iki taraftan da 6-7 Eylül günlerini ve sonrasındaki Kıbrıs olayları sırasında yaşanan atmosferi teneffüs etmiş  bir aileydi. Bizzat 6-7 Eylül&#8217;de gözleri ile gördükleri şeyleri anlattıklarında bile yaşanan dehşetin çok ufak da olsa bir parçası hakkında bilgi sahibi olabiliyordum. İndirilen camlar çerçeveler, yağmalanan dükkanlar, arabaların arkasına bağlanıp yırtılan kumaş topları, devrilmeye çalışılan arabalar, kafalarına tüylü kadın şapkaları takıp eğlenen çapulcu erkekler, sadece ismi &#8220;gavur&#8221; adına benzetildi diye yağmalanmaya çalışılan müslümanların dükkanları bu anlatılardan bazıları. Bütün bu gördüklerine rağmen yine de annemin ve babamın  6-7 Eylül&#8217;ün gerçek boyutlarını; öldürülen insanları, tecavüz edilen kadınları, yağmalanan kiliseleri hiç bilmemesi  ise şaşırtıcı bir &#8220;ayrıntı&#8221; olmuştur benim için. Demek ki DP hükümeti zamanında da basına yönelik sansür oldukça etkiliymiş.</p>
<p> İlerleyen günlerde tanıdığım insanlara &#8220;ne oldu&#8221; sorusunun cevabını aldıktan sonra, sık sık &#8220;peki neden&#8221; sorusunu sordum. Konuştuğum kişilerin hepsi bu olayların hükümet tarafından organize edilen, ancak sonradan kontrolden çıkan bir pogrom olduğu konusunda hem fikirdi.  Neden sorusunun cevabı ise insaflarının derecesine göre değişiyordu. Bu konuda bilinçli, vicdanlı bir yerden bakanların dışında kalan kesimin dile getirdiği iki negatif cevap şekli  özellikle dikkat çekici oldu benim için, 6-7 Eylül olaylarının ardındaki psikolojiyi anlamak noktasında. Bu cevaplardan daha &#8220;insaflı&#8221; olanı yaşananların yüzkarası bir tertip olduğunu söyleyerek ekliyor: &#8220;Orada mahvolan milli servetti. Büyük bir aptallıktı. O günlerde yerli malı denilen bir şey pek yoktu ki Türkiye&#8217;de. Onca beyaz eşya, iş makinesi, bir sürü şey heba oldu. TC çok kötü bir duruma düştü uluslararası arenada.&#8221;</p>
<p>Diğer cevap şekli ise şöyle:  &#8220;Onlar hak etmişlerdi. İstiklal Caddesi&#8217;ne çıktığında hemen bütün mağazalar, lüks iş yerleri onlara aitti. Sanırsın ki Rumlar bu ülkenin gerçek sahibi. Bizimle burunlarının ucuyla konuşurlardı. &#8220;Ne istiyorsun, söyle!&#8221; Havalarından geçilmezdi. O olaylardan sonra havaları bilsen nasıl söndü. Hepsi &#8220;buyurun efendim&#8221;li, sizli bizli konuşmaya başladılar&#8221;</p>
<p>Biri mahkum ediyor, biri sahipleniyor gibi de görünse her iki anlatım tarzının ortaklaştığı nokta o olayları yaşayan Rumların insan olma hallerini hiç görmemesi. İlk anlatıda olayların yüz kızartıcılığına, yaşananların devleti uluslararası alanda düşürdüğü durum ve milli servetin ziyan olması açısından bakılıyor.  O insanlara ne oldu sorusunun bu hassasiyet içerisinde yeri yok. İkinci anlatıda ise &#8220;milli gurur&#8221;&#8216;dan kaynaklanan derin bir kompleks ile beraber, pogroma bir şekilde destek verenlerin, Rumların sahip olduğu servetten ne kadar rahatsız oldukları apaçık görülüyor. &#8220;Sonunda bu ülkenin gerçek sahipleri kimler anlamış oldular!&#8221; şeklinde özetlenebilecek bir yaklaşım bu.  Ve gayrimüslimlere ait sermayenin el değiştirmesi için çabalayan, 1942&#8242;de Varlık Vergisi ile bunu hayata geçirmeye çalışan, 1955&#8242;te DP iktidarı sırasında 6-7 Eylül&#8217;ü yaratan  adı konulmamış &#8220;bir devlet pratiğinin&#8221;, cumhuriyetin  &#8220;asli vatandaşları&#8221; dilinden ifşa olmuş hali.</p>
<p>Ne olmuştu ve neden sorusunun bir adım ötesi ise bir de bu &#8220;burnu havada&#8221; olduğu için &#8220;hak etmiş&#8221; insanların gözünden yaşananların neye tekabül ettiğiydi.  Zaman zaman Heybeliada&#8217;da bir çay ocağında ya da İstiklal Caddesi&#8217;nde bir pastanede yaşayanların gözünden, kimi zaman isyanla, ağlamaklı ya da felaket öncesine özlem dolu anlatımlarla bu tanıklıklara şahit olsam da, bu karşılaşmaları kaydetmediğim için  6-7 Eylül&#8217;ü gerçekte ne kadar bildiğimizi yazılı basına geçen bazı tanıklıklardan alıntılarla kontrol edelim.</p>
<p align="center"><strong>Biraz da &#8220;hak edenlerden&#8221; dinleyelim:</strong></p>
<p>&#8221; Ben o zaman Yedikule&#8217;de oturuyordum. Olaylardan iki hafta evvel genelde Rum, ama Ermeni evleri de, yaldızlı soba borusu boyası ile işaretlendi. Biz bu işaretleri siliyorduk. Ama ertesi gün evler yeniden boyanıyordu. &#8221; ( Doktakis Donios ile mülakat,  Dilek Güven, 6-7 Eylül Olayları kitabından)</p>
<p>&#8221; Sekiz buçuğa doğru dışarıdan sesler gelmeye başladı. İki kamyon evimizin önünde durdu. İlk kamyondan kıyafetlerinden fakir oldukları anlaşılan adamlar indi. İkinci kamyon sopa ve kalın demirlerle doluydu. Kilisenin ön avlusundaki aileyi papazın ailesi zannetmişlerdi. İki buçuk metrelik duvarlara tırmandılar ve aniden bahçenin içindeydiler. Evimize girmek istiyorlardı kapı ve camları parçalamaya başladılar.&#8221; (Pinelopi, Tsoukatou, İstanbul&#8217;daki Rumların kristal gecesi, 1955)</p>
<p>&#8220;Bizim evimiz, Beyoğlu&#8217;ndaki Kalyoncu sokaktaydı. Şiddet olayları patlak verdiğinde, kapıcı Mehmet, anneme &#8220;Korkmayın Madam, bizim evde saklanabilirsiniz dedi. Eline bir Türk bayrağı aldı, dış kapıyı kilitledi ve binanın önünde durdu. İlk saldırganlar geldiğinde onlara burada Rum oturmadığını söyledi ve adamlar gerçekten evimizi yağmalamadan gittiler. 2. Kattaki Madam Katina&#8217;yı 3.kattaki Maria&#8217;yı ve 4. Kattaki Anton&#8217;u korumuş olan Mehmet, binadan çıktı, Türk bayrağını bıraktı, eline bir odun parçası aldı ve caddenin karşısındaki gayrimüslimlere ait dükkan ve evlere saldırmaya başladı. Ben onu evimizin penceresinden izleyebiliyordum.&#8221; (Mihalis Vassiliadis ile mülakat, Dilek Güven 6-7 Eylül olayları)</p>
<p>&#8220;&#8230;Birkaç gün sonra bir kadın geldi dükkana, genç bir Rum kadın. &#8220;Burada bir evimiz var&#8221; dedi. &#8220;orayı tahrip ettiler&#8221;, yapılacak işler var şuna bir bak. Kumkapı&#8217;da Rum zenginlerden Şekerci Yani isminde birine ait, büyük kale gibi bir ev. Surp Harutyun Ermeni kilisesinin yanından çıkınca sağdaki büyük ev. Gittik oraya ne görelim. Aşağıdan yukarıya her tarafı kırmışlar, dökmüşler. Taban halılarını bir baştan bir başa kesmişler. Üst katlara çıktık. Yukarıda tavan arasında Rumların ibadet ettikleri ve duvarlarında ikonalar, kandiller, aziz resimleri bulunan bir bölüm vardı. Burada ne varsa kırmışlar, dökmüşler, odanın ortasına yığmışlar bir de üşenmeden üstüne sıçmışlar&#8230;&#8221; (Sarkis Çerkezyan,  6-7 Eylül olayları,Hatıralar, tanıklar, Rıfat Bali)</p>
<p>&#8220;Ellerinde sopalarla 20-25 kişi bizim sokağa girdi. Kim burada Rum olan diye soruyorlar. Köşede bir bakkal  Hristo vardı. Önce oraya gittiler dükkanı darmadağın ettiler. Ben çok korkmuştum, ağlamaya başladım.  Sonra yanımızda Aleko diye bir okul arkadaşım vardı. Onun kız kardeşi Kety mahallenin en güzel kızıydı. Onun ırzına geçmeye başladılar. Annesi bizim eve saklanmıştı bas bas bağırmaya başladı. Kız sokakta bas bas bağırıyor annesi bizim evde. O sırada evimize biz 30 kadar Rum&#8217;u saklamıştık.</p>
<p>&#8230; Ben görmedim arkadaşlar anlattı, Taksim&#8217;deki kilisenin papazını tutmuşlar, sünnet etmişler. Bütün Rum kiliselerine taarruz edildi. 17-18 papaz öldürüldü. Binlerce serseri ellerinde sopalarla güya Rumları dövmeye kalktı. Ben bu olayı yaşadığım gün sabaha kadar ağladım. Bir şok geçirdim. Bu olaydan sonra binlerce Rum, Yahudi, Ermeni Türkiye&#8217;yi terk etti. &#8221; (Vural  Öger, Avrupa Parlementosu Milletvekili, Rıfat Bali&#8217;nin kitabından)</p>
<p>&#8220;&#8230; 6 Eylül günü arkadaşlarımızla buluşmak için tekrar için kuzenimle birlikte sokağa çıktığımızda etrafımızda garip bir hava estiğini sezdik. İstanbul&#8217;da olup bitenlerden haberimiz yoktu. Ancak bizim Rum olduğumuzu bilenler, edindiğimiz yeni arkadaşlar dahil, bize küfür ediyor, yüzümüze tükürüyordu. &#8230;Yolcu salonundan tanıştığımız insanlardan İstanbul&#8217;daki tüm Rumların ev ve işyerlerinin yağmalandığını, kızların ırzına geçildiğini, Rum mahallerinde taş taş üstünde bırakılmadığını öğrendikçe deliye döndük. O gece sabaha kadar çektiğimiz ızdırabı unutmak mümkün değil. Evdeki anne ve ablamın kaderini düşünüyorduk. Hiçbir şeyde yapamıyorduk. Ertesi günü koşa koşa evimize gittik. Allah&#8217;tan bizimkilere dokunmamışlar. Ama etraf darmadağındı. Sokaklar, caddeler, çarşılar kırık dökükten geçilmiyordu. Her yer haraptı.&#8221; (Pavlos Rahçopoulos, Rıfat Bali&#8217;nin kitabından)</p>
<p align="center"><strong>&#8220;Hak Edenler &#8221; Neleri &#8220;Hak Etmişti&#8221; </strong></p>
<p>6 Eylül günü İstanbul Express Gazetesi&#8217;nin Atatürk&#8217;ün doğduğu evin bombalandığı ile ilgili yayınının ardından başlayan olaylar, KTC&#8217;nin (Kıbrıs Türk&#8217;tür Cemiyeti)  başı çektiği yıkım faaliyetleri ve DP&#8217;nin gençlik kollarının kimi zaman aktif katılımı, kimi zaman ise partinin polise verdikleri müdahale etmeyin emri sebebiyle kısa zamanda bir felakete dönüştü. 6 Eylül günü İstanbul&#8217;da bulunan Adnan Menderes ve Celal Bayar Taksim&#8217;deki manzarayı görmesine rağmen akşam yola çıkarak Ankara&#8217;ya gitti.  Özellikle ilk gün polis bazı ferdi çabalar haricinde ayaklanmalara hiç müdahale etmedi. Kimi mağdurlar polise başvurduklarında ‘daha henüz emir gelmedi&#8217; cevabını, bazıları ise ‘bugün polis değil Türk olma günüdür&#8217; cevabını aldılar. İstanbul çevresinden getirilen kamyonlar dolusu insan ve yine kamyonlarla şehre sokulan sopa, balta, kesici aletlerin de kullanıldığı olaylarda bir kısım ayaklanmacılar hiç yağma olaylarına katılmıyor, sadece önüne geleni yakıp yıkıp yere indiriyorlardı. Bu organize suçlulara bir de yağmacılar eklenince büyük çapta hırsızlık ve cana, ırza tecavüz olayları meydana geldi.</p>
<p> Dilek Güven&#8217;in 6-7 Eylül ile ilgili detaylı ve titiz çalışmasından olayların sonucunda oluşan hasar ve yıkımın boyutları ile ilgili kısa bir derleme yaparsak:</p>
<p><strong>Maddi Hasar:</strong></p>
<p>Hangi kaynağın esas alındığına bağlı olarak, ayaklanmalar sırasında meydana gelen zarar ile ilgili farklı rakamlara ulaşılmaktadır. Resmi bir Türk kaynağına göre (Fahri Çoker dosyası) 4214 ev, 1004 işyeri, 73 kilise, 1 sinagog, 2 manastır, 26 okul ile aralarında fabrika, otel, bar, vb. gibi yerlerin bulunduğu 5317 tesis saldırıya uğramıştır. ( Dilek Güven&#8217;in yurtdışında yapılan kimi çalışmalardan alıntıladığı diğer kaynaklarda ise bu veriler yukarıda belirtilenlerden çok daha fazla görünmekte. )</p>
<p><strong>Yaralama ve Ölüm Olayları:</strong></p>
<p>Yaralılar ile ilgili verilen rakamlar 300 ile 600 arasında değişmektedir ve bu rakamlar yalnızca mağdurları değil, yaralanan suçluları da kapsamaktadır.  Yaralıların arasında aşağıda sıralanan kilise yöneticileri de bulunuyordu: Boyacıköy Metropoliti, Kadıköy Metropoliti, Balıklı piskoposu, Arnavutköy piskoposu ve Yeniköy&#8217;deki Patrikhane&#8217; başpiskoposu.  Yaralı sayısının olayın büyüklüğüne göre görece az olması ise, saldırganların öldürme ve yaralama emri almamış sadece maddi zarar vermek üzere örgütlenmiş olmaları ile açıklanabilir.</p>
<p>Evlerde özellikle Rum kadınlara tecavüz edilmiştir. Balıklı Hastanesinin başhekiminin ifadesine göre, bu hastanede 60 kadın tecavüz nedeniyle tedavi olmuştur. Çok sayıda kadının ise durumlarını gizleyerek tedavi olmaktan kaçınmış olabileceği düşünülürse gerçek boyutun bundan yüksek olma olasılığı bulunmaktadır.</p>
<p>Can kayıplarının sayısı tartışmalıdır. Türk basınında ölü sayısı 11 olarak verilmiş, Abraham Anavas, Olga Kimiades, Takki Bakkal ismen zikredilmiştir. Helsinki Watch örgütünün raporlarına göre ise ölü sayısı  5&#8242;i ruhani rütbesine sahip kişiler olmak üzere ölü sayısı 15&#8242;tir. Rahine rütbesine sahip olanların isimleri; Balıklı&#8217;da Papaz Chrysanthos Mantas ve Piskopos Gerasimos, Yeniköyde Piskopos Gennadios Arabacıoğlu ve adları bilinmeyen iki papazdır.</p>
<p align="center"><strong>Olayların Ardından:</strong></p>
<p>Olayları takip eden günlerde çok sayıda rastgele tutuklamalar yapılır. Cebinde bir kravat bulunan insanlar da, tezgahında ikinci el ayakkabı satanlar da olaylardan sorumlu tutulur.  </p>
<p>Konu ile ilgili Dilek Güven&#8217;in kitabında verilen bilgilere göre; aylarca cezaevinde yattıktan sonra, sokaktan rastgele toplanan tüm tutuklular tedricen salındı. Bir süre hükümet olayların komünistlerin ve bazı sol grupların tarafından örgütlendiği propagandasını yaptı. İçlerinde Aziz Nesin, Kemal  Tahir gibi isimlerin ve çok sayıda Kürt aydının da bulunduğu 67 kişi bu suçlama ile gözaltına alındı. Aralık sonlarına doğru mahkeme edilmeksizin hiçbir gerekçe gösterilmeden serbest bırakıldılar. KTC yönetim kurulu üyeleri, DP ocaklarına bağlı bazı kimseler ve hükümet kademesinde görev yapan az sayıda bürokrat da bu süreçte tutuklanmakla birlikte, çok özel şartlarda geçen (gündüzleri evlerine gidip akşamları cezaevine dönmek gibi) tutukluluk günlerinin ardından, kısa süre içerisinde yargılanarak, olaylarda &#8220;suç işleme maksadı&#8221; gütmedikleri gerekçesiyle, oy birliğiyle serbest bırakıldı.</p>
<p>Yine olayların ardından önce istifa eden İstanbul Valisi Gökay, Menderes&#8217;in bu işin sorumluğunu kendi üstüne yıkacağından ve örfi idare mahkemelerinde yargılanacağından korkarak istifasını geri çekti. İç İşleri Bakanı Namık Gedik&#8217;in ise Meclis&#8217; te Menderes&#8217;e yönelik üstü kapalı &#8220;suçlanırsam ben de konuşurum&#8221; tehdidinin ardından, Menderes olaylarda Namık Gedik&#8217;in hiçbir sorumluğu ve ihmali olmadığını beyan ederek, olaylar ile ilgili sorgulanmasını engelledi.</p>
<p>Hükümetin mağdurların zararının karşılanacağına yönelik tazminat vaadi ise meydana gelen hasara nazaran çok küçük bir meblağ ve daha çok 6-7 Eylül mağdurları için oluşturulmuş bağış kampanyaları ile sınırlı kaldı.  Yine ardından gelen günlerde, azınlıklar mal varlıklarını satmaya ve pasaport almaya engel yaptırımlara maruz kaldıklarından, ani şekilde, büyük kitlesel göçler  yaşanmasa da, 1964 Kıbrıs olaylarıyla hız kazanıp  1965 yılına kadar geçen süre içerisinde ellerindeki mal varlıklarını çok ucuz meblağlarla elden çıkarıp, bazen de satamadan, başta Rumlar olmak üzere pek çok Ermeni ve Yahudi vatandaşı ülkeyi terk etti.  6-7 Eylül olayları sırasında yaşanan yağmalamalar sebebiyle halk arasında 6-7 Eylül zenginleri olarak bilinen çok sayıda insan türedi.</p>
