<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>Derin Düşünce &#187; Militarizm</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/category/militarizm/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Fri, 25 May 2012 09:41:57 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Yeni Bir Site Doğuyor: Millî Eğitim Yerine Sivil Eğitim</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/05/05/yeni-bir-site-doguyor-milli-egitim-yerine-sivil-egitim/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/05/05/yeni-bir-site-doguyor-milli-egitim-yerine-sivil-egitim/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 05 May 2012 18:00:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editörden</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>

		<category><![CDATA[Gençlik]]></category>

		<category><![CDATA[Militarizm]]></category>

		<category><![CDATA[Milliyetçilik]]></category>

		<category><![CDATA[Resmî Tarih]]></category>

		<category><![CDATA[Ulus-Devlet]]></category>

		<category><![CDATA[resmi ideoloji]]></category>

		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21791</guid>
		<description><![CDATA[
&#8220;&#8230; Çocuklara her gün &#8220;rahat&#8221; &#8220;hazır ol&#8221; komutlarıyla ezberlettirilen &#8220;andımız&#8221; adlı yemin metninin gerek içeriği ve gerekse okutma biçimine bakıldığında bir önceki çağa ait bir uygulama olduğu hemen fark edilir. Aynı zamanda bu tür bir uygulamanın ne pedagojik ilkelerle ne de evrensel hukukla bağdaşır bir yanı bulunmaktadır. Ancak ne yazık ki Türkiye&#8217;de çocuklar hala asker [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/05/sivil_egitim.jpg"><img class="size-full wp-image-21792 aligncenter" title="sivil_egitim" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/05/sivil_egitim.jpg" alt="" width="300" height="216" /></a></em></p>
<blockquote><p><em>&#8220;&#8230; Çocuklara her gün &#8220;rahat&#8221; &#8220;hazır ol&#8221; komutlarıyla ezberlettirilen &#8220;andımız&#8221; adlı yemin metninin gerek içeriği ve gerekse okutma biçimine bakıldığında bir önceki çağa ait bir uygulama olduğu hemen fark edilir. Aynı zamanda bu tür bir uygulamanın ne pedagojik ilkelerle ne de evrensel hukukla bağdaşır bir yanı bulunmaktadır. Ancak ne yazık ki Türkiye&#8217;de çocuklar hala asker komutlarıyla bu andı tekrar etmektedirler. Her gün askeri komutları tekrarlayan okul idarecilerinin kendilerini komutan, öğrencilerini ise asker gibi görmeye başladığı bir eğitim sisteminde bireyin özgürleşmesi mümkün değildir &#8230;&#8221;</em> <a href="http://www.sivilegitim.com/hakkimizda" target="_blank">TAMAMI</a> </p></blockquote>
<p> </p>
<p>&#8230; Bu konuda e-kitap &#8230;</p>
<p> </p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong>T<span style="color: #0000ff;">ürkiye’nin Ulus-Devlet Sorunu</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-full wp-image-7896" title="20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt.jpg" alt="" width="125" height="183" /></a>Devlet gibi soğuk ve katı bir yapı bizimle olan ilişkisini <strong>hukuk</strong> yerine <strong>ırkımıza</strong> ya da <strong>inançlarımıza</strong> göre düzenleyebilir mi? GERÇEK hayatı son derecede dinamik ve renkli biz “insanların”. Birden fazla şehre, mahalleye, gruba, klübe, cemaate, etnik köke, şirkete, mesleğe, gelir grubuna ait olabiliriz ve bu aidiyet hayatımız boyunca değişebilir. Oysa devletimiz hâlâ başörtüsüyle uğraşıyor, kimi devlet memurları <strong>“ne mutlu Türk’üm”</strong> demeyenleri iç düşman ilân ediyor, Sünnî İslâm derslerini zorla herkese okutuyor… Bizim paramızla, <strong>bizim iyiliğimiz için(!) bize rağmen… </strong>Kürt sorunu, başörtüsü sorunu, Hıristiyan azınlıklar sorunu… Bizleri sadece “insan” olarak göremeyen devletimizin halkıyla bir sorunu var. Türkiye’nin “sorunlarının” kaynağı sakın <strong>ulus-devlet</strong> modeli olmasın? 80 sayfalık bu kitap Kurtuluş savaşı’ndan sonra Türkiye’ye giydirilmiş olan deli gömleğine işaret ediyor.  Ne mutlu “insanım” diyene! <a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong>Kitabı buradan indirin</strong></a>.</p>
<p> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-11326" title="kapak-laiklik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg" alt="" width="120" height="169" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"> Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a>Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde <strong>Yobaz Laiklik Meselesini</strong> barındıran konuları ele alıyor.<a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirebilirsiniz.</strong></a> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank">Tarih şaşırmaktır</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-medium wp-image-13449" title="tarih_sasirmaktir" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir.jpg" alt="" width="109" height="141" /></a>Evet… Tarih şaşırmaktır. Atatürk’e şaşırmak, Kürtlere şaşırmak, Lozan’a şaşırmaktır. Geçmişe hayret edip bugüne eleştirel bakabilmek, yarını hazırlamaktır Tarih. Geçmişe değil geleceğe dönüktür amacı. Özetle siyasî bir propaganda aygıtı değildir. Gaz vermek, <strong>“Asker millet”</strong> üretmek, <strong>atalarımızla gurur duymak</strong> için tarih araştırılmaz. Eğer resmî tarihin beyin yıkamasından bıktıysanız bu kitap ilginizi çekecektir… <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong>Türk milliyetçiliği birleştirir mi yoksa parçalar mı?</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi.gif"><img class="alignleft size-medium wp-image-8579" title="turk_milliyetciligi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi-204x300.gif" alt="" width="133" height="204" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"> <strong>İllâ ki bir tutkal/çimento mu gerekiyor? </strong>Milliyetçilik tutkalı adil ve müreffeh bir düzene alternatif olabilir mi? Adaletin, hukukun hâkim olmadığı ortamlarda Türklerin kardeşliği ne işe yarar? Belki de Türk Milliyetçiliği diğer milliyetçilikler gibi yok olmaya mahkûm bir söylem. Çünkü var olmak için “<strong>ötekine</strong>” ihtiyacı var. Ötekileştireceği bir grup bulamazsa kendi içinden “<strong>zayıf</strong>” bir zümreyi günah keçisi olarak seçiyor. Kürtler, Hıristiyanlar, Eşcinseller, solcular…150 sayfalık bu kitapta Türk Milliyetçiliğini sorguluyoruz. Müslüman ve milliyetçi olunabilir mi? Türkiye’ye faydaları ve zararları nelerdir? Milliyetçiliğin geçmişi ve geleceği, siyasete, barışa, adalete etkisiyle. <a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirin.</strong></a> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/05/05/yeni-bir-site-doguyor-milli-egitim-yerine-sivil-egitim/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/05/05/yeni-bir-site-doguyor-milli-egitim-yerine-sivil-egitim/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Peygamber ocağı değil tımarhane (42)</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/04/28/peygamber-ocagi-degil-timarhane-42/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/04/28/peygamber-ocagi-degil-timarhane-42/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Apr 2012 10:59:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aisha Benghazi</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Ergenekon Nedir?]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Militarizm]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Silahlı Kuvvetleri]]></category>

		<category><![CDATA[Yobaz Laikler]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<category><![CDATA[darbe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21694</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;&#8230; Mescitte bir Kur&#8217;an-ı Kerim bulduk. Bir subay ya da Tabur komutanı &#8220;Paşa bu Kuran-ı görünce çıldırır ve bizi perişan eder&#8221; dedi. Kendi aramızda istişare ettik ve Kur&#8217;an-ı Kerimin mescitten çıkartılmasına ve saklanmasına karar verildi &#8230;&#8221; TAMAMI
Share on Facebook]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p><em>&#8220;&#8230; Mescitte bir Kur&#8217;an-ı Kerim bulduk. Bir subay ya da Tabur komutanı <strong>&#8220;Paşa bu Kuran-ı görünce çıldırır ve bizi perişan eder&#8221;</strong> dedi. Kendi aramızda istişare ettik ve Kur&#8217;an-ı Kerimin mescitten çıkartılmasına ve saklanmasına karar verildi &#8230;&#8221;</em> <a href="http://www.timeturk.com/tr/2012/04/28/a.html" target="_blank">TAMAMI</a></p></blockquote>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/04/28/peygamber-ocagi-degil-timarhane-42/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/04/28/peygamber-ocagi-degil-timarhane-42/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Her 27 Nisanın bir de 28 Nisanı vardır&#8230;</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/04/27/her-27-nisanin-bir-de-28-nisani-vardir/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/04/27/her-27-nisanin-bir-de-28-nisani-vardir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Apr 2012 18:34:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Uğur Şahin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[12 Eylül]]></category>

		<category><![CDATA[27 Mayıs]]></category>

		<category><![CDATA[28 subat]]></category>

		<category><![CDATA[Ergenekon Nedir?]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Militarizm]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Silahlı Kuvvetleri]]></category>

		<category><![CDATA[Türk faşizmi]]></category>

		<category><![CDATA[darbe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21674</guid>
		<description><![CDATA[ 
 
&#8230; Unut-MA-mak için bir e-kitap&#8230;
Kendi ülkesini işgal eden ordu
Hiç bir yeri işgal edemeyen ordular kendi ülkelerini işgal ederler. Çünkü bir ordunun ayakta durması için insan emeği ve maddî destek gereklidir. Beceriksiz ordular disiplinsiz olduklarından YABANCI DÜŞMAN ile savaşamazlar. Kolayca yenebilecekleri İÇ DÜŞMANLAR uydururlar ve bu bahane ile kendi ülkelerini işgal ederler. Başbakan asarlar. Milletvekillerini hapse [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/04/27_nisan.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-21675" title="27_nisan" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/04/27_nisan.jpg" alt="" width="458" height="211" /></a> </p>
<p> </p>
<p>&#8230; Unut-MA-mak için bir e-kitap&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf"><img class="alignleft" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.jpg" alt="" width="106" height="168" /><strong>Kendi ülkesini işgal eden ordu</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;">Hiç bir yeri işgal edemeyen ordular kendi ülkelerini işgal ederler. Çünkü bir ordunun ayakta durması için insan emeği ve maddî destek gereklidir. Beceriksiz ordular disiplinsiz olduklarından <strong>YABANCI</strong> <strong>DÜŞMAN </strong>ile savaşamazlar. Kolayca yenebilecekleri <strong>İÇ DÜŞMANLAR</strong> uydururlar ve bu bahane ile kendi ülkelerini işgal ederler. Başbakan asarlar. Milletvekillerini hapse atarlar. Korumakla yükümlü oldukları halkı işkenceler altında inletirler.  İşgalciler kimseye hesap vermezler. Halkın isyan etmesine engel olmak için <strong><em>“etrafımız düşmanla çevrili”</em></strong> diyerek  <strong>KORKU PROPAGANDASI</strong> yaparlar. Eleştirilerden uzak kalmak için farklı inançlardan ve kültürlerden olan insanların birbirine düşman olması da bu eşkiyaların işine gelir. Bu sebeple terörü destekleyebilir hatta teröristlere silah ve para yardımında bulunabilirler. Okuyacağınız kitap kendi ülkesini işgal etmiş bir ordunun kısa tarihidir. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a></strong></p>
<p> </p>
<p>&#8230; ve eskimeyen bir konu&#8230;</p>
<p> </p>
<h3><a title="Permanent Link to Türk ordusu neden (artık) darbe yapamıyor? (Darbe Tekniği - Curzio Malaparte)" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2010/07/26/turk-ordusu-neden-artik-darbe-yapamiyor-darbe-teknigi-curzio-malaparte/">Türk ordusu neden (artık) darbe yapamıyor?  / Darbe Tekniği - Curzio Malaparte</a></h3>
<div class="entry">
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/07/20091224_derin_dusunce_org_ilker_basbug.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/07/ergenekon-nedir.jpg"><img class="size-medium wp-image-10664   alignright" title="ergenekon-nedir" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/07/ergenekon-nedir.jpg" alt="" width="223" height="233" /></a> Hiç bir yeri işgâl edemeyecek kadar <strong>beceriksiz ordular kendi ülkelerini işgâl edip</strong> ganimet toplarlar. Budur darbe. Geniş çaplı bir silahlı soygundur. Bu kanlı soygunu başarabilmek için de ülke içinde ve dışında her güçle suç ortaklığı yapar darbeciler. Fakat darbe bile yapamayacak kadar beceriksiz ordular ne yaparlar? Sarıkız? Ayışığı?</p>
<p>Uzun zamandır bahsetmek istediğim kitaplardan biri <a href="http://urun.gittigidiyor.com/HUKUMET-DARBE-TEKNIGI-TRN_W0QQidZZ7920754">Darbe tekniği </a>(1) :</p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>“Bu kitaptan nefret ediyorum. Bütün kalbimle nefret ediyorum. Bana şöhret getirdi. Adına şöhret dediğimiz o değersiz şeyin kaynağı olan bu kitap aynı zamanda bütün dertlerimin de kaynağı oldu. Aylarca hapiste kaldım. Polisten eziyet ve taciz gördüm. Arkadaşlarımın ihanetine uğradım….”</em></p>
<p>Böyle diyor Malaparte kendi kitabı hakkında. İyi ama neden bu kadar çok belayı üzerine çekti? Ne yazıyor bu kitapta? Kanaatimce yazarın suçu(!) fazla açık sözlü, fazla tarafsız ve fazla öğretici olması: <strong>“Modern bir devlet nasıl ele geçirilir ve muhtemel bir darbe girişimine karşı hükümet nasıl korunur?”</strong> Kitabın konusu bu. Ne bir ideoloji, ne sınıf kavgası, ne üstün ırk, ne kapitalizm, ne emperyalizm.</p>
<p>İşte tam da bu yüzden bu minnacık kitap bizi ilgilendiriyor. Türkiye’de olup bitenlere, başbakan asmalara, başarısız darbelere, andıçlara, Gülen Cemaatinin devlete, özellikle de polise “sızmasına” ışık tutuyor.</p>
<p>Kitabın yazarı Curzio Malaparte (ki gerçek adı <span id="more-21674"></span>Kurt Erich Suckert) <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Toskana">İtalya’nın Toskana bölgesinde</a> Alman bir babanın çocuğu olarak dünyaya gelmiş. Malaparte’nin hayatı (1898-1957) adeta düşmüş bir uçağın kara kutusu gibi. 1900′lerin Avrupa’sının ulus-devlet kavgasının tam göbeğinde yaşıyor yazar. Etnik farkların, ulusal sınırların, faşizmin kan gölüne çevirdiği bu yıllar Malaparte’yi ve düşüncelerini savuruyor ordan oraya: Toskanalılar arasında büyüyor, 16 yaşında Fransız ordusuna katılıyor, bir de madalya kazanıyor. 1918 baharında kimyasal silahlarla akciğeri sakatlanıyor. Diplomaside kısa bir durak, Versailles Barış konferansına katılıyor. 1921′de İtalya’ya dönerek Faşist Parti’ye (<em>Partito Nazionale Fascista</em>) katılıyor. Sosyalist fikirlerine ve askerî cesaretine aldandığı Mussolini ile “kapışması” gecikmiyor… Hikâye uzun. Ama Malaparte hep doğru yerde ve doğru zamanda bulunuyor. “Modern” devletlerdeki başarılı ve başarısız hükümet darbelerini gölge gibi izliyor yazarımız: Polonya, Fransa, İtalya, Almanya…</p>
<p>Tabi “modern devlet” derken 1930′lerdeki modernliği anlamak gerek. Demiryolları, telgraf ve fabrikalarla, işçisi, mühendisiyle endüstrileşmiş “modern” devletler söz konusu. Endüstrileşme çok büyük önem taşıyor zira dev bir makineye dönüşmüş olan bu ülkelerde halkın <strong>“karnının doyması”</strong>  tarım toplumlarına kıyasla çok daha merkezî bir yapı sayesinde gerçekleşiyor. Bürokrasi, devletin demir yolları, devletin postası, devletin ordusu… 1930′lardaki “olgunlaşma” ile doruk noktasına varan Avrupa tarzı ulus-devlet modeli özünde dönemin teknolojisiyle de doğrudan ilişkili.</p>
<ul>
<li>Milyonlarca işçiyi bir günde askere çeviren makineli tüfek ve top,</li>
<li>Büyük birlikleri eşgüdüm içinde hareket ettirmeyi sağlayan tren ve telgraf,</li>
<li>“Ulus bilinci” denen propagandanın önünü açan matbaa ve ulusal gazeteler,</li>
<li>Azınlık dilleri yasaklanırken ulusal dillerin zorunlu olması,</li>
<li>Zorunlu askerlik,</li>
<li>Grev yapan işçilerin öldürülmesi…</li>
</ul>
<p>Bütün bunlar bir kaç asıra yayılan ve iki dünya savaşıyla neticelenen bir fikrî ve vicdanî dekorun parçaları. Ne yazık ki Türkiye’ye de bulaştı bu “Frenk” hastalığı ve 1915 Ermeni katliamı, 1938 Dersim katliamı gibi faciaları mümkün kıldı. (İlgilenen okurlarımız “<strong> </strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong>Türkiye’nin Ulus-Devlet Sorunu</strong></a>” isimli kitabımızda hem Avrupa açısından hem de Türkiye açısından detaylı bilgi bulabilirler)</p>
<p><strong>Darbe nasıl yapılır?</strong></p>
<p>1917 Devrimi’nin önde gelen isimlerinden biri Lev Troçki (Лев Давидович Троцкий). Bu kitabın da belki en önemli kişisi, anahtarı. Troçki’nin darbe teorisi çok net bir biçimde anlatılıyor kitapta:</p>
<p style="padding-left: 30px;"><strong><em>“Darbe politik değil teknik bir iştir. Sınırlı bir alanda, devletin  hayatî organlarına dosdoğru ve sert bir şekilde vuracak teknisyenler gerekir. Dolayısıyla darbeyi mümkün kılmak sosyal ve politik çabalarla olmaz. Organizasyon, taktik ve teknik bilgi ister.”</em></strong></p>
<p>Potemkin Zırhlısı gibi propaganda filmlerinin etkisindeki zihnimiz 1917 devrimini bir halk ayaklanması,  geniş halk yığınlarının başarısı gibi görür ama Malaparte’nin gözünde hadise çok daha “teknik”. Troçki Moskova’yı küçük bölgelere ayırmış ve stratejik noktalar belirlemiştir. Tren garları, elektrik, gaz dağıtım merkezleri, telgraf büroları… <strong>Kısaca devletin işlemesini sağlayan her şey</strong>. Plan nispeten basittir. Bu stratejik noktaları ele geçirmek, devleti durdurmak, darbeyi yapan ekibin (kendini ispat etmek) istediği anda yeniden işletmek. Böylece “yeni hükümeti” halkın gözünde meşru, devrilen hükümeti ise beceriksiz ve hain göstermek. (Bilmiyorum <a href="http://www.derindusunce.org/2010/07/20/ataturk-ingiliz-valisi-olmak-istedi-mi/">Atatürk’ün İngilizler hesabına çalışmak istemesi ve Vahdettin’in “hainliği”</a> ile ne derecede örtüşür?)</p>
<p>Moskova’da darbe hazırlıklarının kokusunu alan güvenlik güçleri elbette alarma geçmişler ama bürokrasi kendisinin vazgeçilmez olduğundan o kadar emin ki savunma hatları Troçki’nin stratejik noktalarında kurulmuyor. Bunun yerine meclisi, bakanlar kurulunu, önemli yöneticileri vs korumaya çalışıyorlar. Yani devlet makinesi değil de devlet memurları koruma altında.</p>
<p>Sonuç malum. Ancak dikkat edilmesi gereken bir nokta var. Stalin bu dönemde Troçki’nin metodunu çok iyi gözlemliyor ve kendi başa geçtiği zaman böylesi “teknik” darbeleri durduracak önlemler koyuyor uygulamaya.</p>
<p>Aslında önemli ayrıntılar saymakla bitecek gibi değil. Kitabı okurken önemli gördüğüm yerlerin altını çizmeye başlamıştım ama bir zaman sonra hemen her satırı çizdiğimi fark ettim! Hitler, Mussolini, Napolyon gibi liderlerin hataları, zayıflıkları, devletleri kırılgan yapan özellikler, Avrupa’da amacına ulaşmış ve yarım kalmış darbelerin otopsileri… 200 sayfa okuyorsunuz ama kitabın neredeyse her sayfasından bir makale, bir tartışma konusu çıkar.</p>
<p><strong>TSK neden artık darbe yapamıyor?</strong></p>
<p>2010 yılındayız. 10 yılda bir düşman askeri görmeden kendi ülkesini işgal etmenin rehavetiyle uyuşmuş bir ordumuz var. Ama bu ordu artık darbe yapamıyor. “Yapacaam” diyor, muhtıra veriyor, gizli planlar yapıyor ama… yok. Neden?</p>
<p><strong>Birincisi</strong> Türk Ordusu içinde darbeye karşı olan subaylar “kritik” bir sayıya ulaştı. Bu subaylar ellerinde tuttukları silahları kimin parasıyla aldıklarını biliyorlar ve maceracı, ahlâkî frenleri tutmayan meslektaşlarını frenliyorlar.</p>
<p><strong>İkincisi</strong> polis teşkilatı içinde yine TSK’da olduğu gibi darbe karşıtı bir ekip var. Yanlış anlaşılmasın, bütün polislerin birer demokrasi abidesi olduğunu savunmuyorum. Ama yeterince önemli sayıda olmak üzere bir çok polis “darbe kokusunu” alıyor ve gerekeni yapıyor.</p>
<p><strong>Üçüncüsü</strong> Türk basını eskisi gibi %100 postal yalayıcılardan oluşmuyor. Darbeci subayların kulaklarını tırmalayan “çatlak sesler” en olmadık yerlerden yükselebiliyor. Ayrıca günlük okuyucusu bir kaç yüz ila bir kaç bin arasında değişen ama sayıları on binleri bulan internet siteleri, tartışma forumları, arkadaşlık ağları kontrol edilemeyen ve okuyanların aynı zamanda yazar olduğu “anarşik” bir medya oluşturdu. Eskisi gibi bir manşetle savaş çıkarmak kolay değil. “<strong>Büyük</strong>” gazete ve <strong>köşe kapmış</strong> yazarlarının vurucu gücü çok azaldı.</p>
<p><strong>Dördüncüsü</strong> Türkiye Troçki’nin “modern” devletine benzemiyor. Tarım toplumu, endüstri toplumu ve hizmet toplumu aşamasını aynı anda yaşıyor ülkemiz. Ekmeğini kazanmanın bu derecede renkli olabildiği bir ülkede halkın devletiyle olan ilişkisi de son derecede karmaşık. Dolayısıyla darbe yapmak ciddi bir stratejik zekâ istiyor ki internet sitesi fişlemekle, cami bombalamakla uğraşanların bu zekâ seviyesinin çok gerisinde olduklarını müşahede ediyoruz. Ergenekoncular kalifiye eleman sıkıntısı içindeler.</p>
<p><strong>Beşincisi</strong>  ve <strong>EN ÖNEMLİSİ</strong> dünya değişti. Troçki’nin teknik darbesini yapmak artık mümkün değil. Aslında teori yine doğru. Ama stratejik yerler eskisi gibi garlar, limanlar değil. “Küreselleşme” demeye alıştığımız ama özünde entegrasyon bulunan bir olgu var. Yani trenler, gemiler yine önemli ama bilgi ve para internet üzerinden ışık hızında hareket ediyor. Bu sebeple Türkiye büyüklüğündeki bir ülkede darbe yapmak için bankaları, yabancı borsaları, internet hizmet sağlayıcıları, uzaydaki haberleşme uydularını da kontrol altına almak gerek. Teorik olarak mümkün olan bu tür bir “küresel darbe” ancak ABD’li bir ekip tarafından yapılabilir. Peki <strong>küresel hedefler</strong> için <strong>küresel imkânlar</strong> kullanılarak bir darbe yapmak gerçekten mümkün mü?</p>
<ul>
<li>Irak’ın işgali için bu ülkeye komşu bile olmayan Afganistan’da saklandığı iddia edilen bir teröristin(?) bahane edilmesi,</li>
<li>Irak’a 160 bin askerin yollanması,</li>
<li>ABD bütçesinden yüz milyarlarca dolar askerî harcama yapılması,</li>
<li>Başlatılan korku kampanyasında <strong>Fox TV</strong> ve <strong>CNN</strong>‘nin aldığı rol,</li>
<li>Irak işgalinden kazançlı çıkan firmaların siyasî bağlantıları…</li>
</ul>
<p>Gibi faktörler dikkate alındığında Küresel darbeler dönemine girdiğimizi söylemek sanırım yanlış olmaz. Küresel darbelerin tıpkı ulusal darbeler gibi fikrî ve vicdanî bir zemine ihtiyacı vardır.Vicdanları uyutmak için <strong><em>“Biz iyiyiz ama ötekiler bizim kötülüğümüzü istiyor”</em></strong> demek ve dedirtmek gerek. Bugün için bu zeminin adresi Amerikan milliyetçiliğidir. Bu ülkenin saldırganlığının sebeplerini konu alan “<a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf">Amerika Tedavi edilebilir mi?</a>” adlı kitabımız ilgili okurlara Amerikan milliyetçiliği üzerine detaylı bilgi verecektir.</p>
<p> </p>
<p><em>1° Bedir yayınevi 1969′da basmış. Varlık’tan yeni bir baskısının çıktığını duydum ama görmedim. Benim okuduğum </em><a href="http://www.amazon.fr/Technique-coup-dEtat-Curzio-Malaparte/dp/224613983X"><em>Grasset’den çıkan fransızca baskısı</em></a><em>. Kitabın orijinali italyancadır.</em></div>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/04/27/her-27-nisanin-bir-de-28-nisani-vardir/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/04/27/her-27-nisanin-bir-de-28-nisani-vardir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Peygamber ocağı değil tımarhane (40)</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/04/19/peygamber-ocagi-degil-timarhane-40/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/04/19/peygamber-ocagi-degil-timarhane-40/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Apr 2012 09:00:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tahsin K.</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Militarizm]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Silahlı Kuvvetleri]]></category>

