<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>Derin Düşünce &#187; Kemalizm</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/category/kemalizm/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Fri, 25 May 2012 09:41:57 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Cumhuriyet Müslümanlığı – 2</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/05/23/cumhuriyet-muslumanligi-%e2%80%93-2/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/05/23/cumhuriyet-muslumanligi-%e2%80%93-2/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 May 2012 09:00:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafacan Özdemir</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Laiklik]]></category>

		<category><![CDATA[Yobaz Laikler]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=22024</guid>
		<description><![CDATA[ 
 Geçen yazıda Cumhuriyet Müslümanlığı kavramının tanımını, filizlenme dönemini ve genel bakış açısını yazmıştım. Bu yazı dizisine başlarken kafamda akademik fetişizm mantığının haricinde bir şeyler yapmak kaygısı peydahlandığı için bu yazıda kronolojik bir yapı harici tutturarak yaşanmış hayatın içinden örnekler vermek niyetindeyim.
 Mustafa Armağan&#8217;ın Türkçe Ezan ve Menderes adlı kitabının 146 ve 147. Sayfalarında aktarılan olayı buraya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"> <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/05/laiklik_islam.jpg"><img class="size-full wp-image-22025 aligncenter" title="laiklik_islam" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/05/laiklik_islam.jpg" alt="" width="343" height="257" /></a></p>
<p> Geçen yazıda Cumhuriyet Müslümanlığı kavramının tanımını, filizlenme dönemini ve genel bakış açısını yazmıştım. Bu yazı dizisine başlarken kafamda akademik fetişizm mantığının haricinde bir şeyler yapmak kaygısı peydahlandığı için bu yazıda kronolojik bir yapı harici tutturarak yaşanmış hayatın içinden örnekler vermek niyetindeyim.</p>
<p> Mustafa Armağan&#8217;ın Türkçe Ezan ve Menderes adlı kitabının 146 ve 147. Sayfalarında aktarılan olayı buraya taşımak istiyorum. Anlatan Yaşar Tunagür. O dönemi bizzat yaşamış, o günleri bir daüssıla diye tabir eden ve olayı anlatırken dahi gözyaşlarına hakim olamayan mütedeyyin biri. Olay şöyle:</p>
<p><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/08/basortusu_yasagi1.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-10838" title="basortusu_yasagi1" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/08/basortusu_yasagi1.jpg" alt="" width="253" height="235" /></a>Ezanın Türkçe okunduğu günlerdi. Cuma namazlarını Sultanahmet Camii&#8217;nde kılmayı adet edinmiştim. Cuma namazlarını meşhur Hafız Saadettin Kaynak kıldırırdı. Yani ilk defa Türkçe ezanı okumuş olan Hafız&#8230;</em></p>
<p><em> Yine böyle bir Cuma günüydü ve Sultanahmet Camii&#8217;ne namaz kılmaya gidiyordum. Fakat her zamankinden farklı olarak caminin avlusunda büyük bir kalabalık ve telaş vardı. Ben ve yanımdaki arkadaşım, merakla cami avlusuna doğru ilerledik. Baktık ki, caminin içinden çok, avluda insan var. Onlar bir şeyler duymuşlar ama biz henüz bilmiyoruz. Girdik içeri.</em></p>
<p><em> Avluda baktık ki camiye giren falan yok. Herkes yukarı bakıyor. Birden minarelerin bütün şerefelerinden, ‘‘Allahu Ekber! Allahu Ekber!&#8221; diye Arapça ezan okunmaya başladı. Meğer caminin imamı olan Saadettin Kaynak, her bir şerefeye bir müezzin yerleştirmiş, bir biri ardına nasıl ezan okuyacaklarını da onlara güzelce tembihlemişti. Durumdan haberi olmayan caminin içindeki cemaat de Arapça ezanı duyar duymaz kendilerini dışarı attı. Avlu hıncahınç doluydu. Herkes İstanbul semalarını inleten Arapça ezanı dinliyordu. 14 müezzin 6 minarenin 14 şerefesinden <span id="more-22024"></span>biri başlıyor, öbürü bitiriyor. Yarım saate yakın sürdü ezan. Bunu, İstanbul&#8217;un diğer camileri takip etti&#8230; İstanbul&#8217;un bütün minarelerinden, yıllardın özlemini çektiğimiz ezan sedaları yükseliyordu göklere&#8230; Bir an için rüyada olduğumu sandım. Fakat bu bir rüya değil, gerçekti. Minarelerden Arapça ezan okunuyordu.</em></p>
<p><em> (duygulandı ve gözlerinden akan yaşları sildikten sonra devam etti):</em></p>
<p><em> Arapça ezan sesini duyan olduğu yerde durmuştu. Sanki yere çivilenmiştik ben ve Sultanahmet Meydanı&#8217;nı dolduran bütün insanlar&#8230; Sokakta oynayan çocuklar bile oyunlarına ara verip ‘‘Allahu Ekber, Allahu Ekber&#8221;leri dinler oldular&#8230;</em></p>
<p><em> O an anlatılmaz, yaşanır ancak&#8230; Büyük bi daüssıladan sonra, öz vatanımıza kavuşmuş gibiydik&#8230; Allah bir daha göstermesin o günleri&#8230;</em></p>
<p>Başlı başına 18 yılının özeti niteliğinde bir anlatım kanaatimce. İlk okuduğumda, sonrakinde, sonraki seferde hep gözlerimi dolduran bir anlatım. Biraz da yaşanılan sorunların özeti niteliğinde. Fakat en çok canımı yakan ve anlatmak istediklerimi çok net gözler önüne seren cümle ‘‘ Büyük bir daüssıladan sonra, öz vatanımıza kavuşmuş gibiydik&#8230;&#8221;. Evet bu vatanı vatan yapan şeylerden biriydi Arapça ezan. Hele o dönemi düşünürsek 1932 de başlayan uygulama Osmanlı Devleti&#8217;nin devamı niteliğinde kurulduğu düşünülen bir topluluğun yaşadığı ülkeydi. Ayrı iki devlet altında aynı tebaaydı. Ezan, dünyanın her yerinde her Müslümanın ortak lisanıydı. Şüphesiz bu ülke sınırları içinde yaşayan birbirinden farklı halklarında, etnik sınıflarında bam teline vurur nitelikteydi. Ne yapılırsa yapılsın bu ülke vatandaşının çok büyük bir kısmı Allah&#8217;ın yerine Tanrıyı koyamadı. Seyyid Rıza&#8217;nın isyanında dinini rahatça yaşayamamasının hiç mi payı yoktur? Kürt halkı, Doğu Anadolu Bölgesi aslında genel olarak çok dindar bir bölge olarak geçer hep kaynaklarda. Unutturulmaya çalışılan sadece etnik köken miydi? Şeyhlerin dergahlarının olduğu bir ortamda ne derece hortlayabilirdi terör ve ne derece insanlar birbirlerini bu kadar kolay öldürebilirdi?</p>
<p> Bir başka hadise benim çok kısa süre önce yaşadığım bir olay. Siyasi görüşlerim, fikri hayatım son derece net bir şekilde bilinir hale geldikten sonra bazı insanların benden çok haz etmediğini anlamıştım okulumda. Bir gün arkadaşlarımla otururken kendini Kemalist çizgisinde gören bir arkadaş bir şekilde muhabbetimize dahil oldu ve benim adete zayıf tarafıma yüklenmeye başladı. Bunun sonucunda ben de haydi o zaman güzelce fikirleri çarpıştıralım manasında konuşma başladım ve yaklaşık bir saat muhabbetler edildi fikirler tartıştırıldı. Lakin iş başörtüsü sorununa dayandığında bir çok konuda tutarsız ve temelsiz dogma fikirleri savunan arkadaşım çıkış yolu bulamayacak olacak ki ‘‘Madem başını örtüyor o zaman evinden dışarıya çıkmasın!&#8221; diye bir serzenişte, çıkışta bulundu. Anlamanın zor olduğu anlardan biriydi benim için. Bir insan, dini inancı gereği başka bir insanı ev hapsine mahkum edecek kadar ideolojilerin kölesi olmuş olabilir miydi? Hangi ideoloji bir insanın dini inancı gereği örtünmesi nedeniyle onu tecrit edebilirdi? Hangi ideoloji bir insanı dini inancı gereği adeta elinde olsa gettolara kapatma ihtiyacı hissedebilirdi? İlim yuvası denilen üniversitelerde, farklılıkların bir arada yaşamayı öğrenmesi, tahammülü kişiliğine zerk etmesi beklenen yerlerden çıkıyordu bu fikirler. Aynı arkadaşım ezanın Türkçe okunması gerektiğini, Türk olduğunu hatta surelerin Türkçe okunması gerektiğini ve bunu anlamanın daha önemli olduğunu söylüyordu. İşin kötü yanı ve tartışılması gereken tarafı bunun böyle olmasının zorunluluğundan bahsediyor seçme şansını bile tanımayı reddediyordu. Milliyetçiliği bu aşamada halkına aşılayan bir ideolojidir Cumhuriyet Müslümanlığı ve belki de bu ideolojinin tek başarısıdır. Sadece Kemalisti değil bazı dindarları da bu zehirden kendi payını almıştır. Milliyetçilik ve tahammülsüzlük kutuplar yaratma adına en çok kullanılan üzerine yumruklar indirilen yaramızdır ve maalesef tarihinde dayatılan ideolojinin büyük payı vardır.</p>
<p> Üçüncü hadise ise çok yakınımın annemin başına gelen bir hadise. Yıllarca Cerrahpaşa Hastanesinde hemşirelik yapmış kadın doğum ünitesinin kuruluşunda bulunmuş, ödüllendirilmiş, gazetelerde röportajlar yapılmış&#8230; Dini vecibelerinin gereği olduğunu düşündüğü için başını kapatmak istemiş ve bunun için emekli olmuş. Buraya kadar anormalin normali diyebiliriz. Fakat benim aklım daha iyi kesmeye biraz da bu işlerle ilgilenmeye başlayınca özellikle sordum neden bir daha hiç gidip ziyaret etmediğini orayı, arkadaşlarını, yıllarca çalıştığı ortamda gidip bir bardak kahve içmediğini. Şaşırmamıştım&#8230; Giderse eğer içeri girebilmek için başını açması gerektiğini söylemişti. Yıllarca hizmet ettiği kuruma yarım saat girip arkadaşlarını görebilmesi, hal hatır sorabilmesi için dahi bu zorlamayla karşılaşıyordu. O şikayetçi olmayı seçmemişti. Ama benim aklıma şu soru gelmedi değil. Bugün bir takım haklı haksız tartışılır hadiselere isyan etmişler var ve devletle çatışma halindeler.  Cumhuriyet Müslümanlığı başörtüsünü dinin vecibesi saymadığı için mağdur olan milyonlar isyan ederse bir gün ne olur? Bu insanlar bunca zaman neden isyan etmediler? Cumhuriyet Müslümanlığı ve bu ideolojinin savunucuları tamamı ile değiştirmeye çalıştıkları dine dua etmeliler çünkü bu insanlar bir çok şeyi tevekkülle karşıladılar. Eyvallah deyip geçmenin kolay olmadı yerlerde inançlarına sığınıp dönüp gittiler. Yaralar büyük, özellikle genç kuşak insanların yaraları çok daha büyük fakat her kesimle her hadise için yaraları sarma vakti mevcut. Cumhuriyet Müslümanlığı planlandığından çok daha fazla zarar verdi, kısmen de olsa vermeye devam ediyor. Yeni geleceği geçmişim üzüntüsü, nefretiyle değil umutlarla kurmaya çalışma zamanıdır&#8230;<a name="_GoBack"></a>  </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>… E-Kitap okumak için…</p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-11326" title="kapak-laiklik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg" alt="" width="102" height="144" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"> Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a>Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde <strong>Yobaz Laiklik Meselesini</strong> barındıran konuları ele alıyor.<a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirebilirsiniz.</strong></a> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank">Tarih şaşırmaktır</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-medium wp-image-13449" title="tarih_sasirmaktir" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir.jpg" alt="" width="109" height="141" /></a>Evet… Tarih şaşırmaktır. Atatürk’e şaşırmak, Kürtlere şaşırmak, Lozan’a şaşırmaktır. Geçmişe hayret edip bugüne eleştirel bakabilmek, yarını hazırlamaktır Tarih. Geçmişe değil geleceğe dönüktür amacı. Özetle siyasî bir propaganda aygıtı değildir. Gaz vermek, <strong>“Asker millet”</strong> üretmek, <strong>atalarımızla gurur duymak</strong> için tarih araştırılmaz. Eğer resmî tarihin beyin yıkamasından bıktıysanız bu kitap ilginizi çekecektir… <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirebilirsiniz.</strong></a><strong> </strong> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf"><img class="alignleft" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.jpg" alt="" width="106" height="168" /><strong>Kendi ülkesini işgal eden ordu</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;">Hiç bir yeri işgal edemeyen ordular kendi ülkelerini işgal ederler. Çünkü bir ordunun ayakta durması için insan emeği ve maddî destek gereklidir. Beceriksiz ordular disiplinsiz olduklarından <strong>YABANCI</strong> <strong>DÜŞMAN </strong>ile savaşamazlar. Kolayca yenebilecekleri <strong>İÇ DÜŞMANLAR</strong> uydururlar ve bu bahane ile kendi ülkelerini işgal ederler. Başbakan asarlar. Milletvekillerini hapse atarlar. Korumakla yükümlü oldukları halkı işkenceler altında inletirler.  İşgalciler kimseye hesap vermezler. Halkın isyan etmesine engel olmak için <strong><em>“etrafımız düşmanla çevrili”</em></strong> diyerek  <strong>KORKU PROPAGANDASI</strong> yaparlar. Eleştirilerden uzak kalmak için farklı inançlardan ve kültürlerden olan insanların birbirine düşman olması da bu eşkiyaların işine gelir. Bu sebeple terörü destekleyebilir hatta teröristlere silah ve para yardımında bulunabilirler. Okuyacağınız kitap kendi ülkesini işgal etmiş bir ordunun kısa tarihidir. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirebilirsiniz.</strong></a> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf"><span style="color: #0000ff;"><strong>Kadın hakları ve Kemalizm </strong></span></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><strong><img class="alignleft size-medium wp-image-6982" title="20091025_derin_dusunce_org_kadin_kemalizm" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/10/20091025_derin_dusunce_org_kadin_kemalizm-229x300.jpg" alt="" width="121" height="171" /></strong></span></a></p>
<p class="entry" style="text-align: justify;"> <strong>“Kemalizm Türk kadınına özgürlük verdi”</strong> gibi sloganlarla düşünmeye daha doğrusu ezberlemeye itildiği için sık sık  şaşırmaya mahkûm bir kuşak bizimki. Tarihi, belgeleri, siyasî söylemleri ve sloganları aklın imtihanına tabi tutan herkes hayretler içinde kalıyor. <strong>“İyi de biz bunu bunca sene nasıl yuttuk?”</strong> diye sormaktan alamıyoruz kendimizi.  Kemalist düşüncenin, çağdaşlığın ve Atatürk devrimlerinin yılmaz bekçisi <strong><em>“çağdaş Türk kadını’nın sesi”</em></strong> Cumhuriyet Gazetesi’nin başyazarı olan Yunus Nadi kadınların siyasete atılmasına nasıl tepki vermiş meselâ?  <strong>“Havva’nın kızları, Meclis’e girip yılın manto modasını tartışacak” </strong><strong> </strong>Kadınlar Halk Fırkası kapatılınca yerine Türk Kadınlar Birliği kurulmuş. O da kapatılınca Cumhuriyet Gazetesi’nde şu başlık atılmış:  <strong>“Türk Kadınlar Birliği kapatıldı, fesat çıkaran hatun kişilere haddi bildirildi.” </strong>Derin Düşünce Fikir Platformu yakasını resmî tarihten kurtarmak isteyen okurlarına ezber bozan bir kitap öneriyor : <a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf"><strong><span style="color: #0066cc;">Kadın hakları ve Kemalizm ilişkisine alternatif bir bakış</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/05/23/cumhuriyet-muslumanligi-%e2%80%93-2/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/05/23/cumhuriyet-muslumanligi-%e2%80%93-2/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>22 Metre! yüksel ki yerin bu değildir!</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/05/22/22-metre-yuksel-ki-yerin-bu-degildir/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/05/22/22-metre-yuksel-ki-yerin-bu-degildir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 May 2012 19:15:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Konuk Yazar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Akıl]]></category>

