<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>Derin Düşünce &#187; Ortadoğu</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/category/ortadogu/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Fri, 25 May 2012 09:41:57 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>11 Eylül ve ABD&#8217;nin Korku Krizi (2)</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/04/19/11-eylul-ve-abdnin-korku-krizi/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/04/19/11-eylul-ve-abdnin-korku-krizi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Apr 2012 12:01:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tavit Kilimciyan</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Amerika]]></category>

		<category><![CDATA[Amerikan Saldırganlığı]]></category>

		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>

		<category><![CDATA[Psikolojik harp]]></category>

		<category><![CDATA[Psikopatlar]]></category>

		<category><![CDATA[şiddet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21504</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><embed name="tvnet.tv.tr" width="400" height="326" allowfullscreen="true" src="http://tvnet.tv.tr/player.swf" flashvars="file=http://tvnet.tv.tr/flv/6625d59348.mp4&#038;image=http://tvnet.tv.tr/flv/resim/anlamak_icin3dc1576d8a.jpg");" type="application/x-shockwave-flash" pluginspage="http://get.adobe.com/flashplayer/"></embed></p>
<p>&#8230; Bu konuda okumak için&#8230;  </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank">A<span style="color: #0000ff;">merika Tedavi Edilebilir mi?</span></a></span></strong></p>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-7855" title="20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt-203x300.jpg" alt="" width="115" height="166" /></span></a> <span style="color: #000000;">Amerikalılar neden bu kadar gaddar? Dünyanın geri kalan kısmında yaşayan insanlara karşı niçin bu denli acımasız? </span></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"> <span>Bayrak y</span><span>akmanın ve Amerikan/İsrail mallarını protesto etmenin dışında bir şeyler yapmak gerektiğini düşünenler için yapılmış bu çalışmayı ilginize sunuyoruz.</span><span> </span><span>ABD desteği son bulmadan Ortadoğu’nun psikopatı İsrail’in saldırganlığı bitmeyecek ve Ortadoğu’ya huzur gelmeyecek gibi görünüyor. Vietnam’da ve Latin Amerika’da yaşanan katliamlar Ortadoğu’da devam ediyor.</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"> </span><span style="color: #000000;"> <a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank">Buradan indirin.</a></span></span></div>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"> <span style="color: #0000ff;"><strong>M<span><span><span>ü</span>slüman’ın Zaman’la imtihanı </span></span></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091210_derin_dusunce_org_musluman.jpg"></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/musluman_zaman.pdf" target="_blank"><span style="color: #3366ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-7624" title="20091210_derin_dusunce_org_musluman" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091210_derin_dusunce_org_musluman-203x300.jpg" alt="" width="114" height="155" /></span></a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Sunuş</strong>: Müslümanlar dünyanın toplam nüfusunun %20’sini teşkil ediyorlar ama gerçek anlamda bir birlik yok. Askerî  tehditler karşısında birleşmek şöyle dursun birbiriyle savaş halinde olan Müslüman ülkeler var. Dünya ekonomisinin sadece %2-%3′lük bir kısmını üretebilen İslâm ülkeleri Avrupa Birliği gibi tek bir devlet olsalardı <strong><em>Gayrı Safi Millî Hasıla bakımından SADECE Almanya kadar </em></strong>bir ekonomik güç oluşturacaklardı. Bu bölünmüşlüğü ve <strong><em>en sonda, en altta kalmayı tevekkülle(!) kabul etmenin</em></strong> bedeli çok ağır: Bosna’da, Filistin’de, Çeçenistan’da, Doğu Türkistan’da ve daha bir çok yerde zulüm kol geziyor. Müslümanlar ağır bir imtihan geçiyorlar. Yaşamlarını şekillendiren şeylerle ilişkilerini gözden geçirmekle başlıyor bu imtihan. Teknolojiyle, lüks tüketimle, savaşla, kapitalizmle, demokrasiyle , “ötekiler” ile ve İslâm ile olan ilişkilerini daha sağlıklı bir zemine oturtabilecekler mi? <a href="http://www.derindusunce.org/img/musluman_zaman.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><strong><em>Müslüman’ın Zaman’la imtihanı</em></strong> </span></a>adındaki 204 sayfalık bu kitap işte bütün bu konuları sorgulayan ve çözümler öneren makalelerden oluşuyor.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/04/19/11-eylul-ve-abdnin-korku-krizi/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/04/19/11-eylul-ve-abdnin-korku-krizi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Türkiye Suriye&#8217;nin Amr Bin Âs&#8217;ı mı olacak?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/04/18/turkiye-suriyenin-amr-bin-asi-mi-olacak/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/04/18/turkiye-suriyenin-amr-bin-asi-mi-olacak/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Apr 2012 21:24:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cemile Bayraktar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>

		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>

		<category><![CDATA[Suriye]]></category>

		<category><![CDATA[baris]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21524</guid>
		<description><![CDATA[Suriye&#8217;de birinci yılını dolduran halk ayaklanmaları sırasında yaklaşık on bine yakın insan hayatını kaybetti, bir o kadar insan yaralandı, birçoğu ülkesini terk etmek zorunda kaldı. Tüm bu gelişmeler sonunda Birleşmiş Milletler ve Arap Birliği Özel Temsilcisi Kofi Annan bir yıldır halkını katleden Beşşar Esad yönetimiyle görüştü ve &#8220;ateş kes&#8221; sözü aldı ama ateş kese uyulmadığı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/suriye.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-21081" title="suriye" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/suriye.jpg" alt="" width="200" height="191" /></a>Suriye&#8217;de birinci yılını dolduran halk ayaklanmaları sırasında yaklaşık on bine yakın insan hayatını kaybetti, bir o kadar insan yaralandı, birçoğu ülkesini terk etmek zorunda kaldı. Tüm bu gelişmeler sonunda Birleşmiş Milletler ve Arap Birliği Özel Temsilcisi Kofi Annan bir yıldır halkını katleden Beşşar Esad yönetimiyle görüştü ve &#8220;ateş kes&#8221; sözü aldı ama ateş kese uyulmadığı gibi ateş kes sürecinde Suriyeli aktivist Alaa Den Dure öldürüldü.</p>
<p>  Hatay-Suriye sınırına Suriyeli mültecilere yardım götürmek amacıyla giden sevgili okurum Büşra Nur&#8217;un Suriye ile ilgili anlattıkları ise şunlar:<span id="more-21524"></span></p>
<p style="padding-left: 30px;">  <em>&#8220;&#8230;Çadır kentte yaşayan Suriyeli kadınlarla Suriye&#8217;nin durumunu konuşma fırsatı bulduk. Bir anne 3 KIZ ÇOCUĞUNUN BİR EVDE DİRİ DİRİ YAKILDIĞINI ANLATTI&#8230; Bir diğer kadın eşinin 8 aydır cezaevinde olduğunu söyledi ve öldüğüne emindi&#8230; BİR BABA İLE KONUŞMA FIRSATI BULDUM. 12 YAŞINDAKİ KIZ ÇOCUĞUNA TECAVÜZ EDİLDİĞİNİ VE HAMİLE KALDIĞINI SÖYLEDİ. AYNI DURUMDA KALAN BİR SÜRÜ 10-12 YAŞ ARASI KIZ ÇOCUĞU OLDUGUNU SÖYLEDİ. BUNU BİR BABANIN AĞZINDAN DUYMAK&#8230;</em>&#8220;</p>
<p> Tunus, Mısır ve Libya&#8217;daki halk ayaklanmaları diktatörlerini devirdi ama Suriye&#8217;ye sıçrayan devrimlerden henüz bir sonuç alınamadı. Normal şartlarda sınır dışı operasyonlarda başrol oynayan ABD-NATO (Irak, Afganistan, Libya örneğinde olduğu gibi) Suriye&#8217;ye müdahale etmeyeceğini açıkladı. Elbet bunda Çin ve Rusya&#8217;nın Suriye&#8217;deki Baas Rejimine verdiği destek ile ilgisi de var.</p>
<p>  Batı cephesi böyle iken Doğu cephesinde ise mezhepsel temellere dayanan nedenlerden Hizbullah lideri Hasan Nasrallah ve İran, Beşşar Esad yönetimine destek verdiklerini açıkladı. Onların bu tavırlarına olan gerekçeleri güya &#8220;antiemperyalist&#8221; tutumlarıydı. Beşşar Esad&#8217;ın İsrail&#8217;e karşı olması gibi durumlardı. İsrail ile Arap-İsrail savaşı sonrasında ağzının payını alan ülkelerden biri olan Suriye&#8217;nin arasında o tarihten bu tek bir sürtüşme gören var mı? Hatta İsrail bir şekilde düzensizliğin düzenine bağlı olan Esad yönetiminden memnun bile olabilir zira Mısır örneğinde olduğu gibi olası Esad yerine gelecek isim güvenliği öncelik kabul eden İsrail için yeni tehlikeleri işaret eder. Tabi bu İran ve Suriye&#8217;nin Filistin&#8217;e yardım ettiği gerçeğini değiştirmiyor.</p>
<p>  Mesele Suriye ile sınırı olan Türkiye&#8217;ye geldiğinde ise bir ara Başbakan&#8217;ın neredeyse Suriye&#8217;ye girme niyetinde olduğunu düşünmeye başlamıştık ki çok şükür bunu düşünmemize neden olacak söylemleri kısmaya başladı. Ancak Türkiye&#8217;de &#8220;antiemperyalist&#8221; bir gurup var ki sormayın, vaktiyle birbirlerine darbe yapan bu iki gurup (Türk tipi laiklerden ve Türk-İslamcı muhafazakârlardan oluşuyorlar) Suriye&#8217;deki Esad rejimini ve katliamlarını desteklemekle yetinmiyor tüm bunların &#8220;Batı&#8217;nın bir oyunu olduğunu&#8221; söylüyorlar. Tabi tsunamileri bile Amerika&#8217;nın yaptığına inanan bu insanların halk ayaklanmalarını da Amerika&#8217;nın yaptığına inanması çok kolay ve konforlu bir yol!</p>
<p>  Peşinen söyleyeyim ben Suriye&#8217;ye silahla müdahale edilmemesi gerektiğini düşünenlerdenim. Hele ki Türkiye&#8217;nin bu işe iç mi kalkışmaması taraftarıyım. Türkiye hali hazırda kendi Alev-Sünni ayrılığında (bir derin devlet projesi de olsa) tedirginliklerin olduğu bir ülke, Türkiye&#8217;nin Kürt Meselesi gibi kendi içinde halen çözemediği bir sorunu mevcut. Türkiye ve Suriye sınır komşusu&#8230; Suriye&#8217;de Nusayri Esad Ailesi yönetimi mevcut, Suriye&#8217;de Ermeni Hristiyanlar, Süryaniler, Sünniler, Nusayriler -ki Esad yönetimini destekleyenlerin sayısı da çok az değil- ve Kürtler var tüm bu ırksal ve mezhepsel farklılıkların toprağı olan Suriye&#8217;ye silahla müdahale demek gelecek 10-20 yılın savaşlarına imza atmak demek. Peki, ama ne yapalım, izleyelim de Esad halkını tümüyle öldürsün mü? Elbette hayır, Suriye&#8217;ye &#8220;barış gücü&#8221; anlayışı ile beklemeksizin müdahale edilmeli.</p>
<p>  Ortalama bir vicdana sahip, ideolojik yandaşlığın gözlerini kör etmediği her insan Suriye&#8217;nin mevcut durumunu sessizce izlemenin zulme ortak olmak olduğunun farkındadır. Bir şekilde bu zulüm son bulmalı ancak savaş seçeneği kısa vadede sağlıklı çözüm olmayacak gibi bu nedenle içinde BM&#8217;nin de bulunduğu özellikle Müslüman ülkelerin dâhili olduğu bir &#8220;barış gücü&#8221; oluşturulmalı. Müslüman ülkelerin bulunması gereği bölgede olası bir &#8220;mezhep savaşının&#8221; (Misal Bahreyn mezhepsel eylemlerle kaynıyor ve Suudi Arabistan Şii çoğunluğa zulmeden Sünni azınlık yönetimini destekliyor)önüne geçilmesi için şart. Birçok zulmün faili olmasına rağmen bölgedeki mezhep savaşlarının, dikta rejimlerinin sebebi tamamen Batı değil durum biraz da bölgenin kendine özgü koşullarından kaynaklanmaktadır. Ortadoğu&#8217;daki sömürge dönemi ve sonrasında yaşananların faili emperyalist Batı ülkeleri -emperyalist olmayan Batı ülkeleri de vardır, toptancılık yapmayalım- olduğu kadar bölgenin kendi diktatörleridir.</p>
<p>  Türkiye&#8217;nin rolü ne olmalı bahsine gelirsek&#8230; Hakem Olayını bilirsiniz; Sıffin Savaşında, Müslümanın Müslüman ile karşı karşıya geldiği, İslam dünyasının veremediği imtihanı olan Şii-Sünni ayrılığının tohumlarının atıldığı bu savaşta Amr Bin Âs mızrakların ucuna Kuran-ı Kerim sayfalarını asar ve &#8220;Allah&#8217;ın ayetleri aramızda hakem olsun.&#8221; Der ama bu göründüğü gibi bir durum değil bariz bir oyundur. Daha sonrasında bu oyun Amr Bin Âs&#8217;ın Muaviye&#8217;yi halife ilan edeceği sürece doğru gitmiştir. Öyle ki insan Amr gibi bir sahabenin 1500 yıllık İslam Tarihindeki bu ayrılığın mimarlarından biri olacağına inanmak istememektedir. İşte bu noktada Türkiye, Batı&#8217;nın gazına gelmemeli, iddia edildiği gibi &#8220;Esad ile PKK anlaştı&#8221; durumlarından vazife çıkarmamalı, tek başına hareket etmemeli, öne sürülmemeli, içerdeki &#8220;Suriye&#8217;deki eylemler Batı&#8217;nın bir oyunu&#8221; diyenlere pirim vermemeli, Suriye&#8217;nin Amr Bin Âs&#8217;ı olmamalı. Ve bu zulmü daha fazla izlemeden, BM ve Müslüman ülkelerden oluşan bir &#8220;barış gücü&#8221; ile Suriye&#8217;deki zulmün son bulması için çalışmalı. Bu çalışmanın gereğinin de &#8220;Büyük Ülke&#8221; olma isteğinden değil Müslüman bir ülke olmasının getirdiği zorunluluktan olduğunu unutmamalı.</p>
<p> </p>
<p>&#8230; E-kitap okumak için&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong> <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/islamcilik_kitap_k.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-14898" title="islamcilik_kitap_k" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/islamcilik_kitap_k.jpg" alt="" width="118" height="183" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/Islamcilik-devrim-demokrasi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"> İslâmcılık, Devrim ile Demokrasi Kavşağında </span></a></strong></p>
<p>Müslümanca yaşamak için devletin de “Müslüman” olması mı gerekiyor? Bu o kadar net değil. Çünkü İslâm’ın gereği olan “kısıtlamaları” insan en başta kendi nefsine uygulamalı. Aksi takdirde dinî mecburiyet ve yasakların kanun gücüyle dayatılması vatandaşı çocuklaştırıyor ister istemez. <strong>İ</strong><strong>yi-kötü ayrımı yapmak, iyiden yana tercih kullanacak cesareti bulmak gibi insanî güzellikler devletin elinde bürokratik malzeme haline geliyor. </strong>21ci asırda Müslümanca yaşamak kolay değil. Yani İslâm’ın özüne dair olanı, değişmezleri korumak ama son kullanma tarihi geçmiş geleneklerden kurtulmak. AKP’yi iktidara taşıyan fikrî yapıyı, Demokrasi-İslâm ilişkisini, İran’ı ve Milli Görüş’ü  sorguladığımız bu kitabı ilginize sunuyoruz. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/Islamcilik-devrim-demokrasi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #0000ff;"> </span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank">A<span style="color: #0000ff;">merika Tedavi Edilebilir mi?</span></a></span></strong></p>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-7855" title="20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt-203x300.jpg" alt="" width="115" height="166" /></span></a> <span style="color: #000000;">Amerikalılar neden bu kadar gaddar? Dünyanın geri kalan kısmında yaşayan insanlara karşı niçin bu denli acımasız? </span></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"><span>Bayrak y</span><span>akmanın ve Amerikan/İsrail mallarını protesto etmenin dışında bir şeyler yapmak gerektiğini düşünenler için yapılmış bu çalışmayı ilginize sunuyoruz.</span><span> </span><span>ABD desteği son bulmadan Ortadoğu’nun psikopatı İsrail’in saldırganlığı bitmeyecek ve Ortadoğu’ya huzur gelmeyecek gibi görünüyor. Vietnam’da ve Latin Amerika’da yaşanan katliamlar Ortadoğu’da devam ediyor.</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank">Buradan indirin.</a></span></span></div>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><strong>M<span><span><span>ü</span>slüman’ın Zaman’la imtihanı </span></span></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091210_derin_dusunce_org_musluman.jpg"></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/musluman_zaman.pdf" target="_blank"><span style="color: #3366ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-7624" title="20091210_derin_dusunce_org_musluman" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091210_derin_dusunce_org_musluman-203x300.jpg" alt="" width="114" height="155" /></span></a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Sunuş</strong>: Müslümanlar dünyanın toplam nüfusunun %20’sini teşkil ediyorlar ama gerçek anlamda bir birlik yok. Askerî tehditler karşısında birleşmek şöyle dursun birbiriyle savaş halinde olan Müslüman ülkeler var. Dünya ekonomisinin sadece %2-%3′lük bir kısmını üretebilen İslâm ülkeleri Avrupa Birliği gibi tek bir devlet olsalardı <strong><em>Gayrı Safi Millî Hasıla bakımından SADECE Almanya kadar </em></strong>bir ekonomik güç oluşturacaklardı. Bu bölünmüşlüğü ve <strong><em>en sonda, en altta kalmayı tevekkülle(!) kabul etmenin</em></strong> bedeli çok ağır: Bosna’da, Filistin’de, Çeçenistan’da, Doğu Türkistan’da ve daha bir çok yerde zulüm kol geziyor. Müslümanlar ağır bir imtihan geçiyorlar. Yaşamlarını şekillendiren şeylerle ilişkilerini gözden geçirmekle başlıyor bu imtihan. Teknolojiyle, lüks tüketimle, savaşla, kapitalizmle, demokrasiyle , “ötekiler” ile ve İslâm ile olan ilişkilerini daha sağlıklı bir zemine oturtabilecekler mi? <a href="http://www.derindusunce.org/img/musluman_zaman.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><strong><em>Müslüman’ın Zaman’la imtihanı</em></strong> </span></a>adındaki 204 sayfalık bu kitap işte bütün bu konuları sorgulayan ve çözümler öneren makalelerden oluşuyor.</p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<div style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/filistin_israil.pdf" target="_blank">Yahudi oldukları için mi zalimler?</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/filistin_israil.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-medium wp-image-9555" title="israil_siyonizm_zulum" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/israil_siyonizm_zulum-194x300.jpg" alt="" width="133" height="190" /></a>İsrail bir çok bakımdan Türkiye’ye benzeyen bir ülke. Paranoyak bir ulus-devlet. <strong><em>“Yoktan var edilmiş bir millet”</em></strong> dört tarafı <strong><em>“düşmanla çevrili”</em></strong> kutsal bir vatanda yaşıyor. Terör tehlikesine karşı ülkenin güvenliği için(?) haklar ve özgürlükler çiğneniyor. Devlet eliyle düşman üretiliyor! </p>
<p style="text-align: justify;">Gidemeyenlerin ülkesi oluyor İsrail… Kendi zulmü altında ezilen, korku içinde yaşayan, dünyasıyla beraber Ahiret’ini de kaybetmiş olan <strong>İsrailli</strong> zannederim <strong>Filistinliden</strong> bile daha zavallı bir durumda bu yüzden. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/filistin_israil.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz</a></strong>.</p>
</div>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/04/18/turkiye-suriyenin-amr-bin-asi-mi-olacak/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/04/18/turkiye-suriyenin-amr-bin-asi-mi-olacak/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>11 Eylül ve ABD&#8217;nin Korku Krizi (1)</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/04/17/11-eylul-ve-abdnin-korku-krizi-1/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/04/17/11-eylul-ve-abdnin-korku-krizi-1/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Apr 2012 16:01:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tavit Kilimciyan</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Amerika]]></category>

		<category><![CDATA[Amerikan Saldırganlığı]]></category>

		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>

		<category><![CDATA[Psikolojik harp]]></category>

		<category><![CDATA[Psikopatlar]]></category>

		<category><![CDATA[şiddet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21509</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><embed name="tvnet.tv.tr" width="400" height="326" allowfullscreen="true" src="http://tvnet.tv.tr/player.swf" flashvars="file=http://tvnet.tv.tr/flv/9328.mp4&#038;image=http://tvnet.tv.tr/flv/resim/11_eylul_0046268119a7c-bae1-4219-8c6f-810bac968878.jpg");" type="application/x-shockwave-flash" pluginspage="http://get.adobe.com/flashplayer/"></embed><br />
&#8230; Bu konuda okumak için&#8230;  </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank">A<span style="color: #0000ff;">merika Tedavi Edilebilir mi?</span></a></span></strong></p>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-7855" title="20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt-203x300.jpg" alt="" width="115" height="166" /></span></a> <span style="color: #000000;">Amerikalılar neden bu kadar gaddar? Dünyanın geri kalan kısmında yaşayan insanlara karşı niçin bu denli acımasız? </span></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"> <span>Bayrak y</span><span>akmanın ve Amerikan/İsrail mallarını protesto etmenin dışında bir şeyler yapmak gerektiğini düşünenler için yapılmış bu çalışmayı ilginize sunuyoruz.</span><span> </span><span>ABD desteği son bulmadan Ortadoğu’nun psikopatı İsrail’in saldırganlığı bitmeyecek ve Ortadoğu’ya huzur gelmeyecek gibi görünüyor. Vietnam’da ve Latin Amerika’da yaşanan katliamlar Ortadoğu’da devam ediyor.</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"> </span><span style="color: #000000;"> <a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank">Buradan indirin.</a></span></span></div>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"> <span style="color: #0000ff;"><strong>M<span><span><span>ü</span>slüman’ın Zaman’la imtihanı </span></span></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091210_derin_dusunce_org_musluman.jpg"></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/musluman_zaman.pdf" target="_blank"><span style="color: #3366ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-7624" title="20091210_derin_dusunce_org_musluman" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091210_derin_dusunce_org_musluman-203x300.jpg" alt="" width="114" height="155" /></span></a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Sunuş</strong>: Müslümanlar dünyanın toplam nüfusunun %20’sini teşkil ediyorlar ama gerçek anlamda bir birlik yok. Askerî  tehditler karşısında birleşmek şöyle dursun birbiriyle savaş halinde olan Müslüman ülkeler var. Dünya ekonomisinin sadece %2-%3′lük bir kısmını üretebilen İslâm ülkeleri Avrupa Birliği gibi tek bir devlet olsalardı <strong><em>Gayrı Safi Millî Hasıla bakımından SADECE Almanya kadar </em></strong>bir ekonomik güç oluşturacaklardı. Bu bölünmüşlüğü ve <strong><em>en sonda, en altta kalmayı tevekkülle(!) kabul etmenin</em></strong> bedeli çok ağır: Bosna’da, Filistin’de, Çeçenistan’da, Doğu Türkistan’da ve daha bir çok yerde zulüm kol geziyor. Müslümanlar ağır bir imtihan geçiyorlar. Yaşamlarını şekillendiren şeylerle ilişkilerini gözden geçirmekle başlıyor bu imtihan. Teknolojiyle, lüks tüketimle, savaşla, kapitalizmle, demokrasiyle , “ötekiler” ile ve İslâm ile olan ilişkilerini daha sağlıklı bir zemine oturtabilecekler mi? <a href="http://www.derindusunce.org/img/musluman_zaman.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><strong><em>Müslüman’ın Zaman’la imtihanı</em></strong> </span></a>adındaki 204 sayfalık bu kitap işte bütün bu konuları sorgulayan ve çözümler öneren makalelerden oluşuyor.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/04/17/11-eylul-ve-abdnin-korku-krizi-1/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/04/17/11-eylul-ve-abdnin-korku-krizi-1/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Neden bu kadar zalimler?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/04/17/neden-bu-kadar-zalimler/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/04/17/neden-bu-kadar-zalimler/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Apr 2012 10:29:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tahsin K.</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>