<p>1964 yılında hükümetin Yunan vatandaşlarının Türkiye&#8217;de oturma ve çalışma izinlerini düzenleyen anlaşmayı tek taraflı olarak fesh etmesiyle 6-7 Eylül olaylarında tam olarak gerçekleştirilemeyen &#8220;arındırma&#8221; işlemi başarıya ulaşmış oldu. Devlet hazinesinin aldığı kimi tedbirlerle Yunan vatandaşlarının servetlerine el konuldu. Helen servetinin transferini engellemek amacıyla  göçmenlerin  yurtdışına çıkarken, yanlarına sadece 22 dolar ve kıyafetlerini koydukları bir bavul almalarına izin veriliyordu.  Göçmenler ülkeden çıkarken içeriğini hiç bilmedikleri bir kağıda imza atarak izinsiz döviz ticareti yaptıklarını ve Kıbrıs&#8217;taki Yunanlı teröristlere para yolladıklarını kabul etmeye mecbur ediliyorlardı.</p>
<p>Ekim 1964&#8242;e kadar yaklaşık 30 bin Türk pasaportlu Rum ülkeyi terk etti.  Böylece 1960&#8242;lı yıllarda dahi 100 bin olan Ortodoks-Rum nüfus,  1978 yılında 7000 kişiye kadar düşecekti.  Halen Türkiye&#8217;de yaşayan Rum nüfusun 3000 civarında olduğu tahmin edilmektedir.  </p>
<p align="center"><strong>Toplumdaki Biz Algısı ve Yüzleşmek Üzerine Birkaç Söz</strong></p>
<p>Bundan yıllar önce dedesi anlatılamaz, söze yazıya gelmez bir vahşetin tanıklığını yapmış bir hanım yaşanan olayları bana aktardıktan sonra sözlerini şöyle bağlamıştı. ‘Bakma Özlemcim biz de az değiliz!&#8221;</p>
<p>O günden beri zaman zaman bu söz aklıma takılır. Sahi &#8220;biz&#8221; kimdik.  Misak-ı Milli sınırları içinde kenetlenmiş, yek vücut bir kitle mi? Kendini &#8220;Ne mutlu Türk&#8217;üm diyene&#8221; düsturu altında mutlu hissedenler mi? &#8220;Müslüman kardeşlerimiz&#8221; mi? Yoksa hepten tüm bu facialara kimi zaman katılımlarıyla kimi zaman sessiz tanıklıkları ile ortak olanlar mı? Ben 1915 faciasının sorumlusu ittihatçı geleneğin varisleriyle, Zilan Deresi, Dersim katliamını sahiplenen siyasi geleneğin mirasçıları ile biz olabilir miydim mesela.  Ya da Sivas&#8217;ta bazıları daha çocuk yaşta ölüme mahkum edilmiş insanların yaşadıklarına, Allah&#8217;u Ekber naraları ile veya tepkileri ve öfkeleri ile bu olayları konuşmayıp, konuşturmamayı meslek edinmiş zımni destekçilerle.. .  Belki bir çok insan 28 Şubatlarda başörtüsü mağduriyetlerini yaşarken kendimi onlarla biz olarak hissetmiş olabilirim. Peki bu mağduriyeti yaşayan insanların bir kısmı, kendilerini 6-7 Eylül olaylarının faili bir siyasi misyonun devamı gördüğünde  ben bu &#8220;biz olma&#8221; dairesinin neresinde kalıyorum.  İnancım o dur ki bu topraklarda yaklaşık 100 yıldır hiçbir zaman pozitif anlamda bir &#8220;biz&#8221; hali olmadı. Aksine yüzyılların tarihi mirasını düşündüğümde aklımda canlanan karikatürize bir sahne var. Bu sahnede yığınla insan, bir yandan bir diğeri tarafından kafasına sopa yerken, bir yandan elindeki sopayı aşkla şevkle bir önündekinin  kafasına geçirmekte.</p>
<p>&#8220;Dindar, muhafazakar&#8221;  kesim için CHP&#8217;nin günahlarını görmek nispeten daha kolay.  Dersim katliamının sorumlusu  CHP, 1946 yılında azınlıklar ile ilgili hazırladığı gizli bir raporda İstanbul&#8217;un fethinin  500. yılına kadar bu topraklarda bir tane dahi Rum kalmaması gerektiğini de yazabilmişti mesela.  Peki ya sağ, muhafazakar ya da adına ne derseniz, kendisini onun karşısında ve daha demokrat olarak konumlandıran çizginin sahibi olması iddiasındaki insanlar?</p>
<p> Başbakan&#8217;ın Dersim olayları ile ilgili yaptığı açıklamalar ve devlet adına dilediği özür bu herkesin bir diğerinin kafasına sopa geçirdiği &#8220;lanetli vatandaşlık zincirinin&#8221; kırılmasında, gerçek bir biz olma halinin gelecek günlerde oluşturulmasında önemli bir adımdır. Ancak yüzleşmek önemli ölçüde kendini nispet ettiğin tarihsel miras ile hesaplaşmak, bu cesarete sahip olmak anlamına da gelir.</p>
<p><a href="http://www.google.com.tr/url?sa=t&amp;rct=j&amp;q=akp%20site%3Aderindusunce.org&amp;source=web&amp;cd=11&amp;ved=0CBoQFjAAOAo&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.derindusunce.org%2Ftag%2Fakp%2F&amp;ei=7fT-Tr2KFtKU8gP-nN3BDQ&amp;usg=AFQjCNEroXR24ge1a5PAArwqD12qm5_PSg" target="_blank">AKP </a>hükümetinin attığı adımı bir adım daha öteye götürüp, cesaretle bahis konusu yüzleşmeyi  yapıp yapamayacağını ise zaman gösterecek.</p>
<p> </p>
<p style="text-align: center;"> <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/11/104571_0.jpg"><img class="size-full wp-image-19582 aligncenter" title="104571_0" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/11/104571_0.jpg" alt="" width="246" height="326" /></a></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/11/104572_0.jpg"><img class="size-full wp-image-19583 aligncenter" title="104572_0" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/11/104572_0.jpg" alt="" width="237" height="326" /></a> </p>
<p style="text-align: center;"> <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/11/104574_0.jpg"><img class="size-full wp-image-19584 aligncenter" title="104574_0" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/11/104574_0.jpg" alt="" width="350" height="233" /></a> </p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/11/104575_0.jpg"><img class="size-full wp-image-19585 aligncenter" title="104575_0" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/11/104575_0.jpg" alt="" width="358" height="326" /></a> </p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/11/104576_0.jpg"><img class="size-full wp-image-19586 aligncenter" title="104576_0" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/11/104576_0.jpg" alt="" width="350" height="233" /></a> </p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/11/104577_0.jpg"><img class="size-full wp-image-19587 aligncenter" title="104577_0" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/11/104577_0.jpg" alt="" width="329" height="233" /></a> </p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/11/104580_0.jpg"><img class="size-full wp-image-19588  aligncenter" title="104580_0" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/11/104580_0.jpg" alt="" width="350" height="233" /></a> </p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/11/104582_0.jpg"><img class="size-full wp-image-19589  aligncenter" title="104582_0" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/11/104582_0.jpg" alt="" width="350" height="233" /></a> </p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/11/218596-67eylulolaylari4.jpg"><img class="size-full wp-image-19590 aligncenter" title="218596-67eylulolaylari4" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/11/218596-67eylulolaylari4.jpg" alt="" width="350" height="233" /></a> </p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/11/218600-67eylulolaylari8.jpg"><img class="size-full wp-image-19591 aligncenter" title="218600-67eylulolaylari8" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/11/218600-67eylulolaylari8.jpg" alt="" width="350" height="233" /></a> </p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/11/218601-67eylulolaylari9.jpg"><img class="size-full wp-image-19592 aligncenter" title="218601-67eylulolaylari9" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/11/218601-67eylulolaylari9.jpg" alt="" width="350" height="233" /></a> </p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/11/218604-67eylulolaylari12.jpg"><img class="size-full wp-image-19593 aligncenter" title="218604-67eylulolaylari12" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/11/218604-67eylulolaylari12.jpg" alt="" width="271" height="466" /></a> </p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/11/218605-67eylulolaylari13.jpg"><img class="size-full wp-image-19594 aligncenter" title="218605-67eylulolaylari13" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/11/218605-67eylulolaylari13.jpg" alt="" width="350" height="233" /></a> </p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/11/218606-67eylulolaylari14.jpg"><img class="size-full wp-image-19595 aligncenter" title="218606-67eylulolaylari14" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/11/218606-67eylulolaylari14.jpg" alt="" width="350" height="233" /></a></p>
<p> </p>
<p>&#8230; Biraz okumak için&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Türk milliyetçiliği birleştirir mi yoksa parçalar mı?</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi.gif"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-8579" title="turk_milliyetciligi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi-204x300.gif" alt="" width="133" height="204" /></span></a></p>
<p style="text-align: justify;"> <strong>İllâ ki bir tutkal/çimento mu gerekiyor? </strong>Milliyetçilik tutkalı adil ve müreffeh bir düzene alternatif olabilir mi? Adaletin, hukukun hâkim olmadığı ortamlarda Türklerin kardeşliği ne işe yarar? Belki de Türk Milliyetçiliği diğer milliyetçilikler gibi yok olmaya mahkûm bir söylem. Çünkü var olmak için “<strong>ötekine</strong>” ihtiyacı var. Ötekileştireceği bir grup bulamazsa kendi içinden “<strong>zayıf</strong>” bir zümreyi günah keçisi olarak seçiyor. Kürtler, Hıristiyanlar, Eşcinseller, solcular…150 sayfalık bu kitapta Türk Milliyetçiliğini sorguluyoruz. Müslüman ve milliyetçi olunabilir mi? Türkiye’ye faydaları ve zararları nelerdir? Milliyetçiliğin geçmişi ve geleceği, siyasete, barışa, adalete etkisiyle. <a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Buradan indirin.</span></strong></a> </p>
<p><strong></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Tarih şaşırmaktır</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-13449" title="tarih_sasirmaktir" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir.jpg" alt="" width="109" height="141" /></span></a>Evet… Tarih şaşırmaktır. Atatürk’e şaşırmak, Kürtlere şaşırmak, Lozan’a şaşırmaktır. Geçmişe hayret edip bugüne eleştirel bakabilmek, yarını hazırlamaktır Tarih. Geçmişe değil geleceğe dönüktür amacı. Özetle siyasî bir propaganda aygıtı değildir. Gaz vermek, <strong>“Asker millet”</strong> üretmek, <strong>atalarımızla gurur duymak</strong> için tarih araştırılmaz. Eğer resmî tarihin beyin yıkamasından bıktıysanız bu kitap ilginizi çekecektir… <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">T</span><span style="color: #0000ff;">ürkiye’nin Ulus-Devlet Sorunu</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-full wp-image-7896" title="20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt.jpg" alt="" width="125" height="183" /></a>Devlet gibi soğuk ve katı bir yapı bizimle olan ilişkisini <strong>hukuk</strong> yerine <strong>ırkımıza</strong> ya da <strong>inançlarımıza</strong> göre düzenleyebilir mi? GERÇEK hayatı son derecede dinamik ve renkli biz “insanların”. Birden fazla şehre, mahalleye, gruba, klübe, cemaate, etnik köke, şirkete, mesleğe, gelir grubuna ait olabiliriz ve bu aidiyet hayatımız boyunca değişebilir. Oysa devletimiz hâlâ başörtüsüyle uğraşıyor, kimi devlet memurları <strong>“ne mutlu Türk’üm”</strong> demeyenleri iç düşman ilân ediyor, Sünnî İslâm derslerini zorla herkese okutuyor… Bizim paramızla, <strong>bizim iyiliğimiz için(!) bize rağmen… </strong>Kürt sorunu, başörtüsü sorunu, Hıristiyan azınlıklar sorunu… Bizleri sadece “insan” olarak göremeyen devletimizin halkıyla bir sorunu var. Türkiye’nin “sorunlarının” kaynağı sakın <strong>ulus-devlet</strong> modeli olmasın? 80 sayfalık bu kitap Kurtuluş savaşı’ndan sonra Türkiye’ye giydirilmiş olan deli gömleğine işaret ediyor.  Ne mutlu “insanım” diyene! <a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Kitabı buradan indirin</span></strong></a>.</p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Türkiye bölünür mü?</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><em><a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="size-medium wp-image-8409  alignleft" title="tr_bolunurmu" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/01/tr_bolunurmu-195x300.jpg" alt="" width="128" height="195" /></span></a>“Bebek katili! Vatan haini!…”</em> PKK terörünü lanetliyoruz ama devlet eliyle işlenen suçlara karşı daha bir toleranslıyız.  <strong>“Kürtler ve Türkler kardeştir”</strong> diyenlerin kaçı <strong>“sen benim karde<em>ş</em>imsin”</strong>  demeyi biliyor Zaza, Sorani, Kurmanci dillerinde? Ülkemizin terör sorunu ne PKK ne de Kürt kimliğiyle sınırlanamayacak kadar dallandı, budaklandı. Bazı temel soruları yeniden masaya yatırmak gerekiyor: (*) Kürtler ne istiyor? (*)  İspanya ve Kanada etnik ayrılıkçılıkla nasıl mücadele etti? (*) PKK ile mücadelede ne gibi hatalar yapıldı? (*) İslâm ne kadar birleştirici olabilir? Töre cinayetlerinden Kuzey Irak’a terörle ilgili bir çok konuyu ele aldığımız 267 sayfalık bu kitabı ilginize sunuyoruz. <a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Buradan indirin.</span></strong></a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/11/29/chp%e2%80%99nin-ne-oldugunu-ifsa-eden-akp-dp%e2%80%99nin-mirasiyla-da-yuzlesebilecek-mi/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/11/29/chp%e2%80%99nin-ne-oldugunu-ifsa-eden-akp-dp%e2%80%99nin-mirasiyla-da-yuzlesebilecek-mi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Ey CHP! Ölü çocuklara kurşun işlemez!</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/11/24/ey-chp-olu-cocuklara-kursun-islemez/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/11/24/ey-chp-olu-cocuklara-kursun-islemez/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Nov 2011 10:24:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tahsin K.</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[CHP]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Kürtler]]></category>

