<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>Derin Düşünce &#187; Kapitalizm</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/category/kapitalizm/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Fri, 25 May 2012 09:41:57 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Liberalizme veda ederken</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/05/16/liberalizme-veda-ederken/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/05/16/liberalizme-veda-ederken/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 May 2012 06:59:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tavit Kilimciyan</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Demokrasi]]></category>

		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>

		<category><![CDATA[Kapitalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Liberal Totalitarizm]]></category>

		<category><![CDATA[Liberalizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21936</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;&#8230; Ancak gerçek hayat bazı liberalleri fazlasıyla üzmüş durumda. Çünkü liberalizmin egemen olduğu düşünülen sistemlerde, insanlar sürekli olarak liberal değerlerin dışına çıkma eğilimi göstermekle kalmıyor, bunu bizzat liberalizmle meşrulaştırıyorlar. Güç sahipleri ile güçsüzleri kategorik olarak eşitleyen ve hepsinin aynı &#8216;düzlemde&#8217; birer karar alıcı olduğunu iddia eden böylesi bir ideolojinin hayal kırıklığı yaratması doğal. Nitekim gerçek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p><em>&#8220;&#8230; Ancak gerçek hayat bazı liberalleri fazlasıyla üzmüş durumda. Çünkü liberalizmin egemen olduğu düşünülen sistemlerde, insanlar sürekli olarak liberal değerlerin dışına çıkma eğilimi göstermekle kalmıyor, bunu bizzat liberalizmle meşrulaştırıyorlar. Güç sahipleri ile güçsüzleri kategorik olarak eşitleyen ve hepsinin aynı &#8216;düzlemde&#8217; birer karar alıcı olduğunu iddia eden böylesi bir ideolojinin hayal kırıklığı yaratması doğal. Nitekim gerçek hayat, güçlünün kararlarının güçsüze egemen olduğunu gösteriyor ve böylece liberalizm, güçlünün ideolojisi haline dönüşüyor. Sonuç liberalizmin giderek gerçek hayattan kopması ve bir ideal durum tasavvuru olarak işlevselleşmesidir. Aynen sosyalizm gibi bugün liberalizm de apolitik bir aydın kimliği&#8230; Cemaat oluşturma, o cemaatin içinde &#8217;siyaset yapılıyor&#8217; duygusu üretme yeteneği var, ama toplumsal siyaseti etkileme gücü yok &#8230;&#8221;</em> <a href="http://zaman.com.tr/yazar.do?yazino=1288357&amp;title=liberalizmin-ardindan1" target="_blank">Etyen Mahçupyan</a> </p></blockquote>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><strong>Liberalizm Demokrasiyi Susturunca</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><img class="alignright size-medium wp-image-18938" title="liberalizm_demokrasi_kitap" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_kitap-203x300.jpg" alt="" width="133" height="191" /></a>Halkın iradesi liberalizm ile çatışırsa ne olur? 2008′de başlayan ekonomik kriz sürmekte. Eğitim, sağlık ve güvenlik hizmetlerine ayrılan bütçeler kırpılırken batan bankaları kurtarmak için yüz milyarlarca dolar harcanıyor. Alın terinin finans kurumlarına peşkeş çekilmesini istemeyenler protesto ediyor. Ama <strong>batılı devletler polis copuyla finans sektörünü savunmaktalar.</strong> Ne oldu? Bütün nüfusun binde birini bile temsil etmeyen bankacıların çıkarları geri kalan %99.99′un önüne nasıl geçti? Alıp satma, üretip tüketme özgürlüğü nasıl oldu da halkı finans sektörünün kölesi yaptı? <strong>Mal, hizmet ve sermayenin serbest dolaşımı uğruna halkın iradesi çiğnenebilir mi? </strong>Okuyacağınız kitap demokrasi ile  liberalizmin savaşı üzerinedir. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank">Liberalizmin Ak Kitabı</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank"><img class="alignleft" title="liberalizmin-ak_kitabi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin-ak_kitabi-221x300.jpg" alt="" width="133" height="221" /></a>1930 model bir ulus-devletin, bir <strong>“devlet babanın”</strong> çocuklarıyız. Son derecede <strong>“Millî”</strong> bir eğitim gördük, öğrenim değil. Hayatta işimize yarayacak meslekî bilgileri ya da eleştirel bir bakışı öğrenmedik <strong>“millî”</strong> okullarda. <strong>“Varlığımızı Türk varlığına armağan etmek”</strong> için eğitildik, eğilip büküldük.</p>
<p style="text-align: justify;">Liberallerin dilinden düşmeyen <strong>“Bireysel haklar ve özgürlükler”</strong> bizim gibi Kemalist çamaşırhanelerde yıkanmış beyinler için çok yeni. Türkiye’de yaşayan insanların ulus-devlet boyunduruğundan kurtulmasında önemli bir rol oynuyor liberaller. Biz de <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank">bu kitapta </a>liberalizmin temel tezleriyle uyumlu, bu fikir akımına doğrudan ya da dolaylı destek veren makaleleri birleştirdik. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank">Buradan indirin.</a> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Liberalizmin Kara Kitabı</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-10169" title="liberalizmin_kara_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_pt.jpg" alt="" width="123" height="173" /></span></strong></a>Liberalizm asırlardır bir çok aşamalardan geçmiş, tarihi olaylarla kendisini imtihan etmiş bir düşünce geleneği. Değişmiş yanları var ama sabitleri de var. Bu sabitlerin içinde <strong>liberalizmin tehlikeli yönleri</strong> hatta <strong>YIKICI UNSURLARI</strong> da var. Bunları ortaya çıkarmak için “doğru” soruları sormak ve liberal perspektifte kalarak yanıt aramak gerekiyor… Büyük bir kısmı bu gelenekten olan düşünürlerin fikirlerinden istifade ederek <strong>liberalizmin kusurlarını</strong> ele alıyoruz bu kara kitapta: Adam Smith, Mandeville, John Stuart Mill, Hayek, Friedman, Röpke, Immanuel Kant, Alexis de Tocqville, John Rawls, Popper, Berlin, Mises, Rothbard ve Türkiye’de Mustafa Akyol, Atilla Yayla, Mustafa Erdoğan… Liberallere, liberalimsilere ve anti-liberallere duyurulur. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a> </p>
<p> </p>
<p><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/kapitalizm_kara_sevdam.pdf" target="_blank">Ey Kapitalizm! Kara Sevdam! / Charles Allen Scarboro</a></strong></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/kapitalizm_kara_sevdam.pdf" target="_blank"><img class="alignright size-medium wp-image-21167" title="kapitalizm_kara_sevdam" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/kapitalizm_kara_sevdam-161x300.jpg" alt="" width="148" height="255" /></a>Ne gariptir ki Türkiye’de hemen her kesimden insanı kolaylıkla birleştirebilen bir slogan var: <strong><em>“Kapitalizme Hayır!”</em></strong><em>.</em> İslâmcı, komünist, ülkücü, Kemalist… Yürüyüşler yapıyorlar. Seminerler düzenliyorlar. <strong><em>“Küresel sermayeye geçit yok!” </em></strong>. İşçilerin sömürülmesinden Afrika’daki açlığa, ortadoğudaki petrol savaşlarından dünyanın kirlenmesine kadar her taşın altından çıkan bir düşman bu. İyi ile kötü arasında bir çizgi çekmek, kötüleri “öteki tarafta” bırakmak… O kadar kolay mı?</p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>“Ah keşke her şey o kadar basit olsaydı. Bütün kötülükleri içi kararmış birileri yapsaydı ve bütün mesele onları bulup yok etmekten ibaret olsaydı. Ne var ki </em><strong><em>İyi</em></strong><em> ile </em><strong><em>Kötü</em></strong><em> arasındaki çizgi her insanın kalbinden geçiyor. Kim kendi kalbinin bir parçasını yok etmek ister?” </em><em>(Soljenitsin)</em></p>
<p>Okuyacağınız bu kitap insanların para ile, tüketim ile kurdukları ilişkiye ışık tutuyor. Charles Allen Scarboro’nun Karl Marx ve Max Weber’in fikirlerinden de isitifade ederek hazırladığı özgün bir çalışma. Scarboro İstanbul’da yaşayan bir Amerikalı. Akademik birikiminin yanı sıra kapitalizmin anavatanından gelmesi, <strong>“içimizde yaşayan bir öteki”</strong> olması bu kitaba ayrı bir lezzet katıyor.  <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/kapitalizm_kara_sevdam.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/05/16/liberalizme-veda-ederken/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/05/16/liberalizme-veda-ederken/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Avrupa Baharı yaşanır mı?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/05/03/avrupa-bahari-yasanir-mi/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/05/03/avrupa-bahari-yasanir-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 May 2012 09:41:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tavit Kilimciyan</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Avrupa Birliği]]></category>

		<category><![CDATA[Demokrasi]]></category>

		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>

		<category><![CDATA[Kapitalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Liberal Totalitarizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21765</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;&#8230; Mayıs&#8217;a giriyoruz ve bu ayla belki de bir &#8216;Avrupa Baharı&#8217;na. Euro Bölgesi için Mayıs çalkantılı bir ay olacağa benziyor. Fransa&#8217;daki cumhurbaşkanlığı yarışı, Avrupa&#8217;daki mücadelenin başlangıcı durumunda. Fransa&#8217;daki seçimleri kazanması beklenen sosyalist aday François Hollande, bilinçli olarak kemer sıkma politikalarına karşı hareketin liderliğine soyundu.Böylece Angela Merkel önderliğindeki Almanya yönetimini düelloya davet etmiş oldu. Hollanda, mali anlaşma olarak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>&#8220;&#8230; <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/kriz_liberal_totalitarizm.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-13618" title="kriz_liberal_totalitarizm" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/kriz_liberal_totalitarizm-300x157.jpg" alt="" width="300" height="157" /></a>Mayıs&#8217;a giriyoruz ve bu ayla belki de bir &#8216;Avrupa Baharı&#8217;na. Euro Bölgesi için Mayıs çalkantılı bir ay olacağa benziyor. Fransa&#8217;daki cumhurbaşkanlığı yarışı, Avrupa&#8217;daki mücadelenin başlangıcı durumunda. Fransa&#8217;daki seçimleri kazanması beklenen sosyalist aday François Hollande, bilinçli olarak kemer sıkma politikalarına karşı hareketin liderliğine soyundu.Böylece Angela Merkel önderliğindeki Almanya yönetimini düelloya davet etmiş oldu. Hollanda, mali anlaşma olarak bilinen ve Euro Bölgesi&#8217;nde bütçenin disiplin altına alınmasını öngören anlaşmanın içeriğini yeniden müzakereye açma sözü verdi. Kriz başladığından bu yana başka hiçbir yasal düzenleme, Merkel için bu kadar önemli olmamıştı. Alman lider geçen hafta bu anlaşmanın &#8220;yeniden ele alınamayacağını&#8221; bildirmişti. Hollanda ise, &#8220;Almanya, Avrupa&#8217;nın bütünü için karar veremez&#8221; diyerek buna iğneli bir cevap verdi.Fransa&#8217;daki seçimleri Hollanda kazanırsa, Berlin&#8217;e &#8220;sizin yönteminiz tutmadı ve Fransız halkı kararını verdi&#8221; diyecek.Hollanda, vurguyu yeniden ekonomik büyüme üzerine yapacak. Bu nedenle iki ülke liderinin ilk görüşmesi gergin olacak &#8230;&#8221;</em> <a href="http://www.timeturk.com/tr/2012/04/30/avrupa-bahari-yasanir-mi.html" target="_blank">TAMAMI </a></p>
<p> </p>
<p>&#8230; Bu konuda e-kitap okumak için&#8230;</p>
<p> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><strong>Liberalizm Demokrasiyi Susturunca</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><img class="alignright size-medium wp-image-18938" title="liberalizm_demokrasi_kitap" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_kitap-203x300.jpg" alt="" width="133" height="191" /></a>Halkın iradesi liberalizm ile çatışırsa ne olur? 2008′de başlayan ekonomik kriz sürmekte. Eğitim, sağlık ve güvenlik hizmetlerine ayrılan bütçeler kırpılırken batan bankaları kurtarmak için yüz milyarlarca dolar harcanıyor. Alın terinin finans kurumlarına peşkeş çekilmesini istemeyenler protesto ediyor. Ama <strong>batılı devletler polis copuyla finans sektörünü savunmaktalar.</strong> Ne oldu? Bütün nüfusun binde birini bile temsil etmeyen bankacıların çıkarları geri kalan %99.99′un önüne nasıl geçti? Alıp satma, üretip tüketme özgürlüğü nasıl oldu da halkı finans sektörünün kölesi yaptı? <strong>Mal, hizmet ve sermayenin serbest dolaşımı uğruna halkın iradesi çiğnenebilir mi? </strong>Okuyacağınız kitap demokrasi ile  liberalizmin savaşı üzerinedir. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank">Liberalizmin Ak Kitabı</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank"><img class="alignleft" title="liberalizmin-ak_kitabi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin-ak_kitabi-221x300.jpg" alt="" width="133" height="221" /></a>1930 model bir ulus-devletin, bir <strong>“devlet babanın”</strong> çocuklarıyız. Son derecede <strong>“Millî”</strong> bir eğitim gördük, öğrenim değil. Hayatta işimize yarayacak meslekî bilgileri ya da eleştirel bir bakışı öğrenmedik <strong>“millî”</strong> okullarda. <strong>“Varlığımızı Türk varlığına armağan etmek”</strong> için eğitildik, eğilip büküldük.</p>
<p style="text-align: justify;">Liberallerin dilinden düşmeyen <strong>“Bireysel haklar ve özgürlükler”</strong> bizim gibi Kemalist çamaşırhanelerde yıkanmış beyinler için çok yeni. Türkiye’de yaşayan insanların ulus-devlet boyunduruğundan kurtulmasında önemli bir rol oynuyor liberaller. Biz de <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank">bu kitapta </a>liberalizmin temel tezleriyle uyumlu, bu fikir akımına doğrudan ya da dolaylı destek veren makaleleri birleştirdik. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank">Buradan indirin.</a> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Liberalizmin Kara Kitabı</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-10169" title="liberalizmin_kara_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_pt.jpg" alt="" width="123" height="173" /></span></strong></a>Liberalizm asırlardır bir çok aşamalardan geçmiş, tarihi olaylarla kendisini imtihan etmiş bir düşünce geleneği. Değişmiş yanları var ama sabitleri de var. Bu sabitlerin içinde <strong>liberalizmin tehlikeli yönleri</strong> hatta <strong>YIKICI UNSURLARI</strong> da var. Bunları ortaya çıkarmak için “doğru” soruları sormak ve liberal perspektifte kalarak yanıt aramak gerekiyor… Büyük bir kısmı bu gelenekten olan düşünürlerin fikirlerinden istifade ederek <strong>liberalizmin kusurlarını</strong> ele alıyoruz bu kara kitapta: Adam Smith, Mandeville, John Stuart Mill, Hayek, Friedman, Röpke, Immanuel Kant, Alexis de Tocqville, John Rawls, Popper, Berlin, Mises, Rothbard ve Türkiye’de Mustafa Akyol, Atilla Yayla, Mustafa Erdoğan… Liberallere, liberalimsilere ve anti-liberallere duyurulur. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a> </p>
<p> </p>
<p><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/kapitalizm_kara_sevdam.pdf" target="_blank">Ey Kapitalizm! Kara Sevdam! / Charles Allen Scarboro</a></strong></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/kapitalizm_kara_sevdam.pdf" target="_blank"><img class="alignright size-medium wp-image-21167" title="kapitalizm_kara_sevdam" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/kapitalizm_kara_sevdam-161x300.jpg" alt="" width="148" height="255" /></a>Ne gariptir ki Türkiye’de hemen her kesimden insanı kolaylıkla birleştirebilen bir slogan var: <strong><em>“Kapitalizme Hayır!”</em></strong><em>.</em> İslâmcı, komünist, ülkücü, Kemalist… Yürüyüşler yapıyorlar. Seminerler düzenliyorlar. <strong><em>“Küresel sermayeye geçit yok!” </em></strong>. İşçilerin sömürülmesinden Afrika’daki açlığa, ortadoğudaki petrol savaşlarından dünyanın kirlenmesine kadar her taşın altından çıkan bir düşman bu. İyi ile kötü arasında bir çizgi çekmek, kötüleri “öteki tarafta” bırakmak… O kadar kolay mı?</p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>“Ah keşke her şey o kadar basit olsaydı. Bütün kötülükleri içi kararmış birileri yapsaydı ve bütün mesele onları bulup yok etmekten ibaret olsaydı. Ne var ki </em><strong><em>İyi</em></strong><em> ile </em><strong><em>Kötü</em></strong><em> arasındaki çizgi her insanın kalbinden geçiyor. Kim kendi kalbinin bir parçasını yok etmek ister?” </em><em>(Soljenitsin)</em></p>
<p>Okuyacağınız bu kitap insanların para ile, tüketim ile kurdukları ilişkiye ışık tutuyor. Charles Allen Scarboro’nun Karl Marx ve Max Weber’in fikirlerinden de isitifade ederek hazırladığı özgün bir çalışma. Scarboro İstanbul’da yaşayan bir Amerikalı. Akademik birikiminin yanı sıra kapitalizmin anavatanından gelmesi, <strong>“içimizde yaşayan bir öteki”</strong> olması bu kitaba ayrı bir lezzet katıyor.  <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/kapitalizm_kara_sevdam.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/05/03/avrupa-bahari-yasanir-mi/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/05/03/avrupa-bahari-yasanir-mi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Batı Kapitalizmi çocukları böyle sömürmüştü!</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/04/19/bati-kapitalizmi-de-cocuklari-somurmustu/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/04/19/bati-kapitalizmi-de-cocuklari-somurmustu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Apr 2012 20:23:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tahsin K.</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>

		<category><![CDATA[Kapitalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Komünizm]]></category>

		<category><![CDATA[Liberalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Marx]]></category>

		<category><![CDATA[Marxizm]]></category>

		<category><![CDATA[Sosyalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Tarih]]></category>

		<category><![CDATA[vicdan]]></category>

		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21537</guid>
		<description><![CDATA[

 “&#8230; Pamuk sanayii kurulalı doksan yıl oluyor. … İngiltere’de üç kuşaktır varolan bu sanayi kolu bu sürede, fabrika işçilerinin dokuz kuşağını mahvetti. İşlerin hızlandığı dönemlerde, işçi açığı çok büyük seviyelere ulaştı. 1834 böyle bir sene oldu. O sırada imalatçılar, hemen, Yoksullar Yasası Komisyonuna, tarım bölgesindeki “fazla-nüfus”un kuzeye gönderilmesini önerdi; açıklamalarına göre, “oradaki fabrikatörler bu fazla-nüfusu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/04/lewis-wickes-hine-1-19-1909.jpg"><img class="size-full wp-image-21538 aligncenter" title="lewis-wickes-hine-1-19-1909" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/04/lewis-wickes-hine-1-19-1909.jpg" alt="" width="458" height="375" /></a></p>
<blockquote>
<p style="padding-left: 30px;"> <em>“&#8230; Pamuk sanayii kurulalı doksan yıl oluyor. … İngiltere’de üç kuşaktır varolan bu sanayi kolu bu sürede, fabrika işçilerinin dokuz kuşağını mahvetti. İşlerin hızlandığı dönemlerde, </em><em>işçi açığı çok büyük seviyelere ulaştı</em><em>. </em><em>1834 böyle bir sene oldu</em><em>. O sırada imalatçılar, hemen, Yoksullar Yasası Komisyonuna, tarım bölgesindeki “fazla-nüfus”un kuzeye gönderilmesini önerdi; açıklamalarına göre, “oradaki fabrikatörler bu fazla-nüfusu emer ve tüketebilirdi. Devletin onayı ile temsilciler atandı. [...] </em><em>Manchester’a aracılar yollandı. Tarım işçisi listeleri hazırlandı ve aracılare verildi. Aracılar bürolarında kendilerine uygun olanları seçtiler ve aileler yollandı. Bu insan paketleri etiketlerle yollandı tıpkı mal gibi, yük vagonlarında. Bazıları yaya idi. Sağda solda sürtenler oldu, kaybolanlar, sanayi mahallelerinde ölenler… Tarım işçileri tıpkı zenci köleler gibi sistematik bir biçimde aracılar tarafından alınıp satıldı ve bu insan ticareti düzenli olarak gelişti. 1860 tekstil sektörünün tavan yaptığı bir yıl oldu. Yeniden çalışacak “kollar” gerekliydi ve yeniden aracılar kırsal alanlarda <strong>insan eti ticaretine</strong> koyuldular. [...] Ama buralardaki nüfus fazlası zaten tüketilmişti. Fransa ile yapılan ticaretin gelişmesi neticesinde ilk anda <strong>10 bin “kol” gerekiyordu</strong> ama bu hızla 50 bine çıkacaktı. <strong>İnsan eti ticareti yapan</strong> aracılar yeterince köylü bulamayınca PLC başkanına bir temsilci yolladılar ve fakir çocuklarla yetimleri kullanmak için müsade istediler&#8230;” (Karl Marx, Kapital, Onuncu bölüm [iş günü], 5ci kesim)</em></p>
</blockquote>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/04/callie-campbell-11-years-old-picks-75-to-125-pounds-of-cotton-a-day-and-totes-50-pounds-of-it-when-sack-gets-full.jpg"><img class="size-full wp-image-21539 aligncenter" title="callie-campbell-11-years-old-picks-75-to-125-pounds-of-cotton-a-day-and-totes-50-pounds-of-it-when-sack-gets-full" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/04/callie-campbell-11-years-old-picks-75-to-125-pounds-of-cotton-a-day-and-totes-50-pounds-of-it-when-sack-gets-full.jpg" alt="" width="458" height="371" /></a></p>
<p> </p>
<blockquote><p><em>&#8220;&#8230; Çocuk işçi aranırken verilen ilanlar çoğu zaman, eskiden Amerikan dergilerinde çıkan zenci köle aranırken verilen ilanlara biçim olarak pek benzer. Bir İngiliz fabrika denetmeni şöyle diyor: “Bölgemdeki en önemli sanayi kentlerinden birinin yerel gazetesinde şu ilan dikkatimi çekmişti: 12 ile 20 yaşlar arasında gençler aranıyor; 13 yaşından küçük görünmemeleri şarttır. Ücret haftada 4 şilindir. Başvurma vb..”  ”13 yaşından küçük görünmemeleri şarttır” ifadesi, fabrika yasasında yer alan ve 13 yaşından küçük çocukların günde yalnızca 6 saat çalışabilecekleri hükümle ilgilidir. İşçilerin yaşlarını resmen atanmış bir hekimin saptaması da şarttı. İşte bunun için fabrikatör, 13 yaşındaymış gibi görünen çocuklar aramaktadır. Fabrikalarda çalıştırılan 13 yaşından küçük çocukların, sayısında sık sık sıçramalar gösteren azalmalar, son 20 yıllık İngiliz istatistiklerinde de şaşılacak bir şekilde görüldüğü gibi çoğu zaman, fabrika denetmenlerinin kendi tanıklıklarına göre, çocukların yaşlarını, kapitalistin sömürü hırsına ve ana-babalarını kirli ticaret gereksinmelerine uygun biçimde büyük gösteren resmi hekimlerin işidir. Londra’nın mahut Bethnal Green semtinde her pazartesi ve salı günü her iki cinsten 9 yaşında ve daha büyük çocukların, ipek fabrikatörlerine kendilerini kiraladıkları açık bir pazar kurulur. “Genellikle haftalık, 1 şilin 8 penidir (bu para, ana-babaya aittir) ve 2 peni de kendim ve çay içindir. Sözleşme yalnızca haftalıktır. Bu pazarın görüntüsü de, orada konuşulan dil de utanç vericidir.” Kadınların, “çocukları, işevlerinden alıp, önlerine gelene haftalığı 2 şilin 6 peniden kiralamaları” İngiltere’de de görülür.Yasalara karşın, Büyük Britanya’da canlı baca temizleyicisi olarak kullanılmak üzere (bu iş için bir yığın makine olduğu halde) ana-babaları tarafından satılan çocukların sayısı 2.000′i aşar….” (Karl Marx, Kapital, Cilt 1, Üçüncü Kesim. Makinenin İşçi Üzerindeki Dolaysız Etkileri, a- Sermayenin Ek Emek-gücüne Elkoyması, Kadınlarla Çocukların Çalıştırılmaları) </em></p></blockquote>
<p> </p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/04/cam_fabrikasinda_gece_vardiyasi.jpg"><img class="size-full wp-image-21540 aligncenter" title="cam_fabrikasinda_gece_vardiyasi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/04/cam_fabrikasinda_gece_vardiyasi.jpg" alt="" width="485" height="513" /></a> </p>
<p> </p>
<p> &#8230; Bu konuda e-kitap okumak için&#8230;</p>
<p> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/marx.pdf" target="_blank"><img class="alignright size-medium wp-image-18312" title="marx-kapak" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/08/marx-kapak.bmp" alt="" width="128" height="191" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/marx.pdf" target="_blank">Derin <strong>MAЯҖ</strong></a></strong></p>
<p>Etrafınızda “ben solcuyum” diyen kaç kişi var? Birgün Ya da Cumhuriyet Gazetesi, Türk Solu Dergisi okuyan? Yürüyüşlerde Marx, Lenin, Deniz Gezmiş ve Atatürk posterlerini yanyana taşıyan kişileri tanıyor musunuz? İşçi sendikalarında aktif rol oynayan dostlarınız var mı? Bu insanlar hasretle beklediğimiz sol muhalefeti kuramadılar bir türlü. Neden? </p>
<p> Marxist ve Marxçı (Marx’a dair ama marxist olmayan) miras ile yüzleşmedi Türk solcuları. Oysa Marx anlaşılmadan hiç bir sol projenin anlaşılmasına da imkân yok.  Leninist, Stalinist, Maoist… Hatta Kuzey Avrupa’nın sosyal demokrat modellerini de çözemezsiniz. Marx’ın bıraktığı yerden devam edenleri anlamak için de gerekli bu okuma; dünya soluna bugünkü şeklini veren düşünürleri anlamak için: Rosa Luxemburg, Ernst Thälmann, Georg Lukács, Max Adler, Karl Renner, Otto Bauer, Walter Benjamin, Jürgen Habermas,… <a href="http://www.derindusunce.org/img/marx.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><strong> <span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/turk_solu_iktidar_olur_mu.pdf" target="_blank">Türk solu iktidar olur mu?</a></span><span style="color: #0000ff;"> </span></strong></p>
<p class="entry" style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/turk_solu_iktidar_olur_mu.pdf" target="_blank"><img class="alignright size-medium wp-image-21200" title="turk_solu_iktidar_olur_mu" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/turk_solu_iktidar_olur_mu-215x300.jpg" alt="" width="143" height="213" /></a>Kendini « sol » olarak tarif eden hareketler hiç olmadıkları kadar zayıf ve bölünmüş bir tablo çiziyorlar bugün.  Türk Solu Dergisi’nin ırkçı söylemlerinden CHP’nin darbe çağrılarına uzanan bir kafa karışıklığı hakim. Muhalefet boşluğunun müzmin bir hastalığa dönüştüğü şu dönemde Türk solu bu boşluğa talip olabilir mi? Daha önce <a href="http://www.derindusunce.org/category/dikkat-kitap/"><span style="color: #0066cc;">Dikkat Kitap</span></a> kategorisinde yayınladığımız <a href="http://www.derindusunce.org/img/pozitivizm_derin_dusunce_org.pdf"><span style="color: #0066cc;">Pozitivizm Eleştirisi</span></a> gibi bu kitap da Türkiye’deki sola tarafsız bakan bir çalışma. İyimser görüşler kadar geçmişe dönük ağır eleştiriler de var. İlginize sunduğumuz 82 sayfalık bu kitap Türkiye’deki “sol” grupların sorgulamalarına, projelerine ışık tutmak amacıyla derlenmiş makalelerden oluşuyor. Kitabı <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/turk_solu_iktidar_olur_mu.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><strong>buradan indirebilir</strong></span> </a>ve paylaşabilirsiniz. Ele alınan başlıca konular: <em>Solda özgürlükçü hareketler, 68 Kuşağı, Devrimci sol, Kemalizm, ulusalcı sol akımlar, Sol ve İslâm, Cumhuriyet Gazetesi</em>.</p>
<p class="entry" style="text-align: justify;"> </p>
<p class="entry" style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><strong>Liberalizm Demokrasiyi Susturunca</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><img class="alignright size-medium wp-image-18938" title="liberalizm_demokrasi_kitap" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_kitap-203x300.jpg" alt="" width="133" height="191" /></a>Halkın iradesi liberalizm ile çatışırsa ne olur? 2008′de başlayan ekonomik kriz sürmekte. Eğitim, sağlık ve güvenlik hizmetlerine ayrılan bütçeler kırpılırken batan bankaları kurtarmak için yüz milyarlarca dolar harcanıyor. Alın terinin finans kurumlarına peşkeş çekilmesini istemeyenler protesto ediyor. Ama <strong>batılı devletler polis copuyla finans sektörünü savunmaktalar.</strong> Ne oldu? Bütün nüfusun binde birini bile temsil etmeyen bankacıların çıkarları geri kalan %99.99′un önüne nasıl geçti? Alıp satma, üretip tüketme özgürlüğü nasıl oldu da halkı finans sektörünün kölesi yaptı? <strong>Mal, hizmet ve sermayenin serbest dolaşımı uğruna halkın iradesi çiğnenebilir mi? </strong>Okuyacağınız kitap demokrasi ile  liberalizmin savaşı üzerinedir. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank">Liberalizmin Ak Kitabı</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank"><img class="alignleft" title="liberalizmin-ak_kitabi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin-ak_kitabi-221x300.jpg" alt="" width="133" height="221" /></a>1930 model bir ulus-devletin, bir <strong>“devlet babanın”</strong> çocuklarıyız. Son derecede <strong>“Millî”</strong> bir eğitim gördük, öğrenim değil. Hayatta işimize yarayacak meslekî bilgileri ya da eleştirel bir bakışı öğrenmedik <strong>“millî”</strong> okullarda. <strong>“Varlığımızı Türk varlığına armağan etmek”</strong> için eğitildik, eğilip büküldük.</p>
<p style="text-align: justify;">Liberallerin dilinden düşmeyen <strong>“Bireysel haklar ve özgürlükler”</strong> bizim gibi Kemalist çamaşırhanelerde yıkanmış beyinler için çok yeni. Türkiye’de yaşayan insanların ulus-devlet boyunduruğundan kurtulmasında önemli bir rol oynuyor liberaller. Biz de <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank">bu kitapta </a>liberalizmin temel tezleriyle uyumlu, bu fikir akımına doğrudan ya da dolaylı destek veren makaleleri birleştirdik. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank">Buradan indirin.</a> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Liberalizmin Kara Kitabı</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-10169" title="liberalizmin_kara_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_pt.jpg" alt="" width="123" height="173" /></span></strong></a>Liberalizm asırlardır bir çok aşamalardan geçmiş, tarihi olaylarla kendisini imtihan etmiş bir düşünce geleneği. Değişmiş yanları var ama sabitleri de var. Bu sabitlerin içinde <strong>liberalizmin tehlikeli yönleri</strong> hatta <strong>YIKICI UNSURLARI</strong> da var. Bunları ortaya çıkarmak için “doğru” soruları sormak ve liberal perspektifte kalarak yanıt aramak gerekiyor… Büyük bir kısmı bu gelenekten olan düşünürlerin fikirlerinden istifade ederek <strong>liberalizmin kusurlarını</strong> ele alıyoruz bu kara kitapta: Adam Smith, Mandeville, John Stuart Mill, Hayek, Friedman, Röpke, Immanuel Kant, Alexis de Tocqville, John Rawls, Popper, Berlin, Mises, Rothbard ve Türkiye’de Mustafa Akyol, Atilla Yayla, Mustafa Erdoğan… Liberallere, liberalimsilere ve anti-liberallere duyurulur. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a> </p>
<p> </p>
<p><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/kapitalizm_kara_sevdam.pdf" target="_blank">Ey Kapitalizm! Kara Sevdam! / Charles Allen Scarboro</a></strong></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/kapitalizm_kara_sevdam.pdf" target="_blank"><img class="alignright size-medium wp-image-21167" title="kapitalizm_kara_sevdam" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/kapitalizm_kara_sevdam-161x300.jpg" alt="" width="148" height="255" /></a>Ne gariptir ki Türkiye’de hemen her kesimden insanı kolaylıkla birleştirebilen bir slogan var: <strong><em>“Kapitalizme Hayır!”</em></strong><em>.</em> İslâmcı, komünist, ülkücü, Kemalist… Yürüyüşler yapıyorlar. Seminerler düzenliyorlar. <strong><em>“Küresel sermayeye geçit yok!” </em></strong>. İşçilerin sömürülmesinden Afrika’daki açlığa, ortadoğudaki petrol savaşlarından dünyanın kirlenmesine kadar her taşın altından çıkan bir düşman bu. İyi ile kötü arasında bir çizgi çekmek, kötüleri “öteki tarafta” bırakmak… O kadar kolay mı?</p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>“Ah keşke her şey o kadar basit olsaydı. Bütün kötülükleri içi kararmış birileri yapsaydı ve bütün mesele onları bulup yok etmekten ibaret olsaydı. Ne var ki </em><strong><em>İyi</em></strong><em> ile </em><strong><em>Kötü</em></strong><em> arasındaki çizgi her insanın kalbinden geçiyor. Kim kendi kalbinin bir parçasını yok etmek ister?” </em><em>(Soljenitsin)</em></p>
<p>Okuyacağınız bu kitap insanların para ile, tüketim ile kurdukları ilişkiye ışık tutuyor. Charles Allen Scarboro’nun Karl Marx ve Max Weber’in fikirlerinden de isitifade ederek hazırladığı özgün bir çalışma. Scarboro İstanbul’da yaşayan bir Amerikalı. Akademik birikiminin yanı sıra kapitalizmin anavatanından gelmesi, <strong>“içimizde yaşayan bir öteki”</strong> olması bu kitaba ayrı bir lezzet katıyor.  <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/kapitalizm_kara_sevdam.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/04/19/bati-kapitalizmi-de-cocuklari-somurmustu/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/04/19/bati-kapitalizmi-de-cocuklari-somurmustu/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kapitalizmin İyisi, Kötüsü ve Çirkini / Joe Nocera</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/04/14/kapitalizmin-iyisi-kotusu-ve-cirkini-joe-nocera/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/04/14/kapitalizmin-iyisi-kotusu-ve-cirkini-joe-nocera/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Apr 2012 18:30:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Müleyke Barutçu</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>

		<category><![CDATA[Kapitalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Liberalizm]]></category>