		<category><![CDATA[Delilik]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=22017</guid>
		<description><![CDATA[Efraim K.
Bu yıl idrak ettiğimiz 19 Mayıs anma törenlerini diğerlerinden ayıran çok önemli bir ayrıntı var: İlki, törenler bir anlamda devlet eliyle yapılmadığı için bir anlamda hür teşebbüse havale edildi, ikincisi de Artvin&#8217;de dünyanın en büyük Atatürk heykeli açıldı.
Kısa bir haber turundan öğrendiğim kadarıyla bir vakıf tarafından, yaklaşık 1.5 milyon dolara mal olan heykel bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/05/turkiye-nin-en-buyuk-ataturk-heykeli.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-22018" title="turkiye-nin-en-buyuk-ataturk-heykeli" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/05/turkiye-nin-en-buyuk-ataturk-heykeli.jpg" alt="" width="220" height="331" /></a>Efraim K.</em></strong></p>
<p>Bu yıl idrak ettiğimiz 19 Mayıs anma törenlerini diğerlerinden ayıran çok önemli bir ayrıntı var: İlki, törenler bir anlamda devlet eliyle yapılmadığı için bir anlamda hür teşebbüse havale edildi, ikincisi de Artvin&#8217;de dünyanın en büyük Atatürk heykeli açıldı.</p>
<p>Kısa bir haber turundan öğrendiğim kadarıyla bir vakıf tarafından, yaklaşık 1.5 milyon dolara mal olan heykel bir Gürcü heykeltıraşa yaptırılmış ve açılışa da kurdeleyi kesmek üzere Kemal Kılıçdaroğlu davet edilmiş ama gelememiş.</p>
<p>Bir Rio ziyareti sırasında şehrin simgesi olan Hz. İsa heykeline öykünerek <em>‘neden benim memleketimde yok&#8217;</em> saikiyle işe girişen Artvinli hemşerimiz işe mistik bir boyut da katmayı ihmal etmemiş anlaşılan. Şahsi tavsiyem, bu mistisizm işiyle Atatürk&#8217;ü yan yana getirmemesi yönündeydi ama laf da ağızdan çıkmış bir kere. Çünkü Behçet Kemal&#8217;de son Hak Peygamber&#8217;e (SAS) yazılan naat&#8217;a atfen Paşa&#8217;ya bir mevlidi şerif yazmıştı ama pek kabul görmediği de bir gerçek. Aklı başında, en azından dört işlemi yapabilen, ceza-i ehliyete haiz hiçbir insan evladının böyle bir kıyasa kalkışmayacağı umudumu hala saklı tuttuğum da bir gerçek ya, neyse.</p>
<p> Yine de anladığım kadarıyla Valilikle aralarında bir açılış krizi de vukuu bulmuş. Valilik üzerine vazife olmadığı halde heykeli istiyor, bahse konu Vakıf&#8217;sa ‘sarı saçlım, mavi gözlümü vermem&#8217; diye ayak diriyormuş. Umulan oymuş ki heykel sayesinde Artvin&#8217;in turizm potansiyeli ortaya çıkacak ve bölgede ciddi bir turizm patlaması yaşanacakmış.</p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/05/kemalizm_ataturk.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-22019" title="kemalizm_ataturk" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/05/kemalizm_ataturk-199x300.jpg" alt="" width="199" height="300" /></a>Haberi okuduğum zaman ilk etapta çok fazla ilgilenmedim. Neticede bir vakıf var ve o vakfın parası varsa canı ne istiyorsa yaptırır. Boyunun bu kadar büyük olup olmaması da ne beni ne de başka birini ilgilendirir. Açılışa Kemal Kılıçdaroğlu&#8217;nun gelmesine de eyvallah. Neticede ekmek davasıdır anlarım; CHP, kıt kanaat bu günlere gelebildiyse Laiklik ve Atatürkçülük sayesindedir.  Varıp da Bülent Arınç&#8217;ı çağırsan, gelip gelmeyeceği meçhul. Faraza geldi diyelim, ya duygulanıp ağlamazsa bu sefer şayialar ayyuka çıkacak.</p>
<p>Bir de her şeyin büyüğünü yapmak konusunda takıntılı bir millet olduğumuz gerçeğini de göz ardı etmeyin. Kebabın da bayrağın da en uzununu biz yaptık, yetmedi en fazla yumurtanın kırıldığı omlet rekoru da bizde malumunuz. Ne yani, bir Kemalist&#8217;in Rio&#8217;ya kadar gidip de kudretten yanık Pele&#8217;nin insan boyutlarındaki heykeline mi özeneceğini sanıyordunuz siz. Parası çok vakfın sahibi büyüğümüz de, Behçet Kemal üstadımızın yolunu takip ederek tercihini bir Hak Peygamberden yana kullanmıştır doğal olarak. Davul bile <span id="more-22017"></span>dengi dengine misali!</p>
<p>                <strong><em>Benim takıldığım nokta şu: Heykelin yapımını üstlenen ve bunu başaran vakfın yöneticisini ‘turizm patlayacak&#8217; şeklinde gazlayan kimdir ve amacı nedir bu arkadaşın?</em></strong></p>
<p>Çünkü, Efes&#8217;ten Knidos&#8217;a, St. Jean&#8217;dan Kaunos&#8217;a kadar birçok turizm beldesini, müzesini, ören yerini gezmiş olan bu fakire göre izlenen yol yanlış. Genellikle yerinde müşahede ettiğime göre bir yerin aniden turizm patlaması yaşaması için yerden yukarı çıkılmaz, aksine yerin altına inilir. Antik şehir ve gemi batıkları, amforalar, heykeller okumasını bilen için çok büyük hikayeleri içinde barındırır.</p>
<p>İşim gereği özellikle Batı ve Güney Batı&#8217;da hemen hemen ne kadar müze ve ören yeri varsa gezdim ve gördüm ki bir yerin turist çekmesi için bir hikâyesinin olması gerekiyor. Mesela bir rehber eşliğinde Efes&#8217;i aşağı yukarı iki saatte gezebilirsiniz. Çok çok sıkıştırırsanız belki yarım saat tasarruf edersiniz ama ben <em>‘kısa kes Aydın havası olsun&#8217;</em> diyen bir turiste şu ana kadar rastlamadım. Aklınıza gelen her milletten insan, binlerce kilometreden, dişinden tırnağından arttırarak geliyor ve ilgi çekici bir hikâyeye para vermekten imtina etmiyor.</p>
<p>Neticede Efes&#8217;i gezmek 7000 yıllık bir tarihe de ortak olmak anlamına geliyor büyük oranda. Bastığınız her taşın bir hikâyesi, gördüğünüz her heykelin de bir mazisi var. Meraklısı için binlerce yıllık bir şehirde gezmek bu yüzden paha biçilmez oluyor ve gezen için her türlü meşakkate değiyor. Sadece Efes değil; mesela Knidos&#8217;a gitmek isterseniz sizi Marmaris&#8217;ten Şair Can Yücel&#8217;in memleketi Datça&#8217;ya uzanan bir yolculuk bekliyor. Datça&#8217;ya gelince de işiniz bitmiyor, oradan da çok kötü ve tek şeritli bir yolu takip ederek Knidos&#8217;a ulaşıyorsunuz ve şehrin güzelliği karşısında büyüleniyorsunuz. İnanır mısınız, özellikle yabancı ziyaretçiler karayolundan çekindikleri için Knidos&#8217;a da Kaunos&#8217;a da teknelerle denizden ulaşmayı göze alıyorlar ve bu iki antik şehrin sırlarına vakıf oluyorlar.</p>
<p>Çünkü bu şehirlerin ilgi çekici bir hikâyesi var ve insanlar bu cazibeye kapılıp geliyorlar. Belki ismini zikrettiğimiz bu antik şehirler çok iddialı gelebilir. Peki, Muğla&#8217;dan Yatağan&#8217;a giderken Belen Kahvesini, Türkiye&#8217;deki binlerce kahveden ayıran nedir? Ya binlerce kilisenin içinden Notre Damme&#8217;ı ayrıcalıklı kılan? Tevfik Cezayirli&#8217;nin hazin öyküsünün anlatıldığı ‘Ormancı&#8217; türküsüyle, Rahip Frollo&#8217;nun yasak aşkının anlatıldığı ‘Notre Dame&#8217;in kamburu&#8217; romanı bir ilham verebilir mi acaba 22 metrelik heykelle Artvin&#8217;de turizmi patlatacağı iddiasında olan bu arkadaşlara?</p>
<p>Size sorum şu: Hikayeniz nedir ve gerçekten bu hikayenin ilgi çekici olduğuna inanıyor musunuz?</p>
<p>Yazının başında da belirttiğim gibi, ben heykelin yapılışıyla, boyunun bu kadar büyük olmasıyla falan ilgilenmiyorum. Çünkü ortada bir hür teşebbüs var ve onun 1,5 milyon dolar parası var. Eğer bu heykelin yapımına karşı çıkarsam kendimle çelişkiye düşmek gibi bir probleme de sahip olacağımı biliyorum. Çünkü 19 Mayıs gibi askeri törenlerin devlet eliyle yapıldığı bir gelenekten gelen bir insanım ve ilk defa bir anlamda bunun özelleştiğine şahit oluyorum.</p>
<p>Türkiye&#8217;de Kemalizm&#8217;in savunucularının Aydınlanmayı ‘Devlet zoruyla da olsa&#8217; bu kadar geç yakalaması bir handikap olabilir ama yine de başarıdır. Çünkü hiç gereği yokken bir din icat ettiler ve bu dini de nasıl başarabildilerse Devlet&#8217;in kurumlarına bunca yıl bekçilik ettirdiler. Öyle ya, 30 yıla yaklaşan bir gerilla mücadelesini nihayetlendirememiş bir ordunun, zaman aşımından yalama olmuş dava dosyalarının sahibi bir Hukuk&#8217;un, intihallerle anılmaktan yüksünmemekle beraber, okul girişlerinde mürteci avına çıkmış Üniversiteler &#8216;in şemsiyesinden yavaş yavaş çıkmakta artık Kemalizm.</p>
<p>Bir anlamda Dindarlarla aynı kategoriye gelen Kemalistleri artık bir samimiyet testi beklemekte. Şimdilik Ağustos ayında oruç tutmak, günde beş vakit namaz kılmak gibi nefs terbiyelerine gerek yok. Şu anda kendilerinden beklenen yegâne performans ‘<em>kendi gibi düşünmeyenlere saygıda kusur etmemekle&#8217;</em> sınırlı sadece.  Bu merhaleyi hep beraber yaşarken de başta Tandoğan ve Gündoğdu olmak üzere cümle meydanları gelincik tarlasına çevirmek de kendilerine analarının ak sütü gibi helaldir. Tıpkı Mustafa Sarıgül&#8217;ün Şişli&#8217;deki çağrısına uyup Türk Bayraklarıyla resmigeçit yapan İstanbullular gibi, tıpkı cebinden çıkarıp 1,5 milyon dolara Türkiye&#8217;nin değil dünyanın en büyük Atatürk heykelini yaptıran vakıf gibi.</p>
<p>Şimdi iş başa düştü büyük oranda. Allah ömür verir de o günleri görürsek seneye bugünlerde Sümela, Ayasofya, Efes, Meryemana &#8216;ya giren turist miktarını, Artvin&#8217;e gelen turist miktarıyla kıyaslayacağız ve sonucu hep beraber göreceğiz.</p>
<p>Ön elemeyi geçerseniz sizi Mekke-Rio eşleşmesinin galibiyle oynatacağım söz&#8230;</p>
<p>  </p>
<p> </p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/05/turkiyee28099nin-ve-dunyae28099nin-en-buyuk-ataturk-heykeli-artvin-semalarinda-yukselmeye-basladi-21.jpg"><img class="size-full wp-image-22022 aligncenter" title="turkiyee28099nin-ve-dunyae28099nin-en-buyuk-ataturk-heykeli-artvin-semalarinda-yukselmeye-basladi-21" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/05/turkiyee28099nin-ve-dunyae28099nin-en-buyuk-ataturk-heykeli-artvin-semalarinda-yukselmeye-basladi-21.jpg" alt="" width="475" height="369" /></a> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>… E-Kitap okumak için…</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank">Tarih şaşırmaktır</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-medium wp-image-13449" title="tarih_sasirmaktir" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir.jpg" alt="" width="109" height="141" /></a>Evet… Tarih şaşırmaktır. Atatürk’e şaşırmak, Kürtlere şaşırmak, Lozan’a şaşırmaktır. Geçmişe hayret edip bugüne eleştirel bakabilmek, yarını hazırlamaktır Tarih. Geçmişe değil geleceğe dönüktür amacı. Özetle siyasî bir propaganda aygıtı değildir. Gaz vermek, <strong>“Asker millet”</strong> üretmek, <strong>atalarımızla gurur duymak</strong> için tarih araştırılmaz. Eğer resmî tarihin beyin yıkamasından bıktıysanız bu kitap ilginizi çekecektir… <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirebilirsiniz.</strong></a><strong> </strong> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf"><img class="alignleft" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.jpg" alt="" width="106" height="168" /><strong>Kendi ülkesini işgal eden ordu</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;">Hiç bir yeri işgal edemeyen ordular kendi ülkelerini işgal ederler. Çünkü bir ordunun ayakta durması için insan emeği ve maddî destek gereklidir. Beceriksiz ordular disiplinsiz olduklarından <strong>YABANCI</strong> <strong>DÜŞMAN </strong>ile savaşamazlar. Kolayca yenebilecekleri <strong>İÇ DÜŞMANLAR</strong> uydururlar ve bu bahane ile kendi ülkelerini işgal ederler. Başbakan asarlar. Milletvekillerini hapse atarlar. Korumakla yükümlü oldukları halkı işkenceler altında inletirler.  İşgalciler kimseye hesap vermezler. Halkın isyan etmesine engel olmak için <strong><em>“etrafımız düşmanla çevrili”</em></strong> diyerek  <strong>KORKU PROPAGANDASI</strong> yaparlar. Eleştirilerden uzak kalmak için farklı inançlardan ve kültürlerden olan insanların birbirine düşman olması da bu eşkiyaların işine gelir. Bu sebeple terörü destekleyebilir hatta teröristlere silah ve para yardımında bulunabilirler. Okuyacağınız kitap kendi ülkesini işgal etmiş bir ordunun kısa tarihidir. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirebilirsiniz.</strong></a> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf"><span style="color: #0000ff;"><strong>Kadın hakları ve Kemalizm </strong></span></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><strong><img class="alignleft size-medium wp-image-6982" title="20091025_derin_dusunce_org_kadin_kemalizm" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/10/20091025_derin_dusunce_org_kadin_kemalizm-229x300.jpg" alt="" width="121" height="171" /></strong></span></a></p>
<p class="entry" style="text-align: justify;"> <strong>“Kemalizm Türk kadınına özgürlük verdi”</strong> gibi sloganlarla düşünmeye daha doğrusu ezberlemeye itildiği için sık sık  şaşırmaya mahkûm bir kuşak bizimki. Tarihi, belgeleri, siyasî söylemleri ve sloganları aklın imtihanına tabi tutan herkes hayretler içinde kalıyor. <strong>“İyi de biz bunu bunca sene nasıl yuttuk?”</strong> diye sormaktan alamıyoruz kendimizi.  Kemalist düşüncenin, çağdaşlığın ve Atatürk devrimlerinin yılmaz bekçisi <strong><em>“çağdaş Türk kadını’nın sesi”</em></strong> Cumhuriyet Gazetesi’nin başyazarı olan Yunus Nadi kadınların siyasete atılmasına nasıl tepki vermiş meselâ?  <strong>“Havva’nın kızları, Meclis’e girip yılın manto modasını tartışacak” </strong><strong> </strong>Kadınlar Halk Fırkası kapatılınca yerine Türk Kadınlar Birliği kurulmuş. O da kapatılınca Cumhuriyet Gazetesi’nde şu başlık atılmış:  <strong>“Türk Kadınlar Birliği kapatıldı, fesat çıkaran hatun kişilere haddi bildirildi.” </strong>Derin Düşünce Fikir Platformu yakasını resmî tarihten kurtarmak isteyen okurlarına ezber bozan bir kitap öneriyor : <a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf"><strong><span style="color: #0066cc;">Kadın hakları ve Kemalizm ilişkisine alternatif bir bakış</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-11326" title="kapak-laiklik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg" alt="" width="102" height="144" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"> Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a>Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde <strong>Yobaz Laiklik Meselesini</strong> barındıran konuları ele alıyor.<a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirebilirsiniz.</strong></a> </p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/05/22/22-metre-yuksel-ki-yerin-bu-degildir/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/05/22/22-metre-yuksel-ki-yerin-bu-degildir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kemalizmin Zararları (18) : Putperesttir</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/05/18/kemalizmin-zararlari-18-putperesttir/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/05/18/kemalizmin-zararlari-18-putperesttir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 May 2012 21:45:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Jonathan Küçükarabacı</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[CHP]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizmin Zararları]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21955</guid>
		<description><![CDATA[ &#8220;Eskişehirli minibüsçüler şehir içinde sefer yapmalarına izin verilmeyince Belediye&#8217;yi önce Vilayet&#8217;e, sonra da Atatürk&#8217;e şikâyet ettiler. Fotoğrafta Eskişehirli minibüsçüler Atatürk anıtı önünde görülüyor.&#8221;
Minibüsçülerin şikâyetini heykel nasıl karşılamış, bilemiyoruz. Atatürk&#8217;ün sesinin ince olduğu bilinir, ama heykelinin sesi kalın olsa gerek. Davudî bir sesle, &#8220;Vay namussuz Belediye! Türk minibüsçüleri dünyanın en zeki, çevik ve ahlaklı minibüsçüleridir. Çağırın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p> <em>&#8220;Eskişehirli minibüsçüler şehir içinde sefer yapmalarına izin verilmeyince Belediye&#8217;yi önce Vilayet&#8217;e, sonra da Atatürk&#8217;e şikâyet ettiler. Fotoğrafta Eskişehirli minibüsçüler Atatürk anıtı önünde görülüyor.&#8221;</em></p>
<p>Minibüsçülerin şikâyetini heykel nasıl karşılamış, bilemiyoruz. Atatürk&#8217;ün sesinin ince olduğu bilinir, ama heykelinin sesi kalın olsa gerek. Davudî bir sesle, <em>&#8220;Vay namussuz Belediye! Türk minibüsçüleri dünyanın en zeki, çevik ve ahlaklı minibüsçüleridir. Çağırın hemen o Belediye Başkanı&#8217;nı buraya!&#8221; </em>demiş midir acaba? (<strong><em>Roni Margulies / Taraf</em></strong>)</p></blockquote>
<p> </p>
<p> </p>
<p>… E-Kitap okumak için…</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank">Tarih şaşırmaktır</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-medium wp-image-13449" title="tarih_sasirmaktir" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir.jpg" alt="" width="109" height="141" /></a>Evet… Tarih şaşırmaktır. Atatürk’e şaşırmak, Kürtlere şaşırmak, Lozan’a şaşırmaktır. Geçmişe hayret edip bugüne eleştirel bakabilmek, yarını hazırlamaktır Tarih. Geçmişe değil geleceğe dönüktür amacı. Özetle siyasî bir propaganda aygıtı değildir. Gaz vermek, <strong>“Asker millet”</strong> üretmek, <strong>atalarımızla gurur duymak</strong> için tarih araştırılmaz. Eğer resmî tarihin beyin yıkamasından bıktıysanız bu kitap ilginizi çekecektir… <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirebilirsiniz.</strong></a><strong> </strong> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf"><img class="alignleft" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.jpg" alt="" width="106" height="168" /><strong>Kendi ülkesini işgal eden ordu</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;">Hiç bir yeri işgal edemeyen ordular kendi ülkelerini işgal ederler. Çünkü bir ordunun ayakta durması için insan emeği ve maddî destek gereklidir. Beceriksiz ordular disiplinsiz olduklarından <strong>YABANCI</strong> <strong>DÜŞMAN </strong>ile savaşamazlar. Kolayca yenebilecekleri <strong>İÇ DÜŞMANLAR</strong> uydururlar ve bu bahane ile kendi ülkelerini işgal ederler. Başbakan asarlar. Milletvekillerini hapse atarlar. Korumakla yükümlü oldukları halkı işkenceler altında inletirler.  İşgalciler kimseye hesap vermezler. Halkın isyan etmesine engel olmak için <strong><em>“etrafımız düşmanla çevrili”</em></strong> diyerek  <strong>KORKU PROPAGANDASI</strong> yaparlar. Eleştirilerden uzak kalmak için farklı inançlardan ve kültürlerden olan insanların birbirine düşman olması da bu eşkiyaların işine gelir. Bu sebeple terörü destekleyebilir hatta teröristlere silah ve para yardımında bulunabilirler. Okuyacağınız kitap kendi ülkesini işgal etmiş bir ordunun kısa tarihidir. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirebilirsiniz.</strong></a> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong>T<span style="color: #0000ff;">ürkiye’nin Ulus-Devlet Sorunu</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-full wp-image-7896" title="20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt.jpg" alt="" width="125" height="183" /></a>Devlet gibi soğuk ve katı bir yapı bizimle olan ilişkisini <strong>hukuk</strong> yerine <strong>ırkımıza</strong> ya da <strong>inançlarımıza</strong> göre düzenleyebilir mi? GERÇEK hayatı son derecede dinamik ve renkli biz “insanların”. Birden fazla şehre, mahalleye, gruba, klübe, cemaate, etnik köke, şirkete, mesleğe, gelir grubuna ait olabiliriz ve bu aidiyet hayatımız boyunca değişebilir. Oysa devletimiz hâlâ başörtüsüyle uğraşıyor, kimi devlet memurları <strong>“ne mutlu Türk’üm”</strong> demeyenleri iç düşman ilân ediyor, Sünnî İslâm derslerini zorla herkese okutuyor… Bizim paramızla, <strong>bizim iyiliğimiz için(!) bize rağmen… </strong>Kürt sorunu, başörtüsü sorunu, Hıristiyan azınlıklar sorunu… Bizleri sadece “insan” olarak göremeyen devletimizin halkıyla bir sorunu var. Türkiye’nin “sorunlarının” kaynağı sakın <strong>ulus-devlet</strong> modeli olmasın? 80 sayfalık bu kitap Kurtuluş savaşı’ndan sonra Türkiye’ye giydirilmiş olan deli gömleğine işaret ediyor.  Ne mutlu “insanım” diyene! <a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong>Kitabı buradan indirin</strong></a>.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf"><span style="color: #0000ff;"><strong>Kadın hakları ve Kemalizm </strong></span></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><strong><img class="alignleft size-medium wp-image-6982" title="20091025_derin_dusunce_org_kadin_kemalizm" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/10/20091025_derin_dusunce_org_kadin_kemalizm-229x300.jpg" alt="" width="121" height="171" /></strong></span></a></p>
<p class="entry" style="text-align: justify;"> <strong>“Kemalizm Türk kadınına özgürlük verdi”</strong> gibi sloganlarla düşünmeye daha doğrusu ezberlemeye itildiği için sık sık  şaşırmaya mahkûm bir kuşak bizimki. Tarihi, belgeleri, siyasî söylemleri ve sloganları aklın imtihanına tabi tutan herkes hayretler içinde kalıyor. <strong>“İyi de biz bunu bunca sene nasıl yuttuk?”</strong> diye sormaktan alamıyoruz kendimizi.  Kemalist düşüncenin, çağdaşlığın ve Atatürk devrimlerinin yılmaz bekçisi <strong><em>“çağdaş Türk kadını’nın sesi”</em></strong> Cumhuriyet Gazetesi’nin başyazarı olan Yunus Nadi kadınların siyasete atılmasına nasıl tepki vermiş meselâ?  <strong>“Havva’nın kızları, Meclis’e girip yılın manto modasını tartışacak” </strong><strong> </strong>Kadınlar Halk Fırkası kapatılınca yerine Türk Kadınlar Birliği kurulmuş. O da kapatılınca Cumhuriyet Gazetesi’nde şu başlık atılmış:  <strong>“Türk Kadınlar Birliği kapatıldı, fesat çıkaran hatun kişilere haddi bildirildi.” </strong>Derin Düşünce Fikir Platformu yakasını resmî tarihten kurtarmak isteyen okurlarına ezber bozan bir kitap öneriyor : <a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf"><strong><span style="color: #0066cc;">Kadın hakları ve Kemalizm ilişkisine alternatif bir bakış</span></strong></a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/05/18/kemalizmin-zararlari-18-putperesttir/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/05/18/kemalizmin-zararlari-18-putperesttir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kemalizmin Zararları (17): Yurtta Barış Dünyada Barış, Partide Yumruk!</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/05/14/kemalizmin-zararlari-17-yurtta-baris-dunyada-baris-partide-yumruk/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/05/14/kemalizmin-zararlari-17-yurtta-baris-dunyada-baris-partide-yumruk/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 May 2012 08:04:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Korsan Mahyacı Kâmil</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[CHP]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizmin Zararları]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Solu]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<category><![CDATA[şiddet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21917</guid>
		<description><![CDATA[

 
&#8220;&#8230; CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin&#8217;in görevinden istifasının ardından gözlerin çevrildiği kritik İstanbul İl Kongresi&#8217;nde CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu&#8217;nun tansiyonu düşüren açıklaması ve parti içi birlik vurgusuna rağmen yumruklar konuştu. Kürsüde İl Başkanı Oğuz Kaan Salıcı&#8217;yı eleştiren delege Bülent Kerimoğlu&#8217;na tepki gösteren bazı delegeler kürsüye yürüdü. Görevliler kürsü önündeki yumruklu kavgaya engel olamadı &#8230;&#8221;  [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/05/chp_kemalizm_yumruk.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-21918" title="chp_kemalizm_yumruk" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/05/chp_kemalizm_yumruk.jpg" alt="" width="253" height="320" /></a></em></p>
<p><em></em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>&#8220;&#8230; CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin&#8217;in görevinden istifasının ardından gözlerin çevrildiği kritik İstanbul İl Kongresi&#8217;nde CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu&#8217;nun tansiyonu düşüren açıklaması ve parti içi birlik vurgusuna rağmen yumruklar konuştu. Kürsüde İl Başkanı Oğuz Kaan Salıcı&#8217;yı eleştiren delege Bülent Kerimoğlu&#8217;na tepki gösteren bazı delegeler kürsüye yürüdü. Görevliler kürsü önündeki yumruklu kavgaya engel olamadı &#8230;&#8221;</em>  <a href="http://www.taraf.com.tr/haber/chp-bildiginiz-gibi.htm" target="_blank">TAMAMI</a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/05/14/kemalizmin-zararlari-17-yurtta-baris-dunyada-baris-partide-yumruk/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/05/14/kemalizmin-zararlari-17-yurtta-baris-dunyada-baris-partide-yumruk/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kemalizmin Zararları(17): Devrim yapar, Dilini devirir, Kendini kaybedersin!</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/05/10/kemalizmin-zararlari17-devrim-yapar-dilini-devirir-kendini-kaybedersin/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/05/10/kemalizmin-zararlari17-devrim-yapar-dilini-devirir-kendini-kaybedersin/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 May 2012 10:00:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tahsin K.</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Dil]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Sanat]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21875</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;&#8230; İran sinemasının kimlik oluşturduğu ve bizim bunu başaramadığımız doğru. Ama bizde olan bazı gelişmeler sebebiyle maalesef böyle oldu. Onlar bir tarihte toplanıp sözlüklerinin tamamını değiştirmediler. Kelimelerinin hepsini değiştirip herkesin kendini yabancı hissettiği bir alanda yeniden kendilerini tanımlamadılar.
Dolayısıyla o geleneksel bağ kopmadı. Özellikle de şiirle olan bağları kopmadı; kaldı ki biz aynı havuzdan besleniyorduk, biz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/05/dil_devrimi.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-21877" title="dil_devrimi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/05/dil_devrimi.jpg" alt="" width="250" height="307" /></a>&#8220;&#8230; İran sinemasının kimlik oluşturduğu ve bizim bunu başaramadığımız doğru. Ama bizde olan bazı gelişmeler sebebiyle maalesef böyle oldu. Onlar bir tarihte toplanıp sözlüklerinin tamamını değiştirmediler. Kelimelerinin hepsini değiştirip herkesin kendini yabancı hissettiği bir alanda yeniden kendilerini tanımlamadılar.</em></p>
<p><em>Dolayısıyla o geleneksel bağ kopmadı. Özellikle de şiirle olan bağları kopmadı; kaldı ki biz aynı havuzdan besleniyorduk, biz aynı insandık aslında. Biraz bağnaz bir batıcılık kafası, halkın önüne sunulan yeni bir şeyler uğruna eskiyi tamamen çıkarmak, bir ağacın meyvesinin kökleriyle olan bağını kesmesi anlamına geldi ki, aslında en çok darbeyi de sanat yedi bu yüzden &#8230;&#8221;</em> <a href="http://www.risaleajans.com/index.php/islam/1900-guende-bes-kez-ezan-okunur-ama-filmlerde-ezana-yer-verilmez" target="_blank">TAMAMI</a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/05/10/kemalizmin-zararlari17-devrim-yapar-dilini-devirir-kendini-kaybedersin/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/05/10/kemalizmin-zararlari17-devrim-yapar-dilini-devirir-kendini-kaybedersin/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Yol Yorgunu&#8230;</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/05/09/yol-yorgunu/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/05/09/yol-yorgunu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 May 2012 08:13:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cemile Bayraktar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Başörtüsü Yasağı]]></category>