		<category><![CDATA[Ulus-Devlet]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=19514</guid>
		<description><![CDATA[Dersim’in Tunç Eli CHP’nin tepesinde…
&#8220;&#8230;Ana muhalefet partisinin siyaset üretebilmesinin yolu, Türkiye&#8217;nin ve dünyanın toplumsal/siyasal gerçeklerini doğru okuyabilmesinden ve kendi tarihiyle yüzleşebilmesinden geçiyor. Siyasi perspektifini ülkenin gerçek sorunlarına sabitleyemeyen ve küresel dünyanın siyasal havzasından beslenemeyen bir parti ne iktidara gelebilir, ne de Türkiye&#8217;nin dönüşümüne katkı da bulunabilir. İçinde yaşadığı zamanın ruhundan uzaklaşıp 30&#8242;lu yılların korumacı söylemi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dersim’in Tunç Eli CHP’nin tepesinde…</strong></p>
<p><em>&#8220;&#8230;Ana muhalefet partisinin siyaset üretebilmesinin yolu, Türkiye&#8217;nin ve dünyanın toplumsal/siyasal gerçeklerini doğru okuyabilmesinden ve kendi tarihiyle yüzleşebilmesinden geçiyor. Siyasi perspektifini ülkenin gerçek sorunlarına sabitleyemeyen ve küresel dünyanın siyasal havzasından beslenemeyen bir parti ne iktidara gelebilir, ne de Türkiye&#8217;nin dönüşümüne katkı da bulunabilir. İçinde yaşadığı zamanın ruhundan uzaklaşıp 30&#8242;lu yılların korumacı söylemi ile siyaset üretmeye çalışmak, beyhude bir çabadan öteye geçemez&#8230;&#8221; </em><a href="http://www.milatgazetesi.com/2011/11/23/dersim%E2%80%99in-tunc-eli-chp%E2%80%99nin-tepesinde%E2%80%A6/" target="_blank">TAMAMI</a></p>
<p> </p>
<p>&#8230; Kemalizmi ve Kürtleri anlamak için&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulusalci_kurtler.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Asimilasyon ile Şiddet Kıskacında Ulusalcı Kürtler</span></a></strong></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/09/kapak_kucuk__ulusalci_kurtler.jpg"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignright size-medium wp-image-18718" title="kapak_kucuk__ulusalci_kurtler" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/09/kapak_kucuk__ulusalci_kurtler-206x300.jpg" alt="" width="127" height="176" /></span></a>Etnik kökenimiz benliğimizin bir parçası, rengarenk insanlığımızın gerçek bir rengi. Ancak bu renk üzerinden yapılan bir baskı, bu renk “yüzünden” çekilen büyük bir acı sonucu diğer bütün renkler silinebiliyor. Bir başka deyişle <strong>IZDIRAPLAR ÜZERİNE YAPAY BİR KİMLİK İNŞA EDİLİYOR</strong>. Bir halka yapılabilecek en büyük kötülük bu belki de. Sadece Türk ya da sadece Kürt olmaya mahkûm edilen insanlar giderek insanlıklarını perdeliyorlar. Böylesi halklar ırkçılığa, her türlü şiddet çağrısına kucak açıyorlar. Zira duydukları kin ve nefret onları bıçak gibi bilerken bir yandan da tektipleşiyor, şeyleşiyor. Kürt aydınları kadar Türk aydınlarına da büyük iş düşüyor. İnsan olmadan “Türk” ya da “Kürt” olmanın imkânsızlığını halklarına anlatmak. Okuyacağınız bu kitap aydınların dikkatini tam da bu noktaya çekmek için hazırlandı: Asimilasyon  ile şiddet kıskacı içindeki Kürt halkına… <strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulusalci_kurtler.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a> </strong></p>
<p><strong></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-11326" title="kapak-laiklik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg" alt="" width="120" height="169" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"> Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a>Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde <strong>Yobaz Laiklik Meselesini</strong> barındıran konuları ele alıyor.<a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Tarih şaşırmaktır</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-13449" title="tarih_sasirmaktir" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir.jpg" alt="" width="109" height="141" /></span></a>Evet… Tarih şaşırmaktır. Atatürk’e şaşırmak, Kürtlere şaşırmak, Lozan’a şaşırmaktır. Geçmişe hayret edip bugüne eleştirel bakabilmek, yarını hazırlamaktır Tarih. Geçmişe değil geleceğe dönüktür amacı. Özetle siyasî bir propaganda aygıtı değildir. Gaz vermek, <strong>“Asker millet”</strong> üretmek, <strong>atalarımızla gurur duymak</strong> için tarih araştırılmaz. Eğer resmî tarihin beyin yıkamasından bıktıysanız bu kitap ilginizi çekecektir… <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a> </strong></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/11/24/ey-chp-olu-cocuklara-kursun-islemez/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/11/24/ey-chp-olu-cocuklara-kursun-islemez/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Türk askerini yönetmek bu kadar zor mu?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/11/22/turk-askerini-yonetmek-bu-kadar-zor-mu/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/11/22/turk-askerini-yonetmek-bu-kadar-zor-mu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Nov 2011 08:03:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sevinç Gül</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Türk Silahlı Kuvvetleri]]></category>

