<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>Derin Düşünce &#187; Sivil Toplum</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/category/sivil-toplum/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Fri, 25 May 2012 09:41:57 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Gözlerden kaçmasın: Magrib Enstitüsü</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/04/06/gozlerden-kacmasin-magrib-enstitusu/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/04/06/gozlerden-kacmasin-magrib-enstitusu/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Apr 2012 12:46:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editörden</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sivil Toplum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21359</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;&#8230; Siyasetin, ekonominin bir fonksiyonu ya da sonucu olduğu gerçeğini baz alarak günden güne büyüyen ve giderek entegre olan Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomilerin özellikle kültürel bağlarının olduğu kendi coğrafyalarında “uluslarüstü” sistemler kurması bir ruh hali, ya da arzudan ziyade gerçekçi bir zorunluluktur. Bunun gerçekleşmesi için tarih sahnesinde 200 yıldan fazla düşünsel bir geçmişi olmayan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><img class="alignright" src="http://magrib.org/wp-content/themes/goodnews2,1/images/logo.png" alt="" width="223" height="85" />&#8220;&#8230; Siyasetin, ekonominin bir fonksiyonu ya da sonucu olduğu gerçeğini baz alarak günden güne büyüyen ve giderek entegre olan Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomilerin özellikle kültürel bağlarının olduğu kendi coğrafyalarında “uluslarüstü” sistemler kurması bir ruh hali, ya da arzudan ziyade gerçekçi bir zorunluluktur. Bunun gerçekleşmesi için tarih sahnesinde 200 yıldan fazla düşünsel bir geçmişi olmayan “milliyet”, “ulus” gibi suni kimlikler üzerine bir sistem bina etmek yerine, bu toprakların tüm halklarını kendi egemenlik alanının bir unsuru olarak  gören bir zihniyete doğru adım atmak zaruridir&#8230;&#8221;</em> <a href="http://magrib.org/magrib-enstitusu-2011-anayasa-raporu/" target="_blank">TAMAMI</a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/04/06/gozlerden-kacmasin-magrib-enstitusu/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/04/06/gozlerden-kacmasin-magrib-enstitusu/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Hazar Eğitim Kültür ve Dayanışma Derneği</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/02/11/hazar-egitim-kultur-ve-dayanisma-dernegi/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/02/11/hazar-egitim-kultur-ve-dayanisma-dernegi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 11 Feb 2012 13:06:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aisha Benghazi</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyuru]]></category>

		<category><![CDATA[Kadın]]></category>

		<category><![CDATA[Sivil Toplum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=20609</guid>
		<description><![CDATA[ &#8221;&#8230; İslam&#8217;a göre insanın iki yönü vardır. Biri insanın dünyevi yönüne işaret eden bedeni, diğeri ilahi boyutu olan ruhu. Aydınlanmayla birlikte insanın bu iki özelliği birbirinden ayrıştırılarak ilahi öz yok edildi ve insanın  beşeri yönü &#8220;Tanrı&#8221;laştırıldı. Bu yeni tanrı, dünya cenneti vaad ediyordu. Böylece dünyanın hakimi olduğu iddiası ve hırsıyla, gücü ve serveti ele geçirebilmek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/05/20090512_derin_dusunce_org_islam_tasavvuf_ibn_arabi.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-4769" title="20090512_derin_dusunce_org_islam_tasavvuf_ibn_arabi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/05/20090512_derin_dusunce_org_islam_tasavvuf_ibn_arabi-173x300.jpg" alt="" width="173" height="300" /></a> &#8221;&#8230; İslam&#8217;a göre insanın iki yönü vardır. Biri insanın dünyevi yönüne işaret eden bedeni, diğeri ilahi boyutu olan ruhu. Aydınlanmayla birlikte insanın bu iki özelliği birbirinden ayrıştırılarak ilahi öz yok edildi ve insanın  beşeri yönü &#8220;Tanrı&#8221;laştırıldı. Bu yeni tanrı, dünya cenneti vaad ediyordu. Böylece dünyanın hakimi olduğu iddiası ve hırsıyla, gücü ve serveti ele geçirebilmek için tabiatın her türlü zenginliğini hunharca kullanmaya başladı. Bu köklü zihniyet değişikliği bütün dünyada anlam ve amaç kaybına yol açarken buna uygun yeni bir yaşam tarzının projesi dayatılmaya başladı.  Dünya cenneti vaadiyle yola çıkan<strong> </strong>insanoğlu, geliştirdiği teknolojiyle doğaya sahip olma ve tabii kaynakları ihtiraslı bir şekilde kullanma yarışı yüzünden, tabiatı tahrip ederek &#8230;&#8221;</em> <a href="http://www.hazargrubu.org/hazarkimdir.htm" target="_blank">TAMAMI</a></p></blockquote>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/02/11/hazar-egitim-kultur-ve-dayanisma-dernegi/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/02/11/hazar-egitim-kultur-ve-dayanisma-dernegi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Dikkat Kitap: Aydın Kimdir?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/05/26/dikkat-kitap-aydin-kimdir/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/05/26/dikkat-kitap-aydin-kimdir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 May 2011 09:12:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editörden</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Akıl]]></category>

		<category><![CDATA[Aydınlanma]]></category>

		<category><![CDATA[Dikkat Kitap]]></category>

		<category><![CDATA[Modernleşme]]></category>

		<category><![CDATA[Sivil Toplum]]></category>

		<category><![CDATA[Sivil itaatsizlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=16508</guid>
		<description><![CDATA[ &#8221;Aydın konusu gerçekten sorunlu görülüyor. Her ideoloji, her grup kendi liderini, kahramanını aydını ilan ediyor çünkü. Tam da bu sebeple tanımından önce başka bir sıfata daha ihtiyaç duyuluyor: Reformist aydın, muhafazakar aydın, Kürt aydını, Türk aydını, vs.. [...] Kısacası &#8220;aydın olmak&#8221; hem toprak(toplum) hem de tohum(aydın) gibi üzerinde durulup incelenmesi yazılıp çizilmesi gereken bir kavram. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="padding-left: 30px;"><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/05/aydin_kimdir.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-16510" title="aydin_kimdir" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/05/aydin_kimdir.jpg" alt="" width="165" height="248" /></a> &#8221;Aydın konusu gerçekten sorunlu görülüyor. Her ideoloji, her grup kendi liderini, kahramanını aydını ilan ediyor çünkü. Tam da bu sebeple tanımından önce başka bir sıfata daha ihtiyaç duyuluyor: Reformist <strong>aydın</strong>, muhafazakar <strong>aydın</strong>, Kürt <strong>aydını</strong>, Türk <strong>aydını</strong>, vs.. [...] Kısacası &#8220;aydın olmak&#8221; hem toprak(toplum) hem de tohum(aydın) gibi üzerinde durulup incelenmesi yazılıp çizilmesi gereken bir kavram. Değişimin adresi kabul edilen Aydın&#8217;ın tanımı konusunda muhafazakar olunabilir mi?&#8221;</em></p>
<p>Böyle diyordu kıymetli bir yorumcumuz. Gerçekten de TARAFSIZ bir aydın tarifi yapmak zor. Karanlık cahilliğin ve Kötü&#8217;nün, ışık ise aklın, bilginin ve İyi&#8217;nin rumuzu. Yani akıl ve ilim ile <strong>İyi</strong>, <strong>Güzel</strong> ve <strong>Doğru</strong>&#8216;ya yaklaşılacağını herkes kabul ediyor. Ama her grubun kendi &#8220;<strong>ışığı</strong>&#8221; ile AYDIN-la<strong>N</strong>mayı ve AYDIN-la<strong>Ş</strong>mayı tercih ettiği bir dünyada yaşıyoruz. &#8220;<strong>Ötekilerin</strong>&#8221; ışıkları ya gözümüzü kamaştırıyor ya da yeterince AYDIN-la<strong>T</strong>mıyor, uymuyor &#8220;<strong>bize</strong>&#8220;&#8230;</p>
<p>Osmanlı&#8217;nın son dönemlerinde ve Cumhuriyet Türkiye&#8217;sinde ithal ışıklarla aydınlandıkça halkından uzaklaşan bir aydın(?) grubu çıktı ortaya. Aydın sendromu diyebileceğimiz müzmin bir depresyona girdi bu insanlar ve hâlâ da oradalar.  <a href="http://www.derindusunce.org/author/suzanbasarslan/">Suzannur Başarslan</a>&#8216;ın Hilmi Yavuz&#8217;dan aktardığı ifadeyle<strong><em>&#8220;kendi insanına, giderek kendi&#8217;ne ‘ne tuhaf insanlar bunlar- ne garip ülke burası!&#8217; diye bakmak; -kendi&#8217;ni öteki olarak görmek!&#8221;</em></strong></p>
<p>Okuyacağınız 130 sayfalık bu kitapta modernleşme sürecinde Aydın&#8217;ı ve Aydınlanma&#8217;yı sorgulayan bakış açıları bulacaksınız. Ama teori ile yetinmeyen,  fikrin eyleme dönüşmesini, Cumhuriyet&#8217;i, demokrasiyi ve sivil itaatsizlik olgusunu da sorgulayan yazılar bunlar. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/05/aydin_kimdir_a.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/05/26/dikkat-kitap-aydin-kimdir/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/05/26/dikkat-kitap-aydin-kimdir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Nasıl Bir Edebiyat?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/03/23/nasil-bir-edebiyat/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/03/23/nasil-bir-edebiyat/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Mar 2011 19:44:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ayşenur Bulut</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sanat]]></category>

		<category><![CDATA[Sivil Toplum]]></category>

		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=15274</guid>
		<description><![CDATA[
Edebiyat, şüphesiz hayatın tam ortasında bir yerde durur.  Hayatın ağırlık merkezi neresiyse söz, yazı oradadır. Acınız neredeyse eliniz oradadır ya, merhem sürersiniz yaranıza&#8230; Elbette, derdiniz varsa dermanını aramaya koşarsınız. Dert, sizi yollara düşürür, kapılara koşturur. Düşünce dünyası ve vicdan&#8217;dan bahsettiğinizde ise  &#8220;mezkur dert&#8221; bir şekilde kendine bir ifade alanı ve biçimi bularak dışa yansıyor. Bu kaçınılmaz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/03/tasfiye.jpg"><img class="size-full wp-image-15275 aligncenter" title="tasfiye" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/03/tasfiye.jpg" alt="" width="400" height="224" /></a></p>
<p>Edebiyat, şüphesiz hayatın tam ortasında bir yerde durur.  Hayatın ağırlık merkezi neresiyse söz, yazı oradadır. Acınız neredeyse eliniz oradadır ya, merhem sürersiniz yaranıza&#8230; Elbette, derdiniz varsa dermanını aramaya koşarsınız. Dert, sizi yollara düşürür, kapılara koşturur. Düşünce dünyası ve vicdan&#8217;dan bahsettiğinizde ise  &#8220;mezkur dert&#8221; bir şekilde kendine bir ifade alanı ve biçimi bularak dışa yansıyor. Bu kaçınılmaz bir yazgıdır.</p>
<p>İfade şeklinizi, alanınızı belirledikten sonra tamamen insani bir kaygı olarak başlayan düşünce serüveninizi eyleme dönüştürürsünüz. Aslında bu da kaçınılmazdır. En naif ve asgari haliyle bir yazı, eylemin ta kendisidir.  Harfler büyür büyür azami bir ses dalgasına dönüşür, orada olanın orada olmayana ulaştırdığı bir kuş olur.</p>
<p>Tokat&#8217;ta bir grup insan, yukarıda acemice tasvir etmeye çalıştığım o muzdarip hallerinin bir yansıması olarak dergi çıkarmaya başladı birkaç yıl önce.  Edebiyatın <span id="more-15274"></span>hayatın kenarında, köşesinde değil tam ortasında durması gerektiğini söyleyen bir dergiydi amaçlanan. Sokaktan geçen insanın hikayesinin yer aldığı satırlarda siz, dev hikaye kahramanları görürdünüz. Yeni baştan bakmaya başlarsınız sokaktan geçene, içinde biriktirdiği hikayelere mihmandar olursunuz. Kapılar önce size açılır&#8230;</p>
<p>Hayatınıza bir saldırı gibi girer önce, izin almadan, sormadan, teklif etmeden. Direniş, adalet, özgürlük, gözyaşı, alın teri ve isyan&#8230; &#8220;İslamcıların&#8221; uzak kaldığı, daha doğrusu uzak durmayı tercih ettikleri bu kelimeler gökten yağmaya başlıyor siz bahsettiğim derginin sayfalarını çevirdiğinizde.</p>
<p>Kafa konforunuz kaçtığında içinizde başka başka kelimeler tasfiye oluyordur artık, bir yer değiştirme vardır: korku, kabulleniş, ezberleyiş,  kula itaat, suskunluk&#8230; zalimin safında durması gerekenler sizden ayrılıyordur bir bir.</p>
<p><em>Üç mesele</em> değil, daha fazla meselenin &#8220;mesele&#8221; olarak adı konulup vicdanları rahatsız ettiği böylesi durumları günümüzde az yaşıyoruz. Özellikle edebiyat dünyasındaki eserlerin edebiyatın hayata üsten ve ürkek bakışlarını üzerimizde bir hayli hissediyoruz. Siz &#8220;edebiyat ve ideoloji&#8221; dediğinizde ise, edebiyat mı siyaseti/toplumu etkiler siyaset/toplum mi edebiyatı soruları alır sizi. Aslında çok net bir duruşu, böyle muğlak tartışmalara feda ederiz. </p>
<p>Tokat merkezli <strong>Tasfiye Dergisi</strong>, böyle bir konfor kaçıklığının ve vicdan muhasebesinin neticesinde edebiyat dünyamıza girmiş oldu. Söylemek istediği şarkıları, anlatmak istediği meseleleri  ve iletmek istediği kuşları var. Mart ayı itibarıyla 29. Sayısına ulaşan dergi, zamanla daha iyi bir &#8220;kendilik&#8221; kazanıyor.</p>
<p>23 Mart 2011 tarihinde Sakarya İlahiyat Fakültesi&#8217;nde <em>Mavera Öğrenci Topluluğu</em> olarak Tasfiye Dergisi yazarlarından ve editörlerinden Beytullah Emrah Önce ile bir panel gerçekleştirdik. İlk kurucularından başlayarak bugünlere kadar gelen bir Tasfiye yolculuğuna çıktık hep beraber.  Edebiyat evet ama nasıl bir edebiyat derken, bir şekilde türlü platformlarda hak mücadelesi veren insanların edebiyatı da bu misyon için bir araç görmelerinden bahsettik. Yangın varken kimsenin bir perdenin ne kadar güzel olduğundan bahsetmemesi nasıl &#8220;olağan&#8221;sa, toplumsal yangınlarda da yükselen dumanları görmezden gelip popüler söylemlerde bulunmanın da bir o kadar &#8220;olağan olmadığını&#8221; söyleyebiliriz.  Diyor ki Beytullah Önce, biz ağaçtan, kuştan, çiçekten ancak onların &#8220;yaşama hakkı&#8221; ihlal edildiğinde bu ihlali durdurma adına bahsederiz. Edebiyatın amacı sosyal meselelere merhem olabilmektir. &#8221;</p>
<p>Kamusal alanda bir ifade ve &#8220;dert anlatma&#8221; biçimi olarak Tasfiye, &#8220;direnen edebiyat&#8221; mottosunu taşıyor. Yerel ve küresel tüm krizlere mümkün olduğunca yer veriyor.  Hayatın riskli alanlarına dokunmaktan korkmamayı öğretiyor. Tam da bu korkunun bir tezahürü olarak Beytullah Önce &#8220;28 Şubat ve Edebiyat&#8221; panelindeki tespitlerini paylaşıyor bizimle. Bir dönem hidayet romanlarında anlatılan zengin, dindar ve genç kadınlara tebliğlerde bulunan ideal Müslüman erkeğin,  28 şubat darbesiyle birlikte ortadan kaybolduğunu yazar. &#8220;Hidayet romanları bir tür aldatmacadır.&#8221;</p>
<p>Sorumluluk şuuruyla edebiyata açılan akıl ve vicdanın referansının vahiy olduğunu belirten yazarımız,  Tasfiye&#8217;nin bu algıyla hareket etme çabasına sahip bir dergi olduğunu söyledi. </p>
<p>Bu mütevazı panelimize iştirak eden arkadaşlar, son dönem edebiyat dünyasında farklı bir yer edinmeye başlayan bir dergiyi, edebiyatın &#8220;bir de bu yönü&#8221; nü tanımış oldular. Bilhassa derginin özel sayılarındaki dosya çalışmalarının ayrı bir takdire şayan olduğunu söylediler.</p>
<p>Bu satıların yazarının aslında tek bir çabası var: bir kuş yapmak. Orada olmayanlara, orada olan bitenden haber verme telaşıyla alt alta dizdiği bu satırlarda edebiyatta yaşanan bu &#8220;yerel&#8221; kırılmanın* büyüme potansiyelini görmenin sevincini de yaşamaktadır.</p>
<p>*kırılma diyorum çünkü tasfiye mesela 24. Sayısındaki Kürtçe Edebiyat sayısı ile bir ilki gerçekleştirmiştir. &#8220;Müslüman mahallesi&#8221; için büyük bir olay!</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/03/23/nasil-bir-edebiyat/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/03/23/nasil-bir-edebiyat/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kadın Üretkenliğinin Günyüzü</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/03/22/kadin-uretkenliginin-gunyuzu/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/03/22/kadin-uretkenliginin-gunyuzu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Mar 2011 19:44:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tavit Kilimciyan</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Basın günlüğü]]></category>

