<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>Derin Düşünce &#187; Küresel ısınma</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/category/kuresel-isinma/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Fri, 25 May 2012 09:41:57 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Küresel ısınma bitti&#8230; İkinci dalga geliyor!</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/04/17/kuresel-isinma-bitti-ikinci-dalga-geliyor/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2008/04/17/kuresel-isinma-bitti-ikinci-dalga-geliyor/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Apr 2008 20:53:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Yılmaz</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Küresel ısınma]]></category>

		<category><![CDATA[Çevre]]></category>

		<category><![CDATA[Demokrasi]]></category>

		<category><![CDATA[Politika]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/04/17/kuresel-isinma-bitti-ikinci-dalga-geliyor/</guid>
		<description><![CDATA[Her şeyin kademeli biçimde değişeceği, yavaş yavaş iyiye veya kötüye gideceği yönünde bir önyargı var insanlarda.
Bölünerek çoğalan ve her gün bir önceki yüzeyin iki misli yer kaplayan bir nilüfer ailesi düşünün. 100 günde bir gölün yarısını kaplamış. Gölün tamamı kapanmadan önce kaç gün var sizce?
Bu bilmeceyi ilk defa okuyanlar çoğunluka 100 gün gerekir diyorlar . [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2008/04/20080417_ki2.gif" alt="20080417_ki2.gif" align="right" />Her şeyin kademeli biçimde değişeceği, yavaş yavaş iyiye veya kötüye gideceği yönünde bir önyargı var insanlarda.</p>
<p><strong>Bölünerek çoğalan ve her gün bir önceki yüzeyin iki misli yer kaplayan bir nilüfer ailesi düşünün. 100 günde bir gölün yarısını kaplamış. Gölün tamamı kapanmadan önce kaç gün var sizce?</strong></p>
<p>Bu bilmeceyi ilk defa okuyanlar çoğunluka 100 gün gerekir diyorlar . Oysa sadece bir gün var!</p>
<p>Küresel ısınmanın geri dönülemez biçimde hayatımıza zarar vermesi için kaç yıl kaldı sizce? Uzmanlar 2050 veya 2030&#8242;larda işlerin kötü gidebileceğini söylüyorlar. Biz de zannediyoruz ki soluduğumuz hava yavaş yavaş kirlenecek, Kyoto protokolü uygulanacak ve her şey daha iyi olacak!</p>
<p>Aslında küresel ısınma denen felaket oldu ve bitti. Yani çok geç artık. Sera etkisine sahip gazların azaltılması iyi olurdu ama bunu yapmaya kimsenin yanaşmayacağını Zira zengin Kuzey yarı küre ülkelerinin bu işten çok kazançlı çıkacağını <span id="more-952"></span>daha önce &#8220;<strong><span style="text-decoration: underline;"><a title="Permanent Link to Küresel ısınma çok iyi bir şeydir" href="http://www.derindusunce.org/2007/07/11/kuresel-isinma-cok-iyi-bir-seydir/">Küresel ısınma çok iyi bir şeydir</a></span></strong>&#8221; adlı yazımızda anlatmıştık. Meselenin halledilmesi için atmosfere salınan CO<sub>2</sub> miktarı <strong>ACİL</strong> olarak %40-%60 arasında azaltılmalıydı. Kyoto denen komik protokol ise yıllık %5&#8242;lik bir azaltma öngörüyordu. En çok kirleten ABD ve Çin gibi ülkelerin uzun süre yan çizmesi bir yana imzalayanlar da adam gibi uygulamadı. Uygulayanlar da en çok indirim yapılacak sektörlerde şerh koydular.</p>
<p>Ama şu anki kötü durumun tek sorumlusu Kyoto&#8217;nun başarısızlığı değil. Çünkü bazı hızlandırıcı faktörler devreye girdi ve 30-40 yıl sonrası için beklenen sonuçlar dün gerçekleşti. Nedir onlar? Nasıl çalışırlar?</p>
<p><strong>Hızlandırıcı faktör nasıl çalışır?</strong></p>
<p>Yukarıdaki nilüfer bilmecesini anımsayın. İnsanlar genellikle &#8220;doğrusal&#8221; düşünürler. Yani boy uzaması veya azar azar biriken para gibi. Ama doğada, ekonomide, hemen her alanda doğrusal olmayan süreçler vardır. Meselâ ısıtılan bir su 100 dereceye kadar ısı alır. Onun üzerine çıkmaz. 100°C bir eşik değeridir. Ekonominin ve psikolojinin birbirine karıştığı borsaya bakın. Bir eşik değeri oluşur insanların kafasında. O fiattan itibaren herkes satmaya başlar. Düşen fiatları görenler daha çok satar, fiatlar daha hızlı düşer. Bu son borsa örneğindeki gibi küresel ısınmayı ilgilendiren doğal süreçlerin birçoğu &#8220;exponansiyel&#8221;. Yani ivmeli, hızlanarak artan veya yavaşlayarak azalan etkiler söz konusu.</p>
<p><strong>Buzulların erime hızının artması</strong></p>
<p>Buzulların erimesi bizim nilüfer gibi hızlanarak oldu. Yani her yıl %1 kayıp varmış gibi düşündük ama ısınan buzullar erime sıcaklığına gelmeden kendi ağırlıklarının etkisiyle parçalanmaya başladı. Parçalanan küçük buz dağları büyüklere oranla daha hızlı eridi. Zira hava ve suyla temas eden yüzeyler katlanarak arttı. Nasıl oldu? Evinizde yapabileceğiniz basit bir deney ile açıklayalım: Eşit büyüklükte iki buz parçasını buzluktan çıkarın, birini çekiçle ufalayın, ikisini de güneşe bırakın veya saç kurutma makinasıyla ısıtın.</p>
<p>Tabi gerçekte ufalanan buz dağlarının kırılarak yeniden ufalandığını ve daha küçük parçaların daha da hızlı eridiğini göz önüne alırsanız ısınma sürecinin giderek hızlandığını daha net görürsünüz.</p>
<p><strong>Denizin güneş ışığını daha çok emmesi</strong></p>
<p>Buzullar beyaz renkli. Açık deniz ise lacivert, neredeyse, siyah. Hadise çok basit. Binlerce kilometre kare kaplayan beyaz bir buzulun yerini aynı bıyüklükte lacivert bir deniz alınca o bölgeye gelen güneş ışınlarının dünyamızı ısıtıcı etkisi bir kaç kat artıyor. Bu etkiyi kıta büyüklüğünde olan iki kutuba ve Kanada ile Sibirya&#8217;nın kuzeyine yaydığınız zaman ortaya korkunç bir sonuç çıkıyor.</p>
