<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>Derin Düşünce &#187; Türk faşizmi</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/category/turk-fasizmi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Fri, 25 May 2012 09:41:57 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Her 27 Nisanın bir de 28 Nisanı vardır&#8230;</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/04/27/her-27-nisanin-bir-de-28-nisani-vardir/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/04/27/her-27-nisanin-bir-de-28-nisani-vardir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Apr 2012 18:34:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Uğur Şahin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[12 Eylül]]></category>

		<category><![CDATA[27 Mayıs]]></category>

		<category><![CDATA[28 subat]]></category>

		<category><![CDATA[Ergenekon Nedir?]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Militarizm]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Silahlı Kuvvetleri]]></category>

		<category><![CDATA[Türk faşizmi]]></category>

		<category><![CDATA[darbe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21674</guid>
		<description><![CDATA[ 
 
&#8230; Unut-MA-mak için bir e-kitap&#8230;
Kendi ülkesini işgal eden ordu
Hiç bir yeri işgal edemeyen ordular kendi ülkelerini işgal ederler. Çünkü bir ordunun ayakta durması için insan emeği ve maddî destek gereklidir. Beceriksiz ordular disiplinsiz olduklarından YABANCI DÜŞMAN ile savaşamazlar. Kolayca yenebilecekleri İÇ DÜŞMANLAR uydururlar ve bu bahane ile kendi ülkelerini işgal ederler. Başbakan asarlar. Milletvekillerini hapse [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/04/27_nisan.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-21675" title="27_nisan" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/04/27_nisan.jpg" alt="" width="458" height="211" /></a> </p>
<p> </p>
<p>&#8230; Unut-MA-mak için bir e-kitap&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf"><img class="alignleft" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.jpg" alt="" width="106" height="168" /><strong>Kendi ülkesini işgal eden ordu</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;">Hiç bir yeri işgal edemeyen ordular kendi ülkelerini işgal ederler. Çünkü bir ordunun ayakta durması için insan emeği ve maddî destek gereklidir. Beceriksiz ordular disiplinsiz olduklarından <strong>YABANCI</strong> <strong>DÜŞMAN </strong>ile savaşamazlar. Kolayca yenebilecekleri <strong>İÇ DÜŞMANLAR</strong> uydururlar ve bu bahane ile kendi ülkelerini işgal ederler. Başbakan asarlar. Milletvekillerini hapse atarlar. Korumakla yükümlü oldukları halkı işkenceler altında inletirler.  İşgalciler kimseye hesap vermezler. Halkın isyan etmesine engel olmak için <strong><em>“etrafımız düşmanla çevrili”</em></strong> diyerek  <strong>KORKU PROPAGANDASI</strong> yaparlar. Eleştirilerden uzak kalmak için farklı inançlardan ve kültürlerden olan insanların birbirine düşman olması da bu eşkiyaların işine gelir. Bu sebeple terörü destekleyebilir hatta teröristlere silah ve para yardımında bulunabilirler. Okuyacağınız kitap kendi ülkesini işgal etmiş bir ordunun kısa tarihidir. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a></strong></p>
<p> </p>
<p>&#8230; ve eskimeyen bir konu&#8230;</p>
<p> </p>
<h3><a title="Permanent Link to Türk ordusu neden (artık) darbe yapamıyor? (Darbe Tekniği - Curzio Malaparte)" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2010/07/26/turk-ordusu-neden-artik-darbe-yapamiyor-darbe-teknigi-curzio-malaparte/">Türk ordusu neden (artık) darbe yapamıyor?  / Darbe Tekniği - Curzio Malaparte</a></h3>
<div class="entry">
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/07/20091224_derin_dusunce_org_ilker_basbug.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/07/ergenekon-nedir.jpg"><img class="size-medium wp-image-10664   alignright" title="ergenekon-nedir" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/07/ergenekon-nedir.jpg" alt="" width="223" height="233" /></a> Hiç bir yeri işgâl edemeyecek kadar <strong>beceriksiz ordular kendi ülkelerini işgâl edip</strong> ganimet toplarlar. Budur darbe. Geniş çaplı bir silahlı soygundur. Bu kanlı soygunu başarabilmek için de ülke içinde ve dışında her güçle suç ortaklığı yapar darbeciler. Fakat darbe bile yapamayacak kadar beceriksiz ordular ne yaparlar? Sarıkız? Ayışığı?</p>
<p>Uzun zamandır bahsetmek istediğim kitaplardan biri <a href="http://urun.gittigidiyor.com/HUKUMET-DARBE-TEKNIGI-TRN_W0QQidZZ7920754">Darbe tekniği </a>(1) :</p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>“Bu kitaptan nefret ediyorum. Bütün kalbimle nefret ediyorum. Bana şöhret getirdi. Adına şöhret dediğimiz o değersiz şeyin kaynağı olan bu kitap aynı zamanda bütün dertlerimin de kaynağı oldu. Aylarca hapiste kaldım. Polisten eziyet ve taciz gördüm. Arkadaşlarımın ihanetine uğradım….”</em></p>
<p>Böyle diyor Malaparte kendi kitabı hakkında. İyi ama neden bu kadar çok belayı üzerine çekti? Ne yazıyor bu kitapta? Kanaatimce yazarın suçu(!) fazla açık sözlü, fazla tarafsız ve fazla öğretici olması: <strong>“Modern bir devlet nasıl ele geçirilir ve muhtemel bir darbe girişimine karşı hükümet nasıl korunur?”</strong> Kitabın konusu bu. Ne bir ideoloji, ne sınıf kavgası, ne üstün ırk, ne kapitalizm, ne emperyalizm.</p>
<p>İşte tam da bu yüzden bu minnacık kitap bizi ilgilendiriyor. Türkiye’de olup bitenlere, başbakan asmalara, başarısız darbelere, andıçlara, Gülen Cemaatinin devlete, özellikle de polise “sızmasına” ışık tutuyor.</p>
<p>Kitabın yazarı Curzio Malaparte (ki gerçek adı <span id="more-21674"></span>Kurt Erich Suckert) <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Toskana">İtalya’nın Toskana bölgesinde</a> Alman bir babanın çocuğu olarak dünyaya gelmiş. Malaparte’nin hayatı (1898-1957) adeta düşmüş bir uçağın kara kutusu gibi. 1900′lerin Avrupa’sının ulus-devlet kavgasının tam göbeğinde yaşıyor yazar. Etnik farkların, ulusal sınırların, faşizmin kan gölüne çevirdiği bu yıllar Malaparte’yi ve düşüncelerini savuruyor ordan oraya: Toskanalılar arasında büyüyor, 16 yaşında Fransız ordusuna katılıyor, bir de madalya kazanıyor. 1918 baharında kimyasal silahlarla akciğeri sakatlanıyor. Diplomaside kısa bir durak, Versailles Barış konferansına katılıyor. 1921′de İtalya’ya dönerek Faşist Parti’ye (<em>Partito Nazionale Fascista</em>) katılıyor. Sosyalist fikirlerine ve askerî cesaretine aldandığı Mussolini ile “kapışması” gecikmiyor… Hikâye uzun. Ama Malaparte hep doğru yerde ve doğru zamanda bulunuyor. “Modern” devletlerdeki başarılı ve başarısız hükümet darbelerini gölge gibi izliyor yazarımız: Polonya, Fransa, İtalya, Almanya…</p>
<p>Tabi “modern devlet” derken 1930′lerdeki modernliği anlamak gerek. Demiryolları, telgraf ve fabrikalarla, işçisi, mühendisiyle endüstrileşmiş “modern” devletler söz konusu. Endüstrileşme çok büyük önem taşıyor zira dev bir makineye dönüşmüş olan bu ülkelerde halkın <strong>“karnının doyması”</strong>  tarım toplumlarına kıyasla çok daha merkezî bir yapı sayesinde gerçekleşiyor. Bürokrasi, devletin demir yolları, devletin postası, devletin ordusu… 1930′lardaki “olgunlaşma” ile doruk noktasına varan Avrupa tarzı ulus-devlet modeli özünde dönemin teknolojisiyle de doğrudan ilişkili.</p>
<ul>
<li>Milyonlarca işçiyi bir günde askere çeviren makineli tüfek ve top,</li>
<li>Büyük birlikleri eşgüdüm içinde hareket ettirmeyi sağlayan tren ve telgraf,</li>
<li>“Ulus bilinci” denen propagandanın önünü açan matbaa ve ulusal gazeteler,</li>
<li>Azınlık dilleri yasaklanırken ulusal dillerin zorunlu olması,</li>
<li>Zorunlu askerlik,</li>
<li>Grev yapan işçilerin öldürülmesi…</li>
</ul>
<p>Bütün bunlar bir kaç asıra yayılan ve iki dünya savaşıyla neticelenen bir fikrî ve vicdanî dekorun parçaları. Ne yazık ki Türkiye’ye de bulaştı bu “Frenk” hastalığı ve 1915 Ermeni katliamı, 1938 Dersim katliamı gibi faciaları mümkün kıldı. (İlgilenen okurlarımız “<strong> </strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong>Türkiye’nin Ulus-Devlet Sorunu</strong></a>” isimli kitabımızda hem Avrupa açısından hem de Türkiye açısından detaylı bilgi bulabilirler)</p>
<p><strong>Darbe nasıl yapılır?</strong></p>
<p>1917 Devrimi’nin önde gelen isimlerinden biri Lev Troçki (Лев Давидович Троцкий). Bu kitabın da belki en önemli kişisi, anahtarı. Troçki’nin darbe teorisi çok net bir biçimde anlatılıyor kitapta:</p>
<p style="padding-left: 30px;"><strong><em>“Darbe politik değil teknik bir iştir. Sınırlı bir alanda, devletin  hayatî organlarına dosdoğru ve sert bir şekilde vuracak teknisyenler gerekir. Dolayısıyla darbeyi mümkün kılmak sosyal ve politik çabalarla olmaz. Organizasyon, taktik ve teknik bilgi ister.”</em></strong></p>
<p>Potemkin Zırhlısı gibi propaganda filmlerinin etkisindeki zihnimiz 1917 devrimini bir halk ayaklanması,  geniş halk yığınlarının başarısı gibi görür ama Malaparte’nin gözünde hadise çok daha “teknik”. Troçki Moskova’yı küçük bölgelere ayırmış ve stratejik noktalar belirlemiştir. Tren garları, elektrik, gaz dağıtım merkezleri, telgraf büroları… <strong>Kısaca devletin işlemesini sağlayan her şey</strong>. Plan nispeten basittir. Bu stratejik noktaları ele geçirmek, devleti durdurmak, darbeyi yapan ekibin (kendini ispat etmek) istediği anda yeniden işletmek. Böylece “yeni hükümeti” halkın gözünde meşru, devrilen hükümeti ise beceriksiz ve hain göstermek. (Bilmiyorum <a href="http://www.derindusunce.org/2010/07/20/ataturk-ingiliz-valisi-olmak-istedi-mi/">Atatürk’ün İngilizler hesabına çalışmak istemesi ve Vahdettin’in “hainliği”</a> ile ne derecede örtüşür?)</p>
<p>Moskova’da darbe hazırlıklarının kokusunu alan güvenlik güçleri elbette alarma geçmişler ama bürokrasi kendisinin vazgeçilmez olduğundan o kadar emin ki savunma hatları Troçki’nin stratejik noktalarında kurulmuyor. Bunun yerine meclisi, bakanlar kurulunu, önemli yöneticileri vs korumaya çalışıyorlar. Yani devlet makinesi değil de devlet memurları koruma altında.</p>
<p>Sonuç malum. Ancak dikkat edilmesi gereken bir nokta var. Stalin bu dönemde Troçki’nin metodunu çok iyi gözlemliyor ve kendi başa geçtiği zaman böylesi “teknik” darbeleri durduracak önlemler koyuyor uygulamaya.</p>
<p>Aslında önemli ayrıntılar saymakla bitecek gibi değil. Kitabı okurken önemli gördüğüm yerlerin altını çizmeye başlamıştım ama bir zaman sonra hemen her satırı çizdiğimi fark ettim! Hitler, Mussolini, Napolyon gibi liderlerin hataları, zayıflıkları, devletleri kırılgan yapan özellikler, Avrupa’da amacına ulaşmış ve yarım kalmış darbelerin otopsileri… 200 sayfa okuyorsunuz ama kitabın neredeyse her sayfasından bir makale, bir tartışma konusu çıkar.</p>
<p><strong>TSK neden artık darbe yapamıyor?</strong></p>
<p>2010 yılındayız. 10 yılda bir düşman askeri görmeden kendi ülkesini işgal etmenin rehavetiyle uyuşmuş bir ordumuz var. Ama bu ordu artık darbe yapamıyor. “Yapacaam” diyor, muhtıra veriyor, gizli planlar yapıyor ama… yok. Neden?</p>
<p><strong>Birincisi</strong> Türk Ordusu içinde darbeye karşı olan subaylar “kritik” bir sayıya ulaştı. Bu subaylar ellerinde tuttukları silahları kimin parasıyla aldıklarını biliyorlar ve maceracı, ahlâkî frenleri tutmayan meslektaşlarını frenliyorlar.</p>
<p><strong>İkincisi</strong> polis teşkilatı içinde yine TSK’da olduğu gibi darbe karşıtı bir ekip var. Yanlış anlaşılmasın, bütün polislerin birer demokrasi abidesi olduğunu savunmuyorum. Ama yeterince önemli sayıda olmak üzere bir çok polis “darbe kokusunu” alıyor ve gerekeni yapıyor.</p>
<p><strong>Üçüncüsü</strong> Türk basını eskisi gibi %100 postal yalayıcılardan oluşmuyor. Darbeci subayların kulaklarını tırmalayan “çatlak sesler” en olmadık yerlerden yükselebiliyor. Ayrıca günlük okuyucusu bir kaç yüz ila bir kaç bin arasında değişen ama sayıları on binleri bulan internet siteleri, tartışma forumları, arkadaşlık ağları kontrol edilemeyen ve okuyanların aynı zamanda yazar olduğu “anarşik” bir medya oluşturdu. Eskisi gibi bir manşetle savaş çıkarmak kolay değil. “<strong>Büyük</strong>” gazete ve <strong>köşe kapmış</strong> yazarlarının vurucu gücü çok azaldı.</p>
<p><strong>Dördüncüsü</strong> Türkiye Troçki’nin “modern” devletine benzemiyor. Tarım toplumu, endüstri toplumu ve hizmet toplumu aşamasını aynı anda yaşıyor ülkemiz. Ekmeğini kazanmanın bu derecede renkli olabildiği bir ülkede halkın devletiyle olan ilişkisi de son derecede karmaşık. Dolayısıyla darbe yapmak ciddi bir stratejik zekâ istiyor ki internet sitesi fişlemekle, cami bombalamakla uğraşanların bu zekâ seviyesinin çok gerisinde olduklarını müşahede ediyoruz. Ergenekoncular kalifiye eleman sıkıntısı içindeler.</p>
<p><strong>Beşincisi</strong>  ve <strong>EN ÖNEMLİSİ</strong> dünya değişti. Troçki’nin teknik darbesini yapmak artık mümkün değil. Aslında teori yine doğru. Ama stratejik yerler eskisi gibi garlar, limanlar değil. “Küreselleşme” demeye alıştığımız ama özünde entegrasyon bulunan bir olgu var. Yani trenler, gemiler yine önemli ama bilgi ve para internet üzerinden ışık hızında hareket ediyor. Bu sebeple Türkiye büyüklüğündeki bir ülkede darbe yapmak için bankaları, yabancı borsaları, internet hizmet sağlayıcıları, uzaydaki haberleşme uydularını da kontrol altına almak gerek. Teorik olarak mümkün olan bu tür bir “küresel darbe” ancak ABD’li bir ekip tarafından yapılabilir. Peki <strong>küresel hedefler</strong> için <strong>küresel imkânlar</strong> kullanılarak bir darbe yapmak gerçekten mümkün mü?</p>
<ul>
<li>Irak’ın işgali için bu ülkeye komşu bile olmayan Afganistan’da saklandığı iddia edilen bir teröristin(?) bahane edilmesi,</li>
<li>Irak’a 160 bin askerin yollanması,</li>
<li>ABD bütçesinden yüz milyarlarca dolar askerî harcama yapılması,</li>
<li>Başlatılan korku kampanyasında <strong>Fox TV</strong> ve <strong>CNN</strong>‘nin aldığı rol,</li>
<li>Irak işgalinden kazançlı çıkan firmaların siyasî bağlantıları…</li>
</ul>
<p>Gibi faktörler dikkate alındığında Küresel darbeler dönemine girdiğimizi söylemek sanırım yanlış olmaz. Küresel darbelerin tıpkı ulusal darbeler gibi fikrî ve vicdanî bir zemine ihtiyacı vardır.Vicdanları uyutmak için <strong><em>“Biz iyiyiz ama ötekiler bizim kötülüğümüzü istiyor”</em></strong> demek ve dedirtmek gerek. Bugün için bu zeminin adresi Amerikan milliyetçiliğidir. Bu ülkenin saldırganlığının sebeplerini konu alan “<a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf">Amerika Tedavi edilebilir mi?</a>” adlı kitabımız ilgili okurlara Amerikan milliyetçiliği üzerine detaylı bilgi verecektir.</p>
<p> </p>
<p><em>1° Bedir yayınevi 1969′da basmış. Varlık’tan yeni bir baskısının çıktığını duydum ama görmedim. Benim okuduğum </em><a href="http://www.amazon.fr/Technique-coup-dEtat-Curzio-Malaparte/dp/224613983X"><em>Grasset’den çıkan fransızca baskısı</em></a><em>. Kitabın orijinali italyancadır.</em></div>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/04/27/her-27-nisanin-bir-de-28-nisani-vardir/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/04/27/her-27-nisanin-bir-de-28-nisani-vardir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Neo-Kemalizm: Ne Mutlu &#8220;Kemalim&#8221; diyene!</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/04/20/neo-kemalizm-her-baslangici%e2%80%8bn-bir-sonu-var/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/04/20/neo-kemalizm-her-baslangici%e2%80%8bn-bir-sonu-var/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Apr 2012 19:35:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Uğur Şahin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[CHP]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Türk faşizmi]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21554</guid>
		<description><![CDATA[
Share on Facebook]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/04/kemalizm.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-21553" title="kemalizm" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/04/kemalizm.jpg" alt="" width="400" height="505" /></a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/04/20/neo-kemalizm-her-baslangici%e2%80%8bn-bir-sonu-var/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/04/20/neo-kemalizm-her-baslangici%e2%80%8bn-bir-sonu-var/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>AKP’nin utancı: Dindar nesil kalmadı, Irkçı nesil verelim!</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/02/27/akp%e2%80%99nin-utanci-dindar-nesil-kalmadi-bktan-nesil-verelim/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/02/27/akp%e2%80%99nin-utanci-dindar-nesil-kalmadi-bktan-nesil-verelim/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 27 Feb 2012 10:30:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Yılmaz</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[AKP]]></category>

