<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>Derin Düşünce &#187; MOSSAD</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/category/mossad/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Fri, 25 May 2012 09:41:57 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>İsrail Kürt sorununu deşebilir</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/06/08/israil-kurt-sorununu-desebilir/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2010/06/08/israil-kurt-sorununu-desebilir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Jun 2010 15:33:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ayla Chignardet</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Basın günlüğü]]></category>

		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>

		<category><![CDATA[MOSSAD]]></category>

		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>

		<category><![CDATA[İsrail]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=10201</guid>
		<description><![CDATA[Neşe Düzel
&#8220;Geminin sonuçları olacak. İsrail, PKK&#8217;nın Türkiye&#8217;nin yumuşak karnı olduğunu iyi biliyor. Kürt sorunu deşilebilir. Türkiye, Ermeni meselesiyle sıkıştırılabilir.&#8221; 
&#8220;‘Türkiye dış politikada eksen kayması yaşıyor&#8217; diyenler yanılıyorlar. Rusya, Suriye, İran ve Yunanistan&#8217;la ilişkileri aynı anda maksimize etmek hangi milli çıkarımıza zarar veriyor?&#8221; 
&#8220;Türkiye, Arap rejimlerini bilinçli olarak eleştirmiyor. Zira Büyük Ortadoğu Projesi bitti. Demokrasi vurgusunun yerini karşılıklı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/01/20090113_derin_dusunce_org_israil_savas_baris_gazze.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-2974" title="20090113_derin_dusunce_org_israil_savas_baris_gazze" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/01/20090113_derin_dusunce_org_israil_savas_baris_gazze.jpg" alt="" width="240" height="225" /></a><a href="http://www.taraf.com.tr/nese-duzel/makale-gokhan-cetinsaya-israil-kurt-sorununu-desebilir.htm" target="_blank">Neşe Düzel</a></p>
<p><strong>&#8220;Geminin sonuçları olacak. İsrail, PKK&#8217;nın Türkiye&#8217;nin yumuşak karnı olduğunu iyi biliyor. Kürt sorunu deşilebilir. Türkiye, Ermeni meselesiyle sıkıştırılabilir.&#8221;</strong> </p>
<p><strong>&#8220;‘Türkiye dış politikada eksen kayması yaşıyor&#8217; diyenler yanılıyorlar. Rusya, Suriye, İran ve Yunanistan&#8217;la ilişkileri aynı anda maksimize etmek hangi milli çıkarımıza zarar veriyor?&#8221;</strong> </p>
<p><strong>&#8220;Türkiye, Arap rejimlerini bilinçli olarak eleştirmiyor. Zira Büyük Ortadoğu Projesi bitti. Demokrasi vurgusunun yerini karşılıklı bağımlılıkla <span id="more-10201"></span>zenginleşme aldı.&#8221;</strong> </p>
<p>* * *</p>
<p><strong>NEDEN GÖKHAN ÇETİNSAYA</strong></p>
<p><em>Türkiye daima dış dinamiklerle değişen bir ülkedir. Ancak dış koşullar dayattığında ve mevcut sistemini artık daha fazla sürdüremediğinde, Türkiye dünyaya uyum için adım atar ve değişir. Bugüne dek hep böyle oldu. Türkiye, karakollarında işkenceyi bile Avrupa Birliği kriterleri &#8220;vatandaşına işkence yapmayacaksın&#8221; dediği için bitirdi. Türkiye&#8217;nin içi önümüzdeki dönemde gene dışarıdan dönüşecek ama bu kez bir tek farkla&#8230; Türkiye&#8217;yi bir dış gücün dayatması değil, bizzat kendi &#8220;dış politikası&#8221; değiştirecek. Anlayacağınız Türkiye&#8217;nin iç politikasını, kendi dış politikası değiştirecek. İsrail&#8217;e &#8220;öldürmeyeceksin&#8221; diyen, komşularını uluslararası hukuka uymaya çağıran, Ortadoğu&#8217;da barış, diyalog, çokkültürlülük, istikrar, zenginlik, refah isteyen, bunun için de Türkiye&#8217;nin bugüne kadarki dış politikasını tümüyle değiştirip &#8220;komşularla sıfır sorun ve stratejik derinlik&#8221; politikalarını uygulayan Ak Parti hükümeti, dünyayla ve komşularıyla barışırken, bu devleti kendi vatandaşlarıyla da barıştırmak, kendi topraklarında da çok kültürlülüğü, hak ve hukuku tanımak, başlattığı açılımlarını bir an önce yapmak zorunda kalacak. Gazze&#8217;ye insani yardım götüren bir sivil gemiye İsrail&#8217;in uluslararası sularda saldırması ve aralarında Türklerin de olduğu bir grup yardım gönüllüsünü öldürmesi, bu yüzden sadece İsrail-Türkiye ilişkilerini kopma noktasına getirmedi. İsrail&#8217;i uluslararası hak ve hukuka uymaya çağıran Ak Parti hükümetinin de iç ve dış politikasını tartışmaya açtı. Biz de Ak Parti hükümetinin dış politikasının ilkelerinin tam ne olduğunu, yeni dünya düzeninde Türkiye için neyi hedeflediğini, konuyu en iyi bilen uluslararası ilişkiler profesörlerinden biri olan Gökhan Çetinsaya ile konuştuk. Yeni kurulan Şehir Üniversitesi&#8217;nin rektörü olan Prof. Gökhan Çetinsaya Türkiye&#8217;nin yeni dış politikasını çok anlaşılır ve çarpıcı bir biçimde anlattı.</em></p>
<p>* * *</p>
<p><strong>NEŞE DÜZEL: İsrail&#8217;in uluslararası sularda Gazze&#8217;ye insani yardım götüren bir sivil gemiye saldırarak insanları öldürmesi Ortadoğu&#8217;da nasıl gelişmelere yol açacak? </strong></p>
<p>GÖKHAN ÇETİNSAYA: Gazze üzerindeki anlamsız ve insanlık dışı ambargonun bir an önce kalkması konusunda uluslararası kamuoyundan daha büyük bir ses çıkacak ve İsrail üzerindeki baskı artacak. Bu durum, pasif kalan Arap hükümetlerini de zorlayacak. Nitekim Mısır, Refah kapısını açmak zorunda kaldı.</p>
<p><strong>İsrail daha önce de suç işlemişti, bu kez işlediği suç diğerlerinden farklı sonuçlar mı doğuracak? </strong></p>
<p>Henüz belli değil çünkü Obama Amerikası denge siyaseti izliyor. İsrail&#8217;e sahip çıkıyor. Ama o da bir süre sonra İsrail&#8217;i savunamayacak noktaya gelecek. Kanımca, İsrail&#8217;deki hükümet bile bir süre sonra bu sürece dayanamayacak. Aslında Obama, Bush&#8217;un açmazına saplanıyor. Bush döneminde Amerika&#8217;nın çıkarlarıyla İsrail&#8217;in çıkarları örtüştürülmüştü. Dünya kamuoyunda Amerika&#8217;ya olan olumsuz duygu ve nefret çok artmıştı. Şimdi bu nefret gene körüklenecek. Amerika, dünyada büyük bir kamuoyu baskısı yaşayacak. Obama&#8217;ya yazık oluyor. Bush&#8217;un düştüğü tuzağa düşüyor. Bütün bir Filistin halkını, sırf Hamas denen bir siyasi partiyi cezalandırmak için cezalandırmak, Müslüman ve Hıristiyan dünyanın kabul edebileceği bir şey değil. </p>
<p><strong>İsrail neden bilerek bir Türk gemisine saldırdı? </strong></p>
<p>Gemi olayı  çok uzun zamandır devam eden bir sürecin sonucu aslında. İsrail, Türkiye&#8217;ye &#8220;Ben senin yeni dünya düzeninde ve Ortadoğu&#8217;da yeni rolünü kabul etmiyorum. Bölgesel güç olmanı kabul etmiyorum&#8221; demek için saldırdı. Şöyle anlatayım. Türkiye, Ortadoğu&#8217;da yeni bir rol oynamak istiyor. Ama İsrail bunu istemiyor. Oysa Türkiye, Ortadoğu&#8217;da oynamak istediği yeni rolün gereği olarak İsrail&#8217;le ilişkileri belli bir düzeyde götürmeye çalışıyordu. Ama artık bu ilişkinin böyle götürülemeyeceği son gemi olayıyla çok açık ortaya çıktı. İsrail, Türkiye&#8217;nin Ortadoğu&#8217;da oynamak istediği yeni role engel olacağını gösterdi.</p>