		<category><![CDATA[Kadın]]></category>

		<category><![CDATA[Sivil Toplum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=15257</guid>
		<description><![CDATA[ Yıldız Ramazanoğlu (www.ozgundurus.com)
[...Bundan yaklaşık on yıl önce Türkiye`nin farklı illerinden kadınlar "buluşan kadınlar" adıyla bir sivil inisiyatif gurubu kurmuş internet üzerinden hayatımızı, çocuklarımızı, toplumumuzu, dünyayı, geleceğimizi ve itikadımızı ilgilendiren birçok konuyu tartışmaya açmışlardı...
Yapılmak istenen yalnızca gündemdeki konular üzerine görüş alışverişinde bulunmak değildi. Tersine dayatılan konuların dışına çıkarak kendi gündemini oluşturmak ve varoluşumuzun temellerini derinleştirmekti. Bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong> <a href="http://www.ozgundurus.com/Yazar/Yildiz-Ramazanoglu/Kadin-Uretkenliginin-Gunyuzu.php">Yıldız Ramazanoğlu</a> (<a href="http://www.ozgundurus.com">www.ozgundurus.com</a>)<a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2008/10/20081026_derin_dusunce_org_basortusuna_bulasir.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1915" title="20081026_derin_dusunce_org_basortusuna_bulasir" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2008/10/20081026_derin_dusunce_org_basortusuna_bulasir.jpg" alt="" width="262" height="229" /></a></strong></em></p>
<p style="text-align: left; padding-left: 60px;"><em>[...Bundan yaklaşık on yıl önce Türkiye`nin farklı illerinden kadınlar "buluşan kadınlar" adıyla bir sivil inisiyatif gurubu kurmuş internet üzerinden hayatımızı, çocuklarımızı, toplumumuzu, dünyayı, geleceğimizi ve itikadımızı ilgilendiren birçok konuyu tartışmaya açmışlardı...</em></p>
<p style="text-align: left;">Yapılmak istenen yalnızca gündemdeki konular üzerine görüş alışverişinde bulunmak değildi. Tersine dayatılan konuların dışına çıkarak kendi gündemini oluşturmak ve varoluşumuzun temellerini derinleştirmekti. Bu amaçla her yıl bir başka şehirde toplanan iki gün boyunca tanışan, konuşan ve tartışan kadınlar öyle ağır baskıların, tarifi imkânsız sıkıntıların ve kuşatmaların içinden geliyorlardı ki dilin kurulumunda ister istemez mağduriyetin, baskıların yansımaları baskındı.</p>
<p>Gaziantep&#8217;te Kasım 2010&#8242;da gerçekleşen kadının emeğini ve üretkenliğini irdeleyen buluşma kadınlarla ilgili yeni bir zihin oluşturmada dönüm noktası gibidir, öyle ki benim de zihnimde uzun zamandır olgunlaşmakta olan bir açılıma tercüman oldu. Sürecin işlemesine, tartışılacak konuların oluşturulmasına küçük de olsa katkı vermeye çalışmama rağmen katılamadım buluşmaya ne yazık ki. Fakat tebliğ ve tartışmaları mail gurubumuzdan izlemeye çalıştım. <a href="http://www.ozgundurus.com/Yazar/Yildiz-Ramazanoglu/Kadin-Uretkenliginin-Gunyuzu.php" target="_blank">TAMAMI</a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/03/22/kadin-uretkenliginin-gunyuzu/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/03/22/kadin-uretkenliginin-gunyuzu/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Vicdani red hakkı tanınmalıdır!</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/03/07/oldurmeyin-demek-suc-mu-2/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/03/07/oldurmeyin-demek-suc-mu-2/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 Mar 2011 21:00:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editörden</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sivil Toplum]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Adaleti]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Silahlı Kuvvetleri]]></category>

		<category><![CDATA[Vicdani red]]></category>

		<category><![CDATA[zorunlu askerlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=15072</guid>
		<description><![CDATA[baris_icin_vicdani_r​ed@yahoogroups.com&#8216;dan alınmıştır.
Nuri Pakdil bir kitabında şöyle diyor : 
&#8216;Daima terazinin ibresi vicdandır. Artık, vicdan dışında hiçbir şey namusluluğu açıklayamaz: kazanımlarımızı tartsak tartsak bu terazide tartabiliriz ancak. Yeniden oluşturup yapılandırmak: eğer yoksa : vicdanımız. Önümüze konan bu gerçek dışılığın dışına çıkabilmek başka türlü mümkün mü?&#8217;  
Ben 22 yaşında bir ilahiyat öğrencisiyim.. Hayat boyu sorguladığım şeylerden birisi de; Laik, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>baris_icin_vicdani_r​ed@yahoogroups.com</strong>&#8216;dan alınmıştır.</p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/03/vicdani-red.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-15073" title="vicdani-red" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/03/vicdani-red.jpg" alt="" width="250" height="188" /></a>Nuri Pakdil bir kitabında şöyle diyor : </p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>&#8216;Daima terazinin ibresi vicdandır. Artık, vicdan dışında hiçbir şey namusluluğu açıklayamaz: kazanımlarımızı tartsak tartsak bu terazide tartabiliriz ancak. Yeniden oluşturup yapılandırmak: eğer yoksa : vicdanımız. Önümüze konan bu gerçek dışılığın dışına çıkabilmek başka türlü mümkün mü?&#8217;</em>  </p>
<p>Ben 22 yaşında bir ilahiyat öğrencisiyim.. Hayat boyu sorguladığım şeylerden birisi de; Laik, çıkarcı, adaletten uzak bir düzende, kime hizmet ettiği belli olmayan bir orduda, sistem karşıtı erkeklerin askerlik yapması zorunluluğudur. Her daim dini şeylerden  uzak duran ordunun, müslümanların dini duygularını kullanarak askerliği &#8216;peygamber ocağı&#8217;, askerde ölenleri de &#8216;şehid&#8217; olarak nitelendirmesini sıkıntılı bir iç çelişki olarak görüyorum.  Halkı kendisine düşman olarak gören bir orduda açıkçası kim ne için savaşıyor? anlayamıyorum. Kürtleri, müslümanları, sosyalistleri, anarşistleri, alevileri, Ermenileri kendisine düşman olarak gören <span id="more-15072"></span>bir sistemin, zorunlu askerlik dayatması ile erkeklerimizin kendi kimliklerine karşı savaşmalarını istemeleri de abesle iştigaldir. <br />
   <br />
Halkının ölümüyle temellerini sağlamlaştırarak var olmaya devam eden bir sistemin destekçisi olmayacağım!  Devletin bekası için feda edilen bir insan daha görmek ve duymak istemiyorum!<br />
 <br />
     Ben bir bayan olarak, ne ailemdeki erkeklerin ve ne de sevdiğim adamın askerlik adı altında ezilmesini ve sistemin doğudaki kirli savaşına ortak olmasını istemiyor, çocuklarımı bu uğurda asker doğurmayacağımı ve feda etmeyeceğimi beyan ediyor, vicdani red hakkının tanınmasını ve zorunlu askerliğin kaldırılmasını istiyorum.. <br />
  <br />
Milliyetçilik ve Militarizmden Allaha sığınır, barış-adalet ve tevhid için vicdani reddimi açıklarım..</p>
<p> <br />
Nebiye Arı</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/03/07/oldurmeyin-demek-suc-mu-2/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/03/07/oldurmeyin-demek-suc-mu-2/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Öldürmeyin demek suç mu?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/03/07/oldurmeyin-demek-suc-mu/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/03/07/oldurmeyin-demek-suc-mu/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 Mar 2011 11:08:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editörden</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sivil Toplum]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Adaleti]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Silahlı Kuvvetleri]]></category>

		<category><![CDATA[Ulus-Devlet]]></category>

		<category><![CDATA[Vicdani red]]></category>

		<category><![CDATA[zorunlu askerlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=15075</guid>
		<description><![CDATA[baris_icin_vicdani_r​ed@yahoogroups.com‘dan alınmıştır.

Halil Savda&#8217;nın yargılanması ile ilgili olarak düzenlenen basın toplantısında söylemeye fırsat bulamadığım düşüncemi kısa ve öz olarak paylaşmak istedim&#8230; Umarım hala Halil Savda için yapabileceğimiz bir şeyler vardır.
 