		<category><![CDATA[Zulüm]]></category>

		<category><![CDATA[İsrail]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21498</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><embed name="tvnet.tv.tr" width="400" height="326" allowfullscreen="true" src="http://tvnet.tv.tr/player.swf" flashvars="file=http://tvnet.tv.tr/flv/0b7ab56316.mp4&#038;image=http://tvnet.tv.tr/flv/resim/mavi_marmara49eae03ec7f.jpg");" type="application/x-shockwave-flash" pluginspage="http://get.adobe.com/flashplayer/"></embed> </p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><strong><span style="color: #0000ff;"> </span></strong></p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><strong><span style="color: #0000ff;"> <a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank">A<span style="color: #0000ff;">merika Tedavi Edilebilir mi?</span></a></span></strong></p>
<div style="TEXT-ALIGN: justify"><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-7855" title="20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt-203x300.jpg" alt="" width="115" height="166" /></span></a> <span style="color: #000000;">Amerikalılar neden bu kadar gaddar? Dünyanın geri kalan kısmında yaşayan insanlara karşı niçin bu denli acımasız? </span></span></div>
<div style="TEXT-ALIGN: justify"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"> <span>Bayrak y</span><span>akmanın ve Amerikan/İsrail mallarını protesto etmenin dışında bir şeyler yapmak gerektiğini düşünenler için yapılmış bu çalışmayı ilginize sunuyoruz.</span><span> </span><span>ABD desteği son bulmadan Ortadoğu’nun psikopatı İsrail’in saldırganlığı bitmeyecek ve Ortadoğu’ya huzur gelmeyecek gibi görünüyor. Vietnam’da ve Latin Amerika’da yaşanan katliamlar Ortadoğu’da devam ediyor.</span></span></span></div>
<div style="TEXT-ALIGN: justify"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"> </span><span style="color: #000000;"> <a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank">Buradan indirin.</a> </span></span></div>
<div style="TEXT-ALIGN: justify"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"> </span></span></div>
<div style="TEXT-ALIGN: justify"> </div>
<div style="TEXT-ALIGN: justify">
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/filistin_israil.pdf" target="_blank">Yahudi oldukları için mi zalimler?</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/filistin_israil.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-medium wp-image-9555" title="israil_siyonizm_zulum" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/israil_siyonizm_zulum-194x300.jpg" alt="" width="133" height="190" /></a>İsrail bir çok bakımdan Türkiye’ye benzeyen bir ülke. Paranoyak bir ulus-devlet. <strong><em>“Yoktan var edilmiş bir millet”</em></strong> dört tarafı <strong><em>“düşmanla çevrili”</em></strong> kutsal bir vatanda yaşıyor. Terör tehlikesine karşı ülkenin güvenliği için(?) haklar ve özgürlükler çiğneniyor. Devlet eliyle düşman üretiliyor! </p>
<p style="text-align: justify;">Gidemeyenlerin ülkesi oluyor İsrail… Kendi zulmü altında ezilen, korku içinde yaşayan, dünyasıyla beraber Ahiret’ini de kaybetmiş olan <strong>İsrailli</strong> zannederim <strong>Filistinliden</strong> bile daha zavallı bir durumda bu yüzden. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/filistin_israil.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz</a></strong>.</p>
</div>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/04/17/neden-bu-kadar-zalimler/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/04/17/neden-bu-kadar-zalimler/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Arap uyanışı ve Türkiye’nin paradigması</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/04/16/arap-uyanisi-ve-turkiye%e2%80%99nin-paradigmasi/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/04/16/arap-uyanisi-ve-turkiye%e2%80%99nin-paradigmasi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Apr 2012 20:43:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aisha Benghazi</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Demokrasi]]></category>

		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>

		<category><![CDATA[devrim]]></category>

		<category><![CDATA[İslam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21494</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;&#8230;Ülkede yolsuzluk ve adam kayırmacılığa karşı süregelen savaş, askerin imtiyazlarının azaltılması; dış ilişkilerde küresel Güney&#8217;e gittikçe daha da fazla yönelmek; Avrupa Birliği olası bir entegrasyon konusunda tereddüt ederken; Çin, Hindistan, Brezilya ve Güney Amerika ile ticareti güçlendirmek; Ortadoğu&#8217;da İran&#8217;la ilgili bir arabulucu gibi davranıp İsrail&#8217;e karşı sağlam, eleştirel bir duruşu benimsemek ve böylelikle uluslararası Müslüman [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/03/libya1.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-15223" title="libya1" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/03/libya1-300x218.jpg" alt="" width="244" height="170" /></a>&#8220;&#8230;Ülkede yolsuzluk ve adam kayırmacılığa karşı süregelen savaş, askerin imtiyazlarının azaltılması; dış ilişkilerde küresel Güney&#8217;e gittikçe daha da fazla yönelmek; Avrupa Birliği olası bir entegrasyon konusunda tereddüt ederken; Çin, Hindistan, Brezilya ve Güney Amerika ile ticareti güçlendirmek; Ortadoğu&#8217;da İran&#8217;la ilgili bir arabulucu gibi davranıp İsrail&#8217;e karşı sağlam, eleştirel bir duruşu benimsemek ve böylelikle uluslararası Müslüman kamuoyunun takdirini kazanmak&#8230; Bunlar Türkiye&#8217;yi, Kuzey Afrika, Ortadoğu ve Asya&#8217;daki çoğunluğu Müslüman olan toplumlar için bir model yapan öğeler. Türkiye şu anda dünyanın on yedinci ekonomik gücü; büyüme hızı, Dünya Bankası&#8217;na göre 2010&#8242;da %8.1 ile Avrupa&#8217;nın en güçlüsü. Rollerin değişmesiyle artık Avrupa Birliği Türkiye&#8217;ye, Türkiye&#8217;nin Avrupa Birliği&#8217;ne duyduğundan daha fazla ihtiyaç duyabilir&#8230;&#8221;</em> <a href="http://www.stargazete.com/yazar/tarik-ramazan/dunya/arap-uyanisi-ve-turkiyenin-paradigmasi/yazi-541733" target="_blank">Tarık Ramazan</a> </p></blockquote>
<p> </p>
<p>&#8230; Bu konuda okumak için&#8230;</p>
<p> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong> <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/islamcilik_kitap_k.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-14898" title="islamcilik_kitap_k" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/islamcilik_kitap_k.jpg" alt="" width="118" height="183" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/Islamcilik-devrim-demokrasi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"> İslâmcılık, Devrim ile Demokrasi Kavşağında </span></a></strong></p>
<p>Müslümanca yaşamak için devletin de “Müslüman” olması mı gerekiyor? Bu o kadar net değil. Çünkü İslâm’ın gereği olan “kısıtlamaları” insan en başta kendi nefsine uygulamalı. Aksi takdirde dinî mecburiyet ve yasakların kanun gücüyle dayatılması vatandaşı çocuklaştırıyor ister istemez. <strong>İ</strong><strong>yi-kötü ayrımı yapmak, iyiden yana tercih kullanacak cesareti bulmak gibi insanî güzellikler devletin elinde bürokratik malzeme haline geliyor. </strong>21ci asırda Müslümanca yaşamak kolay değil. Yani İslâm’ın özüne dair olanı, değişmezleri korumak ama son kullanma tarihi geçmiş geleneklerden kurtulmak. AKP’yi iktidara taşıyan fikrî yapıyı, Demokrasi-İslâm ilişkisini, İran’ı ve Milli Görüş’ü  sorguladığımız bu kitabı ilginize sunuyoruz. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/Islamcilik-devrim-demokrasi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a></strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"> <span style="color: #0000ff;"><strong>M<span><span><span>ü</span>slüman’ın Zaman’la imtihanı </span></span></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091210_derin_dusunce_org_musluman.jpg"></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/musluman_zaman.pdf" target="_blank"><span style="color: #3366ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-7624" title="20091210_derin_dusunce_org_musluman" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091210_derin_dusunce_org_musluman-203x300.jpg" alt="" width="114" height="155" /></span></a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Sunuş</strong>: Müslümanlar dünyanın toplam nüfusunun %20’sini teşkil ediyorlar ama gerçek anlamda bir birlik yok. Askerî  tehditler karşısında birleşmek şöyle dursun birbiriyle savaş halinde olan Müslüman ülkeler var. Dünya ekonomisinin sadece %2-%3′lük bir kısmını üretebilen İslâm ülkeleri Avrupa Birliği gibi tek bir devlet olsalardı <strong><em>Gayrı Safi Millî Hasıla bakımından SADECE Almanya kadar </em></strong>bir ekonomik güç oluşturacaklardı. Bu bölünmüşlüğü ve <strong><em>en sonda, en altta kalmayı tevekkülle(!) kabul etmenin</em></strong> bedeli çok ağır: Bosna’da, Filistin’de, Çeçenistan’da, Doğu Türkistan’da ve daha bir çok yerde zulüm kol geziyor. Müslümanlar ağır bir imtihan geçiyorlar. Yaşamlarını şekillendiren şeylerle ilişkilerini gözden geçirmekle başlıyor bu imtihan. Teknolojiyle, lüks tüketimle, savaşla, kapitalizmle, demokrasiyle , “ötekiler” ile ve İslâm ile olan ilişkilerini daha sağlıklı bir zemine oturtabilecekler mi? <a href="http://www.derindusunce.org/img/musluman_zaman.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><strong><em>Müslüman’ın Zaman’la imtihanı</em></strong> </span></a>adındaki 204 sayfalık bu kitap işte bütün bu konuları sorgulayan ve çözümler öneren makalelerden oluşuyor.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/04/16/arap-uyanisi-ve-turkiye%e2%80%99nin-paradigmasi/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/04/16/arap-uyanisi-ve-turkiye%e2%80%99nin-paradigmasi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Hizbullah, İran, Türkiye&#8230;</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/04/02/hizbullah-iran-turkiye/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/04/02/hizbullah-iran-turkiye/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Apr 2012 13:00:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aisha Benghazi</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>

		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>

		<category><![CDATA[İran]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21292</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;&#8230; Hizbullah destekli gazeteler Tayyip Erdoğan övgüleri ile dolup taşıyor, &#8220;Türkiye&#8217;nin nihayetinde Siyonist rejim ile ittifak halinde olan rejimden kurtulduğunu&#8221; muştuluyordu okurlarına. Hizbullah lideri Tayyip Erdoğan için tüm Müslüman âlemini dua etmeye çağırıyor, Hizbullah mitinglerinde Türkiye bayrakları dalgalanıyordu. Eski dostlar düşman oldu ifadesini kullanmak pek uygun olmaz şu anda. Ancak işlerin değiştiği kesin. Peki, ne [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/01/iran.gif"><img class="alignright size-full wp-image-20309" title="iran" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/01/iran.gif" alt="" width="68" height="50" /></a>&#8220;&#8230; Hizbullah destekli gazeteler Tayyip Erdoğan övgüleri ile dolup taşıyor, &#8220;Türkiye&#8217;nin nihayetinde Siyonist rejim ile ittifak halinde olan rejimden kurtulduğunu&#8221; muştuluyordu okurlarına. Hizbullah lideri Tayyip Erdoğan için tüm Müslüman âlemini dua etmeye çağırıyor, Hizbullah mitinglerinde Türkiye bayrakları dalgalanıyordu. Eski dostlar düşman oldu ifadesini kullanmak pek uygun olmaz şu anda. Ancak işlerin değiştiği kesin. Peki, ne oldu da Erdoğan Hizbullah nazarında &#8220;Gazze fatihliğinden&#8221; &#8220;emperyalist saflara&#8221; düştü? &#8230; &#8220;</em> <a href="http://taraf.com.tr/ceren-kenar/makale-kisa-suren-bir-dostluk-ak-parti-hizbullah.htm" target="_blank">TAMAMI</a> </p></blockquote>
<p> </p>
<p>… E-Kitap okumak için…</p>
<p style="text-align: justify;"><strong> <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/islamcilik_kitap_k.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-14898" title="islamcilik_kitap_k" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/islamcilik_kitap_k.jpg" alt="" width="118" height="183" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/Islamcilik-devrim-demokrasi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"> İslâmcılık, Devrim ile Demokrasi Kavşağında </span></a></strong></p>
<p>Müslümanca yaşamak için devletin de “Müslüman” olması mı gerekiyor? Bu o kadar net değil. Çünkü İslâm’ın gereği olan “kısıtlamaları” insan en başta kendi nefsine uygulamalı. Aksi takdirde dinî mecburiyet ve yasakların kanun gücüyle dayatılması vatandaşı çocuklaştırıyor ister istemez. <strong>İ</strong><strong>yi-kötü ayrımı yapmak, iyiden yana tercih kullanacak cesareti bulmak gibi insanî güzellikler devletin elinde bürokratik malzeme haline geliyor. </strong>21ci asırda Müslümanca yaşamak kolay değil. Yani İslâm’ın özüne dair olanı, değişmezleri korumak ama son kullanma tarihi geçmiş geleneklerden kurtulmak. AKP’yi iktidara taşıyan fikrî yapıyı, Demokrasi-İslâm ilişkisini, İran’ı ve Milli Görüş’ü  sorguladığımız bu kitabı ilginize sunuyoruz. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/Islamcilik-devrim-demokrasi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a></strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"> <span style="color: #0000ff;"><strong>M<span><span><span>ü</span>slüman’ın Zaman’la imtihanı </span></span></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091210_derin_dusunce_org_musluman.jpg"></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/musluman_zaman.pdf" target="_blank"><span style="color: #3366ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-7624" title="20091210_derin_dusunce_org_musluman" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091210_derin_dusunce_org_musluman-203x300.jpg" alt="" width="114" height="155" /></span></a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Sunuş</strong>: Müslümanlar dünyanın toplam nüfusunun %20’sini teşkil ediyorlar ama gerçek anlamda bir birlik yok. Askerî  tehditler karşısında birleşmek şöyle dursun birbiriyle savaş halinde olan Müslüman ülkeler var. Dünya ekonomisinin sadece %2-%3′lük bir kısmını üretebilen İslâm ülkeleri Avrupa Birliği gibi tek bir devlet olsalardı <strong><em>Gayrı Safi Millî Hasıla bakımından SADECE Almanya kadar </em></strong>bir ekonomik güç oluşturacaklardı. Bu bölünmüşlüğü ve <strong><em>en sonda, en altta kalmayı tevekkülle(!) kabul etmenin</em></strong> bedeli çok ağır: Bosna’da, Filistin’de, Çeçenistan’da, Doğu Türkistan’da ve daha bir çok yerde zulüm kol geziyor. Müslümanlar ağır bir imtihan geçiyorlar. Yaşamlarını şekillendiren şeylerle ilişkilerini gözden geçirmekle başlıyor bu imtihan. Teknolojiyle, lüks tüketimle, savaşla, kapitalizmle, demokrasiyle , “ötekiler” ile ve İslâm ile olan ilişkilerini daha sağlıklı bir zemine oturtabilecekler mi? <a href="http://www.derindusunce.org/img/musluman_zaman.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><strong><em>Müslüman’ın Zaman’la imtihanı</em></strong> </span></a>adındaki 204 sayfalık bu kitap işte bütün bu konuları sorgulayan ve çözümler öneren makalelerden oluşuyor.</p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/filistin_israil.pdf" target="_blank">Yahudi oldukları için mi zalimler?</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/filistin_israil.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-medium wp-image-9555" title="israil_siyonizm_zulum" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/israil_siyonizm_zulum-194x300.jpg" alt="" width="133" height="190" /></a>İsrail bir çok bakımdan Türkiye’ye benzeyen bir ülke. Paranoyak bir ulus-devlet. <strong><em>“Yoktan var edilmiş bir millet”</em></strong> dört tarafı <strong><em>“düşmanla çevrili”</em></strong> kutsal bir vatanda yaşıyor. Terör tehlikesine karşı ülkenin güvenliği için(?) haklar ve özgürlükler çiğneniyor. Devlet eliyle düşman üretiliyor! </p>
<p style="text-align: justify;">Gidemeyenlerin ülkesi oluyor İsrail… Kendi zulmü altında ezilen, korku içinde yaşayan, dünyasıyla beraber Ahiret’ini de kaybetmiş olan <strong>İsrailli</strong> zannederim <strong>Filistinliden</strong> bile daha zavallı bir durumda bu yüzden. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/filistin_israil.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz</a></strong>.</p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank">A<span style="color: #0000ff;">merika Tedavi Edilebilir mi?</span></a></span></strong></p>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-7855" title="20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt-203x300.jpg" alt="" width="115" height="166" /></span></a> <span style="color: #000000;">Amerikalılar neden bu kadar gaddar? Dünyanın geri kalan kısmında yaşayan insanlara karşı niçin bu denli acımasız? </span></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"> <span>Bayrak y</span><span>akmanın ve Amerikan/İsrail mallarını protesto etmenin dışında bir şeyler yapmak gerektiğini düşünenler için yapılmış bu çalışmayı ilginize sunuyoruz.</span><span> </span><span>ABD desteği son bulmadan Ortadoğu’nun psikopatı İsrail’in saldırganlığı bitmeyecek ve Ortadoğu’ya huzur gelmeyecek gibi görünüyor. Vietnam’da ve Latin Amerika’da yaşanan katliamlar Ortadoğu’da devam ediyor.</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"> </span><span style="color: #000000;"> <a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank">Buradan indirin.</a></span></span></div>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/04/02/hizbullah-iran-turkiye/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/04/02/hizbullah-iran-turkiye/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İran ve İsrail’in Türkiye kardeşliği?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/01/16/iran-ve-israil%e2%80%99in-turkiye-kardesligi/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/01/16/iran-ve-israil%e2%80%99in-turkiye-kardesligi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2012 10:46:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tahsin K.</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>

		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>

		<category><![CDATA[İran]]></category>

		<category><![CDATA[İsrail]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=20307</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;&#8230; İsrail basını Batı kamuoyuna sesleniyor: &#8220;Türkiye, Amerika ile tehlikeli bir düzeyde samimi. İdeolojik olarak İslamcı. Demokrat görüntüsü altında kendi halkına eziyet eden bir ülke. Türkiye&#8217;nin bölgede söz sahibi olması hepimiz için tehlikeli&#8230;&#8221;
İran ve uzantısı yayın organları ise Ortadoğu&#8217;ya sesleniyor: &#8220;Türkiye, Amerika ile tehlikeli bir düzeyde samimi. İdeolojik olarak Sünni. Demokrat görüntüsü altında kendi halkına [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/01/israil.gif"><img class="alignleft size-full wp-image-20308" title="israil" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/01/israil.gif" alt="" width="68" height="50" /></a><em>&#8220;&#8230; İsrail basını Batı kamuoyuna sesleniyor: &#8220;Türkiye, Amerika ile tehlikeli bir düzeyde samimi. İdeolojik olarak İslamcı. Demokrat görüntüsü altında kendi halkına eziyet eden bir ülke. Türkiye&#8217;nin bölgede söz sahibi olması hepimiz için tehlikeli&#8230;&#8221;</em></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/01/iran.gif"><em><img class="alignleft size-full wp-image-20309" title="iran" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/01/iran.gif" alt="" width="68" height="50" /></em></a><em>İran ve uzantısı yayın organları ise Ortadoğu&#8217;ya sesleniyor: &#8220;Türkiye, Amerika ile tehlikeli bir düzeyde samimi. İdeolojik olarak Sünni. Demokrat görüntüsü altında kendi halkına eziyet eden bir ülke. Türkiye&#8217;nin bölgede söz sahibi olması hepimiz için tehlikeli&#8230;&#8221;</em></p>
<p><em>İran&#8217;ın meşhur Kayhan gazetesi zinhar İsrail&#8217;in en çok satan gazetelerinden Jerusalem Post&#8217;la pişti olamaz diyorsanız, yanılıyorsunuz. Bu iki yarı-resmî basın organının Türkiye konusundaki ağızbirliği, tüm ezberleri bozacak cinsten&#8230;&#8221;</em> <a href="http://taraf.com.tr/haber/iran-ve-israil-in-turkiye-kardesligi.htm" target="_blank">TAMAMI</a> </p>
<p style="padding-left: 30px;"> </p>
<p style="padding-left: 30px;">&#8230; Bu konuda okumak için&#8230;</p>
<p style="text-align: justify; padding-left: 30px;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/filistin_israil.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Yahudi oldukları için mi zalimler?</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify; padding-left: 30px;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/filistin_israil.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-9555" title="israil_siyonizm_zulum" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/israil_siyonizm_zulum-194x300.jpg" alt="" width="133" height="190" /></span></a>İsrail bir çok bakımdan Türkiye’ye benzeyen bir ülke. Paranoyak bir ulus-devlet. <strong><em>“Yoktan var edilmiş bir millet”</em></strong> dört tarafı <strong><em>“düşmanla çevrili”</em></strong> kutsal bir vatanda yaşıyor. Terör tehlikesine karşı ülkenin güvenliği için(?) haklar ve özgürlükler çiğneniyor. Devlet eliyle düşman üretiliyor! </p>
<p style="text-align: justify; padding-left: 30px;">Gidemeyenlerin ülkesi oluyor İsrail… Kendi zulmü altında ezilen, korku içinde yaşayan, dünyasıyla beraber Ahiret’ini de kaybetmiş olan <strong>İsrailli</strong> zannederim <strong>Filistinliden</strong> bile daha zavallı bir durumda bu yüzden. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/filistin_israil.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz</span></a></strong>.</p>
<p style="padding-left: 30px;"> </p>
<p style="padding-left: 30px;"> </p>
<p style="text-align: justify; padding-left: 30px;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/islamcilik_kitap_k.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-14898" title="islamcilik_kitap_k" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/islamcilik_kitap_k.jpg" alt="" width="118" height="183" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/Islamcilik-devrim-demokrasi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"> İslâmcılık, Devrim ile Demokrasi Kavşağında </span></a></strong></p>
<p style="padding-left: 30px;">Müslümanca yaşamak için devletin de “Müslüman” olması mı gerekiyor? Bu o kadar net değil. Çünkü İslâm’ın gereği olan “kısıtlamaları” insan en başta kendi nefsine uygulamalı. Aksi takdirde dinî mecburiyet ve yasakların kanun gücüyle dayatılması vatandaşı çocuklaştırıyor ister istemez. <strong>İ</strong><strong>yi-kötü ayrımı yapmak, iyiden yana tercih kullanacak cesareti bulmak gibi insanî güzellikler devletin elinde bürokratik malzeme haline geliyor. </strong>21ci asırda Müslümanca yaşamak kolay değil. Yani İslâm’ın özüne dair olanı, değişmezleri korumak ama son kullanma tarihi geçmiş geleneklerden kurtulmak. AKP’yi iktidara taşıyan fikrî yapıyı, Demokrasi-İslâm ilişkisini, İran’ı ve Milli Görüş’ü  sorguladığımız bu kitabı ilginize sunuyoruz. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/Islamcilik-devrim-demokrasi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a> </strong></p>
<p style="padding-left: 30px;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify; padding-left: 30px;"><strong><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">A</span><span style="color: #0000ff;">merika Tedavi Edilebilir mi?</span></a></span></strong></p>
<div style="text-align: justify; padding-left: 30px;"><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-7855" title="20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt-203x300.jpg" alt="" width="115" height="166" /></span></a> <span style="color: #000000;">Amerikalılar neden bu kadar gaddar? Dünyanın geri kalan kısmında yaşayan insanlara karşı niçin bu denli acımasız? </span></span></div>
<div style="text-align: justify; padding-left: 30px;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"> <span>Bayrak y</span><span>akmanın ve Amerikan/İsrail mallarını protesto etmenin dışında bir şeyler yapmak gerektiğini düşünenler için yapılmış bu çalışmayı ilginize sunuyoruz.</span><span> </span><span>ABD desteği son bulmadan Ortadoğu’nun psikopatı İsrail’in saldırganlığı bitmeyecek ve Ortadoğu’ya huzur gelmeyecek gibi görünüyor. Vietnam’da ve Latin Amerika’da yaşanan katliamlar Ortadoğu’da devam ediyor.</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify; padding-left: 30px;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"> </span><span style="color: #000000;"> <a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirin.</span></a></span></span></div>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/01/16/iran-ve-israil%e2%80%99in-turkiye-kardesligi/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/01/16/iran-ve-israil%e2%80%99in-turkiye-kardesligi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Ali Şeriati&#8217;nin Duası&#8230;</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/01/13/ali-seriatinin-duasi/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/01/13/ali-seriatinin-duasi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Jan 2012 21:53:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cemile Bayraktar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>