		<category><![CDATA[Ulus-Devlet]]></category>

		<category><![CDATA[Vicdani red]]></category>

		<category><![CDATA[zorunlu askerlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=19492</guid>
		<description><![CDATA[
&#8220;Dünyanın en büyük ordusunun bulunduğu Çin&#8217;de 12 bin askere 1 general düşerken ABD ordusunda 5 bin askeri 1 general yönetiyor. Türk ordusunda yaklaşık 2 bin askere 1 general düşüyor.&#8221; TAMAMI
 
&#8230; Askerlik ve TSK konusunda okumak için&#8230;
Zorunlu Askerlik Gerekli mi?
Zorunlu Askerlik bir çok insanımız için bir görev ama aynı zamanda bir çile. Ülkemizi savunmanın daha akıllıca [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="TEXT-ALIGN: center"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/11/turk_silahli_kuvvetleri.jpg"><img class="size-medium wp-image-19494 aligncenter" title="turk_silahli_kuvvetleri" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/11/turk_silahli_kuvvetleri-300x213.jpg" alt="" width="300" height="213" /></a></p>
<p style="PADDING-LEFT: 30px"><em>&#8220;Dünyanın en büyük ordusunun bulunduğu Çin&#8217;de 12 bin askere 1 general düşerken ABD ordusunda 5 bin askeri 1 general yönetiyor. Türk ordusunda yaklaşık 2 bin askere 1 general düşüyor.&#8221;</em> <a href="http://zaman.com.tr/haber.do?haberno=1204837&amp;title=tskda-720-bin-personel-var" target="_blank">TAMAMI</a></p>
<p> </p>
<p>&#8230; Askerlik ve TSK konusunda okumak için&#8230;</p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/img/zorunlu-askerlik.pdf" target="_blank"><strong>Z<span style="color: #0000ff;">orunlu Askerlik Gerekli mi?</span></strong></a></p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><a href="http://www.derindusunce.org/img/zorunlu-askerlik.pdf" target="_blank"><em><img class="alignleft" title="zorunlu_askerlik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/01/zorunlu_askerlik.bmp" alt="" width="125" height="181" /></em></a>Zorunlu Askerlik bir çok insanımız için bir görev ama aynı zamanda bir çile. Ülkemizi savunmanın daha akıllıca bir yolu yok mu? Bu konuyu yaklaşık bir yıl boyunca tartıştık. Üç makale işaret fişeği görevi yaptı. Yüzlerce okurumuz değişik önerilerde bulundu. Kimileri “aman dokunmayın, böyle çok iyi” derken askerliğini yapmış olan arkadaşlar tecrübelerini paylaştı. Evet, belki de ilk defa bu konu gerçekten muhatabı olanlara yani Türkiye’nin vatandaşlarına soruluyor. <strong>Zorunlu askerlik gerekli mi?</strong> Bir yıllık kolektif çalışmanın ürünü olan bu 276 sayfalık kitap konuyla ilgili herkes için birinci elden bir bilgi kaynağı. <em><a href="http://www.derindusunce.org/img/zorunlu-askerlik.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz</a>.  </em></p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><em> </em></p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><em> </em> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf"><img class="alignleft" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.jpg" alt="" width="106" height="168" /><strong>Kendi ülkesini işgal eden ordu</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;">Hiç bir yeri işgal edemeyen ordular kendi ülkelerini işgal ederler. Çünkü bir ordunun ayakta durması için insan emeği ve maddî destek gereklidir. Beceriksiz ordular disiplinsiz olduklarından <strong>YABANCI</strong> <strong>DÜŞMAN </strong>ile savaşamazlar. Kolayca yenebilecekleri <strong>İÇ DÜŞMANLAR</strong> uydururlar ve bu bahane ile kendi ülkelerini işgal ederler. Başbakan asarlar. Milletvekillerini hapse atarlar. Korumakla yükümlü oldukları halkı işkenceler altında inletirler.  İşgalciler kimseye hesap vermezler. Halkın isyan etmesine engel olmak için <strong><em>“etrafımız düşmanla çevrili”</em></strong> diyerek  <strong>KORKU PROPAGANDASI</strong> yaparlar. Eleştirilerden uzak kalmak için farklı inançlardan ve kültürlerden olan insanların birbirine düşman olması da bu eşkiyaların işine gelir. Bu sebeple terörü destekleyebilir hatta teröristlere silah ve para yardımında bulunabilirler. Okuyacağınız kitap kendi ülkesini işgal etmiş bir ordunun kısa tarihidir. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a></strong></p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong>T<span style="color: #0000ff;">ürkiye’nin Ulus-Devlet Sorunu</span></strong></a></p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-full wp-image-7896" title="20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt.jpg" alt="" width="125" height="183" /></a>Devlet gibi soğuk ve katı bir yapı bizimle olan ilişkisini <strong>hukuk</strong> yerine <strong>ırkımıza</strong> ya da <strong>inançlarımıza</strong> göre düzenleyebilir mi? GERÇEK hayatı son derecede dinamik ve renkli biz “insanların”. Birden fazla şehre, mahalleye, gruba, klübe, cemaate, etnik köke, şirkete, mesleğe, gelir grubuna ait olabiliriz ve bu aidiyet hayatımız boyunca değişebilir. Oysa devletimiz hâlâ başörtüsüyle uğraşıyor, kimi devlet memurları <strong>“ne mutlu Türk’üm”</strong> demeyenleri iç düşman ilân ediyor, Sünnî İslâm derslerini zorla herkese okutuyor… Bizim paramızla, <strong>bizim iyiliğimiz için(!) bize rağmen… </strong>Kürt sorunu, başörtüsü sorunu, Hıristiyan azınlıklar sorunu… Bizleri sadece “insan” olarak göremeyen devletimizin halkıyla bir sorunu var. Türkiye’nin “sorunlarının” kaynağı sakın <strong>ulus-devlet</strong> modeli olmasın? 80 sayfalık bu kitap Kurtuluş savaşı’ndan sonra Türkiye’ye giydirilmiş olan deli gömleğine işaret ediyor.  Ne mutlu “insanım” diyene! <a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong>Kitabı buradan indirin</strong></a>.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/11/22/turk-askerini-yonetmek-bu-kadar-zor-mu/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/11/22/turk-askerini-yonetmek-bu-kadar-zor-mu/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kürtlerin PKK Sorunsalı ve Van Depremi</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/10/28/kurtlerin-pkk-sorunsali-ve-van-depremi/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/10/28/kurtlerin-pkk-sorunsali-ve-van-depremi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 28 Oct 2011 14:39:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Osman Timurtaş</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Devlet Terörü]]></category>