		<category><![CDATA[Irkçılık]]></category>

		<category><![CDATA[Türk faşizmi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=20827</guid>
		<description><![CDATA[ALLAH&#8217;a değil kurda, köpeğe, her türlü uluyan hayvanata tapanlar Taksim&#8217;de toplanmış. Azerilerin ızdırabı Taksim meydanında bir kez daha sömürülmüş. Biz Hrant&#8217;ı sevenler de Ermeni olma suçundan(!) yargılanmışız ve piçliğe mahkûm edilmişiz. Ama unutmayın, ALLAH&#8217;ın da bir mahkemesi var. Orada da bir yargı günü gelecek.
&#8220;Bir gece ansızın gelebiliriz&#8221; diyor ırkçılar. Gecenin karanlığına sığınmak zorundalar. Gündüz gidemezler çünkü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/02/irkcilik_akp.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-20828" title="irkcilik_akp" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/02/irkcilik_akp.jpg" alt="" width="234" height="179" /></a>ALLAH&#8217;a değil kurda, köpeğe, her türlü uluyan hayvanata tapanlar Taksim&#8217;de toplanmış. Azerilerin ızdırabı Taksim meydanında bir kez daha sömürülmüş. Biz Hrant&#8217;ı sevenler de Ermeni olma suçundan(!) yargılanmışız ve piçliğe mahkûm edilmişiz. Ama unutmayın, ALLAH&#8217;ın da bir mahkemesi var. Orada da bir yargı günü gelecek.</p>
<p><strong><em>&#8220;Bir gece ansızın gelebiliriz&#8221;</em></strong> diyor ırkçılar. Gecenin karanlığına sığınmak zorundalar. Gündüz gidemezler çünkü yaptıklarının ayıp olduğunu biliyorlar. Saklana saklana, sinsice davranmak zorundalar. Tıpkı Azerileri katledenler gibi. O katillerle aynı derekeye inmek, olmazsa düşmek zorundalar. Adalet değil intikam arıyorlar:</p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>&#8220;Kuzey güney bir olsun, Ermenistan yok olsun&#8221;, &#8220;Karabağ&#8217;ın gönüllü askerleriyiz&#8221;, &#8220;Dişe diş, kana kan, intikam intikam&#8217;, Şehitler ölmez vatan bölünmez&#8221;, &#8220;Bozkurtlar burada, Hrantlar nerede?&#8221;</em></p>
<p>Mitinge İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin ve İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu da katılmış. Sloganlardan, pankartlardan haberdar değil miydi bu iki insan? Hiç olmazsa kürsüden Müslümanca bir tepki veremezler miydi? T.C.&#8217;de Güvenliğin en yetkili isimlerinden Şahin ve Mutlu kan / soy / ırk davasına biraz daha meşruluk ( = ? resmiyet) kazandırdılar. ALLAH&#8217;ın ayetlerine muhalefet ettiler. Peygamberimiz S.A.V&#8217;in uyarılarına kulak asmadılar. (Bkz. <a href="http://www.derindusunce.org/2007/08/21/kurtlu-hilal/"><strong>Kurtlu hilal</strong> </a>)</p>
<p>Irkçı + Dinci + Devletçi bir profil&#8230; Bu profil İsrail&#8217;in profilidir. Seçilmiş(!) soy ile kibirlenmek, öteki ırklara sırf farklı oldukları için suç atfetmek, kin duymak&#8230; Dinsel ögelerden işine geleni alıp bol miktarda devletçilik, militarizm ve şiddet ile karıştırmak. <strong>İslâm soslu Türk faşizmi İslâm değildir</strong>. ALLAH&#8217;ın emirlerini kafanıza göre cımbızlayamazsınız.</p>
<p>Peki Şahin ve Mutlu gerçekten ırkçı mıdır? Yoksa ülkücü oyları toplamak için mi yaptılar bunu? Bilmiyoruz. Ama Izdırap üzerine kimlik inşa eden bir AKP&#8230; Dindarlıktan, dindar nesillerden bahsedemez. Aidiyet üzerine siyaset yapan bir AKP Kürt meselesini çözemez. <strong>Türklük İnsanlık&#8217;dan üstün tutulurken, ırk, soy ve kan takvaya yeğlenirken Müslüman olunamaz.</strong></p>
<p>AKP Türk ırkçılığını, bu pis kanı damarlarından temizlemedikçe Ortadoğu&#8217;da birleştirici bir rol oynayamaz. Bilmem söylemeye gerek var mı? Ergenekoncular gibi miting yapan bir AKP Ergenekon çetesiyle mücadele edemez. Şahin ve Mutlu&#8217;nun böyle bir mitinde bulunmuş olması Ergenekon davası üzerindeki en büyük gölgedir.</p>
<p> <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/02/irkcilik_akp-2.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-20829" title="irkcilik_akp-2" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/02/irkcilik_akp-2.jpg" alt="" width="400" height="267" /></a> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Türk milliyetçiliği birleştirir mi yoksa parçalar mı?</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi.gif"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-8579" title="turk_milliyetciligi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi-204x300.gif" alt="" width="133" height="204" /></span></a></p>
<p style="text-align: justify;"> <strong>İllâ ki bir tutkal/çimento mu gerekiyor? </strong>Milliyetçilik tutkalı adil ve müreffeh bir düzene alternatif olabilir mi? Adaletin, hukukun hâkim olmadığı ortamlarda Türklerin kardeşliği ne işe yarar? Belki de Türk Milliyetçiliği diğer milliyetçilikler gibi yok olmaya mahkûm bir söylem. Çünkü var olmak için “<strong>ötekine</strong>” ihtiyacı var. Ötekileştireceği bir grup bulamazsa kendi içinden “<strong>zayıf</strong>” bir zümreyi günah keçisi olarak seçiyor. Kürtler, Hıristiyanlar, Eşcinseller, solcular…150 sayfalık bu kitapta Türk Milliyetçiliğini sorguluyoruz. Müslüman ve milliyetçi olunabilir mi? Türkiye’ye faydaları ve zararları nelerdir? Milliyetçiliğin geçmişi ve geleceği, siyasete, barışa, adalete etkisiyle. <a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Buradan indirin.</span></strong></a> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">T</span><span style="color: #0000ff;">ürkiye’nin Ulus-Devlet Sorunu</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-full wp-image-7896" title="20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt.jpg" alt="" width="125" height="183" /></a>Devlet gibi soğuk ve katı bir yapı bizimle olan ilişkisini <strong>hukuk</strong> yerine <strong>ırkımıza</strong> ya da <strong>inançlarımıza</strong> göre düzenleyebilir mi? GERÇEK hayatı son derecede dinamik ve renkli biz “insanların”. Birden fazla şehre, mahalleye, gruba, klübe, cemaate, etnik köke, şirkete, mesleğe, gelir grubuna ait olabiliriz ve bu aidiyet hayatımız boyunca değişebilir. Oysa devletimiz hâlâ başörtüsüyle uğraşıyor, kimi devlet memurları <strong>“ne mutlu Türk’üm”</strong> demeyenleri iç düşman ilân ediyor, Sünnî İslâm derslerini zorla herkese okutuyor… Bizim paramızla, <strong>bizim iyiliğimiz için(!) bize rağmen… </strong>Kürt sorunu, başörtüsü sorunu, Hıristiyan azınlıklar sorunu… Bizleri sadece “insan” olarak göremeyen devletimizin halkıyla bir sorunu var. Türkiye’nin “sorunlarının” kaynağı sakın <strong>ulus-devlet</strong> modeli olmasın? 80 sayfalık bu kitap Kurtuluş savaşı’ndan sonra Türkiye’ye giydirilmiş olan deli gömleğine işaret ediyor.  Ne mutlu “insanım” diyene! <a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Kitabı buradan indirin</span></strong></a>.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/02/27/akp%e2%80%99nin-utanci-dindar-nesil-kalmadi-bktan-nesil-verelim/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/02/27/akp%e2%80%99nin-utanci-dindar-nesil-kalmadi-bktan-nesil-verelim/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>CHP nasıl kurtulur?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/02/03/chp-nasil-kurtulur/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/02/03/chp-nasil-kurtulur/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Feb 2012 21:59:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sevinç Gül</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[CHP]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Türk faşizmi]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=20527</guid>
		<description><![CDATA[
&#8220;&#8230;Bana gelen yabancı gazetecilere genellikle aynı şeyi söylüyorum, &#8220;Yabancı dil bilen, size benzeyen insanlarla konuşmayın&#8221;. Şaşırarak &#8220;Kimle konuşalım&#8221; diyorlar, &#8220;Gidin sokaktaki insanlarla konuşun, pazar yerlerine, cami kapılarına, vapur iskelelerine, otobüs duraklarına gidin, oralardaki insanlarla konuşun&#8221; diyorum. Çünkü bu ülkedeki iyi okullardan mezun olan, yabancı dil bilen, Batı kültürüyle tanışmış insanların büyük kesiminde halktan ve halkın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/02/chp_kemalizm_ataturkculuk.jpg"><img class="size-full wp-image-20528 aligncenter" title="chp_kemalizm_ataturkculuk" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/02/chp_kemalizm_ataturkculuk.jpg" alt="" width="484" height="382" /></a></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>&#8220;&#8230;Bana gelen yabancı gazetecilere genellikle aynı şeyi söylüyorum, <strong>&#8220;Yabancı dil bilen, size benzeyen insanlarla konuşmayın&#8221;</strong>. Şaşırarak <strong>&#8220;Kimle konuşalım&#8221;</strong> diyorlar, <strong>&#8220;Gidin sokaktaki insanlarla konuşun, pazar yerlerine, cami kapılarına, vapur iskelelerine, otobüs duraklarına gidin, oralardaki insanlarla konuşun&#8221;</strong> diyorum. Çünkü bu ülkedeki iyi okullardan mezun olan, yabancı dil bilen, Batı kültürüyle tanışmış insanların büyük kesiminde halktan ve halkın iktidarından nefret eden bir anlayış var. Halkı iktidara layık bulmuyorlar. Ülkeyi kendileri gibi olanların yönetmesi gerektiğine inanıyorlar.</em></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em><strong>&#8220;Halk&#8221;</strong> dedikleri insanlar onlara <strong>&#8220;irticacı&#8221;</strong> bir kara kalabalık gibi gözüküyor. Halkı tanımıyorlar. Halkın arasına karışmıyorlar. Halkın kendilerine ve yaşam tarzlarına düşman olduğuna bütün varlıklarıyla inanıyorlar. Halkı <strong>&#8220;eğitmek&#8221;</strong> gerektiğini, bu eğitme görevinin kendilerine ait olduğunu düşüyorlar. Bunun için de iktidarda olmaları gerekiyor. Sorun ise bunu isteyenlerin <strong>&#8220;azınlık&#8221;</strong> olması ve iktidarı seçimle kazanmalarının mümkün olmaması.</em></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>Bunun için de orduyu, darbeyi, Ergenekon&#8217;u destekliyorlar. Ancak böyle demokrasi ve hukuk dışı bir yolla iktidarı ele geçirmelerinin mümkün olabileceğini biliyorlar. Demokrasi <strong>&#8220;halkı&#8221;</strong> iktidara getireceği için demokrasiden nefret ediyorlar. Böylece Batılılara en fazla benzeyen, onlar gibi yaşayanlar, Batı&#8217;nın felsefesinden, demokrasisinden, hukukundan en uzak kesimi oluşturuyorlar. Batılı gibi yaşayanlar Batılı bir demokrasi istemiyorlar. Kendi çıkmazlarını da yabancı gazetecilere <strong>&#8220;Türkiye&#8217;nin çıkmazı&#8221;</strong> gibi anlatıyorlar ve AKP&#8217;nin demokrasiye doğru attığı her adımı <strong>&#8220;şeriata&#8221;</strong> doğru atılmış bir adım gibi görüyorlar&#8230;&#8221;</em>  <a href="http://taraf.com.tr/ahmet-altan/makale-chp-nasil-kurtulur-2.htm" target="_blank">TAMAMI</a></p>
<p> </p>
<p>… Kemalizm ve CHP konusunda daha fazla okumak için …</p>
<p> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong></strong>  <a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf"><span style="color: #0000ff;"><strong>Kadın hakları ve Kemalizm </strong></span></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><strong><img class="alignleft size-medium wp-image-6982" title="20091025_derin_dusunce_org_kadin_kemalizm" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/10/20091025_derin_dusunce_org_kadin_kemalizm-229x300.jpg" alt="" width="121" height="171" /></strong></span></a></p>
<p class="entry" style="text-align: justify;"> <strong>“Kemalizm Türk kadınına özgürlük verdi”</strong> gibi sloganlarla düşünmeye daha doğrusu ezberlemeye itildiği için sık sık  şaşırmaya mahkûm bir kuşak bizimki. Tarihi, belgeleri, siyasî söylemleri ve sloganları aklın imtihanına tabi tutan herkes hayretler içinde kalıyor. <strong>“İyi de biz bunu bunca sene nasıl yuttuk?”</strong> diye sormaktan alamıyoruz kendimizi.  Kemalist düşüncenin, çağdaşlığın ve Atatürk devrimlerinin yılmaz bekçisi <strong><em>“çağdaş Türk kadını’nın sesi”</em></strong> Cumhuriyet Gazetesi’nin başyazarı olan Yunus Nadi kadınların siyasete atılmasına nasıl tepki vermiş meselâ?  <strong>“Havva’nın kızları, Meclis’e girip yılın manto modasını tartışacak” </strong><strong> </strong>Kadınlar Halk Fırkası kapatılınca yerine Türk Kadınlar Birliği kurulmuş. O da kapatılınca Cumhuriyet Gazetesi’nde şu başlık atılmış:  <strong>“Türk Kadınlar Birliği kapatıldı, fesat çıkaran hatun kişilere haddi bildirildi.” </strong>Derin Düşünce Fikir Platformu yakasını resmî tarihten kurtarmak isteyen okurlarına ezber bozan bir kitap öneriyor : <a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf"><strong><span style="color: #0066cc;">Kadın hakları ve Kemalizm ilişkisine alternatif bir bakış</span></strong></a></p>
<p class="entry" style="text-align: justify;"><strong>  </strong><a rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/img/turk_solu_adam_olur_mu.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><strong>Türk Solu</strong></span></a><span style="color: #0000ff;"><strong> </strong></span></p>
<p class="entry" style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_solu_adam_olur_mu.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-6922" title="20091020_derin_dusunce_org_turk_solu" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/10/20091020_derin_dusunce_org_turk_solu-200x300.jpg" alt="" width="122" height="194" /></span></a>Kendini « sol » olarak tarif eden hareketler hiç olmadıkları kadar zayıf ve bölünmüş bir tablo çiziyorlar bugün.  Türk Solu Dergisi’nin ırkçı söylemlerinden CHP’nin darbe çağrılarına uzanan bir kafa karışıklığı hakim. Muhalefet boşluğunun müzmin bir hastalığa dönüştüğü şu dönemde Türk solu bu boşluğa talip olabilir mi? Daha önce <a href="http://www.derindusunce.org/category/dikkat-kitap/"><span style="color: #0066cc;">Dikkat Kitap</span></a> kategorisinde yayınladığımız <a href="http://www.derindusunce.org/img/pozitivizm_derin_dusunce_org.pdf"><span style="color: #0066cc;">Pozitivizm Eleştirisi</span></a> gibi bu kitap da Türkiye’deki sola tarafsız bakan bir çalışma. İyimser görüşler kadar geçmişe dönük ağır eleştiriler de var. İlginize sunduğumuz 82 sayfalık bu kitap Türkiye’deki “sol” grupların sorgulamalarına, projelerine ışık tutmak amacıyla derlenmiş makalelerden oluşuyor. Kitabı <a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_solu_adam_olur_mu.pdf"><span style="color: #0066cc;">buradan indirebilir</span></a> ve paylaşabilirsiniz. Kitapta ele alınan başlıca konular: <em>Solda özgürlükçü hareketler, 68 Kuşağı, Devrimci sol, Kemalizm, ulusalcı sol akımlar, Sol ve İslâm, Cumhuriyet Gazetesi</em>.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong></strong> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf"><img class="alignleft" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.jpg" alt="" width="106" height="168" /><strong><span style="color: #0066cc;">Kendi ülkesini işgal eden ordu</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;">Hiç bir yeri işgal edemeyen ordular kendi ülkelerini işgal ederler. Çünkü bir ordunun ayakta durması için insan emeği ve maddî destek gereklidir. Beceriksiz ordular disiplinsiz olduklarından <strong>YABANCI</strong> <strong>DÜŞMAN </strong>ile savaşamazlar. Kolayca yenebilecekleri <strong>İÇ DÜŞMANLAR</strong> uydururlar ve bu bahane ile kendi ülkelerini işgal ederler. Başbakan asarlar. Milletvekillerini hapse atarlar. Korumakla yükümlü oldukları halkı işkenceler altında inletirler.  İşgalciler kimseye hesap vermezler. Halkın isyan etmesine engel olmak için <strong><em>“etrafımız düşmanla çevrili”</em></strong> diyerek  <strong>KORKU PROPAGANDASI</strong> yaparlar. Eleştirilerden uzak kalmak için farklı inançlardan ve kültürlerden olan insanların birbirine düşman olması da bu eşkiyaların işine gelir. Bu sebeple terörü destekleyebilir hatta teröristlere silah ve para yardımında bulunabilirler. Okuyacağınız kitap kendi ülkesini işgal etmiş bir ordunun kısa tarihidir. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong></strong> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-11326" title="kapak-laiklik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg" alt="" width="120" height="169" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"> Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a>Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde <strong>Yobaz Laiklik Meselesini</strong> barındıran konuları ele alıyor.<a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Tarih şaşırmaktır</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-13449" title="tarih_sasirmaktir" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir.jpg" alt="" width="109" height="141" /></span></a>Evet… Tarih şaşırmaktır. Atatürk’e şaşırmak, Kürtlere şaşırmak, Lozan’a şaşırmaktır. Geçmişe hayret edip bugüne eleştirel bakabilmek, yarını hazırlamaktır Tarih. Geçmişe değil geleceğe dönüktür amacı. Özetle siyasî bir propaganda aygıtı değildir. Gaz vermek, <strong>“Asker millet”</strong> üretmek, <strong>atalarımızla gurur duymak</strong> için tarih araştırılmaz. Eğer resmî tarihin beyin yıkamasından bıktıysanız bu kitap ilginizi çekecektir… <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz</span></a></strong></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/02/03/chp-nasil-kurtulur/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/02/03/chp-nasil-kurtulur/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>19 Mayıs Militarizmi</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/01/22/19-mayis-militarizmi/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/01/22/19-mayis-militarizmi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Jan 2012 20:04:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Konuk Yazar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>

		<category><![CDATA[Militarizm]]></category>

		<category><![CDATA[Türk faşizmi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=20378</guid>
		<description><![CDATA[
  