		<category><![CDATA[ahlak]]></category>

		<category><![CDATA[Çeviri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21476</guid>
		<description><![CDATA[The New York Times&#8216;ta yayınlandı (The Opinion Page, 16 Mart 2012)
Çarşamba günü Starbucks&#8217;un başkanı ve baş yöneticisi olan Howard Schultz, şirketinin yıllık konuşmasında kürsüye çıkacak. Ve iş ahlakının öneminden bahsedecek.
Evet, ahlak. Tam olarak bu kelimeyi kullanır mı bilmiyorum, bu konuda biraz şüphem var. Özellikle son yıllarda, Schultz bir çeşit ahlaki kapitalizm üzerinde çalışıyor. Kazanç sağlanabilirliğin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2008/12/20081213_derin_dusunce_org_kapitalizm_ve_islam.jpg"><strong><img class="alignright size-full wp-image-2573" title="20081213_derin_dusunce_org_kapitalizm_ve_islam" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2008/12/20081213_derin_dusunce_org_kapitalizm_ve_islam.jpg" alt="" width="255" height="327" /></strong></a><a href="http://www.google.com/url?sa=t&amp;rct=j&amp;q=&amp;esrc=s&amp;frm=1&amp;source=web&amp;cd=1&amp;ved=0CD0QFjAA&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.nytimes.com%2F&amp;ei=OMKJT-bsOcj28gOlzIC4CQ&amp;usg=AFQjCNEtLodOdxWZSGdJpL7WJaEeUJVlnw&amp;sig2=PA9Ok3t0RteSwI44MoRxOw" target="_blank"><strong>The New York Times</strong></a><strong>&#8216;ta yayınlandı (The Opinion Page, 16 Mart 2012)</strong></p>
<p>Çarşamba günü Starbucks&#8217;un başkanı ve baş yöneticisi olan Howard Schultz, şirketinin yıllık konuşmasında kürsüye çıkacak. Ve iş ahlakının öneminden bahsedecek.</p>
<p>Evet, ahlak. Tam olarak bu kelimeyi kullanır mı bilmiyorum, bu konuda biraz şüphem var. Özellikle son yıllarda, Schultz bir çeşit ahlaki kapitalizm üzerinde çalışıyor. Kazanç sağlanabilirliğin önemli olduğunu düşünüyor ama bu yüzden de işçilerine ve kahve yetiştiricilerine adaletli davranıyor. Son zamanlarda, Schultz, Starbucks&#8217;un misyonunu daha geniş bir şekilde tanımladı. Kahve satmaya dair hiçbir şey içermese de, yaratıcı programlar ülkenin Büyük Ekonomik Bunalım&#8217;dan çıkmasına <span id="more-21476"></span>yardım etmeyi amaçlıyor.</p>
<p>Konuşmada, Schultz, Starbucks&#8217;un kazanç kayıtları ve şirketin kucak açtığı bu büyük toplumsal rol arasında doğrudan bir bağlantı kurmayı planlıyor. Ülkenin güvenini kazanmış şirketlerin, nihai olarak daha yüksek stok fiyatıyla ödüllendirileceği konusuna değinecek. ‘Şirketinizin değeri, şirketinizin değeri tarafından belirlenecek&#8217; demeyi planlıyor.</p>
<p>Schultz ve Starbuck konusunu gündeme getirdim. Çünkü bu hafta değişik bir tür Amerikan kapitalizmine şahit olduk: Goldman Sachs&#8217;ın ‘gözlerimizi yuvalarından fırlatan&#8217; kapitalizmi. Goldman eski yöneticisi, kapıyı çekip çıkarken, The Times&#8217;ta bir Op-Ed<a name="_ftnref1" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ftn1">[1]</a> makale yazmış. Makalesinde bir anonim şirket kültürünün tek değer verdiği şeyi tanımlamış: gereken ne olursa olsun, mümkün olduğunca çok para kazanmak. Smith&#8217;e göre, Goldman, müşterileri değerli görmek yerine onları yolunacak kaz olarak kabul ediyor. Goldman tüccarları, müşterileri üzerinden ne kadar kazanç sağlayabilecekleri konusunda rekabet ederler. Bu sattıkları ürünlerin sonunda uçup gideceği anlamına gelse bile. Smith, ‘İnsanların duygusuzca, müşterilerini kazıklamak hakkında konuşmları beni rahatsız ediyor&#8217; diye yazmış.</p>
<p>Smith&#8217;in makalesinden sonra, bir çok insan, Smith&#8217;i destekleme konusunda yarıştı. New York&#8217;un milyarder belediye başkanı Micheal Bloomberg, Goldman&#8217;ın pahalı bilgisayarlarını satıyor. Destek gösterisi için Goldman Sachs&#8217;ın karargahına gitti. Adını verdiği firmasının editörleri, Smith&#8217;le acımasızca alay eden bir başmakale yayınladı. Bu editörler ve diğerleri, Goldman&#8217;in müşterilerinin kendilerine dikkat edebilecek koca adamlar olduklarını söyledi. Hatta bazı müşteriler de katıldı bu görüşe. Goldman&#8217;in müşterilerinden biri ‘The Financial Time&#8217; a ‘Sırtını onlara dönmemek daha iyidir&#8217; dedi. Ama, ‘Onlar da bir hayli yetenkli&#8217; diye de ekledi. </p>
<p>Ama Smith&#8217;in makalesinin bu kadar beğenilmesinin bir nedeni var. Goldman Sachs finansal krizden çok yara almadan çıkmayı başarabilmiştir. Buna rağmen, bu kadar şaşırtıcı bir zehrin hedefi olmuştur. İşte bunun sebebiyle aynı neden. Sebep, Goldman&#8217;in de temsil ettiği ahlaksız, barbar kapitalizmi. Amerikalılar&#8217;ın çoğu bunu içgüdüsel olarak iğrenç bulurlar. Bu, birçok insanın Wall Street hakkındaki şüphelerini teyit ediyor. Bu şüpheler, Wall Street&#8217;te adi uygulamaların normalleştiği ve Wall Street&#8217;in topluma zararlı yollardan kazanç üretmenin mekanı olduğu yönündeydi. Ve bu kazanç başarılı bir kariyer ve multi milyon dolar bonusun bileti görilmekteydi.</p>
<p>Goldman ekonomik krize yol açan korkunç riskli ipotekler yığdı.  Zahmet, çile, dert kokan bu meselenin devamı , en kötü mortgage bonolarını müşterilerin burnundan getirmek oldu. Bir ‘short-seller<a name="_ftnref2" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ftn2">[2]</a>&#8216; olan John Paulson&#8217;a gizlice bazı mortgage bonolarını alması ve bunları Goldman&#8217;ın müşterierine satması yönünde izin verildi. Tabi burada Paulson&#8217;un kazancı işin ‘short&#8217; (düşük fiyatla geri satın almak)olan kısmıydı. Henüz yakın bir zamanda, Goldman, yatırımcı bankalarından birinin bir füzyon danışmanı gibi davrandığını kabul etmek zorunda kaldı. Çünkü banka, El Paso A.Ş. ile ilişkilerini sürdürürken, hisse senetlerini, El Paso&#8217;yu elde etmeye çalışan Kinder Morgan&#8217;da tutuyordu. Daha da terbiyesiz bir çatışma hayal bile edilemez.</p>
<p>Bunlar illegal olmayabilir. Ama şaşırtıcı olan, üç yıl durmaksızın devam eden eleştirilere rağmen, Goldman zerre kadar değişmedi. Bu da Smith&#8217;in makalesinin yankılanmasının bir başka sebebi. Ayrıca şüpheleri de doğruladı. Goldman&#8217;ın her münakaşaya verdiği o aynı cevap, bu üç yıl içinde kamu ilişkileri noktasında sıkıntıya sebep oldu. Goldman&#8217;ın karşılığı rahat bir tavır içindeydi. Baş yönetici Lloyd Blankfein&#8217;in, Goldman&#8217;in müşterileri konusunda özenli olduğunu ısrarla vurgulayan e-maili buna bir örnek. Ve yine değişmeyen edasıyla o hep verdiği karşılık: bu da geçer.</p>
<p>Şimdiye kadar, geçmedi. Belki de geçmeyecek. Belki, Blankfein&#8217;in, Howard Schultz&#8217;un Starbucks&#8217;ta ne yaptığını seyrettiği bir zaman gelmekte. Ne de olsa, bazen, bir şeyleri gerçekten güzel yapmanın en iyi yolu, iyi olanı yapmaktır.</p>
<p> </p>
<hr size="1" /> </p>
<p><a name="_ftn1" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ftnref1">[1]</a> Op-Ed, gazete sayfasında, yazarın kişisel düşüncelerini yazdığı yerdir. </p>
<p><a name="_ftn2" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ftnref2">[2]</a> kâr sağlamak amacıyla bir hisse senedini satmak ve onu daha düşük bir fiyatla geri satın almak</p>
<p> </p>
<p>… Bu konuda e-kitap …</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><strong>Liberalizm Demokrasiyi Susturunca</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><img class="alignright size-medium wp-image-18938" title="liberalizm_demokrasi_kitap" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_kitap-203x300.jpg" alt="" width="133" height="191" /></a>Halkın iradesi liberalizm ile çatışırsa ne olur? 2008′de başlayan ekonomik kriz sürmekte. Eğitim, sağlık ve güvenlik hizmetlerine ayrılan bütçeler kırpılırken batan bankaları kurtarmak için yüz milyarlarca dolar harcanıyor. Alın terinin finans kurumlarına peşkeş çekilmesini istemeyenler protesto ediyor. Ama <strong>batılı devletler polis copuyla finans sektörünü savunmaktalar.</strong> Ne oldu? Bütün nüfusun binde birini bile temsil etmeyen bankacıların çıkarları geri kalan %99.99′un önüne nasıl geçti? Alıp satma, üretip tüketme özgürlüğü nasıl oldu da halkı finans sektörünün kölesi yaptı? <strong>Mal, hizmet ve sermayenin serbest dolaşımı uğruna halkın iradesi çiğnenebilir mi? </strong>Okuyacağınız kitap demokrasi ile  liberalizmin savaşı üzerinedir. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank">Liberalizmin Ak Kitabı</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank"><img class="alignleft" title="liberalizmin-ak_kitabi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin-ak_kitabi-221x300.jpg" alt="" width="133" height="221" /></a>1930 model bir ulus-devletin, bir <strong>“devlet babanın”</strong> çocuklarıyız. Son derecede <strong>“Millî”</strong> bir eğitim gördük, öğrenim değil. Hayatta işimize yarayacak meslekî bilgileri ya da eleştirel bir bakışı öğrenmedik <strong>“millî”</strong> okullarda. <strong>“Varlığımızı Türk varlığına armağan etmek”</strong> için eğitildik, eğilip büküldük.</p>
<p style="text-align: justify;">Liberallerin dilinden düşmeyen <strong>“Bireysel haklar ve özgürlükler”</strong> bizim gibi Kemalist çamaşırhanelerde yıkanmış beyinler için çok yeni. Türkiye’de yaşayan insanların ulus-devlet boyunduruğundan kurtulmasında önemli bir rol oynuyor liberaller. Biz de <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank">bu kitapta </a>liberalizmin temel tezleriyle uyumlu, bu fikir akımına doğrudan ya da dolaylı destek veren makaleleri birleştirdik. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank">Buradan indirin.</a> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Liberalizmin Kara Kitabı</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-10169" title="liberalizmin_kara_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_pt.jpg" alt="" width="123" height="173" /></span></strong></a>Liberalizm asırlardır bir çok aşamalardan geçmiş, tarihi olaylarla kendisini imtihan etmiş bir düşünce geleneği. Değişmiş yanları var ama sabitleri de var. Bu sabitlerin içinde <strong>liberalizmin tehlikeli yönleri</strong> hatta <strong>YIKICI UNSURLARI</strong> da var. Bunları ortaya çıkarmak için “doğru” soruları sormak ve liberal perspektifte kalarak yanıt aramak gerekiyor… Büyük bir kısmı bu gelenekten olan düşünürlerin fikirlerinden istifade ederek <strong>liberalizmin kusurlarını</strong> ele alıyoruz bu kara kitapta: Adam Smith, Mandeville, John Stuart Mill, Hayek, Friedman, Röpke, Immanuel Kant, Alexis de Tocqville, John Rawls, Popper, Berlin, Mises, Rothbard ve Türkiye’de Mustafa Akyol, Atilla Yayla, Mustafa Erdoğan… Liberallere, liberalimsilere ve anti-liberallere duyurulur. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a> </p>
<p> </p>
<p><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/kapitalizm_kara_sevdam.pdf" target="_blank">Ey Kapitalizm! Kara Sevdam! / Charles Allen Scarboro</a></strong></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/kapitalizm_kara_sevdam.pdf" target="_blank"><img class="alignright size-medium wp-image-21167" title="kapitalizm_kara_sevdam" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/kapitalizm_kara_sevdam-161x300.jpg" alt="" width="148" height="255" /></a>Ne gariptir ki Türkiye’de hemen her kesimden insanı kolaylıkla birleştirebilen bir slogan var: <strong><em>“Kapitalizme Hayır!”</em></strong><em>.</em> İslâmcı, komünist, ülkücü, Kemalist… Yürüyüşler yapıyorlar. Seminerler düzenliyorlar. <strong><em>“Küresel sermayeye geçit yok!” </em></strong>. İşçilerin sömürülmesinden Afrika’daki açlığa, ortadoğudaki petrol savaşlarından dünyanın kirlenmesine kadar her taşın altından çıkan bir düşman bu. İyi ile kötü arasında bir çizgi çekmek, kötüleri “öteki tarafta” bırakmak… O kadar kolay mı?</p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>“Ah keşke her şey o kadar basit olsaydı. Bütün kötülükleri içi kararmış birileri yapsaydı ve bütün mesele onları bulup yok etmekten ibaret olsaydı. Ne var ki </em><strong><em>İyi</em></strong><em> ile </em><strong><em>Kötü</em></strong><em> arasındaki çizgi her insanın kalbinden geçiyor. Kim kendi kalbinin bir parçasını yok etmek ister?” </em><em>(Soljenitsin)</em></p>
<p>Okuyacağınız bu kitap insanların para ile, tüketim ile kurdukları ilişkiye ışık tutuyor. Charles Allen Scarboro’nun Karl Marx ve Max Weber’in fikirlerinden de isitifade ederek hazırladığı özgün bir çalışma. Scarboro İstanbul’da yaşayan bir Amerikalı. Akademik birikiminin yanı sıra kapitalizmin anavatanından gelmesi, <strong>“içimizde yaşayan bir öteki”</strong> olması bu kitaba ayrı bir lezzet katıyor.  <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/kapitalizm_kara_sevdam.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/04/14/kapitalizmin-iyisi-kotusu-ve-cirkini-joe-nocera/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/04/14/kapitalizmin-iyisi-kotusu-ve-cirkini-joe-nocera/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Liberalizm : Adalet ve güvenlik mal gibi satılabilir mi?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/04/08/liberalizm-adalet-ve-guvenlik-mal-gibi-satilabilir-mi/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/04/08/liberalizm-adalet-ve-guvenlik-mal-gibi-satilabilir-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 08 Apr 2012 21:00:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Yılmaz</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>

		<category><![CDATA[Kapitalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Kriz Çıkarma Özgürlüğü]]></category>

		<category><![CDATA[Liberal Totalitarizm]]></category>

		<category><![CDATA[Liberalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Uygar(?) Batı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21397</guid>
		<description><![CDATA[Sunuş: Önce liberallerin hakkını verelim: Serbest piyasa iyi bir şeydir. Her zaman söylerim. İnsanlar tarafından üretilen malların fiatı piyasada belirlenir. Arz ve talep doğal olarak bir fiat dengesi oluşturur. Ekmeğin, çayın, şekerin fiatını devlet belirleyecek olursa derhal karaborsa kurulur, mallar yine gerçek fiatıyla el değiştirir. Yani insanların o mala verdiği değer ile. Devletlerin piyasaya müdahale [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/liberal_ahlak_imha.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-10057" title="liberal_ahlak_imha" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/liberal_ahlak_imha-194x300.jpg" alt="" width="194" height="300" /></a>Sunuş:</em></strong><em> Önce liberallerin hakkını verelim: Serbest piyasa iyi bir şeydir. Her zaman söylerim. İnsanlar tarafından üretilen malların fiatı piyasada belirlenir. Arz ve talep doğal olarak bir fiat dengesi oluşturur. Ekmeğin, çayın, şekerin fiatını devlet belirleyecek olursa derhal karaborsa kurulur, mallar yine gerçek fiatıyla el değiştirir. Yani insanların o mala verdiği değer ile. Devletlerin piyasaya müdahale ettikleri yerlerde kaçakçı ve stok yapan vurguncular kazanır. Ecevit dönemini yaşamadıysanız 60&#8242;lı ve 70&#8242;li yıllarda doğmuş tanıdıklarınıza sorun. Ampul, şeker, sigara almak için nasıl kuyrukta beklerdik ve tanıdık bakkallar nasıl torpil yapardı.</em></p>
<p><em> </em><em>Ama insanlar tarafından ÜRETiLMEYEN şeyler de vardır. Bunlar devletin koruması gereken şeylerdir. Devletin varlık sebebi budur. Bunlar piyasada alıp satılmaz. Yoksa orman kanunu olur. Güçlü güçsüzü ezer. Devlet bu &#8220;satılmazların&#8221; paylaşımı konusunda kanun yapar. Adaleti tesis eder.</em></p>
<p><em> </em><em>İşte yobaz liberallerin anlamakta zorluk çektiği ayrım budur. Eğer insan haklarını, doğayı, işçi haklarını, çocukları koruyan kanunları bir &#8220;piyasa&#8221; kanalıyla rekabete sokarsanız en az adil olan aktörler muzaffer çıkacaktır yani zalimler. Meselâ çevrenin kirletilmesine en çok izin veren devlet, işçilerini en çok ezen devlet diğer devletlere üstün gelecektir. </em></p>
<p><em>Kendi vatandaşlarını köleleştiren <a href="http://www.google.com/url?sa=t&amp;rct=j&amp;q=&amp;esrc=s&amp;frm=1&amp;source=web&amp;cd=1&amp;ved=0CCgQFjAA&amp;url=http://www.derindusunce.org/2011/10/05/ticari-bir-mal-olarak-%25E2%2580%259Cadalet%25E2%2580%259D/&amp;ei=NAeCT9PmFIKp0QW015GEBw&amp;usg=AFQjCNGHl5KI_CBXWO4Anih">Çin&#8217;den bahsetmiştik Ticarî bir mal olarak &#8220;Adalet&#8221;</a> isimli yazımızda. Elektirik ihtiyacının %50&#8217;sini kömürden karşılayan ABD hatırlanabilir. Örnekler çok. Goldman Sachs&#8217;ın ve avrupa Birliği&#8217;nin ayak oyunlarıyla ütülen Yunanistan&#8217;da bu &#8220;satılmazların&#8221; satılması konusunda çarpıcı bir haber gelmiş, paylaşıyorum.</em> (MY)</p>
<blockquote><p>&#8220;&#8230;Maliye Bakanlığı ve Vatandaşı Koruma Bakanlığı&#8217;nın, &#8220;Yunan polisinin ücret karşılığında üçüncü kişilere hizmet vermesi&#8221; konulu ortak kararında, Yunan Polis Teşkilatı&#8217;na ait personel ve araçların 30 Euro&#8217;dan başlayan fiyatlarla sivillere kiralanması öngörülüyor. Resmi gazetede yayımlanan fiyat listesine (saat ücreti) göre, bir polis 30 Euro, köpekli polis 50 Euro, polis devriye otomobili 40 Euro, polis personel taşıma otobüsü 120 Euro, sürat teknesi 200 Euro ve polis helikopteri 1500 Euro&#8217;dan kiralanabilecek.</p>
<p>Belirli bir ücret karşılığında polis teşkilatına ait tesislerin kiralanması da öngörülen kararda, kiralama süresinin bir günden fazla olması durumunda fiyatlarda indirim yapılacağı belirtildi. Özel kişilerin korunmasından başka, konserlerde, para taşımada, film ve dizi çekimleri gibi, polisin normal görevinin dışındaki yerlerde&#8230;&#8221; <a href="http://www.timeturk.com/tr/2012/04/08/ozel-koruma.html" target="_blank">TAMAMI</a> </p></blockquote>
<p> </p>
<p>&#8230; Bu konudaki makaleler&#8230;</p>
<ol>
<li><a title="Permanent Link to Çocukları sokağa atma özgürlüğü" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2012/03/31/cocuklari-sokaga-atma-ozgurlugu/">Çocukları sokağa atma özgürlüğü </a></li>
<li><a title="Permanent Link to Kriz çıkarma özgürlüğü" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2012/03/31/kriz-cikarma-ozgurlugu/">Kriz çıkarma özgürlüğü </a></li>
<li><a title="Permanent Link to Avrupa batmayacak, çoktan battı çünkü..." rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2011/12/22/avrupa-batmayacak-coktan-batti-cunku%e2%80%a6/">Avrupa batmayacak, çoktan battı çünkü&#8230;</a></li>
<li><a title="Permanent Link to Sürdürülebilir Şerefsizlik: Çin ve Avrupa" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2011/10/28/surdurulebilir-serefsizlik-cin-ve-%e2%80%9cyeni%e2%80%9d-avrupa/">Sürdürülebilir Şerefsizlik: Çin ve Avrupa </a></li>
<li><a title="Permanent Link to IMF neden Krizi körüklemek istiyor?" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2012/01/01/imf-neden-krizi-koruklemek-istiyor/">IMF neden Krizi körüklemek istiyor?</a></li>
<li><a title="Permanent Link to Avrupa Muz Cumhuriyeti'nde darbe mevsimi..." rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2011/11/21/avrupa-muz-cumhuriyeti%e2%80%99nde-darbe-mevsimi/">Avrupa Muz Cumhuriyeti&#8217;nde darbe mevsimi&#8230;</a></li>
<li><a title="Permanent Link to Piyasa Demokrasiyle Savaşırken" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2011/11/16/piyasa-demokrasiyle-savasirken/">Piyasa Demokrasiyle Savaşırken </a></li>
<li><a title="Permanent Link to Yunanistan kumar masasında ütülürken..." rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2011/11/09/yunanistan-kumar-masasinda-utulurken/">Yunanistan kumar masasında ütülüyor&#8230;</a> </li>
</ol>
<p> </p>
<p>&#8230; E-Kitap okumak için&#8230;</p>
<p>… Bu konuda e-kitap …</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><strong>Liberalizm Demokrasiyi Susturunca</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><img class="alignright size-medium wp-image-18938" title="liberalizm_demokrasi_kitap" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_kitap-203x300.jpg" alt="" width="133" height="191" /></a>Halkın iradesi liberalizm ile çatışırsa ne olur? 2008′de başlayan ekonomik kriz sürmekte. Eğitim, sağlık ve güvenlik hizmetlerine ayrılan bütçeler kırpılırken batan bankaları kurtarmak için yüz milyarlarca dolar harcanıyor. Alın terinin finans kurumlarına peşkeş çekilmesini istemeyenler protesto ediyor. Ama <strong>batılı devletler polis copuyla finans sektörünü savunmaktalar.</strong> Ne oldu? Bütün nüfusun binde birini bile temsil etmeyen bankacıların çıkarları geri kalan %99.99′un önüne nasıl geçti? Alıp satma, üretip tüketme özgürlüğü nasıl oldu da halkı finans sektörünün kölesi yaptı? <strong>Mal, hizmet ve sermayenin serbest dolaşımı uğruna halkın iradesi çiğnenebilir mi? </strong>Okuyacağınız kitap demokrasi ile  liberalizmin savaşı üzerinedir. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank">Liberalizmin Ak Kitabı</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank"><img class="alignleft" title="liberalizmin-ak_kitabi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin-ak_kitabi-221x300.jpg" alt="" width="133" height="221" /></a>1930 model bir ulus-devletin, bir <strong>“devlet babanın”</strong> çocuklarıyız. Son derecede <strong>“Millî”</strong> bir eğitim gördük, öğrenim değil. Hayatta işimize yarayacak meslekî bilgileri ya da eleştirel bir bakışı öğrenmedik <strong>“millî”</strong> okullarda. <strong>“Varlığımızı Türk varlığına armağan etmek”</strong> için eğitildik, eğilip büküldük.</p>
<p style="text-align: justify;">Liberallerin dilinden düşmeyen <strong>“Bireysel haklar ve özgürlükler”</strong> bizim gibi Kemalist çamaşırhanelerde yıkanmış beyinler için çok yeni. Türkiye’de yaşayan insanların ulus-devlet boyunduruğundan kurtulmasında önemli bir rol oynuyor liberaller. Biz de <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank">bu kitapta </a>liberalizmin temel tezleriyle uyumlu, bu fikir akımına doğrudan ya da dolaylı destek veren makaleleri birleştirdik. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank">Buradan indirin.</a> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Liberalizmin Kara Kitabı</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-10169" title="liberalizmin_kara_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_pt.jpg" alt="" width="123" height="173" /></span></strong></a>Liberalizm asırlardır bir çok aşamalardan geçmiş, tarihi olaylarla kendisini imtihan etmiş bir düşünce geleneği. Değişmiş yanları var ama sabitleri de var. Bu sabitlerin içinde <strong>liberalizmin tehlikeli yönleri</strong> hatta <strong>YIKICI UNSURLARI</strong> da var. Bunları ortaya çıkarmak için “doğru” soruları sormak ve liberal perspektifte kalarak yanıt aramak gerekiyor… Büyük bir kısmı bu gelenekten olan düşünürlerin fikirlerinden istifade ederek <strong>liberalizmin kusurlarını</strong> ele alıyoruz bu kara kitapta: Adam Smith, Mandeville, John Stuart Mill, Hayek, Friedman, Röpke, Immanuel Kant, Alexis de Tocqville, John Rawls, Popper, Berlin, Mises, Rothbard ve Türkiye’de Mustafa Akyol, Atilla Yayla, Mustafa Erdoğan… Liberallere, liberalimsilere ve anti-liberallere duyurulur. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a> </p>
<p> </p>
<p><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/kapitalizm_kara_sevdam.pdf" target="_blank">Ey Kapitalizm! Kara Sevdam! / Charles Allen Scarboro</a></strong></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/kapitalizm_kara_sevdam.pdf" target="_blank"><img class="alignright size-medium wp-image-21167" title="kapitalizm_kara_sevdam" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/kapitalizm_kara_sevdam-161x300.jpg" alt="" width="148" height="255" /></a>Ne gariptir ki Türkiye’de hemen her kesimden insanı kolaylıkla birleştirebilen bir slogan var: <strong><em>“Kapitalizme Hayır!”</em></strong><em>.</em> İslâmcı, komünist, ülkücü, Kemalist… Yürüyüşler yapıyorlar. Seminerler düzenliyorlar. <strong><em>“Küresel sermayeye geçit yok!” </em></strong>. İşçilerin sömürülmesinden Afrika’daki açlığa, ortadoğudaki petrol savaşlarından dünyanın kirlenmesine kadar her taşın altından çıkan bir düşman bu. İyi ile kötü arasında bir çizgi çekmek, kötüleri “öteki tarafta” bırakmak… O kadar kolay mı?</p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>“Ah keşke her şey o kadar basit olsaydı. Bütün kötülükleri içi kararmış birileri yapsaydı ve bütün mesele onları bulup yok etmekten ibaret olsaydı. Ne var ki </em><strong><em>İyi</em></strong><em> ile </em><strong><em>Kötü</em></strong><em> arasındaki çizgi her insanın kalbinden geçiyor. Kim kendi kalbinin bir parçasını yok etmek ister?” </em><em>(Soljenitsin)</em></p>
<p>Okuyacağınız bu kitap insanların para ile, tüketim ile kurdukları ilişkiye ışık tutuyor. Charles Allen Scarboro’nun Karl Marx ve Max Weber’in fikirlerinden de isitifade ederek hazırladığı özgün bir çalışma. Scarboro İstanbul’da yaşayan bir Amerikalı. Akademik birikiminin yanı sıra kapitalizmin anavatanından gelmesi, <strong>“içimizde yaşayan bir öteki”</strong> olması bu kitaba ayrı bir lezzet katıyor.  <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/kapitalizm_kara_sevdam.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/04/08/liberalizm-adalet-ve-guvenlik-mal-gibi-satilabilir-mi/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/04/08/liberalizm-adalet-ve-guvenlik-mal-gibi-satilabilir-mi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kriz çıkarma özgürlüğü</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/03/31/kriz-cikarma-ozgurlugu/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/03/31/kriz-cikarma-ozgurlugu/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 31 Mar 2012 21:34:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Yılmaz</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Amerika]]></category>

		<category><![CDATA[Avrupa Birliği]]></category>

		<category><![CDATA[Batı]]></category>

		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>

		<category><![CDATA[Kapitalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Kriz Çıkarma Özgürlüğü]]></category>