<p><strong>Türkiye İsrail ilişkileri nasıl olacak bundan böyle? </strong></p>
<p>İsrail&#8217;de yeni bir hükümet gelinceye ve ilişkileri düzeltmek için bazı yeni jestler yapıncaya dek ilişkiler kötüleşecek. Bunun, Türkiye&#8217;nin uluslararası platformlarda Ermeni meselesi yüzünden sıkıştırılması gibi Türkiye&#8217;ye yaşatacağı tabii bazı sonuçlar olacak. Ayrıca İsrail, PKK&#8217;nın Türkiye&#8217;nin yumuşak karnı olduğunu da çok iyi biliyor. Kürt meselesi deşilebilir, PKK eylemleri artabilir. Zaten Türkiye-İsrail ilişkilerini son yıllarda gerginleştiren nedenlerden biri de Türk makamlarınca duyumları alınan İsrail&#8217;in Kuzey Irak&#8217;ta yürüttüğü faaliyetler.</p>
<p><strong>Ne tür faaliyetler bunlar?</strong></p>
<p>İsrail 1960, 1970&#8242;lerden beri Kuzey Irak&#8217;ta bağımsız Kürt devleti kurulmasını destekliyor. Çünkü İsrail, Arapların düşmanı dostumdur felsefesine sahiptir ve Arap Birliği&#8217;ne, Arap egemenliğine karşı bütün hareketleri destekler. </p>
<p><strong>İsrail, Türkiye gibi bir müttefiki kaybetmeyi neden göze aldı? </strong></p>
<p>Türkiye&#8217;nin Irak&#8217;ta önemli bir güç haline geldiği, Suriye ile böylesine yakınlaştığı, İran&#8217;la diyalogunun çok iyi gittiği bir noktada, İsrail&#8217;le ilişkilerinin 1990&#8242;lardaki gibi olması zaten mümkün değildi. Türkiye ile İsrail arasında hep bir tahterevalli ilişkisi vardır. Türkiye&#8217;nin İran, Irak ve Suriye ile ilişkileri bozulduğunda, İsrail&#8217;le ilişkisi öne çıkar. Türkiye, Suriye, İran ve Irak ile yakınlaştığında ise İsrail&#8217;le ilişkiler mecburen kötüye gider. Çünkü bu iki ilişki aynı anda idare edilebilir bir ilişki değildir. Dolayısıyla İsrail, Kürt hareketlerini desteklerken. Türkiye de İran ve Irak ile yakınlaşır. Oysa 90&#8242;ların Türkiyesi&#8217;ni hatırlayın.</p>
<p><strong>Farklı  mıydı?</strong></p>
<p>Çok farklıydı. PKK, İran, Irak ve Suriye&#8217;deki dengelerden besleniyordu ve müthiş büyümüştü. Bunun karşısında biz, Türkiye ile İsrail yakınlaşmasını yaşadık. Türkiye&#8217;nin yeni dış politika paradigması açısından, artık böyle bir İsrail-Türkiye yakınlaşması 2000&#8242;li yıllarda mümkün değil. </p>
<p><strong>Türkiye kendine dünyada ve Ortadoğu&#8217;da yeni bir rota çiziyor. Türkiye&#8217;nin yeni dış politikasının hedefi ne? </strong></p>
<p>Türkiye&#8217;nin istediği şey, Ortadoğu&#8217;da ağabeylik, liderlik değil. Türkiye&#8217;nin yeni dış politikasının kısa ve uzun vadeli olmak üzere iki hedefi var. Kısa vadeli hedef, uzak ve yakın komşularla sıfır sorun. Uzun vadeli hedef de bölgesel bir oyuncu ve güç olmak. Sonra da giderek küresel bir güce dönüşmek. Çünkü iki kutuplu dünya bitti. Farklı bir dünya oluşuyor.</p>
<p><strong>Nasıl bir dünya doğuyor?</strong></p>
<p>Türkiye gibi Soğuk Savaş döneminde ikincil planda kalkmış ülkeler bu yeni dünya düzeninde &#8220;ekonomik ve yumuşak güçleriyle&#8221; öne çıkıyorlar. Soğuk Savaş döneminde öne çıkmanın yolu ise sadece askerî güçtü. Şimdi askerî güce yumuşak güç de eklendi. Yani siyasi ve kültürel değerlerinizle, insan hakları ve demokrasinizle, barışçıl söyleminizle başka ülkeleri kendi politikalarınız doğrultusunda yönlendirebiliyorsunuz, barışın zenginleştireceği konusunda onları ikna edebiliyorsunuz. Türkiye bugün Ortadoğu&#8217;da İslamcı veya seküler bütün aydınların dikkatle izlediği bir örnektir. </p>
<p><strong>Türkiye bölgede kimin yerini almaya çalışıyor? Ortadoğu&#8217;da bölgesel güç kim?</strong></p>
<p>Böyle bir güç yok. Kimsenin yerini almaya çalışmıyor. Türkiye yeni dış politikasıyla şunu söylüyor: Soğuk Savaş sonrasında yeni bir dünya var. Bu yeni dünyada yeni Ortadoğu, yeni Balkanlar, yeni Akdeniz, yeni Karadeniz, yeni Kafkaslar ortaya çıkıyor. Türkiye tarihinin ve ekonomisinin verdiği güçle bu yeni dünyada bir rol oynamak ve yeni dünyanın kurucu ülkesi olmak istiyor. Yani merkez ülke ve bölgesel güç olmak istiyor. Bazı çevreler ise bu yeni politikayı, &#8220;Çözemeyeceğimiz olaylara neden giriyoruz? Lübnan&#8217;daki, Filistin&#8217;deki olaylara biz neden müdahiliz? Başarı şansımız yok ki&#8221; diye eleştiriyorlar.</p>
<p><strong>Başarı  şansı var mı peki?</strong></p>
<p>Küresel bir oyuncu olmak istiyorsanız sorunu çözme şansınız olsun olmasın, her olaya müdahil olacaksınız ve her olayda masaya oturacaksınız ki, her olayda sizin de söz hakkınız olsun. Türkiye&#8217;nin dünyadaki yeri değişti. </p>
<p><strong>Yeri neydi, ne oldu? </strong></p>
<p>Türkiye, Soğuk Savaş&#8217;ta Batı savunma sisteminin ileri karakoluydu. Sovyetler&#8217;le çıkacak bir savaşta ilk savunma hattıydı. Yani Türkiye toplumu canlı kalkandı. Ve bu rolün gereği olarak da topluma bir deli gömleği giydirildi. İnsanlar dinledikleri radyo kanalı yüzünden bile hapis yattı. Türkiye bu iki kutuplu dünyada Ortadoğu&#8217;da da bazı işlere müdahil oldu. Bu yüzden de, sömürgelikten yeni kurtulmuş Arap ülkeleri ve Üçüncü Dünya tarafından Batı&#8217;nın uşağı olarak damgalandı ve uzun süre Ortadoğu ile ilişkilerini düzeltemedi. 1990&#8242;ların başında ise Soğuk Savaş bitti ve durum değişmeye başladı. Sovyetler dağıldı ve 20 küsur yeni devlet ortaya çıktı. Haritayı önünüze alın&#8230;</p>
<p><strong>Evet, ne göreceğiz?</strong></p>
<p>Pergelin bir ayağını Türkiye&#8217;nin üzerine oturtun, sonra diğer ayağı açıp dolaştırın. Balkanlar, Doğu Avrupa, Karadeniz, Rusya, Kafkaslar, Pakistan&#8217;ı da içine alan Ortadoğu, Akdeniz, Kuzey Afrika derken&#8230; Birkaç bin kilometre karelik bir alan içinde Türkiye ekonomisiyle, kültürel yapısıyla ve biz çok eksik bulsak da demokrasisiyle bu bölgede ciddi bir güç olarak ortaya çıkıyor. &#8220;Merkez ülke&#8221; de bu demek zaten.</p>
<p><strong>Türkiye&#8217;nin yeni dünya düzeninde sözü  geçen bir merkez ülke olması, Türkiye&#8217;de sokaktaki insana ne sağlayacak? </strong></p>
<p>İnsanların gelirleri artacak. Yeni küresel dünyanın bir gerçeği bu. Çünkü bölgesel güç olmak, ülke olarak ekonominizi ve ticaretinizi büyütüyor, insanların da refahını yükseltiyor. Türkiye&#8217;nin bu yeni dış politikasının temeli &#8220;iktisadi karşılıklı bağımlılık&#8221;. Türkiye birkaç yıldır G-20 ülkeleri arasında 16. sıraya oturdu bile. Hatta Birleşmiş Milletler&#8217;in listesinde de, Çin&#8217;den sonra Afrika&#8217;ya en büyük bağış yapan ikinci ülke oldu. Yeni Türk dış politikasının kodlarından biri de bu zaten. Eğer yeni dünya düzeninin kurucularından olmak istiyorsanız bütün dünyanın sorunlarıyla uğraşacaksınız. Türkiye şimdi bunu yapıyor işte.</p>
<p><strong>Türkiye nasıl bir Ortadoğu istiyor? </strong></p>