Sunuş : Putsal devletin, lider kültünün, kısaca faşizmin karikatürü haline geldi Kuzey Kore. Geçenlerde ölen liderleri Kim Jong-İl&#8217;in cenaze töreninde (yeterince) ağlamayanlara devlet ceza kesiyordu. Faşizm böyledir; insanların hisleri hatta yüz ifadeleri bile kamusal alandır. Kuzey Kore örneği elbette tek değil. (Türkiye faşist olur mu?) Nazi işgali altındaki Polonya&#8217;da askerleri (yeterince) büyük bir coşkuyla selamlamadığı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align: center;"><span style="font-size: small;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="mso-ansi-language: TR;" lang="TR"><span style="font-family: Calibri;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/01/19_mayis_fasizmi.jpg"><img class="size-full wp-image-20379 aligncenter" title="19_mayis_fasizmi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/01/19_mayis_fasizmi.jpg" alt="" width="485" height="383" /></a></span></span></em></strong></span></p>
<p><strong>  </strong></p>
<p style="padding-left: 30px;"><strong><em>Sunuş :</em></strong><em> Putsal devletin, lider kültünün, kısaca faşizmin karikatürü haline geldi <a href="http://www.google.fr/search?hl=fr&amp;q=Kuzey+Kore+%3Asite%3Aderindusunce.org+&amp;meta=">Kuzey Kore</a>. Geçenlerde ölen liderleri Kim Jong-İl&#8217;in cenaze töreninde (yeterince) <a href="http://www.8sutun.com/Kuzey-Korede-a%C4%9Flamayan-yarg%C4%B1lan%C4%B1yor_122994.html" target="_blank">ağlamayanlara devlet ceza kesiyordu</a>. <strong>Faşizm böyledir; insanların hisleri hatta yüz ifadeleri bile kamusal alandır.</strong> Kuzey Kore örneği elbette tek değil. (<a href="http://www.google.fr/url?sa=t&amp;rct=j&amp;q=t%C3%BCrkiye%20fa%C5%9Fist%20olur%20mu%3F%20&amp;source=web&amp;cd=1&amp;ved=0CCUQFjAA&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.derindusunce.org%2F2008%2F05%2F14%2Fturkiye-fasist-olur-mu%2F&amp;ei=mmgcT9v5I9Oy8QP9vIWeCw&amp;usg=AFQjCNG1_vwECS3ZwRgu39teFsirQg">Türkiye faşist olur mu?</a>) Nazi işgali altındaki Polonya&#8217;da askerleri (yeterince) büyük bir coşkuyla selamlamadığı için tutuklanan kadınlar olmuştu. (Üstteki resim). Faşizmin güya alternatifi olan sosyalist rejimler de özünde faşistti. (Bkz. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/marx.pdf" target="_blank">Derin MAЯҖ</a> </strong></em><em>kitabı) Stalin&#8217;den Brejnev&#8217;e bütün cenaze törenlerinde gerektiği gibi ağlamayanlar KGB tarafından fişleniyordu. (Bana inanmayanlar Soljenitsin&#8217;i okusunlar) Cennet(!) Vatan Türkiye&#8217;yi cehenneme çeviren Atatürkçü faşizm de böyleydi. Evinde, <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/01/19_mayis_fasizm_karincalar.gif"></a>dükkânında Kur&#8217;an bulundurduğu için hapse atılanların, şapka kanununa muhalefetten asılanların ülkesi oldu Türkiye. Kürt olmak, <a href="http://www.google.fr/search?hl=fr&amp;q=tesett%C3%BCrl%C3%BC+site%3Aderindusunce.org+&amp;meta=">tesettürlü</a> olmak, Hristiyan olmak, <a href="http://www.google.fr/url?sa=t&amp;rct=j&amp;q=ermeni%20site%3Aderindusunce.org%20&amp;source=web&amp;cd=1&amp;ved=0CCQQFjAA&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.derindusunce.org%2F2010%2F05%2F12%2Fbu-aci-kimin%2F&amp;ei=GmkcT9j0Gcq-8APh0p2bCw&amp;usg=AFQjCNEWDzwqNuX0Om1_bjQ5eKLQWe168A&amp;sig2=F604N8cpW">Ermeni</a> olmak&#8230; Atatürkçüler kimi isterlerse onu &#8220;devlet düşmanı&#8221; ilân edip canına okudular, <a href="http://www.google.com/url?sa=t&amp;rct=j&amp;q=&amp;esrc=s&amp;frm=1&amp;source=web&amp;cd=2&amp;ved=0CCsQFjAB&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.derindusunce.org%2F2011%2F11%2F20%2Fdersim-katliamini-ataturk-yapti%2F&amp;ei=V2kcT__2KsWtsgbtuJFI&amp;usg=AFQjCNG0IC4msrII3Q22VnxGjez-k9yOJg&amp;sig2=FbcQq0FC0eKl4">Dersim&#8217;de Alevîleri katlettiler</a>. </em></p>
<p style="padding-left: 30px;">
<div style="padding-left: 30px;"><em>Faşizmin bıçakları bir kere dönmeye görsün, nerede duracağını bilemezsiniz. Kızınız başörtülü diye üniversiteden atılır, oğlunuzun ismi &#8220;Muhammed&#8221; diye askerî okula alınmaz, evinizin duvarındaki &#8220;Arapça yazı&#8221; yüzünden kariyeriniz engellenir&#8230; Sonra bir de gayrı Müslimlere baskı yapıyorsunuz diye azar işitirsiniz! <strong>Sizin verginizle ayakta duran devlet size zulmeder.</strong></em></div>
<p><em></p>
<p style="padding-left: 30px;">Faşist İtalya&#8217;nın ünlü lideri Benito Mussolini&#8217;nin mottosunu hatırlayın: <strong>&#8220;Devlet her şeydir, Devlet&#8217;in dışında hiç bir şey yoktur&#8221;</strong>. Atatürkçü faşizm de HERŞEY olmaya talip idi. Bu  HERŞEY, HEP, HERYERDE olma saplantısıyla Türkiye&#8217;nin gençleri yıllardır birer robot gibi tek tip giydirilip stadyumlarda toplanıyor, çirkin ve amaçsız spor gösterilerine alet ediliyor. (Bkz. <a href="http://www.google.com/url?sa=t&amp;rct=j&amp;q=&amp;esrc=s&amp;frm=1&amp;source=web&amp;cd=2&amp;ved=0CC0QFjAB&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.derindusunce.org%2F2010%2F08%2F10%2Fcirkin-cumhuriyet-ve-mana%25E2%2580%2599siz-maneviyat%2F&amp;ei=j28cT4ONNsuS8gPIvoDOCw&amp;usg=AFQjCNGPsVJawT6yj8-vOf2TZGMWzRcnWQ&amp;sig2=PPZxbQKVEroAQtBZNDiS4w" target="_blank">Çirkin Cumhuriyet ve Mânâ&#8217;sız Maneviyat</a>)Tek tip giyinmek, tek tip düşünmek (=düşüncesizlik), otomatik makineler gibi hareket etmek, aklı ve vicdanı susturup aptal bir emre uymak, <strong>&#8220;Emir Kulu&#8221;</strong> olmak&#8230; <a href="http://www.google.com/url?sa=t&amp;rct=j&amp;q=&amp;esrc=s&amp;frm=1&amp;source=web&amp;cd=2&amp;ved=0CCwQFjAB&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.derindusunce.org%2F2008%2F10%2F08%2Fkemalizm-nedir%2F&amp;ei=s2kcT4m9NoecsAbu9b1I&amp;usg=AFQjCNHvijzoluIiEUFWG7uPtPj3Av2m9w&amp;sig2=lrx1h1Itf3KyrWX_4M-pdw">Türk gencine biçilen deli gömleğinin adıdır Kemalizm</a>. Sivil Düşünce&#8217;den dostumuz Ufuk Coşkun 19 mayıs özelinde Türk faşizminin iç yüzünü anlatan <a href="http://www.sivildusunce.com/2012/01/19-mayis-militarizmi/">çok güzel bir makale yazmış</a>. Mutlaka okuyun derim.(MY)</p>
<p> </p>
<p></em>
</p>
<p style="padding-left: 30px;"> </p>
<p> </p>
<p><strong><a href="http://www.sivildusunce.com/"><em>Ufuk Coşkun Sivil</em> <em>Düşünce</em></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/01/19_mayis_fasizm_karincalar.gif"></a></strong></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/01/19_mayis_fasizm.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-20381" title="19_mayis_fasizm" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/01/19_mayis_fasizm-263x300.jpg" alt="" width="175" height="205" /></a>Her yıl 19 Mayıs geldiğinde kâbusum olurdu. İmam Hatip Lisesinde okuduğumuzdan mıdır bilmem( zira bize potansiyel düşman gözüyle bakılırdı) kutlama törenlerinde bizim okulun öğrencilerine sürekli &#8220;İşgal Güçleri&#8221; rolünü oynamak düşerdi. Her birimize siyah tayt ve siyah tişört giydirirler elimize de oyuncak silah tutuştururlardı. Aylarca çalıştıktan sonra nihayet tören günü bir kısmımız stada temsilen çizilmiş Türkiye haritasının kuzeybatı bölümünden diğer kısmımız ise İzmir civarından sürünerek giriş yapardık. Bir müddet süründükten sonra marşlar ve alkışlar eşliğinde birden karşımızda Mustafa Kemal&#8217;in askerleri belirirdi. Hepsi gürbüz, uzun boylu gençlerden oluşan bu ordu karşısında çaresiz bir şey yapamazdık. Ve bizi süngüleriyle Ege denizine dökerlerdi. Biz ise işgal güçleri rolünü oynamanın ezikliğine mi yanalım yoksa hasta olduğumuza mı ya da her birimiz süngülenirken halkın ve diğer öğrencilerin Yuh! Çok yaşa! sözlerini mi, arada kalırdık.</p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/01/19_mayis_fasizm.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/01/19_mayis_fasizm_karincalar.gif"><img class="alignright size-medium wp-image-20380" title="19_mayis_fasizm_karincalar" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/01/19_mayis_fasizm_karincalar-260x300.gif" alt="" width="174" height="176" /></a>Bazı gazetelerin &#8220;Çok Tartışılacak 19 Mayıs İsteği&#8221; şeklinde duyurduğu haber; Müsteşar Emin Zararsız&#8217;ın, Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer adına İl Milli Eğitim müdürlüklerine gönderdiği&#8221; &#8230;Başkent dışındaki il ve ilçelerimizde yönetmelikte yer almayan senaryo, değişik renk ve nitelik arz eden gösteri ve fon çalışmaları gibi etkinliklere yer verilmemesi, bu kapsamda il ve ilçe kutlama komiteleri tarafından gerekli tedbirlerin alınarak çalışmaların anılan yönetmelik hükümleri uyarınca yürütülmesi hususunda gereğini..&#8221; şeklindeki  yazısıydı. Bu gayet makul kararın tartışılacak bir tarafının olmadığını düşünenlerdenim. Ayrıca bu yerinde kararından ötürü de MEB Bakanı&#8217;nı kutlarım. Bakanlığın bu tür uygulamalarını bir kesim sendikacıların &#8220;gericilik&#8221; olarak değerlendirmesini de katılmıyorum. Bilakis bunu ileri bir adım olarak görmekteyim. Çünkü dünyanın geldiği bu noktada artık eğitim kurumlarından askeri ritüellerin kaldırılması gerektiğini ve öğrencilerin de bayramlarını daha doğal yollardan <span id="more-20378"></span>ve eziyetsiz bir biçimde kutlamaları gerektiğini düşünüyorum.</p>
<p><strong>Faşizm uygulamaları</strong></p>
<p>Hitler, &#8220;Kavgam&#8221; adlı kitabında &#8220;Propaganda, güçlü bir silahtır ve hizmet ettiği amaca oranla değerlendirilir. Amaç; Alman milletinin hayat için mücadelesi olunca da en korkunç silahlar en insani silah haline gelir. Propaganda hitap ettiği zümrede en dar kafalıların dahi anlayabilecekleri bir seviyede olmalıdır&#8221; der. Propaganda birçok farklı yöntemlerle devreye sokulabilir, bunlar ideolojik filmler, ihtişamlı resmigeçit törenleri, birtakım semboller, okul, medya, giyim şekli vs. Propagandaların toplumda korkuyla karışık tuhaf bir hayranlık uyandırması beklenir. Hitler ve Mussolini gibi diktatörlerin dönemine bakıldığında kitlesel gösterilere, dev heykellere, ihtişamlı resmigeçit törenlerine ve bir takım pagan ritüellerine sıklıkla rastlamaktayız. Bu tür zihniyetlerde lider kutsallaştırılır ve özellikle küçük yaşlardan itibaren lidere sonsuz bir itaat kültürü empoze edilir. Örneğin Mussolini bunu üç cümleyle özetlemişti;&#8221;İnan, itaat et ve savaş&#8230;&#8221;</p>
<p> Faşist diktatörlerin eğitime ayrı bir önem verdikleri de bilinir. Öğrencilere aşılanması gereken en önemli duygu örneğin Hitler&#8217;e bağlılığın ne kadar kutsal bir şey olduğudur.. Bu öğretmenlerin de zorunlu bir göreviydi. Okulda her gün yaklaşık on dakika süreyle Hitlerin resmi önünde selam durulurdu. Hitler okul dışında yaygın eğitime de önem vermekteydi. Okul dışındaki vakitler için kurulmuş olan öğrenci kampları yaygınlaştırılıyordu. 6-18 yaş arası çocukları kurduğu gençlik gruplarında yetiştirerek onlara Nasyonal Sosyalizmi, Führeri ve Yahudi düşmanlığını aşılıyordu. Cumhuriyet Dönemi ideolojisine bakıldığında bizde de askerliğin, silahın, beden eğitimi ve sporun önemli bir yer tuttuğunu görmekteyiz. Dünyada esen faşizm rüzgârdan kuşkusuz Türkiye&#8217;de etkilenmiştir. İsmet İnönü bunu &#8220;Biz açıkça milliyetçiyiz&#8230; Ve milliyetçilik bizim yegâne birlik unsurumuzdur. Türk ekseriyetinde diğer unsurların (etnik toplulukların) hiçbir nüfuzu yoktur. Vazifemiz Türk vatanı içinde Türk olmayanları behemehâl Türk yapmaktır. Türklere ve Türklüğe muhalefet edecek anasırı kesip atacağız. Ülkeye hizmet edeceklerde her şeyin üstünde aradığımız Türk olmalarıdır&#8221; sözleriyle açıklıyordu.</p>
<p><strong>Sparta uygarlığı örnek alınırdı;</strong></p>
<p>Özellikle 19.yüzyıl faşizminin ilham kaynağını Spartalıların oluşturduğu söylenir. Çünkü Spartalıların en belirgin vasıfları aşırı disiplinli askeri örgütlenmeleriydi. Spartalılar daha küçük yaşlardan itibaren askeri disiplinle yetiştirilirdi. Çelimsiz, zayıf çocuklar atıl durumda bırakılır genç, sağlıklı ve gürbüz çocuklar vatan savunması için özel yetiştirilirdi. Gerek faşist liderler ve gerekse ideologları bu anlamda gençlere özel bir ilgi göstermişlerdir. Örneğin bizde Nihal Atsız&#8221; Türk Gençliği Nasıl Yetişir?&#8221; adlı makalesinde Sparta devletine benzer bir asker-ulus yaratmak amacı güden eğitim programı sunuyordu. Atsız: &#8220;İnsaflı düşünelim: Bir Türk çocuğuna güreş mi yakışır, yoksa aktörlük mü? Diye soruyor ve eğitim sürecinin bir zorunlu askerlik hizmeti haline getirilmesini öneriyordu. Buna göre; &#8220;askerlik dersi nazari ve ameli olarak çoğaltılmalı ve ciddi tutulmalıdır. Talebe askeri kanunlara ve cezalara tabi olmalı ve mektep üniforması giymeğe mecbur edilmelidir. &#8220;Ortaokulda milli sporlar başlamalı, kılıç, güreş, cirit gibi ananevi sporlarla, yüzücülük, kürekçilik vesaire gibi savaşa yardımcı sporlar birinci mevkii tutmalıdır. &#8220;Askerlik dersleri ile sporlar en mühim dersler haline getirmelidir. Hatta Atsız okullar birer kışla haline gelmeli, liselerin müdürleri yüksek rütbeli subaylardan olmalıdır teklifinde de bulunur vs.</p>
<p>Spartalıların Cumhuriyet dönemi ders kitaplarında da yer ettiğini görüyoruz. 1942 Lise 1.sınıf İlkçağ Tarihi kitabında <strong>S</strong><strong>parta&#8217;dan bahsedilirken &#8220;Devletçilik düşüncesinin Ispartalıların hayatına hâkim olduğu ve özel menfaatler devletin menfaati uğruna feda edilirdi. Devletin menfaati daha doğumda göz önünde tutulur, zayıf ve kusurlu doğan çocuklar ıssız yerlere bırakılırdı</strong><strong>&#8220;</strong><strong> deniliyordu. Bir bakıma millet ya da devlet varlığının/menfaatinin bireysel yaşamlardan önce geldiği, devletin bireyler için değil, bireylerin devlet için var olduğu gizli mesajı verilmek isteniyordu.</strong></p>
<p><strong>Faşizm tedavülden kalktı</strong></p>
<p>Dünyada esen faşizm rüzgârdan Türkiye&#8217;de etkilenmekteydi. Mete Tuncay&#8217;ın <strong>&#8220;</strong><strong>Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nde Tek Parti Yönetiminin Kurulması &#8221; adlı kitabında da ifade ettiği gibi o dönem </strong>Almaya ve İtalya&#8217;dan etkilen bazı siyasetçi ve aydınlar benzer uygulamaların bizde de olması yönünde öneriler sunuyorlar.<em> </em>Örneğin<em> &#8220;</em>Falih Rıfkı Atay, Faşizmin beden terbiyesini, gençlik örgütlenmelerini Türkiye&#8217;ye örnek gösterirken, Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt, İstanbul Üniversitesinde verdiği İnkılâp Tarihi derslerinde Faşizmi, ırkçılık anlayışını dışarıda bırakarak, Kemalizm&#8217;in bir kopyası olduğunu ifade ediyordu. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Sekreteri Atatürk ve İnönü&#8217;nden sonra üçüncü adam konumundaki Recep Peker 1937 yılında TBMM&#8217;nin üstünde faşist ülkelerdeki gibi bir konseyin kurulmasını Atatürk&#8217;e teklif ediyordu. Bu tekliflerin bir kısmı Atatürk&#8217;ün onayıyla kabul edilirken bazı teklifler ise Atatürk&#8217;ün sert tepkisi sonucu askıya alınıyordu. Örneğin faşist konsey gibi. Sonuç olarak 1930&#8242;lu yıllar Avrupa&#8217;daki Faşizm rüzgârının Türkiye&#8217;yi etkilediği yıllar oldu. Bu bakımdan özellikle eğitim dâhil birçok uygulama dönemin izlerini taşımaktadır.</p>
<p>Oysa bugün gelinen noktada bir dönemin ulus devletçi, milliyetçi, tek-tipçi anlayışının yerini çoğulcu ve özgürlükçü düşünceye bıraktığını görmekteyiz. Örneğin bugün Hitlerin Almanyası ya da Mussolinin İtalyası eskiye göre çok değişti ve bu ülkeler o dönemin faşist uygulamalarını artık sürdürmüyorlar. Bugün artık Almanya&#8217;da öğrenciler Hitler&#8217;den kalma <em>‘</em>Führer e adanmış kanımın her damlasıyla;  ben tüm enerjimi ve gücümü Adolf Hitlere ve ülkeme adayacağıma yemin ediyorum. Onun için,  sahip olduklarımdan hatta hayatımdan bile vazgeçeceğime söz veriyorum ve bunun için Tanrıdan yardım diliyorum&#8217; yeminini etmiyorlar. Keza İtalya&#8217;da da öğrenciler &#8220;Tanrının adıyla ben liderimin bütün emirlerini yerine getireceğime, gerekirse bu uğurda kanımın son damlasına kadar mücadele edeceğime yemin ederim, yaşasın faşist devrim&#8230;&#8221; şeklinde bir yemini etmiyorlar. Kısacası bu ülkeler faşist ideolojinin unsurlarını taşıyan yemin metinleri de kaldırılmış durumdadır.</p>
<p><strong>Eğitimde militarizm ayıklaması</strong></p>
<p>Üzülerek ifade etmek gerekir ki biz bir dönemin uygulamalarını daha henüz üzerimizden atamadık. Bizde öğrencilere hala rahat hazırol komutları çektirilmektedir. Ve derslerine hala üniformalı askerler girmektedir. İşin ilginç yanı bakanlığın bu konuda attığı her yeni adımı da &#8220;gericilik&#8221;  ya da &#8220;sulandırmak&#8221; olarak sunan sendikaların olması da ayrıca vahim bir durumdur. Bu ülkenin öğrencileri pek tabii ki bayramlarını kutlayacaktır. Ancak bu duyguyu askeri ritüellerle tertiplenmiş törenlerle değil de daha farklı yöntemlerle bir öğrenci gibi yaşamasının yolları bulunamaz mı?</p>
<p>&#8220;Her Türk Asker Doğar&#8221; sloganının içselleştirildiği bir ülkede militarizm kökenli yönetmeliklerin tümden kaldırılması bir hayli zaman alacak gibi. Hâlbuki bu ülkede çocukların askerliğe değil de sivilliğe özendirilmesi durumunda daha demokrat, özgür ve barışçıl bir toplum ortaya çıkacaktır. Ne yazık ki özgürlüğün kalesi olması gereken eğitim kurumlarında hala askeri ritüeller ve eskiden kalma yönetmelikler var. Ülkemiz eğitim kurumlarının askeri bir disiplin ve anlayışla işlev görmeleri durumunda bu kurumlardan asla bağımsız ve özgürlükçü düşüncelerin üretilemeyeceği bilinmelidir</p>
<p>Kısacası askeri ritüellerin ve yönetmeliklerin mutlaka okul ortamından uzaklaştırılması gerektiğini ifade etmeye çalışıyorum.. Çünkü artık dünyanın geldiği bu noktada çocuklarımıza hayata asker gözüyle bakmalarını sağlamakla ne bilimde, sanatta, ekonomide nede insan hakları alanlarında bir ilerleme sağlayabiliriz. Bu bakımdan bizde eğitim kurumlarını askeri ritüellerden arındırmanın yollarını bakmalıyız. Bunun arkasında bir şeyler aramanın, eğitim sistemini bir dönemin uygulamalarına mahkûm etmenin başta bu ülkenin çocuklarına yapılmış büyük bir haksızlık olduğunu düşünüyorum.</p>
<p><strong>STAR AÇIK GÖRÜŞ- </strong>22 Ocak 2012</p>
<p> </p>
<p>&#8230; Kemalizm üzerine okumak için&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"> <a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf"><span style="color: #0000ff;"><strong>Kadın hakları ve Kemalizm </strong></span></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><strong><img class="alignleft size-medium wp-image-6982" title="20091025_derin_dusunce_org_kadin_kemalizm" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/10/20091025_derin_dusunce_org_kadin_kemalizm-229x300.jpg" alt="" width="121" height="171" /></strong></span></a></p>
<p class="entry" style="text-align: justify;"> <strong>“Kemalizm Türk kadınına özgürlük verdi”</strong> gibi sloganlarla düşünmeye daha doğrusu ezberlemeye itildiği için sık sık  şaşırmaya mahkûm bir kuşak bizimki. Tarihi, belgeleri, siyasî söylemleri ve sloganları aklın imtihanına tabi tutan herkes hayretler içinde kalıyor. <strong>“İyi de biz bunu bunca sene nasıl yuttuk?”</strong> diye sormaktan alamıyoruz kendimizi.  Kemalist düşüncenin, çağdaşlığın ve Atatürk devrimlerinin yılmaz bekçisi <strong><em>“çağdaş Türk kadını’nın sesi”</em></strong> Cumhuriyet Gazetesi’nin başyazarı olan Yunus Nadi kadınların siyasete atılmasına nasıl tepki vermiş meselâ?  <strong>“Havva’nın kızları, Meclis’e girip yılın manto modasını tartışacak” </strong><strong> </strong>Kadınlar Halk Fırkası kapatılınca yerine Türk Kadınlar Birliği kurulmuş. O da kapatılınca Cumhuriyet Gazetesi’nde şu başlık atılmış:  <strong>“Türk Kadınlar Birliği kapatıldı, fesat çıkaran hatun kişilere haddi bildirildi.” </strong>Derin Düşünce Fikir Platformu yakasını resmî tarihten kurtarmak isteyen okurlarına ezber bozan bir kitap öneriyor : <a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf"><strong><span style="color: #0066cc;">Kadın hakları ve Kemalizm ilişkisine alternatif bir bakış</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Tarih şaşırmaktır</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-13449" title="tarih_sasirmaktir" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir.jpg" alt="" width="109" height="141" /></span></a>Evet… Tarih şaşırmaktır. Atatürk’e şaşırmak, Kürtlere şaşırmak, Lozan’a şaşırmaktır. Geçmişe hayret edip bugüne eleştirel bakabilmek, yarını hazırlamaktır Tarih. Geçmişe değil geleceğe dönüktür amacı. Özetle siyasî bir propaganda aygıtı değildir. Gaz vermek, <strong>“Asker millet”</strong> üretmek, <strong>atalarımızla gurur duymak</strong> için tarih araştırılmaz. Eğer resmî tarihin beyin yıkamasından bıktıysanız bu kitap ilginizi çekecektir… <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-11326" title="kapak-laiklik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg" alt="" width="120" height="169" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"> Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a>Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde <strong>Yobaz Laiklik Meselesini</strong> barındıran konuları ele alıyor.<a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">T</span><span style="color: #0000ff;">ürkiye’nin Ulus-Devlet Sorunu</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><img class="size-full wp-image-7896 alignright" title="20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt.jpg" alt="" width="125" height="183" /></a>Devlet gibi soğuk ve katı bir yapı bizimle olan ilişkisini <strong>hukuk</strong> yerine <strong>ırkımıza</strong> ya da <strong>inançlarımıza</strong> göre düzenleyebilir mi? GERÇEK hayatı son derecede dinamik ve renkli biz “insanların”. Birden fazla şehre, mahalleye, gruba, klübe, cemaate, etnik köke, şirkete, mesleğe, gelir grubuna ait olabiliriz ve bu aidiyet hayatımız boyunca değişebilir. Oysa devletimiz hâlâ başörtüsüyle uğraşıyor, kimi devlet memurları <strong>“ne mutlu Türk’üm”</strong> demeyenleri iç düşman ilân ediyor, Sünnî İslâm derslerini zorla herkese okutuyor… Bizim paramızla, <strong>bizim iyiliğimiz için(!) bize rağmen… </strong>Kürt sorunu, başörtüsü sorunu, Hıristiyan azınlıklar sorunu… Bizleri sadece “insan” olarak göremeyen devletimizin halkıyla bir sorunu var. Türkiye’nin “sorunlarının” kaynağı sakın <strong>ulus-devlet</strong> modeli olmasın? 80 sayfalık bu kitap Kurtuluş savaşı’ndan sonra Türkiye’ye giydirilmiş olan deli gömleğine işaret ediyor.  Ne mutlu “insanım” diyene! <a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Kitabı buradan indirin</span></strong></a>.</p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf"><img class="alignleft" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.jpg" alt="" width="106" height="168" /><strong><span style="color: #0066cc;">Kendi ülkesini işgal eden ordu</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;">Hiç bir yeri işgal edemeyen ordular kendi ülkelerini işgal ederler. Çünkü bir ordunun ayakta durması için insan emeği ve maddî destek gereklidir. Beceriksiz ordular disiplinsiz olduklarından <strong>YABANCI</strong> <strong>DÜŞMAN </strong>ile savaşamazlar. Kolayca yenebilecekleri <strong>İÇ DÜŞMANLAR</strong> uydururlar ve bu bahane ile kendi ülkelerini işgal ederler. Başbakan asarlar. Milletvekillerini hapse atarlar. Korumakla yükümlü oldukları halkı işkenceler altında inletirler.  İşgalciler kimseye hesap vermezler. Halkın isyan etmesine engel olmak için <strong><em>“etrafımız düşmanla çevrili”</em></strong> diyerek  <strong>KORKU PROPAGANDASI</strong> yaparlar. Eleştirilerden uzak kalmak için farklı inançlardan ve kültürlerden olan insanların birbirine düşman olması da bu eşkiyaların işine gelir. Bu sebeple terörü destekleyebilir hatta teröristlere silah ve para yardımında bulunabilirler. Okuyacağınız kitap kendi ülkesini işgal etmiş bir ordunun kısa tarihidir. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a></strong></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/01/22/19-mayis-militarizmi/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/01/22/19-mayis-militarizmi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Ben sizi hiç sevmiyorum!</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/06/15/ben-sizi-hic-sevmiyorum/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/06/15/ben-sizi-hic-sevmiyorum/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 14 Jun 2011 22:10:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Konuk Yazar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Ergenekon Nedir?]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Solu]]></category>

		<category><![CDATA[Türk faşizmi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=17177</guid>
		<description><![CDATA[İbrahim Becer
Ak Partinin her iki kişiden birinin oyunu alarak çıktığı ihtişamlı seçim zaferi sonrası, en sıkı muhaliflerin konuşmaları bir deja-vu yaşamama sebep oldu. Sıkı bir müntesibi olmasanız dahi sinema klasikleri arasında olması hasebiyle her daim ilgi çeken, İslâm Dininin ilk yıllarının konu edildiği ‘Çağrı&#8217; filmini izlemişsinizdir. Oray Eğin, Yılmaz Özdil başta olmak üzere muhalif cephenin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/07/dikkat_fasist.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-10576" title="dikkat_fasist" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/07/dikkat_fasist.jpg" alt="" width="192" height="200" /></a>İbrahim Becer</em></strong></p>
<p>Ak Partinin her iki kişiden birinin oyunu alarak çıktığı ihtişamlı seçim zaferi sonrası, en sıkı muhaliflerin konuşmaları bir deja-vu yaşamama sebep oldu. Sıkı bir müntesibi olmasanız dahi sinema klasikleri arasında olması hasebiyle her daim ilgi çeken, İslâm Dininin ilk yıllarının konu edildiği ‘Çağrı&#8217; filmini izlemişsinizdir. Oray Eğin, Yılmaz Özdil başta olmak üzere muhalif cephenin bu kudretli kalemşorlarıyla, filmin final sahnesindeki Ebu Sufyan ve eşinin konuşmalarındaki paralelliği bir araya getirince aklıma kadim olma yolunda hayli mesafe kat &#8216;eden <strong><em>&#8220;uzlaşma kültürü&#8221;</em></strong> sorunumuz geldi.</p>
<p> <em>&#8220;Bu kadar mı yanılmıştık?&#8221;</em> diyen eşine, <em>&#8220;kesin bir zafer bu!&#8221;</em> diyordu Ebu Sufyan.</p>
<p>Şüphesiz ideal olarak lanse edilen &#8220;uzlaşma&#8221; olsa da toplum olarak bizi ayakta tutan, ihtiyacımız olan motivasyonu bize sağlayan uzlaşma değil, uzlaşamamadır. Toplumun bölündüğü sayısız kampları birbirine yaklaştırmak, en azından komşu kılabilmek adına<span id="more-17177"></span> yazılan onca yazıya, çiziye, mücadeleye rağmen görüyorum ki muhataplarımın dudaklarının kenarında hep aynı müstehzi ifade var. Müstehzi ifadeyi geçtim; çünkü o bile içinde edebi barındırırken artık müstehcen ifadelere maruz kalıyoruz. Aşağıdaki satırlar Sözcü Gazetesi yazarlarından biri tarafından kaleme alınmıştır. Affınıza sığınarak aktarıyorum, devam ederiz: <strong><em>&#8220;Recep Bey, Hopa&#8217;ya gitti, partisine tepki gösterenleri &#8220;eşkıya&#8221; ilan etti! Gösterilerde hayatını kaybeden &#8220;Hopa&#8217;nın sevgili öğretmeninin&#8221; arkasından konuştu, onu adam yerine bile koymadı! Herkes AKP&#8217;nin Hopa&#8217;dan sıfır çekmesini beklerken, oradan bile yüzde 35 oy aldı Çiftçi gübre diye ağlıyordu, mazot diye ağlıyordu, elektrik borcu diye ağlıyordu &#8220;Traktörümü satmak zorunda kaldım&#8221; diye ağlıyordu! Bu ağlaşan çiftçilerin yaşadığı Orta Anadolu&#8217;dan AKP neredeyse tulum çıkardı! Bu da &#8220;Deveyi diken&#8221; diye başlayan lafın haklılığını gösterdi!&#8221;</em></strong></p>
<p><strong>            </strong>Tekrar affınıza sığınarak devam ediyorum. Kuş kadar beyni olmayanların kocaman kocaman akıllar vermesine eyvallah da, artık ben böyle adamlarla muhatap olmak da uzlaşmak da istemiyorum. Refah Partisi döneminde aldığımız küçük oylara rağmen bizi böyle haddini bilmezlerden eylemeyen Yaradan&#8217;a da ne kadar dua etsek azdır. Çünkü biz, bizi yöneten ama bizim gibi düşünmeyenlere hiçbir zaman böyle cümleler kuranlardan olmadık.  Öyle ya, ‘yüzde elli&#8217; bir güç ise ki güçtür tartışmasız, o gücü bugün kullanmamak ve tevazuu elden bırakmamak da kelimenin gerçek anlamıyla güçtür.</p>
<p>            Bir an için elinizi vicdanınıza koyun ve hayal edin: İşçi Partisi seçimlere girmiş ve ne kadar Ergenekon, balyoz, sarıkız namıyla maruf darbe teşebbüslerinden cezaevinde tutuklu varsa meclise girmiş. Bu kafa yapısındaki, yüzde elli oy almış, 320 Milletvekilinin bu ülkede elini kolunu sallayarak dolaştığını düşünebiliyor musunuz? Kendi gibi olmayana karşı duyduğu hassasiyetin hiçbir zaman pozitife evrilmediği<a name="_GoBack"></a>, her daim içinde negatifi barındıran bir düşünce tarzının esiri bu insanların neler yapabileceklerini düşünebiliyor musunuz?</p>
<p>            Seçimin ertesi günü gazetesinin tüm sayfasını Atatürk&#8217;ün Bursa Nutkuna ihdas etmiş Aydınlık. Ne olduğunu kendinin bildiği bir Ulusalcılık mavrasının kum havuzunda oynayan cühela tayfası, dünyayı görmekten aciz ama nizamat vermekten de geri durmayan bir eski tüfekler ordusu. Bursa Nutkuna atıfta bulunarak gençleri taşlı, sopalı eyleme çağırıyor aklınca garibim. Cumhuriyetin kazanımları diye iki çırçır, bir de basma fabrikasının peşine takılmış bir adama neden empati kuracağım, neden uzlaşmaya çalışacağım ki ben.</p>
<p>            Türk Hukuku bazı şeylerin halâ farkında değil. ‘Ulusalcılık&#8217; adı altında örgütlenen bu küçük azınlık ısrarla halkı kin ve düşmanlığa teşvik etmesine rağmen nasıl oluyor da herhangi bir işleme tabi tutulmuyor anlaşılır bir şey değil. Bu adamlar, bu ülkede azınlıkların en sembol isminin katline ferman çıkarmak için uğraşıp en sonunda bunu da başarabilen bir Kemal Kerinçsiz&#8217;i çıkarabilmişlerdir bağırlarından. O ve Onun gibiler şu anda her ne kadar Tekirdağ F tipinde, Silivri&#8217;de mukim olsalar bile bu potansiyeli bünyesinde barındıran, hiç olmazsa taşla sopayla insanların birbirine girmesini arzulayan niceleri aramızda.</p>
<p>            Girdikleri seçimlerde aldıkları oy, Youtube&#8217;da İbrahim Tatlıses&#8217;in ‘leylim ley&#8221; şarkısının çeyreğine bile ulaşamayan bu insanların bu halkın nezdinde beni &#8220;bidon kafalı, göbeğini kaşıyan adam&#8221; diye aşağılamasından bıktım.</p>
<p>            Her sıkıştığında, halktan yediği her tokat sonrası bu küçük azınlığın Bursa Nutkuna sarılmasından bıktım.</p>
<p>            Eline fırsat geçse bırakın bölmeyi, bu ülkeyi kromozomlarına ayırmakta zerre tereddüt etmeyecek olan bu insanların bana &#8220;bölücü&#8221; demesinden bıktım.</p>
<p>            Vatanseverliğin zekâtı farz olsa ve ben bunu versem, ömrü boyunca kendisine sadaka olarak yetip artacak olan bu insanların &#8220;söz konusu vatansa gerisi teferruattır&#8230;&#8221; imalı cümleler kurmasından bıktım.</p>
<p>            Beni sevmiyorsunuz ya, ben sizi iki kere sevmiyorum ama küfür de edemiyorum.</p>
<p>            Dili yok kalbimin, bundan ne kadar bizarım&#8230;</p>
<p> </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong></p>
<p></strong></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/06/15/ben-sizi-hic-sevmiyorum/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/06/15/ben-sizi-hic-sevmiyorum/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>AKP Dikkat! Kaygan zemin!</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/01/13/akp-dikkat-kaygan-zemin/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/01/13/akp-dikkat-kaygan-zemin/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Jan 2011 14:00:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Yılmaz</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[AKP]]></category>

