<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>Derin Düşünce &#187; Samanyolu TV</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/category/samanyolu-tv/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Fri, 25 May 2012 09:41:57 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Irkçlık ve Televizyon</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/11/28/irkclik-ve-televizyon/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/11/28/irkclik-ve-televizyon/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Nov 2011 15:19:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editörden</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Irkçılık]]></category>

		<category><![CDATA[Samanyolu TV]]></category>

		<category><![CDATA[Televizyon]]></category>

		<category><![CDATA[Toplum]]></category>

		<category><![CDATA[vicdan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=19565</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Sevgili Özlem&#8217;in bir tespiti özellikle çok dikkat çekiciydi. Ona göre yıllardır Ortadoğulu, Arap, Afgan vs. insanları böcekleştirip, kötü kalpli bir takım terörist yaratıklar olarak sunan Hollywood dizilerinden nefret etmiş &#8220;dindar&#8221; bir kitleye hitap eden bir televizyon, ısrarla ve ısrarla kendi ülkesinin insanlarını böylesine dizilere konu ediyordu. Ve o kitle de bunu hazmediyor olmalıydı ki, Samanyolu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/irkcilik.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-9115" title="irkcilik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/irkcilik-300x228.jpg" alt="" width="252" height="188" /></a>&#8220;Sevgili Özlem&#8217;in bir tespiti özellikle çok dikkat çekiciydi. Ona göre yıllardır Ortadoğulu, Arap, Afgan vs. insanları böcekleştirip, kötü kalpli bir takım terörist yaratıklar olarak sunan Hollywood dizilerinden nefret etmiş &#8220;dindar&#8221; bir kitleye hitap eden bir televizyon, ısrarla ve ısrarla kendi ülkesinin insanlarını böylesine dizilere konu ediyordu. Ve o kitle de bunu hazmediyor olmalıydı ki, Samanyolu televizyonunda yayınlanan Şefkat Tepe isimli dizinin raytingleri de söylenildiğine göre iyi gidiyordu.&#8221;</em> <a href="http://www.haber10.com/makale/26184/" target="_blank">TAMAMI</a></p>
<p> </p>
<p>&#8230; Milliyetçilik konusunda daha fazla okumak için&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Türk milliyetçiliği birleştirir mi yoksa parçalar mı?</span></strong></a></p>
<p><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi-204x300.gif" alt="" width="141" height="184" />Milliyetçilik </span>birleştirici bir faktör, bir tutkal gibi sunuldukça insan soruyor kendi kendine: <strong>“Bu kadar kötü bir ülke mi Türkiye? Bir arada yaşamak için tutkallara ihtiyaç duyacak duruma mı düştük? Bu kadar mı nefret ediyoruz birbirimizden?”<br />
 </strong></p>
<p>Aramızdaki ilişkileri kanunlara saygı, iyi niyet, güzel ahlak gibi prensipler üzerine oturtarak huzurlu bir ülke kurmak mümkün değil mi? <strong>İllâ ki bir tutkal/çimento mu gerekiyor? </strong>Adalet ve ihsanın hâkim olmadığı ortamlarda Türklerin kardeşliği ne işe yarar?<br />
Belki de Türk Milliyetçiliği diğer milliyetçilikler gibi yok olmaya mahkûm bir söylem. Çünkü var olmak için “<strong>ötekine</strong>” ihtiyacı var. Ötekileştireceği bir grup bulamazsa kendi içinden “<strong>zayıf</strong>” bir zümreyi günah keçisi olarak seçiyor. Kürtler, Hıristiyanlar, Eşcinseller, solcular…<br />
150 sayfalık bu kitapta Türk Milliyetçiliğini sorguluyoruz. Müslüman ve milliyetçi olunabilir mi? Türkiye’ye faydaları ve zararları nelerdir? Milliyetçiliğin geçmişi ve geleceği, siyasete, barışa, adalete etkisiyle. <a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Buradan indirin.</span></strong></a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/11/28/irkclik-ve-televizyon/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/11/28/irkclik-ve-televizyon/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Eyvah! ‘Zerdüştlük’ Şefkat Tepesi’nde</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/10/25/eyvah-%e2%80%98zerdustluk%e2%80%99-sefkat-tepesi%e2%80%99nde/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/10/25/eyvah-%e2%80%98zerdustluk%e2%80%99-sefkat-tepesi%e2%80%99nde/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Oct 2011 08:36:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Yılmaz</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Irkçılık]]></category>

		<category><![CDATA[Samanyolu TV]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Basını]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=19144</guid>
		<description><![CDATA[ 