		<category><![CDATA[Kadın]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Yobaz Laikler]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21867</guid>
		<description><![CDATA[
&#8220;Türkiye siyaseti nerede ve Türkiye&#8217;de özgürlükler&#8230;&#8221; başlığında konuşmak üzere Abant İzzet Baysal Üniversitesi, Sosyal Bilimler ve Münazara Topluluğunun davetlisi olarak Bolu&#8217;daydım. İki günlük seyahatte Bolu&#8217;nun doğal güzelliklerini, topluluk öğrencilerinin ve onlara bu ortamı hazırlayan hocalarının değerli fikirleri ve çalışmaları ile süsledi. Konuşmanın öncesinde ve sonrasında ayrı öğrenci guruplarıyla istişare etme fırsatı da buldum; Ayça, Servet, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/05/izzet_baysal.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-21868" title="izzet_baysal" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/05/izzet_baysal.jpg" alt="" width="180" height="135" /></a></p>
<p>&#8220;<em>Türkiye siyaseti nerede ve Türkiye&#8217;de özgürlükler&#8230;&#8221; </em>başlığında konuşmak üzere Abant İzzet Baysal Üniversitesi, Sosyal Bilimler ve Münazara Topluluğunun davetlisi olarak Bolu&#8217;daydım. İki günlük seyahatte Bolu&#8217;nun doğal güzelliklerini, topluluk öğrencilerinin ve onlara bu ortamı hazırlayan hocalarının değerli fikirleri ve çalışmaları ile süsledi. Konuşmanın öncesinde ve sonrasında ayrı öğrenci guruplarıyla istişare etme fırsatı da buldum; Ayça, Servet, Nurefşan, Ece, Aylin, Çiğdem gibi birçok azimli, başarılı, pırıl pırıl öğrenci&#8230; Rasim Özgür Dönmez, Nuh Uçgan ve Koray Tütüncü hoca&#8230; Tüm bu olumlu intibalar ile Bolu&#8217;dan ayrılırken heybemde huzur ve tatmin yanında yol yorgunluğu da vardı.</p>
<p>  Ak Parti Kadın Kolları geçtiğimiz günlerde -hangi akla hizmet bilmiyoruz- yeni anayasaya &#8220;Polis, hakim, öğretmen&#8221; gibi meslekler dışında başörtülü kadınlara kamusal alanda çalışabilme hakkı tanınması <span id="more-21867"></span>teklifini sundu. Bunun üzerine duyarlılıkları daim olan kuruluşlardan Mazlumder ve Özgür-Der gibi sivil toplum kuruluşları bu tavrı kınadı. Bolu&#8217;dan dönüş yolunda ise &#8220;Başörtülü Kadınlar&#8221; imzalı bir kampanya metni yayımlandığını gördüm. Metin her şeyi oldukça net bir biçimde ortaya koyuyordu:</p>
<p>  &#8220;<strong><em>Biz çalışma hakkına ambargo konmuş başörtülü kadınlar, bu ülkenin vatandaşları olarak bazı meslekler istisna tutularak değil, kamuda ve her türlü meslekte çalışma hakkımızın anayasal olarak güvence altına alınmasını talep ediyoruz. </em></strong></p>
<p><strong><em>  Kamu görevlerini yerine getirme konusunda erkeklerden, bu ülkenin diğer vatandaşlarından ve dünyadaki diğer ülkelerin halklarından farklı muamele görmemizi haklı bulabilen yasaksever zihniyetten sıkılmış durumdayız. Kamu hizmetinde tarafsızlığın dış görünüşte değil ancak zihniyette hayat bulabileceğini biliyoruz ve inancımıza uygun giyindiğimiz için liyakatimizin görmezden gelinip kamu hizmetinden men edilmemizi, bunun etkisiyle özel sektör şirketlerince sömürülmemizi reddediyoruz.Yalnızca bir kadının dahi böyle bir ayrımcılığa maruz kalması kabul edilir bir şey olmamakla birlikte, başörtülü kadınların bu ülkedeki kadın nüfusun yarısını oluşturuyor olması söz konusu haksızlığı daha da &#8216;çarpıcı&#8217; kılmaktadır. Biz hakarete ve ayrımcılığa uğramaktan, toplumda yok sayılmaktan ve &#8216;görünmez olmaktan&#8217; yorulduk. Verilmesi istenmeyen haklarımızın henüz vaktinin gelmediğini ya da hak talebimizin var olan diğer taleplerden daha önemsiz olduğunu duymaktan bıktık.</em></strong></p>
<p><strong><em>  Bu haklı talebimizi bu ülkedeki tüm ezilen kesimlerinin haklarının sağlanacağı gerçek anlamda sivil bir anayasa için TBMM Anayasa Komisyonuna iletiyoruz. Bizim ne kimsenin keyfini bekleyecek hayatlarımız ne de vazgeçeceğimiz bir inancımız var. Başörtüsü konusunda olduğu gibi bir darbe ürünü olan ancak mağdur ettiği kesimlerin bile bugün kabullenir hale geldiği yasaklardan arınmış ve hepimizin tüm farklılıklarımızla daha özgür olabileceği bir ülke talebiyle siz de imza kampanyamıza destek verin, adil ve demokratik bir anayasa için ortak bir ses oluşturalım. </em></strong></p>
<p><strong><em>  Başörtülü Kadınlar</em></strong>.&#8221;</p>
<p>  Metni okuduktan sonra yol yorgunluğuma, yol yorgunlukları eklendi&#8230; 28 Şubat 1997&#8242;den bugüne tam 15 yıldır okuma hakkı, çalışma hakkı için yaptığımız tüm çabalar gözümün önünden teker teker geçti; yol yorgunluğuma, yol yorgunluğu eklendi, sadece benim değil emin olun bu yolda yorulan binlerce başörtülü kadının yorgunluklarına, yorgunluklar eklendi&#8230;</p>
<p>  &#8220;Başörtülü bacılarımız&#8221; diye bağıran Ak Partili Müslümanlar geçti gözümden sonra yol yorgunluklarım, yol yorgunluklarımız&#8230; Yorgunluklarıma Bolu&#8217;ya gitmeden önce Samsun&#8217;a kendi 28 Şubat&#8217;ını anlatmak üzere gelen, 28 Şubat&#8217;ta 3 kızıyla birlikle idamla yargılanan Hüda Kaya eklendi, bugün bana kendisine ulaştırılacak mektupta bir şeyler yazmak ister misiniz diye sorulan, haksız yere yıllardır hapiste yatan Salih Mirzabeyoğlu eklendi. 28 Şubat&#8217;ta 14 yaşındayken idamla yargılanan halen o günlerin davalarıyla boğuşan &#8220;28 Şubat bitmedi!&#8221; diye haykıran Yakup Köse eklendi.</p>
<p>  Yol yorgunuydum, dinlenmek bir lükstü, benim dinlenecek lüksüm yoktu, &#8220;Başörtülü Kadınlar&#8221; imzalı metni imzaladım, metni sosyal ağlarda paylaştım, valizimi dahi yerleştirmeden konuyu yazmaya koyuldum, yol yorgunuydum ama benim dinlenecek lüksüm yoktu.</p>
<p>  Mustafa İslamoğlu &#8220;Müslümanın dinlencesi ayaklarını uzatıp serserpe yayılmak değil, bir işten yorulunda başka işe geçmektir.&#8221; diyor. Bolu&#8217;da Kürt, Ermeni, Alevi, azınlıklar, iktidarın bugünü gibi meseleleri birçok farklı görüşten kişiyle konuşurken çok büyük keyif alsam dahi bir nebze yorulmuştum. Şimdi bir başka mesele için çalışmaya koyuldum, benim dinlencem bu, buna bir itirazım yok ama&#8230;</p>
<p>  Başörtülü kadınların oylarıyla iktidar olmuş bir partinin, içlerinde başörtülü kadınların da bulunduğu Kadınlar Kolu, kendi kafalarınca tüm başörtülü kadınlara kader çizemezler. Başörtülü kadınlar kendi taleplerini dile getirir, onların oylarıyla iktidar olanlar da bunu yerine getirir. Bu budur! Bu haksız, sınırlı ve yanlış tutumlarından dolayı Ak Parti Kadın Kollarını kınamayı görev bilirim, size de naçizane tavsiye ederim.</p>
<p>  Bu nedenle kadın olsun erkek olsun, başörtülü olsun başörtüsüz olsun, hak ve adaletler noktasında kendine olan dürüstlüğünü kaybetmemiş, ayrımcılığa dayalı eski anayasa yerine adalete ve hürriyete dayalı yeni bir anayasa isteyenler, bu anlamda &#8220;<strong>Başörtülü çalışma hakkının anayasada garanti altına alınmasını talep eden&#8221; </strong>kadınlara destek vermek için şurayı imzalayabilirsiniz.</p>
<p><a href="http://www.avaaz.org/en/petition/Basortulu_Calisma_HakkiThe_Right_To_Work_With_My_Headscarf/">http://www.avaaz.org/en/petition/Basortulu_Calisma_HakkiThe_Right_To_Work_With_My_Headscarf/</a></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>&#8230; e-kitap okumak için&#8230;</p>
<p style="text-align: left;"> </p>
<p style="text-align: left;">… Bu konuda kitap ve rapor…</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-11326" title="kapak-laiklik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg" alt="" width="120" height="169" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"> Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a>Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde <strong>Yobaz Laiklik Meselesini</strong> barındıran konuları ele alıyor.<a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirebilirsiniz.</strong></a> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/e_basortusu_raporu_2009_2010.pdf" target="_blank"><img class="alignright size-thumbnail wp-image-10838" title="basortusu_yasagi1" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/08/basortusu_yasagi1-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/e_basortusu_raporu_2009_2010.pdf" target="_blank">Türkiye’de ve Dünyada Başörtüsü Raporu-2009/2010</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"> ”Türkiye’de ve Dünyada Başörtüsü Raporu-2009/2010″ adlı bu çalışma son iki yıl süresince en çok konuşulup, tartışılan temel sorunlarından biri olarak karşımızda duran başörtüsü yasağına dönük bir dökümantasyon çalışmasıdır. Raporun ana omurgasını, iki yıllık süreçte başörtüsü eksenli yaşanan hak ihlalleri ve buna karşı sergilenen tutumların, davranışların ve tavırların kronolojik bir sırada aktarıldığı almanak tarzı bir arşivleme çalışması oluşturmaktadır. Raporun sadece yasak uygulamalarından ibaret kalmaması; soruna dair gösterilen tepkilerin, politik aktörlerin demeçlerinin ve yasak karşıtı çeşitli etkinliklerin de yer alması; konu etrafında oluşan gündemin ana hatlarıyla aktarılarak, dönemin genel fotoğrafını çerçeveleme kaygısıyladır. Böylece araştırmacılar, bugün ve ileride başörtüsü sorunu etrafında yapacakları çalışmalarda, Türkiye’de ve dünyada başörtüsü sorunu etrafında 2009 ve 2010 yıllarında yaşanan gelişmeleri, oluşan gündemi izleme imkânı bulabileceklerdir. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/e_basortusu_raporu_2009_2010.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Raporu buradan indirebilirsiniz.</span></a></strong></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/05/09/yol-yorgunu/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/05/09/yol-yorgunu/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Destek: Başörtülü Çalışma Hakkı</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/05/07/destek-basortulu-calisma-hakki/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/05/07/destek-basortulu-calisma-hakki/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 May 2012 20:16:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cemile Bayraktar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Yobaz Laikler]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<category><![CDATA[Çalışan Hakları]]></category>

		<category><![CDATA[Özgürlükler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21843</guid>
		<description><![CDATA[Destek ve imza
Biz çalışma hakkına ambargo konmuş başörtülü kadınlar, bu ülkenin vatandaşları olarak bazı meslekler istisna tutularak değil, kamuda ve her türlü meslekte çalışma hakkımızın anayasal olarak güvence altına alınmasını talep ediyoruz.
Kamu görevlerini yerine getirme konusunda erkeklerden, bu ülkenin diğer vatandaşlarından ve dünyadaki diğer ülkelerin halklarından farklı muamele görmemizi haklı bulabilen yasaksever zihniyetten sıkılmış durumdayız. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.avaaz.org/en/petition/Basortulu_Calisma_HakkiThe_Right_To_Work_With_My_Headscarf/" target="_blank"><strong>Destek ve imza</strong></a></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/11/20091106_derin_dusunce_org_basortusu-yasagi.png"><img class="alignright size-thumbnail wp-image-7178" title="20091106_derin_dusunce_org_basortusu-yasagi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/11/20091106_derin_dusunce_org_basortusu-yasagi-150x150.png" alt="" width="150" height="150" /></a>Biz çalışma hakkına ambargo konmuş başörtülü kadınlar, bu ülkenin vatandaşları olarak bazı meslekler istisna tutularak değil, kamuda ve her türlü meslekte çalışma hakkımızın anayasal olarak güvence altına alınmasını talep ediyoruz.</p>
<p>Kamu görevlerini yerine getirme konusunda erkeklerden, bu ülkenin diğer vatandaşlarından ve dünyadaki diğer ülkelerin halklarından farklı muamele görmemizi haklı bulabilen yasaksever zihniyetten <span id="more-21843"></span>sıkılmış durumdayız. Kamu hizmetinde tarafsızlığın dış görünüşte değil ancak zihniyette hayat bulabileceğini biliyoruz ve inancımıza uygun giyindiğimiz için liyakatimizin görmezden gelinip kamu hizmetinden men edilmemizi, bunun etkisiyle özel sektör şirketlerince sömürülmemizi reddediyoruz. Bu ülkenin kadınlarının yarıdan fazlasını oluşturduğumuz söylenmesine rağmen hakarete ve ayrımcılığa uğramaktan ve toplumda yok sayılmaktan ve &#8216;görünmez olmaktan&#8217; yorulduk. Verilmesi istenmeyen haklarımızın henüz vaktinin gelmediğini ya da hak talebimizin var olan diğer taleplerden daha önemsiz olduğunu duymaktan bıktık.</p>
<p>Bu haklı talebimizi bu ülkedeki tüm ezilen kesimlerinin haklarının sağlanacağı sivil bir anayasa için TBMM Anayasa Komisyonuna iletiyoruz. Bizim ne kimsenin keyfini bekleyecek hayatlarımız ne de vazgeçeceğimiz bir inancımız var. Başörtüsü konusunda olduğu gibi bir darbe ürünü olan ancak mağdur ettiği kesimlerin bile bugün kabullenir hale geldiği yasaklardan arınmış,<br />
ve hepimizin tüm farklılıklarımızla daha özgür olabileceği bir ülke talebiyle siz de imza kampanyamıza destek verin<br />
tam anlamıyla sivil bir anayasa için ortak bir ses oluşturalım.</p>
<p>Başörtülü Kadınlar.</p>
<p>https://yenianayasa.tbmm.gov.tr/gorusgonder.aspx</p>
<p>We women in Turkey who wear headscarves, and who are citizens of this country, demand the lawful right to be able to work in all jobs to be ensured in the new constitution.<br />
We are tired of being treated differently than men, than from other citizens of this country and as an exception among other countries.<br />
Despite constituting almost half of this country as covered women, demanding our rights we have constantly been told that it is too early, that we have alterior motives which we were aware and unaware of, and that it there are more important issues to be dealt with. Although women as of 2010 are finally able to attend universities with their headscarves, they are still discriminated against, treated as ‘invisible&#8217; in society and it is still forbidden for women to apply for jobs in the government sector if they wear headscarves. This makes us reliant on the whims of the the private sector, negatively affects the employment of women in general and is more importantly a breach of a basic universal right to religious and individual freedoms. This ban and attitude is one of the many products of the military coup in Turkey which we still face the consequences of today. It has succeeded in creating a divided nation in which today even the groups it aimed to suppress have accepted and internalised injustices such as this ban. We are signing this petition to demand our rights and the formation of a civillian constitution which is representative of all groups in this country and in which we are each more free with all our differences. By signing this petition, we want the government to know that we demand our rights, that we have no more lives to wait nor will accept to give up our identities. In order to achieve this we need your support and solidarity.</p>
<p>Headscarved Women in Turkey</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.avaaz.org/en/petition/Basortulu_Calisma_HakkiThe_Right_To_Work_With_My_Headscarf/" target="_blank"><strong>Destek ve imza</strong></a> </p>
<p style="text-align: left;"> </p>
<p style="text-align: left;"> </p>
<p style="text-align: left;">&#8230; Bu konuda kitap ve rapor&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-11326" title="kapak-laiklik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg" alt="" width="120" height="169" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"> Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a>Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde <strong>Yobaz Laiklik Meselesini</strong> barındıran konuları ele alıyor.<a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirebilirsiniz.</strong></a> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/e_basortusu_raporu_2009_2010.pdf" target="_blank"><img class="alignright size-thumbnail wp-image-10838" title="basortusu_yasagi1" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/08/basortusu_yasagi1-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/e_basortusu_raporu_2009_2010.pdf" target="_blank">Türkiye’de ve Dünyada Başörtüsü Raporu-2009/2010</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"> ”Türkiye’de ve Dünyada Başörtüsü Raporu-2009/2010″ adlı bu çalışma son iki yıl süresince en çok konuşulup, tartışılan temel sorunlarından biri olarak karşımızda duran başörtüsü yasağına dönük bir dökümantasyon çalışmasıdır. Raporun ana omurgasını, iki yıllık süreçte başörtüsü eksenli yaşanan hak ihlalleri ve buna karşı sergilenen tutumların, davranışların ve tavırların kronolojik bir sırada aktarıldığı almanak tarzı bir arşivleme çalışması oluşturmaktadır. Raporun sadece yasak uygulamalarından ibaret kalmaması; soruna dair gösterilen tepkilerin, politik aktörlerin demeçlerinin ve yasak karşıtı çeşitli etkinliklerin de yer alması; konu etrafında oluşan gündemin ana hatlarıyla aktarılarak, dönemin genel fotoğrafını çerçeveleme kaygısıyladır. Böylece araştırmacılar, bugün ve ileride başörtüsü sorunu etrafında yapacakları çalışmalarda, Türkiye’de ve dünyada başörtüsü sorunu etrafında 2009 ve 2010 yıllarında yaşanan gelişmeleri, oluşan gündemi izleme imkânı bulabileceklerdir. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/e_basortusu_raporu_2009_2010.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Raporu buradan indirebilirsiniz.</span></a></strong></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/05/07/destek-basortulu-calisma-hakki/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/05/07/destek-basortulu-calisma-hakki/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>27 Nisan, unutma, unutturma&#8230;</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/05/05/27-nisan-unutma-unutturma/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/05/05/27-nisan-unutma-unutturma/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 May 2012 23:22:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editörden</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Ergenekon Nedir?]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<category><![CDATA[darbe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21782</guid>
		<description><![CDATA[ 
 