		<category><![CDATA[Adalet]]></category>

		<category><![CDATA[Türk faşizmi]]></category>

		<category><![CDATA[vicdan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=14340</guid>
		<description><![CDATA[Ahlâken düşük, mevki olarak yüksek devlet memurlarını cezalandırmak zordur. Kantinden pirinç araklayan çavuşu hapse atabilirsiniz ama İlker Başbuğ&#8217;u gazetecilerin önünde dizinize yatırıp pat küt vuramazsınız. Hani derler ya, kol kırılır, yen içinde kalır. Yoksa devletin saygınlığına zarar verirsiniz. Ahlâksız devlet memuru ile beraber mevkiyi, makamı da yıpratırsınız.
Ama bunun bir de bedeli vardır. Kırılan kollar yen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/01/ergenekon.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-14342" title="ergenekon" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/01/ergenekon.jpg" alt="" width="200" height="200" /></a>Ahlâken düşük, mevki olarak yüksek devlet memurlarını cezalandırmak zordur. Kantinden pirinç araklayan çavuşu hapse atabilirsiniz ama İlker Başbuğ&#8217;u gazetecilerin önünde dizinize yatırıp pat küt vuramazsınız. Hani derler ya, kol kırılır, yen içinde kalır. Yoksa devletin saygınlığına zarar verirsiniz. Ahlâksız devlet memuru ile beraber mevkiyi, makamı da yıpratırsınız.</p>
<p>Ama bunun bir de bedeli vardır. Kırılan kollar yen içinde uzun süre kalırsa&#8230; kangren olabilir. İşlenen suçlar ağırsa, uzun süredir, ekip halinde ve sistemli biçimde işlenmişse&#8230; Ya da halkın zaten devlete güveni <span id="more-14340"></span>kalmamışsa savunulacak bir şey de yoktur artık. <strong>Kaldı ki hiç bir taktik kaygı stratejik hedefleri feda etmeyi meşru göstermez</strong>. Hiç bir politik kaygı adaleti, hukuku feda etmeyi meşru gösteremez.</p>
<p>Gerek AKP gerekse Türkiye Cumhuriyeti devleti her şeyden önce adalet borçlu halkına. &#8220;Taktik&#8221; sebeplerle şu veya bu konunun üzerinin örtülmesini anlayabiliyorum. Ama Dink cinayeti veya darbeci subaylar konusunda hafiflik gösterilmesini kabul etmiyorum.</p>
<p>Soralım şimdi, AKP ekibi adaleti, hukuku feda eder mi Yüce, Kutsal ve Putsal Devleti korumak adına?</p>
<p>AKP&#8217;nin içinde böyle KOYU <strong>DEVLETÇİ</strong> bir damar var. Bu &#8220;<strong>DEVLETÇİ</strong>&#8221; damara karşı uyanık olmak bütün vatandaşların, en başta da AKP seçmenlerinin görevi. &#8220;<strong>DEVLETÇİ</strong>&#8221; diyorum ama belki de açıkça <strong>FAŞİST</strong> demeliyim. Faşist kelimesi ağızlarda küfürdür ama siyasî bir sistemin adıdır aslında. Abartılı mı geldi size? <a href="http://www.worldfuturefund.org/wffmaster/Reading/Germany/mussolini.htm">Benito Mussolini&#8217;nin teorisi</a> üzerinden bakalım Devlet&#8217;e ve AKP&#8217;nin zayıflıklarına:</p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>&#8220;Birey ve bireysel hakları &#8220;yüce&#8221; devletin &#8220;yüksek&#8221; çıkarları uğruna feda etmeyi gerekli gören bir yaklaşımdır söz konusu olan. Devlet her şeydir, her yerdedir, kudreti her şeye yeter. Kutsaldır. Milletiyle, ordusuyla ayrılmaz, eleştirilemez bir bütündür. Onun dışında hiç bir değer devlet kadar kıymetli olamaz.&#8221;</em></p>
<p>Devlet bizim vicdanımız doğrultusunda hareket etmelidir. <strong><em>Tersi yani vicdanlarımızın eğilip bükülerek Putsal Devlet&#8217;e itaat ettirilmesinin adı Faşizmdir.</em></strong> Yoksa isyan etmeye gerek yok. Subaylar, polisler, bakanlar ve başbakanlar bizim vicdanımıza uymazlarsa Anna Arendth&#8217;in dediği gibi Devlet&#8217;in kendisi taraf değiştirmiş olur. Çünkü Akıl, Vicdan, Adalet ve Hukuk hep aynı yerde durur, ALLAH&#8217;ın koyduğu yerde.</p>
<p>Alper Görmüş ve Yıldıray Uğur&#8217;un yazılarını okuyun derim.</p>
<p><iframe name="TrfY2" src="http://www.taraf.com.tr/webmasters/yazar_ozel.asp?yazar_id=10" width="300" height="300" frameborder="0" framespacing="0" scrolling="no" target="_blank"></iframe> </p>
<p><iframe name="TrfY2" src="http://www.taraf.com.tr/webmasters/yazar_ozel.asp?yazar_id=33" width="300" height="300" frameborder="0" framespacing="0" scrolling="no" target="_blank"></iframe> </p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/01/13/akp-dikkat-kaygan-zemin/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/01/13/akp-dikkat-kaygan-zemin/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Gözünüz aydın, bir solunuz oldu!</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/12/22/gozunuz-aydin-bir-solunuz-oldu/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2010/12/22/gozunuz-aydin-bir-solunuz-oldu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Dec 2010 15:42:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aisha Benghazi</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Basın günlüğü]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Solu]]></category>

		<category><![CDATA[Türk faşizmi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=14079</guid>
		<description><![CDATA[
68 ruhu. Burada. Che beresi. Burada. Deniz Gezmiş. Burada. Solculuk&#8221; adına geriye ne kaldı ki&#8230; Altı oktan halkçılığı azıcık öne fırlatıp, Che beresini, geçen kongre kasket denenen Kemal Bey&#8217;in başına yerleştirdikten sonra, bir de salondan en çok alkışı alan Sabih Kanadoğlu ve Tansel Çölaşan&#8217;ın oturduğu tribünü sarı baretli madencilerle kamufle ettik mi tamamdır. Gözünüz aydın. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/12/coplandik.jpg"></a></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/12/turk_solu-chp.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-14083" title="turk_solu-chp" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/12/turk_solu-chp.jpg" alt="" width="132" height="293" /></a>68 ruhu. Burada. Che beresi. Burada. Deniz Gezmiş. Burada. Solculuk&#8221; adına geriye ne kaldı ki&#8230; Altı oktan<a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/12/coplandik.jpg"></a> halkçılığı azıcık öne fırlatıp, Che beresini, geçen kongre kasket denenen Kemal Bey&#8217;in başına yerleştirdikten sonra, bir de salondan en çok alkışı alan Sabih Kanadoğlu ve Tansel Çölaşan&#8217;ın oturduğu tribünü sarı baretli madencilerle kamufle ettik mi tamamdır.<strong> </strong>Gözünüz aydın. Bir solunuz oldu. CHP içinden sezaryenle, hatta çeke çeke bir sol çıkarmayı başardınız.<strong> <a href="http://www.taraf.com.tr/yildiray-ogur/makale-gozunuz-aydin-bir-solunuz-oldu.htm" target="_blank">TAMAMI</a></strong></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2010/12/22/gozunuz-aydin-bir-solunuz-oldu/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2010/12/22/gozunuz-aydin-bir-solunuz-oldu/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Hâlâ taptaze: Sabih Kanadoğlu&#8217;na Osman Can&#8217;dan Hukuk Dersi</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/12/21/eskimeyen-goruntuler-sabih-kanadogluna-osman-candan-hukuk-dersi/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2010/12/21/eskimeyen-goruntuler-sabih-kanadogluna-osman-candan-hukuk-dersi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Dec 2010 22:01:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ayla Chignardet</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[27 Mayıs]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Türk faşizmi]]></category>

		<category><![CDATA[Video]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=14031</guid>
		<description><![CDATA[
Share on Facebook]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><iframe title="YouTube video player" class="youtube-player" type="text/html" width="250" height="217" src="http://www.youtube.com/embed/_-dGY2WjVvE" frameborder="0"></iframe></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2010/12/21/eskimeyen-goruntuler-sabih-kanadogluna-osman-candan-hukuk-dersi/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2010/12/21/eskimeyen-goruntuler-sabih-kanadogluna-osman-candan-hukuk-dersi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Türklüğü ölçmek (Nazan Maksudyan)</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/11/05/turklugu-olcmek-nazan-maksudyan/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2010/11/05/turklugu-olcmek-nazan-maksudyan/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Nov 2010 07:00:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Yılmaz</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Irkçılık]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Kitap Tanıtımı]]></category>

		<category><![CDATA[Milliyetçilik]]></category>

		<category><![CDATA[Türk faşizmi]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=13227</guid>
		<description><![CDATA[Edirne&#8217;den Ardahan&#8217;a Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin toprakları devletin tasarrufundadır. Ya biz, bu toprakların üzerinde doğmuş olan insanlar? Kanımız? Vücudumuz? Etimiz ve kemiklerimiz? Dedelerimizin kemikleri ve doğacak çocuklarımızın vücutları kime aittir?
İlkokulda bağıra bağıra söylediğimiz o yemini hatırlayın:
&#8220;Varlığım Türk varlığına armağan olsun!&#8221;
Hafife alınacak bir lâf değil, &#8220;varlığım&#8221;. Devlete verdiğimiz bu açık çekin kimler tarafından, ne gibi projeler için kullanılabileceğini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/milliyetcilik.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-13229" title="milliyetcilik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/milliyetcilik.jpg" alt="" width="201" height="226" /></a>Edirne&#8217;den Ardahan&#8217;a Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin toprakları devletin tasarrufundadır. Ya biz, bu toprakların üzerinde doğmuş olan insanlar? Kanımız? Vücudumuz? Etimiz ve kemiklerimiz? Dedelerimizin kemikleri ve doğacak çocuklarımızın vücutları kime aittir?</p>
<p>İlkokulda bağıra bağıra söylediğimiz o yemini hatırlayın:</p>
<p><strong><em>&#8220;Varlığım Türk varlığına armağan olsun!&#8221;</em></strong></p>
<p>Hafife alınacak bir lâf değil, &#8220;varlığım&#8221;. Devlete verdiğimiz bu açık çekin kimler tarafından, ne gibi projeler için kullanılabileceğini düşündünüz mü hiç?</p>
<p><strong>Avrupa milliyetçiliği Türkiye&#8217;ye nasıl bulaştı?</strong></p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin doğum sancıları çektiği 1925-1939 yılları arasında dünyanın en <span id="more-13227"></span>saygın(!) devletleri ırkçı, milliyetçi ulus-devletlerdi:  Fransa, Almanya, İtalya&#8230; Asker doğan milletler, üstün(!) ırklar, kafatası ölçmeler, karışık,  &#8220;bozuk&#8221; ırkların, melezlerin aşağılanması bu dönemin standartları, normalleriydi. Saygın devletler kültürel farklılıklarla değil homojenlikle, tekdüzelikle övünüyorlardı.</p>
<p>İnsanların böyle tek tip oluşu ülkenin iç huzurunun ve uluslararası yükselişinin de garantisiydi resmî ideolojilere göre. Halk, millet, ulus&#8230; İnsan Putsal ve Kutsal Devlet&#8217;in <strong>şey</strong>iydi. <strong>Şey</strong>leştirilen, tektipleştirilmiş insanlar barış zamanında işçi, savaşta askerdi. Devlete mutlakiyet atfeden faşizmdi bu. Mussolini&#8217;nin dediği gibi <strong><em>&#8220;her şey devlet için vardır, devletin dışında hiç bir şeyin kıymeti yoktur!&#8221;</em></strong> (Bkz. <a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong>Türkiye&#8217;nin Ulus-Devlet Sorunu</strong></a>)</p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/milliyetcilik_a.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-13230" title="milliyetcilik_a" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/milliyetcilik_a-300x238.jpg" alt="" width="300" height="238" /></a>Bilimin sistematik biçimde siyasî propagandaya alet edildiği meselâ Almanya gibi ülkelerde üstün(!) Alman ırkı suç işlemiş olamazdı. Eğer Almanya&#8217;da hırsızlık, cinayet, tecavüz varsa bunlar Yahudiler, Romanlar veya melezler olmalıydı. Pozitivizmin determinist arayışlarının neticesiydi bu ırkçılık.</p>
<p>Modern insan artık iyi-kötü karşısında hür seçim yapamazdı, kaliteli(!) ırklardan gelen insanlar iyiliğe ve başarıya mecburdu, mahkûmdu. Aşağılık(!) ırklar içinse bunun tam tersiydi! Bunun için Avrupalı sömürgeci zenciyi, çekik gözlüyü öldürüp ülkesindeki altını, gümüşü, pamuğu gasp etmekten rahatsızlık duymadı. Asya&#8217;ya, Afrika&#8217;ya, Güney Amerika&#8217;ya uygarlık(!) götüren beyaz adam, bilimde, savaşta, sanatta başarıya ve üstünlüğe mecburdu. (Bkz. <a title="Permanent Link to Hayvan Serbesttir, İnsan Özgürdür..." rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2010/10/05/hayvan-serbesttir-insan-ozgurdur/">Hayvan Serbesttir, İnsan Özgürdür</a>)</p>
<p>İyi-kötü ayrımı yapma kabiliyetini ve iyiyi seçme gücünü etimize, kemiğimize bağlayan bu teoriler şiddet üretti ve üretmeye devam ediyor. Bütün insanlık tarihinin en kanlı yıllarının özelikle Japon, Alman ve İtalyan ırkçılığının tavan yaptığı İkinci Dünya savaşı dönemi olması gözden kaçmamalı. Aslında Amerika Birleşik Devletleri de bu ırkçı rüzgârlardan nasibini aldı. Dünya barışı için bir tehdit unsuru olan ABD ordusu, Amerikan milliyetçiliği ve silah endüstrisi bu ırkçı zemin üzere eklemlenmiştir. (Bkz. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank">Amerika Tedavi Edilebilir mi?</a></strong>)</p>
<p>Kısaca özetlediğimiz bu tarihi süreçte Türkiye&#8217;nin resmî ideolojisi halkın gerçek yapısına, kültürel renklerine, ülkenin ihtiyaçlarına göre değil uygar(!) Batı&#8217;nın 1930&#8242;daki standartlarına göre inşa edildi.</p>
<p>Mustafa Kemal Paşa ve genel olarak yönetime hakim olan insanlar Osmanlı&#8217;nın çöküşünü, Avrupa&#8217;nın yükselişini yaşamış, &#8220;gururu yaralı&#8221; askerlerdi çoğunlukla. Osmanlı okullarında eğitim görmüşlerdi ama Almanya ve/veya Fransa&#8217;ya büyük hayranlık duyuyorlardı. Bu askerlerin sosyoloji, ekonomi, siyaset gibi konularda derin bilgisi yoktu. Batıyı anlamaktan aciz, gerçekleri idrakten yoksun,  teknik ve askerî üstünlük karşısında sadece hayrandılar. Haliyle Avrupa&#8217;nın en görünen, en somut yönlerini alıp Türkiye insanına dayatacaklardı. Orduda bu işler böyle oluyordu. Sivil hayatta neden olmasındı? O halde asker bir millet yaratılmalıydı. Halkın iyiliği için halka rağmen böyle olacaktı.</p>
<p><strong>Avrupa&#8217;ya rağmen Avrupalıyız!</strong></p>
<p>Avrupa, Japonya ve Amerika on milyonlarca masum insanı öldürdükten sonra ırkçılığın yanlış bir şey olduğunu anladılar ve özellikle Avrupa devletleri bu hastalığı resmî ideolojilerden çıkarma gayretine girdiler. Bugün Avrupa&#8217;da hâlâ bir çok haksızlık yapılsa da ırkçılığa karşı ciddi bir tavır olduğunu gözleyebiliriz. Gelişmiş devletler meşruluklarını hukuktan, demokrasiden, halka verilen hizmetlerden almaya çalışıyorlar.<a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/milliyetcilik_y.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-13231" title="milliyetcilik_y" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/milliyetcilik_y.jpg" alt="" width="163" height="226" /></a></p>
<p>2000&#8242;li yılların Avrupa&#8217;sı insan hakları sözleşmesiyle, ırkçılığı frenleme uğruna basın özgürlüğünü dahi kısıtlayabilen hatta siyasî parti kapatabilen bir Avrupa. Elbette yabancı işçilere karşı saldırılar ve kurumsal haksızlıklar var ama 1930&#8242;ların Avrupa&#8217;sıyla tam bir tezat teşkil ediyor bugünkü manzara.</p>
<p>Oysa İkinci Dünya Savaşı&#8217;nın çalkantıları ve iç sorunlar sebebiyle &#8220;bizim&#8221; Türkiye içine kapandı. 1930&#8242;ların faşist Avrupa&#8217;sı örnek alınarak kurulan Türk ulus-devleti Avrupalı örnekleri gibi reformlara tabi tutulmadı. <strong>&#8220;Vatandaş Türkçe konuş, Ne mutlu ‘Türküm&#8217; diyene, Türkiye Türklerindir&#8221;</strong> gibi gaz vermeler milli eğitim ve ordu gibi beyin yıkama merkezlerince zihinlerimize kazınmaya devam ediyor. Bugün Türkiye Cumhuriyeti 1930 model bir Avrupa devletidir bir çok yönüyle.</p>
<p>Yani Kürtlerin ana dil eğitimi, üniversitede başörtüsü yasağı, Hırant Dink cinayeti, Ermeni soykırımı gibi konularda yasakları müdafaa edenler Avrupa&#8217;ya karşı yine Avrupa&#8217;yı savunuyorlar&#8230; 1930&#8242;ların Faşist Avrupa&#8217;sını. Hitler&#8217;in, Mussolini&#8217;nin, toplama kamplarının, fişlemelerin Avrupa&#8217;sını&#8230;(Bkz. <a href="http://www.derindusunce.org/img/pozitivizm_derin_dusunce_org.pdf" target="_blank"><strong>Bir pozitivizm eleştirisi </strong></a>)</p>
<p><strong>Atatürk kafatasçılık yaptı mı?</strong></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/turklugu-olcmek-nazan-maksudyan.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-13234" title="turklugu-olcmek-nazan-maksudyan" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/turklugu-olcmek-nazan-maksudyan.jpg" alt="" width="200" height="161" /></a>Doğru cevap: Siz okuyup karar verin. Ne okuyun?&#8230; <a href="http://www.metiskitap.com/scripts/catalog/book.asp?id=1903" target="_blank">Nazan Maksudyan&#8217;ın <strong><em>&#8220;Türklüğü ölçmek&#8221;</em></strong> adlı kitabını </a>elbette! Maksudyan siyasetbilim, uluslar arası ilişkiler ve tarih alanlarında faaliyet gösteren bir akademisyen. Yazar bilimin siyasî propagandaya alet edilmesini öyle güzel gözler önüne seriyor ki. Türkçü propagandaya, Türk milliyetçiliğine zemin hazırlamak için çıkarılan bir Türk Antropoloji dergisi var. Dergide yok yok! Kafatası krokileri, el, burun vb organlar ölçülerek SAFKAN Türkün nasıl saptanacağı, &#8220;Başbuğ Atatürk&#8217;ün&#8221; fotoğrafları&#8230;</p>
<p>1930&#8242;lar geride kaldı ama delinin kuyuya attığı taş misali milliyetçilik hâlâ başa belâ. Bugün yine  Ermeni ya da Kürt olmak kolay değil Türkiye&#8217;de. Kâh halk tarafından kâh devlet tarafından bir haksızlığa uğrayabiliyorsunuz. Çünkü 1930&#8242;ların Türkiye&#8217;sinde inşa edilen bazı şeyler hâlâ dimdik ayakta.</p>
<p>Yazar Maksudyan akademisyenliğin gerektirdiği ciddiyet ölçüsünde kitapta verilen bilgilerin referanslarını hatta bazı krokilerin kopyalarını da sunmuş. En çarpıcı olanlar <strong><em>&#8220;üstün Türk ırkının&#8221;</em></strong> tarif edildiği çizimler ve rakamlar. Elektrik çarpmış gibi oluyorsunuz. Açıkçası ilk okuduğumda böyle bir kitabın yasaklanMAmasına şaşırmıstım. Aslında Nazilerin yaptığını pek âlâ Türk devleti de yapabilirdi. Sadece teknik yetersizlik buna engel olmuş diye düşündüm. Zaten Dersim katliamı ve Tansu Çiller döneminde OHAL bölgesinde işlenen suçlar bile milliyetçiliğin; kafatasçılığın varabileceği noktaları tahmin etmek için yeterli değil mi?</p>
<p> Kitapta gülerek okuduğum ama aslında ağlanacak çok şey var. Meselâ:</p>
<ul>
<li>Dünyadaki bütün dillerin Türkçe&#8217;den türediğini iddia eden Güneş dil teorisi (sf. 66)</li>
<li>Bilimsel mutlakiyet ve pragmatizm (sf. 72)</li>
<li>Pazarda domates seçer gibi örneklenen, eşantiyon seçilen yüzlerce insan (sf. 94)</li>
<li>Kaliteli(!) Türklerin göz kapağı, burun ve kafatası şemaları (sf. 122)</li>
<li>Türk kafalarını ötekilerden ayırmak için kafa kemiklerinin eklemlenme farkları (sf. 138)</li>
<li>Hangi şehirlerin Türk özelliği taşımadığını (katledilebilir?) listeleyen raporlar (sf. 170)<a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/milliyetcilik_v.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-13232" title="milliyetcilik_v" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/milliyetcilik_v.jpg" alt="" width="250" height="323" /></a></li>
</ul>
<p>Filmin sonunu söylemeyeyim. Kitabı alın, okuyun. Bugün Türkiye&#8217;de hâlâ bir çok haksızlığın sürmesine sebep olan, ülkemize enerji kaybettiren sorunların arka planını anlamak için oldukça faydalı bir kitap. Derin Düşünce okurları için ise <strong>MUTLAKA OKUNMASI GEREKEN</strong> bir kitap.</p>
<p>Not: Yıllardır çok kaliteli kitapları ve çevirileri Türkçeye kazandıran, özgün içerik üreterek Türk fikir hayatını destekleyen <strong>Metis</strong> yayınlarını saygıyla selamlıyorum.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>&#8230; Bu konu ilginizi çektiyse&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Türkiye bölünür mü?</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><em><a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="size-medium wp-image-8409  alignleft" title="tr_bolunurmu" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/01/tr_bolunurmu-195x300.jpg" alt="" width="128" height="195" /></span></a>“Bebek katili! Vatan haini!…”</em> PKK terörünü lanetliyoruz ama devlet eliyle işlenen suçlara karşı daha bir toleranslıyız.  <strong>“Kürtler ve Türkler kardeştir”</strong> diyenlerin kaçı <strong>“sen benim karde<em>ş</em>imsin”</strong>  demeyi biliyor Zaza, Sorani, Kurmanci dillerinde? Ülkemizin terör sorunu ne PKK ne de Kürt kimliğiyle sınırlanamayacak kadar dallandı, budaklandı. Bazı temel soruları yeniden masaya yatırmak gerekiyor: (*) Kürtler ne istiyor? (*)  İspanya ve Kanada etnik ayrılıkçılıkla nasıl mücadele etti? (*) PKK ile mücadelede ne gibi hatalar yapıldı? (*) İslâm ne kadar birleştirici olabilir? Töre cinayetlerinden Kuzey Irak’a terörle ilgili bir çok konuyu ele aldığımız 267 sayfalık bu kitabı ilginize sunuyoruz. <a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Buradan indirin.</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong>T<span style="color: #0000ff;">ürkiye’nin Ulus-Devlet Sorunu</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-full wp-image-7896" title="20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt.jpg" alt="" width="125" height="183" /></a>Devlet gibi soğuk ve katı bir yapı bizimle olan ilişkisini <strong>hukuk</strong> yerine <strong>ırkımıza</strong> ya da <strong>inançlarımıza</strong> göre düzenleyebilir mi? GERÇEK hayatı son derecede dinamik ve renkli biz “insanların”. Birden fazla şehre, mahalleye, gruba, klübe, cemaate, etnik köke, şirkete, mesleğe, gelir grubuna ait olabiliriz ve bu aidiyet hayatımız boyunca değişebilir. Oysa devletimiz hâlâ başörtüsüyle uğraşıyor, kimi devlet memurları <strong>“ne mutlu Türk’üm”</strong> demeyenleri iç düşman ilân ediyor, Sünnî İslâm derslerini zorla herkese okutuyor… Bizim paramızla, <strong>bizim iyiliğimiz için(!) bize rağmen… </strong>Kürt sorunu, başörtüsü sorunu, Hıristiyan azınlıklar sorunu… Bizleri sadece “insan” olarak göremeyen devletimizin halkıyla bir sorunu var. Türkiye’nin “sorunlarının” kaynağı sakın <strong>ulus-devlet</strong> modeli olmasın? 80 sayfalık bu kitap Kurtuluş savaşı’ndan sonra Türkiye’ye giydirilmiş olan deli gömleğine işaret ediyor.  Ne mutlu “insanım” diyene! <a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong>Kitabı buradan indirin</strong></a>.</p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Türk milliyetçiliği birleştirir mi yoksa parçalar mı?</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi.gif"><img class="alignleft size-medium wp-image-8579" title="turk_milliyetciligi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi-204x300.gif" alt="" width="133" height="204" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"> <strong>İllâ ki bir tutkal/çimento mu gerekiyor? </strong>Milliyetçilik tutkalı adil ve müreffeh bir düzene alternatif olabilir mi? Adaletin, hukukun hâkim olmadığı ortamlarda Türklerin kardeşliği ne işe yarar? Belki de Türk Milliyetçiliği diğer milliyetçilikler gibi yok olmaya mahkûm bir söylem. Çünkü var olmak için “<strong>ötekine</strong>” ihtiyacı var. Ötekileştireceği bir grup bulamazsa kendi içinden “<strong>zayıf</strong>” bir zümreyi günah keçisi olarak seçiyor. Kürtler, Hıristiyanlar, Eşcinseller, solcular…150 sayfalık bu kitapta Türk Milliyetçiliğini sorguluyoruz. Müslüman ve milliyetçi olunabilir mi? Türkiye’ye faydaları ve zararları nelerdir? Milliyetçiliğin geçmişi ve geleceği, siyasete, barışa, adalete etkisiyle. <a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Buradan indirin.</span></strong></a> </p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/milliyetcilik_v.jpg"></a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2010/11/05/turklugu-olcmek-nazan-maksudyan/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2010/11/05/turklugu-olcmek-nazan-maksudyan/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Atatürkçüler tedavi edilebilir mi?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/11/03/ataturkculer-tedavi-edilebilir-mi/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2010/11/03/ataturkculer-tedavi-edilebilir-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Nov 2010 03:01:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sevinç Gül</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Basın günlüğü]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Türk faşizmi]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=13198</guid>
		<description><![CDATA[Altemur Kılıç: 
&#8220;&#8230;Bu cumhuriyet bir avuç aydınla, halka rağmen kuruldu. Onun için şimdi bunu “demokrasi” laflarıyla feda edemeyiz&#8230;. Hayvanları toplanmışlar, öküzler, inekler, hepsi bir yerde.  Aslan bulduğunu, yakaladığını yiyor. Aslana demişler ki, “Biz sana sarı öküzü verelim. Bizi rahat bırak.” Aslan sarı öküzü yemiş, sonra da teker teker hepsini yemeye devam etmiş. Şimdi sizin bütün [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Altemur Kılıç: <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tedavi.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-13200" title="tedavi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tedavi-202x300.jpg" alt="" width="202" height="300" /></a></p>
<p style="padding-left: 60px;"><em>&#8220;&#8230;Bu cumhuriyet bir avuç aydınla, halka rağmen kuruldu. Onun için şimdi bunu “demokrasi” laflarıyla feda edemeyiz&#8230;. Hayvanları toplanmışlar, öküzler, inekler, hepsi bir yerde.  Aslan bulduğunu, yakaladığını yiyor. Aslana demişler ki, “Biz sana sarı öküzü verelim. Bizi rahat bırak.” Aslan sarı öküzü yemiş, sonra da teker teker hepsini yemeye devam etmiş. Şimdi sizin bütün soruların gittiği yer o hesap; insan hakları, kadın hakları, ana dil-baba dil hakkı, hadi verelim sarı öküzü! Bizi rahat bıraksın! Orduda Ergenekon tutuklaması olup paşa suskun olunca, sarı öküzü verdi. Taviz başladı mı, çorap söküğü gibi gider. Çorap kaçınca da öyle ojeyle filan düzeltemezsiniz! Bunu bildikten sonra da artık pazarlık yapmaya ihtiyaç yok. Hadi gelelim anadil, özerklik pazarlıklarına? Apo&#8217;yla nasıl anlaşacaksın? Alın bakın size bir “sarı öküz” örneği daha. Apo yakalandığında avaz avaz bağırdım. “Bu adam idam edilmezse başımıza Mandela olacak” dedim.</em></p>
<p><strong>KAYNAK:</strong> <a href="http://www.t24.com.tr/haberdetay/108724.aspx">http://www.t24.com.tr/haberdetay/108724.aspx</a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2010/11/03/ataturkculer-tedavi-edilebilir-mi/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2010/11/03/ataturkculer-tedavi-edilebilir-mi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>HEPAR: Bir dialog yöntemi olarak idam?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/11/02/hepar-bir-yontem-olarak-idam/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2010/11/02/hepar-bir-yontem-olarak-idam/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Nov 2010 21:18:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editörden</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Basın günlüğü]]></category>

