<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>Derin Düşünce &#187; Lozan</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/category/lozan/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Fri, 25 May 2012 09:41:57 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Türk Irkçılarının İnandığı Yalanlar (III)</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/09/29/turk-irkcilarinin-inandigi-yalanlar-iii/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2009/09/29/turk-irkcilarinin-inandigi-yalanlar-iii/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 29 Sep 2009 10:00:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Akyol</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Beyin Yıkama]]></category>

		<category><![CDATA[Irkçılık]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Lozan]]></category>

		<category><![CDATA[Militarizm]]></category>

		<category><![CDATA[Milliyetçilik]]></category>

		<category><![CDATA[Psikolojik harp]]></category>

		<category><![CDATA[Resmî Tarih]]></category>

		<category><![CDATA[Sevr]]></category>

		<category><![CDATA[sevres]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=6644</guid>
		<description><![CDATA[[28 Eylül 2009 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Her Türk Sevr&#8217;in gölgesinde büyür. Tarihin tozlu sayfalarında kalmış bu antlaşmayı dünyada hatırlayan pek kimse kalmamışsa da, biz onunla yatar, onunla kalkarız. Bu milli korku sayesinde de darbe yapan generallere, parti kapatan hakimlere veya iki çift dürüst laf edeni (mesela Hülya Avşar&#8217;ı) soruşturan savcılara alkış tutarız. &#8220;Helal olsun, bizi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/09/20090929_derin_dusunce_org_sevr_anlasmasi.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-6643" title="20090929_derin_dusunce_org_sevr_anlasmasi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/09/20090929_derin_dusunce_org_sevr_anlasmasi-300x184.jpg" alt="" width="234" height="136" /></a>[28 Eylül 2009 tarihli <a href="http://www.stargazete.com/gazete/yazar/mustafa-akyol/t-rk-irk-ilarinin-inandigi-yalanlar-iii-215490.htm%3Cbr%20/%3E">Star</a> gazetesinde yayınlandı]</p>
<p>Her Türk Sevr&#8217;in gölgesinde büyür. Tarihin tozlu sayfalarında kalmış bu antlaşmayı dünyada hatırlayan pek kimse kalmamışsa da, biz onunla yatar, onunla kalkarız. Bu milli korku sayesinde de darbe yapan generallere, parti kapatan hakimlere veya iki çift dürüst laf edeni (mesela Hülya Avşar&#8217;ı) soruşturan savcılara alkış tutarız. &#8220;Helal olsun, bizi yine Sevr&#8217;den esirgediniz&#8221; deriz, bizi aslında sadece demokrasi ve özgürlükten esirgeyen adamlara.<span id="more-6644"></span></p>
<p>&#8220;Sevr paranoyası&#8221;nın temel işlevi budur. Demokrasi görünümlü otoriter rejimimizi korumaya yarar. Ama bir de yan işlevleri vardır ki, bunların başında &#8220;geçmişten bugüne Kürt ihaneti&#8221; hikayesini beslemek gelir. Son dönemde dozu giderek artan, en çok da Canan Arıtmanımsı (yani kentli, çağdaş ve faşist) Türkler arasında salgın gibi yayılan bu hikayeye göre, Sevr Antlaşması&#8217;nda Doğu vilayetlerinde muhtemel bir Kürdistan&#8217;dan bahsedilmesi, Kürtler ile &#8220;dış mihraklar&#8221; arasındaki kadim işbirliğinin ispatıdır.</p>
<p>Oysa bu da Türk ırkçılarının inandığı diğer hikayeler gibi bir yalandır. Evet, Sevr&#8217;de bir Kürdistan devleti öngörülmüş, bunun için lobi yapan bir avuç Kürt milliyetçisi de bu işe çok sevinmiştir. Bize okullarda öğretilen Kürdistan Teali Cemiyeti, işte bu milliyetçi &#8220;Jön&#8221; Kürtlerin adresidir. Ancak bir gerçek daha vardır ki, bize okullarda öğretilmez: Kürtlerin ezici çoğunluğu Sevr&#8217;e şiddetle karşı çıkmıştır.</p>
<p>Bu reddiye, Sevr&#8217;den bile önce, ona hazırlık niteliğinde Kasım 1919&#8242;da düzenlenen Paris Konferansı&#8217;nda Kürt milliyetçisi Şerif Paşa&#8217;nın Kürdistan kurmak için Ermenilerle anlaştığı haberleri üzerine gelmiştir. Boğaziçi Üniversitesi hocaları Kemal Kirişçi ve Gareth Winrow&#8217;un ifadesiyle:</p>
<p>&#8220;Kürtler arasında bu habere duyulan şiddetli tepki, Paris&#8217;e bir seri telgrafın yollanmasına neden oldu. Bu telgraflarda Kürtlerin Türklerden ayrılmak istemedikleri savunuluyordu. Erzincan&#8217;dan on ayrı Kürt aşiret lideri, Fransız Yüksek Komiserliğine, Şerif Paşa&#8217;nın hareketlerini protesto eden bir telgraf yollamışlardı. Türklerin ve Kürtlerin ‘soy ve din itibarıyla kardeş olduklarını&#8217; vurguluyorlardı&#8230; Mart 1920&#8242;de İslami dayanışmayı vurgulayan ve Kürtlerle Türkleri ayırma çabalarına karşı çıkan bir deklerasyon, 22 Kürt aşiretinin lideri tarafından imzalandı.&#8221; (Kürt Sorunu, s. 84)</p>
<p>Kurtuluş Savaşı boyunca da durum değişmez. Ankara hükümetine karşı çıkan isyanlar, Kürt bölgelerine kıyasla Türk bölgelerinde daha fazladır. İranlı Kürt tarihi uzmanı Ali Rıza Şeyh Attar, durumu şöyle özetler:</p>
<p>&#8220;Kürtler, Sevr&#8217;e gönül bağlayamazdı; Türk güçlerinin pan-İslamcı sloganları, köklü bir İslami inanca sahip Kürtler için İngilizler tarafından vaadedilen özerklikten daha cazipti.&#8221; (Kürtler, Bölgesel ve Bölge Dışı Güçler, s. 109)</p>
<p>Lozan görüşmeleri sırasında Ankara&#8217;da Meclis kürsüsüne çıkan Bitlis milletvekili Yusuf Ziya Bey ise &#8220;bendeniz Kürdoğlu Kürdüm&#8221; dedikten sonra şöyle konuşur:</p>