		<category><![CDATA[Liberal Totalitarizm]]></category>

		<category><![CDATA[Liberalizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21267</guid>
		<description><![CDATA[
ABD&#8217;de emlâk krizi patlamadan önce Goldman Sachs müşterilerini bu sektöre girmeleri için teşvik ediyordu. Fakat aynı Goldman Sachs &#8220;Abacus&#8221; adlı bir finansal ürün kanalıyla emlâk sektörünün çöküşüne oynamaktaydı. Bir başka deyişle emlâk sektörünün çökeceğini bile bile müşterilerini yatırım yapmaya itti. Hatta bu firmanın devasa büyüklüğü ve spekülatif &#8220;karizması&#8221; dikkate alınırsa çöküşe oynamasının krizi DOĞRUDAN tetiklediği [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/ekonomik_kriz.jpg"><img class="size-full wp-image-21268 aligncenter" title="ekonomik_kriz" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/ekonomik_kriz.jpg" alt="" width="385" height="288" /></a></p>
<p>ABD&#8217;de emlâk krizi patlamadan önce Goldman Sachs müşterilerini bu sektöre girmeleri için teşvik ediyordu. Fakat aynı Goldman Sachs &#8220;Abacus&#8221; adlı bir finansal ürün kanalıyla <strong>emlâk sektörünün çöküşüne oynamaktaydı</strong>. Bir başka deyişle emlâk sektörünün çökeceğini bile bile müşterilerini yatırım yapmaya itti. Hatta bu firmanın devasa büyüklüğü ve spekülatif &#8220;karizması&#8221; dikkate alınırsa çöküşe oynamasının krizi DOĞRUDAN tetiklediği söylenebilir.(1)</p>
<p> Dev firma sahtekârlıkla suçlandı. 15 temmuz 2010&#8242;da ufak bir ceza ödeyerek yöneticilerini akladı. Ceza miktarı 550 milyon dolarcıktı yani firmanın iki veya üç haftalık kârı kadar. Bu kadar ufak bir para 2009&#8242;da dağıttığı primlerin 50&#8242;de biri bile etmiyordu!</p>
<p>Goldman Sachs böyle yapıyordu çünkü para kazandırabildiği müşterilerinden aldığı ücretten çok daha fazlasını işlemlerden alıyordu. Yani küçük oyuncular kazansa da kaybetse de Piyasa&#8217;nın dalgalanmasıydı onlara kâr ettiren. Haliyle <strong>yatırımcıların <span style="text-decoration: underline;">panik</span> ile <span style="text-decoration: underline;">aşırı iyimserlik</span> hali arasında gidip gelmesi gerekiyordu</strong>. Bu korku/coşku halini sürdürme gücü de onların elindeydi. Yani finansal bilgiyi üretirken bu bilgiyle başkalarının servetlerini de yöneten, bu servetin yatırıldığı Piyasa&#8217;da bizzat kendi adına da oynayan hep aynı aktördü: Goldman Sachs. Elbette bu durum kanunlara aykırı idi. 1930 krizinden bu yana finansal eşkiyalığın önüne geçen bir sürü yasa yapmıştı ABD. (Örneğin <a href="http://www.archive.org/details/FullTextTheGlass-steagallActA.k.a.TheBankingActOf1933">Glass-Steagall Act)</a> Ama Goldman Sachs <a href="http://www.google.com/url?sa=t&amp;rct=j&amp;q=&amp;esrc=s&amp;frm=1&amp;source=web&amp;cd=1&amp;ved=0CCYQFjAA&amp;url=http://www.derindusunce.org/2012/01/10/usa-demokrasi-mi-oligarsi-mi-goldman-sachs/&amp;ei=t-Z2T66fIOmc0QWms6ioDQ&amp;usg=AFQjCNGe945URFfA8pZGvcC6ITxVqPEKYA&amp;sig2">Amerikan oligarşisi içine yerleştirdiği kurmayları sayesinde</a> Adalet&#8217;in de üzerine çıkmıştı artık; her türlü devlet denetiminden denetiminden kurtulmuştu. (Hâlen de bu durum sürmekte)</p>
<p>Özetle ciğer kediye emanet edilmişti. Kedi ciğeri korursa kazanacak, yerse daha çok kazanacaktı. <strong>Obur kedi Goldman Sachs ciğeri sahibiyle beraber yuttu!</strong></p>
<p><strong>Goldman Sachs </strong>kazandı. Peki kim kaybetti? <a href="http://www.google.com/url?sa=t&amp;rct=j&amp;q=&amp;esrc=s&amp;frm=1&amp;source=web&amp;cd=1&amp;ved=0CCYQFjAA&amp;url=http://www.derindusunce.org/2012/03/31/cocuklari-sokaga-atma-ozgurlugu/&amp;ei=FmJ3T83UCcm38QOE3oDSDQ&amp;usg=AFQjCNGeBprWGPyRLkLCusyuY6WKE0xePQ&amp;sig2=HoKwP3c1eq">Ev borcunu ödemediği için sokağa atılanlar</a> <strong>kaybetti</strong>. Goldman Sachs&#8217;a güvenip Emlâk borsasına <span id="more-21267"></span>yatırım yapanlar <strong>kaybetti</strong>. &#8220;Subprime&#8221; denilen riskli emlâklarda başlayan kriz bütün Amerikan emlâk sektörünü sardı. Bu alandaki işçiler, taşeron firmalar <strong>kaybetti</strong>. Panik havası borsadaki saydam olMAyan bileşik ürünler yüzünden diğer sektörlere yayıldı. (ki bu da ayrı bir suçtu) Bütün Amerikan halkı <strong>kaybetti</strong>. Kriz diğer gelişmiş ülkelere yayıldı. <strong>Çünkü bu ülkelerin bankaları da ahlâksızlık yapıyorlardı</strong>. Ulus-devletler onlara ceza vermek yerine finansal eşkiyalığı yasallaştırdılar. Neticede  &#8220;subprime&#8221; kelimesini hayatında duymamış, Goldman Sachs&#8217;ın ne olduğunu bile bilmeyen sıradan Avrupalılar da <strong>kaybetti</strong>. ABD ve Avrupa&#8217;da yatırımlarla birlikte istihdam geriledi, çalışanlar <strong>kaybetti</strong>. Bu ülkelere mal satan Türkiye gibi ülkeler dış ticaret sebebiyle dolaylı olarak etkilendiler ve potansiyel kazançtan <strong>kaybettiler</strong>.</p>
<p> Krize sebep olan bankacıları kurtarmak için Atlantik&#8217;in her iki yakasında 700-800 milyar dolar harcandı. Çünkü ulus-devletler bankaların batmasını göze alamazlardı. Peki bu kurtarma parası kimin cebinden çıktı? Vatandaşların ödediği vergilerden. Böylece gelecek on yılların yol, köprü, okul, hastahane parası, yaşlıların emeklilikleri de Goldman Sachs ve saz arkadaşlarına kurban edilmiş oldu. Yukarıda <strong>&#8220;&#8230; kaybetti&#8221;</strong> diye andığımız gruplar bu yolla ikinci bir kez daha feci şekilde soyulmuş oldular.</p>
<p>Temiz iş değil mi? Sanırım insanlık tarihinin en büyük soygununa tanık olduk.  <strong><em>&#8220;Gel yazı tura oynayalım&#8221; </em></strong>diyor Goldman Sachs. <strong><em>&#8220;Yazı gelirse ben kazanacağım, tura gelirse sen kaybedeceksin!&#8221;</em></strong></p>
<p>Tabi insanların rızkıyla bu kadar çok oynayınca sonuçların ekonomiyle sınırlı kalması imkânsızdı. Maddî güçlerinden yoksun bırakılan küçük yatırımcılar, işini kaybeden insanlar ve fakirleşen ulus devletler yeni bir dünyaya zemin hazırlamaktalar: Piyasa&#8217;nın demokrasiyi ezdiği bir düzen (=kaos) kuruluyor. Ulus-devletler direnemiyorlar. Zira bir çok gelişmiş ülkede finans, ekonomi, hazine bakanlıkları Goldman Sachs&#8217;ın ortaklarının ve/veya eski müdürlerinin elinde. (Bkz. <a title="Permanent Link to YAKINDA: Avrupa? İşgal altında bir ülke gibi!" href="http://www.derindusunce.org/2011/12/21/yakinda-avrupa-isgal-altinda-bir-ulke-gibi/">Avrupa? İşgal altında bir ülke gibi!</a>) Liberal düşünür Hayek&#8217;in Şili&#8217;li bir gazeteciye söylediği şu sözleri hatırlayalım:</p>
<p style="padding-left: 30px;"> &#8221;Şahsen liberal bir diktatörü liberal olmayan demokratik bir hükümete tercih ederim&#8221; (<strong><em>&#8220;Personally I prefer a liberal dictator to democratic government lacking liberalism.&#8221;</em></strong>)</p>
<p> Artık bu teorik tercih ete kemiğe büründü, cisimleşti, sadece dünya ekonomisine değil dünya siyasetine de şekil vermekte. Sayın Piyasa&#8217;nın ulus-devletlere baskısı halkların oyu kadar, hatta bazen daha fazla. Biz Avrupa&#8217;da yaşayanlar <strong><em>&#8220;Piyasa şu kanunu sevdi, filan başbakanı sevmedi&#8221;</em></strong> gibi manşetlere alışmaya başladık. Gelecek onyıllarda ABD ve Avrupa&#8217;da demokrasinin gerilemesi ihtimal dahilinde. Halkın gücü Piyasa&#8217;ya devrediliyor. Çünkü bazı liberallerin zannettiği gibi liberalizm demokrasinin ön koşulu/müttefiği değil. Tersine, <strong>liberalizm demokrasinin bir alternatifi</strong>. Liberalizm ideoloji haline geldikçe, doktrin maksimum noktaya yaklaştıkça yoluna çıkan engelleri silip süpüren bir tsunamiye benziyor. Demokrasi (halkın gücü) ile Piyasa&#8217;nın gücü çekişme haline giriyor. Aslında bu yeni bir durum ya da bir sır değil. Eskiden beri liberal düşünürlerin açıkça savunduğu ideolojik bir duruş:</p>
<p style="padding-left: 30px;">&#8220;&#8230;<em>Maksadımız asla demokrasiyi fetiş hale getirmek değildir&#8230; Demokrasi esas itibariyle, dâhili sulhu ve ferdi hürriyeti korumak için bir </em><strong><em>vasıta,</em></strong><em> faydalı bir </em><strong><em>usuldür</em></strong><em>. Bir vasıta olarak da, </em><strong><em>asla hatadan salim değildir.</em></strong><em> Unutmayalım ki, mutlakıyetçi bir idare altında bazı demokrasilerdekinden daha fazla fikir ve kültür hürriyeti bulunduğu vakidir. ( Hayek, <a href="http://www.derindusunce.org/2011/10/13/hayek%25E2%2580%2599in-kolelik-yolu%25E2%2580%2599nda-otostop%25E2%2580%25A6/">Kölelik Yolu</a>, sf. 114)</em></p>
<p>Aslında bu noktada iki farklı özgürlük fikrinin çatışmasına tanık oluyoruz. Liberallerin özgürlüğü ile demokratların özgürlüğü arasında büyük bir uçurum var. Liberaller &#8220;özgürlük&#8221; deyince mülkiyet hakkı,  alıp satma, yatırım yapma gibi ekonomik özgürlükleri anlıyorlar. Bu uğurda diğer özgürlükleri harcamaya hazırlar:</p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>&#8220;Piyasa&#8217;nın iç dengelerine ve özel mülkiyete saygı bireyi bağlayan yegâne kural olmalıdır. Piyasa&#8217;nın vatandaşlarca yapılacak kanunlarla düzenlendiği <strong>demokrasi bireysel özgürlükler için bir tehlikedir.</strong>&#8220;( Hayek , Law, Legistlation and Liberty, 1973)</em></p>
<p>Hayek&#8217;in teoride savunduğu ideoloji artık günlük hayatımızın bir parçası. <a href="http://www.derindusunce.org/2011/11/09/yunanistan-kumar-masasinda-utulurken/">Şimdi Yunanistan ütülüyor</a>. Ama yalnız değil. <a href="http://www.google.com/url?sa=t&amp;rct=j&amp;q=&amp;esrc=s&amp;frm=1&amp;source=web&amp;cd=1&amp;ved=0CCcQFjAA&amp;url=http://www.derindusunce.org/2011/11/21/avrupa-muz-cumhuriyeti%25E2%2580%2599nde-darbe-mevsimi/&amp;ei=CMh1T_anKoj98QOf2uHgDQ&amp;usg=AFQjCNFoHWWqE4FWd_hlO6QQeB7">İtalya&#8217;da bir piyasa darbesi yapıldı</a>. Portekiz, İspanya, İrlanda sırada. İzlanda&#8217;nın durumu da parlak değil. Goldman Sachs gibi obur kedilerin hem ciğeri hem de sahibini yediği bu asırda ekonomik faaliyetlerin kanun üzeri görülmesi sanırım daha da netleşiyor örneklerden sonra. Kendini &#8220;uygar&#8221; ilân etmiş olan Batı ciddî bir yer sartıntısı geçiriyor. İnsan hakları, Tabiatın korunması, Adalet, vatan sevgisi gibi Amerikan dolarına çevrilemeyen değerler yok sayılıyor. Bunların yerini satın alma <span style="text-decoration: underline;">hakkı</span>, sahip olma <span style="text-decoration: underline;">hakkı</span> ve satma <span style="text-decoration: underline;">hakkı</span> gibi değerler alıyor. Batı zihniyet değiştiriyor:</p>
<p style="padding-left: 30px;"> <em>&#8220;Avrupalı siyasetçiler yakın zamana kadar Çin&#8217;i de eleştirebiliyorlardı. Meselâ işkenceleri, <a href="http://www.google.com/url?sa=t&amp;rct=j&amp;q=&amp;esrc=s&amp;frm=1&amp;source=web&amp;cd=1&amp;ved=0CDQQFjAA&amp;url=http://www.derindusunce.org/2011/10/05/ticari-bir-mal-olarak-%25E2%2580%259Cadalet%25E2%2580%259D/&amp;ei=JHF3T-msO6iu0QXGvpyfDQ&amp;usg=AFQjCNGHl5KI_CBXWO4Anih" target="_blank">işçi sömürüsünü</a>, Tibet&#8217;in işgalini&#8230; Ancak Avrupa ekonomisi fonlar ve IMF kanalıyla Çin&#8217;e bağımlı hale gelirken/getirilirken bazı taşların da yerinden oynayacağı muhakkak. İnsan hakları ve tabiat gibi &#8220;alınıp satılmaz&#8221; varlıkları koruyan kanunlar da artık bir tür piyasada arz-talep dalgalanmalarına maruz kalacak. <strong>Hukuk&#8217;a ikame edilen Piyasa günlük hayatımızı doğrudan etkileyecek.</strong><strong> [...]</strong>Zira &#8220;AB&#8217;yi krizden kurtarma&#8221; operasyonu basit bir ticarî çıkar ilişkisi içinde değerlendirmek hata olur. Miktarların yüksekliği ister istemez &#8220;yapısal&#8221; bazı neticelere gebe. Açalım: Fransız ve Alman <a href="http://www.lemonde.fr/europe/article/2011/10/27/l-europe-sollicite-l-aide-des-pays-emergents_1594284_3214.html">uzmanlara göre</a></em><em> halen AB&#8217;nin kamu borcunun 500 milyar avroluk bir bölümü zaten Çin&#8217;den alınmış. Dış ticaret fazlası sayesinde Çin&#8217;in elinde biriken 3200 milyar dolar ise esas olarak Amerikan doları. ABD&#8217;ye güveni giderek azalan Pekin bütün yumurtaları aynı sepete koymaktan bıktı ve fazla alternatifi de yok. 2010 yılında AB&#8217;nin GSMH&#8217;sının 12.268 milyar avro olduğunu dikkate alırsak Çin&#8217;den gelen bu desteğin(?) ne derecede &#8220;yapısal&#8221; sonuçlar doğurabileceği daha net anlaşılabilir sanıyorum.&#8221;</em> (<a href="http://www.google.com/url?sa=t&amp;rct=j&amp;q=&amp;esrc=s&amp;frm=1&amp;source=web&amp;cd=1&amp;ved=0CCcQFjAA&amp;url=http://www.derindusunce.org/2011/10/28/surdurulebilir-serefsizlik-cin-ve-%25E2%2580%259Cyeni%25E2%2580%259D-avrupa/&amp;ei=GmZ3T92UAtSQ8gPrnOnMDQ&amp;usg=AFQjCN">Sürdürülebilir Şerefsizlik: Çin ve Avrupa</a>)</p>
<p> <strong>Sonuç</strong></p>
<p>Ne Hayek ne de Goldman Sachs gibi firmaları &#8220;şeytan&#8221; ilân etmek istemiyorum. Sanırım Batı&#8217;nın en büyük düşmanı batılı insan modeli oldu. Kendini özel hayatına hapseden, lüks tüketime, konfora odaklanan batılı insan politikadan uzaklaştı. Bu refah toplumunun bireyleri diğer insanların dertlerine duyarsızlaştı. <a href="https://www.google.com/search?hl=en&amp;q=tocqueville+site:derindusunce.org">Alexis de Tocqueville</a>&#8216;in iki asır önce öngördüğü gibi yeni bir totaliter rejime zemin oldu bu duyarsızlık. (Bkz. <a href="http://www.google.com/url?sa=t&amp;rct=j&amp;q=&amp;esrc=s&amp;frm=1&amp;source=web&amp;cd=2&amp;ved=0CDgQFjAB&amp;url=http://www.derindusunce.org/2010/06/05/dikkat-kitap-liberalizmin-kara-kitabi/&amp;ei=dG53T4_iOOHF0QXz85WqDQ&amp;usg=AFQjCNHRmGVdTaElhLK6Y4VxgWTqlCE2cw&amp;sig2=C65k">Liberalizmin Kara Kitabı</a>) Hitler&#8217;in üstün ırk(!) modeli, Stalin&#8217;in, Mao&#8217;nun komünist partizanları vardı. Tektipleştirilmişti insanlar; korkuyla, polis baskısıyla vicdanları susturulmuştu. Robot gibilerdi. Batı&#8217;nın refah toplumunda ise insan &#8220;tüketici&#8221; kalıbında eritildi. Bir isteme makinesi haline getirildi.</p>
<p>Reklâm afişlerini, film ve sloganlarını biraz inceleyenler 1930&#8242;ların totaliter propagandasıyla bizim reklâmlarımız arasındaki ürkütücü benzerliği görebilir. Bolluk içinde yaşanmakta olan bu baskı korkarım kelimelerin kaybı ile başladı. Adına ne dersek diyelim, özgür irade, hürriyet, özgürlük&#8230; İnsan’ı hayvandan ve makinelerden ayıran yegâne vasıf kayboldu. Zira <a href="http://www.google.fr/url?sa=t&amp;source=web&amp;cd=1&amp;ved=0CCIQFjAA&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.derindusunce.org%2F2010%2F10%2F05%2Fhayvan-serbesttir-insan-ozgurdur%2F&amp;ei=uRKMTov1CMmnhAfTtZmbDQ&amp;usg=AFQjCNFu8nfUFaLoZMqvQwnfcpOvAztz2g&amp;sig2=DHdQjPXWeOzCbfwazJq4WQ">hayvan serbesttir (liberty) ama insan özgürdür (freedom)</a>.  Bu kelime zihinlerimizde hakiki mânâsından koptu, hayvanî bir özellik olan serbestlik ile İnsan&#8217;a has olan Özgürlük&#8217;ü birbirine karıştırdık:</p>
<p style="padding-left: 30px;"><strong><em>&#8220;&#8230;</em></strong><strong><em>Özgürlük</em></strong><em> kavramını zenginlerin alıp satma serbestliğine, tilkinin kümesteki &#8220;özgürlüğüne&#8221; eşitledi liberaller. Ama bu hayvanî özgürlükten başka bir de insanî özgürlük var. Gözden kaçırmayalim derim.</em></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>Özgürlük serbestlik değildir. Maddî çıkarlarımıza uygun olsa bile bazı şeyleri sırf &#8220;yanlış olduğu için&#8221; yapmayı reddedebilmektir özgürlük. Vicdanın sesini duyup patrona, topluma, devlete kafa tutabilmektir. İşkence yapması emredilen bir polis amirine ve kanunlara direnebilirse özgürdür.  Çünkü &#8220;teknik&#8221; olarak mümkün olan şeyi yapmakta serbestiz, en az hayvanlar kadar. Devlet evlerimizi, telefonlarımızı dinlemekte serbest. Biz çevreyi kirletmekte serbestiz. Silah üreten firmaların hisse senetlerini satın alıp savaşlara ortak olmakta serbestiz.</em></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>Bir insan için özgürlük canının her istediğini yapmak değil daha &#8220;yüce&#8221; değerler uğruna &#8220;alçak&#8221; değerlerden vaz geçebilmek olmalıdır. Soljenitsin&#8217;in deyimiyle </em><em><strong>&#8220;başkalarının mutluluğu için kendi arzularına sınır koymak&#8230;&#8221;</strong></em><em> Mutlaka çok büyük fedakârlıklar aramaya gerek yok&#8230;&#8221; </em>(<a href="http://www.google.com/url?sa=t&amp;rct=j&amp;q=&amp;esrc=s&amp;frm=1&amp;source=web&amp;cd=1&amp;ved=0CDQQFjAA&amp;url=http://www.derindusunce.org/2011/10/05/ticari-bir-mal-olarak-%25E2%2580%259Cadalet%25E2%2580%259D/&amp;ei=JHF3T-msO6iu0QXGvpyfDQ&amp;usg=AFQjCNGHl5KI_CBXWO4Anih">Ticarî bir mal olarak &#8220;Adalet&#8217;</a>)  </p>
<p> </p>
<p> <strong>Dipnotlar</strong></p>
<p style="padding-left: 30px;"> <strong>1°</strong> Sermaya piyasalarında büyük aktörlerin yatırım kararları ve/veya tahminleri sadece &#8220;bilgi&#8221; değildir. Kendini gerçekleştiren birer kehânettir. Meselâ Georges Soros&#8217;un Fransız frangına karşı spekülasyon yaptığı, bu yolla tek başına Fransa&#8217;da enflasyonu körüklediği yılları hatırlayın. Bir merkez bankası müdürünün sözleri  ya da en büyük sanayicilerin iyimser/karamsar tahminleri de böyledir.</p>
<p> </p>
<p>… Bu konuda e-kitap …</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><strong>Liberalizm Demokrasiyi Susturunca</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><img class="alignright size-medium wp-image-18938" title="liberalizm_demokrasi_kitap" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_kitap-203x300.jpg" alt="" width="133" height="191" /></a>Halkın iradesi liberalizm ile çatışırsa ne olur? 2008′de başlayan ekonomik kriz sürmekte. Eğitim, sağlık ve güvenlik hizmetlerine ayrılan bütçeler kırpılırken batan bankaları kurtarmak için yüz milyarlarca dolar harcanıyor. Alın terinin finans kurumlarına peşkeş çekilmesini istemeyenler protesto ediyor. Ama <strong>batılı devletler polis copuyla finans sektörünü savunmaktalar.</strong> Ne oldu? Bütün nüfusun binde birini bile temsil etmeyen bankacıların çıkarları geri kalan %99.99′un önüne nasıl geçti? Alıp satma, üretip tüketme özgürlüğü nasıl oldu da halkı finans sektörünün kölesi yaptı? <strong>Mal, hizmet ve sermayenin serbest dolaşımı uğruna halkın iradesi çiğnenebilir mi? </strong>Okuyacağınız kitap demokrasi ile  liberalizmin savaşı üzerinedir. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank">Liberalizmin Ak Kitabı</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank"><img class="alignleft" title="liberalizmin-ak_kitabi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin-ak_kitabi-221x300.jpg" alt="" width="133" height="221" /></a>1930 model bir ulus-devletin, bir <strong>“devlet babanın”</strong> çocuklarıyız. Son derecede <strong>“Millî”</strong> bir eğitim gördük, öğrenim değil. Hayatta işimize yarayacak meslekî bilgileri ya da eleştirel bir bakışı öğrenmedik <strong>“millî”</strong> okullarda. <strong>“Varlığımızı Türk varlığına armağan etmek”</strong> için eğitildik, eğilip büküldük.</p>
<p style="text-align: justify;">Liberallerin dilinden düşmeyen <strong>“Bireysel haklar ve özgürlükler”</strong> bizim gibi Kemalist çamaşırhanelerde yıkanmış beyinler için çok yeni. Türkiye’de yaşayan insanların ulus-devlet boyunduruğundan kurtulmasında önemli bir rol oynuyor liberaller. Biz de <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank">bu kitapta </a>liberalizmin temel tezleriyle uyumlu, bu fikir akımına doğrudan ya da dolaylı destek veren makaleleri birleştirdik. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank">Buradan indirin.</a> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Liberalizmin Kara Kitabı</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-10169" title="liberalizmin_kara_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_pt.jpg" alt="" width="123" height="173" /></span></strong></a>Liberalizm asırlardır bir çok aşamalardan geçmiş, tarihi olaylarla kendisini imtihan etmiş bir düşünce geleneği. Değişmiş yanları var ama sabitleri de var. Bu sabitlerin içinde <strong>liberalizmin tehlikeli yönleri</strong> hatta <strong>YIKICI UNSURLARI</strong> da var. Bunları ortaya çıkarmak için “doğru” soruları sormak ve liberal perspektifte kalarak yanıt aramak gerekiyor… Büyük bir kısmı bu gelenekten olan düşünürlerin fikirlerinden istifade ederek <strong>liberalizmin kusurlarını</strong> ele alıyoruz bu kara kitapta: Adam Smith, Mandeville, John Stuart Mill, Hayek, Friedman, Röpke, Immanuel Kant, Alexis de Tocqville, John Rawls, Popper, Berlin, Mises, Rothbard ve Türkiye’de Mustafa Akyol, Atilla Yayla, Mustafa Erdoğan… Liberallere, liberalimsilere ve anti-liberallere duyurulur. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a> </p>
<p> </p>
<p><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/kapitalizm_kara_sevdam.pdf" target="_blank">Ey Kapitalizm! Kara Sevdam! / Charles Allen Scarboro</a></strong></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/kapitalizm_kara_sevdam.pdf" target="_blank"><img class="alignright size-medium wp-image-21167" title="kapitalizm_kara_sevdam" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/kapitalizm_kara_sevdam-161x300.jpg" alt="" width="148" height="255" /></a>Ne gariptir ki Türkiye’de hemen her kesimden insanı kolaylıkla birleştirebilen bir slogan var: <strong><em>“Kapitalizme Hayır!”</em></strong><em>.</em> İslâmcı, komünist, ülkücü, Kemalist… Yürüyüşler yapıyorlar. Seminerler düzenliyorlar. <strong><em>“Küresel sermayeye geçit yok!” </em></strong>. İşçilerin sömürülmesinden Afrika’daki açlığa, ortadoğudaki petrol savaşlarından dünyanın kirlenmesine kadar her taşın altından çıkan bir düşman bu. İyi ile kötü arasında bir çizgi çekmek, kötüleri “öteki tarafta” bırakmak… O kadar kolay mı?</p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>“Ah keşke her şey o kadar basit olsaydı. Bütün kötülükleri içi kararmış birileri yapsaydı ve bütün mesele onları bulup yok etmekten ibaret olsaydı. Ne var ki </em><strong><em>İyi</em></strong><em> ile </em><strong><em>Kötü</em></strong><em> arasındaki çizgi her insanın kalbinden geçiyor. Kim kendi kalbinin bir parçasını yok etmek ister?” </em><em>(Soljenitsin)</em></p>
<p>Okuyacağınız bu kitap insanların para ile, tüketim ile kurdukları ilişkiye ışık tutuyor. Charles Allen Scarboro’nun Karl Marx ve Max Weber’in fikirlerinden de isitifade ederek hazırladığı özgün bir çalışma. Scarboro İstanbul’da yaşayan bir Amerikalı. Akademik birikiminin yanı sıra kapitalizmin anavatanından gelmesi, <strong>“içimizde yaşayan bir öteki”</strong> olması bu kitaba ayrı bir lezzet katıyor.  <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/kapitalizm_kara_sevdam.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/03/31/kriz-cikarma-ozgurlugu/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/03/31/kriz-cikarma-ozgurlugu/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Çocukları sokağa atma özgürlüğü</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/03/31/cocuklari-sokaga-atma-ozgurlugu/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/03/31/cocuklari-sokaga-atma-ozgurlugu/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 31 Mar 2012 14:48:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Yılmaz</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>

		<category><![CDATA[Fotoğraf]]></category>

		<category><![CDATA[Kapitalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Kriz Çıkarma Özgürlüğü]]></category>

		<category><![CDATA[Liberal Totalitarizm]]></category>

		<category><![CDATA[vicdan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21247</guid>
		<description><![CDATA[
Kaliforniya&#8217;da bir sığınma evi. 8 yaşındaki Lilly 5 haftalık kardeşini uyutuyor. NCFH&#8216;a göre ABD&#8217;de her 45 çocuktan biri evsiz. Ülke genelinde bir buçuk milyondan fazla çocuk otel odalarında, garajlarda, depolarda ve çadırlarda yaşıyor. Dünyanın en güçlü ülkesi ABD. Bu ülkenin en zengin eyaletlerinden biri olan Kaliforniya aynı zamanda evsiz çocuk yarışında da ilk 5&#8242;in içinde.
 2008&#8242;de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/evsiz_0.jpg"><img class="size-full wp-image-21248  alignright" title="evsiz_0" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/evsiz_0.jpg" alt="" width="263" height="267" /></a></p>
<p>Kaliforniya&#8217;da bir sığınma evi. 8 yaşındaki Lilly 5 haftalık kardeşini uyutuyor. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/familyhomelessness.org">NCFH</a>&#8216;a göre ABD&#8217;de her 45 çocuktan biri evsiz. Ülke genelinde bir buçuk milyondan fazla çocuk otel odalarında, garajlarda, depolarda ve çadırlarda yaşıyor. Dünyanın en güçlü ülkesi ABD. Bu ülkenin en zengin eyaletlerinden biri olan Kaliforniya aynı zamanda evsiz çocuk yarışında da ilk 5&#8242;in içinde.</p>
<p> 2008&#8242;de başlayan emlâk krizi bir çok insanı zor durumda bıraktı. Kriz öncesinde birikimi veya sabit geliri olmayan insanları borca sokmak, onlara sorumsuzca kredi vermek yasaktı. Zaten bu tür riskli krediler müteahit firmaların hatta bankaların iflasına yol açabilirdi. Ancak <strong>ekonomik özgürlükler(!)</strong> adına bu &#8220;emniyet kemeri&#8221; gevşetildi. Ev kredisi ödeyemeyecek durumdaki insanlar kağıt üzerinde ev sahibi yapıldı. <a href="http://www.investopedia.com/terms/n/nina.asp#axzz1crSoxsbQ">NINJA krediler</a> sayesinde oldu bu (<strong>N</strong>o <strong>I</strong>ncome <strong>N</strong>o <strong>J</strong>ob or <strong>A</strong>sset). Emlâk talebi böylece yapay olarak şişirildi. Goldman Sachs gibi firmalar müşterilerini inşaat sektörüne yatırım yapmaya teşvik ettiler. Fakat balonun patlayacağını bildikleri için aynı firmalar sektörün çöküşüne oynadılar&#8230; Ve sektör çöktü. Bazı bankalar ise bu çöküşten akıl almaz kârlar elde ettiler.</p>
<p> &#8221;Hispanikler&#8221; olarak bilinen Latin Amerika asıllılar en sert tokadı yiyenler oldu. Ev sahibi olma umuduyla bankaların tuzağına en çok düşen onlardı. Düşük gelir grubunda olan ve zar zor geçinen bu insanlar bir anda kendilerini sokakta buldular. Şimdi çoğu parklarda yatıyor, umumî tuvaletlerde yıkanıyor. Bir kaç gün çalışıp para biriktirebildiklerinde ucuz bir otel odası kiralayarak çocuklarını yıkama imkânı buluyorlar. Sokakta yaşayan çocuklarda çeşitli sinirsel bozukluklar hızla baş gösteriyor: Korku krizleri, hiperaktivite, şiddet eğilimi, intihar girişimleri&#8230; </p>
<p>Aşağıdaki fotoğraflar yalan balonu altında ezilen bu gerçek insanların gerçek hayatından bir kesittir.</p>
<p> 
<a href='http://www.derindusunce.org/2012/03/31/cocuklari-sokaga-atma-ozgurlugu/evsiz_0/' title='evsiz_0'><img src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/evsiz_0-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.derindusunce.org/2012/03/31/cocuklari-sokaga-atma-ozgurlugu/evsiz_1/' title='evsiz_1'><img src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/evsiz_1-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.derindusunce.org/2012/03/31/cocuklari-sokaga-atma-ozgurlugu/evsiz_2a/' title='evsiz_2a'><img src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/evsiz_2a-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.derindusunce.org/2012/03/31/cocuklari-sokaga-atma-ozgurlugu/evsiz_2b/' title='evsiz_2b'><img src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/evsiz_2b-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.derindusunce.org/2012/03/31/cocuklari-sokaga-atma-ozgurlugu/evsiz_2c/' title='evsiz_2c'><img src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/evsiz_2c-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.derindusunce.org/2012/03/31/cocuklari-sokaga-atma-ozgurlugu/evsiz_2d/' title='evsiz_2d'><img src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/evsiz_2d-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.derindusunce.org/2012/03/31/cocuklari-sokaga-atma-ozgurlugu/evsiz_2e/' title='evsiz_2e'><img src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/evsiz_2e-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.derindusunce.org/2012/03/31/cocuklari-sokaga-atma-ozgurlugu/evsiz_2f/' title='evsiz_2f'><img src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/evsiz_2f-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.derindusunce.org/2012/03/31/cocuklari-sokaga-atma-ozgurlugu/evsiz_2g/' title='evsiz_2g'><img src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/evsiz_2g-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.derindusunce.org/2012/03/31/cocuklari-sokaga-atma-ozgurlugu/evsiz_2i/' title='evsiz_2i'><img src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/evsiz_2i-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.derindusunce.org/2012/03/31/cocuklari-sokaga-atma-ozgurlugu/evsiz_2j/' title='evsiz_2j'><img src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/evsiz_2j-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.derindusunce.org/2012/03/31/cocuklari-sokaga-atma-ozgurlugu/evsiz_2k/' title='evsiz_2k'><img src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/evsiz_2k-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
</p>
<p>Resimleri tam boyutta görmek için <span id="more-21247"></span></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/evsiz_1.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-21249" title="evsiz_1" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/evsiz_1.jpg" alt="" width="420" height="319" /></a> </p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/evsiz_2a.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-21250" title="evsiz_2a" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/evsiz_2a.jpg" alt="" width="360" height="324" /></a> </p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/evsiz_2b.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-21251" title="evsiz_2b" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/evsiz_2b.jpg" alt="" width="364" height="259" /></a> </p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/evsiz_2c.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-21252" title="evsiz_2c" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/evsiz_2c.jpg" alt="" width="376" height="324" /></a> </p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/evsiz_2d.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-21253" title="evsiz_2d" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/evsiz_2d.jpg" alt="" width="368" height="304" /></a> </p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/evsiz_2e.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-21254" title="evsiz_2e" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/evsiz_2e.jpg" alt="" width="482" height="277" /></a> </p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/evsiz_2f.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-21255" title="evsiz_2f" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/evsiz_2f.jpg" alt="" width="435" height="342" /></a> </p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/evsiz_2g.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-21256" title="evsiz_2g" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/evsiz_2g.jpg" alt="" width="427" height="284" /></a> </p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/evsiz_2i.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-21258" title="evsiz_2i" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/evsiz_2i.jpg" alt="" width="397" height="312" /></a></p>
<p style="text-align: center;"> <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/evsiz_2j.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-21259" title="evsiz_2j" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/evsiz_2j.jpg" alt="" width="419" height="273" /></a> </p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/evsiz_2k.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-21260" title="evsiz_2k" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/evsiz_2k.jpg" alt="" width="421" height="321" /></a> </p>
<p style="text-align: center;"> </p>
<p>&#8230; Bu konuda E-Kitap okumak için&#8230;</p>
<p> </p>
<p>… Bu konuda e-kitap …</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><strong>Liberalizm Demokrasiyi Susturunca</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><img class="alignright size-medium wp-image-18938" title="liberalizm_demokrasi_kitap" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_kitap-203x300.jpg" alt="" width="133" height="191" /></a>Halkın iradesi liberalizm ile çatışırsa ne olur? 2008′de başlayan ekonomik kriz sürmekte. Eğitim, sağlık ve güvenlik hizmetlerine ayrılan bütçeler kırpılırken batan bankaları kurtarmak için yüz milyarlarca dolar harcanıyor. Alın terinin finans kurumlarına peşkeş çekilmesini istemeyenler protesto ediyor. Ama <strong>batılı devletler polis copuyla finans sektörünü savunmaktalar.</strong> Ne oldu? Bütün nüfusun binde birini bile temsil etmeyen bankacıların çıkarları geri kalan %99.99′un önüne nasıl geçti? Alıp satma, üretip tüketme özgürlüğü nasıl oldu da halkı finans sektörünün kölesi yaptı? <strong>Mal, hizmet ve sermayenin serbest dolaşımı uğruna halkın iradesi çiğnenebilir mi? </strong>Okuyacağınız kitap demokrasi ile  liberalizmin savaşı üzerinedir. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank">Liberalizmin Ak Kitabı</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank"><img class="alignleft" title="liberalizmin-ak_kitabi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin-ak_kitabi-221x300.jpg" alt="" width="133" height="221" /></a>1930 model bir ulus-devletin, bir <strong>“devlet babanın”</strong> çocuklarıyız. Son derecede <strong>“Millî”</strong> bir eğitim gördük, öğrenim değil. Hayatta işimize yarayacak meslekî bilgileri ya da eleştirel bir bakışı öğrenmedik <strong>“millî”</strong> okullarda. <strong>“Varlığımızı Türk varlığına armağan etmek”</strong> için eğitildik, eğilip büküldük.</p>
<p style="text-align: justify;">Liberallerin dilinden düşmeyen <strong>“Bireysel haklar ve özgürlükler”</strong> bizim gibi Kemalist çamaşırhanelerde yıkanmış beyinler için çok yeni. Türkiye’de yaşayan insanların ulus-devlet boyunduruğundan kurtulmasında önemli bir rol oynuyor liberaller. Biz de <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank">bu kitapta </a>liberalizmin temel tezleriyle uyumlu, bu fikir akımına doğrudan ya da dolaylı destek veren makaleleri birleştirdik. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank">Buradan indirin.</a> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Liberalizmin Kara Kitabı</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-10169" title="liberalizmin_kara_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_pt.jpg" alt="" width="123" height="173" /></span></strong></a>Liberalizm asırlardır bir çok aşamalardan geçmiş, tarihi olaylarla kendisini imtihan etmiş bir düşünce geleneği. Değişmiş yanları var ama sabitleri de var. Bu sabitlerin içinde <strong>liberalizmin tehlikeli yönleri</strong> hatta <strong>YIKICI UNSURLARI</strong> da var. Bunları ortaya çıkarmak için “doğru” soruları sormak ve liberal perspektifte kalarak yanıt aramak gerekiyor… Büyük bir kısmı bu gelenekten olan düşünürlerin fikirlerinden istifade ederek <strong>liberalizmin kusurlarını</strong> ele alıyoruz bu kara kitapta: Adam Smith, Mandeville, John Stuart Mill, Hayek, Friedman, Röpke, Immanuel Kant, Alexis de Tocqville, John Rawls, Popper, Berlin, Mises, Rothbard ve Türkiye’de Mustafa Akyol, Atilla Yayla, Mustafa Erdoğan… Liberallere, liberalimsilere ve anti-liberallere duyurulur. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a> </p>
<p> </p>
<p><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/kapitalizm_kara_sevdam.pdf" target="_blank">Ey Kapitalizm! Kara Sevdam! / Charles Allen Scarboro</a></strong></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/kapitalizm_kara_sevdam.pdf" target="_blank"><img class="alignright size-medium wp-image-21167" title="kapitalizm_kara_sevdam" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/kapitalizm_kara_sevdam-161x300.jpg" alt="" width="148" height="255" /></a>Ne gariptir ki Türkiye’de hemen her kesimden insanı kolaylıkla birleştirebilen bir slogan var: <strong><em>“Kapitalizme Hayır!”</em></strong><em>.</em> İslâmcı, komünist, ülkücü, Kemalist… Yürüyüşler yapıyorlar. Seminerler düzenliyorlar. <strong><em>“Küresel sermayeye geçit yok!” </em></strong>. İşçilerin sömürülmesinden Afrika’daki açlığa, ortadoğudaki petrol savaşlarından dünyanın kirlenmesine kadar her taşın altından çıkan bir düşman bu. İyi ile kötü arasında bir çizgi çekmek, kötüleri “öteki tarafta” bırakmak… O kadar kolay mı?</p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>“Ah keşke her şey o kadar basit olsaydı. Bütün kötülükleri içi kararmış birileri yapsaydı ve bütün mesele onları bulup yok etmekten ibaret olsaydı. Ne var ki </em><strong><em>İyi</em></strong><em> ile </em><strong><em>Kötü</em></strong><em> arasındaki çizgi her insanın kalbinden geçiyor. Kim kendi kalbinin bir parçasını yok etmek ister?” </em><em>(Soljenitsin)</em></p>
<p>Okuyacağınız bu kitap insanların para ile, tüketim ile kurdukları ilişkiye ışık tutuyor. Charles Allen Scarboro’nun Karl Marx ve Max Weber’in fikirlerinden de isitifade ederek hazırladığı özgün bir çalışma. Scarboro İstanbul’da yaşayan bir Amerikalı. Akademik birikiminin yanı sıra kapitalizmin anavatanından gelmesi, <strong>“içimizde yaşayan bir öteki”</strong> olması bu kitaba ayrı bir lezzet katıyor.  <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/kapitalizm_kara_sevdam.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/03/31/cocuklari-sokaga-atma-ozgurlugu/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/03/31/cocuklari-sokaga-atma-ozgurlugu/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Dikkat Kitap: Ey Kapitalizm! Kara Sevdam!</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/03/23/dikkat-kitap-ey-kapitalizm-kara-sevdam/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/03/23/dikkat-kitap-ey-kapitalizm-kara-sevdam/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Mar 2012 11:13:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editörden</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Dikkat Kitap]]></category>

		<category><![CDATA[Kapitalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Lüks Tüketim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21165</guid>
		<description><![CDATA[Kapitalizm bir kara sevdanın adı. Tutkulu bir aşk hikâyesi&#8230; Her gün kalbimizi kıran, bize hakaretler yağdıran, herkesin içinde rezil eden o sevgiliyi(!) terk edemiyoruz bir türlü. Alış-veriş merkezleri dolup taşıyor. Kredi kartı borçlarımız şişiyor. Bütün bu borçları ödemek için daha çok çalışmaya razıyız. Ailemizi, sağlığımızı, tatillerimizi, ibadetlerimizi feda ediyoruz. Hatta iş &#8220;arkadaşlarımızın&#8221; ayağını kaydırmak için [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/kapitalizm_kara_sevdam.pdf" target="_blank"><img class="alignright size-full wp-image-21167" title="kapitalizm_kara_sevdam" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/kapitalizm_kara_sevdam.jpg" alt="" width="191" height="354" /></a>Kapitalizm bir kara sevdanın adı. Tutkulu bir aşk hikâyesi&#8230; Her gün kalbimizi kıran, bize hakaretler yağdıran, herkesin içinde rezil eden o sevgiliyi(!) terk edemiyoruz bir türlü. Alış-veriş merkezleri dolup taşıyor. Kredi kartı borçlarımız şişiyor. Bütün bu borçları ödemek için daha çok çalışmaya razıyız. Ailemizi, sağlığımızı, tatillerimizi, ibadetlerimizi feda ediyoruz. Hatta iş &#8220;arkadaşlarımızın&#8221; ayağını kaydırmak için planlar yapıyoruz.</p>
<p>Heyecanla satın alıp eve getirdikten sonra bir kenara attığımız ne çok şey var oysa. Okunmamış kitaplar, seyredilmeyi bekleyen DVDler, modası geçmiş giysiler, eski cep telefonları&#8230; Almak gerek ama kullanmak şart değil. Çünkü karnımızı doyurmak için değil <strong><em>&#8220;birisi olmak&#8221;</em></strong> için tüketiyoruz:</p>
<p style="padding-left: 30px;"><em> &#8221;&#8230;Üniversitemdeki kapalı kızların çoğu, eşarplarını markası görünecek şekilde bağlıyor. Öğrenciler kitaplarını Mango çantalarda taşıyor. Bir Coach çanta, etiketi görünmeksizin pek de kıymetli değil. Ralp Lauren sağ tarafa işlenen küçük bir biniciyle bir servet kazandı. Çorapların bile görülebilir yerlerine logolar işlenmiş. Neden marka bu kadar önem arzediyor?&#8230;&#8221;</em><em>(C.A. Scarboro)</em></p>
<p>Ne gariptir ki Türkiye&#8217;de hemen her kesimden insanı kolaylıkla birleştirebilen bir slogan var: <strong><em>&#8220;Kapitalizme Hayır!&#8221;</em></strong><em>.</em> İslâmcı, komünist, ülkücü, Kemalist&#8230; Yürüyüşler yapıyorlar. Seminerler düzenliyorlar. <strong><em>&#8220;Küresel sermayeye geçit yok!&#8221; </em></strong>diye haykırıyorlar. İşçilerin sömürülmesinden Afrika&#8217;daki açlığa, ortadoğudaki petrol savaşlarından dünyanın kirlenmesine kadar her taşın altından çıkan bir düşman bu. Kapitalizm karşıtı İslâmcıların, komünistlerin, ülkücülerin ve Kemalistlerin ekonomi tasavvuru nasıldır? <strong>Kapalı kapıların ardında puro içen şişman adamlar mı tahayyül ediyorlar bilmiyorum. Ama bazen kendilerini aldattıklarını düşünüyorum.</strong> İyi ile kötü arasında bir çizgi çekmek, kötüleri &#8220;öteki tarafta&#8221; bırakmak&#8230; O kadar da kolay değil:</p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>&#8220;Ah keşke her şey o kadar basit olsaydı. Bütün kötülükleri içi kararmış birileri yapsaydı ve bütün mesele onları bulup yok etmekten ibaret olsaydı. Ne var ki </em><strong><em>İyi</em></strong><em> ile </em><strong><em>Kötü</em></strong><em> arasındaki çizgi her insanın kalbinden geçiyor. Kim kendi kalbinin bir parçasını yok etmek ister?&#8221; </em><em>(Soljenitsin)</em></p>
<p>Okuyacağınız bu kitap insanların para ile, tüketim ile kurdukları ilişkiye ışık tutuyor. Charles Allen Scarboro&#8217;nun Karl Marx ve Max Weber&#8217;in fikirlerinden de isitifade ederek hazırladığı özgün bir çalışma. Scarboro İstanbul&#8217;da yaşayan bir Amerikalı. Akademik birikiminin yanı sıra kapitalizmin anavatanından gelmesi, <strong>&#8220;içimizde yaşayan bir öteki&#8221;</strong> olması bu kitaba ayrı bir lezzet katmış kanaatimce. Modern yaşamın getirdiği &#8220;önemsizleşme&#8221; hissi ve bunun yol açtığı kimlik ihtiyacını sorgulayan, klasik ekonomi teorilerini tamamlayan bu çalışma ilk olarak Today&#8217;s Zaman&#8217;da İngilizce olarak yayınlanmıştı. Aramıza yeni katılan <a href="http://www.derindusunce.org/author/muleykebarutcu/">Müleyke Barutçu</a> da bu makaleleri Türkçeye kazandırarak hızlı bir giriş yapmış oldu. Kendisinden Chomsky, Klein ekseninde yeni çalışmalar ve özgün makaleler de okumayı umuyoruz. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/kapitalizm_kara_sevdam.pdf" target="_blank">Kitabı buradan indirebilirsiniz.</a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/03/23/dikkat-kitap-ey-kapitalizm-kara-sevdam/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/03/23/dikkat-kitap-ey-kapitalizm-kara-sevdam/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Yunanistan yeniden işgal altında!</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/03/22/yunanistan-yeniden-isgal-altinda/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/03/22/yunanistan-yeniden-isgal-altinda/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 22 Mar 2012 09:00:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Jonathan Küçükarabacı</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Avrupa Birliği]]></category>