		<category><![CDATA[Türk faşizmi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=13207</guid>
		<description><![CDATA[Star Gazetesi Yazarı Mustafa Akyol ve Taraf Gazetesi Yazarı Yıldıray Oğur, Sakarya Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı tarafından düzenlenen &#8216;Hangimiz Laik Değiliz ki?&#8217; isimli panele konuşmacı olarak katıldı. 
Adapazarı Kültür Merkezi Tiyatro Salonu&#8217;nda gerçekleştirilen panelde konuşan Akyol, Türkiye&#8217;deki laiklik tanımının dünyadaki laiklik anlayışından farklı olduğunu söyledi. Laikliğin yeniden tanımlanması gerektiğini belirten Akyol, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Star Gazetesi Yazarı Mustafa Akyol ve Taraf Gazetesi Yazarı Yıldıray Oğur, Sakarya Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı tarafından düzenlenen &#8216;Hangimiz Laik Değiliz ki?&#8217; isimli panele konuşmacı olarak katıldı. <span id="more-13207"></span></p>
<p>Adapazarı Kültür Merkezi Tiyatro Salonu&#8217;nda gerçekleştirilen panelde konuşan Akyol, Türkiye&#8217;deki laiklik tanımının dünyadaki laiklik anlayışından farklı olduğunu söyledi. Laikliğin yeniden tanımlanması gerektiğini belirten Akyol, &#8220;Türkiye&#8217;de laiklik üzerinden yürüyen tartışmaların çözümlenmesi için laikliğin bütün vatandaşlar tarafından benimsenecek, herkesin seve seve isteyeceği bir ilke haline gelebilmesi için, bir başka deyişle cumhuriyetle cumhurun arasındaki açığın kapatılabilmesi için laikliğin yeniden tanımlanması, yeniden anlaşılması lazım. Amerikan Anayasası&#8217;nda olduğu gibi dinin serbestçe yaşanabilmesine engel olmayacak bir biçimde yeniden ifade edilmesi lazım&#8221; dedi.</p>
<p>Taraf Gazetesi Yazarı Yıldıray Oğur ise laiklik dendiğinde Türkiye&#8217;de modernleşme projesiyle ilgili çok ciddi bir kimlik sorununun konuşulduğunu kaydetti. Çözümün kolay olmadığını anlatan Oğur, şunları söyledi; &#8220;Bu problemi çözmek sandığımız kadar kolay olmayacak. Daha çok konuşmamız gerekecek. Toplumun farklı kesimlerinin birbirini tanıması gerekecek. Kültür ve kimlik meselemiz üstünde daha çok düşünmemiz gerekecek.&#8221;</p>
<p>Başörtüsü tartışmalarına da değinen Oğur, başörtüsünün insani bir hak olduğunu, bu hakkı elde etmek için meşru sivil eylemlerin yapılması gerektiğini ifade etti. Oğur, Türkiye&#8217;nin her geçen normalleştiğini de sözlerine ekledi.</p>
<p>Panelin soru cevap bölümünde HEPAR Gençlik Kolları üyesi bir grup, yazarlara yönelik provakatif eylemde bulundu. Türk Bayrağı ve parti bayrağı açan protestocular, salondan çıkartılışları sırasında panelistlerin bulunduğu masaya urgan attı.</p>
<p><a href="http://zaman.com.tr/haber.do?haberno=1048102&amp;title=gazetecilere-idam-ipi-attilar" target="_blank">KAYNAK</a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2010/11/02/hepar-bir-yontem-olarak-idam/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2010/11/02/hepar-bir-yontem-olarak-idam/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Ayasofya İbadete Açılmalıdır!</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/09/17/ayasofya-ibadete-acilmalidir/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2010/09/17/ayasofya-ibadete-acilmalidir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 17 Sep 2010 12:15:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Akyol</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[AKP]]></category>

		<category><![CDATA[Geçmiş Zaman Olur ki]]></category>

		<category><![CDATA[Hristiyanlık]]></category>

		<category><![CDATA[Hristofobi]]></category>

		<category><![CDATA[Türk faşizmi]]></category>

		<category><![CDATA[Ulus-Devlet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=11427</guid>
		<description><![CDATA[Sunuş: Ayasofya ilginç bir konudur. Böyle ısıtıp ısıtıp servis yapılır. En son Rum asıllı Amerikalılar ayin yapmak istediler. Bizim Kültür bakanlığı &#8220;kışkırtıcı&#8221; dedi, izin vermedi. Bir grup Hristiyanın bir kilisede ayin yapma hakkının kültür bakanlığı kararına bağlı olması Ulus-Devlet felaketinin bir tecellisi olmalı. (Bkz. Türkiye&#8217;nin Ulus-Devlet Sorunu isimli kitabımız)
 Bizim basın hiç eleştirmeden başlıklarına taşıdı bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em><img class="alignright" src="http://www.mustafaakyol.org/im/hagia_sophia.png" alt="Ayasofya camii/kilisesi" align="left" />Sunuş:</em></strong><em> Ayasofya ilginç bir konudur. Böyle ısıtıp ısıtıp servis yapılır. En son Rum asıllı Amerikalılar ayin yapmak istediler. Bizim Kültür bakanlığı &#8220;kışkırtıcı&#8221; dedi, izin vermedi. Bir grup Hristiyanın bir kilisede ayin yapma hakkının kültür bakanlığı kararına bağlı olması Ulus-Devlet felaketinin bir tecellisi olmalı. (Bkz. <a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong>Türkiye&#8217;nin Ulus-Devlet Sorunu</strong></a> i</em><em>simli kitabımız)</em></p>
<p><em> Bizim basın hiç eleştirmeden başlıklarına taşıdı bu &#8220;kışkırtıcı&#8221; suçlamasını. Sonunda adamlar vazgeçtiler. Balkanlarda Osmanlılardan kalma, İspanya&#8217;da ise Endülüs&#8217;ten miras camiler var. Çoğu müze halinde. Bazısı harabe, yıkılmaya yüz tutmuş. Derin Düşünce okurları toplansa ve bu camilerden birine gidip namaz kılmak istese nasıl davranmalarını isteriz bize karşı? <strong>&#8220;Kışkırtıcı Türkler Geliyooor!&#8221;</strong> dense herhalde kalbimiz kırılırdı değil mi? Bir günlüğüne müzeyi kapatıp <strong>&#8220;gelin kardeşim, yapın ayininizi, edin duanızı, bizi de unutmayın&#8221;</strong> diyemediler yani. Bir avuç dindar Hrıstiyandan korktular. Cüneyt Arkın filmlerinden öğrenilmiş tarih bilgisinin(!) neticesi bu, <strong>&#8220;kahpe Bizans!&#8221; </strong>takıntısından ibaret bu ulus-devlet tayfasının Hristiyanlık bilgisi.</em></p>
<p><em>Sevgili <a href="http://www.derindusunce.org/author/mustafaakyol/">Mustafa (Akyol)</a> bundan uzun bir süre önce Ayasofya hakkında çok güzel bir makale yazmıştı. Hiç eskimeyen bu yazıyı ilginize, aklınıza ve kalbinize sunuyoruz.(MY)</em></p>
<h2>Ayasofya Cami/Kilise Olmalı</h2>
<p>[03 Haziran 2005 tarihli <a href="http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=42824" target="_blank">Referans</a> gazetesinde yayınlandı]</p>
<p>Hürriyet gazetesinde yer alan <a href="http://www.hurriyet.com.tr/gundem/4507572.asp" target="_blank">&#8220;Ayasofya kilise olabilir iddiası&#8221;</a> başlıklı habere göre, Vakıflar Yasa Tasarısı&#8217;nın ele alındığı Adalet Bakanlığı Alt Komisyonu&#8217;nda bir Ayasofya tartışması yaşanmış. CHP&#8217;liler, tasarıdaki bir maddeyle Ayasofya&#8217;nın yeniden kiliseye dönüşmesinin önünün açılacağını ileri sürmüşler. Ve, tahmin edebileceğiniz gibi, buna büyük tepki göstermişler.</p>
<p>CHP&#8217;lilerin bu çıkışı, Türkiye&#8217;deki &#8220;sol&#8221;un, özellikle de onun &#8220;ulusalcı&#8221; kanadının, &#8220;kilise&#8221; veya &#8220;misyonerlik&#8221; gibi kavramlara yönelik uzunca bir zamandır süregiden tepkisinin yeni bir halkası gibi duruyor.</p>
<p>Ben ise, bu tepkiye &#8220;din özgürlüğü&#8221; perspektifiyle karşı duran birisi olarak, CHP&#8217;lileri daha da kızdırabilecek bir şey söyleyeyim: Ayasofya sadece &#8220;kilise olabilir&#8221; değildir; olmalıdır!</p>
<p> <br />
<strong>Müze Değil İbadethane</strong></p>
<p>Bu mabed, CHP&#8217;lilerin ve onların bütün fikri öncüllerinin varlığından çok çok önce, MS. 532 yılında Bizans İmparatoru Constantinius tarafından inşa ettirilmişti.<span id="more-11427"></span> İnşa edilmesindeki amaç ise, turistlere müze sunmak değil, Tanrı&#8217;ya adanmış ve O&#8217;na ibadet için kullanılacak bir mekan yaratmaktı. İstanbul Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedildiğinde dünyanın bu en görkemli kilisesi camiye dönüştürüldü; bu radikal bir değişimdi kuşkusuz, ama yapının temel amacı değişmedi. Bir ibadethane olmaya devam etti.</p>
<p>Bugün ise Ayasofya içinde ibadetin yasaklandığı bir müze. Bakın, Aya Sofya&#8217;nın yeniden açılmasını savunan Hıristiyanların kurduğu <a href="http://www.hagiasophiablog.com/" target="_blank">Hagia Sophia</a> sitesinde bunun nasıl incitici bir statü olduğu şöyle anlatılıyor:</p>
<blockquote><p>&#8220;Kutsal mekanların, zorla turistik mekanlara dönüştürülmesi, bir dine ve Tanrı&#8217;ya karşı saygısızlıktır. Müslümanlar, kendilerinin en kutsal mekanlarından biri, hakim bir güç tarafından turist çekmek amacıyla bir müzeye çevrilse nasıl hissederlerdi?&#8221;</p></blockquote>
<p>Bu yorum, doğru. Ancak bir noktayı atlıyor. &#8220;Müslümanların kutsal mekanlarından biri&#8221; zaten müzeye çevrilmiş durumda. O da yine Ayasofya&#8230; Diğer bir deyişle, Ayasofya hem Hıristiyanlar hem de Müslümanlar için kutsal bir mekan. Hıristiyanların burada 900 yıldan, Müslümanların ise 500 yıldan fazla geçmişi var. Mevcut &#8220;müze&#8221; statüsü, her iki dine karşı bir &#8220;saygısızlık&#8221;.</p>
<p>Benim ise hem bu &#8220;saygısızlığın&#8221; ortadan kaldırılmasını hem de tüm dünyaya çok olumlu mesajlar vermeyi sağlayacak bir önerim var:</p>
<p>Ayasofya cami/kilise olarak yeniden ibadete açılsın!</p>
<p>İçinde hem Müslümanlar hem de Hıristiyanlar ibadet edebilsin. Mabed içinde yapılacak bir yer ve zaman düzenlemesi ile, Müslümanlara namaz kılma, Hıristiyanlara ise ayin yapma imkanı tanınsın. Cuma günleri minberden hutbe okunsun, pazar günleri tütsü gezdirilip istavroz çıkarılsın&#8230;</p>
<p>Buna karşı &#8220;nerden çıktı bu, hiç cami/kilise olur mu&#8221; demeyin. Olur ve zaten olmuştur da.</p>
<p><strong>Şam&#8217;daki İlk Cami/Kilise</strong></p>
<p>İlk cami/kilisenin kurucusu, İslam&#8217;ın büyük kahramanı ve ikinci halifesi Hz. Ömer&#8217;dir. Onun yönetiminde Müslümanlar Suriye&#8217;yi fethetmişler ve yüzyıllardır bir Hıristiyan kenti olan Şam&#8217;ı da 636 yılında İslam imparatorluğuna dahil etmişlerdi. Şam&#8217;daki görkemli Vaftizci Yahya kilisesi, bu tarihten sonra Müslümanlar ile Hıristiyanlar tarafından ortak ibadet alanı olarak kullanıldı. Aslında &#8220;kilise&#8221; kimliğini korudu; Müslümanlar sadece namaz kılmak için bir düzenleme yapıp kilisenin kıbleye bakan kısmına kerpiç bir duvar inşa ettiler.</p>
<p>Bu statü 706 yılına kadar sürdü. O tarihte Emevi halifesi I. El-Velid kiliseyi camiye dönüştürme kararı verdi; Hıristiyanlara ise tazminat ödendi. Bugün Vaftizci Yahya kilisesinin yerinde ünlü <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Umayyad_mosque" target="_blank">Büyük Emevi Camii</a> yükseliyor, ama içinde hala Vaftizci Yahya&#8217;nın adına küçük bir &#8220;şapel&#8221; (mini-kilise) var.<br />
<strong></strong></p>
<p><strong>Medeniyetlerin Barışı</strong></p>
<p>İslam&#8217;ın ilk onyıllarında yaşanmış bu çarpıcı &#8220;dinsel çoğulculuk&#8221; örneğini, 1400 yıl sonra bugün Ayasofya&#8217;da hayata geçirebilsek, muazzam bir iş yapmış oluruz. Türkiye bunu yapabilirse &#8220;medeniyetler çatışması&#8221; lafının dillerden düşmediği dünyaya, anlamlı bir &#8220;medeniyetler barışı&#8221; mesajı sunmuş olur.</p>
<p>İşe sadece &#8220;ekonomik&#8221; bakacak olanlar için de şunu söyleyeyim: Merak etmeyin, Ayasofya cami/kilise olursa, &#8220;turizm gelirleri&#8221; düşmez. Turistler yine gelmeye devam eder, ibadete açık olan tüm diğer kilise ve camilere gittikleri gibi. Dahası dünyanın dört bir yanından pek çok Hıristiyan ve hatta Müslüman turist, sırf Ayasofya&#8217;da ibadet etmek için Türkiye&#8217;ye gelir.</p>
<p>Meselenin kanımca en önemli yönü ise, bir ibadethane olan Ayasofya&#8217;nın &#8220;müze&#8221; olarak tutulması garabetinin sona ermesidir. Bu, Türkiye&#8217;nin gerçek anlamda bir laikliğe kavuşması yolunda önemli bir kazanım olacaktır. Çünkü gerçekten laik olan ülkelerde, devlet, kiliseleri ve camileri ne açar ne de kapatır. &#8220;Üzerine vazife&#8221; olmayan bu işlere girmez, dini kurumlar da devleti yönetmeye kalkmaz.</p>
<p>Dahası eğer Ayasofya cami/kilise olursa, Türk toplumunun bir kesiminde yaygın olan &#8220;kilise alerjisi&#8221; de belki tedavi edilebilir. Bu alerjinin &#8220;ulusalcılar&#8221;da var olmasını anlamak mümkünse de, İslami kesimde yer almasını anlamak zordur. Çünkü Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de kiliseler, manastırlar ve sinagoglar, &#8220;Allah&#8217;ın isminin çokça anıldığı mescidler&#8221;le birlikte, Allah tarafından korunan kutsal mekanlar olarak geçer. (Hac Suresi, 40)</p>
<p>Ve hiç bir otoritenin bunları ne din ne de laiklik adına kapatmaya ve öyle tutmaya hakkı yoktur&#8230;</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2010/09/17/ayasofya-ibadete-acilmalidir/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2010/09/17/ayasofya-ibadete-acilmalidir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>CHP&#8217;ye oy vermek?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/08/26/chpye-oy-vermek/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2010/08/26/chpye-oy-vermek/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Aug 2010 07:00:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Konuk Yazar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[CHP]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Solu]]></category>

		<category><![CDATA[Türk faşizmi]]></category>

		<category><![CDATA[Yobaz Laikler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=10990</guid>
		<description><![CDATA[BENİM PARTİM; HEM KEMALİST
HEM ANTİ-DEMOKRAT
HEM MİLİTARİST
HEM ÇELİŞKİLERİN PARTİSİ
Okan KEMAL
CHP&#8217;li olmak ya da CHP&#8217;ye oy vermek, oldum olası bu memlekette çağdaşlık ve ilericilik olarak tanımlanır. Hele iktidarda milli görüş kökenli AKP gibi bir parti varsa ve Merkez-Sağ tabir edilen siyasal hareket marjinalleşmişse, o vakit CHP&#8217;ye oy vermek, çağdaş bir hayat sürmek isteyen her birey için &#8221;farzdır&#8221;.  Burada [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/08/chp.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-10991" title="chp" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/08/chp.jpg" alt="" width="193" height="297" /></a>BENİM PARTİM; HEM KEMALİST</p>
<p style="text-align: left;">HEM ANTİ-DEMOKRAT</p>
<p style="text-align: left;">HEM MİLİTARİST</p>
<p style="text-align: left;">HEM ÇELİŞKİLERİN PARTİSİ</p>
<p><strong><em>Okan KEMAL</em></strong></p>
<p>CHP&#8217;li olmak ya da CHP&#8217;ye oy vermek, oldum olası bu memlekette çağdaşlık ve ilericilik olarak tanımlanır. Hele iktidarda milli görüş kökenli AKP gibi bir parti varsa ve Merkez-Sağ tabir edilen siyasal hareket marjinalleşmişse, o vakit CHP&#8217;ye oy vermek, çağdaş bir hayat sürmek isteyen her birey için &#8221;farzdır&#8221;.  Burada çağdaş olmak, aslında 21.yüzyılın ve küreselleşmenin getirdiği ve talep ettiği bir hayat sürmek <span id="more-10990"></span>ya da zamanı anlamaya çalışmak değildir; çağdaşlıkla anlaşılan, 1930&#8242;lu yılların kafasıyla Cumhuriyet&#8217;in getirdiği ilkeleri ve tekil kimliği özümsemiş; başını örtmeyen; içki içen; dinle imanla pek alakası olmayan- olsa bile mutlaka dindarlığının yanına Atatürkçü ya da çağdaş ya da laik olduğunu ekleme mecburiyeti duyan- kişinin yaşadığı hayat biçimidir. Bu çağdaş kişiliğin antitezi, cemaatçi ve dinci kişiliktir ya da bunların türevleridir (Liboşlar, Dönekler vs.). CHP&#8217;ye oy veren ve CHP&#8217;li gibi yaşayan bu çağdaş kişi, doğru yolda ilerleyen ve hakikati keşfetmiş tek şahıstır. Kendisi dışındakiler, doğru yoldan sapmış, zavallı kişilerdir; CHP&#8217;li çağdaş kişi, eğitimiyle; aydınlık (?) görüşleriyle, CHP&#8217;li olmayan, muhtemelen gerici, cemaatçi, liboş, memleketi satan, Sorosçu, Fethullahçı kişilerden farklıdır; üstündür. Çağdaş kişi, antitezlerinden farklı olarak; vatanseverdir; eğitimli, kaliteli, örnek ve iyi insandır.</p>
<p> Yukarıda özetlemeye çalıştığımız çağdaş insanın partisi CHP ise 90 seneye yaklaşan tarihiyle, ülkeyi ve rejimi kurmuşluğun getirdiği korumacı (hatta tutucu) rolünü, zaman zaman demokrasiye doğru sapmalar yapmakla beraber, istikrarlı bir şekilde sürdürmektedir. CHP, genel itibariyle otoriteryen bir parti şeklinde tecessüm etmiştir. Modernitenin getirdiği monolitik yapıyı Türkiye&#8217;de tesis etmek amacıyla İmparatorluktan gelen heterojen yapıyı homojenleştirerek; demokrasi ve farklılığı kendi homojenize ettiği topluluk içinde aramış; bunun dışındaki farklılaşmalara müsaade etmemiştir. Bir başka ifadeyle, CHP&#8217;nin çoğulculuk anlayışı, ancak CHP içinde, temel ilkeler üzerinde mutabık kalmış çağdaş kişilerin farklı düşünmesi ya da yaşaması şeklinde olmuştur. Gün gelip, uluslararası koşullar değiştiğindeyse, çok partili hayata geçilmesinde dahi bu temel ilkelere sadakat ve ancak CHP&#8217;nin kurduğu rejimin getirdiği sınırlar içerisinde farklılaşabilme şeklinde otokrat ve güdümlü bir demokrasi anlayışını benimsemiştir CHP. Bu mantığın dışına olan savrulmalar, gün gelip askeri darbe ve muhtıralarla cezalandırıldığında da CHP&#8217;nin duruşu demokrasiyle seçilen siyasilerden yana değil; tepeden inmeci militer güçlerden yana olmuştur. CHP tarihi boyunca bu anlayışa tek istisna olarak 1970&#8242;li yıllarda Bülent Ecevit&#8217;in &#8220;Ortanın Solu&#8221; yaklaşımı gösterilebilir. Bu yaklaşımla Ecevit, normalde sağa kayabilecek birçok oyu almış ve yukarıda çizilen çağdaş insan profilinin dışına da - en azından bir dönem- hitap edebilmiştir. Gün gelip bu ülkede Ortanın Solu yerine daha enternasyonel bir kavram olan Sosyal Demokrasi ortaya atıldığında, CHP geçmişten getirdiği Kemalist-Otoriteryen kimliğini enternasyonalize etme gayreti içine girdi. Bu çaba, esas itibariyle birbiriyle taban tabana zıt iki siyasi anlayışın uzlaştırılmasının ne denli zor ve sakil olduğunu net bir şekilde gösterdi. Nitekim, AKP gibi siyasal İslam kökenli bir siyasal hareketin yükselişi karşısında, CHP, kurduğu rejimi tehdit altında gördüğünden, çok geçmeden geleneksel otoriteryen kimliğine rücu etti. Ancak, CHP, geleneksel çizgisiyle politikalar üretirken, İslami kesimin yaşamış olduğu demokratik değişimleri algılayamadı ya da samimi bulmadı ve Sosyal Demokrat ilkeleri rafa kaldırarak; yarattığı çağdaş insanlardan oluşan toplum yapısını korumak için anti demokratik söylemler geliştirmeye başladı. Bu sayede, giderek asker ve hukuk bürokrasisinin vesayetine sığındı; toplumun sorunlarıyla uğraşmak yerine katı bir rejim tutuculuğuna yöneldi. Sonuçta da ilerleme kat edemedi. Ancak, bu ataleti ve tıkanmışlığı ilginç bir şekilde liderine bağladı. Baykal&#8217;ı akıllara durgunluk veren bir komployla alaşağı etti ve Kılıçdaroğlu ile sadece yüzünü değiştirdi. Ancak, beyin ve gövde aynı kaldı. Referandum sürecine girildiği şu günlerde de aynı beyin ve gövdeyle, ancak eskisine göre daha yalpalamalı bir yol izliyor CHP. Öncelikle kendi içerisinde, şimdilik ertelenen, lakin tez zamanda su yüzüne çıkacak düşmanlıklar ve çatışmalara gebe. Referanduma evet diyeceğini söyleyen kişilerin partiden dışlanması; 40 yıllık CHP&#8217;li Eşref Erdem&#8217;in istifa etmek zorunda kalması ve en son Baykal ve sempatizanlarının Referandum çalışmalarından men edilmesi, CHP&#8217;de yaklaşan bir hesaplaşma dönemine işaret ediyor. Bu hesaplaşma, büyük ihtimalle Baykal ve Önder Sav arasında olacaktır. CHP, bu iç karışıklıklar ve parti içi demokrasi (?) arayışları içinde, toplumun sorunlarına somut öneriler getirmeme alışkanlığını sürdürürken; bir yandan da manasız bir muhalefet yapmaya devam ediyor. Bu manasızlığın ayyuka çıkmış halini, halka son zamanlarda dağıtılan &#8220;12 Eylül Referandumuna Hayır demek için 12 Sebep&#8221; başlıklı broşürlerde görmek mümkün. CHP, broşürde bir yandan Anayasa Pakedti&#8217;nde yer almayan bazı hususlara değinirken; bir yandan da &#8220;Bu Anayasa Paketi yolsuzluğu çözüyor mu?&#8221; gibi konuyla alakasız şeyler söylüyor. Aynı anlamsız söylem Kılıçdaroğlu&#8217;nun &#8220;Hayır&#8217;da Hayır Vardır&#8221; gezilerinde de var. Kılıçdaroğlu bir konuşmasında &#8220;Bu Anayasa Paketi, fındık üreticilerinin sorunlarını çözüyor mu?&#8221; diye halka soruyor. Düşünebiliyor musunuz; fındık üreticilerinin sorunlarına işaret eden; yoksulluğa çözüm bulan bir Anayasa? Güzel olurdu aslında. Velhasıl kelam, CHP, yine halka halkın dışında ve anlamsız bir lisanla hitap etmeyi sürdürüyor; Genel Başkanı da, artık durum neyi gerektirirse; bir gün Gandi oluyor; bir gün Ecevit kasketi takıyor; öbür gün Yiğit Oğlan oluyor; bir gün halktan biriyim deyip, bilip bilmeden, 400 milyon TL&#8217;ye gömlek giyiyor;  bir gün villalarda oturmayı eleştirip kendisi villa sahibi çıkıyor; öbür gün üniversitelerde türbanı serbest bırakmaktan bahsediyor; sonra da muhtemelen hangi partinin başkanı olduğunu hatırlayıp (ya da kendisine hatırlatılıp) ben böyle bir şey demedim diyor. Yalpama siyaseti izliyor yani.  Bir o yana; bir bu yana.</p>
<p> Bütün bu garabetin içinde CHP, fırtına öncesi sessizlikte ilerleyen yaşlı ve harap bir gemiyi andırıyor. Bugüne kadar aldığı yol bakımından; zaman zaman fırtınaya karşı durmuş, ama çoğu zaman güçlü rüzgârlar almış arkasına:  Vesayet rüzgârları. Tabii bu rüzgârlar dinsin istemiyor. Nereye gittiği de belli değil. Ona sorsan doğru yolda ilerlediğini söylüyor; pusulasının kırıldığını görmüyor ya da görmek istemiyor. Demode olduğunu kabul etmiyor; her daim genç zannediyor kendini; her daim taze. Ve bu geminin hemen ucunda kollarını iki yana açmış &#8220;Çağdaş&#8221; bir CHP&#8217;li duruyor; mutlu, umutlu.  CHP gemisi böyle işte; hemen ayağının dibinde bir liman. Limanda bir kalabalık bakıyor; yıllardır demirlemiş, bir yere hareket etmeyen bu gemi nereye ilerliyor diye düşünüyor ve bir de gemideki çağdaş insanlar kendi kendilerine neler yapıyorlar diye&#8230;..</p>
<p> </p>
<p>&#8230; Bu makale ilginizi çektiyse&#8230;</p>
<p><strong> </strong><a rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/img/turk_solu_adam_olur_mu.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><strong>Türk Solu</strong></span></a><span style="color: #0000ff;"><strong> </strong></span></p>
<p class="entry" style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_solu_adam_olur_mu.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-6922" title="20091020_derin_dusunce_org_turk_solu" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/10/20091020_derin_dusunce_org_turk_solu-200x300.jpg" alt="" width="122" height="194" /></span></a>Kendini « sol » olarak tarif eden hareketler hiç olmadıkları kadar zayıf ve bölünmüş bir tablo çiziyorlar bugün.  Türk Solu Dergisi’nin ırkçı söylemlerinden CHP’nin darbe çağrılarına uzanan bir kafa karışıklığı hakim. Muhalefet boşluğunun müzmin bir hastalığa dönüştüğü şu dönemde Türk solu bu boşluğa talip olabilir mi? Daha önce <a href="http://www.derindusunce.org/category/dikkat-kitap/"><span style="color: #0066cc;">Dikkat Kitap</span></a> kategorisinde yayınladığımız <a href="http://www.derindusunce.org/img/pozitivizm_derin_dusunce_org.pdf"><span style="color: #0066cc;">Pozitivizm Eleştirisi</span></a> gibi bu kitap da Türkiye’deki sola tarafsız bakan bir çalışma. İyimser görüşler kadar geçmişe dönük ağır eleştiriler de var. İlginize sunduğumuz 82 sayfalık bu kitap Türkiye’deki “sol” grupların sorgulamalarına, projelerine ışık tutmak amacıyla derlenmiş makalelerden oluşuyor. Kitabı <a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_solu_adam_olur_mu.pdf"><span style="color: #0066cc;">buradan indirebilir</span></a> ve paylaşabilirsiniz. Kitapta ele alınan başlıca konular: <em>Solda özgürlükçü hareketler, 68 Kuşağı, Devrimci sol, Kemalizm, ulusalcı sol akımlar, Sol ve İslâm, Cumhuriyet Gazetesi</em>.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2010/08/26/chpye-oy-vermek/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2010/08/26/chpye-oy-vermek/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Devlet Kuranların Millet Kurgusu(4):Milleti Kıracaklardı, 12 Mart Muhtırası</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/08/24/devlet-kuranlarin-millet-kurgusu4milleti-kiracaklardi-12-mart-muhtirasi/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2010/08/24/devlet-kuranlarin-millet-kurgusu4milleti-kiracaklardi-12-mart-muhtirasi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Aug 2010 03:11:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cemile Bayraktar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Ergenekon Nedir?]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Silahlı Kuvvetleri]]></category>