&#8220;&#8230;Gördüklerime inanamadım. Karşımda biçimsel olarak, televizyon standartlarıyla değerlendirildiğinde dahi bir karikatür; içerik olarak ise medeni bir ülkede kesinlikle &#8220;nefret söylemi&#8221; çerçevesinde değerlendirilip defteri dürülecek bir dizi vardı. (Mesela bir bölümde, erlerden biri, komutanının &#8220;dağ faresi&#8221; dediği birkaç PKK&#8217;lıyla ilgili olarak &#8220;Komutanım, bu hamsileri yağda mı kızartayım, yoksa buğulama mı yapayım&#8221; diye soruyordu.)
Özlem Yağız, yazdıklarında yerden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center; padding-left: 30px;"> <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/sefkat_tepe.jpg"><img class="size-full wp-image-14825 aligncenter" title="sefkat_tepe" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/sefkat_tepe.jpg" alt="" width="406" height="278" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/sefkat_tepe.jpg"></a></p>
<blockquote>
<p style="padding-left: 30px;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/sefkat_tepe.jpg"></a>&#8220;&#8230;Gördüklerime inanamadım. Karşımda biçimsel olarak, televizyon standartlarıyla değerlendirildiğinde dahi bir karikatür; içerik olarak ise medeni bir ülkede kesinlikle &#8220;nefret söylemi&#8221; çerçevesinde değerlendirilip defteri dürülecek bir dizi vardı. (Mesela bir bölümde, erlerden biri, komutanının &#8220;dağ faresi&#8221; dediği birkaç PKK&#8217;lıyla ilgili olarak &#8220;Komutanım, bu hamsileri yağda mı kızartayım, yoksa buğulama mı yapayım&#8221; diye soruyordu.)<br />
<a href="http://www.derindusunce.org/author/ozlemyagiz/" target="_blank">Özlem Yağız</a>, yazdıklarında yerden göğe kadar haklıydı:
</p>
<p style="padding-left: 60px;"><em>&#8220;Ne kadar ironiktir ki yıllardır Ortadoğulu, Arap, Afgan vs. insanları bir nevi böcekleştirip, kötü kalpli birtakım terörist yaratıklar olarak sunan Hollywood dizilerinden nefret etmiş ‘dindar&#8217; bir kitleye hitap eden bir televizyon, ısrarla ve ısrarla kendi ülkesinin insanlarını böylesine şeyleştirip insan hüviyetinden çıkararak yapılmış dizilere konu ediyor. Ve o kitle de bunu hazmediyor olmalı ki reyting durumları sağlam.&#8221;</em></p>
<p style="padding-left: 30px;">Bu dizinin bilhassa dindarların teveccühüne mazhar olması gerçekten de hüzün vericiydi. Bu hüznü benim açımdan bir parça azaltan şey, diziye karşı yazılan en sert eleştirinin, kendisi de başörtülü bir dindar olan ve seçimlerden önce yürütülen &#8220;Başörtülü aday yoksa oy da yok&#8221; kampanyasının öncüleri arasında yer alan <a href="http://www.derindusunce.org/author/ozlemyagiz/" target="_blank">Özlem Yağız </a>tarafından kaleme alınmış olmasıydı. Yine, yazının yayınlandığı siteye gelen okur mektuplarından çoğunun ona hak verdiğini görmek de ilave bir teselli kaynağı olmuştu benim için&#8230;&#8221; <a href="http://taraf.com.tr/alper-gormus/makale-eyvah-zerdustluk-sefkat-tepesi-nde.htm" target="_blank">TAMAMI</a></p>
</blockquote>
<p style="padding-left: 30px;"> </p>
<p style="padding-left: 30px;">&#8230; Bu konu ilginizi çekiyorsa&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Türk milliyetçiliği birleştirir mi yoksa parçalar mı?</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi.gif"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-8579" title="turk_milliyetciligi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi-204x300.gif" alt="" width="133" height="204" /></span></a></p>
<p style="text-align: justify;"> <strong>İllâ ki bir tutkal/çimento mu gerekiyor? </strong>Milliyetçilik tutkalı adil ve müreffeh bir düzene alternatif olabilir mi? Adaletin, hukukun hâkim olmadığı ortamlarda Türklerin kardeşliği ne işe yarar? Belki de Türk Milliyetçiliği diğer milliyetçilikler gibi yok olmaya mahkûm bir söylem. Çünkü var olmak için “<strong>ötekine</strong>” ihtiyacı var. Ötekileştireceği bir grup bulamazsa kendi içinden “<strong>zayıf</strong>” bir zümreyi günah keçisi olarak seçiyor. Kürtler, Hıristiyanlar, Eşcinseller, solcular…150 sayfalık bu kitapta Türk Milliyetçiliğini sorguluyoruz. Müslüman ve milliyetçi olunabilir mi? Türkiye’ye faydaları ve zararları nelerdir? Milliyetçiliğin geçmişi ve geleceği, siyasete, barışa, adalete etkisiyle. <a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Buradan indirin.</span></strong></a> </p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/10/25/eyvah-%e2%80%98zerdustluk%e2%80%99-sefkat-tepesi%e2%80%99nde/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/10/25/eyvah-%e2%80%98zerdustluk%e2%80%99-sefkat-tepesi%e2%80%99nde/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Şefkat Tepesi’nin Turkish Kovboyları</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/02/11/sefkat-tepesi%e2%80%99nin-turkish-kovboylari/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/02/11/sefkat-tepesi%e2%80%99nin-turkish-kovboylari/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Feb 2011 09:09:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özlem Yağız</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Beyin Yıkama]]></category>