		<category><![CDATA[zorunlu askerlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21531</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;&#8230; İran&#8217;a karşı Türkiye&#8217;de tedbir almanın yanı sıra, bu ülkeye sızarak ayrılıkçıların desteklenmesi, alkolle narkotik madde alışkanlığının yayılması, Halkın Mücahitleri&#8217;nin desteklenmesi, ekonominin kaçakçılıkla zayıflatılması hedefleri var &#8230;&#8221; TAMAMI
Zorunlu Askerlik Gerekli mi? (Tartışma)
Zorunlu Askerlik bir çok insanımız için bir görev ama aynı zamanda bir çile. Ülkemizi savunmanın daha akıllıca bir yolu yok mu? Bu konuyu yaklaşık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p><em>&#8220;&#8230; İran&#8217;a karşı Türkiye&#8217;de tedbir almanın yanı sıra, bu ülkeye sızarak ayrılıkçıların desteklenmesi, alkolle narkotik madde alışkanlığının yayılması, Halkın Mücahitleri&#8217;nin desteklenmesi, ekonominin kaçakçılıkla zayıflatılması hedefleri var &#8230;&#8221;</em> <a href="http://taraf.com.tr/haber/iran-rejimi-de-darbenin-hedefi.htm" target="_blank">TAMAMI</a></p></blockquote>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/img/zorunlu-askerlik.pdf" target="_blank"><strong>Z<span style="color: #0000ff;">orunlu Askerlik Gerekli mi? (Tartışma)</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/zorunlu-askerlik.pdf" target="_blank"><em><img class="alignleft" title="zorunlu_askerlik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/01/zorunlu_askerlik.bmp" alt="" width="125" height="181" /></em></a>Zorunlu Askerlik bir çok insanımız için bir görev ama aynı zamanda bir çile. Ülkemizi savunmanın daha akıllıca bir yolu yok mu? Bu konuyu yaklaşık bir yıl boyunca tartıştık. Üç makale işaret fişeği görevi yaptı. Yüzlerce okurumuz değişik önerilerde bulundu. Kimileri “aman dokunmayın, böyle çok iyi” derken askerliğini yapmış olan arkadaşlar tecrübelerini paylaştı. Evet, belki de ilk defa bu konu gerçekten muhatabı olanlara yani Türkiye’nin vatandaşlarına soruluyor. <strong>Zorunlu askerlik gerekli mi?</strong> Bir yıllık kolektif çalışmanın ürünü olan bu 276 sayfalık kitap konuyla ilgili herkes için birinci elden bir bilgi kaynağı. <em><a href="http://www.derindusunce.org/img/zorunlu-askerlik.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz</a>. </em></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/04/19/peygamber-ocagi-degil-timarhane-40/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/04/19/peygamber-ocagi-degil-timarhane-40/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Silivri kapılarında Ergenekonculara özgürlük isteyen bir Türk solu var!</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/04/14/silivri-kapilarinda-ergenekonculara-ozgurluk-isteyen-bir-turk-solu-var/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/04/14/silivri-kapilarinda-ergenekonculara-ozgurluk-isteyen-bir-turk-solu-var/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Apr 2012 09:56:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aisha Benghazi</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[12 Eylül]]></category>

		<category><![CDATA[Ergenekon Nedir?]]></category>

		<category><![CDATA[Militarizm]]></category>

		<category><![CDATA[Milliyetçilik]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Solu]]></category>

		<category><![CDATA[darbe]]></category>

		<category><![CDATA[Ülkücülük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21470</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;&#8230; Oysa 12 Eylül sadece solu ezip geçmedi. Ülkücü hareketle temsil edilen &#8220;Türk Milliyetçileri&#8221;ne de aynı muamele yapıldı. Onlar da 12 Eylül&#8217;ün işkence tezgâhlarından geçtiler, idam sehpalarında can verdiler. Ülkücü hareketin 12 Eylül&#8217;ü mümkün kılan siyasi ilişkilerini ve duruşunu, işlediği cinayetleri sorgulamak elbette gerekli, ama bu acıları yok saymak doğru değil.[...] Peki, sol hareket bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/04/turk_solu_ergenekon.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-21471" title="turk_solu_ergenekon" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/04/turk_solu_ergenekon.jpg" alt="" width="200" height="150" /></a>&#8220;&#8230; Oysa 12 Eylül sadece solu ezip geçmedi. Ülkücü hareketle temsil edilen &#8220;Türk Milliyetçileri&#8221;ne de aynı muamele yapıldı. Onlar da 12 Eylül&#8217;ün işkence tezgâhlarından geçtiler, idam sehpalarında can verdiler. Ülkücü hareketin 12 Eylül&#8217;ü mümkün kılan siyasi ilişkilerini ve duruşunu</em><a href="http://www.ilkehaber.com/" target="_blank"><em>,</em></a><em> işlediği cinayetleri sorgulamak elbette gerekli, ama bu acıları yok saymak doğru değil.[...] <strong>Peki,</strong> <strong>sol hareket bu hesaplaşmanın ve sorgulamanın neresinde duruyor? </strong><strong>Solun 12 Eylül öncesindeki eylemleri devrime mi, darbeye mi hizmet etti? </strong>12 Eylül&#8217;ün tecrübelerine rağmen, Türk milliyetçileri eğer solun bugün durduğu &#8220;devlet katında&#8221; durmaya devam edip, kendi içlerinde bir hesaplaşma içine girmeselerdi, Ergenekon&#8217;la bu kadar kolay baş edilebilir miydi? <strong>Silivri kapılarında Ergenekonculara özgürlük isteyen bir ülkücü hareketi yok Türkiye&#8217;nin. </strong>Sol militarizmle, İttihatçılıkla ve Kemalizm&#8217;le hesaplaşmadı. Solun çeşitli grupları, 12 Eylül&#8217;ün yargılandığı mahkemeye pankartını taşır gelir, aynı pankartları Silivri&#8217;deki mahkemelere de götürür, orada mukim generallere özgürlük talep eder! &#8230;&#8221;</em> <a href="http://taraf.com.tr/orhan-miroglu/makale-4-nisanda-neredeydiniz.htm" target="_blank">TAMAMI</a> </p></blockquote>
<p><strong> <span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/turk_solu_iktidar_olur_mu.pdf" target="_blank">Türk solu iktidar olur mu?</a></span><span style="color: #0000ff;"> </span></strong></p>
<p class="entry" style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/turk_solu_iktidar_olur_mu.pdf" target="_blank"><img class="alignright size-medium wp-image-21200" title="turk_solu_iktidar_olur_mu" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/turk_solu_iktidar_olur_mu-215x300.jpg" alt="" width="143" height="213" /></a>Kendini « sol » olarak tarif eden hareketler hiç olmadıkları kadar zayıf ve bölünmüş bir tablo çiziyorlar bugün.  Türk Solu Dergisi’nin ırkçı söylemlerinden CHP’nin darbe çağrılarına uzanan bir kafa karışıklığı hakim. Muhalefet boşluğunun müzmin bir hastalığa dönüştüğü şu dönemde Türk solu bu boşluğa talip olabilir mi? Daha önce <a href="http://www.derindusunce.org/category/dikkat-kitap/"><span style="color: #0066cc;">Dikkat Kitap</span></a> kategorisinde yayınladığımız <a href="http://www.derindusunce.org/img/pozitivizm_derin_dusunce_org.pdf"><span style="color: #0066cc;">Pozitivizm Eleştirisi</span></a> gibi bu kitap da Türkiye’deki sola tarafsız bakan bir çalışma. İyimser görüşler kadar geçmişe dönük ağır eleştiriler de var. İlginize sunduğumuz 82 sayfalık bu kitap Türkiye’deki “sol” grupların sorgulamalarına, projelerine ışık tutmak amacıyla derlenmiş makalelerden oluşuyor. Kitabı <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/turk_solu_iktidar_olur_mu.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><strong>buradan indirebilir</strong></span> </a>ve paylaşabilirsiniz. Ele alınan başlıca konular: <em>Solda özgürlükçü hareketler, 68 Kuşağı, Devrimci sol, Kemalizm, ulusalcı sol akımlar, Sol ve İslâm, Cumhuriyet Gazetesi</em>.</p>
<p class="entry" style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/marx.pdf" target="_blank"><img class="alignright size-medium wp-image-18312" title="marx-kapak" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/08/marx-kapak.bmp" alt="" width="128" height="191" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/marx.pdf" target="_blank">Derin <strong>MAЯҖ</strong></a></strong></p>
<p>Etrafınızda “ben solcuyum” diyen kaç kişi var? Birgün Ya da Cumhuriyet Gazetesi, Türk Solu Dergisi okuyan? Yürüyüşlerde Marx, Lenin, Deniz Gezmiş ve Atatürk posterlerini yanyana taşıyan kişileri tanıyor musunuz? İşçi sendikalarında aktif rol oynayan dostlarınız var mı? Bu insanlar hasretle beklediğimiz sol muhalefeti kuramadılar bir türlü. Neden? </p>
<p> Marxist ve Marxçı (Marx’a dair ama marxist olmayan) miras ile yüzleşmedi Türk solcuları. Oysa Marx anlaşılmadan hiç bir sol projenin anlaşılmasına da imkân yok.  Leninist, Stalinist, Maoist… Hatta Kuzey Avrupa’nın sosyal demokrat modellerini de çözemezsiniz. Marx’ın bıraktığı yerden devam edenleri anlamak için de gerekli bu okuma; dünya soluna bugünkü şeklini veren düşünürleri anlamak için: Rosa Luxemburg, Ernst Thälmann, Georg Lukács, Max Adler, Karl Renner, Otto Bauer, Walter Benjamin, Jürgen Habermas,… <a href="http://www.derindusunce.org/img/marx.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/04/14/silivri-kapilarinda-ergenekonculara-ozgurluk-isteyen-bir-turk-solu-var/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/04/14/silivri-kapilarinda-ergenekonculara-ozgurluk-isteyen-bir-turk-solu-var/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kan Sevgisini Öğretmek&#8230;</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/04/11/kan-sevgisini-ogretmek/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/04/11/kan-sevgisini-ogretmek/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Apr 2012 19:55:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cemile Bayraktar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>

		<category><![CDATA[Gençlik]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Militarizm]]></category>