<p>&#8220;Binaenaleyh bir Kürt mensubu olmak sıfatiyle sizi temin ederim ki Kürtler hiç bir şey istemiyorlar. Biz Kürtler vaktiyle Avrupa&#8217;nın Sevr paçavrası ile verdiği bütün hakları, hukukları ayaklarımız altında çiğnedik ve bütün manasıyle bize hak vermek isteyenlere iade ettik. Nasıl ki El-cezire Cephesi&#8217;nde çarpıştık. Nasıl ki, Türklerle beraber kanımızı döktük, onlardan ayrılmadık ve ayrılmak istemedik ve istemeyiz.&#8221; (Türk Parlamento Tarihi, II. Cilt, TBMM Yayınları, s. 343)</p>
<p>Uzun lafı kısası, Cumhuriyet kurulurken Kürtlerin ezici çoğunluğunun Türkiye&#8217;ye sadık olduğudur.</p>
<p>Bu tabloyu bozan ise, başka her şeyden çok, Türkler ve Kürtler arasındaki &#8220;kardeşlik&#8221; ilişkisini &#8220;asimilasyon&#8221;a çevirmeye kalkan Cumhuriyet, daha doğrusu Tek Parti ve varisleridir.</p>
<p>Şimdi, aradan geçen seksen yıldan sonra, bu yanlış hesaptan dönmeye çalışıyoruz. Mesele, bu.</p>
<p>&#8230; Bu makale ilginizi çektiyse&#8230;</p>
<p style="text-align: right;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong>Türk milliyetçiliği birleştirir mi yoksa parçalar mı?</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi.gif"><img class="alignleft size-medium wp-image-8579" title="turk_milliyetciligi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi-204x300.gif" alt="" width="133" height="204" /></a></p>
<p> <strong>İllâ ki bir tutkal/çimento mu gerekiyor? </strong>Milliyetçilik tutkalı adil ve müreffeh bir düzene alternatif olabilir mi? Adaletin, hukukun hâkim olmadığı ortamlarda Türklerin kardeşliği ne işe yarar? Belki de Türk Milliyetçiliği diğer milliyetçilikler gibi yok olmaya mahkûm bir söylem. Çünkü var olmak için “<strong>ötekine</strong>” ihtiyacı var. Ötekileştireceği bir grup bulamazsa kendi içinden “<strong>zayıf</strong>” bir zümreyi günah keçisi olarak seçiyor. Kürtler, Hıristiyanlar, Eşcinseller, solcular…150 sayfalık bu kitapta Türk Milliyetçiliğini sorguluyoruz. Müslüman ve milliyetçi olunabilir mi? Türkiye’ye faydaları ve zararları nelerdir? Milliyetçiliğin geçmişi ve geleceği, siyasete, barışa, adalete etkisiyle. <a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirin.</strong></a> </p>
<p> </p>
<p style="text-align: right;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><strong>Türkiye bölünür mü?</strong></a></p>
<p><em><a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><img class="size-medium wp-image-8409  alignleft" title="tr_bolunurmu" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/01/tr_bolunurmu-195x300.jpg" alt="" width="128" height="195" /></a>“Bebek katili! Vatan haini!…”</em> PKK terörünü lanetliyoruz ama devlet eliyle işlenen suçlara karşı daha bir toleranslıyız.  <strong>“Kürtler ve Türkler kardeştir”</strong> diyenlerin kaçı <strong>“sen benim karde<em>ş</em>imsin”</strong>  demeyi biliyor Zaza, Sorani, Kurmanci dillerinde? Ülkemizin terör sorunu ne PKK ne de Kürt kimliğiyle sınırlanamayacak kadar dallandı, budaklandı. Bazı temel soruları yeniden masaya yatırmak gerekiyor: (*) Kürtler ne istiyor? (*)  İspanya ve Kanada etnik ayrılıkçılıkla nasıl mücadele etti? (*) PKK ile mücadelede ne gibi hatalar yapıldı? (*) İslâm ne kadar birleştirici olabilir? Töre cinayetlerinden Kuzey Irak’a terörle ilgili bir çok konuyu ele aldığımız 267 sayfalık bu kitabı ilginize sunuyoruz. <a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirin.</strong></a></p>
<p> </p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong>T<span style="color: #0000ff;">ürkiye’nin Ulus-Devlet Sorunu</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-full wp-image-7896" title="20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt.jpg" alt="" width="125" height="183" /></a>Devlet gibi soğuk ve katı bir yapı bizimle olan ilişkisini <strong>hukuk</strong> yerine <strong>ırkımıza</strong> ya da <strong>inançlarımıza</strong> göre düzenleyebilir mi? GERÇEK hayatı son derecede dinamik ve renkli biz “insanların”. Birden fazla şehre, mahalleye, gruba, klübe, cemaate, etnik köke, şirkete, mesleğe, gelir grubuna ait olabiliriz ve bu aidiyet hayatımız boyunca değişebilir. Oysa devletimiz hâlâ başörtüsüyle uğraşıyor, kimi devlet memurları <strong>“ne mutlu Türk’üm”</strong> demeyenleri iç düşman ilân ediyor, Sünnî İslâm derslerini zorla herkese okutuyor… Bizim paramızla, <strong>bizim iyiliğimiz için(!) bize rağmen… </strong>Kürt sorunu, başörtüsü sorunu, Hıristiyan azınlıklar sorunu… Bizleri sadece “insan” olarak göremeyen devletimizin halkıyla bir sorunu var. Türkiye’nin “sorunlarının” kaynağı sakın <strong>ulus-devlet</strong> modeli olmasın? 80 sayfalık bu kitap Kurtuluş savaşı’ndan sonra Türkiye’ye giydirilmiş olan deli gömleğine işaret ediyor.  Ne mutlu “insanım” diyene! <a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong>Kitabı buradan indirin</strong></a>.</p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2009/09/29/turk-irkcilarinin-inandigi-yalanlar-iii/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2009/09/29/turk-irkcilarinin-inandigi-yalanlar-iii/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Geldikleri gibi gitmediler III:Halifelik Açısından LOZAN</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/01/18/geldikleri-gibi-gitmediler-iii-halifelik-acisindan-lozan/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2009/01/18/geldikleri-gibi-gitmediler-iii-halifelik-acisindan-lozan/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Jan 2009 10:06:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf Mehmet Bahadır</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Lozan]]></category>