		<category><![CDATA[Militarizm]]></category>

		<category><![CDATA[Psikolojik harp]]></category>

		<category><![CDATA[Samanyolu TV]]></category>

		<category><![CDATA[Televizyon]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Basını]]></category>

		<category><![CDATA[vicdan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=14822</guid>
		<description><![CDATA[Son üç yıldır televizyon ile olan bağlarımı hemen hemen tamamıyla kopardım. En son Kuzey Irak&#8217;a yapılacak bir operasyon gündemdeyken çok seyredilen kanalların bir tanesinde akşam haberlerinde bir operasyon görüntüsü verdiklerini hatırlıyorum. Benim için televizyon ile iplerin koptuğu gece o geceydi. Görüntülerde bir grup PKK lıyı takip eden asker operasyona girişiyor, biraz daha uzaktan ise kameraman [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/sefkat_tepe_1.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-14824" title="sefkat_tepe_1" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/sefkat_tepe_1.jpg" alt="" width="258" height="195" /></a>Son üç yıldır televizyon ile olan bağlarımı hemen hemen tamamıyla kopardım. En son Kuzey Irak&#8217;a yapılacak bir operasyon gündemdeyken çok seyredilen kanalların bir tanesinde akşam haberlerinde bir operasyon görüntüsü verdiklerini hatırlıyorum. Benim için televizyon ile iplerin koptuğu gece o geceydi. Görüntülerde bir grup PKK lıyı takip eden asker operasyona girişiyor, biraz daha uzaktan ise kameraman ve muhabir operasyonu nefes nefese takip ederek &#8220;sunuyordu.&#8221; Sanırım on beş dakika bu kovalamaca ile geçti. Muhabir sanki safariye çıkmış bir avcıymış ta kaçanlar av hayvanıymış gibi &#8220;şu anda ileride gördüğünüz kayaların arkasına saklandılar, Mehmetçik şuraya konuşlandı, böyle siper aldı, şimdi ateşe başladılar, burada çok çetin bir kovalamaca yaşanıyor, hiç şansları yok, kıstırıldılar&#8221; gibi çirkin, ahlaksız ve insanlıktan uzak bir heyecan haliyle dakika dakika sunmaya devam etti. Fona haber bültenlerine hazırlanırken heyecanlı mı heyecanlı hani ucuz Hollywood filmlerinde sıkça rastlanan türden bir müzik konulmuştu. Beş on dakika mı daha fazla mı bilemiyorum sürdü bu &#8220;av macerası&#8221;. Ve nihai sahne iki gerillanın yerde yatan cesetleri ile bitti. Av sona ermiş, zafer kazanılmıştı. Spiker mutlu, Mehmetçik mutlu, kameraman arkadaş mutlu. Eh o ekranın arkasında aynı zevk ve heyecanla bu görüntüleri seyrettiği tahmin edilen seyirci de mutlu olmalıydı elbette.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/sefkat_tepe.jpg"><img class="size-full wp-image-14825 aligncenter" title="sefkat_tepe" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/sefkat_tepe.jpg" alt="" width="497" height="375" /></a></p>
<p>Haberlerin bir tür showa dönüştürülmesi ve beyin yıkama amaçlı bu kadar alçakça kullanılması benim için artık sabır taşının son çatlama noktasıydı. O günden sonra haberleri dahi daha çok yazılı basından ve mümkün olduğunca &#8220;çıplak&#8221; takip etmeye başladım.</p>