Ağır bir militarist dille her gün halkı barış ve özgürlükten soğutanların, şiddeti tırmandıranların yanında masumiyetin ve şiddetsizliğin diliyle barıştan ve özgürlükten söz edenlerin bu kadar ağır bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>baris_icin_vicdani_r​ed@yahoogroups.com</strong>‘dan alınmıştır.</p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/03/vicdani-red.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-15073" title="vicdani-red" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/03/vicdani-red.jpg" alt="" width="208" height="162" /></a></p>
<p>Halil Savda&#8217;nın yargılanması ile ilgili olarak düzenlenen basın toplantısında söylemeye fırsat bulamadığım düşüncemi kısa ve öz olarak paylaşmak istedim&#8230; Umarım hala Halil Savda için yapabileceğimiz bir şeyler vardır.<br />
 <br />
Ağır bir militarist dille her gün halkı barış ve özgürlükten soğutanların, şiddeti tırmandıranların yanında masumiyetin ve şiddetsizliğin diliyle barıştan ve özgürlükten söz edenlerin bu kadar ağır bir bedel ödemesine hiç bir vicdan sahibi sessiz kalmaz diye ümit ediyorum. Kaldı ki bu sessizlik derinleştikçe <span id="more-15075"></span>bizi de karanlığa kapatabilir&#8230;</p>
<p>Ayşe Lebriz Berkem<br />
 <br />
 AKIS<br />
 </p>
<p>A (Ayse Lebriz Berkem)- Hosgeldiniz<br />
 <br />
B (Ayca Damgaci)- Hosgeldiniz<br />
 <br />
A- Basin toplantimizi Ingiltere&#8217;de yasayan besteci, soz yazari ve vokalist Aygul Erce&#8217;nin bugun icin ozel yaptigi bir sarkiyla acacagiz.: &#8220;Benim Sana Vercek Oglum Yok Pasa&#8221;. Erce&#8217;yi TMK Magduru Cocuklar ve Pinar Selek icin yaptigi sarkilardan hatirlayacaksiniz.  Ileriki dakikalarda Erce&#8217;nin kendi vicdani red aciklamasini da okuyacagiz.<br />
 <br />
B- Aygul Erce soyluyor: Benim Sana Vercek Oglum Yok Pasa<br />
 <br />
SARKI<br />
 <br />
A- Az sonra basin bildirisini okuyacagiz. Ardindan sözü Halil Savda alacak. Halil&#8217;in konusmasinin ardindan kadinlardan gelen destek metinlerini okuyacagiz. Daha sonra da kadinlar vicdani redlerini aciklayacak. Aciklamalarin bitiminde sahsi ve kurumsal soz almak isteyenler sozlerini soyleyecek. Hatirlatmaya gerek yok sanirim ama lutfen mümkün oldugu kadar kısa tutmaya calisalim. Ve bir karisikliga sebebiyet vermemek icin soz almak isteyenler isimlerini kagitlara azip gorevli arkadaslara versin, kurumsal olarak soz alacaklar lutfen kurumlarini da bildirsin. Son bolumde ise Halil Savda basının ve destekcilerin sorularini cevaplayacak ve Aygul Erce&#8217;nin sarkisini bir kez daha dinleyerek basın toplantımızı bitirecegiz.<br />
 <br />
B- Basin bildirisini oyuncu arkadasim Ayse Lebriz Berkem ve ben Ayca Damgaci seslendirecegiz. Bizimle paylasarak okumaya gonullu olan oyuncu kadinlar Akasya Asilturkmen, Berfin Zenderlioglu, Defne Halman, Derya Alabora, Filiz Kutlar, Hasibe Eren, Julide Kural, Lale Mansur, Nihal Koldas, Pelin Batu, Tulay Gunal ve Yesim Buber basin toplantisi tarih ve saatinde istanbul disinda olduklari, cekimleri ya da provalari oldugu ya da saglik problemleri sebebiyle bizimle birlikte olamadilar ama desteklerini iletmemizi istediler.<br />
 <br />
BASIN BILDIRISI (Ayse Lebriz ve Ayca Damgaci ortak okudular)<br />
 <br />
&#8220;İsrail hükümeti 2006 yılında Lübnan&#8217;ı kuşatmaya alıp saldırdığında birçok İsrailli vicdani redçi bu saldırıya karşı çıktılar. Saldırıya karşı çıkan vicdani redçiler israil hükümeti tarafından yargılandılar ve tutuklandılar. <br />
Türkiyeli savaş karşıtları da bu saldırıya ve haksız tutuklamalara tepki koymak için 1 ağustos 2006 tarihinde İsrail&#8217;in İstanbul Başkonsolosluğu önünde bir basın açıklaması yaptılar. Açıklamada özetle; &#8220;Sürmekte olan çatışma, abluka ve işgale antimilitarist etkinlik ve tarzla son verilebilir. Savaşları durdurmanın yolu onların insan kaynağı olmayı reddetmekten geçer. Paster derhal serbest bırakılmalı; Lübnan ablukası ve saldırısına son verilmeli. Herkesi askerliği reddetmeye çağırıyoruz!&#8221; dendi. <br />
Halil Savda bu açıklaması nedeniyle sorgulandı, mahkemeye çıkartıldı ve 2 Haziran 2008 tarihinde İstanbul Sultanahmet 1. Sulh Ceza Mahkemesinde gıyabında yapılan duruşmada TCK 318&#8242;den (Halkı, askerlik hizmetinden soğutacak etkinlikte teşvik veya telkinde bulunmak veya propaganda yapmak) 5 ay hapis cezasına çarptırıldı. İstanbul Sultanahmet 1. Sulh Ceza Mahkemesi&#8217;nin kararını Yargıtay 9. Daire de onayladığı için Savda&#8217;ya verilen ceza ertelenemiyor ve paraya çevrilemiyor. Yani Savda 5 ay daha ataerkil askeri zihniyet tarafından hapsedilecek.<br />
Mussolini İtalya&#8217;sından devşirme &#8220;halkı askerlikten soğutma&#8221; suç tarifini alanlar, askerliği sorgulamanın sürekliliği ile yaşamı şiddetle özdeş kılmanın sorgulanamazlığını adaletlerinin ana unsuru yaptılar. <br />
&#8220;Halkı askerlikten soğutma&#8221; suç maddesi TCK 318, uluslararası hukuka, insan haklarına ve düşünce ifade hürriyetine aykırıdır. TCK madde 318 biran önce kaldırılmalıdır.<br />
Toplumsallık, güvenlik, özgürlük ve varoluşun şiddetle özdeş olduğu bir dünyada toplumsallığı güveni ve varoluşu tersinden algılamanın hapisle, işkenceyle cezalandırılması maalesef işin doğası olacaktır.  TCK madde 318&#8242;in koruduğu Hrant&#8217;ı, Rahip Santoro&#8217;yu ve Pippa&#8217;yı katleden karanlık&#8230; BU karanlıktan katil yetiştirenler kendilerini madde 318 ile korumaya almışlardır. <br />
Ağır bir militarist dille her gün halkı barış ve özgürlükten soğutanlar övgüye mahzar olurken, masumiyetin ve şiddetsizliğin diliyle barış mesajı vermek cezalandırılıyor.<br />
İnsanın şiddet duygusundan ve şiddetten arınması özgürlük ve barış ahlakının gerekliliğiyle ilgili. Özgürlük ve barış ahlakıyla varolma, halkı şiddetten ve silahtan soğutma çabasına sevk ediyor. &#8220;Halkı askerlikten soğutmak&#8221; gibi bir suç tarifi akıl dışıdır. <br />
Askerlik eğitimi saldırgan erkeklik kurgulamasına dayanır. Bu kurguda güç, risk, yok edicilik, yenme ve itaat vardır.<br />
Askerlikte erkek bedeni bir illüzyon halinde yeniden oluşturuluyor; yorulmaz, üşümez, korkmaz ve uyumaz&#8230; Bu erkeklik &#8220;kadınsı&#8221; olarak kabul edilen yumuşaklığı, kırılganlığı, şiddetsizliği ve duygusallığı öldürmeyi emrediyor. TCK madde 318 tam da bunu koruyor.<br />
Bunu eleştirmek ve reddetmek suç olarak görülüyor. &#8220;Halkı askerlikten soğutma&#8221; suçunu düzenleyen TCK madde 318; yaşama, düşünce ve vicdan hürriyetinin savunusunu yasaklıyor.<br />
Bütün şiddet biçimlerini ve şiddet organizasyonlarını enine boyuna eleştirmeliyiz, eleştirebilmeliyiz!<br />
Askerlik bir dogma, bir tabu bir kutsal değildir; dünyevidir, eleştirilebilir, sorgulanabilir ve değişebilir!<br />
Her türlü dayatmaya, şiddete, militarizme karşı olduğumuzu tekrarlıyor, düşüncemizi ifade hakkımızı kullanarak Halil Savda&#8217;nın yanında olduğumuzu bir kere daha söylüyoruz&#8221;<br />
 <br />
B- Halil Savda&#8217;yi konusmak icin davet ediyoruz. Soz Halil&#8217;de<br />
 <br />
HALIL SAVDA (spontane konumsa yapti)<br />
 <br />
A- Bazi kadinlardan gelen destek mesajlari soyle:<br />
 <br />
DESTEK MESAJLARI. (Ayse Lebriz ve Ayca Damgaci ortak okudular)<br />
 <br />
&#8220;Ayşe Günaysu Sevgili Arkadaşlar,<br />
 Evde hasta yatıyorum ama gönülden yanınızdayım.<br />
 Kadınların vicdani reddini bütün kalbimle desteklememe rağmen bunu nasıl formüle edebileceğimi bilemiyordum. Bu konuda okumuşluğum da yok. Ama Serpil&#8217;in vicdani reddimdir metni zihnimi açtı.<br />
 Ben de vicdani reddimi açıklamak istiyorum. ilk fırsattametnimi  hazırlayacağım ve vicdani reddimi açıklayacağım.<br />
 Çabalarda emeği olan herkese teşekkürler,<br />
 Yanınızda olduğumu belirtmek istiyorum.<br />
Ayse Kilimciİzmir&#8217;deyim gelmem mümkün değil sevgili arkadaslar, ancak tüm kalbimle ve fikrimle yanınızdayım, oradayım&#8230;<br />
Ayten ZaraGelemiyorum, ama her zaman yanınızda olduğumu bilmenizi isterim. Vicdani red açıklama yazım hazır olmakla beraber  hukuki bir sürecim devam ettiğinden avukatım şimdilik açıklamamı uygun görmediğinden açıklamadım. Sevgiyle,<br />
Bilge ContepeBen Bodrumdayım katılamayacağım ama Halil Savda&#8217;ya ve vicdani red hakkına başka  destek için neler yapabilirsek uzaktan da olsa katılırım, yanınızdayım <br />
Insanları milliyetci ve militarist anlamlara sahip vatan hizmeti ile yukumlu anlayisa tabiiki karsi cikmaliyiz<br />
Genel olarak, siddetsizligi ilke olarak savunurken vicdani reddin siddetsizlik ilkesi ile bir hak olarak taninmasini da belirten durusumuzu aciklamaliyiz<br />
 Cihan Aktaş<br />
 Merhaba.<br />
 İstanbul&#8217;da olsam hakikatten katılmayı cok isterdim. Ama İran&#8217;dayım, kalben yanınızdayim. Hayırlı şeylere vesile olur inşallah.<br />
 Selamlar&#8230;<br />
Fusun Celiköz<br />
Sevgili Halil ve arkadaslar<br />
Dayimin rahatsizligi nedeniyle su aralar hic bir etkinlige katilamiyorum.<br />
Bugun de gelemeyecegim ama Gonlum sizlerle<br />
Antimilitarist bir calismanin bizim ulkemiz gibi bir ulkede ne kadar zor oldugunu bilerek bakmamiz gerek<br />
Sevgilerimle<br />
Sirin TekeliNe yazık ki, Istanbul&#8217;da yaşamıyorum. Basın toplantınıza katılmam mümkün değil, ama yüreğim sizlerle birlikte&#8230;<br />
Saygılarımla,<br />
Ülkü Özakın<br />
sevgili halil ve arkaşlar,<br />
cok istedigim halde ankara&#8217;da yasadigim icin ne yazik ki toplantiya katilamiyorum ama bunun disinda destek verebilecegim konularda her zaman ulasabilirsiniz, sonucta ayni mucadeledeyiz.<br />
selamlar,<br />
Yasemin GoksuMerhaba,<br />
Bugün orada olmayı çok isterdim ama ne yazık ki o saatte, çok geçerli bir sebepten dolayı başka bir yerde olmak mecburiyetindeyim. Faydası olmayacağını biliyorum ama gönlüm orada!<br />
Özür dilerim.<br />
Zehra IpsirogluKölnden selamlar, ben şu sırada İstanbul&#8217;a değilim.<br />
kendim bu konuda etkin olamasam da destekliyorum<br />
yillar once Avusturya Lisesi bitirme sinavlarinda ASKERLIK dersinden kalan magdur bir ogrenci, Zehra Ipsiroglu&#8221;<br />
 <br />
B- Simdi Kadinlari vicdani red metinlerine geciyoruz. Once istanbulda olmadiklari icin katilamayan kadinlarin vicdani red aciklamalarini okuycagiz. Ardindan aramizdaki kadinlardan hazirladiklari vicdani red metinlerini okuyacak ya da spontan vicdani redlerini aciklayacak kadinlar soz alacak. Ama ik sozleri biz aliyoruz. Evet Ayse.<br />
 <br />
A- Ağır bir militarist dille her gün halkı barış ve özgürlükten soğutanların, şiddeti tırmandıranların yanında masumiyetin ve şiddetsizliğin diliyle barıştan ve özgürlükten söz edenlerin bu kadar ağır bir bedel ödemesine hiç bir vicdan sahibi sessiz kalmaz diye ümit ediyorum. Kaldı ki bu sessizlik derinleştikçe bizi de karanlığa kapatabilir&#8230;<br />
 <br />
VICDANI RED AMETINLERI VE ACIKLAMALAR<br />
 <br />
Once Nebiye Ari kendi metniyle vicdani redini ackladi:<br />
 <br />
&#8220;Ben 22 yaşında bir ilahiyat öğrencisiyim.. Hayat boyu sorguladığım şeylerden birisi de; Laik bir düzende, kime hizmet ettiği belli olmayan bir orduda, sistem karşıtı erkeklerin askerlik yapması zorunluluğudur. Her daim dini şeylerden  uzak duran ordunun, müslümanların dini duygularını kullanarak askerliği &#8216;peygamber ocağı&#8217;, askerde ölenleri de &#8216;şehid&#8217; olarak nitelendirmesini sıkıntılı bir iç çelişki olarak görüyorum.  Halkı kendisine düşman olarak gören bir orduda açıkçası kim ne için savaşıyor? anlayamıyorum. Kürtleri, müslümanları, sosyalistleri, alevileri, ermenileri kendisine düşman olarak gören bir sistemin, zorunlu askerlik dayatması ile erkeklerimizin kendi kimliklerine karşı savaşmalarını istemeleri de abesle iştigaldir.</p>
<p>Ben bir bayan olarak, ne babamın, kardeşlerimin ve ne de sevdiğim adamın askerlik adı altında ezilmesini ve sistemin savaşına ortak olmasını istemiyor, çocuklarımı bu uğurda asker doğrumayacağımı beyan ediyor ve  vicdani red hakkının tanınmasını istiyorum..</p>
<p>Nuri Pakdil bir kitabında şöyle diyor : </p>
<p>&#8216;Daima terazinin ibresi vicdandır.<br />
Artık, vicdan dışında hiçbir şey namusluluğu açıklayamaz: kazanımlarımızı tartsak tartsak bu terazide tartabiliriz ancak.<br />
Yeniden oluşturup yapılandırmak: eğer yoksa : vicdanımız. Önümüze konan bu gerçekdışılığın dışına çıkabilmek başka türlü mümkün mü?&#8217;</p>
<p>Her türk asker doğmuyor ve birinci vazifem bu ülkenin istikbalini! korumak uğruna ölmek değildir. Bu vatan için oğullar feda olmasın, varsın vatan sağ olmasın.. Vatan denilen şey, nasıl olur da halkının ölümüyle temellerini sağlamlaştırarak var olmaya devam edebilir ki zaten?</p>
<p>Milliyetçilik ve Militarizmden Allaha sığınır, barış-adalet-tevhid için vicdani reddimi açıklarım..</p>
<p>nebiye arı&#8221;<br />
 <br />
Ardindan Esmeray spontan kendi vicdani reddini acikladi.<br />
 <br />
Daha sonra Ayse Lebriz toplantiya gelemeyen ama vicdani red acşklamlarini gonderen uc kadinin aciklamalarini okudu:<br />
 <br />
1-<br />
&#8220;Londra&#8217;da oldugu icin aramizda olamayan ama vicdani red aciklamasinin okunmasini isteyen Aygül Erce&#8217;nin metni:<br />
 <br />
&#8220;Devletlerin ve düşmanlarının durmadan artan zulmü tebalarından öyle maddi ve manevi fedakarlıklar talep etme noktasına geldi ki artık herkes durup bir düşünmeli:</p>
<p>Nelerden feragat edebilirim? Hem ne adına edeceğim? Bu fedakarlıklar benden<br />
Devlet adına bekleniyor. Devlet adına bir insan için değerli olan her şeyden, ailemden, guvencemden, huzurlu bir hayattan ve kendime olan saygimdan vazgecmem bekleniyor&#8221; Tolstoy.</p>
<p>Buyuk yazarin dusuncelerine katilmamak olanaksiz. Bizler bu dunyaya yasamak<br />
icin geldik oldurmek icin degil. Oysa gunumuz dunyasinda olum, siddet, savas gibi kavramlar o kadar normal hale getirildi ki, butun bu kavramlarin karsisinda olan biz vicdani reddciler vatana ve millete ihanet eden kisiler olduk, hem devletin gozunde hemde uyuyan halklarin gozunde.Sizlerin de bildigi uzere gercek hic de oyle degil.</p>
<p>Cocuklugumdan bu yana yurutulen bu kirli savasa taraf olmanin suc olduguna<br />
inaniyorum.Cocuklarimizi askere yolluyarak sadece suc isliyoruz. Oysa bu kirli savatsa oldurulen Kurt ve Turk annelerin hicbir farki yok birbirlerinden. Anneler aglamasin artik.</p>
<p>Gencler olmesin, oldurulmesin. Bu kan dursun ve herkes uyansin. Savas sadece bu isten para kazanan kirli yuzlerin, bankadaki hesaplarini kabartmasina yarar.<br />
 <br />
Onlar ne bilirler ki oglunu yitiren bir annenin can yakici acisini!</p>
<p>Vicadani reddimi acikliyorum YUKSEK SESLE!!</p>
<p>Vicdani redciyim cunku, yasamdan yanayim.<br />
Vicdani reddciyim, cunku her ne adina olursa olsun oldurmeye karsiyim.<br />
Vicdani redciyim, Kurt ve Turk kardeslerimin oldurulmesini istemiyorum.<br />
Vicdani redciyim, zulme karsiyim.<br />
Vicdani redciyim, politikacilarin kirli oyunlarindan biktigim icin.<br />
Vicdani redciyim, silahlar sussun diye.<br />
Vicdani redciyim, savasta cocuklar anasiz babasiz kalmasin diye.<br />
Vicdani redciyim, savasa ve silahlara harcana paralarla cocuklar/dunya yoksulluktan kurtulsun diye.<br />
Vicdani redciyim, savas yanlilarinin kirli oyunlarina gozyummak istemedigim icin.<br />
Vicdani redciyim, dunyayi daha yasanilir bir yer kilmak icin.<br />
Vicdani redciyim, vicdan sahibiyim .<br />
Vicdani redciyim, insanlik onurumu korumak istedigim icin.</p>
<p>Vicdani redciyim tum anneleri anti-militarist olmaya davet ediyorum!</p>
<p>Vicdani redciyim, haberlerde kan, nefret, gozyasi, siddet, olum, gormek istemiyorum.<br />
Bu kangolunden mutluluk duyanlara karsiyim.Ben insanca yasayabilecegimiz bir ulke/dunya istiyorum.Cocuklarimizin yuzlerine bakacak yuzumuz olsun istiyorum.</p>
<p>VICDANI REDDIMDIR INSANIM, HUMANISTIM, ANNEYIM, OLUME, SIDDETE,<br />
ASKERLIGE VE SAVASA KARSIYIM!</p>
<p>Saygilarimla</p>
<p>Aygul Erce&#8221;</p>
<p>2-<br />
&#8220;Aksaray&#8217;da oldugu icin aramizda olamayan ama vicdani red aciklamasinin okunmasini isteyen Rana Aribas&#8217;in metni:<br />
 <br />
Kısa sözcüklerle vicdani reddimi açıklıyorum.</p>
<p>Yaşama dair hiç bir zaman kocaman cümlelerim olmadı. Hep gölgeleri sevdim ben, sonbaharları, gün doğumlarını. Hep ötekiydim ben. Hep bir adım uzak. Öteki olmaların, ıssız olmanın ne demek olduğunu öğretti yaşam bana hep, o yüzden vicdan duygum herşeyden ağır bastı, gün geldi kılıcı en çok kendime salladım. Salladım canım acımadı. Vicdanımsa sakinleşti.</p>
<p>Küçük bir kız çocuğuydum ben, herkesin babası figürdür ya benim ki Ağbimdi. Kocaman aşktı benim için. 68 kuşağının sıkı devrimcisi, kazandığı İstanbul Teknik Üniversitesi Makina Bölümü&#8217;nü bırakmak zorunda kalan Ağbim. Uzun ve karanlık yıllardan sonra, askerliğe karşı verdiği inanılmaz mücadele yılları. Ağbimdi benim ama daha çok yolum. Kambur bir adamı, askere almaya çalışan zihniyete karşı verilen mücadele süreci. Senin için evet en başta senin için Vicdani redciyim  Ağbi. İnsanın sağlık sorunu olsun, olmasın, istemediği hiç birşeye zorlanmaması için , yattığın yerde rahat uyuman için vicdani redciyim.</p>
<p>Evet insanın iradesi dışında hiçbir şeye zorlanmaması için vicdani redciyim.</p>
<p>Evet Kıbrıs Savaşını yaşamış bir ailenin , Kıbrıs Savasında insanların neler yaşadığını bizzat tanıdıklarımdan dinlediğim ve savaşın insan ruhunda bıraktığı tramvaları bildiğim için vicdani redciyim. Savaşın hiç bir mübah yönü olduğuna inanmayanlardanım.</p>
<p>Ancak içimizdeki barışı yakalarsak, savaşın durcağına inananlardanım. İçimizdeki huzurun en çok vicdandan geçtiğine inanırım. Vicdan ağır bir yüktür bilirim. Bu yükü taşımak taşımamak için isteğim dışında bana uygulanabilecek herşeyin tecavüz olduğına inananlardanım. O yüzden vicdani redciyim.</p>
<p>Ben Anneyim, ben kadınım ben evladım, babamı - oğlumu - sevdiceğimi, savaşlarda ölsünler diye emek vermedim. Onlarla geçirebileceğim her anın beni ben ettiğini, onlarsız yaşamımın eksik kalacağını bilirim. Yaşamımı yaşam yapan asıl payda sevdiklerimse, yanımda ölmelerini dilerim. Sebepleri olmadıkları bir savaşta asla değil. Kavga onların kavgası değildir . Ancak anneler çocukların barışçıl, hümanist yetiştirirse, dünyayı güzelliğin kurtaracağının ve sevmekten geçtiği yollarının bilinciyle vicdani redciyim.</p>
<p>Eğer cinsel tercihler farklı ise bireylerin buna saygı duyularak ama askere gitmediğinde de onuru kıracak, toplumda daha farklı baskıların oluşmaması için, bu arkadaşlarımın sonrasında yaşadıkları tramvların olmaması için, temiz bir dünya, özgür düşünce adına, insan kalabilmek adına, bir başka insanı öldürme hakkım olmadığına inandığımdan, yaşamın en kutsal hak olduğuna olan inancımla, sebebi olduğum şeylerin sonucu olabilmek adına, Ağbim için, hiç olmayan oğlum için, vicdani redciyim. Özgür irademle verdiğim bu kararımın sonuna kadar savunucu olduğumun bilinmesini isterim. Umud ediyor ve diliyorum ki aynı yoldan yürcek arkadaşlarımla uzun parkurları kısaltacağız.&#8221;<br />
 <br />
3-<br />
&#8220;Ankara&#8217;da olan Selen Dogan&#8217;in vicdani red aciklamasi:<br />
 <br />
Savaşı vicdanıyla tartıp insanlığından utanan herkes gibi, ben de, savunmamız gerekenin şiddet değil şiddetsizlik olduğunu bilerek, bu bilgide ısrar ederek, militarizme ve onun öğrettiği milliyetçilik ve cinsiyetçiliğe karşı durmayı varoluşumun bir gereği sayıyor ve vicdani reddimi açıklıyorum.</p>
<p>Selen Doğan&#8221;</p>
<p>A- Evet simdi konusmak isteyen katilimcilarimizda soz. Sirayla soz verecegiz.<br />
 <br />
KATILIMCI KONUSMALARI<br />
 <br />
Dusunce Sucuna Karsi Girisim&#8217;den Sanar Yurdatapan spontane bir konusma yapti<br />
 <br />
Umit Kardas&#8217;in kisa mesaji okundu:<br />
 <br />
&#8220;Daha önce haberim olmadığı için şu an gelmem mümkün değil. TCK görüşülürken özellikle 301 ve 318. maddeye ifade özgürlüğü açısından tehlike oluşturmaları bakımından dikkat çektim. Daha sonra kaldırılmaları gerektiğini yazdım. Özellikle 318. madde vicdani ret hakkının savunulması bakımından en büyük engel. Bu konuda yargılamalara ilişkin istatistiki bilgiler elime geçtiğinde bir yazı yazmak istiyorum. Bu maddenin kaldırılması gerekiyor.<br />
Herkese selam. Sevgilerimle&#8230;. Ümit Kardaş&#8221;<br />
 <br />
Mahmut Alinak&#8217;in kisa metni okundu:<br />
 <br />
&#8220;Sevgili arkadaslar, saat şu an 13.oo. Yetişemeyeceğim, çok çok üzüldüm. Keşke bilgisayarı erken açsaydım. İnan çok üzüldüm, sizlerden ve Halil&#8217;den özür dilerim. 318. madde bir an once kaldirilmalı  ve vicdani ret hakkı tanınmalı&#8221;<br />
 <br />
Türkiye Baris Meclisi&#8217;ndan Hakan Tahmaz spontene bir konumsa yapti.<br />
 <br />
Cicek Eken sahsi bir spontane konumsa yapti.<br />
 <br />
Baris Icin Vicdani Red Platformu&#8217;ndan Oguz Sonmez spontane bir konumsa yapti.<br />
 <br />
Aygul Erce&#8217;nin sarkisiyla basin toplantisi bitti.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/03/07/oldurmeyin-demek-suc-mu/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/03/07/oldurmeyin-demek-suc-mu/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>DUYURU: Dünya hak ihlalleri raporu</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/03/05/duyuru-dunya-hak-ihlalleri-raporu/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/03/05/duyuru-dunya-hak-ihlalleri-raporu/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 05 Mar 2011 17:09:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editörden</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sivil Toplum]]></category>

		<category><![CDATA[vicdan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=15053</guid>
		<description><![CDATA[Raporu bu linkten indirebilirsiniz.
 Toplantıya çok sayıda basın mensubu, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve UHİM yönetim kurulu üyeleri katıldı. Toplantıda bir konuşma yapan UHİM Başkanı Ayhan Küçük yapılan çalışmalar ve dünyada yapılan hak ihlalleri hakkında açıklamalarda bulundu. İhlallerle dolu bir yılı daha geride bıraktık. Her geçen yıl, yaşanan ihlallerin arttığına ve giderek daha tehlikeli boyutlara ulaştığına şahit oluyoruz. TAMAMI
Share [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hakihlallerimerkezi.org/images/rapor/1299250073.pdf" target="_blank">Raporu bu linkten indirebilirsiniz.</a></p>
<p> <em>Toplantıya çok sayıda basın mensubu, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve UHİM yönetim kurulu üyeleri </em><em>katıldı</em><em>. Toplantıda bir</em><em> </em><em>konuşma </em><em>yapan UHİM Başkanı Ayhan Küçük yapılan </em><em>çalışmalar</em><em> ve dünyada yapılan hak ihlalleri hakkında açıklamalarda bulundu. </em>İhlallerle dolu bir yılı daha geride bıraktık. Her geçen yıl, yaşanan ihlallerin arttığına ve giderek daha tehlikeli boyutlara ulaştığına şahit oluyoruz. <a href="http://www.sivildusunce.com/2011/03/uhim-2010-dunya-hak-ihlalleri-raporu-aciklandi/" target="_blank">TAMAMI</a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/03/05/duyuru-dunya-hak-ihlalleri-raporu/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/03/05/duyuru-dunya-hak-ihlalleri-raporu/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Gözden kaçmasın: Adından söz ettirecek bir dergi, İstisna</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/03/04/gozden-kacmasin-adindan-soz-ettirecek-bir-dergi-istisna/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/03/04/gozden-kacmasin-adindan-soz-ettirecek-bir-dergi-istisna/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Mar 2011 16:06:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editörden</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyuru]]></category>

		<category><![CDATA[Sivil Toplum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=15037</guid>
		<description><![CDATA[


 Derginin web site adresi: http://istisnadergisi.com/
İstisna dergisinin Güz ve Kış sayılarını e-dergi olarak okumak ve indirmek için de: http://dergi.istisnadergisi.com/
Share on Facebook]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/03/istisna.jpg"></a></div>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/03/istisna.jpg"></a></p>
<p style="text-align: center;"><img class="alignnone size-full wp-image-15038" title="istisna" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/03/istisna.jpg" alt="" width="450" height="158" /></p>
<p> Derginin web site adresi: <a rel="nofollow" href="http://istisnadergisi.com/">http://istisnadergisi.com/</a></p>
<p>İstisna dergisinin Güz ve Kış sayılarını e-dergi olarak okumak ve indirmek için de: <a rel="nofollow" href="http://dergi.istisnadergisi.com/">http://dergi.istisnadergisi.com/</a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/03/04/gozden-kacmasin-adindan-soz-ettirecek-bir-dergi-istisna/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/03/04/gozden-kacmasin-adindan-soz-ettirecek-bir-dergi-istisna/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Sevan Nişanyan&#8217;ı nasıl bilirsiniz?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/10/30/sevan-nisanyani-nasil-bilirsiniz/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2010/10/30/sevan-nisanyani-nasil-bilirsiniz/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Oct 2010 22:38:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Konuk Yazar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Demokrasi]]></category>