27 Nisan&#8217;daki e-muhtıra için soruşturma açılmış. İyi bir şey. Geç olsun da güç olmasın. Kendi halkını düşman zanneden subayların temizlenmesi sürecek bir müddet daha. Evet&#8230;
27 Nisan 2007&#8242;de Türkiye kendi ordusundaki üniformalı eşkiyalar tarafından tehdit edilmişti. Ertesi gün siteye bir sert(?) bir kınama mesajı girmiştik. Sonra bazı yazarlarımızın isteği üzerine yumuşattık. Sıcağı sıcağına 70&#8242;ten fazla yorum [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://www.timeturk.com/resim/tr/2012/05/04/ve-27-nisan-e-muhtirasi-da-yargi-yolunda.jpg" alt="" width="296" height="218" /> </p>
<p> </p>
<p>27 Nisan&#8217;daki e-muhtıra için <a href="http://www.timeturk.com/tr/2012/05/04/ve-27-nisan-e-muhtirasi-da-yargi-yolunda.html">soruşturma açılmış</a>. İyi bir şey. Geç olsun da güç olmasın. Kendi halkını düşman zanneden subayların temizlenmesi sürecek bir müddet daha. Evet&#8230;</p>
<p>27 Nisan 2007&#8242;de Türkiye <strong>kendi ordusundaki üniformalı eşkiyalar tarafından tehdit edilmişti</strong>. Ertesi gün siteye bir sert(?) bir kınama mesajı girmiştik. Sonra bazı yazarlarımızın isteği üzerine yumuşattık. Sıcağı sıcağına 70&#8242;ten fazla yorum yapılmış. Tehdit altındaki insanların halini anlamak için ilginç bir fırsat. Buyurun, <a href="http://www.derindusunce.org/2007/04/28/kinama/">buradan okuyun</a>.</p>
<p> </p>
<p>O günlerde darbecilik ve korku siyaseti üzerine çok yazmışız, çok tartışmışız. Meselâ:</p>
<ul>
<li><a title="Permanent Link to Kurumsal Dayanışmadan Sosyal Çatışmaya (Vesayetçiliğin Doğuşu)" href="http://www.derindusunce.org/2007/04/12/kurumsal-dayanismadan-sosyal-catismaya-vesayetciligin-dogusu/">Kurumsal Dayanışmadan Sosyal Çatışmaya (Vesayetçiliğin Doğuşu)</a></li>
<li><a title="Permanent Link to Onun adı asker, canı neler ister?" href="http://www.derindusunce.org/2007/04/25/onun-adi-asker-cani-neler-ister/">Onun adı asker, canı neler ister?</a></li>
</ul>
<p>&#8230; Bu konuda e-kitap okumak için&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank">Tarih şaşırmaktır</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-medium wp-image-13449" title="tarih_sasirmaktir" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir.jpg" alt="" width="109" height="141" /></a>Evet… Tarih şaşırmaktır. Atatürk’e şaşırmak, Kürtlere şaşırmak, Lozan’a şaşırmaktır. Geçmişe hayret edip bugüne eleştirel bakabilmek, yarını hazırlamaktır Tarih. Geçmişe değil geleceğe dönüktür amacı. Özetle siyasî bir propaganda aygıtı değildir. Gaz vermek, <strong>“Asker millet”</strong> üretmek, <strong>atalarımızla gurur duymak</strong> için tarih araştırılmaz. Eğer resmî tarihin beyin yıkamasından bıktıysanız bu kitap ilginizi çekecektir… <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf"><img class="alignleft" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.jpg" alt="" width="106" height="168" /><strong>Kendi ülkesini işgal eden ordu</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;">Hiç bir yeri işgal edemeyen ordular kendi ülkelerini işgal ederler. Çünkü bir ordunun ayakta durması için insan emeği ve maddî destek gereklidir. Beceriksiz ordular disiplinsiz olduklarından <strong>YABANCI</strong> <strong>DÜŞMAN </strong>ile savaşamazlar. Kolayca yenebilecekleri <strong>İÇ DÜŞMANLAR</strong> uydururlar ve bu bahane ile kendi ülkelerini işgal ederler. Başbakan asarlar. Milletvekillerini hapse atarlar. Korumakla yükümlü oldukları halkı işkenceler altında inletirler.  İşgalciler kimseye hesap vermezler. Halkın isyan etmesine engel olmak için <strong><em>“etrafımız düşmanla çevrili”</em></strong> diyerek  <strong>KORKU PROPAGANDASI</strong> yaparlar. Eleştirilerden uzak kalmak için farklı inançlardan ve kültürlerden olan insanların birbirine düşman olması da bu eşkiyaların işine gelir. Bu sebeple terörü destekleyebilir hatta teröristlere silah ve para yardımında bulunabilirler. Okuyacağınız kitap kendi ülkesini işgal etmiş bir ordunun kısa tarihidir. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a></strong></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/05/05/27-nisan-unutma-unutturma/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/05/05/27-nisan-unutma-unutturma/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Peygamber ocağı değil tımarhane (43)</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/05/02/peygamber-ocagi-degil-timarhane-43/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/05/02/peygamber-ocagi-degil-timarhane-43/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 May 2012 15:00:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tahsin K.</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[CHP]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Silahlı Kuvvetleri]]></category>

		<category><![CDATA[Yobaz Laikler]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<category><![CDATA[İslamofobi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21719</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;8 yaşında hafızlığa başladım. Sık sık ev basılıyor, Kuran-ı Kerim bulundurmak en büyük suç. Bir elif cüzü bulunduysa vay haline! Korkudan evde ders çalışamadım. Fındık bahçesinde bana bir yer yaptılar. Orada Kur&#8217;an&#8217;a çalışıyorum. Bir baktım, bir onbaşı ve iki jandarma beni bulmuşlar. &#8220;Çabuk git babanı çağır&#8221; dediler. Gittim, babamı getirdim. Onbaşı babamı sakalından tuttu, elimdeki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/04/chp_ataturkculuk.png"><img class="alignright size-full wp-image-21721" title="chp_ataturkculuk" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/04/chp_ataturkculuk.png" alt="" width="153" height="212" /></a>&#8220;8 yaşında hafızlığa başladım. Sık sık ev basılıyor, Kuran-ı Kerim bulundurmak en büyük suç. Bir elif cüzü bulunduysa vay haline! Korkudan evde ders çalışamadım. Fındık bahçesinde bana bir yer yaptılar. Orada Kur&#8217;an&#8217;a çalışıyorum. Bir baktım, bir onbaşı ve iki jandarma beni bulmuşlar. &#8220;Çabuk git babanı çağır&#8221; dediler. Gittim, babamı getirdim. Onbaşı babamı sakalından tuttu, elimdeki Kuran&#8217;ı aldı. Babamın kafasına kafasına vurmaya başladı. (Gözleri doluyor, konuşamıyor.) Rahmetli gömleğini yırttı ve dedi ki: <strong>&#8216;Oğlum, Deli Halid Paşa&#8217;nın emir subaylığını, tabur komutanlığını yapmış adamım. Birinci Dünya Savaşı&#8217;na, İstiklal Harbine katıldım ki, bu memleketi kurtarayım da şu Kitabımı rahat rahat okuyayım diye. Keşke bu harplere girmeseydim de şimdi Kuran&#8217;ıma, dinime küfreden Bulgar piçidir deyip kendime teselli verirdim.&#8217;</strong> Alıp götürdüler babamı&#8230;&#8221;</em> <a href="http://zaman.com.tr/yazar.do?yazarno=1048" target="_blank">TAMAMI</a></p>
<p> </p>
<p>&#8230; E-Kitap okumak için&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank">Tarih şaşırmaktır</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-medium wp-image-13449" title="tarih_sasirmaktir" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir.jpg" alt="" width="109" height="141" /></a>Evet… Tarih şaşırmaktır. Atatürk’e şaşırmak, Kürtlere şaşırmak, Lozan’a şaşırmaktır. Geçmişe hayret edip bugüne eleştirel bakabilmek, yarını hazırlamaktır Tarih. Geçmişe değil geleceğe dönüktür amacı. Özetle siyasî bir propaganda aygıtı değildir. Gaz vermek, <strong>“Asker millet”</strong> üretmek, <strong>atalarımızla gurur duymak</strong> için tarih araştırılmaz. Eğer resmî tarihin beyin yıkamasından bıktıysanız bu kitap ilginizi çekecektir… <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirebilirsiniz.</strong></a><strong> </strong> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf"><img class="alignleft" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.jpg" alt="" width="106" height="168" /><strong>Kendi ülkesini işgal eden ordu</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;">Hiç bir yeri işgal edemeyen ordular kendi ülkelerini işgal ederler. Çünkü bir ordunun ayakta durması için insan emeği ve maddî destek gereklidir. Beceriksiz ordular disiplinsiz olduklarından <strong>YABANCI</strong> <strong>DÜŞMAN </strong>ile savaşamazlar. Kolayca yenebilecekleri <strong>İÇ DÜŞMANLAR</strong> uydururlar ve bu bahane ile kendi ülkelerini işgal ederler. Başbakan asarlar. Milletvekillerini hapse atarlar. Korumakla yükümlü oldukları halkı işkenceler altında inletirler.  İşgalciler kimseye hesap vermezler. Halkın isyan etmesine engel olmak için <strong><em>“etrafımız düşmanla çevrili”</em></strong> diyerek  <strong>KORKU PROPAGANDASI</strong> yaparlar. Eleştirilerden uzak kalmak için farklı inançlardan ve kültürlerden olan insanların birbirine düşman olması da bu eşkiyaların işine gelir. Bu sebeple terörü destekleyebilir hatta teröristlere silah ve para yardımında bulunabilirler. Okuyacağınız kitap kendi ülkesini işgal etmiş bir ordunun kısa tarihidir. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirebilirsiniz.</strong></a> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/zorunlu-askerlik.pdf" target="_blank"><strong>Z<span style="color: #0000ff;">orunlu Askerlik Gerekli mi? (Tartışma)</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/zorunlu-askerlik.pdf" target="_blank"><em><img class="alignleft" title="zorunlu_askerlik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/01/zorunlu_askerlik.bmp" alt="" width="102" height="142" /></em></a>Zorunlu Askerlik bir çok insanımız için bir görev ama aynı zamanda bir çile. Ülkemizi savunmanın daha akıllıca bir yolu yok mu? Bu konuyu yaklaşık bir yıl boyunca tartıştık. Üç makale işaret fişeği görevi yaptı. Yüzlerce okurumuz değişik önerilerde bulundu. Kimileri “aman dokunmayın, böyle çok iyi” derken askerliğini yapmış olan arkadaşlar tecrübelerini paylaştı. Evet, belki de ilk defa bu konu gerçekten muhatabı olanlara yani Türkiye’nin vatandaşlarına soruluyor. <strong>Zorunlu askerlik gerekli mi?</strong> Bir yıllık kolektif çalışmanın ürünü olan bu 276 sayfalık kitap konuyla ilgili herkes için birinci elden bir bilgi kaynağı. <em><a href="http://www.derindusunce.org/img/zorunlu-askerlik.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz</a>. </em></p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-11326" title="kapak-laiklik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg" alt="" width="102" height="144" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"> Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a>Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde <strong>Yobaz Laiklik Meselesini</strong> barındıran konuları ele alıyor.<a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirebilirsiniz.</strong></a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/05/02/peygamber-ocagi-degil-timarhane-43/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/05/02/peygamber-ocagi-degil-timarhane-43/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kemalizmin Zararları (16): Sanatçıyı rezil eder!</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/05/02/kemalizmin-zararlari-16-sanatciyi-rezil-eder/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/05/02/kemalizmin-zararlari-16-sanatciyi-rezil-eder/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 May 2012 22:23:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tahsin K.</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizmin Zararları]]></category>

		<category><![CDATA[Sanat]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<category><![CDATA[devrim]]></category>

		<category><![CDATA[Çirkinlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21753</guid>
		<description><![CDATA[
“Ruhunda müzik olmayan, ahenkli bir müzikle duygulanmayan bir adam ancak ihanet, içten pazarlık ve tecavüz için vardır. Ruhunun halleri gece gibi ölümcül bir sessizlik ve hisleri Cehennemlerin Efendisi Erebus gibidir. Kollayın kendinizi böyle bir adamdan! Müzik dinleyelim.” (William Shakespeare, Venedik Taciri, Sahne 20*)
Adalet kaygısı olmayan bir rejimin estetik kaygısı da olamaz. Onun içindir ki Atatürk&#8217;ten geriye [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/08/kemalist-kafa-trasi1.jpg" alt="" width="167" height="213" /></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>“Ruhunda müzik olmayan, ahenkli bir müzikle duygulanmayan bir adam ancak ihanet, içten pazarlık ve tecavüz için vardır. Ruhunun halleri gece gibi ölümcül bir sessizlik ve hisleri Cehennemlerin Efendisi Erebus gibidir. Kollayın kendinizi böyle bir adamdan! Müzik dinleyelim.” (<a title="William Shakespeare" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/William_Shakespeare">William Shakespeare</a>, <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Venedik_Taciri">Venedik Taciri</a>, Sahne 20<strong>*</strong>)</em></p>
<p>Adalet kaygısı olmayan bir rejimin estetik kaygısı da olamaz. Onun içindir ki Atatürk&#8217;ten geriye güzel bir mimarî eser, bir resim ekolü ya da cumhuriyet edebiyatı kalmadı. (Bkz. <a href="http://www.derindusunce.org/2010/08/10/cirkin-cumhuriyet-ve-mana%E2%80%99siz-maneviyat/">Çirkin Cumhuriyet ve Mânâ&#8217;sız Maneviyat</a>) Kuzey Kore ve Komünist Çin&#8217;i anımsatan propaganda amaçlı devasa heykeller, hapishane gibi bir Anıtkabir, <strong><em>&#8220;Atam! Atam!&#8221;</em></strong> diye başlayan, dalkavuk şiirler&#8230; Atatürk ve takipçisi olan kemalistler bir çok şeyi rezil ettikleri gibi tiyatroyu da aletleştirdiler, ucubik devrimlerine meze yaptılar. Oyun yazarları ve aktörlere ise rejimin borazanlığını yapmak düştü:</p>
<blockquote><p><em>&#8220;1932&#8242;de Atatürk&#8217;ün <strong>Faruk Nafız Çamlıbel</strong>&#8216;e yazdırdığı <strong>Akın</strong>&#8216;da Türklerin Orta Asya&#8217;dan bütün dünyaya medeniyeti taşıması anlatılır. Tabii kastedilen şöyle bir medeniyettir:  </em></p>
<p><strong><em>&#8220;Çivisinden tanırlar Türk atının nalını<br />
</em></strong><strong><em>Uçurun dört taraftan Asya&#8217;nın kartalını<br />
</em></strong><em><strong>Karşı çıkanlara siz sevgi atın, nur atın,<br />
</strong><strong>Anlamayan olursa ok ucuyla anlatın&#8221;</strong></em></p>
<p><em>Atatürk&#8217;ün katıldığı temsillerde bu Akın çok beğenilince devamı olarak <strong>Özyurt</strong>&#8216;u yazmış Faruk Nafiz. Türkler kaldıkları yerden dünyaya medeniyeti getirmeye devam etmiş bu oyunda. [...] Cumhuriyet&#8217;in ilk yıllarında Tiyatro o kadar rejimin hizmetindeymiş ki 1934&#8242;te sırf İran Şahı Türkiye&#8217;ye gelecek diye Atatürk, Türk-İran dostluğunu anlatmak üzere tiyatroculara <strong>Öz Soy</strong> oyununu sipariş etmiş.&#8221;</em> <a href="http://www.taraf.com.tr/yildiray-ogur/makale-bayonder.htm" target="_blank">TAMAMI</a></p></blockquote>
<p><img class="alignright" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/08/20081106_derin_dusunce_org_kemalist_kadin.jpg" alt="" width="150" height="150" />Sanatçının elbette politik tercihleri olabilir, eserlerinde bunları yansıtabilir. Ama o sanatı yaşayanlar yani seyirciler, okuyucular özgür oldukları müddetçe sanattan bahsedilebilir. Aksi takdirde bu bir beyin yıkamadan ibaret olacaktır:</p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>&#8220;Sartre “sanat için sanat” yapmaya karşı olduğu kadar “sosyalist gerçekçiliğe” de karşı. Fildişi kulelerde üretilen sorumsuz güzellikler ona göre değil. Fakat  edebiyat siyasî propaganda derekesine de düşürül<span style="text-decoration: underline;">me</span>meli.<strong> Edebiyat zulme direnirken siyasî projelere alet ol<span style="text-decoration: underline;">ma</span>malı. Zira propaganda manipüle eder, köleleştirir. Oysa edebiyat bunun zıddıdır. Hür insanların hür vicdanlarına hitab eder. Propaganda ise edebiyatın ölümüdür.</strong> Gerçekten de zulme direnirken propaganda yoluyla yeni zulümlere kapı açma tehlikesi var. İnsan aklının, vicdanının, özgürlüğün hiç bir zaman devre dışı bırakıl<span style="text-decoration: underline;">ma</span>ması gerek. Yoksa varılacak yer totalitarizm olacaktır.&#8221;</em> (Bkz. <a title="Permanent Link to Kaliteli Ateizmin Faydaları ve Sartre(1)" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2012/04/29/kaliteli-ateizmin-faydalari-ve-sartre1/">Kaliteli Ateizmin Faydaları ve Sartre</a>)</p>
<p style="padding-left: 30px;"> </p>
<p>&#8230;E-Kitap okumak için&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/sanat_kibrit.pdf" target="_blank"><strong>Sanat karanlıkta çakılmış bir kibrittir…</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><em><a href="http://www.derindusunce.org/img/sanat_kibrit.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-medium wp-image-8557" title="sanat_kibrit" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/sanat_kibrit.jpg" alt="" width="130" height="181" /></a> ”…Neden bir natürmorta iştahla bakmıyoruz? Tersine ressam “yiyecek-gıda” elmayı silmiş, elmanın elmalığı ortaya çıkmış. Gerçek bir elmaya bakarken göremeyeceğimiz bir şeyi gösteriyor bize sanatçı. İlk harfi büyük yazılmak üzere Elma’yı keşfediyoruz bütün orjinalliği, tekilliği ile…” </em></p>
<p style="text-align: justify;">Bu kitapta Derin Düşünce yazarları sanatı ve sanat eserlerini sorguluyor. Toplumdaki yeri, siyasî, etik ve felsefî yönüyle… Denemelerin yanı sıra son dönemde öne çıkan, ekranları, kitap raflarını dolduran eserlere (veya ürünlere?) dair eleştiriler de bulacaksınız. <a href="http://www.derindusunce.org/img/sanat_kibrit.pdf" target="_blank">Buradan indirin.</a> </p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/05/02/kemalizmin-zararlari-16-sanatciyi-rezil-eder/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/05/02/kemalizmin-zararlari-16-sanatciyi-rezil-eder/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Cumhuriyet Müslümanlığı</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/05/01/cumhuriyet-muslumanligi/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/05/01/cumhuriyet-muslumanligi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 May 2012 10:24:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafacan Özdemir</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[CHP]]></category>

		<category><![CDATA[Cumhuriyet Müslümanlığı]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Laiklik]]></category>