		<category><![CDATA[Türk faşizmi]]></category>

		<category><![CDATA[Ulus-Devlet]]></category>

		<category><![CDATA[darbe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=10978</guid>
		<description><![CDATA[Önceki bölümler:

Devlet Kuranların Millet Kurgusu; 27 Mayıs 1960 Darbesi(1): İhtilal&#8217;e Doğru 
Devlet Kuranların Millet Kurgusu; 27 Mayıs 1960 Darbesi(2): Dayatılan Son, İhtilal!
Devlet Kuranların Millet Kurgusu; 27 Mayıs 1960 Darbesi (3): İhtilal Sonrası 

 Türkiye&#8217;nin darbeler tarihini yazmaya çalıştığım, ‘ Devlet Kuranların, Millet Kurgusu ‘ başlıklı yazı dizisinde, önce 27 Mayıs Darbesini ele almış, bu darbenin öncesi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Önceki bölümler:</p>
<ul>
<li><a title="Permanent Link to Devlet Kuranların Millet Kurgusu; 27 Mayıs 1960 Darbesi(1): İhtilal'e Doğru" href="http://www.derindusunce.org/2010/05/27/devlet-kuranlarin-millet-kurgusu-27-mayis-1960-darbesi1-ihtilale-dogru/">Devlet Kuranların Millet Kurgusu; 27 Mayıs 1960 Darbesi(1): İhtilal&#8217;e Doğru </a></li>
<li><a title="Permanent Link to Devlet Kuranların Millet Kurgusu; 27 Mayıs 1960 Darbesi(2): Dayatılan Son, İhtilal!" href="http://www.derindusunce.org/2010/05/28/devlet-kuranlarin-millet-kurgusu-27-mayis-1960-darbesi2-dayatilan-son-ihtilal/">Devlet Kuranların Millet Kurgusu; 27 Mayıs 1960 Darbesi(2): Dayatılan Son, İhtilal!</a></li>
<li><a title="Permanent Link to Devlet Kuranların Millet Kurgusu; 27 Mayıs 1960 Darbesi (3): İhtilal Sonrası" href="http://www.derindusunce.org/2010/06/04/devlet-kuranlarin-millet-kurgusu-27-mayis-1960-darbesi-3-ihtilal-sonrasi/">Devlet Kuranların Millet Kurgusu; 27 Mayıs 1960 Darbesi (3): İhtilal Sonrası </a></li>
</ul>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/08/kanli_pazar-4.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-10980" title="kanli_pazar-4" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/08/kanli_pazar-4-219x300.jpg" alt="" width="219" height="300" /></a> Türkiye&#8217;nin darbeler tarihini yazmaya çalıştığım, ‘ <em>Devlet Kuranların, Millet Kurgusu</em> ‘ başlıklı yazı dizisinde, önce 27 Mayıs Darbesini ele almış, bu darbenin öncesi ve sonrası gelişmelerini kronolojik olarak işlemiştim. Bu dizinin arasına ‘ <em>Devlet Kurabilirsiniz, Millet Kurgulayamazsınız</em> ‘ başlığıyla anayasalarımızın tarihi seyrini eklemiştim. Bu başlıkta kronolojik olarak ilerlediğimiz yakın tarihimizin bir başka anti-demokratik girişimi olan ‘ <em>12 Mart Muhtıra&#8217;sını</em> ele almaya çalışacağım.</p>
<p>   12 Mart 1971 Muhtırası- Darbesi (?) çok girift bir hadisedir. Öyle ki, Demokrat Parti iktidarına 27 Mayıs Darbesi ile son verilmiştir. Milletin seçimi olan başbakanı asmaktan çekinmeyen zihniyet<span id="more-10978"></span> o zihniyetin yapacağı yeni bir anayasa olan 1961 Anayasasını hazırlayacak olan profesörlerin darbecilere nasıl bir anayasa istediklerini sorması üzerine hazırlanan, buna rağmen bugün mevcut anayasamızdan daha demokratik olan bir anayasa oluşturulmuştur. Bu anayasanın verdiği kısmi rahatlık sonucu nefes alan solun Türkiye içinde giriştiği faaliyetler ve devrim arzusu, liberal bir politika izleyen hükümetin yürüttüğü politikalar, içerisinde varlığının hakkını verdiği kadar, maalesef her daim darbe meraklısı olanlarında bulunduğu TSK&#8217;nın, her an müdahale etme durumu gibi etkilerin sonunda gerçekleşen vahim bir hadisedir. Ülke içerisindeki sol guruplar, dönemin AP hükümeti, TSK kadar, 12 Mart hadisesinin gerçekleşmesindeki faktörlerden biri de CIA&#8217;dir.</p>
<p> <strong>  Muhtıra Öncesi Gelişmeler</strong></p>
<p><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/08/suleyman-demirel-2.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-10981" title="suleyman-demirel-2" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/08/suleyman-demirel-2-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a> </strong>  Hiç şüphesiz tarihte gelişen olaylar birbirine etki etmiştir. Bunlardan 27 Mayıs Darbesinin etkileri 12 Mart Muhtırasını doğurmuştur.</p>
<p>   1961 yılı seçimleri sonucunda, 27 Mayıs mimarlarından CHP&#8217;nin oyları tek başına iktidara gelmesine yetmez, DP&#8217;nin bir nevi uzantısı olan AP ile koalisyon hükümeti kurmak zorunda kalırlar. 1965 seçimlerine kadar durum böyledir, o seçimden sonra iktidar artık AP&#8217;nindir. O zamanlarda millete bir kurtarıcı gibi görünen, sonraları ise her türlü taşın altından çıkacak olan isim Süleyman Demirel, partinin genel başkanıdır. Dönemin Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel sağlık sorunu yaşayınca, eski Genelkurmay başkanı Cevdet Sunay Cumhurbaşkanı olur.</p>
<p>   27 Mayıs Darbesinden sonra oluşturulan anayasanın da fırsat vermesiyle sol düşünce siyasi alanda kendini göstermeye başlamıştır. 1961 yılında TİP kurulur. TİP&#8217;in varlığı CHP&#8217;nin siyasi söylemlerini etkilemiştir, bunun yanı sıra CHP artık ‘ ortanın solu ‘na doğru kaymıştır. 1962 yılında TİP, Türkiye Sosyalist Partisi ile birleşir, yeni oluşum birçok kez Anayasa Mahkemesine bazı anayasa maddelerinin değiştirilmesi için dava açar(Aynı dönem AP, seçim sözü olan DP&#8217;liler için siyasi af konusunu gündeme taşır). Oluşumun İstanbul Milletvekili Çetin Altan&#8217;dır ve tanım yerindeyse sol o dönem en güçlü muhalefetini yapmıştır, muhtıra sonrası 20 Temmuz&#8217;da TİP kapatılır ve yöneticileri tutuklanır. Solda durum bu iken, ordu içinde 1954&#8242;lerden itibaren başlamış olan hareketlilik ve darbe hevesliliği devam etmektedir.</p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/08/cemal-madanoglu-1.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-10982" title="cemal-madanoglu-1" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/08/cemal-madanoglu-1-237x300.jpg" alt="" width="237" height="300" /></a>   12 Mart&#8217;ta rol oynayan cuntalar çok çeşitlidir ve iç içe geçmiştir. Cemal Madanoğlu&#8217;nun başı çektiği sivil cunta(?), Muhsin Batur ve Faruk Güler&#8217;in başkanlığındaki askeri cunta vardır. Bu iki isim dışında ordu içerisinde birbirinden habersiz ve bağımsız kendi aralarında müstakil darbe yapmak isteyen cuntacı guruplar da vardır. Ordu içi bu şekilde kaynıyorken, hükümetin izlediği liberal politika soldan gelen seslerin yükselmesine neden olmaktadır.</p>
<p>   Elbet malum dış mihrakları da unutmamak gerek. 21 Ocak 1972 tarihli The Daily Telegrapy gazetesi ‘ Where The CIA Has Worked ‘ başlıklı haberinde yayınladığı listede CIA&#8217;nın 1960 ve 1971 yıllarında olmak üzere iki kez Türkiye&#8217;deki siyasi gelişmelere müdahalede bulunduğunu iddia eder. Bu olaydan kısa bir süre sonra henüz iktidara hakim olan muhtıracılar bu gazetenin ülkeye girişini yasaklar.</p>
<p>   Tüm bu gelişmeler olurken dünya üzerinde de yükselen sol düşüncenin etkisinde kalan üniversitelerdeki sol görüşlü öğrenciler de seslerini yükseltmektedir. Üniversitelerde siyasi düşünceler yayılırken, silahlarda üniversiteli olmuştur. Polisin üniversiteye girmesi neredeyse mümkün değildir, aslını isterseniz polisin de üniversitede işi olmamalıdır ancak aynı üniversiteler cuntacıların yeri de olmamalıdır.</p>
<p>   Bu gergin ortam 12 Mart 1971 tarihine yaklaşırken iyice gerilmiş, olaylar büyümeye başlamıştır.</p>
<p>   16 Şubat 1969&#8242;da <em>Kanlı Pazar</em> yaşanır. Beyazıt Meydanında ABD&#8217;nin 6. Filosunu protesto etmek için toplanan gençlik örgütleri ile karşıt görüşe sahip gençler karşılaşır. Olaylar sırasında Ali Turgut Aytaç ve Duran Erdoğan bıçaklanarak öldürülür. Hatta çok acı bir şekilde bıçaklanma anı basına da yansımıştır.</p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/08/5-denizler.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-10983" title="5-denizler" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/08/5-denizler.jpg" alt="" width="228" height="205" /></a>   Haziran 1970&#8242;e gelindiğinde çalışma yaşamını ve temel sendikalar mevzuatını düzenleyen 274 sayılı İş Yasası ile 275 sayılı Sendikalar Yasasında değişiklik yapan tasarı senatodan geçirilince, DİSK yönetimi ve sendikaları durumu protesto etti, eylemler ve yürüyüşler başlattı. <em>15-16 Haziran Olaylarında</em> birçok işçinin katıldığı yürüyüş gerçekleşti, yürüyüşün birinci günü akşamı 60 günlük sıkıyönetim ilan edildi, DİSK&#8217;e bağlı birçok yönetici tutuklandı. Kadıköy&#8217;de meydana gelen olaylarda 2 işçi, 1 polis, 1 esnaf yaşamını yitirdi.</p>
<p>   <em>9 Mart 1971&#8242;de</em> olayların iç yüzü yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı. Bir zümrenin ‘ gereksiz ‘ görüşüne göre; 12 Mart Muhtırasının belki ‘ iyi ki oldu ‘ dedirtecek tek küçük gerekçesi işte bu gün yaşandı. TSK tarafından emir komuta zinciri içerisinde bu muhtıra verilmemiş olsaydı, TSK içerisinde kurulmuş olan, Cemal Madanoğlu&#8217;nun başında bulunduğu, gizli askeri cunta bu tarihte <em>askeri darbe</em> yapacaktı. Cunta içine sızmış olan Mahir Kaynak vasıtası ile darbe önceden haber alınmış ve olaya karışanlar emekliye sevk edilmişti. (Daha sonraları dönemin Devrim Gazetesi genel yayın yönetmeni Hasan Cemal bu gizli niyetleri ‘ <em>Cumhuriyeti Çok Sevmiştim</em> ‘ adlı kitabında yazmıştır.)</p>
<p>   Tüm bu kaos, kargaşa ortamında tarih 12 Mart 1971&#8242;e gelmiştir. Saat 13.00&#8242;ı gösterdiğinde Darbe TRT Radyosundan şu şekilde bildirilmiştir: </p>
<ul type="disc">
<li><em>Meclis ve hükümet, süregelen tutum, görüş ve icraatlarıyla yurdumuzu anarşi, kardeş kavgası, sosyal ve ekonomik huzursuzluklar içine sokmuş, Atatürk&#8217;ün bize hedef verdiği uygarlık seviyesine ulaşmak ümidini kamuoyunda yitirmiş ve anayasanın öngördüğü reformları tahakkuk ettirememiş olup, Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin geleceği ağır bir tehlike içine düşürülmüştür.</em></li>
</ul>
<ul type="disc">
<li><em>Türk milletinin ve sinesinden çıkan Silahlı Kuvvetleri&#8217;nin bu vahim ortam hakkında duyduğu üzüntü ve ümitsizliğini giderecek çarelerin, partiler üstü bir anlayışla meclislerimizce değerlendirilerek mevcut anarşik durumu giderecek anayasanın öngördüğü reformları Atatürkçü bir görüşle ele alacak ve inkılap kanunlarını uygulayacak kuvvetli ve inandırıcı bir hükümetin demokratik kurallar içinde teşkili zaruri görülmektedir.</em></li>
</ul>
<ul type="disc">
<li><em>Bu husus süratle tahakkuk ettirilemediği takdirde, Türk Silahlı Kuvvetleri kanunların kendisine vermiş olduğu Türkiye Cumhuriyeti&#8217;ni korumak ve kollamak görevini yerine getirerek, idareyi doğrudan doğruya üzerine almaya kararlıdır. Bilgilerinize&#8230;</em></li>
</ul>
<p><em> </em>  Ordu muhtırayı verdikten sonra Parlamento fesh edilmedi, partiler kapatılmadı, Anayasa askıya alınmadı fakat koşullar değişmişti, ordu tarafsız(?) bir başbakan aramaya koyuldu, CHP kadrolarından aranan tarafsız(!) isim bulundu; Nihat Erim. Erim 26 Mart günü CHP&#8217;den istifa etti, bağımsız başbakan hükümeti kurdu.</p>
<p>  Bir darbe daha tarihimizdeki yerini aldı. Bu darbe bir başka darbemiz olan 12 Eylül&#8217;ü doğurdu; ölenler öldü, kalan sağların bir kısmı 12 Eylül&#8217;ü yarattı, bir kısmı 12 Eylül&#8217;ü alkışladı, bir kısmı 12 Eylül&#8217;de öldü, ölemeyenler işkence gördü. Tüm bunları göremeyenler ‘ <em>ordu göreve</em> ‘ diye bağırmaya devam etti. <strong>Sonra sonra biz anladık ki, darbe siyasi meseleler kılıfına sokulmuş, vicdan yokluğudur.</strong></p>
<p>  Bu kadarı ile de kalmadı. Muhtıra verilmesi olayından sonra o dönem sağ görüşlülerce ‘ anarşist ‘ kabul edilen ve Süleyman Demirel&#8217;in idamları hakkında onay oyu verdiği Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan 6 Mayıs 1972 tarihinde idam edildi. Bu ‘ üç fidan ‘ın idealleri, inançları ve yaşamları ellerinden alınmakla kalmadı, ölümlerinden sonra 1969 yılında öldürülen arkadaşları Taylan Özgür&#8217;ün yanına gömülme istekleri yerine getirilmedi.</p>
<p>  Ölenler öldü, işkenceden kalan sağlar, onların yarım bıraktığı mirası devraldı. Öldürenler de öldürdü, hayatta olmayan katillerin görevini de onlar devraldı. Parkasını sırtından çıkarmayan bir ‘ çocuk ‘ postalların kurbanı oldu. Emperyalizm ve kapitalizm illeti, vahşeti bu gün sinsice sindiği hayatlara, o gün yağlı urgan oldu.</p>
<p>  27 Mayıs&#8217;ta sağ için gelen idam, 12 Mart&#8217;ta sol için geldi. <strong>Ve biz sonra sonra anladık ki, insan lehine dahi olsa, gerek otorite eliyle, gerekse sivil ellerce işlenen cinayetler; adı ve niyeti ne olursa olsun, insanlığın hayrına olmamıştır, olmayacaktır.</strong></p>
<p>&#8230; Bu makale ilginizi çektiyse&#8230;</p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-13075" title="kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.jpg" alt="" width="190" height="278" /></a>Hiç bir yeri işgal edemeyen ordular kendi ülkelerini işgal ederler. Çünkü bir ordunun ayakta durması için insan emeği ve maddî destek gereklidir. Normal bir ordu kaynaklarını emrinde olduğu milletten sağlar… Efendisi olan bu milletin gönüllü katkısıyla silah alır, asker toplar, <strong>YABANCI</strong> <strong>DÜŞMANLA</strong> savaşır.</p>
<p>Normal ordular efendilerini yani milleti, o milletin vatanını korurlar ya da ganimet getirebilecekleri ülkeleri işgal ederler. Yine efendilerinin emri ve izniyle yaparlar bunu.</p>
<p>Anormal ordular ise üniformalı eşkıyalardır. Disiplinsiz olduklarından <strong>YABANCI</strong> <strong>DÜŞMAN </strong>ile savaşamazlar. Kolayca yenebilecekleri <strong>İÇ DÜŞMANLAR</strong> uydururlar ve bu bahane ile kendi ülkelerini işgal ederler. Başbakan asarlar. Milletvekillerini hapse atarlar. Korumakla yükümlü oldukları halkı işkenceler altında inletirler. Üniformalı eşkiyalar ülkenin zenginliklerini tüketirler, geleceğini mahvederler.</p>
<p>Kendisini ülkenin sahibi zanneden üniformalı eşkıyaların hakim olduğu ülkeler yabancı orduların işgali altında gibidir. İşgalciler kimseye hesap vermezler. Halkın isyan etmesine engel olmak için <strong><em>“etrafımız düşmanla çevrili”</em></strong> diyerek  <strong>KORKU PROPAGANDASI</strong> yaparlar.</p>
<p>Eleştirilerden uzak kalmak için farklı inançlardan ve kültürlerden olan insanların birbirine düşman olması da bu eşkiyaların işine gelir. Bu sebeple terörü destekleyebilir hatta teröristlere silah ve para yardımında bulunabilirler.</p>
<p>Okuyacağınız kitap kendi ülkesini işgal etmiş bir ordunun kısa tarihidir. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a></strong></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2010/08/24/devlet-kuranlarin-millet-kurgusu4milleti-kiracaklardi-12-mart-muhtirasi/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2010/08/24/devlet-kuranlarin-millet-kurgusu4milleti-kiracaklardi-12-mart-muhtirasi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Cemil Çiçek, Sünnet’i bırak farzlara bak!</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/08/23/cemil-cicek-sunnet%e2%80%99i-birak-farzlara-bak/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2010/08/23/cemil-cicek-sunnet%e2%80%99i-birak-farzlara-bak/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 23 Aug 2010 14:26:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Yılmaz</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[AKP]]></category>

