<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>Derin Düşünce &#187; siyonizm</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/category/siyonizm/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Fri, 25 May 2012 09:41:57 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Sarkozy için ya zafer ya ölüm!</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/05/05/sarkozy-icin-ya-zafer-ya-olum/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/05/05/sarkozy-icin-ya-zafer-ya-olum/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 May 2012 23:54:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Yılmaz</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Fransa]]></category>

		<category><![CDATA[siyonizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21784</guid>
		<description><![CDATA[ 
Giyotin yoksa bile hapis var
Sarkozy&#8217;nin kirli işlerini bilenler rastlantıya(!) bakın ki bir bir öldürülüyor. Libya eski petrol bakanlarından Şükrü Ghanem Viyana&#8217;da Tuna nehrinde ölü bulundu. Yakınlarından biri kalp krizinden öldüğünü açıklamış kişa bir süre önce. Takip edildiğini, korktuğunu söylüyormuş.
 Hadise özünde biraz&#8230; karışık. Fransa dünyada en fazla silah üreten ve satan ülkelerden biridir. Komünizm tehlikesinin(!) ortadan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="TEXT-ALIGN: center"><em><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/05/giyotin_sarkozy.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-21785" title="giyotin_sarkozy" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/05/giyotin_sarkozy.jpg" alt="" width="390" height="488" /></a> </strong></em></p>
<p><em><strong>Giyotin yoksa bile hapis var</strong></em></p>
<p>Sarkozy&#8217;nin kirli işlerini bilenler rastlantıya(!) bakın ki bir bir öldürülüyor. <a href="http://www.bbc.co.uk/news/world-europe-17889660" target="_blank">Libya eski petrol bakanlarından Şükrü Ghanem Viyana&#8217;da Tuna nehrinde ölü bulundu</a>. Yakınlarından biri kalp krizinden öldüğünü açıklamış kişa bir süre önce. Takip edildiğini, korktuğunu söylüyormuş.</p>
<p> Hadise özünde biraz&#8230; karışık. Fransa dünyada en fazla silah üreten ve satan ülkelerden biridir. Komünizm tehlikesinin(!) ortadan kalktığı bir dönemde elbette Ortadoğu ve Afrika&#8217;ya barış gelmesi çok kârlı olmayacaktı. Üstelik Sarkozy&#8217;nin başa gelmesi ile bazı gariplikler derhal başgöstermişti :</p>
<ul>
<li>İsrail ile askerî işbirliğinde patlama,</li>
<li>Namaz, çarşaf, başörtüsü, helâl etle ilgili &#8220;güvenlik&#8221; yasaları,</li>
<li>Sarkozy&#8217;nin etrafını saran duvarcılar&#8230; (Bkz. <a href="http://www.derindusunce.org/2011/03/22/dikkat-duvar-ustasi/">Dikkat! Duvar Ustası!</a>)</li>
<li>Önemli bir kısmının Rus, Ukrayna Yahudisi ailelerden gelmesi,</li>
<li>Bu Fransız duvarcıların ABD&#8217;deki polisleri Müslüman avına hazırlaması, toplu film gösterileri,&#8230;</li>
</ul>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/05/sarkozy_hapis.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-21794" title="sarkozy_hapis" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/05/sarkozy_hapis.jpg" alt="" width="200" height="262" /></a> Fakat Fransız gazetecileri bu konularda suskundur. <strong><em>Media Part</em></strong> ve <strong><em>Charlie Hebdo</em></strong> gibi bir kaç istisna dışında hiç biri bu gariplikleri yazmaz. Çünkü Fransa&#8217;da yazılı basının önemli bir kısmı silah üreten firmalara aittir.</p>
<p> Sarkozy seçimi kaybederse işler tersine dönebilir. Susturduğu hakim ve savcıların, hatta gazetecilerin bir kısmı konuşmaya başlayabilir. Ayrıca gizli servis, iç işleri bakanlığı vb yerlerden pis kokular gelecektir. Karaçi dosyası ve silah satışıyla ilgili diğer retro-komisyon skandalları Sarkozy&#8217;nin hapse girmesine yol açabilir.</p>
<p> </p>
<p>&#8230; Bu konuda e-kitap okumak için&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/filistin_israil.pdf" target="_blank">Yahudi oldukları için mi zalimler?</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/filistin_israil.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-medium wp-image-9555" title="israil_siyonizm_zulum" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/israil_siyonizm_zulum-194x300.jpg" alt="" width="133" height="190" /></a>İsrail bir çok bakımdan Türkiye’ye benzeyen bir ülke. Paranoyak bir ulus-devlet. <strong><em>“Yoktan var edilmiş bir millet”</em></strong> dört tarafı <strong><em>“düşmanla çevrili”</em></strong> kutsal bir vatanda yaşıyor. Terör tehlikesine karşı ülkenin güvenliği için(?) haklar ve özgürlükler çiğneniyor. Devlet eliyle düşman üretiliyor! </p>
<p style="text-align: justify;">Gidemeyenlerin ülkesi oluyor İsrail… Kendi zulmü altında ezilen, korku içinde yaşayan, dünyasıyla beraber Ahiret’ini de kaybetmiş olan <strong>İsrailli</strong> zannederim <strong>Filistinliden</strong> bile daha zavallı bir durumda bu yüzden. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/filistin_israil.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz</a></strong>.</p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong> <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/islamcilik_kitap_k.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-14898" title="islamcilik_kitap_k" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/islamcilik_kitap_k.jpg" alt="" width="118" height="183" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/Islamcilik-devrim-demokrasi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"> İslâmcılık, Devrim ile Demokrasi Kavşağında </span></a></strong></p>
<p>Müslümanca yaşamak için devletin de “Müslüman” olması mı gerekiyor? Bu o kadar net değil. Çünkü İslâm’ın gereği olan “kısıtlamaları” insan en başta kendi nefsine uygulamalı. Aksi takdirde dinî mecburiyet ve yasakların kanun gücüyle dayatılması vatandaşı çocuklaştırıyor ister istemez. <strong>İ</strong><strong>yi-kötü ayrımı yapmak, iyiden yana tercih kullanacak cesareti bulmak gibi insanî güzellikler devletin elinde bürokratik malzeme haline geliyor. </strong>21ci asırda Müslümanca yaşamak kolay değil. Yani İslâm’ın özüne dair olanı, değişmezleri korumak ama son kullanma tarihi geçmiş geleneklerden kurtulmak. AKP’yi iktidara taşıyan fikrî yapıyı, Demokrasi-İslâm ilişkisini, İran’ı ve Milli Görüş’ü  sorguladığımız bu kitabı ilginize sunuyoruz. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/Islamcilik-devrim-demokrasi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a></strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"> <span style="color: #0000ff;"><strong>M<span><span><span>ü</span>slüman’ın Zaman’la imtihanı </span></span></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091210_derin_dusunce_org_musluman.jpg"></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/musluman_zaman.pdf" target="_blank"><span style="color: #3366ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-7624" title="20091210_derin_dusunce_org_musluman" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091210_derin_dusunce_org_musluman-203x300.jpg" alt="" width="114" height="155" /></span></a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Sunuş</strong>: Müslümanlar dünyanın toplam nüfusunun %20’sini teşkil ediyorlar ama gerçek anlamda bir birlik yok. Askerî  tehditler karşısında birleşmek şöyle dursun birbiriyle savaş halinde olan Müslüman ülkeler var. Dünya ekonomisinin sadece %2-%3′lük bir kısmını üretebilen İslâm ülkeleri Avrupa Birliği gibi tek bir devlet olsalardı <strong><em>Gayrı Safi Millî Hasıla bakımından SADECE Almanya kadar </em></strong>bir ekonomik güç oluşturacaklardı. Bu bölünmüşlüğü ve <strong><em>en sonda, en altta kalmayı tevekkülle(!) kabul etmenin</em></strong> bedeli çok ağır: Bosna’da, Filistin’de, Çeçenistan’da, Doğu Türkistan’da ve daha bir çok yerde zulüm kol geziyor. Müslümanlar ağır bir imtihan geçiyorlar. Yaşamlarını şekillendiren şeylerle ilişkilerini gözden geçirmekle başlıyor bu imtihan. Teknolojiyle, lüks tüketimle, savaşla, kapitalizmle, demokrasiyle , “ötekiler” ile ve İslâm ile olan ilişkilerini daha sağlıklı bir zemine oturtabilecekler mi? <a href="http://www.derindusunce.org/img/musluman_zaman.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><strong><em>Müslüman’ın Zaman’la imtihanı</em></strong> </span></a>adındaki 204 sayfalık bu kitap işte bütün bu konuları sorgulayan ve çözümler öneren makalelerden oluşuyor.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/05/05/sarkozy-icin-ya-zafer-ya-olum/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/05/05/sarkozy-icin-ya-zafer-ya-olum/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>ABD&#8217;nin sonu?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/05/17/abdnin-sonu/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/05/17/abdnin-sonu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 May 2011 17:08:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tavit Kilimciyan</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Amerikan Saldırganlığı]]></category>

		<category><![CDATA[Basın günlüğü]]></category>

		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>

		<category><![CDATA[baris]]></category>

		<category><![CDATA[siyonizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=16213</guid>
		<description><![CDATA[İsrail&#8217;in propagandacıları, Suriye ve Golan Tepeleri arasındaki eskiden sessiz sınırdaki gösterilerin arkasında Suriye hükümeti olduğunu söylüyor; Suriyeliler, Baasçıların iç katliamlarından dikkati başka yöne çekmeye çalışıyormuş. Öte yandan, Şam&#8217;dan benzeri bir ses yükseliyor; caddelerindeki hükümet-karşıtı protestolar Mossad&#8217;ın işiymiş. Bu ikisi kamuoyu diplomasi alanında birbirleriyle dövüşebilirler ve birbirlerini şeytan ilan edebilirler, ancak gerek Tel Aviv gerekse Şam [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/misir-devrim1.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-14713" title="misir-devrim1" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/misir-devrim1-300x209.jpg" alt="" width="300" height="209" /></a>İsrail&#8217;in propagandacıları, Suriye ve Golan Tepeleri arasındaki eskiden sessiz sınırdaki gösterilerin arkasında Suriye hükümeti olduğunu söylüyor; Suriyeliler, Baasçıların iç katliamlarından dikkati başka yöne çekmeye çalışıyormuş. Öte yandan, Şam&#8217;dan benzeri bir ses yükseliyor; caddelerindeki hükümet-karşıtı protestolar Mossad&#8217;ın işiymiş. Bu ikisi kamuoyu diplomasi alanında birbirleriyle dövüşebilirler ve birbirlerini şeytan ilan edebilirler, ancak <strong>gerek Tel Aviv gerekse Şam temelde aynı saftadır</strong>; bir zamanlar kaçılması-imkânsız olduğu düşünülen ancak şimdilerde çürüklüğü ortaya çıkan dikkatlice-inşa edilmiş hapishane toplumlarını tehdit eden insanî dalgaya karşı savaşmaktadırlar.</p>
<p>Osmanlı gerilemesine ve nihayet çöküşüne uğrayan yüksek bir medeniyetin yeniden ikamesi bir Arap Aydınlanması&#8217;yla sona erebilir ya da Orta Doğu&#8217;yu yeniden-karanlığa boğacak bölgesel bir savaşta ve toplu bir kendini-yakmada zirve-hazzına ulaşılabilir. Buna rağmen en azından hâlihazırdaki kaostan bir sonuç çıkarılabilir; ABD, yoldan kenara çekilmelidir. <a href="http://www.timeturk.com/tr/2011/05/17/abd-kacinilmaz-son-a-daha-da-yakin.html" target="_blank">TAMAMI</a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/05/17/abdnin-sonu/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/05/17/abdnin-sonu/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Son Firavun</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/02/02/son-firavun/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/02/02/son-firavun/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Feb 2011 18:11:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Korsan Mahyacı Kâmil</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Mısır]]></category>

		<category><![CDATA[Serin Devlet]]></category>

		<category><![CDATA[siyonizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=14663</guid>
		<description><![CDATA[Cellat uyandı yatağında bir gece
&#8220;Tanrım&#8221;  dedi  &#8220;Bu ne zor bilmece :
Öldürdükçe çoğalıyor adamlar
Ben tükenmekteyim öldürdükçe&#8230;&#8221;
[...]
Elinde ne piyon kaldı, ne vezir, ne kale
Düştü birbiri ardına atlar, filler
Ama şah hâlâ direnmekte
Yeni taşlar bulundu çünkü : Köpekler&#8230;
(Ataol Behramoğlu)
Share on Facebook]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/hosni_mubarak.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-14664" title="hosni_mubarak" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/hosni_mubarak.jpg" alt="" width="187" height="256" /></a>Cellat uyandı yatağında bir gece<br />
&#8220;Tanrım&#8221;  dedi  &#8220;Bu ne zor bilmece :<br />
Öldürdükçe çoğalıyor adamlar<br />
Ben tükenmekteyim öldürdükçe&#8230;&#8221;</p>
<p>[...]</p>
<p>Elinde ne piyon kaldı, ne vezir, ne kale<br />
Düştü birbiri ardına atlar, filler<br />
Ama şah hâlâ direnmekte<br />
Yeni taşlar bulundu çünkü : Köpekler&#8230;</p>
<p>(Ataol Behramoğlu)</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/02/02/son-firavun/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/02/02/son-firavun/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Türkü öldür, yat dinlen (Uri Avnery)</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/06/18/turku-oldur-yat-dinlen/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2010/06/18/turku-oldur-yat-dinlen/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Jun 2010 11:18:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aisha Benghazi</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Basın günlüğü]]></category>