		<category><![CDATA[Milliyetçilik]]></category>

		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>

		<category><![CDATA[Tarih]]></category>

		<category><![CDATA[halifelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=2967</guid>
		<description><![CDATA[Bu mesele, çok tartışma götüreceğinden kısaca: 
Dönemin etkin gücü İngiltere&#8217;nin, milyonlarca Müslüman nüfusu yönettiği için kendisine potansiyel bir tehlike arz eden Hilafeti kontrol etme kaygıları vardı.
Türkiye Hilafet kozunu ancak 1924 Mart&#8217;ına kadar elinde tutabildi. Yine kendi elimizle saltanat ve halifelik makamını kaldırdık. Oysa 2.Abdulhamid Han son dönemlerde, siyasi bir makam da olsa Halifelik makamını oldukça etkin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/01/20090108_derin_dusunce_org_halifelik_lozan.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-2969" title="20090108_derin_dusunce_org_halifelik_lozan" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/01/20090108_derin_dusunce_org_halifelik_lozan-300x260.jpg" alt="" width="238" height="211" /></a>Bu mesele, çok tartışma götüreceğinden kısaca: </p>
<p>Dönemin etkin gücü İngiltere&#8217;nin, milyonlarca Müslüman nüfusu yönettiği için kendisine potansiyel bir tehlike arz eden Hilafeti kontrol etme kaygıları vardı.</p>
<p>Türkiye Hilafet kozunu ancak 1924 Mart&#8217;ına kadar elinde tutabildi. Yine kendi elimizle saltanat ve halifelik makamını kaldırdık. Oysa 2.Abdulhamid Han son dönemlerde, siyasi bir makam da olsa Halifelik makamını oldukça etkin ve güçlü bir biçimde kullanmıştı ve bu makam ingilizlerin başının ağrısıydı. </p>
<p>Meselenin diğer bir acı boyutuna da değinmeden edemeyeceğim. <span id="more-2967"></span></p>
<p>Her ne kadar sol aydınlarımız yıllardır ‘Ruslar bize yardım etmeseydi <a href="http://www.google.de/url?sa=t&amp;source=web&amp;cd=3&amp;ved=0CCkQFjAC&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.derindusunce.org%2Fcategory%2Fmilliyetcilik%2F&amp;ei=IPHUTfeePI2WhQeB2eTeCw&amp;usg=AFQjCNGXEwEH74KY16Q6zkV4qUNABNIAQQ&amp;sig2=d_SDSSCEI5S0FKKpJNv8MQ" target="_blank">Kurtuluş Savaşı&#8217;nı </a>biraz zor kazanırdık&#8217; deseler de;  </p>
<p>Dünya Savaşı&#8217;nda Osmanlı topraklarının işgali, işgalci kuvvetlerin Müslümanlara zulümleri ve Halife&#8217;nin Hıristiyan devletlerin elinde esir konumuna düşmesi, Hint Müslümanlarını harekete geçirmiş ve İngiltere&#8217;ye baskı yapmak amacıyla çeşitli dernekler kurmuşlardı. İşte bu derneklerin çabalarıyla Halifeyi kurtarmak üzere 875 bin lira Ankara&#8217;ya ulaştırılmıştı. </p>
<p>Paranın akıbeti mi ? Bir Banka (İş Bankası) kuruluşunda değerlendirdik. Bir başka deyişle bankamıza sermaye olarak kullandık.</p>
<p>Yakın tarih yazılarıyla dikkati çeken ve sorgulayıcı tarihin öncülerinden olan başarılı yazar Mustafa Armağan&#8217;ın dediği gibi ;</p>
<p>&#8220;<em>Sizi bilmem ama bir Pakistanlı kalkıp bana, ‘Biz size bankanıza sermaye yapasınız diye mi bu parayı verdik?&#8217; derse verecek cevabım yok. Aynı şekilde ‘Biz size o parayı Halifeyi kurtarmanız için verdik, siz gidip Halifeliği kaldırdınız. Öyleyse paramızı geri isteriz&#8217; derse verecek cevabım yine yok</em>.&#8221;  </p>
<p>Maalesef benim de yok. Verecek cevabı olanlar, en azından yorum kısmına yazarlarsa ve beni de tatmin ederlerse çok mutlu olurum.   </p>
<p>Bu yardım paralarının akıbetini araştırıp, biraz daha derinleşenler; sürpriz sonuçlara ve ezber bozmaya hazırlıklı olmalılar. Meraklılarına duyurulur.   <br />
 </p>
<p><strong>SONUÇ :</strong> </p>
<ol>
<li>Savaş Meydanlarında kazandığınız zafer, masa başında da kazanılmazsa, zafer değildir. Zira, masa başından, türlü oyunlarla 3-0 hükmen mağlup kalkabilirsiniz.</li>
<li> Ölü doğmuş, haklı olarak Nutukta bile antlaşma değil, proje olduğu ısrarla belirtilen, İngiliz parlementerlerin dahi paçavra diye dalga geçtiği SEVR, biz dahil hiçbir taraf ülkenin (Yunanistan hariç) parlamentosunda onaylanıp yürürlüğe girmemiştir. Ve aslında daha ilk günden uygulanamaz olduğu anlaşılmıştır. Sevr&#8217;in hedeflerinin asıl onayı Lozan&#8217;da gelecektir ve Lozan, SEVR&#8217;in hafifletilmiş bir versiyonudur.</li>
<li> Lozan, dünya sisteminin Birinci Dünya Savaşı sonrasında aldığı yeni şekli, Yeni Dünya Düzeni&#8217;ni aksatmayan, aksatmak ne kelime tahkim eden, güçlendiren bir antlaşmaydı. Zaten böyle gerçekçi bir temele dayandığı içindir ki, ömrü Sevr gibi kısa olmadı ve taraf ülkelerce onaylanabildi.</li>
<li> Lozan antlaşması, sadece kuru bir toprak mücadelesi değildir.</li>
<li> Kâzım Karabekir, Refet Bele, Ali Fuat Cebesoy ve Rauf Orbay gibi bizzat Milli Mücadele&#8217;nin şaibesiz kahramanları &#8220;Misak-i Milli yarım kalmıştır&#8221; diyerek ve Lozan&#8217;ı telafi için, siyasi mücadeleye girip parti kurmuşlardı. Sonuçta Vatan haini damgası yemekten kurtulamadılar.</li>
<li> İtilaf Devletleri acı ama gerçektir  &#8220;Geldikleri gibi gitmediler&#8221;</li>
<li>Kültür ve Medeniyetimizi, bir başka değişle geçmişimizi ve geleceğimizi tarumar edip öyle gittiler. </li>
<li>İllaki bir zafer olarak anacak olursak; Lozan, verdiğimiz tavizlerin ve taahhüdlerin zaferi olabilir. En fazla bir &#8220;<a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Pirus_zaferi" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;">Pirus Zaferi</span></a>&#8221; olabilir.</li>