		<category><![CDATA[Basın günlüğü]]></category>

		<category><![CDATA[Irkçılık]]></category>

		<category><![CDATA[Türk faşizmi]]></category>

		<category><![CDATA[Türkiye'nin Cemil Çiçek Problemi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=11007</guid>
		<description><![CDATA[Cemil Bey bunu hep yapıyor, çünkü cezasız kalıyor. Irkçılık yapmayı, Ermenileri, Kürtleri hedef göstermeyi seviyor. Belki de komik buluyor bunu. Başörtüsü yasaklarına karşı aktif biçimde mücadele eden Platform Haber&#8216;den tanıdığımız Beytullah Önce kendisine gerektiği gibi bir cevap vermiş, Henüz Özgür Olamadık mail grubundan elimize ulaştı, zihnine, klavyesine sağlık:
&#8220;başbakan yardımcısı cemil çiçek, pkk militanlarının sünnetsizliği iddiasını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/08/cemil-cicek.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-11008" title="cemil-cicek" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/08/cemil-cicek.jpg" alt="" width="137" height="294" /></a>Cemil Bey bunu hep yapıyor, çünkü cezasız kalıyor. Irkçılık yapmayı, Ermenileri, Kürtleri hedef göstermeyi seviyor. Belki de komik buluyor bunu. Başörtüsü yasaklarına karşı aktif biçimde mücadele eden <a href="http://platformhaber.net/">Platform Haber</a>&#8216;den tanıdığımız <strong>Beytullah Önce</strong> kendisine gerektiği gibi bir cevap vermiş, Henüz Özgür Olamadık mail grubundan elimize ulaştı, zihnine, klavyesine sağlık:</p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>&#8220;başbakan yardımcısı cemil çiçek, pkk militanlarının sünnetsizliği iddiasını ortaya atıp, böylece konuyu ermeni meselesiyle sıkı sıkıya ilişkili bir hale getirmeye çalışmış. iddia yeni değil ama ara sıra gündeme getirilir durulur&#8230;</em></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>madem sayın çiçek sünnete bu kadar önem veriyor, o halde daha da önemli ve öncelikli olan farzları kendisine hatırlatmak bize vacip oldu.</em></p>
<ul>
<li>
<div style="padding-left: 30px;"><em> İslam, zulmü yasak eder, adaleti ve hakkaniyeti emreder. Peki yıllardır <span id="more-11007"></span>bu ülke halklarına, özellikle de Kürt halkına, devlet bunca zulmü işlerken, zulme karşı çıkma farzını neden yerine getirmemiş? Aksine zulme ortak olarak nasıl böyle büyük bir günah işleyebilmiş? Adil ve onurlu bir çözümü engelleyebilmek için bunca didinmesi nasıl bir vebaldir, hiç düşünüyor mu? </em></div>
</li>
<li>
<div style="padding-left: 30px;"><em> İslam, kavmiyetçiliği de yasak eder. Peki bugüne kadar sayın Çiçek&#8217;in Türkçü politikası önemli bir farzın yoksayılması değil midir? Madem Cemil Çiçek, sünnete bu kadar düşkün, Allah resulünün Veda Hutbesi&#8217;nde insanlar arasındaki üstünlüğün ırk ile, renk ile, soy-sop ile vs. olmadığı mealindeki emrine neden riayet etmez? </em></div>
</li>
<li>
<div style="padding-left: 30px;"><em> İslam, insanların dillerini Allah&#8217;ın kevni ayetlerinden sayar. Peki sayın Çiçek, neden hâlâ Kürtçe&#8217;nin anadil olarak eğitimde kullanılmasını savunmaz da, tam tersine gider insanlara &#8220;devlet baba&#8221;nın dilini zorla öğretmeye kalkar? Başaramayınca da derdine, tasasına düşer?</em></div>
</li>
</ul>
<p style="padding-left: 30px;"><em>bu kadar farzı yerine getirsin, fazlasıyla yeter de artar bile&#8230;&#8221;</em></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>&#8230; Bu makale ilginizi çektiyse&#8230;</em></p>
<p style="text-align: right;"><strong> </strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong>T<span style="color: #0000ff;">ürkiye’nin Ulus-Devlet Sorunu</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-full wp-image-7896" title="20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt.jpg" alt="" width="125" height="183" /></a>Devlet gibi soğuk ve katı bir yapı bizimle olan ilişkisini <strong>hukuk</strong> yerine <strong>ırkımıza</strong> ya da <strong>inançlarımıza</strong> göre düzenleyebilir mi? GERÇEK hayatı son derecede dinamik ve renkli biz “insanların”. Birden fazla şehre, mahalleye, gruba, klübe, cemaate, etnik köke, şirkete, mesleğe, gelir grubuna ait olabiliriz ve bu aidiyet hayatımız boyunca değişebilir. Oysa devletimiz hâlâ başörtüsüyle uğraşıyor, kimi devlet memurları <strong>“ne mutlu Türk’üm”</strong> demeyenleri iç düşman ilân ediyor, Sünnî İslâm derslerini zorla herkese okutuyor… Bizim paramızla, <strong>bizim iyiliğimiz için(!) bize rağmen… </strong>Kürt sorunu, başörtüsü sorunu, Hıristiyan azınlıklar sorunu… Bizleri sadece “insan” olarak göremeyen devletimizin halkıyla bir sorunu var. Türkiye’nin “sorunlarının” kaynağı sakın <strong>ulus-devlet</strong> modeli olmasın? 80 sayfalık bu kitap Kurtuluş savaşı’ndan sonra Türkiye’ye giydirilmiş olan deli gömleğine işaret ediyor.  Ne mutlu “insanım” diyene! <a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong>Kitabı buradan indirin</strong></a>.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2010/08/23/cemil-cicek-sunnet%e2%80%99i-birak-farzlara-bak/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2010/08/23/cemil-cicek-sunnet%e2%80%99i-birak-farzlara-bak/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Alternatif Bir Bölünme Önerisi</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/07/16/alternatif-bir-bolunme-onerisi/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2010/07/16/alternatif-bir-bolunme-onerisi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Jul 2010 12:08:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ekrem Senai</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[CHP]]></category>

		<category><![CDATA[Türk faşizmi]]></category>

		<category><![CDATA[bölücülük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=10546</guid>
		<description><![CDATA[Kendimi bildim bileli Atatürk ilke ve inkılaplarını kendine ilke edinmiş ve yaşam stilini Batıya tandanslamış abi ve ablalarım ülkenin bölüneceği, parçalanacağı korkusu salmakla ömür tüketmişler, gazetelerine Türkiye&#8217;nin doğu bölgelerinin Kürdistan olarak çizildiği haritaları büyük bir infialle manşet olarak yerleştirmişlerdir. Nasıl oluyor da şimdi bölünmenin de tartışılması gerektiği noktasına gelebiliyorlar?
 Ertuğrul Özkök geçenlerde bir yazı yazdı ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/07/fark_2.jpg"><img class="size-medium wp-image-10547 alignleft" title="fark_2" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/07/fark_2.jpg" alt="" width="214" height="206" /></a>Kendimi bildim bileli Atatürk ilke ve inkılaplarını kendine ilke edinmiş ve yaşam stilini Batıya tandanslamış abi ve ablalarım ülkenin bölüneceği, parçalanacağı korkusu salmakla ömür tüketmişler, gazetelerine Türkiye&#8217;nin doğu bölgelerinin Kürdistan olarak çizildiği haritaları büyük bir infialle manşet olarak yerleştirmişlerdir. Nasıl oluyor da şimdi bölünmenin de tartışılması gerektiği noktasına gelebiliyorlar?</p>
<p> Ertuğrul Özkök geçenlerde bir yazı yazdı ve madem her şeyi artık serbestçe konuşabiliyoruz, artık bölünme konusunu da tartışabilmeliyiz dedi ve bunu &#8220;geniş ve özgür düşünce&#8221; sanan bazıları da buna alkış tuttular, &#8220;tabi tabi, çok cesur bir çıkış, tebrik ederiz, ben zaten demiştim bunu kimse itibar etmemişti, aferin&#8221; diye onay verdiler. Yani Ertuğrul Özkök bu derece özgürlükçü olmuştu da bizim haberimiz mi olmamıştı? İşin daha ilginç bir yanı,<span id="more-10546"></span> bölünme paranoyaları içindeki ulusalcı kesimin, amiral gemisinin ex-kaptanının bu çıkışından sonra &#8220;evet, evet biz bölünmek istiyoruz, alsınlar Kürtler toprakları başlarına çalsınlar&#8221; şarkısını koro halinde söylemeye başlamaları oldu. Bu kesimin birden fikir değiştirip  hep bir ağızdan düne kadar söylediklerinin tam tersini söylemeye başlamaları ayrıca incelenmesi gereken çok ilginç bir konu.</p>
<p> &#8221;Artık bölünmeyi de konuşalım&#8221; deniyordu, halbuki bölünmekten bahseden hiçbir Kürt yoktu. Öcalan bile özerk yönetimden bahsediyor, halkların tamamen ayrıştığı ve kendi bölgelerine çekildiği bir acayip durumdan o bile bahsetmiyordu. Peki neydi bu çıkışın ardındaki saik? Nasıl oldu da Ahmet Kaya&#8217;yı &#8220;bölücü hain&#8221; diye manşetten verenler şimdi nasıl kendilerini &#8220;bölücülerin&#8221; dahi bahsetmediği senaryoları yazarken bulmuştu?</p>
<p> Özkök bu yazısından bir ya da iki gün önce CNN Türk&#8217;teydi. Arabada işime gidiyordum, radyoda tesadüfen Özkök&#8217;e rastlayınca, dur bakalım ne diyor diye merak ettim ve dinlemeye başladım. İHH ile yaptığı görüşmeden bahsediyor ve her iki cümlesinin birinde &#8220;İsrail&#8217;e büyük yanlış yapıldı, şimdi onlar bizim doğu vilayetlerimize yardım gönderiyoruz deseler ne olacak&#8230;&#8221; deyip duruyordu çok mantıklı bir analoji yapıyor gibi. Sonra bombayı patlattı ve bölünme konusuna geldi. Ses tonundan ruh halini çözmeye çalışıyordum. İzmir&#8217;den bahsederken bir medeniyet projesinin gerçekleşmiş halinden bahseder gibiydi. &#8220;Bizim&#8221; İzmir&#8217;di orası, müthiş bir yerdi, kurtarılmış bölgeydi, Batılı hayat tarzının sembolüydü, ve &#8220;bizim&#8221; olan bu şehirde ayrık otlarını görmeye tahammülü yoktu. Çevresinde Kürt görmek istemiyordu. Huzurunun bozulmasını istemiyordu. Kürtlerin buraya da tasallutundan korkuyordu. Bari orası bozulmasaydı. Yani bütün bu cesur (!) çıkışın ardındaki saik, sadece &#8220;bana bulaşmasınlar, benden uzak olsunlar&#8221; refleksinden ibaretti.</p>
<p> Ulusalcı kesimde bu Kürt geçimsizliği bilinmeyen bir şey değil. Kürtçe konuşan iki kişiyi görseler tüyleri diken diken olur. Bozuk şiveyle Türkçe konuşmaya çalışan bir Kürt eğlence sebebidir. Bu yaklaşım sadece Kürtlere karşı değil, dindarlara karşı da gözlenebilir. Bir İzmir&#8217;li için Kürt görmek ne kadar rahatsızlık verici bir şeyse başörtülü bir kadın veya sakallı bir erkek görmek de o derece sinir bozucu bir şeydir. &#8220;Farklı&#8221; olanı kendi varlığına bir tehdit olarak görür, tek çare &#8220;yok etmek&#8221; veya &#8220;uzaklaştırmak&#8221;tır.</p>
<p> Türkiye&#8217;de Türklerin Kürtlerle birlikte yaşamasına, Kürtlerin ana dillerini konuşmalarına, Türklerle eşit şartlarda yaşamasına en büyük engel işte bu &#8220;Türkiye Türklerindir&#8221; diye düşünen ve yıllardır bu insanları zorla asimile etmeye çalışan, &#8220;aslında Kürtler dağ Türküdür, karda yürürken ayakları kart kurt ses çıkarmış, sonra Kürt olmuş&#8221; gibi hezeyanlar savuran zihniyettir. Ülkenin büyük bir çoğunluğu ise Kürtlerle yaşamaktan memnundur.</p>
<p>Hazımsız ve sorunlu olan bu kesim ne yazık ki yıllardır faşist, ayrımcı yaklaşımlarıyla hem PKK&#8217;nın ortaya çıkmasına sebep olmuşlar, hem de terör ortamının yıkıcı, ayrıştırıcı dilini hakimiyet kurmak için ustalıkla manüple etmişlerdir.</p>
<p> Dolayısıyla eğer bir bölünmeden söz edilecekse bu, sorunlu, hazımsız bu vatandaşlarımızın tecridi için söz konusu olabilir. Mesela İzmir&#8217;de ikamet edecek bu insanlara otonomi verilip her türlü faşist uygulamayı yapmasına izin verebilir, kendi bölgelerine Kürt girişini yasaklayıp, başörtülülerin ve sakallıların ortalıkta dolanmasına izin vermemelerine göz yumabiliriz. Minarelerdeki Arapça ezan sesini tamamen ortadan kaldırıp, alt tabaka ile yüz yüze gelmeden rahat bir şekilde yaşamalarına eyvallah diyebiliriz. Böylece ne mahalle baskısı yaşarlar, ne kendileri gibi olmayanlardan rahatsızlık duyarlar. Ne &#8220;buraları da mı bastı bunlar?&#8221; diye korkuya kapılırlar, ne de &#8220;mini eteğimize, içkimize karışırlar&#8221; diye endişe ederler. Çünkü ülkenin, kendi gibi olmayan diğer insanlarla sorunu olan tek tipleri bunlardır. Ertuğrul Özkök&#8217;ünki kadar &#8220;cesaretli ve ezber bozan&#8221; bir öneri olarak değerlendirilmeyeceği muhakkak. Ama en azından altındaki saik bir arada yaşama isteğidir. Ülkenin bölünmesini tartışmaya açanlar, önce kendi zihniyetlerini tartışmaya açmalı. Kendi tahammülsüzlüklerini masaya yatırmalılar. Cesaret budur.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2010/07/16/alternatif-bir-bolunme-onerisi/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2010/07/16/alternatif-bir-bolunme-onerisi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Güneydoğu&#8217;daki en acı kaybımız: Masumiyetimiz!</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/07/07/guneydogudaki-en-aci-kaybimiz-masumiyetimiz/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2010/07/07/guneydogudaki-en-aci-kaybimiz-masumiyetimiz/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Jul 2010 23:33:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Konuk Yazar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Devlet Terörü]]></category>

		<category><![CDATA[Ergenekon Nedir?]]></category>

		<category><![CDATA[Irkçılık]]></category>

		<category><![CDATA[Kürtler ve Türkler]]></category>

		<category><![CDATA[Milliyetçilik]]></category>

		<category><![CDATA[PKK]]></category>

		<category><![CDATA[Terör]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Silahlı Kuvvetleri]]></category>

		<category><![CDATA[Türk faşizmi]]></category>

		<category><![CDATA[Ulus-Devlet]]></category>

		<category><![CDATA[Ulusalcılık]]></category>

		<category><![CDATA[vicdan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=10443</guid>
		<description><![CDATA[Sunuş: Geçen hafta başımıza gelen &#8220;sıradan&#8221; bir olay terörün beslendiği zemini aydınlattı bir kez daha. Türkiye&#8217;de bir çok insan karşısındakilerin içini, kalbini okuyabildiğinden o kadar emin ki birbirlerini dinlemiyorlar. Ne yaptığınız veya ne söylediğiniz değil önemli olan. Ne olduğunuz önemli.  
 Daha doğrusu ne mal olduğunuz(!). 
 Dostumuz İbrahim Becer&#8217;in &#8220;Kararı Kürtler verecek&#8221; adlı yazısını yayına girdikten [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2008/12/20081204_derin_dusunce_org_sehit_anasi.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-2486" title="20081204_derin_dusunce_org_sehit_anasi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2008/12/20081204_derin_dusunce_org_sehit_anasi.jpg" alt="" width="210" height="243" /></a>Sunuş:</em></strong><em> Geçen hafta başımıza gelen &#8220;sıradan&#8221; bir olay terörün beslendiği zemini aydınlattı bir kez daha. Türkiye&#8217;de bir çok insan karşısındakilerin içini, kalbini okuyabildiğinden o kadar emin ki birbirlerini dinlemiyorlar. Ne yaptığınız veya ne söylediğiniz değil önemli olan. Ne olduğunuz önemli.  </em></p>
<p><em> <strong>Daha doğrusu ne mal olduğunuz(!)</strong>. </em></p>
<p><em> </em><em>Dostumuz İbrahim Becer&#8217;in <a href="http://www.derindusunce.org/2010/06/28/karari-kurtler-verecek/">&#8220;Kararı Kürtler verecek&#8221; adlı yazısını</a> yayına girdikten sonra ben de dahil bir kaç yorumcu yazıda (bize göre) militarizm ve Türk milliyetçiliği kokan fikirlere itiraz ettik. Buraya kadar bir mesele yok. Ama aynı yazı bir başka sitede yayınlandığında İbrahim Bey&#8217;i yeterince millî olMAdığı için eleştirmişler. İşte böyle bir yorum:</em></p>
<p style="padding-left: 30px;">  &#8221;arkadaşım güzel yazmışsın yazından çıkan özete bakarsak askerler dolayısıyla orduyu vede türk milleti suçlu milliyetcı olmakda suç kürtler demişsın ama onlar olayın fügüranlarıdır gerçek aktörler arkapılandadır onların yaptıkları irkcılık olmuyor onların dağdaki 15 yaşındaki terörüstü veya senin deyişinle militanı acemi olmuyor ama senin yirmi yaşındaki askerin acemi eyitimsiz oluyor onlar milliyeti için savaşıyor ama senvede senin gibi yorumlayanlar milliyetten uzak amacsıs yaşayanlar hüsrana uğramaya mahkumdür terörüs amacı doğrultusunda mücadelesini veriyor ama seningibi dü-şünüp türkgençliğinini pasıvıze edip amaçsız hale getirirseniz mudafadan vede müçadeleden uzakkalır gelecekte başka ırkların esareti altında yaşamaya mahkum olurlar&#8221;</p>
<p><em> </em><em>Evet, İbrahim Becer bizim eleştirilerimize cevaben yeni bir yazı hazırlarken bu tür eleştirilere maruz kalması gerçekten düşündürücü. Tek tek bireylerin, siyasî partilerin, sloganların ötesinde ciddî bir iletişim bozukluğunu gösteriyor bütün bunlar. <strong>Basının, üniversitelerin, siyasetçilerin ve sendikaların görevlerini yapmadığı, hasta bir toplum. Fikren, vicdanen felç halinde.</strong> Fertlerin birbirini anlaMAdığı ama ne mal olduğunu bildiği(!) bir toplum. Tımarhane gibi. Zaten Türkiye&#8217;nin bölünmesi veya bütünlüğünün korunması şeklindeki siyasî taleplerin insan öldürerek dile getirilmesi de bu cinnet halinin neticesi değil mi? PKK terörüyle devlet terörü arasında ne fark var? Üstelik her ikisi de bizim vergilerimizle ayakta duruyor. &#8220;Ötekini&#8221; dinlemediğimiz müddetçe Türk ve Kürt kanı sıçrıyor üzerimize&#8230; <strong>Güneydoğu&#8217;daki en acı kaybımız da bu oldu zaten: Masumiyetimiz!</strong></em></p>
<p> İbrahim Becer&#8217;in &#8220;<em>O yazı doğru bir yazı&#8221;</em> adlı makalesini ilginize sunuyoruz. (MY)</p>
<h2> o yazı doğru bir yazı</h2>
<p> &#8221;Kararı Kürtler verecek&#8221; adlı yazıma başta Sayın Mehmet Yılmaz olmak üzere diğer yorumculardan menfi anlamda karşılık gelmesini garipsediğimi itiraf etmeliyim.</p>
<p>Polemiğe evet ama demagojiye hayır!</p>
<p> Kürtlerin sonuna kadar haklı oldukları <span id="more-10443"></span>ana dilde konuşmaları, kültürlerini gelecek kuşaklara aktarmalarını, Ape Musa&#8217;nın katilini Devletten sormaları gibi kendi belleklerini dimdik ayakta tutan öğeleri savunmalarını anlayabiliyorum.</p>
<p>Ama şunu anlayamıyorum; neden Güneydoğu Sorununa bakarken tek taraflı davranmak ihtiyacınızı iliklerinize kadar hissediyorsunuz? Sizi korkutan, sindiren, şevkinizi kıran dinamik nedir? Dağda kekik toplayan masum Köylüyü katleden zihniyete lanet okurken, İstanbul&#8217;un göbeğinde otobüse atılan molotofla can veren gencecik kızı görmezden gelmek niye?</p>
<p> Yoksa Siz İki cani arasında, fildişi kulenizin steril ortamında bir &#8220;primus interpares&#8221; bağlantısı mı kuruyorsunuz? (primus interpares; eşitler arasında ılımlı birinci)</p>
<p>         Oldu olacak kendi soruma kendi cevabımı vereyim: Çünkü Şairin dediği gibi Azizim, &#8220;işin kolayına kaçıyorsunuz&#8221;. Biraz da Hoca&#8217;nın hikâyesiyle kesişmekte yolunuz; &#8220;Hoca samanlıkta iğnesini kaybetmiş ve çıkmış dışarıda aramaya başlamış. Yoldan geçen Köylü sorunca da, Hoca; &#8220;samanlıkta iğnemi kaybettim de burada arıyorum&#8221; cevabını vermiş. Köylü: &#8220;neden samanlıkta aramıyorsun?&#8221; der demez Hoca meşrebine uygun o malum cevabı yapıştırmış: &#8220;çünkü samanlıkta aramak zoruma gitti!&#8221;</p>
<p>         Hocayla yolunuz işte bu yüzden kesişiyor Üstadım!</p>
<p>         Abdullah Öcalan&#8217;ın çözümlemelerine göz attınız mı, Ya Şemdin Sakık ve onun &#8220;Apo Kişiliği&#8221; kitabı, bir militanla telsizde geçirdiğiniz kaç saatiniz var, Fırat Haber Ajansını günü gününe takip ediyor musunuz, Adil Bilika, Mahsum Korkmaz, Şahin Baliç isimlerini daha önce hiç duydunuz mu, Abdülkadir Aygan hakkında ne biliyorsunuz peki?</p>
<p>         Bütün bunları ukalalık olsun diye anlatmıyorum hele kendimi anlatmayı nefsime zul addederim. Düşüncenin derininden dem vurulan bir sitede Kürt Sorunu hakkında kalem oynatacaksanız PKK&#8217;dan bahsetmek zorundasınız. Aksi takdirde adil olmazsınız ve dahi kalemi kalemliğinden, mürekkebi de renginden utandırırsınız.</p>
<p>         ‘Cem Ersever&#8217; ismini kullanmak bir tehdit unsuru olarak algılanmamalı Saygıdeğer Okur. Bu Ülkede hala yargı aşamasında olan Sarıkız, Ay ışığı gibi darbe planlarının yanında nur topu gibi bir &#8220;Cem Ersever&#8221; sahibi olmak inanın bana sade suya tirit kalır. O cümlenin altyapısını anlatmamamın sebebi, Sitenin sahip olduğu entelektüel idrakine olan güvenimden kaynaklanıyordu.</p>
<p>         O zaman açalım isterseniz; 1984 yılında Şemdinli&#8217;de namludan çıkan ilk mermiden bu yana tam çeyrek asır geçti. Yılda İki yüz bin askerin yolunun Güney doğuya düştüğünü varsayarsanız, kaba bir hesapla yaklaşık altı milyon insan bu kaosu, sıcak çatışma tadında yaşayıp tekrar Batı İllerine döndüler. Yaşadıkları sendromun en büyük sebeplerinden birisi de &#8220;çözümsüzlük&#8221; olgusunu birebir yaşamalarıydı. Onlar da biliyordu ki, asırlar da geçse, milyonlarca insan da ölse Güneydoğu&#8217;da bu minval üzere gidildiği müddetçe hiçbir şey değişmeyecekti.</p>
<p>         O zaman bir &#8220;kurtarıcı&#8221;, bir &#8220;salvatore&#8221;, bir &#8220;la capitan Alatriste&#8221; gelmeliydi ve Onların yapamadıklarını, tüm kuralları da ayağının altına alarak yapmalıydı. Çok basit ama aynı oranda etkili aforizmalar dökülmeliydi bu Kurtarıcının dilinden; &#8220;baş düşer, gövde dağılır&#8221; gibi. Maddi öğelerle de desteklenmeliydi bu diskur; bir gün Musa Anter öldürülmeliydi, bir diğer gün Vedat Aydın. Önemli olan tek realitenin bu kan değirmenine can taşımak olan yılların bir ürünüdür Cem Ersever.</p>
<p>         Şimdi aynı çözümsüzlük sarmalından yine geçiyoruz. Olmuyor, olmuyor, olmuyor! Askerin bırakın sınırları korumayı kendi Taburunu korumaya mecali yok. Çünkü bu sorun üzerine kafa yorması gereken yıllarda Toplum Mühendisliğine soyunmuş olmasından ve mesaisini, bu kendisiyle uzaktan yakından ilgisi olmayan işle tükettiğinden pratik anlamda hiçbir yaptırımı yok.</p>
<p>         Siyasetteki tıkanıklık Meclisle çözülecek bir tıkanıklık değil. Ohal ve Sıkıyönetim&#8217;den bahsedilmesi idrakin de tıkandığı anlamına gelmekte.</p>
<p>         İşte bütün bu sebepler 2010 model bir Cem Ersever&#8217;in önünü açar. Bunu bir öngörü olarak algılayın, bir temenni olarak değil. Bu öngörüyü dillendirmek de müsaadenizle bir &#8220;Yazar namusu&#8221; olarak anlaşılsın.</p>
<p>         İki tavırdan birini benimsemek zorundaydım: Ya iş işten geçtikten sonra kimsenin faydasına olmayacak zırvalarla zaman harcayacaktım ya da araştıracak ve gidişatı yazacaktım. Türkiye&#8217;nin bu netameli coğrafyası hakkında çok ciddi bir mesai harcadım, doğrudur. Mesaiden kastım askerlik olarak anlaşılmasın. Okudum, araştırdım, konuştum ve bir takım çıkarımlara ulaştım.</p>
<p>         Yaptığım da bunları paylaşmaktan ibarettir o kadar.</p>
<p>         Sıradan bir insan bir kahve muhabbetinde &#8220;Örgütün Giresun&#8217;da ne işi var diyebilir?&#8221; Avam&#8217;ın bunu anlamamaya sonuna kadar hakkı vardır. Gel gelelim aynı soruyu bana sorarsan, ben muhatabıma Örgütün doksanlı yıllardaki Botan-Behdinan savaş hükümeti macerasından girerim, David Galula&#8217;dan çıkarım.</p>
<p>         Ama burası kahvehane değil. Ciddi anlamda emek harcanmış bir Düşünce platformu.</p>
<p>          Eskilerin bir deyişi vardır, &#8220;galat-ı meşhur&#8221; derler.</p>
<p>         Kısaca; &#8220;gerçeğin yerine geçen büyük yalan&#8221; anlamına gelir ki bugün sıkça kullanılan &#8220;manipülasyon&#8221;  kelimesi ve onun barındırdığı anlamı da içinde barındırır. Hülasa, her iki durumda da sözü söyleyen kişinin dedikleri modifiye edilir ve ortaya bir anlamda &#8220;doğan görünümlü şahin&#8221; benzeri bir eser çıkar.</p>
<p>         Özetle, Yazdıklarımın sonuna kadar arkasında olmakla beraber söylemediklerim beni bağlamaz&#8230;</p>
<p> </p>
<p>&#8230; Bu makale ilginizi çektiyse&#8230;</p>
<p style="text-align: right;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong>Türk milliyetçiliği birleştirir mi yoksa parçalar mı?</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi.gif"><img class="alignleft size-medium wp-image-8579" title="turk_milliyetciligi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi-204x300.gif" alt="" width="133" height="204" /></a></p>
<p> <strong>İllâ ki bir tutkal/çimento mu gerekiyor? </strong>Milliyetçilik tutkalı adil ve müreffeh bir düzene alternatif olabilir mi? Adaletin, hukukun hâkim olmadığı ortamlarda Türklerin kardeşliği ne işe yarar? Belki de Türk Milliyetçiliği diğer milliyetçilikler gibi yok olmaya mahkûm bir söylem. Çünkü var olmak için “<strong>ötekine</strong>” ihtiyacı var. Ötekileştireceği bir grup bulamazsa kendi içinden “<strong>zayıf</strong>” bir zümreyi günah keçisi olarak seçiyor. Kürtler, Hıristiyanlar, Eşcinseller, solcular…150 sayfalık bu kitapta Türk Milliyetçiliğini sorguluyoruz. Müslüman ve milliyetçi olunabilir mi? Türkiye’ye faydaları ve zararları nelerdir? Milliyetçiliğin geçmişi ve geleceği, siyasete, barışa, adalete etkisiyle. <a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirin.</strong></a> </p>
<p> </p>
<p style="text-align: right;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><strong>Türkiye bölünür mü?</strong></a></p>
<p><em><a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><img class="size-medium wp-image-8409  alignleft" title="tr_bolunurmu" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/01/tr_bolunurmu-195x300.jpg" alt="" width="128" height="195" /></a>“Bebek katili! Vatan haini!…”</em> PKK terörünü lanetliyoruz ama devlet eliyle işlenen suçlara karşı daha bir toleranslıyız.  <strong>“Kürtler ve Türkler kardeştir”</strong> diyenlerin kaçı <strong>“sen benim karde<em>ş</em>imsin”</strong>  demeyi biliyor Zaza, Sorani, Kurmanci dillerinde? Ülkemizin terör sorunu ne PKK ne de Kürt kimliğiyle sınırlanamayacak kadar dallandı, budaklandı. Bazı temel soruları yeniden masaya yatırmak gerekiyor: (*) Kürtler ne istiyor? (*)  İspanya ve Kanada etnik ayrılıkçılıkla nasıl mücadele etti? (*) PKK ile mücadelede ne gibi hatalar yapıldı? (*) İslâm ne kadar birleştirici olabilir? Töre cinayetlerinden Kuzey Irak’a terörle ilgili bir çok konuyu ele aldığımız 267 sayfalık bu kitabı ilginize sunuyoruz. <a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirin.</strong></a></p>
<p> </p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong>T<span style="color: #0000ff;">ürkiye’nin Ulus-Devlet Sorunu</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-full wp-image-7896" title="20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt.jpg" alt="" width="125" height="183" /></a>Devlet gibi soğuk ve katı bir yapı bizimle olan ilişkisini <strong>hukuk</strong> yerine <strong>ırkımıza</strong> ya da <strong>inançlarımıza</strong> göre düzenleyebilir mi? GERÇEK hayatı son derecede dinamik ve renkli biz “insanların”. Birden fazla şehre, mahalleye, gruba, klübe, cemaate, etnik köke, şirkete, mesleğe, gelir grubuna ait olabiliriz ve bu aidiyet hayatımız boyunca değişebilir. Oysa devletimiz hâlâ başörtüsüyle uğraşıyor, kimi devlet memurları <strong>“ne mutlu Türk’üm”</strong> demeyenleri iç düşman ilân ediyor, Sünnî İslâm derslerini zorla herkese okutuyor… Bizim paramızla, <strong>bizim iyiliğimiz için(!) bize rağmen… </strong>Kürt sorunu, başörtüsü sorunu, Hıristiyan azınlıklar sorunu… Bizleri sadece “insan” olarak göremeyen devletimizin halkıyla bir sorunu var. Türkiye’nin “sorunlarının” kaynağı sakın <strong>ulus-devlet</strong> modeli olmasın? 80 sayfalık bu kitap Kurtuluş savaşı’ndan sonra Türkiye’ye giydirilmiş olan deli gömleğine işaret ediyor.  Ne mutlu “insanım” diyene! <a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong>Kitabı buradan indirin</strong></a>.</p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2010/07/07/guneydogudaki-en-aci-kaybimiz-masumiyetimiz/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2010/07/07/guneydogudaki-en-aci-kaybimiz-masumiyetimiz/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kurtlu Hilal Kötü Kokuyor</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/07/01/kurtlu-hilal-kotu-kokuyor/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2010/07/01/kurtlu-hilal-kotu-kokuyor/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Jun 2010 22:42:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Yılmaz</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Irkçılık]]></category>