<p>Ortadoğu&#8217;da bir tarafta İran, Suriye, Hamas ve Hizbullah tarzı bir yapılanma var. Diğer tarafta Mısır, Ürdün gibi Amerikan güdümündeki ülkeler var. Bunlar, Irak, Lübnan ve Filistin üzerinden de birbirleriyle hesaplaşıyorlar. İki taraf da Türkiye&#8217;yi kendisine çekmek istiyor. Türkiye ise yeni dış politikasındaki rolüne uygun olarak şunu savunuyor. &#8220;Ben, Ortadoğu&#8217;da yeni bir soğuk veya sıcak savaş istemiyorum. Ben, Ortadoğu&#8217;da barış ve güvenlik istiyorum. Zenginleşmek istiyorum. Benim dış politikada dört ilkem var&#8221; diyor.</p>
<p><strong>Neler bunlar? </strong></p>
<p>Bir, herkes için güvenlik. Türkiye, &#8220;İsrail&#8217;in de güvenliğe hakkı var. Ama Filistinlilerin de ve İran&#8217;ın da güvenliğe hakkı var&#8221; diyor. İki, Türkiye herkesle diyalog istiyor. &#8220;Ortadoğu&#8217;da herkes birbiriyle konuşacak ve masada herkes olacak&#8221; diyor. Üç, karşılıklı ekonomik bağımlılık ve birlikte zenginleşme. Dört, çok kültürlü bir Ortadoğu. Kudüs&#8217;ün de, Kerkük&#8217;ün de çok kültürlü yapısı korunacak.</p>
<p><strong>Bir ara Hamas&#8217;ın silahlı kısmının Suriye&#8217;de sürgünde olan lideri Meşal&#8217;le görüşmüştü AK Parti hükümeti. Herkesle diyaloga Hamas da dâhil mi? </strong></p>
<p>Dâhil. Çünkü amaç, onu da masaya çekmek ve pozisyonunu yumuşatmak. Ona da, &#8220;Bak. Ortadoğu&#8217;da barış hepimizin işine yarar&#8221; demek. Dolayısıyla herkesle diyalog ilkesine göre, masada Hamas da olacak. İran da olacak. Mısır da, Suriye de olacak. Kimse dışlanmayacak. Türkiye&#8217;de bu politika çok tartışılıyor ama&#8230; Türkiye&#8217;nin bu tür çabalarına uluslararası kamuoyundan destek geliyor. Çünkü onlarla masaya oturup, &#8220;kardeşim biraz yumuşayın, uluslararası sisteme biraz uyum sağlayın, uzun vadede bundan sizler kazanacaksınız&#8221; diyebilecek Türkiye&#8217;den başka bir ülke yok. Türkiye, Ortadoğu&#8217;ya demokrasi ve farklı kültürlerle birarada yaşamayı öneriyor. &#8220;Ben yeni dünya düzeninde artık yeni bir dil konuşmak istiyorum. Amerika&#8217;yla da yeni bir dille ilişki kurmak istiyorum&#8221; diyor.</p>
<p><strong>Bu durumda Türkiye, yeni Ortadoğu politikasında Amerika&#8217;yla çatışıyor mu? </strong></p>
<p>Hayır. 2007&#8242;de Türkiye ile Amerika bir stratejik belge imzaladılar. Oradaki on maddede, Ortadoğu&#8217;ya barış gelmesi konusunda Türkiye ile Amerika aynı  düşünüyorlar ama yöntemleri farklı. Amerika, Ortadoğu&#8217;ya barış getirmek için gerekirse savaş ve şiddet yoluna başvuruyor. Türkiye ise &#8220;Henüz Irak&#8217;taki savaşı kaldıramamış bir Ortadoğu, bölgede yeni bir savaşı ve sertliği kaldıramaz. Bölgeye barış, diyalog ve diplomasiyle gelmeli&#8221; diyor. Türkiye&#8217;nin dış politika dili aslında Avrupa Birliği&#8217;yle uyuşuyor ama&#8230; Türkiye Amerika&#8217;yla da hedefte çatışmıyor. Sadece metotlarda çatışıyor.</p>
<p><strong>Zaten bölgesel ve küresel bir güç olmak isteyen bir Türkiye Amerika ile çatışmayı göze alabilir mi?</strong></p>
<p>Hayır. Böyle bir Türkiye Amerika ile çatışamaz. &#8220;Türkiye dış politikada eksen kayması yaşıyor&#8221; diyenler de zaten yanılsama içindeler. Çünkü Türkiye merkez ülke rolü oynayacaksa, Rusya&#8217;yla da, Avrupa&#8217;yla da, Çin&#8217;le de, Amerika&#8217;yla da maksimum iyi ilişkileri kurmak zorunda.</p>
<p><strong>Arap halkları  ve Filistinliler Türklere, özellikle de Erdoğan&#8217;a büyük bir hayranlık duyuyorlar. Arap yöneticileri bu konuda ne düşünüyor? </strong></p>
<p>Memnun değillerdir. Çünkü Türkiye sonuçta demokrasiyi işletiyor ve serbest seçimler yapıldığı sürece de farklı bir ülke haline geliyor. Aslında Türkiye, Arap rejimlerini bilinçli olarak eleştirmiyor. Oysa Büyük Ortadoğu Projesi döneminde, Abdullah Gül&#8217;ün ve Erdoğan&#8217;ın insan hakları ve demokrasinin bölgeyi zenginleştireceği, kalkındıracağı söylemleri vardı. Son dönemde söylemlerdeki demokrasi vurgusu tamamen ortadan kalktı. Bunun yerini, &#8220;ekonomi, ticaret ve karşılıklı bağımlılıkla zenginleşme&#8221; vurgusu aldı. Halep&#8217;le Antep kardeş şehir oldu. Bu sürecin meyvelerini topluyoruz şu anda. Bölgede ihracatımız katlanarak artıyor, ticaret arttıkça siyasi, sosyal ilişkiler de gelişiyor.</p>
<p><strong>Türkiye, İran konusunda Brezilya ile birlikte önemli bir güç olarak çıktı  ortaya. Bu politika, Türkiye Amerika ilişkilerini nasıl etkiler? </strong></p>
<p>Türkiye ile Amerika arasında barış, istikrar, enerji güvenliği gibi hedeflerde bir sorun yok. Metotlarda anlaşmazlık var. Türkiye de İran&#8217;ın bir nükleer güç olmasını asla istemiyor. Türkiye, Amerika&#8217;ya, &#8220;Ben Ortadoğu&#8217;da yeni bir savaşı kaldıramam. Ortadoğu&#8217;nun kendisi de yeni bir savaşı kaldıramaz. Sorun mutlaka barışçı yollarla çözülmeli&#8221; diyor. Türkiye ile Amerika arasında üç, dört yıldır hep bu tartışma var. Son inisiyatifte, Türkiye yanına kendisi gibi yeni yükselen güç Brezilya&#8217;yı aldı ve &#8220;biz de dünyada aktif rol alarak oynayabiliriz&#8221; dedi. İki ülke İran&#8217;ı razı edilemez bir şeye razı ettiler. Üstelik Obama&#8217;nın Türkiye&#8217;ye gönderdiği mektuptaki şartlara uygun bir şekilde bunu yaptılar. Ama şimdi kulis bilgilerinden anlıyoruz ki, Amerikalılar aslında bu işin becerilebileceğine inanmamışlar. Türkiye ve Brezilya için, &#8220;bırakalım biraz oyalansınlar&#8221; demişler.</p>
<p><strong>Obama bütün bu tabloda nerede duruyor? </strong></p>
<p>Obama Amerika&#8217;daki İsrail yanlısı kuruluşlara ve lobilere kendini ispat etmeye çalışıyor. Dolayısıyla taviz veren bir yaklaşım sergiliyor. Obama efsanesinin bitmesi, dünya için de, Amerika için de iyi olmaz. İsrail yanlısı lobiler, tekrar İsrail&#8217;le yakınlaşma olabilir diye Türkiye&#8217;de de CHP-MHP koalisyonunu istiyorlar.</p>
<p><strong>Türkiye, İran ve Hamas&#8217;ı destekliyor, Amerika ve İsrail ile çatışıyor. Bu politikamızda &#8220;dinî&#8221; bir motif var mı? Yoksa Müslüman ülkeleri ve örgütleri desteklememiz sadece şartlardan mı kaynaklanıyor? </strong></p>
<p>Eğer aynı dışişleri bakanı Yunanistan ve Rusya&#8217;yla da stratejik ittifak kurabiliyorsa, o zaman &#8220;dinî motif&#8221; tarzı eleştiriler anlamsız oluyor. Ortadoğu&#8217;da iki gruplaşma var. İran, Suriye, Hamas, Hizbullah bir tarafta. Mısır, Ürdün, İsrail, Amerika bloğu diğer tarafta. Hatta bunlar Irak&#8217;ta da iktidar mücadelesi yapıyorlar. Türkiye iki tarafla da ilişkisini sürdürüyor. Amerikalılar, 2007-2008&#8242;de, Türkiye&#8217;nin pozisyonuna çok itiraz ettiler ve Türkiye&#8217;ye &#8220;safını seç&#8221; dediler.</p>
<p><strong>Türkiye ne dedi?</strong></p>
<p>Türkiye, &#8220;ben saffımı seçmeyeceğim. Ben iki taraflı diyalogumu sürdürürüm. Benim amacım iki tarafı biraraya getirip hepsiyle aynı masaya oturmak&#8221; dedi. Şimdi sormak lazım. Acaba Rusya&#8217;yla, Suriye&#8217;yle, Yunanistan&#8217;la ilişkilerimizi aynı anda maksimize etmek Türkiye&#8217;nin hangi milli çıkarına zarar veriyor? Bir tek Suriye&#8217;yle ortak strateji toplantısı yapılsa eleştiriler haklı olabilir ama bu toplantılar bütün komşularımızla yapılıyor.</p>