		<category><![CDATA[Sivil Toplum]]></category>

		<category><![CDATA[Yeni Anayasa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=13094</guid>
		<description><![CDATA[İbrahim Becer
Hoş, böyle bir soruyla musalla taşında muhatap olunacağı düşünüldüğünde bir Ermeni ve inanmış bir ateist olan Sevan Nişanyan&#8217;ın (Allah geçinden versin) vefatı halinde karşılaşması pek kabil değil.
Peki sağlığında Sevan Nişanyan&#8217;ı nasıl bilirsiniz desem?  Belki iyi okurlar için O bir Yazardır, bir Dilbilimcidir; biraz daha günceli takip edenler için Şirince&#8217;de Konakları olan ve her daim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>İbrahim Becer</em></strong></p>
<p><img class="alignright" src="http://www.turksolu.org/211/foto/sevan-nisanyan.jpg" alt="" width="200" height="223" />Hoş, böyle bir soruyla musalla taşında muhatap olunacağı düşünüldüğünde bir Ermeni ve inanmış bir ateist olan Sevan Nişanyan&#8217;ın (Allah geçinden versin) vefatı halinde karşılaşması pek kabil değil.</p>
<p>Peki sağlığında Sevan Nişanyan&#8217;ı nasıl bilirsiniz desem?  Belki iyi okurlar için O bir Yazardır, bir Dilbilimcidir; biraz daha günceli takip edenler için Şirince&#8217;de Konakları olan ve her daim Jandarmayla, hukukla arası hoş olmayan, mahkemelere gidip gelen bir adamdır.</p>
<p>Ben kendisiyle üç hafta önce tanıştım. Ali Nesin&#8217;le birlikte &#8220;Anayasa Toplantıları&#8221; adı altında bir etkinlik düzenlediği haberini aldığımda hem kendisiyle tanışmak, hem de neler konuşulacağı merakımı yenemediğimden Nesin Matematik Köyünün yolunu tuttum. <em>&#8220;yediğin içtiğin senin olsun, gördüklerini anlat&#8221;</em> derseniz, ki dersiniz şöyle anlatayım: Ali Nesin Türkiye&#8217;nin en büyük matematikçilerinden, bir o kadar da mantıkçı, şu anda dışarıdan bakan bir insan için son derece mantıksız bir iş yapıyor ve Nesin Matematik Köyünde<span id="more-13094"></span> gençlere ileri derecede matematik öğretiyor.</p>
<p>Bir insanın bunu yapması için sayılara &#8220;Fransız&#8221; olması yetmez, mantığa da ihanet etmesi gerekir.</p>
<p>Sorun sadece Ali Nesin olsa neyse de çerçeveye bir de Sevan Nişanyan girmekte. Kıpır kıpır bir adam var karşınızda. Oysa ki onun konumunda bir insandan beklenen  Şirince&#8217;ye hakim bir tepeden bakan konaklarının önüne sandalyesini atıp bacağını çelmesidir ama öyle değil işte.  En son karşılaşmamızda kendisini çocukça bir heyecan içinde bulduğumda, Van&#8217;a  bir Ermeni Köyü kurulacağını ve bunun için üç gündür Van&#8217;da olduğunu söyledi. Yol yorgunu olmasına rağmen moderatörlüğünü yaptığı toplantıyı yönetti ve konuklarına yaklaşık üç saatlik bir Anayasa sohbeti keyfi yaşattı.  </p>
<p>Bu toplantının ilanı facebook , Derindüşünce.org başta olmak üzere sanal ortamda duyuruldu. İtiraf etmek gerekir ki istenen kitleyi toplamakta pek de başarılı olduğumuz söylenemez.  Kitleden kastımız elbette ki &#8220;bindirilmiş kıtalar&#8221; değildi. Fikirleriyle bize yol gösterecek, itirazlarıyla Sevan Nişanyan&#8217;ı ters köşeye yatıracak insanlara ihtiyaç vardı. Ben böyle insanların aramızda olmasını gerçekten de isterdim. Çünkü, tartışılan konular şu anki Türkiye ortamında bile agresif sayılabilecek konulardı. Diyanetin Türkiye&#8217;deki konumu, İnanç öbeklerinin Anayasa karşısındaki konumu, Diyanet İşleri ilga edilirse hangi inançların Anayasa karşısında muhatap alınabileceği, Milli Eğitimin yerel yönetimlere devri mümkün müdür, Eğitim- Öğretimi üzerine alan yerel Yönetimlerin dünyada örnekleri var mıdır ve başarılı mıdır, Avrupa&#8217;da Devletin karşısında ciddi bir konuma sahip olan Kilise&#8217;nin örneğini Türkiye&#8217;de meydana getirmek mümkün müdür diye giden  bir sürü sorunları sahih bir dille anlatan bir Anayasa Taslağından bahsediyoruz.</p>
<p>Bu daveti defaatle tekrarlamamın bir sebebi de şu;  Geçende yolum bir iş sebebiyle bir sahil kasabasına düşmüştü. Bir çay içmek bahanesiyle girdiğim kahvehanede beni kocaman bir çerçeve karşıladı: On İki Eylül&#8217;ün birinci yıldönümü vesilesiyle hazırlanmış ve üzerinde konsey üyelerinin fotoğraflarının bulunduğu üzeri bir parmak toz içinde bir çerçeve. Sigara dumanının geçen yirmi dokuz yılda eskittiği bu çerçeve her şeye rağmen orada duruyordu.</p>
<p>Refeandumun daha dumanı tütmekteydi ve sırf merakımı celbettiği için &#8221; on iki Eylül darbesini destekleyip, desteklemediğini&#8221; sorduğumda aldığım cevap; &#8220;bu konularla ilgilenmediğini, oraya onu asanın da kim olduğunu bilmediği&#8221; oldu.</p>
<p>Bu kayıtsızlığa bir de bahse konu toplantıya olan ilgisizliği katın ve bir daha düşünün. Evinin kapılarını bu toplantı için ardına kadar açan Ali Nesin&#8217;in yaşadığı hayal kırıklığını mı yazayım, Sevan Nişanyan&#8217;ın bu zaman darlığına rağmen bizlere ayırdığı zamana mı yanayım bilmiyorum.</p>
<p>Kimbilir, belki de Türkiye&#8217;nin böyle bir sorunu yoktu&#8230;</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2010/10/30/sevan-nisanyani-nasil-bilirsiniz/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2010/10/30/sevan-nisanyani-nasil-bilirsiniz/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Yetmez ama &#8220;EVET!&#8221;</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/08/29/yetmez-ama-evet/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2010/08/29/yetmez-ama-evet/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Aug 2010 00:05:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ayla Chignardet</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[12 Eylül]]></category>

		<category><![CDATA[Anayasa Değişikliği]]></category>

		<category><![CDATA[Sivil Toplum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=11101</guid>
		<description><![CDATA[
Share on Facebook]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/08/anayasa_degisikligi1.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-11102" title="anayasa_degisikligi1" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/08/anayasa_degisikligi1.jpg" alt="" width="361" height="231" /></a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2010/08/29/yetmez-ama-evet/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2010/08/29/yetmez-ama-evet/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>ÇİAÇ: Örgütlenme ve Mücadelede Yeni Bir Model</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/08/05/ciac-orgutlenme-ve-mucadelede-yeni-bir-model/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2010/08/05/ciac-orgutlenme-ve-mucadelede-yeni-bir-model/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Aug 2010 16:20:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tavit Kilimciyan</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Basın günlüğü]]></category>

		<category><![CDATA[Sivil Toplum]]></category>

		<category><![CDATA[vicdan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=10763</guid>
		<description><![CDATA[Semra Pelek
Türkiye Büyük Meclisi&#8217;nden neredeyse çıkmadılar, milletvekillerini, Adalet Komisyonu üyelerini, medyayı sıkı markaja aldılar. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile görüştüler&#8230; Tek bir amaçları vardı: Terörle Mücadele Kanunu (TMK) kapsamında yetişkinlerle aynı şartlarda yargılanan, sayıları dört bini bulan çocukların hukuki durumlarını düzeltmek.
Çocuklar İçin Adalet Çağrıcıları&#8217;nın (ÇİAÇ) iki yıl boyunca sürdürdüğü çalışmalar sonunda, Meclis [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/08/sivil_toplum.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-10765" title="sivil_toplum" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/08/sivil_toplum.jpg" alt="" width="171" height="259" /></a><a href="http://www.bianet.org/yazar/semra-pelek" target="_blank">Semra Pelek</a></p>
<p>Türkiye Büyük Meclisi&#8217;nden neredeyse çıkmadılar, milletvekillerini, Adalet Komisyonu üyelerini, medyayı sıkı markaja aldılar. Cumhurbaşkanı <strong>Abdullah Gül</strong> ile Başbakan <strong>Recep Tayyip Erdoğan</strong> ile görüştüler&#8230; Tek bir amaçları vardı: Terörle Mücadele Kanunu (<strong>TMK</strong>) kapsamında yetişkinlerle aynı şartlarda yargılanan, sayıları dört bini bulan çocukların hukuki durumlarını düzeltmek.</p>
<p>Çocuklar İçin Adalet Çağrıcıları&#8217;nın (<strong>ÇİAÇ</strong>) iki yıl boyunca sürdürdüğü çalışmalar sonunda, Meclis TMK&#8217;da değişiklik yapan yasayı çıkardı. Çocuklar bundan sonra Çocuk Adalet Sistemine göre Çocuk Mahkemeleri&#8217;nde <span id="more-10763"></span>yargılanacak. Yasa çocuklar yönünden pek çok iyileştirme <a href="http://www.bianet.org/bianet/siyaset/123694-yeni-tmy-yururlukte-cocuklar-icin-basvuru-suresi-15-gun">getirdi.</a></p>
<p>Aralarında hukukçuların, psikologların, sanatçıların, sivil toplum örgütü üyelerinin, gazetecilerin ve sayamadığımız pek çok gönüllünün bulunduğu vatandaş girişimi ÇİAÇ, dernekleşmedi; bir başkan seçmedi ya da yönetim kurulu oluşturmadı. Oluşturulan elektronik grubu üzerinden haberleşildi; herkes burada üyesi olduğu grupları arkasında bırakarak birey olarak yer aldı.</p>
<p>ÇİAÇ, 1 Ağustos&#8217;tan itibaren kendini feshediyor. Grubun iletişim kurduğu elektronik posta grubu bu tarihte kapatılacak. Bu karar grubun oluşturulduğu 2008 yılında alınmıştı.</p>
<p>Grubun nasıl oluşturulduğunu, nasıl çalıştıklarını ve feshetme kararını sürecin başından beri çalışmalara katılan yönetmen <strong>Melek Ulagay Taylan</strong> ile konuştuk&#8230;</p>
<p><strong>Çocuklar İçin Adalet Çağrıcıları grubu nasıl kuruldu? </strong></p>
<p>Daha ÇİAÇ kurulmadan, çoğunluğu kadın olan bir grupla, 2008 sonlarında, Diyarbakır&#8217;da TMK kapsamında yargılanan çocukların davasını izlemeye gittik. Çocukların mahkemeye getiriliş ve orada bütün gün bekletiliş biçimleri hepimizi çok etkiledi. Çocuk ve ailesi yargılama yapılmadan, baştan cezalandırılıyordu. Türkiye&#8217;de bu hep yapılıyor ve ülkedeki ciddi sorunların temelinde, şüphe üzerinden cezalandırma mekanizması yatıyor. Bu psikoloji nasıl işliyor çok iyi biliyorum, bunun şimdi çocuklara yapılması bana çok ağır geldi bunun için ÇİAÇ&#8217;a girdim.</p>
<p><strong>Diyarbakır&#8217;a giden grupla birlikte mi kurdunuz ÇİAÇ&#8217;ı?</strong></p>
<p>Orada bir genel durum muhasebesi yaptık, Diyarbakır&#8217;dan döndükten sonra İstanbul&#8217;da, Bilgi Üniversitesi&#8217;nde daha büyük katılımlı bir toplantı düzenlendi; çağrıları internet üzerinden yapıldı. Oraya tanımadığım birçok insan geldi. Süreci daha sonra alıp götürecek olan Mehmet Uçum ile orada tanıştım. <strong>Mehmet Uçum</strong> konuşmacı olarak söze başladığında çok etkilendim; çok basit ama etkili bir konuşma yaptı. Toplantıya katılanlar elektronik posta grubu oluşturup yazışmayı sürdürdü. Kendine has ve kimsenin kolaylıkla yapamayacağı çalışma yöntemleri olan <strong>Mehmet Atak</strong>, büyük bir azimle çalışmaya başladı. Grup katkılarla büyümeye başladı; işin ucundan tutmak isteyenler sürekli katıldı.</p>
<p><strong>ÇİAÇ&#8217;in amaçları neydi? </strong></p>
<p>İki yönlü sürdürüldü çalışmalar. Biri çocukların durumunun kamuoyuna duyurulması, hassasiyet ve bilinç yaratılmasıydı. Diğer yanı hukuki sürecin değiştirilmesiydi. Şu bir gerçek hukuk grubu; Mehmet Uçum,  barolar, tutuklu çocukların avukatları çok sıkı bir çalışma yaptı, çok iyi koordine oldu. Bunun hukuki yönleri ve aksaklıkları nedir, nelerin değiştirilmesi gerekir, bunlar çok iyi ortaya konup, anlatıldı.</p>
<p><strong>Hiyerarşinin olmadığı, kişilerin kurum kimlikleriyle değil birey olarak dâhil olduğu farklı bir örgütlenme olmasına nasıl karar verildi? </strong></p>
<p>İşin en başında, Mehmet Atak ile örgütlenmede hiyerarşinin kesinlikle olmaması konusunda hemfikirdim. Bir yönetim kurulu, karar alan bir merciin olmaması gerekiyordu. Mail yoluyla ortak bir enerji yaratıldı. Bu zaman zaman kendi içinde sorunlar çıkardı ama grupta tayin edici yön, bunun bir çocuk meselesi olmasıydı ve ortak vicdan yönlendirici oldu. Dolayısıyla bu ortak vicdan bizi bir arada tuttu. İlk günden itibaren şunu düşünmek zorundaydık; çocukların bu süreçten en az yarayla çıkması gerekiyordu.</p>
<p><strong>Hiyerarşinin olmaması bir tartışma konusu oldu mu?</strong></p>
<p>Herhangi bir karar nasıl alınacak konusunda tartışma çıktı ama esnek bir yapı kuruldu. Önümüzdeki hedeflerde anlaştık ve herkes kendi uzman olduğu alanlarda, rölatif bir otonomi içinde çalıştı.</p>
<h2><strong>Yeni bir ve yeni yöntemler dil bulundu</strong></h2>
<p><strong>Bugün Türkiye&#8217;de toplumsal muhalefetin en büyük sorunlarından biri örneğin, Galatasaray Meydanı&#8217;nda 15 kişinin eylem yapması ve bunun hiçbir yere varmaması. ÇİAÇ&#8217;ta bu yapılmadı; kampanyanın özgün yönü bu mudur? </strong></p>
<p>Evet, öyle. Eylem yapanlar da hep aynı insanlar, kimse gelmiyor dışarıdaki insanlar da bu eylemlerle ilgilenmiyor. Biz başka türlü çalıştık.</p>
<p><strong>Bütün bu süreçte, yeni bir dil mi bulundu? </strong></p>
<p>Bence evet. Masaya oturduğu zaman, pek çok konuda birbirine kızan, anlaşamayan insanlar, &#8220;Çocukları kurtarmak istiyorsak kendi doğrularımızdan taviz verip bir arada olmayı başaracağız&#8221; demeyi başardı.Yöntemin değişikliğini burada görüyorum. İnsanlar kızınca çekip gidemeyecek kadar, ana konuya kilitlendiler. Ama burada ana konu da iyi kondu; hep çocuğa odaklı kaldı.</p>
<p><strong>Gruptan ayrılıklar oldu&#8230; Bu salt bir çocuk meselesi midir, yoksa Kürt sorununun içinde midir, tartışması yaşandı&#8230; Bu tartışma hakkında ne düşünüyorsunuz?</strong></p>
<p>İlk başlarda bu tartışma çok ciddi oldu. Ama grup bunu, taviz vermeyerek göğüsledi. Bu sorun bir Kürt meselesi olarak ele alınmadı. Bu gün tutuklanan çocuklar ağırlıklı olarak Kürt çocuklar olabilir ama bu, yarın çıkacak başka bir sorundan dolayı, başka bir grubun çocukların başına aynısının gelmeyeceği anlamına gelmez. Biz bu nedenle etnik kimlik meselesi üzerinden politika yapmadık. TMK&#8217;nin çocuklarla ilgili mevzuatı üzerinde odaklanıldı.</p>
<h2><strong>Laf söylenmedi; iş yapıldı</strong></h2>
<p><strong>Grubun başarısı nedir sizce?</strong></p>
<p>Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) ve Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) de dâhil pek çok parti belli bir konsensüste buluşabildi; grubun başarısı budur. Hiçbir siyasi partinin eleştirisi ön plana çıkmadı. Türkiye&#8217;de siyasette, sivil toplumda hep laf söylenir, herkes bir araya gelir ve konuşur. Doğrular söylenir ama hep aynı şey söylenir. Bu grup bunun dışında bir şey yaptı: Laf söylemedi, iş yaptı. Pratiğe yöneldi.</p>
<p><strong>Geleneksel yöntemlerden farklı davranmak nasıl sağlandı?</strong></p>
<p>Bunu bizden genç kuşağın başarısı olarak görüyorum. Genç ekip daha pragmatik, sonuca yönelik çalışıyorlar, sonuç almak için siyasi müzakere ve siyasi uzlaşma yollarının mubah ve geçerli olduğuna inanıyor. Bizim neslin katı ve tavizsiz, &#8220;ben&#8221; ve &#8220;onlar&#8221; diye ayıran gelenekleri devam etmedi. &#8220;Şeytanla da olsa görüşürüm, yeter ki sonuca ulaşalım&#8221; dendi ve sonuca ulaşıldı. Çünkü bir siyasi partiyle masaya oturmak, onun bir parçası olmak anlamına gelmez ama Türkiye&#8217;de bu yapılmıyor.</p>
<p><strong>Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile de görüşüldü, grup içinde &#8220;Onlarla görüşülmez&#8221; diyen oldu mu? </strong></p>
<p>Hayır, olmadı.<strong> </strong>Herkesle, bütün partilerle hatta<strong> </strong>Milliyetçi Hareket Partisi<strong> (</strong>MHP) ile de görüşüldü. Bizim yaptığımız bu bakımdan da sivil toplumun siyaset yapması önünde değişik bir örnek; sivil toplumun bir hedefi varsa bunun için kiminle olursa olsun masaya oturur, görüşür, müzakere eder, o partileri sonuç için bir araya getirir. Bunlar kolay mı oldu? Hayır, olmadı. Ama neticede çocuklar çıkarıldı mı? Çıktı. Böyle bakmak lazım.<strong></strong></p>
<p><strong>Kırılma noktasını, &#8220;Bu işte bir sonuç alacağız&#8221; dediğiniz noktayı hatırlıyor musunuz?</strong></p>
<p>Süreç çok inişli çıkışlı oldu. Tam tersini düşündüğümüz anlar oldu. Erdoğan ile görüşmeden arkadaşlar çok umutlu geldi; o da çok pragmatik bir siyasetçi. Biz de iş yapmaya yönelik, çözümler üreten bir gruptuk, hedeflerimiz vardı ve çözümleri AKP&#8217;nin önüne koyduk. Görüşmelere sadece sözle gitseydik, &#8220;Biz çok üzülüyoruz&#8221; deseydik sonuç alınmazdı. Grup somut, çözüme yönelik önerileri siyasetçilerin önüne hazır reçete olarak koydu. AKP&#8217;de bunu kavradı.</p>
<p><strong>Siz, kişisel olarak bu çalışmadan neler öğrendiniz?</strong></p>
<p>Çok şey öğrendim. Parlamenter sistem içinde işler böyle yürümeli. Lobbying denilen işte bu; Meclis&#8217;te oturup, siyasetçilere nefes aldırmadan, gerekiyorsa günde onlarca kez telefon açarak onları markaja alacaksınız. Bizim nesil farklıdır; birine iki kez telefon ederiz üçüncüyü etmeyiz. Gençler ise o telefon açılana kadar, gerekiyorsa günde 40 kez, gecenin ikisinde dahi telefon ediyor. Gençler, &#8220;Milletvekili, komisyon başkanının görevi bu dolayısıyla bu şekilde taciz edilmeyi de göze almıştır&#8221; diye bakıyor.</p>
<h2><strong>Biz eskiler talep etmeyi değil, isyan etmeyi biliyoruz</strong></h2>
<p><strong>Eski nesil ile genç nesil arasında çatışma oldu mu? Direnç gösterildi mi? Siz nasıl kırdınız kalıplarınızı?</strong></p>
<p>Ben kendi neslimin sol örgütlerindeki hiyerarşisinden şikâyetçiydim zaten. Burada gençler tarafında saf tuttum ve kendi kuşağımı da blokajlarımızı kırmak yönünde ikna etmeye çalıştım. Gençlerinki yeni bir yaklaşım, yeni bir talep etme biçimi ve bizim kuşaktan çok farklı. Bizim kuşak talep etmemek üzerine koşullandırılmıştır. Biz sadece isyan etmeyi biliyoruz. Yeni kuşak parlamenter sistem içinde mücadele etmeye inanıyor. İletişim yolları da farklı. Bizim kuşak santralden telefon bağlatır, acil durumda telgraf çeker. Şimdi internet çağındayız; yöntemler de kafa da eskisi gibi olamaz.</p>
<p><strong>Devrimden sonraya ertelemek ile mevcut durum içinde sonuç almak arasındaki farktan bahsediyorsunuz, değil mi?</strong></p>
<p>Bizim gibi devrim peşinde koşan nesil aslında bir başarısızlık hikayesidir. Oysa başarı da önemli, yeni kuşak devrim peşinde olmadığı için adım adım başarı elde ediyor. Adım adım ortaya bir şey çıktığını görmek herkesi motive ediyor. Bir taş bir taşın üzerine konuldu. Yarı yolda da kimse ben ona küstüm diye ayrılmadı.</p>
<p><strong>Medyanın insan haklarıyla ilgili bu kadar destek vermesi de belki ilk kez görülüyor değil mi?</strong></p>
<p>Medya çok sıkı markaja alındı. Mesaj bombardımanının insanları dürtmek gibi bir yanı var; insanlar duyarsız kalamıyor. Bu da kendi içinde bir yöntem. Sivil toplum çalışmalarında yeni bir yöntem bu. Pes etmeyeceksiniz, ÇİAÇ&#8217;ta bir ısrarcılık vardı.</p>
<p><strong>Medyada bu kampanyanın duyurulması nasıl oldu?</strong></p>
<p>Medya, böyle çalışmaları marjinal gruplara havale edegelmiştir. ÇİAÇ bu noktadan ileri sıçradı; çalışma marjinallikten çıkarıldı. Sanatçıların bu işe dâhil olması önemliydi çünkü sanatçıların bugünkü dünyada yeri daha farklı ve herkesin eşit olduğu dünya tahayyülü içinde büyük işler yapıyorlar. Bunun dışında gazetecilerin önüne ısrarla hukuki süreçle ilgili bilgi kondu; onlar da kayıtsız kalamadılar. Cumhurbaşkanı ve Başbakan ile görüşülmesi de ister istemez ana akım medyanın dikkatini çekti. Çocukların isimlerinin verilmemesi ve görüntülerinin kullanılmaması konusunda baskı yapıldı.</p>
<p><strong>ÇİAÇ internet grubu 1 Ağustos&#8217;ta kapatılıyor, bu kampanya bundan sonra nereye doğru evrilecek? </strong></p>
<p>En başında grup, çocuklar hapisten çıktığı zaman kendini fesheder diye karar aldı. Ama çocuklar çıktı da sorun bitti mi, bitmedi; çocukların, ailelerin rehabilitasyonu var. Çocukları izlememiz gerekecek. Ama çocukların kazanılması çalışması Türkiye&#8217;nin, bu gün &#8220;çatışma&#8221; olarak yaşadığımız daha karmaşık meselelerine giriyor. Önümüzdeki günlerde bir toplantı yapıp kullandığımız yöntemlerle, bundan sonra nerelere gidebiliriz, neler yapabiliriz konuşacağız. Çocukları bu çatışma zihniyetinden nasıl çıkarabiliriz, parlamenter sistem içinde sorunu nasıl çözeceğiz, bunlara bakacağız. (SP)</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2010/08/05/ciac-orgutlenme-ve-mucadelede-yeni-bir-model/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2010/08/05/ciac-orgutlenme-ve-mucadelede-yeni-bir-model/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>“Pişman değiliz” başlıkları ve “taş atan” gazetecilik</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/08/05/%e2%80%9cpisman-degiliz%e2%80%9d-basliklari-ve-%e2%80%9ctas-atan%e2%80%9d-gazetecilik/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2010/08/05/%e2%80%9cpisman-degiliz%e2%80%9d-basliklari-ve-%e2%80%9ctas-atan%e2%80%9d-gazetecilik/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Aug 2010 08:16:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tavit Kilimciyan</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Basın günlüğü]]></category>