		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>

		<category><![CDATA[Kapitalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Liberal Totalitarizm]]></category>

		<category><![CDATA[Liberalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Yunanistan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21120</guid>
		<description><![CDATA[ 
… Bu konuda okumak için…
 
Önceki makaleler

Avrupa batmayacak, çoktan battı çünkü…
Sürdürülebilir Şerefsizlik: Çin ve Avrupa 
IMF neden Krizi körüklemek istiyor?
Avrupa Muz Cumhuriyeti’nde darbe mevsimi…
Piyasa Demokrasiyle Savaşırken 
Yunanistan kumar masasında ütülüyor… 

 
&#8230; Bu konuda e-kitap &#8230;
Liberalizm Demokrasiyi Susturunca
Halkın iradesi liberalizm ile çatışırsa ne olur? 2008′de başlayan ekonomik kriz sürmekte. Eğitim, sağlık ve güvenlik hizmetlerine ayrılan bütçeler kırpılırken batan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"> <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/yunanistan_kriz_2.jpg"><img class="size-full wp-image-21122 aligncenter" title="yunanistan_kriz_2" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/yunanistan_kriz_2.jpg" alt="" width="490" height="304" /></a></p>
<p>… Bu konuda okumak için…</p>
<p> </p>
<p>Önceki makaleler</p>
<ol>
<li><a title="Permanent Link to Avrupa batmayacak, çoktan battı çünkü..." rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2011/12/22/avrupa-batmayacak-coktan-batti-cunku%e2%80%a6/">Avrupa batmayacak, çoktan battı çünkü…</a></li>
<li><a title="Permanent Link to Sürdürülebilir Şerefsizlik: Çin ve Avrupa" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2011/10/28/surdurulebilir-serefsizlik-cin-ve-%e2%80%9cyeni%e2%80%9d-avrupa/">Sürdürülebilir Şerefsizlik: Çin ve Avrupa </a></li>
<li><a title="Permanent Link to IMF neden Krizi körüklemek istiyor?" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2012/01/01/imf-neden-krizi-koruklemek-istiyor/">IMF neden Krizi körüklemek istiyor?</a></li>
<li><a title="Permanent Link to Avrupa Muz Cumhuriyeti'nde darbe mevsimi..." rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2011/11/21/avrupa-muz-cumhuriyeti%e2%80%99nde-darbe-mevsimi/">Avrupa Muz Cumhuriyeti’nde darbe mevsimi…</a></li>
<li><a title="Permanent Link to Piyasa Demokrasiyle Savaşırken" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2011/11/16/piyasa-demokrasiyle-savasirken/">Piyasa Demokrasiyle Savaşırken </a></li>
<li><a title="Permanent Link to Yunanistan kumar masasında ütülürken..." rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2011/11/09/yunanistan-kumar-masasinda-utulurken/">Yunanistan kumar masasında ütülüyor…</a> </li>
</ol>
<p> </p>
<p>&#8230; Bu konuda e-kitap &#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><strong>Liberalizm Demokrasiyi Susturunca</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><img class="alignright size-medium wp-image-18938" title="liberalizm_demokrasi_kitap" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_kitap-203x300.jpg" alt="" width="133" height="191" /></a>Halkın iradesi liberalizm ile çatışırsa ne olur? 2008′de başlayan ekonomik kriz sürmekte. Eğitim, sağlık ve güvenlik hizmetlerine ayrılan bütçeler kırpılırken batan bankaları kurtarmak için yüz milyarlarca dolar harcanıyor. Alın terinin finans kurumlarına peşkeş çekilmesini istemeyenler protesto ediyor. Ama <strong>batılı devletler polis copuyla finans sektörünü savunmaktalar.</strong> Ne oldu? Bütün nüfusun binde birini bile temsil etmeyen bankacıların çıkarları geri kalan %99.99′un önüne nasıl geçti? Alıp satma, üretip tüketme özgürlüğü nasıl oldu da halkı finans sektörünün kölesi yaptı? <strong>Mal, hizmet ve sermayenin serbest dolaşımı uğruna halkın iradesi çiğnenebilir mi? </strong>Okuyacağınız kitap demokrasi ile  liberalizmin savaşı üzerinedir. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank">Liberalizmin Ak Kitabı</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank"><img class="alignleft" title="liberalizmin-ak_kitabi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin-ak_kitabi-221x300.jpg" alt="" width="133" height="221" /></a>1930 model bir ulus-devletin, bir <strong>“devlet babanın”</strong> çocuklarıyız. Son derecede <strong>“Millî”</strong> bir eğitim gördük, öğrenim değil. Hayatta işimize yarayacak meslekî bilgileri ya da eleştirel bir bakışı öğrenmedik <strong>“millî”</strong> okullarda. <strong>“Varlığımızı Türk varlığına armağan etmek”</strong> için eğitildik, eğilip büküldük.</p>
<p style="text-align: justify;">Liberallerin dilinden düşmeyen <strong>“Bireysel haklar ve özgürlükler”</strong> bizim gibi Kemalist çamaşırhanelerde yıkanmış beyinler için çok yeni. Türkiye’de yaşayan insanların ulus-devlet boyunduruğundan kurtulmasında önemli bir rol oynuyor liberaller. Biz de <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank">bu kitapta </a>liberalizmin temel tezleriyle uyumlu, bu fikir akımına doğrudan ya da dolaylı destek veren makaleleri birleştirdik. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank">Buradan indirin.</a> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Liberalizmin Kara Kitabı</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-10169" title="liberalizmin_kara_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_pt.jpg" alt="" width="123" height="173" /></span></strong></a>Liberalizm asırlardır bir çok aşamalardan geçmiş, tarihi olaylarla kendisini imtihan etmiş bir düşünce geleneği. Değişmiş yanları var ama sabitleri de var. Bu sabitlerin içinde <strong>liberalizmin tehlikeli yönleri</strong> hatta <strong>YIKICI UNSURLARI</strong> da var. Bunları ortaya çıkarmak için “doğru” soruları sormak ve liberal perspektifte kalarak yanıt aramak gerekiyor… Büyük bir kısmı bu gelenekten olan düşünürlerin fikirlerinden istifade ederek <strong>liberalizmin kusurlarını</strong> ele alıyoruz bu kara kitapta: Adam Smith, Mandeville, John Stuart Mill, Hayek, Friedman, Röpke, Immanuel Kant, Alexis de Tocqville, John Rawls, Popper, Berlin, Mises, Rothbard ve Türkiye’de Mustafa Akyol, Atilla Yayla, Mustafa Erdoğan… Liberallere, liberalimsilere ve anti-liberallere duyurulur. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a> </p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/03/22/yunanistan-yeniden-isgal-altinda/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/03/22/yunanistan-yeniden-isgal-altinda/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Avrupa Yunanistan&#8217;ı kurtarırken&#8230;</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/03/19/avrupa-yunanistani-kurtarirken/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/03/19/avrupa-yunanistani-kurtarirken/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Mar 2012 13:28:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Jonathan Küçükarabacı</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Avrupa Birliği]]></category>

		<category><![CDATA[Kapitalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Kriz Çıkarma Özgürlüğü]]></category>

		<category><![CDATA[Liberal Totalitarizm]]></category>

		<category><![CDATA[Liberalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Yunanistan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21116</guid>
		<description><![CDATA[ 
 … Bu konuda okumak için…
 
Önceki makaleler

Avrupa batmayacak, çoktan battı çünkü…
Sürdürülebilir Şerefsizlik: Çin ve Avrupa 
IMF neden Krizi körüklemek istiyor?
Avrupa Muz Cumhuriyeti’nde darbe mevsimi…
Piyasa Demokrasiyle Savaşırken 
Yunanistan kumar masasında ütülüyor… 

 
Liberalizm Demokrasiyi Susturunca
Halkın iradesi liberalizm ile çatışırsa ne olur? 2008′de başlayan ekonomik kriz sürmekte. Eğitim, sağlık ve güvenlik hizmetlerine ayrılan bütçeler kırpılırken batan bankaları kurtarmak için yüz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/yunanistan_kriz.jpg"><img class="size-full wp-image-21117 aligncenter" title="yunanistan_kriz" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/yunanistan_kriz.jpg" alt="" width="490" height="307" /></a> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_kitap.jpg"></a> … Bu konuda okumak için…</p>
<p> </p>
<p>Önceki makaleler</p>
<ol>
<li><a title="Permanent Link to Avrupa batmayacak, çoktan battı çünkü..." rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2011/12/22/avrupa-batmayacak-coktan-batti-cunku%e2%80%a6/">Avrupa batmayacak, çoktan battı çünkü…</a></li>
<li><a title="Permanent Link to Sürdürülebilir Şerefsizlik: Çin ve Avrupa" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2011/10/28/surdurulebilir-serefsizlik-cin-ve-%e2%80%9cyeni%e2%80%9d-avrupa/">Sürdürülebilir Şerefsizlik: Çin ve Avrupa </a></li>
<li><a title="Permanent Link to IMF neden Krizi körüklemek istiyor?" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2012/01/01/imf-neden-krizi-koruklemek-istiyor/">IMF neden Krizi körüklemek istiyor?</a></li>
<li><a title="Permanent Link to Avrupa Muz Cumhuriyeti'nde darbe mevsimi..." rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2011/11/21/avrupa-muz-cumhuriyeti%e2%80%99nde-darbe-mevsimi/">Avrupa Muz Cumhuriyeti’nde darbe mevsimi…</a></li>
<li><a title="Permanent Link to Piyasa Demokrasiyle Savaşırken" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2011/11/16/piyasa-demokrasiyle-savasirken/">Piyasa Demokrasiyle Savaşırken </a></li>
<li><a title="Permanent Link to Yunanistan kumar masasında ütülürken..." rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2011/11/09/yunanistan-kumar-masasinda-utulurken/">Yunanistan kumar masasında ütülüyor…</a> </li>
</ol>
<p> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><strong>Liberalizm Demokrasiyi Susturunca</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><img class="alignright size-medium wp-image-18938" title="liberalizm_demokrasi_kitap" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_kitap-203x300.jpg" alt="" width="133" height="191" /></a>Halkın iradesi liberalizm ile çatışırsa ne olur? 2008′de başlayan ekonomik kriz sürmekte. Eğitim, sağlık ve güvenlik hizmetlerine ayrılan bütçeler kırpılırken batan bankaları kurtarmak için yüz milyarlarca dolar harcanıyor. Alın terinin finans kurumlarına peşkeş çekilmesini istemeyenler protesto ediyor. Ama <strong>batılı devletler polis copuyla finans sektörünü savunmaktalar.</strong> Ne oldu? Bütün nüfusun binde birini bile temsil etmeyen bankacıların çıkarları geri kalan %99.99′un önüne nasıl geçti? Alıp satma, üretip tüketme özgürlüğü nasıl oldu da halkı finans sektörünün kölesi yaptı? <strong>Mal, hizmet ve sermayenin serbest dolaşımı uğruna halkın iradesi çiğnenebilir mi? </strong>Okuyacağınız kitap demokrasi ile  liberalizmin savaşı üzerinedir. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank">Liberalizmin Ak Kitabı</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank"><img class="alignleft" title="liberalizmin-ak_kitabi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin-ak_kitabi-221x300.jpg" alt="" width="133" height="221" /></a>1930 model bir ulus-devletin, bir <strong>“devlet babanın”</strong> çocuklarıyız. Son derecede <strong>“Millî”</strong> bir eğitim gördük, öğrenim değil. Hayatta işimize yarayacak meslekî bilgileri ya da eleştirel bir bakışı öğrenmedik <strong>“millî”</strong> okullarda. <strong>“Varlığımızı Türk varlığına armağan etmek”</strong> için eğitildik, eğilip büküldük.</p>
<p style="text-align: justify;">Liberallerin dilinden düşmeyen <strong>“Bireysel haklar ve özgürlükler”</strong> bizim gibi Kemalist çamaşırhanelerde yıkanmış beyinler için çok yeni. Türkiye’de yaşayan insanların ulus-devlet boyunduruğundan kurtulmasında önemli bir rol oynuyor liberaller. Biz de <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank">bu kitapta </a>liberalizmin temel tezleriyle uyumlu, bu fikir akımına doğrudan ya da dolaylı destek veren makaleleri birleştirdik. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank">Buradan indirin.</a> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Liberalizmin Kara Kitabı</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-10169" title="liberalizmin_kara_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_pt.jpg" alt="" width="123" height="173" /></span></strong></a>Liberalizm asırlardır bir çok aşamalardan geçmiş, tarihi olaylarla kendisini imtihan etmiş bir düşünce geleneği. Değişmiş yanları var ama sabitleri de var. Bu sabitlerin içinde <strong>liberalizmin tehlikeli yönleri</strong> hatta <strong>YIKICI UNSURLARI</strong> da var. Bunları ortaya çıkarmak için “doğru” soruları sormak ve liberal perspektifte kalarak yanıt aramak gerekiyor… Büyük bir kısmı bu gelenekten olan düşünürlerin fikirlerinden istifade ederek <strong>liberalizmin kusurlarını</strong> ele alıyoruz bu kara kitapta: Adam Smith, Mandeville, John Stuart Mill, Hayek, Friedman, Röpke, Immanuel Kant, Alexis de Tocqville, John Rawls, Popper, Berlin, Mises, Rothbard ve Türkiye’de Mustafa Akyol, Atilla Yayla, Mustafa Erdoğan… Liberallere, liberalimsilere ve anti-liberallere duyurulur. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/03/19/avrupa-yunanistani-kurtarirken/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/03/19/avrupa-yunanistani-kurtarirken/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Tüketim Uzmanları-5 / Sonuç</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/03/10/tuketim-uzmanlari-5/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/03/10/tuketim-uzmanlari-5/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Mar 2012 11:15:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Müleyke Barutçu</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>

		<category><![CDATA[Kapitalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Liberalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Lüks Tüketim]]></category>

		<category><![CDATA[Marx]]></category>

		<category><![CDATA[Toplum]]></category>

		<category><![CDATA[Çeviri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21012</guid>
		<description><![CDATA[ &#8221;&#8230; Evdeki ayna endişeyi tetikler. Bizi ‘Belki de gerçekten sahtekarımdır. Belki de küçük siyah Chanel elbisemin iddia ettiği kadar değerim yoktur.&#8217; demeye yönlendirir. Moda tüketicilerinin belki de hiç kimse oldukları hakkındaki endişelerini yenmek için var olan stratejileri, endişelerini gidermekten çok artırır. Yarış hiç bitmeyecek ve hiç kimse kalabalığın içindeki yerinden emin olamayacak &#8230;&#8221;
Tüketim Uzmanları-5 (Charles [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="padding-left: 30px;"><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/tuketim_moda_benlik.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-21013" title="tuketim_moda_benlik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/tuketim_moda_benlik.jpg" alt="" width="256" height="257" /></a> &#8221;&#8230; Evdeki ayna endişeyi tetikler. Bizi ‘Belki de gerçekten sahtekarımdır. Belki de küçük siyah Chanel elbisemin iddia ettiği kadar değerim yoktur.&#8217; demeye yönlendirir. Moda tüketicilerinin belki de hiç kimse oldukları hakkındaki endişelerini yenmek için var olan stratejileri, endişelerini gidermekten çok artırır. Yarış hiç bitmeyecek ve hiç kimse kalabalığın içindeki yerinden emin olamayacak &#8230;&#8221;</em></p>
<p><strong>Tüketim Uzmanları-5 (</strong><a href="http://fef.fatih.edu.tr/?cv,8069"><strong>Charles Allen Scarboro</strong></a><strong>)</strong></p>
<p><em><strong>Çeviren : <a href="http://www.derindusunce.org/author/muleykebarutcu/" target="_blank">Müleyke Barutçu </a></strong></em><em><strong>(Orijinal metin </strong></em><a href="http://www.todayszaman.com/"><em><strong>Today&#8217;s Zaman</strong></em></a><em><strong>‘da yayınlandı)</strong></em></p>
<p> </p>
<p>Yazı dizisinde dört bölümdür, tüketim stratejileri ve bu stratejilerin ifade ettiği manaları inceliyorum. Bunu da üç tip tüketici üzerinden yaptım: yaşamsal tüketiciler, moda tüketicileri ve uzman tüketiciler.  Bu stratejilerin toplumdaki sınıflaşma sistemi içinde yer aldığını ifade etmeye çalıştım. Max Weber&#8217;i izleyerek birbirinden bağımsız ama paralel ilerlediklerini söyledim. Onları bağlayan şeyin, insanları yaşam koşulları bakımından farklı kılan sınıflaşmadaki hiyerarşiler (sınıf, parti, statü grupları) olduğunu belirttim.</p>
<p>İlk olarak, sosyal sınıf hiyerarşisinde yer alan yaşamsal tüketicilerle başladım. Sosyal sınıf ekonomik yapıyla olan ilişkilere dayalı kollektifler demektir. Moda tüketicileri genelde orta sınıfta <span id="more-21012"></span>yer alır. Ancak, onların asıl çabası değerli olduklarını ifade edebilecekleri sosyal onuru kazanmaktır. Bu çaba sosyal sınıf hiyerarşisinden çok statüyü etkiler. Moda tüketicileri orta sınıfın diğer üyeleriyle yarışırlar ve bu yarıştaki amaçları ‘birisi olduklarını&#8217; göstermektir. Bu ‘oldukları birileri&#8217; onları diğerlerinden daha değerli yapar. Tüketim objelerini bilen ve değerlendirenlere kıymetli olduklarının havasını atarlar.</p>
<p>Spor müsabakalarındaki taraftarlığın parti tabanlı bir tüketim olduğu dışında Weber&#8217;in güç hiyerarşisinden çok bahsetmedim. Daha genel olarak, parti tüketimi anıtsal bir görsellikle ilgilidir. Partiler, halkın üzerinde baskın durmak için büyük binalar inşa eder. Bu binalar üzerinden de güçlerini haykırırlar. Kemal Atatürk&#8217;ün Ankara&#8217;daki mezarı için kim ne derse desin, bu yapıyı gözardı etmek imkansızdır. Mimarisi ve ölçüleriyle, Osmanlı İmparatorluğunun çöküşünü takiben gelen, parti çekişmesindeki kazananı temsil eder. Karadeniz&#8217;i Marmara Denizi&#8217;ne bağlaması önerilen bir kanal var. Bu kanalın, tüketimin çağdaş bir göstergesi olabileceği yönünde yorum yapmak çok da yanlış olmaz. Bu da bugünün Türkiye&#8217;sinde güç ilişkileri konusunda kazananın kim olduğunu gösterir.</p>
<p><strong>Modanın Gereği Olan Savurganlık</strong></p>
<p>Aslında bugün özellikle moda tüketiminin başarısının sınırları hakkında konuşmak istiyorum. Bir de uzman tüketicilerin bu limitlere üstünlük sağlamaları konusuna yoğunlaşacağım. Moda tüketicileri yüksek bir sosyal onur iddia eder demiştik. Ama onların bu onura erişimini engelleyen üç temel bariyer vardır.</p>
<p>İlki, modanın gereği olan savurganlık. Savurganlık ya iflasa ya da sahip olunan değeri alçakgönüllülükle kabule götürür. Modanın belli bir fiyat kotası yoktur. Çünkü bitmek bilmeyen ‘yeni sezon&#8217;lar geliyor ve daha yeni satın aldığımız şeyler hemen eskiyor. Geçen yılın modasını takip etmek bir insanı moda dışı yapmaya yeter de artar bile.</p>
<p>İkincisi, moda tüketimi popüler kültür sahasında boy gösterir. Moda, benim gibi sürünün içinde yer alan ve bana çok benzeyenler arasındaki rütbeli bir sistemdir. Mesela kredi kartı olan biri kendine sürünün içinde bir pozisyon edinse de, sürünün bir parçası olmaktan kurtulamaz. Sürünün lideri olan kuzu, sürüyü yemyeşil çayırlara çekse de hala bir kuzudur ve sadece diğer kuzular arasında ‘lider&#8217;dir.</p>
<p>Üçüncüsü, moda, Charles Horton Cooley&#8217;in ‘ayna benlik&#8217; kavramındaki ayna olarak işlev görse de, her moda takipçisinin evinde başka bir aynası vardır. Evdeki ayna endişeyi tetikler. Bizi ‘Belki de gerçekten sahtekarımdır. Belki de küçük siyah Chanel elbisemin iddia ettiği kadar değerim yoktur.&#8217; demeye yönlendirir.</p>
<p>Moda tüketicilerinin belki de hiç kimse oldukları hakkındaki endişelerini yenmek için var olan stratejileri, endişelerini iyileştirmekten çok artırır. Yarış hiç bitmeyecek ve hiç kimse kalabalığın içindeki yerinden emin olamayacak.</p>
<p>Yaşamsal tüketiciler sadece gerekli şeyleri alırken moda tüketicileri sürünün elebaşısı olmak niyetindedirler. Uzman tüketiciler ise, tüketim bilgisi üzerinden kendi geçerliliklerinin arayışındadırlar. Uzman tüketicilerin geçerliliğini sağlayan şey bilgidir, özellikle de bilimle desteklenmiş bilgi. Uzman tüketiciler bilim adamı değildir, ama moderniteden gelen bilimsel dünya görüşüyle yakından ilgilidirler. Uzman tüketimi, Weber&#8217;in ‘büyüsü bozulmuş&#8217; diye adlandırdığı modern dünyada yer alır. Bu modern dünyada insanlar, geleneksel ve dini otoriteye daha az başvururlar. Bunun yerine, özellikle de bilginin uzman tüketicilerinin dediği gibi ‘Bunu yapmalıyız çünkü bilimsel çalışmalar bize bunun iyi olduğunu söylüyor&#8217;. derler.</p>
<p><strong>Bilgi Tüketimi</strong></p>
<p>Bilginin uzman tüketimi hakkında hemen iki örnek verelim. İlk örnek, son 30 yılda sersemletici bir etkiyle büyüyen kişisel gelişim kitapları. Dr. Benjamin Spock tarafından yazılmış ünlü ‘Bebek ve Çocuk Bakımı&#8217; kitabı bunun bir işareti. Önerileri, bu kitapla donanmış ‘bilgili&#8217; ebeveynler tarafından yalanlanan o kadar çok babaanne var ki. ‘Bilgili&#8217; ebeveynler:&#8217;Tamam sen bizi böyle yetiştirdin ama Dr. Spock başka bir şey söylüyor. Bak işte burada.&#8217; diyorlar. Böylece de bilim ailevi otorite ve geleneksel bilgi sisteminin yerini alıyor. Babaanne için de bu gidişata müdahale etmemekten daha iyi ne olabilir ki!?</p>
<p>Dr. Spock&#8217;un başarısını bilimsel önerilerin olduğu ve akla gelebilecek her konuda hazırlanmış kişisel gelişim kitapları, TV programları, CD ‘ler ve DVD&#8217;ler takip etti. Şu an kitap mağazalarının çoğunda, bir katın üçte birinden fazlası, tüketim konusunda bilgi sunan kişisel gelişim kitaplarına ayrılmış. Saygıya el koyma ve değerli şahsiyet olma çabası, ‘bilgi&#8217; alanında geçerli değil. Uzman tüketicilerin kendileri bilim adamı değildirler. Bundan dolayı da kişisel gelişim endüstrisindeki bilginin geçerliliğini ölçemezler. Ama, bilgisel otoriteye sahip kitaplardan alıntı yapmayı iyi becerliler. Dahası, konuşmalarına sıkıştırıverdikleri bilimsel bir kaç terim ve jargonla, şahsi değer iddialarını desteklerler. Trigliserid&#8217;in ne olduğunu bilen var mı ki?</p>
<p>Bilginin uzman tüketimi hakkındaki ikinci örnek ise yiyecekler hakkında düşünüşlerdir. Yaşamsal tüketiciler yiyeceği gereklilik olarak görürler. Moda tüketicileriyse yiyeceği statülerini sergileyen araçlardan bir olarak görürler. ‘Herkesin bahsettiği şu restoran nerede?&#8217; sorusu onlardan gelebilecek bir tarz sorudur. Uzman tüketicileriyse yiyeceği uzmanlıklarını test etmek için kullanırlar. ‘Yumurta da ne kadar ve ne çeşit kolesterol var? Hemen açıp internetten bakayım?&#8217; cümlelerini de onlardan duyarız.</p>
<p>Yiyecek konusundaki uzman tüketiminin artışının ilk belirtisi hükümetin getirdiği bir düzenleme sonucu oluşan halk hareketiydi. Bu düzenlemeye göre, ambalajlı yiyecekler bir ‘içindekiler&#8217; kısmı hazırlayacaktı. Böylece ‘billur tuz&#8217;umun üzerindeki etiketi okuyarak, her 1.5 gramın 0 kalori ve sıfır yağ, 293 mg sodyum içerdiği- ki ben bunun az mı çok mu olduğunu bilmiyorum- konusunda bilgi sahibi oluyorum. İşte bu liste uzman tüketicileri o yiyeceğin sakıncalı olup olmadığı konusunda bir şifre çözücü yapar. Uzman tüketiciler okunması gereken kitapları okuyarak eğitimlerini tamamlamışlardır. Bu bilgilerin ticaretini yaparak da statü hiyerarşisindeki yerlerini sergilerler.</p>
<p>Uzman tüketimi statü sisteminde ayrı bir yere sahiptir. Çünkü, ‘uzmanlıkları&#8217; onları kalabalıktan, popüler kültürden ve sürü içinde teşvik edilerek hareket etmekten alıkoyar. Uzman tüketim, tüketiciye yarışmacısının az ve statü beklentisinin düşük olduğu alanda hareket etmeye izin verir. Ama statü beklentisinin düşük olmasına rağmen, genelde bu tüketiciler seçkinler tabakasındandırlar. İronik olansa uzman tüketicilerin kapitalist ağdan kaçmamalarıdır. Dahası, uzman tüketim, pahalı tüketilebilirlerin saçıldığı pazarlama alanlatında yaşamını sefa içinde sürdürür. </p>
<p> </p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/tuketim_moda_benlik_2.jpg"><img class="size-full wp-image-21014 aligncenter" title="tuketim_moda_benlik_2" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/tuketim_moda_benlik_2.jpg" alt="" width="336" height="423" /></a></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>… Komşu konularda e-kitap okumak için… </p>
<p><a title="Permanent Link to Dikkat Kitap:Liberalizm Demokrasiyi Susturunca…" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2011/10/08/dikkat-kitapliberalizm-demokrasiyi-susturunca/"><span style="color: #0066cc;"><strong>Liberalizm Demokrasiyi Susturunca…</strong></span></a></p>
<div class="entry">
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_kitap.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignright size-full wp-image-18938" title="liberalizm_demokrasi_kitap" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_kitap.jpg" alt="" width="188" height="266" /></span></a>Halkın iradesi liberalizm ile çatışırsa ne olur?</p>
<p>Demokratik yolla yönetilen bir ülkede  halkın tercihleri daha güçlü, bazen daha <strong>“sosyal”</strong> bir devletten, kolektif dayanışmadan, yüksek asgârî ücretten yana olabilir. Yani daha az liberal bir devletten. Peki halka rağmen dayatılmalı mıdır liberalizm? <strong>Mal, hizmet ve sermayenin serbest dolaşımı uğruna halkların iradesi çiğnenebilir mi?</strong></p>
<p>2008′de başlayan ekonomik kriz sürmekte. ve ABD, Fransa, Almanya gibi “batamayacak kadar büyük” devletler dahi zorlanıyorlar. Halk için kurulmuş, halkın vergisiyle yaşayan batılı ulus-devletler finans sektörünün emrine girmiş gibiler. Eğitim, sağlık ve güvenlik hizmetlerine ayrılan bütçeler kırpılırken batan bankaları kurtarmak için yüz milyarlarca dolar harcanıyor. Alın terinin finans kurumlarına peşkeş çekilmesini istemiyor insanlar, protesto ediyorlar. Ama batılı ulus-devletler ısrarla hatta bazen polis copuyla finans sektörünü savunmaktalar.</p>
<p>Ne oldu? Bütün nüfusun binde birini bile temsil etmeyen bankacıların çıkarları geri kalan %99.99′un önüne nasıl geçti? Alıp satma, üretip tüketme özgürlüğü nasıl oldu da halkları finans sektörünün kölesi yaptı?</p>
<p>Liberal düşünürlerin içinde Hayek ve Mises gibi peşinen anti-demokratik duruş almış bir çok isim var. Ancak batı demokrasileri bu gerçeği yeni keşfediyorlar. Dünyaya özgürlük  dersleri verirken kendi demokrasileri liberalizmin ağırlığı altında çökebilir. Okuyacağınız kitap halk iradesi ile  liberalizmin savaşı üzerinedir. <em>(Eserlerinden istifade ettiğimiz fikir adamları: Edmund Burke, Ludwig Von Mises, Friedrich A. Hayek, Atilla Yayla, Karl Marx, Hannah Arendt, Alexis de Tockeville, Alexandre Soljenitsyne, Noam Chomsky, Ignacio Ramonet, Max Weber)</em> <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Kitabı buradan indirebilirsiniz.</span></a></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><strong>Liberalizmin Kara Kitabı</strong></a></p>
<div class="entry">
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="size-full wp-image-10169 alignright" title="liberalizmin_kara_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_pt.jpg" alt="" width="165" height="288" /></span></a>“<strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Liberalizmin Ak Kitabı</span></a></strong>” adlı kitabımızın önsözünde söz verdiğimiz gibi sıra Kara Kitap’ta! Neden? Kemalist ulus devletin tektipleştirici silindiri altında ezilenler için bir umut teşkil etti liberalizm. Kürt, Ermeni, Alevî, “aşırı” dindar, Eski Solcu, vs Atatürkçülerin gözünde “makbul olmayan” kimlikleri haiz insanlar <strong>“ideolojisiz bir ideoloji”</strong> bulduklarını düşündüler. Yine de sormak gerekmez mi  <strong>“Ben de liberalim”</strong> diyenlerin içinde kaçı bu düşünce geleneğini derinlemesine inceledi? Güçlü ve zayıf yanları, Türkiye’ye uyan ve uymayan vasıfları hakkında bilgi sahibi oldu?</p>
<p>Liberalizm asırlardır bir çok aşamalardan geçmiş, tarihi olaylarla kendisini, temel ilkelerini imtihan etmiş bir düşünce geleneği. Değişmiş yanları var ama sabitleri de var. Bu sabitlerin içinde YIKICI KUSURLARI var. Bunları ortaya çıkarmak için “doğru” soruları sormak ve liberal perspektifte kalarak yanıt aramak gerekiyor.</p>
<p>Özgürlük nedir? Devletin, toplumun ve bireylerin özgürlükler üzerindeki hakları sınırlandırılabilir mi? Liberalizmin merkezine aldığı <strong>bireysel özgürlükler</strong> ve <strong>piyasa</strong> her derde deva mıdır? Özgürlüklerin birbiriyle sınırlanması ANLAMLI mıdır?</p>
<p>Büyük bir kısmı liberal olan düşünürlerin perspektifinden liberalizmin kusurlarını ele alıyoruz bu kara kitapta: Adam Smith, Mandeville, John Stuart Mill, Hayek, Friedman, Röpke, Immanuel Kant, Alexis de Tocqville, John Rawls, Popper, Berlin, Mises, Rothbard veTürkiye’de Mustafa Akyol, Atilla Yayla, Mustafa Erdoğan… Liberallere, liberalimsilere ve anti-liberallere duyurulur. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a> </p>
<p> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/marx.pdf" target="_blank"><img class="alignright size-medium wp-image-18312" title="marx-kapak" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/08/marx-kapak.bmp" alt="" width="128" height="191" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/marx.pdf" target="_blank">Derin <strong>MAЯҖ</strong></a></strong></p>
<p>Etrafınızda “ben solcuyum” diyen kaç kişi var? Birgün Ya da Cumhuriyet Gazetesi, Türk Solu Dergisi okuyan? Yürüyüşlerde Marx, Lenin, Deniz Gezmiş ve Atatürk posterlerini yanyana taşıyan kişileri tanıyor musunuz? İşçi sendikalarında aktif rol oynayan dostlarınız var mı? Bu insanlar hasretle beklediğimiz sol muhalefeti kuramadılar bir türlü. Neden? </p>
<p> Marxist ve Marxçı (Marx’a dair ama marxist olmayan) miras ile yüzleşmedi Türk solcuları. Oysa Marx anlaşılmadan hiç bir sol projenin anlaşılmasına da imkân yok.  Leninist, Stalinist, Maoist… Hatta Kuzey Avrupa’nın sosyal demokrat modellerini de çözemezsiniz. Marx’ın bıraktığı yerden devam edenleri anlamak için de gerekli bu okuma; dünya soluna bugünkü şeklini veren düşünürleri anlamak için: Rosa Luxemburg, Ernst Thälmann, Georg Lukács, Max Adler, Karl Renner, Otto Bauer, Walter Benjamin, Jürgen Habermas,… <a href="http://www.derindusunce.org/img/marx.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a></div>
</div>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/03/10/tuketim-uzmanlari-5/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/03/10/tuketim-uzmanlari-5/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Tüketim Uzmanları-4 / Ne kadar değerliyim?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/03/05/tuketim-uzmanlari-4-ne-kadar-degerliyim/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/03/05/tuketim-uzmanlari-4-ne-kadar-degerliyim/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Mar 2012 21:43:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Müleyke Barutçu</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>

		<category><![CDATA[Kapitalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Liberalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Lüks Tüketim]]></category>