		<category><![CDATA[Kürtler]]></category>

		<category><![CDATA[PKK]]></category>

		<category><![CDATA[Ulus-Devlet]]></category>

		<category><![CDATA[Ulusalcılık]]></category>

		<category><![CDATA[şiddet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=19232</guid>
		<description><![CDATA[
PKK&#8217;nın Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) tarafından bölgedeki diğer Kürt hareketlerine karşı kurdurulduğu ancak 80 darbesinden sonra kontrolden çıktığı, zamanla İsrail, Amerika, Rusya gibi ülkelerin Türkiye&#8217;ye karşı yürüttüğü operasyonlarda taşeron olarak kullanıldığı, milislerinin herkesin malumu istihbarat teşkilatları tarafından yetiştirildiği, başta Yunanistan olmak üzere hemen tüm Avrupa tarafından kucaklandığı, kurucularının çoğunun Kürt olmadığı, yakıp yıktığı köylerin önemli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://www.filmizlebedava.com/wp-content/uploads/2010/04/deprem1.jpg" alt="" width="321" height="245" /></p>
<p>PKK&#8217;nın Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) tarafından bölgedeki diğer Kürt hareketlerine karşı kurdurulduğu ancak 80 darbesinden sonra kontrolden çıktığı, zamanla İsrail, Amerika, Rusya gibi ülkelerin Türkiye&#8217;ye karşı yürüttüğü operasyonlarda <span id="more-19232"></span>taşeron olarak kullanıldığı, milislerinin herkesin malumu istihbarat teşkilatları tarafından yetiştirildiği, başta Yunanistan olmak üzere hemen tüm Avrupa tarafından kucaklandığı, kurucularının çoğunun Kürt olmadığı, yakıp yıktığı köylerin önemli bir kısmının Ermeni tehcirinde boşaltılan köyler olmasından da anlaşılacağı üzere Ermeni diasporasının karanlık emellerine hizmet ettiği, silah ve uyuşturucu ticareti ile petrol ve her türlü kaçakçılığı organize eden yapısından dolayı üzerinden olağanüstü rantın elde edildiği bir örgüt olduğu artık hepimizin malumu.</p>
<p> &#8221;Kürt Sorunu&#8221; Türkiye&#8217;de yadsınamaz bir gerçek. Özellikle Cumhuriyet dönemiyle birlikte Kürtlere yönelik sistematik işkenceler, yok saymalar, işi asimilasyona götürecek kadar vahşi resmi ideolojiler Kürtlerin Türkiye&#8217;deki varlığını ciddi manada tehdit etmekteydi. Haklı olarak Kürtler de buna tepki vermeye başladı. Yukarıda zikrettiğim çeşitli çıkar grupları Kürtlerin bu haklı refleksini kendi amaç ve hedefleri doğrultusunda kullanarak sorunu bambaşka bir yörüngeye oturttu. İşte tam da bu noktada Türkiye ve dolayısıyla Kürtler PKK ile tanıştı. PKK&#8217;nın sürece dahil olmasıyla birlikte Kürtlere uygulanan baskının şiddeti arttı. Bir taraftan PKK bahanesiyle resmi ideoloji, diğer taraftan sindirmek, kontrolü altına almak ve bölgenin tek hakimi olmak amacıyla PKK, Kürtleri iyice bunalttı. Resmi ideolojinin kıyımları arttıkça Kürtler PKK&#8217;nın kucağına itildi. PKK ise fırsatları iyi değerlendirdi ve giderek güç kazandı. Hülasası, resmi ideoloji PKK&#8217;yı besledi.</p>
<p>Fakat, resmi ideologların umurunda olmayan Kürtler, PKK&#8217;nın da hiçbir zaman gerçek öznesi olmadı. PKK ne Kürtlerin diniyle barışıktı ne de ideolojisiyle. Buna rağmen, mengenenin dişleri arasında çok da sağlıklı düşünemeyen Kürtler devlete olan güvenini kaybederken, PKK&#8217;ya da şans vermeye başladı. PKK ve uzantısı siyasi figürler bunu olabildiğince iyi kullanmaya çalıştı. PKK ile asla dokusu uyuşmayacak uyanık Kürtler, PKK&#8217;nın yüzündeki maskeyi çabucak fark ederek bu tuzağa düşmedi.</p>
<p>PKK ile arasına hiçbir zaman mesafe koymayan, Demokratik Açılım Süreci&#8217;yle birlikte oluşan özgürlük ortamını suiistimal ederek artık PKK ile arasındaki organik ve inorganik bağı da gizleme ihtiyacı duymayan BDP, masum Kürt halkını kışkırtmaya, sömürmeye, &#8220;gerçek Kürtlerin&#8221; &#8220;gerçek sorunlarını&#8221; çözümsüzlüğe mahkum etmeye büyük bir titizlikle devam etti. BDP, AK Parti hükümetleriyle başlayan özelde Kürtlerin, genelde ise tüm halkın temel hak ve özgürlüklerine yönelik yapılan ciddi, önemli ve somut iyileştirmelere bırakın katkı sunmayı, darbe vurmak için elinden geleni yaptı. Hükümetin ciddi siyasi riskler alarak attığı adımlara katkı sunan BDP ve elbette CHP ve MHP başta Kürtler olmak üzere resmi ideolojinin mağduru tüm tarafları önemli ölçüde rahatlatacak bir süreç başlatabilirdi. Yazık ki, ne BDP ne de CHP ve MHP özelde etnisite ve inançlarla; genelde ise temel hak ve özgürlüklerle ilgili ve işleyen bir demokrasinin olmazsa olmaz unsurlarının önündeki engelleri kalıcı bir şekilde çözebilecek bu süreci sabote etmekten öteye bir adım atamadı. AK Parti&#8217;nin masaya getirdikleri eksik ya da yanlış olabilir ancak diğer siyasi partilerin eksikleri gidermek, yanlışları düzeltmek ya da masaya yeni bir şey koymak suretiyle sorunları tümüyle ortadan kaldırmak gibi dertlerinin olmaması sürecin yine PKK-Kürt sorunsalına dönüşmesiyle sonuçlandı.</p>
<p>Son zamanlarda PKK&#8217;nın terör eylemleri, siyasi ve sivil uzantılarının ise iyice kontrolden çıkan hareketleri belki de tarihte hiç olmadığı kadar arttı. Buna ister Türkiye&#8217;nin İsrail ile yaşadığı krizin etkileri deyin, ister Suriye&#8217;deki halk ayaklanmasına Türkiye&#8217;nin verdiği desteğin Beşşar Esad&#8217;da yarattığı sinirlilik halinin Türkiye&#8217;ye yansımaları deyin, neticede hala taşeron olarak kullanılan bir PKK, ölen militanlar, silah sesleriyle uyuya(maya)n ve yine silah sesleriyle uyanan Kürt bebeleri, aldığı şehit haberleriyle demoralize olan, büyük bir kaos ve huzursuzluk yaşayan koca bir Türkiye gerçeği önümüzde tüm çıplaklığıyla duruyor. Her şehit haberiyle bir taraftan öfkemiz artarken, diğer taraftan hissiyatımızı kaybediyoruz. Şehit sayımızın yalnızca(!) bir-iki olduğunu anlatan gazete ve televizyon haberleri bile artık giderek dikkatimizi çekmemeye başlıyor. Böyle olunca da şiddetin dozu iyice artıyor. Şiddetle birlikte artan öfkemiz, belki de elimizde olmadan vicdanımızı törpülüyor, insani duygularımızı köreltiyor.  Önceleri hedefinde PKK bulunan oklarımız, rota değiştirerek tüm Kürtlere yönelebiliyor.</p>
<p>Van&#8217;da yaşanan deprem felaketinden sonra &#8220;Oh! İyi oldu&#8221; nidaları rotasını değiştirmiş oklara gösterilebilecek en taze örnektir.  Ne mutlu ki PKK ve ilintili siyasal-sivil figürlerin tüm ahlaksız tahriklerine rağmen &#8220;Oh! İyi oldu&#8221; diyenlerin sayısı henüz ihmal edilebilecek kadar az. Felaketin yaşandığı gün, şehit haberlerinin şokuyla yükselen gayri-insani birkaç cılız sesin dışında, tüm Türkiye Van&#8217;a yardım için seferber oldu. İnanıyorum ki, Azra bebeğin kurtuluşuna, 13 yaşındaki Yunus&#8217;un önce kurtuluşuna sonra bu dünyadan ebediyete göçüşüne tüm Türkiye ağladı. Depremden 67 saat sonra enkazların arasından sağ olarak çıkartılan, ancak çıkarıldıktan kısa bir süre sonra diğer onlarca meslektaşıyla aynı sonu paylaşmaktan kurtulamayan hayatının baharındaki, 27 yaşındaki Gözde Bahar öğretmene dökülen gözyaşlarının dili ve dini farklı olsa da rengi ve tınısı aynıydı. Depremde hayatını kaybeden (şu ana kadar) 70&#8242;e yakın öğretmen acaba Kürt müydü, Türk müydü? Laz, Çerkez, Abaza, Zaza, Alevi, Sünni, Zerdüşt, Yahudi? Acaba hangi kategoriye giriyorlardı? Bunların bir önemi var mıydı o saatten sonra? Ardından ağladığımız kişilerle ilgili en ufak bir bilgimiz var mıydı? Bildiğimiz tek şey yiten canlardı. Babaların feryadı, anaların iki haftalık bebesini tükürüğüyle beslemesiydi. Henüz iki haftalıkken enkaz altında saatler geçiren, sütsüz kalan o minicik yüreğin Kürt ya da Türk olmasının zerre önemi var mı?</p>
<p>İstisnalar dışında tüm Türkiye bu duygular içindeyken, Taha Akyol&#8217;un Hürriyet&#8217;teki köşesine taşımasıyla gördüğüm bir haber beni kahretti. PKK&#8217;nın yayın organlarından Özgür Gümdem&#8217;deki o iğrenç haberden bahsediyorum. 13 yaşındaki Yunus Geray&#8217;ın depremden iki gün sonra sağ kurtarılması ancak Ağrı Devlet Hastanesi&#8217;ne sevki sırasında hayata gözlerini yummasını Özgür Gündem &#8220;Vicdansızlar&#8221; başlığıyla verdi. Haberin detayında &#8220;Mucizeyi de öldürdüler&#8221; ifadesini kullanan gazete, şu ifadeleri kullandı: &#8220;Bir internet kafede yakalandığı depremden sağ kurtulan ve adeta depremin simgesi haline gelen 13 yaşındaki Yunus Geray yolda <strong>öldürüldü</strong>!&#8221;. Evet, yanlış duymadınız: &#8220;<strong>öldürüldü</strong>&#8221; dediler (artan tepkiler üzerine ilgili haberdeki Yunus Geray kısmını çıkarttılar). Depremden kısa bir süre sonra Türkiye&#8217;nin dört bir yanından deprem bölgesine ulaşan çok sayıdaki resmi/sivil kurtarma ekibinin gece gündüz gösterdikleri çabaya ihanet dolu duygularla bu ifadeyi yakıştırdılar. Deprem bölgesinde yapılan arama-kurtarma çalışmaları bir yandan, bölgeye ulaştırılmak üzere organize edilen yardım kampanyaları diğer yandan tüm hızıyla devam ederken Özgür Gündem bu ifadeleri kullandı. BDP&#8217;liler ise Türkiye&#8217;yi karanlığa sürükleme faaliyetlerinde en önde saf tutarken, yardım faaliyetlerinde ortalıkta bile gözükmediler. Sadece, Ankara&#8217;dan devletin yetersizliğini anlatıp durdular. Ülkü Ocakları bölgeye 10 tır dolusu yardım gönderirken, BDP&#8217;nin içinde bulunduğu hiçbir yardım faaliyeti kulağımıza gelmedi. Terörü finanse etmek için Türkiye&#8217;de ve Avrupa&#8217;da canhıraş çalışan örgüt mensupları, deprem yaralarını sarmak için kılını kıpırdatmadı. Bilakis, yardımların akamete uğraması ve dolayısıyla devlet ile bölge halkı arasındaki çatlağın derinleşmesi için elinden geleni yaptı. Oradaki can kayıplarının artması, insanların yaralarının kanamaya terk edilmesi pahasına&#8230;</p>
<p>PKK ve türevi olan yapılar daha önce de samimiyet testinden geçememişti. İdeolojik olarak Marksist-Leninist bir çizgiye sahip olan PKK ve BDP 12 Haziran seçimleri esnasında sivil itaatsizlik kararı alarak Cuma namazlarını cadde ve sokaklarda kendi &#8220;imamlarının&#8221; arkasında saf tutarak kılmışlardı. Sabah namazı için camiye giden imamını katledecek kadar vicdanını kaybeden, dinden uzak olan örgütçüler seçim sathında sahte imamlarla Cuma namazı kılar olmuştu. Çok geçmeden foyaları yine ortaya çıktı. Sözde İmamlardan Übeydullah Özmen, BDP&#8217;nin şahin kanadını temsil eden Bengi Yıldız gibi Bodrum&#8217;da aşk kaçamağında görüntülenirken, Başimam Cindi Beyhan ise üzerinde 70 bin TL sahte para ile yakalandı. PKK ve BDP&#8217;nin dinle ilgili gerçek bir hassasiyeti olsa bunlara &#8220;münferit birer zamparalık ve kalpazanlık vakası&#8221; der geçerdik. Kalpazanlık suç, zamparalık ise kişisel/ailevi bir meseledir. Normal şartlarda ne Bodrum&#8217;da zamparalık yapan Bengi Yıldız ve İmam, ne de kalpazanlık yaparken yakalanan diğer İmam bu bahsimize konu olurdu. Problem örgütün samimiyetsizliğinde. Bu iki İmam örgüt içindeki istisnayı değil geneli temsil ediyor. Haliyle örgüt dini de kötü emellerine alet etmeye çalışıyor. Çünkü bölgedeki Kürt halkın büyük çoğunluğunun dini hassasiyete sahip olduğunu çok iyi biliyor.</p>
<p> </p>
<p>&#8230; Bu konuda okumak için&#8230;</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>… Bu konu ilginizi çekiyorsa…</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulusalci_kurtler.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Asimilasyon ile Şiddet Kıskacında Ulusalcı Kürtler</span></a></strong></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/09/kapak_kucuk__ulusalci_kurtler.jpg"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignright size-medium wp-image-18718" title="kapak_kucuk__ulusalci_kurtler" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/09/kapak_kucuk__ulusalci_kurtler-206x300.jpg" alt="" width="127" height="176" /></span></a>Etnik kökenimiz benliğimizin bir parçası, rengarenk insanlığımızın gerçek bir rengi. Ancak bu renk üzerinden yapılan bir baskı, bu renk “yüzünden” çekilen büyük bir acı sonucu diğer bütün renkler silinebiliyor. Bir başka deyişle <strong>IZDIRAPLAR ÜZERİNE YAPAY BİR KİMLİK İNŞA EDİLİYOR</strong>. Bir halka yapılabilecek en büyük kötülük bu belki de. Sadece Türk ya da sadece Kürt olmaya mahkûm edilen insanlar giderek insanlıklarını perdeliyorlar. Böylesi halklar ırkçılığa, her türlü şiddet çağrısına kucak açıyorlar. Zira duydukları kin ve nefret onları bıçak gibi bilerken bir yandan da tektipleşiyor, şeyleşiyor. Kürt aydınları kadar Türk aydınlarına da büyük iş düşüyor. İnsan olmadan “Türk” ya da “Kürt” olmanın imkânsızlığını halklarına anlatmak. Okuyacağınız bu kitap aydınların dikkatini tam da bu noktaya çekmek için hazırlandı: Asimilasyon  ile şiddet kıskacı içindeki Kürt halkına… <a href="http://www.derindusunce.org/img/ulusalci_kurtler.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></strong></a><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Türkiye bölünür mü?</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><em><a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="size-medium wp-image-8409  alignleft" title="tr_bolunurmu" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/01/tr_bolunurmu-195x300.jpg" alt="" width="128" height="195" /></span></a>“Bebek katili! Vatan haini!…”</em> PKK terörünü lanetliyoruz ama devlet eliyle işlenen suçlara karşı daha bir toleranslıyız.  <strong>“Kürtler ve Türkler kardeştir”</strong> diyenlerin kaçı <strong>“sen benim karde<em>ş</em>imsin”</strong>  demeyi biliyor Zaza, Sorani, Kurmanci dillerinde? Ülkemizin terör sorunu ne PKK ne de Kürt kimliğiyle sınırlanamayacak kadar dallandı, budaklandı. Bazı temel soruları yeniden masaya yatırmak gerekiyor: (*) Kürtler ne istiyor? (*)  İspanya ve Kanada etnik ayrılıkçılıkla nasıl mücadele etti? (*) PKK ile mücadelede ne gibi hatalar yapıldı? (*) İslâm ne kadar birleştirici olabilir? Töre cinayetlerinden Kuzey Irak’a terörle ilgili bir çok konuyu ele aldığımız 267 sayfalık bu kitabı ilginize sunuyoruz. <a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Buradan indirin.</span></strong></a><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Türk milliyetçiliği birleştirir mi yoksa parçalar mı?</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi.gif"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-8579" title="turk_milliyetciligi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi-204x300.gif" alt="" width="133" height="204" /></span></a></p>
<p style="text-align: justify;"> <strong>İllâ ki bir tutkal/çimento mu gerekiyor? </strong>Milliyetçilik tutkalı adil ve müreffeh bir düzene alternatif olabilir mi? Adaletin, hukukun hâkim olmadığı ortamlarda Türklerin kardeşliği ne işe yarar? Belki de Türk Milliyetçiliği diğer milliyetçilikler gibi yok olmaya mahkûm bir söylem. Çünkü var olmak için “<strong>ötekine</strong>” ihtiyacı var. Ötekileştireceği bir grup bulamazsa kendi içinden “<strong>zayıf</strong>” bir zümreyi günah keçisi olarak seçiyor. Kürtler, Hıristiyanlar, Eşcinseller, solcular…150 sayfalık bu kitapta Türk Milliyetçiliğini sorguluyoruz. Müslüman ve milliyetçi olunabilir mi? Türkiye’ye faydaları ve zararları nelerdir? Milliyetçiliğin geçmişi ve geleceği, siyasete, barışa, adalete etkisiyle. <a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Buradan indirin.</span></strong></a> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">T</span><span style="color: #0000ff;">ürkiye’nin Ulus-Devlet Sorunu</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-full wp-image-7896" title="20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt.jpg" alt="" width="125" height="183" /></a>Devlet gibi soğuk ve katı bir yapı bizimle olan ilişkisini <strong>hukuk</strong> yerine <strong>ırkımıza</strong> ya da <strong>inançlarımıza</strong> göre düzenleyebilir mi? GERÇEK hayatı son derecede dinamik ve renkli biz “insanların”. Birden fazla şehre, mahalleye, gruba, klübe, cemaate, etnik köke, şirkete, mesleğe, gelir grubuna ait olabiliriz ve bu aidiyet hayatımız boyunca değişebilir. Oysa devletimiz hâlâ başörtüsüyle uğraşıyor, kimi devlet memurları <strong>“ne mutlu Türk’üm”</strong> demeyenleri iç düşman ilân ediyor, Sünnî İslâm derslerini zorla herkese okutuyor… Bizim paramızla, <strong>bizim iyiliğimiz için(!) bize rağmen… </strong>Kürt sorunu, başörtüsü sorunu, Hıristiyan azınlıklar sorunu… Bizleri sadece “insan” olarak göremeyen devletimizin halkıyla bir sorunu var. Türkiye’nin “sorunlarının” kaynağı sakın <strong>ulus-devlet</strong> modeli olmasın? 80 sayfalık bu kitap Kurtuluş savaşı’ndan sonra Türkiye’ye giydirilmiş olan deli gömleğine işaret ediyor.  Ne mutlu “insanım” diyene! <a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Kitabı buradan indirin</span></strong></a>.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/10/28/kurtlerin-pkk-sorunsali-ve-van-depremi/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/10/28/kurtlerin-pkk-sorunsali-ve-van-depremi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Ya Pervin Buldan ve Müge Anlı&#8217;nın fay kırıkları?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/10/26/ya-pervin-buldan-ve-muge-anlinin-fay-kiriklari/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/10/26/ya-pervin-buldan-ve-muge-anlinin-fay-kiriklari/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 Oct 2011 09:26:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Konuk Yazar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Ulus-Devlet]]></category>