<p>Ara ara internet ortamında kimi diziler hakkında çıkan tartışmalara seyretmediğim için müdahil olmasam da bazı dizilerin çok tartışıldığını, insanlarda neredeyse infial uyandırdığını biliyorum. Tek Türkiye dizisi bunlardan biriydi. Dün misafir gittiğim bir evde ise STV&#8217;nin bir başka dizisine şahit oldum. Adı Şefkat Tepe. Adına bakarak diziyi duygusal, bizleri Yeşilçam filmlerinin buğulu gözlü artistleri <span id="more-14822"></span>gibi kirpiklerini titrete titrete şefkate, hüngür şaldır ağlamaya davet eden bir şey sanmayın.  Bu diziye adını veren <strong>Şefkat Tepe</strong> lafzı tıpkı bir arkadaşımın hatırlattığı gibi 2000 yılında 25 kişinin hayatını kaybettiği <strong>Hayata Dönüş Operasyonu</strong> adlandırması gibi bir şey.  Yani neyi örtmek kapatmak istiyorsanız onun adını veriyorsunuz yaptığınız &#8220;şeye&#8221;. Ya da daha veciz bir ifade ile ortalık yere pisleyen bir çocuğun annesine bak anne sana cici yaptım demesi gibi bir şefkat hikayesi bu.</p>
<p>Çok düşünmeye gerek yok. Bizler son 20 yıldır kimlere &#8220;şefkat&#8221; gösteriyorsak dizide de tabiî ki onlara şefkat gösteriyoruz. Yani Kürtlere. A hemen ama onlar gerillaaa demeye kalkmayın. Gerillalar da Kürt olabilir zaman zaman değil mi? Gerçi bu bizim senaristlerimiz ve kimi devlet erkanı için zor zenaattir. Onlar genelde çok iyi eğitim görmüş MOSSAD ve CİA ajanları olan liderleri tarafından kandırılmış, çoğunlukla kendini Kürt sanan Ermeni &#8220;evlilik dışı çocuklardır&#8221;. İnanmıyorsanız geçen gün televizyona çıkmış JİTEM&#8217;i ben kurdum diyen emekli paşaya sorun. O öyle dedi. PKK&#8217;lı bir imam varmış. Sonra vurulmuş. Paşamız aç oğlum şeyini şu adamın, ne imamı dünya alem görsün demiş. Açmışlar bi de bakmışlar aaa o da ne. İmamın sünneti yok. Yaaa&#8230; Ha bu ikide bir ölü gerillaların şeyine temaşa etme merakı buradan geliyor. O günlerden kalma bir devlet hizmeti. Bunu da Avrupalı dostlarımıza yanlış anlattı bir takım zevat.</p>
<p>Neyse efendim hemen bir takım sapkın entelektüel ruh hallerine bürünmeyelim. Önce dizide olumlu şeyleri görelim. Bir kere Tek Türkiye dizisinde durmadan eleştiri alan Kürt (Kendini Kürt sanan Ermeni yavrusu) gerillaların, gerçek dışı  ancak Türkiye&#8217;nin müstesna ruh sağlığı kliniklerinde böyle bir doğulu şivesine rastlanır denilen şive problemi çözülmüş. Bütün gerillalar inanılmaz muntazamlıkta bir Gaziantep Sofrası, Ali Haydar Usta tarzı Kürt şivesi ile konuşuyor. Şener Şen&#8217;i İkinci Bahar Dizisini iyi takip etmiş olmalılar, ben de ustanın ellerinden öperim.  Sonra, benim üniversitede biraz hoppaca tabir edilen bir kız arkadaşım vardı. Nerede şöyle eli yüzü düzgün bir aile evladı görse peşine takılır hatta almadığı derslere girerek ona eşlik ederdi. Bu diziyi görse kesinlikle şefkat tepeye çıkmaya kalkardı eminim. Çünkü bütün Türk (onlar kendini Türk zanneden bir şeyler değil öz be öz Ural Altay Türkü yani safkan Aryan ırkı) askerler kumral, mavi gözlü, 1.90 boylarında ve 2011 sonbahar kış kreasyonundan çıkıp gelmiş gibi sinek kaydı traşlı ve biraz metroseksüeller. Bazen sert adamı oynarken ağızlarını yana fazla çarpıtınca görüntü tuhaflaşıyor ama olsun. Sustukları zaman siz deyin Kenan Mirzalıoğlu ben diyeyim Tom Cruise falan. Sakın burada gerillalar, esmer kısa boylu ve genelde gözlerini pörtleterek konuşan, dizi boyunca cırk cırk diye bir takım otları gevişleyen ve oldukça karikatürize tipler, gene Kürtlere ayırımcılık yapılıyor, bak çirkin gösterilmiş falan demeyin. Bir kere o gerillaların kandırıp dağa çıkardığı iki kız bir birinden güzel. Doğal olarak biri mavi gözlü.  Diğerini pek anlayamadım. Ama iyi kalpliyse sonuçta o da öyle çıkacaktır. Hoş onlardan biri de daha sonra Türk komutanın küçükken kandırılıp kaçırılmış kardeşi çıkıyor ama önemli değil; onca yıl kendini Kürt sanan insanlar arasında yaşamış. Dolayısı ile o da kendini Kürt sanan ama zinhar Kürt olmayan ortaya karışık bir şeyler olmalı.</p>