<p>Çocuklarınız için &#8220;eğlenceli&#8221; bir deney yapmak isterseniz biri siyah diğeri beyaz iki kartonu (veya kumaş parçasını) güneşe bırakın. Meselâ bir saat sonra ikisini de gölgeye alarak bir termometre ile sıcaklıklarını ölçün.</p>
<p><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Albedo">Yansıtabilirlik</a> (albedo) denen bu kavramın kısa tarifini ve su ile kar arasındaki önemli farkı Wikipedia&#8217;dan okuyabilirsiniz. Fark 20 kata kadar çıkabiliyor. Québec&#8217;ten (Kanada) 3 ögrenci matematik formüllerini sevenler için daha detaylı açıklamalar içeren <a href="http://www.mrcc.uqam.ca/effet_serre/serre/notions.html">güzel bir site</a> yapmışlar. Ayrıca değişik yansıtma-ısıtma varsayımlarını test edebileceğiniz bir de <a href="http://www.mrcc.uqam.ca/effet_serre/serre/simulateur.html">simülatör</a> mevcut.</p>
<p><strong>Ormanların hızlanarak küçülmesi</strong></p>
<p>Dev soğutucular ve CO<sub>2</sub> emicileri gibi çalışan tropikal ormanlar (Güney Amerika ve Afrika&#8217;nın bir kısmı) küresel ısınma yüzünden tahrip oldular. Yani insanın yaptığı doğrudan tahribat yetmiyormuş gibi küresel ısınma sebebiyle de birçok ağaç öldü. Açılan arazilere daha çok kaktüs tipi bitkiler hakim ve ölen ağaçların soğutucu etkisine sahip değiller. Tabi ne kadar çok ağaç ölürse geri kalanların yaşama şansı o derecede hızlanarak artıyor. Zira küçülen ormanlar daha az soğutuyor ve daha az CO<sub>2</sub> emiyor.</p>
<p><strong>İkinci dalga Küresel ısınma</strong></p>
<p>Dünyayı ısıtmak için insan üzerine düşeni yaptı. Bundan sonrası otomatik olarak çalışacak. Nasıl?</p>
<p>Elimizde patlayacak en az iki tane bomba var: Birincisi metan gazı (CH<sub>4</sub>) ki karbondioksite göre en az 20 kez daha etkili bir sera gazı. En iyimser (Avrupa kaynaklı) tahminlere göre 1400 milyar ton metan gazı Sibirya ve Kanada&#8217;nın kuzeyi gibi bataklık bölgelerde, donmuş toprağın içinde hapsedilmiş vaziyette. Amerikalılar 5000 milyar tondan bahsediyorlar. Bu gazı çıkarıp kullanma imkânı şimdilik yok zira toprağın içinde dağılmış vaziyette. Ama dünya ısındıkça binlerce kilometre uzunluğundaki donmuş bataklıklar artan bir hızda metan yaymaya başlayacaklar.</p>
<p>Toprakta hapsedilmiş metan gazının serbest kalmasına katkısı olacak bir başka hızlandırıcı ise eriyen buzlardan dolayı deniz seviyesinin yükselmesi.</p>
<p>İkinci bombaya gelince&#8230; <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Thermohaline_circulation">Okyanus akıntılarının</a> kesintiye uğraması. Neden? Okyanuslar insanların ürettiği karbondioksitin yaklaşık %30&#8242;unu emiyor. Okyanus yüzeyinden diplere doğru hareket eden akıntılar sayesinde yüzey suları tazeleniyor ve yeniden bu gazı emebilir hale geliyorlar. Bu akıntıları sürekli kılan bir mekanizma var:</p>
<p>Buzullara yaklaşan su soğuyor, yoğunlaşıyor ve haliyle ağırlaşıyor. Bir kısmı donarken tuzunu &#8220;dışarı&#8221; verdiği için sıvı halde kalan su ağırlaşarak dibe dalıyor. Dipteki soğuk ve tuzlu su tropikal bölgelerde yukarı çıkarak ısınıyor ve bu &#8220;pompayı&#8221; besliyor.</p>
<p>Birinci dalga Küresel ısınma ne yapacak?</p>
<ul>
<li>1) &#8220;Yanlış&#8221; yerlere bol miktarda yağacak yağmurlar okyanus akıntılarının tuzluluk oranlarını değiştirecek,</li>
<li>2) Isınan okyanus sularının karbondioksit emme kapasitesi düşecek,</li>
<li>3) Akıntılar kesildiği için yüzey suları CO<sub>2</sub>&#8216;ye doyacak,</li>
<li>4) Atmosferdeki CO<sub>2</sub> miktarı artacağı için dünya daha hızlı ısınacak.</li>
</ul>
<p><strong>Ne yapmalı?</strong></p>
<p>Bazı okuyuculara irtica gelecek ama ilk adım olarak dua etmeliyiz diye düşünüyorum. Vakit almaz, para gerekmez. Zira işimiz gerçekten ALLAH&#8217;a kaldı. Neden?</p>
<p>Pentagon yeni askerî harcamaları ve yeni saldırganlıkları meşru kılacak raporlar sipariş etmeye başladı bile. Daha önceki bir yazımızda <a href="http://www.derindusunce.org/2007/06/19/dusunce-teroristleri/" target="_blank">&#8220;düşünce teröristi&#8221;</a> adını taktığımız bazı kuruluşlar nükleer savaş &#8220;müjdesi&#8221; veriyorlar <cite><a href="http://www.grist.org/pdf/AbruptClimateChange2003.pdf">Peter Schwartz et Doug Randall tarafından hazırlanan bir raporda</a></cite>. Birleşmiş Milletler <a href="http://www.unep.org/">çevre programı</a> ise &#8220;sadece&#8221; küresel bir iç savaş ısmarlamış bir <a href="http://www.wbgu.de/wbgu_jg2007_engl.pdf">başka raporda</a>. Yani birilerine savaşmak için yeni bahaneler lâzım.</p>
<p>Dua bittikten sonra yapılabilecek başka şeyler var tabi. Önce hükümetlerin, meselâ AKP&#8217;nin (eğer bir darbeye kurban gitmezse) başta komşu ülkeler olmak üzere ikinci dalga küresel ısınmanın vuracağı bütün ülkelerle birleşip araştırma merkezleri kurması gerekiyor. Her bilim dalından sıkı beyinlerin toplanacağı bu merkezlerde ülkeler her yönüyle ikinci dalgaya hazırlanacaklar. Örneğin:</p>
<ul>
<li>1) Gıda üretimindeki düşme ve fiatların yükselmesi,</li>
<li>2) Yaşanmaz hale gelen bölgelerdeki insanlar,</li>
<li>3) Felaketler ve iç göçlerle körüklenecek sosyal, dinî ve etnik gerginlikler,</li>
<li>4) Ortaya çıkacak yeni hastalıklar,</li>
<li>5) Azalan su kaynakları,</li>
</ul>
<p>bu çok disiplinli ekiplerin çözmeleri gereken konuların arasında olacak. <strong><em>&#8220;GAP ile suyun başını biz tuttuk&#8221;</em></strong> gibi akla zarar argümanlar ile milleti tahrik etmek yerine diplomatların da yardımıyla kazan-kazan ilişkilerin kurulması gerekiyor komşularımızla.</p>
<p><strong>Kazanılacak çok şey var</strong></p>