		<category><![CDATA[vicdan]]></category>

		<category><![CDATA[şiddet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=19171</guid>
		<description><![CDATA[
İbrahim Becer
Bir gün öncesinde beş polisini, ertesi gün de yirmi dört askerini savaşta kaybeden bir Milletin ferdi olarak akşam eve vardığımda olan bitenden bihaber kızımı kapıda bekler buldum. Akif&#8217;in &#8220;Çanakkale Şehitleri&#8221; şiirini çalışmamız gerekiyormuş.
&#8220;İyi olur, vesileyle üzerinden geçer, unuttuğumuz dizeler varsa zihnimizi tazeleriz&#8221; dedim ve oturdum masanın başına. Akif&#8217;in mısraları arasında gezerken aslında şiirin günün [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/muge-anli_pervin_buldan.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-19172" title="muge-anli_pervin_buldan" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/muge-anli_pervin_buldan.jpg" alt="" width="243" height="117" /></a></p>
<p><strong><em>İbrahim Becer</em></strong></p>
<p>Bir gün öncesinde beş polisini, ertesi gün de yirmi dört askerini savaşta kaybeden bir Milletin ferdi olarak akşam eve vardığımda olan bitenden bihaber kızımı kapıda bekler buldum. Akif&#8217;in &#8220;Çanakkale Şehitleri&#8221; şiirini çalışmamız gerekiyormuş.</p>
<p><em>&#8220;İyi olur, vesileyle üzerinden geçer, unuttuğumuz dizeler varsa zihnimizi tazeleriz</em>&#8221; dedim ve oturdum masanın başına. Akif&#8217;in mısraları arasında gezerken aslında <span id="more-19171"></span>şiirin günün anlam ve önemine ne kadar da yakıştığını müşahede ettim. Şairin, ikinci bölümdeki şehitlere düzdüğü methiyeyi, iki günde kaybettiğimiz yirmi dokuz vatan evladından esirgeyecek bir anlayışa değil elbet sözümüz. Ki Şair bu bölümü bitirirken <em>&#8220;&#8230;Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana/ Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana&#8230;&#8221;</em> şeklinde tevazula kapatıyordu.</p>
<p>Yine de o meşum gecede bir konuşmacı beni kendime getirdi. <em>&#8220;Sözün de bittiği yerdeyiz&#8221;</em> anlayışına inat demek ki söylenecek kırık dökük de olsa bir şeyler kalmış lügatimizde. BDP Milletvekili Pervin Buldan, <strong><em>&#8220;bu bir savaş, her iki taraftan da ölenler olacak&#8221;</em></strong> diyerek belki malumu ilan etti, belki de Müge Anlı gibi farkına varmadan bilinçaltını harekete geçirdi. Bu savaş devam ettiği müddetçe belli ki her iki tarafın da bu küçük had bilmez azınlıkları başımızı ağrıtmaya devam edecek. Ama öyle günlerden, öyle sınavlardan geçiyoruz ki Akif&#8217;in <em>&#8220;&#8230;nûr istiyoruz sen bize yangın veriyorsun/ Yandık diyoruz boğmaya kan gönderiyorsun&#8230;&#8221;</em>dizeleri dudaklarımızdan istemesek de dökülüyor. Bir tarafta bir kitle var ki ölen askerler için zil takıp oynamasa da duyarsız, diğer taraftaki de ondan aşağıda kalmamak adına Van&#8217;da olan deprem için &#8220;İlâhi Adalet&#8221; diyebiliyor.</p>
<p>Böylesi durumlarda biz âraftakiler için tek umut yine Akif&#8217;te: <em>&#8220;&#8230;Yetmez mi müsâb olduğumuz bunca devahi/Ağzım kurusun yok musun ey adl-i İlahi&#8221;</em> mısralarının müellifi olan Akif&#8217;te. Ne insanoğlunun elleriyle var ettiği afetler bu kini durdurabiliyor ne de doğal afetler ara verdirtebiliyor.</p>
<p>  Bu Ülkede küçük bir azınlık da olsalar, bu savaşı ekmek teknesi olarak görenler var. Açık olalım, dürüst olalım, olabiliyorsak namuslu olalım. Vatani görevini yapmak için orada bulunmak zorunda olan, kimi kimsesi olmayan, fakir Anadolu çocuklarının ölmesinden haz duyanların da, depremin sadece Van&#8217;ı vurmasıyla yetinmeyip, Hakkâri- Şırnak arasında fay hattı olup olmadığını merak edenlerin de yan yana yaşadığı bir Ülkedeyiz biz.</p>
<p>Belki yaşadığımız bu acı depremden sağ kurtulan bir Kürt o anda hissettiklerini bizimle paylaşır bir gün. Belki yayın akışını değiştirmek ihtiyacı bile hissetmeyen yayımcı kuruluşlara teessüflerini iletir. Ben değişik bir şey yapayım ve her iki tarafça da kutsanan bu savaşın sonrasında bir Türk olarak kendi yaşadıklarımı anlatayım.</p>
<p>Oradan dönünce hayata tutunmak adına yaşadıklarımızdan sayısız <strong><em>&#8220;Tutunamayanlar&#8221;</em></strong> neşredilirdi. Gecelerce Aydın- İzmir karayoluna çıkıp gelen geçen araçlara şaşkınlıkla bakardım Şırnak&#8217;tan döndüğüm o günlerde. Şaşırmama sebep şuydu; tüm bu araçlar gece karanlığında, bir konvoya dahil olmadan, yol emniyeti almadan, hangi akla hizmet Aydın&#8217;dan İzmir&#8217;e gidebiliyorlardı. Gelenin sadece vücudum, ruhumunsa tüm diriliğiyle orada kaldığını hissediyordum. Gece evde uyuyamadığım gibi, uyuyanlara da anlam veremiyordum. Silahım yanımda yoktu ve çırılçıplaktım. Apartman dairesinde yapamayacağımı anlayınca geceleri belli bir saate kadar evimize yakın olan bir dağa gitmeye başladım. Tüm düşüncem, bir sızma anında düşmanın arkasından bu şekilde daha iyi dolaşacağım şeklindeydi. Hiçbir telkini kabul edecek durumda olmadığım için beni tamamen kendi halime bırakmışlardı. Şırnak&#8217;tan çok uzaklarda savaşımı tek başıma yürütüyordum.</p>
<p>Bir yolcu otobüsünü durdurmuşluğum vardır benim; oturduğum ilçeden Kuşadası&#8217;na gidiyordum ve birden otobüsün bir vadiye girdiğini gördüm. Tereddüt bile etmeden durdurdum otobüsü ve ormana dalarak, dağlardan beş saatte geriye döndüm. Zannımca pusuya düşürülecektik, belki de bir mayın döşenmişti geçeceğimiz yola, bilemezdim. En iyi bildiğim arazi olan dağda rahattım ve gece gündüz yürüyebileceğim için o yolu tercih etmiştim.</p>
<p>Sonraları yalnız olmadığımı öğrendim. Bir askerimden haber almıştım. Annesi ve babasıyla Sakarya&#8217;da genişçe bir bahçeli evde oturan askerimdi. Anne ve <em>babasını &#8220;çok fazla lakayt, emniyet tedbirlerinden uzak&#8221;</em> bir hayat sürmekle itham eden bu askerim, bahçenin iki köşesine birer mevzi kazmış ve ebeveynlerini de buraya yerleştirmiş. Kendisi de gece devriye atarak uyumuyor, uyutmuyormuş.</p>
<p>Dönemiyordum! Tüm sevdiklerimin gözleri önünde gün be gün uzaklaşıyordum onlardan. Ne geriye gidebiliyordum ne de evime dönebiliyordum. Orada savaşırken silahlarım, mermilerim, termal kameralarım, askerlerim vardı; burada da savaşıyordum ama hiçbir şeyim yoktu. Daha da kötüsü düşmandan hiçbir iz yoktu. İnsanlar aptaldı zannımca; gece sokaklarda dolaşıyorlar, silah taşımıyorlar, pusuya gitmiyorlar, etraflarını çevreleyen dağlarda üs bölgesi kurmadıkları gibi hiçbir emniyet tedbiri almıyorlardı. Basılan bir Birlik haberi duyduğumda <em>&#8220;benim yüzümden oldu, ben orada olmalıydım&#8221;</em> diyerek dağa gidiyor ve saatler sonra geri geliyordum.</p>
<p>İnsanların duyarsızlığı beni deli ediyordu. Ben onlar için savaşmış, Devrelerini kaybetmiş, on bir ay dağlarda yatmış birisiydim. Oysa onlar burada vur patlasın, çal oynasın şeklinde özetlenebilecek bir hayat yaşıyorlardı. Zahmet edip kimse Aydın-İzmir asfaltında mayın bile aramıyordu. Şehre yakın bir ayva bahçemiz vardı ve çocuklar ayva çalıyordu. Ciddi bir sınır ihlali saydığım bu olaya el koymayı düşündüm ve orada tek başıma nöbet tutmaya başladım. Bir çağdaş Robinson masalıydı benimkisi ve olağanüstü bir ciddiyetle yapıyordum işimi. Bir gün babama bir teklifle geldim; tilki fakları alacak ve bahçenin etrafına bunlardan yerleştirerek, her birini ağaca zincirleyecektik. Bu şekilde sınırlarımızı ihlal edenleri hem yakalayacak hem de kalıcı hasarlar verebilecektik.</p>
<p>Babamın bakışını unutamam! Ama ben mutluydum; çünkü artık savaşacağım bir düşmanım vardı ve çocuk da olsalar savaşmaya hazırdım. Projeme babamdan destek gelmese de ben geceleri ayvaları bekledim. Sonraki geceler de gelmesi kuvvetle muhtemel düşmanımı bekledim ama ne gelen vardı ne giden.</p>
<p>İşte, Pervin Buldan&#8217;ın &#8220;bu bir savaş&#8230;&#8221; diye başlayan cümlesini duyduğumda o günler aklıma geldi. Kiminin tanımlamak için yoğunluk miktarından dem vurduğu savaşı ben bizzat yaşamıştım. Orada da yaşamıştım, burada da yaşamıştım. Basit bir mantığı olan savaşımız vardı bizim<em>: &#8220;birinin anası ağlayacaksa, o benim anam olmayacak&#8221;.</em> Hazindir, bu savaşı sadece oraya gidenlerin yaşadığını anlamak için oradan dönmek gerekiyormuş. Döndüğümde başbakan kim, şampiyon kim oldu, Eurovizyon yarışmasında ne oldu sorularının cevabı bende yoktu. Sanıyordum ki tüm ülke savaşa girmiştik.</p>
<p>Öyle olmadığını basit bir kurguyla, kendisinden hiç beklemediğim bir askerim anlatınca kafama yatmıştı aslında. Şöyle demişti tüm saflığıyla, bitmeyen gecelerin birinde Ankaralı Apo: <em>&#8220;Komutanım, sen tahsillisin daha iyi bilirsin de, bence dünya dönerken, bizim de üzerinde bulunduğumuz bu parça koptu. Biz de bu parçayla beraber savrulduk, gidiyoruz&#8221;.</em> Aptal yanım bu teze inanırken, mantıklı yanım kabul etmemişti bu teoriyi. Biz savaşıyorduk ve tüm ülkede bizimle yatıp, bizimle kalkıyordu. Kötü emareler yok muydu? Vardı elbet. Ben de dahil toplumun en alt katmanının üzerine yıkılmış bir savaştı bu. Reis Karacasu&#8217;da hamaldı, Kadir çaycı, Mehmet de çoban, Murat inşaatta işçi, Hasan müezzin, Mustafa imam, Özcan çiçekçi, Biksici Aziz yazlık bölgelerde mevsimlik işçi, Zeki matbaacı, Fiko da çiftçi&#8230;</p>
<p>Öyle de olsa bu gerçeği değiştirmezdi: Biz savaşıyorduk! Tüm Türkiye&#8217;nin hiç ilgisini çekmese de biz savaşıyorduk. Bu gerçeği bir biz biliyorduk şimdi Pervin Hanım sayesinde herkes biliyor. Bu Ülke 1984 yılından bu yana savaşıyor Beyler. Fakat bu savaş hep fakir, fukaranın kahramanlık edebiyatıyla öne sürülüp devam ettirilen bir savaş olduğu için kimsenin ilgisini çekmedi.</p>
<p>İmamla, müezzinle, çiftçiyle, çobanla buraya kadar. Gidenler için bu savaş hiç bitmemişti. Gidemeyenler için hiçbir anlamı olamadı.</p>
<p>Yine de yazı hayatım boyunca bu savaşın olmaması için elimden geleni yaptım. Vicdanım rahat bu yüzden. İstedim ki sadece bizim bildiğimiz, bizim kabullendiğimiz bu savaşa Türküyle, Kürdüyle sevdiğim ülkem müdahil olmasın. Bu sır gidenlerin arasında kalsın, kalanlar ister &#8220;düşük yoğunluk&#8221; desin, ister &#8220;yüksek yoğunluk&#8221; desin. Bunun bir savaş olduğunu bir biz bilelim diye çok yazdım, çok çizdim. Şimdi geçmişin bunaltıcı sıkletinden uzak, Meryem Ana evinin de üzerinde bulunduğu Bülbül Dağı&#8217;nın eteklerindeki evimde Kato&#8217;da, Besta&#8217;da, Gabar&#8217;daki hengameyi tahayyül edebiliyorum ancak. Yeşil bir karanlığın içindeki yarına sağ çıkabileceklerin çetelesini kalemle tutabilmek yükü çok daha ağırmış meğer.</p>
<p>Nefretinizi bilemek adına gittiğim ve müdahil olduğum savaşın yekunu kısaca budur Pervin Hanım. Belki toz duman dağılınca Müge Hanım&#8217;a da nezaketi elden bırakmadan sitemlerini iletecek bir Kürt çıkar ve onu da okuma şansına sahip oluruz.</p>
<p>Neylersin, şişenin kapağını açmak ve cini çıkarmak talihsizliği Pervin ve Müge Hanımlara  kısmetmiş.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>&#8230; Bu konuda okumak için&#8230;</p>
<p> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulusalci_kurtler.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Asimilasyon ile Şiddet Kıskacında Ulusalcı Kürtler</span></a></strong></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/09/kapak_kucuk__ulusalci_kurtler.jpg"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignright size-medium wp-image-18718" title="kapak_kucuk__ulusalci_kurtler" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/09/kapak_kucuk__ulusalci_kurtler-206x300.jpg" alt="" width="127" height="176" /></span></a>Etnik kökenimiz benliğimizin bir parçası, rengarenk insanlığımızın gerçek bir rengi. Ancak bu renk üzerinden yapılan bir baskı, bu renk “yüzünden” çekilen büyük bir acı sonucu diğer bütün renkler silinebiliyor. Bir başka deyişle <strong>IZDIRAPLAR ÜZERİNE YAPAY BİR KİMLİK İNŞA EDİLİYOR</strong>. Bir halka yapılabilecek en büyük kötülük bu belki de. Sadece Türk ya da sadece Kürt olmaya mahkûm edilen insanlar giderek insanlıklarını perdeliyorlar. Böylesi halklar ırkçılığa, her türlü şiddet çağrısına kucak açıyorlar. Zira duydukları kin ve nefret onları bıçak gibi bilerken bir yandan da tektipleşiyor, şeyleşiyor. Kürt aydınları kadar Türk aydınlarına da büyük iş düşüyor. İnsan olmadan “Türk” ya da “Kürt” olmanın imkânsızlığını halklarına anlatmak. Okuyacağınız bu kitap aydınların dikkatini tam da bu noktaya çekmek için hazırlandı: Asimilasyon  ile şiddet kıskacı içindeki Kürt halkına… <strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulusalci_kurtler.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a></strong></p>
<p><strong></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Türk milliyetçiliği birleştirir mi yoksa parçalar mı?</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi.gif"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-8579" title="turk_milliyetciligi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi-204x300.gif" alt="" width="133" height="204" /></span></a></p>
<p style="text-align: justify;"> <strong>İllâ ki bir tutkal/çimento mu gerekiyor? </strong>Milliyetçilik tutkalı adil ve müreffeh bir düzene alternatif olabilir mi? Adaletin, hukukun hâkim olmadığı ortamlarda Türklerin kardeşliği ne işe yarar? Belki de Türk Milliyetçiliği diğer milliyetçilikler gibi yok olmaya mahkûm bir söylem. Çünkü var olmak için “<strong>ötekine</strong>” ihtiyacı var. Ötekileştireceği bir grup bulamazsa kendi içinden “<strong>zayıf</strong>” bir zümreyi günah keçisi olarak seçiyor. Kürtler, Hıristiyanlar, Eşcinseller, solcular…150 sayfalık bu kitapta Türk Milliyetçiliğini sorguluyoruz. Müslüman ve milliyetçi olunabilir mi? Türkiye’ye faydaları ve zararları nelerdir? Milliyetçiliğin geçmişi ve geleceği, siyasete, barışa, adalete etkisiyle. <a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Buradan indirin.</span></strong></a> </p>
<p><strong></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Tarih şaşırmaktır</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-13449" title="tarih_sasirmaktir" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir.jpg" alt="" width="109" height="141" /></span></a>Evet… Tarih şaşırmaktır. Atatürk’e şaşırmak, Kürtlere şaşırmak, Lozan’a şaşırmaktır. Geçmişe hayret edip bugüne eleştirel bakabilmek, yarını hazırlamaktır Tarih. Geçmişe değil geleceğe dönüktür amacı. Özetle siyasî bir propaganda aygıtı değildir. Gaz vermek, <strong>“Asker millet”</strong> üretmek, <strong>atalarımızla gurur duymak</strong> için tarih araştırılmaz. Eğer resmî tarihin beyin yıkamasından bıktıysanız bu kitap ilginizi çekecektir… <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">T</span><span style="color: #0000ff;">ürkiye’nin Ulus-Devlet Sorunu</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-full wp-image-7896" title="20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt.jpg" alt="" width="125" height="183" /></a>Devlet gibi soğuk ve katı bir yapı bizimle olan ilişkisini <strong>hukuk</strong> yerine <strong>ırkımıza</strong> ya da <strong>inançlarımıza</strong> göre düzenleyebilir mi? GERÇEK hayatı son derecede dinamik ve renkli biz “insanların”. Birden fazla şehre, mahalleye, gruba, klübe, cemaate, etnik köke, şirkete, mesleğe, gelir grubuna ait olabiliriz ve bu aidiyet hayatımız boyunca değişebilir. Oysa devletimiz hâlâ başörtüsüyle uğraşıyor, kimi devlet memurları <strong>“ne mutlu Türk’üm”</strong> demeyenleri iç düşman ilân ediyor, Sünnî İslâm derslerini zorla herkese okutuyor… Bizim paramızla, <strong>bizim iyiliğimiz için(!) bize rağmen… </strong>Kürt sorunu, başörtüsü sorunu, Hıristiyan azınlıklar sorunu… Bizleri sadece “insan” olarak göremeyen devletimizin halkıyla bir sorunu var. Türkiye’nin “sorunlarının” kaynağı sakın <strong>ulus-devlet</strong> modeli olmasın? 80 sayfalık bu kitap Kurtuluş savaşı’ndan sonra Türkiye’ye giydirilmiş olan deli gömleğine işaret ediyor.  Ne mutlu “insanım” diyene! <a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Kitabı buradan indirin</span></strong></a>.</p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Türkiye bölünür mü?</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><em><a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="size-medium wp-image-8409  alignleft" title="tr_bolunurmu" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/01/tr_bolunurmu-195x300.jpg" alt="" width="128" height="195" /></span></a>“Bebek katili! Vatan haini!…”</em> PKK terörünü lanetliyoruz ama devlet eliyle işlenen suçlara karşı daha bir toleranslıyız.  <strong>“Kürtler ve Türkler kardeştir”</strong> diyenlerin kaçı <strong>“sen benim karde<em>ş</em>imsin”</strong>  demeyi biliyor Zaza, Sorani, Kurmanci dillerinde? Ülkemizin terör sorunu ne PKK ne de Kürt kimliğiyle sınırlanamayacak kadar dallandı, budaklandı. Bazı temel soruları yeniden masaya yatırmak gerekiyor: (*) Kürtler ne istiyor? (*)  İspanya ve Kanada etnik ayrılıkçılıkla nasıl mücadele etti? (*) PKK ile mücadelede ne gibi hatalar yapıldı? (*) İslâm ne kadar birleştirici olabilir? Töre cinayetlerinden Kuzey Irak’a terörle ilgili bir çok konuyu ele aldığımız 267 sayfalık bu kitabı ilginize sunuyoruz. <a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Buradan indirin.</span></strong></a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/10/26/ya-pervin-buldan-ve-muge-anlinin-fay-kiriklari/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/10/26/ya-pervin-buldan-ve-muge-anlinin-fay-kiriklari/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Batı-dışı çokkültürlülük örneği: Mardin</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/10/15/bati-disi-cokkulturluluk-ornegi-mardin/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/10/15/bati-disi-cokkulturluluk-ornegi-mardin/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 15 Oct 2011 11:37:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ayşenur Bulut</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Resmî Tarih]]></category>