<p><strong>Dünya, Türkiye&#8217;nin yeni politikasını  nasıl değerlendiriyor? </strong></p>
<p>Anlamlı  görüyorlar. Zaten o yüzden el uzatıyorlar. Rusya, Türkiye&#8217;de bu gücü, potansiyeli görmese, Türkiye&#8217;yle elli anlaşma imzalar mı? Putin gibi biri Türkiye&#8217;yle ortak bakanlar kurulu toplantısı yapar mı? Brezilya maceraya girer mi? Hepsi Türkiye&#8217;yi birlikte yürünecek yükselen bir güç olarak görüyor.</p>
<p><strong>Türkiye, Gazze&#8217;de gösterdiği hakşinas ve adaletli yaklaşımı  Sudan&#8217;la Darfur konusunda neden göstermiyor sizce? </strong></p>
<p>Bizim dışişleri çevreleri ambargolara inanmıyor. Bu tür dış politika araçlarının tarafları daha da keskinleştirdiğini düşünüyorlar. El Beşir&#8217;e de, Hamas lideri Meşal&#8217;e de, İran&#8217;a da kapalı kapılar ardında çok açık mesajlar verildi. Eğer İran, Brezilya ile olan son inisiyatife evet demeseydi, Türkiye mesajını açıkça vermişti. &#8220;Benden bu kadar&#8221; diyecekti. </p>
<p><strong>Türkiye&#8217;nin bu yeni politikası ne tür kazançlar ve kayıplar yaratır? </strong></p>
<p>Biz başta Kürt sorunu olmak üzere kendi iç meselelerimizi çözebildiğimiz sürece dışarıda başarılı olacağız. Nirengi noktası Kürt sorunudur. Kendi Kürt sorununu halletmeden Türkiye tam anlamıyla güçlü bir ülke haline gelemez dünyada. </p>
<p><strong>Yeni bir Ortadoğu ve yeni bir dünya mı  oluşuyor? </strong></p>
<p>Evet. Er ya da geç, Amerika politikasını değiştirmek zorunda kalacak. Çünkü yeni Ortadoğu&#8217;da birkaç şey oluyor. Mesela yeni Irak doğuyor. Eski Irak güçlü bir Arap devletiydi. Yeni Irak ise Kürt-Şii ve Sünni bir devlet. Ayrıca Ortadoğu&#8217;da üç farklı kuşak ortaya çıkacak. Bir, Şii Arap kuşağı. Pakistan&#8217;dan Yemene kadar Şii çoğunlukların ve azınlıkların olduğu Pakistan-İran-Irak ve Lübnan çizgisi bu. Bu kuşağın başını İran çekecek. İki, Sünni kuşak. Müslüman Kardeşler felsefesini benimsemiş partilerin hâkim olacağı bir kuşak bu&#8230; Üç, İran, Suriye, Kuzey Irak ve Türkiye&#8217;yi içine alan Kürt kuşağı. Türkiye işte bu üç kuşağı dengeleyen bir güç olmak istiyor. Kürt meselesini çözen bir Türkiye bu üç kuşağı birleştiren ve dengeleyen bir güç olabilir.</p>
<p><strong><a href="mailto:neseduzel@gmail.com">neseduzel@gmail.com</a></strong></p>
<p style="text-align: right;"><strong><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank">A<span style="color: #0000ff;">merika Tedavi Edilebilir mi?</span></a></span></strong></p>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-7855" title="20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt-203x300.jpg" alt="" width="115" height="166" /></span></a> <span style="color: #000000;">Bayrak y</span><span style="color: #000000;">akmanın ve Amerikan/İsrail mallarını protesto etmenin dışında bir şeyler yapmak gerektiğini düşünenler için yapılmış bu çalışmayı ilginize sunuyoruz.</span><span style="color: #000000;"> </span><span style="color: #000000;">ABD desteği son bulmadan Ortadoğu’nun psikopatı İsrail’in saldırganlığı bitmeyecek ve Ortadoğu’ya huzur gelmeyecek gibi görünüyor. Vietnam’da ve Latin Amerika’da yaşanan katliamlar Ortadoğu’da devam ediyor.</span></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"> </span><span style="color: #000000;">Amerikalılar neden bu kadar gaddar? Dünyanın geri kalan kısmında yaşayan insanlara karşı niçin bu denli acımasız? <a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank">Buradan indirin.</a></span></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"></span></div>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2010/06/08/israil-kurt-sorununu-desebilir/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2010/06/08/israil-kurt-sorununu-desebilir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>MOSSAD için çalışmak ister misiniz?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/07/07/bugun-mossad-icin-ne-yaptin-2/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2009/07/07/bugun-mossad-icin-ne-yaptin-2/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 07 Jul 2009 07:50:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Yılmaz</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kitap Tanıtımı]]></category>

		<category><![CDATA[MOSSAD]]></category>

		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>

		<category><![CDATA[siyonizm]]></category>

		<category><![CDATA[İsrail]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5568</guid>
		<description><![CDATA[
 Ortadoğu&#8217;nun BaşPsikopatı İsrail sizden ufak bir yardım istese kabul eder misiniz?
Çevrenizde böyle bir teklife evet diyebilecek insanlar var mı? Farkında olmadan yardım etme ihtimaliniz hiç mi yok? Asla? O halde rahat uyuyalım, ülkemiz dahilinde siyonistlerin eli kolu bağlı demek ki&#8230;
 Bir kitaptan bahsetmek istiyordum uzun zamandır, eski MOSSAD ajanı Victor Ostrovsky&#8217;nin ağzından bu örgütün çalışma (ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/07/20090630_derin_dusunce_org_mossad_2.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-5570" title="20090630_derin_dusunce_org_mossad_2" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/07/20090630_derin_dusunce_org_mossad_2-238x300.jpg" alt="" width="238" height="300" /></a></p>
<p> Ortadoğu&#8217;nun BaşPsikopatı İsrail sizden ufak bir yardım istese kabul eder misiniz?</p>
<p>Çevrenizde böyle bir teklife evet diyebilecek insanlar var mı? Farkında olmadan yardım etme ihtimaliniz hiç mi yok? Asla? O halde rahat uyuyalım, ülkemiz dahilinde siyonistlerin eli kolu bağlı demek ki&#8230;</p>
<p> Bir kitaptan bahsetmek istiyordum uzun zamandır, eski MOSSAD ajanı Victor Ostrovsky&#8217;nin ağzından bu örgütün çalışma (ve çalışTIRma) yöntemlerini anlatıyor. Kitabın orjinal adı &#8220;<a href="http://www.amazon.com/Way-Deception-Making-Unmaking-Officer/dp/0971759502/ref=sr_1_1?ie=UTF8&amp;s=books&amp;qid=1246398703&amp;sr=8-1">By Way of Deception</a>&#8220;. Türkçe&#8217;ye <a href="http://kitapadresi.com/magaza/prddet.php?pid=53252spid=1010369/">Hile Yolu</a> adıyla çevrilmiş. Orijinal başlık içindeki &#8220;deception&#8221; (=düş kırıklığı) kelimesi dikkate değer. Birazdan sebebine geleceğim.</p>
<p> Bu tür kitaplara temkinle yaklaşırım, gerçekleri çarpıtma, dezenformasyon amacıyla yazılmış bir çok kitap gördüm. Ama bu kez farklı. Kitabın yayınlanmasını engellemek için İsrail&#8217;in giriştiği yasal ve yasadışı eylemlerle <span id="more-5568"></span>katlandığı riskler göz önüne alınırsa içerik gerçekten dikkate değer olabilir diye düşünmüştüm daha okumadan&#8230; Okudukça Ostrovsky&#8217;nin &#8220;içeriden&#8221; yazdıklarını hakikaten inandırıcı buldum. Meselâ 1981&#8242;de Iraktaki bir nükleer santralin vurulduğu <em><a href="http://news.bbc.co.uk/2/hi/middle_east/5020778.stm">Mivtza Opera</a></em> (מבצע אופרה) gibi olaylar o günlerin aktüalitesiyle örtüşüyor.</p>