		<category><![CDATA[islamcilik]]></category>

		<category><![CDATA[İslam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=20269</guid>
		<description><![CDATA[ 
… Bu konuda okumak için…
 İslâmcılık, Devrim ile Demokrasi Kavşağında 
Müslümanca yaşamak için devletin de “Müslüman” olması mı gerekiyor? Bu o kadar net değil. Çünkü İslâm’ın gereği olan “kısıtlamaları” insan en başta kendi nefsine uygulamalı. Aksi takdirde dinî mecburiyet ve yasakların kanun gücüyle dayatılması vatandaşı çocuklaştırıyor ister istemez. İyi-kötü ayrımı yapmak, iyiden yana tercih kullanacak cesareti [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> <iframe width="250" height="199" src="http://www.youtube.com/embed/8RXohLFXcz4" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></p>
<p>… Bu konuda okumak için…</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/islamcilik_kitap_k.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-14898" title="islamcilik_kitap_k" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/islamcilik_kitap_k.jpg" alt="" width="118" height="183" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/Islamcilik-devrim-demokrasi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"> İslâmcılık, Devrim ile Demokrasi Kavşağında </span></a></strong></p>
<p>Müslümanca yaşamak için devletin de “Müslüman” olması mı gerekiyor? Bu o kadar net değil. Çünkü İslâm’ın gereği olan “kısıtlamaları” insan en başta kendi nefsine uygulamalı. Aksi takdirde dinî mecburiyet ve yasakların kanun gücüyle dayatılması vatandaşı çocuklaştırıyor ister istemez. <strong>İ</strong><strong>yi-kötü ayrımı yapmak, iyiden yana tercih kullanacak cesareti bulmak gibi insanî güzellikler devletin elinde bürokratik malzeme haline geliyor. </strong>21ci asırda Müslümanca yaşamak kolay değil. Yani İslâm’ın özüne dair olanı, değişmezleri korumak ama son kullanma tarihi geçmiş geleneklerden kurtulmak. AKP’yi iktidara taşıyan fikrî yapıyı, Demokrasi-İslâm ilişkisini, İran’ı ve Milli Görüş’ü  sorguladığımız bu kitabı ilginize sunuyoruz. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/Islamcilik-devrim-demokrasi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a></strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"> <span style="color: #0000ff;"><strong>M<span><span><span>ü</span>slüman’ın Zaman’la imtihanı </span></span></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091210_derin_dusunce_org_musluman.jpg"></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/musluman_zaman.pdf" target="_blank"><span style="color: #3366ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-7624" title="20091210_derin_dusunce_org_musluman" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091210_derin_dusunce_org_musluman-203x300.jpg" alt="" width="114" height="155" /></span></a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Sunuş</strong>: Müslümanlar dünyanın toplam nüfusunun %20’sini teşkil ediyorlar ama gerçek anlamda bir birlik yok. Askerî  tehditler karşısında birleşmek şöyle dursun birbiriyle savaş halinde olan Müslüman ülkeler var. Dünya ekonomisinin sadece %2-%3′lük bir kısmını üretebilen İslâm ülkeleri Avrupa Birliği gibi tek bir devlet olsalardı <strong><em>Gayrı Safi Millî Hasıla bakımından SADECE Almanya kadar </em></strong>bir ekonomik güç oluşturacaklardı. Bu bölünmüşlüğü ve <strong><em>en sonda, en altta kalmayı tevekkülle(!) kabul etmenin</em></strong> bedeli çok ağır: Bosna’da, Filistin’de, Çeçenistan’da, Doğu Türkistan’da ve daha bir çok yerde zulüm kol geziyor. Müslümanlar ağır bir imtihan geçiyorlar. Yaşamlarını şekillendiren şeylerle ilişkilerini gözden geçirmekle başlıyor bu imtihan. Teknolojiyle, lüks tüketimle, savaşla, kapitalizmle, demokrasiyle , “ötekiler” ile ve İslâm ile olan ilişkilerini daha sağlıklı bir zemine oturtabilecekler mi? <a href="http://www.derindusunce.org/img/musluman_zaman.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><strong><em>Müslüman’ın Zaman’la imtihanı</em></strong> </span></a>adındaki 204 sayfalık bu kitap işte bütün bu konuları sorgulayan ve çözümler öneren makalelerden oluşuyor.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/01/13/ali-seriatinin-duasi/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/01/13/ali-seriatinin-duasi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Suudi Arabistan Halkı Daha Ne Kadar Dayanabilir?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/01/07/suudi-arabistan-halki-daha-ne-kadar-dayanabilir/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/01/07/suudi-arabistan-halki-daha-ne-kadar-dayanabilir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Jan 2012 17:14:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aisha Benghazi</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Demokrasi]]></category>

		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>

		<category><![CDATA[devrim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=20188</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;&#8230; vatandaşların üçte ikisi ise kendilerini ve evlatlarını barındıracak kasvetli bir ev yapacak bir arazi bulamıyor. Yüzölçümü bir milyon kilometrekare olan bir ülkede yazın kendilerini yakan kışın da (soğuktan) kemiklerini kıran barakalarla yetiniyor!!
Esnek tahminlere göre ülkenin yıllık geliri 2 trilyon. Bu rakamdan halka gelen sadece 400 milyar. Üçte ikisi hırsızların proje komisyonlarına gidiyor. Peki kalanı nerede?!
Aşırı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="padding-left: 30px;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/08/20090815_derindusunce_org_suudi_arabistan.jpg"><em><img class="alignright size-medium wp-image-6153" title="20090815_derindusunce_org_suudi_arabistan" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/08/20090815_derindusunce_org_suudi_arabistan-247x300.jpg" alt="" width="203" height="238" /></em></a><em>&#8220;&#8230; vatandaşların üçte ikisi ise kendilerini ve evlatlarını barındıracak kasvetli bir ev yapacak bir arazi bulamıyor. Yüzölçümü bir milyon kilometrekare olan bir ülkede yazın kendilerini yakan kışın da (soğuktan) kemiklerini kıran barakalarla yetiniyor!!</p>
<p>Esnek tahminlere göre ülkenin yıllık geliri 2 trilyon. Bu rakamdan halka gelen sadece 400 milyar. Üçte ikisi hırsızların proje komisyonlarına gidiyor. Peki kalanı nerede?!</p>
<p>Aşırı açgözlülük ilk aileyi, ona yapışanları kaplamışken yoksulluk sınırının altında yaşayan vatandaşlar boğazlarından geçirecek ‘çöp yığını&#8217; olabilecek şeylerden başka bir şey bulamıyor!!</p>
<p>Büyük devlet vazifeleri derebeyliklerinin gelirleri büyüklerine dönüyor. Onları büyük işadamları arasında sayıyorsun. Bazıları(nın zenginliği) dünyanın en zenginleri sıralamasını dahi aştı. Bu servet onlara nereden geldi?&#8230;&#8221; </em><a href="http://www.timeturk.com/tr/2012/01/07/suudi-arabistan-da-arap-bahar-inin-ayak-sesleri.html" target="_blank"><em>TAMAMI</em></a><em> </em></p>
<p> </p>
<p>&#8230; Bu konuda okumak için&#8230;
</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/islamcilik_kitap_k.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-14898" title="islamcilik_kitap_k" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/islamcilik_kitap_k.jpg" alt="" width="118" height="183" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/Islamcilik-devrim-demokrasi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"> İslâmcılık, Devrim ile Demokrasi Kavşağında </span></a></strong></p>
<p>Müslümanca yaşamak için devletin de “Müslüman” olması mı gerekiyor? Bu o kadar net değil. Çünkü İslâm’ın gereği olan “kısıtlamaları” insan en başta kendi nefsine uygulamalı. Aksi takdirde dinî mecburiyet ve yasakların kanun gücüyle dayatılması vatandaşı çocuklaştırıyor ister istemez. <strong>İ</strong><strong>yi-kötü ayrımı yapmak, iyiden yana tercih kullanacak cesareti bulmak gibi insanî güzellikler devletin elinde bürokratik malzeme haline geliyor. </strong>21ci asırda Müslümanca yaşamak kolay değil. Yani İslâm’ın özüne dair olanı, değişmezleri korumak ama son kullanma tarihi geçmiş geleneklerden kurtulmak. AKP’yi iktidara taşıyan fikrî yapıyı, Demokrasi-İslâm ilişkisini, İran’ı ve Milli Görüş’ü  sorguladığımız bu kitabı ilginize sunuyoruz. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/Islamcilik-devrim-demokrasi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a></strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"> <span style="color: #0000ff;"><strong>M<span><span><span>ü</span>slüman’ın Zaman’la imtihanı </span></span></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091210_derin_dusunce_org_musluman.jpg"></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/musluman_zaman.pdf" target="_blank"><span style="color: #3366ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-7624" title="20091210_derin_dusunce_org_musluman" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091210_derin_dusunce_org_musluman-203x300.jpg" alt="" width="114" height="155" /></span></a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Sunuş</strong>: Müslümanlar dünyanın toplam nüfusunun %20’sini teşkil ediyorlar ama gerçek anlamda bir birlik yok. Askerî  tehditler karşısında birleşmek şöyle dursun birbiriyle savaş halinde olan Müslüman ülkeler var. Dünya ekonomisinin sadece %2-%3′lük bir kısmını üretebilen İslâm ülkeleri Avrupa Birliği gibi tek bir devlet olsalardı <strong><em>Gayrı Safi Millî Hasıla bakımından SADECE Almanya kadar </em></strong>bir ekonomik güç oluşturacaklardı. Bu bölünmüşlüğü ve <strong><em>en sonda, en altta kalmayı tevekkülle(!) kabul etmenin</em></strong> bedeli çok ağır: Bosna’da, Filistin’de, Çeçenistan’da, Doğu Türkistan’da ve daha bir çok yerde zulüm kol geziyor. Müslümanlar ağır bir imtihan geçiyorlar. Yaşamlarını şekillendiren şeylerle ilişkilerini gözden geçirmekle başlıyor bu imtihan. Teknolojiyle, lüks tüketimle, savaşla, kapitalizmle, demokrasiyle , “ötekiler” ile ve İslâm ile olan ilişkilerini daha sağlıklı bir zemine oturtabilecekler mi? <a href="http://www.derindusunce.org/img/musluman_zaman.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><strong><em>Müslüman’ın Zaman’la imtihanı</em></strong> </span></a>adındaki 204 sayfalık bu kitap işte bütün bu konuları sorgulayan ve çözümler öneren makalelerden oluşuyor.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/01/07/suudi-arabistan-halki-daha-ne-kadar-dayanabilir/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/01/07/suudi-arabistan-halki-daha-ne-kadar-dayanabilir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Yıldız Ramazanoğlu ile sohbet</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/11/14/yildiz-ramazanoglu-ile-sohbet/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/11/14/yildiz-ramazanoglu-ile-sohbet/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 Nov 2011 08:26:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cemile Bayraktar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>

		<category><![CDATA[Güzellik]]></category>

		<category><![CDATA[Kadın]]></category>

		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>

		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>

		<category><![CDATA[Sanat]]></category>

		<category><![CDATA[Yazmak]]></category>

		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>

		<category><![CDATA[İslam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=19395</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;İslam öyle büyük bir derya ve içinde öyle sonsuz açılımlar var ki, emek verecek, adaleti kemaliyle içinden süzüp alacak genç zihinler gerekli&#8221; Yıldız Ramazanoğlu
 