<p>Özellikle Türkiye gibi gelişmesini henüz tamamlamamış ülkelere bilim ve teknolojinin getireceği çok kazanç var:</p>
<ul>
<li>1) Ulaşım ağlarımızın veriminin artırılması gıda fiatlarının yükselmesine engel olabilir,</li>
<li>2) Enerji nakil hatlarında ve bina izolasyonlarında yapılacak iyileştirmeler hem enerji faturasını düşürür hem de enerji üretiminin çevreye getireceği yükü azaltır.</li>
</ul>
<p>Bunun yanında <a href="http://www.derindusunce.org/2007/12/12/nukleer-enerji-evet-ama/">&#8220;Nükleer enerji? Evet ama&#8230;&#8221;</a> başlıklı yazımızda açıkladığımız gibi Türkiye&#8217;nin enerji bağımsızlığını elde etmek için bu alanda bilimsel ve teknolojik yatırımlarını arttırmasında büyük fayda var.</p>
<p>Ne yazık ki rüzgâr ve güneş enerjisi gibi yenilenebilir kaynaklar önümüzdeki on yıllarda ancak yerel ihtiyaçlara o da ancak kısmen cevap verebileceklerdir. Bu konuda ayrıntılı bilgi &#8220;<a title="Permanent Link to Rüzgâr nükleer enerjinin yerini tutabilir mi?" href="http://www.derindusunce.org/2007/12/17/ruzgar-nukleer-enerjinin-yerini-tutabilir-mi/">Rüzgâr nükleer enerjinin yerini tutabilir mi?</a> &#8220;  adlı makalede ve izleyen yorumlarda bulunabilir.</p>
<p><strong>Demokrasi tehlikede</strong></p>
<p>Unutulmaması gereken bir nokta da şudur: ikinci dalga küresel ısınma gelişmiş ülkeler ile diğerleri arasındaki farkı açacak. Fakat aynı zamanda aynı ülke içinde de zengin ile fakirin arası da açılacak. Açlık ve diğer sorunlar korku, öfke ve &#8220;ötekini&#8221; suçlama duygularını güçlendirecek ki bu faşizmin sevdiği bir ortamdır. Ortadoğu&#8217;da ve Türkiye&#8217;de her türlü totaliter ve militarist söylemin güçleneceği bir atmosfer oluşacaktır muhakkak.</p>
<p>Az önce sözünü ettiğimiz bilimsel araştırma kurumları işte bu ortama da hazırlamalıdır gelişmekte olan ülkeleri. Böyle bir çalışmayı ve araştırma laboratuarlarını kurmak ve işletmek için bir kaç milyar dolar gerekebilir. Bu miktar söz konusu ülkelerin savunma bütçelerinden karşılanabilir. Zira ikinci dalga küresel ısınma bazı ülkelerin rejimlerini hatta egemenliklerini tehdit edeceğe benziyor.</p>
<p>Türkiye bile tek başına 10 milyar dolar savunmaya harcayabildiğine göre 15-20 ülkenin savunma bütçelerinin %10&#8242;u ile çok iyi bir yol alınabilir. Kanaatimizce ikinci dalgayı da durdurmanın imkânı yok. Yapılacak tek şey hazır olmak.</p>
<p>Taş kafamıza nasılsa düşecek. Vermek istediğimiz mesaj şu: Kask giysek iyi olur.</p>
<p style="text-align: right;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/para_yenir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Para Yenir mi?</span></a></strong></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/para_yenir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft" title="para_yenir_mi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/para_yenir_mi-203x300.jpg" alt="" width="134" height="169" /></span></a>İnsanlık endüstri devriminden bu yana doğayı şekillendirecek güce sahip. Ancak bu şekillendirme gücü yaşamı değil de maddî çıkarları koruyacak biçimde kullanılıyor. Fakir ülkeler, aynı ülke içinde yaşayan fakir insanlar, bitkiler ve hayvanlar <strong>“vahşi doğadan”</strong> bile daha vahşi bir <strong>kirletme özgürlüğünün(!)</strong> kurbanı oluyorlar. Gelecek asırda hep beraber keşfedeceğiz paranın yenip yenmeyeceğini. Yok ettiğimiz balıkların yerine Amerikan doları koyup koyamayacağımızı… <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/para_yenir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a></strong></p>
<p><strong></strong></p>
<p><strong></strong></p>
<p style="text-align: justify;"> <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/basin_medya.pdf" target="_blank">Gazetecilik Neden Dibe Vurdu?</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/basin_medya.pdf" target="_blank"><img class="alignright" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/nouvelle-image.bmp" alt="" width="125" height="180" /></a>Gazeteciler bizi bilgilendiriyor mu yoksa aldatıyor mu?  Gazetecilik galiba dürüstçe yapılmasına imkân olmayan bir meslek. Çünkü birbirine zıt işlerin aynı anda icra edilmeleri gerekiyor: Habercilik, savcılık, komiklik, amigoluk…  Gazeteci kendisine bilgi verebilecek herkesle iyi geçinmek için biraz politik davranmak daha doğrusu yalan söylemek zorunda. Ama aynı zamanda ondan gözü kara bir savcı gibi olayların üzerine gitmesi, iyi bir hâkim gibi dürüst olması da bekleniyor. Bir bilim adamı gibi konuları <strong>derinlemesine irdelemesi</strong> ama sıkıcı olmadan toplumun her kesimini <strong>eğlendirebilmesi</strong>… Gazetecilerden halkı aydınlatmaları isteniyor ama aynı zamanda da halka benzemeleri. Yoksa gazeteleri satılmıyor, TV kanalları izlenmiyor. Bu koşullarda <strong>“gazeteci gibi”</strong> gazetecilik yapılabilir mi? Derin Düşünce yazarları sorguluyor…</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/basin_medya.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-11326" title="kapak-laiklik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg" alt="" width="120" height="169" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"> Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a>Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde <strong>Yobaz Laiklik Meselesini</strong> barındıran konuları ele alıyor.<a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirebilirsiniz.</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"> <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/08/dd_nedir.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-11111" title="dd_nedir" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/08/dd_nedir-196x300.jpg" alt="" width="122" height="162" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/08/dd_nedir.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><strong>Derin Düşünce nedir?</strong> </span></a></p>