<p> Fakat bundan çok daha önemli bir kaç nokta var ki üzerinde durmaya değer:</p>
<ul>
<li>1) Eski ajan Victor Ostrovsky&#8217;nin MOSSAD&#8217;dan ayrılma sebebi,</li>
<li>2) Dünyadaki Yahudilerin MOSSAD tarafından sömürülme yöntemleri,</li>
<li>3) Yahudi olmayanların MOSSAD&#8217;a hizmet etmesinin sağlanması,</li>
<li>4) Bütün bunların Türkiye&#8217;nin çıkarları açısından değerlendirilmesi.</li>
</ul>
<p> <strong>1) Eski ajan Victor Ostrovsky&#8217;nin MOSSAD&#8217;dan ayrılma sebebi</strong></p>
<p>Ostrovsky önce İsrail ordusuna sonra da gizli servise son derece &#8220;romantik&#8221; hislerle giriyor. Kutsal Topraklarda kurulan kutsal(!) devlete, ulusuna hizmet edecek, yeryüzünde iyiliğin son kalesi(!) olan bu ülke uğruna gerekirse canını bile feda edecek.</p>
<p> Ancak zamanla uyanıyor Ostrovsky. Bir kere MOSSAD içinde kişisel ve politik çekişmeler var. İkincisi örgüt içinde yükselmiş kimi liderler elemanları &#8220;<strong>özel işleri için</strong>&#8221; kullanıyor. Bir anlamda Ergenekonlaşmış bir MOSSAD çıkıyor karşımıza. İsrail&#8217;in &#8220;yüksek&#8221; çıkarlarıyla ilgisi olmayan hatta bazen çelişen operasyonlar yapılıyor.</p>
<p> Ostrovsky bu konuyu gündeme getiren ilk kişi değil. MOSSAD ajanlarının devlet denetiminden uzak işler çevirdikleri, uyuşturucu ve silah kaçakçılığı yaptıkları, kara para akladıkları uzun zamandır biliniyor. Afrika ülkelerinde darbe ya da soykırım olmadan bir kaç gün önce faaliyet gösteren İsrailli ajanların resimleri yayınlanmıştı Fransız gazetelerinde. MOSSAD aslında bütün gizli örgütlerin izlediği yolu izliyor: <strong>Güvenlik sebebiyle oluşturulan &#8220;resmî denetimsizlik&#8221; ve bunun yol açtığı bir tür mafyalaşma, devlet eliyle beslenen bir terör örgütüne dönüşme.</strong> Kimin elinin kimin cebinde olduğu belli olmayan bu &#8220;dumanlı hava&#8221; içinde gizli örgütler kendi hükümetlerini deviriyor, seçim öncesi askerî operasyonlara zemin hazırlamak için sahte terörist saldırılar düzenliyor, yabancı ülkelerin terör örgütlerine eleman ve silah ödünç veriyorlar&#8230;</p>
<p> Bir de MOSSAD&#8217;ın özel bir durumu var: CIA ya da eski KGB gibi ağır bürokrasilerin tersine bu örgütte hiyerarşi çok zayıf. Bu bilinen ve istenen bir şey. Örgütün manevra kabiliyeti yüksek, tehlike halinde feda edilmesi gereken ajan sayısı az, &#8230;. Ancak bu dağı<strong>T</strong>ık (distributed) örgütlenme herkesin kendi başına iş çevirmesini de kolaylaştırıyor.</p>
<p> İşte Ostrovsky&#8217;nin kitabı <strong><a href="http://www.amazon.com/Way-Deception-Making-Unmaking-Officer/dp/0971759502/ref=sr_1_1?ie=UTF8&amp;s=books&amp;qid=1246398703&amp;sr=8-1">By Way of Deception</a></strong> (Türkçesi <a href="http://kitapadresi.com/magaza/prddet.php?pid=53252spid=1010369/">Hile Yolu</a>) bu yozlaşmayı, içten çürümeyi son derecede elle tutulur bir biçimde aktarıyor.</p>
<p> <strong>2) Dünyadaki Yahudilerin MOSSAD tarafından sömürülmesi</strong></p>
<p>Yahudiler Siyonist propagandanın etkisiyle kendilerini her an yok edilmesi muhtemel bir topluluk olarak görüyorlar. Bizim ülkemizde de <strong>&#8220;Türk&#8217;ün Türk&#8217;ten başka dostu yoktur&#8221;</strong> sloganıyla simgeleşen bu &#8220;yanlızlık&#8221; saplantısı bütün milliyetçi-militarist hareketlerin ortak noktası. Can korkusuyla kendi ırkına, ordusuna ve devletine sarılıyor insanlar. Bu da eleştiriden, çok seslilikten hoşlanmayan güçler için rahat bir çalışma ortamı hazırlıyor.</p>
<p> Ancak İsrail için yine özel bir durum söz konusu. Ülke nüfusu kadar yani 7 milyon Yahudi yaşıyor dünyada. Meselâ Almanya&#8217;daki 2-3 milyonluk Türk vatandaşı gibi dünyanın bütün ülkelerinde bir Türk azınlık yaşadığını farz edelim. Türk gizli servisinden bir ajan bazı özel yardımlara ihtiyaç duyabilir zaman zaman:</p>
<ul>
<li>- Kimlik göstermeden kalacak bir otel odası bulmak,</li>
<li>- İz bırakmadan yüklü miktarda para transfer etmek,</li>
<li>- Polis tarafından yakalanmışken serbest bırakılmak,</li>
<li>- Hastahaneye gidip dikkat çekmeden kolundaki kurşunu çıkarmak,</li>
<li>- Vs.</li>
</ul>
<p> Böylesi durumlarda Türk asıllı bir otel görevlisi, bir bankacı, bir polis memuru ya da bir hemşire çaktırmadan herşeyi halledebilir. İşte Sayanim (=yardımcılar) dediğimiz örgütlenme böyle çalışıyor. MOSSAD ajanlarını gittikleri her ülkede bir İsrail dostu &#8220;vatanseverler listesi&#8221; bekliyor.</p>
<p> Tabi böyle bir örgütlenmenin işlemesi için Yahudilerin nispeten bir baskı-korku-suçluluk içinde yaşamaları gerek. Yoksa meselâ bir hemşire<strong> &#8220;neme lâzım kardeşim, ben bulaşmam böyle işlere, yasalara göre polis çağırmam gerek&#8221; </strong>diyebilir. Ama bir Yahudi Kanadalı, Fransız ya da Türk vatandaşı oluşunu ikinci plana atıp dinsel aidiyetini öne alıyor. İsrail&#8217;in &#8220;kutsal çıkarları&#8221; uğruna bu riskleri alıyor. Neden?</p>
<ul>
<li>- <strong>Batı medyasında birçok yönetici bu davaya gönül vermiş insanlar</strong>. Her fırsatta Hitler&#8217;in yaptığı katliamları hatırlatacak bir film, belgesel, kitap, resim sergisi vb üretiyorlar. Öyleki meselâ Fransa&#8217;da istesem günde 24 saatimi bu konuyla ilgili YENi TV programı, kitap vb okumaya, seyretmeye ayırabilirim. Hatta şu anki cumhurbaşkanı Sarkozy her ilkokul çocuğuna bir katliam kurbanını eşleştirmek ve yıl boyunca çocuğa o olayları yaşatmak suretiyle bu beyin yıkamayı daha da ileri götürmeyi teklif etti.</li>
<li>- Filistinli direnişçilerin yaptıkları en ufak bir eylem İsrail&#8217;in varlığını ve milyonlarca Yahudinin hayatını tehdit eden bir saldırı gibi gösteriliyor. Bu da İsrail dışında yaşayan Yahudilerin endişesini ve suçluluk (=İsrail&#8217;e borçluluk) duygusunu arttırıyor.</li>
<li>- Mahmud Ahmedinejad gibi insanlar Filistin&#8217;i iç politika malzemesi yapıp <strong>&#8220;İsrail&#8217;i haritadan sileceğiz&#8221;</strong> dedikçe Siyonistlerin ekmeğine yağ sürülüyor. Ölüp gitmiş bir Hitler, &#8220;terbiye edilmiş&#8221; bir Almanya yerine kanlı-canlı bir Ahmedinejad ve nükleer füze yapmaya çalışan bir &#8220;kaka-pis&#8221; İran Siyonist propaganda için çok daha kullanışlı. Bu tür ucuz kahramanlıklar soyut Siyonist korkuları bir anda somutlaştırıyor, yalanlar gerçek(!) oluyor.</li>
</ul>
<p> <strong>3) Yahudi olmayanların MOSSAD&#8217;a hizmet etmesinin sağlanması</strong></p>
<p>MOSSAD ajanları çok sık biçimde Müslüman ülkelerde faaliyet göstermek zorundalar. Hem komşuları hem de İsrail&#8217;in düşmanları önemli ölçüde bu coğrafya dâhilinde. Sorunsuz biçimde çalışabilmek için MOSSAD operasyonları sıradan günlük işler şeklinde küçük parçalara bölüyor. Bir otelde oda ayırmak, bir kitabın fotokopisini çekmek, araba kiralamak&#8230; Tabi bu bölünmüş işlerin içinde bir kısımı yine de silah, bomba vs kullanmayı, gece gizlice bir büroya girmeyi gerektiriyor ama &#8220;masum&#8221; işleri &#8220;ötekilere&#8221; yaptırmak çok daha ucuz ve güvenli.</p>