		<category><![CDATA[siyonizm]]></category>

		<category><![CDATA[Çeviri]]></category>

		<category><![CDATA[İsrail]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=10262</guid>
		<description><![CDATA[Açık denizde kara sularının dışında gemi donanma tarafından durduruldu. Komandolar gemiye çıktılar. Güvertedeki yüzlerce insan direndi, askerler zor kullandılar. Bazı yolcular öldürüldü, pek çoğu yaralandı. Gemi limana getirildi, yolcular zorla indirildi. Dünya onları rıhtımda yürürken seyretti, erkek, kadın, genç, yaşlı, hepsi perişan vaziyette ve her biri iki askerin arasında.
Geminin ismi ‘Exodus 1947’ydi. Soykırımdan kurtulmuş insanlarla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Açık denizde kara sularının dışında gemi donanma tarafından durduruldu. Komandolar gemiye çıktılar. Güvertedeki yüzlerce insan direndi, askerler zor kullandılar. Bazı yolcular öldürüldü, pek çoğu yaralandı. Gemi limana getirildi, yolcular zorla indirildi. Dünya onları rıhtımda yürürken seyretti, erkek, kadın, genç, yaşlı, hepsi perişan vaziyette ve her biri iki askerin arasında.</p>
<p>Geminin ismi ‘Exodus 1947’ydi. Soykırımdan kurtulmuş insanlarla doluydu ve Britanya ablukasını yarıp Filistin sahillerine ulaşabilmek ümidiyle Fransa’dan yola çıkmıştı. Eğer oraya varabilmelerine izin verilseydi, kıyıya çıkacaklar, yasa dışı mülteci sayıldıkları için Britanya askerleri daha önce yaptıkları gibi onları alıp Kıbrıs’taki tutuklu kamplarına <a href="http://www.koxuz.org/anasayfa/node/6261" target="_blank">DEVAMI KOXUZ&#8217;DA</a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2010/06/18/turku-oldur-yat-dinlen/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2010/06/18/turku-oldur-yat-dinlen/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İsrail&#8217;den El Kaideli Tuzak!</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/06/14/anglo-yahudi-ittifakindan-el-kaideli-tuzak/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2010/06/14/anglo-yahudi-ittifakindan-el-kaideli-tuzak/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 Jun 2010 17:40:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ayla Chignardet</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Basın günlüğü]]></category>

		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>

		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>

		<category><![CDATA[siyonizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=10242</guid>
		<description><![CDATA[Yusuf Gezgin 
Ne El Kaide&#8217;si?
Ne tuzağı?
Türkiye&#8217;nin El Kaide denilen silahlı terör örgütü ile ne işi olabilir ki?
&#8220;Türkiye ılımlı İslam&#8217;ın ve teröre cevaz ve taviz vermeyen tarikatlerin, cemaatlerin, gurupların olduğu bir ülke. Bu ülkede İslamcılar kıyımlara uğradığında, Kur&#8217;an öğrenmeleri, ezan okumaları yasaklandığında bile silaha müracaat etmeyi düşünmediler de; şimdi mi silaha başvuracaklar? Marjinal, güdümlü silahlı guruplar çıksa [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.aktifhaber.com/author_article_detail.php?id=7303" target="_blank">Yusuf Gezgin</a></strong> <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2007/10/kurt-kapani-image2.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-418" title="kurt-kapani-image2.jpg" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2007/10/kurt-kapani-image2.jpg" alt="" width="295" height="202" /></a></p>
<p>Ne El Kaide&#8217;si?</p>
<p>Ne tuzağı?</p>
<p>Türkiye&#8217;nin El Kaide denilen silahlı terör örgütü ile ne işi olabilir ki?</p>
<p>&#8220;Türkiye ılımlı İslam&#8217;ın ve teröre cevaz ve taviz vermeyen tarikatlerin, cemaatlerin, gurupların olduğu bir ülke. Bu ülkede İslamcılar kıyımlara uğradığında, Kur&#8217;an öğrenmeleri, ezan okumaları yasaklandığında bile silaha müracaat etmeyi düşünmediler de; şimdi mi silaha başvuracaklar? Marjinal, güdümlü silahlı guruplar çıksa dahi, Türkiye&#8217;nin imajını bozacak etkinlikte değiller!&#8221; diye düşünülebilir. Doğrudur; Türkiye radikal ve silahlı guruplara müsait bir dini ve toplumsal ortama, anlayışa sahip değil.</p>
<p>Ama Irak, Pakistan, Yemen, hatta Sudan gibi ülkelerde<span id="more-10242"></span> böyle düşünüyorlardı. Sonra birden kendilerini &#8220;silahlı İslamcı terör gurupları&#8221;nın eylemleri arasında buldular. Batılılar, Anglo-Yahudi ittifakı hedefe aldığı ülkeleri bir şekilde bu örgüte bulaştırmaktaydı. El Kaide diye bir örgüt ürettiler, bu örgütü dünyada &#8220;marka&#8221; haline getirdiler <a href="http://www.aktifhaber.com/author_article_print.php?id=3581">(bakınız El Kaide kimin eli?).</a> Sonra örgüte militanlar, elemanlar imal ettiler, bu militanları vurmak-işgal etmek istedikleri ülkelerle iltisaklı hale getirdiler. O ülkelerde örgüt namına eylemler yaptırdılar. Zulme-işgale isyan eden, cihat ettiğini zanneden bir kısım insanlar bu örgütlerin ağına düştü; kısır bir döngü kuruldu. Beyni kendi kontrollerinde, elleri-ayakları &#8220;mücahit!&#8221;lerden oluşan; bulaştırılan ülkenin başına bela olan, o ülkenin uluslarası toplumdan tecrit edilmesini netice veren, kullanışlı enstrümanlar oluşturuldu birileri hesabına. Sonra o ülkeler ne yaptılarsa kendilerini aklayamadılar. Kurban ülke, batıya ABD-Yahudi ittifakına ya gönüllü teslim olacaktı veya El Kaide vs gerekçe gösterilerek işgal edilecekti.</p>
<p>Türkiye epeydir ABD-İsrail ittifakına rağmen politikalar geliştiriyor, inisiyatifler alıyordu ve bu durum Anglo-Yahudi ittifakını ciddi olarak rahatsız etmekteydi. Türkiye ABD-İsrail menfetatlerine teslim bir çizgiden çıkıyor; bağımsız, kendi odaklı politikalar üretiyor ve bunları uyguluyordu. &#8220;One minute&#8221; krizinden sonra gemi baskını ultimatomu, ardında BM&#8217;de İran&#8217;a uygulanacak &#8220;Ambargoya Hayır&#8221; demesi bu kesimi iyice dellendirmişe benziyor. <strong>Herşey bir yana Anglo-Yahudi dostlarımızı asıl geren konu Ergenekon davasıdır.</strong> <strong>Zira Ergenekon soruşturmasıyla Türkiye içinde tepe tepe kullandıkları örgütler, kişiler kodese tıkılmıştır ve hareket kabiliyetleri iyiden iyiye azalmıştır.</strong></p>
<p>Türkiye İran&#8217;la münasebetler geliştiriyor, Suriye ile iyi geçiniyordu. Arap ülkeleriyle bağlarını güçlendiriyordu. Yüzünü batıdan dönmese de, batıya bağımlılığını azaltıyor, etki alanını genişletiyordu. <strong><span style="text-decoration: underline;">Türkiye&#8217;nin bu tutumu Lozan&#8217;dan sonra kendisine biçilen role aykırıydı.</span></strong> <strong>Türkiye bütün komşularıyla ve akrabalarıyla hasım olmalı, yüzü sadece batıya dönük ve batıya kayıtsız şartsız teslim olmalıydı.</strong> Batı değerlerinin dışında başka değer, norm tanımamalıydı. <strong>Türkiye için belirlenen eksen buydu. Bunun dışındaki her kahareket, eksen kayması, batıdan uzaklaşma olarak görülecekti. </strong></p>
<p>AKP hükümetleri döneminde bu kalıplar epeyce kırıldı. İsrail&#8217;e karşı takındığı tavır ise bardağı taşıran damlalar oldu. Türkiye hapsedildiği kafesten çıkmaya, bostanı genişletmeye çalışıyordu. Bu tutum cezasız bırakılamazdı. Zira <strong>Türkiye</strong> <strong>90 yıllık statükoyu zorluyor; efendilerine kafa tutuyordu. </strong></p>
<p>Uzun süre ABD&#8217;de gazetecilik yapan Yasemin Çongar ABD kaynaklarından alıntılarla zenginleştirdiği köşesinde &#8220;Eksen Kayması&#8221; mırıltılarına bakın nasıl ayna tutuyor;</p>
<p><em>&#8220;</em><em>Neokonlar Türkiye&#8217;ye karşı saldırıya geçti&#8230;Neokonlar, Erdoğan liderliğindeki AKP hükümetini cezalandırmak için ABD&#8217;nin Ankara&#8217;yı NATO&#8217;dan atmaya çalışmasını talep edecek kadar ileri gittiler</em><em>&#8230;&#8221;NATO üyesi olan Türkiye, ittifakın terörizm ve İran konularındaki istihbarat bilgilerine sahiptir. Eğer Türkiye&#8217;nin en iyi dostları İran, Hamas, Suriye ve Brezilya olacaksa, bu istihbaratın güvenliği kuşkuludur&#8230; &#8220;ABD, Türkiye&#8217;yi ittifaktan çıkarmanın başlangıç aşaması olarak, bu ülkeyle askerî işbirliğini askıya almayı ciddiyetle düşünmelidir.&#8221;&#8230; Michael Rubin, Türkiye&#8217;yi &#8221;İsrail&#8217;in düşmanlarına silah kaçıran bir ülke&#8221; diye nitelendirecek kadar ileri gitmektedir&#8230;&#8221; </em></p>
<p>Ayrıca  Çongar<em>; </em>Washington&#8217;da geçirdiği on üç yıl boyunca, bu neokon çevrenin, Türkiye&#8217;deki laikçi elit ve üst rütbeli generallerle yakın siyasi istişarelerde bulunduklarına defalarca tanık olduğunu, e-muhtıradan, 367 krizine kadar pek çok olayda <strong><span style="text-decoration: underline;">Neocon-Ergenekon ortaklığını</span></strong> <strong>gördüğünü ifade ediyor. Şimdi de aynı kesimlerin &#8220;eksen kayması&#8221; kampanyasına dört elle sarıldıklarını aktarıyor.</strong> (Taraf,  11.06.2010)</p>
<p>Eksen kayması söylemini üretenlerin asıl sorunu Türkiye&#8217;nin, &#8220;batıya teslimiyet&#8221; tavrını terkediyor, kendine göre inisiyatifler alıyor olmasıdır. Eğer Türkiye bu tavrına devam ederse dersinin verilmesi gerekmektedir. Bu nedenle <strong>önümüzdeki günlerde Türkiye&#8217;nin ekseninin kaydığını ispata yarayacak çok malzeme üretilebilir. </strong>(Hükümet de peyce malzeme veriyor)</p>
<p>Malumunuz Anglo-Yahudi ittifakının en iyi yaptığı şey; önce hedefler, politikalar belirlemek, sonra o hedeflere uygun senaryolar kurgulamak, istihbaratlar oluşturmak ve kurdukları örgütler ve oluşturdukları istrihbaratlar üzerinden müdahalelerde bulunmaktır. Irak, Afganistan işgalinde, 11 Eylül kurgusunda bu taktiği başarı ile uygulamışlardır. Kurgularının yalan çıktığı anlaşılmasına rağmen politikalarına pişkinlikle devam etmektedirler. Zira bunların tek ölçütü güçtür, menfeattir.</p>
<p>Mesela; Türkiye&#8217;de bir El Kaide gurubu çıkabilir, hükümetin veya bitirilmesi hedeflenen gurubun bunlarla irtibatı ve iltisakı çıkabilir! Hükümet veya hükümetin içinden birileri bunlara finans ve silah desteği veriyor olabilir! AKP&#8217;lilerden, çocuklarından bu örgütlere üyeler tespit edilebilir! Bulgular dünyaya köpürtülerek verilebilir  ve Anglo-Yahudi tezleri doğrulanabilir! Yani <strong>Türkiye&#8217;nin eksen kaymasına deliller oluşturulabilir. </strong></p>
<p>Bir süredir medyada bunun uçları görülüyor zaten;</p>
<p>Los Angeles Times&#8217;ta: &#8220;<a href="http://www.aktifhaber.com/news_detail.php?id=230218">EL KAİDENİN TÜRK BÖLÜĞÜ</a><strong>&#8220;</strong> şeklinde çıkan haberde &#8220;terör örgütü El Kaide&#8217;nin 1000-2000 Türk militandan oluşan bir bölük kurduğundan&#8221;, &#8220;Almanya&#8217;da yaşayan 3 milyon Türk&#8217;ün El Kaide için zemin oluşturduğundan&#8221; bahsedilmektedir. </p>
<p>İsrail istihbaratına yakınlığıyla bilinen <a href="http://www.debka.com/" target="_blank">www.debka.com</a> sitesi kaynaklı bir haberde &#8220;El Kaide militanlarının Tel Aviv ve ABD güzergâhlı uçaklara eylemler düzenlemek için Türkiye&#8217;ye sızdığı&#8221; aktarılmaktadır. (Star Gazetesi  9 Temmuz 2009)</p>
<p><a href="http://video.cnnturk.com/2010/haber/1/23/turk-el-kaide-lideri-dogandan-cihat-cagrisi">Türk El Kaide liderinden cihat çağrısı&#8230;</a></p>
<p><a href="http://www.newsweekturkiye.com/haberler/detay/20927/Turkiye-El-Kaide-hatti">Türkiye El Kaide hattı, Türkiye&#8217;den çatışma bölgelerine giden Türklerin sayısı 8 binden fazla</a>&#8230;</p>
<p><a href="http://www.internethaber.com/el-kaide-komutani-bir-turk-cikti--228764h.htm">El Kaide komutanı bir Türk çıktı</a>&#8230;</p>
<p><a href="http://www.habervitrini.com/haber.asp?id=333837">Türk El Kaide&#8217;sinin inanılmaz yapılanması</a>&#8230;vs. vs.</p>
<p>Sizinle, Türkiye aleyhine kurgulanmış, son anda farkedilmiş El Kaideli bir operasyonu paylaşacağım. Plan birkaç ay önce hasbel kader tespit edildi ve Türk yetkililer gerekli önlemleri aldılar; ama konu medyaya intikal etmedi.</p>
<p>Anglo-Yahudi ittifakı epeydir Yemen&#8217;e sulanıyor. Yemen&#8217;e, Irak, Afganistan gibi bir operasyon yaparak yerleşmek istiyor. Yemen&#8217;in haritadaki yerine bakarsanız sebebini anlarsınız. Yemen ve Somali kıyıları hem Kızıldeniz su kanalına, hem de Büyük Okyanusa hakim stratejik geçiş noktaları. Yemen&#8217;i içeriden karıştırarak; Somali&#8217;yi ise himaye ettiği ve köpürttüğü korsanlar üzerinden ele geçirmeyi düşünüyor Anglo-Yahudi ittifakı. <strong>Yemen&#8217;e El Kaide ve &#8220;İslamcı terör&#8221; guruplarıyla mücadele için(!), Somali&#8217;ye gemi korsanlarıyla mücadele için(!) yerleşecekler.</strong> Şu anda konunun iyice olgunlaşması bekleniyor. (Bunların Türkiye&#8217;de ihtilal ortamını olgunlaştırmak için aynı taktiği izlediklerini, sağcı ve solcuları destekleyip vuruşturduklarını hatırlayın! Bu gün Güneydoğu&#8217;da bu taktiği tekrarlamaktadırlar; bir taraftan derin-ululsacı-yarı militer yapılarla Kürtlere eziyet etmekte, öte taraftan PKK&#8217;yı desteklemekte ve ikisini vuruşturmaktadırlar. Sonrada kendileri uluslararası bir kurum üzerinden hakem(!) olarak müdahale etmeyi planlamaktadırlar)</p>
<p>Yemen&#8217;de hazır bir altyapı varken, buradan Türkiye&#8217;ye de bir gol atmayı düşünüyor Anglo-Yahudi dostlarımız. Yemen, İslam ülkeleri arasında Türkiye&#8217;ye dost ve rahat bir ülke. Diğer Arap ülkelerine göre çok daha demokratik. Bu nedenlerden dolayı, <strong>başörtülü, İmam Hatipli olduğu için Türkiye&#8217;de okuyamayan epeyce üniversite öğrencisi var Yemen&#8217;de. Kurgu, bu gençler üzerinden yapılıyor. Tuttukları evlerde kalan Türk öğrenciler, Erzincan&#8217;da bazı cemaatlere kurgulanan olaylarda olduğu gibi  evlerine silah, mühimmat konarak basılacaktır.</strong> Bu gençlerden pek çoğu kendileri farkında olmaksızın, &#8220;El Kaide&#8221;li kişilerle irtibata geçirilmiş ve istenilen ortamlara sokulmuşlardır. Bu irtibatların moderatörlüğü ise öğrencilerin işinin düştüğü, güven duyacacakları birisi tarafından; sicili bozuk, PKK ile irtibatı bulunan bir kamu görevlisi tarafından yapılmıştır. Bu kişi pasaport işleri vs. gerekçeleriyle Türk öğrencilerle sıkı irtibata geçmiş, onları istenilen ortamlara çekmiştir. Projede epeyce mesafe alınmışken ve muhtemelen bu günlerde patlatılması hedeflenirken, deşifre edildi ve ilgililer üzerine gittiler.</p>
<p><strong>Eğer bu proje deşifre edilemeseydi; Yemen gibi batılıların damgaladığı bir ülkede, &#8220;silahlı eğitimler alan!&#8221;, &#8220;evlerinde bombalar, silahlar vs. bulunan!&#8221;, &#8220;eylem hazırlığı üzerinde iken basılmış!&#8221;, El Kaide&#8217;li!&#8221; masum Türk gençlerinin haberiyle yankılanacaktı dünya.</strong> Kimbilir o gençler Türkiyede kimlerin yakınları  çıkacaktı ve mesele nerelere sıçratılacaktı.</p>
<p>Yemen&#8217;de Türkiye aleyhine bir proje deşifre edildi ve hem gençler hem Türkiye bir felaketten döndü. Ama Türkiye&#8217;nin ekseninin kaydığını ispata ve Türkiye&#8217;yi terbiye etmeye çalışan stratejik dostlarımız(!), başka hangi coğrafyalarda ne numaralar çeviriyorlar, ne tezgahlar hazırlıyorlar bilemiyoruz.</p>
<p>Bu tür senaryoların, projelerin faturası hükümet yanında Türkiye&#8217;ye ve Türk halkına da çıkacağından dolayı,  yetkililer çok dikkatli ve duyarlı davranmalılar.</p>
<p>Dünyada işler adaletle ve dürüstlükle yürümüyor; diplomasinin kuralları vicdana, adalete göre değil, güce ve reelpolitiğe göre işliyor&#8230;.</p>
<p style="text-align: right;"><strong><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank">A<span style="color: #0000ff;">merika Tedavi Edilebilir mi?</span></a></span></strong></p>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-7855" title="20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt-203x300.jpg" alt="" width="115" height="166" /></span></a> <span style="color: #000000;">Bayrak y</span><span style="color: #000000;">akmanın ve Amerikan/İsrail mallarını protesto etmenin dışında bir şeyler yapmak gerektiğini düşünenler için yapılmış bu çalışmayı ilginize sunuyoruz.</span><span style="color: #000000;"> </span><span style="color: #000000;">ABD desteği son bulmadan Ortadoğu’nun psikopatı İsrail’in saldırganlığı bitmeyecek ve Ortadoğu’ya huzur gelmeyecek gibi görünüyor. Vietnam’da ve Latin Amerika’da yaşanan katliamlar Ortadoğu’da devam ediyor.</span></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"> </span><span style="color: #000000;">Amerikalılar neden bu kadar gaddar? Dünyanın geri kalan kısmında yaşayan insanlara karşı niçin bu denli acımasız? <a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank">Buradan indirin.</a></span></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"></span></div>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2010/06/14/anglo-yahudi-ittifakindan-el-kaideli-tuzak/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2010/06/14/anglo-yahudi-ittifakindan-el-kaideli-tuzak/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>AB: İsrail Barış İstemediğini Gösterdi</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/05/31/ab-israil-baris-istemedigini-gosterdi/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2010/05/31/ab-israil-baris-istemedigini-gosterdi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 31 May 2010 08:54:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ekrem Senai</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Basın günlüğü]]></category>