<p style="text-align: justify;">Sitemizde siyasetten tarihe, kadın haklarından felsefeye, sanattan bilime kadar bir çok konudan bahsediyoruz. Ama zaman zaman da kendimizden söz ediyoruz. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/08/dd_nedir.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><strong>Derin Düşünce nedir?</strong> </span></a> Sitenin geçmişi, geleceği, ortak projeler, yazar olmak isteyenlere öneriler, okunma istatistikleri… Derin Düşünce’nin bir kimliği, tarihi ve kendine has “yaşam” tarzı var. Eğer aramıza yeni katıldıysanız <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/08/dd_nedir.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">bu kitap </span></a><strong>“yöre halkına”</strong> kaynaşmanızı kolaylaştıracaktır <img class="wp-smiley" src="http://www.derindusunce.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif" alt=":)" /></p>
<p style="text-align: justify;"> <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank">Liberalizmin Kara Kitabı</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-medium wp-image-10169" title="liberalizmin_kara_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_pt.jpg" alt="" width="123" height="173" /></a>Liberalizm asırlardır bir çok aşamalardan geçmiş, tarihi olaylarla kendisini imtihan etmiş bir düşünce geleneği. Değişmiş yanları var ama sabitleri de var. Bu sabitlerin içinde <strong>liberalizmin tehlikeli yönleri</strong> hatta <strong>YIKICI UNSURLARI</strong> da var. Bunları ortaya çıkarmak için “doğru” soruları sormak ve liberal perspektifte kalarak yanıt aramak gerekiyor… Büyük bir kısmı bu gelenekten olan düşünürlerin fikirlerinden istifade ederek <strong>liberalizmin kusurlarını</strong> ele alıyoruz bu kara kitapta: Adam Smith, Mandeville, John Stuart Mill, Hayek, Friedman, Röpke, Immanuel Kant, Alexis de Tocqville, John Rawls, Popper, Berlin, Mises, Rothbard ve Türkiye’de Mustafa Akyol, Atilla Yayla, Mustafa Erdoğan… Liberallere, liberalimsilere ve anti-liberallere duyurulur. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/maymunist_kitap.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-10079" title="maymunist_kitap" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/maymunist_kitap-200x300.jpg" alt="" width="126" height="191" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/maymunist.pdf" target="_blank">Maymunist imanla nereye kadar?</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>Evrim</em></strong> ve <strong><em>Big Bang</em></strong> gibi konular genellikle sağlıklı biçimde tartışılmaz. İdeoloji ve inançlar, felsefî tercihler bilim-SELLİK maskesiyle çıkar karşımıza. Özellikle evrim tartışmaları <strong><em>“filanca solucanın bölünmesi”</em></strong> veya falanca Amerikalı biyoloji uzmanının deneyleri etrafında döner ve bir türlü maskeler inmez. Madde ve o Madde’ye yüklenen Mânâ maskelenir… Oysa perde arkasında tartışılan başkadır. İnsan’a, Hayat’a dair temel kavramlardır. Sadece et ve kemikten mi ibaretiz? Yokluktan gelen ve ölümle yokluğa giden, çok zeki de olsa SADECE VE SADECE bir maymun türü müdür insan? <strong>BİLİM DIŞINDA</strong> bir insanlık yoksa <strong>Aşk</strong> yoksa, <strong>Sanat</strong> yoksa, <strong>Güzellik</strong> yoksa ve <strong>Adalet</strong> yoksa <strong>Hayat</strong>‘ın anlamı nedir? <strong>Aşık olmak</strong> hormonal bir abartıysa, <strong>iyilik</strong> enayilikse, neden birbirimizin gırtlağına sarılmıyoruz ekmeğini almak için? Neden bir çocuğa tecavüz edilmesi midemizi bulandırıyor ve neden fakir bir insana yardım etmek istiyoruz? Taj Mahal’in, Ayasofya’nın, Notre Dame de Paris’nin değeri bir arı kovanı veya termit yuvasına eşdeğer ise, Mesnevî boşuna yazıldı ise neden Hitler’i lanetliyoruz ve neden Filistin’de can veren bebeklere üzülüyoruz? Maymun olmanın (veya kendini öyle sanmanın) <strong>BİLİM DIŞINDA</strong>, psikolojik, siyasî, ahlâkî, hukukî öyle ağır sonuçları var ki…  Evrim senaryosunu kabul etmenin etik ve siyasî neticeleri ve <strong>evrimciliğin etimolojik değeri</strong> … Derin Düşünce’nin yorumcuları tarafından konuşuldu. Biz de bu sebeple söz konusu iki tartışmayı 116 sayfalık bu kitapta topladık. <a href="http://www.derindusunce.org/img/maymunist.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2008/04/17/kuresel-isinma-bitti-ikinci-dalga-geliyor/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2008/04/17/kuresel-isinma-bitti-ikinci-dalga-geliyor/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Küresel ısınma çok iyi bir şeydir</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/07/11/kuresel-isinma-cok-iyi-bir-seydir/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2007/07/11/kuresel-isinma-cok-iyi-bir-seydir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 Jul 2007 23:48:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Yılmaz</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Küresel ısınma]]></category>

		<category><![CDATA[Çevre]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/07/11/kuresel-isinma-cok-iyi-bir-seydir/</guid>
		<description><![CDATA[Bir suç işlendiği zaman ilk akla gelmesi gereken şey “bu kime yarar?” diye sormak.