		<category><![CDATA[Milliyetçilik]]></category>

		<category><![CDATA[Ulus-Devlet]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21441</guid>
		<description><![CDATA[ 
&#8220;&#8230; Zannediyorum 9 yaşlarımda falanım, Türk bayrağının nasıl oluştuğu anlatılıyor. Binlerce insan öldürülmüş, orada kandan bir göl oluşmuş. Ay ve yıldız o kandan göle yansımış, Türk bayrağı oluşmuş&#8230; Aman Ya Rabbi! ne denli acı, ben bu bayrağı şimdi nasıl seveyim, orada ölenler benim gibi çocukların babası&#8230; Ben o bayrağı nasıl seveyim? &#8230;&#8221;
İlköğretim sürecim benim için [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong> <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/04/kan_bayrak_ay_yildiz.jpg"><img class="size-full wp-image-21442 aligncenter" title="kan_bayrak_ay_yildiz" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/04/kan_bayrak_ay_yildiz.jpg" alt="" width="400" height="300" /></a></strong></p>
<blockquote><p><strong><em>&#8220;&#8230; Zannediyorum 9 yaşlarımda falanım, Türk bayrağının nasıl oluştuğu anlatılıyor. Binlerce insan öldürülmüş, orada kandan bir göl oluşmuş. Ay ve yıldız o kandan göle yansımış, Türk bayrağı oluşmuş&#8230; Aman Ya Rabbi! ne denli acı, ben bu bayrağı şimdi nasıl seveyim, orada ölenler benim gibi çocukların babası&#8230; Ben o bayrağı nasıl seveyim? &#8230;&#8221;</em></strong></p></blockquote>
<p>İlköğretim sürecim benim için ilk yüzleşmelerden olduğu için çok önemlidir. Yaklaşık 5 yıl okuyup neredeyse okuduğum hiçbir şeye inanmamış olmak ruhumda öyle ağır tahribatlar yaratmıştı ki, bugün dahi kokulu silgilerin kokusuyla birlik hatırladığım o yıllar okula gitmek istemediğim yıllardı, zannediyorum bir şeyler yapmak istiyordum ama <span id="more-21441"></span>yapamıyordum, yapamadığım her şey beni okuldan soğutuyordu. Bunları şimdi mi böyle yorumluyorum yoksa o zaman da böyle miydi çok seçemiyorum ancak okulda mutsuz olduğumu ve baskıdan rahatsız olduğumu çok iyi hatırlıyorum.</p>
<p>  Büyük bir ailenin ilk ve tek kızı-torunu olarak, bahçe içinde bir evde çok çok mutlu bir çocukluk yaşarken, 8-9 yaşlarımda hayatım çiçekler, evcil hayvanlar, rugan pabuçlar, çizgi filmler, kardeşimle oynadığım güzeller güzeli oyunlar şeklinde devam ederken birden ortalığı gri bulutlar kapladı&#8230; Her sabah okula geç kalacağım ve &#8220;Andımız&#8221;ı kaçıracağım korkusu yaşadığımdan mutlu bir sabahım olmamaya başladı. Kaç sabah çıkıp &#8220;Andımız&#8221;ı okuyacağım korkusuyla titrediğimi bilmiyorum. Tüm bunları atlatıp sınıfa girince hangi komşu ülkenin bizden nefret ettiği, hangi savaşta ne kadar kan aktığı bahisleri bir başka mutsuzluk sebebim oldu. Hele bir bayrak olayı var ki!</p>
<p>  Zannediyorum 9 yaşlarımda falanım, Türk bayrağının nasıl oluştuğu anlatılıyor. Binlerce insan öldürülmüş, orada kandan bir göl oluşmuş. Ay ve yıldız o kandan göle yansımış, Türk bayrağı oluşmuş&#8230; Aman Ya Rabbi! ne denli acı, ben bu bayrağı şimdi nasıl seveyim, orada ölenler benim gibi çocukların babası&#8230; Ben o bayrağı nasıl seveyim?</p>
<p>  Tabi tüm bunlarla kalmadı çocukluk hüzünlerim Kurban Bayramını Ramazan Bayramı&#8217;ndan daha çok severdim çünkü ben çocukken yaza denk gelirdi, kısa kollu gömlekler, fırfırlı etekler giyebilirdim, tüm ailemle bahçede cıvıl cıvıl kutladığım, uzunca bayram yemeklerinin yenildiği günlerdi&#8230; Tüm bu mutluluk o güne kadar sürdü, ailemden yaşlı bir kadın bana bayram günü şunları anlattı: &#8220;Biliyor musun, Allah İbrahim Peygamber&#8217;e oğlu İsmail&#8217;i kesmesini emretti, tam oğlunu kesecekken gökten bir koç indirdi, indirmeseydi İbrahim Peygamber oğlunu kesecekti, biz de şimdi babanı, amcanı kesecektik.&#8221; Şimdi yazarken bile yüreğim titriyor, o an çığlıklar atarak ağlamamak için kendimi zor tuttum. Allah bir peygamberden nasıl oğlunu kesmesini isterdi, sonra benim ailem cani miydi de evlatlarını kesecekti, ne tür dolaplar döndü durdu içimde, ne çok korktum bir bilseniz? Çok şükür ailemde bu numune örnek dışında din öğretiminde sapmış kimseler yoktu da, dinden çıkmadım!</p>
<p>  Şimdi bu güzel bahar günü bu kasvetli konuları neden açtığımı merak edebilirsiniz, izah edeyim: öğretimde 4+4+4 eğitim sistemine geçilmesi ve Kuran-ı Kerim derslerinin seçmeli olmasından sonra bir iktidar partisinin yanlışına yanlış, doğrusuna doğru demekten aciz her an &#8220;Anti Ak Parti&#8221; misyonu güden çokça yorum okuduktan sonra ailedeki din eğitimi ve okuldaki eğitim film şeridi gözümün önünden geçti.</p>
<p>  Düne kadar tek tip insan yetiştirmek isteyen resmi ideolojinin yılmaz savunucusu Türk tipi laikler yönetim erkini elinde bulunduruyordu ve çocukları kurban ediyorlardı. Bugün çok şükür o zihniyet iktidar değil muhalefet ama bu kez de yaptıkları muhalefetin yapıcı ve etkili bir yönü olmadığından eğitim sisteminde yapılanları ıslah etmekten uzaklar.</p>
<p>  İktidar partisi bir şekilde eğitimde reform yapıyor, gerçek olmayan, bahanelerle dolu sözüm ona muhalif! ağızlar nedeniyle üzerine net konuşamadığımız için durumun netliğini bile ortaya koyamıyoruz. Birileri için kutsal olan dinlerinin tebliği yapmak, birileri için kutsal olan ırk-devletlerinin övgüsünde bulunmak niyetleri içinde olan yine çocuklara oluyor. Ne dinlerini, ne Rablerini, ne tarihlerini, ne ülkelerini bilmiyorlar, üstelik korkutuluyorlar, sonra yalanlar gözlerinde normalleşiyor. Tüm bu olumsuzluklar içinde halen birbirine karşıt iki gurup eğitimin içeriğindeki yanlışları düzeltmek yerine &#8220;senin dediğin-benim dediğim&#8221; tartışmasından daha ileri gidemiyor.</p>
<p>  Kimsenin çocuğunun ne tür bir eğitim alacağını belirlemek kimsenin haddi değil ama eğer senin &#8220;kin ve nefretle&#8221; yetiştirdiğin çocuğun yarın benim çocuğumun katili olacaksa ne yaptığını belirlemek ve buna müdahale etmek emin ol benim ödevim! Seninle ilgilendiğimden değil kendimi korumam gereğinden.</p>
<p>  Peki, ne yapılmalı?</p>
<p>  Kuran Kursu öğreticisi yahut din dersi öğretmeniyseniz lütfen çocuklara tebliği yaparken Rasulullah&#8217;ın dilini, iyiliği, güzelliği, hayrı ve hakkı tavsiye edin, anlayamayacakları kıssaları, yorumlayamayacakları olayları bilip bilmeden kafalarına sokmayın.</p>
<p>  Peki, ne yapılmalı?</p>
<p>  Bu ülkede devlet halen vatandaşını resmen &#8220;insan&#8221; kabul edebilmeyi öğrenemedi, kurumlar &#8220;insanlara şekil verebilecekleri bir çamur&#8221; gözüyle bakmaktan vazgeçmedi, eğitim gibi önemli bir sorun pek kimsenin umuru değil ama orada beni duyan vicdan, izan sahibi öğretmen kardeşlerim varsa rica ediyorum, Allah rızası için çocuklara merhamet edin. Kafalarına kahramanlığı sokacağım diye onları taşlaştırmayın, korkutmayın, ezberi bir yana bırakın, yorum yapsınlar hatta saçmalasınlar ama onları ezbere ve korkuya dayalı eğitim ile ezmeyin, lütfen&#8230;</p>
<p>  Yeri gelmişken söylemeden edemeyeceğim Kuran-ı Kerim dersinin seçmeli dersi olması çok iyi bir şeydir ancak bu sorunların çözümü açısından yeterli değildir zira hâlâ mevcut bir &#8220;zorunlu din dersi&#8221; uygulaması var ki bu da kabul edilebilir bir durum değil. Alevi, Hristiyan, belki inançsız ailelerin çocuğuna zorunlu &#8220;din dersi&#8221; vermek zulümdür, Kuran-ı Kerim ve Siyer derslerinin olduğu gibi din dersinin de seçmeli olması gerekmektedir.</p>
<p>  Yol uzun daha çok konuşacağız.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>… Resmî ideoloji ile ilgili e-kitap okumak için…</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong>Türk milliyetçiliği birleştirir mi yoksa parçalar mı?</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi.gif"><img class="alignleft size-medium wp-image-8579" title="turk_milliyetciligi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi-204x300.gif" alt="" width="133" height="204" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"> <strong>İllâ ki bir tutkal/çimento mu gerekiyor? </strong>Milliyetçilik tutkalı adil ve müreffeh bir düzene alternatif olabilir mi? Adaletin, hukukun hâkim olmadığı ortamlarda Türklerin kardeşliği ne işe yarar? Belki de Türk Milliyetçiliği diğer milliyetçilikler gibi yok olmaya mahkûm bir söylem. Çünkü var olmak için “<strong>ötekine</strong>” ihtiyacı var. Ötekileştireceği bir grup bulamazsa kendi içinden “<strong>zayıf</strong>” bir zümreyi günah keçisi olarak seçiyor. Kürtler, Hıristiyanlar, Eşcinseller, solcular…150 sayfalık bu kitapta Türk Milliyetçiliğini sorguluyoruz. Müslüman ve milliyetçi olunabilir mi? Türkiye’ye faydaları ve zararları nelerdir? Milliyetçiliğin geçmişi ve geleceği, siyasete, barışa, adalete etkisiyle. <a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirin.</strong></a> </p>
<p> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-11326" title="kapak-laiklik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg" alt="" width="120" height="169" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"> Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a>Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde <strong>Yobaz Laiklik Meselesini</strong> barındıran konuları ele alıyor.<a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirebilirsiniz.</strong></a> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/kadinlar_don_kisot.pdf" target="_blank"><strong>K<span style="color: #0000ff;">adınlar… Günümüzün Don Kişotları</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/kadinlar_don_kisot.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-medium wp-image-8042" title="20100102_derin_dusunce_kadinlar_donkisot" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/01/20100102_derin_dusunce_kadinlar_donkisot-190x300.jpg" alt="" width="130" height="207" /></a>Suzan Başarslan’ın dediği gibi <strong><em>“kadına dair söylenmesi gereken ne  kadar söz varsa erkeğin söylediği”</em></strong> bir dünya bu. Sadece söz mü? Yaşama hakkı bile. Bugün Çin’de ve Hindistan’da yüzbinlerce kız bebek daha doğmadan ultrason ile ana karnında görülüp yok ediliyor. Erkeklerin güç mücadelesinde kadınlar eziliyor. Cumartesi anası oluyor, cezaevlerinin önünde sıra bekleyen, şehit tabutlarının üzerinde ağlayan oluyor.  Şampuan veya otomobil satarken bedenini kullandıran, arka planda, silik, soyunan, tüketen, “figüran”… Kadınlara özne olma hakkını vermeyen erkekler mi yoksa bu hakkı alamayan kadınlar mı? Kadınlıklarını kaybetmeden, erkekleşmeden var olabilecek mi birgün kadınlar? 96 sayfalık bu kitapta Kadın’a ait kavgaları ve Kadın’ın kimlik arayışını sorguluyoruz. <a href="http://www.derindusunce.org/img/kadinlar_don_kisot.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"> <a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf"><span style="color: #0000ff;"><strong>Kadın hakları ve Kemalizm </strong></span></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><strong><img class="alignleft size-medium wp-image-6982" title="20091025_derin_dusunce_org_kadin_kemalizm" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/10/20091025_derin_dusunce_org_kadin_kemalizm-229x300.jpg" alt="" width="121" height="171" /></strong></span></a></p>
<p class="entry" style="text-align: justify;"> <strong>“Kemalizm Türk kadınına özgürlük verdi”</strong> gibi sloganlarla düşünmeye daha doğrusu ezberlemeye itildiği için sık sık  şaşırmaya mahkûm bir kuşak bizimki. Tarihi, belgeleri, siyasî söylemleri ve sloganları aklın imtihanına tabi tutan herkes hayretler içinde kalıyor. <strong>“İyi de biz bunu bunca sene nasıl yuttuk?”</strong> diye sormaktan alamıyoruz kendimizi.  Kemalist düşüncenin, çağdaşlığın ve Atatürk devrimlerinin yılmaz bekçisi <strong><em>“çağdaş Türk kadını’nın sesi”</em></strong> Cumhuriyet Gazetesi’nin başyazarı olan Yunus Nadi kadınların siyasete atılmasına nasıl tepki vermiş meselâ?  <strong>“Havva’nın kızları, Meclis’e girip yılın manto modasını tartışacak” </strong><strong> </strong>Kadınlar Halk Fırkası kapatılınca yerine Türk Kadınlar Birliği kurulmuş. O da kapatılınca Cumhuriyet Gazetesi’nde şu başlık atılmış:  <strong>“Türk Kadınlar Birliği kapatıldı, fesat çıkaran hatun kişilere haddi bildirildi.” </strong>Derin Düşünce Fikir Platformu yakasını resmî tarihten kurtarmak isteyen okurlarına ezber bozan bir kitap öneriyor : <a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf"><strong><span style="color: #0066cc;">Kadın hakları ve Kemalizm ilişkisine alternatif bir bakış</span></strong></a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/04/11/kan-sevgisini-ogretmek/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/04/11/kan-sevgisini-ogretmek/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>28 Şubat zulmünü mümkün kılan fikrî zemin neydi?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/02/29/28-subat-zulmunu-mumkun-kilan-fikri-zemin-neydi/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/02/29/28-subat-zulmunu-mumkun-kilan-fikri-zemin-neydi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 28 Feb 2012 23:13:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Yılmaz</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[28 subat]]></category>

		<category><![CDATA[Fotoğraf]]></category>

		<category><![CDATA[Irkçılık]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizmin Zararları]]></category>

		<category><![CDATA[Militarizm]]></category>

		<category><![CDATA[Milliyetçilik]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<category><![CDATA[İslam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=20860</guid>
		<description><![CDATA[





Share on Facebook]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://encrypted-tbn1.google.com/images?q=tbn:ANd9GcQd9QuZ4nQAhcU8wU7yD5vRS191CesCDfV_Z0LKf5R1XH3xkoMfhw" alt="türk islam sentezi" /></p>
<p><img src="http://wowturkey.com/tr362/k_ERHAN_DEMIR_Selimiye_Camii_Varol_Inonu_Mahyasi.jpg" alt="varol iönü" /></p>
<p><img src="http://www.nebeonline.com/images/news/mahyada-tek-partili-donem-3140.jpg" alt="tek parti dönemi mahyasi" /></p>
<p><img src="http://medya.zaman.com.tr/2009/10/11/mahya01.jpg" alt="atatürkçülük ve islam" /></p>
<p><img src="http://medya.zaman.com.tr/2009/10/11/mahya02.jpg" alt="kemalizm ve islam" /></p>
<p><img src="http://www.bugun.com.tr/newsFiles/1/0/1/0/0/0/0/0/1/0/0/0/0/0/0/0/file/82177.jpg" alt="cumhuriyet ve islam" /></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/02/29/28-subat-zulmunu-mumkun-kilan-fikri-zemin-neydi/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/02/29/28-subat-zulmunu-mumkun-kilan-fikri-zemin-neydi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>19 Mayıs Militarizmi</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/01/22/19-mayis-militarizmi/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/01/22/19-mayis-militarizmi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Jan 2012 20:04:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Konuk Yazar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>

		<category><![CDATA[Militarizm]]></category>

		<category><![CDATA[Türk faşizmi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=20378</guid>
		<description><![CDATA[
  