<p>Şimdi gelelim diziye ismini veren şefkatle kucaklanan tepenin hikayesine. Bizim Turkish Kovboylar af edersiniz tabur dizi boyunca o tepeyi bombalıyor, yakıyor yıkıyor, takır takır gerilla tarıyor. Bööyle bir mağaraya dalıyor, orada gerilla Ali Haydar şivesiyle &#8220;a asker&#8221; diyor, &#8220;bizim&#8221; askerimiz anında dönüp &#8220;yaaa asker&#8221; deyip bir şarjör kurşunu boca ediyor. Zaten ot çiğnerken çok çirkin gözüküyor bu adamlar. Bazen gerçek hayatta olmaz ama dizi icabı &#8220;bizim&#8221; askerler rehin alınıyor. O zaman bütün mavi yeşil gözlü tabur erkanı bir ağızdan komutanlarına yalvarmaya başlıyor. &#8220;Komutanım ne olur çarpışalım, ölelim, şehit olalım. Ölüm bize en güzel hediyedir, bizi bundan mahrum etme&#8221; diye. Bi ara gerillalardan biri bir askeri vuracak gibi oluyor birden asker nıhahaha diye kahkahalar atmaya başlıyor. &#8220;Ölüm bana hediyedur da!&#8221; ( Buradaki orjinalliğe dikkatinizi çekerim; kendisi bir Laz Türk&#8217;ü oluyor bu askerin, kimlikse kimlik, çoğulculuksa çoğulculuk) Tabi bir şeyler oluyor öldürülemiyor. Bütün dizi boyunca Türk askerleri ölmek için yalvardıkları halde bir şeyler olup öldürülemedikleri için çok neşeliler. Arada bir Şefkat Tepe&#8217;si havadan bombalanırken birbirlerine espriler yapıyorlar, eğitimde gülüşüp bilek güreşi tutuştukları güzel günleri falan hatırlıyorlar. Bu arada bizim güzel, kandırılmış, kendini Kürt sanan kızımız olgunlaşma enstitüsü defilelerinden ödünç alınmış fıstık yeşili bir bindallının içerisinde dizi boyunca durmadan bir sağa bir sola koşuyor ve küçük kardeşini arıyor. O komutana aşık komutan da onu aşık. Gerilla lideri olan Erol Taş kılıklı adam da iyi kalpli kandırılmış gerilla kıza aşık. Neyse dağıtmayalım. Diğer kızımız hasta  o mağarada sürekli titriyor can çekişiyor. Ağabeyi gelip kendini bulduğu zaman da acısından olsa gerek ona çemkiriyor. O sahne güzeldi.</p>
<p>Yine askerciklerin o korkunç görüntülü ağzında ot çiğneyen (muhtemelen dişlerini de fırçalamamış) gerillaları avladıkları sahneler ile birbirine naif şakalar yaptıkları sahnelerden birinin ortasında ilk defa bir Türk askeri yaralanıyor! Takriben bir on onbeş dakika yerde yaralı sürünürken bizler ah Memedim Memedim şarkısını, Orta Anadolu tipi yanık bozlak havalarını dinliyor  ve hüzünlenmeye çalışıyoruz.</p>
<p>Bu arada vurulan 20-30 kadar gerilla yüreğimize su serpiyor Allahtan.</p>
<p>&#8230;</p>
<p>Gerisi ne diye sormayın zira ben araya reklam girince başka işe dalıp unutmuşum. Yazık oldu ama muhtemelen dizinin devamı vardır. Ve muhtemelen bir bilmem kaç yıl bize seyrettireceklerdir. Tek Türkiye, Şefkat Tepesi olmadı Hayat Öpücüğü Operasyonu, Sizi Seviyoruz Kampı falan diye de gider.</p>
<p>Ne kadar ironiktir ki yıllardır Ortadoğulu, Arap, Afgan vs. insanları bir nevi böcekleştirip, kötü kalpli bir takım terörist yaratıklar olarak sunan Hollywood dizilerinden nefret etmiş &#8220;dindar&#8221; bir kitleye hitap eden bir televizyon, ısrarla ve ısrarla kendi ülkesinin insanlarını böylesine şeyleştirip insan hüviyetinden çıkararak yapılmış dizilere konu ediyor.  Ve o kitle de bunu hazmediyor olmalı ki rayting durumları sağlam. Üstelik aynı televizyonun sahibi olan nur cemaati halen belki bu ülkenin Silahlı Kuvvetleri tarafından en büyük tehlike olarak görülen, hani derler ya bir gün keserin sapı dönerse onlara özel Şefkat Tepelerini esirgemeyecekleri insanlar.</p>