Küresel ısınma ve getirdiği felaketler karşısında gelişmiş ülkelerin takındığı tavra baktığımız zaman ikinci sınıf polisiye filmlerin uyanık dulları akla geliyor. Hani hayat sigortasından faydalanmak için kocasını öldürüp de polis gelince karalar bağlayan, yalandan ağlama krizleri geçiren dullar.Küresel ısınma “sayesinde” bazı ülkeler milli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a title="ours1.jpg" href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2007/11/ours1.jpg"></a><img style="width: 195px; height: 218px;" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2007/11/kuresel-isinma_bir_image2.jpg" alt="kuresel-isinma_bir_image2.jpg" width="195" height="388" align="right" />Bir suç işlendiği zaman ilk akla gelmesi gereken şey “bu kime yarar?” diye sormak.</p>
<p>Küresel ısınma ve getirdiği felaketler karşısında gelişmiş ülkelerin takındığı tavra baktığımız zaman ikinci sınıf polisiye filmlerin uyanık dulları akla geliyor. Hani hayat sigortasından faydalanmak için kocasını öldürüp de polis gelince karalar bağlayan, yalandan ağlama krizleri geçiren dullar.Küresel ısınma “sayesinde” bazı ülkeler milli zenginliklerini ikiyle çarpacaklar desek herhalde abartmış olmayız. <span id="more-208"></span></p>
<p>Kim bu bazıları? En başta Kanada, Rusya ve Danimarka. Ardından da Japonya, Çin, ABD, İngiltere, Fransa, Almanya ve diğer Batı Avrupa ülkeleri. Yani ne BM’nin Güvenlik Konseyi’nin daimi üyeleri ne de G10 grubunun ülkeleri küresel ısınmadan şikâyetçi değiller, tam tersine, neredeyse zil takıp oynayacaklar.</p>
<p><img id="image207" style="width: 510px; height: 262px;" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2007/07/iki-dunya-yollar.jpg" alt="iki-dunya-yollar.jpg" width="510" height="262" /></p>
<p>Neden? Yukarıda sunduğumuz haritayı bir elinize alın, küresel ısınma konusunda gelişmiş ülkelerin kopardığı gürültüyü ise diğer elinize. Küresel ısınma “sayesinde” erimeye başlayan buzullar bu güne kadar geçilmez sanılan deniz yollarını ve kara parçalarını ulaşıma açıyor ve bu kuzey yarı kürenin zengin ülkeleri için mükemmel bir haber.</p>
<p><strong>Madenler ve petrol</strong></p>
<p>Öncelikle Kanada ve Rusya, bir ölçüde de ABD ve Danimarka şimdiye kadar -50°’ye varan aşırı soğuklar nedeniyle kullanamadıkları bir kaç milyon kilometre karelik alanı kullanıma açıyorlar. Altın, gümüş, petrol, doğal gaz, kurşun, elmas, çinko kaynayan bu bölgenin yeraltı zenginlikleri Kuzey Kutbu’na kıyısı olan ülkeler için son derecede önemli bir gelir kaynağı olacak. Birçok maden için dünya rezervlerinin üçte birinin bu bölgede bulunduğunu söyleyebiliriz. Meselâ Rusya’nın Sibirya’daki kömür, petrol ve doğal gaz yatakları enerji karşılığı olarak <em>dünya rezervlerinin %30’unu</em> teşkil ediyor. (<em>FELDEN Marceau, « la confrontation océanique : Arctique contre Pacifique », la revue maritime, 1992.</em> ) Bu konuda Rusya Bilimler Akademisi üyesi Igor Tomberg’in Doğu Sibirya ve Uzak doğu Rusya’nın geleceğidir” başlıklı makalesi okunabilir. <em>(« La Sibérie orientale et l’Extrême-Orient sont l’avenir de la Russie », Russian News and information agency Novosti, 24 ocak 2006</em>.)</p>
<p>Kanada’nın da Kuzey Kutup dairesine yakın toprakları sayesinde uranyum ihracatında dünya birincisi, doğal gazda ise dünya ikinci olduğunu hatırlayalım. Aynı ülkenin kuzey adalarındaki elmas rezervleri ise dünya rezervlerinin %15’i kadar. Haliyle bu bölgelerin ısınması yeraltı zenginliklerinin işletme maliyetlerini düşürüyor.(<a href="http://www.canada.gc.ca/">http://www.canada.gc.ca/</a>)</p>
<p>Küresel ısınmanın zevkten havalar uçurduğu bir başka ülke de ABD demiştik. Alaska’nın karadaki petrol rezervleri 10.4 milyar varil yani ABD’nin 16 aylık tüketimi kadar. (<em>SAUMURE Eric, « États-Unis et pétrole : l’Alaska et l’Arctique en ligne de mire », La Grande époque, ocak 2006</em>.) işte bunun için eriyen buzların boşaltacağı açık denizde petrol aramak, çıkarmak ve boru hattı döşemek çok daha ucuz olacak.</p>
<p><strong>Strateji</strong></p>
<p>Panama Kanalı ABD deniz kuvvetlerinin ve Amerikan ticaret filosunun yumuşak karnı. Bu kanalın işlemesine mani olabilecek bir deniz kazası veya terörist saldırı hem deniz kuvvetlerinin ikiye bölünmesine hem de iki okyanus arasındaki ticaretin kilitlenmesine yol açabilir. Ayrıca Panama Kanalının genişliği (ya da darlığı) <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Nimitz_class_aircraft_carrier">Nimitz sınıfı</a> uçak gemilerinin bu su yolunu kullanmasına engel. Gene aynı sebeple <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Panamax">panamax</a> denen boyutlardaki ticaret gemileri ile taşımacılık yapmak zorunda ABD ile ticaret yapan ülkeler. Panamax gemiler sadece 4500 konteynır taşırken post-panamax denen gemiler 12 bin konteynır taşıyarak maliyeti düşürebiliyorlar. Aşağıda panamax ile post-panamax’ı karşılaştıran bir tablo sunuyoruz:<br />
<img id="image210" style="width: 455px; height: 284px;" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2007/07/panamax1.jpg" alt="panamax1.jpg" width="455" height="284" /></p>
<p>Malaca ve Süveyş gibi kanalların da buna benzer kısıtlar getirdiğini ve buzların erimesiyle ABD’li stratejistlerin uykularını kaçıran bu kâbusların sona ereceğini kısaca belirtelim.</p>
<p>Asırlardır sıcak denizlere inmek ve büyük ticaret yollarına erişmek için savaşan Rusya da eriyen buzlardan nasibini alacak. Bugüne kadar kışın donmayan çok az limanı bulunan bu ülke birden bire istemediği kadar kıyı kentine kavuşacak. Gerek askerî gerekse ticarî manevra kabiliyetini arttıracak olan Rusya küresel ısınmanın çok sevindirdiği ülkelerden.</p>
<p><strong>Kısalan ticaret yolları</strong></p>
<p>Yukarıdaki haritada gösterdiğimiz gibi Batı Avrupa, Doğu Asya ve Kuzey Amerika limanları birbirlerine yaklaşacak eriyen buzlar “sayesinde”. Ne kadar? 5000 ilâ 15 000 km. Bu ne kadar önemli? 3000-4000 konteynır taşıyabilen bir yük gemisinin günlük maliyetinin 10 bin dolar olduğunu dikkate alırsanız ÇOK ÖNEMLi. <em>En azından kutup ayılarından, balinalardan, foklardan ve hayatı tehlikeye girecek olan bir milyar insandan çok daha önemli (!).</em></p>