		<category><![CDATA[Sivil Toplum]]></category>

		<category><![CDATA[vicdan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=10761</guid>
		<description><![CDATA[Alper Görmüş
Çocuklar İçin Adalet Çağrıcıları&#8217;nın (ÇİAÇ) Terörle Mücadele Kanunu (TMK) mağduru çocuklar konusunda yürüttükleri mücadele, ilgili yasanın Meclis&#8217;ten geçmesi ve tahliyelerin başlamasıyla amacına önemli ölçüde ulaştı.
Birçok açıdan incelenmeye değer bu organizasyonun, ülkemizin sivil mücadele geleneğinde bir sıçramaya tekabül ettiği muhakkak. Ben de buradan, bu mücadeleye omuz veren herkesi kutluyorum.
Gelelim tahliye haberlerine&#8230;
27 Temmuz tarihli gazeteler, bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a title="Alper Görmüş" href="http://www.taraf.com.tr/alper-gormus/">Alper Görmüş</a></p>
<p>Çocuklar İçin Adalet Çağrıcıları&#8217;nın (ÇİAÇ) Terörle Mücadele Kanunu (TMK) mağduru çocuklar konusunda yürüttükleri mücadele, ilgili yasanın Meclis&#8217;ten geçmesi ve tahliyelerin başlamasıyla amacına önemli ölçüde ulaştı.<br />
Birçok açıdan incelenmeye değer bu organizasyonun, ülkemizin sivil mücadele geleneğinde bir sıçramaya tekabül ettiği <span id="more-10761"></span>muhakkak. Ben de buradan, bu mücadeleye omuz veren herkesi kutluyorum.<br />
Gelelim tahliye haberlerine&#8230;</p>
<p>27 Temmuz tarihli gazeteler, bir gün önce tahliye edilen ilk beş &#8220;taş atan çocuk&#8221;la ilgili gelişmeleri haberleştirdiler.</p>
<p>Burada zaman zaman &#8220;5N&#8221;si de, &#8220;1K&#8221;sı da yerli yerinde olan, üstelik de yazılan her şeyin doğru olduğu kimi haberlerin ciddi sorunlarla malûl olabileceğini anlatmaya çalışıyorum.</p>
<p>Bu çerçevede şimdiye kadar yazdıklarımı şöyle bir gözden geçirdim, derdimi çok iyi anlatan nispeten kısa bir örneği burada bir kez daha dikkatinize sunacağım. Ardından da, &#8220;Taş atan çocukların tahliyesi&#8221;ne ilişkin kimi haberleri neden bu çerçevede mütalaa ettiğimi anlatacağım.</p>
<p>&#8220;Eski düşman Ermeni&#8217;den dost olmaz!&#8221;</p>
<p>Sözünü ettiğim eski örnek, Türkiye-Ermenistan ortak protokollerinin imzalanmasından ve iki ülke arasındaki sınırın açılması ihtimalinin belirmesinden hemen sonra Anadolu Ajansı tarafından abonelerine geçilen bir haberdi. Başlığı da &#8220;Katliamın canlı tanıkları: Ermeni sınırı açılmasın&#8230;&#8221; diye tasarlanmıştı. &#8220;Iğdır&#8217;da, Ermeni mezaliminin canlı tanıklarından olan iki kardeş, bölgede 1919 yılında yaşanan olaylarda Ermenilerin büyük katliamlar yaptıklarını söylediler&#8221; denen haber, 98 ve 102 yaşlarındaki iki kardeşin şu sözleriyle devam ediyordu: &#8220;Ermeniler herkesi öldürdü. Eski düşman Ermeni&#8217;den dost olmaz. Sınır kapılarının açılmasından yana değilim.&#8221;</p>
<h4>Bu habere yazdığım eleştiri de şöyleydi:</h4>
<p>&#8220;O yaşa gelmiş, acı hatıralarıyla yaşayan insanların başka türlü konuşması beklenebilir mi? Buyurun: 5N&#8217;si de, 1K&#8217;sı da tastamam bir haber. Uydurma değil, gerçekten de iki insan var ve onlar gerçekten de böyle konuşuyorlar. Gazeteciye sorsanız, haberini böyle savunacak. (Gerçekte ise) gazeteci, mikrofonunu, muhtemelen kendi yorumu olan ‘Eski düşman Ermeni&#8217;den dost olmaz&#8217;ı tekrarlaması neredeyse garanti olan bir ‘haber kaynağı&#8217;na tutuyor ve böylece kendi yorumunu haber formatında sunma imkânını elde ediyor. Gazeteci, bir yorumu haber kılığında sunmanın inceliklerini öğrenmiş ama, husumet körükleyecek bilinçli tercihlerde bulunmaması gerektiğini öğrenememiş.&#8221;</p>
<h4>&#8220;Pişman değiliz&#8221; başlıkları da aynı fasıldan&#8230;</h4>
<p>Çocukların tahliye haberini &#8220;Pişman değiliz&#8221; başlığıyla sunan meslektaşlarımızın da aynen önceki örnekte olduğu gibi &#8220;husumet körükleyecek&#8221; bir tercihte bulunduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Vurguyu iyice abartan Milliyet&#8217;in haberinde, çocukların &#8220;pişman olmadığı&#8221; tam dört kez tekrar ediliyordu: Birinci sayfa spotunda, içerdeki haber başlığında, o haberin spotunda ve nihayet aynı haberin girişinde&#8230;<br />
Sabah ve Star ise tam tersine, &#8220;pişman değiliz&#8221;den hiç söz etmemiş.<br />
Sabah&#8217;ın &#8220;Eve dönüş&#8221; başlığından da, Star&#8217;ın &#8220;Annemin koynunda uyudum&#8221; başlığından da onların habere &#8220;çocukların ve ailelerinin mutluluğu&#8221;na odaklanmış bir tercihle yaklaştığını gösteriyor. İki yaklaşım arasındaki amaç farkını izaha çalışmak, sanırım gereksiz.</p>
<p>Yine de, bütün iyi niyetlerine rağmen, Sabah ve Star&#8217;ın tercihlerinin de yanlış olduğunu söylemeliyim. Bazı çocukların &#8220;pişman olmadığı&#8221; bilgisi, öne çıkarmadan, vurgulamadan (belki küçük bir analizin eşliğinde) okurların dikkatine sunulabilirdi, sunulmalıydı.</p>
<p>Böyle yapılsa, yani okurlar Milliyet&#8217;in tarzında olduğu gibi kışkırtılıp bilenmese, o zaman okurların da daha sakin bir yorum yapmaları, ne bileyim, belki bu çocukların içerden çıkmadan önce &#8220;ağabeyler&#8221; tarafından öyle yönlendirilmiş olabileceklerini düşünmeleri mümkün olabilirdi.<br />
Böyle bir yorumu &#8220;geçiniz efendim&#8221; deyip elinin tersiyle itecek bir kısım okur da belki, &#8220;Bu çocuklar nasıl bir hayat yaşıyor ki, ‘cezaevi güzeldi&#8217; diyebiliyorlar&#8221;<br />
üzerinden bir şeyler kurabilirdi zihinlerinde&#8230;</p>
<p>Hem onlar çocuk değil miydi? Birçok Milliyet yazarı da onlar çocuk olduğu için yaptıklarının da söylediklerinin de daha farklı bir değerlendirmeye tâbi tutulmaları gerektiğini savunmamışlar mıydı?</p>
<p>Fakat siz bunların hiçbirini dikkate almaz ve o haberi öyle kurarsanız, sonuç şimdi okuyacaklarınız gibi olur&#8230;<br />
Gelin, Milliyet&#8217;teki bu haberin altına girilen 17 okur yorumundan birkaçına birlikte bakalım:</p>
<p>* Artık gurur duymaya başladılar taş atmaktan, cezaevine girmekten. Ülkemizi bu hale getirenler utansın.</p>
<p>* Tek çare! Osman Pamukoğlu.</p>
<p>* Bu çocukları savunan aydınlar oturup bir daha düşünsünler.</p>
<p>* Ben demiştim zaten. Boşuna meclise mesai yaptırdınız diye. Bunlardan bir cacık olmaz.</p>
<p>* Demokrasi anlayışınızın neler yaptığı ortada işte. Pişman değilim diyecek kadar pişkinler bir de.</p>
<p>* Şaka gibi&#8230; Cezaevi güzelmiş, pişman değilmiş. Bunların son istediklerini öğrenmek gerekir. Ayrı devlet ise, TC. sınırı içinde yaşamaya hakları yoktur.</p>
<p>* Senden bu memlekete ne fayda gelir?</p>
<p>Yerim yetseydi, 17 yorumun tamamını alacaktım buraya. Fakat bilin ki, 17&#8242;nin tamamı işte bu türdendi. Tek bir istisnası bile yoktu. (Bana inanmayan, 27 Temmuz tarihli Milliyet&#8217;in internet sayfasına girip tümünü okuyabilir.)</p>
<p>Bu 17 yorum bize, bir haberin &#8220;gerçek&#8221; olmasının, yalan içermemesinin her zaman &#8220;iyi gazetecilik&#8221;, her zaman &#8220;sorumlu gazetecilik&#8221; anlamına gelmeyeceğini açık bir biçimde gösteriyor.<br />
Bazen 5N de, 1K da hiçbir şeydir. Bazen, editörlerin seçimi her şeydir!</p>
<h4>‘Rum çatlatan açılış&#8217;</h4>
<p>Bizim basınımızda kuvvetli bir ırkçı damarın olduğu muhakkak. Bu eğilim bazen çok kaba bir tarzda da tezahür edebiliyor, fakat ırkçılık giderek çok ayıp bir davranış sayılmaya başladığı için, çoğunlukla bunun &#8220;incelikli&#8221; biçimleri tercih ediliyor. Bu tarz ırkçılığın yöntemlerinden biri de, &#8220;gıcık&#8221; kaptığımız milletlerden söz ederken çoğul yerine tekil isim kullanmak&#8230; Bu ince ırkçılığı en ustalıklı biçimde kullanan gazetemizin Hürriyet olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.</p>
<p>Bu kullanımda, mesela &#8220;Araplar&#8221; sözcüğüyle &#8220;Arap&#8221; sözcüğü arasında dağlar kadar büyük bir anlam farkı vardır. &#8220;Araplar&#8221; nötr bir vurguya işaret ederken, &#8220;Arap&#8221;, bu ırka yönelik sevgisizlik-nefret vurgusunun en kestirme ifadesine bürünür.</p>
<p>Geçenlerde, Arapların Türklerle ilgili algısındaki olumlu değişimleri gösteren bir araştırma yayımlandı. Hürriyet gazetesi başyazarı Oktay Ekşi, bu araştırmayı ele aldığı yazısına &#8220;Arap&#8217;ın gözüyle&#8221; başlığını uygun görmüştü.<br />
Yazıyı okuduğunuzda, başlığın neden &#8220;Araplar&#8217;ın gözüyle&#8221; değil de &#8220;Arap&#8217;ın gözüyle&#8221; olduğunu daha iyi anlıyordunuz.</p>
<p>Aynı pratiğin &#8220;Rum&#8221; ve &#8220;Ermeni&#8221; versiyonlarının daha da yaygın bir kullanım alanı var. Girin Google&#8217;a, tırnak içinde &#8220;Rum&#8217;un&#8221; yazın, karşınıza yüzlerce şu tarzda cümleler çıkacak: &#8220;Rum&#8217;un yeni mülk oyunu&#8221;, &#8220;Rum&#8217;un barıştan anladığı bu&#8221;, &#8220;Rum&#8217;un kırk yılda yapamadığını Talat ve ekibi altı ayda yaptı&#8221;, &#8220;Rum&#8217;un esiri olmamak için çalışıyoruz&#8230;&#8221;</p>
<p>Başlıktaki &#8220;Rum çatlatan açılış&#8221;ı da yine Hürriyet&#8217;ten aldım. Bu gazetemiz, Kıbrıs Türk kesimindeki bir otelin açılışını bu başlıkla vermeyi uygun görmüştü. Neden &#8220;Rum çatlatan?&#8221; Çünkü şarkıcı Jennifer Lopez, Rumların protestosundan ürkerek, yaptığı anlaşmaya rağmen bu otelin açılışına gitmemiş, açılış o&#8217;nsuz yapılmıştı.</p>
<p>Bu cümlelerdeki &#8220;Rum&#8221; yerine &#8220;Rumlar&#8221; koyun ve cümleleri bir daha okuyun. Göreceksiniz ki &#8220;Rumlar&#8221;a yönelik eleştiri yine bâkidir, fakat nefret dozu hayli azalmıştır.</p>
<p>Hürriyet, bu türden incelikleri çok iyi biliyor.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2010/08/05/%e2%80%9cpisman-degiliz%e2%80%9d-basliklari-ve-%e2%80%9ctas-atan%e2%80%9d-gazetecilik/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2010/08/05/%e2%80%9cpisman-degiliz%e2%80%9d-basliklari-ve-%e2%80%9ctas-atan%e2%80%9d-gazetecilik/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklar için adalet çağırıcılarını tebrik ve teşekkür</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/07/23/cocuklar-icin-adalet-cagiricilarini-tebrik-ve-tesekkur/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2010/07/23/cocuklar-icin-adalet-cagiricilarini-tebrik-ve-tesekkur/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 22 Jul 2010 22:11:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editörden</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sivil Toplum]]></category>