<p>Kimse teröristtir gerilladır, ideolojik olarak şudur budur bir takım bahaneler ileri sürmesin. Yakın bir zamanda PKK konusunda tartıştığım bir genç aynen şunu söyledi. &#8220;Abla sen ne diyorsun. Derik küçücük nüfuslu bir yer. 500 faili meçhul yaşanmış. Bu gençler dağa çıkmasın da ne yapsın!&#8221; Dondum kaldım. Ne diyebilirim ki. Zulme uğrayan herkes silaha sarılmıyor elbette, tek çıkar yol bu da değil. Ama gerçekten kaçımız eğer 90&#8242;lı yıllarda köyü basılan, babası fail-i meçhul olan ya da çoluğu çocuğu öldürülen o insanlardan biri olsaydım dahi böyle bir yola asla sapmazdım diyebilir?</p>
<p>Bu nasıl bir kibir halidir ki &#8220;Türk&#8221; ordusu 90&#8242;lı yıllarda köylere girmiş, yakmış, yıkmış, bugün bir buçuk milyonla ifade edilen insanı yalın ayak, aç bilaç şehirlerin varoşlarına sürmüş. 17 bin fail-i meçhul yaşanmış ve bizler hala meseleyi dağa çıkmış kötü kalpli, geviş getirir gibi ot çiğneyip, inek şaban gibi  konuşan, ebleh insanlarla savaşıyoruz düzeyinde algılayıp yetmezmiş gibi yıllardır bu propaganda ile birbirimizi uyutuyoruz.</p>
<p>Acaba Amerika tarafından bombalanan Bağdat&#8217;ta yakınları kucaklarında ölen kaç Arap bir gün bunun bedelini Amerikalılara ödetmeyi düşünmemiştir. Ama Araplara nahak bulduğumuz, yapıldığında tüm isyan duygularımızın ayaklandığı, bayağılaştırma ve böcekleştirme tarzı görsel operasyonları bu topraklarda yaşanan çok acı bir tarihin kucağımıza bıraktığı bir sonuç nedeniyle  Kürtlere helal görebiliyoruz.</p>
<p>Eğer gerçekten akıl ve vicdan duygumuzu yitirmediysek, gelen asker cenazelerine bakarken üzülüp ağladığımız kadar biraz Youtube&#8217; daki dağa çıkan gencecik insanların haline bakar onların da bir zamanlar birilerinin özenle yetiştirdikleri çocuklar olduğunu düşünebilir ve onları oraya süren nefret ya da intikam duygusundaki kendi payımızı da görebiliriz.</p>
<p>Bir gün STV&#8217;nin senaristleri Esenler Otogarı&#8217;nın oralardan geçerken camları silmeye çalışan, o trafikte, gecenin o vaktinde, arabaların arasında dolaşan çocukların Kürt görüntülerine baktıklarında, bu insanların köyü yakılırken ben ne yapıyordum, belki de bunlar her şeye rağmen kapağı buraya attıkları için şanslı olanlar, memleketlerinde kalsalar onlara kucak açan bu otoban değil dağlar olacaktı diye düşünürlerse, oturup yaptıkları o dizileri bir de benim gözümden görebilirler.</p>
<p>Umarım miğdeleri kaldırır.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/02/11/sefkat-tepesi%e2%80%99nin-turkish-kovboylari/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/02/11/sefkat-tepesi%e2%80%99nin-turkish-kovboylari/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Tantavi&#8217;nin Çuvaldızı Hepimize!</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/03/11/tantavinin-cuvaldizi-hepimize/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2010/03/11/tantavinin-cuvaldizi-hepimize/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 15:13:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>eg</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Mısır]]></category>