<p>Daha ayrıntılı bir fikir edinmek için <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Londra">Londra</a>, <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Hamburg">Hamburg</a>, <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/New_York">New York</a>, <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Vancouver">Vancouver</a>, ve <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Yokohama">Yokohama</a> (Tokyo) limanları arasındaki mesafenin kısaltılmasına Kanada geçişinin katkısını gösteren şu tabloya bakılabilir:<br />
<img id="image211" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2007/07/distances.jpg" alt="distances.jpg" width="516" height="121" /><br />
Unutulmaması gereken bir diğer nokta ise Kuzey-Batı geçişi (Kanada) adı verilen yolun bir alternatifinin de Kuzey-Doğu geçişi (Rusya) olduğu. <em>Uydu fotoğraflarının ortaya koyduğu ve denizcilerin de teyid ettiği gibi Rusya kıyılarında erime daha hızlı.</em> Hali hazırda yılın altı ayı buzkıran gemilere ihtiyaç duyulmadan erişilebilecek birçok liman mevcut artık Sibirya’da.</p>
<p><strong>Kesin mi? Ne zaman? Önlenebilir mi?</strong></p>
<p>Bu konudan bahsedilirken 2100’lerden konuşuluyor genellikle. Oysa buzların erimesi çoktan başladı ve gerek hükümetler gerekse taşıma firmaları bu yeni duruma hazırlık yapıyorlar. Örneğin <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Hudson_Bay">Hudson</a> körfezindeki <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Churchill%2C_Manitoba">Churchill limanı</a> eskiden ekimde donmaya başlarken 2004’ten beri kasım ayına kadar trafiğe açık. Limanın ve bölgedeki demiryolunun sahibi olan <a href="http://www.omnitrax.com">OmniTRAX</a> firması kapasitenin artırılması için 35 milyon dolar yatırım yaptı. Rusya’da ise <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Murmansk">Murmansk</a> limanını büyütmek için petrol şirketleri 5 milyar dolar harcamaya hazırlanıyorlar.</p>
<p><img id="image213" style="width: 480px; height: 242px;" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2007/07/eylul.jpg" alt="eylul.jpg" width="480" height="242" /></p>
<p>Özetle küresel ısınma dündü. Buzların erimesi bugün. Gerçekte alınması gereken önlemlerin çok gerisinde olan <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Kyoto_Protokol%C3%BC">Kyoto protokolünün</a> dahi imzalanmamış olması önümüzdeki 30 yılda çok şeyin değişeceğini haber veriyor. Artık <em>“küresel ısınmanın önüne nasıl geçeriz?” </em>sorusu anlamını yitirdi. Artık çok geç. Çünkü bu doğal felaketin “memnun” edeceği ülkeler ve firmalar dünyanın en güçlüleri iken zarar görecek olanlar da en fakirler ve en zayıflar. Bu aşamada <em>“bizi bekleyen zorluklara nasıl göğüs gereriz?”</em> tarzından sorular sormak daha gerçekçi olacak.</p>
<p><strong>Kaybedenler: Müslümanlar</strong></p>
<p>Geçen şubat ayında Paris’te IPCC’nin (Intergovernmental Panel on Climate Change) son toplantısı yapıldı. Bu tür toplantıların kim bilir kaçıncısı olan bu sonuncusu da 1400 sayfalık bir rapor yayınladı. IPCC’nin internet sitesinden bu rapora erişmek mümkün : <a href="http://www.ipcc.ch/">http://www.ipcc.ch/</a>.</p>
<p>Hangi ihtimalle nelerin değişeceğini uzun uzadıya anlatan rapora göre yaşadığımız dünya artık eskisi gibi olmayacak. Yağışlar daha seyrek ama daha yoğun olacak meselâ. Denizden uzak bölgelerde olumsuz etkiler daha sert hissedilecek. Tarımın en azından geleneksel yolla yapılan tarımın zorlaşacağı günler bekliyor bizi. Elbette ağırlaşan iklim koşulları, zorlaşan tarımsal üretim ve yükselen yiyecek fiyatları ilk önce fakir ülkeleri ve zengin ülkelerin fakir insanlarını vuracak. Raporu hazırlayan uzmanlar milyonlarca insanın eko-sığınmacı olarak yiyeceğin daha bol olduğu bölgelere akın edeceğini, bunun da etnik ve sosyal gerginlikleri körükleyeceğini öngörüyorlar. Bu koşullarda elbette ki gelişmekte olan ülkelerin zaten doyma noktasında olan altyapıları, polis, sağlık vb teşkilatları çökebilir. Bütün bu çalkantılar en fazla 20-25 yıla yayılacak. Yani ülkelerin uyum sağlamak için çok fazla vakitleri kalmadı. Bu veriler karşısında kırılgan demokrasilerin çökebileceği, bir tür eko-faşizm tehlikesiyle karşı karşıya olacağımızı da söylemek için kristal bir küreye ihtiyacımız yok.</p>
<p>Küresel ısınma nedeniyle kutup ayıları ve foklar ile beraber hayatı tehlike altına girecek olan bir milyar insan var. Bu insanların yaklaşık olarak yarısını müslümanlar oluşturuyor : Meselâ Kuzey Afrika, Ortadoğu ve Orta Asya yağışların azalacağı öngörülen bölgeler arasında. Bangladeş gibi ülkelerde ise suların yükselmesinden ve verimsizleşen tarım arazilerinden dolayı kaybedilecek yaşam alanları milyonlarca insanı mülteci durumuna düşürecek.</p>
<p>1970-2004 arasındaki sıcaklık artışını gösteren aşağıdaki haritada 1 ilâ 2 derecelik sıcaklık artışı gözlemlenen bölgeler İslâm Alemi’nin önemli bir kısmını kapsıyor.</p>
<p><img id="image212" style="width: 550px; height: 385px;" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2007/07/temp_change.jpg" alt="temp_change.jpg" width="550" height="385" /></p>
<p>Bunlara ek olarak ticaret yollarının yer değiştirmesiyle bazı Müslüman ülkeler stratejik önemlerini kısmen kaybedebilecekler: Rusları sıcak denizlere bağlayan tek yol olan Karadeniz ve Boğazlar yolu ve benzeri şekilde Mısır’daki Süveyş ve Endonezya’daki Malaca boğazının önemini azalacak. Bu yeni yollar özelikle ekonomisi kanal geçiş ücretine bağlı olan Mısır’ın GSMH’sı için ciddi bir tehdit. Basta Rusya olmak üzere birçok endüstri ülkesinin ekonomilerinin ağırlık merkezi kuzeye kayacak.</p>
<p>.<strong>Dünyanın ısınması yeni bir şey değil</strong></p>
<p>Kyoto protokolü veya IPCC gibi inisiyatifler bizce göz boyamadan öteye gitmiyor. Zira küresel ısınma neredeyse 200 yıldır bilim adamlarınca tartışılan bir konu.</p>