		<category><![CDATA[Filistin]]></category>

		<category><![CDATA[Zulüm]]></category>

		<category><![CDATA[siyonizm]]></category>

		<category><![CDATA[vicdan]]></category>

		<category><![CDATA[İsrail]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=10075</guid>
		<description><![CDATA[Kaynak: TimeTurk
İsrail ordusunun Gazze’ye insani yardım götüren gemilere uluslararası sularda düzenlediği saldırıda ölü sayısı 19’a yükseldi.
İsrail askerleri Gazze&#8217;ye insani yardım ulaştırmayı hedefleyen konvoydaki Mavi Marmara gemisine saldırı düzenledi. Hücüm botlar ve helikopterle gemiye saldıran askerler, geminin üzerine çıkarak ateş açtı.
İsrail ordu sözcüsü saldırıda en az 10 kişinin öldüğünü açıkladı. İsrail televizyonları ise ölü sayısının 19 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kaynak: <a href="http://www.timeturk.com/ab--israil-baris-istemedigini-gosterdi_127371-haberi.html">TimeTurk</a></p>
<p>İsrail ordusunun Gazze’ye insani yardım götüren gemilere uluslararası sularda düzenlediği saldırıda ölü sayısı 19’a yükseldi.</p>
<p>İsrail askerleri Gazze&#8217;ye insani yardım ulaştırmayı hedefleyen konvoydaki Mavi Marmara gemisine saldırı düzenledi. Hücüm botlar ve helikopterle gemiye saldıran askerler, geminin üzerine çıkarak ateş açtı.</p>
<p>İsrail ordu sözcüsü saldırıda en az 10 kişinin öldüğünü açıkladı. İsrail televizyonları ise ölü sayısının 19 olduğunu duyurdu. El Cezire televizyonu saldırıda ölenlerin en az 9&#8242;unun Türk olduğunu bildirdi. Saldırıda en az 30 kişinin de yaralandığı gelen bilgiler arasında.</p>
<p>Saldırıya uğrayan insani yardım gemisinde 800 kişi bulunuyor. İsrail ordusu Mavi Marmara gemisine yönelik operasyonda askerlere bıçak ve silahlarla saldırı düzenlendiğini, olaylarda 3 İsrail askerinin de yaralandığını ileri sürdü.</p>
<p>İsrail&#8217;in yardım gemilerine saldırması tepkiyle karşılandı. Filistinliler olayı katliam olarak tanımlarken, AB üzüntü bildirerek soruşturma istedi.</p>
<p><strong>AB SORUŞTURMA İSTEDİ</strong></p>
<p>Avrupa Birliği Dişilişkiler Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton, İsrailli yetkililerden gemiye yapılan saldırının koşullarına ilişkin tam bir soruşturma istedi.</p>
<p><strong>ARAP LİGİ YARIN TOPLANIYOR</strong></p>
<p>Saldırıyı “insani bir misyona karşı suç” olarak tanımlayan Arap Birliği de yarın olağanüstü toplanıyor. Birliğin Sekreteri Amr Musa, İsrail saldırısına karşı alınacak tedbirlere karar vermek için, “Salı günü Kahire’de bir toplantı yapılacaktır” dedi. Musa, yapılan saldırının “İsrail’in barış istemediği anlamına gelen yeni bir mesaj, çok güçlü bir mesaj” olduğunu belirtti.</p>
<p><strong>FİLİSTİN TOPRAKLARINDA 3 GÜN YAS İLAN EDİLDİ</strong></p>
<p>Filistin yönetimi başkanı Mahmud Abbas ve Filistin Başbakanı İsmail Heniyye de saldırıyı kınayarak, “katliam” ifadesini kullandı ve 3 gün yas ilan etti. Abbas, “Bu akşam zorlu kararlar alacağız” dedi.</p>
<p>Toplantının bu akşam saat 17.00 sıralarında Ramallah kentinde yapılması bekleniyor.</p>
<p><strong>TÜRKİYE KINADI</strong></p>
<p>Türkiye Dışişleri Bakanlığı ise saldırıyı sert bir açıklama ile kınadı. Bakanlık, uluslararası hukukun ihlali sayılan bu olayın iki ülke ilişkilerinde &#8220;telafisi olmayan sonuçlar doğurabileceğini&#8221; bildirdi. Açıklamada, “Açık denizlerde gerçekleşmiş, uluslararası hukukun ağır bir ihlalini teşkil eden bu müessif olay ilişkilerimizde telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurabilecektir&#8221; dendi.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2010/05/31/ab-israil-baris-istemedigini-gosterdi/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2010/05/31/ab-israil-baris-istemedigini-gosterdi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Dikkat Kitap: Yahudi oldukları için mi zalimler?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/04/23/dikkat-kitap-yahudi-olduklari-icin-mi-zalimler/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2010/04/23/dikkat-kitap-yahudi-olduklari-icin-mi-zalimler/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Apr 2010 13:02:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editörden</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Dikkat Kitap]]></category>

		<category><![CDATA[Filistin]]></category>

		<category><![CDATA[siyonizm]]></category>

		<category><![CDATA[İsrail]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=9553</guid>
		<description><![CDATA[Bu kitapta başlıca 4 konu bulacaksınız:

Yükselen Yahudi nefretinin Müslümanlar için bir afyon olması
Yahudi şeriatının İsrail zulmündeki rolü
Filistin&#8217;de zulüm gören insanların hayatı
Filistin sorunu ile ilgili güncel diplomatik hesaplar

Neden?
İsrail bir çok bakımdan Türkiye&#8217;ye benzeyen bir ülke. Paranoyak bir ulus-devlet. &#8220;Yoktan var edilmiş bir millet&#8221; dört tarafı &#8220;düşmanla çevrili&#8221; kutsal bir vatanda yaşıyor. Terör tehlikesine karşı ülkenin güvenliği [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/filistin_israil.pdf" target="_blank"><img class="alignright size-medium wp-image-9555" title="israil_siyonizm_zulum" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/israil_siyonizm_zulum-194x300.jpg" alt="" width="194" height="300" /></a>Bu kitapta başlıca 4 konu bulacaksınız:</p>
<ul>
<li>Yükselen Yahudi nefretinin Müslümanlar için bir afyon olması</li>
<li>Yahudi şeriatının İsrail zulmündeki rolü</li>
<li>Filistin&#8217;de zulüm gören insanların hayatı</li>
<li>Filistin sorunu ile ilgili güncel diplomatik hesaplar</li>
</ul>
<p>Neden?</p>
<p>İsrail bir çok bakımdan Türkiye&#8217;ye benzeyen bir ülke. Paranoyak bir ulus-devlet. <strong><em>&#8220;Yoktan var edilmiş bir millet&#8221;</em></strong> dört tarafı <strong><em>&#8220;düşmanla çevrili&#8221;</em></strong> kutsal bir vatanda yaşıyor. Terör tehlikesine karşı ülkenin güvenliği için(?) haklar ve özgürlükler çiğneniyor. Devlet eliyle düşman üretiliyor!</p>
<p>Yahudilik devletin elinde siyasî bir araç mı yoksa Yahudiler hâlâ Hz. Musa&#8217;nın yolundan mı gidiyorlar? Bu zulümün sorumlusu Tevrat ya da diğer Kutsal(?) kitaplar mı? Yoksa tersine, İsrailliler dinden uzaklaştıkları için mi bu kadar zalim oldular?</p>
<p>İsrailliler soydaşlarını yok eden Nazi zulmünü adeta kopyasını ürettiler kendi ülkelerinde. Filistinlileri toplama kamplarına hapsedip duvarla çevirdiler. Ama tam da bu yüzden kendi ülkeleri dünyanın en büyük açık hava hapishanesi oldu. Milyonlarca Filistinli esir ve milyonlarca Yahudi gardiyan-cellat rolünde. Ülkenin gençlerine vaad edebileceği tek meslek bu, gardiyan-cellat. Ya da İsrail&#8217;i terk edip ABD veya bir Avrupa ülkesine kapağı atmak.</p>
<p>Gidemeyenlerin ülkesi oluyor İsrail&#8230;</p>
<p>Kendi zulmü altında ezilen, korku içinde yaşayan, dünyasıyla beraber Ahiret&#8217;ini de kaybetmiş olan <strong>İsrailli</strong> zannederim <strong>Filistinliden</strong> bile daha zavallı bir durumda bu yüzden. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/filistin_israil.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz</a></strong>.</p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/filistin_israil.pdf"></a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2010/04/23/dikkat-kitap-yahudi-olduklari-icin-mi-zalimler/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2010/04/23/dikkat-kitap-yahudi-olduklari-icin-mi-zalimler/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Tantavi&#8217;nin Çuvaldızı Hepimize!</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/03/11/tantavinin-cuvaldizi-hepimize/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2010/03/11/tantavinin-cuvaldizi-hepimize/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 15:13:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>eg</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Mısır]]></category>