		<category><![CDATA[Ulus-Devlet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=19031</guid>
		<description><![CDATA[7-9 Ekim tarihlerinde Mardin Artuklu Üniversitesi&#8217;nce düzenlenen ve 10 ülkeden 100&#8242;e yakın tebliğcinin yer aldığı Keşf-i Kadim Uluslararası Midyat Sempozyumu&#8217;na iştirak etmek üzere Mardin&#8217;deydim. Türkçe, Kürtçe, Arapça, İngilizce, Süryanice ve Farsça dillerinde sunulan tebliğleri dinlemek ve başta dil ve azınlıklar meselesi gibi pek çok konuyu tartışmak imkanını Mardin&#8217;deki bu toplantı kadar başka bir şey veremezdi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/mardin3.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-19030" title="mardin3" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/mardin3.jpg" alt="" width="250" height="184" /></a>7-9 Ekim tarihlerinde Mardin Artuklu Üniversitesi&#8217;nce düzenlenen ve 10 ülkeden 100&#8242;e yakın tebliğcinin yer aldığı <em>Keşf-i Kadim Uluslararası Midyat Sempozyumu&#8217;na </em>iştirak etmek üzere Mardin&#8217;deydim. Türkçe, Kürtçe, Arapça, İngilizce, Süryanice ve Farsça dillerinde sunulan tebliğleri dinlemek ve başta dil ve azınlıklar meselesi gibi pek çok konuyu tartışmak imkanını Mardin&#8217;deki bu toplantı kadar başka bir şey veremezdi sanırım. Çokkültürlülüğün ve demokratik hakların çokça konuşulduğu günümüz dünyasında Mardin&#8217;in durduğu yer bir hayli farklılık arz ediyor çünkü. Resmi ideolojinin tahakkümünün ve kendisi gibi olmayanın tasfiye edildiği bir modernleşme sürecinin acı yarasıdır Mardin. Bu topraklara çok büyük haksızlık etmiş resmi söyleme ve bir de küreselleşmeye karşı duran bir şehirdir Mardin. Halen hayatta olan farklıklar, kaybolmaya yüz tutan farklılıkların <span id="more-19031"></span>elinden tutmaya çalışıyor bu şehirde. Küreselleşmeyle birlikte her şeyin tek tip bir modele dönüştüğü ve sıradanlaştığı zamanlarda yerel olanı korumak zorunluluğumuz ve yerelin yerel kalma talebini savunmamız her geçen gün artıyor.</p>
<p>Sempozyumda Süryanilerin ve Mhalmî Araplarının mevcut durumlarını tarihsel süreçle birlikte ele alan sunumlar yoğun ilgi gördü. Mhalmîlerin kökünün nereden geldiği ve İslamlaşmaları ile ilgili tartışmaların yaşandığı oturumda Prof. Dr. Ahmet Ağırakça ve BDP Milletvekili Altan Tan da bu karışık meseleyle ilgili görüşlerini zikrettiler. Hala daha netlik kazanmayan bu türden bilgilerin Başbakanlık arşivlerinden elde edilecek bilgilerle şeffaflık kazanması hem bölgesel açıdan hem de tarih ilmi açısından önemlidir. Yurtdışına göç eden bölge insanının söz konusu durumun Türkiye&#8217;nin gerek yakın komşularıyla gerek Avrupa ülkeleriyle ilişkilerine yansıyan bir yönü var çünkü mevcut azınlık kesim gittikleri yerde örgütlenmekte ve hak arayışında bulundukları için uluslararası hukuk mücadelesi vermektedirler. Bir şekilde bastırılmış, sindirilmiş ve göçe zorlanmış farklı dil ve dinden insanlar için yeni anayasa çalışmalarında değişiklikler yapılmalıdır.</p>
<p>Ortaöğretim 10. Sınıf Tarih kitaplarında Süryanilere yönelik olumsuz ifadelerin neden olduğu hava sempozyumda da hissediliyordu. Ders kitabında yer alan bilgilerin asılsız olduğuna yönelik itirazların yanı sıra Süryanilerin neden ülke dışına çıktıkları ve geri dönüp dönmeyecekleri ile ilgili bir dizi sorun da konuşuldu. Tebliğlerde Süryani topluluğunun gündelik yaşamından siyasal pozisyonlarına kadar farklı yönler anlatıldı. Kendi içinde kapalı bir grup olan Süryaniler göç ettikleri yerin dinine mensup olmuşlar ama kültür ve dillerini hep korumuşlardır. Tanzimat reformları ile birlikte bölgede başlayan değişim ve değişimin neden olduğu çatışma bugün maalesef Yezidilerin yok olmasına ya da çok az kalmasına sebep olmuştur. Cumhuriyet modernleşmesinin neden olduğu azınlıkların tasfiyesi yüzünden bölge halkı son yüzyıldır ciddi travmalar yaşıyor. Göç eden yahut göçe zorlanan Süryanilerin devletin dağıttığı tarih kitaplarında &#8220;Batı&#8217;da refah buldular o yüzden gittiler&#8221; gibi bir ifadenin yer alması hedef gösterdiği için kabahatlidir. Kaldı ki maddi refah için göç etmekte de herhangi bir ahlaki sakınca yok.</p>
<p>Çokkültürlülük, bugün çok sık tartışılan konuların başında geliyor. Göçmenlerin uzun bir zaman diliminin sonunda değiştirdikleri toplumsal yapının geleceğe dönük etkileri ve çözüm arayışları konuşuluyor. Mardin zikredildiğinde de benzer çokkültürlülük söylemlerinin dile gelmesine aşikarız. Ancak çokkültürlülük ve Mardin kelimeleri bir cümlede geçerken atlanan bir husus var. Çokkültürlülük modern bir söylem ve Avrupa&#8217;da doğmuş ve yine oraya ait sorunların teşhisi ve tedavisi için pratikleşmiştir. Bu kavramın konuşulduğu Avrupa ülkelerinde göçmenlerin ve mültecilerin durumları entegrasyon bağlamında ele alınıyor. Birkaç kuşak sonrasında ise asimilasyon öngörülüyor veyahut zaten kaçınılmaz bir son oluyor. Farklı dillerin konuşulduğu, anadilde eğitimin serbest olduğu ülkelerdeki insanların kendi kültürlerini korumaları belki daha kolay ancak yine de bir alt-üst kimlik tartışmaları yaşanıyor. Farklı kültürlerin bir arada olduğu ama birlikte olamadığı iç içe olmadığı bir Avrupa imajı var. Tuma Çelik İsveç&#8217;deki serbest diller için aynı aileden gelen diller olduğu için farklılıklarında bir sorun olmadığını söyledi. Ama Mardin tüm bu tartışmalardan oldukça ayrı bir yerde duruyor. Batı&#8217;nın henüz yeni konuştuğu ve bir sisteme oturtmaya çalıştığı meseleleri yüzyıllardır bu coğrafya insanı hiçbir yazılı kurala bağlı olmaksızın kendiliğinden hallediveriyordu. Herkesin kendi kültürünü yaşadığı şehirde iç içe yaşama mümkündü, kimse farklılığını duvar örerek yaşamıyordu aksine fiziksel yakınlığın çok ötesinde bir paylaşım esastı. Bir yaşam biçimi, bir medeniyet algısı açısından bu böyleydi. Bu, her şey gül gülistanlık hiçbir sıkıntı yoktu anlamında değil elbette. Bölgede aynı kültür, mezhep arasında çatışmalar yaşanıyordu elbette. Bunlar asayiş problemlerinden öteye giden sorunlar olmuyordu. Şimdi biz Batı formülü çokkültürlülük-entegrasyon gibi çarelerle Mardin sorununu konuşurken yanılıyoruz, konuya yabancılaşıyoruz. Eskiye, kadim olana varmak bu saatten sonra ne derece mümkün ayrı bir tartışma ancak birlikte yaşamayı öğrenmek büyük bir gereklilik artık.</p>
<p>Gereklilik çünkü sempozyum, Türkiye&#8217;nin Kürt sorununa arayışlar sempozyumu olmamasına rağmen içinde bulunduğumuz sosyal ve siyasal gerginlikten dolayı yine de gündeme geldi ve farklı olana tahammül anlamında Türkiye&#8217;nin Kürt meselesine değindi bazı katılımcılar. Bu ülkede Türkiye Cumhuriyeti ilanı ile birlikte başlayan kopmalar ve ölümler konuşuldu. Tehcir, soykırım, katliam, sürgün, soygun, faili meçhul gibi çokkültürlülükle alakası olmayan, bilakis birlikte yaşamanın her türlü imkanını baltayan uygulamalara lanetler yağdı diyebilirim. Sempozyumun bir anda değişen havası için bu bir kürt sorunu oturumu değil diyerek salonu terk edenler oldu. Oysa Kürt meselesi ile ilgili olarak dile getirilen her konu cesaret verici ve yol açıcıdır diğer gruplar için. Meydana çıkıp herkesin artık sorunlarını, taleplerini dile getirme ve çözüm arayışında ortak paydada buluşma zamanıdır. Kürtler, Süryaniler, Mhalmi Arapları, Ermeniler ve diğerlerinin bu anlamda istekleri aynı. Mor Gabriel Manastırı olayı gibi kendi içinde özelleşen konular olsa da sıkıntılar genel.</p>
<p>Prof. Dr. Ejder Okumuş&#8217;un değindiği cumhuriyet modernleşmesinin Türkleri de rahat bırakmadığı tespiti ilgi çekiciydi. Önce Türkler Türkleştirilmeye çalışıldı ancak bunda başarılı olunamadı görüşü haklı bir görüştü. Bugün hala Türk olmayı bir ulus olarak anlayıp kendine mal etmeyen ve farklılıkları yaşamayı savunan, Türklüğü dayatmayan pek çok &#8220;Türk&#8221; mevcut. Aslında ağırlıklı olarak Hanefi-Sünni-Türk kesimin modernleşmenin taşıyıcısı ve yaygınlaştırmacısı olarak görüldüğü bir gerçek. Bu süreçte değerlerinden kopuk bir nesil yetiştirilmeye çalışıldı Benzer tehlikenin her türden farklı topluluklar için geçerli olduğunu söylemek mümkün.</p>
<p>Sempozyumun en güzel tarafı farklı dilden farklı kültürden insanlarla yemek masasında sohbet etmek idi. Tanışmalar ve kaynaşmalar İlahi hikmete uygun olarak gerçekleşiyordu. Bu tanışmayı anlamayan ve bölgeye ait en basit bir bilgiden yoksun olan tebliğciler yok değildi.&#8221;Hepimiz insanız ne gerek sen kimsin, kimlerdensin sorusuna&#8221; Bu anlayış insanları farklı kavimler şeklinde yarattığını söyleyen Allah&#8217;ın sünnetullahını yakalayamamış bir düşüncenin kırıntısıdır. Birbirimizle tanıştığımızda isim sormak gibidir nerelisin demek, bu bir yerli olmak herhangi bir ayrımcılığın kapısını aralamadığı sürece elbette. Batı&#8217;dan kalkmış gelmiş biri olarak ben yaşadığım yerde soramadığım soruları buradaki insanlara sorabiliyordum. Çünkü Batı&#8217;da artık nereli olduğun önemli olmamaya başlamış, herkes İstanbullu herkes koca bir şehirli.</p>
<p>Edebiyat, mimari, sanat, siyaset, sosyal yaşam, dil, din, tarih, turizm, ticaret, gelenek, literatür, modernleşme, ıslahatlar, reformlar, kıyımlar, folklar gibi yaşamın içinde insana değen her konuda sunum yapıldı bu çok dilli sempozyumda. Coğrafyanın imkanları konuşuldu. Kimi kendi reel politik penceresinden baktı bu imkanlara kimi romantik bir temele taşıdı. Hem Müslüman katılımcılar hem de Süryanilerden duyulan ortak bir çözüm düşünülesi idi: çözüm bu topraklara tekrar dinin birleştirici gücünü taşımaktı. Haklılar. Barış&#8217;ı konuşmak ideal bir formattan çıkmalı artık.</p>
<p>Sorunlar devam ediyor. Tarih kitaplarına giren nefret eğilimli bir uslup, Mor Gabriel Manastırı arazi meselesi, Yezidiler neredeyse silinip gitmesi, terör, asayiş problemleri, psikolojik blokajlar, resmi ideolojinin hala kendini hissettiren bölgedeki varlığı vs. Tarihimize baktığımızda birlikte yaşamanın örnekleri sayılamayacak kadar çok üstelik idari işlerde bile azınlıkların görevlendirilmesi söz konusu iken cumhuriyet dönemi ile birlikte okul müdürü bile olmalarına izin verilmeyen anayasada kendileri için herhangi bir tanımın yer almadığı insanlar var bu şehirlerde. Onların haklı söylemlerini bugün en başta muhafazakar-müslüman-sağ cenahın sahiplenmesi gerek. Çünkü içinden geçtiğimiz süreçte en büyük imtihanı onlar veriyorlar. Buna rağmen bağımsızlardan aday olup seçilerek meclise giren ilk Süryani milletvekili Erol Dora örneği de umutlanmamız adına somut bir örnek olarak önümüzde duruyor.</p>
<p>Aslında konuşup durduğumuz ve kafa patlattığımız hatta ucu ölümlere giden sorunlarımızın çözümü o kadar kolay ki&#8230; Yeter ki devletin tektipleştirici zihniyetini reddedelim ve temel hakların herkes için savunucusu olalım. Kadim olanı yakalayabilir miyiz bilmiyorum ama artık darbe dönemlerine dönmemiz mümkün değil. Çünkü Mardin&#8217;de adı her ne kadar &#8220;yaşayan diller&#8221; şeklinde soft bir isimle olsa da bir fakülte kurulmuştur ve uluslararası bir sempozyum düzenlenmiştir, orada altı farklı dilde sunum imkanı sağlanmıştır. Hükümetler politakaları yüzünden eleştirilmiş ve her şey açık açık konuşulmuştur. Çünkü ben İstanbul&#8217;dan gitmişim ve Mezopotamya&#8217;ya nazır bir bardak çay içmişim güven içinde ve benim gibi olmayanları dinlemişimdir. Bütün peygamberlerin uğruna savaştığı şey için, zulmü yıkıp adaleti tesis etmek için atılmış her adım bu anlamda kıymetlidir. ,</p>
<p>Teşekkkürler Artuklu&#8230;</p>
<p> </p>
<p>&#8230; Bu konu ilginizi çekiyorsa&#8230;</p>
<p> </p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank">Tarih şaşırmaktır</a></strong></p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-medium wp-image-13449" title="tarih_sasirmaktir" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir.jpg" alt="" width="109" height="141" /></a>Evet… Tarih şaşırmaktır. Atatürk’e şaşırmak, Kürtlere şaşırmak, Lozan’a şaşırmaktır. Geçmişe hayret edip bugüne eleştirel bakabilmek, yarını hazırlamaktır Tarih. Geçmişe değil geleceğe dönüktür amacı. Özetle siyasî bir propaganda aygıtı değildir. Gaz vermek, <strong>“Asker millet”</strong> üretmek, <strong>atalarımızla gurur duymak</strong> için tarih araştırılmaz. Eğer resmî tarihin beyin yıkamasından bıktıysanız bu kitap ilginizi çekecektir… <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a> </strong></p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><strong></strong> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong>T<span style="color: #0000ff;">ürkiye’nin Ulus-Devlet Sorunu</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-full wp-image-7896" title="20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt.jpg" alt="" width="125" height="183" /></a>Devlet gibi soğuk ve katı bir yapı bizimle olan ilişkisini <strong>hukuk</strong> yerine <strong>ırkımıza</strong> ya da <strong>inançlarımıza</strong> göre düzenleyebilir mi? GERÇEK hayatı son derecede dinamik ve renkli biz “insanların”. Birden fazla şehre, mahalleye, gruba, klübe, cemaate, etnik köke, şirkete, mesleğe, gelir grubuna ait olabiliriz ve bu aidiyet hayatımız boyunca değişebilir. Oysa devletimiz hâlâ başörtüsüyle uğraşıyor, kimi devlet memurları <strong>“ne mutlu Türk’üm”</strong> demeyenleri iç düşman ilân ediyor, Sünnî İslâm derslerini zorla herkese okutuyor… Bizim paramızla, <strong>bizim iyiliğimiz için(!) bize rağmen… </strong>Kürt sorunu, başörtüsü sorunu, Hıristiyan azınlıklar sorunu… Bizleri sadece “insan” olarak göremeyen devletimizin halkıyla bir sorunu var. Türkiye’nin “sorunlarının” kaynağı sakın <strong>ulus-devlet</strong> modeli olmasın? 80 sayfalık bu kitap Kurtuluş savaşı’ndan sonra Türkiye’ye giydirilmiş olan deli gömleğine işaret ediyor.  Ne mutlu “insanım” diyene! <a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong>Kitabı buradan indirin</strong></a>.</p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><strong></strong> </p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-11326" title="kapak-laiklik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg" alt="" width="120" height="169" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"> Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”</a></strong></p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a>Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde <strong>Yobaz Laiklik Meselesini</strong> barındıran konuları ele alıyor.<a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirebilirsiniz.</strong></a></p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong>Türk milliyetçiliği birleştirir mi yoksa parçalar mı?</strong></a></p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi.gif"><img class="alignleft size-medium wp-image-8579" title="turk_milliyetciligi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi-204x300.gif" alt="" width="133" height="204" /></a></p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"> <strong>İllâ ki bir tutkal/çimento mu gerekiyor? </strong>Milliyetçilik tutkalı adil ve müreffeh bir düzene alternatif olabilir mi? Adaletin, hukukun hâkim olmadığı ortamlarda Türklerin kardeşliği ne işe yarar? Belki de Türk Milliyetçiliği diğer milliyetçilikler gibi yok olmaya mahkûm bir söylem. Çünkü var olmak için “<strong>ötekine</strong>” ihtiyacı var. Ötekileştireceği bir grup bulamazsa kendi içinden “<strong>zayıf</strong>” bir zümreyi günah keçisi olarak seçiyor. Kürtler, Hıristiyanlar, Eşcinseller, solcular…150 sayfalık bu kitapta Türk Milliyetçiliğini sorguluyoruz. Müslüman ve milliyetçi olunabilir mi? Türkiye’ye faydaları ve zararları nelerdir? Milliyetçiliğin geçmişi ve geleceği, siyasete, barışa, adalete etkisiyle. <a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirin.</strong></a> </p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/ermeniler-ve-turkler.pdf" target="_blank"><strong>Ermeniler ve Türkler</strong></a></p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><strong></strong></p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><strong></strong></p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/ermeniler-ve-turkler.pdf" target="_blank"><strong><img class="alignleft size-medium wp-image-9734" title="ermeniler_turkler" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/ermeniler_turkler.jpg" alt="" width="136" height="193" /></strong></a></p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">Ermeni kimliği var oldukça 1923 model Türk kimliği bozuk bir makine gibi gıcırdamaya devam edecek. [...] Neden bize bu kadar benziyorlar? Pastırması, sucuğu, yaprak dolması, müziğiyle, gelenekleri, ailelerine bağlı oluşlarıyla bir de Türk’ten daha fazla Türk mü onlar? Yoksa bu mu bizi sinir eden? [...] Artık Anadolu insanının %100 safkan Türk olmadığını, tersine bütün bu etnik unsurların karışımı ve mirasçısı olduğunu idrak etme vakti gelmedi mi? Artık TEK BİR “BİZ” olduğunu, atalarımızın bir kısmının Kürt, diğer bir kısmının Rum, Gürcü, Arap, hatta ve hatta Ermeni olduğunu idrak etmemiz gerekmiyor mu? <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/ermeniler-ve-turkler.pdf" target="_blank">Buradan indirin.</a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/10/15/bati-disi-cokkulturluluk-ornegi-mardin/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/10/15/bati-disi-cokkulturluluk-ornegi-mardin/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Dicle&#8217;nin Hüznü, Fırat&#8217;ın Acısı</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/10/01/diclenin-huznu-firatin-acisi/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/10/01/diclenin-huznu-firatin-acisi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 30 Sep 2011 22:33:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Senai Demirci</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kürtler]]></category>