		<category><![CDATA[vicdan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=10651</guid>
		<description><![CDATA[Bir kaç gündür haberlerde duyduklarımıza inanamıyorduk. Birisi bir şeyi iptal edecek, geri adım atılacak diye korkuyorduk. Son zamanlarda okuduğumuz hiç bir mesaj bize bu derecede mutluluk vermemişti:
&#8220;Herkese Merhaba,
Yaklaşık iki yıllık soluksuz ve aralıksız bir sivil mücadele sonucu, istediklerimizin tümü karşılanmamış olsa da, elde edilen sonuçtan sevinç duyuyorum. Bu başarı bizlere Türkiye&#8217;de gerçek bir vicdan hareketinin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/06/20090627_derin_dusunce_org_tutuklu_cocuklar.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-5450" title="20090627_derin_dusunce_org_tutuklu_cocuklar" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/06/20090627_derin_dusunce_org_tutuklu_cocuklar-300x231.jpg" alt="" width="232" height="179" /></a>Bir kaç gündür haberlerde duyduklarımıza inanamıyorduk. Birisi bir şeyi iptal edecek, geri adım atılacak diye korkuyorduk. Son zamanlarda okuduğumuz hiç bir mesaj bize bu derecede mutluluk vermemişti:</p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>&#8220;Herkese Merhaba,<br />
Yaklaşık iki yıllık soluksuz ve aralıksız bir sivil mücadele sonucu, istediklerimizin tümü karşılanmamış olsa da, elde edilen sonuçtan sevinç duyuyorum. Bu başarı bizlere Türkiye&#8217;de gerçek bir vicdan hareketinin neleri başarabileceğine ilişkin hepimize moral motivasyon sağladığını düşünüyorum. Sizler gibi bu ülkenin temiz yürekli vicdanlı insanlarıyla bir arada olmaktan mutluluk duyuyorum. Tüm TMK Mağduru Çocuklar ve aileleri adına Diyarbakır&#8217;dan hepinize teşekkür ediyorum. Daha birlikte gideceğimiz çok yol ve yapmamız gereken çok iş olduğunu düşünüyorum. Sevgi ve dostlukla kalın.<br />
 <br />
Av. Mehmet Emin Aktar<br />
Diyarbakır Barosu Başkanı&#8221;</em></p>
<p>Bu güzel insanların fikrî ve vicdanî gücü ile atılan bu adımı saygıyla selamlıyoruz. Elde edilen başarı sadece çocuklarla sınırlı kalmayacak, bu kesin. Türkiye&#8217;de haksızlığa uğrayan herkes için <strong>BARIŞÇI YOLLARLA</strong> bir şeyleri değiştirmenin mümkün olduğunu ispat ettiler.</p>
<p>Kendilerini tebrik ediyoruz. Türkiye&#8217;yi ve Barış&#8217;ı çok seven insanlar olarak onlara teşekkür borçluyuz.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2010/07/23/cocuklar-icin-adalet-cagiricilarini-tebrik-ve-tesekkur/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2010/07/23/cocuklar-icin-adalet-cagiricilarini-tebrik-ve-tesekkur/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Silahlar Sussun Çağrısıyla Hep Beraber Yürüyoruz!</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/07/14/silahlar-sussun-cagrisiyla-hep-beraber-yuruyoruz/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2010/07/14/silahlar-sussun-cagrisiyla-hep-beraber-yuruyoruz/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Jul 2010 15:30:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editörden</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sivil Toplum]]></category>

		<category><![CDATA[Terör]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=10524</guid>
		<description><![CDATA[
 
Tarih: 17 Temmuz 2010 Cumartesi
Zaman: 16:00 - 17:00
Yer: Galatasaray Lisesli Önünde Toplanıp Taksim Meydanına Yürüyoruz
Akabe Vakfı, Araştırma Kültür Vakfı, Aksa Dayanışma Vakfı, Fatih Akıncılar Derneği, Hikmet Vakfı, İHH, İnsan ve Medeniyet Hareketi, Mazlumder, Medeniyet Derneği, Özgür-Der
Share on Facebook]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/06/20090604_derin_dusunce_org_umut_baris.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-5130" title="20090604_derin_dusunce_org_umut_baris" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/06/20090604_derin_dusunce_org_umut_baris.jpg" alt="" width="150" height="251" /></a></p>
<p> </p>
<p>Tarih: 17 Temmuz 2010 Cumartesi<br />
Zaman: 16:00 - 17:00<br />
Yer: Galatasaray Lisesli Önünde Toplanıp Taksim Meydanına Yürüyoruz</p>
<p>Akabe Vakfı, Araştırma Kültür Vakfı, Aksa Dayanışma Vakfı, Fatih Akıncılar Derneği, Hikmet Vakfı, İHH, İnsan ve Medeniyet Hareketi, Mazlumder, Medeniyet Derneği, Özgür-Der</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2010/07/14/silahlar-sussun-cagrisiyla-hep-beraber-yuruyoruz/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2010/07/14/silahlar-sussun-cagrisiyla-hep-beraber-yuruyoruz/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>3H Hareketi ve Doğu Çalıştayı</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/04/28/3h-hareketi-ve-dogu-calistayi/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2010/04/28/3h-hareketi-ve-dogu-calistayi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Apr 2010 09:30:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editörden</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Devlet Terörü]]></category>

		<category><![CDATA[Sivil Toplum]]></category>

		<category><![CDATA[Terör]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=9600</guid>
		<description><![CDATA[3H Hareketi kendi deyimiyle &#8220;Hürriyet, Hukuk ve Hoşgörü değerlerinin  siyasi ve toplumsal hayatımızda bilinçli ve samimi bir şekilde yer bulmasını arzu eden ve bu yönde çalışmalarda bulunan sivil bir hareket ».
Çalışkanlıklarıyla, sürekli düzenledikleri seminerler, toplantılarla da dikkati çekiyorlar. Gözden kaçmaması gereken son girişimleri terör sorunu konusunda oldu. 22-25 nisan tarihleri arasında Diyarbakır&#8217;da bir çalıştay düzenlediler ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/05/20090507_derin_dusunce_org_3h_hareketi.jpg"><img class="size-medium wp-image-4661 alignright" title="20090507_derin_dusunce_org_3h_hareketi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/05/20090507_derin_dusunce_org_3h_hareketi.jpg" alt="" width="240" height="203" /></a>3H Hareketi kendi deyimiyle <em>&#8220;<strong>Hürriyet, Hukuk ve Hoşgörü </strong>değerlerinin  siyasi ve toplumsal hayatımızda bilinçli ve samimi bir şekilde yer bulmasını arzu eden ve bu yönde çalışmalarda bulunan sivil bir hareket »</em>.</p>
<p>Çalışkanlıklarıyla, sürekli düzenledikleri seminerler, toplantılarla da dikkati çekiyorlar. Gözden kaçmaması gereken son girişimleri terör sorunu konusunda oldu. 22-25 nisan tarihleri arasında Diyarbakır&#8217;da bir çalıştay düzenlediler ve ardından bir sonuç bildirgesi yayınladılar.</p>
<p>Terörün kan değil mürekkep dökerek çözülebileceğine inanan insanların artması sevindirici. Yeni bir kuşağın ülke sorunlarına akılla, soğuk kanlılıkla yaklaşma ihtimali bile yüreğimizi ısıtıyor.</p>
<p>Sorunları bizzat sorunların yaşandığı yerlere giderek anlamaya çalışmak ayrıca takdir edilmesi gereken bir girişim. Ankara&#8217;da, İstanbul&#8217;da, İzmir&#8217;de fildişi kulelerden ahkâm kesen yari-aydın kuşağın yerine belki de halka yakın bir gençlik gelecek&#8230;</p>
<p>3H Hareketi&#8217;nin sitesinden ayrıntılı bilgi edinilebilir: <a href="http://www.3hhareketi.org/">www.3hhareketi.org</a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2010/04/28/3h-hareketi-ve-dogu-calistayi/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2010/04/28/3h-hareketi-ve-dogu-calistayi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bin Yılın Sonu!</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/03/02/bin-yilin-sonu/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2010/03/02/bin-yilin-sonu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Mar 2010 03:01:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aisha Benghazi</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Adalet]]></category>

		<category><![CDATA[Sivil Toplum]]></category>

		<category><![CDATA[Video]]></category>

		<category><![CDATA[Yobaz Laikler]]></category>

		<category><![CDATA[Özgürlükler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8874</guid>
		<description><![CDATA[
28 Şubat &#8220;Bin Yılın Sonu!&#8221; from helin cimen on Vimeo.
Share on Facebook]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><object width="400" height="300"><param name="allowfullscreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="movie" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=9809229&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=1&amp;show_portrait=0&amp;color=&amp;fullscreen=1" /><embed src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=9809229&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=1&amp;show_portrait=0&amp;color=&amp;fullscreen=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" width="400" height="300"></embed></object>
<p><a href="http://vimeo.com/9809229">28 Şubat &#8220;Bin Yılın Sonu!&#8221;</a> from <a href="http://vimeo.com/helincimen">helin cimen</a> on <a href="http://vimeo.com">Vimeo</a>.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2010/03/02/bin-yilin-sonu/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2010/03/02/bin-yilin-sonu/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Devlet adamı değilsin, devlet memurusun İlker Başbuğ (2)</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/10/29/devlet-adami-degilsin-devlet-memurusun-ilker-basbug-2/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2009/10/29/devlet-adami-degilsin-devlet-memurusun-ilker-basbug-2/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Oct 2009 15:00:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Rasim Ozan Kütahyalı</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[AKP]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Psikolojik harp]]></category>

		<category><![CDATA[Sivil Toplum]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Silahlı Kuvvetleri]]></category>

		<category><![CDATA[darbe]]></category>

		<category><![CDATA[ilker basbug]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=7053</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye tarihinin temel siyasal meselesini kısaca şöyle özetlemek mümkündür&#8230; Türk devletinin bir ordusu yoktur&#8230; Türk ordusunun bir devleti vardır&#8230; Türkiye&#8217;de devlet, orduya aittir&#8230; Ordu, devletin bir kurumu değildir&#8230; Zamanında Washington Post gazetesinde yazıldığı gibi &#8220;Dünyada her devletin bir ordusu vardır. Türkiye&#8217;de ise ordunun bir devleti vardır&#8221;&#8230;
86 yıllık cumhuriyet tarihinin siyasal açıdan en ama en yalın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2008/10/20081017_derin_dusunce_org_ilker_bey.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1748" title="20081017_derin_dusunce_org_ilker_bey" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2008/10/20081017_derin_dusunce_org_ilker_bey.jpg" alt="" width="163" height="245" /></a>Türkiye tarihinin temel siyasal meselesini kısaca şöyle özetlemek mümkündür&#8230;<strong> Türk devletinin bir ordusu yoktur&#8230; Türk ordusunun bir devleti vardır&#8230;</strong> Türkiye&#8217;de devlet, orduya aittir&#8230; Ordu, devletin bir kurumu değildir&#8230; Zamanında <em>Washington Post</em> gazetesinde yazıldığı gibi <em>&#8220;Dünyada her devletin bir ordusu vardır. Türkiye&#8217;de ise ordunun bir devleti vardır&#8221;</em>&#8230;</p>
<p>86 yıllık cumhuriyet tarihinin siyasal açıdan en ama en yalın özeti bu&#8230; Fakat şu an durum tam olarak böyle de değil&#8230; Türk ordusunun devleti değil şu an Türkiye Devleti&#8230; Ama, Türk ordusu da hâlâ tam olarak Türkiye devletinin ordusu değil&#8230; Ortada tam bir geçiş dönemi karmaşası <span id="more-7053"></span>var&#8230; Şükür ki özellikle son iki yıldır durumlar değişmeye başladı. Dolayısıyla bu karmaşa yararlı bir karmaşa. Ama dikkatli ve uyanık da olmak lazım tabii&#8230; Doğru düzgün bir devlet olma iradesi gösteriyor Türkiye&#8230; Toplum artık &#8220;Yeter!!&#8221; diyor&#8230; TSK&#8217;nın sistematik hale gelmiş skandallarına, bir kısım yurttaşımızı adamdan saymamasına gözünü kapamak istemiyor artık Türkiye halkının çoğunluğu&#8230; 27 Mayıs&#8217;ta alçak bir darbe ile indirilen Başbakan Menderes asılırken tek bir gösteri yapmayan, evinde oturup radyo başında sessizce gözyaşı döken bu halkın çocukları 27 Nisan&#8217;da muhtıra verilir verilmez sokağa dökülüyor artık&#8230; Genç Siviller gibi, Ortak Akıl Girişimi gibi oluşumlar çıkıyor, 81 vilayetten insanlarımızın akın ettiği isyan platformları oluyor&#8230; &#8220;İndir o elini!!&#8221; diyor milyonlarca insan, haddini bilmez bir devlet memuruna&#8230;</p>
<p>Maalesef, hâlâ &#8220;devlet memuru&#8221; olmayı hakaret kabul ediyor İlker Başbuğ&#8230; Hâlâ &#8220;Türk devletinin ordusu&#8221;nun bir subayı, bir generali olarak görev yapmayı hazmedemiyor&#8230; Bu ülkenin seçilmiş başbakanı karşısında &#8220;Hazır ol!&#8221; vaziyetine geçmeyi hazmedemiyor&#8230; İtaat etmek zorunda olduğu başbakan gibi &#8220;devlet adamı&#8221; olarak anılmak istiyor&#8230; Siyasi sorumluluk sahibi bir devlet adamı gibi bu devleti yönetmek istiyor&#8230; O sebeple &#8220;Devlet adamı değilsin, devlet memurusun İlker Başbuğ!&#8221; dediğim için benden şikâyetçi oluyor, bana dava açtırıyor&#8230; &#8220;Ordunun devleti&#8221;nin savcıları da anında &#8220;Emredersin paşam!&#8221; diyor&#8230; Evet, tam adıyla Mehmet İlker Başbuğ&#8217;a &#8220;Devlet memurusun!&#8221; dediğim için bana karşı hakaret davası açıldı&#8230; Tebligattaki gerekçe aynen bu&#8230; Doğru düzgün bir devletin yurttaşı olan birine &#8220;sürreel&#8221; gelebilecek, inanılması güç, traji-komik bir gerekçe&#8230;<strong> Kendinden &#8220;Ben bir devlet adamı olarak&#8230;&#8221; diye bahsederek konuşan haddini bilmez bir memura anayasal haddini hatırlattığım için, o memurun &#8220;manevi şahsiyetini tahkir&#8221; etmişim&#8230; Sevsinler sizi&#8230; İşte o suçu yine işliyorum&#8230;</strong></p>
<p>Ey İlker Başbuğ!! İstesen de istemesen de, hazmetsen de hazmedemesen de sen bir devlet memurusun&#8230; Devlet memuru gibi hareket edeceksin&#8230; Öyle hareket etmeyeceksen de ya onurunla istifa edeceksin&#8230; Ya da bu hükümet gerçek bir hükümet gibi hareket etme iradesini gösterip seni görevden alacak&#8230; Onurunla istifa edip, meslektaşın Pamukoğlu gibi parti kurup &#8220;Devlet adamı&#8221; olmak için siyasi yarışa girersin, bu halkın iradesini arkana alırsın, eyvallah&#8230; Yoksa, hukuksuz lahikalar ve mafyatik eylem planları vasıtasıyla başında bulunduğun kurumu bir &#8220;suç şebekesi&#8221; gibi kullanarak devleti yönetmeye kalkmaya devam etmek istersen kimi Yunan meslektaşlarının akıbetine uğrarsın&#8230;</p>
<p>Ben hakaret kabul ettiğin o başlığı senin hakiki bir TSK belgesine &#8220;kâğıt parçası&#8221; dediğin günden sonra atmıştım&#8230; Ne oldu??.. O belgenin gerçekliği cümle âleme kanıtlandı&#8230; Bilen zaten o gün biliyordu bunun gerçekliğini&#8230; TSK içinde yüzlerce Dursun Çiçek olduğunu bilen biliyor&#8230; <strong>TSK içine sızmış bir cunta yok aslında&#8230;. Cuntalaşmış bir TSK düzeni var bu ülkede&#8230; Her yer cunta, TSK içinde&#8230; </strong>Sistem bu şekilde işliyor. Ama bu durumdan rahatsız belli sayıda subay ve general de var çok şükür&#8230; Yasemin Çongar&#8217;ın bir yazısında mükemmel ifade ettiği gibi TSK içinde &#8220;Tanırım, iyi çocuktur&#8221; kabilinden &#8220;Devletin iyi çocukları&#8221; yanında, bu hukuksuz ve ahlaksız sisteme direnen &#8220;Milletin iyi adamları&#8221; da var&#8230; O subaylar ve generaller de &#8220;Yeter!!&#8221; diyorlar&#8230; Türk ordusu askerlik dışı işlerle ilgilenerek kendini daha fazla rezil etmesin&#8230; Ordu gibi bir ordu bu olsun bu ülkenin ordusu&#8230; Ancak Patagonya ordusunun zavallı generalleri kendini &#8220;Devlet adamı&#8221; sayarak, habire &#8220;eylem planı&#8221; &#8220;bilgi destek planı&#8221; gibi zırva başlıklar altında kendi halkına karşı komplo planları hazırlatırlar&#8230; O zavallı general mantığının tek derdi &#8220;iktidarı ele geçirmek&#8221;tir&#8230; Askerlik dışında her işle meşgul olur Patagonya generalleri&#8230; Kendilerine &#8220;Devlet memuru&#8221; denmesini hakaret sayarlar&#8230;</p>
<p>Ey Mehmet İlker Başbuğ&#8230; Sana soruyorum&#8230; Patagonya generali misin sen? Oradaki meslektaşların gibi olmak istiyorsan o günler geçti cancağızım&#8230; <strong>Devlet memuru olmayı paşa paşa kabul edeceksin&#8230; Ya da paşa paşa istifa edeceksin&#8230; Ya da o küçümsediğin Kasımpaşalı seni görevden alacak&#8230; </strong>Karar senin&#8230;</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2009/10/29/devlet-adami-degilsin-devlet-memurusun-ilker-basbug-2/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2009/10/29/devlet-adami-degilsin-devlet-memurusun-ilker-basbug-2/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Haydaaa&#8230; Kongolu neden istiklâl marşı söylemiş ki?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/06/19/haydaaa-kongolu-neden-istiklal-marsi-soylemis-ki/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2009/06/19/haydaaa-kongolu-neden-istiklal-marsi-soylemis-ki/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Jun 2009 23:15:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Yılmaz</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sivil Toplum]]></category>

		<category><![CDATA[Toplum]]></category>

		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>

		<category><![CDATA[gülen cemaati]]></category>

		<category><![CDATA[turk okullari]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5297</guid>
		<description><![CDATA[Cehenneme gelenlerden biri zebânilerin arasında götürülürken kazanlar görmüş. Başlarında da ellerinde sopayla birer zebâni, fokur fokur kaynayan kazanların içinden dışarı çıkmaya çalışanların kafasına kuvvetlice vurarak, onları yeniden kazanın içine düşürüyor&#8230; 
 