		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>

		<category><![CDATA[Samanyolu TV]]></category>

		<category><![CDATA[Zulüm]]></category>

		<category><![CDATA[siyonizm]]></category>

		<category><![CDATA[İsrail]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=9018</guid>
		<description><![CDATA[Bu akşam Samanyolu televizyonunda bir habere denk geldim. Mısır&#8217;daki ünlü El Ezher İslam Üniversitesi&#8217;nin şeyhi Tantavi&#8217;nin ölüm haberiydi bu. Samanyolu televizyonu Tantavi ile ilgili detayları övücü bir şekilde verdikten sonra &#8220;biz de bu ‘değerli&#8217; âlime Allah&#8217;tan rahmet diliyoruz!&#8221; sözleriyle bitiriyordu haberi.
Bu haberi izledikten sonra, nedense bir ara televizyonlarda yayımlanan bir reklam filmi geldi aklıma. Benim en [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/ezher_tantavi.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-9019" title="ezher_tantavi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/ezher_tantavi-145x150.jpg" alt="" width="145" height="150" /></a>Bu akşam Samanyolu televizyonunda bir habere denk geldim. Mısır&#8217;daki ünlü El Ezher İslam Üniversitesi&#8217;nin şeyhi Tantavi&#8217;nin ölüm haberiydi bu. Samanyolu televizyonu Tantavi ile ilgili detayları övücü bir şekilde verdikten sonra &#8220;biz de bu ‘değerli&#8217; âlime Allah&#8217;tan rahmet diliyoruz!&#8221; sözleriyle bitiriyordu haberi.</p>
<p>Bu haberi izledikten sonra, nedense bir ara televizyonlarda yayımlanan bir reklam filmi geldi aklıma. Benim en değer verdiğim gazetelerden birisi <span id="more-9018"></span>olan Yeni Şafak&#8217;ın reklamıydı televizyonda izlediğim. Bir adam koltuğuna kurulmuş gazetesini okuyordu. Gazete sayfalarında dolaştıkça, o haberlerle ilgili yerlerde görünüyordu adam. En sonunda da, bir savaşın tam ortasına düşmüş şekilde, savaşta yapayalnız kalmış gözleri yaşlı bir kız çocuğuna bakarken birden kendi kız çocuğu yanına geliyordu adamın. Ve adam gazetenin kendisini dolaştırdığı dünyadan kendi hayatına dönüveriyordu böylece. Reklamın en sonunda adam, kendi çocuğunu kucağına alıp sıcak salonuna geçerken, gazeteyi okuduğu sırada &#8220;gittiği yerlerden&#8221; ceketinin üstüne bulaşmış olan tozları eliyle silkeleyerek temizliyor ve günlük hayatına dönüyordu.</p>
<p>Tantavi&#8217;nin ölüm haberiyle, Yeni Şafak&#8217;ın reklamı  arasında beynim nasıl bir ilişki kurdu diye düşünüyorum akşamdan beri&#8230; Açıkçası ölüm haberinde, Tantavi ile ilgili &#8220;değerli âlim&#8221; sözleri rahatsız etmişti beni; ama bu rahatsızlık bana neden reklamı hatırlattı diye düşünürken, aklıma takılan hep o &#8220;ceket sahnesi&#8221; oldu. Üzerimizden küçük bir el hareketiyle temizleyiverdiğimiz dünyanın tüm acıları, haksızlıkları ve yanlışlıkları kafama takıldı. Müslüman duyarlılığı olan bir televizyonun, sırf kimliği &#8220;Müslüman âlim&#8221; olduğu için Tantavi&#8217;ye &#8220;değerli âlim&#8221; demesini kaldıramamıştım besbelli! Çünkü Tantavi, daha çok yakın zamanlarda, Gazze&#8217;deki insanların aç,susuz, ilaçsız kalmalarına fetva vererek &#8220;dini onay&#8221; vermiş bir insandı. Gazze&#8217;den Mısır&#8217;a bağlanan tünellerin kapatılması amacıyla, Mısır hükümetinin yapmaya başladığı çelik duvarlarla ilgili bir fetva vermişti Tantavi. Kameralar önüne geçmiş, çelik duvarın inşasını destekleyen bir konuşma yapmış ve duvar yapımına karşı çıkanın günaha gireceğini öne süren fetvayı okumaya başlamıştı utanmadan! Üstelik bunu din adına yapıyordu. Günah, sevap mekanizmasını bile belirlemişti üstad! Duvara karşı çıkan günaha girecekti bu &#8220;büyük âlime&#8221; göre&#8230; Duvarın öte tarafında açlıktan, ilaçsızlıktan ne kadar insan ölürse ölsündü ona göre! Nasılsa vicdan ve fetva, sahibinin sesini duyurmakla mükellefti Tantavi&#8217;nin meşrebince&#8230;</p>
<p>Bu haberin veriliş  tarzı, Samanyolu televizyonundaki bazı başka haberlerin veriliş tarzı gibi rahatsızlık vericiydi. Ama bu tarz &#8220;biz Müslümanların&#8221; unuttuğu tevhidi hatırlatması açısından faydalı bir &#8220;yanlışlık&#8221; olarak değerlendirilebilir de bir başka açıdan. Çokluklara ne derece teslim olduğumuzu, çuvaldızın en büyüğünü bize batırarak gözümüze sokabilir belki de!</p>
<p>Neydi o teslim olduğumuz tutarsız çokluklar peki? Tantavi&#8217;den büyük bir İslam âlimi diye bahsedebilecek ve ölüm haberini detayıyla verebilecek kadar Müslüman&#8217;dık; ama onun Gazze&#8217;de yol açtığı zulme kulaklarımızı tıkayacak kadar da moderndik! Cuntacıların zulüm planlarına karşı direnecek kadar Müslüman idik; ama Ceylan&#8217;ın benzer zalimlerce paramparça edilmiş vücudunu haber yapmayacak kadar da milliyetçiydik&#8230; Kandil gecelerinde gözyaşlarımızı oluk oluk akıtacak kadar dini bütün idik Elhamdülillah! Ya da El Ezher Şeyhine saygıda kusur etmezken&#8230; Ama Gazze&#8217;deki çocuk çocuğun hakkına girmiş bir insana âlim diyebilecek kadar da moderndik. Çünkü âlim, bilgi sahibi demekti bizim nezdimizde; bilgisini hakikate ulaşmak için bir araç olarak kullanan, vicdanıyla amel eden, bilgisini ve vicdanını üç kuruşa satmayan âlimleri unutmuştuk epey zamandır! Darbe planlarına en sert muhalefeti yapacak kadar anti-militarist; darbeyle ilgili haberleri &#8220;şanlı ordumuzun içine sızmaya çalışan hain cuntacılar&#8221; üslubuyla verecek kadar da militaristtik! Pozitivistler kadar bilimci, çağdaş ruhçular kadar da fantezi mahkûmu olduk! Acılar, arkasında sadece biraz toz parçası bırakabiliyor artık bizim için. Onları da silkeleyerek üstümüzden atıveriyoruz zaten! Velâkin parça parça olduk. Aslında ne olduğumuzu bile hatırlamıyoruz! Hakikat, üstümüzde ancak bir toz parçası kadar yer ediyor artık!</p>
<p>Tantavi&#8217;nin ölüm haberinin veriliş tarzıyla, Yeni Şafak reklamında &#8220;ceketten silinen tozlar&#8221; arasındaki ilişki; &#8220;biz Müslümanların&#8221; dünyaya, adalete, vicdana, hakkaniyete, ahlaka dair söylememiz gerekenleri unuttuğumuza dair bir hayal kırıklığının zihnimde yarattığı bir ilişki sanırım. &#8220;Yanlış hayat doğru yaşanmaz!&#8221; diyen Adorno&#8217;ya inat; yanlış hayatı doğru bir hayata çevirebilmek yönünde verebileceğimiz devasa katkıları unutmuş olduğumuz için; yanlış hayata teslim olmuş ve onu doğru yaşamaya kalkan bizlerin yenilgisinin dışa vurumu&#8230; Doğru yaşadığımızı sandığımız hayatta başkalarının acıları, sadece bir toz zerresi kadar iz bırakıyor vicdanımızda. Bugün Gazze&#8217;de acı çekenler için samimi gözyaşları döküyoruz, yarın onların canına okuyanları baş tacı ediyoruz! Ve acı çektirenler &#8220;bizden&#8221; diye gördüklerimiz olunca Darfur&#8217;daki gibi, o zaman suskunluğumuz vicdanları yırtıp paramparça ediyor tüm hayatımızı&#8230;</p>
<p>Hâlbuki &#8220;Tevhid&#8221; medeniyetinin çocuklarıydık bizler. Tevhid içi boş bir kelime değil; her yaptığımızın üzerinde yansıması gereken bir ayna. Üzerine yansıttığımız vicdanımız paramparça olmak ve dağılmak yerine birleşiyorsa, işte o zaman doğru yolda olduğumuzu anlayabileceğimiz şaşmaz bir ölçü&#8230; Çoktandır o ayna küstü bizlere. Paramparça ettik onu çünkü. Artık hakikate dair hiçbir şey yansımıyor oradan&#8230; Eskiden o &#8220;eşsiz&#8221; ayna kırılmasın diye her şeyi yapardık. Aynanın üzerinde ilk defa bir çatlağa denk geldiğimizde içimizden bir şeyler kopmuştu sanki. Artık o ayna paramparça oldu. Vicdanlarımız, ayna kırıldıkça kaynaklandığı yeri unuttu. İşin en vahim tarafı, artık o aynanın kırılmış olmasından herhangi bir rahatsızlık, acı da duymuyoruz. Sadece nostaljik bir figür olarak duruyor evlerimizin bir köşesinde!</p>
<p>Tantavi öldü&#8230; Üzerinde binlerce yetimin, öksüzün, mazlumun ahı yüklü  olarak gitti ebediyet diyarına&#8230; Bu ölüm bile vicdanların sahibini hatırlamanın zamanı geldiğini düşündürmüyorsa bize; bu ölüm bile üzerimizdeki tozları silmek yerine o tozlarla yaşamanın aciliyeti üzerine bir şeyler söylemiyorsa, çoktan treni kaçırmışız demektir!</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2010/03/11/tantavinin-cuvaldizi-hepimize/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2010/03/11/tantavinin-cuvaldizi-hepimize/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Filistin Günleri&#8217;nde Roni Margulies&#8217;in Yaptığı Konuşmaya Bir Cevap</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/01/01/filistin-gunlerinde-roni-marguliesin-yaptigi-konusmaya-bir-cevap/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2010/01/01/filistin-gunlerinde-roni-marguliesin-yaptigi-konusmaya-bir-cevap/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 Jan 2010 20:37:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>eg</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Filistin]]></category>