		<category><![CDATA[Yobaz Laikler]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<category><![CDATA[İslam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21739</guid>
		<description><![CDATA[Din şüphesiz bu hayata dair en kutsiyet arz eden hadiselerden biridir. Temelinde inanç vardır ve inanmak bazı durumlarda koşulsuz nedensiz inanmayı da beraberinde getirir. Günümüz itibariyle bir şeylere kutsiyet atfetmek, tam manasıyla teslim olmak bir hayli güç bir hal aldı. Pozitivizm sonrası özellikle her şeyi akıl ile bilim ile izah çabaları ve deney yoluyla ispat [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/05/laiklik_kemalizm.gif"><img class="alignright size-full wp-image-21741" title="laiklik_kemalizm" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/05/laiklik_kemalizm.gif" alt="" width="227" height="194" /></a>Din şüphesiz bu hayata dair en kutsiyet arz eden hadiselerden biridir. Temelinde inanç vardır ve inanmak bazı durumlarda koşulsuz nedensiz inanmayı da beraberinde getirir. Günümüz itibariyle bir şeylere kutsiyet atfetmek, tam manasıyla teslim olmak bir hayli güç bir hal aldı. Pozitivizm sonrası özellikle her şeyi akıl ile bilim ile izah çabaları ve deney yoluyla ispat etme ihtiyacı insanlarda bir takım farklı hisler uyandırmaya başladı. Şüphesiz her dönemde olduğu gibi bu dönem ve sonrasında da metafiziği reddetmeyen, ilahi kelamların varlığına sorgulayıp inanan insanlar mevcudiyet gösterdiler.</p>
<p> Cumhuriyet Müslümanlığı tam olarak bu noktada kendine mevzi aldı. Çünkü İslam kelime anlamı ile teslim olmak demekti ve bu kutsiyete teslim olanlar bir takım radikal değişikliklerin, bir takım kısıtlamaların karşısında dimdik duracaklardı. Cumhuriyet rejimi kendine en başından bir ‘‘kara liste&#8221; hazırlamıştı ve bu listenin üzerini zamanla tek tek çizmeyi planlamıştı.</p>
<p><img class="alignright" src="http://www.haksozhaber.net/images/other/12467.jpg" alt="" width="217" height="162" /> 1924 Anayasası devletin dinini İslam olarak belirlemişti. Yeni kurulan rejimin erken infilakını önlemek için atılan bu stratejik hamle şüphesiz yerini bulmuştu. Halk yavaş yavaş ısındırılıyor, yönlendiriliyor, bu yönlendirme karşısında direnenler ise bertaraf ediliyordu. 1928 değişiklikleri sürecinde devletin dini bölümü anayasadan kaldırıldı. Andiçmelerine ilişkin 16. ve 38. Maddelerindeki ‘‘Vallahi&#8221; sözcüğünün 1928&#8242;de kaldırılıp yerine ‘‘namusum ve şerefim üzerine&#8221; ibaresinin konmasını da bu çerçeve içinde görmek gerekir. Zemin Fransız Laiklik anlayışına uygun hale getirilmeye başlanmıştı. 1937 yılına gelindiğinde anayasa da gerçekleşen son değişiklik parti devlet statüsünü kazandırmış, CHP&#8217;nin ‘‘6 ok&#8221; ilkesi değiştirilmeden anayasaya alınmış ve laiklik bu şekilde anayasal bir statü kazanmıştır.</p>
<p> Lise dönemi dahil bana anlatılan laiklik hep din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıyla sınırlı tutuldu. Oysa Fransız tipi laiklik anlayışını alan Türkiye Cumhuriyeti bu anlayışın felsefesini değiştirmiş ve dini devletin tekeline almıştı. Her yönden devlet insanı yaratmayı, ideal vatandaş oluşturmayı <span id="more-21739"></span>ilke edinen Türkiye Cumhuriyeti din konusunu da es geçmemiş ve devlet dini yaratmayı uygun bulmuştu. Yeni Cumhuriyet yolunu seçmiş Türklüğü temel edinip tüm yapıyı Türklük üzerine kurmayı düşünmüştü. Öyle ki bu topraklar üzerinde yaşan herkes Türktü. Güneş dil teorilerine kadar gidecek süreçte 1932 yılında artık ezan Türkçe okunmaya başlamıştı. Hatta namaz da okunacak duaların dahi Türkçe okunması istenmiş fakat bir türlü bu başıbozuklar(!) zapt edilememişti.</p>
<p><img class="alignright" src="http://www.bugun.com.tr/newsFiles/1/0/1/0/0/0/0/0/1/0/0/0/0/0/0/0/file/82177.jpg" alt="" width="200" height="235" /> Buraya kadar genel bir kuruluş dönemi ve sonrası yolunu ortaya koymaya çalıştım. Şimdi daha net, somut olaylar ve örnekler üzerinden hadisenin ne ölçüde tehlikeli bulunup üzerine kafa yorulduğunu göstermeye çabalayalım.</p>
<p> Laiklik temelini  ‘‘sekülerizm&#8221; den almıştır. Bugün sık sık birbirinin yerine ikame edilen kelimeler olsalar da aslına bakılırsa bire bir değildirler. Sekülerizm üst başlık, laiklik ise alt başlık olarak metafor halinde sunulabilir. Sekülerizm şüphesiz Cumhuriyet&#8217;in köklerine, iliklerine kadar işlemiş bir düşünce sistemidir. Klaus Kreiser&#8217;in Atatürk kitabında yer alan bir metinden devam edelim:</p>
<p style="padding-left: 30px;"> <em>‘&#8217; Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır.&#8221;</em></p>
<p> Bu cümlede benim takıldığım asıl nokta şeyh, derviş ve müritlerin meczuplarla bir tutulmasıdır. Burada ki meczup tasavvufi boyutta mı kullanılmıştır yoksa sokak dili düsturunda mı kullanılmıştır son derece muallak içerisinde. Bundan geçsek dahi dini metaların yerini medeniyet denen tarikata bırakması gerektiği söylenmiştir. Son derece pozitivist, son derece mana aleminden yoksun bırakılmaya azmedilmiş bir memleket portresi hiç şüphesiz.</p>
<p> Yine aynı kitapta geçen her yurttaşın son derece aşina olduğu bir cümle daha:</p>
<p style="padding-left: 30px;"> <em>‘‘ Dünyada her şey için, medeniyet için, hayat için, muvaffakiyet için en hakiki mürşit ilimdir, fendir. İlim ve fennin haricinde mürşit aramak gaflettir, cehalettir, dalalettir.&#8221;</em></p>
<p><em><img class="alignright" src="http://www.nebeonline.com/images/news/mahyada-tek-partili-donem-3140.jpg" alt="" width="220" height="190" /> </em>Cumhuriyet Müslümanlığı tartışıldığında aslında bu konunun bugüne kadar gelen bir çok kanayan yaraya ilk bıçak darbesini vurduğunu düşünüyorum. Dönemin Kürt halkı çok dindar bir yapıya sahipti ve vatana bağlılığının en kuvvetli sebebi hiç şüphesiz din kardeşliğinden gelmekteydi. Cumhuriyet Müslümanlığı bu bölge üzerinde şüphesiz çok daha fazla eleştirel karşılandı. Dönemin isyanlarının çok büyük kısmının din odaklı olduğunu söylememe gerek dahi yok sanırım. Cumhuriyet Müslümanlığı bu bölgeyi adeta kendine yabancılaştırdı. Asimile etme çabaları çok fazla ölüm, kan ve gözyaşına sebebiyet verdi. Dini bütün bir halkı ‘‘laikleştirme&#8221; konusunda kısmen de başarılı olduğunu söylemek gerekir. Fakat laikleşen kesimin kontrolünün çok daha fazla zorlaşacağını bir çok olayda olduğu gibi yine öngöremeyen bir yapıyla karşı karşıyayız.</p>
<p> İttihat ve Terakki kadrosunun Cumhuriyet&#8217;in kuruluşu aşamasında son derece faal olduğunu gördüğümüz gibi ilerleyen süreç içerisinde de fikirsel bazda etkinliğini kaybetmemiştir. Mustafa Yalçın&#8217;ın Jöntürklerin Serüveni adlı kitabında Ali Suavi&#8217;ye ayrılan bir bölümde yazdıkları son derece ilginçtir:</p>
<p style="padding-left: 30px;"> <em>‘‘ &#8230; 1876 yılında Meşrutiyetin ilanı ve Abdülhamid&#8217;in tahta çıkışı ile İstanbul&#8217;a döndü. İstanbul&#8217;da tercüme heyetine memur olarak atandı. Bir süre sonra Galatasaray müdürlüğüne getirildi. Bu arada eski tarzda davranışlarını sürdürdü, kitlelere yönelik fikirlerini yaymaya koyuldu. Bu fikirleri ilginçtir ki , devlet içinde laikliğin uygulanması ile başlıyor ve oradan, ibadetlerde Türkçe ezan ve Kur&#8217;an okunmasına kadar gidiyordu&#8230;</em></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em> O, renkli bir kişiliğe sahip ama son derece karmaşık bir tipti. Yeni Osmanlılar arasında sürekli olarak dikkatleri üzerine çekerdi. Böylece kendinden sonra gelenler üzerinde bir etki bırakmıştır. İslami bir eğitim almadığı halde, vaiz olarak şöhret sahibi olmuştu. Halkı etkilemesini iyi başarıyordu. Fikirleri, hayatı gibi zıtlıklarla doluydu. İslami bir konuyu umursamaz davrandığı da çoğu zaman görünürdü. Hilafete şiddetle karşı çıkar, laik sistemin uygulanmasını isterdi. Ümmet bütünlüğünde ayakta duran Osmanlı içinde, Türk Milliyetçiliği&#8217;ni savunurdu. Camilerde her şeyin Türkçe olmasını isterdi. Yeri geldiğinde Türkçü olarak görünür, yeri geldiğinde de İslamcı bir kimlik takınırdı. Zamana ve şartlara göre davrandığı da söylenebilir. Kur&#8217;an-ı Kerim ve hutbelerin Türkçe okunmasını savunuyor, namazın Türkçe olmasını istiyordu. Bu fikirler yıllar sonra Türk devletinin kuruluşunda başka boyutlarla gün yüzüne çıkacaktı..&#8221;</em></p>
<p><img class="alignright" src="http://t2.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcRtcuuQjhhMBpGW2NapQRnwbTgtiibwO6X3t8W6bG1J7BzO7hnsFVnF01qx" alt="" width="177" height="285" /> Çok tanıdık gelen hadiselerin olduğu kesin. Özellikle Türkçe ezan okunduğu 1932-50 dönemi arası camilerde ibadet dilinin dahi Türkçe olması istenmiştir. Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;in emir niteliğindeki surelerinin çıkarılması dillendirilmiş adeta yeni bir devlet dini yaratılması amaçlanmıştır. Şüphesiz yazarında değindiği benim de kanaatim olan hadise ümmet anlayışının tamamen yok edilmeye çalışılması, yeni bir din yaratma anlayışına kadar gidilmeye cesaret edilmesi bu ülke insanın aklının bir köşesinde hep soru işaretini bırakmıştır.</p>
<p> Batı karşısında gelinen noktada ilmin fennin denildiği gibi alınmasından çok daha öteye geçmiştir. Öyle ki devlet zoruyla kıyafete şekil verilmeye çalışılmıştır. Bu uğurda insanlar canlarından olmuşlardır. İnancı gereği örtünen insana inancının bu kadar örtünmeyi gerektirmediği farklı şekilde daha açık giyinen insana da bunun da yerinde olmadığı şöyle anlatılmıştır:</p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>‘‘ Şehirlerdeki kadınlarımızın tarz-ı telebbüs ve tesettüründe ( giyim ve örtünme biçiminde) iki şekil tecelli ediyor; ya ifrat, ya da tefrit görülüyor. Yani ya ne olduğu bilinemeyen, çok kapalı, çok karanlık bir şekl-i harici gösteren bir kıyafet, veyahut Avrupa&#8217;nın çok serbest balolarında bile kıyafet-i hariciye olarak arzedilemeyecek kadar açık bir telebbüs. Bunun her ikisi de şeriatın tavsiyesi, dinin emri haricindedir. Bizim dinimiz kadını ı tefritten de, bu ifrattan da tenzih eder.&#8221;</em></p>
<p> Laiklik yolunda kurulmak istenen düzende sac ayaklarından biri olarak görülen medeniyet anlayışının en önemli kolu olan giyim kuşam meselesinde şeriat kıstas alınıyor. Zannımca rejimin neden bu kadar çok sıkıntıyla baş başa kaldığının en net kanıtlarından biridir. Sürekli çelişen, sürekli çıkarcı bir tutum içinde işine geleni kendisi için kullanma yaklaşımı yani salt pragmatizm. Cumhuriyetçi Müslümanlığı tam olarak bu noktada yer almaktadır. Dini, kendi istek ve arzuları doğrultusunda kullanma.</p>
<p><em>‘‘ Din halkın afyonudur.&#8221;</em> Sözü sanırım hiç oturmadığı kadar cuk oturur Cumhuriyetçi Müslümanlık anlayışına.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>… E-Kitap okumak için…</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank">Tarih şaşırmaktır</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-medium wp-image-13449" title="tarih_sasirmaktir" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir.jpg" alt="" width="109" height="141" /></a>Evet… Tarih şaşırmaktır. Atatürk’e şaşırmak, Kürtlere şaşırmak, Lozan’a şaşırmaktır. Geçmişe hayret edip bugüne eleştirel bakabilmek, yarını hazırlamaktır Tarih. Geçmişe değil geleceğe dönüktür amacı. Özetle siyasî bir propaganda aygıtı değildir. Gaz vermek, <strong>“Asker millet”</strong> üretmek, <strong>atalarımızla gurur duymak</strong> için tarih araştırılmaz. Eğer resmî tarihin beyin yıkamasından bıktıysanız bu kitap ilginizi çekecektir… <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirebilirsiniz.</strong></a><strong> </strong> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf"><img class="alignleft" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.jpg" alt="" width="106" height="168" /><strong>Kendi ülkesini işgal eden ordu</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;">Hiç bir yeri işgal edemeyen ordular kendi ülkelerini işgal ederler. Çünkü bir ordunun ayakta durması için insan emeği ve maddî destek gereklidir. Beceriksiz ordular disiplinsiz olduklarından <strong>YABANCI</strong> <strong>DÜŞMAN </strong>ile savaşamazlar. Kolayca yenebilecekleri <strong>İÇ DÜŞMANLAR</strong> uydururlar ve bu bahane ile kendi ülkelerini işgal ederler. Başbakan asarlar. Milletvekillerini hapse atarlar. Korumakla yükümlü oldukları halkı işkenceler altında inletirler.  İşgalciler kimseye hesap vermezler. Halkın isyan etmesine engel olmak için <strong><em>“etrafımız düşmanla çevrili”</em></strong> diyerek  <strong>KORKU PROPAGANDASI</strong> yaparlar. Eleştirilerden uzak kalmak için farklı inançlardan ve kültürlerden olan insanların birbirine düşman olması da bu eşkiyaların işine gelir. Bu sebeple terörü destekleyebilir hatta teröristlere silah ve para yardımında bulunabilirler. Okuyacağınız kitap kendi ülkesini işgal etmiş bir ordunun kısa tarihidir. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirebilirsiniz.</strong></a> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf"><span style="color: #0000ff;"><strong>Kadın hakları ve Kemalizm </strong></span></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><strong><img class="alignleft size-medium wp-image-6982" title="20091025_derin_dusunce_org_kadin_kemalizm" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/10/20091025_derin_dusunce_org_kadin_kemalizm-229x300.jpg" alt="" width="121" height="171" /></strong></span></a></p>
<p class="entry" style="text-align: justify;"> <strong>“Kemalizm Türk kadınına özgürlük verdi”</strong> gibi sloganlarla düşünmeye daha doğrusu ezberlemeye itildiği için sık sık  şaşırmaya mahkûm bir kuşak bizimki. Tarihi, belgeleri, siyasî söylemleri ve sloganları aklın imtihanına tabi tutan herkes hayretler içinde kalıyor. <strong>“İyi de biz bunu bunca sene nasıl yuttuk?”</strong> diye sormaktan alamıyoruz kendimizi.  Kemalist düşüncenin, çağdaşlığın ve Atatürk devrimlerinin yılmaz bekçisi <strong><em>“çağdaş Türk kadını’nın sesi”</em></strong> Cumhuriyet Gazetesi’nin başyazarı olan Yunus Nadi kadınların siyasete atılmasına nasıl tepki vermiş meselâ?  <strong>“Havva’nın kızları, Meclis’e girip yılın manto modasını tartışacak” </strong><strong> </strong>Kadınlar Halk Fırkası kapatılınca yerine Türk Kadınlar Birliği kurulmuş. O da kapatılınca Cumhuriyet Gazetesi’nde şu başlık atılmış:  <strong>“Türk Kadınlar Birliği kapatıldı, fesat çıkaran hatun kişilere haddi bildirildi.” </strong>Derin Düşünce Fikir Platformu yakasını resmî tarihten kurtarmak isteyen okurlarına ezber bozan bir kitap öneriyor : <a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf"><strong><span style="color: #0066cc;">Kadın hakları ve Kemalizm ilişkisine alternatif bir bakış</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-11326" title="kapak-laiklik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg" alt="" width="102" height="144" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"> Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a>Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde <strong>Yobaz Laiklik Meselesini</strong> barındıran konuları ele alıyor.<a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirebilirsiniz.</strong></a> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/05/01/cumhuriyet-muslumanligi/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/05/01/cumhuriyet-muslumanligi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Peygamber ocağı değil tımarhane (42)</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/04/28/peygamber-ocagi-degil-timarhane-42/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/04/28/peygamber-ocagi-degil-timarhane-42/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Apr 2012 10:59:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aisha Benghazi</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Ergenekon Nedir?]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Militarizm]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Silahlı Kuvvetleri]]></category>

		<category><![CDATA[Yobaz Laikler]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<category><![CDATA[darbe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21694</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;&#8230; Mescitte bir Kur&#8217;an-ı Kerim bulduk. Bir subay ya da Tabur komutanı &#8220;Paşa bu Kuran-ı görünce çıldırır ve bizi perişan eder&#8221; dedi. Kendi aramızda istişare ettik ve Kur&#8217;an-ı Kerimin mescitten çıkartılmasına ve saklanmasına karar verildi &#8230;&#8221; TAMAMI
Share on Facebook]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p><em>&#8220;&#8230; Mescitte bir Kur&#8217;an-ı Kerim bulduk. Bir subay ya da Tabur komutanı <strong>&#8220;Paşa bu Kuran-ı görünce çıldırır ve bizi perişan eder&#8221;</strong> dedi. Kendi aramızda istişare ettik ve Kur&#8217;an-ı Kerimin mescitten çıkartılmasına ve saklanmasına karar verildi &#8230;&#8221;</em> <a href="http://www.timeturk.com/tr/2012/04/28/a.html" target="_blank">TAMAMI</a></p></blockquote>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/04/28/peygamber-ocagi-degil-timarhane-42/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/04/28/peygamber-ocagi-degil-timarhane-42/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Her 27 Nisanın bir de 28 Nisanı vardır&#8230;</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/04/27/her-27-nisanin-bir-de-28-nisani-vardir/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/04/27/her-27-nisanin-bir-de-28-nisani-vardir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Apr 2012 18:34:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Uğur Şahin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[12 Eylül]]></category>

		<category><![CDATA[27 Mayıs]]></category>

		<category><![CDATA[28 subat]]></category>

		<category><![CDATA[Ergenekon Nedir?]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Militarizm]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Silahlı Kuvvetleri]]></category>

		<category><![CDATA[Türk faşizmi]]></category>

		<category><![CDATA[darbe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21674</guid>
		<description><![CDATA[ 
 