 Her yazarın yazıya başlama öyküsü ve nedeni vardır diye düşünüyorum, Yıldız Ramazanoğlu&#8217;nun öyküsü ve nedeni nedir? 
  Sevinçten doğan bir yazma olduğunu söyleyemem. İlkokulda şiir yazarak başladığımı söyleyebilirim, adaletsizlik yapan öğretmenime kızıp. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="padding-left: 30px;"><em>&#8220;İslam öyle büyük bir derya ve içinde öyle sonsuz açılımlar var ki, emek verecek, adaleti kemaliyle içinden süzüp alacak genç zihinler gerekli&#8221; Yıldız Ramazanoğlu</em></p>
<p style="text-align: center;"><strong> <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/11/yildiz_ramazanoglu.jpg"><img class="size-full wp-image-19396 aligncenter" title="yildiz_ramazanoglu" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/11/yildiz_ramazanoglu.jpg" alt="" width="421" height="274" /></a></strong></p>
<p><strong> Her yazarın yazıya başlama öyküsü ve nedeni vardır diye düşünüyorum, Yıldız Ramazanoğlu&#8217;nun öyküsü ve nedeni nedir? </strong></p>
<p><em>  Sevinçten doğan bir yazma olduğunu söyleyemem. İlkokulda şiir yazarak başladığımı söyleyebilirim, adaletsizlik yapan öğretmenime kızıp. Yaşanan gerçeklikte var olanı az eksik yetersiz haksız bulmakla alakalı yazmaya başlamam. Güzele güzel, çirkine çirkin diyebilmek ve sayfaların içinden olması gerekene dair bir hissiyat yükseltebilmek için yazılır zannımca. Estetik kaygı, güzeli duyumsamaya, elimizdekileri güzele doğru ilerletmeye götürür bizi yazarken. Sade&#8217;i düşünüyorum, kötüyü tasvir ederken, en olumsuz en kötü yoldan giderek, okuru zakkumun şeceresinden geçirerek götürür iyiye. Ben bu yollara açık değilim mesela. Batılın bu denli tasviri iki tarafı keskin bıçak gibidir çünkü. İnsan kendi mahiyeti de dahil hiçbir şeyin hakiki sahibi değil. Bu durum çok hüzün verici&#8230; Kendimiz bile kendimize emanetiz bir bakıma. Bu durumda emaneti verenin izni olmadan emanet üzerinde tasarrufta bulunmak nasıl mümkün olabilir? Bu noktada kınayanların kınaması beni hiç ilgilendirmez: Özgür değildir mümin yazar Batılı manada <span id="more-19395"></span>, peygamberin yolunu izlemekle kayıtlıdır, söz vermiş, akitleşmiştir. Nefsin tezkiyesinden uzak başıboş bir özgürlükten feragat ederek özgürleşebilir ancak. Bizim edebiyattaki drama&#8217;mız bu olabilir, hatta olmalıdır Mustafa Kutlu&#8217;ya göre.  Bediüzzaman &#8220;Âlemin anahtarı insanın elinde o da nefsine takılı vaziyette&#8221; diyor. Gizli hazineleri onunla keşfeder. Yazmak bu anahtar gibi, keşfe yol açar. Oysa ‘ene&#8217;nin yani en içteki kendinin kendisi de bir tılsım, bir muamma. İnsan yazarak bunları biraz daha anlayabileceğine inanır, benim için yazmak kendi için yazmaktır öncelikle.     </em></p>
<p><em> </em><strong>Yıldız Ramazanoğlu, edebiyata, siyasete, sosyal konulara karşı sorumluluk sahibi bir yazar ve bir aktivist, bu denli geniş bir alanda hakkını vererek kalem oynatmanın ve hatta sahaya inmenin altında yatan en önemli etken nedir?</strong></p>
<p> <em>Yazmak, etmek, eylemek her şey tek bir şey için: Elimizde olandan Allah için vermekle ilgili. Kendimizi ne güne saklıyoruz ki? Edebiyat öyle yüksekte bir kral ya da prenses tahtında oturarak icra edilecek bir meslek ya da hülyalı bir uğraş değil. Tozun toprağın kanın ve emeğin ta kendisi.  &#8220;Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı, söz ola ağulu aşı, yağ ile bal ede bir söz.&#8221; Yunus söylemiş sözün neye yarayacağını. Yaşadığımız dünyaya tanıklık ediyoruz, bu tanıklık seyretmek olarak düşünülemez, elle dille müdahaleyi de içermeli.  </em></p>
<p><em> </em><strong>Söyleşiyi biraz daha özele çekmek ve deyim yerindeyse sizi konuşturmak istiyorum, Türk Edebiyatının 80 dönemindeki siyasi ayrışmaları malum, sizce edebiyatın ideolojisi ve ideolojiye katkısı olur mu?</strong></p>
<p> <em>Edebiyat tek bir bakış açısının demir parmaklıkları içinde icra edilemez. Tersine yerelden yola çıkarak bütün insanlığı içine alacak genişlikte başka tecrübelerle incelikle karşılaştığımız çarpıştığımız bazen uzlaştığımız bir alan olmalı. İyi, doğru ve güzelin satır aralarından yükseldiğini hissettiğimiz bir hayat yeri.  Sanatın tamamı böyle. Bir yaklaşımın kabul ettirilmesine propagandasının yapılmasına yönelik çalışmalar estetik değeri daha güç yakalıyor. Mesela dinin tezahürlerini yok sayan, hiçbir şekilde olumlu manada yer vermeyen bir edebiyat kolu vardır Türkçe&#8217;de. Dünyada da özellikle Amerikan sinemasında politik kameranın nasıl işlediğini hepimiz biliyoruz. Sanatın emperyal hedeflerin emrine verilmesi zalimce.  İşgalleri gerekçelendirmede, vicdanları ele geçirmede kullanılan bir dil var. Bu yolla insanların yağmalara katliamlara sıcak bakması sağlanıyor. Dinin tek bir yorumunu dayatan, insanlığı ıslah etme düşüncesiyle üstten konuşan bir dil de edebiyata çok uzak gelir bana.    </em></p>
<p><em> Edebiyatla siyaset arasında keskin bir çizgi olması gerektiğini düşünenler var. Öte yandan buna direnen ve bütün insanlığın meselelerine sahip çıkan yazarlar. Mesela Sartre&#8217;ın 1964&#8242;te Nobel Edebiyat ödülünü reddettiğinde İsveç&#8217;teki akademiye yolladığı bir mektup var &#8220;Niçin reddediyorum&#8221; başlıklı&#8230; Gerçekten önemli bir vesika. 1998&#8242;de Jose Saramago&#8217;nun Frankfurt Kitap Fuarında konuşmasını dinleme şansım olmuştu, çok eleştirilmişti İsrail ve ABD&#8217;ye çattığı için. Sonra kitaplarına neredeyse gizli ambargo kondu. Ama 2005&#8242;te de ünlü İngiliz oyun yazarı Harold Pinter dünyanın bütün yaralarına değmişti ve ne alaka tiyatro yazarlığıyla denmişti, edebiyatın sanatın politize edilmesinden dem vurularak.  </em></p>
<p><em> Sonuçta roman, hikâye bir eğitim ve öğrenim aracı değil. Hayatı anlatmaya çalışan metinler. Bütün disiplinlerin işin içine girdiği bir forum olarak görülebilir, özellikle de roman. Gerçi bu bulduğun her malzeme içine boca edilebilir demek değildir. İyi bir yazar önceden tasarlanmış bir biçim ve uslupla belli bir öğretiyi ideolojiyi hayat görüşünü dile getirmeye çalışmaz, romanda kendi kişilik ve düşünce alanından gelen doğruların belli bir doğallık içinde kitaba yansıması eserdeki yüceliği ortaya çıkarır. Romanın, hikâyenin sanatsal bütünlüğü estetik etkilerinden ayrı değil. Kahramanlar çoğu kez gerçek yaşamdakinden daha gerçek suretleriyle hayatımızda yer edinir. Dağınık ve karmaşık hayatın içinden belli bir seçmeyle düzenlemeyle yer alırlar ve içinde kötülüklerin yanı sıra insani yönden sıçrama yapabilen karakterlerin olması onu işlevsel de kılabilir. Bu kendiliğinden ortaya çıkan bir sonuç ise ideolojik görülemez. Beğeni sübjektif bir alan sonuçta. Fakat edebi ve estetik olan anlaşılmayacak kadar karmaşık değildir mesele, sadece kriter koymak zor ve hislerimiz bize gerçeği söyler. </em></p>
<p> <strong>Peki, Türk edebiyatının son dönemde nasıl buluyorsunuz?<a name="_GoBack"></a></strong></p>
<p> <em>Çok iyi hikâyeler ve romanlar yayınlanıyor fakat genel eğilim kişisel tecrübelerin son derece umutsuz bir hissiyatla ele alınması. Hala varoluşçu felsefe etkin edebiyatımızda ve Sartre&#8217;ın Bulantı&#8217;sına paralel yazan Demir Özlü gibi yazarların izleğini görebiliyoruz genç yazarlarda.  Beyhudelik duygusu yoğun, evin bir sıkıntı ailenin bir cehennem olduğu yargıları hâkim. Nurdan Gürbilek&#8217;in dediği gibi evlenecek insanların barlarda tanışıyor, kafelerde oturuyor ve otel odalarında buluşuyor olması genel toplumsal gerçekliğimizle bağdaşmıyor. Paylaşma duygusunun olmadığı, yemek pişmeyen evler de bizim tecrübemiz, ama sadece marjinal kesimlerin hakikatine eğilmek bir eksiklik. Edebiyatımıza baktığımızda yaşam huzur üretmiyor, evsiz ve aidiyetsiziz duygusuna kapılabiliriz, bu olumsuzlukları çoğaltmak zor değil.   Bir yazar &#8220;evin hiçbir biçimini sevmem ben&#8221; diyor mesela. </em></p>
<p><em>  Buraya nasıl geldik incelikle dile getiren kitaplar da yazılmıyor değil. Bu karşı edebiyat değil, hepsi edebiyatımızın parçaları. Oğuz Atay&#8217;ın &#8220;Düşünmek için bir ev tutsam, kapıdan girip düşünme terliklerimi giysem odalar bomboş olsa hiçbirinin bir adı -yatak odası oturma odası gibi- bir tahsisi olmasa&#8221; fikrine bayılırdım eskiden, bir ütopya olarak içimde saklardım. Hala da bekliyorum bu evin bana gelmesini. Evin bizi yutmasına izin vermeli mi, özellikle kadın yazarlar için evde bir alan açmak ve yazmak mümkün mü, yoksa da Nihan Kaya&#8217;nın dediği gibi &#8220;hayat yazmamızı istemez mi&#8221; bilemiyorum ama hikâyemiz, romanımız ve şiirimiz yoksunluklar zorluklar içinde bir şekilde yazılıyor.     </em></p>
<p><strong>Sanat konusunda Ahmet Altan bir yazısında &#8220;Osmanlı&#8217;da vals gibi sanatların yokluğunu eleştirdi&#8221; daha önce Gündüz Vassaf Batılı sanata alaka göstermeyen mütedeyyin kesimi eleştirmişti. Buradan bakarsak, sanatı edebiyat olsun, sinema olsun, müzik olsun Doğu-Batı diye ayırabilir miyiz? Yahut belirli sanata alaka beklemek, bunu bir ölçme biçimi kılmak ne kadar doğru?</strong></p>
<p> <em>Her kültür ve medeniyet kendine yakışan sanatı doğurur; Batı&#8217;yı neden hat sanatı yok diye kınayabilir miyiz? British müzesinde kaligrafi bölümünü gezmiştim mesela. İnanın herkes İslam bölümündeki hat eserlerinin başında toplanmıştı, diğer güzel yazılar da estetikti elbette, ama hattın büyüsü sihri etkisi yoktu açıkçası. Son tahlilde Doğu da, Batı da Allah&#8217;ındır ve sanatı bu kadar kompartımanlar halinde düşünmek mümkün değil. İnsanlığın tek bir ortak hikâyesi, tecrübesi var ve temel hedef bu dünyadaki varoluşun hikmetine vakıf olmak; yaşadıklarını, başına gelenleri anlamlandırmak&#8230; Doğuya yeterince eğilmeyen buradaki tecrübeye derinliklere asgari düzeyde de olsa aşina olmayan Batılıların eserini olgunlaştırmada eksik kalabileceğini düşünüyorum. Bu noktada günümüz Müslümanlarını okur olarak daha ileride görüyorum doğrusu. Goethe ve Hafız yan yana okunuyor, gencecik kızlar Furuğ&#8217;dan da, Sylvia Plath&#8217;dan da haberdar. Fotoğraf çekiyor, festivallerde sayısız film izliyorlar ve dünya müziklerini biliyorlar. Önümüzdeki yıllarda bu tartışmaların manası kalmayacak çünkü önemli üretimler göreceğiz gibi geliyor bana. Alametler çok açık. </em></p>
<p><em> </em><strong>Biraz da toplumsal konulara dönmek istiyorum; Müslüman ve dindar bir kadın olarak, Türkiye şartlarında, özellikle 28 Şubat sürecinde ve sonrasında Müslüman dindar kesimin, dünyaya ve Türkiye şartlarına karşı olan tutumunu nasıl yorumluyorsunuz?</strong><strong></strong></p>
<p> <em>Bu süreç ağır hak ihlallerinin yaşandığı bir dönem&#8230; Fakat İslam adına ortaya konan pratikler ve bizim referanslarla bağımız iyi bir sınavdan geçti. Fadime Şahin tuzağı önemli şeyleri açığa çıkardı. Yazılan gazete yazılarında sizin metresleriniz varsa bizim de ikinci eşlerimiz neden olmasın noktasına gelindi. O zaman dine aldırmayan insanların hayatında ne varsa bir şekilde dine uydurarak tekrarlama isteğinin bilinçaltlarında beklediği gerçeğiyle yüz yüze geldik. Bir işadamı &#8220;Biz Ferrari&#8217;ye binemez miyiz, saçımıza jöle süremez miyiz?&#8221; diyordu. Neden yakıştıramıyorsunuz manasında. Yaşamsal hedeflerimize bakın! Ferrariye binebiliriz elbet, ama binmeli miyiz her şeyi &#8220;Yapmalı mıyız?&#8221; sorusu duyulmuyordu o günlerde. Bizi kabul etmeyenlerle tüketim kutucuğunda eşitlenmek gibi bir eğilim güçlendi. Burjuvaziden evin pahalı eşyalarla doldurulması anlaşıldı. </em></p>
<p><em> Başka bir uçtan da Müslümanlar dünyanın vicdan sahibi erdemli insanlarıyla bir araya gelme tecrübesi yaşadı. Küçük hesaplara karşı dünyada adaletin yolunu izleme gibi ulvi bir deneyim. Bunun bir parçası olmak için İslam&#8217;ın yeniden okunması ve yeni sorulara ve durumlara yeni cevaplar üretilmesi meselesi&#8230; Sert tartışmalar yaşanıyor hala. Şimdilerde İslam&#8217;ın vicdanını kimi vurdumduymaz pratiklere bakıp dar ve yetersiz gören, iç dengesi liberal sol hareketler lehine bozulan gençler var. Bu İslami birikime eğilemeden başka karşılaşmalar yaşamakla alakalı. İslam öyle büyük bir derya ve içinde öyle sonsuz açılımlar var ki emek verecek, içinden adaleti kemaliyle çekip çıkaracak genç zihinler gerekli. O zaman ortak kesişim alanlarında olabiliriz ve &#8220;İslam ne verebilir?&#8221; sorusunu hiç duraksamadan cevaplandırabiliriz.  </em></p>
<p><em> </em><strong>Peki, bu sürecin en ağır kayıplarını veren başörtülü kadınların dünü bugünü desem&#8230; Başörtülü kadınlar bunca baskı gördükten sonra bir değişim gösterdi mi?</strong><strong></strong></p>
<p> <em>Tabii ki kimseye güvenmemeyi öğrendiler. Mağdur ve yardıma muhtaç göründükleri zamanlarda hami olarak görünenler yetkin kadınlar olduklarında bunu kabullenmekte yeni durumun hakkını vermekte zorlandılar. Yurt dışına gitmek de önemli bir zenginlik kattı ve dünyaya açılan genç kadınlar İslam adına dayatılan rol biçmeleri sorgulamaya başladılar. Mesela Bosna&#8217;da bir gurup genç kızla yurtta kalıyordum, sabah erkenden bisikletleriyle orman gezisine çıktılar ki bu Türkiye&#8217;de kınanmadan ya da birilerinin hayret dolu bakışlarına muhatap olmadan gerçekleştiremeyecekleri bir şeydi. En küçük insani bir hareketin bile ne kadar baskı altında olduğunu bu ülkeden kuzeye güneye doğuyu ya da batıya doğru çıkınca görebildiler. İngiltere&#8217;ye giden bir kız &#8220;İlk kez kendimi her türlü baskıdan, gözetleyen gözden uzak sadece Allah&#8217;a hesap verir halde özgür hissettim, namazlarıma sımsıkı hürce sarıldım&#8221; demişti. Hindistan&#8217;a giden bir arkadaşım da &#8220;Kendimi ilk kez kimsenin dönüp bakmadığı ilgilenilmeyen işaret edilmeyen tanımlanmayan tam ve eksiksiz bir insan olarak bütünlüklü bir şekilde burada algıladım&#8221; diyordu. Bunlar önemli tecrübeler. Ben de en çok uçakta mutlu olurum mesela hiçbir yerde değilim sadece Allah&#8217;a aitim ve beni kimse bir alana bir küçük ideolojiye sıkıştıramaz. Hayat ölüm ve ikisi arasındaki keşiflerim vardır sadece. Algılandıkça azalıyor insan.</em></p>
<p><em> Olumsuz bir değişim de var elbette. Bu kadar baskıdan hatta etkin yerlerde bulunan kimi dindar erkeklerin de dışlama ve aşağılamasından sonra, bir yer edinmek uğruna mevcut çarpık sistemi tekrarlama eğilimi. İşim bunu gerektiriyor duygusu. Daha dirençli ve inançlarına uygun ortamlar yaratmada istekli ve azimli olmalı genç kadınlar. ‘Gevşemeyiniz, üzülmeyiniz Allah inananlarla beraberdir&#8217; ayeti hepimiz için. Yaşam biçimimizi korkusuzca inşa edebilecek özgüvenimiz olmalı. Hayat namazın etrafında dönmeli mesela.</em></p>
<p><em> </em><strong>Müslüman başörtülü bir kadın örtüsü gereği tercihini ayan beyan ortaya koymuştur. Son dönem konuşulan bir konudur; &#8220;başörtülü kadınların tesettürsüzlüğü konusu&#8221; üzerine ne düşünüyorsunuz? Düne kadar Kemalist zihniyetin kendince üstten bir yorumla duruş ve yerini belirlemeye kalktığı kadınlara bugün İslami kesimden bazıları hemen hemen aynı üslupla duruş ve yer belirliyor, bunu nasıl yorumluyorsunuz?</strong></p>
<p>  <em>Dikkatimi çeken bir tuhaflık vardır, çarşaflı bir genç kadının yanında daracık blucinli erkekler. Ama nedense burada en çok şaşırmamız ve kınamamız gereken şey, kadının gözüne birazcık sürme çekmiş olması mesela. Değerlerin korunmasını tamamen kadına zimmetlediğimiz bir hâl var. Dindar erkekleri meslektaşlarıyla ya da toplantılardaki kadın katılımcılarla öpüşerek selamlaşırken gördüğümüzde hiç şaşırmıyoruz bile artık. Kadının tesettüre gereği gibi özen göstermediğine yeterince titizlenmediğine hayıflanırmış gibi görünen aynı erkekler, yerine göre başörtülü eşlerinden rahatsız oluyor ve mümkün mertebe onları elit (!) topluluklara katmıyorlar. İranlıların deyimiyle &#8220;iyi hicaplı&#8221; kadınlarla evlenmeyi tercih etmek kahramanca bir duruş şimdilerde&#8230; Böyle çelişkiler içinde sürüklenmeye hiç gerek yok. Tesettürün temel ilkeleri giysinin şeffaf ve dar olmaması, bakılınca mümin bir kadın olduğunuzun anlaşılması, öncelikle de gözlerin haramdan sakınılması. Bunun dışında beğeniler, renkler, kesimler, tercihler elbette farklılık gösterir, bir zamandan diğerine kişiden bir başka kişiye. Bu farkları ortadan kaldırmak insanlık dışı olurdu. Belli bir zevkin ürünü olup tesettüre de uygun bir şeyler bulmak eskiden de zordu şimdi de zor. Tasarımcıların meşruiyet alanını ihlal etmeden uygun bir şeyler tasarlama çabalarını saygı hatta minnetle karşılıyorum. Elli yaşındaki kadınla yirmi yaşındaki bir gencin aynı giyinmesi beklenebilir mi? Bunu beklerdi insanlar bir zamanlar. Tesettürde bir yozlaşma yok mu peki, elbette var. Bunun dini, sosyolojik sebeplerini analiz etmek lazım. Aynaya bakınca herkes neyin ne olduğunu görüyor. Bir kadın sokağa çıkarken mesaj yüklü, her insan böyledir. Her giysi politiktir bu yönüyle. Laik düzene, kadını küçümseyen ya da tesettürden gizlice utanan erkek bakışına kendi duruşunu gevşeterek karşılık veriyor gerilimi azaltma yoluna gidiyor giysi yoluyla bazı kadınlar. Teşhir arzusunun dizginlenememesi de var . Sosyokültürel olarak dindar değil ama muhafaza etme kutucuğunda yer alıyor bazıları da. Her halükarda başörtüsünü güzel bir mesaj olarak alırım ben, bir cesaret ve kaybetme yeri. Sonra içinin güzel dolması için dua ederim.    </em><em></em></p>
<p><em> </em><strong>Bir toplumda azınlık muamelesi gören kesim ya asimile olur, dönüşür yahut iç dinamiklerine daha çok sarılır, direnç gösterir. Sizce Türkiye&#8217;deki totaliter laik kesimin, azınlık muamelesini reva gördüğü Müslüman kesim direnç mi gösterdi, dönüştü mü?</strong></p>
<p> <em>Tamamen asimile olmaktan söz edemeyiz ama gözle görülür bir eksen kayması söz konusu. Önceliklerin sıralaması değişti. Hâl diliyle ölüm rabıtası içinde olan Müslüman kesimde aslında fırsat verilse biz de harcamayı yaşamayı pekala biliyoruz düşüncesi hakim olmaya başladı. Değerlerin erozyonu. Kimi düşünce insanları da koruma adına kelimenin tam manasıyla muhafazakârlığa gömüldü, hiçbir sorgulamaya tabi tutmadan eskiden var olan her şeyi muhafaza etmemizi istiyorlar. Mesela eşi rahatsızlandığında kadın doktor arayan bir adam, bir yandan da kadınların çalışmasının, meslek edinmesinin, gündelik yaşam dışında zamanı örgütleyerek bir şeyler üretmesinin düşmanı olabiliyor. Kadınlar çalışacak sizin ailelerinize çocuklarınıza öğretmenlik, danışmanlık, doktorluk vs. yapacak, ama ilke gereği siz çalışmasına karşı olduğunuzdan, hangi koşullarda bu hizmetin size sunulduğuyla hiç ilgilenmeyeceksiniz. Bu emekçilerin yaşam koşullarını iyileştirmeye yönelik her çabayı fuzuli hatta zararlı ve tehlikeli göreceksiniz. Bunu anlamam mümkün değil.  Bu hayata hayatiyete karşılık vermek çözüm ve cevap üretmek yerine gelişmelerin arkasından sürüklenmekten başka bir şey değil. Koyu bir nostaljiyle bugünü kavrayamayız. Annelerimizden yararlanabiliriz ama bire bir onları ne tekrarlayabiliriz ne de gereklidir bu. Onlar da bir noktada durmuyor ki. Yetmiş yaşındaki kadınlar cep telefonu kullanıyor, toplu seyahatlere çıkıyor, torunlarının facebook unu takip ediyor, politik yorumlar yapıyor ve sinemaya gidiyorlar. Mahallemizde mütedeyyin annelerimiz Semih Kaplanoğlu&#8217;nun Bal filmine gittiler, Hür Adam filmini izlediler ve Baraka için sözleştiler, Cuma dersinin ardından TV ekranı en geniş komşuda izlemek üzere. Bunlar yoktu eskiden. Ne olacak şimdi, ne diyeceğiz onlara, ayıp mı yoksa günah mı? 76 yaşındaki annem İstanbul&#8217;u kaplayan gökdelenlere karşı imza atıyor, Şili&#8217;de toprak altında kalan madencilere dua ediyor dostlarıyla. Kimileri kalkıp Sudan&#8217;a Açe&#8217;ye gittiler, yetimlerin başını okşamaya. Müslüman kadınlar kınayan, aşağılayan suçlayan, mahkûm eden, rol veren, yer biçen, Allah7ın hukukunu çiğneyen, layık görüp verdiğini geri alan dili duymak istemiyor artık. Bir kez de saygı duyun, takdir edin, yardım edin, el verin, merhamet dili olsun.      </em><em></em></p>
<p><em> </em><strong>Açık konuşmak gerekirse, Türkiye&#8217;deki feminist hareket başlangıcı itibariyle Kemalist çizgide, bir hak arama gayreti yerine suni bir modernleşme ile yürümüştür. Ancak bugüne geldiğimizde resmin içeriği değişiyor, Müslüman kesimdeki kadınlar arasında düne kadar çok uzak olan bir kavram olan feminizm dillendiriliyor. Kendini feminist olarak tanımlayan, haklarını feminist bir söylemle arayan Müslüman kadınlar mevcut, siz bunu nasıl yorumluyorsunuz?</strong></p>
<p> &#8221;<em>Bir zaman gelecek San&#8217;a'dan tek başına yolculuğa çıkan bir kadın, Hadramut&#8217;a kadar hiçbir saldırıya uğramadan seyahat edebilecekti&#8221; demişti sevgili Peygamberimiz, hem de daha risaletinin ilk günlerinde. O zamanın bu uzak mesafesini düşününce şimdinin bütün dünyayı güvenli kılma hedefini görebiliyoruz. Bir kadın için böyle vaatleri olan bir dinin mensubuyuz. İslam&#8217;ı kendi içimize kapanarak anlamamız mümkün değil. İnsanlığın taleplerine acılarına tartışmalarına çözüm olarak ortaya konan teorilere ve pratiklere bigâne kalamayız. Feminizm kadına yönelik ayrımcılığa, şiddette, ikinci sınıf görme eğilimlerine karşı koyma istencinden doğdu. Kadın hakları savunusu olarak tanımlasak da bu konuda farklı tanımlar çözümlemeler ve çareler ileri sürüldü. Kadınların okuma yazmasının bile gereksiz görüldüğü dönemlerden geçerek gelen bir kültüre mensupsanız, İslam&#8217;ın öngörüsünü doğruya en yakın biçimde anlamak istiyorsanız zihin açıcı her birikime eğilebilirsiniz. Adalet sahibi biri, mümin kadınlar için ‘feminist ‘ sözcüğünü avami bir üslupla suçlama dili olarak kullanmadan önce feminist birikimin nereden doğup ne ileri sürdüğüne bir göz atma ihtiyacı duyar. Düşünür dediğimiz insanların bir tek kitap bile okumadan önyargılarla hareket etmesi düşündürücü. Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi şairlerimizden Sükufe Nihal feminizmi kadınların erkeklerin elinde oyuncak olmaktan kurtulması için, ilim irfan sahibi olmak için mücadele etmek olarak açıklıyordu. Ben onların feminizmine dini bütün Osmanlı kadınlarının çabalarına Fatma Aliye, Emine Semiye, özellikle de Halide Edip&#8217;e yakın bir yerdeyim.   </em></p>
<p><em> Feminizmin Türkiye&#8217;deki gelişim seyri çok uzunca tartışmayı hak ediyor. Kemalist söylem aslında jakobenliği kadınlara da bulaştırdı, yerine göre mesela Nezihe Muhittin&#8217;i bile dışladı. Kadınları özgürleştirmekten çok bir kalıba sokma girişiminin parçası oldu feminist söylem uzun yıllar, hala da kısmen öyledir. </em></p>
<p><em> Dünyada kendini feminist olarak tanımlayan Müslüman kadınlara gelince bir çoğu emperyal hedeflere hizmet ediyor, İslam&#8217;ın daha kullanışlı (!) hale getirilmesi yolunda performans sergiliyorlar. Çok azı müstesna&#8230; İslamcı feminist kongreler düzenlendi mesela, ayetlerin bazılarını çıkarma girişimine bile tanık olduk.   </em></p>
<p><em> </em><strong>Son dönem çokça rastladığımız İslam&#8217;ın liberal ve Marksist-Sosyalist yorumları hakkında ne düşünüyorsunuz?</strong></p>
<p> <em>Türkiye bir kırılmadan geçiyor. Bu dünyadaki kırılmalara paralel bir durum. ABD ve dünya güçlerinin Irak saldırısı (2003) kurtuluş için fikirleri olan vicdan sahibi insanları yüksek alarmda harekete geçirdi. Yeni ittifaklar kuruldu. Farklı eğilimlerden barış yanlıları insani ortak paydalarda işgallere darbelere şiddete ve küresel adaletsizliğe karşı birleşmeye çalışıyor. Bu çabalar doğal olarak herkesi ötekinin hakikatine eğilmeye zorladı. Adalet için bir Marksist, bir Müslüman ve bir liberal mesela, hangi noktalardan yola çıkabiliyor ve hangi kesişim alanları kümeleri var aramızda, kalbi ama matematik de bir durum. İttifak notaları da amansız ihtilaf noktaları da tartışılıyor. İslam&#8217;ın yarattığı vicdan bu karşılaşmalarda daha da billurlaşabilir. İslam elden gidiyor endişeleri yersiz. Kimse masum değil ki. Neo liberal politikaların dünyayı getirdiği nokta ortada. Marksizm ise binbir parça ve insanlığın tümünü içine alan bir söylem geliştirebilmiş değil. İslam ise ilkesel olarak bana göre en parlak yerde. Özgüvenle ve sükûnetle her birikime açılabilir, paylaşabiliriz. Herkesten öğrenecek şeylerimiz var.  </em><em></em></p>
<p><em> </em><strong>Gündeme dönecek olursak, çok acı bir sürecin, Türk-Kürt çatışmasının olduğu, maalesef işin sivil öldürmelere vardığı bir dönemden geçiyoruz&#8230; Bu şiddetin nedenleri, sonuçları ve çözümü noktasındaki görüşlerinizi paylaşır mısınız?</strong></p>
<p> <em>Hakkaniyetle ve adım adım haklar teslim edilerek mesafe kaydedilebilir. Herkes acı çekti bu ülkede I. Dünya savaşından beri. Hepimiz bir şekilde asimilasyona uğradık kimliğimizin en az bir parçasıyla ama en sert ve radikal asimilasyon Kürt kimliğine karşı gerçekleşti. Büyük Kürt ayaklanmaları bu ülkede dinin elden gitmesi kaygılarına dayanıyordu aslında. İnsanları Kürtler Müslümanlar diye kategorize etmek de vahim hata. Kürt Müslüman başörtülü kadın mesela&#8230; Hepsi birbirinden ezilesi dört aidiyet. Birçok aidiyetimiz iç içe. Kürt halkı bu ülkenin en dindar kesimi olmuş, bölgeden büyük âlimler yetişmiştir her zaman. Bu kadar zorbalığa karşı PKK&#8217;nın başlangıçta haklı bir gerekçeyle dağa çıktığını düşünüyorum. Öte yandan barışçı Kürt hareketlerini şiddetle bastırdığı, infazlar yaptıkları da bir gerçek. Fakat artık külliyen haksız durumdalar. Masada her şey konuşulurken, mesele bütün toplumun gündemindeyken, inkâr sona ermiş ve bütün insanlar barış için harekete geçmişken savaşı tırmandırmak kime yarar? Açılım politikalarını buruşturup atma yetkisini onlara kim verdi. Devletin operasyonlarını zerre kadar desteklemiyorum ama bu fırsatı vermek için sebep yoktu. Özerklik bile konuşuluyordu neticede. Artık Orhan Miroğlu&#8217;nun dediği gibi asker kanı döküp masada elini kuvvetlendirme gerekçesi de yok, çünkü sivillere kadar varan cinayetler tersine masadakileri de dağıtıyor. </em><em></em></p>
<p><em> </em><strong>Malumunuz Arap Dünyası devrimlerle ezberlerini bozuyor, diktatörlerini deviriyor, bu devrimlerdeki asıl etmen nedir, mesela &#8220;arkasında Batı var&#8221; iddiası ne kadar doğru?</strong></p>
<p> <em>Meselenin birçok yönü var ve hepsine aynı anda bakmak zorundayız. Öncelikle 20. Yüzyılın soğuk savaş döneminin totaliter rejimlerinden kurtulmak istiyor İslam dünyası uzun yıllardır. II. Dünya savaşından sonra bütün Orta Doğuya Baasçı zalim ve acımasız liderler hakim oldu. Muhalifler çok büyük acılar çekti. Her şeyi ABD ve Avrupa yapıyor söylemi kendimize ve Arap halklarına haksızlık olduğu gibi bir özgüvensizliğin de tezahürü. Bir seferinde Müslüman kadınlarla ilgili kör noktalarımızdan söz eden bir konuşma yapmış, mevcut durumun sebeplerine inmeye çalışmıştım, bir kanaat önderi bana doğrudan &#8220;bizi&#8221; İngilizlerin konuşturduğunu söylemişti. Mümin bir kadının içinde yaşadığı toplumu, dünyayı, kadın meselesini, gündelik yaşamdaki sorunları kendi referanslarından yola çıkarak sorgulayabileceğine inanmıyor adam, biri bizi telkinle konuşturmadıkça konuşamayız fikir üretemeyiz önyargısı var.  </em></p>
<p><em> Öte yandan halkların bu hareketi karşısında elbette emperyal ülkeler müdahil olmak pay çıkarmak kontrol etmek, nemalanmak ve rol vermek isteyecek, bu çok normal. Şimdi Tahrir&#8217;de müdahil olmak isteseler de can dostları Mübarek&#8217;in devrilmesini engelleyemeyecekleri belli olunca karşısında konumlandılar, gözlerini kırpmadan harcadılar otuz yıllık tiranlarını. Herkes bir mevzi kazanma peşinde ama biz doğru bildiğimiz yolda ilerlemeliyiz, her şeyi ABD ve Avrupa yapıyor düşüncesine yakın değilim. Tunus&#8217;taki seçim sonuçlarını da mı Batı sağladı? Hiç istemedikleri sonuçlar. Mesele var olan gelişmeleri Müslümanların lehine çevirme mücadelesi olmalı. Şimdi İran hedefte. Kürtlerle Türkler elbirliği yapabilselerdi ve Beşar Esad, bin Ali gibi çekilip gitseydi, seçime gidilseydi asla cesaret edemezlerdi saldırganlığı telaffuz etmeye.</em></p>
<p><em> </em><strong>Türkiye&#8217;nin Arap Devrimlerinde etkili olduğu, kısmen rol model olduğu dahi konuşuluyor, Başbakan Tunus, Mısır gibi ülkelerde bir kahraman gibi karşılanıyor, sizce bunun nedeni nedir?</strong></p>
<p> <em>Garip gelecek ama &#8220;One minute&#8221; in yarattığı etki çok büyük oldu bence. Bunu destekleyen politikalar, halkalara sahip çıkma, Batıyı da etkileyip, dışlamadan ahlaki bir çizgiye çekme çabaları ve gayretleri saygı uyandırıyor. Marmara Gemisi de kalbi duygularımızın reel politik insafsızlığının tersine hareketlere yol açabileceğini gösterdi. Ak Partinin seçim zaferi de büyüledi. Hükümetin İslami iddiası yok denilse de İslami referanslardan kültürel olarak zihinsel olarak sürekli beslendikleri çok açık. Aslında laiklik önerisi kuşku yarattı ve bu yöndeki mesajların sempatiyi kıracağını düşünüyorum. Bu Batılıların sözcüsü olmak ve Büyük Orta Doğu Projesinin taşıyıcısı olmak gibi kuşkuları doğurmuş olabilir. Yazın Kâbe&#8217;de Mısırlı bir diş doktoru hanımla karşılaşmıştım ve Türk olduğumu öğrenince gözleri doldu, Tayyip beye selam yolladı ama iletmem mümkün olmadı. Böyle de bir sempati var. Filistin bir metafor ve sembol aslında. Davos&#8217;taki müdahale ezilen dışlanan herkesin hakkına sahip çıkmaktı, Filistin&#8217;le sınırlı değildi. Tarihi bir andı dünya için. Ekran başında milyonlarca insan ağladı eminim. </em><em></em></p>
<p><em> </em><strong>Bir yazar olmak yanı sıra eş, anne ve hatta anneannesiniz, yazar Yıldız Ramazanoğlu ile bir başka rol olan anne, eş sıfatları arasında fark görüyor musunuz? Bir kadının işi ve aile hayatı arasındaki rol değişimleri, bir zenginlik midir yoksa sekte mi?</strong></p>
<p> </p>
<p> <em>Yaşamın çeşitli halleri yansımaları tecrübeleri var. Her birisi tekâmülümüzün, imtihanımızın bir parçası&#8230; &#8220;Müminin kalbi güvercine benzer günde yedi kere hal değiştirir&#8221; diyor Peygamberimiz. Yaşamda da birçok hallere giriyoruz. Sahnede oynadığımız roller var, yazgı manasında. Aile dediğimiz canımızdan birer parça olan insanları içine alır. Gel gelelim onların hakkı çiğnenmeden küçük ihlaller olmadan bir şey üretmek mümkün değildir. Bu erkekler için de böyle. Kabul edilebilir makul sınırlar içinde kalabilirseniz ne âlâ, üretmek ahenk ve denge zenginlik ve manevi genişleme şeklinde tezahür eder, sırat köprüsü üzerinde iş görüyoruz açıkçası. Böyle soruları çocuklarımıza sormalı aslında. Bu dünyaya gelen herkes azami derecede Allah&#8217;ın vahiyden muradını anlamak, kemalâtını geliştirmek için çabalayacak. Herkesin bir misyonu var onu bulup gereğini yapacak. Bu konuda Kur&#8217;an cinsiyete bakmaz herkes yükümlü. </em></p>
<p><em> </em><strong>Yeni yeni yazmaya başlamış genç arkadaşlarımıza bu meşgaleye uzun mesailer harcamış bir kalem olarak önerilerinizi rica etsek&#8230;</strong></p>
<p> <em>Fransızlar &#8220;l&#8217;appetit vient en mangeant&#8221; (İştah yerken gelir) derler. Onun gibi yazmada ilham beklenmez. Disiplinli bir çalışma azim sebat işçilik ve emek esastır. İlham çalışırken gelir ve yaşamın sırları bir ucundan görünür. Önümüze yayınlama adını duyurma bir yere gelme gibi hedefler koymamalıyız. Yazma esnasında öğrendiklerimiz parıldayan düşünceler, aydınlanan kör noktalar, aşınan törpülenen nefsaniyetimiz ihsan olarak bize yeter. Ötekiler işin doğası gereği olur zamanla, olsa da hoş olmasa da diye bakmak, dünyevi yoksunluklara göğüs germek gerek. </em></p>
<p><em> </em><strong>Değerli vaktiniz ayırdığınız için, görüşlerinizi paylaştığınız için çok teşekkür ederiz&#8230;</strong></p>
<p> <em>Ben çok teşekkür ederim sabrınız için.</em></p>
<p> </p>
<p>&#8230; Bu sohbeti sevdiyseniz&#8230;</p>
<ul>
<li><a title="Permanent Link to Erzurum'da kardeşlik ve arkadaşlık kavi" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2011/11/02/erzurumda-kardeslik-ve-arkadaslik-kavi/">Erzurum&#8217;da kardeşlik ve arkadaşlık kavi </a>(<a title="Yıldız Ramazanoğlu tarafından yazılan yazılar" href="http://www.derindusunce.org/author/yildizramazanoglu/">Yıldız Ramazanoğlu</a>)</li>
<li><a title="Permanent Link to Kenan Çamurcu ile İslam ve Modernizm Üzerine" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2010/10/19/kenan-camurcu-ile-islam-ve-modernizm-uzerine/">Kenan Çamurcu ile İslam ve Modernizm Üzerine </a>(<a title="Cemile Bayraktar tarafından yazılan yazılar" href="http://www.derindusunce.org/author/cemilebayraktar/">Cemile Bayraktar</a>)</li>
<li><a title="Permanent Link to Derin Düşünce ile Yeni Bir Röportaj" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2011/04/12/derin-dusunce-ile-yeni-bir-roportaj/">Derin Düşünce ile Yeni Bir Röportaj </a>(Abdullah Yalnız)</li>
<li><a title="Permanent Link to Müslüman devlet olur mu ? (Ümit Aktaş ile dobra dobra)" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2010/10/25/musluman-devlet-olur-mu-umit-aktas-ile-dobra-dobra/">Müslüman devlet olur mu ? (Ümit Aktaş ile dobra dobra)</a></li>
<li><a title="Permanent Link to Erik ile röportaj" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2010/05/31/erik-ile-roportaj/">Erik ile röportaj </a>(<a title="O. Tan Haskol tarafından yazılan yazılar" href="http://www.derindusunce.org/author/olcaytotanhaskol/">O. Tan Haskol</a>)</li>
<li><a title="Permanent Link to İlber Ortaylı ile sohbet" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2009/04/22/ilber-ortayli-ile-sohbet/">İlber Ortaylı ile sohbet </a> (<a title="O. Tan Haskol tarafından yazılan yazılar" href="http://www.derindusunce.org/author/olcaytotanhaskol/">O. Tan Haskol</a>)</li>
<li><a title="Permanent Link to Cem Toker ile söyleşi" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2008/07/01/cem-toker-ile-soylesi/">Cem Toker ile söyleşi </a>(<a title="Mehmet Yılmaz tarafından yazılan yazılar" href="http://www.derindusunce.org/author/mehmetyilmaz/">Mehmet Yılmaz</a>)</li>
</ul>
<p> </p>
<p>&#8230; Komşu mevzularda kitap okumak için &#8230;</p>
<p> </p>
<p><span style="color: #0000ff;"><strong>M<span><span><span>ü</span>slüman’ın Zaman’la imtihanı </span></span></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091210_derin_dusunce_org_musluman.jpg"></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/musluman_zaman.pdf" target="_blank"><span style="color: #3366ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-7624" title="20091210_derin_dusunce_org_musluman" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091210_derin_dusunce_org_musluman-203x300.jpg" alt="" width="114" height="155" /></span></a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Sunuş</strong>: Müslümanlar dünyanın toplam nüfusunun %20’sini teşkil ediyorlar ama gerçek anlamda bir birlik yok. Askerî  tehditler karşısında birleşmek şöyle dursun birbiriyle savaş halinde olan Müslüman ülkeler var. Dünya ekonomisinin sadece %2-%3′lük bir kısmını üretebilen İslâm ülkeleri Avrupa Birliği gibi tek bir devlet olsalardı <strong><em>Gayrı Safi Millî Hasıla bakımından SADECE Almanya kadar </em></strong>bir ekonomik güç oluşturacaklardı. Bu bölünmüşlüğü ve <strong><em>en sonda, en altta kalmayı tevekkülle(!) kabul etmenin</em></strong> bedeli çok ağır: Bosna’da, Filistin’de, Çeçenistan’da, Doğu Türkistan’da ve daha bir çok yerde zulüm kol geziyor. Müslümanlar ağır bir imtihan geçiyorlar. Yaşamlarını şekillendiren şeylerle ilişkilerini gözden geçirmekle başlıyor bu imtihan. Teknolojiyle, lüks tüketimle, savaşla, kapitalizmle, demokrasiyle , “ötekiler” ile ve İslâm ile olan ilişkilerini daha sağlıklı bir zemine oturtabilecekler mi? <a href="http://www.derindusunce.org/img/musluman_zaman.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><strong><em>Müslüman’ın Zaman’la imtihanı</em></strong> </span></a>adındaki 204 sayfalık bu kitap işte bütün bu konuları sorgulayan ve çözümler öneren makalelerden oluşuyor.</p>
<p> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/islamcilik_kitap_k.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-14898" title="islamcilik_kitap_k" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/islamcilik_kitap_k.jpg" alt="" width="118" height="183" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/Islamcilik-devrim-demokrasi.pdf" target="_blank"> İslâmcılık, Devrim ile Demokrasi Kavşağında </a></strong></p>
<p>Müslümanca yaşamak için devletin de “Müslüman” olması mı gerekiyor? Bu o kadar net değil. Çünkü İslâm’ın gereği olan “kısıtlamaları” insan en başta kendi nefsine uygulamalı. Aksi takdirde dinî mecburiyet ve yasakların kanun gücüyle dayatılması vatandaşı çocuklaştırıyor ister istemez. <strong>İ</strong><strong>yi-kötü ayrımı yapmak, iyiden yana tercih kullanacak cesareti bulmak gibi insanî güzellikler devletin elinde bürokratik malzeme haline geliyor. </strong>21ci asırda Müslümanca yaşamak kolay değil. Yani İslâm’ın özüne dair olanı, değişmezleri korumak ama son kullanma tarihi geçmiş geleneklerden kurtulmak. AKP’yi iktidara taşıyan fikrî yapıyı, Demokrasi-İslâm ilişkisini, İran’ı ve Milli Görüş’ü  sorguladığımız bu kitabı ilginize sunuyoruz. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/Islamcilik-devrim-demokrasi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/kitap_tanitan_kitap_1.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><strong>Kitap Tanıtan Kitap 1</strong></span></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/kitap-tanitan-kitap2.jpg"><span style="color: #0066cc;"><strong><img class="alignleft size-full wp-image-13292" title="kitap-tanitan-kitap2" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/kitap-tanitan-kitap2.jpg" alt="" width="106" height="152" /></strong></span></a>Kitap okumak… Jean Paul Sartre, Nazan Bekiroğlu, Toshihiko Izutsu, Henri Bergson, Mustafa Kutlu, Dostoyevski, Elif Şafak, Clausewitz, Sadık Yalsızuçanlar, Alber Camus ile sohbet etmek… <strong>Suyun resmine bakmakla yetinmeyen, su içmek isteyenler için var kitaplar.</strong> Mesnevî var, El-Munkızü Min-ad-dalâl, Kitab Keşf al Mânâ, Er-Risâletü’t-tevhîd var.  Elinizdeki bu kitap Derin Düşünce yazarlarının seçtiği kitapların tanıtımlarını içeriyor. Bizdeki yansımalarını, eserlerin ve yazarların bıraktığı izleri. Farklı konularda 44 kitap, 170 sayfa. Zaman’a ayıracak vakti olanlar için…<strong> </strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/kitap_tanitan_kitap_1.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><strong>Buradan indirebilirsiniz.</strong></span></a></p>
<p><strong></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/kitap_tanitan_kitap_2.pdf" target="_blank"><strong><img class="alignright size-medium wp-image-18278" title="kitap_tanitan_kitap_2" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/08/kitap_tanitan_kitap_2.jpg" alt="" width="126" height="184" /><span style="color: #0066cc;">Kitap Tanıtan Kitap 2</span></strong><span style="color: #0066cc;"> </span></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/kitap_tanitan_kitap_1.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Kitap tanıtan Kitapların birincisi</span></a> kadar sevildi, o kadar çok ilgi gördü ki ikincisini yayınlamak için sabırsızlanıyorduk. Yeniden 44 kitap tanıtımıyla geliyoruz karşınıza: Dostoyevski, Sezai Karakoç, Yıldız Ramazanoğlu, Jean Paul Sartre, Amin Maalouf, Taha Akyol, Hasan Cemal, Ali Şeriati, William C. Chittick, Alain Touraine, Muhyiddin İbn Arabi Hazretleri… Farklı asırlar, farklı coğrafyalar, farklı konularla dergi tadında bir kitap… Ortak olan tek şey İnsan belki de? İnsan’ın iç dünyasındaki saklı hazineleri paylaşma muradı…<a href="http://www.derindusunce.org/img/kitap_tanitan_kitap_2.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></strong></a></p>
<p><em></em></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/11/14/yildiz-ramazanoglu-ile-sohbet/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/11/14/yildiz-ramazanoglu-ile-sohbet/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Acıdan açıyorken Hama’nın Gülleri</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/11/01/acidan-aciyorken-hama%e2%80%99nin-gulleri/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/11/01/acidan-aciyorken-hama%e2%80%99nin-gulleri/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 Nov 2011 11:22:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cemile Bayraktar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>