Sunuş : Putsal devletin, lider kültünün, kısaca faşizmin karikatürü haline geldi Kuzey Kore. Geçenlerde ölen liderleri Kim Jong-İl&#8217;in cenaze töreninde (yeterince) ağlamayanlara devlet ceza kesiyordu. Faşizm böyledir; insanların hisleri hatta yüz ifadeleri bile kamusal alandır. Kuzey Kore örneği elbette tek değil. (Türkiye faşist olur mu?) Nazi işgali altındaki Polonya&#8217;da askerleri (yeterince) büyük bir coşkuyla selamlamadığı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align: center;"><span style="font-size: small;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="mso-ansi-language: TR;" lang="TR"><span style="font-family: Calibri;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/01/19_mayis_fasizmi.jpg"><img class="size-full wp-image-20379 aligncenter" title="19_mayis_fasizmi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/01/19_mayis_fasizmi.jpg" alt="" width="485" height="383" /></a></span></span></em></strong></span></p>
<p><strong>  </strong></p>
<p style="padding-left: 30px;"><strong><em>Sunuş :</em></strong><em> Putsal devletin, lider kültünün, kısaca faşizmin karikatürü haline geldi <a href="http://www.google.fr/search?hl=fr&amp;q=Kuzey+Kore+%3Asite%3Aderindusunce.org+&amp;meta=">Kuzey Kore</a>. Geçenlerde ölen liderleri Kim Jong-İl&#8217;in cenaze töreninde (yeterince) <a href="http://www.8sutun.com/Kuzey-Korede-a%C4%9Flamayan-yarg%C4%B1lan%C4%B1yor_122994.html" target="_blank">ağlamayanlara devlet ceza kesiyordu</a>. <strong>Faşizm böyledir; insanların hisleri hatta yüz ifadeleri bile kamusal alandır.</strong> Kuzey Kore örneği elbette tek değil. (<a href="http://www.google.fr/url?sa=t&amp;rct=j&amp;q=t%C3%BCrkiye%20fa%C5%9Fist%20olur%20mu%3F%20&amp;source=web&amp;cd=1&amp;ved=0CCUQFjAA&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.derindusunce.org%2F2008%2F05%2F14%2Fturkiye-fasist-olur-mu%2F&amp;ei=mmgcT9v5I9Oy8QP9vIWeCw&amp;usg=AFQjCNG1_vwECS3ZwRgu39teFsirQg">Türkiye faşist olur mu?</a>) Nazi işgali altındaki Polonya&#8217;da askerleri (yeterince) büyük bir coşkuyla selamlamadığı için tutuklanan kadınlar olmuştu. (Üstteki resim). Faşizmin güya alternatifi olan sosyalist rejimler de özünde faşistti. (Bkz. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/marx.pdf" target="_blank">Derin MAЯҖ</a> </strong></em><em>kitabı) Stalin&#8217;den Brejnev&#8217;e bütün cenaze törenlerinde gerektiği gibi ağlamayanlar KGB tarafından fişleniyordu. (Bana inanmayanlar Soljenitsin&#8217;i okusunlar) Cennet(!) Vatan Türkiye&#8217;yi cehenneme çeviren Atatürkçü faşizm de böyleydi. Evinde, <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/01/19_mayis_fasizm_karincalar.gif"></a>dükkânında Kur&#8217;an bulundurduğu için hapse atılanların, şapka kanununa muhalefetten asılanların ülkesi oldu Türkiye. Kürt olmak, <a href="http://www.google.fr/search?hl=fr&amp;q=tesett%C3%BCrl%C3%BC+site%3Aderindusunce.org+&amp;meta=">tesettürlü</a> olmak, Hristiyan olmak, <a href="http://www.google.fr/url?sa=t&amp;rct=j&amp;q=ermeni%20site%3Aderindusunce.org%20&amp;source=web&amp;cd=1&amp;ved=0CCQQFjAA&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.derindusunce.org%2F2010%2F05%2F12%2Fbu-aci-kimin%2F&amp;ei=GmkcT9j0Gcq-8APh0p2bCw&amp;usg=AFQjCNEWDzwqNuX0Om1_bjQ5eKLQWe168A&amp;sig2=F604N8cpW">Ermeni</a> olmak&#8230; Atatürkçüler kimi isterlerse onu &#8220;devlet düşmanı&#8221; ilân edip canına okudular, <a href="http://www.google.com/url?sa=t&amp;rct=j&amp;q=&amp;esrc=s&amp;frm=1&amp;source=web&amp;cd=2&amp;ved=0CCsQFjAB&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.derindusunce.org%2F2011%2F11%2F20%2Fdersim-katliamini-ataturk-yapti%2F&amp;ei=V2kcT__2KsWtsgbtuJFI&amp;usg=AFQjCNG0IC4msrII3Q22VnxGjez-k9yOJg&amp;sig2=FbcQq0FC0eKl4">Dersim&#8217;de Alevîleri katlettiler</a>. </em></p>
<p style="padding-left: 30px;">
<div style="padding-left: 30px;"><em>Faşizmin bıçakları bir kere dönmeye görsün, nerede duracağını bilemezsiniz. Kızınız başörtülü diye üniversiteden atılır, oğlunuzun ismi &#8220;Muhammed&#8221; diye askerî okula alınmaz, evinizin duvarındaki &#8220;Arapça yazı&#8221; yüzünden kariyeriniz engellenir&#8230; Sonra bir de gayrı Müslimlere baskı yapıyorsunuz diye azar işitirsiniz! <strong>Sizin verginizle ayakta duran devlet size zulmeder.</strong></em></div>
<p><em></p>
<p style="padding-left: 30px;">Faşist İtalya&#8217;nın ünlü lideri Benito Mussolini&#8217;nin mottosunu hatırlayın: <strong>&#8220;Devlet her şeydir, Devlet&#8217;in dışında hiç bir şey yoktur&#8221;</strong>. Atatürkçü faşizm de HERŞEY olmaya talip idi. Bu  HERŞEY, HEP, HERYERDE olma saplantısıyla Türkiye&#8217;nin gençleri yıllardır birer robot gibi tek tip giydirilip stadyumlarda toplanıyor, çirkin ve amaçsız spor gösterilerine alet ediliyor. (Bkz. <a href="http://www.google.com/url?sa=t&amp;rct=j&amp;q=&amp;esrc=s&amp;frm=1&amp;source=web&amp;cd=2&amp;ved=0CC0QFjAB&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.derindusunce.org%2F2010%2F08%2F10%2Fcirkin-cumhuriyet-ve-mana%25E2%2580%2599siz-maneviyat%2F&amp;ei=j28cT4ONNsuS8gPIvoDOCw&amp;usg=AFQjCNGPsVJawT6yj8-vOf2TZGMWzRcnWQ&amp;sig2=PPZxbQKVEroAQtBZNDiS4w" target="_blank">Çirkin Cumhuriyet ve Mânâ&#8217;sız Maneviyat</a>)Tek tip giyinmek, tek tip düşünmek (=düşüncesizlik), otomatik makineler gibi hareket etmek, aklı ve vicdanı susturup aptal bir emre uymak, <strong>&#8220;Emir Kulu&#8221;</strong> olmak&#8230; <a href="http://www.google.com/url?sa=t&amp;rct=j&amp;q=&amp;esrc=s&amp;frm=1&amp;source=web&amp;cd=2&amp;ved=0CCwQFjAB&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.derindusunce.org%2F2008%2F10%2F08%2Fkemalizm-nedir%2F&amp;ei=s2kcT4m9NoecsAbu9b1I&amp;usg=AFQjCNHvijzoluIiEUFWG7uPtPj3Av2m9w&amp;sig2=lrx1h1Itf3KyrWX_4M-pdw">Türk gencine biçilen deli gömleğinin adıdır Kemalizm</a>. Sivil Düşünce&#8217;den dostumuz Ufuk Coşkun 19 mayıs özelinde Türk faşizminin iç yüzünü anlatan <a href="http://www.sivildusunce.com/2012/01/19-mayis-militarizmi/">çok güzel bir makale yazmış</a>. Mutlaka okuyun derim.(MY)</p>
<p> </p>
<p></em>
</p>
<p style="padding-left: 30px;"> </p>
<p> </p>
<p><strong><a href="http://www.sivildusunce.com/"><em>Ufuk Coşkun Sivil</em> <em>Düşünce</em></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/01/19_mayis_fasizm_karincalar.gif"></a></strong></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/01/19_mayis_fasizm.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-20381" title="19_mayis_fasizm" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/01/19_mayis_fasizm-263x300.jpg" alt="" width="175" height="205" /></a>Her yıl 19 Mayıs geldiğinde kâbusum olurdu. İmam Hatip Lisesinde okuduğumuzdan mıdır bilmem( zira bize potansiyel düşman gözüyle bakılırdı) kutlama törenlerinde bizim okulun öğrencilerine sürekli &#8220;İşgal Güçleri&#8221; rolünü oynamak düşerdi. Her birimize siyah tayt ve siyah tişört giydirirler elimize de oyuncak silah tutuştururlardı. Aylarca çalıştıktan sonra nihayet tören günü bir kısmımız stada temsilen çizilmiş Türkiye haritasının kuzeybatı bölümünden diğer kısmımız ise İzmir civarından sürünerek giriş yapardık. Bir müddet süründükten sonra marşlar ve alkışlar eşliğinde birden karşımızda Mustafa Kemal&#8217;in askerleri belirirdi. Hepsi gürbüz, uzun boylu gençlerden oluşan bu ordu karşısında çaresiz bir şey yapamazdık. Ve bizi süngüleriyle Ege denizine dökerlerdi. Biz ise işgal güçleri rolünü oynamanın ezikliğine mi yanalım yoksa hasta olduğumuza mı ya da her birimiz süngülenirken halkın ve diğer öğrencilerin Yuh! Çok yaşa! sözlerini mi, arada kalırdık.</p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/01/19_mayis_fasizm.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/01/19_mayis_fasizm_karincalar.gif"><img class="alignright size-medium wp-image-20380" title="19_mayis_fasizm_karincalar" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/01/19_mayis_fasizm_karincalar-260x300.gif" alt="" width="174" height="176" /></a>Bazı gazetelerin &#8220;Çok Tartışılacak 19 Mayıs İsteği&#8221; şeklinde duyurduğu haber; Müsteşar Emin Zararsız&#8217;ın, Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer adına İl Milli Eğitim müdürlüklerine gönderdiği&#8221; &#8230;Başkent dışındaki il ve ilçelerimizde yönetmelikte yer almayan senaryo, değişik renk ve nitelik arz eden gösteri ve fon çalışmaları gibi etkinliklere yer verilmemesi, bu kapsamda il ve ilçe kutlama komiteleri tarafından gerekli tedbirlerin alınarak çalışmaların anılan yönetmelik hükümleri uyarınca yürütülmesi hususunda gereğini..&#8221; şeklindeki  yazısıydı. Bu gayet makul kararın tartışılacak bir tarafının olmadığını düşünenlerdenim. Ayrıca bu yerinde kararından ötürü de MEB Bakanı&#8217;nı kutlarım. Bakanlığın bu tür uygulamalarını bir kesim sendikacıların &#8220;gericilik&#8221; olarak değerlendirmesini de katılmıyorum. Bilakis bunu ileri bir adım olarak görmekteyim. Çünkü dünyanın geldiği bu noktada artık eğitim kurumlarından askeri ritüellerin kaldırılması gerektiğini ve öğrencilerin de bayramlarını daha doğal yollardan <span id="more-20378"></span>ve eziyetsiz bir biçimde kutlamaları gerektiğini düşünüyorum.</p>
<p><strong>Faşizm uygulamaları</strong></p>
<p>Hitler, &#8220;Kavgam&#8221; adlı kitabında &#8220;Propaganda, güçlü bir silahtır ve hizmet ettiği amaca oranla değerlendirilir. Amaç; Alman milletinin hayat için mücadelesi olunca da en korkunç silahlar en insani silah haline gelir. Propaganda hitap ettiği zümrede en dar kafalıların dahi anlayabilecekleri bir seviyede olmalıdır&#8221; der. Propaganda birçok farklı yöntemlerle devreye sokulabilir, bunlar ideolojik filmler, ihtişamlı resmigeçit törenleri, birtakım semboller, okul, medya, giyim şekli vs. Propagandaların toplumda korkuyla karışık tuhaf bir hayranlık uyandırması beklenir. Hitler ve Mussolini gibi diktatörlerin dönemine bakıldığında kitlesel gösterilere, dev heykellere, ihtişamlı resmigeçit törenlerine ve bir takım pagan ritüellerine sıklıkla rastlamaktayız. Bu tür zihniyetlerde lider kutsallaştırılır ve özellikle küçük yaşlardan itibaren lidere sonsuz bir itaat kültürü empoze edilir. Örneğin Mussolini bunu üç cümleyle özetlemişti;&#8221;İnan, itaat et ve savaş&#8230;&#8221;</p>
<p> Faşist diktatörlerin eğitime ayrı bir önem verdikleri de bilinir. Öğrencilere aşılanması gereken en önemli duygu örneğin Hitler&#8217;e bağlılığın ne kadar kutsal bir şey olduğudur.. Bu öğretmenlerin de zorunlu bir göreviydi. Okulda her gün yaklaşık on dakika süreyle Hitlerin resmi önünde selam durulurdu. Hitler okul dışında yaygın eğitime de önem vermekteydi. Okul dışındaki vakitler için kurulmuş olan öğrenci kampları yaygınlaştırılıyordu. 6-18 yaş arası çocukları kurduğu gençlik gruplarında yetiştirerek onlara Nasyonal Sosyalizmi, Führeri ve Yahudi düşmanlığını aşılıyordu. Cumhuriyet Dönemi ideolojisine bakıldığında bizde de askerliğin, silahın, beden eğitimi ve sporun önemli bir yer tuttuğunu görmekteyiz. Dünyada esen faşizm rüzgârdan kuşkusuz Türkiye&#8217;de etkilenmiştir. İsmet İnönü bunu &#8220;Biz açıkça milliyetçiyiz&#8230; Ve milliyetçilik bizim yegâne birlik unsurumuzdur. Türk ekseriyetinde diğer unsurların (etnik toplulukların) hiçbir nüfuzu yoktur. Vazifemiz Türk vatanı içinde Türk olmayanları behemehâl Türk yapmaktır. Türklere ve Türklüğe muhalefet edecek anasırı kesip atacağız. Ülkeye hizmet edeceklerde her şeyin üstünde aradığımız Türk olmalarıdır&#8221; sözleriyle açıklıyordu.</p>
<p><strong>Sparta uygarlığı örnek alınırdı;</strong></p>
<p>Özellikle 19.yüzyıl faşizminin ilham kaynağını Spartalıların oluşturduğu söylenir. Çünkü Spartalıların en belirgin vasıfları aşırı disiplinli askeri örgütlenmeleriydi. Spartalılar daha küçük yaşlardan itibaren askeri disiplinle yetiştirilirdi. Çelimsiz, zayıf çocuklar atıl durumda bırakılır genç, sağlıklı ve gürbüz çocuklar vatan savunması için özel yetiştirilirdi. Gerek faşist liderler ve gerekse ideologları bu anlamda gençlere özel bir ilgi göstermişlerdir. Örneğin bizde Nihal Atsız&#8221; Türk Gençliği Nasıl Yetişir?&#8221; adlı makalesinde Sparta devletine benzer bir asker-ulus yaratmak amacı güden eğitim programı sunuyordu. Atsız: &#8220;İnsaflı düşünelim: Bir Türk çocuğuna güreş mi yakışır, yoksa aktörlük mü? Diye soruyor ve eğitim sürecinin bir zorunlu askerlik hizmeti haline getirilmesini öneriyordu. Buna göre; &#8220;askerlik dersi nazari ve ameli olarak çoğaltılmalı ve ciddi tutulmalıdır. Talebe askeri kanunlara ve cezalara tabi olmalı ve mektep üniforması giymeğe mecbur edilmelidir. &#8220;Ortaokulda milli sporlar başlamalı, kılıç, güreş, cirit gibi ananevi sporlarla, yüzücülük, kürekçilik vesaire gibi savaşa yardımcı sporlar birinci mevkii tutmalıdır. &#8220;Askerlik dersleri ile sporlar en mühim dersler haline getirmelidir. Hatta Atsız okullar birer kışla haline gelmeli, liselerin müdürleri yüksek rütbeli subaylardan olmalıdır teklifinde de bulunur vs.</p>
<p>Spartalıların Cumhuriyet dönemi ders kitaplarında da yer ettiğini görüyoruz. 1942 Lise 1.sınıf İlkçağ Tarihi kitabında <strong>S</strong><strong>parta&#8217;dan bahsedilirken &#8220;Devletçilik düşüncesinin Ispartalıların hayatına hâkim olduğu ve özel menfaatler devletin menfaati uğruna feda edilirdi. Devletin menfaati daha doğumda göz önünde tutulur, zayıf ve kusurlu doğan çocuklar ıssız yerlere bırakılırdı</strong><strong>&#8220;</strong><strong> deniliyordu. Bir bakıma millet ya da devlet varlığının/menfaatinin bireysel yaşamlardan önce geldiği, devletin bireyler için değil, bireylerin devlet için var olduğu gizli mesajı verilmek isteniyordu.</strong></p>
<p><strong>Faşizm tedavülden kalktı</strong></p>
<p>Dünyada esen faşizm rüzgârdan Türkiye&#8217;de etkilenmekteydi. Mete Tuncay&#8217;ın <strong>&#8220;</strong><strong>Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nde Tek Parti Yönetiminin Kurulması &#8221; adlı kitabında da ifade ettiği gibi o dönem </strong>Almaya ve İtalya&#8217;dan etkilen bazı siyasetçi ve aydınlar benzer uygulamaların bizde de olması yönünde öneriler sunuyorlar.<em> </em>Örneğin<em> &#8220;</em>Falih Rıfkı Atay, Faşizmin beden terbiyesini, gençlik örgütlenmelerini Türkiye&#8217;ye örnek gösterirken, Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt, İstanbul Üniversitesinde verdiği İnkılâp Tarihi derslerinde Faşizmi, ırkçılık anlayışını dışarıda bırakarak, Kemalizm&#8217;in bir kopyası olduğunu ifade ediyordu. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Sekreteri Atatürk ve İnönü&#8217;nden sonra üçüncü adam konumundaki Recep Peker 1937 yılında TBMM&#8217;nin üstünde faşist ülkelerdeki gibi bir konseyin kurulmasını Atatürk&#8217;e teklif ediyordu. Bu tekliflerin bir kısmı Atatürk&#8217;ün onayıyla kabul edilirken bazı teklifler ise Atatürk&#8217;ün sert tepkisi sonucu askıya alınıyordu. Örneğin faşist konsey gibi. Sonuç olarak 1930&#8242;lu yıllar Avrupa&#8217;daki Faşizm rüzgârının Türkiye&#8217;yi etkilediği yıllar oldu. Bu bakımdan özellikle eğitim dâhil birçok uygulama dönemin izlerini taşımaktadır.</p>
<p>Oysa bugün gelinen noktada bir dönemin ulus devletçi, milliyetçi, tek-tipçi anlayışının yerini çoğulcu ve özgürlükçü düşünceye bıraktığını görmekteyiz. Örneğin bugün Hitlerin Almanyası ya da Mussolinin İtalyası eskiye göre çok değişti ve bu ülkeler o dönemin faşist uygulamalarını artık sürdürmüyorlar. Bugün artık Almanya&#8217;da öğrenciler Hitler&#8217;den kalma <em>‘</em>Führer e adanmış kanımın her damlasıyla;  ben tüm enerjimi ve gücümü Adolf Hitlere ve ülkeme adayacağıma yemin ediyorum. Onun için,  sahip olduklarımdan hatta hayatımdan bile vazgeçeceğime söz veriyorum ve bunun için Tanrıdan yardım diliyorum&#8217; yeminini etmiyorlar. Keza İtalya&#8217;da da öğrenciler &#8220;Tanrının adıyla ben liderimin bütün emirlerini yerine getireceğime, gerekirse bu uğurda kanımın son damlasına kadar mücadele edeceğime yemin ederim, yaşasın faşist devrim&#8230;&#8221; şeklinde bir yemini etmiyorlar. Kısacası bu ülkeler faşist ideolojinin unsurlarını taşıyan yemin metinleri de kaldırılmış durumdadır.</p>
<p><strong>Eğitimde militarizm ayıklaması</strong></p>
<p>Üzülerek ifade etmek gerekir ki biz bir dönemin uygulamalarını daha henüz üzerimizden atamadık. Bizde öğrencilere hala rahat hazırol komutları çektirilmektedir. Ve derslerine hala üniformalı askerler girmektedir. İşin ilginç yanı bakanlığın bu konuda attığı her yeni adımı da &#8220;gericilik&#8221;  ya da &#8220;sulandırmak&#8221; olarak sunan sendikaların olması da ayrıca vahim bir durumdur. Bu ülkenin öğrencileri pek tabii ki bayramlarını kutlayacaktır. Ancak bu duyguyu askeri ritüellerle tertiplenmiş törenlerle değil de daha farklı yöntemlerle bir öğrenci gibi yaşamasının yolları bulunamaz mı?</p>
<p>&#8220;Her Türk Asker Doğar&#8221; sloganının içselleştirildiği bir ülkede militarizm kökenli yönetmeliklerin tümden kaldırılması bir hayli zaman alacak gibi. Hâlbuki bu ülkede çocukların askerliğe değil de sivilliğe özendirilmesi durumunda daha demokrat, özgür ve barışçıl bir toplum ortaya çıkacaktır. Ne yazık ki özgürlüğün kalesi olması gereken eğitim kurumlarında hala askeri ritüeller ve eskiden kalma yönetmelikler var. Ülkemiz eğitim kurumlarının askeri bir disiplin ve anlayışla işlev görmeleri durumunda bu kurumlardan asla bağımsız ve özgürlükçü düşüncelerin üretilemeyeceği bilinmelidir</p>
<p>Kısacası askeri ritüellerin ve yönetmeliklerin mutlaka okul ortamından uzaklaştırılması gerektiğini ifade etmeye çalışıyorum.. Çünkü artık dünyanın geldiği bu noktada çocuklarımıza hayata asker gözüyle bakmalarını sağlamakla ne bilimde, sanatta, ekonomide nede insan hakları alanlarında bir ilerleme sağlayabiliriz. Bu bakımdan bizde eğitim kurumlarını askeri ritüellerden arındırmanın yollarını bakmalıyız. Bunun arkasında bir şeyler aramanın, eğitim sistemini bir dönemin uygulamalarına mahkûm etmenin başta bu ülkenin çocuklarına yapılmış büyük bir haksızlık olduğunu düşünüyorum.</p>
<p><strong>STAR AÇIK GÖRÜŞ- </strong>22 Ocak 2012</p>
<p> </p>
<p>&#8230; Kemalizm üzerine okumak için&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"> <a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf"><span style="color: #0000ff;"><strong>Kadın hakları ve Kemalizm </strong></span></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><strong><img class="alignleft size-medium wp-image-6982" title="20091025_derin_dusunce_org_kadin_kemalizm" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/10/20091025_derin_dusunce_org_kadin_kemalizm-229x300.jpg" alt="" width="121" height="171" /></strong></span></a></p>
<p class="entry" style="text-align: justify;"> <strong>“Kemalizm Türk kadınına özgürlük verdi”</strong> gibi sloganlarla düşünmeye daha doğrusu ezberlemeye itildiği için sık sık  şaşırmaya mahkûm bir kuşak bizimki. Tarihi, belgeleri, siyasî söylemleri ve sloganları aklın imtihanına tabi tutan herkes hayretler içinde kalıyor. <strong>“İyi de biz bunu bunca sene nasıl yuttuk?”</strong> diye sormaktan alamıyoruz kendimizi.  Kemalist düşüncenin, çağdaşlığın ve Atatürk devrimlerinin yılmaz bekçisi <strong><em>“çağdaş Türk kadını’nın sesi”</em></strong> Cumhuriyet Gazetesi’nin başyazarı olan Yunus Nadi kadınların siyasete atılmasına nasıl tepki vermiş meselâ?  <strong>“Havva’nın kızları, Meclis’e girip yılın manto modasını tartışacak” </strong><strong> </strong>Kadınlar Halk Fırkası kapatılınca yerine Türk Kadınlar Birliği kurulmuş. O da kapatılınca Cumhuriyet Gazetesi’nde şu başlık atılmış:  <strong>“Türk Kadınlar Birliği kapatıldı, fesat çıkaran hatun kişilere haddi bildirildi.” </strong>Derin Düşünce Fikir Platformu yakasını resmî tarihten kurtarmak isteyen okurlarına ezber bozan bir kitap öneriyor : <a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf"><strong><span style="color: #0066cc;">Kadın hakları ve Kemalizm ilişkisine alternatif bir bakış</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Tarih şaşırmaktır</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-13449" title="tarih_sasirmaktir" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir.jpg" alt="" width="109" height="141" /></span></a>Evet… Tarih şaşırmaktır. Atatürk’e şaşırmak, Kürtlere şaşırmak, Lozan’a şaşırmaktır. Geçmişe hayret edip bugüne eleştirel bakabilmek, yarını hazırlamaktır Tarih. Geçmişe değil geleceğe dönüktür amacı. Özetle siyasî bir propaganda aygıtı değildir. Gaz vermek, <strong>“Asker millet”</strong> üretmek, <strong>atalarımızla gurur duymak</strong> için tarih araştırılmaz. Eğer resmî tarihin beyin yıkamasından bıktıysanız bu kitap ilginizi çekecektir… <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-11326" title="kapak-laiklik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg" alt="" width="120" height="169" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"> Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a>Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde <strong>Yobaz Laiklik Meselesini</strong> barındıran konuları ele alıyor.<a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">T</span><span style="color: #0000ff;">ürkiye’nin Ulus-Devlet Sorunu</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><img class="size-full wp-image-7896 alignright" title="20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt.jpg" alt="" width="125" height="183" /></a>Devlet gibi soğuk ve katı bir yapı bizimle olan ilişkisini <strong>hukuk</strong> yerine <strong>ırkımıza</strong> ya da <strong>inançlarımıza</strong> göre düzenleyebilir mi? GERÇEK hayatı son derecede dinamik ve renkli biz “insanların”. Birden fazla şehre, mahalleye, gruba, klübe, cemaate, etnik köke, şirkete, mesleğe, gelir grubuna ait olabiliriz ve bu aidiyet hayatımız boyunca değişebilir. Oysa devletimiz hâlâ başörtüsüyle uğraşıyor, kimi devlet memurları <strong>“ne mutlu Türk’üm”</strong> demeyenleri iç düşman ilân ediyor, Sünnî İslâm derslerini zorla herkese okutuyor… Bizim paramızla, <strong>bizim iyiliğimiz için(!) bize rağmen… </strong>Kürt sorunu, başörtüsü sorunu, Hıristiyan azınlıklar sorunu… Bizleri sadece “insan” olarak göremeyen devletimizin halkıyla bir sorunu var. Türkiye’nin “sorunlarının” kaynağı sakın <strong>ulus-devlet</strong> modeli olmasın? 80 sayfalık bu kitap Kurtuluş savaşı’ndan sonra Türkiye’ye giydirilmiş olan deli gömleğine işaret ediyor.  Ne mutlu “insanım” diyene! <a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Kitabı buradan indirin</span></strong></a>.</p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf"><img class="alignleft" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.jpg" alt="" width="106" height="168" /><strong><span style="color: #0066cc;">Kendi ülkesini işgal eden ordu</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;">Hiç bir yeri işgal edemeyen ordular kendi ülkelerini işgal ederler. Çünkü bir ordunun ayakta durması için insan emeği ve maddî destek gereklidir. Beceriksiz ordular disiplinsiz olduklarından <strong>YABANCI</strong> <strong>DÜŞMAN </strong>ile savaşamazlar. Kolayca yenebilecekleri <strong>İÇ DÜŞMANLAR</strong> uydururlar ve bu bahane ile kendi ülkelerini işgal ederler. Başbakan asarlar. Milletvekillerini hapse atarlar. Korumakla yükümlü oldukları halkı işkenceler altında inletirler.  İşgalciler kimseye hesap vermezler. Halkın isyan etmesine engel olmak için <strong><em>“etrafımız düşmanla çevrili”</em></strong> diyerek  <strong>KORKU PROPAGANDASI</strong> yaparlar. Eleştirilerden uzak kalmak için farklı inançlardan ve kültürlerden olan insanların birbirine düşman olması da bu eşkiyaların işine gelir. Bu sebeple terörü destekleyebilir hatta teröristlere silah ve para yardımında bulunabilirler. Okuyacağınız kitap kendi ülkesini işgal etmiş bir ordunun kısa tarihidir. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a></strong></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/01/22/19-mayis-militarizmi/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/01/22/19-mayis-militarizmi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Ama biz demiştik: İlker Başbuğ sobelendi!</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/01/03/biz-demistik-ilker-basbug-sobelendi/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/01/03/biz-demistik-ilker-basbug-sobelendi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Jan 2012 06:19:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Korsan Mahyacı Kâmil</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Ergenekon Nedir?]]></category>

		<category><![CDATA[Militarizm]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Silahlı Kuvvetleri]]></category>

		<category><![CDATA[darbe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=20140</guid>
		<description><![CDATA[
Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ hakkında İstanbul Özel Yetkili Savcılık tarafından &#8220;internet andıcı&#8221; kapsamında soruşturma başlatılmış. Halbuki biz kendisini kaç defa uyarmıştık, &#8220;ooolum yapma, etme&#8221; felan demiştik, ama dinleyen kim? Adam bizi ordunun kara listesine bile koymuştu:

İlker Başbuğ&#8217;a açık mektup 
İlker Başbuğ&#8217;a açık telegraf (Acil)
İlker Bey Kardeşim, kendini de orduyu da yıpratma lütfen&#8230;
İlker Bey neden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/01/ilker_basbug-300x215.jpg" alt="" width="300" height="215" /></p>
<p>Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ hakkında İstanbul Özel Yetkili Savcılık tarafından &#8220;internet andıcı&#8221; kapsamında <a href="http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1223268&amp;title=ilker-basbug-hakkinda-sorusturma-baslatildi" target="_blank">soruşturma başlatılmış</a>. Halbuki biz kendisini kaç defa uyarmıştık, <strong>&#8220;ooolum yapma, etme&#8221;</strong> felan demiştik, ama dinleyen kim? Adam bizi <a href="http://www.derindusunce.org/2009/11/04/biz-de-genel-kurmayi-fisledik/" target="_blank">ordunun kara listesine </a>bile koymuştu:</p>
<ol>
<li><a href="http://www.derindusunce.org/2008/10/07/ilker-basbuga-acik-mektup/">İlker Başbuğ&#8217;a açık mektup </a></li>
<li><a href="http://www.derindusunce.org/2009/10/26/ilker-basbug%E2%80%99a-acik-telegraf/">İlker Başbuğ&#8217;a açık telegraf (Acil)</a></li>
<li><a title="Permanent Link to İlker Bey Kardeşim, kendini de orduyu da yıpratma lütfen..." rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2009/12/17/ilker-bey-kardesim-kendini-de-orduyu-da-yipratma-lutfen/">İlker Bey Kardeşim, kendini de orduyu da yıpratma lütfen&#8230;</a></li>
<li><a title="Permanent Link to İlker Bey neden öfkeli? Derdi ne bu adamcağızın?" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2009/12/22/ilker-bey-neden-ofkeli/">İlker Bey neden öfkeli? Derdi ne bu adamcağızın?</a></li>
<li><a title="Permanent Link to Kükreyeceğine hesap ver kardeşim!" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2010/01/26/kukreyecegine-hesap-ver-kardesim/">Kükreyeceğine hesap ver kardeşim!</a></li>
<li><a title="Permanent Link to Hakkımızı helâl etmiyoruz İlker Bey Kardeşim..." rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2010/08/11/hakkimizi-helal-etmiyoruz-ilker-bey-kardesim/">Hakkımızı helâl etmiyoruz İlker Bey Kardeşim&#8230;</a></li>
<li><a title="Permanent Link to İlker Başbuğ, böyle mi yönettin ordumuzu?" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2010/08/26/ilker-basbug-boyle-mi-yonettin-ordumuzu/">İlker Başbuğ, böyle mi yönettin ordumuzu?</a></li>
<li><a title="Permanent Link to Türk Ordusu... Yine zaaf, yine ihmal: O askerler ölmeyebilirdi! İlker Başbuğ hesap versin!" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2010/07/06/turk-ordusu-yine-zaaf-yine-ihmal-o-askerler-olmeyebilirdi-ilker-basbug-hesap-versin/">Türk Ordusu&#8230; Yine zaaf, yine ihmal: O askerler ölmeyebilirdi! İlker Başbuğ hesap versin!</a></li>
<li><a title="Permanent Link to Peygamber ocağı mı dediniz?" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2010/08/20/peygamber-ocagi-mi-dediniz/">Peygamber ocağı mı dediniz?</a></li>
<li><a title="Permanent Link to Yedi askerin ölümüne iman etmek?" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2011/02/04/yedi-askerin-olumune-iman-etmek/">Yedi askerin ölümüne iman etmek?</a></li>
<li><a title="Permanent Link to İlker Başbuğ Dağlıca'daki toplu intiharın hesabını verecek mi?" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2011/01/08/ilker-basbug-daglica%e2%80%99daki-toplu-intiharin-hesabini-verecek-mi/">İlker Başbuğ Dağlıca&#8217;daki toplu intiharın hesabını verecek mi?</a></li>
<li><a title="Permanent Link to Devlet adamı değilsin, devlet memurusun İlker Başbuğ (2)" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2009/10/29/devlet-adami-degilsin-devlet-memurusun-ilker-basbug-2/">Devlet adamı değilsin, devlet memurusun İlker Başbuğ </a></li>
<li><a title="Permanent Link to Güçlü orduya lüzum yok, kaliteli olsun yeter" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2009/09/26/guclu-orduya-luzum-yok-kaliteli-olsun-yeter/">Güçlü orduya lüzum yok, kaliteli olsun yeter</a> </li>
</ol>
<p> </p>
<p>&#8230; Bu konuda daha fazla okumak için&#8230;</p>
<p> </p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf" target="_blank"><img class="alignright size-medium wp-image-13075" title="kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.jpg" alt="" width="190" height="278" /></a>Hiç bir yeri işgal edemeyen ordular kendi ülkelerini işgal ederler. Çünkü bir ordunun ayakta durması için insan emeği ve maddî destek gereklidir. Normal bir ordu kaynaklarını emrinde olduğu milletten sağlar… Efendisi olan bu milletin gönüllü katkısıyla silah alır, asker toplar, <strong>YABANCI</strong> <strong>DÜŞMANLA</strong> savaşır.</p>
<p>Normal ordular efendilerini yani milleti, o milletin vatanını korurlar ya da ganimet getirebilecekleri ülkeleri işgal ederler. Yine efendilerinin emri ve izniyle yaparlar bunu.</p>
<p>Anormal ordular ise üniformalı eşkıyalardır. Disiplinsiz olduklarından <strong>YABANCI</strong> <strong>DÜŞMAN </strong>ile savaşamazlar. Kolayca yenebilecekleri <strong>İÇ DÜŞMANLAR</strong> uydururlar ve bu bahane ile kendi ülkelerini işgal ederler. Başbakan asarlar. Milletvekillerini hapse atarlar. Korumakla yükümlü oldukları halkı işkenceler altında inletirler. Üniformalı eşkiyalar ülkenin zenginliklerini tüketirler, geleceğini mahvederler.</p>
<p>Kendisini ülkenin sahibi zanneden üniformalı eşkıyaların hakim olduğu ülkeler yabancı orduların işgali altında gibidir. İşgalciler kimseye hesap vermezler. Halkın isyan etmesine engel olmak için <strong><em>“etrafımız düşmanla çevrili”</em></strong> diyerek  <strong>KORKU PROPAGANDASI</strong> yaparlar.</p>
<p>Eleştirilerden uzak kalmak için farklı inançlardan ve kültürlerden olan insanların birbirine düşman olması da bu eşkiyaların işine gelir. Bu sebeple terörü destekleyebilir hatta teröristlere silah ve para yardımında bulunabilirler.</p>
<p>Okuyacağınız kitap kendi ülkesini işgal etmiş bir ordunun kısa tarihidir. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a></strong></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/01/03/biz-demistik-ilker-basbug-sobelendi/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/01/03/biz-demistik-ilker-basbug-sobelendi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Secde ve komutan&#8221; üzerine hatırlanası 10 şey&#8230;</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/10/10/secde-ve-komutan-uzerine-hatirlanasi-10-sey/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/10/10/secde-ve-komutan-uzerine-hatirlanasi-10-sey/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 10 Oct 2011 09:32:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Senai Demirci</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Militarizm]]></category>

		<category><![CDATA[Özgür İrade]]></category>

		<category><![CDATA[İslam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=18961</guid>
		<description><![CDATA[[8 Eylül 2011'de Senai Demirci'nin kişisel sitesinde yayınlandı.]
&#8220;Secde&#8221; ve &#8220;komutan&#8221; kelimeleri, şu cümlede bile zoraki yan yana duruyor. Secdeyi komutana uzak, komutanı secdeye uzak görmek kimin haddine düşmüş! Secde herkesin hakkı. Komutan da olsa bir gün secde edecek. İstemese de secdeye varacak. Varlığını toprağa indirecek. Hem zaten Yaratan&#8217;ın dilediğince yaşıyor olmak bir secde değil midir? [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/03/20090305_derin_dusunce_org_ordu.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-3724" title="20090305_derin_dusunce_org_ordu" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/03/20090305_derin_dusunce_org_ordu.jpg" alt="" width="187" height="149" /></a>[8 Eylül 2011'de </em><em><a href="http://www.senaidemirci.net/yazilar.php?kategori=1&amp;makaleid=2665" target="_blank">Senai Demirci'nin kişisel sitesinde</a> </em><em>yayınlandı.]</em></strong></p>
<p>&#8220;Secde&#8221; ve &#8220;komutan&#8221; kelimeleri, şu cümlede bile zoraki yan yana duruyor. Secdeyi komutana uzak, komutanı secdeye uzak görmek kimin haddine düşmüş! Secde herkesin hakkı. Komutan da olsa bir gün secde edecek. İstemese de secdeye varacak. Varlığını toprağa indirecek. Hem zaten Yaratan&#8217;ın dilediğince yaşıyor olmak bir secde değil midir? Ağzıyla konuşmak, &#8220;ağzınla konuş!&#8221; diyen Yaratan&#8217;a itaattir. Gözleriyle görmek, &#8220;gözlerinle gör!&#8221; diyen Yaratıcı&#8217;ya itirazsız secde etmektir.<br />
Secdeyi yasaklayan komutanlar, secde edenlerle yan yana durmayanlar bu gerçeği biliyor. Her gün secdeye doğru eğildiklerini, eridiklerini biliyorlar ama <span id="more-18961"></span>unutuyorlar sadece. Günübirlik avunmalara sarılıyorlar.<br />
Yıllar önce okuduğum o YAŞ gerekçesini hiç unutmuyorum: &#8220;Namaz kılmayı alışkanlık haline getirmek&#8230;&#8221; Ordudan atılan bir subayın suçu olarak kaydedilmiş bu madde. Ana suçu. Asıl cürümü. Belli ki, &#8220;namaz kılma&#8221;yı suç olarak tanımlamaktan çekinmiş MGK. Namaz kılmayı suç kabul etmek, rezil bir suçtur: gayet iyi biliyorlar. TSK bu rezilliği kendine yakıştırmıyor. Ama namaz kılmadan edememeyi, bir tür takıntı diye tarif etmekle yırttığını düşünüyor. Namaz kılınır, kılınır da; ara sıra kılınır. Folklorik bir öğe olarak hatırı sayılır. Her gün namaz kılmak, günün beş köşesini namaza kilitlemek&#8230; Bakın işte bu &#8220;alışkanlık!&#8221; Bir tür obsesyon&#8230;<br />
Bu yüzden &#8220;alnı secde gören komutan&#8221; görmeleri özlemeleri anlayışla karşılamak gerek. Ne güzel olurdu! Hoş olurdu. Hep böyle olmuştu aslında. Hep böyle olmalıydı. Hep böyle de olmalı. Ama&#8230;<br />
Alnı secde gören komutan hayalini yanlış anla(t)mamak gerek. Ben secdenin komutana lazım olduğunu düşünüyorum, secde komutana muhtaç değil. Secde ederse komutanın başı göğe erecek; secdenin değil. Secdeye komutan gelirse, secde terfi edecek değil; <strong>bu bir.</strong><br />
<strong>İkincisi</strong>, dindar komutan olmasını arzu etmem, dini komutanlara yaslamak için değil. Komutanın dindarlığı kendini bağlar, kendi faziletidir. Ben komutanın, adil, insaflı, demokrat, özgürlükçü ve ırkçılık-karşıtı olanını isterim. Her iktidar sahibinden din bunu ister; daha fazlasını değil.</p>
<p>Alnı secde görenlerin zaten adil, insaflı, demokrat, özgürlükçü ve ırkçılıktan fersah fersah uzak olması gerekirdi değil mi? Maalesef öyle değil. Secdedeki duruşunu hayata taşı(r)mayanlar o kadar çok ki&#8230; Namazı seccadede bırakıp hayatın namazını bozanlar hiç az değil. Namazdaki kıblesini selam verince unutanlar sürüyle&#8230; Keşke, alnı secde görenlerin kalbi de secde görebilse. Secdeye varmanın hayatı Allah&#8217;ın dilediğince incelikle yaşamak olduğunu bilseler. Yoksa bizim de dindar ama darbeci, hatta dindar olduğu için darbeci paşalarımız olur. Diktatörlüğünü dindarlığı yüzünden halkın gözünde dokunulmaz kılan kutsal &#8220;paşa&#8221;larımız olur; <strong>bu da üç</strong>.<br />
<strong>Dördüncüsü</strong>, dini insana dayatmak da insana yasaklamak da gayri insanidir. Dolayısıyla, gayri İslami&#8217;dir. Beni dindar diye ezen silahlı kuvvetlerin tavrının değişmesidir önemli olan. Tarafının değişmesi bir şey ifade etmez. Silahlı kuvvetlerin dindarlara yaptığının aynısını dindar olmayanlara yapmasını istemek dine aykırıdır. &#8220;Dindar komuta&#8221;nın böylesine, terimin son damlasına kadar karşı koymayı kulluğumun icabı bilirim.<br />
<strong>Beşincisi</strong>, din lehine bir dikta istemem. İslami olan, devletin vatandaşı üzerindeki dayatmacı kodlarının değişmesidir. Değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez yasalar din adına da olsa dayatmadır. İnsan iradesini yok sayan her türlü düzenleme insanı iradeli yaratma iradesi gösteren Yaratan&#8217;ın iradesini beğenmemektir.<br />
<strong>Altıncısı</strong>, hakikat her zaman sivil olmuştur. Öyle olması, gerçeğin duruluğu adına vaciptir. İktidarın yanında duran hakikat sulanır. Muktedirlerin elindeki gerçek saflığını yitirebilir. Bu yüzden hakikate kuvvetin amir olmaması gerekir. Hakikat kuvvete amir olmalıdır. Hakikatin iktidara ihtiyacı yoktur; müstağni kalmalıdır.<br />
<strong>Yedincisi</strong>, hatırlamak ve asla unutmamak gerek ki, herkes Sultan Abdulhamid&#8217;den &#8220;şeriat&#8221; isterken, Said Nursî, deli diye tımarhaneye atılma pahasına, &#8220;hürriyet&#8221; talep ediyordu. Hiç olmazsa Said Nursi takipçileri olarak bilinen ağabeylerin &#8220;dindar komuta&#8221; talebi bu inceliği atlamamalı. Sultan&#8217;ın &#8220;şeriat&#8221;e gölge etmemesini ihsan olarak yeterli gördü Said Nursî. Hakikat&#8217;i asla iktidara endekslemedi. O zaman &#8220;şeriat elden gidiyor&#8221; diye feryat edenlerin, şimdiki seslerinin de &#8220;laiklik elden gidiyor&#8221; diye yankılanacağını bal gibi kestirmişti. Kendi hakikatini iktidara kilitleyenlerin korkusu hep &#8220;&#8230;elden gidiyor&#8221; şeklinde sloganlaşır çünkü.<br />
<strong>Sekizincisi</strong>, dayatmaların din adına olması, zorbalığın din lehine yapılması, din karşıtı dayatma ve zorlamalardan daha tehlikeli ve zararlıdır. İktidar odağından din beklemek dine aykırıdır. İktidardan dini gönüllüce yaşayabileceğimiz özgürlük olmalıdır dindarın talebi.<br />
<strong>Dokuzuncusu</strong>, militarizmin din kılıflısından Allah korusun. Militarizm bir fenalıktır. Darbecilik bir şehvet düşkünlüğüdür; fuhuştur. Oysa, &#8220;namaz insanı her türlü fenalıktan alıkoyar.&#8221; Hakkıyla alnını secdeye değdiren bir komutan halktan aldığı silahı halka doğrultma namertliğini kendine yakıştırmaz. Yasin Aktay&#8217;ın altını çizdiği gibi, &#8220;Namaz darbecilikten alıkoyar, namaz kılan komutan darbe yapamaz, silahını kötüye kullanamaz&#8221; demeli.</p>
<p><strong>Onuncusu</strong>, darbecilerden çektiklerimizin asıl nedeni, tanımı gereği, komutanların alnının secde görmemesi&#8221;dir. Yoksa fenalıklardan alıkonulmuş olurlardı. Anlaşılan o ki&#8221;Namazı zayi ettiler de şehvetlerine yenildiler.&#8221; [Meryem, 59] Şu halde, şehvet ve hırsına yenik düşünen sivillerin de namazı zayi edip etmediklerini düşünmeleri gerekmez mi? İşte bize çuvaldız: Darbeyi hak etmediğini düşünen sivil dindarlar, kendileri gibi düşünmeyen kardeşlerine, cemaat dışı etmek, kitabını yasaklamak, adının anılmasına tahammül etmemek gibi darbeli uygulamalar yapıyor mu yapmıyor mu? Yoksa namazı mı zayi ettiler? Yoksa sadece alınları mı görüyor secdeyi? Kalpleri de görecek mi?</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/10/10/secde-ve-komutan-uzerine-hatirlanasi-10-sey/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/10/10/secde-ve-komutan-uzerine-hatirlanasi-10-sey/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Türk basını Hukuk’un Üstündedir(12): Faşizmi savunabilir!</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/09/13/turk-basini-hukuk%e2%80%99un-ustundedir12-fasizmi-savunabilir/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/09/13/turk-basini-hukuk%e2%80%99un-ustundedir12-fasizmi-savunabilir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Sep 2011 12:10:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sevinç Gül</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Ergenekon Nedir?]]></category>

		<category><![CDATA[Militarizm]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Basını]]></category>

		<category><![CDATA[faşizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=18687</guid>
		<description><![CDATA[
&#8220;&#8230;Parlamentoya Cumhurbaşkanı seçtirmemek âli maksadıyla hazırlanıp Genelkurmay&#8217;ın internet sitesine konulan muhtıra, muhtıraya muhatap kesimlerden çok, bu muhtıradan ekmek çıkarmaya uğraşan muhalefeti ve bir kısım medyayı heyecanlandırdı. Mesela CHP Genel Başkan Yardımcısı muhterem Onur Öymen şunları söyledi: &#8220;Genelkurmay&#8217;ın tesbitleri bizim tesbitlerimizden farklı değildir. Altına imzamızı atarız. ‘Ne mutlu Türküm diyene&#8217; sözünü kimse küçümseyemez ve bunu küçümseyenleri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><em><img class="aligncenter" src="http://medya.zaman.com.tr/2011/09/12/cizgiyorum.jpg" alt="" width="284" height="202" /></em></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>&#8220;&#8230;Parlamentoya Cumhurbaşkanı seçtirmemek âli maksadıyla hazırlanıp Genelkurmay&#8217;ın internet sitesine konulan muhtıra, muhtıraya muhatap kesimlerden çok, bu muhtıradan ekmek çıkarmaya uğraşan muhalefeti ve bir kısım medyayı heyecanlandırdı. Mesela CHP Genel Başkan Yardımcısı muhterem <strong>Onur Öymen</strong> şunları söyledi: <strong>&#8220;Genelkurmay&#8217;ın tesbitleri bizim tesbitlerimizden farklı değildir. Altına </strong><strong>imzamızı atarız. ‘Ne mutlu Türküm diyene&#8217; sözünü kimse küçümseyemez ve bunu küçümseyenleri devletin düşmanı sayarız. Türkiye&#8217;yi Atatürk düşmanlarına teslim etmeyeceğiz&#8230;&#8221; </strong>İkna odalarının mucidi <strong>Nur Serter</strong> ise şu değerlendirmeyi yaptı: <strong>&#8220;Türk Silahlı Kuvvetleri&#8217;nin önünde, şanlı ordumuzun önünde saygıyla eğiliyoruz. Türk ordusu çok yaşa. Türk ordusu, 27 Nisan&#8217;da bizim sesimizi duymuş, bizim sesimize sahip çıkmış, demokrasiye sahip çıkmıştır. 27 Nisan&#8217;da Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin gerçek iradesine sahip çıkmıştır&#8230;&#8221; </strong>Peki, biat kültüründen gelmeyen <strong>&#8220;bağımsız medya&#8221;</strong> nasıl karşıladı muhtırayı?</em></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>Hatırlatalım&#8230; Belki yüzleri kızarır: İşte <strong>Ertuğrul Özkök</strong>: &#8220;Demokrasi kaygısıyla, sadece askeri eleştirmek, ne adil, ne yararlı, ne de sonuç verici bir girişim olacaktır. Çünkü o bildiride savunulan görüşler, toplumun önemli bir bölümü tarafından paylaşılmaktadır.&#8221; İşte <strong>Yılmaz Özdil</strong>: &#8220;Hâlâ deniyor ki, bundan sonraki adım ne olur? Bundan sonraki adım, tank olur. Gücüm var diye dayatırsan, gücü olan sana dayatır.&#8221; İşte <strong>Ece Temelkuran</strong>: &#8220;Genelkurmay&#8217;ın açıklamasıyla mitinglerin daha da coşmuş olması bu mitingleri otomatik olarak militarist yapmaz.&#8221; (Bu Ece şimdilerde <strong>&#8220;demokratlığın kitabını&#8221;</strong> yazıyor.) İşte <strong>Ahmet Hakan Coşkun</strong>: &#8220;Muhtıraya karşıyız diyeceğiz ve ötesini söyleyemeyecek miyiz? Ben ötesini de söylerim arkadaş.&#8221; İşte <strong>Nuray Mert</strong>: &#8220;Şimdi Genelkurmay bildirisini öne çıkarıp, bu fetihçi zihniyetin arkasında durmak istemiyorum&#8230;&#8221; </em><a href="http://www.stargazete.com/yazar/ahmet-kekec/bu-yazarlari-cope-atin-haber-378506.htm" target="_blank"><em>TAMAMI</em></a></p>
<p>  </p>
<p>&#8230; Bu konu ilginizi çekiyorsa&#8230;</p>
<p> </p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/basin_medya.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Gazetecilik Neden Dibe Vurdu?</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/basin_medya.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;"><img class="alignright" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/nouvelle-image.bmp" alt="" width="125" height="180" /></span></strong></a>Gazeteciler bizi bilgilendiriyor mu yoksa aldatıyor mu?  Gazetecilik galiba dürüstçe yapılmasına imkân olmayan bir meslek. Çünkü birbirine zıt işlerin aynı anda icra edilmeleri gerekiyor: Habercilik, savcılık, komiklik, amigoluk…  Gazeteci kendisine bilgi verebilecek herkesle iyi geçinmek için biraz politik davranmak daha doğrusu yalan söylemek zorunda. Ama aynı zamanda ondan gözü kara bir savcı gibi olayların üzerine gitmesi, iyi bir hâkim gibi dürüst olması da bekleniyor. Bir bilim adamı gibi konuları <strong>derinlemesine irdelemesi</strong> ama sıkıcı olmadan toplumun her kesimini <strong>eğlendirebilmesi</strong>… Gazetecilerden halkı aydınlatmaları isteniyor ama aynı zamanda da halka benzemeleri. Yoksa gazeteleri satılmıyor, TV kanalları izlenmiyor. Bu koşullarda <strong>“gazeteci gibi”</strong> gazetecilik yapılabilir mi? Derin Düşünce yazarları sorguluyor…</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/09/13/turk-basini-hukuk%e2%80%99un-ustundedir12-fasizmi-savunabilir/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/09/13/turk-basini-hukuk%e2%80%99un-ustundedir12-fasizmi-savunabilir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Güçlü bir orduya hâlâ lüzum yok!</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/09/06/guclu-bir-orduya-hala-luzum-yok/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/09/06/guclu-bir-orduya-hala-luzum-yok/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Sep 2011 08:38:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Yılmaz</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[BDP]]></category>