		<category><![CDATA[siyonizm]]></category>

		<category><![CDATA[İsrail]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8011</guid>
		<description><![CDATA[Mazlumder Ankara Şubesi&#8217;nin düzenlediği Filistin Günleri; film gösterimleri, kermesi ve paneliyle tüm dünyanın görmemeyi tercih ettiği bir acıyı tekrar vicdanlarımıza dokundurması açısından önemli bir etkinlikti. Benim de bir bölümüne konuşmacı olarak davet edildiğim bu etkinlikte Israel Shamir, Cynthia McKinnney ve Roni Margulies&#8217;in de katıldığı bir panel düzenlendi. Bu yazı bu panelde özellikle Roni Margulies&#8217;in söylediklerine, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/01/20100101_derin_dusunce_org_roni-margulies.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-8012" title="20100101_derin_dusunce_org_roni-margulies" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/01/20100101_derin_dusunce_org_roni-margulies.jpg" alt="" width="225" height="180" /></a>Mazlumder Ankara Şubesi&#8217;nin düzenlediği Filistin Günleri; film gösterimleri, kermesi ve paneliyle tüm dünyanın görmemeyi tercih ettiği bir acıyı tekrar vicdanlarımıza dokundurması açısından önemli bir etkinlikti. Benim de bir bölümüne konuşmacı olarak davet edildiğim bu etkinlikte Israel Shamir, Cynthia McKinnney ve Roni Margulies&#8217;in de katıldığı bir panel düzenlendi. Bu yazı bu panelde özellikle Roni Margulies&#8217;in söylediklerine, benim yaptığım konuşmadan hareketle ileriye dönük bir tartışma niteliği taşıyor.</p>
<p>Israel Shamir, İsrail devletinin zulüm politikalarına karşı vicdani ve siyasi muhalefet gösteren bir Yahudi aydın ve Siyonizm-karşıtı bir aktivist olması açısından<span id="more-8011"></span>, etkinliğin önemli şahsiyetlerinden birisiydi. Cynthia McKinney ise, bize Amerikan propagandalarının dikte ettiğinden çok daha farklı bir Amerika portresi çiziyor, Amerikan&#8217;ın kirli yüzüyle İsrail yandaşlığının birlikteliğini anlatıyordu. İsrail lobisinin etkisiyle siyasi lince uğrayan bir insan olarak McKinnney, bu linçlerin altında yatan nedenlerle ilgili derin bir Amerika tahlili yapıyordu konuşmasında.</p>
<p>Roni Margulies, konuşmasında belli oranda katıldığım tespitler yapıyordu. İsrail&#8217;in gayrı-meşru bir devlet olma sebeplerini analiz ettiği konuşması büyük oranda kabul edilebilir argümanlara sahipti. Ancak Roni Margulies&#8217;in konuşmasında, katılmadığım, ya da eklemek istediğim yönler de az değildi.</p>
<p>Margulies, İsrail&#8217;in kurucu ilkesinin özünde laik olan Siyonizm ideolojisi olduğunu söylüyor ve Yahudi dininin, İsrail&#8217;in yaptıklarında en ufak bir etkisinin dahi bulunmadığını ima ediyordu. Aynı şekilde İsrail&#8217;in yaptıklarının ana çerçevesinin, getirildikleri topraklarda daha önce yaşayan insanları kovmak olduğunu, bu açıdan &#8220;özel olarak Müslümanlara yapılan&#8221; bir İsrail zulmünden bahsedilemeyeceğini söylüyordu. Yani İsrail, bugün o topraklarda başkaları da bulunsaydı benzer katliamları yapacaktı demeye getiriyordu Margulies ve İsrail&#8217;in, arkasında Amerika desteği olmasa ayakta duramayacağını ekliyordu.</p>
<p>İsrail&#8217;in kurucu ilkesinin modern-seküler bir ideoloji olan Siyonizm olduğuna ben de katılıyorum. Ancak Roni Margulies, bu kurucu ilkeyi 19.yy emperyalizmi ile ilişkilendirip bugünkü ABD desteği ile sınırlandırıp konuyu orada bitirince, İsrail&#8217;in bugünkü dünyadan (sadece Batı dünyası değil, zımnen bütün dünyadan) aldığı desteği açıklamak oldukça zorlaşıyor. Siyonizm&#8217;i 19.yy&#8217;ın ideolojik planlarıyla ilişkilendirmek ne derece doğru ise, bugün o ideolojik dürtülerin bittiğini düşünmek de o derece yanlıştır kanaatimce. Yine Siyonizm&#8217;in ideolojik altyapısını sadece emperyalizme bağlamak, konunun özüne nüfuz edememek demektir bence. Evet Siyonizm modern-seküler bir ideolojidir; ancak bütün modern seküler ideolojiler gibi Siyonizm de, dini, çoğu zaman özünden saptırıp onu bir saldırganlık ve dürtü nesnesi olarak kullanmak konusunda oldukça mahirdir. </p>
<p>Ben, İsrail&#8217;in yaptığı zulümlerin, katliamların ve Filistinlileri kocaman bir toplama kampında tutsak haline getirdiği politikalarının, modernitenin &#8220;öteki&#8221;ne karşı eğilimleriyle direk ilgili olduğunu düşünüyorum. Modernlik, dünya tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir toplama kampı ve katliam tarihine kaynaklık etmiştir. Sadece 20.yy. katliamlarının veya toplama kamplarının tarihine bakmak bile bizlere bir fikir verebilir.</p>
<p>Yahudi tarihi üzerine araştırmalar yapmış olan Anna Zuk, Jacob Katz ve Alina Kala çok önemli tespitlerde bulunmuşlardır. Onların, özellikle modern öncesi çağlardaki Yahudilikle ilgili tespitleri kayda değerdir. Örneğin modern-öncesi Polonya&#8217;da Yahudiler, toplumun alt kesimi tarafından burjuva, üst kesimi tarafından ise &#8220;alt sınıf&#8221; olarak görülüyorlardı. Ancak bu toplumsal yapı, hiçbir şekilde bir katliam veya büyük çatışma tarihine dönüşmemişti. Zira modern-öncesi çağlarda insanlar, hoşlanamasalar da, bu birlikteliğin ilahi bir düzenin ve varlık zincirinin gerekliliği olduğunu düşünüyorlardı.</p>
<p>Bauman&#8217;ın çok önemli tespitlerinde dile getirdiği  şey bu noktada çok önemlidir. Bauman, modern öncesi ilahi-düzenin hâkim olduğu çağlarda, çatışmaların mahiyetiyle, modern çağlardaki çatışma ve katliamların mahiyeti arasında çok derin bir ayrım ortaya koyar. Modern-öncesi insan; bugün dünden daha kötüye giderse bu kötülüğü birilerine saldırı olarak yansıtabiliyordu. Modern-öncesi çağlarda Yahudilere yönelik saldırıların da mahiyeti budur. Kaldı ki Batı dışındaki toplumlarda (örneğin İslam toplumunda) böyle bir saldırının izleri bile görünmez. Modern çağlarda ise durum değişmiştir. Modern toplum-planı sapkınlığı, artık, bugünün dünden kötüye gitmesinden dolayı değil; yarının bugünden daha iyi olmaması ihtimalinin belirdiği durumlarda &#8220;öteki&#8221;ne yönelik bir katliama girişebiliyordu.</p>
<p>Holocaust, Gulag, Osmanlı  Devleti&#8217;ndeki Ermeni Tehciri, Dersim Katliamı, Cezayir katliamları, Bosna katliamları, Sabra Şatila kampları  ve katliamları ile bugünün en büyük acısı Filistin kuşatılma ve katliamları ancak bu modern sapkınlık çerçevesinden bakıldığında anlam kazanabilir.</p>
<p>Modernlik, Zygmunt Bauman&#8217;ın hemen hemen bütün kitaplarında ayrıntısıyla açıkladığı  gibi, bir plan medeniyetidir. Modern Batı  medeniyeti, üstelik dünya tarihinde kendisini evrensel olarak gören tek medeniyet olması bakımından, kendisinde, modern olmayana yönelik bir eğitici dönüştürücü bir hak da görür. Bauman bu saplantıya &#8220;bahçecilik çağı&#8221; adını verir. Bahçecilik çağı, modern anlayışın ontolojisinin de açığa vurulduğu bir deyim olması açısından önemlidir. Modernlik, hiçbir nesneyi olduğu gibi ve neyse o şekilde saygı duyarak bırakmaz. Onu, kendi dünya görüşü ve planları nispetinde dönüştürür, çarpıtır ve bozar. Bahçecilik, işte bu modern saplantının dışavurumudur. Bahçede, &#8220;yabani&#8221; ya da &#8220;parazit&#8221; olarak görünen her şeyin yok edilmesi, ya da ıslah edilmesi demektir bahçecilik. Bu anlamda Holocaust, bu bahçeciliğin ilk büyük dışavurumu olarak toplumsal anlamda da kendini göstermiştir. Üstelik bu bahçecilik, kendisini evrensel ve tek uygarlık olarak gören Batı medeniyetinin, kendisinde gördüğü bir hak olarak toplumsal alana sirayet ediyordu. Artık &#8220;öteki&#8221; ya &#8220;ıslah edilecek&#8221;, ya &#8220;gettolaştırılacak&#8221; ya da yok edilecekti. Bunların dışında, &#8220;yabani otlar&#8221; için bir hayat hakkı yok demektir!</p>
<p>Roni Margulies&#8217;in, İsrail&#8217;in kuruluşu, katliamları ve politikalarını 19.yy emperyalizmine bağlaması doğru fakat eksiktir. Zira emperyalizm, modern sapkınlığın bir türevidir olsa olsa. Eğer o türevin integralini alıp gerçekliğin mahiyetine ulaşmak için bir çaba sarf edilmezse, bugün, İsrail&#8217;in yaptıklarına sessiz kalan Batı dünyasını analiz etmekte zorlanırız.</p>
<p>Modernliğin, planı  ve bu planların doğal çıkarımı  olan hukuk devletini, toplumu bir arada tutacak olan bir tutkal gibi değil, tam tersi, toplumdan &#8220;yabani otları&#8221; ayrıştıracak olan bir güç olarak görüyorum. Hukuk devleti ve yasalar, sadece &#8220;öteki&#8221;ni ayrıştırma veya dönüştürme gücünü kendinde barındırmakla kalmaz, aynı zamanda, insanı, kendi seçimlerinin ahlaki sorumluluğunu almaktan da &#8220;azad eder&#8221;. Bu azad edilme, iyi ile kötü arasında seçim yapma ahlakiliğini vicdanında barındıran insanın, sorumluluğunu yasa yapıcıya, topluma veya devlete aktarması demektir. Bu anlamda modernlik, bir ahlak felsefesi olarak, yasalar aracılığıyla iyi ile kötünün belirlendiği, bu belirlemelerin dışında ahlaki bir seçim şansı tanınmayan bir suç ve ceza medeniyetidir. Ancak bu ahlak felsefesi, insanlık tarihinin daha önce görmediği kadar büyük ahlaksızlıklar, katliamlar, soykırımlar ortaya koymuştur. Modern öncesi çağlarda insanın vicdanî sorumluluğu olarak beliren vicdan azabı, günah ve tevbe gibi kavramlar da kalmamıştır. Modern çağ bir işbölümü çağı olarak vicdanları parçalayarak ahlaki sorumluluğu, kimsenin sahiplenmediği bir cüzamlı haline getirmiştir. Zira modernliğin organizasyon &#8220;dehası&#8221; sayesinde, hiç kimse planın tümünün &#8220;yazarı&#8221; değildir. Herkes o planın (ve katliamların) bir unsuru, &#8220;değiştirilebilir çarkı&#8221;dır. Eichmann gibi, binlerce insanı öldürse de, gaz odalarında insan yaksa da, hiçbir vicdan azabı duymayan &#8220;sadece görevini yapmış&#8221; temiz aile babalarıdır, modernliğin toplu katliamlarını yapanlar! </p>
<p>Bauman&#8217;ın, Horkheimer&#8217;in, Adorno&#8217;nun ve bu düşünürler gibi birçok başka Batılı düşünürün, modernlikte içkin olan bu katliam-seviciliği ve despotizmi görmesi, modern sapkınlığın Holocaust&#8217;tan sonra artık kendisini gizleyemeyecek kadar gün yüzüne çıkmasındandır bence. Ancak, aynı düşünürlerin, bu &#8220;medeniyetin&#8221; ters-yüz edilmiş gayrı-meşru çocuğunun yaptıkları konusunda analiz çabası göstermekte çekingen olmaları da manidardır. Hâlbuki dün Aushwitz&#8217;de olanlarla, Bosna&#8217;da olmuş olanlar, bugün Filistin&#8217;de olanlar arasında mahiyet açısından çok bir fark yoktur. Modern Batı medeniyeti, gayrı-meşru çocuğu İsrail&#8217;in, belki de çocuğu olmasından kaynaklı katliam ve zulümlerine göz yummaktadır.</p>
<p>Durmadan düzenleyici\dışarlayıcı yasalar çıkaran Avrupa&#8217;da, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve bunun gibi kapsayıcı yasa mercileri gibi kurumlar, bu anlamda, &#8220;öteki&#8221;ne yönelik bir dışlamanın çoğu zaman gayrı-ihtiyari mekanizmaları olarak işlev görürler. Toplumu bir plan nispetinde dönüştürmek gibi bir saplantının, bugün, özünde hiçbir değişiklik olmadan aynen devam ettiği bir uygarlık olarak Batı medeniyeti, zaten kendi gayrı-meşru çocuğunun yaptıklarına karşı doğal-kördür. İki açıdan kördür: Birincisi, her daim kendi vicdan azabının dışa-vurumu olarak körlük vardır. İkincisi, bugün zulüm yapılan, horlanan, toplama kamplarına mahkûm edilen topluluk, Batı yasacılığının ortaya koyduğu insan ve toplum modeliyle uyuşmayacak olan &#8221; yabani-barbar&#8221; bir topluluktur.</p>
<p>Türkiye&#8217;de ve dünyada kahir oranda insan hakları aktivistinin, İsrail&#8217;in zulümlerini haklı çıkarıcı propagandalara alet olması, bir komplo teorisinden çok, zihinsel altyapı olarak modernliğin iğdiş ettiği vicdanlarla ilgili olmalıdır diye düşünüyorum. Çünkü bu insanlar &#8220;rasyonel olarak tasarlanan&#8221; liberal-seküler-batılı medeniyet kurgusunun ötekileridir ve en iyi ihtimal toplama kamplarındadır yerleri! Bu anlamda Roni Margulies&#8217;in &#8220;İsrail&#8217;in yaptıklarının özel olarak Müslümanlarla ilgili bir şey değildir&#8221; sözleri bence yanlıştır. Zira bu çıkarım, modernliğin bütün o ayırıcı, dönüştürücü ve öldürücü sapkınlığını görmezden gelme\ya da görmeme demektir. Ve bu sapkınlığın değişik formlarda olsa da aynı güçte devam ettiğinin&#8230; Bosna, Filistin, Afganistan, Irak hem bu görmezden gelmenin ontolojisi ve epistemolojisi ile ilgilidir bence.</p>
<p>Bauman, katliamların, kampların modern anlayışta &#8220;uzaklık yaratmak&#8221;  yoluyla mümkün olabildiğini söyler. Bu şu demektir: Fiziksel uzaklık, teknoloji ile mümkün hale gelir. Artık bir askerin, kurbanının gözüne bakma gereği duymadan bilgisayar ekranındaki bir noktayı vurur gibi insan öldürmesi mümkün hale gelmiştir. Modernlik hayatları hızlandırdığı gibi, öldürmeleri de hızlandırmıştır bu anlamda. Ancak Bauman&#8217;ın çizdiği bu uzaklığın ötesinde, en büyük uzaklık psikolojik, siyasi ve toplumsal uzaklıktır. Holocaust&#8217;u mümkün kılan ikincisiydi, bugün Bosna, Filistin ve Irak&#8217;ta olan da ikincisidir. Yani modern batı medeniyeti (ki İsrail, o medeniyetin en vahşi fertlerinden birisidir), propagandaları ile psikolojik ve toplumsal bir uzaklık yaratarak, öldürülen Filistinlilerin, Iraklıların vs. gerçek insan dahi olmadığını ima etmektedir. Yoksa füzelerin üzerine &#8220;İsrailli çocuklardan sevgilerle&#8221; yazabilen çocukları nasıl tanımlayabiliriz?</p>
<p>Bu İsrailli çocuklar ya da bunca katliamı, zulmü yapanların hepsi doğuştan zalim olmadığına göre, bunların zulüm yapmasını sağlayan mekanizma ile modernliğin ilişkisini ve bu ilişkinin özünün sabit kaldığı yeni formlarını iyi analiz edebilmeliyiz. Roni Margulies&#8217;in konuşmasında eksik olan veya onun göremediği şey de buydu bence. Modern organizasyonun, insan öldürmeyi, toplu katliamları, kimsenin zerre kadar vicdan azabı duymayacak şekilde mümkün kılan &#8220;Eichmannist&#8221; bir örgütlenme olduğunu bilmeliyiz. Bu örgütlenme Hannah Arendt&#8217;in dediği gibi, daha zalim insanlar üretmedi; ancak zalim olmayan insanların büyük zulüm ve katliamlar yapabilmesini mümkün kıldı.</p>
<p>Roni Margulies ve başka bazı aydınların - ki çoğunun vicdanına kefilim - bugün, ihaleyi sadece İsrail ve ABD&#8217;nin üzerine atarak kurtulmak istemeleri vicdani ve ideolojik konformizmdir bence. Zira bu ihalenin, bu iki aktör dışında, bütün vahşilikleri ile çok daha güçlü şekilde gün yüzünde olan başka aktörleri de vardır. O aktör de bu &#8220;dışlamayı&#8221;, &#8220;dönüştürmeyi&#8221; ve &#8220;yok etmeyi&#8221; mümkün hale getiren ve üstelik kendisine demokrasi diyen modern-liberal-seküler anlayıştır. Sosyalizm de, Kemalizm de, Siyonizm de, İslamcılık da, modernlikten büyük bir kopuş yaşamadığı sürece aynı noktaya savrulmaya yazgılıdır bence.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2010/01/01/filistin-gunlerinde-roni-marguliesin-yaptigi-konusmaya-bir-cevap/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2010/01/01/filistin-gunlerinde-roni-marguliesin-yaptigi-konusmaya-bir-cevap/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>MOSSAD için çalışmak ister misiniz?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/07/07/bugun-mossad-icin-ne-yaptin-2/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2009/07/07/bugun-mossad-icin-ne-yaptin-2/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 07 Jul 2009 07:50:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Yılmaz</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kitap Tanıtımı]]></category>