Bir süre yürüdükten sonra yine dev bir kazanın yanından geçmişler. Ama bu sefer bu kazanın içi insan dolu olduğu halde, başında tek bir zebâni dahi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/06/200900503_derin_dusunce_org_gulen_turk_okullari.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-5369" title="200900503_derin_dusunce_org_gulen_turk_okullari" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/06/200900503_derin_dusunce_org_gulen_turk_okullari-300x225.jpg" alt="" width="266" height="191" /></a>Cehenneme gelenlerden biri zebânilerin arasında götürülürken kazanlar görmüş. Başlarında da ellerinde sopayla birer zebâni, fokur fokur kaynayan kazanların içinden dışarı çıkmaya çalışanların kafasına kuvvetlice vurarak, onları yeniden kazanın içine düşürüyor&#8230; </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;">Bir süre yürüdükten sonra yine dev bir kazanın yanından geçmişler. Ama bu sefer <span id="more-5297"></span>bu kazanın içi insan dolu olduğu halde, başında tek bir zebâni dahi yokmuş. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;">Dayanamayıp sormuş yeni gelen: “Bu kazanın başında neden zebâniler beklemiyor?” </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;">Yanındaki gülmüş: </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;">“Çünkü kazanın içine doldurulanlar Türk. İçlerinden biri azıcık yükselse ötekiler paçasını tutarak derhal aşağıya çekiyorlar. Hiç kimse yükselemiyor. Bu yüzden başlarına adam dikmeye gerek yok!”</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;">Gülen Cemaatiyle tanışmadan önce gülenofobiyle tanışanlardanım ben:</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; text-indent: -18pt; mso-list: l1 level1 lfo1; tab-stops: list 36.0pt;"><span style="font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;" lang="TR"><span style="mso-list: Ignore;"><span style="font-family: Times New Roman;">-<span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;;">          </span></span></span></span><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;">Abi bu Fetullah Gülen çok tehlikeli!</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; text-indent: -18pt; mso-list: l1 level1 lfo1; tab-stops: list 36.0pt;"><span style="font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;" lang="TR"><span style="mso-list: Ignore;"><span style="font-family: Times New Roman;">-<span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;;">          </span></span></span></span><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;">Yapma ya! Neden?</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; text-indent: -18pt; mso-list: l1 level1 lfo1; tab-stops: list 36.0pt;"><span style="font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;" lang="TR"><span style="mso-list: Ignore;"><span style="font-family: Times New Roman;">-<span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;;">          </span></span></span></span><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;">Dünyanın her yerinde okulları var!</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; text-indent: -18pt; mso-list: l1 level1 lfo1; tab-stops: list 36.0pt;"><span style="font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;" lang="TR"><span style="mso-list: Ignore;"><span style="font-family: Times New Roman;">-<span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;;">          </span></span></span></span><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;">Dünyanın her yerinde silah fabrikaları olsaydı daha mı iyiydi?</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; text-indent: -18pt; mso-list: l1 level1 lfo1; tab-stops: list 36.0pt;"><span style="font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;" lang="TR"><span style="mso-list: Ignore;"><span style="font-family: Times New Roman;">-<span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;;">          </span></span></span></span><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;">Yok be oolum, adam zaten Amerika’da yaşıyo!</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; text-indent: -18pt; mso-list: l1 level1 lfo1; tab-stops: list 36.0pt;"><span style="font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;" lang="TR"><span style="mso-list: Ignore;"><span style="font-family: Times New Roman;">-<span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;;">          </span></span></span></span><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;">Yaw Amerika’da binlerce Türk var, New York’ta bütün terziler, benzinciler Türk!</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; text-indent: -18pt; mso-list: l1 level1 lfo1; tab-stops: list 36.0pt;"><span style="font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;" lang="TR"><span style="mso-list: Ignore;"><span style="font-family: Times New Roman;">-<span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;;">          </span></span></span></span><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;">Öyle diil be oolum, <strong>“dinler arası diyalog”</strong> diyo, <strong>“Hristiyanla Müslüman kardeştir”</strong> diyo&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; text-indent: -18pt; mso-list: l1 level1 lfo1; tab-stops: list 36.0pt;"><span style="font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;" lang="TR"><span style="mso-list: Ignore;"><span style="font-family: Times New Roman;">-<span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;;">          </span></span></span></span><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;">Eee ne var? Bunu ben de diyorum.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; text-indent: -18pt; mso-list: l1 level1 lfo1; tab-stops: list 36.0pt;"><span style="font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;" lang="TR"><span style="mso-list: Ignore;"><span style="font-family: Times New Roman;">-<span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;;">          </span></span></span></span><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;">Yoksa seni de mi kandırdılar? Ahh Hep böyle akıllılara kancayı atıyolar zati.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; text-indent: -18pt; mso-list: l1 level1 lfo1; tab-stops: list 36.0pt;"><span style="font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;" lang="TR"><span style="mso-list: Ignore;"><span style="font-family: Times New Roman;">-<span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;;">          </span></span></span></span><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;">Sağol iltifat için ama Kur’an’da yazıyor <strong>“bütün insanlar kardeştir” </strong>diye. O’nu da mı kandırmışlar?</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; text-indent: -18pt; mso-list: l1 level1 lfo1; tab-stops: list 36.0pt;"><span style="font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;" lang="TR"><span style="mso-list: Ignore;"><span style="font-family: Times New Roman;">-<span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;;">          </span></span></span></span><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;">????</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; text-indent: -18pt; mso-list: l1 level1 lfo1; tab-stops: list 36.0pt;"><span style="font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;" lang="TR"><span style="mso-list: Ignore;"><span style="font-family: Times New Roman;">-<span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;;">          </span></span></span></span><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;">Başkalarını eleştireceğine sen yapsan ya bir proje.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; text-indent: -18pt; mso-list: l1 level1 lfo1; tab-stops: list 36.0pt;"><span style="font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;" lang="TR"><span style="mso-list: Ignore;"><span style="font-family: Times New Roman;">-<span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;;">          </span></span></span></span><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;">????</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;">Gerçek sorunlarla uğraşmak yerine yapay sorun üretmeyi seven <strong>cahillerimizin en popüler yapay sorunu: Gülen Cemaati!</strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;">Bu cemaat bir sorun değil bir kâbus! Yan yana gelmemesi gereken üç şeyi yan yana getirdikleri için düşmanları çok. Nedir o üç şey?</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; text-indent: -18pt; mso-list: l0 level1 lfo2; tab-stops: list 36.0pt;"><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-font-family: Arial; mso-bidi-font-family: Arial;"><span style="mso-list: Ignore;">1)<span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;;">       </span></span></span><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;">İslâm,</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; text-indent: -18pt; mso-list: l0 level1 lfo2; tab-stops: list 36.0pt;"><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-font-family: Arial; mso-bidi-font-family: Arial;"><span style="mso-list: Ignore;">2)<span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;;">       </span></span></span><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;">Başarı,</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; text-indent: -18pt; mso-list: l0 level1 lfo2; tab-stops: list 36.0pt;"><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-font-family: Arial; mso-bidi-font-family: Arial;"><span style="mso-list: Ignore;">3)<span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;;">       </span></span></span><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;">“Ötekiyle” barış.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;">Garip mi geldi? İspat edeyim tezimi. Bu üç şeyden birini iptal edin, elimizde ne olur?</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;">Birinci ihtimal:</span></strong><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;"> İslâm’ı silin. Atatürkçü düşünce derneği ya da <a href="http://nisantasilions.lionwap.org/"><span style="color: #800080;">Nişantaşı Lions Klübü</span></a>’nün Gülen Cemaati gibi Türk okulları açtığını, Türkçe olimpiyatlar düzenlediğini varsayalım. Herkes alkışlardı Türkiye’de. Basın öve öve bitiremezdi: <em>“Türk’ün zekâsını dünyaya ispatladııı!!!”</em></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;">İkinci ihtimal:</span></strong><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;"> Başarıyı silin. Diğer dinlerden ve ülkelerden insanlar ile barış içinde yaşamak için çabalayan ama sesini duyuramayan bir Müslüman grup kimseyi rahatsız etmezdi.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;">Üçüncü ihtimal:</span></strong><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;"> Barışı silin. İslâm inancını sömüren, “başarılı” ama şiddet yanlısı, Müslüman olmayan herkesle kanlı bıçaklı, yani islamcı bir terör örgütü. El Kaide meselâ. Bunda da sorun yok. Zira Batı’nın şahinleri “komünizm tehlikesinin” yerine koymak için İslâm’ı çoktan hedef seçtiler. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;">Evet&#8230; Gülen cemaatinin sayın üyeleri&#8230; Birilerini fena halde gıcık ediyorsunuz. Onlar size bakarak dudaklarını kemiriyorlar. <strong>“Biz bunca senedir neden bir çivi çakamadık?”</strong> diye takkelerini önlerine koyup düşünmeleri gerekir ama size saldırmanın dayanılmaz hafifliği var ya&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;">Sadece Kemalistler mi? Ne gezer&#8230; Dincisi, islâmcısı, muhafazakârı&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;">Geçenlerde Serdar Kaya Derin Sular sitesinde Kürşat Bumin’in <a href="http://yenisafak.com.tr/Yazarlar/?t=08.06.2009&amp;y=KursatBumin"><span style="color: #800080;">bir yazısından</span></a> yola çıkarak <a href="http://www.derinsular.com/makaleler/2009/06/insanlik-milliyetcilik-ve-turkce-olimpiyatlari.php"><span style="color: #800080;">konuyu tartışmaya açmış</span></a>. Başka ülkelerde yaşayan insanlara Türkçe öğretilmesini yadırgayan Kürşat Bumin’i bu yazısında son derece dar görüşlü bulduğumu itiraf edeyim. Neden?</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;">Yahudi asıllı bir çek olan Franz Kafka Almanca yazmıştır. Meselâ Lübnanlı Hristiyan Arap Amin Maalouf “Ölümcül Kimlikler” adlı enfes kitabı Fransızca yazmıştır. Fransız edebiyat ve düşünce hayatında özellikle Cezayirli Arapların yeri büyüktür. Arap olmayan Afrika’dan da birçok edebiyatçı Fransızca yazar. Bunun hem Fransa’ya hem de bu insanların geldikleri ülkeye büyük faydası vardır. Farklı kültürlerden insanların birbirlerini anlaması için Fransızca bir köprü görevindedir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;">Üstelik Fransızca dışında hiç bir dil bilmeyen Fransızlara (ki çoğu böyledir) dünyanın kapıları açılmış olur. Vietnam’dan Kongo’ya, Cezayir’den Kanada’ya kadar yüz milyondan fazla insanın ikinci dili Fransızcadır ve bu iki taraf için de bir kazançtır bugün.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;">Aynı olguyu İngilizce için de söyleyebiliriz. Afrika dışında Hindistan gibi bir çok ülkeden düşünür ve edebiyatçı İngilizce eserler verir. Kanada, Avustralya gibi uzak ülkelerde de bu dilin konuşulması doğal olarak büyük avantajdır İngilizce bilen Türkler için bile.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;">Bugün yapay zekâ, nanoteknoloji ya da gen mühendisliği gibi bir alanda en son yenilikleri takip etmek isteseniz özellikle İngilizceyi olmazsa Fransızca ya da Almanca gibi bir dünya dilini bilmeniz gerekir. Yine Madagaskar’ın tarihi ya da Azteklerin gelenekleri gibi <strong>“kıyıda köşede”</strong> kalmış bir konuda kaynak aradığınızda en çok kitabı ve internet sitesini dünya dili durumuna gelmiş dillerde bulursunuz. Çünkü sadece bu dili konuşanlar değil bütün dünya bu dillerde kitap ve bilimsel makale yayınlar.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;">Daha küçük bir kapsamda Güney Amerika’nın İspanyolca konuşulan ülkeleri, Brezilya’nın ise Portekizce konuşması yine söz konusu ülkeler arasında kültürel bir ortaklık.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;">Evet, bu ortaklıklar savaşla, sömürüyle başlamıştır ama bugün Hindistan ABD’ye yazılım hizmeti satarak milyarlarca dolar kazanabiliyorsa bunda İngilizcenin rolü elbette çok büyük.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;">Bunun yanında Türkiye için çok daha “pragmatik” kazançlar da söz konusu. Derin Sular’daki tartışmada şunları yazmıştım:</span></p>
<p style="background: white; margin-left: 35.4pt;"><em><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;">“</span></em><em><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-no-proof: yes;">Milliyetçilik/İnsanlik konusundaki elestiriler yerinde kanaatimce, yanliz bu isin Türkiye açisindan çok olumlu bir tarafi var:</span></em></p>
<p style="background: white; margin-left: 35.4pt;"><em><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-no-proof: yes;">Türk okullariyla birlikte ele alirsaniz, bu gençler büyüdüklerinde Türkiye&#8217;ye karsi nötr olmayacaklar, Bati ülkelerinde bol bol gördügümüz &#8220;Türk Korkusu&#8221; disinda bir zihniyetle bakacaklar Türkiye&#8217;ye.</span></em></p>
<p style="background: white; margin-left: 35.4pt;"><em><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-no-proof: yes;">Fransizlar çok daha uzun zamandir bir Francophonie projesi yürütüyorlar. Onlar da &#8220;barış, insanlık, demokrasi&#8221; vb diyorlar. Gerçek amaç Francophilie, yani Fransa&#8217;ya duyulan sevgi ve sempatinin arttirilmasi. Bakan düzeyinde bir sorumlusu ve yilda bir milyar avro bütçesi var bu isin. Fransiz ordusu son askerî nükleer denemeleri yaptiginda (Chirac zamaninda) bu &#8220;sevgi&#8221; çok ise yaramisti. </span></em></p>
<p style="background: white; margin-left: 35.4pt;"><em><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-no-proof: yes;">Bütün bunlarin Türkiye&#8217;ye ne faydasi olur? </span></em></p>
<p style="background: white; margin-left: 35.4pt;"><em><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-no-proof: yes;">Türkiye aleyhinde bir propaganda duyduklarinda &#8220;Peki Türkler ne diyor?&#8221; diye Türkçe kaynaklara bakabilirler.</span></em></p>
<p style="background: white; margin-left: 35.4pt;"><em><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-no-proof: yes;">Ülkelerinde olmayan bir seyi aradiklarinda ilk bakacaklari yerlerden biri Türkiye olur. İster bir makina ithal etmek isterse akademik konularda bir uzman vb. aramak için olsun, &#8220;Nasilsa Türkçe biliyorum&#8221; diyerek Türkiye&#8217;ye dönecekler yüzlerini, bu büyük bir kazanç.</span></em></p>
<p style="background: white; margin-left: 35.4pt;"><em><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-no-proof: yes;">Mesela Almanya&#8217;da çalisip Türkiye&#8217;ye dönmüs Türklere bakin. Ya da Bogaziçi Üniversitesi mezunu insanlara. Fransiz liselerinden ya da Galatasaray lisesinden mezun olanlara.</span></em></p>
<p style="background: white; margin-left: 35.4pt;"><em><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-no-proof: yes;">Hepsi bu ülkelere (Almanya, ABD, Fransa) hayran degiller elbette, ama bu egitim kurumlarinin iletisimi kolaylastiran bir yani var. En basta dili bilmek, ülkenin tarihini, kültürünü, zihniyetini anlamak.</span></em></p>
<p style="background: white; margin-left: 35.4pt;"><em><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-no-proof: yes;">Bu okullardan çikmis Türkler &#8220;Bati dünyasi&#8221; gibi basma kalip bir laf duyduklarinda bazi ülkeleri (daha iyi anladiklari için) ayri tutarlar, biraz kayirirlar ki normal.</span></em></p>
<p style="background: white; margin-left: 35.4pt;"><em><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-no-proof: yes;">Gülen hareketini de bu çerçevede degerlendirirsek (insanlik açisindan bile) daha olumlu bir tablo çikar ortaya. İslamofobiye gaz veren neocon gibi yapilanmalarin karsisina &#8220;evet ama ben Türkleri taniyorum, onlar dediginiz gibi degil&#8221; diyebilecek bir Kongolu çikarabilmek az sey degil. (İstiklal Marsi sart degil tabii <img src='http://www.derindusunce.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </span></em></p>
<p style="background: white; margin-left: 35.4pt;"><em><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-no-proof: yes;">Haa, yeter mi? Yetmez. Türkiye&#8217;de gerçek bir hukuk devleti olmadigi sürece Aleviler, Ermeniler, vs. ayrimciliga tabi tutuldugu sürece ne kadar reklam yaparsak yapalim gerçek ortaya çikinca hepsinin havasi sönecektir.</span></em></p>
<p style="background: white; margin-left: 35.4pt;"><em><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-no-proof: yes;">Onun için imaj konusunda Gülen cemaatini takdir ediyorum ama bu imajin arkasini doldurmak için Türkiye&#8217;nin içinde baska çalismalar da yapilmasi gerektigini düsünüyorum. </span></em><em><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR; mso-no-proof: yes;">”</span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;">Bu kadar karmaşık bir olguyu el kadar bir köşe yazısında ele alarak <strong>“Kongolu istiklal marşı söyledi”</strong> diye yaftalayıp geçmek için insanın gerçekten ıssız bir adada yaşıyor olması gerekir. Kürşat Bey’in bu kadar dar görüşlü, dünyayı anlamaktan aciz, geleceğe ait vizyonu olmayan biri olduğunu sanmıyorum. Ama her gün yazmak adamı yorar. İnsanların bazen yazı yazmayı bırakıp biraz dinlenmeleri gerekir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;">Türk köşe yazarlarının zaman zaman biraz seyahat etmelerini, yabancı ülkelerde yazılmış kitapları okumalarını gerekli buluyorum. Bir insan Türkçe Olimpiyatlarına ve Türk okullarına bakıp kafasını kaşıyararak <strong>“Haydaaa&#8230; Kongolu neden istiklâl marşı söylemiş ki?”</strong> diye sormaktan başka bir şey yapamıyorsa gerçekten dinlenmeye ihtiyacı var demektir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-ansi-language: TR;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt;"><a title="Permanent Link to Gülen’e ve Türk ögretmenlere dair" href="http://www.derindusunce.org/2008/03/14/gulene-ve-turk-ogretmenlere-dair/"><span style="color: #800080;">Gülen’e ve Türk ögretmenlere dair</span></a> adlı eski bir yazımdan kısa bir alıntıyla noktalamak isterim :</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt 35.4pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><em><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-bidi-language: BO;">« İşte böyle mütevazi(!) bir akşam yemeğinde bir Ermeni, iki Fransız, bir Faslı ve bir Kanadalı ile buluştuk. Havadan sudan, Türkiye’nin AB üyeliğinden derken Fransız komşum söz aldı:</span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt 35.4pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><em><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-bidi-language: BO;">“Biliyor musun Mehmet, Madagaskar’da uzun yıllar kaldım. Çocuklarımızı oranın en iyi okuluna göndermek istediğimizde bize Türklerin idare ettiği bir okulu tavsiye ettiler.”</span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt 35.4pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><em><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-bidi-language: BO;">Gülen’in okullarından bahsediyordu. Çocukları o ülkenin seçme insanlarının çocuklarıyla, diplomatların, bakanların ve iş adamlarınınkilerle birlikte okumuştu. Fransız iş adamı veli toplantılarından ve okul aktivitelerinden istifade ederek yeni iş bağlantıları kurmuştu çoktan.</span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt 35.4pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><em><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-bidi-language: BO;">“Bu tür lobi çalışmalarını Amerikalılar ve Yahudiler çok iyi yapar. Türkleri böyle bir projenin başında görmek eşimi ve beni çok şaşırttı başlangıçta”</span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt 35.4pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><em><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt; mso-bidi-language: BO;">Çocukları da Madagaskarlı arkadaşlar edinmekle kalmamışlardı. O yıllarda o ülkede bulunan fakat daha sonra başka ülkelere giden Amerikalı, Avrupalı, Asyalı ailelerin çocuklarıyla da bağlar kurmuşlardı. Fransız komşumun en büyük üzüntüsü Fransa’da bir Gülen Okulu olmaması! Çocukları büyümüş ama bu “Türk okulları Fransa için çok faydalı olabilir” diyor. »</span></em><em><span style="font-family: Arial; font-size: 10pt;"> </span></em></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2009/06/19/haydaaa-kongolu-neden-istiklal-marsi-soylemis-ki/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2009/06/19/haydaaa-kongolu-neden-istiklal-marsi-soylemis-ki/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Gülen&#8217;e ve Türk ögretmenlere dair</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/14/gulene-ve-turk-ogretmenlere-dair/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2008/03/14/gulene-ve-turk-ogretmenlere-dair/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 Mar 2008 13:24:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Yılmaz</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>