		<category><![CDATA[Marx]]></category>

		<category><![CDATA[Toplum]]></category>

		<category><![CDATA[Çeviri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=20956</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;&#8230; Bak ben sadece Louis Vuitton çanta alan bi insan değil, ayrıca onu taşımayı hakeden  biriyim. [...] Ne kadar değerliyim? Hayran olunabilecek biri miyim?, Saygı hak ediyor muyum?, Sosyal onur sistemi içindeki yerim ne? &#8230;&#8221;
Tüketim Uzmanları-4 (Charles Allen Scarboro)
Çeviren : Müleyke Barutçu (Orijinal metin Today’s Zaman‘da yayınlandı)
Geçen hafta üç tip tüketiciden bahsettim: yaşamsal tüketiciler, moda tüketicileri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="padding-left: 30px;"><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/tuketim_cocuk_kimlik.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-20958" title="tuketim_cocuk_kimlik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/tuketim_cocuk_kimlik.jpg" alt="" width="157" height="420" /></a>&#8220;&#8230; Bak ben sadece Louis Vuitton çanta alan bi insan değil, ayrıca onu taşımayı hakeden  biriyim. [...] Ne kadar değerliyim? Hayran olunabilecek biri miyim?, Saygı hak ediyor muyum?, Sosyal onur sistemi içindeki yerim ne? &#8230;&#8221;</em></p>
<p><strong>Tüketim Uzmanları-4 (</strong><a href="http://fef.fatih.edu.tr/?cv,8069"><strong>Charles Allen Scarboro</strong></a><strong>)</strong></p>
<p><strong><em>Çeviren : <a href="http://www.derindusunce.org/author/muleykebarutcu/" target="_blank">Müleyke Barutçu </a>(Orijinal metin </em></strong><a href="http://www.todayszaman.com/"><strong><em>Today’s Zaman</em></strong></a><strong><em>‘da yayınlandı)</em></strong></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/2012/02/29/tuketim-uzmanlari-3-marka/" target="_blank">Geçen hafta </a>üç tip tüketiciden bahsettim: yaşamsal tüketiciler, moda tüketicileri ve uzman tüketiciler. Bugün moda tüketicilerine yoğunlaşmak ve moda tüketicileriyle uzman tüketicilerin farklarını konuşmaya girizgah yapmak istiyorum. Yaşamsal tüketiciler satın aldıkları ve kullandıkları ucuz şeylerden dolayı ekonomik etkenleri ele alıyorlar. Bundan farklı olarak, moda tüketicileri ve uzman tüketiciler de kültürel sermaye alanında yoğunlaşırlar.</p>
<p>Moda tüketimi sınıf sistemi içindeki onura erişme yolunda kullanılan bir iletşim stratejisidir. Moda tüketicileri diğerlerinden, ulaşmak istedikleri bu statüye dair, onay arayışındadırlar. <strong>‘Bak ben sadece Louis Vuitton çanta alan bi insan değil, ayrıca onu taşımayı hakeden  biriyim.&#8217;</strong> Ama bu statü iddiaları bunu tanıyabilecek ve onaylayabilecekler olmadan hiç bir işe yaramaz. Bu yüzden moda tüketicileri sadece mana taşıyan sembollere bağlı değillerdir. Ayrıca bu sembol sistemi içindeki bilgi sahibi olan kimselerle de ilişkilidir. Moda tüketicileri Amerikan sosyolog olan Charles Horton Cooley&#8217; i akla getiriyor. Cooley insanların değerlerini belirlemede kullandıkları metodlar hakkında çalışma yapmıştır. Bu çalışması ‘ayna benlik&#8217; diye adlandırılır. Cooley&#8217;e göre, birçok insan kendi değeri -kabul görme derecesi- hakkında emin değildir. Cooley insanların kendilerine <strong>‘Ne kadar değerliyim?&#8217;, ‘Hayran olunabilecek biri miyim?&#8217;, ‘Saygı hak ediyor muyum?&#8217;, ‘Sosyal onur sistemi içindeki yerim ne?&#8217;</strong> gibi sorular sorduğuna şahit olur. Ayrıca Cooley, insanların kendi değerlerinin ancak başkalarınınkiyle kıyaslandığında bir anlam ifade ettiğini söyler. Değer bir rütbe sistemidir. Kimisi benden daha değerliyken, kimi de daha az değerlidir. Alman sosyolog Max Weber de insanların sosyal onur yönünde <span id="more-20956"></span>kendi değerlerini biçmeleri konusunda bazı yöntemler öne sürmüştür. Weber&#8217;e göre değeri gösteren şey riayet ilişkisidir. Eğer insanlar bana riayet eder, uyarlarsa, ben onlardan daha onurluyumdur. Ama ben bir başkasına riayet edersem, o zaman ben ondan daha az onura sahibimdir.</p>
<p>Bu riayet stratejileri toplumun her kesimimde görülebilir. Mesela Türkiye&#8217;de, çarşıda eşiyle yürüyen çarşaflı bir kadının eşinden bir-iki adım geriden gelmesi dikkatimi çekmiştir. Yanyana yürümek statü eşitliğini belirtirken birisinin ardından gelmek riayet ilişkisine işaret eder. Başka bir örnek de sınıfımdan. Öğrencilerime isimleriyle hitap ederim. Ama onlar bana Mr. Allen, Hocam ya da Allen Bey derler (En azından benim yüzüme, belki de arkadaşları arasında farklıdır, kim bilir). Bu saygı ifadeleri de riayet ilişkisi kapsamındadır.</p>
<p><strong>Onura El Koymak</strong></p>
<p>Weber bu riayet sisteminin çatışmalar tarafından yönlendirildiğini öne sürer. Ona göre onur ‘gasp edilmiştir&#8217;. Yani birisi onura el koyar ve onu elinde tutmak için azami gayret sarf eder. Herkesin önünde öğrencisini aşağılayan bir profesör düşünelim. Bu durumda, aşağılama aşağılanan insandaki onuru alır, aşağılayan daha yüksek(!) sosyal sınıftaki insana verir. Şerefi için öldüren insanlar da bu uğurda katil olduklarını iddia ederler- ölen kızları ya da kardeşleri olsa da. İnsanlar statülerine ciddi manada sahip çıkıyorlar ve bu riayet sistemi içinde acımasız olabiliyorlar. Cooley&#8217;in ‘ayna benlik&#8217; stratejisi, bir iletişim sistemi olan sosyal onuru incelemede çok yardımcı olur. Ayna benlikte, statümü belirlemek için diğer insanları kullanırım. Onların hareketlerini, söylediklerini, beden dillerini incelerim. Ulaştığım sonuçları da ‘benim hakkımda ne düşünüyorlar?&#8217; sorusunu yanıtlamada ipucu olarak kullanırım. Böylece de insanlar, ne kadar değerli olduğumu gösteren bir ayna vazifesi görürler. İnsanların hakkımdaki yargılarını hayal eder sonra da bunları kendime uygularım. Eğer sınıfımdaki öğrencilerin  mutlu olduğunu ve bir sürü şey öğrendiğini hayal edersem, benim de iyi bir eğitmen olduğumu düşünür ve kendimi iyi hissederim.Öğrencilerimin düşündüğünü düşündüğüm şey kendi değerimi belirlemedeki ölçüttür. Dahası, davranışlarımı bu hayali değerlendirmeye göre ayarlarım. Mesela öğrencilerimin bana değer verdiğini ve hayranlık duyduğunu hayal ederim. Bu yüzden de onlardan riayet beklerim. Ama ben ders anlatırken aralarında konuşunca hayal kırıklığına uğrarım ve statümü vurgulayarak ‘Ben hocayım!&#8217; diye onları uyarırım.</p>
<p>Modaya uygun şeyler de aynanın önüne koymak için güzel seçimlerdir. Artık her yerde yaygın olan pazarlama ve markalaşma üzerinden, belli şeyler sembolleşmiştir. ‘Bu şey değerlidir ve sadece belli insanlar onu taşıyabilir&#8217; diyerek riayet sistemi içindeki sınırlar belirlenir. Bu da insanların kıskançlık duygularını kamçılar. Onları ‘kıskanılabilir şekilde değerli olmalıyım&#8217; düşüncelerine sevk eder. Her yerde gördüğümüz nazar boncuğu, diğerlerine ‘ben kıskanılabilir bir insanım&#8217; der. Dahası, kıskanmanın kötü birşey olduğunu da hatırlatır. Yani moda tüketimi de tehlikeli bir arenadır.</p>
<p>Modayı takip etmek, moda tüketicilerini belli bir bilgi alanında ehil hale getirir. Bilmeleri gereken şeyse ‘Şu an moda nedir?&#8217; sorusunun cevabıdır. Yani moda tüketimi, moda tüketicilerinin sahip olduğu bilgi alanına dahil olabilecek kimseler olmaksızın pek de bir işe yaramaz.</p>
<p><strong>Çabucak Yayılmış Bir Fenomen</strong></p>
<p>Moda bilgisi hızlıca yayılır. Bir anda İstanbuldaki belli bir yaş grubunda bulunan tüm insanlar ayakkabı bağcıklarının annemizin bize öğrettiği şekilde değil de bileğin etrafına dolanacak şekilde bağlanması gerektiğini bilirler. Niye bilekler? ‘Moda, seni saf. Bilmiyor muydun?! Anlaşılan modayla pek alakan yok.&#8217;</p>
<p>Markalaşma ve pazarlama, üretici ve satıcılar tarafından moda kaygısı yaratmak için oluşturulmuş stratejilerdir. Ayrıca ‘yanlış&#8217; şeyi tüketiyor olma endişesini de azaltır. Markalaşma, Marx&#8217;ın ‘imal edilmiş arzu&#8217; düşüncesine güzel bir örnektir. Ama daha çok ‘yanlış şuur&#8217; fikrine uyar.</p>
<p>Yanlış şuur düşüncesinin açıklaması bütün bir sayfayı kaplasa yeridir. Ama moda tüketimi konusunda yardımcı olsun diye sadece basit bir tanım yapacağız. Marx ve diğer ‘bilgi sosyologları&#8217;, düşüncelerimizin çoğunun aslında kendimize ait olmadığını savunurlar. Fikirlerimiz, düşüncelerimiz, şuurumuz, yani bütün bilgi sistemleri, aslında diğerleri tarafından bizi kontrol etmek için üretilmiştir. Bilgi, özellikle de ‘herkesin bildiği&#8217; bilgi, bir idare etme, yönetme aracıdır. O zaman şöyle bir soru soralım; ‘bugünün modasını kim belirliyor?&#8217;. Tabi ki sen ya da ben değil. Moda olacak şeyleri tüketmemizden kazanç sağlayan büyük kuruluşlar belirliyor. Medya ve pazarlamacılar, aynı kuruluşlardaki seçkin tabaka gibi, ürünleri arzu edilebilir kılmak için çaba gösteriyor. Biz ise, aynı sürüdeki koyunlar gibi, Forum İstanbul ya da İstinye Park&#8217;a hücum edip bu ürünleri almaya çabalıyoruz. Ve ‘birisi olduğumuzu&#8217; sembolize eden hangi mağazadan alındığını bas bas bağıran çantaları gururlu bir şekilde taşıyoruz. Aynı reklamları izlediğimiz çevremizdekiler de hakkettiğimizi iddia ettiğimiz bu değeri göstermekte geri durmuyor.</p>
<p>Moda tüketimi sosyologların ‘popüler kültür&#8217; dediği şeye dayanır. Vikipedi popüler kültürü, bir bilgi sistemi olarak ‘günlük yaşantımıza sızmış olan medyanın ağır etkileri&#8217; şeklinde tanımlar. Eğer TV şovlarındaki oyuncuların isimlerini biliyorsak veya Justin Bieber&#8217;in özel hayatından haberdarsak, popüler kültür içinde bilgili biriyiz demektir. Popüler kültür bilgisi, medya ve diğer kuruluşların seçkinleri tarafından tüketime alışmamız için üretilir. Moda, tüketimin imali sürecindeki lokomotiftir. Bu tüketim de değerimizi belirlemedeki en önemli ölçüttür. Velhasılı kelam, bilgiye sahip olmak ve bu bilgiye sahip olduğunu göstermek modaya uygun olduğun anlamına gelir.</p>
<p>Moda tüketimi, değer addetme yönünde bir stratejidir diyebiliriz. Ama bu strateji sadece popüler kültür bağlamında işe yarar. Bundan dolayı moda tüketimi bir çoğunluk fenomenidir. Burada bir paradoks var. Moda, tüketimine şevkle katılmak, diğerleri tarafından yapılmış işaretleri sergilemektir. Bu da bizi diğer bütün bilgili tüketicilerle özdeş yapmaya yarar. Bundan dolayı, moda terfi ettirmek yerine eşitleyici bir statüdür. Bu strateji deli eden bir efor gerektirirken bizi farklı olacağımız yanılgısına götürür. Uzman tüketicilerse farklı bir bilgi sistemine dahildirler. Böylece moda tüketiminin eşitlieyici etkisine karşı dimdik ayakta dururlar. Gelecek hafta, sıra uzman tüketicilerde.</p>
<p> </p>
<p>… Komşu konularda e-kitap okumak için… </p>
<p><a title="Permanent Link to Dikkat Kitap:Liberalizm Demokrasiyi Susturunca…" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2011/10/08/dikkat-kitapliberalizm-demokrasiyi-susturunca/"><span style="color: #0066cc;"><strong>Liberalizm Demokrasiyi Susturunca…</strong></span></a></p>
<div class="entry">
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_kitap.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignright size-full wp-image-18938" title="liberalizm_demokrasi_kitap" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_kitap.jpg" alt="" width="188" height="266" /></span></a>Halkın iradesi liberalizm ile çatışırsa ne olur?</p>
<p>Demokratik yolla yönetilen bir ülkede  halkın tercihleri daha güçlü, bazen daha <strong>“sosyal”</strong> bir devletten, kolektif dayanışmadan, yüksek asgârî ücretten yana olabilir. Yani daha az liberal bir devletten. Peki halka rağmen dayatılmalı mıdır liberalizm? <strong>Mal, hizmet ve sermayenin serbest dolaşımı uğruna halkların iradesi çiğnenebilir mi?</strong></p>
<p>2008′de başlayan ekonomik kriz sürmekte. ve ABD, Fransa, Almanya gibi “batamayacak kadar büyük” devletler dahi zorlanıyorlar. Halk için kurulmuş, halkın vergisiyle yaşayan batılı ulus-devletler finans sektörünün emrine girmiş gibiler. Eğitim, sağlık ve güvenlik hizmetlerine ayrılan bütçeler kırpılırken batan bankaları kurtarmak için yüz milyarlarca dolar harcanıyor. Alın terinin finans kurumlarına peşkeş çekilmesini istemiyor insanlar, protesto ediyorlar. Ama batılı ulus-devletler ısrarla hatta bazen polis copuyla finans sektörünü savunmaktalar.</p>
<p>Ne oldu? Bütün nüfusun binde birini bile temsil etmeyen bankacıların çıkarları geri kalan %99.99′un önüne nasıl geçti? Alıp satma, üretip tüketme özgürlüğü nasıl oldu da halkları finans sektörünün kölesi yaptı?</p>
<p>Liberal düşünürlerin içinde Hayek ve Mises gibi peşinen anti-demokratik duruş almış bir çok isim var. Ancak batı demokrasileri bu gerçeği yeni keşfediyorlar. Dünyaya özgürlük  dersleri verirken kendi demokrasileri liberalizmin ağırlığı altında çökebilir. Okuyacağınız kitap halk iradesi ile  liberalizmin savaşı üzerinedir. <em>(Eserlerinden istifade ettiğimiz fikir adamları: Edmund Burke, Ludwig Von Mises, Friedrich A. Hayek, Atilla Yayla, Karl Marx, Hannah Arendt, Alexis de Tockeville, Alexandre Soljenitsyne, Noam Chomsky, Ignacio Ramonet, Max Weber)</em> <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Kitabı buradan indirebilirsiniz.</span></a></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><strong>Liberalizmin Kara Kitabı</strong></a></p>
<div class="entry">
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="size-full wp-image-10169 alignright" title="liberalizmin_kara_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_pt.jpg" alt="" width="165" height="288" /></span></a>“<strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Liberalizmin Ak Kitabı</span></a></strong>” adlı kitabımızın önsözünde söz verdiğimiz gibi sıra Kara Kitap’ta! Neden? Kemalist ulus devletin tektipleştirici silindiri altında ezilenler için bir umut teşkil etti liberalizm. Kürt, Ermeni, Alevî, “aşırı” dindar, Eski Solcu, vs Atatürkçülerin gözünde “makbul olmayan” kimlikleri haiz insanlar <strong>“ideolojisiz bir ideoloji”</strong> bulduklarını düşündüler. Yine de sormak gerekmez mi  <strong>“Ben de liberalim”</strong> diyenlerin içinde kaçı bu düşünce geleneğini derinlemesine inceledi? Güçlü ve zayıf yanları, Türkiye’ye uyan ve uymayan vasıfları hakkında bilgi sahibi oldu?</p>
<p>Liberalizm asırlardır bir çok aşamalardan geçmiş, tarihi olaylarla kendisini, temel ilkelerini imtihan etmiş bir düşünce geleneği. Değişmiş yanları var ama sabitleri de var. Bu sabitlerin içinde YIKICI KUSURLARI var. Bunları ortaya çıkarmak için “doğru” soruları sormak ve liberal perspektifte kalarak yanıt aramak gerekiyor.</p>
<p>Özgürlük nedir? Devletin, toplumun ve bireylerin özgürlükler üzerindeki hakları sınırlandırılabilir mi? Liberalizmin merkezine aldığı <strong>bireysel özgürlükler</strong> ve <strong>piyasa</strong> her derde deva mıdır? Özgürlüklerin birbiriyle sınırlanması ANLAMLI mıdır?</p>
<p>Büyük bir kısmı liberal olan düşünürlerin perspektifinden liberalizmin kusurlarını ele alıyoruz bu kara kitapta: Adam Smith, Mandeville, John Stuart Mill, Hayek, Friedman, Röpke, Immanuel Kant, Alexis de Tocqville, John Rawls, Popper, Berlin, Mises, Rothbard veTürkiye’de Mustafa Akyol, Atilla Yayla, Mustafa Erdoğan… Liberallere, liberalimsilere ve anti-liberallere duyurulur. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a> </p>
<p> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/marx.pdf" target="_blank"><img class="alignright size-medium wp-image-18312" title="marx-kapak" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/08/marx-kapak.bmp" alt="" width="128" height="191" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/marx.pdf" target="_blank">Derin <strong>MAЯҖ</strong></a></strong></p>
<p>Etrafınızda “ben solcuyum” diyen kaç kişi var? Birgün Ya da Cumhuriyet Gazetesi, Türk Solu Dergisi okuyan? Yürüyüşlerde Marx, Lenin, Deniz Gezmiş ve Atatürk posterlerini yanyana taşıyan kişileri tanıyor musunuz? İşçi sendikalarında aktif rol oynayan dostlarınız var mı? Bu insanlar hasretle beklediğimiz sol muhalefeti kuramadılar bir türlü. Neden? </p>
<p> Marxist ve Marxçı (Marx’a dair ama marxist olmayan) miras ile yüzleşmedi Türk solcuları. Oysa Marx anlaşılmadan hiç bir sol projenin anlaşılmasına da imkân yok.  Leninist, Stalinist, Maoist… Hatta Kuzey Avrupa’nın sosyal demokrat modellerini de çözemezsiniz. Marx’ın bıraktığı yerden devam edenleri anlamak için de gerekli bu okuma; dünya soluna bugünkü şeklini veren düşünürleri anlamak için: Rosa Luxemburg, Ernst Thälmann, Georg Lukács, Max Adler, Karl Renner, Otto Bauer, Walter Benjamin, Jürgen Habermas,… <a href="http://www.derindusunce.org/img/marx.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a></div>
</div>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/03/05/tuketim-uzmanlari-4-ne-kadar-degerliyim/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/03/05/tuketim-uzmanlari-4-ne-kadar-degerliyim/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Tüketim Uzmanları-3 / Marka ve Lüks</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/02/29/tuketim-uzmanlari-3-marka/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/02/29/tuketim-uzmanlari-3-marka/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 29 Feb 2012 19:01:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Müleyke Barutçu</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>

		<category><![CDATA[Kapitalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Liberalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Lüks Tüketim]]></category>

		<category><![CDATA[Marx]]></category>

		<category><![CDATA[Toplum]]></category>

		<category><![CDATA[Çeviri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=20875</guid>
		<description><![CDATA[ &#8221;&#8230;Üniversitemdeki kapalı kızların çoğu, eşarplarını markası görünecek şekilde bağlıyor. Öğrenciler kitaplarını Mango çantalarda taşıyor. Bir Coach çanta, etiketi görünmeksizin pek de kıymetli değil. Ralp Lauren sağ tarafa işlenen küçük bir biniciyle bir servet kazandı. Çorapların bile görülebilir yerlerine logolar işlenmiş. Neden marka bu kadar önem arzediyor? 
[...] 
Aslında kimse tam anlamıyla modaya uygun olamaz.Çünkü moda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/02/luks_tuketim.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-20876" title="luks_tuketim" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/02/luks_tuketim.jpg" alt="" width="246" height="258" /></a> &#8221;&#8230;Üniversitemdeki kapalı kızların çoğu, eşarplarını markası görünecek şekilde bağlıyor. Öğrenciler kitaplarını Mango çantalarda taşıyor. Bir Coach çanta, etiketi görünmeksizin pek de kıymetli değil. Ralp Lauren sağ tarafa işlenen küçük bir biniciyle bir servet kazandı. Çorapların bile görülebilir yerlerine logolar işlenmiş. Neden marka bu kadar önem arzediyor? </em></p>
<p><em>[...] </em></p>
<p><em>Aslında kimse tam anlamıyla modaya uygun olamaz.Çünkü moda yenilik üzerine kuruludur. Vitrinler üç ayda bir ‘alınması gereken&#8217; yeni sezon ürünlerle doludur. İsraf moda tarafından icat edilmiştir ve <a href="https://www.google.com/search?hl=fr&amp;q=kapitalizm+tuketim+site%3Aderindusunce.org+&amp;meta=">kapitalistlerin</a> ceplerini çok çok büyük kazançlarla doldurur. İsraf üretilmiş bir arzuyu ifade eder: Her moda takipçisi ‘istiyorum&#8217; diye mızmızlanan bir yaşındaki çocuktur&#8230;&#8221;</em></p>
<p><strong>Tüketim Uzmanları-3 (</strong><a href="http://fef.fatih.edu.tr/?cv,8069"><strong>Charles Allen Scarboro</strong></a><strong>)</strong></p>
<p><em><strong>Çeviren : <a href="http://www.derindusunce.org/author/muleykebarutcu/">Müleyke Barutçu</a> (Orijinal metin </strong></em><a href="http://www.todayszaman.com/"><em><strong>Today&#8217;s Zaman</strong></em></a><em><strong>‘da yayınlandı)</strong></em></p>
<p> Geçen iki bölümde (<a href="http://www.google.fr/url?sa=t&amp;rct=j&amp;q=tuketim+uzmanlari+&amp;source=web&amp;cd=1&amp;ved=0CCYQFjAA&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.derindusunce.org%2F2012%2F02%2F18%2Ftuketim-uzmanlari-1%2F&amp;ei=hPtNT4GSO4iZhQfKzfkI&amp;usg=AFQjCNFKKGw-RVHd-eW9lY5RTOpx_pBapw&amp;sig2=-fgsakwUXhnFTtNLm9x03">1</a>, <a href="http://www.google.fr/url?sa=t&amp;rct=j&amp;q=tuketim+uzmanlari+&amp;source=web&amp;cd=2&amp;ved=0CC8QFjAB&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.derindusunce.org%2F2012%2F02%2F24%2Ftuketim-uzmanlari-2-sinif-mi-yoksa-statu-mu%2F&amp;ei=hPtNT4GSO4iZhQfKzfkI&amp;usg=AFQjCNFlZ-Xs3zxGOg19fk-iE9EYyKoFmg&amp;si">2</a>), tüketim uzmanlığı konusunun analizine adım adım yaklaşmış bulunmaktayım.Bu tartışmayı daha geniş sosyolojik sorunlar olan sınıflaşma ve sosyal eşitsizliklere çekmeye çalıştım. Eşitsizliklerin her zaman mücadele ve çatışma durumlarında ortaya çıktığını ve bu çatışmaların da kendi istekleri doğrultusunda davranan kollektifler arasında olduğunu anlattım.</p>
<p> Eşitsizlikler insanların çabaları sonucudur. Bir birey başka bir bireyden daha güçlü, daha güzel ve daha akıllıyken bu eşitsizlik sisteminin bireysel çabalar sonucu olduğunu söyleyemeyiz. Daha çok, ittifak içindeki insanların kollektif aktiviteleri tarafından oluşturulur. Farklı sınıflarda yer alan insan grupları, toplum içindeki belli yerlerinden dolayı hayattan daha fazla zevk <span id="more-20875"></span>alırlar ya da yaşam fırsatlarının tükenmiş olmasından dolayı sıkıntı çekerler. Dahası, bu fayda ve sıkıntılar daha geniş bir sosyal yapı boyunca sonraki kuşağa aktarılır. Böylece, eşitsizlikler, sürüp giden bir çatışma boyunca tekrar tekrar üretilir.</p>
<p>Kimse kız, Rum, zengin, belirgin bir ailenin üyesi, Yahudi, beyaz veya siyah tenli olarak doğmayı seçmedi. Bu durumların piyangodan çıktığını varsayar ve bu şansımızın bizi yönettiği şekilde davranırız. İşte tüketim de bu hiyerarşik katmanlardaki pozisyonumuzla başa çıkmak için bir stratejidir.</p>
<p>Bir hikayeyle başlayalım. Charlotte&#8217;deki oğlum Sean ve dünyadaki en akıllı, en büyüleyici torunun annesi olan oğlumun eşi Olena&#8217;yı ziyaretimde, Olena yeni almış olduğu şeyin heyecanıyla eve geldi. Annesine hediye etmeyi planladığı  cüzdanı için büyük bir yatırım yapmıştı. Cüzdanın markasını önüne  kabartma işlemeyle yazılmış olan ‘Coach&#8217; madalyonundan anladım.</p>
<p><strong>Mantıklı Düşünmeyi Sınamak</strong></p>
<p>Meraklandım. Niye üretici cüzdanın üzerine şirketin ismini koyar ki? Dahası, neden birisi, sokak tezgahlarında satılan diğer cüzdanlara benzeyen bir cüzdan için 500$ ödesin? Olena benim eksik kalmış kurnazlığım için üzüldü ve beni aydınlatmak için kolları sıvadı. İlk olarak, bu etiketin insanları bunun bir Coach cüzdanı olduğuna ikna edeceğini söyledi. Sonra, beni cüzdan üzerinde küçük bir gezintiye çıkardı. Cüzdanın astarını gösterdi (Sanki diğer cüzdanlarda yok). Yine Coach yazılı bir etiketin iliştirilmiş olduğu sapı ve son olarak da Coach madalyonunun hemen altında toplanmış sevimli küçük bir deri kıvrımını gösterdi. Ardından, benimle bir hikaye paylaştı. Hamileyken, Çinden gelen ve oradayken Burberry çanta alan bir arkadaşı varmış. Ama, Çin yapımı bu çanta sahteymiş. Bununla birlikte, Olene çantayı beğendiğini söylemiş ve çantayı sahibine karşı övmüş. Arkadaşı da kibarca bu çantayı kendisine verebileceğini söylemiş ve Olena da memnuniyetle kabul etmiş. Ama insanlar, çantanın gerçek bir Burberry olup olmadığını sorduğunda, Olena dürüstçe sahte olduğunu söylemiş. Hikayedeki üç şey beni çok şaşırttı. Birincisi, eğer sahte cüzdan bu kadar iyi ve kaliteliyse, sahte olduğu neden önemli? İkincisi, birisi bir başkasına elindekinin sahte olup olmadığını ne hakla sorar? Bu bana çok kaba gelmesine rağmen Olena ‘Tabi ki sorarlar&#8217; dedi. Üçüncüsü, niye Olena beğendiğini açıkça belirttiği bu çantanın sahte olduğunu söyledi?</p>
<p>Bu iki hikayede geçen <a href="http://www.google.com.tr/search?hl=fr&amp;q=tuketim+toplumu+site%3Aderindusunce.org+&amp;meta=">tüketim</a> dinamikleri nelerdir? İnsanların tüketim kararlarından nasıl bir çıkarım yapabiliriz?</p>
<p>Tüketim stratejilerini üç kategoride tartışmak istiyorum: yaşamsal tüketim, moda tüketimi ve uzman tüketim. Her kategorinin farklı amaçları vardır ve hepsi de farklı mesajlarla iletişim kurarlar. Her strateji, fayda arayışında olan farklı sınıfları karakterize eder.</p>
<p>Yaşamsal tüketim, düşük ekonomik ve sosyal sınıftaki insanların stratejisidir. Bu insanların mütevazi gelir-giderleri ve kısıtlı kültürel-sosyal birikimleri vardır. Sosyologlar tarafından kullanılan sosyal sermaye, insanların ihtiyaçlarını ve amaçlarını karşılayabilmek için yer aldıkları şebekeyi tasvir eder. Kültürel sermaye ise, sosyal sistemi kendi yararına kullanma ve diğerleriyle iletişimde anlaşmaya varmada elde edilen ‘bilgi&#8217;dir.</p>
<p>Yiyecek, giyecek ve barınak gibi temel ihtiyaçları karşılamak yaşamsal tüketimdir. Fiyat, kalite ve dayanıklılıktan daha önemlidir. Yaşamsal <a href="http://www.google.com.tr/search?hl=fr&amp;q=tuketim+toplumu+site%3Aderindusunce.org+&amp;meta=">tüketim</a> kısa zamanlıdır; tüketim malları hızlıca eritilir ve yerine yenisinin konmasını gerektirir. Birçok yaşamsal tüketici, günlük ihtiyaçlar için küçük bir bütçe ayırır. Moda tüketiminin farkındadırlar ancak modayı takip edenleri müsrif veya çılgın olarak niteleyerek kendi arzularını gizlerler.</p>
<p>Tüketim aktivitelerinde, yaşamsal tüketicilerdüşük statülerini belli ederler. Satın aldıkları şeyler az saygı görür. Ve genelde de moda tüketicileri tarafından küçümsenirler. Sosyal onura ulaşma çabasındaysa, moda tüketicilerinin kendi onurlarını ölçmek için ele aldıkları standartlara sahip değildirler. Onurun kendisi de rütbeli bir sistemdir. Daha az saygınlık sahibi ya da hiç saygın olmayan biriyle saygınlık sahibi birini kıyaslayabiliriz.</p>
<p>Moda tüketicileri,tüketim dendiğinde en çok akla gelenlerdir. Tüketimin büyük bir kısmının devamlılığını sağlayan, sürü psikolojisi içindeki tüketicilerdir. Üreticileri sürekli meşgul ederler ve fabrika sahiplerinin kazancının çoğunu onlar sağlar. Bundan dolayı, moda tüketicileri, pazarlamacı ve reklamcıların ana hedefidir. Moda tüketicileri, ekonomi için önemlidir, çünkü az bir değere sahip şeyleri satın alarak artı değer finanse ederler. Bir atkının Hermes olması, nasıl olur da sıradan bir mağazada 5 TL ye satılanlara nazaran onun daha değerli olmasına sebebiyet verir? Carrefour&#8217;da 10 TL olan bir çanta varken, niye bir Coach çantaya bir aylık kira kadar ödenir? Moda tüketicileri bu objeleri farkındalık içinde olanlarla iletişime geçmek için alılar. Bu objeleri satın almak için de ihtiyacın çok çok ötesinde büyük miktarları sarf etmeye isteklidirler.Peki, Armine ya da Zareena Yousif marka bir eşarbı alıken, aslında neye para veriyorlar?  Moda tüketicilerinin aldığı aslında her ne ise, gözlemcilerle iletişim için özel bir efor sarfediliyor. Üniversitemdeki kapalı kızların çoğu, eşarplarını markası görünecek şekilde bağlıyor. Öğrenciler kitaplarını Mango çantalarda taşıyor. Bir Coach çanta, etiketi görünmeksizin pek de kıymetli değil. Ralp Lauren sağ tarafa işlenen küçük bir biniciyle bir servet kazandı. Çorapların bile görülebilir yerlerine logolar işlenmiş. Neden marka bu kadar önem arzediyor?</p>
<p><strong>Bir İletişim Sistemi</strong></p>
<p><a href="https://www.google.com/search?hl=fr&amp;q=l%C3%BCks+tuketim+site%3Aderindusunce.org+&amp;meta=">Moda tüketimi</a> ilk olarak bir iletişim sistemidir. Biri aldığı şeyi sergileyerek karşıdakine verdiği bazı kesin bilgiler üzerinden iletişime geçer. Öyleyse, moda tüketimi, tüketici hakkındaki iddialar sistemidir. Moda gözlemciye ‘ben kimim&#8217; ve ‘değerim ne&#8217; sorularıyla ilgili bilgi verir. Öyleyse moda tüketimi hem ekonomik sistem hem de statü sisteminde rol alır. Hatta belki parti sistemi içinde bile yer alır. Türk sporu hakkında yeterli bilgim yok. Bu yüzden GS, BJK veya Bursaspor fanları parti olarak düşünülebilir mi bilmiyorum. Ama bence fan klüpleri parti sistemi içinde farklı oyuncuları temsil eder (Geçen seneki Mısır-Cezayir futbol maçlarına eşlik eden isyanlar bu konuya güzel bir örnek teşkil eder).</p>
<p><a href="https://www.google.com/search?hl=fr&amp;q=l%C3%BCks+tuketim+site%3Aderindusunce.org+&amp;meta=">Moda tüketimi</a> işleyebilmek için farklı parçalar gerektirir. İlk olarak, moda tüketimi, statü sergilemek için gereken (gerekenden fazlası) paraya sahip bir sosyal sınıfa dayanır. Günlük dildeki kullanım şekliyle, moda tüketimi  bir müsriflik üzerine inşa edilir. Eğer kaynaklarımı sadece hayatta kalabilecek kadarıyla kullanırsam, moda tüketiminin bir parçası olamam. Dahası, bütün kalite iddiaları bir yana, moda tüketimi asla bitmez bir tüketim üzerine inşa edilir. Kim modayı takip etmek yerine, bir-iki yıl eskisinin ürününü kullanmak ister?! Aslında kimse tam anlamıyla modaya uygun olamaz.Çünkü moda yenilik üzerine kuruludur. Vitrinler üç ayda bir ‘alınması gereken&#8217; yeni sezon ürünlerle doludur. İsraf moda tarafından icat edilmiştir ve <a href="https://www.google.com/search?hl=fr&amp;q=kapitalizm+tuketim+site%3Aderindusunce.org+&amp;meta=">kapitalistlerin</a> ceplerini çok çok büyük kazançlarla doldurur. İsraf üretilmiş bir arzuyu ifade eder: Her moda takipçisi ‘istiyorum&#8217; diye mızmızlanan bir yaşındaki çocuktur.</p>
<p>Tüketim hakkında düşündükçe aklıma daha da çok soru geliyor. Önümüzdeki bölümde moda tüketicilerini ve uzman tüketicileri karşılaştırarak devam edeceğim. Uzman tüketiciler kendilerini kitleden ayrıştırmaya çalışırken, moda tüketicileri bir sürü psikolojisi içindedirler.</p>
<p> </p>
<p> … Komşu konularda e-kitap okumak için… </p>
<p><a title="Permanent Link to Dikkat Kitap:Liberalizm Demokrasiyi Susturunca…" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2011/10/08/dikkat-kitapliberalizm-demokrasiyi-susturunca/"><span style="color: #0066cc;"><strong>Liberalizm Demokrasiyi Susturunca…</strong></span></a></p>
<div class="entry">
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_kitap.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignright size-full wp-image-18938" title="liberalizm_demokrasi_kitap" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_kitap.jpg" alt="" width="188" height="266" /></span></a>Halkın iradesi liberalizm ile çatışırsa ne olur?</p>
<p>Demokratik yolla yönetilen bir ülkede  halkın tercihleri daha güçlü, bazen daha <strong>“sosyal”</strong> bir devletten, kolektif dayanışmadan, yüksek asgârî ücretten yana olabilir. Yani daha az liberal bir devletten. Peki halka rağmen dayatılmalı mıdır liberalizm? <strong>Mal, hizmet ve sermayenin serbest dolaşımı uğruna halkların iradesi çiğnenebilir mi?</strong></p>
<p>2008′de başlayan ekonomik kriz sürmekte. ve ABD, Fransa, Almanya gibi “batamayacak kadar büyük” devletler dahi zorlanıyorlar. Halk için kurulmuş, halkın vergisiyle yaşayan batılı ulus-devletler finans sektörünün emrine girmiş gibiler. Eğitim, sağlık ve güvenlik hizmetlerine ayrılan bütçeler kırpılırken batan bankaları kurtarmak için yüz milyarlarca dolar harcanıyor. Alın terinin finans kurumlarına peşkeş çekilmesini istemiyor insanlar, protesto ediyorlar. Ama batılı ulus-devletler ısrarla hatta bazen polis copuyla finans sektörünü savunmaktalar.</p>
<p>Ne oldu? Bütün nüfusun binde birini bile temsil etmeyen bankacıların çıkarları geri kalan %99.99′un önüne nasıl geçti? Alıp satma, üretip tüketme özgürlüğü nasıl oldu da halkları finans sektörünün kölesi yaptı?</p>
<p>Liberal düşünürlerin içinde Hayek ve Mises gibi peşinen anti-demokratik duruş almış bir çok isim var. Ancak batı demokrasileri bu gerçeği yeni keşfediyorlar. Dünyaya özgürlük  dersleri verirken kendi demokrasileri liberalizmin ağırlığı altında çökebilir. Okuyacağınız kitap halk iradesi ile  liberalizmin savaşı üzerinedir. <em>(Eserlerinden istifade ettiğimiz fikir adamları: Edmund Burke, Ludwig Von Mises, Friedrich A. Hayek, Atilla Yayla, Karl Marx, Hannah Arendt, Alexis de Tockeville, Alexandre Soljenitsyne, Noam Chomsky, Ignacio Ramonet, Max Weber)</em> <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Kitabı buradan indirebilirsiniz.</span></a></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Liberalizmin Kara Kitabı</span></strong></a></p>
<div class="entry">
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="size-full wp-image-10169 alignright" title="liberalizmin_kara_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_pt.jpg" alt="" width="165" height="288" /></span></a>“<strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Liberalizmin Ak Kitabı</span></a></strong>” adlı kitabımızın önsözünde söz verdiğimiz gibi sıra Kara Kitap’ta! Neden? Kemalist ulus devletin tektipleştirici silindiri altında ezilenler için bir umut teşkil etti liberalizm. Kürt, Ermeni, Alevî, “aşırı” dindar, Eski Solcu, vs Atatürkçülerin gözünde “makbul olmayan” kimlikleri haiz insanlar <strong>“ideolojisiz bir ideoloji”</strong> bulduklarını düşündüler. Yine de sormak gerekmez mi  <strong>“Ben de liberalim”</strong> diyenlerin içinde kaçı bu düşünce geleneğini derinlemesine inceledi? Güçlü ve zayıf yanları, Türkiye’ye uyan ve uymayan vasıfları hakkında bilgi sahibi oldu?</p>
<p>Liberalizm asırlardır bir çok aşamalardan geçmiş, tarihi olaylarla kendisini, temel ilkelerini imtihan etmiş bir düşünce geleneği. Değişmiş yanları var ama sabitleri de var. Bu sabitlerin içinde YIKICI KUSURLARI var. Bunları ortaya çıkarmak için “doğru” soruları sormak ve liberal perspektifte kalarak yanıt aramak gerekiyor.</p>
<p>Özgürlük nedir? Devletin, toplumun ve bireylerin özgürlükler üzerindeki hakları sınırlandırılabilir mi? Liberalizmin merkezine aldığı <strong>bireysel özgürlükler</strong> ve <strong>piyasa</strong> her derde deva mıdır? Özgürlüklerin birbiriyle sınırlanması ANLAMLI mıdır?</p>
<p>Büyük bir kısmı liberal olan düşünürlerin perspektifinden liberalizmin kusurlarını ele alıyoruz bu kara kitapta: Adam Smith, Mandeville, John Stuart Mill, Hayek, Friedman, Röpke, Immanuel Kant, Alexis de Tocqville, John Rawls, Popper, Berlin, Mises, Rothbard veTürkiye’de Mustafa Akyol, Atilla Yayla, Mustafa Erdoğan… Liberallere, liberalimsilere ve anti-liberallere duyurulur. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a> </p>
<p> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/marx.pdf" target="_blank"><img class="alignright size-medium wp-image-18312" title="marx-kapak" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/08/marx-kapak.bmp" alt="" width="128" height="191" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/marx.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Derin <strong>MAЯҖ</strong></span></a></strong></p>
<p>Etrafınızda “ben solcuyum” diyen kaç kişi var? Birgün Ya da Cumhuriyet Gazetesi, Türk Solu Dergisi okuyan? Yürüyüşlerde Marx, Lenin, Deniz Gezmiş ve Atatürk posterlerini yanyana taşıyan kişileri tanıyor musunuz? İşçi sendikalarında aktif rol oynayan dostlarınız var mı? Bu insanlar hasretle beklediğimiz sol muhalefeti kuramadılar bir türlü. Neden? </p>
<p> Marxist ve Marxçı (Marx’a dair ama marxist olmayan) miras ile yüzleşmedi Türk solcuları. Oysa Marx anlaşılmadan hiç bir sol projenin anlaşılmasına da imkân yok.  Leninist, Stalinist, Maoist… Hatta Kuzey Avrupa’nın sosyal demokrat modellerini de çözemezsiniz. Marx’ın bıraktığı yerden devam edenleri anlamak için de gerekli bu okuma; dünya soluna bugünkü şeklini veren düşünürleri anlamak için: Rosa Luxemburg, Ernst Thälmann, Georg Lukács, Max Adler, Karl Renner, Otto Bauer, Walter Benjamin, Jürgen Habermas,… <a href="http://www.derindusunce.org/img/marx.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a></div>
</div>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/02/29/tuketim-uzmanlari-3-marka/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/02/29/tuketim-uzmanlari-3-marka/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Tüketim Uzmanları-2 / Sınıf mı yoksa statü mü?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/02/24/tuketim-uzmanlari-2-sinif-mi-yoksa-statu-mu/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/02/24/tuketim-uzmanlari-2-sinif-mi-yoksa-statu-mu/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 24 Feb 2012 11:15:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Müleyke Barutçu</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>