<p>1824’te Fransız matematikçi Fourrier ve 1896’da Nobel ödüllü İsveçli fizikçi Arrhenius hem karbon dioksitin ısınmadaki rolünü hem de insanların buna katkısını ispatladılar. 1956’da Revelle ve Suess okyanusların bu kadar CO2’i yok edemeyeceğini, insanlığın geri dönüsü imkânsız bir jeofizik deney yapmakta olduğunu söylediler. Kaynak olarak :</p>
<blockquote><p>1. Fourier’nin Annales de chimie et de physique’de yayınlanan « Remarques générales sur la température du globe terrestre et des espaces planétaires », (cilt 27-1824, sayfa 136-167)</p>
<p>2. Arrhenius’un The London, Edinburgh and Dublin Philosophical Magazine and Journal of Science’ta yayınlanan « On the Influence of Carbonic Acid in the Air upon the Temperature of the Ground », (seri 5, 1896, sayfa 237-276)</p>
<p>3. Revelle ve Suess’in Tellus’ta yayınlanan « Carbon Dioxide Exchange between the Atmosphere and the Ocean and the Question of an Increase of Atmospheric CO2 during the Past Decades » (cilt 9-1957, sayfa 18-27)</p></blockquote>
<p>Makaleleri okunabilir.</p>
<p><strong>Muhtemel sonuçlar</strong></p>
<p>200 yıldır “geliyorum” diyen bu felaketin en sert darbeyi vuracağı coğrafya İslâm coğrafyası.</p>
<blockquote><p>1. Zenginlerle fakirlerin arasındaki farkların artacağı,<br />
2. Zaten sınırlı olan maddî kaynakların çevre felaketlerini tazmin için kullanılacağı,<br />
3. Eğitim ve sağlık bütçelerinin daha da azalacağı,<br />
4. Açlığın yol açacağı iç göçlerin yeni etnik kavgalara zemin hazırlayacağı<br />
aşikâr.</p></blockquote>
<p>Bu koşullar altında zaten ağır aksak ilerleyen İslâm demokrasileri iç rakiplerini daha da güçlenmiş olarak karşılarında görebilirler. Çevre felaketlerinin oluşturacağı kriz ortamları silahlı güçlerin bir kurtarıcı/tek kurtarıcı olarak görülmesini kolaylaştırabilir. “Ülkemizin içinde bulunduğu zor koşullar altında” diye başlayan, devleti ve orduyu kutsallaştıran söylemler kul hakkının savunulmasını daha güçleştirebilir.</p>
<p><strong>Ne yapmalı?</strong></p>
<p>Ne yapMAmalı? Sorusundan başlayacak olursak ABD veya Rusya’ya lanet okumanın, Bush ve Putin kuklası yakmanın kimseye faydası olmayacağını sanırım geçmiş tecrübelerimizden öğrendik.</p>
<p>Müslüman yönetimler asırlardır sadece bilime sırt çevirmekle kalmadılar halklarının eğitim seviyelerini de düşük seviyede tuttular. Müslüman aydınlar ise çevre hassasiyetinin siyasal hayata ciddi olarak giriş yaptığı 60’lı yıllardan beri bu konuya gereken önemi vermediler. ALLAH’ın bize emanet ettiği doğayı savunmayı Peace &amp; Love t-shirt’lü hippilere bıraktılar. Türkiye’de de muhafazakâr olsun olmasın hiç bir siyasî partinin bir çevre politikası yok.</p>
<p>Küresel ısınmayı yaklaşan bir sorun olarak görmeyi, Kyoto gibi göz boyayıcı hareketlerden medet ummayı bir kenara bırakmalıyız. Olmuş bir kazadan sonra nasıl tamir yoları aranırsa biz de zaten ısınmış ve daha da ısınacak bir dünyada ayakta durabilmek için kötünün iyisi somut çözümler aramalıyız.</p>
<p>İslâm ülkeleri küresel ısınmanın tehdit ettiği diğer ülkeleri de (Güney Amerika’nın kuzeyi, Güney Doğu Asya, vb) bir araya getirerek ortak bilim komiteleri kurmalı ve bu komitelerle devlet başkanlarından sıradan vatandaşlara kadar herkesin uygulaması gereken somut önlemler ortaya koymalılar. Bu tür bir bilimsel çalışmadan çıkabilecek muhtemel kararlar ve eylemler şunlar olabilir:</p>
<blockquote><p>1) Soğutma, sulama ve deniz tuzunu arıtma gibi ihtiyaçlardan dolayı enerji gereksinimi artacağı için güneş enerjisi ve nükleer enerji konusunda işbirliği,<br />
2) Deniz suyundan sulama suyu elde etme,<br />
3) Deniz suyuyla tarım,<br />
4) Mülteci kentleri kurma konusunda ilerleme,<br />
5) Kentlerin alt yapısını (içme suyu, kanalizasyon vb) iyileştirme.</p></blockquote>
<p>Daha genel anlamda müslümanlar artık yüzlerini bilime ve teknolojiye çevirmeliler. Gerçek hayata tekabül etmeyen ideolojilerin, aidiyet savaşlarının terk edilmesi için küresel ısınma güzel bir fırsat oluşturabilir.</p>
<p><strong>Kaynakça</strong></p>
<p>Kitaplar</p>
<p>- Tangredi, Küreselleşme ve deniz gücü (Globalization and maritime power, university Press of the Pacific, Honolulu, Hawaii, 2004)<br />
- Godard ve André, Kutup bölgeleri (Les milieux polaires : Armand Colin, 1999)<br />
- Amiral BESNAULT, Kuzey kutbunun jeostratejisi (Géostratégie de l’Arctique : Economica, 1992)</p>
<p>Makale ve dergiler</p>
<p>- Igor Tomberg’in yazıları – İngilizce ve Rusça (<a href="http://en.rian.ru/">http://en.rian.ru/</a> )<br />
- Eric Luxemburger, Kuzey deniz yolu: Kuzey Buz Denizi’nin ısınmasını beklerken, (« La route maritime du nord : en attendant le réchauffement climatique de l’Océan Arctique », Deniz kuvvetleri Etüd Dergisi sayı 32, ekim 2005)<br />
- BjØrn TORE GODAI, Norveç dış işleri bakanı, « Kuzey Avrupa işbirliği», NATO dergisi Cilt 42, haziran 1994<br />
- Hervé Coutau-Bégarie, Buzlar Savaşı : Millî Savunma Dergisi, Mayıs 1989 (« Arctique : la guerre des glaces »)</p>
<p>Raporlar</p>
<p>- Arctic Climate Impact Assessment, « the press syndicate of the university of<br />
Cambridge”, <a href="http://www.cambridge.org/">http://www.cambridge.org/</a><br />
- Fransız senatosu Ekonomik temsilciliğinin Rusya ve kuzey geçişleri üzerine raporu <a href="http://www.senat.fr/rap/r03-161/r03-16122.html">http://www.senat.fr/rap/r03-161/r03-16122.html</a><br />
- Avrupa Enerjisi temini güvenlik raporu <a href="http://www.senat.fr/rap/r00-218/r00-218.html">http://www.senat.fr/rap/r00-218/r00-218.html</a></p>
<p>Türkçe internet sitelerinin küresel ısınma sayfaları</p>
<p>NTV “Olumlu” etkiler : <a href="http://www.ntvmsnbc.com/news/410450.asp">http://www.ntvmsnbc.com/news/410450.asp</a><br />
“Yeni petrol kaynagi kuzey kutbu mu?” <a href="http://www.katipler.org/forum/printer_friendly_posts.asp?TID=7459">http://www.katipler.org/forum/printer_friendly_posts.asp?TID=7459</a><br />