<li> Lozan Antlaşması&#8217;nı zafer olarak görmek, bizi gerçeklere karşı körleştirmekten başka bir işe yaramaz. Sonra bir şeyin zafer olup olmadığı neyle kıyaslandığına bağlıdır. Yine de haksızlık etmeyelim, evet Lozan, ölü doğmuş Sevr&#8217;le kıyaslarsak bir başarıydı.</li>
</ol>
<p> Koyu bir ideolojikle Lozan&#8217;a hala zafer olarak bakanlara son sözüm;</p>
<ul>
<li><em>Zafer &#8220;Zafer benimdir&#8221; diyebilenindir. Başarı &#8220;Başaracağım&#8221; diye başlayanın ve  &#8221;Başardım&#8221; diyebilenindir.</em> Bu veciz cümleyi her gün itina ile  defterlerine yüz kere yazıp, okumalarını tavsiye etmek olacaktır. </li>
<li>Bu yazı sadece bir durum değerlendirme yazısıdır. Böyle inandım böyle aktardım. (Bakış açılarını genişletmek, ufku genişletmek ve ezberleri bozmak maksadı taşır.)</li>
</ul>
<p>Evet, tarih şaşırmaktır.</p>
<p>&#8230; Bu makale ilginizi çektiyse&#8230;</p>
<p style="text-align: right;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong>Türk milliyetçiliği birleştirir mi yoksa parçalar mı?</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi.gif"><img class="alignleft size-medium wp-image-8579" title="turk_milliyetciligi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi-204x300.gif" alt="" width="133" height="204" /></a></p>
<p> <strong>İllâ ki bir tutkal/çimento mu gerekiyor? </strong>Milliyetçilik tutkalı adil ve müreffeh bir düzene alternatif olabilir mi? Adaletin, hukukun hâkim olmadığı ortamlarda Türklerin kardeşliği ne işe yarar? Belki de Türk Milliyetçiliği diğer milliyetçilikler gibi yok olmaya mahkûm bir söylem. Çünkü var olmak için “<strong>ötekine</strong>” ihtiyacı var. Ötekileştireceği bir grup bulamazsa kendi içinden “<strong>zayıf</strong>” bir zümreyi günah keçisi olarak seçiyor. Kürtler, Hıristiyanlar, Eşcinseller, solcular…150 sayfalık bu kitapta Türk Milliyetçiliğini sorguluyoruz. Müslüman ve milliyetçi olunabilir mi? Türkiye’ye faydaları ve zararları nelerdir? Milliyetçiliğin geçmişi ve geleceği, siyasete, barışa, adalete etkisiyle. <a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirin.</strong></a> </p>
<p> </p>
<p style="text-align: right;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><strong>Türkiye bölünür mü?</strong></a></p>
<p><em><a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><img class="size-medium wp-image-8409  alignleft" title="tr_bolunurmu" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/01/tr_bolunurmu-195x300.jpg" alt="" width="128" height="195" /></a>“Bebek katili! Vatan haini!…”</em> PKK terörünü lanetliyoruz ama devlet eliyle işlenen suçlara karşı daha bir toleranslıyız.  <strong>“Kürtler ve Türkler kardeştir”</strong> diyenlerin kaçı <strong>“sen benim karde<em>ş</em>imsin”</strong>  demeyi biliyor Zaza, Sorani, Kurmanci dillerinde? Ülkemizin terör sorunu ne PKK ne de Kürt kimliğiyle sınırlanamayacak kadar dallandı, budaklandı. Bazı temel soruları yeniden masaya yatırmak gerekiyor: (*) Kürtler ne istiyor? (*)  İspanya ve Kanada etnik ayrılıkçılıkla nasıl mücadele etti? (*) PKK ile mücadelede ne gibi hatalar yapıldı? (*) İslâm ne kadar birleştirici olabilir? Töre cinayetlerinden Kuzey Irak’a terörle ilgili bir çok konuyu ele aldığımız 267 sayfalık bu kitabı ilginize sunuyoruz. <a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirin.</strong></a></p>
<p> </p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong>T<span style="color: #0000ff;">ürkiye’nin Ulus-Devlet Sorunu</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-full wp-image-7896" title="20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt.jpg" alt="" width="125" height="183" /></a>Devlet gibi soğuk ve katı bir yapı bizimle olan ilişkisini <strong>hukuk</strong> yerine <strong>ırkımıza</strong> ya da <strong>inançlarımıza</strong> göre düzenleyebilir mi? GERÇEK hayatı son derecede dinamik ve renkli biz “insanların”. Birden fazla şehre, mahalleye, gruba, klübe, cemaate, etnik köke, şirkete, mesleğe, gelir grubuna ait olabiliriz ve bu aidiyet hayatımız boyunca değişebilir. Oysa devletimiz hâlâ başörtüsüyle uğraşıyor, kimi devlet memurları <strong>“ne mutlu Türk’üm”</strong> demeyenleri iç düşman ilân ediyor, Sünnî İslâm derslerini zorla herkese okutuyor… Bizim paramızla, <strong>bizim iyiliğimiz için(!) bize rağmen… </strong>Kürt sorunu, başörtüsü sorunu, Hıristiyan azınlıklar sorunu… Bizleri sadece “insan” olarak göremeyen devletimizin halkıyla bir sorunu var. Türkiye’nin “sorunlarının” kaynağı sakın <strong>ulus-devlet</strong> modeli olmasın? 80 sayfalık bu kitap Kurtuluş savaşı’ndan sonra Türkiye’ye giydirilmiş olan deli gömleğine işaret ediyor.  Ne mutlu “insanım” diyene! <a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong>Kitabı buradan indirin</strong></a>.</p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2009/01/18/geldikleri-gibi-gitmediler-iii-halifelik-acisindan-lozan/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2009/01/18/geldikleri-gibi-gitmediler-iii-halifelik-acisindan-lozan/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Geldikleri gibi gitmediler II:Lozan tehdidi</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/01/15/geldikleri-gibi-gitmediler-ii-lozan-tehdidi/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2009/01/15/geldikleri-gibi-gitmediler-ii-lozan-tehdidi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Jan 2009 16:21:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf Mehmet Bahadır</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Lozan]]></category>