		<category><![CDATA[Kapitalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Liberalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Lüks Tüketim]]></category>

		<category><![CDATA[Marx]]></category>

		<category><![CDATA[Toplum]]></category>

		<category><![CDATA[Çeviri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=20795</guid>
		<description><![CDATA[
 &#8221;&#8230;Mesela, aileleri aynı gelir düzeyine sahip 100 Rum, 100 Kürd, 100 ‘Türk&#8217; bebeği karşılaştıralım. Hayatları boyunca karşılaşacakları şeyler hakkında kesin tahminlerde bulunabilir miyiz? Bu bebekler ilkokul veya orta okulu bitirme, üniversiteden mezun olma, doktor olma, Türkiye başbakanı seçilmeleri bakımından eşit olasılıklara mı sahiptirler? Tabi ki hayır. Sosyal sınıflaşma da işte bu sosyal eşitsizlikler ve bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center; padding-left: 30px;"><strong><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/02/kapitalizm_tuketim.jpg"><img class="size-full wp-image-20796 aligncenter" title="kapitalizm_tuketim" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/02/kapitalizm_tuketim.jpg" alt="" width="325" height="264" /></a></em></strong></p>
<p style="padding-left: 30px;"><strong><em> &#8221;&#8230;Mesela, aileleri aynı gelir düzeyine sahip 100 Rum, 100 Kürd, 100 ‘Türk&#8217; bebeği karşılaştıralım. Hayatları boyunca karşılaşacakları şeyler hakkında kesin tahminlerde bulunabilir miyiz? Bu bebekler ilkokul veya orta okulu bitirme, üniversiteden mezun olma, doktor olma, Türkiye başbakanı seçilmeleri bakımından eşit olasılıklara mı sahiptirler? Tabi ki hayır. Sosyal sınıflaşma da işte bu sosyal eşitsizlikler ve bu eşitsizliklerin sonuçlarıyla uğraşır&#8230;&#8221;</em></strong></p>
<p><strong>Tüketim Uzmanları-2 (</strong><a href="http://fef.fatih.edu.tr/?cv,8069"><strong>Charles Allen Scarboro</strong></a><strong>)</strong></p>
<p><strong><em>Çeviren : <a href="http://www.derindusunce.org/author/muleykebarutcu/" target="_blank">Müleyke Barutçu </a>(Orijinal metin </em></strong><a href="http://www.todayszaman.com/"><strong><em>Today&#8217;s Zaman</em></strong></a><strong><em>&#8216;da yayınlandı)</em></strong></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/2012/02/18/tuketim-uzmanlari-1/" target="_blank">Geçen bölümde </a>bazı sosyologların modern toplumlarda tüketimin rolü üzerine soru ve görüşlerini tartışmıştık. Ama başlığım olan&#8217;tüketim uzmanları&#8217; noktasına gelmemiştim. Tartışma konumu üzerine inşaa edeceğim yere gitmek için gereken ayrıntılara girmeye ihtiyaç vardı. Bu bölümde tüketimde uzmanlığın önemi üzerine <span id="more-20795"></span>yoğunlaşmak istiyorum. Ama uzmanlık konusuna geçmeden önce, sosyologların toplum hakkındaki düşüncelerinden giderek yine detaylara gireceğiz.</p>
<p>Statü endişesinin ne olduğu, hangi faktörlerin buna sebep olduğu ve bununla başa çıkmak için hangi stratejilerin kullanılabileceği soruları daha geniş bir alan olan sosyal sınıflaşmaya dahildir. Sosyologlara göre, sosyal sınıflaşma bizi toplum içerisinde kollektif parçalara ayıran bu yapılarla ilgilidir. Bu kollektif gruplardaki konumlanma önemlidir. Çünkü her sınıf farklı yaşam koşulları ve toplumun değer verdiği tüketim malları ve hizmetlere göre farklı seviyelerle karakterize edilir. Yani, mevkisi düşük bir insana kıyasla, yüksek bir mevkide yer alan kişi daha iyi yaşam koşullarına ve değerli olduğu düşünülen şeylere ulaşımda daha geniş imkanlara sahiptir. ‘Yaşam fırsatları&#8217; bir insanın başına gelebilecek olası şeyler demektir. Mesela, aileleri aynı gelir düzeyine sahip 100 Rum, 100 Kürd, 100 ‘Türk&#8217; bebeği karşılaştıralım. Hayatları boyunca karşılaşacakları şeyler hakkında kesin tahminlerde bulunabilir miyiz? Bu bebekler ilkokul veya orta okulu bitirme, üniversiteden mezun olma, doktor olma, Türkiye başbakanı seçilmeleri bakımından eşit olasılıklara mı sahiptirler? Tabi ki hayır. Sosyal sınıflaşma da işte bu sosyal eşitsizlikler ve bu eşitsizliklerin sonuçlarıyla uğraşır.</p>
<p>Sosyologlar, bir toplumun farklı düzeylerinde yer alan insanların hayat koşullarının gözle görülür bir şekilde birbirinden farklı olduğunu farketmişlerdir. ABD&#8217; den örnek verecek olursak, en son nüfus sayımına göre, ‘siyah&#8217; ve ‘beyaz&#8217; Amerikalılar hayata çok farklı yaşlarda veda ediyor. Siyah doğan insanlar Amerika&#8217;da ‘race tax&#8217; denen ırk vergisi ödüyorlar- ‘beyaz&#8217; Amerikalılar 5 yıl daha fazla yaşasın diye. Farklı ırklarda doğan insanlar hesabına, benim ırk statüm, bana hakedilmemiş fazladan zaman veriyor.</p>
<p><strong>Hayatın her alanına yayılmış olan farklılıklar</strong></p>
<p>Türkiye için elle tutulur istatistiklerim yok, ama cin gibi olan okuyucular yukarıda bahsedilen Rum, Kürd ve Türk bebeklerin yaşam fırsatları hakkında iyi tahminler sunabilir. Farklı ekonomik düzeydeki insanların yaşam koşullarına baktığımızda, değişikliklerin hayatın (diğer) her alanını da kaplamış olduğunu görüyoruz. Yine ABD verilerini kullanarak, fakir bebeklerin fakir olmayanlara kıyasla, hayatlarının henüz ilk senesindeyken ölme oranlarının fazla  olduğunu görüyoruz. Fakir insanlar, sağlık bakımından daha kötüler ve tıbbi konuda daha az destek alıyor. Fakirler ruhsal hastalıklardan daha çok muzdarip. Okul hayatının her aşaması için bitirme konusunda daha az meyilliler. Fakir çocukların özgüvenleri, ve önlerine çıkan fırsatları yakalama eğilimleri daha düşük. Dünyayı tehlikeli ve düşman olarak görme eğilimleri, kendilerine kıyasla daha yüksek bir ekonomik düzeye sahip yaşıtlarından daha fazladır. Fakir yetişkinler, fakir olmayan yetişkinlere nazaran daha fazla iş kazasıyla karşılaşırlar. Orta ve yüksek sınıflar, dini organizasyonlara katılma ve oy kullanmada daha isteklidirler. Bunlara bağlı olarak fakirlerin hayattan daha fazla şikayetçi olmalarına şaşmamak gerekir. Öyleyse, görünen o ki, sosyal katmanlaşma, sosyolojik düşüncede merkezi bir yere sahiptir ve ortaya çıkışından beri pek çok yönden tanımlanmıştır. Sınıflaşma konusundaki en önemli iki analizci Alman-İngiliz Karl Marx ve Alman teorisyen Max Weber&#8217;dir.</p>
<p>Türkiyedeki insanlarla konuştuğum ya da gazeteleri okuduğumda, insanların sınıflaşmadan bahsettiklerinde sık sık Marx&#8217;ın analizinin yankılarını duyuyorum. Burjuvazi ve proletarya kelimeleri, öğrencilerimin ağzında sakız olmuş. Gazetelerde ve televizyonlarda, yorumcular ‘Anadolu Kaplanlarının&#8217; başarısıyla ortaya çıkmış olan ‘yeni burjuva&#8217; ve bugünün Türkiye&#8217;sinde gerilim yaratan sınıf çatışmaları hakkında konuşuyor.  Bence insanlar bu Marxist fikirleri kullanıyor, çünkü anlaşılmaları kolay ve dünyayı suçsuz mazlumlarla iğrenç zalimler olarak ikiye ayırıyor. Buna ek olarak, bu benzetme Batı&#8217;yı, kalpsiz şişman kediler tarafından idare edilen kapitalist toplumlar olarak atfetmeye elverişli kılar. Bu kolay Marxist analizde, kimsenin kimsenin katılımına ve toplumdaki eşitsizliklerden yararlanmasına bakmasına gerek yoktur. Dejavantajlı olmak her zaman bir başkasının hatasıdır. Bazı yönlerden Marx&#8217;ın sınıflaşma teorisi anlamak ve yardım almak için kolaydır. Topluluklar (sosyal sınıflar) ve bir toplumun ekonomik altyapısı arasındaki ilişkinin, bir kimsenin sınıf yapısını anlamak için en önemli ölçüt olduğunu savunur. Bugünün Türkiye&#8217;sinde, Marx belli başlı farklılık gösteren ve birbirine zıt olan iki toplumsal sınıf görecektir. Bunlar fabrikası ve diğer üretim girişimciliği olanlarla çalışma kabiliyetlerinden çok daha az şeye sahip olanlardır. Yazmış olduğu binlerce sayfanın içinde, tekrar tekrar işçi(proleterya) ve mal sahibi(burjuvazi) arasındaki temel zıtlığa değinir. Marx için, bu ilişkiyi bir kez anlayan, toplumun geri kalanını da açık bir kitap gibi okuyabilir. Mal sahipleri kontrolü ellerinde tutarlar ve kolay yaşamları vardır; işçiler ise bir ‘insan&#8217; için gayet kötü koşullarda didinirler ve gittikçe insanlıklarından uzaklaşırlar. Migros için tavuk kesimi yaparak hayatını kazanan bir insanla Migrosun sahibinin hayat koşulları arasında çok farklılıklar vardır. Marxist analiz, sosyal sınıfları anlamak adına çok güçlüdür tabi ki, ama, Max Weber&#8217;in sosyal sınıflaşma konusunda sunduğu analiz çok daha doğru ve güçlüdür.</p>
<p><strong>‘Ekonomiyi kontrol edenler, bu kontrolü yaşam fırsatlarını artırmak için kullanırlar&#8217;</strong></p>
<p>Weber Marx&#8217;a toplumun ekonomik yapısı ve insanların ekonomiyle ilişkilerinin çok önemli olduğu ve ekonomiyi kontrol edenlerin, bu kontrolü yaşam fırsatlarını artırmak için kullandıkları konusunda katılır. Ama Weber, diğer iki sınıflaşma sisteminin öneminden de bahseder. ‘Parti&#8217; ve ‘statü&#8217; olarak adlandırılan diğer iki sistem, sınıf sisteminin ekonomik ilişkileri ile hem yanyana ve ilişkili hem de bu ilişkilerden bağımsız bir şekilde işler. İnsanlar kendilerini bu üç sistem içerisinde çok farklı pozisyonlarda bulabilir. Mesela, İran&#8217;dan Türkiye&#8217;ye sonra da Avrupa&#8217;ya afyon kaçakçılığını yöneten bir çete lideri çok miktarda paranın hakimidir ve lüks içinde yaşar, ancak suç dünyası dışındaki insanlar tarafından saygı görmez ve fikirleri değersiz kabul edilir. Böylece katmanlaşma sistemi içinde farklı yerler işgal eder; ekonomik sistemde(sınıf) yüksektir ama toplum hayatına olan etkisi(parti) ve hiyerarşik saygıda(statü) aşağıdadır. Weber katmanlaşmanın üç sistemi arasındaki bağımsız ilişkiyi göz önünde bulundururken, Marx bunu önemsemez.</p>
<p>İnsanlar genelde, Weber&#8217;in ‘parti&#8217; kavramını düşünürken, düşünceleri politik partiye kayar. Politik partiler, güç arayışında olan ve bu gücü kendi yararlarına kullanmak isteyen insanlar topluluğudur. Politik partiler, toplumdaki güç sisteminin  önemli bir parçasıyken, Weber dikkatimizi güç arayışında olan ve o gücü kullanan diğer topluluklara çeker. Mesela, Mısır&#8217;daki ‘Müslüman Kardeşler&#8217; politik parti değildir ama Weber&#8217;in düşüncesine göre parti kavramı içerisinde yer alır. Kardeşlik üyeleri, politik sistem dışında, toplum üzerinde etki kazanmak ve o etkiyi uygulamak için birarada çalışırlar. (Tabi ki, Müslüman Kardeşler, güçlerini politikayı da etkilemek için girişimde bulunurlar, fakat, politik sistem etki etmek istedikleri alanlardan sadece bir tanesidir.) ABD&#8217;deki kadın hareketleri ve sivil hareketler, bir çok toplumdaki çevreci hareketler, İspanya&#8217;daki Opus Dei, Türkiye&#8217;deki Gülen Hareketlerinin hepsi, Weber&#8217;in parti düşüncesine birer örnektir. Weber için partiyi ayırt eden şey, organizasyonun etki sahibi olması ve toplumu kendilerine fayda sağlayacak ve yaşam şartlarını olumlu kılacak şekilde değiştirmesidir.  Sınıf, ekonomik sistem içinde ve statü, sosyal onur alanında işlerken, Weber iğneli bir söz söyler:&#8217;Partiler güç evinde yaşar&#8217;.</p>
<p>Tüketimi, bir sistem, iletişim ortamı veya birinin kişiliğini ve değerini belirtme yolu olarak düşünebiliriz. Bu çerçevede Weber sosyal sınıf ya da partilere değil statü sistemlerine odaklanır. Gelecek bölümde tüketici davranışlarında &#8220;saygı ve onur&#8221; kavramının rolü üzerine yoğunlaşacağım.</p>
<p> </p>
<p>… Komşu konularda e-kitap okumak için… </p>
<p><a title="Permanent Link to Dikkat Kitap:Liberalizm Demokrasiyi Susturunca…" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2011/10/08/dikkat-kitapliberalizm-demokrasiyi-susturunca/"><span style="color: #0066cc;"><strong>Liberalizm Demokrasiyi Susturunca…</strong></span></a></p>
<div class="entry">
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_kitap.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignright size-full wp-image-18938" title="liberalizm_demokrasi_kitap" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_kitap.jpg" alt="" width="188" height="266" /></span></a>Halkın iradesi liberalizm ile çatışırsa ne olur?</p>
<p>Demokratik yolla yönetilen bir ülkede  halkın tercihleri daha güçlü, bazen daha <strong>“sosyal”</strong> bir devletten, kolektif dayanışmadan, yüksek asgârî ücretten yana olabilir. Yani daha az liberal bir devletten. Peki halka rağmen dayatılmalı mıdır liberalizm? <strong>Mal, hizmet ve sermayenin serbest dolaşımı uğruna halkların iradesi çiğnenebilir mi?</strong></p>
<p>2008′de başlayan ekonomik kriz sürmekte. ve ABD, Fransa, Almanya gibi “batamayacak kadar büyük” devletler dahi zorlanıyorlar. Halk için kurulmuş, halkın vergisiyle yaşayan batılı ulus-devletler finans sektörünün emrine girmiş gibiler. Eğitim, sağlık ve güvenlik hizmetlerine ayrılan bütçeler kırpılırken batan bankaları kurtarmak için yüz milyarlarca dolar harcanıyor. Alın terinin finans kurumlarına peşkeş çekilmesini istemiyor insanlar, protesto ediyorlar. Ama batılı ulus-devletler ısrarla hatta bazen polis copuyla finans sektörünü savunmaktalar.</p>
<p>Ne oldu? Bütün nüfusun binde birini bile temsil etmeyen bankacıların çıkarları geri kalan %99.99′un önüne nasıl geçti? Alıp satma, üretip tüketme özgürlüğü nasıl oldu da halkları finans sektörünün kölesi yaptı?</p>
<p>Liberal düşünürlerin içinde Hayek ve Mises gibi peşinen anti-demokratik duruş almış bir çok isim var. Ancak batı demokrasileri bu gerçeği yeni keşfediyorlar. Dünyaya özgürlük  dersleri verirken kendi demokrasileri liberalizmin ağırlığı altında çökebilir. Okuyacağınız kitap halk iradesi ile  liberalizmin savaşı üzerinedir. <em>(Eserlerinden istifade ettiğimiz fikir adamları: Edmund Burke, Ludwig Von Mises, Friedrich A. Hayek, Atilla Yayla, Karl Marx, Hannah Arendt, Alexis de Tockeville, Alexandre Soljenitsyne, Noam Chomsky, Ignacio Ramonet, Max Weber)</em> <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Kitabı buradan indirebilirsiniz.</span></a></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><strong>Liberalizmin Kara Kitabı</strong></a></p>
<div class="entry">
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="size-full wp-image-10169 alignright" title="liberalizmin_kara_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_pt.jpg" alt="" width="165" height="288" /></span></a>“<strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Liberalizmin Ak Kitabı</span></a></strong>” adlı kitabımızın önsözünde söz verdiğimiz gibi sıra Kara Kitap’ta! Neden? Kemalist ulus devletin tektipleştirici silindiri altında ezilenler için bir umut teşkil etti liberalizm. Kürt, Ermeni, Alevî, “aşırı” dindar, Eski Solcu, vs Atatürkçülerin gözünde “makbul olmayan” kimlikleri haiz insanlar <strong>“ideolojisiz bir ideoloji”</strong> bulduklarını düşündüler. Yine de sormak gerekmez mi  <strong>“Ben de liberalim”</strong> diyenlerin içinde kaçı bu düşünce geleneğini derinlemesine inceledi? Güçlü ve zayıf yanları, Türkiye’ye uyan ve uymayan vasıfları hakkında bilgi sahibi oldu?</p>
<p>Liberalizm asırlardır bir çok aşamalardan geçmiş, tarihi olaylarla kendisini, temel ilkelerini imtihan etmiş bir düşünce geleneği. Değişmiş yanları var ama sabitleri de var. Bu sabitlerin içinde YIKICI KUSURLARI var. Bunları ortaya çıkarmak için “doğru” soruları sormak ve liberal perspektifte kalarak yanıt aramak gerekiyor.</p>
<p>Özgürlük nedir? Devletin, toplumun ve bireylerin özgürlükler üzerindeki hakları sınırlandırılabilir mi? Liberalizmin merkezine aldığı <strong>bireysel özgürlükler</strong> ve <strong>piyasa</strong> her derde deva mıdır? Özgürlüklerin birbiriyle sınırlanması ANLAMLI mıdır?</p>
<p>Büyük bir kısmı liberal olan düşünürlerin perspektifinden liberalizmin kusurlarını ele alıyoruz bu kara kitapta: Adam Smith, Mandeville, John Stuart Mill, Hayek, Friedman, Röpke, Immanuel Kant, Alexis de Tocqville, John Rawls, Popper, Berlin, Mises, Rothbard veTürkiye’de Mustafa Akyol, Atilla Yayla, Mustafa Erdoğan… Liberallere, liberalimsilere ve anti-liberallere duyurulur. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a> </p>
<p> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/marx.pdf" target="_blank"><img class="alignright size-medium wp-image-18312" title="marx-kapak" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/08/marx-kapak.bmp" alt="" width="128" height="191" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/marx.pdf" target="_blank">Derin <strong>MAЯҖ</strong></a></strong></p>
<p>Etrafınızda “ben solcuyum” diyen kaç kişi var? Birgün Ya da Cumhuriyet Gazetesi, Türk Solu Dergisi okuyan? Yürüyüşlerde Marx, Lenin, Deniz Gezmiş ve Atatürk posterlerini yanyana taşıyan kişileri tanıyor musunuz? İşçi sendikalarında aktif rol oynayan dostlarınız var mı? Bu insanlar hasretle beklediğimiz sol muhalefeti kuramadılar bir türlü. Neden? </p>
<p> Marxist ve Marxçı (Marx’a dair ama marxist olmayan) miras ile yüzleşmedi Türk solcuları. Oysa Marx anlaşılmadan hiç bir sol projenin anlaşılmasına da imkân yok.  Leninist, Stalinist, Maoist… Hatta Kuzey Avrupa’nın sosyal demokrat modellerini de çözemezsiniz. Marx’ın bıraktığı yerden devam edenleri anlamak için de gerekli bu okuma; dünya soluna bugünkü şeklini veren düşünürleri anlamak için: Rosa Luxemburg, Ernst Thälmann, Georg Lukács, Max Adler, Karl Renner, Otto Bauer, Walter Benjamin, Jürgen Habermas,… <a href="http://www.derindusunce.org/img/marx.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a></div>
</div>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/02/24/tuketim-uzmanlari-2-sinif-mi-yoksa-statu-mu/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/02/24/tuketim-uzmanlari-2-sinif-mi-yoksa-statu-mu/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Tüketim Uzmanları-1 / Giriş</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/02/18/tuketim-uzmanlari-1/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/02/18/tuketim-uzmanlari-1/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 17 Feb 2012 23:20:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Müleyke Barutçu</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>

		<category><![CDATA[Kapitalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Liberalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Lüks Tüketim]]></category>