Yeşiller partisi : <a href="http://www.yesiller.org/V1/index.php?option=com_content&amp;task=blogcategory&amp;id=24&amp;Itemid=116">http://www.yesiller.org/V1/index.php?option=com_content&amp;task=blogcategory&amp;id=24&amp;Itemid=116</a><br />
TEMA vakfı <a href="http://www.tema.org.tr/CevreKutuphanesi/KureselIsinma/KureselIsinma.htm">http://www.tema.org.tr/CevreKutuphanesi/KureselIsinma/KureselIsinma.htm</a><br />
WWF Türkiye<br />
Green Peace Türkiye <a href="http://www.greenpeace.org/turkey/campaigns/enerji/iklim-de-i-imi">http://www.greenpeace.org/turkey/campaigns/enerji/iklim-de-i-imi</a><br />
CNN Türk <a href="http://www.cnnturk.com/BILIM_TEKNOLOJI/BILIM/KURESEL_ISINMA/">http://www.cnnturk.com/BILIM_TEKNOLOJI/BILIM/KURESEL_ISINMA/</a></p>
<p>Zaman Gazetesi<br />
<a href="http://pazar.zaman.com.tr/?bl=5&amp;hn=376&amp;sy=20070225">http://pazar.zaman.com.tr/?bl=5&amp;hn=376&amp;sy=20070225</a></p>
<p>Radikal Gazetesi<br />
<a href="http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=220779">http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=220779</a></p>
<p> </p>
<p style="text-align: justify;"> <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/08/dd_nedir.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-11111" title="dd_nedir" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/08/dd_nedir-196x300.jpg" alt="" width="122" height="162" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/08/dd_nedir.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><strong>Derin Düşünce nedir?</strong> </span></a></p>
<p style="text-align: justify;">Sitemizde siyasetten tarihe, kadın haklarından felsefeye, sanattan bilime kadar bir çok konudan bahsediyoruz. Ama zaman zaman da kendimizden söz ediyoruz. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/08/dd_nedir.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><strong>Derin Düşünce nedir?</strong> </span></a> Sitenin geçmişi, geleceği, ortak projeler, yazar olmak isteyenlere öneriler, okunma istatistikleri… Derin Düşünce’nin bir kimliği, tarihi ve kendine has “yaşam” tarzı var. Eğer aramıza yeni katıldıysanız <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/08/dd_nedir.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">bu kitap </span></a><strong>“yöre halkına”</strong> kaynaşmanızı kolaylaştıracaktır <img class="wp-smiley" src="http://www.derindusunce.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif" alt=":)" /></p>
<p style="text-align: justify;"> <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Liberalizmin Kara Kitabı</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-10169" title="liberalizmin_kara_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_pt.jpg" alt="" width="123" height="173" /></span></a>Liberalizm asırlardır bir çok aşamalardan geçmiş, tarihi olaylarla kendisini imtihan etmiş bir düşünce geleneği. Değişmiş yanları var ama sabitleri de var. Bu sabitlerin içinde <strong>liberalizmin tehlikeli yönleri</strong> hatta <strong>YIKICI UNSURLARI</strong> da var. Bunları ortaya çıkarmak için “doğru” soruları sormak ve liberal perspektifte kalarak yanıt aramak gerekiyor… Büyük bir kısmı bu gelenekten olan düşünürlerin fikirlerinden istifade ederek <strong>liberalizmin kusurlarını</strong> ele alıyoruz bu kara kitapta: Adam Smith, Mandeville, John Stuart Mill, Hayek, Friedman, Röpke, Immanuel Kant, Alexis de Tocqville, John Rawls, Popper, Berlin, Mises, Rothbard ve Türkiye’de Mustafa Akyol, Atilla Yayla, Mustafa Erdoğan… Liberallere, liberalimsilere ve anti-liberallere duyurulur. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/maymunist_kitap.jpg"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-10079" title="maymunist_kitap" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/maymunist_kitap-200x300.jpg" alt="" width="126" height="191" /></span></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/maymunist.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Maymunist imanla nereye kadar?</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>Evrim</em></strong> ve <strong><em>Big Bang</em></strong> gibi konular genellikle sağlıklı biçimde tartışılmaz. İdeoloji ve inançlar, felsefî tercihler bilim-SELLİK maskesiyle çıkar karşımıza. Özellikle evrim tartışmaları <strong><em>“filanca solucanın bölünmesi”</em></strong> veya falanca Amerikalı biyoloji uzmanının deneyleri etrafında döner ve bir türlü maskeler inmez. Madde ve o Madde’ye yüklenen Mânâ maskelenir… Oysa perde arkasında tartışılan başkadır. İnsan’a, Hayat’a dair temel kavramlardır. Sadece et ve kemikten mi ibaretiz? Yokluktan gelen ve ölümle yokluğa giden, çok zeki de olsa SADECE VE SADECE bir maymun türü müdür insan? <strong>BİLİM DIŞINDA</strong> bir insanlık yoksa <strong>Aşk</strong> yoksa, <strong>Sanat</strong> yoksa, <strong>Güzellik</strong> yoksa ve <strong>Adalet</strong> yoksa <strong>Hayat</strong>‘ın anlamı nedir? <strong>Aşık olmak</strong> hormonal bir abartıysa, <strong>iyilik</strong> enayilikse, neden birbirimizin gırtlağına sarılmıyoruz ekmeğini almak için? Neden bir çocuğa tecavüz edilmesi midemizi bulandırıyor ve neden fakir bir insana yardım etmek istiyoruz? Taj Mahal’in, Ayasofya’nın, Notre Dame de Paris’nin değeri bir arı kovanı veya termit yuvasına eşdeğer ise, Mesnevî boşuna yazıldı ise neden Hitler’i lanetliyoruz ve neden Filistin’de can veren bebeklere üzülüyoruz? Maymun olmanın (veya kendini öyle sanmanın) <strong>BİLİM DIŞINDA</strong>, psikolojik, siyasî, ahlâkî, hukukî öyle ağır sonuçları var ki…  Evrim senaryosunu kabul etmenin etik ve siyasî neticeleri ve <strong>evrimciliğin etimolojik değeri</strong> … Derin Düşünce’nin yorumcuları tarafından konuşuldu. Biz de bu sebeple söz konusu iki tartışmayı 116 sayfalık bu kitapta topladık. <a href="http://www.derindusunce.org/img/maymunist.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2007/07/11/kuresel-isinma-cok-iyi-bir-seydir/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2007/07/11/kuresel-isinma-cok-iyi-bir-seydir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>