		<category><![CDATA[Geçmiş Zaman Olur ki]]></category>

		<category><![CDATA[Irkçılık]]></category>

		<category><![CDATA[Militarizm]]></category>

		<category><![CDATA[Milliyetçilik]]></category>

		<category><![CDATA[PKK]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Silahlı Kuvvetleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=18608</guid>
		<description><![CDATA[Barış ve Demokrasiyi tahrip etme partisini her eleştirdiğimizde Kürt milliyetçileri bize bozuk atıyor: &#8220;Taraf tutuyorsunuz! Türk Silahlı Kuvvetlerinin avukatlığını yapıyorsunuz&#8221; . Halbuki Derin Düşünce sitesi &#8220;irtica/Ordu düşmanı&#8221; diye fişlenmiş bir sitedir. Çünkü İlker Başbuğ ve saz arkadaşları işi gücü, terörle mücadeleyi bırakıp internette geziyorlardı, milleti fişliyorlardı bir ara. Aslında göreve başladığında bizimle takışmasın diye kendisine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/09/20090925_derin_dusunce_org_guclu_ordu_guclu_turkiye.jpg" alt="" width="240" height="240" />Barış ve Demokrasiyi tahrip etme partisini her eleştirdiğimizde Kürt milliyetçileri bize bozuk atıyor: <em>&#8220;<strong>Taraf tutuyorsunuz! Türk Silahlı Kuvvetlerinin avukatlığını yapıyorsunuz&#8221;</strong> </em><em>.</em> Halbuki Derin Düşünce sitesi <a href="http://www.derindusunce.org/2009/11/04/biz-de-genel-kurmayi-fisledik/">&#8220;irtica/Ordu düşmanı&#8221; diye fişlenmiş</a> bir sitedir. Çünkü İlker Başbuğ ve saz arkadaşları işi gücü, terörle mücadeleyi bırakıp internette geziyorlardı, milleti fişliyorlardı bir ara. Aslında göreve başladığında bizimle takışmasın diye kendisine mektup yazıp, başarılar diledik; hatta <em><strong>&#8220;gel çay içelim&#8221;</strong></em> filan demiştik. O tuttu bizi fişledi! Kaba adam&#8230;(Bkz. <a title="Permanent Link to İlker Başbuğ'a açık mektup" href="http://www.derindusunce.org/2008/10/07/ilker-basbuga-acik-mektup/">İlker Başbuğ&#8217;a açık mektup</a>)</p>
<p>Bu da yetmedi, İzmir Cumhuriyet Başsavcısı hakkımızda <a href="http://www.derindusunce.org/2010/02/11/derin-dusunce-kapatilirsa%E2%80%A6/">soruşturma açtı</a> <strong><em>&#8220;orduyu yıpratıyonuz len!&#8221;</em></strong> diye. Öfkelendikleri makale buydu: <a href="http://www.derindusunce.org/2009/09/26/guclu-orduya-luzum-yok-kaliteli-olsun-yeter/">Güçlü orduya lüzum yok, kaliteli olsun yeter </a>. Bir sürü polisi filan da harekete geçirmişler, masraf etmişler. Sanki koca şehirde hiç katil, tecavüzcü, yankesici vb kalmadı da bu kadar devlet memuru can sıkıntısından bizimle ebeleme oynadı!</p>
<p>Eski bir yazı ama okumaya değer, orada söylediklerimiz aynen geçerli. Hatıralarımızı canlandıralım bir kez daha, aramıza yeni katılan okurlar da neler çektiğimizi anlasınlar. Bizi <strong><em>&#8220;ordu avukatı&#8221;</em></strong> ya da <strong><em>&#8220;Kürt düşmanı&#8221;</em></strong> diye yaftalayanlara aşağıdaki yazıları tavsiye ediyorum. Bol bol okuyup düşünsünler. Çünkü at gözlüğü takan bile hiç olmazsa biraz önünü görür. Kürt milliyetçileri <strong>KAN/SOY/IRK </strong>gözlüğü taktılar, hiç bir şey görmüyorlar. Defalarca tosladıkları duvarın farkında değiller. Geri çekilip tekrar tekrar tosluyorlar:</p>
<ol>
<li><a title="Permanent Link to Şıma Kul Kerd Zerre Ma (*) - Yüreğimize Gam Eklediniz" href="http://www.derindusunce.org/2009/03/16/sima-kul-kerd-zerre-ma-yuregimize-gam-eklediniz/"><strong>Şıma Kul Kerd Zerre Ma (*) - Yüreğimize Gam Eklediniz</strong></a></li>
<li><a href="http://www.derindusunce.org/2007/10/01/ax-welate-min-â-ah-vatanim/"><strong>Ax! Welate min - Ah! vatanım</strong></a></li>
<li><a title="Permanent Link to Lokumcu Cemilzade ve Türk Silahlı Kuvvetleri" href="http://www.derindusunce.org/2007/08/27/lokumcu-cemilzade-ve-turk-silahli-kuvvetleri/"><strong>Lokumcu Cemilzade ve Türk Silahlı Kuvvetleri</strong></a></li>
<li><a title="Permanent Link to İlker Başbuğ'a açık mektup" href="http://www.derindusunce.org/2008/10/07/ilker-basbuga-acik-mektup/"><strong>İlker Başbuğ&#8217;a açık mektup</strong></a></li>
<li><a title="Permanent Link to Orduların sevgiye ihtiyacı var mıdır?" href="http://www.derindusunce.org/2008/10/16/turk-silahli-kuvvetleri-ordularin-sevgiye-ihtiyaci-var-midir/"><strong>Orduların sevgiye ihtiyacı var mıdır?</strong></a></li>
<li><a title="Permanent Link to Paşam! Sakın din istismarı yapan TSK olmasın?" href="http://www.derindusunce.org/2008/08/31/pasam-sakin-din-istismari-yapan-tsk-olmasin/"><strong>Paşam! Sakın din istismarı yapan TSK olmasın?</strong></a></li>
<li><strong> </strong><a href="http://www.derindusunce.org/2008/07/02/terorist-evlatlarimiz-ve-anzak-leslerimiz/"><strong>Terörist evlatlarımız ve Anzak leşlerimiz(!)</strong></a></li>
<li><a href="http://www.derindusunce.org/2008/09/16/vatanin-butunlugu-silahla-mi-korunur/"><strong>Vatanın bütünlüğü silahla mı korunur?</strong></a></li>
<li><a href="http://www.derindusunce.org/2007/12/03/pkklilari-affetmek/"><strong>PKK&#8217;lıları affetmek</strong></a></li>
<li><a title="Permanent Link to Türk askeri kurbanlık koyun mudur?" href="http://www.derindusunce.org/2008/10/07/turk-askeri-kurbanlik-koyun-mudur/"><strong>Türk askeri kurbanlık koyun mudur?</strong></a></li>
<li><a title="Permanent Link to Yassı Tavuklar ve ordu" href="http://www.derindusunce.org/2008/08/04/yassi-tavuklar-ve-ordu/"><strong>Yassı Tavuklar ve ordu</strong></a></li>
<li><a title="Permanent Link to Vicdan mı üstündür yoksa itaat mi?" href="http://www.derindusunce.org/2008/10/10/vicdan-mi-ustundur-yoksa-itaat-mi/"><strong>Vicdan mı üstündür yoksa itaat mi?</strong></a></li>
<li><a title="Permanent Link to Analar daha çook mehmetçik doğurur ama helikopter doğuramaz" href="http://www.derindusunce.org/2008/10/12/analar-daha-cook-mehmetcik-dogurur-ama-helikopter-doguramaz/"><strong>Analar daha çook mehmetçik doğurur ama helikopter doğuramaz</strong></a></li>
<li><a title="Permanent Link to TSK nereye koşuyor ?" href="http://www.derindusunce.org/2008/09/19/tsk-nereye-kosuyor/"><strong>TSK nereye koşuyor ?</strong></a></li>
<li><a href="http://www.derindusunce.org/2008/09/11/guneydoguâda-olum-ve-medya-dili/"><strong>Güneydoğu&#8217;da ölüm ve Medya Dili</strong></a></li>
<li><a href="http://www.derindusunce.org/2008/09/04/bu-ulkenin-gencleri-cephane-midir/"><strong>Bu ülkenin çocukları cephane midir?</strong></a></li>
<li><a title="Permanent Link to Terör ne zaman duracak? Giap ve Clausewitz" href="http://www.derindusunce.org/2008/10/01/teror-ne-zaman-duracak/"><strong>Terör ne zaman duracak? Giap ve Clausewitz</strong></a></li>
<li><a title="Permanent Link to Türk Ordusu özelleştirilebilir mi?" href="http://www.derindusunce.org/2009/02/25/turk-ordusu-ozellestirilebilir-mi/"><strong>Türk Ordusu özelleştirilebilir mi?</strong></a></li>
<li><a title="Permanent Link to Güçlü orduya lüzum yok, kaliteli olsun yeter" href="http://www.derindusunce.org/2009/09/26/guclu-orduya-luzum-yok-kaliteli-olsun-yeter/"><strong>Güçlü orduya lüzum yok, kaliteli olsun yeter</strong></a></li>
<li><a title="Permanent Link to Kükreyeceğine hesap ver kardeşim!" href="http://www.derindusunce.org/2010/01/26/kukreyecegine-hesap-ver-kardesim/"><strong>Kükreyeceğine hesap ver kardeşim!</strong></a></li>
<li><a title="Permanent Link to İlker Bey Kardeşim, kendini de orduyu da yıpratma lütfen..." href="http://www.derindusunce.org/2009/12/17/ilker-bey-kardesim-kendini-de-orduyu-da-yipratma-lutfen/"><strong>İlker Bey Kardeşim, kendini de orduyu da yıpratma lütfen&#8230;</strong></a></li>
</ol>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/09/06/guclu-bir-orduya-hala-luzum-yok/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/09/06/guclu-bir-orduya-hala-luzum-yok/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Peygamber ocağı değil tımarhane(24)</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/08/05/peygamber-ocagi-degil-timarhane24/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/08/05/peygamber-ocagi-degil-timarhane24/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Aug 2011 10:42:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tavit Kilimciyan</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Militarizm]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Silahlı Kuvvetleri]]></category>

		<category><![CDATA[İşkence]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=18222</guid>
		<description><![CDATA[Sonbahar olmasına rağmen sıcak cayır cayır yakıyordu Ankara&#8217;yı. Ayağımda kot pantolon, sırtımda gömlek, hazırolda duruyordum. Sıkıyönetimde görevli Şahap Binbaşı, çardağın altında buzlu rakısını yudumluyordu. Bana çardağın hemen önündeki süs havuzuna girmemi emretti. Girdim. Su ancak dizlerime kadar geliyordu. &#8220;Otur!&#8221; diye bağırdı. Oturdum, &#8220;Kalk!&#8221; Kot pantolon, ikinci bir deri gibi yapışmıştı bacaklarıma. &#8220;Çık havuzdan it oğlu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/iskence_darbe.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-11256" title="iskence_darbe" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/iskence_darbe-229x300.jpg" alt="" width="229" height="300" /></a>Sonbahar olmasına rağmen sıcak cayır cayır yakıyordu Ankara&#8217;yı. Ayağımda kot pantolon, sırtımda gömlek, hazırolda duruyordum. Sıkıyönetimde görevli Şahap Binbaşı, çardağın altında buzlu rakısını yudumluyordu. Bana çardağın hemen önündeki süs havuzuna girmemi emretti. Girdim. Su ancak dizlerime kadar geliyordu. &#8220;Otur!&#8221; diye bağırdı. Oturdum, &#8220;Kalk!&#8221; Kot pantolon, ikinci bir deri gibi yapışmıştı bacaklarıma. &#8220;Çık havuzdan it oğlu it!&#8221; Çıktım. &#8220;Eğil!&#8221; Dizlerimi tutarak eğildim. Çam yarması gibi, bir astsubay Kırıkkale tüfeğinin harbisiyle vurmaya başladı belime, baldırlarıma, bacaklarıma. Yığılıp kaldım bilmemkaçıncı darbeden sonra. Kendime geldiğimde yıldırım merkez komutanlığının bodrumunda, küçük bir odadaydım. Mamak&#8217;a götürülünceye kadar da o odada kaldım. Peki suçum neydi? <strong><a href="http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1165823&amp;title=ben-iskence-gorurken-neredeydiniz-hanimefendiler" target="_blank">TAMAMI</a></strong></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/08/05/peygamber-ocagi-degil-timarhane24/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/08/05/peygamber-ocagi-degil-timarhane24/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kendi ülkesini işgal edemeyen istifa eder</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/07/29/kendi-ulkesini-isgal-edemeyen-istifa-eder/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/07/29/kendi-ulkesini-isgal-edemeyen-istifa-eder/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Jul 2011 19:37:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editörden</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Ergenekon Nedir?]]></category>

		<category><![CDATA[Militarizm]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Silahlı Kuvvetleri]]></category>

		<category><![CDATA[darbe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=18168</guid>
		<description><![CDATA[Başbakan&#8217;ın emekliliğini istediği Genelkurmay Başkanı Org. Işık Koşaner ile kara, deniz ve hava kuvvetleri komutanları YAŞ öncesinde emekli edilmelerini engellemek için istifa ettiler.
&#8230; Üniformalı eşkiya ilginizi çekiyorsa&#8230;
Kendi ülkesini işgal eden ordu
Hiç bir yeri işgal edemeyen ordular kendi ülkelerini işgal ederler. Çünkü bir ordunun ayakta durması için insan emeği ve maddî destek gereklidir. Beceriksiz ordular disiplinsiz olduklarından [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Başbakan&#8217;ın emekliliğini istediği Genelkurmay Başkanı Org. Işık Koşaner ile kara, deniz ve hava kuvvetleri komutanları YAŞ öncesinde emekli edilmelerini engellemek için istifa ettiler.</p>
<p>&#8230; Üniformalı eşkiya ilginizi çekiyorsa&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf"><strong><span style="color: #0066cc;">Kendi ülkesini işgal eden ordu</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;">Hiç bir yeri işgal edemeyen ordular kendi ülkelerini işgal ederler. Çünkü bir ordunun ayakta durması için insan emeği ve maddî destek gereklidir. Beceriksiz ordular disiplinsiz olduklarından <strong>YABANCI</strong> <strong>DÜŞMAN </strong>ile savaşamazlar. Kolayca yenebilecekleri <strong>İÇ DÜŞMANLAR</strong> uydururlar ve bu bahane ile kendi ülkelerini işgal ederler. Başbakan asarlar. Milletvekillerini hapse atarlar. Korumakla yükümlü oldukları halkı işkenceler altında inletirler.  İşgalciler kimseye hesap vermezler. Halkın isyan etmesine engel olmak için <strong><em>“etrafımız düşmanla çevrili”</em></strong> diyerek  <strong>KORKU PROPAGANDASI</strong> yaparlar. Eleştirilerden uzak kalmak için farklı inançlardan ve kültürlerden olan insanların birbirine düşman olması da bu eşkiyaların işine gelir. Bu sebeple terörü destekleyebilir hatta teröristlere silah ve para yardımında bulunabilirler. Okuyacağınız kitap kendi ülkesini işgal etmiş bir ordunun kısa tarihidir. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a></strong></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/07/29/kendi-ulkesini-isgal-edemeyen-istifa-eder/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/07/29/kendi-ulkesini-isgal-edemeyen-istifa-eder/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Öylesine bir millî güvenlik dersi</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/07/21/oylesine-bir-milli-guvenlik-dersi/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/07/21/oylesine-bir-milli-guvenlik-dersi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Jul 2011 18:00:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ayla Chignardet</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Basın günlüğü]]></category>

		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>

		<category><![CDATA[Militarizm]]></category>

		<category><![CDATA[Ulus-Devlet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=18117</guid>
		<description><![CDATA[Konuyu uzatmak istemiyordum. Sadece &#8220;ne olduysa oldu birden böyle bir sorun oluştu&#8221; kısmına bir açıklama getirmek istemiştim. Ve ne demek istediğimi anlamıştı, ama &#8220;Ne demek istiyorsun?&#8221; diyerek işi tartışma noktasına getireceği belliydi. Anlamıştım.
Bilindik şeyler. Mesela Dillerinin yasaklanması. Özellikle İsmet İnönü ve Darbe döneminde. Sonra yapılan bazı şiddet olayları
İşte bu söz onu ateşleyen nokta olmuştu. Konuşmaya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Konuyu uzatmak istemiyordum. Sadece &#8220;ne olduysa oldu birden böyle bir sorun oluştu&#8221; kısmına bir açıklama getirmek istemiştim. Ve ne demek istediğimi anlamıştı, ama &#8220;Ne demek istiyorsun?&#8221; diyerek işi tartışma noktasına getireceği belliydi. Anlamıştım.</p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>Bilindik şeyler. Mesela Dillerinin yasaklanması. Özellikle İsmet İnönü ve Darbe döneminde. Sonra yapılan bazı şiddet olayları</em></p>
<p>İşte bu söz onu ateşleyen nokta olmuştu. Konuşmaya başladı</p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>Sen doğuya hiç gittin mi! Ben orda görev yaptım!</em></p>
<p> Bunu söylerken suratı kızarmaya başlamıştı ve sesi de yükseliyordu.</p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>Bakın demek istediğimi anlamıyorsunuz. Ben diyorum ki bazı baskılar oldu sizin bunu yapmadığınız bunun olmadığı anlamına gelmez.</em></p>
<p>Sakinliğimi sürdürmeye çalışıyordum. Ama ayakuçlarım hızlı bir rock şarkısı dinliyormuşum gibi titretiyordum. Hatta önümdeki arkadaşım Duygu &#8220;Ayağını sallama. Sırayı sallıyorsun&#8221; diyerek <a href="http://ciilgin.wordpress.com/2011/05/26/sen-ne-bilirsin/" target="_blank">TAMAMI</a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/07/21/oylesine-bir-milli-guvenlik-dersi/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/07/21/oylesine-bir-milli-guvenlik-dersi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Barışamıyoruz ama savaşamıyoruz da&#8230;</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/07/21/barisamiyoruz-ama-savasamiyoruz-da/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/07/21/barisamiyoruz-ama-savasamiyoruz-da/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Jul 2011 14:05:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Konuk Yazar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Genel Kurmay]]></category>