		<category><![CDATA[Marx]]></category>

		<category><![CDATA[Toplum]]></category>

		<category><![CDATA[Çeviri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=20694</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;&#8230; Marx&#8217;a göre de kapitalism işte bu fabrikalardan taşan objeler için duyulan ve doğal olmayan arzular üzerine kurulmuştur. Kapitalizm bizi, üretilip marketlerde satılan şeyleri istemeye yönlendirirken, bu eşyaların satılmasıyla elde edilen kazanç kapitalistlerin ceplerini doldurur. Böylelikle arzularımız yoldan çıkarılmış olur ve bizi bizden kazanç sağlayanların dalkavuğu haline getirir &#8230;&#8221;
Sunuş: Yazar kendisini ‘Avcılardaki bir Amerikalı&#8217; olarak tanımlar. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="padding-left: 30px;"><strong><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/02/tuketim-2.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-20693" title="tuketim-2" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/02/tuketim-2-214x300.jpg" alt="" width="214" height="300" /></a>&#8220;&#8230; Marx&#8217;a göre de kapitalism işte bu fabrikalardan taşan objeler için duyulan ve doğal olmayan arzular üzerine kurulmuştur. Kapitalizm bizi, üretilip marketlerde satılan şeyleri istemeye yönlendirirken, bu eşyaların satılmasıyla elde edilen kazanç kapitalistlerin ceplerini doldurur. Böylelikle arzularımız yoldan çıkarılmış olur ve bizi bizden kazanç sağlayanların dalkavuğu haline getirir &#8230;&#8221;</em></strong></p>
<p><strong><em>Sunuş:</em></strong><em> Yazar kendisini ‘Avcılardaki bir Amerikalı&#8217; olarak tanımlar. Bu ifade ilk bakışta ‘Avcılarda yaşayan bir Amerikalı&#8217; gibi gayet açık ve basit bir anlama sahip görünse de ifade ettiği daha derin manalar vardır. Avcılarda yaşayan bir Amerikalı, George Simmel&#8217;in bahsettiği ‘yabancı&#8217; kavramına birebir uyar. Simmel&#8217;in yabancısı yerli ve gezgin arasındadır. Geçmişten beri orada olmadığı için yerli değildir ve bir gezgin gibi ‘yarın ayrılmaz&#8217;; ‘yarına kalır&#8217;. Yabancının sahip olduğu dezavantajların yanısıra sahip olduğu bir avantajı vardır ki sırf bunun için o zorluklar çekilmeye değer hale gelir: ‘objektiflik&#8217;. İçinde bulunduğu topluma sonradan girdiği için, o toplumun üyelerinden farklı olarak, hareketleri, bilinçsizce takip edilen alışkanlık esamesi davranışlardan farklıdır. Çünkü çevresinin ‘farkındadır&#8217;. Bu farkındalık da ona normları özgürce tartma imkanı sunar ve ön yargısız bir şekilde değerlendirme şansı verir. Charles Allen Scorboro ‘Avcılardaki bir Amerikalı&#8217; olarak Simmel&#8217;in yabancısından çok da farklı değildir. Bu yüzden yaptığı gözlemler ve edinimleri, bizi dışarıdan gözlemleyen ve yorumlayan ‘objektif&#8217; ve ‘önyargısız&#8217; bir perspektiftir. Belki de ne biz zannettiğimiz gibiyizdir ne de çevremizdeki şeyler&#8230;    </em></p>
<p><strong>Tüketim Uzmanları-1 (</strong><a href="http://fef.fatih.edu.tr/?cv,8069"><strong>Charles Allen Scarboro</strong></a><strong>)</strong></p>
<p><strong><em>Çeviren : <a href="http://www.derindusunce.org/author/muleykebarutcu/" target="_blank">Müleyke Barutçu </a>(Orijinal metin </em></strong><a href="http://www.todayszaman.com/"><strong><em>Today&#8217;s Zaman</em></strong></a><strong><em>&#8216;da yayınlandı)</em></strong></p>
<p>Yıllık ev iznimde Kuzey Carolinadaki oğlumu ve ailesini ziyaret ediyorum. Dört yıldır ABD dışında yaşıyorum. Her eve gelişimde, biraz da olsa yaşadığım kültür şoku beni şaşırtıyor. Hadi yabancı bir ülkeyi ziyaret ettiğimizde olan kültür şokuna alışığız da eve geri döndüğümüzde de bu şokun sürmesi de ne!? Tanıdık olması gereken (yazar tanıdık demek olan ‘familiar&#8217; kelimesinin, aile demek olan ‘family&#8217; kökünden geldiğini vurguluyor) yabancı görünüyor. Yurtdışında yaşamak beni kendi toplumuma bir yabancı yapıyor.</p>
<p>Dikkatimi tekrar tekrar çeken şey ABD&#8217;deki deki katışıksız tüketim coşkusu. Birinin sahip olması gereken şeylerin çokluğu ve bu şeylere ulaşım imkanının geniş olması gözüme sokulmak istercesine dikkatimi çekti. Nasıl bu kadar çok eşya olabilir? Niye herkes bu kadar çok farklı şeye sahip olması gerektiğini düşünüyor? Aslında mükemmel bir şekilde iş gören şeyler neden kat&#8217;i bir sürerlilikle aynı şeyin ‘yeni ve geliştirilmiş&#8217; şekliyle değiştiriliyor? İnsanlar nasıl bu tüketim yığınlarını edinmeyi -ve sonra da çöpe atmayı- beceriyorlar? <span id="more-20694"></span></p>
<p>Bir market ziyareti hislerimi sersemleştiriyor: Bu kadar çok çeşit mısır gevreğin nasıl olabilir? Ballı kuru yemişli tahıl gevreği nasıl geliştirilebilir ki daha? Bu kadar çok seçenek arasında birisi nasıl seçim yapsın!? Alışveriş mağazaları gözleri yoruyor: Bir ayakkabı mağazasına girince olduğum yere çakîlıp kalıyorum. Rahat bir yürüyüş ayakkabısı sorduğum zaman, satıcı bana hayretler içinde bakarak: &#8216;Bu adam burada 30 çeşit rahat yürüyüş ayakkabısı olduğunu bilmiyor mu?&#8217; diye düşünüyor, ardından da ‘Söyle bana,nasıl bir ayakkabı göstermeliyim sana?&#8217; diye soruyor, ayağımdaki ayakkabıları hor gören bir bakış atarak.</p>
<p>Zihnim düşüncelerle yoğunlaştı. ABD&#8217;de herkesin sahip olduğu farzedilen tüketim konusundaki uzmanlıktan yoksun olduğumu farkettiren o gurur kırıcı gerçekle karşılaştım. Bu yüzden bugün, tüketim uzmanları hakkında yazmak istiyorum. Ama ilk olarak biraz dolambaçlı da olsa düşüncelerime temel sağlamak adına sosyolojiden başlayacağım .</p>
<p>Sosyolojinin kurucusu olarak görülen Fransız sosyolog Emile Durkheim ve psikoanalizin Viyanalı kurucusu olan Sigmund Freud&#8217;un hemfikir oldukları bir nokta varsa o da insanların doymak bilmez arzularıdır. ‘Ver ve şimdi ver!&#8217; cümlesinin bir insanın temel cümlesi olduğunu tartışırlar. Bunun da ötesinde, toplumun esas amacının arzularımızı frenlemek ve isteklerimizi toplumsal fayda gücü yararına kanalize etmek olduğu konusunda mütabakata varırlar. Toplum çalışmak, çocuk bakmak, sanat, din,&#8230; gibi faydalı aktivitelerle arzularımızın yönünü değiştirme ve isteklerimizin tatminini erteleme konusunda ne kadar başarılı olursa olsun, Freud ve Durkheim yetişkin tavırlarımızın altında bir yaşında inatçı bir çocuğun gizlenmiş olduğu görüşündedirler. Sürekli talep halinde olan çocuk farklı bir yöne kanalize edilebilir ancak asla tatmin edilemez ve susturulamaz. ‘İstiyorum!&#8217; dile getireceğimiz diğer düşüncelerimizi sürekli bastırır.</p>
<p><strong>İnsani Arzunun Esas Gücü</strong></p>
<p>Sosyal analizci Alman-İngiliz Karl Marx da insani arzunun esas gücüne dikkat çeker. Marx&#8217;ın arzu kavramına bakış açısı ironiktir. Bir taraftan, onu yaratıcı bir güç olarak görür. Marx, çalışanın ancak çalışmalarımız diğerlerinin arzularına hizmetten çok kendi arzularımız tarafından gaza getirildiğinde en doğru şekilde insan olmanın hakkını verdiğini savunur çünkü böylelikle bu birisi içinde yaşayan insanların ihtiyaçlarını karşılayabileceği bir dünya kurar. Diğer bir yandan, arzular da ‘imal edilebilir&#8217;. Bir arzu üretildiği zaman, doğallıktan çıkar ve insanın özüne yabancı olur. İmal edilmiş arzular bizi, gerçekten ihtiyacımız olmadığı halde satın almaya sevk edildiğimiz şeyleri ister hale getirir. Sönüp giden ‘Pet rocks&#8217; (Hayvan bibloları) hevesini hatırlıyorum da milyonlarcası sadece bir tane de benim olsun diyenlerce ya da koleksiyon yapanlarca alınmıştı.</p>
<p>İmal edilmiş arzuyla, kendi arzularımız artık bize ait olmaz. Daha çok, onu imal edene ait olur ve ona hizmet eder. Reklamcıların vazifesi de bizi aslında ihtiyaç duymadığımız şeyleri ister hale getirmektir. Böylelikle, 3.000 TL lik bir LCD televizyona ‘ihtiyaç&#8217; duyduğumda, benim bu isteğim bana hizmet etmekten çok Sony&#8217;ye, LG&#8217;ye ya da öteki kuruluşlara hizmet eder. Marx&#8217;a göre de  kapitalism işte bu fabrikalardan taşan objeler için duyulan doğal olmayan arzular üzerine kurulmuştur. Kapitalizm bizi üretilip marketlerde satılan şeyleri istemeye yönlendirirken, bu eşyaların satılmasıyla elde edilen kazanç kapitalistlerin ceplerini doldurur. Böylelikle arzularımız yoldan çıkarılmış olur ve insanlığınızı kazanmamıza kılavuzluk etmek yerine bizi bizden kazanç sağlayanların dalkavuğu haline getirir.</p>
<p>Bunu düşünürken aklıma geldi, belki de gerçekten bir İphone 4&#8242;e ihtiyacım vardır. Ama bi saniye! İPhone 5 ufukta belirdi hemen. Yani İPhone 4&#8242;ün, ne kadar çok özelliği olursa olsun, aylar içinde modası geçecek. O zaman ne yapmalı? Şimdi bir tane alıp, üç ay içinde yenisiyle değiştirmeli mi? Ya da alacağım İphone&#8217;u, üç ay içinde bir zamanların İphone&#8217;u olcağını bile bile almalı mı? Burada kaybeden Stephen Jobs olmadığı için çok şanslı, çünkü sadece istemekle kalmayıp bir de ihtiyaç duyan benim.</p>
<p>Öyleyse, tüketim, kapitalizmin egemenliği altındaki yaşamın genel bir özelliği.Bu da Marx&#8217;ın farkettiği diğer bir şey:&#8217;Bütün dünya kapitalizmin egemenliği altında&#8217;. Kimileri dünya toplumlarını kapitalist olanlar ve olmayanlar diye bölmeyi deniyor. Bence bu iş fazlaca gereksiz. Daha geçen hafta haberler Çindeki dört Apple mağazasının sahte olduğunu farkeden Çinli tüketicilerin kızgınlıklarından bahsettiler. İphone ve İpad için de asılları kadar sahtelerinin de satıldığını düşünüyorum. Ama bu  Çinli sosyalist tüketiciler İphone&#8217;nun sahte olup olmadığıyla çok ilgili değillerdi, daha çok ilgilerini çeken şey bu ‘gerçek şey&#8217;i kıskanç arkadaşlarına gösterip göstermeyececleriydi.</p>
<p>Bekli de burada dikkatli olmalıyım. ‘Gerçek şey&#8217; ifadesi kopyalanma hakkı korunmuş olan demek değil mi? O zaman, sadece Coca-Cola gerçek bir şeydir.</p>
<p>Öyleyse, tüketim ve arzu, sosyolojinin kuruluşundan beri sosyologlar için başlıca iligi alanı olmuştur. Ama bir diğer noktaya da değinmeli. Tüketim sadece bizim isteklerimizle ya da bu isteklerin yapay mı doğal mı olduğuyla ilişkili değil, ayrıca tüketimin taşıdığı bir mana var. Bu ‘mana&#8217;yı incelemek için, diğer sosyologlara dönmemiz lazım.</p>
<p>İlk Amerikan sosyologlarından biri olan ve tüketimin Amerikada&#8217;ki rolünü inceleyen Thorstein Veblen, şunu belirtir ki tüketim bir iletişim sistemi olarak hizmet eder. Tüketim diğer insanlarla bir iletişim kurma yoludur. Kişinin kendisi ve değeri hakkındaki görüşüne işaret eder, yani tüketim ‘Ben kimim?&#8217; ve ‘ Ne kadar değerliyim?&#8217; demenin bir yoludur.</p>
<p><strong>Hakettiğimiz Farkedilmeyi Kazanmak</strong></p>
<p>Değer hakkındaki bu iki soru hayrete düşürücüdür. Soruların kendileri şunu belirtir ki öteki insanlar kim olduğumu bilmiyor olabilirler ve değerim tam olarak açık değil. Dahası, kişiliğim ve değerim açık olmadığı için, bu belirsizlik beni kolaylıkla endişeye düşürülebilir. Bu endişe, diğer insanlar benim olduğumu iddia ettiğim kişiyi ya tanıyamazlarsa diyedir. İstediğim ve hakettiğimi düşündüğüm farkedilmeyi kazandığıma dair nasıl emin olabilirim? Kullanımı kolay ve genel olarak kabul edilen, değerimizi ilan eden ve diğerlerinin bu değer konusundaki farkındalığını teşvik eden bir sistem ihtiyacı daha daha belirgin hale gelir. Genel olarak tanınan böyle bir sistem, değerimin endişemi azaltacağına ve değerimi doğrulayan saçmalıkarı artıracağına işaret eder. Veblen&#8217;in iddia ettiğine göre tüketim, özellikle de ‘göze çarpan&#8217; tüketim, bir ‘statü sembolleri&#8217; sistemi olarak hizmet eder. Tükettiğim şey statüme ait bir sembol vazifesi görür. Diğerleri benim tüketimimi farkettiklerinde, statümün iddia ettiğini farketmeye ve sonra da bu iddiaları kabul etmeye meyillenirler. Dahası, Veblen&#8217;in belirttiğine göre, statü konusundaki endişe ve tüketimin modern toplumdaki yeri önceki toplumların statü anlayışından oldukça farklıdır.</p>
<p>Osmanlı, Çin, Hindistan İmparatorlukları ya da Orta Çağ Avrupası gibi önceki toplumlarda, kişinin değeri konusu bugünkünden daha az problemliydi. Kişi doğumunda değerinin belirlendiği bir sistem içinde doğardı. Eğer asil bir insanın kızıysam, otomatik olarak asil bir statü sahibi olacaktım ve eğer bir kölenin oğluysam, bundan sonra olacağım şey de bir köleydi. Toplumlar pek çok  değişik sistemleri de kabul etmiş olabilirler ki bu sistemlerde değer dağılımı geniş bir kitle tarafından kabul edilen ‘haketme&#8217; mekanizmasına göreydi. Mesela, Çin&#8217;de 2,000 yıldan fazla bir süredir, statüsünü kurmak isteyen bir kimsenin hakettiğini gösterebilmek için savaş meydanında cesaretini sergilemesi gerekirdi. İslam toplumlarında da sadece belli insanların giyebileceği değerli giysiler vardır ki bunlar Peygamber soyundan olanlar için saklanmışlardır (ç.n.:Yazar burada değer dağılımının iki belirleyicicsi olan ‘hak etme&#8217; ve ‘asalet&#8217; kavramlarını örnekler). Bu sistemler uzun süren, istikrarlı, geniş bir kitle tarafından kabul gören (sosyoloji literatüründe ‘meşrulaştırmak&#8217; diye de bilinir) ve çeşitli toplumlardaki seçkinler denilen elit tabaka tarafından uygulanması konusunda zorlanan sistemlerdir.</p>
<p>Avrupa&#8217;da 300 yıl ya da daha evvelinde başlayan modernleşmeyle birlikte, bu istikrarlı ve geniş bir kesim tarafından kabul gören , insanı farklı değer kategorilerine ayıran ve her statüdeki kişileri farlı şekilde ödüllendiren sistemler sendelemeye başladı, ardından tir tir titredi ve sonra da parçalanarak işlevini yitirdi. Statülerde kesinliğin olduğu bu sistemlerdeki çöküşte, eski sistemlerin yerine geçen tüketimin aldığı yeni rol etkili oldu. Statüdeki ‘kesinlik&#8217; kavramı endişe ve tüketimin yerini alan ‘asalet&#8217; ve ‘haketme&#8217; sayesinde etkisini ve gücünü kaybetti.</p>
<p>Gelecek bölümde, tüketim uzmanlığının bugünün endişesi olan ‘ kimse adımı bilmiyor&#8217; ve ‘kimse hakkımda bilgiye sahip değil&#8217; ifadeleriyle başa çıkma metodunu keşfetmeye çalışarak devam edeceğim.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/02/tuketim.jpg"><img class="size-full wp-image-20695 aligncenter" title="tuketim" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/02/tuketim.jpg" alt="" width="490" height="250" /></a> </p>
<p> </p>
<p> … Komşu konularda e-kitap okumak için… </p>
<p><a title="Permanent Link to Dikkat Kitap:Liberalizm Demokrasiyi Susturunca…" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2011/10/08/dikkat-kitapliberalizm-demokrasiyi-susturunca/"><span style="color: #0066cc;"><strong>Liberalizm Demokrasiyi Susturunca…</strong></span></a></p>
<div class="entry">
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_kitap.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignright size-full wp-image-18938" title="liberalizm_demokrasi_kitap" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_kitap.jpg" alt="" width="188" height="266" /></span></a>Halkın iradesi liberalizm ile çatışırsa ne olur?</p>
<p>Demokratik yolla yönetilen bir ülkede  halkın tercihleri daha güçlü, bazen daha <strong>“sosyal”</strong> bir devletten, kolektif dayanışmadan, yüksek asgârî ücretten yana olabilir. Yani daha az liberal bir devletten. Peki halka rağmen dayatılmalı mıdır liberalizm? <strong>Mal, hizmet ve sermayenin serbest dolaşımı uğruna halkların iradesi çiğnenebilir mi?</strong></p>
<p>2008′de başlayan ekonomik kriz sürmekte. ve ABD, Fransa, Almanya gibi “batamayacak kadar büyük” devletler dahi zorlanıyorlar. Halk için kurulmuş, halkın vergisiyle yaşayan batılı ulus-devletler finans sektörünün emrine girmiş gibiler. Eğitim, sağlık ve güvenlik hizmetlerine ayrılan bütçeler kırpılırken batan bankaları kurtarmak için yüz milyarlarca dolar harcanıyor. Alın terinin finans kurumlarına peşkeş çekilmesini istemiyor insanlar, protesto ediyorlar. Ama batılı ulus-devletler ısrarla hatta bazen polis copuyla finans sektörünü savunmaktalar.</p>
<p>Ne oldu? Bütün nüfusun binde birini bile temsil etmeyen bankacıların çıkarları geri kalan %99.99′un önüne nasıl geçti? Alıp satma, üretip tüketme özgürlüğü nasıl oldu da halkları finans sektörünün kölesi yaptı?</p>
<p>Liberal düşünürlerin içinde Hayek ve Mises gibi peşinen anti-demokratik duruş almış bir çok isim var. Ancak batı demokrasileri bu gerçeği yeni keşfediyorlar. Dünyaya özgürlük  dersleri verirken kendi demokrasileri liberalizmin ağırlığı altında çökebilir. Okuyacağınız kitap halk iradesi ile  liberalizmin savaşı üzerinedir. <em>(Eserlerinden istifade ettiğimiz fikir adamları: Edmund Burke, Ludwig Von Mises, Friedrich A. Hayek, Atilla Yayla, Karl Marx, Hannah Arendt, Alexis de Tockeville, Alexandre Soljenitsyne, Noam Chomsky, Ignacio Ramonet, Max Weber)</em> <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Kitabı buradan indirebilirsiniz.</span></a></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><strong>Liberalizmin Kara Kitabı</strong></a></p>
<div class="entry">
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="size-full wp-image-10169 alignright" title="liberalizmin_kara_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_pt.jpg" alt="" width="165" height="288" /></span></a>“<strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Liberalizmin Ak Kitabı</span></a></strong>” adlı kitabımızın önsözünde söz verdiğimiz gibi sıra Kara Kitap’ta! Neden? Kemalist ulus devletin tektipleştirici silindiri altında ezilenler için bir umut teşkil etti liberalizm. Kürt, Ermeni, Alevî, “aşırı” dindar, Eski Solcu, vs Atatürkçülerin gözünde “makbul olmayan” kimlikleri haiz insanlar <strong>“ideolojisiz bir ideoloji”</strong> bulduklarını düşündüler. Yine de sormak gerekmez mi  <strong>“Ben de liberalim”</strong> diyenlerin içinde kaçı bu düşünce geleneğini derinlemesine inceledi? Güçlü ve zayıf yanları, Türkiye’ye uyan ve uymayan vasıfları hakkında bilgi sahibi oldu?</p>
<p>Liberalizm asırlardır bir çok aşamalardan geçmiş, tarihi olaylarla kendisini, temel ilkelerini imtihan etmiş bir düşünce geleneği. Değişmiş yanları var ama sabitleri de var. Bu sabitlerin içinde YIKICI KUSURLARI var. Bunları ortaya çıkarmak için “doğru” soruları sormak ve liberal perspektifte kalarak yanıt aramak gerekiyor.</p>
<p>Özgürlük nedir? Devletin, toplumun ve bireylerin özgürlükler üzerindeki hakları sınırlandırılabilir mi? Liberalizmin merkezine aldığı <strong>bireysel özgürlükler</strong> ve <strong>piyasa</strong> her derde deva mıdır? Özgürlüklerin birbiriyle sınırlanması ANLAMLI mıdır?</p>
<p>Büyük bir kısmı liberal olan düşünürlerin perspektifinden liberalizmin kusurlarını ele alıyoruz bu kara kitapta: Adam Smith, Mandeville, John Stuart Mill, Hayek, Friedman, Röpke, Immanuel Kant, Alexis de Tocqville, John Rawls, Popper, Berlin, Mises, Rothbard veTürkiye’de Mustafa Akyol, Atilla Yayla, Mustafa Erdoğan… Liberallere, liberalimsilere ve anti-liberallere duyurulur. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a> </p>
<p> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/marx.pdf" target="_blank"><img class="alignright size-medium wp-image-18312" title="marx-kapak" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/08/marx-kapak.bmp" alt="" width="128" height="191" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/marx.pdf" target="_blank">Derin <strong>MAЯҖ</strong></a></strong></p>
<p>Etrafınızda “ben solcuyum” diyen kaç kişi var? Birgün Ya da Cumhuriyet Gazetesi, Türk Solu Dergisi okuyan? Yürüyüşlerde Marx, Lenin, Deniz Gezmiş ve Atatürk posterlerini yanyana taşıyan kişileri tanıyor musunuz? İşçi sendikalarında aktif rol oynayan dostlarınız var mı? Bu insanlar hasretle beklediğimiz sol muhalefeti kuramadılar bir türlü. Neden? </p>
<p> Marxist ve Marxçı (Marx’a dair ama marxist olmayan) miras ile yüzleşmedi Türk solcuları. Oysa Marx anlaşılmadan hiç bir sol projenin anlaşılmasına da imkân yok.  Leninist, Stalinist, Maoist… Hatta Kuzey Avrupa’nın sosyal demokrat modellerini de çözemezsiniz. Marx’ın bıraktığı yerden devam edenleri anlamak için de gerekli bu okuma; dünya soluna bugünkü şeklini veren düşünürleri anlamak için: Rosa Luxemburg, Ernst Thälmann, Georg Lukács, Max Adler, Karl Renner, Otto Bauer, Walter Benjamin, Jürgen Habermas,… <a href="http://www.derindusunce.org/img/marx.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a></div>
</div>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/02/18/tuketim-uzmanlari-1/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/02/18/tuketim-uzmanlari-1/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Fransa&#8217;nın notu (gözden) düştü!</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/01/14/fransanin-notu-gozden-dustu/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/01/14/fransanin-notu-gozden-dustu/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Jan 2012 00:34:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tavit Kilimciyan</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>

		<category><![CDATA[Kapitalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Kriz Çıkarma Özgürlüğü]]></category>

		<category><![CDATA[Liberal Totalitarizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=20272</guid>
		<description><![CDATA[ 
&#8220;&#8230;S&#38;P&#8217;nin, aralarında Fransa&#8217;nın da bulunduğu bazı Euro Bölgesi ülkelerinin kredi notlarını düşürdüğü iddia edildi. Avrupa&#8217;daki gelişmeler ile borsalar yönünü aşağıya çevirdi; Euro,dolar karşısında 2010 yılı ağustos ayından bu yana en düşük seviyeye geriledi. Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard and Poor&#8217;s&#8217;un (S&#38;P), aralarında Fransa&#8217;nın da bulunduğu bazı Avro Bölgesi ülkelerinin kredi notlarını düşürdüğü iddia edildi. Hükümet [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"> <img class="alignnone" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/09/liberal_totalitarizm.jpg" alt="" width="339" height="480" /></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>&#8220;&#8230;S&amp;P&#8217;nin, aralarında Fransa&#8217;nın da bulunduğu bazı Euro Bölgesi ülkelerinin kredi notlarını düşürdüğü iddia edildi. Avrupa&#8217;daki gelişmeler ile borsalar yönünü aşağıya çevirdi; Euro,dolar karşısında 2010 yılı ağustos ayından bu yana en düşük seviyeye geriledi. Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard and Poor&#8217;s&#8217;un (S&amp;P), aralarında Fransa&#8217;nın da bulunduğu bazı Avro Bölgesi ülkelerinin kredi notlarını düşürdüğü iddia edildi. Hükümet kaynaklarının AFP&#8217;ye verdikleri bilgiye göre, S&amp;P, Fransa&#8217;nın &#8220;AAA&#8221; olan uzun vadeli kredi notunu düşürürken, Almanya, Hollanda ve Lüksemburg&#8217;un &#8220;AAA&#8221; olan uzun vadeli kredi notlarını korudu. Kaynak, kuruluşun not kararı konusunda hükümetleri bilgilendirdiğini kaydetti. Aynı kaynak, Avusturya ve Finlandiya&#8217;nın kredi notuna &#8230;&#8221;</em> <a href="http://www.timeturk.com/tr/2012/01/13/fransa-nin-notu-dustu.html" target="_blank">TAMAMI</a> </p>
<p> </p>
<p>&#8230; Bu konudaki makaleler&#8230;</p>
<ol>
<li><a title="Permanent Link to Avrupa batmayacak, çoktan battı çünkü..." rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2011/12/22/avrupa-batmayacak-coktan-batti-cunku%e2%80%a6/">Avrupa batmayacak, çoktan battı çünkü&#8230;</a></li>
<li><a title="Permanent Link to Sürdürülebilir Şerefsizlik: Çin ve Avrupa" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2011/10/28/surdurulebilir-serefsizlik-cin-ve-%e2%80%9cyeni%e2%80%9d-avrupa/">Sürdürülebilir Şerefsizlik: Çin ve Avrupa </a></li>
<li><a title="Permanent Link to IMF neden Krizi körüklemek istiyor?" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2012/01/01/imf-neden-krizi-koruklemek-istiyor/">IMF neden Krizi körüklemek istiyor?</a></li>
<li><a title="Permanent Link to Avrupa Muz Cumhuriyeti'nde darbe mevsimi..." rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2011/11/21/avrupa-muz-cumhuriyeti%e2%80%99nde-darbe-mevsimi/">Avrupa Muz Cumhuriyeti&#8217;nde darbe mevsimi&#8230;</a></li>
<li><a title="Permanent Link to Piyasa Demokrasiyle Savaşırken" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2011/11/16/piyasa-demokrasiyle-savasirken/">Piyasa Demokrasiyle Savaşırken </a></li>
<li><a title="Permanent Link to Yunanistan kumar masasında ütülürken..." rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2011/11/09/yunanistan-kumar-masasinda-utulurken/">Yunanistan kumar masasında ütülüyor&#8230;</a> </li>
</ol>
<p> </p>
<p>&#8230; Bu konudaki kitaplar&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_kitap.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Liberalizm Demokrasiyi Susturunca</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignright size-medium wp-image-18938" title="liberalizm_demokrasi_kitap" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_kitap-203x300.jpg" alt="" width="133" height="191" /></span></a>Halkın iradesi liberalizm ile çatışırsa ne olur? 2008′de başlayan ekonomik kriz sürmekte. Eğitim, sağlık ve güvenlik hizmetlerine ayrılan bütçeler kırpılırken batan bankaları kurtarmak için yüz milyarlarca dolar harcanıyor. Alın terinin finans kurumlarına peşkeş çekilmesini istemeyenler protesto ediyor. Ama <strong>batılı devletler polis copuyla finans sektörünü savunmaktalar.</strong> Ne oldu? Bütün nüfusun binde birini bile temsil etmeyen bankacıların çıkarları geri kalan %99.99′un önüne nasıl geçti? Alıp satma, üretip tüketme özgürlüğü nasıl oldu da halkı finans sektörünün kölesi yaptı? <strong>Mal, hizmet ve sermayenin serbest dolaşımı uğruna halkın iradesi çiğnenebilir mi? </strong>Okuyacağınız kitap demokrasi ile  liberalizmin savaşı üzerinedir. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a></p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Liberalizmin Kara Kitabı</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-10169" title="liberalizmin_kara_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_pt.jpg" alt="" width="123" height="173" /></span></strong></a>Liberalizm asırlardır bir çok aşamalardan geçmiş, tarihi olaylarla kendisini imtihan etmiş bir düşünce geleneği. Değişmiş yanları var ama sabitleri de var. Bu sabitlerin içinde <strong>liberalizmin tehlikeli yönleri</strong> hatta <strong>YIKICI UNSURLARI</strong> da var. Bunları ortaya çıkarmak için “doğru” soruları sormak ve liberal perspektifte kalarak yanıt aramak gerekiyor… Büyük bir kısmı bu gelenekten olan düşünürlerin fikirlerinden istifade ederek <strong>liberalizmin kusurlarını</strong> ele alıyoruz bu kara kitapta: Adam Smith, Mandeville, John Stuart Mill, Hayek, Friedman, Röpke, Immanuel Kant, Alexis de Tocqville, John Rawls, Popper, Berlin, Mises, Rothbard ve Türkiye’de Mustafa Akyol, Atilla Yayla, Mustafa Erdoğan… Liberallere, liberalimsilere ve anti-liberallere duyurulur. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a></p>
<p> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank">Liberalizmin Ak Kitabı</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank"><img class="alignleft" title="liberalizmin-ak_kitabi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin-ak_kitabi-221x300.jpg" alt="" width="133" height="221" /></a>1930 model bir ulus-devletin, bir <strong>“devlet babanın”</strong> çocuklarıyız. Son derecede <strong>“Millî”</strong> bir eğitim gördük, öğrenim değil. Hayatta işimize yarayacak meslekî bilgileri ya da eleştirel bir bakışı öğrenmedik <strong>“millî”</strong> okullarda. <strong>“Varlığımızı Türk varlığına armağan etmek”</strong> için eğitildik, eğilip büküldük.</p>
<p style="text-align: justify;">Liberallerin dilinden düşmeyen <strong>“Bireysel haklar ve özgürlükler”</strong> bizim gibi Kemalist çamaşırhanelerde yıkanmış beyinler için çok yeni. Türkiye’de yaşayan insanların ulus-devlet boyunduruğundan kurtulmasında önemli bir rol oynuyor liberaller. Biz de <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank">bu kitapta </a>liberalizmin temel tezleriyle uyumlu, bu fikir akımına doğrudan ya da dolaylı destek veren makaleleri birleştirdik. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank">Buradan indirin.</a></strong></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/01/14/fransanin-notu-gozden-dustu/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/01/14/fransanin-notu-gozden-dustu/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Dünyevileştirmeler (Giorgio Agamben)</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/12/30/dunyevilestirmeler-giorgio-agamben/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/12/30/dunyevilestirmeler-giorgio-agamben/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 30 Dec 2011 16:17:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editörden</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kapitalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Kitap Tanıtımı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=20075</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;&#8230;İbn Rüşt&#8217;ün düşüncenin tekliğine ve bireylerden yalıtılmışlığına gönderme yapan metinlerinden İbn Arabi&#8217;nin Mesihin yardımcıları olarak zikrettiği vüzeraya, Foucault&#8217;dan Dostoyevski&#8217;ye oldukça geniş yazarlar evrenine uzanan Giorgio Agamben&#8217;in yenilerde yayımlanan Dünyevileştirmeler metni parçalı yazılardan oluşan dolgun, süssüz ve yoğun bir kitap. Daha çok etimolojik tahliller üzerinden günümüz dünyasına eleştirel bakışlar getirmeyi hedefleyen kitabın sonlarında yer alan &#8220;Dünyevileştirmeye [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="padding-left: 30px;"><em>&#8220;&#8230;İbn Rüşt&#8217;ün düşüncenin tekliğine ve bireylerden yalıtılmışlığına gönderme yapan metinlerinden İbn Arabi&#8217;nin Mesihin yardımcıları olarak zikrettiği vüzeraya, Foucault&#8217;dan Dostoyevski&#8217;ye oldukça geniş yazarlar evrenine uzanan Giorgio Agamben&#8217;in yenilerde yayımlanan Dünyevileştirmeler metni parçalı yazılardan oluşan dolgun, süssüz ve yoğun bir kitap. Daha çok etimolojik tahliller üzerinden günümüz dünyasına eleştirel bakışlar getirmeyi hedefleyen kitabın sonlarında yer alan &#8220;Dünyevileştirmeye Övgü&#8221; adlı uzun yazı kitaba adını veren yazı olmanın yanında günümüz dünyasını anlamak bakımından da oldukça önemli bir yazı&#8230;&#8221; </em><a href="http://www.haksozhaber.net/kapitalizmi-dunyevilestirmek-26615h.htm" target="_blank">TAMAMI</a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/12/30/dunyevilestirmeler-giorgio-agamben/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/12/30/dunyevilestirmeler-giorgio-agamben/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Liberalizmden Sonra (Immanuel Wallerstein)</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/12/27/liberalizmden-sonra-immanuel-wallerstein/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/12/27/liberalizmden-sonra-immanuel-wallerstein/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Dec 2011 23:29:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Salih Demir</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Amerikan Saldırganlığı]]></category>

		<category><![CDATA[Demokrasi]]></category>

		<category><![CDATA[Kapitalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Kitap Tanıtımı]]></category>