		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>

		<category><![CDATA[Samanyolu TV]]></category>

		<category><![CDATA[Zulüm]]></category>

		<category><![CDATA[siyonizm]]></category>

		<category><![CDATA[İsrail]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=9018</guid>
		<description><![CDATA[Bu akşam Samanyolu televizyonunda bir habere denk geldim. Mısır&#8217;daki ünlü El Ezher İslam Üniversitesi&#8217;nin şeyhi Tantavi&#8217;nin ölüm haberiydi bu. Samanyolu televizyonu Tantavi ile ilgili detayları övücü bir şekilde verdikten sonra &#8220;biz de bu ‘değerli&#8217; âlime Allah&#8217;tan rahmet diliyoruz!&#8221; sözleriyle bitiriyordu haberi.
Bu haberi izledikten sonra, nedense bir ara televizyonlarda yayımlanan bir reklam filmi geldi aklıma. Benim en [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/ezher_tantavi.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-9019" title="ezher_tantavi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/ezher_tantavi-145x150.jpg" alt="" width="145" height="150" /></a>Bu akşam Samanyolu televizyonunda bir habere denk geldim. Mısır&#8217;daki ünlü El Ezher İslam Üniversitesi&#8217;nin şeyhi Tantavi&#8217;nin ölüm haberiydi bu. Samanyolu televizyonu Tantavi ile ilgili detayları övücü bir şekilde verdikten sonra &#8220;biz de bu ‘değerli&#8217; âlime Allah&#8217;tan rahmet diliyoruz!&#8221; sözleriyle bitiriyordu haberi.</p>
<p>Bu haberi izledikten sonra, nedense bir ara televizyonlarda yayımlanan bir reklam filmi geldi aklıma. Benim en değer verdiğim gazetelerden birisi <span id="more-9018"></span>olan Yeni Şafak&#8217;ın reklamıydı televizyonda izlediğim. Bir adam koltuğuna kurulmuş gazetesini okuyordu. Gazete sayfalarında dolaştıkça, o haberlerle ilgili yerlerde görünüyordu adam. En sonunda da, bir savaşın tam ortasına düşmüş şekilde, savaşta yapayalnız kalmış gözleri yaşlı bir kız çocuğuna bakarken birden kendi kız çocuğu yanına geliyordu adamın. Ve adam gazetenin kendisini dolaştırdığı dünyadan kendi hayatına dönüveriyordu böylece. Reklamın en sonunda adam, kendi çocuğunu kucağına alıp sıcak salonuna geçerken, gazeteyi okuduğu sırada &#8220;gittiği yerlerden&#8221; ceketinin üstüne bulaşmış olan tozları eliyle silkeleyerek temizliyor ve günlük hayatına dönüyordu.</p>
<p>Tantavi&#8217;nin ölüm haberiyle, Yeni Şafak&#8217;ın reklamı  arasında beynim nasıl bir ilişki kurdu diye düşünüyorum akşamdan beri&#8230; Açıkçası ölüm haberinde, Tantavi ile ilgili &#8220;değerli âlim&#8221; sözleri rahatsız etmişti beni; ama bu rahatsızlık bana neden reklamı hatırlattı diye düşünürken, aklıma takılan hep o &#8220;ceket sahnesi&#8221; oldu. Üzerimizden küçük bir el hareketiyle temizleyiverdiğimiz dünyanın tüm acıları, haksızlıkları ve yanlışlıkları kafama takıldı. Müslüman duyarlılığı olan bir televizyonun, sırf kimliği &#8220;Müslüman âlim&#8221; olduğu için Tantavi&#8217;ye &#8220;değerli âlim&#8221; demesini kaldıramamıştım besbelli! Çünkü Tantavi, daha çok yakın zamanlarda, Gazze&#8217;deki insanların aç,susuz, ilaçsız kalmalarına fetva vererek &#8220;dini onay&#8221; vermiş bir insandı. Gazze&#8217;den Mısır&#8217;a bağlanan tünellerin kapatılması amacıyla, Mısır hükümetinin yapmaya başladığı çelik duvarlarla ilgili bir fetva vermişti Tantavi. Kameralar önüne geçmiş, çelik duvarın inşasını destekleyen bir konuşma yapmış ve duvar yapımına karşı çıkanın günaha gireceğini öne süren fetvayı okumaya başlamıştı utanmadan! Üstelik bunu din adına yapıyordu. Günah, sevap mekanizmasını bile belirlemişti üstad! Duvara karşı çıkan günaha girecekti bu &#8220;büyük âlime&#8221; göre&#8230; Duvarın öte tarafında açlıktan, ilaçsızlıktan ne kadar insan ölürse ölsündü ona göre! Nasılsa vicdan ve fetva, sahibinin sesini duyurmakla mükellefti Tantavi&#8217;nin meşrebince&#8230;</p>
<p>Bu haberin veriliş  tarzı, Samanyolu televizyonundaki bazı başka haberlerin veriliş tarzı gibi rahatsızlık vericiydi. Ama bu tarz &#8220;biz Müslümanların&#8221; unuttuğu tevhidi hatırlatması açısından faydalı bir &#8220;yanlışlık&#8221; olarak değerlendirilebilir de bir başka açıdan. Çokluklara ne derece teslim olduğumuzu, çuvaldızın en büyüğünü bize batırarak gözümüze sokabilir belki de!</p>