		<category><![CDATA[Sivil Toplum]]></category>

		<category><![CDATA[gülen cemaati]]></category>

		<category><![CDATA[İslam]]></category>

		<category><![CDATA[İslam ve Batı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/03/14/gulene-ve-turk-ogretmenlere-dair/</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye&#8217;de böyle bir adet var mı bilmiyorum. &#8220;Bizim&#8221; Fransa&#8217;da çok büyük(1) iş anlaşmaları imzalanırken normal insanların ev kiralarının üzerinde miktarları bir akşam yemeği için ödeyebileceğiniz özel salonlara gidilir.Tarihi yerlerdir buralar. Napoleon&#8217;un karısı Joséphine de Beauharnais&#8217;ye evlenme teklif ettiği veya Otto von Bismarck&#8217;ın filanca savaştan sonra ateşkes imzaladığı yerler.
Mobilyaların ve diğer dekorasyonun önemli kısmı orjinaldir. Romen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2008/03/20080314_gulen-okullari.jpg" alt="20080314_gulen-okullari.jpg" align="right" />Türkiye&#8217;de böyle bir adet var mı bilmiyorum. &#8220;Bizim&#8221; Fransa&#8217;da çok büyük(1) iş anlaşmaları imzalanırken normal insanların ev kiralarının üzerinde miktarları bir akşam yemeği için ödeyebileceğiniz özel salonlara gidilir.Tarihi yerlerdir buralar. Napoleon&#8217;un karısı <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Josephine">Joséphine de Beauharnais&#8217;ye</a> evlenme teklif ettiği veya <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Bismarck">Otto von Bismarck&#8217;ın</a> filanca savaştan sonra ateşkes imzaladığı yerler.</p>
<p>Mobilyaların ve diğer dekorasyonun önemli kısmı orjinaldir. Romen bir arkadaşımın (biraz da abartarak) söylediği gibi halının kalınlığından ayakkabılarınızı göremezsiniz!</p>
<p>İşte böyle mütevazı(!) bir akşam yemeğinde bir Ermeni, iki Fransız, <span id="more-865"></span>bir Faslı ve bir Kanadalı ile buluştuk. Havadan sudan, Türkiye&#8217;nin AB üyeliğinden derken Fransız komşum söz aldı:</p>
<p><em>&#8220;Biliyor musun Mehmet, Madagaskar&#8217;da uzun yıllar kaldım. Çocuklarımızı oranın en iyi okuluna göndermek istediğimizde bize Türklerin idare ettiği bir okulu tavsiye ettiler.&#8221;</em></p>
<p>Gülen&#8217;in okullarından bahsediyordu. Çocukları o ülkenin seçme insanlarının çocuklarıyla, diplomatların, bakanların ve iş adamlarınınkilerle birlikte okumuştu. Fransız iş adamı veli toplantılarından ve okul aktivitelerinden istifade ederek yeni iş bağlantıları kurmuştu çoktan.</p>
<p><em>&#8220;Bu tür lobi çalışmalarını Amerikalılar ve Yahudiler çok iyi yapar. Türkleri böyle bir projenin başında görmek eşimi ve beni çok şaşırttı başlangıçta&#8221;</em></p>
<p>Çocukları da Madagaskarlı arkadaşlar edinmekle kalmamışlardı. O yıllarda o ülkede bulunan fakat daha sonra başka ülkelere giden Amerikalı, Avrupalı, Asyalı ailelerin çocuklarıyla da bağlar kurmuşlardı. Fransız komşumun en büyük üzüntüsü Fransa&#8217;da bir Gülen Okulu olmaması! Çocukları büyümüş ama bu &#8220;Türk okulları Fransa için çok faydalı olabilir&#8221; diyor.</p>
<p><strong>Parayla proje olmaz!</strong></p>
<p>Kenan Evren&#8217;in cumhurbaşkanlığının son yıllarındaydı sanıyorum, <em>&#8220;Türkiye AB standartlarını yakalamak için bu yıl 19 üniversite açacak&#8221; </em>diye bir açıklama yapılmıştı. ABD ve Kanada&#8217;da haklı bir üne sahip Türk bilim adamlarından birisi söyle yanıt verdi: &#8220;Dünyanın hiç bir gelişmiş ülkesi 19 tane turşu fabrikasını bir yılda açamaz! Türkiye 19 üniversiteyi nasıl açacak?&#8221;</p>
<p>Gerçekten de o yıllarda bir çok yüksek lise kuruldu. Lise binalarının tabelaları indirildi, yerlerine &#8220;üniversite&#8221; yazıldı. Lise öğretmenleri &#8220;hızlandırılmış yaz kurslarıyla&#8221; üniversite hocasına dönüştürüldü!</p>
<p>Gülen Cemaati&#8217;ni eleştirenler &#8220;şuradan buradan para geliyor, ABD veriyor&#8230;&#8221; şeklinde iddialarda bulunuyorlar. Oysa bir proje için sadece maddî katkı ile yola çıkılmaz. Hele eğitim alanında bir proje yürütmek istiyorsanız&#8230;</p>
<p>Proje ile hayal arasında 6 adet fark vardır:</p>
<ul>
<li>1) Kim?</li>
<li>2) Ne yapacak?</li>
<li>3) Ne zaman bitecek?</li>
<li>4) Kaça mal olacak?</li>
<li>5) Kim ödeyecek?</li>
<li>6) Ne zaman ödeyecek?</li>
</ul>
<p>Bu sorulardan birine bile yanıt veremiyorsanız &#8220;proje&#8221; dediğiniz şey sadece bir hayaldir ve ne kadar para harcasanız da hiç bir zaman da gerçekleşmeyecektir.</p>
<p>Bunun yanında uluslararası proje yönetmek daha da zordur. Neden? Gülen gibi okul değil de 10 turşu fabrikası açacağımızı farzedelim. Bunların hepsinin Türkiye&#8217;de açılmasıyla 10 değişik ülkede açılması arasında dağlar kadar fark var:</p>
<ul>
<li>1) Dil farkı,</li>
<li>2) Kültür farkı,</li>
<li>3) O ülkelerin çalışma kanunları arasındaki farklar,</li>
<li>4) O ülkelerin ticaret kanunları arasındaki farklar,</li>
<li>5) &#8230;</li>
</ul>
<p>Uzaklık, saat farkı gibi sebeplerle destek verecek kaynakları paylaştırmanız zordur. Mesela bilgi-işlem desteği verecek küçük bir ekip Türkiye&#8217;deki 10 fabrika için yeterli olabilir. Ama dünyaya açıldığınız anda işlerin rengi değişir.</p>
<p><strong>Gülenofobi ve projesizlik</strong></p>
<p>Gülenofobi hastalığından muzdarip insanlarımız proje üretemiyorlar. Hayalleri ve korkuları var. Ama meselâ &#8220;daha Kemalist bir Türkiye&#8221; gibi bir proje icad edemiyorlar. Oysa ilk 3 soruya yanıt verecek bir taslak kursalar finansmanı için destek arayabilirler.</p>
<p>Sanıyorum bu hırçın ve saldırgan tavır gerçekte kendilerine dönük bir tür aşağılık kompleksini saklıyor. Hani okumadığı için bin pişman olan birisinin babasını suçlaması gibi. <a href="http://www.derindusunce.org/2008/03/06/mutlu-ol-bu-bir-emirdir/" target="_blank">&#8220;Tango yapan batılı bir Türkiye projesi&#8221;</a> iflas ettiği için dış düşman ve komplo teorisi arayışına girdiler.</p>
<p><strong>Sözlerin ağırlığı</strong></p>
<p>Türk gazetelerinde Gülen Cemaati hakkında yazılıp çizilen olumsuz şeylerin belli bir ağırlığı var. Bir imza ile milyonları &#8220;debloke&#8221; edebilen güçlü iş adamların önünde Türk olmayan bir iş adamının Gülen hakkında söylediklerinin AYRI bir ağırlığı var.</p>
<p>Türk okulları ile büyük bir başarıya imza atıldığına bir kez daha tanık oldum. Gülen&#8217;in şahsında Türkiye&#8217;nin ve Türklerin övülmesi elbette gururumu okşadı. Üstelik bu başarının yakıp yıkan askerî bir zafer değil yapıcı, birleştirici bir eğitim hareketi olması son derecede sevindirici.</p>
<p>İslâm dünyasının ve genel olarak dünyanın en büyük sorunlarından biri cahillik. Bu sorun çözülebilse açık, savaş, çevre kirlenmesi gibi başka sorunların da zayıflayacağı aşikâr.</p>
<p><strong>Gülen cemaatine teşekkür</strong></p>
<p>Kendi adıma <em>&#8220;at sırtında kılıç sallayan, Bizans&#8217;ı korkudan tir tir titreten bir ırkın evlâdı&#8221;</em> olmaktan bıktım. Bu efsanelerle kendini kandırmanın ve milleti korkutmanın hiç bir işe yaramayacağını da görüyorum.</p>
<p>Bunu hâla göremeyenler &#8220;neden 15 milyon Yahudi 1.5 milyar Müslümandan daha kuvvetli&#8221; diye sorabilirler kendilerine. &#8220;Bir Türk dünyaya bedeldir&#8221; vecizesine rağmen nasıl oluyor da bir Yahudi 100 Müslümandan daha kuvvetli olabiliyor?</p>
<p>Hep kendine yontarak değil kazan/kazan tarzı yöntem ve projelerle ilerlenebileceğinin ispatı Türk Okulları. Dünyanın çeşitli yerlerinde vatanlarından uzakta bu okullarda hem Türkiye&#8217;ye hem de küresel barışa hizmet eden Türk öğretmenlerine teşekkür ederim.</p>
<p><em>(1)Büyük kontrat derken 200-300 danışman ve mühendisin 2-3 yıl üzerinde çalışacağı 100 milyon euronun üzerindeki projeleri kasdediyorum. Örneğin bir banka rakiplerinden birini satın aldığı zaman bilgi-işlem sistemlerinin ve iş proseslerinin birleştirilmesi buna iyi bir örnek.</em></p>
<p><em></em></p>
<p><strong><span style="color: #0000ff;">Kitap tanıtan kitap 1</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/kitap-tanitan-kitap2.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-13292" title="kitap-tanitan-kitap2" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/kitap-tanitan-kitap2.jpg" alt="" width="106" height="152" /></a>Kitap okumak… Jean Paul Sartre, Nazan Bekiroğlu, Toshihiko Izutsu, Henri Bergson, Mustafa Kutlu, Dostoyevski, Elif Şafak, Clausewitz, Sadık Yalsızuçanlar, Alber Camus ile sohbet etmek… <strong>Suyun resmine bakmakla yetinmeyen, su içmek isteyenler için var kitaplar. </strong>Mesnevî var, El-Munkızü Min-ad-dalâl, Kitab Keşf al Mânâ, Er-Risâletü’t-tevhîd var.  Elinizdeki bu kitap Derin Düşünce yazarlarının seçtiği kitapların tanıtımlarını içeriyor. Bizdeki yansımalarını, eserlerin ve yazarların bıraktığı izleri. Farklı konularda 44 kitap, 170 sayfa. Zaman’a ayıracak vakti olanlar için… <a href="http://www.derindusunce.org/img/kitap_tanitan_kitap_1.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirebilirsiniz.</strong></a></p>
<p> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/05/aydin_kimdir_a.pdf" target="_blank"><img class="alignright size-medium wp-image-16510" title="aydin_kimdir" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/05/aydin_kimdir.jpg" alt="" width="107" height="151" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/05/aydin_kimdir_a.pdf" target="_blank"><strong>Aydın kimdir? Muhafaza’nın ve Değişim’in kimyası</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;">Aydın konusu gerçekten sorunlu görülüyor. Her ideoloji, her grup kendi liderini, kahramanını aydını ilan ediyor çünkü. Tam da bu sebeple tanımından önce başka bir sıfata daha ihtiyaç duyuluyor: Reformist <strong>aydın</strong>, muhafazakar <strong>aydın</strong>, Kürt <strong>aydını</strong>, Türk <strong>aydını</strong>, vs.. Kısacası “aydın olmak” hem toprak(toplum) hem de tohum(aydın) gibi üzerinde durulup incelenmesi yazılıp çizilmesi gereken bir kavram. Değişimin adresi kabul edilen Aydın’ın tanımı konusunda muhafazakar olunabilir mi?” 130 sayfalık bu kitapta modernleşme sürecinde Aydın’ı ve Aydınlanma’yı sorgulayan bakış açıları bulacaksınız. Ama teori ile yetinmeyen,  fikrin eyleme dönüşmesini, Cumhuriyet’i, demokrasiyi ve sivil itaatsizlik olgusunu da sorgulayan yazılar bunlar. <span style="color: #0066cc;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/05/aydin_kimdir_a.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/islamcilik_kitap_k.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-14898" title="islamcilik_kitap_k" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/islamcilik_kitap_k.jpg" alt="" width="118" height="183" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/Islamcilik-devrim-demokrasi.pdf" target="_blank"> İslâmcılık, Devrim ile Demokrasi Kavşağında </a></strong></p>
<p>Müslümanca yaşamak için devletin de “Müslüman” olması mı gerekiyor? Bu o kadar net değil. Çünkü İslâm’ın gereği olan “kısıtlamaları” insan en başta kendi nefsine uygulamalı. Aksi takdirde dinî mecburiyet ve yasakların kanun gücüyle dayatılması vatandaşı çocuklaştırıyor ister istemez. <strong>İ</strong><strong>yi-kötü ayrımı yapmak, iyiden yana tercih kullanacak cesareti bulmak gibi insanî güzellikler devletin elinde bürokratik malzeme haline geliyor. </strong>21ci asırda Müslümanca yaşamak kolay değil. Yani İslâm’ın özüne dair olanı, değişmezleri korumak ama son kullanma tarihi geçmiş geleneklerden kurtulmak. AKP’yi iktidara taşıyan fikrî yapıyı, Demokrasi-İslâm ilişkisini, İran’ı ve Milli Görüş’ü  sorguladığımız bu kitabı ilginize sunuyoruz. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/Islamcilik-devrim-demokrasi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/derin_zaman.pdf" target="_blank">Zaman Nedir?</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><em><a href="http://www.derindusunce.org/img/derin_zaman.pdf" target="_blank"><img class="alignright size-full wp-image-14532" title="kapak_zaman_nedir" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/01/kapak_zaman_nedir.gif" alt="" width="120" height="160" /></a>“…Geçip gitmiş olmasa “geçmiş” zaman olmayacak. Bir şey gelecek olmasa gelecek zaman da olmayacak. Peki nasıl oluyor da geçmiş ve gelecek var olabiliyor? Geçmiş artık yok. Gelecek ise henüz gelmedi. Şimdiki zaman sürekli var ise bu sonsuzluk olmaz mı? ”</em>  diyordu <strong>Aziz Augustinus</strong>. Zira kelimeler yetmiyordu. “Zaman Nedir?” sorusuna cevap verebilmek için kelimelerin ve mantığın gücünün yetmediğı sınırlarda Sanat’tan istifade etmek gerekliydi : Sinema, Resim ve Fotoğraf sanatı imdadımıza koştu. Ama felsefeyi dışlamadık: Kant, Bergson, Heidegger, Hegel, Husserl, Aristoteles… Bilimin Zaman’a bakışına gelince elbette Newton’dan Einstein’a uzandık. Bilimsel zamandan başka, daha insanî ve MUTLAK bir Zaman aradık. <a href="http://www.netkitap.com/kitap-sozdizimi-ve-anlambilim-abdulkahir-el-curcani-litera-yayincilik.htm"><strong>Delâilü’l-İ’câz</strong></a>, <strong>Mesnevî</strong>, <a href="http://www.dunyakitap.com/kitap/felsefenin-temel-ilkeleri-2-baski-p413866.html"><strong>Makasıt-ül Felasife</strong> </a>, <strong>Telhis-u Kitab’in Nefs</strong> ve <strong>Fütuhat-ı Mekiyye</strong> gibi eserler Zaman-İnsan ilişkisine bambaşka perspektifler açtı. <a href="http://www.derindusunce.org/img/derin_zaman.pdf" target="_blank">Zaman’ın kitabını buradan indirebilirsiniz.</a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank">Tarih şaşırmaktır</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-medium wp-image-13449" title="tarih_sasirmaktir" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir.jpg" alt="" width="109" height="141" /></a>Evet… Tarih şaşırmaktır. Atatürk’e şaşırmak, Kürtlere şaşırmak, Lozan’a şaşırmaktır. Geçmişe hayret edip bugüne eleştirel bakabilmek, yarını hazırlamaktır Tarih. Geçmişe değil geleceğe dönüktür amacı. Özetle siyasî bir propaganda aygıtı değildir. Gaz vermek, <strong>“Asker millet”</strong> üretmek, <strong>atalarımızla gurur duymak</strong> için tarih araştırılmaz. Eğer resmî tarihin beyin yıkamasından bıktıysanız bu kitap ilginizi çekecektir… <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf"><img class="alignleft" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.jpg" alt="" width="106" height="168" /><strong>Kendi ülkesini işgal eden ordu</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;">Hiç bir yeri işgal edemeyen ordular kendi ülkelerini işgal ederler. Çünkü bir ordunun ayakta durması için insan emeği ve maddî destek gereklidir. Beceriksiz ordular disiplinsiz olduklarından <strong>YABANCI</strong> <strong>DÜŞMAN </strong>ile savaşamazlar. Kolayca yenebilecekleri <strong>İÇ DÜŞMANLAR</strong> uydururlar ve bu bahane ile kendi ülkelerini işgal ederler. Başbakan asarlar. Milletvekillerini hapse atarlar. Korumakla yükümlü oldukları halkı işkenceler altında inletirler.  İşgalciler kimseye hesap vermezler. Halkın isyan etmesine engel olmak için <strong><em>“etrafımız düşmanla çevrili”</em></strong> diyerek  <strong>KORKU PROPAGANDASI</strong> yaparlar. Eleştirilerden uzak kalmak için farklı inançlardan ve kültürlerden olan insanların birbirine düşman olması da bu eşkiyaların işine gelir. Bu sebeple terörü destekleyebilir hatta teröristlere silah ve para yardımında bulunabilirler. Okuyacağınız kitap kendi ülkesini işgal etmiş bir ordunun kısa tarihidir. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a></strong></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2008/03/14/gulene-ve-turk-ogretmenlere-dair/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2008/03/14/gulene-ve-turk-ogretmenlere-dair/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>