		<category><![CDATA[Suriye]]></category>

		<category><![CDATA[baris]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=19258</guid>
		<description><![CDATA[Yolcu dergisinde yayımlanmıştır
Ahireti bilemem&#8230; Dünyaya bir sorum var; kardeşim, benim payım hani? Hala kırıntılarla&#8230; O Hamalı kız, o köşede, en çok içimde oturuyor, en içlisinden söylüyor; &#8220;payıma umutların ardından el sallamak düştü&#8221;
  Muştu bu; Şam&#8217;da isyandan doğan oğlanlarının muştusu!
Arap harflerini sevdim, şimdi kelimelerini de&#8230; Acıya, acıma, isyana ve isyanıma yakışıyorlar, yaraşıyorlar, yetmiyor, Firavun&#8217;la vuruşuyorlar. Kim kazanacak, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>Yolcu dergisinde yayımlanmıştır</em></strong></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/11/ayaklanma-besar_esad-esad-turkiye.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-19259" title="ayaklanma-besar_esad-esad-turkiye" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/11/ayaklanma-besar_esad-esad-turkiye.jpg" alt="" width="200" height="139" /></a>Ahireti bilemem&#8230; Dünyaya bir sorum var; kardeşim, benim payım hani? Hala kırıntılarla&#8230; O Hamalı kız, o köşede, en çok içimde oturuyor, en içlisinden söylüyor; &#8220;payıma umutların ardından el sallamak düştü&#8221;</p>
<p>  Muştu bu; Şam&#8217;da isyandan doğan oğlanlarının muştusu!</p>
<p>Arap harflerini sevdim, şimdi kelimelerini de&#8230; Acıya, acıma, isyana ve isyanıma yakışıyorlar, yaraşıyorlar, yetmiyor, Firavun&#8217;la vuruşuyorlar. Kim kazanacak, payımı alacak mıyım? O Hamalı kız da alacak mı?<span id="more-19258"></span></p>
<p>  Hani koşan bir insan düşün, tüm gücüyle ardından koşan, tükendiğinde dizleri üstüne düşen, yıkık omuzlarına rağmen, yerden başını göğe kaldıran, yetinmeyip ellerini göğe, duaya açan o insan ve o köşede ağlayan o kızın arasında telaşsız ve yalın, o ikisi arasında, cevapsız durmak gibi bir hâl bu hâl.</p>
<p>  Hani o kız var ya, işte onu düşün; Mahmud Derviş&#8217;in Kimlik Kartı&#8217;nı düşün, bir kez olsun kimliksiz olduğunu&#8230; Toprağında, vatanında, dünyanda kimliksiz olduğunu düşün, düşün.</p>
<p>  Kabil&#8217;i an, Habil&#8217;i hatırla, Kasiyun Dağına düştüğünde Dimeşkli çocuğun kanı, o acılı kızın ahı; bin kez daha lanet etmek üzere, çöktüğün yerden doğrul, sakın izleme!</p>
<p>  Hama&#8217;nın gülleri solana dek, ellerini açtığından ümidini kesme.</p>
<p>  Şimdi 40 yaşında Hama&#8217;nın katliamdan kızı, beyazlamış saçlarıyla ah ederek yine oturuyor içime; kandan parlıyor yine aynı yerde, yine açıyor zulümden güllerini aynı ellerin, elinde.</p>
<p>  Şam&#8217;ın muştulu oğlanları düşüyorken birer birer toprağa, her birinin başına itinayla bir gül ağacı dikiyorken dünya, değişmiyor; oturuyor içime!</p>
<p>  Hafız, Firavun&#8217;un beyitlerini okumak üzere hortluyor doğudan, Esed saçıyor Hama&#8217;nın güllerinin toprağına zehrini, ah Hamalı kız yine için için ağlıyor içimde.</p>
<p>  Hafız, Firavun&#8217;un beyitlerini okumak üzere hortluyor doğudan, bir çiyanın bedenine hulul ediyor; Şam&#8217;ın muştusu oğlanlar boğuyor onu, dilleriyle; &#8220;Allah, Suriye, özgürlük&#8221;</p>
<p>  İzleyecek misin? İzleyecek misin? Barada Nehrinin sesine karışıyorken, Suriye&#8217;nin gürleyen kanının sesi; süzülüyorken muştulu oğulların kanı, sevdikleri kadınların saçlarından, izleyecek misin? O vakit bir başka cümle boğacak seni, seni ve seni; &#8220;Allah&#8217;tan başka kimseye diz çökmeyeceğiz&#8221;</p>
<p>  Şehrin kapısında, ölüme hazır bekliyorken tanklar, Hamidiye Camii önünde haykırıyorken Suriyeli çocuklar, çocukluklarına inat &#8220;Allah&#8217;tan başka hiç kimseden korkmuyoruz&#8221;; izleyecek misin?</p>
<p>  Hani koşan bir insan düşün, tüm gücüyle ardından koşan, tükendiğinde dizleri üstüne düşen, yıkık omuzlarına rağmen, yerden başını göğe kaldıran, yetinmeyip ellerini göğe, duaya açan o insan ve o köşede ağlayan o kızın arasında telaşsız ve yalın, o ikisi arasında, cevapsız durmak gibi bir hâl bu hâl. İsyan gibi bir hâl; çıldırası, ölesi&#8230; Kan kokuyorken, acıdan açıyorken 40 yıl sonra Hama&#8217;nın gülleri, izleyecek misin?  </p>
<p> </p>
<p>&#8230; Bu konuda okumak için&#8230;</p>
<p> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank">A<span style="color: #0000ff;">merika Tedavi Edilebilir mi?</span></a></span></strong></p>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-7855" title="20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt-203x300.jpg" alt="" width="115" height="166" /></span></a> <span style="color: #000000;">Amerikalılar neden bu kadar gaddar? Dünyanın geri kalan kısmında yaşayan insanlara karşı niçin bu denli acımasız? </span></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"> <span>Bayrak y</span><span>akmanın ve Amerikan/İsrail mallarını protesto etmenin dışında bir şeyler yapmak gerektiğini düşünenler için yapılmış bu çalışmayı ilginize sunuyoruz.</span><span> </span><span>ABD desteği son bulmadan Ortadoğu’nun psikopatı İsrail’in saldırganlığı bitmeyecek ve Ortadoğu’ya huzur gelmeyecek gibi görünüyor. Vietnam’da ve Latin Amerika’da yaşanan katliamlar Ortadoğu’da devam ediyor.</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"> </span><span style="color: #000000;"> <a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank">Buradan indirin.</a> </span></span></div>
<div style="text-align: justify;"> </div>
<p style="text-align: justify;"> <span style="color: #0000ff;"><strong>M<span><span><span>ü</span>slüman’ın Zaman’la imtihanı </span></span></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091210_derin_dusunce_org_musluman.jpg"></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/musluman_zaman.pdf" target="_blank"><span style="color: #3366ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-7624" title="20091210_derin_dusunce_org_musluman" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091210_derin_dusunce_org_musluman-203x300.jpg" alt="" width="114" height="155" /></span></a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Sunuş</strong>: Müslümanlar dünyanın toplam nüfusunun %20’sini teşkil ediyorlar ama gerçek anlamda bir birlik yok. Askerî  tehditler karşısında birleşmek şöyle dursun birbiriyle savaş halinde olan Müslüman ülkeler var. Dünya ekonomisinin sadece %2-%3′lük bir kısmını üretebilen İslâm ülkeleri Avrupa Birliği gibi tek bir devlet olsalardı <strong><em>Gayrı Safi Millî Hasıla bakımından SADECE Almanya kadar </em></strong>bir ekonomik güç oluşturacaklardı. Bu bölünmüşlüğü ve <strong><em>en sonda, en altta kalmayı tevekkülle(!) kabul etmenin</em></strong> bedeli çok ağır: Bosna’da, Filistin’de, Çeçenistan’da, Doğu Türkistan’da ve daha bir çok yerde zulüm kol geziyor. Müslümanlar ağır bir imtihan geçiyorlar. Yaşamlarını şekillendiren şeylerle ilişkilerini gözden geçirmekle başlıyor bu imtihan. Teknolojiyle, lüks tüketimle, savaşla, kapitalizmle, demokrasiyle , “ötekiler” ile ve İslâm ile olan ilişkilerini daha sağlıklı bir zemine oturtabilecekler mi? <a href="http://www.derindusunce.org/img/musluman_zaman.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><strong><em>Müslüman’ın Zaman’la imtihanı</em></strong> </span></a>adındaki 204 sayfalık bu kitap işte bütün bu konuları sorgulayan ve çözümler öneren makalelerden oluşuyor.</p>
<p> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/islamcilik_kitap_k.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-14898" title="islamcilik_kitap_k" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/islamcilik_kitap_k.jpg" alt="" width="118" height="183" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/Islamcilik-devrim-demokrasi.pdf" target="_blank"> İslâmcılık, Devrim ile Demokrasi Kavşağında </a></strong></p>
<p>Müslümanca yaşamak için devletin de “Müslüman” olması mı gerekiyor? Bu o kadar net değil. Çünkü İslâm’ın gereği olan “kısıtlamaları” insan en başta kendi nefsine uygulamalı. Aksi takdirde dinî mecburiyet ve yasakların kanun gücüyle dayatılması vatandaşı çocuklaştırıyor ister istemez. <strong>İ</strong><strong>yi-kötü ayrımı yapmak, iyiden yana tercih kullanacak cesareti bulmak gibi insanî güzellikler devletin elinde bürokratik malzeme haline geliyor. </strong>21ci asırda Müslümanca yaşamak kolay değil. Yani İslâm’ın özüne dair olanı, değişmezleri korumak ama son kullanma tarihi geçmiş geleneklerden kurtulmak. AKP’yi iktidara taşıyan fikrî yapıyı, Demokrasi-İslâm ilişkisini, İran’ı ve Milli Görüş’ü  sorguladığımız bu kitabı ilginize sunuyoruz. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/Islamcilik-devrim-demokrasi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a></strong></p>
<p><strong></strong></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/11/01/acidan-aciyorken-hama%e2%80%99nin-gulleri/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/11/01/acidan-aciyorken-hama%e2%80%99nin-gulleri/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Medine Vesikası ve Laikliğe Şerh</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/09/21/medine-vesikasi-ve-laiklige-serh/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/09/21/medine-vesikasi-ve-laiklige-serh/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Sep 2011 11:26:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cemile Bayraktar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>