		<category><![CDATA[Militarizm]]></category>

		<category><![CDATA[Milliyetçilik]]></category>

		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>

		<category><![CDATA[Tarih]]></category>

		<category><![CDATA[Ulus-Devlet]]></category>

		<category><![CDATA[Ulusalcılık]]></category>

		<category><![CDATA[stratejik tehdit]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=2960</guid>
		<description><![CDATA[Sunuş: Gazze&#8217;de ölen bebeklere ağladığımız şu günlerde her zamankinden fazla soğuk kanlı olmak gerekiyor. Filistin neyin parçasıdır? Büyük Oyun&#8217;a ışık tutan bu yazı dizisini dikkatinize sunuyoruz. (Birinci bölüm burada)
Editör
Stratejik Güvenlik ve Potansiyel Tehdit Unsuru Olarak LOZAN : 
İkinci Dünya Savaşından sonra muzaffer devletler, Almanya&#8217;yı işgal etmiş, orada bulundukları süre zarfında kendilerine göre yeni ve özgürlükçü bir sistem [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/01/20090115_derin_dusunce_org_lozan.jpg"><strong><img class="alignleft size-medium wp-image-2962" title="20090115_derin_dusunce_org_lozan" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/01/20090115_derin_dusunce_org_lozan-199x300.jpg" alt="" width="151" height="216" /></strong></a>Sunuş: Gazze&#8217;de ölen bebeklere ağladığımız şu günlerde her zamankinden fazla soğuk kanlı olmak gerekiyor. Filistin neyin parçasıdır? Büyük Oyun&#8217;a ışık tutan bu yazı dizisini dikkatinize sunuyoruz. (Birinci bölüm <a href="http://www.derindusunce.org/2009/01/07/geldikleri-gibi-gitmediler-i-lozani-anlamak/" target="_blank">burada</a>)</em></p>
<p><em>Editör</em></p>
<p><strong>Stratejik Güvenlik ve Potansiyel Tehdit Unsuru Olarak LOZAN :</strong> </p>
<p>İkinci Dünya <a href="http://www.google.de/url?sa=t&amp;source=web&amp;cd=3&amp;ved=0CCkQFjAC&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.derindusunce.org%2Fcategory%2Fmilliyetcilik%2F&amp;ei=IPHUTfeePI2WhQeB2eTeCw&amp;usg=AFQjCNGXEwEH74KY16Q6zkV4qUNABNIAQQ&amp;sig2=d_SDSSCEI5S0FKKpJNv8MQ" target="_blank">Savaşından </a>sonra muzaffer devletler, Almanya&#8217;yı işgal etmiş, orada bulundukları süre zarfında kendilerine göre yeni ve özgürlükçü bir sistem inşa etmiş ve yine  kendileri açısından tehdit unsuru olarak gördükleri &#8220;Führer Rejimi&#8221;ne benzer bir ortamın tekrar doğmamasını temin ettikten sonra &#8220;geldikleri gibi&#8221; gitmişlerdi!   </p>
<p>Olayı bu çerçevede düşünürsek Lozan&#8217;da işgalci kuvvetlerin kuracakları yada kafalarında tahayyül ettikleri <strong>&#8220;Yeni Dünya Düzeni&#8221;ne tehdit unsuru olabilecek tehlikeler nelerdi ?</strong> <span id="more-2960"></span>İşte bu sorunun cevabı flu resmi biraz daha netleştirecektir. </p>
<p>Öyle sanıldığı gibi, milli mücadele yapıldıktan sonra, İstanbul&#8217;daki işgalci güçler, &#8220;Aman bu Türkler ne yamanmış. Gelip bizi de denize dökmeden gedelim bari&#8221; deyip geldikleri gibi gitmediler!</p>
<p> <br />
<strong>Geçmişimizi ve geleceğimizi tarumar edip öyle gittiler.</strong></p>
<p>Ve hatta Lozan&#8217;da kovduk dediğimiz adamların karşısına oturunca bize hiç de galip gibi davranmadılar. İlk devrede uzlaşmaya bile varmadılar. <strong>Ne zaman ki; yüzyıllardır var olan bir kültürü yok etmek ve yerine başka bir medeniyetten ithal edilmiş olan tamamen yeni bir kültür koymak gibi zor ve travmatik bir proje ve uygulama şekilleri devreye girince </strong>birinci devresinde bağımsızlığımızı tanımamakta direnen itilaf devletlerinin, ikinci devrede nasıl olup da maddeleri tartışma gereği bile duymadan kabul ettikleri anlaşılmış oldu.. </p>
<p>&#8220;Hep önde, hep ileri !&#8221; diyen 10.yıl marşımızdan aldığım cesaretle, biraz daha ileri gidiyor ve diyorum ki: İtilaf devletlerinin esas amacı; </p>
<p><strong>Temellerini İslamiyet&#8217;ten alan, 600 yıldır dünyaya adaletiyle hükmetmiş, &#8220;Osmanlı kültür ve medeniyeti&#8221; Kurulan Yeni Dünya Düzenine, en büyük tehdit unsuruydu ve temelleriyle beraber yok edilmeliydi. </strong> </p>
<p>Osmanlı&#8217;yı haritadan silmenin yetmeyeceğini bildikleri için, daha etkili; Lord Gladistone&#8217;nun dediği gibi ‘Türklerin kendiliğinden Kur&#8217;andan vazgeçecekleri&#8217; bir yönteme ihtiyaç vardı.</p>
<p>İslam&#8217;ın bazı sembolleri, medeniyetimiz bütünüyle imha edildi. Önce dedelerimizin yazdıklarını anlamaz hale gelmeliydik. Onların mirasını reddetik. Böylece, dalından koparılmış bir çiçek misali geçmişimizle bağımız koparıldı. Kütüphaneler dolusu kitap bir gecede okunmaz hale getirildi.</p>
<p>Tarihçiler, İslam medeniyetinin çöküşünde, Cengiz ordularının İslam yurtlarındaki kütüphaneleri ateşe vermesinin büyük rol oynadığına sık sık vurgu yaparlar. Haksız da sayılmazlar. Ama hiç kimse, geçmiş yüzyılın başında yapılan bir inkılâp ile İslam ve Osmanlı Medeniyetinin yaşayan bütün kaynaklarının bir gecede imha edildiğinden söz etmez!</p>
<p>Nitekim medeniyet ve tarih kaynaklarımızın bir gecede okunmaz hale getirilmesi yetmez. Sayısız camiler haraç mezat satılır. Vakıfların bünyesindeki tekke, zaviye, han, hamam&#8230; hasılı Osmanlı&#8217;yı ve İslam&#8217;ı hatırlatacak her simge yok pahasına ehil olmayan insanlara devredilir. Çoğu yıkılır. Bir kısmı ise, dükkân, meyhane ve bir kısmı da bar yapılır. </p>
<p>İstanbul Büyükşehir Belediye&#8217;nin 2003&#8242;te yaptırdığı bir envanter çalışması sonucu, sadece Tarihi Yarımadada altı binden ziyade tarihi eserin yok edildiği belirlendi ki, bunların tamamına yakını, Osmanlı eseriydi. Mesela Rumelihisarı sahnesinin yeri camii idi. Beş - on yıl öncesine kadar mihrabı hala ayaktaydı.</p>