		<category><![CDATA[MOSSAD]]></category>

		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>

		<category><![CDATA[siyonizm]]></category>

		<category><![CDATA[İsrail]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5568</guid>
		<description><![CDATA[
 Ortadoğu&#8217;nun BaşPsikopatı İsrail sizden ufak bir yardım istese kabul eder misiniz?
Çevrenizde böyle bir teklife evet diyebilecek insanlar var mı? Farkında olmadan yardım etme ihtimaliniz hiç mi yok? Asla? O halde rahat uyuyalım, ülkemiz dahilinde siyonistlerin eli kolu bağlı demek ki&#8230;
 Bir kitaptan bahsetmek istiyordum uzun zamandır, eski MOSSAD ajanı Victor Ostrovsky&#8217;nin ağzından bu örgütün çalışma (ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/07/20090630_derin_dusunce_org_mossad_2.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-5570" title="20090630_derin_dusunce_org_mossad_2" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/07/20090630_derin_dusunce_org_mossad_2-238x300.jpg" alt="" width="238" height="300" /></a></p>
<p> Ortadoğu&#8217;nun BaşPsikopatı İsrail sizden ufak bir yardım istese kabul eder misiniz?</p>
<p>Çevrenizde böyle bir teklife evet diyebilecek insanlar var mı? Farkında olmadan yardım etme ihtimaliniz hiç mi yok? Asla? O halde rahat uyuyalım, ülkemiz dahilinde siyonistlerin eli kolu bağlı demek ki&#8230;</p>
<p> Bir kitaptan bahsetmek istiyordum uzun zamandır, eski MOSSAD ajanı Victor Ostrovsky&#8217;nin ağzından bu örgütün çalışma (ve çalışTIRma) yöntemlerini anlatıyor. Kitabın orjinal adı &#8220;<a href="http://www.amazon.com/Way-Deception-Making-Unmaking-Officer/dp/0971759502/ref=sr_1_1?ie=UTF8&amp;s=books&amp;qid=1246398703&amp;sr=8-1">By Way of Deception</a>&#8220;. Türkçe&#8217;ye <a href="http://kitapadresi.com/magaza/prddet.php?pid=53252spid=1010369/">Hile Yolu</a> adıyla çevrilmiş. Orijinal başlık içindeki &#8220;deception&#8221; (=düş kırıklığı) kelimesi dikkate değer. Birazdan sebebine geleceğim.</p>
<p> Bu tür kitaplara temkinle yaklaşırım, gerçekleri çarpıtma, dezenformasyon amacıyla yazılmış bir çok kitap gördüm. Ama bu kez farklı. Kitabın yayınlanmasını engellemek için İsrail&#8217;in giriştiği yasal ve yasadışı eylemlerle <span id="more-5568"></span>katlandığı riskler göz önüne alınırsa içerik gerçekten dikkate değer olabilir diye düşünmüştüm daha okumadan&#8230; Okudukça Ostrovsky&#8217;nin &#8220;içeriden&#8221; yazdıklarını hakikaten inandırıcı buldum. Meselâ 1981&#8242;de Iraktaki bir nükleer santralin vurulduğu <em><a href="http://news.bbc.co.uk/2/hi/middle_east/5020778.stm">Mivtza Opera</a></em> (מבצע אופרה) gibi olaylar o günlerin aktüalitesiyle örtüşüyor.</p>
<p> Fakat bundan çok daha önemli bir kaç nokta var ki üzerinde durmaya değer:</p>
<ul>
<li>1) Eski ajan Victor Ostrovsky&#8217;nin MOSSAD&#8217;dan ayrılma sebebi,</li>
<li>2) Dünyadaki Yahudilerin MOSSAD tarafından sömürülme yöntemleri,</li>
<li>3) Yahudi olmayanların MOSSAD&#8217;a hizmet etmesinin sağlanması,</li>
<li>4) Bütün bunların Türkiye&#8217;nin çıkarları açısından değerlendirilmesi.</li>
</ul>
<p> <strong>1) Eski ajan Victor Ostrovsky&#8217;nin MOSSAD&#8217;dan ayrılma sebebi</strong></p>
<p>Ostrovsky önce İsrail ordusuna sonra da gizli servise son derece &#8220;romantik&#8221; hislerle giriyor. Kutsal Topraklarda kurulan kutsal(!) devlete, ulusuna hizmet edecek, yeryüzünde iyiliğin son kalesi(!) olan bu ülke uğruna gerekirse canını bile feda edecek.</p>
<p> Ancak zamanla uyanıyor Ostrovsky. Bir kere MOSSAD içinde kişisel ve politik çekişmeler var. İkincisi örgüt içinde yükselmiş kimi liderler elemanları &#8220;<strong>özel işleri için</strong>&#8221; kullanıyor. Bir anlamda Ergenekonlaşmış bir MOSSAD çıkıyor karşımıza. İsrail&#8217;in &#8220;yüksek&#8221; çıkarlarıyla ilgisi olmayan hatta bazen çelişen operasyonlar yapılıyor.</p>
<p> Ostrovsky bu konuyu gündeme getiren ilk kişi değil. MOSSAD ajanlarının devlet denetiminden uzak işler çevirdikleri, uyuşturucu ve silah kaçakçılığı yaptıkları, kara para akladıkları uzun zamandır biliniyor. Afrika ülkelerinde darbe ya da soykırım olmadan bir kaç gün önce faaliyet gösteren İsrailli ajanların resimleri yayınlanmıştı Fransız gazetelerinde. MOSSAD aslında bütün gizli örgütlerin izlediği yolu izliyor: <strong>Güvenlik sebebiyle oluşturulan &#8220;resmî denetimsizlik&#8221; ve bunun yol açtığı bir tür mafyalaşma, devlet eliyle beslenen bir terör örgütüne dönüşme.</strong> Kimin elinin kimin cebinde olduğu belli olmayan bu &#8220;dumanlı hava&#8221; içinde gizli örgütler kendi hükümetlerini deviriyor, seçim öncesi askerî operasyonlara zemin hazırlamak için sahte terörist saldırılar düzenliyor, yabancı ülkelerin terör örgütlerine eleman ve silah ödünç veriyorlar&#8230;</p>
<p> Bir de MOSSAD&#8217;ın özel bir durumu var: CIA ya da eski KGB gibi ağır bürokrasilerin tersine bu örgütte hiyerarşi çok zayıf. Bu bilinen ve istenen bir şey. Örgütün manevra kabiliyeti yüksek, tehlike halinde feda edilmesi gereken ajan sayısı az, &#8230;. Ancak bu dağı<strong>T</strong>ık (distributed) örgütlenme herkesin kendi başına iş çevirmesini de kolaylaştırıyor.</p>
<p> İşte Ostrovsky&#8217;nin kitabı <strong><a href="http://www.amazon.com/Way-Deception-Making-Unmaking-Officer/dp/0971759502/ref=sr_1_1?ie=UTF8&amp;s=books&amp;qid=1246398703&amp;sr=8-1">By Way of Deception</a></strong> (Türkçesi <a href="http://kitapadresi.com/magaza/prddet.php?pid=53252spid=1010369/">Hile Yolu</a>) bu yozlaşmayı, içten çürümeyi son derecede elle tutulur bir biçimde aktarıyor.</p>
<p> <strong>2) Dünyadaki Yahudilerin MOSSAD tarafından sömürülmesi</strong></p>
<p>Yahudiler Siyonist propagandanın etkisiyle kendilerini her an yok edilmesi muhtemel bir topluluk olarak görüyorlar. Bizim ülkemizde de <strong>&#8220;Türk&#8217;ün Türk&#8217;ten başka dostu yoktur&#8221;</strong> sloganıyla simgeleşen bu &#8220;yanlızlık&#8221; saplantısı bütün milliyetçi-militarist hareketlerin ortak noktası. Can korkusuyla kendi ırkına, ordusuna ve devletine sarılıyor insanlar. Bu da eleştiriden, çok seslilikten hoşlanmayan güçler için rahat bir çalışma ortamı hazırlıyor.</p>
<p> Ancak İsrail için yine özel bir durum söz konusu. Ülke nüfusu kadar yani 7 milyon Yahudi yaşıyor dünyada. Meselâ Almanya&#8217;daki 2-3 milyonluk Türk vatandaşı gibi dünyanın bütün ülkelerinde bir Türk azınlık yaşadığını farz edelim. Türk gizli servisinden bir ajan bazı özel yardımlara ihtiyaç duyabilir zaman zaman:</p>
<ul>
<li>- Kimlik göstermeden kalacak bir otel odası bulmak,</li>
<li>- İz bırakmadan yüklü miktarda para transfer etmek,</li>
<li>- Polis tarafından yakalanmışken serbest bırakılmak,</li>
<li>- Hastahaneye gidip dikkat çekmeden kolundaki kurşunu çıkarmak,</li>
<li>- Vs.</li>
</ul>
<p> Böylesi durumlarda Türk asıllı bir otel görevlisi, bir bankacı, bir polis memuru ya da bir hemşire çaktırmadan herşeyi halledebilir. İşte Sayanim (=yardımcılar) dediğimiz örgütlenme böyle çalışıyor. MOSSAD ajanlarını gittikleri her ülkede bir İsrail dostu &#8220;vatanseverler listesi&#8221; bekliyor.</p>
<p> Tabi böyle bir örgütlenmenin işlemesi için Yahudilerin nispeten bir baskı-korku-suçluluk içinde yaşamaları gerek. Yoksa meselâ bir hemşire<strong> &#8220;neme lâzım kardeşim, ben bulaşmam böyle işlere, yasalara göre polis çağırmam gerek&#8221; </strong>diyebilir. Ama bir Yahudi Kanadalı, Fransız ya da Türk vatandaşı oluşunu ikinci plana atıp dinsel aidiyetini öne alıyor. İsrail&#8217;in &#8220;kutsal çıkarları&#8221; uğruna bu riskleri alıyor. Neden?</p>
<ul>
<li>- <strong>Batı medyasında birçok yönetici bu davaya gönül vermiş insanlar</strong>. Her fırsatta Hitler&#8217;in yaptığı katliamları hatırlatacak bir film, belgesel, kitap, resim sergisi vb üretiyorlar. Öyleki meselâ Fransa&#8217;da istesem günde 24 saatimi bu konuyla ilgili YENi TV programı, kitap vb okumaya, seyretmeye ayırabilirim. Hatta şu anki cumhurbaşkanı Sarkozy her ilkokul çocuğuna bir katliam kurbanını eşleştirmek ve yıl boyunca çocuğa o olayları yaşatmak suretiyle bu beyin yıkamayı daha da ileri götürmeyi teklif etti.</li>
<li>- Filistinli direnişçilerin yaptıkları en ufak bir eylem İsrail&#8217;in varlığını ve milyonlarca Yahudinin hayatını tehdit eden bir saldırı gibi gösteriliyor. Bu da İsrail dışında yaşayan Yahudilerin endişesini ve suçluluk (=İsrail&#8217;e borçluluk) duygusunu arttırıyor.</li>
<li>- Mahmud Ahmedinejad gibi insanlar Filistin&#8217;i iç politika malzemesi yapıp <strong>&#8220;İsrail&#8217;i haritadan sileceğiz&#8221;</strong> dedikçe Siyonistlerin ekmeğine yağ sürülüyor. Ölüp gitmiş bir Hitler, &#8220;terbiye edilmiş&#8221; bir Almanya yerine kanlı-canlı bir Ahmedinejad ve nükleer füze yapmaya çalışan bir &#8220;kaka-pis&#8221; İran Siyonist propaganda için çok daha kullanışlı. Bu tür ucuz kahramanlıklar soyut Siyonist korkuları bir anda somutlaştırıyor, yalanlar gerçek(!) oluyor.</li>
</ul>
<p> <strong>3) Yahudi olmayanların MOSSAD&#8217;a hizmet etmesinin sağlanması</strong></p>
<p>MOSSAD ajanları çok sık biçimde Müslüman ülkelerde faaliyet göstermek zorundalar. Hem komşuları hem de İsrail&#8217;in düşmanları önemli ölçüde bu coğrafya dâhilinde. Sorunsuz biçimde çalışabilmek için MOSSAD operasyonları sıradan günlük işler şeklinde küçük parçalara bölüyor. Bir otelde oda ayırmak, bir kitabın fotokopisini çekmek, araba kiralamak&#8230; Tabi bu bölünmüş işlerin içinde bir kısımı yine de silah, bomba vs kullanmayı, gece gizlice bir büroya girmeyi gerektiriyor ama &#8220;masum&#8221; işleri &#8220;ötekilere&#8221; yaptırmak çok daha ucuz ve güvenli.</p>
<p> Bir de &#8220;gri&#8221; işler var. Ne yasal ne de tamamen yasadışı. İşte Ostrovsky&#8217;nin kitabında başlıktan itibaren çok iyi işlenmiş en iyi nokta bu: insanın doğası. Nasıl oluyor da Iraklı bir mühendis ülkesindeki nükleer santralin planlarını MOSSAD ajanlarına veriyor meselâ?</p>
<p> İnsan hayatı usul usul akan bir nehir değil. Her zaman iniş çıkışlar, dertler, düş kırıklıkları bir yerlerde bizi bekliyor olabilir. Bir yakınımızın ağir hastalığı, bir boşanma, bir ölüm&#8230; Ağır bir borç, terfi etmeyi beklerken torpilli birinin yerimizi kapması&#8230; Yurtdışına görev için gönderilenleri de bu tür bir imtihan bekler. Arkadaşlarından ve ailesinden izole olan bir insan normalde olduğundan çok daha kırılgandır. Tuhaf bir raslantıyla(!) hayatına girebilecek bir &#8220;dosta&#8221;, beklenmedik yerden gelecek bir paraya ya da kaçamak bir sevgiliye kapıları ardına kadar açılmış olabilir.</p>
<p> İnancı ve özgüveni olan, çevresinden destek gören insanlar bu tür imtihanlardan güçlenerek çıkarlar. Ama bir kez başarmış olmak sonrakiler için bir garanti değildir yine de.</p>
<p> Bu gibi durumlardaki insanları kullanmak için MOSSAD ajanlarının kullandığı ilginç bir öğüt var: <strong><em>&#8220;Birini uçurumdan aşağı yuvarlamak mı istiyorsun? Önce onu uçurumun kenarına getirmelisin&#8221;</em></strong> .</p>
<p> Tahmin edebileceğiniz gibi örgüt ajanları ihtiyaç duydukları kimselere kendilerini tanıtırken İsrail ile ilgili hiç bir şeyden bahsetmiyorlar. Daha çok profesyonel bir amaçla meselâ Brezilya ile Arjantin arasında yapılacak ticarî bir anlaşmada kullanmak için <strong>ufak(!) bir bilgi</strong> rica edilebiliyor. Karşılığında da oldukça iyi bir ödeme yapıyorlar. MOSSAD&#8217;a (bilmeden) yardım etmek için illâ ki bir nükleer santralde çalışmanız ya da füze sistemlerinde uzman olmanız gerekmiyor. Bazen çok sıradan bir işte çalışanlar bile bu örgütün hedefinde olabilir. İşyerinizde çalışanlarının isimleri, telefonları, görevleri, ev adresleri, hobileri, eşlerinin ve çocuklarının isimleri, okudukları okullar bir MOSSAD operasyonu için gerekli olabilir.</p>