&#8230; Unut-MA-mak için bir e-kitap&#8230;
Kendi ülkesini işgal eden ordu
Hiç bir yeri işgal edemeyen ordular kendi ülkelerini işgal ederler. Çünkü bir ordunun ayakta durması için insan emeği ve maddî destek gereklidir. Beceriksiz ordular disiplinsiz olduklarından YABANCI DÜŞMAN ile savaşamazlar. Kolayca yenebilecekleri İÇ DÜŞMANLAR uydururlar ve bu bahane ile kendi ülkelerini işgal ederler. Başbakan asarlar. Milletvekillerini hapse [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/04/27_nisan.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-21675" title="27_nisan" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/04/27_nisan.jpg" alt="" width="458" height="211" /></a> </p>
<p> </p>
<p>&#8230; Unut-MA-mak için bir e-kitap&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf"><img class="alignleft" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.jpg" alt="" width="106" height="168" /><strong>Kendi ülkesini işgal eden ordu</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;">Hiç bir yeri işgal edemeyen ordular kendi ülkelerini işgal ederler. Çünkü bir ordunun ayakta durması için insan emeği ve maddî destek gereklidir. Beceriksiz ordular disiplinsiz olduklarından <strong>YABANCI</strong> <strong>DÜŞMAN </strong>ile savaşamazlar. Kolayca yenebilecekleri <strong>İÇ DÜŞMANLAR</strong> uydururlar ve bu bahane ile kendi ülkelerini işgal ederler. Başbakan asarlar. Milletvekillerini hapse atarlar. Korumakla yükümlü oldukları halkı işkenceler altında inletirler.  İşgalciler kimseye hesap vermezler. Halkın isyan etmesine engel olmak için <strong><em>“etrafımız düşmanla çevrili”</em></strong> diyerek  <strong>KORKU PROPAGANDASI</strong> yaparlar. Eleştirilerden uzak kalmak için farklı inançlardan ve kültürlerden olan insanların birbirine düşman olması da bu eşkiyaların işine gelir. Bu sebeple terörü destekleyebilir hatta teröristlere silah ve para yardımında bulunabilirler. Okuyacağınız kitap kendi ülkesini işgal etmiş bir ordunun kısa tarihidir. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a></strong></p>
<p> </p>
<p>&#8230; ve eskimeyen bir konu&#8230;</p>
<p> </p>
<h3><a title="Permanent Link to Türk ordusu neden (artık) darbe yapamıyor? (Darbe Tekniği - Curzio Malaparte)" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2010/07/26/turk-ordusu-neden-artik-darbe-yapamiyor-darbe-teknigi-curzio-malaparte/">Türk ordusu neden (artık) darbe yapamıyor?  / Darbe Tekniği - Curzio Malaparte</a></h3>
<div class="entry">
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/07/20091224_derin_dusunce_org_ilker_basbug.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/07/ergenekon-nedir.jpg"><img class="size-medium wp-image-10664   alignright" title="ergenekon-nedir" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/07/ergenekon-nedir.jpg" alt="" width="223" height="233" /></a> Hiç bir yeri işgâl edemeyecek kadar <strong>beceriksiz ordular kendi ülkelerini işgâl edip</strong> ganimet toplarlar. Budur darbe. Geniş çaplı bir silahlı soygundur. Bu kanlı soygunu başarabilmek için de ülke içinde ve dışında her güçle suç ortaklığı yapar darbeciler. Fakat darbe bile yapamayacak kadar beceriksiz ordular ne yaparlar? Sarıkız? Ayışığı?</p>
<p>Uzun zamandır bahsetmek istediğim kitaplardan biri <a href="http://urun.gittigidiyor.com/HUKUMET-DARBE-TEKNIGI-TRN_W0QQidZZ7920754">Darbe tekniği </a>(1) :</p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>“Bu kitaptan nefret ediyorum. Bütün kalbimle nefret ediyorum. Bana şöhret getirdi. Adına şöhret dediğimiz o değersiz şeyin kaynağı olan bu kitap aynı zamanda bütün dertlerimin de kaynağı oldu. Aylarca hapiste kaldım. Polisten eziyet ve taciz gördüm. Arkadaşlarımın ihanetine uğradım….”</em></p>
<p>Böyle diyor Malaparte kendi kitabı hakkında. İyi ama neden bu kadar çok belayı üzerine çekti? Ne yazıyor bu kitapta? Kanaatimce yazarın suçu(!) fazla açık sözlü, fazla tarafsız ve fazla öğretici olması: <strong>“Modern bir devlet nasıl ele geçirilir ve muhtemel bir darbe girişimine karşı hükümet nasıl korunur?”</strong> Kitabın konusu bu. Ne bir ideoloji, ne sınıf kavgası, ne üstün ırk, ne kapitalizm, ne emperyalizm.</p>
<p>İşte tam da bu yüzden bu minnacık kitap bizi ilgilendiriyor. Türkiye’de olup bitenlere, başbakan asmalara, başarısız darbelere, andıçlara, Gülen Cemaatinin devlete, özellikle de polise “sızmasına” ışık tutuyor.</p>
<p>Kitabın yazarı Curzio Malaparte (ki gerçek adı <span id="more-21674"></span>Kurt Erich Suckert) <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Toskana">İtalya’nın Toskana bölgesinde</a> Alman bir babanın çocuğu olarak dünyaya gelmiş. Malaparte’nin hayatı (1898-1957) adeta düşmüş bir uçağın kara kutusu gibi. 1900′lerin Avrupa’sının ulus-devlet kavgasının tam göbeğinde yaşıyor yazar. Etnik farkların, ulusal sınırların, faşizmin kan gölüne çevirdiği bu yıllar Malaparte’yi ve düşüncelerini savuruyor ordan oraya: Toskanalılar arasında büyüyor, 16 yaşında Fransız ordusuna katılıyor, bir de madalya kazanıyor. 1918 baharında kimyasal silahlarla akciğeri sakatlanıyor. Diplomaside kısa bir durak, Versailles Barış konferansına katılıyor. 1921′de İtalya’ya dönerek Faşist Parti’ye (<em>Partito Nazionale Fascista</em>) katılıyor. Sosyalist fikirlerine ve askerî cesaretine aldandığı Mussolini ile “kapışması” gecikmiyor… Hikâye uzun. Ama Malaparte hep doğru yerde ve doğru zamanda bulunuyor. “Modern” devletlerdeki başarılı ve başarısız hükümet darbelerini gölge gibi izliyor yazarımız: Polonya, Fransa, İtalya, Almanya…</p>
<p>Tabi “modern devlet” derken 1930′lerdeki modernliği anlamak gerek. Demiryolları, telgraf ve fabrikalarla, işçisi, mühendisiyle endüstrileşmiş “modern” devletler söz konusu. Endüstrileşme çok büyük önem taşıyor zira dev bir makineye dönüşmüş olan bu ülkelerde halkın <strong>“karnının doyması”</strong>  tarım toplumlarına kıyasla çok daha merkezî bir yapı sayesinde gerçekleşiyor. Bürokrasi, devletin demir yolları, devletin postası, devletin ordusu… 1930′lardaki “olgunlaşma” ile doruk noktasına varan Avrupa tarzı ulus-devlet modeli özünde dönemin teknolojisiyle de doğrudan ilişkili.</p>
<ul>
<li>Milyonlarca işçiyi bir günde askere çeviren makineli tüfek ve top,</li>
<li>Büyük birlikleri eşgüdüm içinde hareket ettirmeyi sağlayan tren ve telgraf,</li>
<li>“Ulus bilinci” denen propagandanın önünü açan matbaa ve ulusal gazeteler,</li>
<li>Azınlık dilleri yasaklanırken ulusal dillerin zorunlu olması,</li>
<li>Zorunlu askerlik,</li>
<li>Grev yapan işçilerin öldürülmesi…</li>
</ul>
<p>Bütün bunlar bir kaç asıra yayılan ve iki dünya savaşıyla neticelenen bir fikrî ve vicdanî dekorun parçaları. Ne yazık ki Türkiye’ye de bulaştı bu “Frenk” hastalığı ve 1915 Ermeni katliamı, 1938 Dersim katliamı gibi faciaları mümkün kıldı. (İlgilenen okurlarımız “<strong> </strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong>Türkiye’nin Ulus-Devlet Sorunu</strong></a>” isimli kitabımızda hem Avrupa açısından hem de Türkiye açısından detaylı bilgi bulabilirler)</p>
<p><strong>Darbe nasıl yapılır?</strong></p>
<p>1917 Devrimi’nin önde gelen isimlerinden biri Lev Troçki (Лев Давидович Троцкий). Bu kitabın da belki en önemli kişisi, anahtarı. Troçki’nin darbe teorisi çok net bir biçimde anlatılıyor kitapta:</p>
<p style="padding-left: 30px;"><strong><em>“Darbe politik değil teknik bir iştir. Sınırlı bir alanda, devletin  hayatî organlarına dosdoğru ve sert bir şekilde vuracak teknisyenler gerekir. Dolayısıyla darbeyi mümkün kılmak sosyal ve politik çabalarla olmaz. Organizasyon, taktik ve teknik bilgi ister.”</em></strong></p>
<p>Potemkin Zırhlısı gibi propaganda filmlerinin etkisindeki zihnimiz 1917 devrimini bir halk ayaklanması,  geniş halk yığınlarının başarısı gibi görür ama Malaparte’nin gözünde hadise çok daha “teknik”. Troçki Moskova’yı küçük bölgelere ayırmış ve stratejik noktalar belirlemiştir. Tren garları, elektrik, gaz dağıtım merkezleri, telgraf büroları… <strong>Kısaca devletin işlemesini sağlayan her şey</strong>. Plan nispeten basittir. Bu stratejik noktaları ele geçirmek, devleti durdurmak, darbeyi yapan ekibin (kendini ispat etmek) istediği anda yeniden işletmek. Böylece “yeni hükümeti” halkın gözünde meşru, devrilen hükümeti ise beceriksiz ve hain göstermek. (Bilmiyorum <a href="http://www.derindusunce.org/2010/07/20/ataturk-ingiliz-valisi-olmak-istedi-mi/">Atatürk’ün İngilizler hesabına çalışmak istemesi ve Vahdettin’in “hainliği”</a> ile ne derecede örtüşür?)</p>
<p>Moskova’da darbe hazırlıklarının kokusunu alan güvenlik güçleri elbette alarma geçmişler ama bürokrasi kendisinin vazgeçilmez olduğundan o kadar emin ki savunma hatları Troçki’nin stratejik noktalarında kurulmuyor. Bunun yerine meclisi, bakanlar kurulunu, önemli yöneticileri vs korumaya çalışıyorlar. Yani devlet makinesi değil de devlet memurları koruma altında.</p>
<p>Sonuç malum. Ancak dikkat edilmesi gereken bir nokta var. Stalin bu dönemde Troçki’nin metodunu çok iyi gözlemliyor ve kendi başa geçtiği zaman böylesi “teknik” darbeleri durduracak önlemler koyuyor uygulamaya.</p>
<p>Aslında önemli ayrıntılar saymakla bitecek gibi değil. Kitabı okurken önemli gördüğüm yerlerin altını çizmeye başlamıştım ama bir zaman sonra hemen her satırı çizdiğimi fark ettim! Hitler, Mussolini, Napolyon gibi liderlerin hataları, zayıflıkları, devletleri kırılgan yapan özellikler, Avrupa’da amacına ulaşmış ve yarım kalmış darbelerin otopsileri… 200 sayfa okuyorsunuz ama kitabın neredeyse her sayfasından bir makale, bir tartışma konusu çıkar.</p>
<p><strong>TSK neden artık darbe yapamıyor?</strong></p>
<p>2010 yılındayız. 10 yılda bir düşman askeri görmeden kendi ülkesini işgal etmenin rehavetiyle uyuşmuş bir ordumuz var. Ama bu ordu artık darbe yapamıyor. “Yapacaam” diyor, muhtıra veriyor, gizli planlar yapıyor ama… yok. Neden?</p>
<p><strong>Birincisi</strong> Türk Ordusu içinde darbeye karşı olan subaylar “kritik” bir sayıya ulaştı. Bu subaylar ellerinde tuttukları silahları kimin parasıyla aldıklarını biliyorlar ve maceracı, ahlâkî frenleri tutmayan meslektaşlarını frenliyorlar.</p>
<p><strong>İkincisi</strong> polis teşkilatı içinde yine TSK’da olduğu gibi darbe karşıtı bir ekip var. Yanlış anlaşılmasın, bütün polislerin birer demokrasi abidesi olduğunu savunmuyorum. Ama yeterince önemli sayıda olmak üzere bir çok polis “darbe kokusunu” alıyor ve gerekeni yapıyor.</p>
<p><strong>Üçüncüsü</strong> Türk basını eskisi gibi %100 postal yalayıcılardan oluşmuyor. Darbeci subayların kulaklarını tırmalayan “çatlak sesler” en olmadık yerlerden yükselebiliyor. Ayrıca günlük okuyucusu bir kaç yüz ila bir kaç bin arasında değişen ama sayıları on binleri bulan internet siteleri, tartışma forumları, arkadaşlık ağları kontrol edilemeyen ve okuyanların aynı zamanda yazar olduğu “anarşik” bir medya oluşturdu. Eskisi gibi bir manşetle savaş çıkarmak kolay değil. “<strong>Büyük</strong>” gazete ve <strong>köşe kapmış</strong> yazarlarının vurucu gücü çok azaldı.</p>
<p><strong>Dördüncüsü</strong> Türkiye Troçki’nin “modern” devletine benzemiyor. Tarım toplumu, endüstri toplumu ve hizmet toplumu aşamasını aynı anda yaşıyor ülkemiz. Ekmeğini kazanmanın bu derecede renkli olabildiği bir ülkede halkın devletiyle olan ilişkisi de son derecede karmaşık. Dolayısıyla darbe yapmak ciddi bir stratejik zekâ istiyor ki internet sitesi fişlemekle, cami bombalamakla uğraşanların bu zekâ seviyesinin çok gerisinde olduklarını müşahede ediyoruz. Ergenekoncular kalifiye eleman sıkıntısı içindeler.</p>
<p><strong>Beşincisi</strong>  ve <strong>EN ÖNEMLİSİ</strong> dünya değişti. Troçki’nin teknik darbesini yapmak artık mümkün değil. Aslında teori yine doğru. Ama stratejik yerler eskisi gibi garlar, limanlar değil. “Küreselleşme” demeye alıştığımız ama özünde entegrasyon bulunan bir olgu var. Yani trenler, gemiler yine önemli ama bilgi ve para internet üzerinden ışık hızında hareket ediyor. Bu sebeple Türkiye büyüklüğündeki bir ülkede darbe yapmak için bankaları, yabancı borsaları, internet hizmet sağlayıcıları, uzaydaki haberleşme uydularını da kontrol altına almak gerek. Teorik olarak mümkün olan bu tür bir “küresel darbe” ancak ABD’li bir ekip tarafından yapılabilir. Peki <strong>küresel hedefler</strong> için <strong>küresel imkânlar</strong> kullanılarak bir darbe yapmak gerçekten mümkün mü?</p>
<ul>
<li>Irak’ın işgali için bu ülkeye komşu bile olmayan Afganistan’da saklandığı iddia edilen bir teröristin(?) bahane edilmesi,</li>
<li>Irak’a 160 bin askerin yollanması,</li>
<li>ABD bütçesinden yüz milyarlarca dolar askerî harcama yapılması,</li>
<li>Başlatılan korku kampanyasında <strong>Fox TV</strong> ve <strong>CNN</strong>‘nin aldığı rol,</li>
<li>Irak işgalinden kazançlı çıkan firmaların siyasî bağlantıları…</li>
</ul>
<p>Gibi faktörler dikkate alındığında Küresel darbeler dönemine girdiğimizi söylemek sanırım yanlış olmaz. Küresel darbelerin tıpkı ulusal darbeler gibi fikrî ve vicdanî bir zemine ihtiyacı vardır.Vicdanları uyutmak için <strong><em>“Biz iyiyiz ama ötekiler bizim kötülüğümüzü istiyor”</em></strong> demek ve dedirtmek gerek. Bugün için bu zeminin adresi Amerikan milliyetçiliğidir. Bu ülkenin saldırganlığının sebeplerini konu alan “<a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf">Amerika Tedavi edilebilir mi?</a>” adlı kitabımız ilgili okurlara Amerikan milliyetçiliği üzerine detaylı bilgi verecektir.</p>
<p> </p>
<p><em>1° Bedir yayınevi 1969′da basmış. Varlık’tan yeni bir baskısının çıktığını duydum ama görmedim. Benim okuduğum </em><a href="http://www.amazon.fr/Technique-coup-dEtat-Curzio-Malaparte/dp/224613983X"><em>Grasset’den çıkan fransızca baskısı</em></a><em>. Kitabın orijinali italyancadır.</em></div>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/04/27/her-27-nisanin-bir-de-28-nisani-vardir/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/04/27/her-27-nisanin-bir-de-28-nisani-vardir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kemalizmin Zararları (15): Şehirleri Yaktırır!</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/04/25/kemalizmin-zararlari-15-sehirleri-yaktirir/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/04/25/kemalizmin-zararlari-15-sehirleri-yaktirir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Apr 2012 00:18:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aisha Benghazi</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Akıl]]></category>

		<category><![CDATA[CHP]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizmin Zararları]]></category>