<p>Bir de, Suudi Arabistan&#8217;ın Ecyad Kalesi&#8217;ni yok etmesine veya Sırp militanların Mostar Köprüsü&#8217;nü yıkmasına, Balkanlardaki Osmanlı eserlerinin yok edilmesine kızanlar, öncelikle kendi medeniyetimizi kendi ellerimizle nasıl yok ettiğimizi idrak etmek zorundadırlar. En azından günahı ve sevabıyla tarihimizle yüzleşebilmeliler. </p>
<p>Bunlarla da yetinilmedi. Osmanlı&#8217;nın dünyaca ünlü arşivleri dahi haraç mezat satılmış ve büyük bir kısmı da hurda kağıt yapılmıştır. Allah&#8217;tan Bulgaristan işe erken uyandı da, en azından kendi tarihini ilgilendiren arşivlerin büyük bir kısmını alıp yok edilmekten kurtardı&#8230;</p>
<p>Siz bu milletin kendi tarihine duyduğu bu hıncı anlayabiliyor musunuz? (Kendi kültür ve medeniyetine yabancılaştırılmak böyle bir şey olsa gerek!)</p>
<p>Kısaca, İngiliz veya Amerikan mandasını kabullendiğimizde bize zorla yaptırmaları ihtimali bulunan her şeyi veya onların asırlardır bize yapmak istediklerini, biz kendimiz yapmaya karar verdik.</p>
<p><strong>Gelecek bölüm:</strong> Halifelik Açısından Lozan</p>
<p>&#8230; Bu makale ilginizi çektiyse&#8230;</p>
<p style="text-align: right;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong>Türk milliyetçiliği birleştirir mi yoksa parçalar mı?</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi.gif"><img class="alignleft size-medium wp-image-8579" title="turk_milliyetciligi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi-204x300.gif" alt="" width="133" height="204" /></a></p>
<p> <strong>İllâ ki bir tutkal/çimento mu gerekiyor? </strong>Milliyetçilik tutkalı adil ve müreffeh bir düzene alternatif olabilir mi? Adaletin, hukukun hâkim olmadığı ortamlarda Türklerin kardeşliği ne işe yarar? Belki de Türk Milliyetçiliği diğer milliyetçilikler gibi yok olmaya mahkûm bir söylem. Çünkü var olmak için “<strong>ötekine</strong>” ihtiyacı var. Ötekileştireceği bir grup bulamazsa kendi içinden “<strong>zayıf</strong>” bir zümreyi günah keçisi olarak seçiyor. Kürtler, Hıristiyanlar, Eşcinseller, solcular…150 sayfalık bu kitapta Türk Milliyetçiliğini sorguluyoruz. Müslüman ve milliyetçi olunabilir mi? Türkiye’ye faydaları ve zararları nelerdir? Milliyetçiliğin geçmişi ve geleceği, siyasete, barışa, adalete etkisiyle. <a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirin.</strong></a> </p>
<p> </p>
<p style="text-align: right;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><strong>Türkiye bölünür mü?</strong></a></p>
<p><em><a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><img class="size-medium wp-image-8409  alignleft" title="tr_bolunurmu" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/01/tr_bolunurmu-195x300.jpg" alt="" width="128" height="195" /></a>“Bebek katili! Vatan haini!…”</em> PKK terörünü lanetliyoruz ama devlet eliyle işlenen suçlara karşı daha bir toleranslıyız.  <strong>“Kürtler ve Türkler kardeştir”</strong> diyenlerin kaçı <strong>“sen benim karde<em>ş</em>imsin”</strong>  demeyi biliyor Zaza, Sorani, Kurmanci dillerinde? Ülkemizin terör sorunu ne PKK ne de Kürt kimliğiyle sınırlanamayacak kadar dallandı, budaklandı. Bazı temel soruları yeniden masaya yatırmak gerekiyor: (*) Kürtler ne istiyor? (*)  İspanya ve Kanada etnik ayrılıkçılıkla nasıl mücadele etti? (*) PKK ile mücadelede ne gibi hatalar yapıldı? (*) İslâm ne kadar birleştirici olabilir? Töre cinayetlerinden Kuzey Irak’a terörle ilgili bir çok konuyu ele aldığımız 267 sayfalık bu kitabı ilginize sunuyoruz. <a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirin.</strong></a></p>
<p> </p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong>T<span style="color: #0000ff;">ürkiye’nin Ulus-Devlet Sorunu</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-full wp-image-7896" title="20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt.jpg" alt="" width="125" height="183" /></a>Devlet gibi soğuk ve katı bir yapı bizimle olan ilişkisini <strong>hukuk</strong> yerine <strong>ırkımıza</strong> ya da <strong>inançlarımıza</strong> göre düzenleyebilir mi? GERÇEK hayatı son derecede dinamik ve renkli biz “insanların”. Birden fazla şehre, mahalleye, gruba, klübe, cemaate, etnik köke, şirkete, mesleğe, gelir grubuna ait olabiliriz ve bu aidiyet hayatımız boyunca değişebilir. Oysa devletimiz hâlâ başörtüsüyle uğraşıyor, kimi devlet memurları <strong>“ne mutlu Türk’üm”</strong> demeyenleri iç düşman ilân ediyor, Sünnî İslâm derslerini zorla herkese okutuyor… Bizim paramızla, <strong>bizim iyiliğimiz için(!) bize rağmen… </strong>Kürt sorunu, başörtüsü sorunu, Hıristiyan azınlıklar sorunu… Bizleri sadece “insan” olarak göremeyen devletimizin halkıyla bir sorunu var. Türkiye’nin “sorunlarının” kaynağı sakın <strong>ulus-devlet</strong> modeli olmasın? 80 sayfalık bu kitap Kurtuluş savaşı’ndan sonra Türkiye’ye giydirilmiş olan deli gömleğine işaret ediyor.  Ne mutlu “insanım” diyene! <a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong>Kitabı buradan indirin</strong></a>.</p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2009/01/15/geldikleri-gibi-gitmediler-ii-lozan-tehdidi/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2009/01/15/geldikleri-gibi-gitmediler-ii-lozan-tehdidi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Geldikleri gibi gitmediler I: Lozan&#8217;ı anlamak</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/01/07/geldikleri-gibi-gitmediler-i-lozani-anlamak/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2009/01/07/geldikleri-gibi-gitmediler-i-lozani-anlamak/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Jan 2009 17:17:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf Mehmet Bahadır</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Lozan]]></category>