<p> Bir de &#8220;gri&#8221; işler var. Ne yasal ne de tamamen yasadışı. İşte Ostrovsky&#8217;nin kitabında başlıktan itibaren çok iyi işlenmiş en iyi nokta bu: insanın doğası. Nasıl oluyor da Iraklı bir mühendis ülkesindeki nükleer santralin planlarını MOSSAD ajanlarına veriyor meselâ?</p>
<p> İnsan hayatı usul usul akan bir nehir değil. Her zaman iniş çıkışlar, dertler, düş kırıklıkları bir yerlerde bizi bekliyor olabilir. Bir yakınımızın ağir hastalığı, bir boşanma, bir ölüm&#8230; Ağır bir borç, terfi etmeyi beklerken torpilli birinin yerimizi kapması&#8230; Yurtdışına görev için gönderilenleri de bu tür bir imtihan bekler. Arkadaşlarından ve ailesinden izole olan bir insan normalde olduğundan çok daha kırılgandır. Tuhaf bir raslantıyla(!) hayatına girebilecek bir &#8220;dosta&#8221;, beklenmedik yerden gelecek bir paraya ya da kaçamak bir sevgiliye kapıları ardına kadar açılmış olabilir.</p>
<p> İnancı ve özgüveni olan, çevresinden destek gören insanlar bu tür imtihanlardan güçlenerek çıkarlar. Ama bir kez başarmış olmak sonrakiler için bir garanti değildir yine de.</p>
<p> Bu gibi durumlardaki insanları kullanmak için MOSSAD ajanlarının kullandığı ilginç bir öğüt var: <strong><em>&#8220;Birini uçurumdan aşağı yuvarlamak mı istiyorsun? Önce onu uçurumun kenarına getirmelisin&#8221;</em></strong> .</p>
<p> Tahmin edebileceğiniz gibi örgüt ajanları ihtiyaç duydukları kimselere kendilerini tanıtırken İsrail ile ilgili hiç bir şeyden bahsetmiyorlar. Daha çok profesyonel bir amaçla meselâ Brezilya ile Arjantin arasında yapılacak ticarî bir anlaşmada kullanmak için <strong>ufak(!) bir bilgi</strong> rica edilebiliyor. Karşılığında da oldukça iyi bir ödeme yapıyorlar. MOSSAD&#8217;a (bilmeden) yardım etmek için illâ ki bir nükleer santralde çalışmanız ya da füze sistemlerinde uzman olmanız gerekmiyor. Bazen çok sıradan bir işte çalışanlar bile bu örgütün hedefinde olabilir. İşyerinizde çalışanlarının isimleri, telefonları, görevleri, ev adresleri, hobileri, eşlerinin ve çocuklarının isimleri, okudukları okullar bir MOSSAD operasyonu için gerekli olabilir.</p>
<p> <strong>4) Bütün bunların Türkiye&#8217;nin çıkarları açısından değerlendirilmesi</strong></p>
<p> Az önce &#8220;kırılgan&#8221; insan tarifi yaptık ve gerek MOSSAD gerekse başka gizli örgütlerin bu insanlardan istifade edebileceğini anlattık.</p>
<p> Bu &#8220;kırılgan&#8221; insan grubuna dâhil edilmesi gereken bir kategori daha var aslında ki Türkiye için büyük önem taşıyor: <strong>Devlet eliyle ve sistematik bir biçimde</strong> haksızlığa uğramış insanlar. Adaletin yerini bulmadığını, kendilerine karşı ayrımcılık yapıldığını düşünen bütün etnik, siyasî ve dinî azınlıklar potansiyel olarak bu gruba girebilir. Elbette birçok insan <strong>&#8220;ne yapalım, bizim memleketimiz de böyleymiş&#8221;</strong> diye sineye çekiyordur ama hepimiz insanız.</p>
<p> Bıçak kemiğe dayandığı yerde <strong>&#8220;madem bu devlet beni hor görüyor ben de ona karşı sadakat duymuyorum&#8221; </strong>deme noktasına gelmek mümkün.</p>
<p> Meselâ Fransa&#8217;da bir terör örgütü için en &#8220;verimli topraklar&#8221; Paris, Lyon gibi büyük şehirlerin fakir banliyöleridir. Çünkü bu yerlerde polis kanunları daha kolay çiğner. Polisin aleyhine dava açmak ve kazanmak daha zordur. Kimliğini göstermeyen biri özellikle zenci ya da Arap ise gözaltına alınabilir. Karakolda şiddet görebilir. Türkiye ile karşılaştırılabilecek seviyede olmasa da <strong>devlet eliyle uygulanan, meşru(!) şiddetin </strong>yargı denetiminden kaçabildiği bu yerlerde Fransa devleti zayıftır. Halk ile devletin arası açıktır.</p>
<p> Değerli dostumuz <a href="http://www.derindusunce.org/author/mustafaakyol/">Mustafa Akyol</a> bir yazısında (mealen) <strong>&#8220;evet, insanın devletini sevmesi gerekir ama o devletin de sevilecek bir tarafı olması gerekmez mi?&#8221;</strong> diye sormuştu. Adalet konusunda çok sayıda zaafı var ülkemizin. Ve bu zaaflar hergün yeni &#8220;kurbanlar&#8221; üretiyor. Ya da <a title="Rasim Ozan Kütahyalı tarafından yazılan yazılar" href="http://www.derindusunce.org/author/rasimozan/">Rasim Ozan Kütahyalı</a>&#8216;nın dediği gibi &#8220;zenciyi zenciye kırdırma metodu&#8221; halk ile devletin arasını açıyor.</p>
<p> İsmet İnönü zamanında uygulanan Varlık Vergisi ile Hristiyan ve Yahudilerin mallarına el konulması, <a href="http://www.derindusunce.org/2009/05/28/pkkyi-dis-mihraklar-mi-kurdu/">Dersim olayları</a>, 6-7 Eylül&#8217;de yeniden hedef seçilen Hristiyan ve Yahudilerin öldürülmesi, talan edilen ev ve işyerleri, <a href="http://www.derindusunce.org/2008/12/05/madimak/">Madımak Katliamında</a> hedef seçilen Alevîler, Güneydoğu&#8217;da OHAL yoluyla yaşamak dahil bütün hakları çiğnenen Kürtler&#8230;</p>
<p> Dediğimiz gibi hepimiz insanız ve sabrımızın bir sınırı var. Devletiniz sizi sürekli hedef gösterirse, potansiyel düşman, işbirlikçi olarak görürse? Diliniz, ibadetiniz yasaklanırsa? Tutuklanan yakınlarınız kaybolursa? Çocuklarınıza ülkenin resmî dini okulda zorla öğretilirse? Sizin cemaatinize karşı işlenen faili meçhul(!) suçlar cezasız kalırsa? &#8220;Ermeni dölü&#8221; diye fişlenirseniz? Bir genel kurmay başkanı çıkıp <strong>&#8220;Ne mutlu Türk&#8217;üm demeyenler bizim düşmanımızdır&#8221;</strong> derse, oy verdiğiniz siyasi parti bir belediye kazanınca bakanlar <strong>&#8220;bunlar da Ermenistan sınırına dayandı&#8221;</strong> diye homurdanırsa&#8230;</p>
<p> Bu demek değil ki bütün &#8220;azınlıklar&#8221; potansiyel birer MOSSAD ajanıdır. Ama Türkiye&#8217;nin aleyhine faaliyet gösterecek her örgüt &#8220;<strong>içeriden</strong>&#8221; olan, dili, kültürü bilen ve sisteme karşı hınç ile dolu insanlara ihtiyaç duyacaktır eylem yapmak için.</p>
<p> Elbette önce vicdanî sebeplerle savunuyorum ki Türkiye kimse kimseye &#8220;azınlık&#8221; muamelesi yapmamalıdır. Ama buna ek olarak:</p>
<ul>
<li>1) Adaleti zayıflatan bir yasayı değiştirMEYEN her milletvekili,</li>
<li>2) Yasalara uymayan her polis ya da asker,</li>
<li>3) Bunlara seyirci kalan her savcı, hâkim, gazeteci ve sıradan vatandaş</li>
</ul>
<p>Bilmeyerek de olsa MOSSAD ve benzeri örgütlere zemin hazırlamış olmaz mı?</p>
<p> İşte Ostrovsky&#8217;nin kitabı <strong><a href="http://www.amazon.com/Way-Deception-Making-Unmaking-Officer/dp/0971759502/ref=sr_1_1?ie=UTF8&amp;s=books&amp;qid=1246398703&amp;sr=8-1">By Way of Deception</a></strong> (Türkçesi <a href="http://kitapadresi.com/magaza/prddet.php?pid=53252spid=1010369/">Hile Yolu</a>) bunları düşündürüyor insana. MOSSAD&#8217;ın ne tür insanlarla çalışmayı tercih ettiğini ve onları nasıl &#8220;baştan çıkardığını&#8221; görünce korkuldukları kadar güçlü olmadıklarını idrak ediyor insan. Gerek bu örgüt gerekse türlü komplo teorilerine konu olan masonlar, illüminati ve adını bile bilmediğimiz diğer oluşumlar üç şeyden istifade ederek güçleniyorlar:</p>