		<category><![CDATA[PKK]]></category>

		<category><![CDATA[Ulus-Devlet]]></category>

		<category><![CDATA[vicdan]]></category>

		<category><![CDATA[şiddet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=18858</guid>
		<description><![CDATA[
[1 mayıs 2010'da Senai Demirci'nin kişisel sitesinde yayınlandı.]
&#8220;Dicle kenarında bir kurt aşırsa koyunu/Gelir de adl-i İlahî Ömer&#8217;den sorar onu.&#8221;
Dicle kenarı, koyunun kurda kapılmasını bile haksızlık görecek denli huzur yurdu, barış iklimi&#8230; O gün bugündür Ömer&#8217;ce bir duru(lu)şun kıyısını bekliyor Dicle. Ömer&#8217;ce bir dirilişin yatağında kıvranıyor Dicle&#8230; Kardeşi Fırat da kadim medeniyetlerin akıl emeği, gönül nuru [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/kurt_meselesi1.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-18860" title="kurt_meselesi1" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/kurt_meselesi1.jpg" alt="" width="226" height="347" /></a></p>
<p><strong><em>[1 mayıs 2010'da </em><em><span style="color: #0066cc;"><a href="http://www.senaidemirci.net/yazilar.php?kategori=1&amp;makaleid=2665" target="_blank">Senai Demirci'nin kişisel sitesinde</a> </span></em><em>yayınlandı.]</em></strong></p>
<p>&#8220;Dicle kenarında bir kurt aşırsa koyunu/Gelir de adl-i İlahî Ömer&#8217;den sorar onu.&#8221;<br />
Dicle kenarı, koyunun kurda kapılmasını bile haksızlık görecek denli huzur yurdu, barış iklimi&#8230; O gün bugündür Ömer&#8217;ce bir duru(lu)şun kıyısını bekliyor Dicle. Ömer&#8217;ce bir dirilişin yatağında kıvranıyor Dicle&#8230; Kardeşi Fırat da kadim medeniyetlerin akıl emeği, gönül nuru kütüphanelerindeki derin okuyucularının kulağında huzur veren bir çağıltı olarak aktığı günleri özlüyor.<br />
***<br />
Dicle&#8217;den haber alıyorum ara sıra&#8230; &#8220;Fırat parmaklarını kıpırdattı&#8221; diyor. &#8220;Anlamıyoruz ama bazı kelimeleri heceliyor&#8221; diye heyecanlanıyor. Dicle ve Fırat, herkes gibi bu iki nehrin arasına gönlünü koymuş bir babanın hasreti&#8230; Kızının adı Dicle; merhamet nehri olsun diye&#8230; Oğluna ise doğar doğmaz Fırat demiş; kurak topraklara serin umutlar taşısın diye&#8230;<br />
Gelin görün ki, Fırat &#8220;iki nehrin arası&#8221;nda, ne idüğü belirsiz, galibi belli olmayan, kayıpları rakama sığmayan, kaybettirdikleri dile gelmeyen bir savaşta şakaklarından vurulmuş&#8230; Batı&#8217;da yaşayan bir babanın Doğu&#8217;dan devşirdiği ümitleri uğursuz bir şarapnelin ucunda parçalanmış&#8230; Dicle ise ne zamandır kardeşine yanıyor. Baştan ayağa felç Fırat&#8217;ın dudağının belli belirsiz kıpırtılarına asıyor hayallerini. Fırat&#8217;ın puslu geleceğine bir ışık sunmak üzere çırpınıyor, çırpınıyor.<br />
***</p>
<p>Bizim unutkanlığımızla kapattığımız yaralar, duyarsızlığımızla susturduğumuz çığlıklar Fırat ve Dicle kadar canlı ve dipdiri akıyor. Fırat&#8217;ın vuruluşunu haber yapan gazeteleri çoktan çöpe attık ama Fırat&#8217;ın yarası hâlâ Dicle&#8217;nin hayatının sürmanşetinde kanıyor. Biz &#8220;yaralı kurtulan asker&#8221;, <strong>&#8220;ölü ele geçirilmiş terörist&#8221;</strong>, <strong>&#8220;memleketlerinde törenle toprağa verilen şehitler&#8221;</strong> gibi şablon haberlerin ardından yine<span id="more-18858"></span> kahkahalarımızı bastık. Ama Fırat&#8217;ın tebessümü hâlâ yarım. Ama &#8220;jandarma ile örgüt arasında sıkışmış&#8221; Kürt ananın dağa çıkmaktan alıkoyamadığı oğlu için yaktığı ağıtlar hâlâ daha ateşli&#8230;Törenle de olsa toprağa verilmiş eşlerin yuvada bıraktığı boşluk hâlâ daha yakıcı&#8230; Aslan oğlunun parçalanmış bedenine bile bakamadan &#8220;Vatan sağ olsun&#8221; tesellisiyle susturulan babaların gücenikliği hâlâ daha uyanık. Unutturmuyor acı kendini. Uyutamıyor bizim gibi &#8220;acı kaybı&#8221;nı&#8230;<br />
***</p>
<p>Biz&#8230; Unutuyoruz. Kapatıyoruz. Örtüyoruz. Yok sayıyoruz. Hafife alıyoruz. Kulak asmıyoruz. Göz yumuyoruz. Ama Dicle&#8217;nin kenarında, Fırat&#8217;ın dokunduğu yerlerde, gerçek hâlâ çıplak, açıkta bekliyor, bağırıyor, yanıyor, yakıyor. Gecenin örtüsü bile saklayamıyor kalplerin yangınını. Bayramlar bile çaresiz kalıyor acının çığlığını susturmada&#8230;<br />
Ülkenin batısında pek huzurluysak, etten kemikten duvar olarak kullanılagelen Mehmetçiğin canı sayesindedir. Ülkenin başkentinde birileri alıştıklarının değişmesine, kabullenmelerinin yerinden ırgatılmasına &#8220;esastan ve usulden&#8221; karşı çıkıyorsa, hepimizin paylaştığı o vurdumduymazlığa sığınmaktadır. Ülkenin bir köşesinde, &#8220;şehit&#8221; ve &#8220;ölü ele geçirildi&#8221; haberlerini çelişkisiz seyredebiliyorsa analar babalar; Diyarbakırlı babayı varoşlara sürükleyen, Hakkarili gelini dilim dilim parçalayan çelişkiye uzaklığına aldanıyordur.<br />
***</p>
<p>Doğu&#8217;nun gönlü kırık, boynu bükük insanına Halk Partisi devletçiliği çare olamıyor. Her sabah yüzlerini birbirlerinden saklayarak, kıkırdayarak, mecburen &#8220;Turkim, doğruyum&#8230;&#8221; dedirtilen çocukların utancı değer mi tuzu kuru Denizgillerin kalbine? Daha ilk gün üstelik &#8220;doğruyum&#8221; dediği yerde, &#8220;Turkiiiim&#8221; diyerek iki yüzlü/iki sözlü olmaya zorlanan masumların günahı kimin boynuna? &#8220;Ben orada değildim&#8230;&#8221; savunması kurtaracak mı bizi? Artık bundan sonra &#8220;oradayız.&#8221; Kuru kafa ırkçılığı olarak dayatılan, &#8220;vatanını sevmek&#8221;ten &#8220;milleti adına acı çekmekten&#8221; fersah fersah uzak Devlet &#8220;milliyetçiliği&#8221; ezilmiş bir Kürt ya da Türk&#8217;le empati kuracak inceliği nerede bulur da gösterir? Diyarbakır&#8217;da milliyetçiliğin partisinin tabelası var sadece; yüzü kızarık, utangaç, duvara asılı duruyor öylece&#8230; Bunca ateşi tutuşturan ırkçılığı yeni bir ateş olarak sunmak, en azından bir safdillik, bir aymazlık&#8230; Peki ne kaldı geriye? Kürt milliyetçileri mi? Garip ki, hem devletçiliğin hem milliyetçiliğin çözümsüzlüğünü barındırıyor içinde&#8230; Örgüt lideri üzerinden yürütülen ve özlemle dillendirilen sıkı bir devletçilik&#8230; &#8220;Benim adamım olsun da&#8230;&#8221; anlayışıyla oy verilen ama hizmet ummadıkları, fayda görmedikleri &#8220;üstenci&#8221; belediye iktidarları&#8230; Kürtlerin hepsini şiddetin kucağına iten bir başka &#8220;kuru kafa&#8221; hesabı daha: Kürt milliyetçiliği&#8230; (Trajik biçimde Kürtleri de Türkleri de birbirlerine &#8220;düşmanmış&#8221; zannettiren &#8220;ırkçı başı&#8221; Ziya Gökalp&#8217;ın adı kâh caddede, kâh lisede!) Alnı secdeye değen Kürt köylüsünü temsil için seçilmiş Marksist/Leninist, en azından agnostik, din ve maneviyat tanımaz bir anlayış&#8230; Köyleri keyfince boşaltan jandarma kadar militan ve militarist uygulamalara teşne bir &#8220;örgüt&#8221;&#8230;<br />
***</p>
<p>Doğu insanının yaşadığı işte bu: Sıkışmışlık&#8230; Yıllar önce Doğu&#8217;ya giden İstanbullu bir gazetecinin köyde elektrik olmayışına şaşkınlığına bir köylünün verdiği şaşırtıcı cevap düşüyor aklıma: &#8220;Bi&#8217;tarafta cenderme, bi&#8217;tarafta pekeke&#8230; Sen alatirik olsan, sen gelir misin?&#8221;<br />
Sen elektrik olsan, gündüzleri jandarmanın örgüte yardım ve yataklık etme diye dipçikle tehdit ettiği, geceleri dağdan inen dayıoğlunun, amcakızının ekmek istediği bir köydeki yüksek voltajlı çelişkiyle çarpılmaz mısın?</p>
<p>***</p>
<p>İsteyen ziyaret edebilir; Dicle ve Fırat İstanbul&#8217;un Ümraniye&#8217;sinde akıyor. Karşılıklı çaresizlik içinde&#8230; Öyle ekranlardan gelip geçen bir acı değil bu&#8230; Arkası reklama bağlanmıyor. Öyle &#8220;törenle toprağa verilen&#8221; bir çelişki değil bu. Bayrağa sarılsa da susmuyor.<br />
***</p>
<p>Türkiye&#8217;nin batısındaki &#8220;şehit babası&#8221; da, doğusunda &#8220;ölü geçirilmiş&#8221;in anası da &#8220;evlat acısı&#8221; yaşıyor. Evlat acısının ırkı yok, tarafı yok. İstanbul&#8217;un varoşlarında köylerinden sürülmüş, onursuz yaşamaya mahkum edilmiş Kürt köylüsü ile, evlâdının üç beş kuruşluk asker aylığına muhtaç Türk fukarası da aynı çözümsüzlüğün ortasında kıvranıyor. Ne Denizgillerin AYM umutlarına kafaları yatar onların ne Devletgillerin &#8220;esastan ve usul&#8221;den toptancılığına&#8230;<br />
***</p>
<p>Sizin çözümü için parmağınızı bile kıpırdatmayı çok gördüğünüz bu kocaman çelişkiyi, yıllardır on binlerce ana baba, bacı, kardeş; bebe, çocuk, yetim, öksüz nice masum; yavuklu, sözlü, sevgili, nişanlı, evli nice kadın yüreklerini ortaya koyarak göğüslüyor.<br />
O çok sakındığınız parmaklarınızı yormayın&#8230; Siz yokken de, sizin ırkçılık hesaplarınız, her şeyi silahla çözmeye kalkan, Dersim sabıkalı, tehcir lekeli &#8220;dikta kalıntılarınız&#8221; ortalıkta değilken, Dicle ve Fırat barışa akardı, huzurla çağlardı. Geçmişinde olmadığınız bu barışın geleceğinde de bir parmak kadar olmayı hak etmiyorsunuz.<br />
Hep &#8220;düşman&#8221;ı işaret eden o parmaklarınızı alın, bir de kendi yüzünüze doğru çevirin. İsabet edersiniz. Kendi parmaklarınızı kendinize vicdanınıza parmaklık yaptığınızın farkında değil misiniz?<br />
***<br />
&#8220;Adam&#8221; olan başkalarının acısını kendi acısı bilir. Acı başkalarına ait diye yan gelip yatmaz, unutmaz, geçiştirmez. Kendini ırkıyla değil, yaratılmışlıkla şereflendirilmiş bilen her mümin, var edilmişliğinin mahcubiyeti ile herkesi/her şeyi kardeşi bilir. Hiçbir şeye karşı tekebbür hakkı olmadığını idrak eder. Kıbleye dönebilen her Müslüman, alnı secdeye götürmesini bilen her dindar, &#8220;ben ateştenim&#8221; diyerek ırkçılığı başlatan şeytana canıyla dişiyle muhalefet eder.<br />
Yanılıyor muyum yoksa?</p>
<p> </p>
<p>… Bu konu ilginizi çekiyorsa…</p>
<p> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Türk milliyetçiliği birleştirir mi yoksa parçalar mı?</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi.gif"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-8579" title="turk_milliyetciligi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi-204x300.gif" alt="" width="133" height="204" /></span></a></p>
<p style="text-align: justify;"> <strong>İllâ ki bir tutkal/çimento mu gerekiyor? </strong>Milliyetçilik tutkalı adil ve müreffeh bir düzene alternatif olabilir mi? Adaletin, hukukun hâkim olmadığı ortamlarda Türklerin kardeşliği ne işe yarar? Belki de Türk Milliyetçiliği diğer milliyetçilikler gibi yok olmaya mahkûm bir söylem. Çünkü var olmak için “<strong>ötekine</strong>” ihtiyacı var. Ötekileştireceği bir grup bulamazsa kendi içinden “<strong>zayıf</strong>” bir zümreyi günah keçisi olarak seçiyor. Kürtler, Hıristiyanlar, Eşcinseller, solcular…150 sayfalık bu kitapta Türk Milliyetçiliğini sorguluyoruz. Müslüman ve milliyetçi olunabilir mi? Türkiye’ye faydaları ve zararları nelerdir? Milliyetçiliğin geçmişi ve geleceği, siyasete, barışa, adalete etkisiyle. <a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Buradan indirin.</span></strong></a> </p>
<p> </p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulusalci_kurtler.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Asimilasyon ile Şiddet Kıskacında Ulusalcı Kürtler</span></a></strong></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/09/kapak_kucuk__ulusalci_kurtler.jpg"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignright size-medium wp-image-18718" title="kapak_kucuk__ulusalci_kurtler" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/09/kapak_kucuk__ulusalci_kurtler-206x300.jpg" alt="" width="127" height="176" /></span></a>Etnik kökenimiz benliğimizin bir parçası, rengarenk insanlığımızın gerçek bir rengi. Ancak bu renk üzerinden yapılan bir baskı, bu renk “yüzünden” çekilen büyük bir acı sonucu diğer bütün renkler silinebiliyor. Bir başka deyişle <strong>IZDIRAPLAR ÜZERİNE YAPAY BİR KİMLİK İNŞA EDİLİYOR</strong>. Bir halka yapılabilecek en büyük kötülük bu belki de. Sadece Türk ya da sadece Kürt olmaya mahkûm edilen insanlar giderek insanlıklarını perdeliyorlar. Böylesi halklar ırkçılığa, her türlü şiddet çağrısına kucak açıyorlar. Zira duydukları kin ve nefret onları bıçak gibi bilerken bir yandan da tektipleşiyor, şeyleşiyor. Kürt aydınları kadar Türk aydınlarına da büyük iş düşüyor. İnsan olmadan “Türk” ya da “Kürt” olmanın imkânsızlığını halklarına anlatmak. Okuyacağınız bu kitap aydınların dikkatini tam da bu noktaya çekmek için hazırlandı: Asimilasyon  ile şiddet kıskacı içindeki Kürt halkına… <strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulusalci_kurtler.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a></strong></p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Türkiye bölünür mü?</span></strong></a></p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><em><a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="size-medium wp-image-8409  alignleft" title="tr_bolunurmu" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/01/tr_bolunurmu-195x300.jpg" alt="" width="128" height="195" /></span></a>“Bebek katili! Vatan haini!…”</em> PKK terörünü lanetliyoruz ama devlet eliyle işlenen suçlara karşı daha bir toleranslıyız.  <strong>“Kürtler ve Türkler kardeştir”</strong> diyenlerin kaçı <strong>“sen benim karde<em>ş</em>imsin”</strong>  demeyi biliyor Zaza, Sorani, Kurmanci dillerinde? Ülkemizin terör sorunu ne PKK ne de Kürt kimliğiyle sınırlanamayacak kadar dallandı, budaklandı. Bazı temel soruları yeniden masaya yatırmak gerekiyor: (*) Kürtler ne istiyor? (*)  İspanya ve Kanada etnik ayrılıkçılıkla nasıl mücadele etti? (*) PKK ile mücadelede ne gibi hatalar yapıldı? (*) İslâm ne kadar birleştirici olabilir? Töre cinayetlerinden Kuzey Irak’a terörle ilgili bir çok konuyu ele aldığımız 267 sayfalık bu kitabı ilginize sunuyoruz. <a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Buradan indirin.</span></strong></a></p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"> </p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"> </p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/10/01/diclenin-huznu-firatin-acisi/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/10/01/diclenin-huznu-firatin-acisi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>