		<category><![CDATA[Laiklik]]></category>

		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=18791</guid>
		<description><![CDATA[Kavramlar çoğu kez kâğıt üzerinde ifade ettikleriyle kalmaz; kavramı uygulamaya koyan erkin elinde, bir noktadan, bir başka noktaya ve hatta tam zıddı bir duruma bile gelebilir. Aynen &#8220;laiklik-laisizm&#8221; kavramında olduğu gibi&#8230;
Bugün kullandığımız birçok kavramın temelinde olduğu gibi &#8220;laiklik&#8221; kavramı da köken olarak Yunan&#8217;a dayanıyor; &#8220;laicus&#8221; yani &#8220;dinsel olmayan, halka dayanan, ruhban olmayan&#8221; gibi manalar ifade [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/09/laiklik.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-18792" title="laiklik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/09/laiklik.jpg" alt="" width="227" height="270" /></a>Kavramlar çoğu kez kâğıt üzerinde ifade ettikleriyle kalmaz; kavramı uygulamaya koyan erkin elinde, bir noktadan, bir başka noktaya ve hatta tam zıddı bir duruma bile gelebilir. Aynen &#8220;<em>laiklik-laisizm</em>&#8221; kavramında olduğu gibi&#8230;</p>
<p>Bugün kullandığımız birçok kavramın temelinde olduğu gibi &#8220;laiklik&#8221; kavramı da köken olarak Yunan&#8217;a dayanıyor; &#8220;<em>laicus</em>&#8221; yani &#8220;<em>dinsel olmayan, halka dayanan, ruhban olmayan</em>&#8221; gibi manalar ifade ediyor. Kavramın asıl kıvam aldığı dönem ise 16. yüzyıl Reform hareketleri süreci&#8230; Ki, bu dönem Kilise&#8217;nin halka uyguladığı zulmü az biraz biliyorsanız, laikliğe geçiş sürecini anlamanız da mümkün.</p>
<p>Laiklik, felsefi olarak &#8220;<em>insana, insanın ürettiğine tabi olmak</em>&#8221; manalarına taşıdığı için &#8220;<em>dinsizlik</em>&#8221; olarak yorumlanıp, eleştiri alsa da, aslında bir yönetim biçimi olarak &#8220;<em>her inanca eşit mesafede bir sistem</em>&#8221; olması nedeniyle manasıyla uygulandığı zaman &#8220;<em>herkese eşit mesafede adil bir düzen</em>&#8221; olması mümkün.</p>
<p>  <strong>Orta Doğu ülkelerindeki diktatörlerin devrilmesi, Arap-Afrika halklarının devrim sürecinden sonra Başbakan Recep Tayyip Erdoğan&#8217;ın ilk ziyareti Mısır&#8217;a oldu. Başbakan Mısır&#8217;da büyük bir coşkuyla karşılandı. Düne kadar Türkiye&#8217;de ne olup bittiğinden, Başbakan&#8217;ın adından bihaber bir Arap Coğrafyası varken, bugün Türkiye Başbakanının posterlerini <span id="more-18791"></span>üzerinde taşıyan halkların olması neresinden bakarsanız bakın çok güzel bir olaydır.</strong></p>
<p>  Başbakan&#8217;ın Mısır&#8217;daki konuşmasındaki iki cümle oldukça dikkat çekici; &#8220;<em>Ben Recep Tayyip Erdoğan olarak Müslümanım ve laik değilim&#8230; Mısır halkına yeni oluşturacağı düzen içerisinde laikliği öneriyorum</em>.&#8221;</p>
<p>  Başbakan, Türkiye özelindeki jakoben ve totaliter yani &#8220;<strong>her inanca eşit değil, bir inancın içini oyan ve o haliyle dayatan</strong>&#8221; laik sistemin mağduru olmuş bir isim olarak Mısır&#8217;da yaptığı bu konuşmadan sonra Tunus gibi, neredeyse laikliğin Türkiye&#8217;den daha fazla zorbalaştığı, sokakta kadınların başını örtmesinin yasak olduğu bir yerde laikliği bir sistem olarak tavsiye etti ve sanırım bu kez Mısır&#8217;daki laiklik tavsiyesine tepki gösteren İhvan-ı Müslimin ve laiklik tavsiyelerine tepki gösterenleri göz önünde bulundurarak, daha açık konuştu.</p>
<p>  <strong>Kuran-ı Kerim&#8217;in adil düzen emri mevcut ancak &#8220;İslam Devleti kurun&#8221; diye bir emri yok. Başbakan&#8217;ın laiklik tavsiyesinin Kuran&#8217;ın özüne gölge düşürdüğünü düşünmüyorum ancak lüzum ve gerek açısından niyetini anlayabilmiş değilim. İkidir tekrarlanan laiklik tavsiyesinin, diktatör rejimlerden yeni kurtulmuş, çoğunluğu İslam olmuş insanlardan oluşan bir coğrafyada laiklik vurgusu yapmasının icabı nedir?</strong></p>
<p>  <strong>Bir insan-ı kâmil örneği, adil bir yönetici, Mekke&#8217;nin totaliter laik sistemi içerisinden çıkmış ve Kuran&#8217;ı Kerim-i kendine kılavuz edinerek, adil bir düzen oluşturmuş Rasulullah (SAS) Yahudi, Hristiyan, müşriklerle aynı coğrafyayı paylaşırken, <em>Medine Vesikasını</em> ortaya koymadı mı? Medine Vesikası, madde madde her inancın hakkını ayrım gözetmeksizin kendine teslim etmedi mi? </strong></p>
<p>  <strong>Laikliğin &#8220;<em>her inanca eşit mesafede</em>&#8221; uygulanışına &#8220;<em>dinsizlik</em>&#8221; dememekle birlikte, Başbakan&#8217;ın Tunus ve Mısır&#8217;a gidip &#8220;size şer-i düzen&#8221; öneriyorum demesinin nasıl lüzumsuz duracağı bir gerçekse, laikliği önermesi de bir o kadar lüzumsuzdur. </strong></p>
<p>  Başbakan eğer İsrail&#8217;i de işin içine katarak Orta Doğu&#8217;nun siyasetinde en büyük isim olarak Türkiye&#8217;yi oyuna sokuyorsa, Batı&#8217;ya sırtını dayar bir biçimde laiklik tavsiyesinde bulunmanın lüzumsuz olduğunu kavramak zorunda.</p>
<p>  <strong>Temelini İslam&#8217;dan alan Medine Vesikası, &#8220;her inanca eşit mesafede ve hakkını koruyan&#8221; bir antlaşma olarak, iş görür bir uygulamaysa ve laik değilse, yek laikliğe tutunmanın ve bunu tavsiye etmenin lüzumu ne ola ki?</strong></p>
<p>  Kavramların kâğıt üzerinde duruşları ile kavramları yürürlüğe geçiren erkin o kavramı uygulayış biçimi bir birinden farklıdır. İşte bu nedenle, bir kavramı kutsamak ve tavsiye etmek yerine, kavramlar üstü hakkı gözeten uygulamalara yönelmek elzemdir. Doğrusu da budur!</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/09/21/medine-vesikasi-ve-laiklige-serh/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/09/21/medine-vesikasi-ve-laiklige-serh/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Tayyip Erdoğan’ın Mısır konuşması</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/09/13/tayyip-erdogan%e2%80%99in-misir-konusmasi/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/09/13/tayyip-erdogan%e2%80%99in-misir-konusmasi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Sep 2011 14:24:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Yılmaz</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Akıl]]></category>

		<category><![CDATA[Cihad]]></category>

		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Basını]]></category>

		<category><![CDATA[baris]]></category>

		<category><![CDATA[vicdan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=18709</guid>
		<description><![CDATA[Mısır&#8217;da konuşmayı işyerimdeki Cezayirli, Faslı ve Tunuslu arkadaşlar soluklarını tutarak dinlediler. Konuşma bittikten sonra buradaki tek Türk olduğum için gelip beni tebrik ettiler ve &#8220;ALLAH Türkiye&#8217;yi ve Erdoğan&#8217;ı korusun&#8221; diye dua etiklerini söylediler. Türkiye halkına selamları var.
Fetih korkusu, Osmanlı korkusu, normalleşme korkusu
İnsanlık kelimelerini kaybedeli çok oldu. Neyin &#8220;iyi&#8221; neyin &#8220;kötü&#8221; olduğunu unuttuk. Çıkarlarımıza uygun olan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/09/erdogan-misir.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-18710" title="erdogan-misir" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/09/erdogan-misir.jpg" alt="" width="232" height="302" /></a>Mısır&#8217;da konuşmayı işyerimdeki Cezayirli, Faslı ve Tunuslu arkadaşlar soluklarını tutarak dinlediler. Konuşma bittikten sonra buradaki tek Türk olduğum için gelip beni tebrik ettiler ve <strong>&#8220;ALLAH Türkiye&#8217;yi ve Erdoğan&#8217;ı korusun&#8221;</strong> diye dua etiklerini söylediler. Türkiye halkına selamları var.</p>
<p><strong>Fetih korkusu, Osmanlı korkusu, normalleşme korkusu</strong></p>
<p>İnsanlık kelimelerini kaybedeli çok oldu. Neyin &#8220;iyi&#8221; neyin &#8220;kötü&#8221; olduğunu unuttuk. Çıkarlarımıza uygun olan <strong>FAYDALI</strong> ile yaratılış gayemize uygun olan <strong>İYİ</strong> iç içe girdi. Çok doğru bir hareketin yasaklanabildiği, çok kötü bir fiilin alkışlanabildiği şu günlerde düşünmek, yazmak kolay değil.</p>
<p>Meselâ Mavi Marmara&#8217;da can veren Furkan&#8217;ı <strong>&#8220;terörist&#8221;</strong> diye damgalamış gazeteciler var Türkiye&#8217;de. Hâlâ da bir şeyler yazıp duruyorlar. İsrail&#8217;i üzme cüretini gösteren Davutoğlu&#8217;nu <strong>&#8220;neo-Osmanlıcı ve fütuhat meraklısı&#8221;</strong> olmakla itham edenler türedi. Taraf gazetesi de katıldı bu trene. Mavi Marmara&#8217;da oyuncak ve yiyecek taşıyanlar <strong>&#8220;Cihad&#8221;</strong> yapmakla suçlanmıştı bir gün önce. Hepsi kötü niyet değil sanırım. Kelimelerin kaybı ile akıl kaybı paralel ilerliyor&#8230; Unutmadan, &#8220;Fetih&#8221; kelimesinin mânâsı ele geçirmek, gasp etmek değildir. Fetih açmak demektir. Gönülleri fetheden bir iyi söz/fiil o gönlün sahibi olmaz, ona hükmetmez. Orada yaratılıştan var olan iyilik meydana çıkar, Mevlânâ Hazretleri&#8217;nin deyimi ile &#8220;âgâh olur&#8221; yani uyanır. Gönlün, kalbin açılması, örtünmeden yani küfürden, kâfirlikten kurtulması mânasını taşır.</p>
<p>Bu bağlamda Türkiye&#8217;nin İsrail&#8217;i üzmesi bir kriz değil bir normalleşmedir. </p>
<p> Kelimelerini kaybetmiş gazetecilerimize iki fotoğraf armağan ediyorum; umulur ki tefekküre vesile olur. Birincisi Gazze&#8217;nin <strong>YASADIŞI</strong> tünellerinden biri. İkincisi <strong>YASAL</strong> bir bombalama ile ölen bir çocuk. Gazetecilerin ve köşe yazarlarının yapması gereken bunlara bakarak <strong><em>İyi, Kötü, Fetih, Cihad, Fayda, Zarar</em></strong> ve <strong><em>Osmanlı</em></strong> gibi kelimelerin mânâsı üzerine akıllarını yoğunlaştırmak.</p>
<p> </p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/09/erdogan-misir-2.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-18711" title="erdogan-misir-2" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/09/erdogan-misir-2.jpg" alt="" width="470" height="168" /></a></p>
<p> </p>
<p>&#8230; Bu konu ilginizi çekiyorsa&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/islamcilik_kitap_k.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-14898" title="islamcilik_kitap_k" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/islamcilik_kitap_k.jpg" alt="" width="118" height="183" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/Islamcilik-devrim-demokrasi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"> İslâmcılık, Devrim ile Demokrasi Kavşağında </span></a></strong></p>
<p>Müslümanca yaşamak için devletin de “Müslüman” olması mı gerekiyor? Bu o kadar net değil. Çünkü İslâm’ın gereği olan “kısıtlamaları” insan en başta kendi nefsine uygulamalı. Aksi takdirde dinî mecburiyet ve yasakların kanun gücüyle dayatılması vatandaşı çocuklaştırıyor ister istemez. <strong>İ</strong><strong>yi-kötü ayrımı yapmak, iyiden yana tercih kullanacak cesareti bulmak gibi insanî güzellikler devletin elinde bürokratik malzeme haline geliyor. </strong>21ci asırda Müslümanca yaşamak kolay değil. Yani İslâm’ın özüne dair olanı, değişmezleri korumak ama son kullanma tarihi geçmiş geleneklerden kurtulmak. AKP’yi iktidara taşıyan fikrî yapıyı, Demokrasi-İslâm ilişkisini, İran’ı ve Milli Görüş’ü  sorguladığımız bu kitabı ilginize sunuyoruz. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/Islamcilik-devrim-demokrasi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"> <span style="color: #0000ff;"><strong>M<span><span><span>ü</span>slüman’ın Zaman’la imtihanı </span></span></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091210_derin_dusunce_org_musluman.jpg"></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/musluman_zaman.pdf" target="_blank"><span style="color: #3366ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-7624" title="20091210_derin_dusunce_org_musluman" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091210_derin_dusunce_org_musluman-203x300.jpg" alt="" width="114" height="155" /></span></a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Sunuş</strong>: Müslümanlar dünyanın toplam nüfusunun %20’sini teşkil ediyorlar ama gerçek anlamda bir birlik yok. Askerî  tehditler karşısında birleşmek şöyle dursun birbiriyle savaş halinde olan Müslüman ülkeler var. Dünya ekonomisinin sadece %2-%3′lük bir kısmını üretebilen İslâm ülkeleri Avrupa Birliği gibi tek bir devlet olsalardı <strong><em>Gayrı Safi Millî Hasıla bakımından SADECE Almanya kadar </em></strong>bir ekonomik güç oluşturacaklardı. Bu bölünmüşlüğü ve <strong><em>en sonda, en altta kalmayı tevekkülle(!) kabul etmenin</em></strong> bedeli çok ağır: Bosna’da, Filistin’de, Çeçenistan’da, Doğu Türkistan’da ve daha bir çok yerde zulüm kol geziyor. Müslümanlar ağır bir imtihan geçiyorlar. Yaşamlarını şekillendiren şeylerle ilişkilerini gözden geçirmekle başlıyor bu imtihan. Teknolojiyle, lüks tüketimle, savaşla, kapitalizmle, demokrasiyle , “ötekiler” ile ve İslâm ile olan ilişkilerini daha sağlıklı bir zemine oturtabilecekler mi? <a href="http://www.derindusunce.org/img/musluman_zaman.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><strong><em>Müslüman’ın Zaman’la imtihanı</em></strong> </span></a>adındaki 204 sayfalık bu kitap işte bütün bu konuları sorgulayan ve çözümler öneren makalelerden oluşuyor.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/09/13/tayyip-erdogan%e2%80%99in-misir-konusmasi/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/09/13/tayyip-erdogan%e2%80%99in-misir-konusmasi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kukla oyunu</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/09/05/kukla-oyunu/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/09/05/kukla-oyunu/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Sep 2011 21:00:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aisha Benghazi</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Filistin]]></category>

		<category><![CDATA[Karikatür]]></category>

		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>

		<category><![CDATA[baris]]></category>

		<category><![CDATA[gazze]]></category>

		<category><![CDATA[İsrail]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=18600</guid>
		<description><![CDATA[
Share on Facebook]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://www.timeturk.com/resim/fotogaleri/27/36539.jpg" alt="" width="371" height="520" /></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/09/05/kukla-oyunu/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/09/05/kukla-oyunu/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İran ve Türkiye: Entelektüel Savrulmalar</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/08/22/iran-ve-turkiye-entelektuel-savrulmalar/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/08/22/iran-ve-turkiye-entelektuel-savrulmalar/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Aug 2011 18:05:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Katrin Baskiotis</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>

		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>

		<category><![CDATA[baris]]></category>

		<category><![CDATA[İran]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=18392</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;&#8230;Suriye krizi ve benzeri konularda İslamî kesimde her zaman yaşanan sıkıntı yeniden kendini hissettiriyor bugünlerde. &#8220;Esad gitsin, yok, dursun hele, gitmesi Batı&#8217;nın işine gelir, hem bakalım o giderse kim gelecek&#8221; şeklinde bir cümlede kendini gösteren bocalama hali, Kürt meselesinde de sürmekte. Yardım sever bir toplumuz, bu açık. Ancak üç kıtada taşıdığımız &#8220;Osmanlı&#8221; sorumluluğuna karşılık ulus [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/08/iran.gif"><em><img class="size-full wp-image-18394 alignright" title="iran" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/08/iran.gif" alt="" width="200" height="155" /></em></a>&#8220;&#8230;</em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/08/iran.gif"><em></em></a><em>Suriye krizi ve benzeri konularda İslamî kesimde her zaman yaşanan sıkıntı yeniden kendini hissettiriyor bugünlerde. &#8220;Esad gitsin, yok, dursun hele, gitmesi Batı&#8217;nın işine gelir, hem bakalım o giderse kim gelecek&#8221; şeklinde bir cümlede kendini gösteren bocalama hali, Kürt meselesinde de sürmekte. Yardım sever bir toplumuz, bu açık. Ancak üç kıtada taşıdığımız &#8220;Osmanlı&#8221; sorumluluğuna karşılık ulus devletin sınırları içindeki sorunlarımızı çözümleme yeteneği konusunda zaaflarla malûluz. Mesela, Hüsnü Mahalli&#8217;nin dile getirdiği üzere, Afrika&#8217;da tırmanan açlığın Amerika-İsrail ittifakının yeni emperyalizm için bu kıtada sınırları yeniden düzeltme operasyonuyla alakasını anlatan analizler nadiren yer buluyor medyada&#8230;&#8221;</em> <a href="http://www.taraf.com.tr/cihan-aktas/makale-iran-ve-turkiye-entelektuel-savrulmalar.htm" target="_blank">TAMAMI</a></p></blockquote>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/08/22/iran-ve-turkiye-entelektuel-savrulmalar/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/08/22/iran-ve-turkiye-entelektuel-savrulmalar/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Komşularla sıfır sorunlu dış politika</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/08/11/komsularla-sifir-sorunlu-dis-politika/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/08/11/komsularla-sifir-sorunlu-dis-politika/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Aug 2011 22:15:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Konuk Yazar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Avrupa Birliği]]></category>