<ul>
<li>a) Devletlerin adaletsiz uygulamalarından,</li>
<li>b) Cemiyetlerin ahlâkî zayıflıklarından ve dayanışma eksikliğinden,</li>
<li>c) Bu ilk iki faktörün uçurum kenarına ittiği kırılgan insanlardan.</li>
</ul>
<p> Kitapta Ostrovsky&#8217;nin açıkça belirttiği gibi kendisiyle, devletiyle bir kavgası olmayan, elindekini yeterli bulan, düzgün aile yaşantısı içindeki bir insan <strong>MOSSAD&#8217;ın işine kesinlikle yaramayacak bir insandır</strong>. Bu son paragraftan çıkartabileceğimiz bir altın kural varsa şudur: Bu tür &#8220;dengeli&#8221; insanların yaşadığı adil bir devletin toprakları MOSSAD&#8217;in nefes alamayacağı bir iklimdir.</p>
<p> <strong>MOSSAD&#8217;dan kurtulabilecek miyiz bir gün?</strong></p>
<p>İnsan var oldukça zayıflıkları da var olacak elbette. Gerek MOSSAD gerekse başka yapılar bu zayıflıkları kullanmanın yeni yollarını icad edecekler şüphesiz.</p>
<p>Gelin görün ki Hz. Mevlânâ &#8220;Kur&#8217;an&#8217;ı açıklamak için yazdım&#8221; dediği Mesnevî adlı eserinde şöyle söylüyor:</p>
<p><em>&#8220;Ey insan, başkalarından gördüğün zulümler, kötülükler, senin kendi kötü huyunun onlardan aksetmesidir, görünmesidir. Senin varlığın, iki yüzlülüğün, zalimliğin, gafletin onlara aksetmiştir.  O sensin, sen kendini yaralıyorsun; lânet ipliğini, kendine, kendin dokuyorsun.&#8221;</em> (Cilt I, beyitler 1318-1320)</p>
<p>MOSSAD&#8217;ı veya siyonizmin saldırganlığını kendiliğinden oluşmuş bir dış düşman gibi görebiliriz. Ya da <strong>kötülük = iyiliğin ve adaletin eksikliği</strong> diyerek bakabiliriz olaylara. Bir fotoğrafın negatifi, bir heykelin kalıbı gibi&#8230; Müslümanların takvadan uzaklaştıkları anların, ihmallerin ve zulümlerin cisimleştiği, ete, kemiğe büründüğü, bombaya işgale dönüştüğü bir hâl olarak da görebiliriz bu &#8220;şeytanî&#8221; gücü. Eleştiriyi bu şekilde kendimize çevirdiğimiz zaman çözümü de kendimiz üretebiliriz.(Bkz. <a href="http://www.derindusunce.org/2007/05/19/muslumanlarin-ic-hastaliklari-ve-neo-cahiliyye-devrinin-sonu/">Müslümanların iç hastalıkları</a>)</p>
<p> Bu bakımdan özeleştiri yapmayı İsrail ya da Yahudi düşmanlığına göre çok daha verimli buluyorum. Rızık kapısı dükkânına <strong>&#8220;Yahudiler, Ermeniler ve köpekler giremez&#8221;</strong> tabelası asanların gaflet içinde MOSSAD&#8217;a hizmet ettiğini düşündüm ve Yahudilere yönelik nefretin Müslümanlar için bir afyon olduğunu savunageldim hep.</p>
<ul>
<li><a href="http://www.derindusunce.org/2009/01/20/muslumanin-afyonu-yahudi-nefreti-bolum-i/"><strong>Müslümanın afyonu</strong>: Yahudi nefreti - Bölüm I</a></li>
<li><a href="http://www.derindusunce.org/2009/01/22/muslumanin-afyonu-yahudi-nefreti-bolum-ii/"><strong>Müslümanın afyonu</strong>: Yahudi nefreti - Bölüm II </a></li>
<li><a href="http://www.derindusunce.org/2009/01/26/muslumanin-afyonu-yahudi-nefreti-bolum-iii/"><strong>Müslümanın afyonu</strong>: Yahudi nefreti - Bölüm III </a></li>
<li><a href="http://www.derindusunce.org/2009/02/03/muslumanin-afyonu-yahudi-nefreti-bolum-iv/"><strong>Müslümanın afyonu</strong>: Yahudi nefreti - Bölüm IV </a></li>
<li><a href="http://www.derindusunce.org/2009/02/23/muslumanin-afyonu-yahudi-nefreti-bolum-v/"><strong>Müslümanın afyonu</strong>: Yahudi nefreti - Bölüm V</a></li>
</ul>
<p> Çünkü bu özeleştiriler yapılmadığı müddetçe her çağda yeni MOSSADlar, yeni neoconlar, yeni psikopat devletler türeyecektir. (<a href="http://www.derindusunce.org/2009/05/12/abdyi-tedavi-etmek-mumkun-mu-bolum-i/">Bkz. Amerika Tedavi Edilebilir mi?</a>) Meselâ 11ci asırda İslâm coğrafyasını hallaç pamuğu gibi atan <strong>Haçlı seferleri ve Moğol saldırıları Siyonistlerin işi değildi</strong>. Filistin&#8217;den kat kat büyük bir bölgede asırlarca Müslüman kanı döken bu iki gücün bu yıkımı yapabilmesini <strong>mümkün kılan zemin neydi?</strong> İsrail&#8217;in Yahudi olması da bu bağlamda değerlendirilmelidir kanımca.</p>
<p> <strong>Bir insan MOSSAD&#8217;a karşı kafa tutabilir mi?</strong></p>
<p>Devletin adil olması gerektiğini anladık ama sıradan bir insan MOSSAD&#8217;a karşı kafa tutabilir mi? Bence bu mümkün. Öncelikle insanlar içlerindeki korkunun farkında olmalılar. Yani bir Cuma namazı çıkışı İsrail ve ABD bayrağı yakan Türkler, Pakistanlılar ya da İranlılar bunu cesaretlerinden mi yapıyorlar yoksa korkudan mı? Bush&#8217;un samanla doldurulmuş bir kuklasını yakan Mısırlılar, Ürdünlüler düşman belledikleri şeyin kendisine saldıramadıkları için bir maketine saldırıyorlar. Burada pagan bir davranış gözlüyoruz. <strong>Tıpkı ALLAH&#8217;ı unutanların O&#8217;nun yerine paraya, mevkiye yani putlara tapması gibi Cihad yapacak cesareti olmayan korkakların düşman yerine bir tür negatif puta saldırması</strong>.</p>
<p> Müslümanlar içlerindeki bu korkuyu yenmeliler bence. Yani sadece MOSSAD değil genel olarak bütün komplo teorilerini kasdediyorum. Neden? Farz edelim ki İslâm karşıtı komplo teorilerinin <strong>HEPSİ</strong> gerçek olsun. Üzerine de bilmediğimiz <strong>BİN</strong> komplo daha ekleyelim.</p>
<p> Kur&#8217;an&#8217;ın verdiği yanıt bellidir. <strong>&#8220;Onlar tuzak kurdular. ALLAH da tuzak kurdu. ALLAH tuzak kuranların en hayırlısıdır.&#8221; </strong>( Âl-î Imrân 54) (Aynı konuda : Enfâl 30, Yûnus 21, Nahl 127, Târık 15-16)</p>
<p>Benim bunlardan anladığım, Müslüman hayatını komplo teorilerine göre düzenleyemez. Komplo korkusu ALLAH korkusunun önüne geçip Müslümanı O&#8217;nun yolundan ayırmamalı.</p>
<p> Şu halde <strong>ümmetin tuzakları </strong>ne olabilir MOSSAD benzeri hilelerin yaşayamacağı bir iklim oluşturmak için? </p>
<ul type="disc">
<li>Sadece Türkiye Yahudilerini değil ulus-devletin tektipleştirici havanında dövülmüş, mağdur edilmiş herkesi kucaklayacak bir söylem oluşturmak,</li>
<li>Bu söylemi <strong>önce günlük hayata</strong> sonra toplumsal ve siyasî projelere yansıtmak,</li>
<li>Kürtlük, Alevilik, Hıristiyanlık ya da &#8220;safkan&#8221; Türklük üzerinden siyaset yapanların bilerek ya da bilmeyerek MOSSAD&#8217;a hizmet ettiğini görmek, onları <strong>oysuz bırakarak</strong> <strong>hak ettikleri yanıtı vermek</strong>.</li>
</ul>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2009/07/07/bugun-mossad-icin-ne-yaptin-2/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2009/07/07/bugun-mossad-icin-ne-yaptin-2/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bugün MOSSAD için ne yaptın?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/01/14/bugun-mossad-icin-ne-yaptin/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2009/01/14/bugun-mossad-icin-ne-yaptin/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Jan 2009 22:47:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Rasim Ozan Kütahyalı</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>