		<category><![CDATA[Militarizm]]></category>

		<category><![CDATA[PKK]]></category>

		<category><![CDATA[Terör]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Silahlı Kuvvetleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=18108</guid>
		<description><![CDATA[İbrahim Becer
Bir oyun ve eğlenceden ibaret olan şu fani dünyada &#8220;eh işte!&#8221; diyebileceğiniz işlerle iştigal edebilirsiniz. Mesela marangozlukla da mesainizi harcayabilirsiniz, benim gibi üzüm yetiştiriciliğine de soyunabilirsiniz. Velev ki beceremediniz, ne gam; bir ayağı diğerlerine göre daha kısa olan, sizin üretiminiz masanın altına bir yonga sıkıştırıp sorunu çözebilmek anlık meseledir. Ya da benim gibi yapıp, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>İbrahim Becer<a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/07/teror_pkk_genel_kurmay.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-18109" title="teror_pkk_genel_kurmay" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/07/teror_pkk_genel_kurmay.jpg" alt="" width="215" height="286" /></a></strong></em></p>
<p>Bir oyun ve eğlenceden ibaret olan şu fani dünyada &#8220;eh işte!&#8221; diyebileceğiniz işlerle iştigal edebilirsiniz. Mesela marangozlukla da mesainizi harcayabilirsiniz, benim gibi üzüm yetiştiriciliğine de soyunabilirsiniz. Velev ki beceremediniz, ne gam; bir ayağı diğerlerine göre daha kısa olan, sizin üretiminiz masanın altına bir yonga sıkıştırıp sorunu çözebilmek anlık meseledir. Ya da benim gibi yapıp, beş yaşındaki asmalardan beşinci sene üst üste mahsul alınamamasını her sene bir bahaneyle geçiştirirsiniz. Ödeyeceğiniz bedel en fazla kendini bilmez muhataplarınızın dudaklarının kenarlarına iliştirdikleri müstehzi ifadeye göğüs germektir o kadar.</p>
<p>Buna mukabil <em>&#8220;benim adım Hıdır, elimden gelen budur&#8221;</em> parolasıyla yola çıkamayacağınız meslekler de vardır. Yarım Hoca da olmaz, yarım Doktor da olmaz; birinin dinden, diğerinin candan ettiğini söyler Atalar. Ya da şöyle bir örnek verelim; dinen de kendisine kutsallık atfedilen &#8220;komşuluk&#8221; kavramına sığınarak, komşunuzdan oğlunuzu sünnet etmesini ister misiniz? Saçmalamaya devam edelim o halde böyle bir teklif karşısında komşunuzun (aklı başında olduğu varsayımıyla) tepkisi ne olurdu hiç düşündünüz mü?</p>
<p><strong>Peki, yarım Asker olur mu?</strong> Çünkü yirmi beş senedir süren bir gerilla mücadelesine aktif olarak katılıp mücadele etmek artık bu ülkede bir <em>&#8220;vatani görev bilinci&#8221;</em> kavramından ziyade bir <em>&#8220;mesleki yeterlilik&#8221;</em> gerektiriyor zannımca. Neresinden bakarsanız bakın hesap ortada çünkü <span id="more-18108"></span>; 18 yaşında bir piyanist şantörsünüz, bir başka bilinç düzeyi olan verginizi vermediğiniz için ölüm riskiniz yok ama iki sene sonra size aşılanan bilinçle gittiğiniz Şırnak&#8217;ta patlayan mayınla memleketinize poşet içinde dönme riskiniz var.</p>
<p>Terörle mücadelenin vatan aşkıyla ilgisinin olmadığını, düpedüz bir mesleki yeterlilik meselesini gerektirdiğini anlamak için bize Dağlıca, Ak tütün gibi olaylar anlatamamış olacak ki zincire son halka olarak bir de Silvan olayı eklendi. Yoğun bilgi kirliliğine rağmen bir sonuca varmaya çalışıyorum ama başladığım yere geri geliyorum. Ortada tek bir olay var ama versiyonlar muhtelif; Fırat Haber Ajansı uçaklardan atılan bombalar vesilesiyle çıkan yangından bahsederken, Genel Kurmay &#8220;o gün orada hiç uçak yoktu&#8221; diyor. <em>&#8220;gargaraya getirmek&#8221;</em> diye bir deyim olsa da gerçeklerin de er veya geç ortaya çıkma gibi bir rahatsızlığı vardır. Yine de bunca hay huy arasında benim dikkatimi en çok çeken PKK&#8217;lıların yaptığı iddia edilen telsiz konuşması oldu. <em>&#8220;Askerler sersem sersem geziyor, neden vurmuyorsunuz&#8221;</em> benzeri bir cümleyi cımbızla çekip aldım bu bilgi kirliliği deryasından.</p>
<p><em>&#8220;Asker neden sersem sersem gezer?&#8221;</em> ifadesine takılan olmuş mudur acaba Devletin üst makamlarında. Empati kurun ve düşünün; üç devlet görevlisini kaçıran tehlikeli adamların peşine düşüyorsunuz ve muhataplarınız sizi &#8220;sersem sersem gezmek&#8221; fiiliyle suçluyor.</p>
<p>Olay aslında tam bir sürmenaj hali. Sürmenaj; özellikle 20- 40 yaş arası erkeklerde görülen, beyindeki sinir hücrelerinin biyokimyasal elemanlardan eksik kalması durumu. Sürmenajlı kişilerde ruhsal ve fiziksek yorgunluk, bıkkınlık, isteksizlik, dikkatini toparlayamama, sağlıklı düşünememe hali söz konusudur. Şayet bu belirtilerin aksi zuhur etseydi, kırk kişilik bir timin içinden birinin aklına yemek yerken üç tane tepeci çıkarmak gelirdi. Hadi onlar asker kökenli insanlar değil; sivil hayatlarında marangoz çırağı, tornacı, pazarcı olan ve bir anda kendilerine &#8220;kahraman&#8221; payesi verilerek sahaya sürülen gencecik insanlar. İki ayda kabak bile yetişmezken, iki aylık eğitimle kendilerini bir anda çeyrek asırlık bir gerilla savaşının ortasında bulan bu çocukların komutanlarının aklına neden yakınlara bir yere bir helikopter konuşlandır<a name="_GoBack"></a>mak gelmez? Ya da daha ölümcül bir soru soralım da iyice canımız acısın: Bu kadar zor bir göreve giden, böylesine yorgun bir birliğin başında neden yıllarca bu işin eğitimini alan subay- ast subay rütbesinde bir komutan yok? Devletin muvazzafları nerede? Sivil hayatında karşıdan karşıya geçerken bile can güvenlikleri açısından,  trafik işaret ve işaretçilerine uyan bu insanları bir anda bu boş vermişliğe iten sebep ne olabilir?</p>
<p>Kronolojik olarak son dönemlerde PKK&#8217;nın yaptığı saldırılardan sonra konuşulanları bir gözden geçirin aynı noktada buluştuğumuzu göreceksiniz: Korkunç bir ihmal ve alınmayan dersler! Uydudan takip edildiği halde uyarılmayan birlikler, tutulmayan üs bölgeleri sonucu düşen karakollar, bir türlü desteğe gelemeyen helikopterler&#8230;</p>
<p>Ortalama 35 kiloluk sırt çantalarıyla, kırk küsur derecelik bir sıcak altında günlerce arazide gezen insanlardan müteşekkil bir birlikten beklenen de önce sürmenaj olmaları, sonra da çıkan yangında cayır cayır yanmalarıdır. Yok, takıldığım nokta barışmayı beceremediğimiz gibi savaşmayı da beceremiyoruz ki bu da akıllara &#8220;bu gidiş nereye?&#8221; sorusunu getiriyor&#8230;</p>
<p> </p>
<p>&#8230; Bu konu ilginizi çektiyse&#8230;</p>
<p> </p>
<p style="text-align: justify;"> <a href="http://www.derindusunce.org/img/zorunlu-askerlik.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Z</span><span style="color: #0000ff;">orunlu Askerlik Gerekli mi?</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/zorunlu-askerlik.pdf" target="_blank"><em><img class="alignleft" title="zorunlu_askerlik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/01/zorunlu_askerlik.bmp" alt="" width="125" height="181" /></em></a>Zorunlu Askerlik bir çok insanımız için bir görev ama aynı zamanda bir çile. Ülkemizi savunmanın daha akıllıca bir yolu yok mu? Bu konuyu yaklaşık bir yıl boyunca tartıştık. Üç makale işaret fişeği görevi yaptı. Yüzlerce okurumuz değişik önerilerde bulundu. Kimileri “aman dokunmayın, böyle çok iyi” derken askerliğini yapmış olan arkadaşlar tecrübelerini paylaştı. Evet, belki de ilk defa bu konu gerçekten muhatabı olanlara yani Türkiye’nin vatandaşlarına soruluyor. <strong>Zorunlu askerlik gerekli mi?</strong> Bir yıllık kolektif çalışmanın ürünü olan bu 276 sayfalık kitap konuyla ilgili herkes için birinci elden bir bilgi kaynağı. <em><a href="http://www.derindusunce.org/img/zorunlu-askerlik.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz</span></a>. </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em></em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">T</span><span style="color: #0000ff;">ürkiye’nin Ulus-Devlet Sorunu</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-full wp-image-7896" title="20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt.jpg" alt="" width="125" height="183" /></a>Devlet gibi soğuk ve katı bir yapı bizimle olan ilişkisini <strong>hukuk</strong> yerine <strong>ırkımıza</strong> ya da <strong>inançlarımıza</strong> göre düzenleyebilir mi? GERÇEK hayatı son derecede dinamik ve renkli biz “insanların”. Birden fazla şehre, mahalleye, gruba, klübe, cemaate, etnik köke, şirkete, mesleğe, gelir grubuna ait olabiliriz ve bu aidiyet hayatımız boyunca değişebilir. Oysa devletimiz hâlâ başörtüsüyle uğraşıyor, kimi devlet memurları <strong>“ne mutlu Türk’üm”</strong> demeyenleri iç düşman ilân ediyor, Sünnî İslâm derslerini zorla herkese okutuyor… Bizim paramızla, <strong>bizim iyiliğimiz için(!) bize rağmen… </strong>Kürt sorunu, başörtüsü sorunu, Hıristiyan azınlıklar sorunu… Bizleri sadece “insan” olarak göremeyen devletimizin halkıyla bir sorunu var. Türkiye’nin “sorunlarının” kaynağı sakın <strong>ulus-devlet</strong> modeli olmasın? 80 sayfalık bu kitap Kurtuluş savaşı’ndan sonra Türkiye’ye giydirilmiş olan deli gömleğine işaret ediyor.  Ne mutlu “insanım” diyene! <a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Kitabı buradan indirin</span></strong></a>.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/07/21/barisamiyoruz-ama-savasamiyoruz-da/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/07/21/barisamiyoruz-ama-savasamiyoruz-da/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Peygamber ocağı değil tımarhane(23)</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/07/08/peygamber-ocagi-degil-timarhane23/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/07/08/peygamber-ocagi-degil-timarhane23/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 Jul 2011 10:32:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aisha Benghazi</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Militarizm]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Silahlı Kuvvetleri]]></category>

		<category><![CDATA[Ulus-Devlet]]></category>

		<category><![CDATA[Vicdani red]]></category>

		<category><![CDATA[vicdan]]></category>

		<category><![CDATA[zorunlu askerlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=18009</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;&#8230;Bazıları çok sayıda tıp öğrencisinin de bulunduğu bir ortamda muayene edilmiş, kızlık zarı yapısının &#8220;eğitim amacıyla&#8221; muayene salonuna çağrılan tıp öğrencilerine de gösterilmiş olmasından utanç duymuşlar ve bunu travmatik bir deneyim olarak değerlendirmişlerdir. Sağlık raporu için Kadın Doğum&#8217;a giden kızlardan bazıları tanıdıkları vasıtasıyla bu tarz uygulamalardan kurtulabilmiş olsalar da &#8220;Aa bizim namuslu kızlarımız gelmiş&#8221; türü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="padding-left: 30px;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/07/turk_silahli_kuvvetleri.jpg"><em><img class="alignright size-full wp-image-18010" title="turk_silahli_kuvvetleri" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/07/turk_silahli_kuvvetleri.jpg" alt="" width="164" height="281" /></em></a><em>&#8220;&#8230;Bazıları çok sayıda tıp öğrencisinin de bulunduğu bir ortamda muayene edilmiş, <strong>kızlık zarı yapısının &#8220;eğitim amacıyla&#8221; muayene salonuna çağrılan tıp öğrencilerine de gösterilmiş olmasından utanç duymuşlar</strong> ve bunu travmatik bir deneyim olarak değerlendirmişlerdir. Sağlık raporu için Kadın Doğum&#8217;a giden kızlardan bazıları tanıdıkları vasıtasıyla bu tarz uygulamalardan kurtulabilmiş olsalar da &#8220;Aa bizim namuslu kızlarımız gelmiş&#8221; türü ifadelerden kurtulamamışlardır. Kimi utanarak, kimi titreyerek ve korkarak çıkmıştır bekâret muayenesinden. Bu uygulama 1972&#8242;den 1992&#8242;ye kadar sürdürülen bu muayeneleri herkes sessizce kabul etmiş, 1993 yılından itibaren de öğrenci alımlarında uygulanan bu muayene sessizce terk edilmiştir. Okulun sorgulanmaması askeri kurum olmasından kaynaklanır. Kuruma duyulan tartışmasız güven çocukların suskunluklarını da sağlayan bir meşruluk abartısı gündeme getirmiştir. Okulun günlük ritminde de sıklıkla mahremiyet ihlalleri görülür. Gelen mektuplar, tutulan günlükler okunur, dolaplar ve içindeki tüm eşyalar karıştırılır,bazı mahrem eşyalar utandırmak ve bu yolla disiplin sağlamak için teşhir edilir veya aile bireyleri de dahil olmak üzere telefonla görüştürülmez. Labirentin içine alınan öğrenci hiçbir mahremiyeti olmayan şeffaf bir nesne muamelesi görür bir bakıma&#8230;&#8221;</em> <a href="http://www.haksozhaber.net/orta-halli-aile-kizlari-gata-ordu-hemsireleri-22641h.htm" target="_blank">TAMAMI</a></p>
<p> </p>
<p>… Bu konu ilginizi çekiyorsa…</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf"><img class="alignleft" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.jpg" alt="" width="106" height="168" /><strong><span style="color: #0066cc;">Kendi ülkesini işgal eden ordu</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;">Hiç bir yeri işgal edemeyen ordular kendi ülkelerini işgal ederler. Çünkü bir ordunun ayakta durması için insan emeği ve maddî destek gereklidir. Beceriksiz ordular disiplinsiz olduklarından <strong>YABANCI</strong> <strong>DÜŞMAN </strong>ile savaşamazlar. Kolayca yenebilecekleri <strong>İÇ DÜŞMANLAR</strong> uydururlar ve bu bahane ile kendi ülkelerini işgal ederler. Başbakan asarlar. Milletvekillerini hapse atarlar. Korumakla yükümlü oldukları halkı işkenceler altında inletirler.  İşgalciler kimseye hesap vermezler. Halkın isyan etmesine engel olmak için <strong><em>“etrafımız düşmanla çevrili”</em></strong> diyerek  <strong>KORKU PROPAGANDASI</strong> yaparlar. Eleştirilerden uzak kalmak için farklı inançlardan ve kültürlerden olan insanların birbirine düşman olması da bu eşkiyaların işine gelir. Bu sebeple terörü destekleyebilir hatta teröristlere silah ve para yardımında bulunabilirler. Okuyacağınız kitap kendi ülkesini işgal etmiş bir ordunun kısa tarihidir. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"> <a href="http://www.derindusunce.org/img/zorunlu-askerlik.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Z</span><span style="color: #0000ff;">orunlu Askerlik Gerekli mi?</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/zorunlu-askerlik.pdf" target="_blank"><em><img class="alignleft" title="zorunlu_askerlik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/01/zorunlu_askerlik.bmp" alt="" width="125" height="181" /></em></a>Zorunlu Askerlik bir çok insanımız için bir görev ama aynı zamanda bir çile. Ülkemizi savunmanın daha akıllıca bir yolu yok mu? Bu konuyu yaklaşık bir yıl boyunca tartıştık. Üç makale işaret fişeği görevi yaptı. Yüzlerce okurumuz değişik önerilerde bulundu. Kimileri “aman dokunmayın, böyle çok iyi” derken askerliğini yapmış olan arkadaşlar tecrübelerini paylaştı. Evet, belki de ilk defa bu konu gerçekten muhatabı olanlara yani Türkiye’nin vatandaşlarına soruluyor. <strong>Zorunlu askerlik gerekli mi?</strong> Bir yıllık kolektif çalışmanın ürünü olan bu 276 sayfalık kitap konuyla ilgili herkes için birinci elden bir bilgi kaynağı. <em><a href="http://www.derindusunce.org/img/zorunlu-askerlik.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz</span></a>. </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em></em></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">T</span><span style="color: #0000ff;">ürkiye’nin Ulus-Devlet Sorunu</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-full wp-image-7896" title="20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt.jpg" alt="" width="108" height="164" /></a>Devlet gibi soğuk ve katı bir yapı bizimle olan ilişkisini <strong>hukuk</strong> yerine <strong>ırkımıza</strong> ya da <strong>inançlarımıza</strong> göre düzenleyebilir mi? GERÇEK hayatı son derecede dinamik ve renkli biz “insanların”. Birden fazla şehre, mahalleye, gruba, klübe, cemaate, etnik köke, şirkete, mesleğe, gelir grubuna ait olabiliriz ve bu aidiyet hayatımız boyunca değişebilir. Oysa devletimiz hâlâ başörtüsüyle uğraşıyor, kimi devlet memurları <strong>“ne mutlu Türk’üm”</strong> demeyenleri iç düşman ilân ediyor, Sünnî İslâm derslerini zorla herkese okutuyor… Bizim paramızla, <strong>bizim iyiliğimiz için(!) bize rağmen… </strong>Kürt sorunu, başörtüsü sorunu, Hıristiyan azınlıklar sorunu… Bizleri sadece “insan” olarak göremeyen devletimizin halkıyla bir sorunu var. Türkiye’nin “sorunlarının” kaynağı sakın <strong>ulus-devlet</strong> modeli olmasın? 80 sayfalık bu kitap Kurtuluş savaşı’ndan sonra Türkiye’ye giydirilmiş olan deli gömleğine işaret ediyor.  Ne mutlu “insanım” diyene! <a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Kitabı buradan indirin</span></strong></a>.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/07/08/peygamber-ocagi-degil-timarhane23/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/07/08/peygamber-ocagi-degil-timarhane23/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Millî Güvenlik Dersleri</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/06/05/milli-guvenlik-dersleri/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/06/05/milli-guvenlik-dersleri/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Jun 2011 22:01:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tavit Kilimciyan</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>

		<category><![CDATA[Militarizm]]></category>

		<category><![CDATA[Video]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=16664</guid>
		<description><![CDATA[
Share on Facebook]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><iframe width="250" height="217" src="http://www.youtube.com/embed/aFXPLjr-flo" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/06/05/milli-guvenlik-dersleri/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/06/05/milli-guvenlik-dersleri/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Türk basını Hukuk’un Üstündedir(7): Bebek öldürmeyi övebilir!</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/04/11/turk-basini-hukuk%e2%80%99un-ustundedir7-bebek-oldurmeyi-ovebilir/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/04/11/turk-basini-hukuk%e2%80%99un-ustundedir7-bebek-oldurmeyi-ovebilir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 Apr 2011 08:28:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sevinç Gül</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Basın Özgürlüğü]]></category>

		<category><![CDATA[MHP]]></category>

		<category><![CDATA[Militarizm]]></category>

		<category><![CDATA[Milliyetçilik]]></category>

		<category><![CDATA[Psikopatlar]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Basını]]></category>