<p>Neydi o teslim olduğumuz tutarsız çokluklar peki? Tantavi&#8217;den büyük bir İslam âlimi diye bahsedebilecek ve ölüm haberini detayıyla verebilecek kadar Müslüman&#8217;dık; ama onun Gazze&#8217;de yol açtığı zulme kulaklarımızı tıkayacak kadar da moderndik! Cuntacıların zulüm planlarına karşı direnecek kadar Müslüman idik; ama Ceylan&#8217;ın benzer zalimlerce paramparça edilmiş vücudunu haber yapmayacak kadar da milliyetçiydik&#8230; Kandil gecelerinde gözyaşlarımızı oluk oluk akıtacak kadar dini bütün idik Elhamdülillah! Ya da El Ezher Şeyhine saygıda kusur etmezken&#8230; Ama Gazze&#8217;deki çocuk çocuğun hakkına girmiş bir insana âlim diyebilecek kadar da moderndik. Çünkü âlim, bilgi sahibi demekti bizim nezdimizde; bilgisini hakikate ulaşmak için bir araç olarak kullanan, vicdanıyla amel eden, bilgisini ve vicdanını üç kuruşa satmayan âlimleri unutmuştuk epey zamandır! Darbe planlarına en sert muhalefeti yapacak kadar anti-militarist; darbeyle ilgili haberleri &#8220;şanlı ordumuzun içine sızmaya çalışan hain cuntacılar&#8221; üslubuyla verecek kadar da militaristtik! Pozitivistler kadar bilimci, çağdaş ruhçular kadar da fantezi mahkûmu olduk! Acılar, arkasında sadece biraz toz parçası bırakabiliyor artık bizim için. Onları da silkeleyerek üstümüzden atıveriyoruz zaten! Velâkin parça parça olduk. Aslında ne olduğumuzu bile hatırlamıyoruz! Hakikat, üstümüzde ancak bir toz parçası kadar yer ediyor artık!</p>
<p>Tantavi&#8217;nin ölüm haberinin veriliş tarzıyla, Yeni Şafak reklamında &#8220;ceketten silinen tozlar&#8221; arasındaki ilişki; &#8220;biz Müslümanların&#8221; dünyaya, adalete, vicdana, hakkaniyete, ahlaka dair söylememiz gerekenleri unuttuğumuza dair bir hayal kırıklığının zihnimde yarattığı bir ilişki sanırım. &#8220;Yanlış hayat doğru yaşanmaz!&#8221; diyen Adorno&#8217;ya inat; yanlış hayatı doğru bir hayata çevirebilmek yönünde verebileceğimiz devasa katkıları unutmuş olduğumuz için; yanlış hayata teslim olmuş ve onu doğru yaşamaya kalkan bizlerin yenilgisinin dışa vurumu&#8230; Doğru yaşadığımızı sandığımız hayatta başkalarının acıları, sadece bir toz zerresi kadar iz bırakıyor vicdanımızda. Bugün Gazze&#8217;de acı çekenler için samimi gözyaşları döküyoruz, yarın onların canına okuyanları baş tacı ediyoruz! Ve acı çektirenler &#8220;bizden&#8221; diye gördüklerimiz olunca Darfur&#8217;daki gibi, o zaman suskunluğumuz vicdanları yırtıp paramparça ediyor tüm hayatımızı&#8230;</p>
<p>Hâlbuki &#8220;Tevhid&#8221; medeniyetinin çocuklarıydık bizler. Tevhid içi boş bir kelime değil; her yaptığımızın üzerinde yansıması gereken bir ayna. Üzerine yansıttığımız vicdanımız paramparça olmak ve dağılmak yerine birleşiyorsa, işte o zaman doğru yolda olduğumuzu anlayabileceğimiz şaşmaz bir ölçü&#8230; Çoktandır o ayna küstü bizlere. Paramparça ettik onu çünkü. Artık hakikate dair hiçbir şey yansımıyor oradan&#8230; Eskiden o &#8220;eşsiz&#8221; ayna kırılmasın diye her şeyi yapardık. Aynanın üzerinde ilk defa bir çatlağa denk geldiğimizde içimizden bir şeyler kopmuştu sanki. Artık o ayna paramparça oldu. Vicdanlarımız, ayna kırıldıkça kaynaklandığı yeri unuttu. İşin en vahim tarafı, artık o aynanın kırılmış olmasından herhangi bir rahatsızlık, acı da duymuyoruz. Sadece nostaljik bir figür olarak duruyor evlerimizin bir köşesinde!</p>
<p>Tantavi öldü&#8230; Üzerinde binlerce yetimin, öksüzün, mazlumun ahı yüklü  olarak gitti ebediyet diyarına&#8230; Bu ölüm bile vicdanların sahibini hatırlamanın zamanı geldiğini düşündürmüyorsa bize; bu ölüm bile üzerimizdeki tozları silmek yerine o tozlarla yaşamanın aciliyeti üzerine bir şeyler söylemiyorsa, çoktan treni kaçırmışız demektir!</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2010/03/11/tantavinin-cuvaldizi-hepimize/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2010/03/11/tantavinin-cuvaldizi-hepimize/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>