		<category><![CDATA[Ergenekon Nedir?]]></category>

		<category><![CDATA[MOSSAD]]></category>

		<category><![CDATA[darbe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=2944</guid>
		<description><![CDATA[Bu aralar bir yandan Ergenekon sürecinde son yaşanan operasyonları, gözaltına alınan devletin &#8220;saygın&#8221; adamlarını ve bombaların istiflendiği tarlaları konuşuyoruz&#8230; Bir yandan da Gazze kıyımını, İsrail devletinin hunharlığını ve acımasızlığını&#8230;
Aslında birbirine çok bağlı iki mevzu bunlar&#8230; Ergenekon meselesi ile İsrail meselesi arasında çok kritik bir bağ var. Bunu çok çok önemsiyorum&#8230; İzah etmeye çalışalım&#8230;
Öncelikle Ergenekon denilen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/01/20090113_derin_dusunce_org_mossad.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-2946" title="20090113_derin_dusunce_org_mossad" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/01/20090113_derin_dusunce_org_mossad.jpg" alt="" width="200" height="200" /></a>Bu aralar bir yandan Ergenekon sürecinde son yaşanan operasyonları, gözaltına alınan devletin &#8220;saygın&#8221; adamlarını ve bombaların istiflendiği tarlaları konuşuyoruz&#8230; Bir yandan da Gazze kıyımını, İsrail devletinin hunharlığını ve acımasızlığını&#8230;</p>
<p>Aslında birbirine çok bağlı iki mevzu bunlar&#8230; Ergenekon meselesi ile İsrail meselesi arasında çok kritik bir bağ var. Bunu çok çok önemsiyorum&#8230; İzah etmeye çalışalım&#8230;</p>
<p>Öncelikle Ergenekon <span id="more-2944"></span>denilen yapılanma esasen Türk devletinin yeraltı örgütlenmesidir&#8230; Derin devlet denilen şey, bizatihi devlettir bu ülkede, devlet de özü itibariyle askerdir&#8230; 70&#8242;ler, 80&#8242;ler, 90&#8242;larda da bu yapı aynı yapıydı&#8230; Aynı derin yapılanmadan bahsediyoruz&#8230; Sadece Türk devlet zihniyeti kendini yaşanan çağa adapte ettikçe, bu derin yapılanmanın ismi ve hedefleri değişiyor&#8230; Bu hedefler bazen devlet-dışı kimi ideolojik gruplarla benzeşiyor. Devlet, o gruplarla geçici ittifaklar kuruyor, onları içine alıyor, bir kaos ve darbe ortamının yaratılması için onları destekliyor. Yeri geldiğinde de bu grupları bozuk para gibi harcıyor, atıyor&#8230; Bu hep böyle oldu&#8230;</p>
<p>İsrail meselesinde de, Ergenekon zihniyeti iki yönlü strateji izliyor&#8230; Bir yandan içeride sistematik olarak Yahudi-düşmanlığını pompalıyor&#8230; Dışarıda ise tam anlamıyla İsrail-yandaşı bir rota izliyor&#8230; Bir yandan, askerî istihbarat marifetiyle yürütülen projelerle Yahudi-düşmanı kitaplar yazdırılıyor. Kimi televizyon dizilerine verilen lojistik destekle bu ırkçı düşmanlık körükleniyor (Bunu da detaylı yazacağım, 2002-2006 arası Ergenekon&#8217;un bir TV ayağı vardı)&#8230; Öte yandan İsrail ile savunma işbirliği anlaşmaları, 2 milyar doları bulan silah ticareti anlaşmaları, İsrail&#8217;in Gazze katliamını yaptığı uçakların deneme uçuşları için İsrail devletine tahsis edilen alanlar, hem hava hem deniz kuvvetleri bağlamında birlikte yapılan tatbikatlar&#8230; Bunları yapan da Türk devleti, Türk Silahlı Kuvvetleri&#8230; İsrail&#8217;in Gazze kıyımı gibi icraatları için gönüllü antrenman sahası niteliğinde bir ülke Türkiye&#8230; Fakat aynı Türkiye&#8217;de aynı devlet antisemitik politikalarla kendi Yahudi yurttaşlarını ülkeden kaçırtmak için elinden geleni yapıyor. Bu cumhuriyetin tarihi Yahudilere yapılan ahlak ve hukuk dışı uygulamalarla dolu&#8230; Dış ilişkilerde tam gaz İsrail-yandaşı olan devlet zihniyeti, diğer taraftan Müslüman yurttaşlarının İsrail ile Yahudileri özdeşleştirerek her ikisinden de nefret etmesini arzuluyor, bunu kışkırtıyor&#8230;</p>
<p>Ergenekon bağlamında son 6-7 yılın projesi de bu strateji üzerine oturuyordu&#8230; Erdoğan, Gül ve Arınç gibi isimlerin kökeninin Yahudi olduğu, onların İsrail&#8217;in ve ABD&#8217;nin adamı olduğu yönünde sistematik propagandalar yürüttü Ergenekon örgütü&#8230; Ergun Poyraz, bu işle görevlendirildi, o malum kitapları yazdı&#8230; Yalçın Küçük ve Soner Yalçın&#8217;ın &#8220;gayret&#8221;leri Ergenekon&#8217;dan ne kadar bağımsızdı? Bunu bu süreçte göreceğiz&#8230; Mütedeyyin Türkiye halkının mason, sabetayist, Yahudi denildiği zaman şalterlerinin atacağını bilen Ergenekon zihniyeti bir yandan halkı bu yolla AKP&#8217;den soğutmaya çalışıyor, bir yandan da yapılması tasarlanan darbe girişimi için dışarıda İsrail ve ABD&#8217;nin desteğini arıyordu&#8230; İsrail ve ABD&#8217;nin en aşırı-sağcı isimleriyle Ergenekon&#8217;un &#8220;proje ve tasarım&#8221;cı aktörlerinin yakın temasta olduğunu biliyoruz. Düşünün bu örgüt bir yandan da ülke içinde anti-emperyalist sol bir dil üzerinden İsrail ve ABD düşmanlığı propagandası yapıyordu!!</p>
<p>Türkiye halkında özellikle İslami kesimde Yahudi-düşmanı ırkçı duyguların azması, AKP hükümetinin de bu yönde davranması, Türk devlet zihniyetinin en çok isteyeceği şeydir&#8230; Türkiye&#8217;de militer/yarı-militer bir sistem Ortadoğu&#8217;da İsrail&#8217;in, küresel çapta da ABD&#8217;nin tam desteğini almadan hayata geçirilemez&#8230; Bu iki ülkenin tam desteğini almak için de seçilmiş Türk hükümetinin İsrail ve ABD karşıtı olduğuna bu iki ülke &#8220;establishment&#8221;inin ikna edilmesi gerekir&#8230; O sebeple Türk sivil hükümetlerinin İsrail ve ABD karşıtı çıkışlarından apoletli güçler hep çok memnun olmuştur. 69-71 ve 79-80 döneminde Demirel tam istedikleri gibi davranmıştı mesela&#8230; Sivil hükümetlerin bu çıkışları dış destek bağlamında darbecilerin elini güçlendirir&#8230; İsteniyor ki, halk bir yandan sistematik propaganda yoluyla Yahudi-karşıtı, Batı-karşıtı çizgide tutulsun, İsrail&#8217;in ve ABD&#8217;nin sert politikaları bunu beslesin, seçmenlerin bu yoğun duyguları siyasi partileri ve hükümetleri etkilesin, seçilmiş hükümetler gaza gelip ona göre karşıt politikalar uygulasın. Böylece cunta adayları da dışarıya &#8220;Bakın ben size her zaman bağlıyım, istikrar sembolüyüm, demokrasi-memokrasi takmayın, mühim olan size yandaş istikrarlı bir yönetimdir. Biz bu çizgideyiz&#8221; mesajını versin&#8230;</p>
<p>İşte bir darbenin zemini böyle hazırlanır&#8230; Ergenekon&#8217;un Yahudilik ve İsrail üzerinden yürüttüğü bu strateji çok tehlikelidir&#8230; Başarıya ulaşırsa, tüm Türkiye yurttaşlarının geleceği kararır&#8230; Bu dava o sebeple yüzyılın davası&#8230;</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2009/01/14/bugun-mossad-icin-ne-yaptin/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2009/01/14/bugun-mossad-icin-ne-yaptin/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>