		<category><![CDATA[medya]]></category>

		<category><![CDATA[Ülkücülük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=15641</guid>
		<description><![CDATA[TTNET tarafından çocukları şiddetten koruma listesine alınmış (? kısmen engellenen) Haber-Erk sitesinden alıntı:
&#8220;Cepheye mermi taşırken bebeğini de yanına almak zorunda kalmış, yağmur yağınca bebeğinin örtüsünü alıp merminin üstüne örtmüş Türk kadını, dünyanın en güçlü kadınıdır. Ağlayış sesini düşman duymasın diye heyecanla bebeğini bağrına basan, korkudan değil düşman sesi duyup da cepheyi tespit etmesin diye, bebeğini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/04/bebek_oldurme.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-15644" title="bebek_oldurme" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/04/bebek_oldurme.jpg" alt="" width="250" height="188" /></a>TTNET tarafından çocukları şiddetten koruma listesine alınmış (? kısmen engellenen) <a href="http://www.habererk.com/kose-yazisi/597/turk-kadini.html" target="_blank">Haber-Erk sitesinden </a>alıntı:</p>
<blockquote><p><em>&#8220;Cepheye mermi taşırken bebeğini de yanına almak zorunda kalmış, yağmur yağınca bebeğinin örtüsünü alıp merminin üstüne örtmüş Türk kadını, dünyanın en güçlü kadınıdır. Ağlayış sesini düşman duymasın diye heyecanla bebeğini bağrına basan, korkudan değil düşman sesi duyup da cepheyi tespit etmesin diye, bebeğini kaybeden Türk kadını dünyanın en güçlü kadınıdır.&#8221;</em></p>
<p><em></em></p>
<p>&#8230; Bu konu ilginizi çektiyse&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Türkiye bölünür mü?</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><em><a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="size-medium wp-image-8409  alignleft" title="tr_bolunurmu" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/01/tr_bolunurmu-195x300.jpg" alt="" width="128" height="195" /></span></a>“Bebek katili! Vatan haini!…”</em> PKK terörünü lanetliyoruz ama devlet eliyle işlenen suçlara karşı daha bir toleranslıyız.  <strong>“Kürtler ve Türkler kardeştir”</strong> diyenlerin kaçı <strong>“sen benim karde<em>ş</em>imsin”</strong>  demeyi biliyor Zaza, Sorani, Kurmanci dillerinde? Ülkemizin terör sorunu ne PKK ne de Kürt kimliğiyle sınırlanamayacak kadar dallandı, budaklandı. Bazı temel soruları yeniden masaya yatırmak gerekiyor: (*) Kürtler ne istiyor? (*)  İspanya ve Kanada etnik ayrılıkçılıkla nasıl mücadele etti? (*) PKK ile mücadelede ne gibi hatalar yapıldı? (*) İslâm ne kadar birleştirici olabilir? Töre cinayetlerinden Kuzey Irak’a terörle ilgili bir çok konuyu ele aldığımız 267 sayfalık bu kitabı ilginize sunuyoruz. <a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Buradan indirin.</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong>T<span style="color: #0000ff;">ürkiye’nin Ulus-Devlet Sorunu</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-full wp-image-7896" title="20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt.jpg" alt="" width="125" height="183" /></a>Devlet gibi soğuk ve katı bir yapı bizimle olan ilişkisini <strong>hukuk</strong> yerine <strong>ırkımıza</strong> ya da <strong>inançlarımıza</strong> göre düzenleyebilir mi? GERÇEK hayatı son derecede dinamik ve renkli biz “insanların”. Birden fazla şehre, mahalleye, gruba, klübe, cemaate, etnik köke, şirkete, mesleğe, gelir grubuna ait olabiliriz ve bu aidiyet hayatımız boyunca değişebilir. Oysa devletimiz hâlâ başörtüsüyle uğraşıyor, kimi devlet memurları <strong>“ne mutlu Türk’üm”</strong> demeyenleri iç düşman ilân ediyor, Sünnî İslâm derslerini zorla herkese okutuyor… Bizim paramızla, <strong>bizim iyiliğimiz için(!) bize rağmen… </strong>Kürt sorunu, başörtüsü sorunu, Hıristiyan azınlıklar sorunu… Bizleri sadece “insan” olarak göremeyen devletimizin halkıyla bir sorunu var. Türkiye’nin “sorunlarının” kaynağı sakın <strong>ulus-devlet</strong> modeli olmasın? 80 sayfalık bu kitap Kurtuluş savaşı’ndan sonra Türkiye’ye giydirilmiş olan deli gömleğine işaret ediyor.  Ne mutlu “insanım” diyene! <a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong>Kitabı buradan indirin</strong></a>.</p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Türk milliyetçiliği birleştirir mi yoksa parçalar mı?</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi.gif"><img class="alignleft size-medium wp-image-8579" title="turk_milliyetciligi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi-204x300.gif" alt="" width="133" height="204" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"> <strong>İllâ ki bir tutkal/çimento mu gerekiyor? </strong>Milliyetçilik tutkalı adil ve müreffeh bir düzene alternatif olabilir mi? Adaletin, hukukun hâkim olmadığı ortamlarda Türklerin kardeşliği ne işe yarar? Belki de Türk Milliyetçiliği diğer milliyetçilikler gibi yok olmaya mahkûm bir söylem. Çünkü var olmak için “<strong>ötekine</strong>” ihtiyacı var. Ötekileştireceği bir grup bulamazsa kendi içinden “<strong>zayıf</strong>” bir zümreyi günah keçisi olarak seçiyor. Kürtler, Hıristiyanlar, Eşcinseller, solcular…150 sayfalık bu kitapta Türk Milliyetçiliğini sorguluyoruz. Müslüman ve milliyetçi olunabilir mi? Türkiye’ye faydaları ve zararları nelerdir? Milliyetçiliğin geçmişi ve geleceği, siyasete, barışa, adalete etkisiyle. <a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Buradan indirin.</span></strong></a> </p>
</blockquote>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/04/11/turk-basini-hukuk%e2%80%99un-ustundedir7-bebek-oldurmeyi-ovebilir/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/04/11/turk-basini-hukuk%e2%80%99un-ustundedir7-bebek-oldurmeyi-ovebilir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kitlenin İktidara İtaatinin Vahim Sonuçları</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/04/05/kitlenin-iktidara-itaatinin-vahim-sonuclari/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/04/05/kitlenin-iktidara-itaatinin-vahim-sonuclari/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 05 Apr 2011 07:53:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cemile Bayraktar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[AKP]]></category>

		<category><![CDATA[Beyin Yıkama]]></category>

		<category><![CDATA[Militarizm]]></category>

		<category><![CDATA[Muhafazakarlık]]></category>

		<category><![CDATA[Psikolojik harp]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Basını]]></category>

		<category><![CDATA[vicdan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=15527</guid>
		<description><![CDATA[Elias Canetti&#8216;nin, &#8220;Kitle ve İktidar&#8221; eseri yayımlandığında 1960&#8242;lardı. Canetti, eserine kaynak olacak gözlemleri çok daha erken zamanlarda, 1920&#8242;lerde edinmeye başlamıştı: 1. ve 2. Dünya Savaşları&#8217;nın, yani insan kıyımlarının olduğu dönemler&#8230;
Kitle ve İktidar, üzerinde çok uzun konuşulacak, çok zengin bir eser. Canetti, eserinde kitlenin iktidarla, iktidarın kitleyle olan ilişkisini açıklar. Kabaca ifade edecek olursam; tavandan-iktidardan gelen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/04/itaat.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-15529" title="itaat" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/04/itaat-195x300.jpg" alt="" width="195" height="300" /></a>Elias Canetti</strong>&#8216;nin, &#8220;<em>Kitle ve İktidar</em>&#8221; eseri yayımlandığında 1960&#8242;lardı. Canetti, eserine kaynak olacak gözlemleri çok daha erken zamanlarda, 1920&#8242;lerde edinmeye başlamıştı: 1. ve 2. Dünya Savaşları&#8217;nın, yani insan kıyımlarının olduğu dönemler&#8230;</p>
<p>Kitle ve İktidar, üzerinde çok uzun konuşulacak, çok zengin bir eser. Canetti, eserinde kitlenin iktidarla, iktidarın kitleyle olan ilişkisini açıklar. Kabaca ifade edecek olursam; tavandan-iktidardan gelen emrin, tabana etkisini ve kısır döngü içerisinde derinleşecek bir itaatin şuur yitimi yaratacağını iddia eder ve kesinlikle doğrudur. Uzun süreli emirler, özgürleşememiş, bireyleşememiş, kendi varlığının dahi bilincine varamamış bir kitle yaratır, kitle büyüdükçe itaat oranı da yükselir.</p>
<p>Benim de dâhil olduğum <strong>Buluşan Kadınlar</strong> grubu, iktidarın (iktidar derken mevcut hükümeti kast etmiyorum) emirlerine, itaat noktasında bir karşı çıkışa start vererek &#8220;<strong>Başörtülü Milletvekili İstiyoruz</strong>&#8221; insiyatifini hayata geçirdi.</p>
<p>Öncesinde yasaklar mevcut olsa dahi <strong>28 Şubat Darbesi&#8217;yle</strong> her alana yayılan başörtüsü yasağı üzerinden tam 14 yıl geçti. Kitlenin seçtiği başörtülü milletvekili Merve Kavakçı&#8217;nın Meclis&#8217;te yuhalanmasının üzerinden ise tam 12 yıl geçti. Başörtülü kadınlar, eğitim, çalışma gibi haklarından mahrum bırakıldı. Sosyal yaşamın içinden, dışına itilmeye çalışıldı.</p>
<p>Tüm bu yaşananlar üzerine, kitlesel girişimlerin çoğu başarısız oldu. Sorunun çözümüne eğilen Ak Parti kapatılma kararıyla yüz yüze geldi. Kitle, iktidarın emri altında itaate devam etti ve bugüne gelinceye kadar sağlıklı ve kökten bir çözüm <span id="more-15527"></span>olmadı.</p>
<p>Bugün, emre itaat eden kitle izleye dursun yahut iktidarı kendi akıllarınca kutsaya dursun artık emre itaat etmeyeceğini ilan eden kitle içinden, bir klik &#8220;<strong>Başörtülü Aday Yoksa Oy Da Yok</strong>&#8221; diyor. Demekle kalmıyor bu haklı çıkışı, olması gerektiği gibi kitleye tebliğ ediyor.</p>
<p>Takip eden dönemde, Bolu&#8217;dan bir haber geliyor; <strong>başörtülü bir doktor, başörtüsüyle çalışmakta ısrar ettiği için görevinden alınıyor.</strong></p>
<p>Takip eden dönemde, Ankara&#8217;dan bir haber geliyor; <strong>üniversite sınavına girmek isteyen başörtülülerin başları zorla açılmak isteniyor.</strong></p>
<p>Takip eden dönemde, bazı çatlak sesler çıkıp; &#8220;<em>Daha zamanı değil, sırası var, ya Ak Parti kapatılırsa? İktidarı zora sokmayın</em>&#8221; diyor. Canetti&#8217;nin deyimiyle, bu emre itaat eden kitle, şuurunu yitirmiş bir şekilde kendi aleyhine olsa dahi, iktidar lehine rol oynuyor. Bazı bazı kraldan çok kralcı oluyor. Kendini öğütüyor. Özgürlüğünü, iktidara kendi eliyle teslim ediyor. Daha acısı, bunu yaparken durumunun vahimliğinden haberi dahi olmuyor. Onu kurtarmaya yönelen, iktidara haklı olarak itaat etmeyen kitlenin elini hışımla itiyor.</p>
<p>Kitlenin, iktidara itaati bunlarla bitmiyor. Bir başka haber GATA&#8217;dan geliyor; &#8220;<em>Erlere kobay muamelesi</em>&#8220;&#8230; Bir internet sitesinin görüntülü haberine göre GATA&#8217;da erlere kobay muamelesi yapılıyor. Erlerin ve ailelerinin, haberleri ve izinleri olmadan üzerlerinde bir takım tıbbi deneyler yapılıyor. Kitle yine izliyor, kitle izlerken iktidar GATA&#8217;daki etiği hiç etmiş doktorları, kitleyle birlikle izliyor ama iş başörtülü doktora gelince kitle izlerken, iktidar emir veriyor ve başörtülü kadın görevinden uzaklaştırılıyor.</p>
<p>Burada iktidar derken sadece seçimle iktidara gelmiş siyasi bir partiyi kast etmiyorum. Türkiye, özelinde uzun yıllar ordunun yönetime müdahalesi sonucu ordusunu da iktidara taşımış bir ülke, şu an hala yürürlükte olan ve derhal tümüyle değiştirilmesi gereken &#8220;<strong>12 Eylül Darbe Anayasası</strong>&#8221; da bunun ispatı.</p>
<p>Kitle ve iktidar arasındaki ilişkinin yarattığı vahim duruma, bir başka açıdan baktığımızda o erlerin ailelerini ve kendilerini görüyoruz. Sadece bu olay mı? Hayır. Daha önce intihar ettiği söylenen erin, intihar etmediği ortaya çıkmadı mı? Erlerin talimdeyken &#8220;<strong>canlı hedef</strong>&#8221; olarak kullanıldığı ortaya çıkmadı mı? Ne yapıldı? Bir er çıktı ve &#8220;<em>Komutanımız hedefi şaşırmaz.</em>&#8221; dedi. Niçin dedi bu evladımız bunu, emre itaati içselleştirdiğinden, belki korktuğundan. Neden korkmasın, bu zulme itiraz etmek, &#8220;<strong>halkı askerlikten soğutmak</strong>&#8221; yasasınca neredeyse ‘suç&#8217; olmuş durumda, bahsi geçen anayasa nedeniyle durum buyken, icraatları nedeniyle, halkı askerlikten soğutan, bariz örnekleriyle Türk Silahlı Kuvvetleri personeli değil mi?</p>
<p>Niçin itiraz etmiyorsunuz tüm bunlara, niçin itiraz etmiyoruz? Canetti&#8217;nin tezlerinin doğru olmuş olması, düzenin böyle devam edeceği anlamına mı geliyor? Neden iktidarın, muktedir olanın, size hizmetini sağlamıyor da, şuursuzca onlara &#8220;gönüllü&#8221; hizmet ediyorsunuz, ediyoruz?</p>
<p>Neden sakinsiniz bu kadar? Nasıl izleyebiliyorsunuz sessizce? Ben sakin değilim, kitle içindeki emre itaat etmeyen klik de sakin değil. Tüm bu yaşananlardan sonra sakin olmak ne mümkün? Öfke duymak, tepki vermek, sinirlenmek insanidir. Yoksa kitle olarak, iktidara itaat ederken, insani vasıflarınızdan da mı feragat ediyorsunuz, ediyoruz?</p>
<p>Tüm bu yaşananlar karşısında sessizce izlemeyi seçenler, Sebahat Tuncel&#8217;in polis memuruna attığı tokada karşı çok öfkelenebiliyor. Çünkü iktidara hala itaatteler, çünkü emir verene itaat etme aldanışlığı ile iktidarı, kurumları, kendilerini yok etme pahasına kutsuyor ve kolluyorlar. Bunu anlamak mümkün değil; anlamıyorum da zaten&#8230; Ancak, Tuncel -şiddeti tasvip etmesem de- kurumları değil, insanları öncelediği için bu noktada anlaşılmayı hak ediyor. Kendi varlığının bilincinde olduğu için kısmen hak verilmeyi de hak ediyor. Aslında o tokadı, itaate devam eden kitleyi, kendine getirmek için atıyor.</p>
<p>Uzun bir yazıda, birçok konuyu işlemiş olmam, kısa kesemediğimden değil, kitlenin göz yumuşlarını, sessizliğini ve emre itaatini genel çerçeve içerisinde izah etmek istediğimdendir.</p>
<p><strong>Kitle içindeki bireylerin itaatinin nedenleri birbirinden farklı olabilir. Ancak kitlenin iktidara hizmeti değil, iktidarın kitleye hizmeti gereklidir, bunun için de formül bellidir. Benim için caydırıcılığıyla, yaptırımıyla &#8220;Başörtülü Aday Yoksa Oy Da Yok&#8221; demektir. Darısı diyemeyenlerin başına&#8230;</strong></p>
<p>Vesile ile diyemeyen kitleye son bir not: <strong>Siz varın kurumlara, gönüllü hizmet ede durun, şimdi anlayamıyorsunuz ama &#8220;Başörtülü Aday Yoksa Oy Da Yok&#8221; diyenler, kendilerine olduğu gibi size de hizmet ettirmenin yolunu bir şekilde bulacak.</strong></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/04/itaat_2.jpg"><img class="size-full wp-image-15530 aligncenter" title="itaat_2" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/04/itaat_2.jpg" alt="" width="472" height="311" /></a></p>
<p> </p>
<p>&#8230; Bu konu ilginizi çektiyse&#8230;</p>
<p> </p>
<p><strong><span style="color: #0066cc;">Kendi ülkesini işgal eden ordu</span></strong></p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf"><img class="alignleft" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.jpg" alt="" width="106" height="168" /></a>Hiç bir yeri işgal edemeyen ordular kendi ülkelerini işgal ederler. Çünkü bir ordunun ayakta durması için insan emeği ve maddî destek gereklidir. Beceriksiz ordular disiplinsiz olduklarından <strong>YABANCI</strong> <strong>DÜŞMAN </strong>ile savaşamazlar. Kolayca yenebilecekleri <strong>İÇ DÜŞMANLAR</strong> uydururlar ve bu bahane ile kendi ülkelerini işgal ederler. Başbakan asarlar. Milletvekillerini hapse atarlar. Korumakla yükümlü oldukları halkı işkenceler altında inletirler.  İşgalciler kimseye hesap vermezler. Halkın isyan etmesine engel olmak için <strong><em>“etrafımız düşmanla çevrili”</em></strong> diyerek  <strong>KORKU PROPAGANDASI</strong> yaparlar. Eleştirilerden uzak kalmak için farklı inançlardan ve kültürlerden olan insanların birbirine düşman olması da bu eşkiyaların işine gelir. Bu sebeple terörü destekleyebilir hatta teröristlere silah ve para yardımında bulunabilirler. Okuyacağınız kitap kendi ülkesini işgal etmiş bir ordunun kısa tarihidir. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a></strong></p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/islamcilik_kitap_k.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-14898" title="islamcilik_kitap_k" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/islamcilik_kitap_k.jpg" alt="" width="118" height="183" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/Islamcilik-devrim-demokrasi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"> İslâmcılık, Devrim ile Demokrasi Kavşağında </span></a></strong></p>
<p>Müslümanca yaşamak için devletin de “Müslüman” olması mı gerekiyor? Bu o kadar net değil. Çünkü İslâm’ın gereği olan “kısıtlamaları” insan en başta kendi nefsine uygulamalı. Aksi takdirde dinî mecburiyet ve yasakların kanun gücüyle dayatılması vatandaşı çocuklaştırıyor ister istemez. <strong>İ</strong><strong>yi-kötü ayrımı yapmak, iyiden yana tercih kullanacak cesareti bulmak gibi insanî güzellikler devletin elinde bürokratik malzeme haline geliyor. </strong>21ci asırda Müslümanca yaşamak kolay değil. Yani İslâm’ın özüne dair olanı, değişmezleri korumak ama son kullanma tarihi geçmiş geleneklerden kurtulmak. AKP’yi iktidara taşıyan fikrî yapıyı, Demokrasi-İslâm ilişkisini, İran’ı ve Milli Görüş’ü  sorguladığımız bu kitabı ilginize sunuyoruz. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/Islamcilik-devrim-demokrasi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a></strong></p>
<p><strong></strong> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">T</span><span style="color: #0000ff;">ürkiye’nin Ulus-Devlet Sorunu</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-full wp-image-7896" title="20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt.jpg" alt="" width="125" height="183" /></a>Devlet gibi soğuk ve katı bir yapı bizimle olan ilişkisini <strong>hukuk</strong> yerine <strong>ırkımıza</strong> ya da <strong>inançlarımıza</strong> göre düzenleyebilir mi? GERÇEK hayatı son derecede dinamik ve renkli biz “insanların”. Birden fazla şehre, mahalleye, gruba, klübe, cemaate, etnik köke, şirkete, mesleğe, gelir grubuna ait olabiliriz ve bu aidiyet hayatımız boyunca değişebilir. Oysa devletimiz hâlâ başörtüsüyle uğraşıyor, kimi devlet memurları <strong>“ne mutlu Türk’üm”</strong> demeyenleri iç düşman ilân ediyor, Sünnî İslâm derslerini zorla herkese okutuyor… Bizim paramızla, <strong>bizim iyiliğimiz için(!) bize rağmen… </strong>Kürt sorunu, başörtüsü sorunu, Hıristiyan azınlıklar sorunu… Bizleri sadece “insan” olarak göremeyen devletimizin halkıyla bir sorunu var. Türkiye’nin “sorunlarının” kaynağı sakın <strong>ulus-devlet</strong> modeli olmasın? 80 sayfalık bu kitap Kurtuluş savaşı’ndan sonra Türkiye’ye giydirilmiş olan deli gömleğine işaret ediyor.  Ne mutlu “insanım” diyene! <a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Kitabı buradan indirin</span></strong></a>.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/04/05/kitlenin-iktidara-itaatinin-vahim-sonuclari/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/04/05/kitlenin-iktidara-itaatinin-vahim-sonuclari/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>