		<category><![CDATA[Milliyetçilik]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Basını]]></category>

		<category><![CDATA[Türk faşizmi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=10376</guid>
		<description><![CDATA[Geçenlerde Zaman Gazetesi yine yapacagini yapmis, Ermeni Vahseti diye manset atmisti. Etyen Mahçupyan&#8217;a ve Dink ailesine soralim, anlatsinlar ne demekmis bu? Hinçak ve Tasnak çetelerinin 1900&#8242;lerde yaptiklari vahseti ispatlayacak (gerek varmis gibi) yeni bir toplu mezar bulunmus. Onu haber veriyorlarmis. Sonra tepki aldilar galiba, internetteki manset düzeltildi. Haydi zirtapoz bir gazeteci bozuntusu yapti bir cinlik. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2007/08/gurtlu-hilal2.jpg" alt="" width="170" height="250" />Geçenlerde Zaman Gazetesi yine yapacagini yapmis, Ermeni Vahseti diye manset atmisti. Etyen Mahçupyan&#8217;a ve Dink ailesine soralim, anlatsinlar ne demekmis bu? Hinçak ve Tasnak çetelerinin 1900&#8242;lerde yaptiklari vahseti ispatlayacak (gerek varmis gibi) yeni bir toplu mezar bulunmus. Onu haber veriyorlarmis. Sonra tepki aldilar galiba, internetteki manset düzeltildi. Haydi zirtapoz bir gazeteci bozuntusu yapti bir cinlik. Yazi isleri uyuyor mu? Nasil izin veriyorlar bu irkçiliga? Zaman&#8217;in ilk vukuati da degil bu tabi. Bazi PKK&#8217;lilarin <strong>Sünnetsiz olma suçu(!)</strong> vardi meselâ bir ara. Muhsin Yazicioglu&#8217;nu da neredeyse evliya ilan edeceklerdi!</p>
<p>Simdi de Vakit Gazetesi cadi avina çikmis. Damadi Yahudi olan generaller varmis bu ükede. Peh peh! <strong>Yahudi damadi olmak</strong> diye yeni bir suç ihdas ettiler adamlar.</p>
<p>Siz bütün <a href="http://www.google.de/url?sa=t&amp;source=web&amp;cd=3&amp;ved=0CCkQFjAC&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.derindusunce.org%2Fcategory%2Fmilliyetcilik%2F&amp;ei=IPHUTfeePI2WhQeB2eTeCw&amp;usg=AFQjCNGXEwEH74KY16Q6zkV4qUNABNIAQQ&amp;sig2=d_SDSSCEI5S0FKKpJNv8MQ" target="_blank">Türklerin tarih boyunca </a>ve dünyanin her yerinde isledikleri her suçun arkasinda durmaya hazir misiniz? Sibirya&#8217;da yasayan Yakutlardan Kuzey Irak Türkmenlerine, Almanya&#8217;daki Türk isçilerinden New Yorklu benzincilere kadar 140 milyon Türkün yedigi her halti savunabilir misiniz? Bu satirlari okudugunuz dakikalarda bile kimbilir kaç Kazak votkalari indirmis, kadinlara sarkintilik yapiyordur. Kimbilir kaç Ergenekoncu pasa yeni planlar pesindedir.</p>
<p>Ait oldugunuz etnik/dini grubun kusurlari arkasinda duramazsaniz baskasini da suçlamayin Ermeni diye. Adam kötü bir sey yapmis mi? Suçu sabit mi? <strong>&#8220;Üstünlük takvadadir&#8221;</strong> diyen bir dine mensupsunuz. OLMAK suçu yok bu dinde. YAPMAK suç. <strong>Kötü olan insan degil, eylemleri!.</strong> Japonlara bedava Kur&#8217;an dagitacaginiza kendiniz okuyun önce!</p>
<p>Hem gazetende sabahtan aksama kadar namaz saati, kandil tebirigi yayinlayacaksin, <strong>&#8220;otobüs yandi, Kur&#8217;an saglam çikti&#8221;</strong> diye Kur&#8217;an&#8217;a ilave mucize arayacaksin, hem de Ermeni olma suçu(!), Yahudi olma suçu(!) diye suç ihdas edeceksin. Eger bu çarpik kafa ile gazetecilik yap<strong>MA</strong>mis olsaydiniz Kürt Meselesi bu noktada olur muydu? Biraz da bunun üzerine teffekür edin. Bayrakli tabut resmi çekmekle, kanli mansetler yazmakla gazeteci olunmuyor.</p>
<p>Askerlik zorunlu bu memlekette ama Müslümanlik degil ki. Madem Müslümansin, irkçilik yapMAyacaksin. Yok  ALLAH&#8217;in emirlerini begenmiyorsan itiraz makami belli. Illa irkçilik yapacaksan dinimi kirletme kardesim. Kötü kokuyor. Vallahi kötü kokuyor kurtlanmis hillalleriniz!</p>
<p>&#8230; Bu makale ilginizi çektiyse&#8230;</p>
<p style="text-align: right;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong>Türk milliyetçiliği birleştirir mi yoksa parçalar mı?</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi.gif"><img class="alignleft size-medium wp-image-8579" title="turk_milliyetciligi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi-204x300.gif" alt="" width="133" height="204" /></a></p>
<p> <strong>İllâ ki bir tutkal/çimento mu gerekiyor? </strong>Milliyetçilik tutkalı adil ve müreffeh bir düzene alternatif olabilir mi? Adaletin, hukukun hâkim olmadığı ortamlarda Türklerin kardeşliği ne işe yarar? Belki de Türk Milliyetçiliği diğer milliyetçilikler gibi yok olmaya mahkûm bir söylem. Çünkü var olmak için “<strong>ötekine</strong>” ihtiyacı var. Ötekileştireceği bir grup bulamazsa kendi içinden “<strong>zayıf</strong>” bir zümreyi günah keçisi olarak seçiyor. Kürtler, Hıristiyanlar, Eşcinseller, solcular…150 sayfalık bu kitapta Türk Milliyetçiliğini sorguluyoruz. Müslüman ve milliyetçi olunabilir mi? Türkiye’ye faydaları ve zararları nelerdir? Milliyetçiliğin geçmişi ve geleceği, siyasete, barışa, adalete etkisiyle. <a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirin.</strong></a> </p>
<p> </p>
<p style="text-align: right;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><strong>Türkiye bölünür mü?</strong></a></p>
<p><em><a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><img class="size-medium wp-image-8409  alignleft" title="tr_bolunurmu" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/01/tr_bolunurmu-195x300.jpg" alt="" width="128" height="195" /></a>“Bebek katili! Vatan haini!…”</em> PKK terörünü lanetliyoruz ama devlet eliyle işlenen suçlara karşı daha bir toleranslıyız.  <strong>“Kürtler ve Türkler kardeştir”</strong> diyenlerin kaçı <strong>“sen benim karde<em>ş</em>imsin”</strong>  demeyi biliyor Zaza, Sorani, Kurmanci dillerinde? Ülkemizin terör sorunu ne PKK ne de Kürt kimliğiyle sınırlanamayacak kadar dallandı, budaklandı. Bazı temel soruları yeniden masaya yatırmak gerekiyor: (*) Kürtler ne istiyor? (*)  İspanya ve Kanada etnik ayrılıkçılıkla nasıl mücadele etti? (*) PKK ile mücadelede ne gibi hatalar yapıldı? (*) İslâm ne kadar birleştirici olabilir? Töre cinayetlerinden Kuzey Irak’a terörle ilgili bir çok konuyu ele aldığımız 267 sayfalık bu kitabı ilginize sunuyoruz. <a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirin.</strong></a></p>
<p> </p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong>T<span style="color: #0000ff;">ürkiye’nin Ulus-Devlet Sorunu</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-full wp-image-7896" title="20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt.jpg" alt="" width="125" height="183" /></a>Devlet gibi soğuk ve katı bir yapı bizimle olan ilişkisini <strong>hukuk</strong> yerine <strong>ırkımıza</strong> ya da <strong>inançlarımıza</strong> göre düzenleyebilir mi? GERÇEK hayatı son derecede dinamik ve renkli biz “insanların”. Birden fazla şehre, mahalleye, gruba, klübe, cemaate, etnik köke, şirkete, mesleğe, gelir grubuna ait olabiliriz ve bu aidiyet hayatımız boyunca değişebilir. Oysa devletimiz hâlâ başörtüsüyle uğraşıyor, kimi devlet memurları <strong>“ne mutlu Türk’üm”</strong> demeyenleri iç düşman ilân ediyor, Sünnî İslâm derslerini zorla herkese okutuyor… Bizim paramızla, <strong>bizim iyiliğimiz için(!) bize rağmen… </strong>Kürt sorunu, başörtüsü sorunu, Hıristiyan azınlıklar sorunu… Bizleri sadece “insan” olarak göremeyen devletimizin halkıyla bir sorunu var. Türkiye’nin “sorunlarının” kaynağı sakın <strong>ulus-devlet</strong> modeli olmasın? 80 sayfalık bu kitap Kurtuluş savaşı’ndan sonra Türkiye’ye giydirilmiş olan deli gömleğine işaret ediyor.  Ne mutlu “insanım” diyene! <a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong>Kitabı buradan indirin</strong></a>.</p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2010/07/01/kurtlu-hilal-kotu-kokuyor/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2010/07/01/kurtlu-hilal-kotu-kokuyor/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Irkçıların iç dünyası nasıldır?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/06/25/irkcilarin-ic-dunyasi-nasildir/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2010/06/25/irkcilarin-ic-dunyasi-nasildir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Jun 2010 22:07:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Yılmaz</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Irkçılık]]></category>

		<category><![CDATA[Milliyetçilik]]></category>

		<category><![CDATA[Türk faşizmi]]></category>

		<category><![CDATA[Ulus-Devlet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=10324</guid>
		<description><![CDATA[Terör tırmanışa geçti ya ırkçılar da uyandılar kan kokusuna. Siteye yağıyor küfürler, sloganlar, yeminler&#8230; Siliyoruz, engelliyoruz çoğunu.
Irkçılar sizin ve benimle aynı havayı soluyorlar ama içeride o oksijene, azota ne yapıyorlarsa netice hayret verici: Gün geçmiyor ki &#8220;Kürtler elektrik hırsızı, Ermeniler hain, zaten saksafonu Türkler icad etti, en uzağa Türkler gitti, en çabuk da Türkler döndü, Ne mutlu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/lego_ulus-devlet.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-10322" title="lego_ulus-devlet" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/lego_ulus-devlet-187x300.jpg" alt="" width="187" height="300" /></a>Terör tırmanışa geçti ya ırkçılar da uyandılar kan kokusuna. Siteye yağıyor küfürler, sloganlar, yeminler&#8230; Siliyoruz, engelliyoruz çoğunu.</p>
<p>Irkçılar sizin ve benimle aynı havayı soluyorlar ama içeride o oksijene, azota ne yapıyorlarsa netice hayret verici: Gün geçmiyor ki <strong><em>&#8220;Kürtler elektrik hırsızı, Ermeniler hain, zaten saksafonu Türkler icad etti, en uzağa Türkler gitti, en çabuk da Türkler döndü, Ne mutlu Türk&#8217;üm diyene, yazıklar olsun Brezilyalıyım diyene&#8230;&#8221;</em></strong> gibi sloganlar yorum diye bırakılmış olmasın siteye. Bu zırvaları genellikle siliyoruz. Yayınlanan saçmalıklar toplamın %1&#8242;idir belki. Bu %1&#8242;i yayınlıyoruz çünkü okurlar görsün istiyoruz Kemalist çamaşır makinelerinde yıkanıp cillop gibi olmuş bu beyinler ne fikirler üretiyor!  Ve umuyoruz ki olur da tam delirmemiş olan bir kaç ırkçı uyanır, titrer ve kendine gelir normal insanlarla tartışarak.</p>
<p>Trafikte, nikâh dairesinde karşınıza çıkan, okuduğunuz gazetenin köşesini yazan, yanında çalıştığınız patron veya ekmeğinizi getiren kapıcı, siyasetçiler, sınırlarımızı bekleyen askerler ve onların subayları arasında da ırkçılar var. Bunlar da dünya ve memleket meselelerini düşünmeye çalışıyor.</p>
<p>Fakat ırkçı kuş yemi ödülüyle <strong><em>&#8220;seni seviyorum&#8221;</em></strong> demeyi öğrenmiş bir papağan gibi. İlân ettiği aşk hakiki değil maddî. Madde ile mânâ birbirine karışmış çünkü. Terör mü var? Kapkaççılık arttı mı yaşadığı mahallede? Elbette Türk olamaz bu suçları işleyenler! Kanı bozuk birileri olmalı. &#8220;<a href="http://www.google.de/url?sa=t&amp;source=web&amp;cd=3&amp;ved=0CCkQFjAC&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.derindusunce.org%2Fcategory%2Fmilliyetcilik%2F&amp;ei=IPHUTfeePI2WhQeB2eTeCw&amp;usg=AFQjCNGXEwEH74KY16Q6zkV4qUNABNIAQQ&amp;sig2=d_SDSSCEI5S0FKKpJNv8MQ" target="_blank">Türk milleti asildir</a>&#8221; diye diye adam kendini gerçekten asil sanıyor.</p>
<p>Oysa <strong>&#8220;asalet insanın iyi, güzel ve doğru adına yaptığı şeylerden gelir, atalarının kurumuş kemiklerinden değil&#8221;</strong> (Hz Ali)</p>
<p>Dedik ya madde ile mânâ birbirine karışmış diye. Kaş-göz renginde, şivede, doğum yerinde kötülük arıyor adam. &#8220;Bunlar suça meyilli tipler, tarihte hiç devlet kuramadılar zaten!&#8221; Bilgi, beceri, erdem, ahlâk, iyilik kendi etinde, kanında. Ötekilerde hiç bir şey yok. Böyle ırkçılar. Ama düzelmeleri kolay değil. Site açıldığından beri bir sürü yazı girdik. Bazısıyla uzun uzun konuştuk. Ama adamların içi bozuk sanki? Kanları? Genleri? Yok yok. Irkçılığın lüzumu yok. Irkçılara karşı bile ırkçı olmayalım. İşte merak edenler için ırkçıları <strong>TEDAVi ETMEYE ÇALIŞTIĞIMIZ</strong> eski yazılardan bir demet:</p>
<ol>
<li><a title="Permanent Link to Zina da böyle bir şey işte..." href="http://www.derindusunce.org/2009/12/02/zina-da-boyle-bir-sey-iste%e2%80%a6/"><strong>Zina da böyle bir şey işte&#8230;</strong></a></li>
<li><a title="Permanent Link to O Gün Bebek Nasıl Katil Oldu?" href="http://www.derindusunce.org/2007/11/17/o-gun-bebek-nasil-katil-oldu/"><strong>O Gün Bebek Nasıl Katil Oldu?</strong></a></li>
<li><a title="Permanent Link to Milliyetçiliğin Anatomisi" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2009/07/20/milliyetciligin-anatomisi/"><strong>Milliyetçiliğin Anatomisi</strong></a></li>
<li><a href="http://www.derindusunce.org/2007/08/21/kurtlu-hilal/"><strong>Kurtlu hilal</strong></a></li>
<li><a title="Permanent Link to Atatürk Kürt Meselesinde Yanıldı" href="http://www.derindusunce.org/2009/11/13/ataturk-kurt-meselesinde-yanildi/"><strong>Atatürk Kürt Meselesinde Yanıldı </strong></a></li>
<li><a title="Permanent Link to Irkçıya kızılmaz, acınır!" href="http://www.derindusunce.org/2008/09/08/irkciya-kizilmaz-acinir/"><strong>Irkçıya kızılmaz, acınır!</strong></a></li>
<li><a title="Permanent Link to Milliyetçi Türk ırkçı mıdır?" href="http://www.derindusunce.org/2009/07/05/turk-milliyetciligi-irkci-midir/"><strong>Milliyetçi Türk ırkçı mıdır?</strong></a></li>
<li><a title="Permanent Link to Önce Vatan mı, Önce Adalet mi?" href="http://www.derindusunce.org/2009/10/16/once-vatan-mi-once-adalet-mi/"><strong>Önce Vatan mı, Önce Adalet mi?</strong></a></li>
<li><a title="Permanent Link to Dinlerarası diyalog : Diyanetizm ve İslâm" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2009/10/22/dinlerarasi-diyalog-diyanetizm-ve-islam/"><span style="color: #3366ff;"><strong>Dinlerarası diyalog : Diyanetizm ve İslâm</strong></span></a></li>
</ol>
<p>Ve üç kitap :<span id="more-10324"></span></p>
<p><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/01/tr_bolunurmu.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-8409" title="tr_bolunurmu" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/01/tr_bolunurmu-195x300.jpg" alt="" width="162" height="250" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank">Türkiye bölünür mü?</a></strong></p>
<p><em>&#8220;Bebek katili! Vatan haini!&#8230;&#8221;</em> PKK terörünü lanetliyoruz ama devlet eliyle işlenen suçlara karşı daha bir toleranslıyız.  <strong>&#8220;Kürtler ve Türkler kardeştir&#8221;</strong> diyenlerin kaçı <strong>&#8220;sen benim karde</strong><em><strong>ş</strong></em><strong>imsin&#8221;</strong>  demeyi biliyor Zaza, Sorani, Kurmanci dillerinde? Ülkemizin terör sorunu ne PKK ne de Kürt kimliğiyle sınırlanamayacak kadar dallandı, budaklandı. Bazı temel soruları yeniden masaya yatırmak gerekiyor: (*) Kürtler ne istiyor? (*)  İspanya ve Kanada etnik ayrılıkçılıkla nasıl mücadele etti? (*) PKK ile mücadelede ne gibi hatalar yapıldı? (*) İslâm ne kadar birleştirici olabilir? Töre cinayetlerinden Kuzey Irak&#8217;a terörle ilgili bir çok konuyu ele aldığımız 267 sayfalık bu kitabı ilginize sunuyoruz. <a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirin.</strong></a><strong> </strong></p>
<p><strong></strong></p>
<p><strong></strong></p>
<p><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi.gif"><img class="alignleft size-medium wp-image-8579" title="turk_milliyetciligi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi-204x300.gif" alt="" width="169" height="263" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank">Türk milliyetçiliği birleştirir mi yoksa parçalar mı?</a></strong></p>
<p> <strong>İllâ ki bir tutkal/çimento mu gerekiyor? </strong>Milliyetçilik tutkalı adil ve müreffeh bir düzene alternatif olabilir mi? Adaletin, hukukun hâkim olmadığı ortamlarda Türklerin kardeşliği ne işe yarar? Belki de Türk Milliyetçiliği diğer milliyetçilikler gibi yok olmaya mahkûm bir söylem. Çünkü var olmak için &#8220;<strong>ötekine</strong>&#8221; ihtiyacı var. Ötekileştireceği bir grup bulamazsa kendi içinden &#8220;<strong>zayıf</strong>&#8221; bir zümreyi günah keçisi olarak seçiyor. Kürtler, Hıristiyanlar, Eşcinseller, solcular&#8230;150 sayfalık bu kitapta Türk Milliyetçiliğini sorguluyoruz. Müslüman ve milliyetçi olunabilir mi? Türkiye&#8217;ye faydaları ve zararları nelerdir? Milliyetçiliğin geçmişi ve geleceği, siyasete, barışa, adalete etkisiyle. <a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirin.</strong></a> </p>
<p>  </p>
<p><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-7896" title="20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt.jpg" alt="" width="168" height="230" /></a> </strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong>Türkiye&#8217;nin Ulus-Devlet Sorunu</strong></a></p>
<p>Devlet gibi soğuk ve katı bir yapı bizimle olan ilişkisini <strong>hukuk</strong> yerine <strong>ırkımıza</strong> ya da <strong>inançlarımıza</strong> göre düzenleyebilir mi? GERÇEK hayatı son derecede dinamik ve renkli biz &#8220;insanların&#8221;. Birden fazla şehre, mahalleye, gruba, klübe, cemaate, etnik köke, şirkete, mesleğe, gelir grubuna ait olabiliriz ve bu aidiyet hayatımız boyunca değişebilir. Oysa devletimiz hâlâ başörtüsüyle uğraşıyor, kimi devlet memurları <strong>&#8220;ne mutlu Türk&#8217;üm&#8221;</strong> demeyenleri iç düşman ilân ediyor, Sünnî İslâm derslerini zorla herkese okutuyor&#8230; Bizim paramızla, <strong>bizim iyiliğimiz için(!) bize rağmen&#8230; </strong>Kürt sorunu, başörtüsü sorunu, Hıristiyan azınlıklar sorunu&#8230; Bizleri sadece &#8220;insan&#8221; olarak göremeyen devletimizin halkıyla bir sorunu var. Türkiye&#8217;nin &#8220;sorunlarının&#8221; kaynağı sakın <strong>ulus-devlet</strong> modeli olmasın? 80 sayfalık bu kitap Kurtuluş savaşı&#8217;ndan sonra Türkiye&#8217;ye giydirilmiş olan deli gömleğine işaret ediyor.  Ne mutlu &#8220;insanım&#8221; diyene! <a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong>Kitabı buradan indirin</strong></a>.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2010/06/25/irkcilarin-ic-dunyasi-nasildir/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2010/06/25/irkcilarin-ic-dunyasi-nasildir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>