<p> <strong>4) Bütün bunların Türkiye&#8217;nin çıkarları açısından değerlendirilmesi</strong></p>
<p> Az önce &#8220;kırılgan&#8221; insan tarifi yaptık ve gerek MOSSAD gerekse başka gizli örgütlerin bu insanlardan istifade edebileceğini anlattık.</p>
<p> Bu &#8220;kırılgan&#8221; insan grubuna dâhil edilmesi gereken bir kategori daha var aslında ki Türkiye için büyük önem taşıyor: <strong>Devlet eliyle ve sistematik bir biçimde</strong> haksızlığa uğramış insanlar. Adaletin yerini bulmadığını, kendilerine karşı ayrımcılık yapıldığını düşünen bütün etnik, siyasî ve dinî azınlıklar potansiyel olarak bu gruba girebilir. Elbette birçok insan <strong>&#8220;ne yapalım, bizim memleketimiz de böyleymiş&#8221;</strong> diye sineye çekiyordur ama hepimiz insanız.</p>
<p> Bıçak kemiğe dayandığı yerde <strong>&#8220;madem bu devlet beni hor görüyor ben de ona karşı sadakat duymuyorum&#8221; </strong>deme noktasına gelmek mümkün.</p>
<p> Meselâ Fransa&#8217;da bir terör örgütü için en &#8220;verimli topraklar&#8221; Paris, Lyon gibi büyük şehirlerin fakir banliyöleridir. Çünkü bu yerlerde polis kanunları daha kolay çiğner. Polisin aleyhine dava açmak ve kazanmak daha zordur. Kimliğini göstermeyen biri özellikle zenci ya da Arap ise gözaltına alınabilir. Karakolda şiddet görebilir. Türkiye ile karşılaştırılabilecek seviyede olmasa da <strong>devlet eliyle uygulanan, meşru(!) şiddetin </strong>yargı denetiminden kaçabildiği bu yerlerde Fransa devleti zayıftır. Halk ile devletin arası açıktır.</p>
<p> Değerli dostumuz <a href="http://www.derindusunce.org/author/mustafaakyol/">Mustafa Akyol</a> bir yazısında (mealen) <strong>&#8220;evet, insanın devletini sevmesi gerekir ama o devletin de sevilecek bir tarafı olması gerekmez mi?&#8221;</strong> diye sormuştu. Adalet konusunda çok sayıda zaafı var ülkemizin. Ve bu zaaflar hergün yeni &#8220;kurbanlar&#8221; üretiyor. Ya da <a title="Rasim Ozan Kütahyalı tarafından yazılan yazılar" href="http://www.derindusunce.org/author/rasimozan/">Rasim Ozan Kütahyalı</a>&#8216;nın dediği gibi &#8220;zenciyi zenciye kırdırma metodu&#8221; halk ile devletin arasını açıyor.</p>
<p> İsmet İnönü zamanında uygulanan Varlık Vergisi ile Hristiyan ve Yahudilerin mallarına el konulması, <a href="http://www.derindusunce.org/2009/05/28/pkkyi-dis-mihraklar-mi-kurdu/">Dersim olayları</a>, 6-7 Eylül&#8217;de yeniden hedef seçilen Hristiyan ve Yahudilerin öldürülmesi, talan edilen ev ve işyerleri, <a href="http://www.derindusunce.org/2008/12/05/madimak/">Madımak Katliamında</a> hedef seçilen Alevîler, Güneydoğu&#8217;da OHAL yoluyla yaşamak dahil bütün hakları çiğnenen Kürtler&#8230;</p>
<p> Dediğimiz gibi hepimiz insanız ve sabrımızın bir sınırı var. Devletiniz sizi sürekli hedef gösterirse, potansiyel düşman, işbirlikçi olarak görürse? Diliniz, ibadetiniz yasaklanırsa? Tutuklanan yakınlarınız kaybolursa? Çocuklarınıza ülkenin resmî dini okulda zorla öğretilirse? Sizin cemaatinize karşı işlenen faili meçhul(!) suçlar cezasız kalırsa? &#8220;Ermeni dölü&#8221; diye fişlenirseniz? Bir genel kurmay başkanı çıkıp <strong>&#8220;Ne mutlu Türk&#8217;üm demeyenler bizim düşmanımızdır&#8221;</strong> derse, oy verdiğiniz siyasi parti bir belediye kazanınca bakanlar <strong>&#8220;bunlar da Ermenistan sınırına dayandı&#8221;</strong> diye homurdanırsa&#8230;</p>
<p> Bu demek değil ki bütün &#8220;azınlıklar&#8221; potansiyel birer MOSSAD ajanıdır. Ama Türkiye&#8217;nin aleyhine faaliyet gösterecek her örgüt &#8220;<strong>içeriden</strong>&#8221; olan, dili, kültürü bilen ve sisteme karşı hınç ile dolu insanlara ihtiyaç duyacaktır eylem yapmak için.</p>
<p> Elbette önce vicdanî sebeplerle savunuyorum ki Türkiye kimse kimseye &#8220;azınlık&#8221; muamelesi yapmamalıdır. Ama buna ek olarak:</p>
<ul>
<li>1) Adaleti zayıflatan bir yasayı değiştirMEYEN her milletvekili,</li>
<li>2) Yasalara uymayan her polis ya da asker,</li>
<li>3) Bunlara seyirci kalan her savcı, hâkim, gazeteci ve sıradan vatandaş</li>
</ul>
<p>Bilmeyerek de olsa MOSSAD ve benzeri örgütlere zemin hazırlamış olmaz mı?</p>
<p> İşte Ostrovsky&#8217;nin kitabı <strong><a href="http://www.amazon.com/Way-Deception-Making-Unmaking-Officer/dp/0971759502/ref=sr_1_1?ie=UTF8&amp;s=books&amp;qid=1246398703&amp;sr=8-1">By Way of Deception</a></strong> (Türkçesi <a href="http://kitapadresi.com/magaza/prddet.php?pid=53252spid=1010369/">Hile Yolu</a>) bunları düşündürüyor insana. MOSSAD&#8217;ın ne tür insanlarla çalışmayı tercih ettiğini ve onları nasıl &#8220;baştan çıkardığını&#8221; görünce korkuldukları kadar güçlü olmadıklarını idrak ediyor insan. Gerek bu örgüt gerekse türlü komplo teorilerine konu olan masonlar, illüminati ve adını bile bilmediğimiz diğer oluşumlar üç şeyden istifade ederek güçleniyorlar:</p>
<ul>
<li>a) Devletlerin adaletsiz uygulamalarından,</li>
<li>b) Cemiyetlerin ahlâkî zayıflıklarından ve dayanışma eksikliğinden,</li>
<li>c) Bu ilk iki faktörün uçurum kenarına ittiği kırılgan insanlardan.</li>
</ul>
<p> Kitapta Ostrovsky&#8217;nin açıkça belirttiği gibi kendisiyle, devletiyle bir kavgası olmayan, elindekini yeterli bulan, düzgün aile yaşantısı içindeki bir insan <strong>MOSSAD&#8217;ın işine kesinlikle yaramayacak bir insandır</strong>. Bu son paragraftan çıkartabileceğimiz bir altın kural varsa şudur: Bu tür &#8220;dengeli&#8221; insanların yaşadığı adil bir devletin toprakları MOSSAD&#8217;in nefes alamayacağı bir iklimdir.</p>
<p> <strong>MOSSAD&#8217;dan kurtulabilecek miyiz bir gün?</strong></p>
<p>İnsan var oldukça zayıflıkları da var olacak elbette. Gerek MOSSAD gerekse başka yapılar bu zayıflıkları kullanmanın yeni yollarını icad edecekler şüphesiz.</p>
<p>Gelin görün ki Hz. Mevlânâ &#8220;Kur&#8217;an&#8217;ı açıklamak için yazdım&#8221; dediği Mesnevî adlı eserinde şöyle söylüyor:</p>
<p><em>&#8220;Ey insan, başkalarından gördüğün zulümler, kötülükler, senin kendi kötü huyunun onlardan aksetmesidir, görünmesidir. Senin varlığın, iki yüzlülüğün, zalimliğin, gafletin onlara aksetmiştir.  O sensin, sen kendini yaralıyorsun; lânet ipliğini, kendine, kendin dokuyorsun.&#8221;</em> (Cilt I, beyitler 1318-1320)</p>
<p>MOSSAD&#8217;ı veya siyonizmin saldırganlığını kendiliğinden oluşmuş bir dış düşman gibi görebiliriz. Ya da <strong>kötülük = iyiliğin ve adaletin eksikliği</strong> diyerek bakabiliriz olaylara. Bir fotoğrafın negatifi, bir heykelin kalıbı gibi&#8230; Müslümanların takvadan uzaklaştıkları anların, ihmallerin ve zulümlerin cisimleştiği, ete, kemiğe büründüğü, bombaya işgale dönüştüğü bir hâl olarak da görebiliriz bu &#8220;şeytanî&#8221; gücü. Eleştiriyi bu şekilde kendimize çevirdiğimiz zaman çözümü de kendimiz üretebiliriz.(Bkz. <a href="http://www.derindusunce.org/2007/05/19/muslumanlarin-ic-hastaliklari-ve-neo-cahiliyye-devrinin-sonu/">Müslümanların iç hastalıkları</a>)</p>
<p> Bu bakımdan özeleştiri yapmayı İsrail ya da Yahudi düşmanlığına göre çok daha verimli buluyorum. Rızık kapısı dükkânına <strong>&#8220;Yahudiler, Ermeniler ve köpekler giremez&#8221;</strong> tabelası asanların gaflet içinde MOSSAD&#8217;a hizmet ettiğini düşündüm ve Yahudilere yönelik nefretin Müslümanlar için bir afyon olduğunu savunageldim hep.</p>
<ul>
<li><a href="http://www.derindusunce.org/2009/01/20/muslumanin-afyonu-yahudi-nefreti-bolum-i/"><strong>Müslümanın afyonu</strong>: Yahudi nefreti - Bölüm I</a></li>
<li><a href="http://www.derindusunce.org/2009/01/22/muslumanin-afyonu-yahudi-nefreti-bolum-ii/"><strong>Müslümanın afyonu</strong>: Yahudi nefreti - Bölüm II </a></li>
<li><a href="http://www.derindusunce.org/2009/01/26/muslumanin-afyonu-yahudi-nefreti-bolum-iii/"><strong>Müslümanın afyonu</strong>: Yahudi nefreti - Bölüm III </a></li>
<li><a href="http://www.derindusunce.org/2009/02/03/muslumanin-afyonu-yahudi-nefreti-bolum-iv/"><strong>Müslümanın afyonu</strong>: Yahudi nefreti - Bölüm IV </a></li>
<li><a href="http://www.derindusunce.org/2009/02/23/muslumanin-afyonu-yahudi-nefreti-bolum-v/"><strong>Müslümanın afyonu</strong>: Yahudi nefreti - Bölüm V</a></li>
</ul>
<p> Çünkü bu özeleştiriler yapılmadığı müddetçe her çağda yeni MOSSADlar, yeni neoconlar, yeni psikopat devletler türeyecektir. (<a href="http://www.derindusunce.org/2009/05/12/abdyi-tedavi-etmek-mumkun-mu-bolum-i/">Bkz. Amerika Tedavi Edilebilir mi?</a>) Meselâ 11ci asırda İslâm coğrafyasını hallaç pamuğu gibi atan <strong>Haçlı seferleri ve Moğol saldırıları Siyonistlerin işi değildi</strong>. Filistin&#8217;den kat kat büyük bir bölgede asırlarca Müslüman kanı döken bu iki gücün bu yıkımı yapabilmesini <strong>mümkün kılan zemin neydi?</strong> İsrail&#8217;in Yahudi olması da bu bağlamda değerlendirilmelidir kanımca.</p>
<p> <strong>Bir insan MOSSAD&#8217;a karşı kafa tutabilir mi?</strong></p>
<p>Devletin adil olması gerektiğini anladık ama sıradan bir insan MOSSAD&#8217;a karşı kafa tutabilir mi? Bence bu mümkün. Öncelikle insanlar içlerindeki korkunun farkında olmalılar. Yani bir Cuma namazı çıkışı İsrail ve ABD bayrağı yakan Türkler, Pakistanlılar ya da İranlılar bunu cesaretlerinden mi yapıyorlar yoksa korkudan mı? Bush&#8217;un samanla doldurulmuş bir kuklasını yakan Mısırlılar, Ürdünlüler düşman belledikleri şeyin kendisine saldıramadıkları için bir maketine saldırıyorlar. Burada pagan bir davranış gözlüyoruz. <strong>Tıpkı ALLAH&#8217;ı unutanların O&#8217;nun yerine paraya, mevkiye yani putlara tapması gibi Cihad yapacak cesareti olmayan korkakların düşman yerine bir tür negatif puta saldırması</strong>.</p>
<p> Müslümanlar içlerindeki bu korkuyu yenmeliler bence. Yani sadece MOSSAD değil genel olarak bütün komplo teorilerini kasdediyorum. Neden? Farz edelim ki İslâm karşıtı komplo teorilerinin <strong>HEPSİ</strong> gerçek olsun. Üzerine de bilmediğimiz <strong>BİN</strong> komplo daha ekleyelim.</p>
<p> Kur&#8217;an&#8217;ın verdiği yanıt bellidir. <strong>&#8220;Onlar tuzak kurdular. ALLAH da tuzak kurdu. ALLAH tuzak kuranların en hayırlısıdır.&#8221; </strong>( Âl-î Imrân 54) (Aynı konuda : Enfâl 30, Yûnus 21, Nahl 127, Târık 15-16)</p>
<p>Benim bunlardan anladığım, Müslüman hayatını komplo teorilerine göre düzenleyemez. Komplo korkusu ALLAH korkusunun önüne geçip Müslümanı O&#8217;nun yolundan ayırmamalı.</p>
<p> Şu halde <strong>ümmetin tuzakları </strong>ne olabilir MOSSAD benzeri hilelerin yaşayamacağı bir iklim oluşturmak için? </p>
<ul type="disc">
<li>Sadece Türkiye Yahudilerini değil ulus-devletin tektipleştirici havanında dövülmüş, mağdur edilmiş herkesi kucaklayacak bir söylem oluşturmak,</li>
<li>Bu söylemi <strong>önce günlük hayata</strong> sonra toplumsal ve siyasî projelere yansıtmak,</li>
<li>Kürtlük, Alevilik, Hıristiyanlık ya da &#8220;safkan&#8221; Türklük üzerinden siyaset yapanların bilerek ya da bilmeyerek MOSSAD&#8217;a hizmet ettiğini görmek, onları <strong>oysuz bırakarak</strong> <strong>hak ettikleri yanıtı vermek</strong>.</li>
</ul>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2009/07/07/bugun-mossad-icin-ne-yaptin-2/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2009/07/07/bugun-mossad-icin-ne-yaptin-2/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Obama&#8230; içimizden biri?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/06/05/obama-icimizden-biri/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2009/06/05/obama-icimizden-biri/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Jun 2009 09:31:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Yılmaz</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Amerika]]></category>