		<category><![CDATA[Zulüm]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21638</guid>
		<description><![CDATA[ 
Mustafa Kemal&#8217;i çok seven, O&#8217;nun yarattığı &#8220;tek adam, tek parti, tek ordu, tek millet&#8221; şeklindeki çoğulcu demokrasiye âşık olan okurlarım ortak aşkımızı beslemek için zaman zaman bana malzeme gönderir. Örneğin, İzmir&#8217;de bir otomobilin arka penceresine boydan boya yapıştırılmış bir grafik: &#8220;Bir subay şehit oldu diye ‘Menemen&#8217;i yakın!&#8217; diyen Mustafa Kemal&#8217;i özledim. Ne mutlu Türk&#8217;üm diyene.&#8221; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"> <img class="aligncenter" src="http://www.taraf.com.tr/fotoraflar/makaleler/asker-ordusu-ve-irfan-ordusu_9646_orijinal.jpg" alt="" width="300" height="253" /></p>
<blockquote><p><em>Mustafa Kemal&#8217;i çok seven, O&#8217;nun yarattığı &#8220;tek adam, tek parti, tek ordu, tek millet&#8221; şeklindeki çoğulcu demokrasiye âşık olan okurlarım ortak aşkımızı beslemek için zaman zaman bana malzeme gönderir. </em><em>Örneğin, İzmir&#8217;de bir otomobilin arka penceresine boydan boya yapıştırılmış bir grafik: <strong>&#8220;Bir subay şehit oldu diye ‘Menemen&#8217;i yakın!&#8217; diyen Mustafa Kemal&#8217;i özledim. Ne mutlu Türk&#8217;üm diyene.&#8221;</strong> &#8220;Menemen&#8221;, &#8220;yakın&#8221; ve &#8220;Türk&#8217;üm&#8221; kelimeleri kırmızıyla yazılmış. </em><a href="http://taraf.com.tr/roni-margulies/makale-asker-ordusu-ve-irfan-ordusu.htm" target="_blank"><em>TAMAMI</em></a></p></blockquote>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/04/25/kemalizmin-zararlari-15-sehirleri-yaktirir/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/04/25/kemalizmin-zararlari-15-sehirleri-yaktirir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>CHP neden İslâm&#8217;a düşmandır?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/04/24/chp-neden-islama-dusmandir/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/04/24/chp-neden-islama-dusmandir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Apr 2012 15:00:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ayla Chignardet</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<category><![CDATA[İslamofobi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21613</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;&#8230; muhterem Yeni İstiklal Gazetesi, İstanbul. İnönü&#8217;nün yalanlarına karşı yaptığınız ispat çağrısına Diyarbakır&#8217;dan haykırarak cevap yazmayı, uyruğu bulunduğum Türkiye&#8217;ye karşı vazife bilerek sesleniyorum. Ben gerçi bir Hristiyanım. Ama, bütün dinlerin düşmanı olan ve nihayet ortanın solunda olduğunu ağzıyla da ispatlayan bu zatın faaliyetini arz edeyim: Müslümanların Kurşunlu Camii veya Fatihpaşa Camii dedikleri ibadethane, 1941-1942 yılında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/05/20090511_derin_dusunce_org_chp_islam_acilimi.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-4731" title="20090511_derin_dusunce_org_chp_islam_acilimi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/05/20090511_derin_dusunce_org_chp_islam_acilimi-300x300.jpg" alt="" width="214" height="219" /></a>&#8220;&#8230; muhterem Yeni İstiklal Gazetesi, İstanbul. İnönü&#8217;nün yalanlarına karşı yaptığınız ispat çağrısına Diyarbakır&#8217;dan haykırarak cevap yazmayı, uyruğu bulunduğum Türkiye&#8217;ye karşı vazife bilerek sesleniyorum. Ben gerçi bir Hristiyanım. Ama, bütün dinlerin düşmanı olan ve nihayet ortanın solunda olduğunu ağzıyla da ispatlayan bu zatın faaliyetini arz edeyim: Müslümanların Kurşunlu Camii veya Fatihpaşa Camii dedikleri ibadethane, 1941-1942 yılında depo yapılıp kapatılmıştı. İçerisine pek az miktarda ve hurda bir vaziyette kütüklük, kama, hançer, at eğeri vesaire gibi döküntü konmuştu. Avlusunda 8-10 adet hurda at arabası takoza alınmış ve önüne nöbetçi dikilmişti. Bu meyanda, bizim Latin Kilisesi&#8217;ne de güya bu camideki mühimmatı koruması bahanesiyle bir manga asker yerleştirilmiş, dini ibadethanemizin içini, af edersiniz, ibadethane tuvalet olarak kullanıyorlardı.&#8217;</em></p>
<p><em>Evet. Bu satırları, Diyarbakır&#8217;dan bir Ermeni vatandaş yazıyor. Sayın Kılıçdaroğlu bak bunları iyi öğren. Çorum&#8217;dan, Muğla&#8217;dan, Malatya, Ankara, Kayseri, Karaman&#8217;dan, Türkiye&#8217;nin tüm illerinden, tüm ilçelerinden gazeteye mektup yağıyor. Muğla&#8217;dan bir vatandaş, şunları yazıyor: &#8216;Muğla&#8217;da 6 cami depo yapılmış, caminin dolapları tuvalet haline getirilmiş, kadın oynatılıp şarap içilmiştir. Bütün bu yürekler acısı hareketlere mani olmak maksadıyla mücadelede bulunan zamanın müftüsü Münir Özsay, Vali Recai Güreli tarafından görevinden azledilmiştir.&#8217;</em></p>
<p><em>Kahramanmaraş&#8217;tan Mehmet Karaca şunları yazıyor; &#8216;1945 senesinde Maraş Türkoğlu Cumhuriyet Mahallesi&#8217;ndeki Ulu Cami kapatılmıştır. Caminin açık kalan kapısından giren hayvanlar, burasını bir ahır haline getirmişlerdir. Aynı şekilde, 1947 senesinde Şekerli ve Hatuniye camileri de kapatılmıştır. Şekerli Camisi Ambar, Hatuniye Camisi de karakol olarak kullanılmıştır&#8230;&#8221;</em> <a href="http://zaman.com.tr/haber.do?haberno=1278284&amp;title=erdogan-yeni-anayasa-karariligini-vurguladi&amp;haberSayfa=2" target="_blank">TAMAMI</a></p></blockquote>
<p> </p>
<p> … Bu konuda okumak için…</p>
<p> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank">Tarih şaşırmaktır</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-medium wp-image-13449" title="tarih_sasirmaktir" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir.jpg" alt="" width="109" height="141" /></a>Evet… Tarih şaşırmaktır. Atatürk’e şaşırmak, Kürtlere şaşırmak, Lozan’a şaşırmaktır. Geçmişe hayret edip bugüne eleştirel bakabilmek, yarını hazırlamaktır Tarih. Geçmişe değil geleceğe dönüktür amacı. Özetle siyasî bir propaganda aygıtı değildir. Gaz vermek, <strong>“Asker millet”</strong> üretmek, <strong>atalarımızla gurur duymak</strong> için tarih araştırılmaz. Eğer resmî tarihin beyin yıkamasından bıktıysanız bu kitap ilginizi çekecektir… <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a> </strong></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf"><span style="color: #0000ff;"><strong>Kadın hakları ve Kemalizm </strong></span></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><strong><img class="alignleft size-medium wp-image-6982" title="20091025_derin_dusunce_org_kadin_kemalizm" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/10/20091025_derin_dusunce_org_kadin_kemalizm-229x300.jpg" alt="" width="121" height="171" /></strong></span></a></p>
<p class="entry" style="text-align: justify;"> <strong>“Kemalizm Türk kadınına özgürlük verdi”</strong> gibi sloganlarla düşünmeye daha doğrusu ezberlemeye itildiği için sık sık  şaşırmaya mahkûm bir kuşak bizimki. Tarihi, belgeleri, siyasî söylemleri ve sloganları aklın imtihanına tabi tutan herkes hayretler içinde kalıyor. <strong>“İyi de biz bunu bunca sene nasıl yuttuk?”</strong> diye sormaktan alamıyoruz kendimizi.  Kemalist düşüncenin, çağdaşlığın ve Atatürk devrimlerinin yılmaz bekçisi <strong><em>“çağdaş Türk kadını’nın sesi”</em></strong> Cumhuriyet Gazetesi’nin başyazarı olan Yunus Nadi kadınların siyasete atılmasına nasıl tepki vermiş meselâ?  <strong>“Havva’nın kızları, Meclis’e girip yılın manto modasını tartışacak” </strong><strong> </strong>Kadınlar Halk Fırkası kapatılınca yerine Türk Kadınlar Birliği kurulmuş. O da kapatılınca Cumhuriyet Gazetesi’nde şu başlık atılmış:  <strong>“Türk Kadınlar Birliği kapatıldı, fesat çıkaran hatun kişilere haddi bildirildi.” </strong>Derin Düşünce Fikir Platformu yakasını resmî tarihten kurtarmak isteyen okurlarına ezber bozan bir kitap öneriyor : <a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf"><strong><span style="color: #0066cc;">Kadın hakları ve Kemalizm ilişkisine alternatif bir bakış</span></strong></a></p>
<p class="entry" style="text-align: justify;"><strong>  </strong><a rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/img/turk_solu_adam_olur_mu.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><strong>Türk Solu</strong></span></a><span style="color: #0000ff;"><strong> </strong></span></p>
<p class="entry" style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_solu_adam_olur_mu.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-6922" title="20091020_derin_dusunce_org_turk_solu" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/10/20091020_derin_dusunce_org_turk_solu-200x300.jpg" alt="" width="122" height="194" /></span></a>Kendini « sol » olarak tarif eden hareketler hiç olmadıkları kadar zayıf ve bölünmüş bir tablo çiziyorlar bugün.  Türk Solu Dergisi’nin ırkçı söylemlerinden CHP’nin darbe çağrılarına uzanan bir kafa karışıklığı hakim. Muhalefet boşluğunun müzmin bir hastalığa dönüştüğü şu dönemde Türk solu bu boşluğa talip olabilir mi? Daha önce <a href="http://www.derindusunce.org/category/dikkat-kitap/"><span style="color: #0066cc;">Dikkat Kitap</span></a> kategorisinde yayınladığımız <a href="http://www.derindusunce.org/img/pozitivizm_derin_dusunce_org.pdf"><span style="color: #0066cc;">Pozitivizm Eleştirisi</span></a> gibi bu kitap da Türkiye’deki sola tarafsız bakan bir çalışma. İyimser görüşler kadar geçmişe dönük ağır eleştiriler de var. İlginize sunduğumuz 82 sayfalık bu kitap Türkiye’deki “sol” grupların sorgulamalarına, projelerine ışık tutmak amacıyla derlenmiş makalelerden oluşuyor. Kitabı <a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_solu_adam_olur_mu.pdf"><span style="color: #0066cc;">buradan indirebilir</span></a> ve paylaşabilirsiniz. Kitapta ele alınan başlıca konular: <em>Solda özgürlükçü hareketler, 68 Kuşağı, Devrimci sol, Kemalizm, ulusalcı sol akımlar, Sol ve İslâm, Cumhuriyet Gazetesi</em>.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong></strong> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf"><img class="alignleft" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.jpg" alt="" width="106" height="168" /><strong>Kendi ülkesini işgal eden ordu</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;">Hiç bir yeri işgal edemeyen ordular kendi ülkelerini işgal ederler. Çünkü bir ordunun ayakta durması için insan emeği ve maddî destek gereklidir. Beceriksiz ordular disiplinsiz olduklarından <strong>YABANCI</strong> <strong>DÜŞMAN </strong>ile savaşamazlar. Kolayca yenebilecekleri <strong>İÇ DÜŞMANLAR</strong> uydururlar ve bu bahane ile kendi ülkelerini işgal ederler. Başbakan asarlar. Milletvekillerini hapse atarlar. Korumakla yükümlü oldukları halkı işkenceler altında inletirler.  İşgalciler kimseye hesap vermezler. Halkın isyan etmesine engel olmak için <strong><em>“etrafımız düşmanla çevrili”</em></strong> diyerek  <strong>KORKU PROPAGANDASI</strong> yaparlar. Eleştirilerden uzak kalmak için farklı inançlardan ve kültürlerden olan insanların birbirine düşman olması da bu eşkiyaların işine gelir. Bu sebeple terörü destekleyebilir hatta teröristlere silah ve para yardımında bulunabilirler. Okuyacağınız kitap kendi ülkesini işgal etmiş bir ordunun kısa tarihidir. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong></strong> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-11326" title="kapak-laiklik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg" alt="" width="120" height="169" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"> Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a>Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde <strong>Yobaz Laiklik Meselesini</strong> barındıran konuları ele alıyor.<a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirebilirsiniz.</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/04/24/chp-neden-islama-dusmandir/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/04/24/chp-neden-islama-dusmandir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>23 Nisan Çocuk Bayramı: Çocuklar okulda ne kadar çocuk?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/04/23/23-nisan-cocuk-bayrami-cocuklar-okulda-ne-kadar-cocuk/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/04/23/23-nisan-cocuk-bayrami-cocuklar-okulda-ne-kadar-cocuk/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 23 Apr 2012 07:51:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Konuk Yazar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Ulus-Devlet]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<category><![CDATA[faşizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21602</guid>
		<description><![CDATA[Ufuk Coşkun
Çocuklar uzun süredir 17.03.1981 tarih(tarihe dikkat edin) ve 2429 sayılı &#8220;Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkındaki Kanun&#8221; gereği 23 Nisan hazırlıkları yaptılar. Türkiye&#8217;de bilindiği gibi resmi bayram hazırlıkları aylar öncesinden başlar. Çocuklar, gerek resmigeçit törenleri gerek çeşitli gösteriler için olsun bayram gününe kusursuz bir biçimde hazırlanmaları için haftalar öncesinden öğretmenleri eşliğinde stadyumlara götürülür. Ulusal [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em><img class="alignright" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2008/06/20080622_derin_dusunce_org_ataturk_kosesi.jpg" alt="" width="267" height="192" /><a href="http://www.sivildusunce.com/" target="_blank">Ufuk Coşkun</a></em></strong></p>
<p>Çocuklar uzun süredir 17.03.1981 tarih(tarihe dikkat edin) ve 2429 sayılı &#8220;Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkındaki Kanun&#8221; gereği 23 Nisan hazırlıkları yaptılar. Türkiye&#8217;de bilindiği gibi resmi bayram hazırlıkları aylar öncesinden başlar. Çocuklar, gerek resmigeçit törenleri gerek çeşitli gösteriler için olsun bayram gününe kusursuz bir biçimde hazırlanmaları için haftalar öncesinden öğretmenleri eşliğinde stadyumlara götürülür. Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Yönergesine göre bu hazırlıklar tören ve gösteri bölümlerinden <span id="more-21602"></span>oluşmaktadır.13.Madde&#8217;nin (ğ) bendine göre; Tören geçişi; tören yöneticisi, Bayrak grubu,  flama grubu ve teknik komitenin geçişinden sonra; diğer grupların geçiş sırası ise teknik komite tarafından belirlenen sıraya göre yapılır. Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı gösterileri ise, çocuk kortejleri, halk oyunları, dans, bale, jimnastik gösterileri, bando gösterileri, seçilecek konuların müzik eşliğinde dramatize edilmesi gibi vs etkinliklerdir.</p>
<p> Gösteriler büyük ölçüde protokol önünde gerçekleşir. Bir bakıma her şey onlar için hazırlanmış gibidir. Siyah gözlüklü protokol üyeleri ise o bilindik sert tavırlarını biran olsun kırmayı deneyerek gösterileri izlerler. Kısacası resmi çocuk bayramının çocuklar için bir hayli yoğun ve yorgun geçtiğini ifade edebiliriz. Oysa çocukların gayri resmi ve ritüelsiz, keyifli bir bayram geçirmeleri sağlanabilir.</p>
<p> <strong>23 Nisan kaç yıldır ve ne şekilde kutlanılıyor?</strong></p>
<p> 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı&#8217;nın 1923 yılından beri bu şekilde kutlanıldığına ayrıca bu bayramın çocuklara Atatürk&#8217;ün armağanı olduğuna dair yaygın bir kanaat hakimdir. Mehmet Ö Alkan&#8217;a göre bu bir efsaneden ibaret. Peki, 23 Nisan nasıl ortaya çıktı ve bugün kutlanılan bu çocuk bayramı ne zamandır uygulamada. Mehmet Ö. Alkan&#8221; 23 Nisan&#8217;ın Gayri Resmî Tarihi&#8221; adlı makalesinde; 23 Nisan&#8217;ın ilk kez 1921 yılında millî bayram olarak kutlandığını, ardından bugünkü Çocuk Esirgeme Kurumu&#8217;nun aynı günü, çocuk günü ilan etmesiyle örtüşmenin başladığını ve 1927&#8242;de aynı kurumca çocuk bayramına dönüştüğünü ifade eder. 23 Nisan, 1935 yılına kadar bir yandan millî hâkimiyet bayramı, bir yandan da çocuk haftası olarak kutlanır; o yıl resmen ulusal egemenlik bayramı olarak benimsenir. &#8220;Armağan&#8221; öyküsü ilk kez 1957 yılında duyulmaya başlamış olup, 27 Mayıs sonrasında yaygınlaşmıştır.</p>
<p> <strong>23 Nisan Çocuk Bayramı ve Kenan Evren</strong></p>
<p><strong> </strong>Alkan; 23 Nisan&#8217;ın resmi olarak ulusal egemenlik ve çocuk bayramı olarak kabul edilmesini 12 Eylül yönetimine borçlu olduğumuzu ifade der. 12 Eylül milli egemenliğin temsil edildiği TBMM&#8217;yi kapatmıştı. Yaklaşmakta olan &#8220;Ulusal Egemenlik Bayramı &#8221; 1935 yılındaki tanımlamaya göre kutlanması gerekiyordu. Açılış günü kutlanan meclis ortada yoktu. Durumun zorluğunu fark eden Kenan Evren hemen yeni bir yasa hazırlanması için emir verdi. 23 Nisan&#8217;dan yaklaşık bir ay önce 17 Mart 1981&#8242;de kabul edilen ve 19 Mart&#8217;ta Resmi Gazete&#8217;de yayımlanan kanunla bayramın adı &#8220;Ulusal Egemenlik Bayramı &#8220;olmaktan çıkmış ve  &#8220;23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı &#8221; olarak değiştirilmişti. Bu kanunda ilk defa &#8220;Ulusal Egemenlik&#8221; ve  &#8220;Çocuk Bayramı&#8221; birlikte kullanılmıştı. Kanun metninin ilk halinde bayramın sadece anaokulları ve ilkokullarda kutlanabileceğine ilişkin kısım 1983 seçimlerinin yaklaşması üzerine kanundan çıkarılmıştır. Zira meclis açılmak üzeredir. İşte bu ortamda 23 Nisan&#8217;ı çocuklara Atatürk&#8217;ün armağan ettiği şeklindeki efsane işlenmeye başlanır. Oysa böyle bir günü çocuklara Atatürk armağan etmemişti. Çocuk Bayramı olarak bugünün kutlanmasının Atatürk&#8217;le doğrudan bir ilgisi de yoktu. Bayramın adını değiştiren TBMM&#8217;yi kapatan 12 Eylül darbecileri 5 Mayıs 1981&#8242;de 51 nolu Milli Güvenlik Kurulu Kararı ile Türkiye&#8217;ye Amerika&#8217;daki kiliselerin öncülüğünde kutlanan Çocuk Bayramı( Children&#8217;s Day) kutlamalarından esinlenerek &#8220;Çocuk Bayramı&#8221;nı armağan eden Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumu&#8217;nu feshetmiştir.( Mehmet Ö. Alkan, Toplumsal Tarih Dergisi, Nisan 2011)</p>
<p>12 Eylül&#8217;de çıkarılan 1402 sayılı yasa ile binlerce öğretmeni mağdur eden, memurların emeklilik gibi kazanılmış tüm haklarını vermeyen, onlara kamu görevini yasaklayan, hak arayan öğretmenleri ise, haksız cezalara çarptıran ve onları işkenceden geçiren yetmezmiş gibi öğretmenlerin sandığı İLKSAN&#8217;ı onların elinden alan 12 Eylül cuntacıları 24 Kasım&#8217;ı da Öğretmenler Günü ilan etmişlerdi. Aynı darbeci kesim 17 Mart 1981&#8242;de kabul edilen ve 19 Mart&#8217;ta Resmi Gazete&#8217;de yayımlanan kanunla Ulusal Egemenlik Bayramını &#8220;23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı &#8221; olarak değiştirmiştir. Bu kadar haksızlık yapan cuntacıların öğretmenleri ve çocukları sevdiğini söylemek ve bu konuda samimi olduklarını düşünmek bir hayli güç.</p>
<p> <strong>Çocuklar kendilerini çocuk gibi hissetmeli;</strong></p>
<p><strong> </strong>23 Nisan Çocuk Bayramı&#8217;nın dünyada sadece bizde kutlandığı ifade edilir. Ne var ki bir taraftan çocuk bayramını kutlayan tek ülke olmamıza rağmen diğer taraftan okullarda çocuklara asker muamelesi yapan belki de tek ülkeyiz. Bilindiği gibi çocuklara her gün rahat hazırol komutlarıyla ezberlettirilen &#8220;andımız&#8221; adlı bir yemin metni vardır. Bu metnin gerek içeriği ve gerekse okutma biçimine bakıldığında bir önceki çağa ait bir uygulama olduğu hemen fark edilir. Aynı zamanda bu tür bir uygulamanın ne pedagojik ilkelerle ne de evrensel hukukla bağdaşır bir yanı bulunmaktadır. Ancak ne yazık ki Türkiye&#8217;de çocuklar hala asker komutlarıyla bu andı tekrar etmektedirler. Her gün askeri komutları tekrarlayan okul idarecilerinin kendilerini komutan, öğrencilerini ise asker gibi görmeye başladığı bir eğitim düzeneğinde sanıyorum bugünlerde çocuklara verilecek en anlamlı hediye; bu andın kaldırılması olacaktır.</p>
<p> Diğer taraftan eğitim kurumlarında çocukların hala nöbet tutturulduğunu görmekteyiz. Ders saatlerinde derste olması gereken çocuklar sırf sorumluluk duygusu gelişsin diye okul idarecilerin işlerini gören birer yardımcı elemana dönüştürülmektedir. Bu da çocuklara yapılan bir başka haksız uygulamadır. Türkiye 4+4+4 kademeli eğitim sistemiyle eğitim yapısında bir reforma gitti. Bakıldığında son yıllarda eğitim alanında ciddi bir hareketlilik yaşanıyor. Kuşkusuz bu reformlar önemli ve daha yapılacak birçok reformla eğitimde belki de demokratik dünyayı yakalayacağız. Türkiye&#8217;nin çocuklara verdiği önem kadar büyüyeceği bir gerçektir. Bunun için evvela çocukların kendilerini çocuk gibi hissetmelerini sağlamalıyız. Bunun da başlıca yolu tek parti döneminin eskiden kalma eğitim anlayışının ve uygulamalarının yerine özgürlükçü, yeni Türkiye&#8217;ye yaraşır bir eğitim anlayışının yer etmesidir.</p>
<p> Çocukları geleceğin askerleri gibi görmek yerine artık ülkesini bilimde, sanatta, felsefede ve sanayide kalkındıracak olan ayrıca farklılıklarla birlikte yaşamanın bir erdem olduğu bilinciyle hareket eden özgür bireyler olarak görmeliyiz. Bunun için çocukların protokol önlerinde resmigeçit törenleri yapmalarına gerek yok. Asker komutlarıyla ip gibi dizilmelerine de ihtiyaç yok. Saçlarını kısa kestirip, tek tip kıyafet giymeleriyle de bu mümkün değil. Onları özgür bırakmalıyız. Özgürlükçü düşünme yollarını ve demokrasiyi kavratmalıyız. Çocuklara yapacağımız en büyük iyilik, onların hayata özgürce bakmalarını sağlamaktır. Darbeci zihniyetten arınan Türkiye&#8217;nin buna ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.</p>
<p> </p>
<p> &#8230; Bu konuda okumak için&#8230;</p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf"><span style="color: #0000ff;"><strong>Kadın hakları ve Kemalizm </strong></span></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><strong><img class="alignleft size-medium wp-image-6982" title="20091025_derin_dusunce_org_kadin_kemalizm" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/10/20091025_derin_dusunce_org_kadin_kemalizm-229x300.jpg" alt="" width="121" height="171" /></strong></span></a></p>
<p class="entry" style="text-align: justify;"> <strong>“Kemalizm Türk kadınına özgürlük verdi”</strong> gibi sloganlarla düşünmeye daha doğrusu ezberlemeye itildiği için sık sık  şaşırmaya mahkûm bir kuşak bizimki. Tarihi, belgeleri, siyasî söylemleri ve sloganları aklın imtihanına tabi tutan herkes hayretler içinde kalıyor. <strong>“İyi de biz bunu bunca sene nasıl yuttuk?”</strong> diye sormaktan alamıyoruz kendimizi.  Kemalist düşüncenin, çağdaşlığın ve Atatürk devrimlerinin yılmaz bekçisi <strong><em>“çağdaş Türk kadını’nın sesi”</em></strong> Cumhuriyet Gazetesi’nin başyazarı olan Yunus Nadi kadınların siyasete atılmasına nasıl tepki vermiş meselâ?  <strong>“Havva’nın kızları, Meclis’e girip yılın manto modasını tartışacak” </strong><strong> </strong>Kadınlar Halk Fırkası kapatılınca yerine Türk Kadınlar Birliği kurulmuş. O da kapatılınca Cumhuriyet Gazetesi’nde şu başlık atılmış:  <strong>“Türk Kadınlar Birliği kapatıldı, fesat çıkaran hatun kişilere haddi bildirildi.” </strong>Derin Düşünce Fikir Platformu yakasını resmî tarihten kurtarmak isteyen okurlarına ezber bozan bir kitap öneriyor : <a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf"><strong><span style="color: #0066cc;">Kadın hakları ve Kemalizm ilişkisine alternatif bir bakış</span></strong></a></p>
<p class="entry" style="text-align: justify;"><strong>  </strong><a rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/img/turk_solu_adam_olur_mu.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><strong>Türk Solu</strong></span></a><span style="color: #0000ff;"><strong> </strong></span></p>
<p class="entry" style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_solu_adam_olur_mu.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-6922" title="20091020_derin_dusunce_org_turk_solu" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/10/20091020_derin_dusunce_org_turk_solu-200x300.jpg" alt="" width="122" height="194" /></span></a>Kendini « sol » olarak tarif eden hareketler hiç olmadıkları kadar zayıf ve bölünmüş bir tablo çiziyorlar bugün.  Türk Solu Dergisi’nin ırkçı söylemlerinden CHP’nin darbe çağrılarına uzanan bir kafa karışıklığı hakim. Muhalefet boşluğunun müzmin bir hastalığa dönüştüğü şu dönemde Türk solu bu boşluğa talip olabilir mi? Daha önce <a href="http://www.derindusunce.org/category/dikkat-kitap/"><span style="color: #0066cc;">Dikkat Kitap</span></a> kategorisinde yayınladığımız <a href="http://www.derindusunce.org/img/pozitivizm_derin_dusunce_org.pdf"><span style="color: #0066cc;">Pozitivizm Eleştirisi</span></a> gibi bu kitap da Türkiye’deki sola tarafsız bakan bir çalışma. İyimser görüşler kadar geçmişe dönük ağır eleştiriler de var. İlginize sunduğumuz 82 sayfalık bu kitap Türkiye’deki “sol” grupların sorgulamalarına, projelerine ışık tutmak amacıyla derlenmiş makalelerden oluşuyor. Kitabı <a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_solu_adam_olur_mu.pdf"><span style="color: #0066cc;">buradan indirebilir</span></a> ve paylaşabilirsiniz. Kitapta ele alınan başlıca konular: <em>Solda özgürlükçü hareketler, 68 Kuşağı, Devrimci sol, Kemalizm, ulusalcı sol akımlar, Sol ve İslâm, Cumhuriyet Gazetesi</em>.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong></strong> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf"><img class="alignleft" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.jpg" alt="" width="106" height="168" /><strong>Kendi ülkesini işgal eden ordu</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;">Hiç bir yeri işgal edemeyen ordular kendi ülkelerini işgal ederler. Çünkü bir ordunun ayakta durması için insan emeği ve maddî destek gereklidir. Beceriksiz ordular disiplinsiz olduklarından <strong>YABANCI</strong> <strong>DÜŞMAN </strong>ile savaşamazlar. Kolayca yenebilecekleri <strong>İÇ DÜŞMANLAR</strong> uydururlar ve bu bahane ile kendi ülkelerini işgal ederler. Başbakan asarlar. Milletvekillerini hapse atarlar. Korumakla yükümlü oldukları halkı işkenceler altında inletirler.  İşgalciler kimseye hesap vermezler. Halkın isyan etmesine engel olmak için <strong><em>“etrafımız düşmanla çevrili”</em></strong> diyerek  <strong>KORKU PROPAGANDASI</strong> yaparlar. Eleştirilerden uzak kalmak için farklı inançlardan ve kültürlerden olan insanların birbirine düşman olması da bu eşkiyaların işine gelir. Bu sebeple terörü destekleyebilir hatta teröristlere silah ve para yardımında bulunabilirler. Okuyacağınız kitap kendi ülkesini işgal etmiş bir ordunun kısa tarihidir. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong></strong> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-11326" title="kapak-laiklik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg" alt="" width="120" height="169" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"> Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a>Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde <strong>Yobaz Laiklik Meselesini</strong> barındıran konuları ele alıyor.<a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirebilirsiniz.</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank">Tarih şaşırmaktır</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-medium wp-image-13449" title="tarih_sasirmaktir" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir.jpg" alt="" width="109" height="141" /></a>Evet… Tarih şaşırmaktır. Atatürk’e şaşırmak, Kürtlere şaşırmak, Lozan’a şaşırmaktır. Geçmişe hayret edip bugüne eleştirel bakabilmek, yarını hazırlamaktır Tarih. Geçmişe değil geleceğe dönüktür amacı. Özetle siyasî bir propaganda aygıtı değildir. Gaz vermek, <strong>“Asker millet”</strong> üretmek, <strong>atalarımızla gurur duymak</strong> için tarih araştırılmaz. Eğer resmî tarihin beyin yıkamasından bıktıysanız bu kitap ilginizi çekecektir… <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a> </strong></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/04/23/23-nisan-cocuk-bayrami-cocuklar-okulda-ne-kadar-cocuk/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/04/23/23-nisan-cocuk-bayrami-cocuklar-okulda-ne-kadar-cocuk/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Neo-Kemalizm: Ne Mutlu &#8220;Kemalim&#8221; diyene!</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/04/20/neo-kemalizm-her-baslangici%e2%80%8bn-bir-sonu-var/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/04/20/neo-kemalizm-her-baslangici%e2%80%8bn-bir-sonu-var/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Apr 2012 19:35:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Uğur Şahin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[CHP]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Türk faşizmi]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21554</guid>
		<description><![CDATA[
Share on Facebook]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/04/kemalizm.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-21553" title="kemalizm" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/04/kemalizm.jpg" alt="" width="400" height="505" /></a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/04/20/neo-kemalizm-her-baslangici%e2%80%8bn-bir-sonu-var/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/04/20/neo-kemalizm-her-baslangici%e2%80%8bn-bir-sonu-var/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Uğur Dündar’ın namaz problemi nasıl çözülür?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/04/20/ugur-dundar%e2%80%99in-namaz-problemi-nasil-cozulur/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/04/20/ugur-dundar%e2%80%99in-namaz-problemi-nasil-cozulur/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Apr 2012 10:09:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Korsan Mahyacı Kâmil</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Namaz]]></category>

		<category><![CDATA[Yobaz Laikler]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21546</guid>
		<description><![CDATA[  
 Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”
Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><iframe width="420" height="315" src="http://www.youtube.com/embed/p-PMAus60Wo" frameborder="0" allowfullscreen></iframe>  </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-11326" title="kapak-laiklik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg" alt="" width="120" height="169" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"> Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a>Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde <strong>Yobaz Laiklik Meselesini</strong> barındıran konuları ele alıyor.<a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirebilirsiniz.</strong></a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/04/20/ugur-dundar%e2%80%99in-namaz-problemi-nasil-cozulur/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/04/20/ugur-dundar%e2%80%99in-namaz-problemi-nasil-cozulur/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Devlet, din, dindar bir de kindar!</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/04/17/devlet-din-dindar-bir-de-kindar/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/04/17/devlet-din-dindar-bir-de-kindar/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Apr 2012 22:47:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cemile Bayraktar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Laiklik]]></category>