		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>

		<category><![CDATA[Tarih]]></category>

		<category><![CDATA[anlasmasi]]></category>

		<category><![CDATA[birinci dunya savasi]]></category>

		<category><![CDATA[lausanne]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=2839</guid>
		<description><![CDATA[Ülkelerin kaderlerini belirleyen, uluslararası antlaşmalar tarih boyunca tartışılır olmuştur. Ülkemizde ise, sınırlarımızı ve kaderimizi belirleyen Lozan antlaşması; bırakın tartışmayı, sorgulamak ve hatta en küçük menfi görüş bildirmek bile cesaret isteyen konulardandır. Çünkü her an yobaz, irticacı, işbirlikçi ve vatan haini gibi yaftalarla karşılaşmayı göze almak durumundasınızdır.  
Çünkü, Lozanda verilen tavizlerin ve taahhüdlerin yalnız hesabını sormak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/01/20090107_derin_dusunce_org_lozan.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-2844" title="20090107_derin_dusunce_org_lozan" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/01/20090107_derin_dusunce_org_lozan.jpg" alt="" width="210" height="207" /></a>Ülkelerin kaderlerini belirleyen, uluslararası antlaşmalar tarih boyunca tartışılır olmuştur. Ülkemizde ise, sınırlarımızı ve kaderimizi belirleyen Lozan antlaşması; bırakın tartışmayı, sorgulamak ve hatta en küçük menfi görüş bildirmek bile cesaret isteyen konulardandır. Çünkü her an yobaz, irticacı, işbirlikçi ve vatan haini gibi yaftalarla karşılaşmayı göze almak durumundasınızdır.  </p>
<p>Çünkü, Lozanda verilen tavizlerin ve taahhüdlerin yalnız hesabını sormak için değil, telafi çarelerini aramak için<span id="more-2839"></span> de halka hakikatleri olduğu gibi söylemek misyonunu da yüklenen  <a href="http://www.derinsular.com/ansiklopedi/2007/04/bireysel-haklar-tarihimiz-12-terakkiperver-cumhuri.php" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;">Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasının</span></a> başına gelenleri anlamadan, vatan hainliği kavramının nasıl ucuzlatıldığını anlayamazsınız. Aynı şekilde irtica, laiklik vb. kavramların, tam ve net bir tanımının günümüze kadar neden yapılmadığını da anlayamazsınız.  <strong></strong> </p>
<p>Bugün irtica tehlikesinden bahsedenlere, &#8220;İrtica&#8221; nedir ? &#8220;Nasıl bir tehlikedir ?&#8221; diye sorsanız, politik ve yuvarlak cevaplardan başka tatmin edici bir cevap alacağınızı hiç düşünmüyorum. </p>
<p>Resmi söylemin ezber ve sloganlarını eğitim zanneden, ve böylesi bir milli öğütüm tezgahlarından geçtikleri için, analoji ve sorgulama yoksunu zihinler, Sevr&#8217;i utanç ve zillet belgesi, Lozan&#8217;ı da zafer anıtı olarak gören bir değirmende öğütüldükleri için, yazacaklarım çoğu kimsenin hoşuna gitmeyecektir muhtemelen. </p>
<p>Ancak gerçeklerin er yada geç ortaya çıkmak gibi kötü (iyi) bir huyu vardır ve aslında tarihi çeşitli sorularla ve sorgularla çeşitli yerlerinden deşmek, buzdağının görünmeyen kısımlarına ışıklar tutmak ve ortaya çıkacak yeni ve süpriz sonuçlara açık olmak ve bu doğrultuda ön yargılarımızı yıkmak  hepimizin görevi olmalı değil midir ? </p>
<p>Aksi takdirde tarihi olmuş, bitmiş ve kemale ermiş dokunulmaz bir sihirli küre ve kıymeti kendinken menkul değerler manzumesi gibi algılarsak derin yanılgılara düşeriz.  </p>
<p>Tarihi anlama konusunda en büyük yanılgılardan biri de, olayları etik doğru ve yanlışlar bazında değil de, kişiler bazında ele alışımız olmuştur. Bu yanılgıdır ki, tarihimizi gerçek ve normal düzleminden çıkarmış, efsane haline getirmiştir.  </p>
<p><strong>Oysa realite şudur ki; milletler tarihini, geçmişinden ders çıkarmak, gününü ve geleceğini anlamlandırmak için okurlar, efsaneler oluşturmak için değil.</strong> </p>
<p>Söylemek istediğim esas meseleye gelirsek; </p>
<p>Lozan antlaşmasını, kuru bir toprak parçasının kavgası olarak görmek, büyük tabloyu görememekle eşdeğerdir. Kendimizi aldatmadır.</p>
<p>Çünkü bu tip antlaşmalar, çok boyutludur ve çok derin hesaplar sonucu ortaya çıkarlar.</p>
<p>Bu antlaşmalarda, toprak kaygısından çok, stratejik güvenlik, ekonomik kaygılar, potansiyel tehdit unsurları, yeni yada mevcut dünya düzenine uygunluk ve buna benzer konular alır. </p>
<p>Bir diğer önemli husus ise, meydanlarda kazanılmış savaşlar, tek başlarına hiç bir öneme haiz olmayabilirler. Bu başarıyı siyasi diplomatlarınızla masa başında da devam ettiremezseniz, meydanda kazandığınızı zannettiğiniz zafer bir anda hezimete de dönüşebilir. Tarih bunun gibi ibretlik olaylarla doludur. Kesin bir zafer için hem meydan da hem de masa başında başarı şarttır.  </p>
<p><strong>-Ekonomik Kaygılar ve Toprak Kaygısı Açısından LOZAN :</strong> </p>
<p>Hemen söylemeliyim ki, Lozan&#8217;da ekonomik olarak çok büyük kayıplar verdik. Bütün faturaları ödemeye razı geldik. Hatta Osmanlının eski borçlarını bile ödemeyi kabul ettik.  </p>
<p>&#8220;Sen fazla oldun dur artık! Kapitülasyonları kaldırdık onu niye söylemiyorsun&#8221; dediğinizi duyar gibiyim.</p>
<p align="justify">Bilelim ki, Türk hukuk devrimi, kapitülasyonların kaldırılmasının bedelidir.&#8221;Türk hukuk devrimi&#8221; denilen ve 1928&#8242;e kadar devam eden Avrupa&#8217;nın çeşitli ülkelerinin kanunlarının çeviri veya uyarlama yoluyla &#8220;evlatlık alınması&#8221; sürecinin bizzat Lozan&#8217;da taahhüt altına alındığı genellikle gözden kaçırılır.</p>
<p align="justify">O halde öve öve bitiremediğimiz Hukuk Devrimimiz de kanaatimce, bu şartlar ve taahhüdler altında tartışılması gereken bir pozisyondadır</p>
<p>Hadi onu da geçtim. meseleye toprak meselesi olarak baksak bile, yine yaya kaldığımızı görürüz ve Lozan&#8217;ı neresinden tutarsanız tutun, hep elinizde kalacaktır. </p>
<p>Mesela Lozan&#8217;da Filistin toprakları için ne yaptık ?</p>
<p>Koca bir HİÇ&#8230; Hatta görüşmeler sırasında Filistinli kardeşlerimiz TBMM kapısında günlerce, ‘Bizi İngiliz kurtlarına teslim etmeyin&#8217; diye yalvar yakar dolaşmışlardı. Aldıkları cevap, önce oyalama, sonra da kendi başınızın çaresine bakın, olmuştu. </p>
<p>Lozan&#8217;ın asıl tartışmamız gereken boyutu, Ortadoğu&#8217;nun paylaşılması ve sınırların yeniden çizilmesi karşısında aldığı uysal tavırdır. Böylece İngilizlere petrol alanlarını, kontrol etme şansını da vermiştik. </p>
<p>Ancak can yakıcı acı gerçek:</p>
<p>Lozan zaferiyle! diğer Arap topraklarında olduğu gibi Filistin&#8217;de de Sevr&#8217;in bütün istekleri olduğu gibi kabul edilmiştir. Hatta Filistin&#8217;de İngiliz manda rejimi, İsmet Paşanın Lozan&#8217;daki imzasıyla resmiyet kazanmış, böylece İsrail&#8217;in kuruluşuna giden yolda en büyük engellerden biri daha bertaraf edilmişti.   </p>
<p>Ayrıca bir kenara not edin;</p>
<p>İmadiye ilçesi Sevr&#8217;de bizde görünür ama Lozan&#8217;da Irak&#8217;a bırakılmıştır.</p>
<p>Ayrıca Çanakkale şehitliğini, Lozan&#8217;da, ebediyen itilaf devletlerine bırakmıştık. </p>
<p>Daha<strong> </strong>Lozan&#8217;da Yunanlılardan almamız gereken savaş tazminatından neden vazgeçtiğimizi, Batı Trakya&#8217;yı, Batum&#8217;u, Oniki Ada&#8217;yı, Musul&#8217;u, Kerkük&#8217;ü, Süleymaniye&#8217;yi  kaybedişimizi anlatmadım bile&#8230;. </p>
<p>Canınızı acıtmamak ve sıkmamak için detaylara girmiyorum. </p>
<p><strong>Gelecek bölümler</strong></p>
<ol>
<li>Stratejik Güvenlik ve Potansiyel Tehdit Unsuru Olarak Lozan</li>
<li>Halifelik Açısından Lozan</li>
</ol>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2009/01/07/geldikleri-gibi-gitmediler-i-lozani-anlamak/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2009/01/07/geldikleri-gibi-gitmediler-i-lozani-anlamak/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İsrail bir boşluğu dolduruyor!</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/01/05/israil-bir-boslugu-dolduruyor/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2009/01/05/israil-bir-boslugu-dolduruyor/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Jan 2009 16:16:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tuncay Yılmazer</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Filistin]]></category>