		<category><![CDATA[Filistin]]></category>

		<category><![CDATA[Müslümanın Afyonları]]></category>

		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>

		<category><![CDATA[siyonizm]]></category>

		<category><![CDATA[İsrail]]></category>

		<category><![CDATA[İç hastalıklar]]></category>

		<category><![CDATA[ABD]]></category>

		<category><![CDATA[obama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5133</guid>
		<description><![CDATA[
Obama Mısır&#8217;da konuşurken gözlerimiz doldu, ahh dedik işte Filistinlilerin çilesine son verecek beklenen kurtarıcı(!) Kur&#8217;an filan da okudu, ah canıım&#8230;
Özeleştiriyi bir kaç asırdır reddeden Şark zihniyetinin sonucu bu. Bir sorun mu var?

- Bizden olamaz. Haçlı zihniyeti! Siyonistler!
- Çözüm?
- Bizden gelemez, önce saldırgan saldırmayı bıraksın!
- Peki biz neden bu kadar zayıf düştük? En altta, en sonda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.bobiler.org/monte.asp?m=106864"><img class="alignleft" src="http://kafa.bobiler.org/upload/photographs/155460283o.jpg" border="0" alt="" /></a></p>
<p>Obama Mısır&#8217;da konuşurken gözlerimiz doldu, ahh dedik işte Filistinlilerin çilesine son verecek <strong>beklenen kurtarıcı</strong>(!) Kur&#8217;an filan da okudu, ah canıım&#8230;</p>
<p>Özeleştiriyi bir kaç asırdır reddeden Şark zihniyetinin sonucu bu. Bir sorun mu var?</p>
<ul>
<li>- Bizden olamaz. Haçlı zihniyeti! Siyonistler!</li>
<li>- Çözüm?</li>
<li>- Bizden gelemez, önce saldırgan saldırmayı bıraksın!</li>
<li>- Peki biz neden bu kadar zayıf düştük? En altta, en sonda kaldık?</li>
<li>- Bütün suç moğollarda, haçlılarda, siyonistlerde ve neoconlarda!</li>
<li>- Sakın Müslüman esaret yularını boynuna kendi elleriyle geçirmiş olmasın?</li>
<li>- Sen Müslümanları suçluyorsun! Gizli bir siyonist olmalısın!</li>
<li>- Müslüman ülkeler birbirlerine saldırmak için ABD&#8217;den, Avrupa&#8217;dan ve İsrail&#8217;den silah almıyorlar mı? ABD&#8217;nin Irak&#8217;ı işgal etmek için harcadığı paraların bir kısmı Müslüman parası değil mi? Müslüman ülkelerin gizli servislerinin banka hesapları neden Lüksemburg&#8217;da aynı bankada? Neden bu bankanın müdürü Eduard İsrael idi? Neden Müslüman gazeteciler ClearStream&#8217;den hiç bahsetmiyor?</li>
<li>- Sus! Kafamı karıştırma! Cumaya yetişeceğim, cami çıkışında İsrail bayrağı yakacağız, görsünler günlerini pis siyonistler!</li>
</ul>
<p style="text-align: right;"><strong><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank">A<span style="color: #0000ff;">merika Tedavi Edilebilir mi?</span></a></span></strong></p>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-7855" title="20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt-203x300.jpg" alt="" width="115" height="166" /></span></a> <span style="color: #000000;">Bayrak y</span><span style="color: #000000;">akmanın ve Amerikan/İsrail mallarını protesto etmenin dışında bir şeyler yapmak gerektiğini düşünenler için yapılmış bu çalışmayı ilginize sunuyoruz.</span><span style="color: #000000;"> </span><span style="color: #000000;">ABD desteği son bulmadan Ortadoğu’nun psikopatı İsrail’in saldırganlığı bitmeyecek ve Ortadoğu’ya huzur gelmeyecek gibi görünüyor. Vietnam’da ve Latin Amerika’da yaşanan katliamlar Ortadoğu’da devam ediyor.</span></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"> </span><span style="color: #000000;">Amerikalılar neden bu kadar gaddar? Dünyanın geri kalan kısmında yaşayan insanlara karşı niçin bu denli acımasız? <a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank">Buradan indirin.</a></span></span></div>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2009/06/05/obama-icimizden-biri/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2009/06/05/obama-icimizden-biri/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İsrail Türkiye’yi İşgal Eder mi?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/06/02/israil-turkiye%e2%80%99yi-isgal-eder-mi/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2009/06/02/israil-turkiye%e2%80%99yi-isgal-eder-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Jun 2009 11:59:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Akyol</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Komplo Teorileri]]></category>

		<category><![CDATA[siyonizm]]></category>

		<category><![CDATA[İsrail]]></category>

		<category><![CDATA[komplo teorisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5102</guid>
		<description><![CDATA[[1 Haziran 2009 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Önce şunu söyleyeyim: Başbakan Erdoğan&#8217;ın binbir türlü &#8220;mayın&#8221;ın üzerine basarak söylediği sözlere katılıyorum. Evet, bizim ülkede azınlıklara ve yabancılara karşı &#8220;faşizm&#8221; boyutuna varan bir düşmanlık yapılmıştır ve yapılmaktadır. Evet, yabancı sermayenin Türkiye&#8217;ye yatırımı çok doğru ve gerekli bir şeydir. Ve evet, bu yabancı sermayenin İsrail&#8217;den, Arap ülkelerinden, Çin&#8217;den veya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/06/20090105_derin_dusunce_org_yahudi_teolojisi_siyonizm_savas_israil.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-5104" title="20090105_derin_dusunce_org_yahudi_teolojisi_siyonizm_savas_israil" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/06/20090105_derin_dusunce_org_yahudi_teolojisi_siyonizm_savas_israil.jpg" alt="" width="227" height="155" /></a>[1 Haziran 2009 tarihli <a href="http://www.stargazete.com/gazete/yazar/mustafa-akyol/israil-turkiye-yi-isgal-eder-mi-191799.htm" target="_blank">Star</a> gazetesinde yayınlandı]</p>
<p>Önce şunu söyleyeyim: Başbakan Erdoğan&#8217;ın binbir türlü &#8220;mayın&#8221;ın üzerine basarak söylediği sözlere katılıyorum. Evet, bizim ülkede azınlıklara ve yabancılara karşı &#8220;faşizm&#8221; boyutuna varan bir düşmanlık yapılmıştır ve yapılmaktadır. Evet, yabancı sermayenin Türkiye&#8217;ye yatırımı çok doğru ve gerekli bir şeydir. Ve evet, bu yabancı sermayenin İsrail&#8217;den, Arap ülkelerinden, Çin&#8217;den veya Maçin&#8217;den gelmesi fark etmez. En büyük sorunlarından biri genç nüfusuna istihdam yaratmak olan Türkiye için, her türlü iktisadi yatırım, değeri bilinmesi gereken bir kazançtır.<span id="more-5102"></span></p>
<p>Sınırdaki mayınlar meselesinin ise hiç bilmediğim teknik yönleri var. Onun için yasanın nasıl olması gerektiği konusunda ahkâm kesecek değilim. Ancak bu konudaki tartışmalar sırasında ortaya çıkan bir başka meseleye dair bir şeyler söyleyeyim. Bu, konu İsrail olunca sık sık gündeme gelen &#8220;Nil&#8217;den Fırat&#8217;a Siyonizm&#8221; ezberi.</p>
<p>Buna göre, İsrail devletinin, Nil ile Fırat nehirleri arasında kalan &#8220;vaad edilmiş topraklar&#8221; üzerinde gözü var. Bizim güneydoğu bölgesini &#8220;karıştıranlar&#8221; da, onlar. Türkiye&#8217;yi bölerek Fırat&#8217;ın doğusunda bir &#8220;Kürt devleti&#8221; kuracak, sonra da gelip burayı kolayca işgal edip &#8220;Büyük İsrail&#8221;e katacaklar.<br />
<strong>Nil&#8217;den Fırat&#8217;a neresi?</strong></p>
<p>Evet, Türkiye&#8217;de böyle bir ezber var. Ulusalcısından Milli Görüşçüsüne kadar &#8220;müşterisi&#8221; de çok. Peki ama ne kadar gerçekçi?</p>
<p>Önce &#8220;Nil&#8217;den Fırat&#8221;a ne demek, ona bakalım. Tevrat&#8217;ta Hz. İbrahim ve soyuna vaad edilen bu coğrafyanın Yahudi kaynaklarında nasıl tasvir edildiğini hiç incelediniz mi? Farklı görüşler var, ama en çok kabul edilen versiyon, Hz. Süleyman zamanında kurulan büyük &#8220;İsrail Krallığı&#8221;nın sınırlarına denk geliyor. Bu sınırlar da gerçekten kuzeyde Fırat nehrine dayanıyor. Ama Fırat&#8217;ın neresine? Türkiye&#8217;nin içinden geçen kısmına mı?</p>
<p>Hayır. Fırat&#8217;ın Suriye&#8217;nin ortasından geçen kısmına. Çünkü zaten haritaya bakarsanız Fırat&#8217;ın bizim sınırları aştıktan sonra Suriye içinde geniş bir yay çizip doğuya doğru yöneldiğini görürsünüz. İsrail&#8217;den &#8220;yola çıkınca&#8221; karşılaşılan Fırat da işte burası. Yani bizim sınırların yüzlerce kilometre güneyi.</p>
<p>Dolayısıyla eğer bir gün çılgın bir İsrail hükümeti, &#8220;biz, ecdadımızın sınırlarına ulaşmaya azmettik&#8221; diye bir işgale girişecek olsa bile, bu Türkiye&#8217;ye varmayacak.</p>
<p>Bu, &#8220;vaad edilmiş topraklar&#8221; ile ilgili teolojik ve tarihsel tablo. Daha da önemlisi, bugün gerçek hayatta ne olduğu.</p>
<p>Olan şu: İsrail, bırakın &#8220;Nil ile Fırat arası&#8221;nı, ondan çok daha küçük bir coğrafya olan Filistin&#8217;i dahi işgal altında tutmayı beceremiyor. Bırakın yeni fetihlere girişmeyi, 1967&#8242;de işgal ettiği bazı topraklardan çekildi bile. Zaten ilk başta Mısır&#8217;la barış anlaşması imzalayarak Sina Yarımadası&#8217;nı boşaltmış, yani Nil&#8217;e dayanan sınırını çok çok geriye çekmişti. 2005 yılında ufacık Gazze Şeridi&#8217;nden bile çekildi.</p>
<p>Peki neden?<br />
<strong>Gerçek ve Paranoya</strong></p>
<p>Çünkü İsrail&#8217;in nüfusu toprak genişletmeye yetmiyor! Araplar Yahudiler&#8217;den daha fazla çocuk yapıyor. Böyle giderse 2050 yılında tarihsel Filistin sınırları içindeki Arap nüfusu Yahudi nüfusunu aşacak. Ariel Şaron gibi koyu bir Siyonisti dahi Gazze&#8217;den çekilmeye zorlayan buydu. Yahudi Devleti&#8217;nin şimdiki tek gerçekçi hedefi, başta Kudüs civarı olmak üzere Batı Şeria&#8217;daki illegal yerleşim alanlarını koruyabilmek.</p>
<p>Durum bu iken İsrail&#8217;in kalkıp &#8220;istikamet Nil&#8217;den Fırat&#8217;a!&#8221; diyerek güneyde Sina Yarımadası&#8217;nı, kuzeyde ise Suriye&#8217;yi, Lübnan&#8217;ı ve dahası Türkiye&#8217;yi işgal edeceğini düşünmek, paranoyadan başka bir şey değildir. Olacak iş vardır, olmayacak iş vardır. Bu, olmayacak iştir.</p>
<p>İsrail&#8217;in Gazze ve Batı Şeria&#8217;da sürdürdüğü işgali ve &#8220;devlet terörü&#8221;nü tel&#8217;in etmek ise ayrı (ve son derece doğru) bir şey. Bu duyarlılıkla İsrail&#8217;e karşı boykot uygulamayı da anlarım. Ama gerçeklere dayanan bir &#8220;ahlaki duruş&#8221; ile vehimlere dayanan paranoya arasında çok fark var. Ve ne yazık ki bizde ikisi hep içiçe giriyor&#8230;</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2009/06/02/israil-turkiye%e2%80%99yi-isgal-eder-mi/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2009/06/02/israil-turkiye%e2%80%99yi-isgal-eder-mi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>