		<category><![CDATA[Toplum]]></category>

		<category><![CDATA[Ulus-Devlet]]></category>

		<category><![CDATA[islamcilik]]></category>

		<category><![CDATA[İslam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21514</guid>
		<description><![CDATA[  Bahsedeceğim konu birçok insanın en hassas noktalarından biri olan &#8220;dini&#8221; içerdiği için baştan belirtmek isterim ki, asla ve asla kimseyi sınıflandırmak, tasnif etmek, ölçmek, yermek ve etiketlemek gibi bir gayem yok. Zaten bu benim ödevim de olamaz ki bu haddim de değil.
  Türkiye&#8217;de din (İslam) öğretimi çoğunlukla Diyanet (Devlet) eliyle yahut yasaklanmasına rağmen varlığını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/04/dindar_kindar.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-21517" title="dindar_kindar" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/04/dindar_kindar.jpg" alt="" width="220" height="285" /></a>  Bahsedeceğim konu birçok insanın en hassas noktalarından biri olan &#8220;dini&#8221; içerdiği için baştan belirtmek isterim ki, asla ve asla kimseyi sınıflandırmak, tasnif etmek, ölçmek, yermek ve etiketlemek gibi bir gayem yok. Zaten bu benim ödevim de olamaz ki bu haddim de değil.</p>
<p>  Türkiye&#8217;de din (İslam) öğretimi çoğunlukla Diyanet (Devlet) eliyle yahut yasaklanmasına rağmen varlığını sürdüren cemaatler ve tarikatlar eliyle sağlanmıştır. Bunun sonucu olarak bilinçli bir form verilen din veya özünden koparılmış bir din sonucu ortaya çıkmış ve bu şekilde tebliğ edilmiştir. Tüm bunları göz önünde bulundurduğumuzda ise devlet eliyle art niyet güdülerek; cemaatler-tarikatlar eliyle ise art niyet güdülmeden dinin özüne zarar verilmiştir. (Herhangi bir telaşa mahal yok Allah&#8217;ın vaadidir, dini O koruyacaktır.)</p>
<p>  Türkiye&#8217;deki Müslümanlar olarak misal abdest, mesh, namazda ellerin nerede duracağı gibi konuları şeklen bir mühendis gibi milim milim ölçerek yerine getirmeyi çok çok iyi biliyoruz; ancak Kuran-ı Kerim&#8217;de 114 sure varken biz Türkiyeli Müslümanların namazımızda okuyabildiğimiz surelerin sayısı 8-10&#8242;u geçmiyor, hatta Kuran&#8217;ın en kısa 8-10 suresine &#8220;Namaz Sureleri&#8221; adı verilmiş, daha da beteri çoğumuz Müslümanız ama Kuran ne diyor bilmiyoruz; ancak birçok uydurma evliya kıssasını ezbere biliyoruz.</p>
<p>  Tüm bunlarla olumsuz bir tablo çizmek istemiyorum, bu bahislerimde <span id="more-21514"></span>kimseyi yermek de istemiyorum, bu yazdıklarıma uzun yıllar yoğunca şahit olduğum için durum tespitinde bulunmaya çalışıyorum. Ancak çözemediğim şeyler de oluyor mesela bu ülkede başörtülü kadınların kamuda çalışması halen yasak, o başörtülü kadınlar düne kadar yerlerde sürüklendi, bu ülkenin ordusu içinde namaz kılmak yasaktı, eşi başörtülü olan TSK mensubu fişlendi, namaz kıldığı öğrenilince TSK ile ilişiği kesildi. Tüm bunların yapıldığı yerin adı &#8220;Peygamber Ocağı&#8221;ydı, kimse bundan bir rahatsızlık duymuyordu. Gırtlağımıza kadar faize batmıştık, &#8220;Faizin her türlüsü haramdır.&#8221; demek şöyle dursun bir cemaat faize cevaz bile verdi, tüm bunlara karşı sessizdik, öyle değil mi?</p>
<p>  Çok ileri gitmek istemiyorum ama zannediyorum Müslüman bir toplum olarak -çok şükür- İslam&#8217;dan kopamadık, kopamadık ama bir başka en önemli şeyimiz &#8220;devlet&#8221; işin içine girince kendimizce &#8220;İslam-Devlet&#8221; bütünlüğü ortaya koyduk, bu bir şekilde iç içe giriş durumu oluşturdu ancak kutsadığımız &#8220;devlet ve devlet organları&#8221; etkisinden bir şey kaybetmeden büyürken, dinimizden (İslam) bir şeyler parça parça kopartılmaya çalışılırken İslam ruhen yıpratıldı. Öyle ki bazılarımızın kâğıt üzerinde kalan &#8220;Müslüman&#8221; sıfatı ne kâğıt üzerinden hayata döküldü, ne de kâğıt üzerinde sessiz kalabildi; işine geldiğinde ortaya atıldı durdu.</p>
<p>  Tüm bunlara mukabil gerek cemaatler gerekse tarikatlar içinden veya hiçbirisine dâhil olmayan Kuran&#8217;a ve sünnete bağlı birçok Müslüman dindar yetişti, İslam&#8217;ı anlamak ve anlatmak noktasında -Allah onlardan razı olsun- çok yoğun emek harcadılar, fedakârlıktan çekinmediler.</p>
<p>  Neden bunlardan bahsediyorum?</p>
<p>  Başta da belirttiğim gibi kimin ne kadar dindar olduğunu ölçmek, sen şu kadar dindarsın, sen bu kadarsın demek benim ödevim de değil haddim de değil. Kişi &#8220;ben dindarım&#8221; diyorsa onu öyle kabul etmek durumundayız ancak bu &#8220;dindarlık&#8221; bahsi özelden başlayıp genele doğru bir &#8220;soruna&#8221; yol açıyorsa &#8220;Hakkı ve sabrı tavsiye etme zorunluluğu&#8221; kaidesince haddimizi aşmadan müdahale etme gereği doğuyor. Konuyla ilgili birkaç olaya bakalım&#8230;</p>
<p>  <strong>Edirne Kent Konseyi&#8217;nce, Mimar Sinan&#8217;ın ustalık eseri olan Selimiye Camii&#8217;nin çevre düzenlemesine destek toplamak için Selimiye Meydanı&#8217;nda insan zinciri oluşturuluyor. Ancak Edirne Valisi Gökhan Sözer, bu yürüyüşe destek vermek için katılan Bulgar Ortodoks Kiliseleri Rahibi Aleksandır Çıkırık&#8217;ı protokolde yanında istemiyor. Vali: &#8220;&#8221;Kalsınlar böyle. Bulgaristan&#8217;da bizim müftüyü, hocayı, sağına soluna alıyorlar mı?&#8221; diyerek Rahibi protokole aldırmıyor.</strong></p>
<p><strong>  Oyuncu Meral Okay öldü kendisi ölmeden evvel öldükten sonra bedeninin yakılmasını vasiyet etmiş ancak bu vasiyet -hangi akla hizmet bilmiyoruz- yerine getirilmedi ve cenazesi bir camiden kaldırıldı.</strong></p>
<p><strong>  Milli Gazete&#8217;nin haberine göre Diyanet İşleri Başkanlığının &#8220;fetva hattına&#8221; vicdani reddin dini hükmü sorulmuş. Diyanetten gelen fetva ise &#8220;vicdani reddin caiz olmadığı&#8221; şeklinde olmuş.</strong></p>
<p><strong>  </strong>Bu örnekler gibi birçok örnek mevcut devletin insanda vücut bulmuş hâli olan validen tutun da devletin &#8220;dini&#8221; kurumu olan Diyanet&#8217;in bu uygulamalarının dinden ve dindarlıktan değil de &#8220;devletlilikten&#8221; kaynaklandığı bariz bir gerçek. Zaten bir dindarın başka bir dinin önderine &#8220;ayrımcılık yapması&#8221; mümkün değildir. Zaten bir dindarın içinde namaz kılınması bile yer yer yasak olan TSK&#8217;ya karşı gayet insani ve İslami bir duruşla vicdani redde &#8220;caiz değil&#8221; demesi mümkün değildir.</p>
<p>  Başbakan&#8217;ın dindar nesil yetiştirme arzusu eğer yukarıda örneğini verdiğim yanlışları doğru kılmak içinse bunu anlayabiliriz ancak Başbakan bir anlamda devletse -ki öyle- devletin dine müdahale etmesi sonucunda ortaya çıkan durum bu oluyorsa, Başbakan&#8217;ın böyle bir arzuyu tebliğ etmesi faydadan çok zarar doğuracağı için kabul edilir gibi değil zira kulluk devlete değil Allah&#8217;a yapılır.</p>
<p>  Devlet ve dinin ilişkisinde ortaya atılan &#8220;dindar değil kindar nesil&#8221; başlığına gelecek olursak lütfen &#8220;dindar nesile&#8221; muhalefet eden zihniyete bir bakalım, ne yapıyorlar? 80 küsur yılın intikamını güdüyorlar. Arapların İngilizlerle bir olup bizi sırtımızdan vurduğu yalanıyla Araplardan nefret ediyor, laik olmayan Müslümanları Arabistan&#8217;a göndermek istiyorlar. Cumhuriyete muhalif olan Müslüman Kürt Şeyh Said&#8217;in asılmış olmasıyla yetinmiyor &#8220;İngiliz ajanıydı&#8221; iftirasıyla halen hakkına giriyorlar. Yunan nefretinden bir asırdır kurtulamadılar. 1915&#8242;in mimarlarının mirasını devralmaları yetmediği gibi özür dilemeleri gereken Ermenilerden halen nefret ediyorlar. 1938&#8242;de bombaladıkları Aleviler onlar için halen tehlike&#8230; Kendileri gibi olmayan herkese nefret duyuyorlar. Onlardan farklı düşündüğünüzde veled-i zinalığınıza gidiyorlar. Daha neler, neler&#8230;</p>
<p>  Gördüğümüz tablo devlet eliyle dindar bir neslin bugünün şartlarınca mümkün olmadığını gösteriyor ama bu &#8220;ötekine&#8221; kindar diyenlerin gerçek kindar olduğunu değiştirmiyor.</p>
<p>  Din, dindarın tarifini yapıyor bir şekilde dine bağlı eylemde bulunan ise kendince dindarlığından dinin tavsiyesinin tam aksini uygulayabiliyor ama bir de kindar var ki o cümlesine rahmet okutuyor. Tüm bu yanlışların doğru kılınması gereği ise birçoğumuzun umurunda bile olmuyor.</p>
<p>  Tüm bunlar eşliğinde Kutlu Doğum Haftasına geliniyor. Rasulullah (SAS) Efendimizi anacağımız Kutlu Doğum Haftasında kimseye dinini öğretecek haddi olmayan, kendiyle derdi bitmemiş bir kardeşiniz olarak tavsiyem bu Kutlu Doğum Hz. Muhammed Mustafa (SAS) Efendimizin &#8220;kardeşlik ahlâkına&#8221; ayrılmışken, bence devlet dinden elini çeksin çeksin ki Kürt kardeşini öldürmek istemeyen Müslüman&#8217;a yaptığın caiz değil Diyanet sınırını aşmasın. Yakılmak istemeyen bir ateist cenazesi camiden kalkmasın, devletin valisi bir dinin önderine ayrımcılık etmesin. Kardeşlik ahlâkı Rasulullah örneğince aramızda yayılsın, Emevi Ailesi gibi Muaviye gibi ırkçı ve kindar bir neslimiz olmasın zira &#8220;dindarlar&#8221; olarak hesabı devlete değil hesabı Allah&#8217;ı vereceğiz. Dindarlar olarak &#8220;kindarlar&#8221; ile yarışmayıp şunu tavsiye edeceğiz:</p>
<p><strong>  &#8220;Asra and olsun; gerçekten insan, ziyandadır. Ancak iman edip salih amellerde bulunanlar, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler istisna. &#8221;</strong></p>
<p>  Dindarlığın özü, yolu, ölçüsü, metodu budur zira Allah&#8217;ın emri budur. Ve şüphesiz Allah doğruyu söyler.</p>
<p> </p>
<p> &#8230; Bu konuda okumak için&#8230;  </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-11326" title="kapak-laiklik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg" alt="" width="120" height="169" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"> Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a>Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde <strong>Yobaz Laiklik Meselesini</strong> barındıran konuları ele alıyor.<a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirebilirsiniz.</strong></a></p>
<p> </p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf"><span style="color: #0000ff;"><strong>Kadın hakları ve Kemalizm </strong></span></a></p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><strong><img class="alignleft size-medium wp-image-6982" title="20091025_derin_dusunce_org_kadin_kemalizm" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/10/20091025_derin_dusunce_org_kadin_kemalizm-229x300.jpg" alt="" width="121" height="171" /></strong></span></a></p>
<p class="entry" style="TEXT-ALIGN: justify"> <strong>“Kemalizm Türk kadınına özgürlük verdi”</strong> gibi sloganlarla düşünmeye daha doğrusu ezberlemeye itildiği için sık sık  şaşırmaya mahkûm bir kuşak bizimki. Tarihi, belgeleri, siyasî söylemleri ve sloganları aklın imtihanına tabi tutan herkes hayretler içinde kalıyor. <strong>“İyi de biz bunu bunca sene nasıl yuttuk?”</strong> diye sormaktan alamıyoruz kendimizi.  Kemalist düşüncenin, çağdaşlığın ve Atatürk devrimlerinin yılmaz bekçisi <strong><em>“çağdaş Türk kadını’nın sesi”</em></strong> Cumhuriyet Gazetesi’nin başyazarı olan Yunus Nadi kadınların siyasete atılmasına nasıl tepki vermiş meselâ?  <strong>“Havva’nın kızları, Meclis’e girip yılın manto modasını tartışacak” </strong><strong> </strong>Kadınlar Halk Fırkası kapatılınca yerine Türk Kadınlar Birliği kurulmuş. O da kapatılınca Cumhuriyet Gazetesi’nde şu başlık atılmış:  <strong>“Türk Kadınlar Birliği kapatıldı, fesat çıkaran hatun kişilere haddi bildirildi.” </strong>Derin Düşünce Fikir Platformu yakasını resmî tarihten kurtarmak isteyen okurlarına ezber bozan bir kitap öneriyor : <a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf"><strong><span style="color: #0066cc;">Kadın hakları ve Kemalizm ilişkisine alternatif bir bakış</span></strong></a></p>
<p class="entry" style="TEXT-ALIGN: justify">   <a href="http://www.derindusunce.org/img/kadinlar_don_kisot.pdf" target="_blank"><strong>K<span style="color: #0000ff;">adınlar… Günümüzün Don Kişotları</span></strong></a></p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><a href="http://www.derindusunce.org/img/kadinlar_don_kisot.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-medium wp-image-8042" title="20100102_derin_dusunce_kadinlar_donkisot" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/01/20100102_derin_dusunce_kadinlar_donkisot-190x300.jpg" alt="" width="130" height="207" /></a>Suzan Başarslan’ın dediği gibi <strong><em>“kadına dair söylenmesi gereken ne  kadar söz varsa erkeğin söylediği”</em></strong> bir dünya bu. Sadece söz mü? Yaşama hakkı bile. Bugün Çin’de ve Hindistan’da yüzbinlerce kız bebek daha doğmadan ultrason ile ana karnında görülüp yok ediliyor. Erkeklerin güç mücadelesinde kadınlar eziliyor. Cumartesi anası oluyor, cezaevlerinin önünde sıra bekleyen, şehit tabutlarının üzerinde ağlayan oluyor.  Şampuan veya otomobil satarken bedenini kullandıran, arka planda, silik, soyunan, tüketen, “figüran”… Kadınlara özne olma hakkını vermeyen erkekler mi yoksa bu hakkı alamayan kadınlar mı? Kadınlıklarını kaybetmeden, erkekleşmeden var olabilecek mi birgün kadınlar? 96 sayfalık bu kitapta Kadın’a ait kavgaları ve Kadın’ın kimlik arayışını sorguluyoruz. <a href="http://www.derindusunce.org/img/kadinlar_don_kisot.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a> </p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"> </p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><strong> </strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong>T<span style="color: #0000ff;">ürkiye’nin Ulus-Devlet Sorunu</span></strong></a></p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-full wp-image-7896" title="20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt.jpg" alt="" width="125" height="183" /></a>Devlet gibi soğuk ve katı bir yapı bizimle olan ilişkisini <strong>hukuk</strong> yerine <strong>ırkımıza</strong> ya da <strong>inançlarımıza</strong> göre düzenleyebilir mi? GERÇEK hayatı son derecede dinamik ve renkli biz “insanların”. Birden fazla şehre, mahalleye, gruba, klübe, cemaate, etnik köke, şirkete, mesleğe, gelir grubuna ait olabiliriz ve bu aidiyet hayatımız boyunca değişebilir. Oysa devletimiz hâlâ başörtüsüyle uğraşıyor, kimi devlet memurları <strong>“ne mutlu Türk’üm”</strong> demeyenleri iç düşman ilân ediyor, Sünnî İslâm derslerini zorla herkese okutuyor… Bizim paramızla, <strong>bizim iyiliğimiz için(!) bize rağmen… </strong>Kürt sorunu, başörtüsü sorunu, Hıristiyan azınlıklar sorunu… Bizleri sadece “insan” olarak göremeyen devletimizin halkıyla bir sorunu var. Türkiye’nin “sorunlarının” kaynağı sakın <strong>ulus-devlet</strong> modeli olmasın? 80 sayfalık bu kitap Kurtuluş savaşı’ndan sonra Türkiye’ye giydirilmiş olan deli gömleğine işaret ediyor.  Ne mutlu “insanım” diyene! <a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong>Kitabı buradan indirin</strong></a>.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/04/17/devlet-din-dindar-bir-de-kindar/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/04/17/devlet-din-dindar-bir-de-kindar/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Türk Solu Neden Birleşemiyor?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/04/12/turk-solu-neden-birlesemiyor/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/04/12/turk-solu-neden-birlesemiyor/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Apr 2012 17:18:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Katrin Baskiotis</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Komünizm]]></category>

		<category><![CDATA[Sosyalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Solu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21447</guid>
		<description><![CDATA[ 
 
  Türk solu iktidar olur mu? 
Kendini « sol » olarak tarif eden hareketler hiç olmadıkları kadar zayıf ve bölünmüş bir tablo çiziyorlar bugün.  Türk Solu Dergisi’nin ırkçı söylemlerinden CHP’nin darbe çağrılarına uzanan bir kafa karışıklığı hakim. Muhalefet boşluğunun müzmin bir hastalığa dönüştüğü şu dönemde Türk solu bu boşluğa talip olabilir mi? Daha önce Dikkat Kitap kategorisinde yayınladığımız Pozitivizm [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://www.taraf.com.tr/fotoraflar/karikaturler/-392_9241_b.jpg" alt="" width="400" height="518" /> </p>
<p> </p>
<p class="entry" style="text-align: left;"><strong>  </strong><span style="color: #0000ff;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/turk_solu_iktidar_olur_mu.pdf" target="_blank">Türk solu iktidar olur mu?</a></strong></span><span style="color: #0000ff;"><strong> </strong></span></p>
<p class="entry" style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/turk_solu_iktidar_olur_mu.pdf" target="_blank"><img class="alignright size-medium wp-image-21200" title="turk_solu_iktidar_olur_mu" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/turk_solu_iktidar_olur_mu-215x300.jpg" alt="" width="143" height="213" /></a>Kendini « sol » olarak tarif eden hareketler hiç olmadıkları kadar zayıf ve bölünmüş bir tablo çiziyorlar bugün.  Türk Solu Dergisi’nin ırkçı söylemlerinden CHP’nin darbe çağrılarına uzanan bir kafa karışıklığı hakim. Muhalefet boşluğunun müzmin bir hastalığa dönüştüğü şu dönemde Türk solu bu boşluğa talip olabilir mi? Daha önce <a href="http://www.derindusunce.org/category/dikkat-kitap/"><span style="color: #0066cc;">Dikkat Kitap</span></a> kategorisinde yayınladığımız <a href="http://www.derindusunce.org/img/pozitivizm_derin_dusunce_org.pdf"><span style="color: #0066cc;">Pozitivizm Eleştirisi</span></a> gibi bu kitap da Türkiye’deki sola tarafsız bakan bir çalışma. İyimser görüşler kadar geçmişe dönük ağır eleştiriler de var. İlginize sunduğumuz 82 sayfalık bu kitap Türkiye’deki “sol” grupların sorgulamalarına, projelerine ışık tutmak amacıyla derlenmiş makalelerden oluşuyor. Kitabı <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/turk_solu_iktidar_olur_mu.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><strong>buradan indirebilir</strong></span> </a>ve paylaşabilirsiniz. Ele alınan başlıca konular: <em>Solda özgürlükçü hareketler, 68 Kuşağı, Devrimci sol, Kemalizm, ulusalcı sol akımlar, Sol ve İslâm, Cumhuriyet Gazetesi</em>.</p>
<p class="entry" style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/marx.pdf" target="_blank"><img class="alignright size-medium wp-image-18312" title="marx-kapak" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/08/marx-kapak.bmp" alt="" width="128" height="191" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/marx.pdf" target="_blank">Derin <strong>MAЯҖ</strong></a></strong></p>
<p>Etrafınızda “ben solcuyum” diyen kaç kişi var? Birgün Ya da Cumhuriyet Gazetesi, Türk Solu Dergisi okuyan? Yürüyüşlerde Marx, Lenin, Deniz Gezmiş ve Atatürk posterlerini yanyana taşıyan kişileri tanıyor musunuz? İşçi sendikalarında aktif rol oynayan dostlarınız var mı? Bu insanlar hasretle beklediğimiz sol muhalefeti kuramadılar bir türlü. Neden? </p>
<p> Marxist ve Marxçı (Marx’a dair ama marxist olmayan) miras ile yüzleşmedi Türk solcuları. Oysa Marx anlaşılmadan hiç bir sol projenin anlaşılmasına da imkân yok.  Leninist, Stalinist, Maoist… Hatta Kuzey Avrupa’nın sosyal demokrat modellerini de çözemezsiniz. Marx’ın bıraktığı yerden devam edenleri anlamak için de gerekli bu okuma; dünya soluna bugünkü şeklini veren düşünürleri anlamak için: Rosa Luxemburg, Ernst Thälmann, Georg Lukács, Max Adler, Karl Renner, Otto Bauer, Walter Benjamin, Jürgen Habermas,… <a href="http://www.derindusunce.org/img/marx.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/04/12/turk-solu-neden-birlesemiyor/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/04/12/turk-solu-neden-birlesemiyor/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>