		<category><![CDATA[Lozan]]></category>

		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>

		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>

		<category><![CDATA[Tarih]]></category>

		<category><![CDATA[gazze]]></category>

		<category><![CDATA[soykirim]]></category>

		<category><![CDATA[İsrail]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=2803</guid>
		<description><![CDATA[
www.geliboluyuanlamak.com
Gazze bir asır önce Osmanlı toprağıydı. İstanbul ne kadar Osmanlı ise Gazze&#8217;de o kadar Osmanlıydı. Ne zaman Gazze adını duysam adeta mini bir Çanakkale olan 1. ve 2. Gazze Muharebelerini , Ali Muhtar tepesini, Çanakkale&#8217;deki  başarılarını Gazze Muharebelerinde de tekrar eden birliklerden 125. Alay&#8217;ı hatırlarım&#8230;
Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun Birinci Dünya Savaşı sırasındaki başbakanlarından Said Halim Paşa kadar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/01/20090105_derin_dusunce_org_yahudi_israil_siyonizm_gazze.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-2805" title="20090105_derin_dusunce_org_yahudi_israil_siyonizm_gazze" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/01/20090105_derin_dusunce_org_yahudi_israil_siyonizm_gazze-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a></p>
<p align="justify"><a href="http://geliboluyuanlamak.com" target="_blank">www.geliboluyuanlamak.com</a></p>
<p align="justify">Gazze bir asır önce Osmanlı toprağıydı. İstanbul ne kadar Osmanlı ise Gazze&#8217;de o kadar Osmanlıydı. Ne zaman Gazze adını duysam adeta mini bir Çanakkale olan 1. ve 2. Gazze Muharebelerini , Ali Muhtar tepesini, Çanakkale&#8217;deki  başarılarını Gazze Muharebelerinde de tekrar eden birliklerden 125. Alay&#8217;ı hatırlarım&#8230;</p>
<p align="justify">Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun Birinci Dünya Savaşı sırasındaki başbakanlarından Said Halim Paşa kadar kehaneti tutan başka bir devlet adamı yoktur herhalde. Merhum bu günleri görse herhalde sürekli haklı çıkmanın <span id="more-2803"></span>üzüntüsünü yaşardı. 1920&#8242;li yıllarda Malta&#8217;da İngilizlerin elinde esir iken çeşitli devlet başkanlarına yazdığı mektupta başta Ortadoğu olmak üzere Kafkaslarda, Balkanlarda uzun sürecek karmaşayı doğru olarak öngörmemiş miydi ?</p>
<p align="justify"><em>&#8220;&#8230;Siz Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun tarih sahnesinden çekilmesinden sonra bıraktığı boşluğu (n yerini) hiçbir devletin, kurmayı düşündüğünüz Milletler Cemiyeti&#8217;nin alamayacağını , hiç birisinin üç kıtanın en karışık ve dağdağalı mıntıkasında Osmanlı Hakanlığı kadar adaleti, hakkı, nasfeti, musavatı temin edemeyeceğini göreceksiniz. Osmanlının elinden zorla, zalimce, haksızlıklar irtikap edilerek alınmış topraklarda huzur ve sükûn tesis edilemeyecek. Ne tarihî , ne ırkî , ne de dini kıstaslar, hakim kuvvetler mücadelesine mani olamayacak, kanlar dökülecek ve Osmanlı aranacak. Bunu sizin halefleriniz arasında itiraf edenler çıkacak. Çünkü Allah&#8217;ın adaleti gün olur hükmünü icra eder!&#8221;</em></p>
<p align="justify">Arap-İsrail sorunu Birinci Dünya Savaşı&#8217;ndan günümüze kalan en önemli sorunlardan bir tanesi. Ve bugün kanser haline gelmiş bu sorunun çok acı relapslarından birini yaşıyoruz.  Şu sıralarda ölü sayısı 500&#8242;ün üzerinde.  Muhtemelen bu sayı daha da artacak&#8230;</p>
<p align="justify">İsrail bunu hep yapıyor. İsrail için hiçbir uluslararası kural geçerli değil, Cenevre Sözleşmesi vs. gibi anlaşmalar kağıt üzerinde sadece&#8230; Adeta toplama kampına çevirdiği bir bölgeyi hem ambargoyla abluka altına almış durumda&#8230; İstediği zaman, fütursuzca sivil hedef gözetmeden vuruyor. İşin ilginç yanı her zamanki gibi çevresindeki ülkelerden, medeniyetin beşiği Avrupa&#8217;dan ,  barışın tesisi için kurulmuş Birleşmiş Milletlerden  ufak cılız , adet yerini bulsun diyen protestolar haricinde hiç ses çıkmıyor. Gerekirse kilometrelerce ötedeki bir ülkeyi tehdit edebiliyor. İsrail kendi açıklamalarında da çelişkili. Hamas&#8217;ı terör örgütü kabul ediyor ama ateşkes antlaşmaları yapmakta , esir değişimlerini devam ettirmekte hiçbir beis görmüyor. Bu arada sağduyulu aydınlarının, sağduyulu din adamlarının sesleri de pek duyulmuyor artık. ( Sahi neredesiniz Gideon Levy, Israel Shakak ? )</p>
<p align="justify">Ve son kanlı katliam da gösterdi ki İsrail Ordusu ( IDF ) sadece ve sadece sivilleri hedef alıyor&#8230; Dünyanın en gelişmiş, en ileri ordularından biri kabul edilen İsrail Ordusunun gücü sadece sivillere yetiyor&#8230; Yarı düzenli birlikler karşısında bile ne hallere düştüğünü 2006 yılındaki Lübnan savaşında gördük.</p>
<p align="justify">Gazze&#8217;nin Auschtwitz&#8217;den ne farkı var sanki? Gazze&#8217;de ilaç yok, Gazze&#8217;de sağlık hizmeti yok&#8230; Gazze&#8217;de siviller ölüyor&#8230; Ufacık bir bebeğe karşı savunma hakkının kullanılması Firavun&#8217;un &#8220;İsrailoğullarının doğacak bütün erkek bebeklerini öldürün&#8221; emrine ne kadar da çok benziyor&#8230;</p>
<p align="justify">Prensibim açık. Dini, dili ırkı ne olursa olsun sivillere karşı yapılan hiçbir saldırı maruz gösterilemez. İsrail&#8217;in sivil hedeflere yönelik saldırısını nefretle kınıyorum. Açık hava hapishanesine çevrilen, temel ihtiyaçları bile gidermenin çok önemli bir sorun haline geldiği Gazze sorununa Türkiye&#8217;nin el atması, diplomatik ağırlığını mutlaka koyması gerekiyor. Türkiye tarihten gelen sorumluluğunun bilincinde olmalı.   Aksi halde 1918&#8242;in o bozgun günlerinde , üsteğmen Selahattin Bey&#8217;e &#8220;Ah siz Türkler Bizi kimlere  bırakıp böyle gidiyorsunuz &#8221; diyerek hıçkıra hıçkıra ağlayan genç bir kez daha hayal kırıklığına uğrayacak&#8230;</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2009/01/05/israil-bir-boslugu-dolduruyor/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2009/01/05/israil-bir-boslugu-dolduruyor/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>