		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>

		<category><![CDATA[NATO]]></category>

		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>

		<category><![CDATA[Suriye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=18283</guid>
		<description><![CDATA[
Okan Kemal
Ev alma komşu al demiş atalarımız. Hakikaten bir evi beğenseniz dahi etraftaki komşular hakkında araştırma yapmadan ev almak sonradan ortaya çıkacak birçok soruna da peşinen katlanmak anlamını taşıyor. Hele bu komşularla yıllardır bir arada, aynı apartmanda oturuyorsanız; artık birbirinize benzemişseniz; ancak komşularınız hiçbir zaman apartman hayatını tam olarak öğrenememişse ve işin kötü tarafı siz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/08/dis_politika.jpg"><img class="size-full wp-image-18285 aligncenter" title="dis_politika" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/08/dis_politika.jpg" alt="" width="491" height="271" /></a></em></strong></p>
<p><strong><em>Okan Kemal</em></strong></p>
<p>Ev alma komşu al demiş atalarımız. Hakikaten bir evi beğenseniz dahi etraftaki komşular hakkında araştırma yapmadan ev almak sonradan ortaya çıkacak birçok soruna da peşinen katlanmak anlamını taşıyor. Hele bu komşularla yıllardır bir arada, aynı apartmanda oturuyorsanız; artık birbirinize benzemişseniz; ancak komşularınız hiçbir zaman apartman hayatını tam olarak öğrenememişse ve işin kötü tarafı siz de apartman hayatını tam olarak bilmiyorsanız vay halinize. Komşularınızı seçme gibi bir tercihiniz de olmadığından yıllar yılı kavga dövüş yaşar gidersiniz. Kimi zaman komşularla yakın ilişkiler kurar; kimi zamansa itiş kakış halinde yürütürsünüz hayatı.</p>
<p> İşte Türkiye&#8217;nin komşularıyla ilişkisi bugüne kadar; daha doğrusu Ahmet Davutoğlu&#8217;nun <strong><em>&#8220;Komşularla Sıfır Sorunlu Dış Politika&#8221;</em></strong> anlayışına kadar bir hır gür içerisinde geçiyordu. Tüm okullarda yıllarca bize tüm komşularımızın aslında bizim topraklarımızda gözü olduğundan bahsedilirdi. Özellikle Soğuk Savaş döneminde Sovyetler Birliği ile komşu olmamız, tercihimizi kapitalist Batı&#8217;dan yana yaptığımızdan dolayı güvenliğimiz açısından doğrudan bir tehdit  anlamı taşımaktaydı. Hatta 1970&#8242;lerin Ecevit ile özdeşleşen &#8220;Ortanın Solu&#8221; anlayışı, Türkiye&#8217;de <strong>&#8220;<em>Ortanın Solu; Moskova&#8217;nın Yolu</em>&#8220;</strong> şeklinde Sovyetler Birliği ve Komünizmle özdeşleştirilmişti. Hatta o dönemler her tür Sol söylem Sovyetler Birliği ile özdeşleştirilmekteydi ve Sağ&#8217;a göre Sol akımların ortak amacı <strong><em>&#8220;Türkiye&#8217;yi Sovyetler&#8217;in vilayeti yapmaktı</em></strong>&#8220;.  Bu anlayış, ABD&#8217;de McCarthycilikle ayyuka çıkan Sovyet düşmanlığının Türkiye&#8217;deki yansımaları idi. Sovyetlerin açık bir tehdit olarak görünmesi, özellikle darbe dönemlerinde<span id="more-18283"></span> (ama sadece darbe dönemlerinde değil) çok sayıda Solcunun hapse atılması ya da işkence görmesi hatta işkencede ölmesiyle sonuçlandı. İşin garip tarafı, Sovyetlerin tehdit olarak görülmesi yalnıca Türkiye&#8217;nin Sosyalist Doğu Bloğu içinde yer alması ihtimali değildi. Ayrıca anakronik bir şekilde Çarlık döneminin &#8220;Sıcak Denizlere Açılma&#8221; politikasının Sovyetlerle gerçekleşebileceğine dahi inanılıyordu. Doğu&#8217;da bizi tehdit eden diğer bir ülke ise İran&#8217;dı. Özellikle 1979 İslam Devrimi ardından İran, bizim için kendi şeriat rejimini her an ihraç edebilecek açık bir tehditti ve Türkiye asla İran&#8217;a benzememeliydi. &#8220;Türkiye Laiktir, Laik kalacak&#8221; sloganı özellikle İrantipi bir rejime karşı seslendirilmekteydi. Dolayısıyla komşumuz İran asla dostumuz olamazdı. Bugün karışan Suriye özellikle Abdullah Öcalan ve PKK&#8217;ya lojistik destek sağlaması bakımından asla dostumuz olamazdı. Ayrıca Suriye, Antakya&#8217;yı kendi sınırları içinde göstermekteydi. Açıkça Türkiye&#8217;nin milli birliğine kastetmişti. Suriye&#8217;ye karşı su kozu mutlaka kullanılmalı; gerekirse Türkiye, Suriye&#8217;ye giden suyu kesmeliydi. Irak ile çok bir sıkıntı yoktu özellikle Saddam döneminde. Önemli olan Irak&#8217;ın toprak bütünlüğünün korunmasıydı; Saddam gitmemeliydi. Zira; eğer Saddam giderse maazallah Irak bölünür Irak&#8217;ın kuzeyinde yer alan Kürtler, buradaki Kürtlerle birleşmeye kalkabilirdi. Bu garip korku, kendi içinde Kürtlerle sorununu halledememiş bir ülkenin başarısızlığını, karşılıksız evhamlarla  dile getirmesinden başka bir şey değildi aslında. Batıya gelindiğinde durum daha vahimdi. Özellikle Soğuk Savaş döneminde bir ara Türklere karşı asilimasyon uygulayan Bulgaristan açıkça düşman ilan edildi. Ancak, bu politikalar bittiğinde otomatikman bu ülkeyle de sorun kalmamış oldu. Ne var ki, Batı sınırında öyle bir ülke vardı ki; Türkiye&#8217;nin ezeli düşmanıydı: Yunanistan. Türkiye, özellikle Ege Denizi kıta sahanlığı ve Kıbrıs konularında Yunanistan ile açık bir ihtilaf içinde oldu. Bugün dâhil; bütün askeri stratejiler Yunanistan ile çıkacak olası bir savaşa göre şekillendirildi.  Asker için Yunanistan temel düşman olarak algılandı. Ama ne gariptir ki Yunanistan, Türkiye&#8217;ye hiçbir taviz vermeden NATO&#8217;nun askeri kanadına da 12 Eylül askeri cuntası döneminde girdi. Türkiye, tüm tezlerinde haklı olduğu gibi sübjektif bir yaklaşım içinde oldu hep. İşin garip tarafı, Türkiye, Yunanistan&#8217;a nasıl yaklaşıyorsa, Yunanistan da Türkiye&#8217;ye öyle yaklaşıyordu. Yani, biz bu tarafta Yunanlılar için ne düşünüyorsak; Yunanlılar da aynı yaklaşım içindeydiler. Her ne kadar iki ülke arasında kültürel bir benzerlik olsa da; Yunanlılar da tüm askeri politikalarını Türkiye ile çıkabilecek bir savaşa göre biçimlendirdiler. AB üyeleri arasında halen en yüksek askeri harcamayı Yunanistan&#8217;ın yapmasının yegane sebebi de Türkiye korkusudur.</p>
<p> Türkiye, yukarıda özetlemeye çalıştığımız gibi; özellikle Soğuk Savaş döneminden bu yana komşularına karşı yürüttüğü &#8220;Sorunlu&#8221; politikayla, bir tür, aynı apartmanda yaşayıp tüm komşularıyla problemli olan; komşularının her birinin kendi can, namus ya da malına zarar vermek için sıraya girdiğini düşünen &#8220;paranoyak&#8221; bir ev sahibine benzemekteydi. Bu paranoyak politika, Avrupa Birliği sürecinin hızlanmasıyla ve Dünya&#8217;nın değişmesiyle ve küreselleşmeyle birlikte bir nebze törpülendi.; ancak asla yok olmadı. Ancak, Türkiye&#8217;nin özellikle AB macerasının uzaması; AB&#8217;den ucu açık üyelik alınması gibi faktörler, Türkiye&#8217;nin geleneksel Batıcı yaklaşımının biraz frenlenmesini ve Doğu&#8217;yla yakınlaşılmasını doğurdu. Bu çerçevede; Türkiye&#8217;nin Batıyla sınırlı kalmayıp çok taraflı bir dış politikayı benimsemesinin önerildiği &#8220;Startejik Derinlik&#8221; adlı eseriyle dikkatleri çeken Uluslararası İlişkiler Profesörü Ahmet Davutoğlu&#8217;nun dış politikayı önce danışman sonra da bizzat Bakan olarak yönlendirilmesiyle birlikte, Türkiye geçmişten gelen sorunlu komşuluk anlayışının yerine &#8220;Komşularla Sıfır Sorun&#8221; anlayışını benimsedi. Bu komşulardan kasıt daha ziyade İran, Irak ve Suriye&#8217;dir. Ancak, bu kapsama Gürcistan da girmektedir. Yoksa, burada Yunanistan ve Bulgaristan ile olan ilişkiler çok öne çıkmamaktadır; zaten bu iki ülke hali hazırda AB üyesidir.  Komşularla sıfır sorun anlayışı, aynı zamanda bugüne kadar ihmal edilmiş olan Arap ülkeleriyle yakınlaşmayı; İsrail ile zıtlaşmayı ve hiçbir Arap ülkesinin cesaret edemediği ölçüde Filistin&#8217;e açık destek vermeyi beraberinde getirdi. Davutoğlu&#8217;nun Doğu politikası, Osmanlı İmparatorluğu&#8217;ndan miras kalan bir coğrafyada Türkiye&#8217;nin liderlik etmesi şeklinde bir nevi &#8220;Neo-Osmanlıcı&#8221; bir politikaydı. Bu çerçevede, başta sınırdaş ülkelerle hiçbir sorunun yaşanmayacağı ölçüde iktisadi ve siyasi ilişkiler geliştirildi. Türkiye, yavaş yavaş bölgede anahtar ülke konumuna doğru ilerledi. Temelini Davutoğlu&#8217;nun tasarladığı bu politika, Başbakan Erdoğan&#8217;ın, gerek söylemi gerekse Davos&#8217;takine benzer çıkışlarıyla, Arap dünyasında bir lider olarak algılanmasını sağladı. Türkiye, tarihinde hiç olmadığı kadar Arap coğrafyasıyla yakınlaştı ve komşu ülkelerle ciddi ilişkiler içine girdi. Oluşturulan, Türkiye önderliğindeki bu yeni ittifak bölgesi,  Batı&#8217;da bir &#8220;eksen kayması&#8221; (<em>shift of axis</em>) şeklinde algılandı. Zira, Türkiye, AB ile uzayan hikayesine karşılık bir nevi alternatif arayışı içine girmiş ve eskisi kadar AB üyeliğine atıf yapılmaz olmuştu. Türkiye&#8217;nin Batı&#8217;dan uzaklaşması, <em>The Economist</em> gibi dergilerde özellikle seçim öncesinde Erdoğan aleyhinde yayın yapılması sonucunu doğurdu. Batı, tarihinde ilk defa Türkiye&#8217;yi kaybettiğini düşünmeye başladı.</p>
<p> Davutoğlu&#8217;nun Neo-Osmanlıcı dış politika anlayışı, Batı&#8217;dan bir nebze uzaklaşıp; bugüne kadar ihmal edilmiş bir dünyaya açılmayı öngörürken; açılım yapılan yeni dünyanın geçmişten bugüne gelen kültürel ve siyasi yapısını yeterince göz önüne almadı. Zira, komşularla sıfır sorun noktasına gelinmişken; bir anda sıkıntılar çıkmaya başladı. Tunus&#8217;ta başlayan demokrasi ateşi ve Arap Baharı, Mısır ve Libya&#8217;ya yayıldı ve tüm Arap âlemini etkiledi. Bu trend, son olarak burnumuzun dibindeki ve sıfır sorunlu olduğumuz Suriye&#8217;ye gelince Davutoğlu&#8217;nun politikası da alarm vermeye başladı. Zira; gidişat bakımından ele alındığında Türkiye&#8217;nin bir çok anlaşma yaptığı ve son derece samimileştiği Esad yönetimiyle birlikte hareket etmesi gerekirdi. Ancak, Türkiye, Esad rejiminin demokrasi ve insanlık dışı saldırılarına tepki gösterince ve Suriye&#8217;den kaçanlara kucak açınca, ilişkiler yeniden kırılma noktasına geldi. Sorunsuz denilen ilişkiler bir anda sorunlu oldu.  Türkiye, Suriye gibi ülkelerle yakınlaşırken ve sözüm ona kalıcı ve istikrarlı ilişkiler tesis ederken, aslında bu ülkelerin mevcut durumlarını ve bu ülkeleri yöneten sınıfın bir gün değişebileceğini ve tüm ilişkileri baştan tesis etmek zorunda kalacağını hesaba katmadı. Çünkü, Davutoğlu&#8217;nun politikası, ancak mevcut rejimler başta kaldığı sürece kalcı olabilirdi. Türkiye, bir zamanlar herkese paranoyak gözlerle baktığı apartman sakinlerinin aslında apartman hayatını çok iyi bilmediklerini ve bunlarla kurulacak kalıcı ilişkilerin kırılgan olduğunu bir an için unuttu. Komşularının demokrasi ve özgürlük konusundaki sicillerini göz ardı etti ve bunu da demokrasi ve özgürlüklerin en üst seviyede yaşandığı Batıya sırtını dönerek yaptı. Dolayısıyla üç gün önce can ciğer olduğu Esad rejimi gibi komşu rejimlerle bugün kanlı bıçaklı bir noktaya geldi. Yani; Türkiye, Batı ve Doğu arasında kalmış bir ülke olarak, yine ne İsa&#8217;ya ne de Musa&#8217;ya yaranabildi. Eskiden Doğu&#8217;yu tamamen göz ardı edip, Batıya açıldığında, Doğu ülkeleri (özellikle Arap âlemi) Türkiye&#8217;yi kendi özünden uzaklaşmakla itham ediyordu; Batıyı unutup Doğu&#8217;ya açılınca da Batı&#8217;dan &#8220;eksen kayması&#8221; şeklinde bir eleştiri geldi.  Dolayısıyla Türkiye&#8217;nin Doğu macerası da duvara toslamış oldu. Nitekim, bunu Esad&#8217;ın Türkiye&#8217;yi &#8220;Batı&#8217;nın maşası&#8221; olmakla suçlamasında açıkça görmekteyiz.  </p>
<p> Davutoğlu politikası, Türkiye&#8217;nin çok taraflı bir ülke olmasını öngörmekteydi. Bu nedenledir ki Türkiye örneğin Brezilya ile de yakınlaştı bu dönemde. Ancak, Türkiye&#8217;nin Tanzimat&#8217;tan bugüne gelen geleneksel Batı yanlısı yaklaşımı ve bugüne kadar Avrupa Birliği yolunda atılan adımlar, bu politika çerçevesinde geri plana düştü. Hamasi bir Neo-Osmanlıcılığın ağır basmasıyla birlikte Türkiye, kendi kendine bölgesel liderliğe soyundu ve sonunda yine iki cami arasında binamaz kaldı. Anlaşılan Türkiye&#8217;nin artık maceracı dış politikalar yerine; özgürlük, refah ve demokrasiden yana olan blokların içinde yer alması; artık geçmişte kalmış bir imparatorluğun nostaljisiyle kendisine bölgesel liderlik payı biçmek yerine özellikle ekonomik alanda daha güçlü bir ülke olmayı hedeflemesi gerekiyor. Ayağının yere basması gerekiyor yani. Kendi sorunlarını halledememiş komşularla sorunsuz ilişkiler tesis etmenin, bu komşulara potansiyel düşman gözüyle bakan paranoyadan çok farklı sonuçlar doğurmayacağını görmesi; politikalarını ileride yaşanacak rejim değişikliklerine göre ayarlaması gerekiyor. Zira bu coğrafyada daha çok rejim ve yönetim var zamanla değişecek. Bunları dikkate almadan; kendi vatandaşına özgürlük ve refah sunamamış ülkelerle &#8220;Sorunsuz&#8221; ilişkiler tesis edilemeyeceğini bilerek hareket etmek lazım. Aksi takdirde komşularla ya da Batıyla yeni sıfır &#8220;Sorunlu&#8221; politikaların yaşanması sürpriz olmasa gerek&#8230;..</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/08/11/komsularla-sifir-sorunlu-dis-politika/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/08/11/komsularla-sifir-sorunlu-dis-politika/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>ABD&#8217;nin sonu?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/05/17/abdnin-sonu/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/05/17/abdnin-sonu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 May 2011 17:08:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tavit Kilimciyan</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Amerikan Saldırganlığı]]></category>

		<category><![CDATA[Basın günlüğü]]></category>

		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>

		<category><![CDATA[baris]]></category>

		<category><![CDATA[siyonizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=16213</guid>
		<description><![CDATA[İsrail&#8217;in propagandacıları, Suriye ve Golan Tepeleri arasındaki eskiden sessiz sınırdaki gösterilerin arkasında Suriye hükümeti olduğunu söylüyor; Suriyeliler, Baasçıların iç katliamlarından dikkati başka yöne çekmeye çalışıyormuş. Öte yandan, Şam&#8217;dan benzeri bir ses yükseliyor; caddelerindeki hükümet-karşıtı protestolar Mossad&#8217;ın işiymiş. Bu ikisi kamuoyu diplomasi alanında birbirleriyle dövüşebilirler ve birbirlerini şeytan ilan edebilirler, ancak gerek Tel Aviv gerekse Şam [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/misir-devrim1.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-14713" title="misir-devrim1" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/misir-devrim1-300x209.jpg" alt="" width="300" height="209" /></a>İsrail&#8217;in propagandacıları, Suriye ve Golan Tepeleri arasındaki eskiden sessiz sınırdaki gösterilerin arkasında Suriye hükümeti olduğunu söylüyor; Suriyeliler, Baasçıların iç katliamlarından dikkati başka yöne çekmeye çalışıyormuş. Öte yandan, Şam&#8217;dan benzeri bir ses yükseliyor; caddelerindeki hükümet-karşıtı protestolar Mossad&#8217;ın işiymiş. Bu ikisi kamuoyu diplomasi alanında birbirleriyle dövüşebilirler ve birbirlerini şeytan ilan edebilirler, ancak <strong>gerek Tel Aviv gerekse Şam temelde aynı saftadır</strong>; bir zamanlar kaçılması-imkânsız olduğu düşünülen ancak şimdilerde çürüklüğü ortaya çıkan dikkatlice-inşa edilmiş hapishane toplumlarını tehdit eden insanî dalgaya karşı savaşmaktadırlar.</p>
<p>Osmanlı gerilemesine ve nihayet çöküşüne uğrayan yüksek bir medeniyetin yeniden ikamesi bir Arap Aydınlanması&#8217;yla sona erebilir ya da Orta Doğu&#8217;yu yeniden-karanlığa boğacak bölgesel bir savaşta ve toplu bir kendini-yakmada zirve-hazzına ulaşılabilir. Buna rağmen en azından hâlihazırdaki kaostan bir sonuç çıkarılabilir; ABD, yoldan kenara çekilmelidir. <a href="http://www.timeturk.com/tr/2011/05/17/abd-kacinilmaz-son-a-daha-da-yakin.html" target="_blank">TAMAMI</a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/05/17/abdnin-sonu/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/05/17/abdnin-sonu/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Müslüman Müslümanı Öldürünce</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/04/28/musluman-muslumani-oldurunce/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/04/28/musluman-muslumani-oldurunce/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 28 Apr 2011 19:52:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Akyol</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Demokrasi]]></category>

		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>

		<category><![CDATA[baris]]></category>

		<category><![CDATA[Özgürlükler]]></category>

		<category><![CDATA[İslam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=15957</guid>
		<description><![CDATA[[27 Nisan 2011 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Hatırlayın; İsrail&#8217;in Gazze&#8217;ye karşı düzenlediği zalim &#8220;dökme kurşun&#8221; operasyonu Türkiye&#8217;de ne kadar büyük tepki uyandırmıştı. Onbinlerce insan sokaklara dökülmüş, İsrail&#8217;in devlet terörünü haklı bir öfkeyle lanetlemişti. Aradan zaman geçti, &#8220;Arap Baharı&#8221; geldi. Kansız başlayan bu demokratik dalga, çok geçmeden önce Kaddafi&#8217;nin sonra da diğer diktatörlerin devlet terörüne çarptı. Kaddafi&#8217;nin kiralık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>[27 Nisan 2011 tarihli <a href="http://www.stargazete.com/politika/yazar/mustafa-akyol/musluman-muslumani-oldurunce-haber-347262.htm" target="_blank">Star</a> gazetesinde yayınlandı]</p>
<p>Hatırlayın; İsrail&#8217;in Gazze&#8217;ye karşı düzenlediği zalim &#8220;dökme kurşun&#8221; operasyonu Türkiye&#8217;de ne kadar büyük tepki uyandırmıştı. Onbinlerce insan sokaklara dökülmüş, İsrail&#8217;in devlet terörünü haklı bir öfkeyle lanetlemişti. Aradan zaman geçti, &#8220;Arap Baharı&#8221; geldi. Kansız başlayan bu demokratik dalga, çok geçmeden önce Kaddafi&#8217;nin sonra da diğer diktatörlerin devlet terörüne<span id="more-15957"></span> çarptı. Kaddafi&#8217;nin kiralık askerleri, isyan bölgelerini bombalayarak binlerce muhalifi öldürdü.</p>
<p> Aynı filmin devamı, şu günlerde Suriye&#8217;de oynuyor. Esad rejiminin güvenlik güçleri, muhalif göstericilere ateş açıyor. Ölü sayısının beş yüzü bulduğu söyleniyor.</p>
<p>Ama nedense İsrail&#8217;in devlet terörü karşısında gösterdiğimiz tepkiyi Kaddafi&#8217;nin veya Esad&#8217;ın devlet terörü karşısında göstermiyoruz. Medyadaki reaksiyonun dozu düşük. Sokaklara dökülen pek kimse yok. Email gruplarından hararetli mesajlar gelmiyor.</p>
<p>Hatta, enteresandır, tepki geliyorsa da en çok &#8220;Libya&#8217;yı hedef alan haçlı saldırısı&#8221;na geliyor. Yani, Kaddafi&#8217;nin binlerce sivili öldürmesi bizi o kadar kızdırmıyor da, NATO uçaklarının Kaddafi güçlerini bombalaması çok kızdırıyor.</p>
<p><strong>‘Perde arkasındakiler&#8217;</strong></p>
<p>Bir başka deyişle, Müslüman olmayanların (özellikle de İsrail ve Batı&#8217;nın) Müslümanları öldürmesi, bizi çok öfkelendiriyor. Buna mukabil, Müslümanların Müslümanları öldürmesi o kadar büyük bir sorun olmuyor.</p>
<p>Sizi bilmem, ama bana sorarsanız bu epey problemli bir tutum. Amerikan ordusunun &#8220;Altıncı Filo&#8221;su karşısında esip savuran, ama Türk ordusunun Diyarbakır veya Mamak&#8217;taki işkencehaneleri karşısında dilini yutan ulusalcı tavırdan pek farklı değil.</p>
<p>Peki neden böyle bir çifte standart var Müslüman kamuoyunda?</p>
<p>Sanırım sorunun bir cevabı, her Müslümanı pir-ü pak zanneden ve peşinen temize çıkaran yaygın önkabul. &#8220;Müslüman Müslümanı öldürmez,&#8221; &#8220;Müslüman soykırım yapmaz&#8221; gibi sık duyduğumuz sözler, bu önkabulün ifadeleri.</p>
<p>Bunun hemen arkasından da, &#8220;eğer ortada bir kötülük varsa, bunu mutlaka başkaları tezgahlıyordur; perde arkasında Batılı emperyalistler vardır&#8221; gibi bir mantık devreye giriyor. Dolayısıyla da eleştiri oklarımız sadece Batı&#8217;ya yöneliyor; Müslümanlar arasındaki kötülere ve kötülüklere değil.</p>
<p><strong>Yezid ve CIA</strong></p>
<p>Oysa bir Müslümanın kötülük yapmaması gerektiği kuşkusuz doğru; ama &#8220;ben Müslümanım&#8221; diyen herkesin böyle davrandığını düşünmek için hiçbir sebep yok. Kötülük yapan Müslümanların illa &#8220;Batı ajanı&#8221; olması zorunluluğu da yok.</p>
<p>&#8220;Medeniyetimiz&#8221;in tarihini bir hatırlayalım: Orada &#8220;Raşid Halifeler&#8221; kadar despot halifeler ve zalim sultanlar da yok mu? Hz. Hüseyin&#8217;i Kerbela&#8217;da şehit edenler, haçlı, emperyalist ya da siyonist değil de &#8220;Müslüman&#8221; geçinen katiller değil miydi? (O devirde CIA mi vardı ki, Yezid&#8217;i &#8220;CIA ajanı&#8221; sayalım?)</p>
<p>Gerçekte İslam medeniyetinin tarihinde büyük erdemler kadar suçlar ve günahlar da vardır. (Zaten her medeniyet öyledir.) Bu suç ve günahları salt dış faktörlere bağlamak ise, onların gerçek sebeplerini anlamamızı engeller. Öz eleştiri yerine hamaset kültürünü geliştirir.</p>
<p>Bugün de İslam dünyasının istibdad, kabilecilik, mezhep taassubu, hak ve hürriyet yoksunluğu gibi pek çok sorunu var. Bunların bir kısmının kökeninde Batı sömürgeciliğinin izleri yer alsa da, sorunu sadece burada görürsek kendimizi kandırırız. Ve nihayetinde Müslümanın müslümanı öldürmesine aldırmaz hale geliriz.</p>
<p>Unutmayalım ki, İslam&#8217;ın hakikatine iman etmek, Müslümanların masumiyetine inanmayı gerektirmez. Bilâkis, o Hakikat&#8217;e göre Müslümanları da eleştirmeyi gerektirir.</p>
<p> </p>
<p><strong><span style="color: #0000ff;">M<span><span><span>ü</span>slüman’ın Zaman’la imtihanı </span></span></span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091210_derin_dusunce_org_musluman.jpg"></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/musluman_zaman.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><strong><img class="alignleft size-medium wp-image-7624" title="20091210_derin_dusunce_org_musluman" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091210_derin_dusunce_org_musluman-203x300.jpg" alt="" width="114" height="155" /></strong></span></a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Sunuş</strong>: Müslümanlar dünyanın toplam nüfusunun %20’sini teşkil ediyorlar ama gerçek anlamda bir birlik yok. Askerî  tehditler karşısında birleşmek şöyle dursun birbiriyle savaş halinde olan Müslüman ülkeler var. Dünya ekonomisinin sadece %2-%3′lük bir kısmını üretebilen İslâm ülkeleri Avrupa Birliği gibi tek bir devlet olsalardı <strong><em>Gayrı Safi Millî Hasıla bakımından SADECE Almanya kadar </em></strong>bir ekonomik güç oluşturacaklardı. Bu bölünmüşlüğü ve <strong><em>en sonda, en altta kalmayı tevekkülle(!) kabul etmenin</em></strong> bedeli çok ağır: Bosna’da, Filistin’de, Çeçenistan’da, Doğu Türkistan’da ve daha bir çok yerde zulüm kol geziyor. Müslümanlar ağır bir imtihan geçiyorlar. Yaşamlarını şekillendiren şeylerle ilişkilerini gözden geçirmekle başlıyor bu imtihan. Teknolojiyle, lüks tüketimle, savaşla, kapitalizmle, demokrasiyle , “ötekiler” ile ve İslâm ile olan ilişkilerini daha sağlıklı bir zemine oturtabilecekler mi? <a href="http://www.derindusunce.org/img/musluman_zaman.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><strong><em>Müslüman’ın Zaman’la imtihanı</em></strong> </span></a>adındaki 204 sayfalık bu kitap işte bütün bu konuları sorgulayan ve çözümler öneren makalelerden oluşuyor.</p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/islamcilik_kitap_k.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-14898" title="islamcilik_kitap_k" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/islamcilik_kitap_k.jpg" alt="" width="118" height="183" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/Islamcilik-devrim-demokrasi.pdf" target="_blank"> İslâmcılık, Devrim ile Demokrasi Kavşağında </a></strong></p>
<p>Müslümanca yaşamak için devletin de “Müslüman” olması mı gerekiyor? Bu o kadar net değil. Çünkü İslâm’ın gereği olan “kısıtlamaları” insan en başta kendi nefsine uygulamalı. Aksi takdirde dinî mecburiyet ve yasakların kanun gücüyle dayatılması vatandaşı çocuklaştırıyor ister istemez. <strong>İ</strong><strong>yi-kötü ayrımı yapmak, iyiden yana tercih kullanacak cesareti bulmak gibi insanî güzellikler devletin elinde bürokratik malzeme haline geliyor. </strong>21ci asırda Müslümanca yaşamak kolay değil. Yani İslâm’ın özüne dair olanı, değişmezleri korumak ama son kullanma tarihi geçmiş geleneklerden kurtulmak. AKP’yi iktidara taşıyan fikrî yapıyı, Demokrasi-İslâm ilişkisini, İran’ı ve Milli Görüş’ü  sorguladığımız bu kitabı ilginize sunuyoruz. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/Islamcilik-devrim-demokrasi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a></strong></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/04/28/musluman-muslumani-oldurunce/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/04/28/musluman-muslumani-oldurunce/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İsrail: Bir Adam, Bir Plan</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/04/04/israil-bir-adam-bir-plan/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/04/04/israil-bir-adam-bir-plan/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 04 Apr 2011 15:00:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre Paksoy</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>

		<category><![CDATA[Filistin]]></category>

		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>

		<category><![CDATA[baris]]></category>

		<category><![CDATA[Çeviri]]></category>

		<category><![CDATA[İsrail]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=15501</guid>
		<description><![CDATA[Sunuş: Tüm dünyada gözlerin Arap dünyasına çevrildiği bir zamanda bu bölgenin en önemli aktörü olan İsrail&#8217;i görmemek olmazdı&#8230; Tunus&#8217;ta ilk olayların başlaması ve Mısır&#8217;a sıçramasından sonra herkes İsrail&#8217;in tavrının ne olacağını bekliyordu. Ancak beklentilerin aksine -göründüğü kadarıyla- İsrail aktif bir tavır al(a)madı bu dönem içerisinde&#8230; İşte bir Amerikalının gözünden son dönem yaşanan gelişmeler ve İsrail [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/04/netanyahu.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-15503" title="netanyahu" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/04/netanyahu.jpg" alt="" width="216" height="297" /></a>Sunuş: </em></strong><em>Tüm dünyada gözlerin Arap dünyasına çevrildiği bir zamanda bu bölgenin en önemli aktörü olan İsrail&#8217;i görmemek olmazdı&#8230; Tunus&#8217;ta ilk olayların başlaması ve Mısır&#8217;a sıçramasından sonra herkes İsrail&#8217;in tavrının ne olacağını bekliyordu. Ancak beklentilerin aksine -göründüğü kadarıyla- İsrail aktif bir tavır al(a)madı bu dönem içerisinde&#8230; İşte bir Amerikalının gözünden son dönem yaşanan gelişmeler ve İsrail hakkında, özellikle Netanyahu özelinde dikkat çekici olduğunu düşündüğüm bir yazı&#8230; Buyurun&#8230; (E.P.)</em></p>
<p><strong><em>(Bu makale David Remnick tarafından kaleme alınan ve </em></strong><a href="http://www.newyorker.com/"><strong><em>www.newyorker.com</em></strong></a><strong><em>  adresinde yayınlanan &#8220;</em></strong><strong><em>A Man, A Plan</em></strong><strong><em>&#8221; isimli makalenin serbest çevirisidir.)</em></strong></p>
<p>Politikada psikobiyografi genellikle işe yaramaz bir yöntem olarak kabul edilir. Bazen ideolojilerin ve davranışların insanda kalıtımsal olduğu düşünülse de bile bu görüş kolay kolay değişmez. Yıllar önce Amerikalı ve İsrailli yorumcular İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu&#8217;nun, aynı zamanda İspanya tarihi araştırmacısı olan babası Benzion&#8217;un Filistin topraklarının işgal edilmesi yönündeki aşırı sağ revizyonist görüşlerini, aynı Nixon&#8217;ın Çin&#8217;le ilgili görüşlerini bir kenara koyduğu gibi, bırakacağını beklemişlerdi. Yine Nixon&#8217;ın yıllarca devam eden Soğuk Savaş ideolojisini ve komünist avını bir tarafa bırakması gibi, Netanyahu da kendisinin ve partisinin geçmişini, yerlerinden edilmiş insanların acılarına son vermek ve İsrail&#8217;in ahlakî duruşunu tekrar kazanması için geride bırakabilirdi.</p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/04/israil.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-15504" title="israil" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/04/israil.jpg" alt="" width="238" height="390" /></a>Ancak bu oyun bir aldanma ile sonuçlandı.  Netanyahu&#8217;nun sahip olduğu inatçı ideolojik miras böyle derin bir değişime engel oldu. Netanyahu ile 1990&#8242;ların sonuna doğru olan ilk başbakanlık döneminde Kudüs&#8217;teki ofisinde bir araya geldim. Buluşmada bana kibarca babasının 1956&#8242;da İsrail&#8217;in Sina&#8217;yı ele geçirmesinden hemen sonra David Ben Gurion ile nasıl karşılaştığını anlattı. Ben Gurion, Sina&#8217;ya bin yıl boyunca İsrail&#8217;in sahip olacağına dair yemin ediyordu. Fakat Benzion O&#8217;nun yanıldığı düşünüyordu. &#8220;<em>Neden?</em>&#8220;diye sordu Gurion. &#8220;<em>Çünkü Birleşik Devletler seni buna zorlayacak</em>.&#8221; dedi baba Netanyahu.</p>
<p>&#8220;<em>Ne yazık ki O haklıydı.</em>&#8221; dedi oğlu. &#8220;<em>Bu bir İsrail Başbakanı&#8217;nın ilk ve son kez bir Amerikan diktasına yenilgisi oldu.</em>&#8221; diye devam etti. İsrail&#8217;in en sağlam ve yardımsever müttefikine yönelik kalıcı hale gelen ihtiyatlı davranış hali Netanyahu&#8217;ya geçen kalıtımsal ideolojilerin sadece bir parçasıydı. İsrail&#8217;e yaptığım bu gezi içerisinde 101 yaşına gelmiş olan Benzion da beni evinde bir öğle yemeğine davet etmişti. Artık daha fazla gerici ve saldırgan konuşmalar duyacağımı <span id="more-15501"></span>beklemiyordum. Ancak Arapları, İsrailli liberalleri, sol görüşe yakın ılımlı muhafazakâr Amerikalıları küçük gören o tavırları ürperticiydi. Bu keskin ideolojiler İsrailli bir komando olan ve 1976&#8242;da Entebbe&#8217;de olağanüstü bir rehine kurtarma operasyonunda hayatını kaybeden Benzion&#8217;un bir diğer oğlu Yoni nedeniyle daha da derinleşmişti. Benjamin Netanyahu da kitaplarında, konuşmalarında, hareketlerinde ve her şeyde kendisini babasının oğlu olarak kanıtlamaya çalışıyordu.</p>
<p>Şimdi ise anti-demokratik ve Avigdor Lieberman gibi faşist bakanları barındıran koalisyon hükümetini yönettiği ikinci döneminde Washington&#8217;un ve bir barış antlaşması yapmaya ihtiyaç duyduklarını itiraf edip gönüllü olduklarını gösteren Filistin liderleri Mahmud Abbas ve Salam Fayyad&#8217;ın taleplerini inatla görmezden geliyor. Arap dünyasında bir devrimin yaşandığı bu dönemde Netanyahu savunmacı bir tavırla kendisinin de içerisinde bulunduğu değişim şartlarını algılamakta gönülsüz duruyor.</p>
<p>Yasadışı, insanlık dışı ve Yahudi değerleri ile bağdaşmayan Filistin topraklarının işgali üzerinden kırk yıl geçti. Netanyahu ise bir duvarın arkasında güvenli bir şekilde yoluna devam edebileceğini düşünüyor. Yine Netanyahu geçen ayın sonlarına doğru Almanya&#8217;nın BM&#8217;de Yahudi yerleşim yerleri ile ilgili olarak kınama kararına destek verdiği için duyduğu memnuniyetsizliği göstermek için Alman Şansölyesi Angela Merkel&#8217;e seslenmişti.  İsrail&#8217;de yayın yapan Haaretz Gazetesi&#8217;ndeki bir makaleye göre ise, bir Alman haber kaynağı bu tepkiye karşın Merkel&#8217;in öfkesini zor bastırdığını ifade etti. Merkel <em>&#8220;Nasıl cesaret edebiliyorsunuz?&#8221;</em> demişti. <em>&#8220;Asıl bizi hayal kırıklığına uğratan sizsiniz. Barışa yönelik bir adım dahi atmadınız.&#8221;</em> Yerleşim yerleri ile ilgili BM kararını ise yine Birleşik Devletler veto etti, ancak BM yönetimindeki kaynaklara göre görüşmeler yoğun tartışmalara sahne oldu.</p>
<p>Netanyahu ise Merkel&#8217;e önümüzdeki birkaç hafta içerisinde Batı Şeria&#8217;nın diğer yarısı üzerinde kurulacak olan geçici bir Filistin Devleti&#8217;ne destek veren bir konuşma yapmayı düşündüğünü ifade etmiş. Eğer Netanyahu&#8217;nun gerçekten böyle bir planı var ise bunun Filistinliler tarafından kabul edilemez olacağını kendisi de biliyor. Bu kendini beğenmişlik ve diplomatik yaratıcılıktan yoksunluk sayesinde Netanyahu Batı Şeria&#8217;daki ilerleyici gücünü kaybetmekte ve adım adım İsrail&#8217;i daha derin bir izolasyonun içine doğru sürüklemekte.</p>
<p>Artık Barack Obama için de açık ve net bir şekilde konuşma zamanı geldi. Eskiden yaptığı gibi sadece yerleşim yerleri konusuna yoğunlaşması yeterli değil. Bunun yerine konuyu daha kapsayıcı bir şekilde ele almalı. İşte bu sebeple ABD yönetimi yetkilileri ABD&#8217;nin Orta Doğu&#8217;da &#8220;doğruyu bulması&#8221; konusunu gündeme getiriyorlar. Bununla anlatılmak istenen ise Mısır, Tunus, Libya ve Bahreyn gibi ülkelerdeki demokratik unsurlara verilecek destek. Filistin ve İsrail için de aynı durum geçerli. Artık ABD&#8217;nin Netanyahu&#8217;nun bir şeyler yapması yönündeki eskiden gelen istekli alışkanlığını devam ettirmesi Amerikan&#8217;ın bölgedeki nüfuzu ve çıkarlarını terk etmesi anlamına geliyor.</p>
<p>Eğer ABD yönetimi kapsamlı bir barış planı ortaya konması hususunda isteksiz davranırsa, bu durum böyle bir planı meydana getirmenin zorluğu sebebiyle değildir. Kaçınılmaz olarak, iki devletli çözümü kapsayan parametreler 2001 yılında Taba&#8217;da gündeme gelmişti. Yine benzer biçimde Ehud Barak ve Mahmud Abbas sayesinde 2008&#8242;de de gündeme getirilmişti. Ancak burada asıl problem hem ABD, hem de İsrail&#8217;in iç politikalarında yaşadıkları kaygıdan kaynaklanıyor.</p>
<p>Yıllardır AIPAC, The Anti-Defamation League ve diğer sağ eğilimli Yahudi kuruluşları Kongre üyelerine ve Başkan&#8217;a karşı sahip oldukları parasal imkânları ve oy kaygılarını kullanarak ABD&#8217;nin politikaları üzerinde önemli bir rol oynuyorlar. Bu unsuru göz önünde bulunduran özellikle Demokrat Başkanlar bu lobi gruplarıyla doğrudan görüşmeleri gerektiğinin farkındalar. Bu sayede, Obama Yahudi oylarının yaklaşık yüzde yetmişini aldı. Ki eğer İsrail-Arap mücadelesinde uluslararası görüşleri organize etmeye çalışsa ve şu anki bulunduğu pozisyonun aksi yönünde konuşsa bu oyların bir kısmını kaybedebilirdi. Bununla birlikte, yönetimde bulunan bazı tecrübeli isimler bu politik tutumlarını içselleştirmiş durumdalar ve daha ötesini düşünemiyorlar. Mesela beş başkan ile birlikte çalışmış olan Dennis Ross hala bu konuyla alakalı marjinal düşüncelere sahip olabiliyor.</p>
<p>Obama&#8217;nın düşünceleri ise öyle çok gizemli değil. O&#8217;nun politik yuvasının Chicago&#8217;nun güney kıyısında bulunan, hem Filistinlilerin yaşadığı acıları ve trajedilerini hem de 2. Dünya Savaşı sonrası bir İsrail Devleti kurulmasının gerekliliğini kavrayabildiği ve liberal Siyonist ve Filistinli akademisyenleri tanıdığı bir yer olan Hyde Park olduğu biliniyor.</p>
<p>Ancak Obama bu konuyla ilgili olarak bazı hatalar yaptı. Bu hatalardan birisi 2009 yılında Kahire&#8217;de yapmış olduğu tarihi konuşmanın ve arkasından Kudüs&#8217;e yaptığı ziyaretin devamını getirmemesiydi. Eğer bu sorun İsrail&#8217;in iç politikası haline getirilirse, Obama kendisini muğlak bir pozisyonda bulacaktır. Diğer taraftan sağ görüşlü İsrailliler için Obama&#8217;nın ırkı ve daha da önemlisi orta ismi <em>(Barack Hüseyin Obama ismini kastediyor. ç.n.) </em>sürekli bir şüphenin oluşmasına neden oluyor. İsrail&#8217;e yönelik gündemde barış planının da bulunduğu bir gezinin düzenlenmesi hem uluslararası desteğin kazanılmasında hem de Amerikan çıkarlarının izah edilmesinde faydalı olabilir. Filistin sorunu sadece İsrail&#8217;in iç sorunu değildir, uluslar arası bir sorundur.</p>
<p>Obama&#8217;nın ortaya koyacağı böyle bir planın önemi Netanyahu&#8217;nun kabul etmesine bağlı değildir. Güçsüz olan ve kendi içlerinde sorunlarla boğuşan Filistinli liderler de bu plana hemen sahip çıkmayabilirler. Tam tersine, Birleşik Devletler için önemli olan bu planın &#8220;Büyük İsrail&#8221; tarafından desteği ile ayakta duramayacağını, yazar Bernard Avishai&#8217;nin söylediği gibi İsrail&#8217;in izole edilmesinin ortaya koyacağı müthiş kaybı anlayan ve Filistin Devleti&#8217;nin ahlakî gerekliliğini kabul eden &#8220;Küresel İsrail&#8221; tarafından desteklenmesi gerektiğini anlatmalıdır. Hatta Obama İsrail&#8217;in güvenliğini vurguladığı gibi, ciddi bir ilerleme kaydedecek antlaşma olmadan durumun daha da kötüleşebileceğini, şiddetin tekrardan artabileceği gerçeğini de vurgulamak zorundadır.</p>
<p>İsrail tarihinin mitlerinden bir tanesi de 1967 Arap-İsrail Savaşı&#8217;nda ortaya çıkan ve birkaç sol görüşlü entelektüel tarafından dillendirilen Filistin topraklarının işgalinin uzatılmasının ahlakî ve siyasi bir felakete sebep olacağıdır. Ama savaş sonrası toplanan meclis kayıtları gerçeğin bunun tam tersi olduğunu gösteriyor. O dönem ki Adalet Bakanı Yaakov Shimson Shapira&#8217;nın ifadeleri şu şekilde: <em>&#8220;Tüm dünyada sömürgeleştirme politikasının sona erdiği bir zamanda ağırlıklı olarak Arapların yaşadığı bir bölgeyi elde etmeyi düşünebilir miyiz? Yine bu durumda kendi savunma ve dış politikamızı kontrol edebilir miyiz? &#8230; Bunu kim kabul edecek ki?&#8221;</em></p>
<p>Kesinlikle hiç kimse&#8230; Eğer Amerika İsrail için faydalı bir müttefik olacaksa, bu İsrail&#8217;in açıklığına bağlıdır. Ve yine bu İsrail ve dünyanın Filistin halkına bir ulus borcu olması kadar önemlidir.</p>
<p> </p>
<p>&#8230; Bu konu ilginizi çekiyorsa &#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">A</span><span style="color: #0000ff;">merika Tedavi Edilebilir mi?</span></a></span></strong></p>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-7855" title="20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt-203x300.jpg" alt="" width="115" height="166" /></span></a> <span style="color: #000000;">Amerikalılar neden bu kadar gaddar? Dünyanın geri kalan kısmında yaşayan insanlara karşı niçin bu denli acımasız? </span></span><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"> <span>Bayrak y</span><span>akmanın ve Amerikan/İsrail mallarını protesto etmenin dışında bir şeyler yapmak gerektiğini düşünenler için yapılmış bu çalışmayı ilginize sunuyoruz.</span><span> </span><span>ABD desteği son bulmadan Ortadoğu’nun psikopatı İsrail’in saldırganlığı bitmeyecek ve Ortadoğu’ya huzur gelmeyecek gibi görünüyor. Vietnam’da ve Latin Amerika’da yaşanan katliamlar Ortadoğu’da devam ediyor.</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"> </span><span style="color: #000000;"> <a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirin.</span></a></span></span></div>
<div style="text-align: justify;"> </div>
<div style="text-align: justify;"> </div>
<div style="text-align: justify;"> </div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/filistin_israil.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Yahudi oldukları için mi zalimler?</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/filistin_israil.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-9555" title="israil_siyonizm_zulum" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/israil_siyonizm_zulum-194x300.jpg" alt="" width="133" height="190" /></span></a>İsrail bir çok bakımdan Türkiye’ye benzeyen bir ülke. Paranoyak bir ulus-devlet. <strong><em>“Yoktan var edilmiş bir millet”</em></strong> dört tarafı <strong><em>“düşmanla çevrili”</em></strong> kutsal bir vatanda yaşıyor. Terör tehlikesine karşı ülkenin güvenliği için(?) haklar ve özgürlükler çiğneniyor. Devlet eliyle düşman üretiliyor! </p>
<p style="text-align: justify;">Gidemeyenlerin ülkesi oluyor İsrail… Kendi zulmü altında ezilen, korku içinde yaşayan, dünyasıyla beraber Ahiret’ini de kaybetmiş olan <strong>İsrailli</strong> zannederim <strong>Filistinliden</strong> bile daha zavallı bir durumda bu yüzden. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/filistin_israil.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz</span></a></strong>.</p>
<p> </p>
<p></span></span></div>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/04/04/israil-bir-adam-bir-plan/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/04/04/israil-bir-adam-bir-plan/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Amerikan Saldırganlığı ve Batı’nın Barış Anlayışı (2)</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/03/13/amerikan-saldirganligi-ve-bati%e2%80%99nin-baris-anlayisi-2/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/03/13/amerikan-saldirganligi-ve-bati%e2%80%99nin-baris-anlayisi-2/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Mar 2011 11:47:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editörden</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Amerikan Saldırganlığı]]></category>

		<category><![CDATA[Basın günlüğü]]></category>

		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=15172</guid>
		<description><![CDATA[Son Afgan fotoğrafları (Yıldız Ramazanoğlu)
ABD Libya’ya çıkarma yapmak niyetinde. Sonra mutat olduğu üzere Müslüman avı başlayacak ve zamanla yüzlerce insanın akıbeti küçük birer üçüncü sayfa haberi kadar bile değer taşımayacak.  TAMAMI
 
&#8230; Bu konu ilginizi çekiyorsa &#8230;
Amerika Tedavi Edilebilir mi?
 Amerikalılar neden bu kadar gaddar? Dünyanın geri kalan kısmında yaşayan insanlara karşı niçin bu denli acımasız?  Bayrak yakmanın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.ozgundurus.com/Yazar/Yildiz-Ramazanoglu/Son-Afgan-fotograflari.php" target="_blank">Son Afgan fotoğrafları (Yıldız Ramazanoğlu)</a></p>
<p>ABD Libya’ya çıkarma yapmak niyetinde. Sonra mutat olduğu üzere Müslüman avı başlayacak ve zamanla yüzlerce insanın akıbeti küçük birer üçüncü sayfa haberi kadar bile değer taşımayacak.  <a href="http://www.ozgundurus.com/Yazar/Yildiz-Ramazanoglu/Son-Afgan-fotograflari.php" target="_blank">TAMAMI</a></p>
<p> </p>
<p>&#8230; Bu konu ilginizi çekiyorsa &#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">A</span><span style="color: #0000ff;">merika Tedavi Edilebilir mi?</span></a></span></strong></p>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-7855" title="20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt-203x300.jpg" alt="" width="115" height="166" /></span></a> <span style="color: #000000;">Amerikalılar neden bu kadar gaddar? Dünyanın geri kalan kısmında yaşayan insanlara karşı niçin bu denli acımasız? </span></span><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"> <span>Bayrak y</span><span>akmanın ve Amerikan/İsrail mallarını protesto etmenin dışında bir şeyler yapmak gerektiğini düşünenler için yapılmış bu çalışmayı ilginize sunuyoruz.</span><span> </span><span>ABD desteği son bulmadan Ortadoğu’nun psikopatı İsrail’in saldırganlığı bitmeyecek ve Ortadoğu’ya huzur gelmeyecek gibi görünüyor. Vietnam’da ve Latin Amerika’da yaşanan katliamlar Ortadoğu’da devam ediyor.</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"> </span><span style="color: #000000;"> <a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirin.</span></a></span></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/filistin_israil.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Yahudi oldukları için mi zalimler?</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/filistin_israil.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-9555" title="israil_siyonizm_zulum" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/israil_siyonizm_zulum-194x300.jpg" alt="" width="133" height="190" /></span></a>İsrail bir çok bakımdan Türkiye’ye benzeyen bir ülke. Paranoyak bir ulus-devlet. <strong><em>“Yoktan var edilmiş bir millet”</em></strong> dört tarafı <strong><em>“düşmanla çevrili”</em></strong> kutsal bir vatanda yaşıyor. Terör tehlikesine karşı ülkenin güvenliği için(?) haklar ve özgürlükler çiğneniyor. Devlet eliyle düşman üretiliyor! </p>
<p style="text-align: justify;">Gidemeyenlerin ülkesi oluyor İsrail… Kendi zulmü altında ezilen, korku içinde yaşayan, dünyasıyla beraber Ahiret’ini de kaybetmiş olan <strong>İsrailli</strong> zannederim <strong>Filistinliden</strong> bile daha zavallı bir durumda bu yüzden. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/filistin_israil.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz</span></a></strong>.</p>
<p></span></span></div>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/03/13/amerikan-saldirganligi-ve-bati%e2%80%99nin-baris-anlayisi-2/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/03/13/amerikan-saldirganligi-ve-bati%e2%80%99nin-baris-anlayisi-2/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>