		<category><![CDATA[Liberal Totalitarizm]]></category>

		<category><![CDATA[Liberalizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=20009</guid>
		<description><![CDATA[
 &#8221;Liberalizmden Sonra&#8220;, bir fütüroloğun yeryüzünde hâkim konumdaki liberal anlayışın ilerde bir gün sona ermesinin ardından, dünyanın alacağı yeni şekil ve gerçekleşmesi muhtemel hadiseler hakkındaki öngörülerin yer aldığı bir inceleme değil. Kitabın yazarı Immanuel Wallerstein, sosyalist bloğun dağıldığı ve her tarafta liberalizmin zaferinin kutlandığı bir ortamda, yani 1990&#8242;ların başında zaten bu süreci yaşamaya başladığımızı öne sürüyor. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/12/immanuel_wallerstein-liberalizmden_sonra_1.jpg"><img class="size-full wp-image-20012 aligncenter" title="immanuel_wallerstein-liberalizmden_sonra_1" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/12/immanuel_wallerstein-liberalizmden_sonra_1.jpg" alt="" width="413" height="452" /></a></p>
<p> &#8221;<a href="http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=8764&amp;sa=98321942">Liberalizmden Sonra</a>&#8220;, bir fütüroloğun yeryüzünde hâkim konumdaki liberal anlayışın ilerde bir gün sona ermesinin ardından, dünyanın alacağı yeni şekil ve gerçekleşmesi muhtemel hadiseler hakkındaki öngörülerin yer aldığı bir inceleme değil. Kitabın yazarı <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Immanuel_Wallerstein">Immanuel Wallerstein</a>, sosyalist bloğun dağıldığı ve her tarafta liberalizmin zaferinin kutlandığı bir ortamda, yani 1990&#8242;ların başında zaten bu süreci yaşamaya başladığımızı öne sürüyor. Sosyalistlerin sosyalizm için ağıt yakmaya, liberallerin ise ellerindeki &#8220;nihai doğruların&#8221; zaferinden göğüsleri kabararak gurur duymaya başladığı bir zamanda yazar, tam tersine aslında liberalizmin mezarının kazılması gerektiğini iddia ediyor. Doğrusu öyle bir atmosferde cesaret isteyen bir duruş bu.</p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/12/immanuel_wallerstein-liberalizmden_sonra_1.png"><img class="alignright size-full wp-image-20013" title="immanuel_wallerstein-liberalizmden_sonra_1" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/12/immanuel_wallerstein-liberalizmden_sonra_1.png" alt="" width="200" height="158" /></a>Wallerstein, tarihe bakışını oldukça geniş bir perspektif üzerine kuran bir yazar; olayları uzun vadeli belirleyen dip dalgaları anlamakta ve akışlarının yönünü kestirmekte oldukça mahir. Bir süre önce <a href="http://www.derindusunce.org/2011/10/13/hayek%e2%80%99in-kolelik-yolu%e2%80%99nda-otostop%e2%80%a6/">&#8220;Hayek&#8217;in Kölelik Yolu&#8217;nda otostop&#8221;</a> yazısı vesilesiyle uzunca alıntı yapmıştık söz konusu kitaptan. Ancak ne kadar uzun olsa da alıntılar, Wallerstein&#8217;ın bu çalışması, daha dikkatli ve özenli bir okumayı hak ediyor. Birkaç kez gözden geçirdikten sonra ben de kitabın epeyce bir bölümünün altını çizdiğimi fark ettim. Kitabı okuduktan sonra kendinizi liberal, sosyalist ya da muhafazakâr olarak adlandırırken biraz daha dikkatli olmanız gerektiğini fark edeceğinizden eminim. Belki de bu sıfatlara hiç ihtiyaç duymadan kimliğinizi tarif etmenizin daha doğru bir tavır olduğunu düşüneceksiniz.</p>
<p>Kitabın ana tezi <span id="more-20009"></span>çok kısaca, SSCB&#8217;nin dağılışının sanılanın aksine aslında liberalizmin sonunu getirdiğidir.  Bunu açıklamak için Wallerstein, doğmalarından itibaren dünyanın hem coğrafya hem de nüfus bakımından büyük çoğunluğuna farklı tonlarda renklerini veren <strong>liberal, muhafazakâr </strong>ve <strong>sosyalist</strong> ideolojilerin gerçek mahiyetlerinin ayrıntılı bir tahliline girişiyor. Müntesipleri tarafından çoğunlukla şiddetli itirazlarla karşılansa da, bu üç ideoloji arasındaki gizli akrabalığı görmek bir hayli ufuk açıcı ve ezber bozucu.</p>
<p>Aktaracaklarımın bir kısmı kuru ve sıkıcı ansiklopedik bilgiler gibi gelebilir, ancak liberalizmin, tarihin iki yüz yıllık yoğun kalabalığı içerisinde nasıl olup da kendisine daima bir yol açıp, bugünlere kadar gelebildiğini gözler önüne sermek açısından önem arz ediyorlar; ayrıca bunun özgün ve farklı bir okuma olduğu kanısındayım.  </p>
<p>Hikâyeyi en baştan alalım. Birbirine taban tabana zıt olduğu düşünülen ve uğrunda taraftarlarını zaman zaman şiddetli çatışmalara sürükleyen bu ideolojiler, ilkin ne zaman doğdu? Nasıl bir zihinsel iklimin ürünüydüler? Yazar, başlangıç noktası olarak <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Frans%C4%B1z_Devrimi">1789 Fransız İhtilali&#8217;</a>ni alıyor ve özellikle liberalizme tam tamına iki yüz yıllık (1789-1989) bir ömür biçiyor.</p>
<p>I. Wallerstein&#8217;e göre Fransız Devrimi, on yedinci yüzyılın Newton&#8217;cu biliminin ve on sekizinci yüz yılın ilerleme kavramlarının ilahlaşmasını, kısacası modernlik denen şeyi ifade ediyor. Devrimin insanlar üzerindeki en önemli etkilerinden biri, <strong>değişimin, yeniliğin, ilerlemenin, </strong>bilhassa siyasi değişimin <strong>normalleşmesi,</strong> hatta <strong>kaçınılmazlığı</strong> algısı olmuştur. İnsanlık tüm yönleriyle sürekli değişiyordu, değişmeliydi, ilerlemeliydi. Son iki yüz yıllık dünya tarihinin ruhunu tarif edin deseler, hiç tereddütsüz din, dil, ırk, millet ayrımı yapmaksızın herkesin ilerleme fikrine duyduğu kati inançtır diyebiliriz. İşte bu yeni inanç, bir karmaşa ve telaş ortamına yol açtı. Mezkûr ideolojiler de, devrimin sonuçlarından olan bu yeni karmaşayı salimen atlatmak için halk yığınlarının geliştirdiği tepkilerdi. Her üç ideolojinin de aynı annenin çocukları olduğu daha en başından ortaya çıkıyor.</p>
<p>Önce sahneye muhafazakârlar çıktı, devrimin ahlaki ve geleneksel değerleri aşındırdığı iddiasıyla. Geçmişe özlemlerini ifade ettiler ve bu anlamda &#8220;<strong>gericilikle</strong>&#8221; yaftalandılar. Sonra liberaller değişime, ilerlemeye olan kuvvetli inançları nedeniyle akılcı <strong>&#8220;reformlar&#8221;</strong> yoluyla <strong>&#8220;bireyi&#8221;</strong> mutlu etmenin yollarının aranması gerektiğini savundular. <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/1848_Devrimleri">1848 Devrimlerinden</a> sonra da sosyalistler siyaset meydanındaki yerlerini aldılar.</p>
<p>Liberaller kendilerini her zaman siyasi yelpazenin merkezine oturttular. En &#8220;mutedil&#8221;, en &#8220;evrensel&#8221; değerler/doğrular onların ellerindeydi. Çoğunlukla tuzu kuru, çöreği büyüklerin desteğini aldı arkasına; yani sayıca az ama nüfuzu ve parası çok olanların. Sosyalistlerle liberaller arasında amaçları bakımından baştan beri bir fark yoktu. Her ikisi de modernliğin nimetlerinden azami ölçüde faydalanmayı istiyordu. Tek fark, bunu gerçekleştirmek için sosyalistlerin ilerlemeyi biraz daha hızlandırmak adına <strong>devrimci</strong> bir yol benimsemiş olmalarıydı, o kadar. Muhafazakârlar da zamanla, yavaş ve temkinli olmak kaydıyla ilerlemeye inanmaya başladılar. Bu iki ideoloji gitgide liberalizmle yakınlaştı ve böylece onun varlığını sürdürmesini çok kolaylaştırmış oldular. İktidarda olmadığı zamanlarda bile, farklı kılıklarda hep liberal ideoloji vardı başta.</p>
<p>Liberalizmin muhafazakâr bir cübbe altında kendini nasıl gizleyebildiğine Türkiye&#8217;den örnek verebiliriz. Türkiye&#8217;de dindar kesimin yakın siyasi tarihimizde hayırla yâd ettiği dönemlerin, liberal ruhun en canlı olduğu zamanlara karşılık geldiğini hatırlayalım. Alt sınıfa mensup büyük kitlelerin çevreden merkeze aktığı ya da İslami kesimin iktidarda pay sahibi olmaya başladıkları şeklinde sosyolojik analizler yapılırken, aslında bir şekilde halkın dikkatinden gizlenen şey, liberalizmin bu kesimlerin desteğini almak için kılık değiştirmiş olduğu ve muhafazakâr ile liberal ideolojilerin gayri meşru evlilikleriydi. Muhafazakâr kesim ya da alt sınıflar tüm idealleriyle, hayalleriyle ve projeleriyle kendilerinin iktidarda olduklarını vehmederken, esasen suflörlüğü liberal doktrin yapmıştır. Ambalaj aynı kalmış olsa da muhteviyat büyük oranda değişmiştir.</p>
<p>Her üç ideolojinin ortak karakterini sadece devlet karşısındaki tutumlarına göz atarak dahi anlayabiliriz. Tüm bu ideolojiler, devlete karşı her zaman toplum/halk yanlısı olduğunu öne sürerler. Liberallere göre devlet birey aleyhine kötüdür, muhafazakârlara göre devlet geleneksel gruplar aleyhine kötüdür, sosyalistler için ise devlet toplum aleyhine sadece burjuvanın yürütme organıdır. Ne zamana kadar peki? Tabii ki iktidarı ellerine alıncaya kadar. Çünkü siyasi programlarını gerçekleştirmek için &#8220;geçici olarak&#8221; devlete ihtiyaç vardır ve bunun için mücadele edilmelidir.</p>
<p> İktidara geldikten sonra ideolojilerin mahcup bir edayla durumlarını meşrulaştırmak için devlete yükledikleri anlam da değişiyor hemen. Devlet, liberallere göre bireyin haklarının gelişmesi için; muhafazakârlara göre geleneksel hakları korumak için; sosyalistlere göre ise toplumun genel iradesini yansıtacak şekilde hareket edeceğinden gereklidir. Bu &#8220;dönüşlerinin&#8221; neticesinde ne oluyor? Modern bürokratik devlet, hangi ideoloji başa gelirse gelsin her seferinde biraz daha güçleniyor ve palazlanıyor. Kime karşı? &#8220;İnsana&#8221; karşı elbette.</p>
<p>Peki, nasıl oldu bu; bir buçuk asır boyunca dünya üzerinde hayatiyetini nasıl devam ettirebildi, liberalizm? Cevap: halk yığınlarına göz boyayıcı tavizler vererek ve sisteme entegre edip uysallaştırarak. <em>&#8220;Hiçbir şeyin değişmemesi için her şeyin değişmesi gerektiği&#8221; </em>kuralı devreye girdi. İlk taviz <strong>genel oy hakkı</strong> ve <strong>refah devleti</strong> oldu. Bu yollarla yığınlar iktidarda pay sahibi oldukları vehmiyle avutulmalarının yanında, ekonomik artı değerden hak ettikleri payları yeteri kadar aldıklarına inandırıldılar. Halklara ayrıca en fiyakalısından bir &#8220;<strong>milli kimlik</strong>&#8221; gömleği giydirilince, uysallaştırılmaları ve güdülebilmeleri çok daha kolay oldu.  Önemle hatırlatırım ki, pek çok ülkede bu işlerin ekseriyeti, liberal partilerin iktidar dönemlerinde gerçekleşmedi. Ancak liberal zihniyet hep gizli başroldü.</p>
<p>Yazar teknoloji modernliği ile özgürlük modernliğini birbirinden ayırarak ele alıyor ve böyle yapmakla çok can alıcı bir noktaya temas ediyor. Liberalizm, &#8220;ötekilerin&#8221; teknolojik anlamda modernleşmesine pek ses çıkarmamıştır, hatta desteklemiştir diyebiliriz. Bu onun, özgürlük anlamında modernleşmeyi hasıraltı edip gözden uzak tutmasına yaramıştır. <em>Özgürleşme modernliği her şeydir ve gerçekleştirilememiştir. Teknoloji modernliği ise aldatıcı bir tuzaktır. ( s. 134 )</em></p>
<p>Ülke düzeyinde sıradan insanın, uluslararası arenada ise sömürülen güçsüz ülkelerin gerçek bir özgürlüğe kavuşmaları fikri, liberallerin sinirlerine dokunmuştur her zaman. Teknolojik modernleşemeye &#8220;evet&#8221;, özgürlüleşme anlamında modernliğe &#8220;hayır&#8221;&#8230; Bazı Asya ülkelerinin zengin ve teknolojik açıdan ileri ve modern olmalarına rağmen, hala gerçek bir özgürlük ile tanışamamış olmalarının nedeni budur bence. Ayrıca Arap Baharı dolayısıyla Batı dünyasının paniklemesinin bir sebebi de sanırım Arapların, mücadele yoluyla gerçekleştirildiğinde en hakikisinden bir özgürlük ve demokrasi elde etmeleri ve bu kazanımlarının kıymetini bilecek olmaları ihtimalidir. Hem ayrıca, hakkı, kendisine &#8220;verilen&#8221; değil, bizzat kendisi &#8220;alan&#8221;, &#8220;koparan&#8221; insanı gütmek, kontrol etmek eskisi gibi kolay olmayacaktır.</p>
<p>Burada bir ara söz olarak önemine binaen demokrasi ve liberalizm ilişkisine biraz yakından bakalım. İşte Wallerstein&#8217;ın sözleri:</p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>&#8220;Demokrasi temel olarak otorite-karşıtı ve otoriterlik-karşıtıdır. Siyasi süreçte her düzeyde eşit söz hakkı ve ekonomik-sosyal mükâfatlarda akılcı reform vasıtasıyla kaçınılmaz ve sürekli bir iyileşme vaadinde bulunan liberalizmdi. <strong>Demokrasinin derhal özgürlük talebinin karşısında, liberalizmin yaptığı öneri, ertelenmiş bir umuttu</strong>&#8230; Liberalizmin dayanağı, sunduğu umuttu. ( s. 47 ) </em></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>Liberalizm daima aristokratik bir doktrindi, &#8220;en iyinin yönetimini&#8221; öğütledi. Kuşkusuz liberaller &#8220;en iyi&#8221;yi öncelikle doğuştan gelen statüyle tanımlamamışlardır; bunun yerine eğitim başarısına göre tanımlamışlardır. Böylece en iyi olan, kalıtsal soylular değil, meritokrasinin üyeleriydi. Ancak en iyi, daima bütünden daha küçük bir gruptu. Liberaller tam da bütünün yönetiminden -demokrasi- kaçmak için, en iyinin yönetimini -aristokrasi- istediler. <strong>Demokrasi liberallerin değil, radikallerin hedefiydi&#8230; Liberalizmin bir ideoloji olarak ortaya konması, bu grubun egemen olmasını önlemek içindi.</strong> ( s. 241)</em></p>
<p>Tarihsel gerçeklerle uyumlu tespitler. Oy hakkını, iktidarda söz hakkı elde etmek isteyen ezilen alt sınıflar, hali hazırda bunlara sahip olanlardan ve onlara karşı talep eder. Nitekim öyle de olmuştur. Zaten ayrıcalıklı keyfi gıcırlar, durduk yere neden diğerlerine &#8220;oy hakkı&#8221; bahşetsinler ki?</p>
<p>Arasöze bir arasöz daha açalım izninizle. Bir şeyden &#8220;hak&#8221; olarak söz etmeye başlamak bir ilerleme gibi kabul edilir genellikle. Ama durum kesinlikle göründüğü gibi değil. Tam aksine, herkes için var olan bir şeyin, artık bazılarının aleyhine bazılarının imtiyazı haline geldiği anlamını içerir. &#8220;Hak&#8221;, bir takım insanlar -ki genellikle çoğunluktur bunlar- bazı evrensel nesnelerden/şeylerden mahrum edilmeye başlandığı için söz konusu olmaya başlar. Örneğin bilgi edinme hakkı veya eğitim hakkı, birileri bundan uzak tutulduğu için bir ‘hak&#8217; olarak adlandırıldı. Kadın haklarından, kadının maruz kaldığı şiddet ve dışlanma gözden sakınılamayacak kadar arttıktan sonra ancak söz edilir oldu.</p>
<p>Bir toplumda çokça ‘hak&#8217;tan bahsedilmesi ve bunları korumak için kurumlar ihdas edilmesi, artık geçmişte kalmış olsa da toplumda özgürlüklerden uzaklaşma ve baskı eğiliminin ne denli güçlü olduğunun bir işaretidir. Pozitif, negatif ya da aktif hakların bu anlamda bir farkı yok. Aslında ileri demokrasinin göstergesi gibi sunulan &#8220;hak&#8221;ların bolluğu, tam aksi bir gerçeği ima etmekte. Hatırlayalım, &#8220;insan hakları&#8221;, savaş ve sömürgecilik aracılığıyla milyonlarca insanın boşu boşuna, anlamsızca ve zalimce katledilmesi sonrasında ortaya çıkmış bir kavram. 19. yüzyılda da liberalizm, demokrasiyi kerhen ve kademeli olarak bir mükâfat gibi vermiştir; eşitler arasındaki bir hak olarak değil. ( Önce küçük mülkiyet sahiplerine, sonra mülksüz erkeklere, en son ise kadınlara, tedricen oy hakkı tanınmıştır, Batı&#8217;da)</p>
<p>I. Dünya Savaşı&#8217;na kadar vaziyet buydu. Akabinde de değişen bir şey olmadı. <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Ekim_Devrimi">Bolşevik Devriminden</a> sonra liberalizmin en güçlü rakibi olarak sosyalizm/Leninizm meydanda boy gösterdi; ya da öyle zannedildi. Amerika&#8217;da klasik liberal ilkelere dayanan Wilson&#8217;culuk, bireysel özgürlüğü uluslararası arenada <strong>&#8220;ulusların kendi kaderini tayin ilkesine&#8221;</strong> tahvil etti, refah talebini ise &#8220;<strong>ulusal kalkınmacılığa</strong>.&#8221; Leninizm de aynı ilkeleri, küçük yöntem farkları dışında aynen benimsedi.</p>
<p>Sömürge ülkeleri &#8220;ulusal kalkınma&#8221; hedefleriyle oyalanmaya başladılar. Eğer çok çalışılır ve doğru devlet politikaları uygulanırsa, bir gün bu az gelişmiş ülkeler gelişmiş ülkelerle aralarındaki mesafeyi gerçekten kapatabileceklerini düşündüler. Bu ümit, iki kutuplu dünya sisteminin uzunca bir süre bozulmadan ayakta kalmasına yardımcı oldu. Fakat bu politika da iflas etti. Bir ya da birkaç ülkenin kalkınması mümkündür, ancak dünya üzerinde eş zamanlı bir kalkınma imkânsız. Çünkü &#8220;<em>sermaye birikim süreci, artı değerin hem mekânsal olarak, hem de sınıflar açısından eşitsiz biçimde dağıldığı hiyerarşik bir sistemi gerektirir.&#8221; (s. 161 )</em> Her iki kutup da, bağlılarının bu umutlarını ve ötekine duyulan korkularını diri tutarak kendi varlıklarını kaim ve daim kıldılar.</p>
<p>Kısacası, her iki kutup da güçlerinin meşruiyetlerini birbirlerine borçluydu. Liberalizm ve sosyalizm bir madalyonun iki yüzü gibiydi. Kaderleri de bir&#8230; I. Wallerstein&#8217;in SSCB&#8217;nin dağılışının, varlığı kendi öteki kutbuna bağlı olan liberalizmin sonunu getirdiğini iddia etmesinin nedeni, işte tam da bu zımni ortaklıktır. <em>Komünizmin çöküşü, bir ideoloji olarak liberalizmin nihai başarısının değil, liberal ideolojinin tarihsel rolünü sürdürebilme kabiliyetinin kesin biçimde zayıflayışını temsil ediyor.  ( s. 11 )</em></p>
<p>Bütün bu yüz elli yıllık dönem boyunca liberal aydınların durumu neydi? Onlar derin felsefi analizleriyle idealist bir tutum içinde bireyin tamamen özgür yaşadığı, liberalizmin en pür haliyle realize olduğu bir dünya hayal ede durdular; aynı anda büyük sermayedarlar ise devleti de arkasına alarak imtiyazlı mevzilerinden hiç ayrılmadan &#8221; tabi, tabi aynen öyle, birey özgür olmalı; demokrasi süper, liberalizm şahane bir şey&#8221; diye diye deveyi havuduyla yutmakla meşgul oldular. Ve aslında aydınların hayal ettiklerinin tam zıddı bir dünya ortaya çıktı; her yerde ve daima, bugün olduğu gibi.</p>
<p>Peki, şimdi ne olacak? Liberalizm, bu gerçekten yeni dünyada kendisine nasıl bir yer edinmeye çalışacak? &#8220;<em>Hiçbir şeyin değişmemesi için her şeyi değiştirmeye çalışan</em>&#8221; bir ideoloji, zihinlere sızmak ve/veya oradaki yerini muhafaza etmek için oy hakkı, parlamenter sistem, ulusal bağımsızlık, kalkınmadan sonra, insanlığa vereceği son <strong>‘sus payı&#8217;</strong> ya da <strong>‘rüşvet&#8217;</strong> ne olacak?</p>
<p>Bu saydıklarımızın kötü ve arzu edilmeyen şeyler olduğunu kastettiğimiz sanılmasın sakın. Bunlar, bir toplumun hakiki özgürlüğü, demokrasiyi ve ekonomik refahı, onurlu ve adilce elde edebilmesinin önünde engel olacak şekilde sunuldular her daim; önce kendi alt sınıflarına, sonra da geri kalmış dünya ülkelerine. Bu gerçek, egemenlerin ikiyüzlülüğünü aklımızdan hiç çıkarmadan, ekonomik refah ve özgürlük konularında onlardan gelecek yeni düşünme biçimlerine, politik ve ekonomik önerilere -hatta belki dayatmalara- karşı temkinli ve dirayetli olmamızı gerektiriyor.</p>
<p>Tüm ideolojilerin dayandığı zeminin kaydığı bir dönemde, diğerlerinin dışında liberalizm yine nasıl en avantajlı konumda kalacağının hesaplarını yapacaktır muhakkak. Birkaç yüz yıllık neredeyse genetik kodlarımıza işlemiş modern dünya paradigmasının ön kabullerinin dışında düşünebilmek zor olsa da, bunun imkânlarının araştırılması büyük önem arz ediyor. Aksi takdirde tarihi, farklı görünümler altında tekrar etmeye mahkûm olacağız.</p>
<p>Kendi içlerinde ne kadar tutarlı olsalar ve tereddütsüz kabul edilecek bazı önermeler içerseler de, bu ideolojilerin içinde nefes aldıkları atmosfer artık başka bir atmosfer. Bu yüzden günümüz problemlerine kendi bütünlükleriyle çözüm üretememeleri ve bir kriz yaşamaları, gerilemeleri kaçınılmaz. Söz konusu ideolojilerin bir araya gelerek farklı versiyonlarını icat etmeleri boşuna değil. Sosyal demokrasi, muhafazakâr demokrat, hatta son dönemlerde ülkemizde solcu Müslümanlar vs&#8230; Bir türlü söz konusu zihniyet kalıplarının dışına çıkılamıyor. Sıklıkla duyarız: &#8220;artık Soğuk Savaş döneminin ezberleriyle düşünmeyin, dünya değişti&#8221; diye. Cümleyi şöyle kurmak daha doğru olur sanırım: &#8220;artık Fransız Devrimi&#8217;nin ezberleriyle düşünmeyin, dünya değişti.&#8221; Çok geç kalınmadan bugünkü anlamıyla kapitalist dünyanın sonrası için kafa yormalıyız.</p>
<p>Türkiye özelinde konuşacak olursak, önümüzdeki yılların entelektüel tartışmalarının önemli bir kısmı liberal doktrin ile muhafazakâr, daha doğru bir ifadeyle İslami anlayış arasındaki uyum ya da çatışma noktaları üzerine olacaktır kanımca. Eski solcular sosyalizmin cenaze duasını okumakla ve hatıralarını yâd etmekle meşguller; biraz da geçmişin muhasebesiyle. Bundan sonraki dönemlerde memleketteki siyasi iklim nasıl olursa olsun İslam ve dindarlık, aydınlar açısından görmezden gelinemez, ihmal edilemez bir öğe olarak denklemde yerini alacaktır, almalıdır.</p>
<p>Ülkemiz açısından ayrıca şunu da belirtmeliyiz ki, büyüme oranlarının, ihracat rakamlarının, kişi başına düşen milli gelirin vs. olumlu seyri, gerçek bir özgürlüğün, adil bir sistemin teminatı değiller. Bu anlayış onlarca yıl ulusal kalkınma yanılsamasıyla gerçek özgürlüğün, refahın ve adaletin yakalanamamasına hizmet etmiş liberalce bir uydurmadır. Aldanmayalım. Türkiye&#8217;nin büyümesini, zenginleşmesini isteriz elbette; ama aynı zamanda bu gerçek hakkında yeterli farkındalığa sahip olmasını da.</p>
<p>Teorik çerçevede devletin liberal ilkelere riayet etmesi, her zaman -aslında çoğu zaman- halk nezdinde herkesin tek tek arzu edilen bir özgürlüğe kavuşmasını garantilemez. Hukukun üstünlüğüne inanmak, iktidarı sınırlamak, her bireye eşit vatandaşlık hakları &#8220;vermek&#8221; vs. liberaller için özgürlüğün yeterli koşulları. Ancak tüm bunlara karşılık toplumda bir kesim hala dışlanıyor olabilir, özgür ve her konuda fırsat eşitliğine sahip olmayabilir. Bir şeyi zihinsel olarak kurgulamak ve sonrasında uygulama görevini devlete vermek, onun beklenen karşılığının toplumda tıpa tıp doğmasını sağlamaz. Liberal düşüncenin <strong>de</strong> gün gelip totaliter bir rejime dönüşebilmesinin bir nedeni de budur. ( <a href="http://www.derindusunce.org/2011/08/27/liberal-totalitarizm4-ozgur-ol-bu-bir-emirdir/">Bkz: Özgür ol! Bu bir emirdir!</a>)</p>
<p> </p>
<p>&#8230; Liberalizm üzerine okumak için&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_kitap.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank">Liberalizm Demokrasiyi Susturunca</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><img class="alignright size-medium wp-image-18938" title="liberalizm_demokrasi_kitap" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_kitap-203x300.jpg" alt="" width="133" height="191" /></a>Halkın iradesi liberalizm ile çatışırsa ne olur? 2008′de başlayan ekonomik kriz sürmekte. Eğitim, sağlık ve güvenlik hizmetlerine ayrılan bütçeler kırpılırken batan bankaları kurtarmak için yüz milyarlarca dolar harcanıyor. Alın terinin finans kurumlarına peşkeş çekilmesini istemeyenler protesto ediyor. Ama <strong>batılı devletler polis copuyla finans sektörünü savunmaktalar.</strong> Ne oldu? Bütün nüfusun binde birini bile temsil etmeyen bankacıların çıkarları geri kalan %99.99′un önüne nasıl geçti? Alıp satma, üretip tüketme özgürlüğü nasıl oldu da halkı finans sektörünün kölesi yaptı? <strong>Mal, hizmet ve sermayenin serbest dolaşımı uğruna halkın iradesi çiğnenebilir mi? </strong>Okuyacağınız kitap demokrasi ile  liberalizmin savaşı üzerinedir. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank">Liberalizmin Ak Kitabı</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank"><img class="alignleft" title="liberalizmin-ak_kitabi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin-ak_kitabi-221x300.jpg" alt="" width="133" height="221" /></a>1930 model bir ulus-devletin, bir <strong>“devlet babanın”</strong> çocuklarıyız. Son derecede <strong>“Millî”</strong> bir eğitim gördük, öğrenim değil. Hayatta işimize yarayacak meslekî bilgileri ya da eleştirel bir bakışı öğrenmedik <strong>“millî”</strong> okullarda. <strong>“Varlığımızı Türk varlığına armağan etmek”</strong> için eğitildik, eğilip büküldük.</p>
<p style="text-align: justify;">Liberallerin dilinden düşmeyen <strong>“Bireysel haklar ve özgürlükler”</strong> bizim gibi Kemalist çamaşırhanelerde yıkanmış beyinler için çok yeni. Türkiye’de yaşayan insanların ulus-devlet boyunduruğundan kurtulmasında önemli bir rol oynuyor liberaller. Biz de <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank">bu kitapta </a>liberalizmin temel tezleriyle uyumlu, bu fikir akımına doğrudan ya da dolaylı destek veren makaleleri birleştirdik. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank">Buradan indirin.</a> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"> <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank">Liberalizmin Kara Kitabı</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-medium wp-image-10169" title="liberalizmin_kara_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_pt.jpg" alt="" width="123" height="173" /></a>Liberalizm asırlardır bir çok aşamalardan geçmiş, tarihi olaylarla kendisini imtihan etmiş bir düşünce geleneği. Değişmiş yanları var ama sabitleri de var. Bu sabitlerin içinde <strong>liberalizmin tehlikeli yönleri</strong> hatta <strong>YIKICI UNSURLARI</strong> da var. Bunları ortaya çıkarmak için “doğru” soruları sormak ve liberal perspektifte kalarak yanıt aramak gerekiyor… Büyük bir kısmı bu gelenekten olan düşünürlerin fikirlerinden istifade ederek <strong>liberalizmin kusurlarını</strong> ele alıyoruz bu kara kitapta: Adam Smith, Mandeville, John Stuart Mill, Hayek, Friedman, Röpke, Immanuel Kant, Alexis de Tocqville, John Rawls, Popper, Berlin, Mises, Rothbard ve Türkiye’de Mustafa Akyol, Atilla Yayla, Mustafa Erdoğan… Liberallere, liberalimsilere ve anti-liberallere duyurulur. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/12/27/liberalizmden-sonra-immanuel-wallerstein/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/12/27/liberalizmden-sonra-immanuel-wallerstein/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Avrupa batmayacak, çoktan battı çünkü…</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/12/22/avrupa-batmayacak-coktan-batti-cunku%e2%80%a6/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/12/22/avrupa-batmayacak-coktan-batti-cunku%e2%80%a6/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 22 Dec 2011 00:48:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Yılmaz</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Avrupa]]></category>

		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>

		<category><![CDATA[Kapitalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Kriz Çıkarma Özgürlüğü]]></category>

		<category><![CDATA[Liberal Totalitarizm]]></category>

		<category><![CDATA[Liberalizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=19873</guid>
		<description><![CDATA[
Nasıl ki Türkiye&#8217;de bir askerî vesayet belâsı varsa Avrupa&#8217;da da finansal bir vesayet belâsı baş gösterdi. Ama bu &#8220;sadece&#8221; bir başlangıç! 2008&#8242;de ABD emlâk sektörünün 300 milyar dolarlık &#8220;küçük&#8221; bir alt sektöründe başladı kriz. Akıl dışı, ahlâk dışı ve yasadışı olan bir faaliyet -geliri olMAyanlara emlâk kredisi vermek- yasallaştı, yasa-içi hale getirildi.
 Böylece yapay olarak üretilen kredi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="TEXT-ALIGN: center"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/12/avrupa_kriz.jpg"><img class="size-full wp-image-19874 aligncenter" title="avrupa_kriz" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/12/avrupa_kriz.jpg" alt="" width="486" height="324" /></a></p>
<p>Nasıl ki Türkiye&#8217;de bir askerî vesayet belâsı varsa Avrupa&#8217;da da finansal bir vesayet belâsı baş gösterdi. Ama bu <strong>&#8220;sadece&#8221;</strong> bir başlangıç! 2008&#8242;de ABD emlâk sektörünün 300 milyar dolarlık &#8220;küçük&#8221; bir alt sektöründe başladı kriz. Akıl dışı, ahlâk dışı ve yasadışı olan bir faaliyet -geliri olMAyanlara emlâk kredisi vermek- yasallaştı, <strong>yasa-içi</strong> hale getirildi.</p>
<p> Böylece yapay olarak üretilen kredi krizi (güven krizi) önce likidite krizine dönüştü, yatırım bankalarından mevduat bankalarına bulaştı ve en sonunda dış ticareti de vurdu. Spekülatif kumar ekonomisiyle ile ilgisi olmayan gerçek sektörlere sirayet etti. Nihayetinde gelişmiş ülkelerden BRIC ülkelerine, Türkiye&#8217;ye ve dünyanın geri kalan kısmına yayıldı, hiç bir sektör, şirket, ülke ve insan bu krizden kaçamadı. Tabi kriz üreticileri hariç, onlar kaçmak şöyle dursun krizin içinde bol bol yüzdüler, eğlendiler, yediler, içtiler ve sıçradılar.</p>
<p> Ancak bu ekonomik fırtına sadece siyaseti değil demokrasiyi de vurdu. Avrupa&#8217;nın &#8220;batması&#8221; bu. Türkiyeli aydınların (henüz) göremedikleri bir gerçek. Güneş gibi FAZLA aşikar, göremiyorlar çıplak gözle. Hemen her konuda olduğu gibi iki aşırı uca savrulanlar çoğunlukta. Bir yanda <strong><em>&#8220;Avrupa dağılıyor&#8221;</em></strong> vb çıglıkları; diğer yanda <strong><em>&#8220;ah yok, batmıyormuş, bak anlaştılar adamlar&#8221;</em></strong> diyenler (<a href="http://www.taraf.com.tr/ahmet-altan/makale-buyumek-ve-sorun.htm">Ahmet Altan</a>, <a href="http://www.taraf.com.tr/temel-iskit/makale-ab-maalesef-batmiyor.htm">Temel İskit</a>, vs)</p>
<p> Bir sabah uyandığında Avrupa&#8217;nın okyanus suları altında kaybolacağını zannedenler elbette yanıldılar. Ama Avrupa&#8217;nın &#8220;eskisi&#8221; gibi devam ettiğini  zannedenler <span id="more-19873"></span>de yanılmaktalar&#8230; Geriye kim kaldı? Zaten Türkiye hiç kimseden çekmedi çeyrek aydınlardan çektiği kadar. Geçelim&#8230;</p>
<p> <strong>&#8220;Avrupa&#8217;nın batması&#8221;</strong> elbette bir metafordu. Böyle anlaşılmalıydı. Avrupa halkları yönetim üzerindeki söz haklarını kaybediyorlar. Siyasî bir &#8220;aktör&#8221; olarak ise <strong>Avrupa dünya güç pastasında işgal ettiği yeri kaybetmekte. Bunlardır &#8220;batış&#8221; olarak anlaşılması gerekenler</strong>. Yoksa <em>&#8220;açlıktan ağaç kabuklarını kemiren, gözlerine sinekler konan sarışın bebekler görülecek eyfel kulesinin dibinde&#8221;</em> demek değildir. Avrupa bir Somali olmayacak. Korkmayın (= sevinmeyin).</p>
<p style="TEXT-ALIGN: center"><img class="aligncenter" src="http://www.conspipedia.fr/wp-content/uploads/2010/11/crise4.jpg" alt="" width="308" height="170" /></p>
<p> Avrupa&#8217;yı bizim hayran(?) olduğumuz anlamda <strong>&#8220;WAY BE!! AVRUPEAAA!&#8221;</strong> yapan şey dağlar, ovalar değil demokrasiydi. Yani kollektif imkânları kullanmaktaki maharetiydi bu adamların. Ne demek?</p>
<p> Özelde Batı Avrupa ülkeleri kollektif fırsatlar ve kollektif tehditler karşısında çatışmayı önlemenin bir yolunu icad etmişlerdi demokrasiyle. Aslında bizim &#8220;istişare&#8221; dediğimiz kültürün alafranga biçimde kurumsallaşmasıydı bu. Her hangi bir grubun eline sopayı alıp kemalistler gibi geri kalanlara kendi tercihlerini dayatması yerine &#8220;bizim&#8221; frenkler bazı kurumlar ihdas etmişlerdi:</p>
<ul>
<li>Yönetici belirlemek için serbest seçimler,</li>
<li>Seçileni eleştirebilen hür basın,</li>
<li>Kuvvetler ayrılığı ilkesi,</li>
<li>Bağımsız yargı,</li>
<li>Seçimi beklemeden derneklerle, sendikalarla yönetime baskı yapma imkânı,</li>
<li>Vs.</li>
</ul>
<p> Avrupa toplumlarını ilerleten bu &#8220;fikrî çatışma&#8221; ortamı idi. Yani iç anlaşmazlıkları fizikî şiddet zemininden uzaklaştırmaktı. Halk sokaklara dökülmeden, sarayları yakmadan, kralları asmadan gücünü kullanabilmeliydi. Halkın iradesinin, tercihlerinin &#8220;her an&#8221; ifade bulması, <strong>KAN DÖKMEDEN</strong> eyleme dönüşmesiydi amaçlanan. Büyük ölçüde başarıldı bu&#8230; 2ci dünya savaşından 2008&#8242;e kadar en azından. Ya sonra? Sonrası biraz acayip. <strong>Halkın çıkarları ile bazı yatırım bankalarının çıkarları arasındaki çizgi bulanıklaştı.</strong> Nasıl ki Türkiye&#8217;de bir askerî vesayet belâsı varsa Avrupa&#8217;da da finansal bir vesayet belâsı baş gösterdi. Ispatı?</p>
<p>Le Monde, New York Times, the Independent ve The Guardian gazetelerinin derlediği bazı bilgilere ve &#8220;rastlantılara&#8221; bir göz atalım: </p>
<blockquote><p><strong>Hayek usulü, anti-demokratik liberallik ve kriz üretmek</strong></p>
<ul>
<li>1974 Şili, anti-demokratik baskılarla dayatılan liberal politikalar ve 1981&#8242;de ekonomik kriz,</li>
<li>1976 Arjantin, anti-demokratik baskılarla dayatılan liberal politikalar ve 1980&#8242;de ekonomik kriz</li>
<li>1985 Bolivya, anti-demokratik baskılarla dayatılan liberal politikalar ve 1987&#8242;de ekonomik kriz</li>
<li>1989 Venezuella, anti-demokratik baskılarla dayatılan liberal politikalar ve 1993&#8242;de ekonomik kriz</li>
</ul>
<p><strong> Kriz kadar faydalı bir şey var mı?</strong></p>
<ul>
<li>Goldman Sachs 2009&#8242;da 11,5 milyar dolardan fazla bonus dağıtıyor,</li>
<li>Dünyada 82 ülkenin ulusal geliri bu rakamın altında,</li>
<li>Goldman Sachs dakikada 16 bin dolar kâr ediyor, yıllık kâr 9 milyar dolar,</li>
<li>Goldman Sachs&#8217;ta ortalama yıllık maaş 350.000 avro,</li>
<li>İngiltere&#8217;de ortalama yıllık maaş 29.000 avro,</li>
<li>Amerikan vatandaşlarının vergisinden Goldman Sachs&#8217;a aktarılan miktar 7 milyar avro,</li>
<li>Goldman Sachs hisselerinin borsadaki değeri krizden önce 70 milyar avro,</li>
<li>Goldman Sachs hisselerinin borsadaki değeri 21 ocak 2010&#8242;da 57 milyar avro,</li>
<li>Bankacıların &#8220;etik dışı&#8221; yatırımları sebebiyle işini kaybeden insan sayısı 40 milyon.</li>
</ul>
<p> <strong>Finansal vesayet: </strong></p>
<p><strong>Bankalar Hukuk&#8217;un üstündedir, insanlar ise bankaların ayakları altındadır!</strong></p>
<ul>
<li>Yatırımcıları kandırdığı için Goldman Sachs&#8217;ın (daha büyük bir cezadan yırtmak için) ödediği tazminat: 580 milyon dolar, yani bir iki haftalık kârı.</li>
<li>JP Morgan benzeri suçlamalardan yırtmak için ödediği miktar: 154 milyon dolar. Bankanın 2010 kârı 18 milyar dolara yakın. Dağıttığı bonus 10 milyar dolar civarında.</li>
<li>İngiltere&#8217;de krizden sonra çıkan ayaklanmalarda çalıntı bir kıyafeti aldığı için bir kadına verilen ceza: 5 ay hapis,</li>
<li>Bir başka ingilize çalıntı bir televizyonun taşınmasına yardım ettiği için verilen ceza: 18 ay hapis,</li>
<li>20 ve 22 yaşlarındaki iki genç facebook üzerinden (başarısız) bir isyan organize etmeye çalışmaktan verilen ceza: 4 yıl hapis.</li>
</ul>
</blockquote>
<p> <strong>Sonuç</strong></p>
<p>Avrupa artık eskisi gibi olmayacak. Halkın iradesini çiğnemenin yeni yolları çıkıyor ortaya. Hukuk metalaşıyor, adalet piyasada alınıp satılan bir şey oluyor. Halkların deviremediği siyasetçileri banka müdürleri bir gecede indiriyor aşağı. Evet&#8230; Avrupa batmayacak, çoktan battı çünkü&#8230; Pisliğe battı!</p>
<p>  Önceki bölümler:</p>
<ol>
<li><a title="Permanent Link to Avrupa Muz Cumhuriyeti'nde darbe mevsimi..." rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2011/11/21/avrupa-muz-cumhuriyeti%e2%80%99nde-darbe-mevsimi/">Avrupa Muz Cumhuriyeti&#8217;nde darbe mevsimi&#8230;</a></li>
<li><a title="Permanent Link to Yunanistan kumar masasında ütülürken..." rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2011/11/09/yunanistan-kumar-masasinda-utulurken/">Yunanistan kumar masasında ütülürken&#8230;</a></li>
<li><a title="Permanent Link to Sürdürülebilir Şerefsizlik: Çin ve Avrupa" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2011/10/28/surdurulebilir-serefsizlik-cin-ve-%e2%80%9cyeni%e2%80%9d-avrupa/">Sürdürülebilir Şerefsizlik: Çin ve Avrupa </a></li>
</ol>
<p> </p>
<p>… Liberalizm üzerine okumak için…</p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_kitap.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank">Liberalizm Demokrasiyi Susturunca</a></strong></p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><img class="alignright size-medium wp-image-18938" title="liberalizm_demokrasi_kitap" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_kitap-203x300.jpg" alt="" width="133" height="191" /></a>Halkın iradesi liberalizm ile çatışırsa ne olur? 2008′de başlayan ekonomik kriz sürmekte. Eğitim, sağlık ve güvenlik hizmetlerine ayrılan bütçeler kırpılırken batan bankaları kurtarmak için yüz milyarlarca dolar harcanıyor. Alın terinin finans kurumlarına peşkeş çekilmesini istemeyenler protesto ediyor. Ama <strong>batılı devletler polis copuyla finans sektörünü savunmaktalar.</strong> Ne oldu? Bütün nüfusun binde birini bile temsil etmeyen bankacıların çıkarları geri kalan %99.99′un önüne nasıl geçti? Alıp satma, üretip tüketme özgürlüğü nasıl oldu da halkı finans sektörünün kölesi yaptı? <strong>Mal, hizmet ve sermayenin serbest dolaşımı uğruna halkın iradesi çiğnenebilir mi? </strong>Okuyacağınız kitap demokrasi ile  liberalizmin savaşı üzerinedir. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a> </p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"> </p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank">Liberalizmin Ak Kitabı</a></strong></p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank"><img class="alignleft" title="liberalizmin-ak_kitabi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin-ak_kitabi-221x300.jpg" alt="" width="133" height="221" /></a>1930 model bir ulus-devletin, bir <strong>“devlet babanın”</strong> çocuklarıyız. Son derecede <strong>“Millî”</strong> bir eğitim gördük, öğrenim değil. Hayatta işimize yarayacak meslekî bilgileri ya da eleştirel bir bakışı öğrenmedik <strong>“millî”</strong> okullarda. <strong>“Varlığımızı Türk varlığına armağan etmek”</strong> için eğitildik, eğilip büküldük.</p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">Liberallerin dilinden düşmeyen <strong>“Bireysel haklar ve özgürlükler”</strong> bizim gibi Kemalist çamaşırhanelerde yıkanmış beyinler için çok yeni. Türkiye’de yaşayan insanların ulus-devlet boyunduruğundan kurtulmasında önemli bir rol oynuyor liberaller. Biz de <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank">bu kitapta </a>liberalizmin temel tezleriyle uyumlu, bu fikir akımına doğrudan ya da dolaylı destek veren makaleleri birleştirdik. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank">Buradan indirin.</a> </strong></p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><strong> </strong></p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"> <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank">Liberalizmin Kara Kitabı</a></strong></p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-medium wp-image-10169" title="liberalizmin_kara_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_pt.jpg" alt="" width="123" height="173" /></a>Liberalizm asırlardır bir çok aşamalardan geçmiş, tarihi olaylarla kendisini imtihan etmiş bir düşünce geleneği. Değişmiş yanları var ama sabitleri de var. Bu sabitlerin içinde <strong>liberalizmin tehlikeli yönleri</strong> hatta <strong>YIKICI UNSURLARI</strong> da var. Bunları ortaya çıkarmak için “doğru” soruları sormak ve liberal perspektifte kalarak yanıt aramak gerekiyor… Büyük bir kısmı bu gelenekten olan düşünürlerin fikirlerinden istifade ederek <strong>liberalizmin kusurlarını</strong> ele alıyoruz bu kara kitapta: Adam Smith, Mandeville, John Stuart Mill, Hayek, Friedman, Röpke, Immanuel Kant, Alexis de Tocqville, John Rawls, Popper, Berlin, Mises, Rothbard ve Türkiye’de Mustafa Akyol, Atilla Yayla, Mustafa Erdoğan… Liberallere, liberalimsilere ve anti-liberallere duyurulur. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a> </p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/12/22/avrupa-batmayacak-coktan-batti-cunku%e2%80%a6/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/12/22/avrupa-batmayacak-coktan-batti-cunku%e2%80%a6/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>YAKINDA: Avrupa? İşgal altında bir ülke gibi!</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/12/21/yakinda-avrupa-isgal-altinda-bir-ulke-gibi/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/12/21/yakinda-avrupa-isgal-altinda-bir-ulke-gibi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Dec 2011 23:49:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editörden</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Avrupa]]></category>

		<category><![CDATA[Demokrasi]]></category>

		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>

		<category><![CDATA[Kapitalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Kriz Çıkarma Özgürlüğü]]></category>

		<category><![CDATA[Liberal Totalitarizm]]></category>

		<category><![CDATA[Liberalizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=19857</guid>
		<description><![CDATA[Avrupa para politikası artık halkın çıkarlarına göre değil borsanın arzularına göre belirleniyor. Hemen bütün avrupalı liderlerin etrafı bir yatırım bankasının yöneticileri tarafından sarıldı : Goldman Sachs! Belçika, Almanya, İrlanda, Fransa, İtalya, Yunanistan&#8230; Hükümetler ülkenin kredi notlarını savunmak için anti-demokratik önlemler alıyorlar peşpeşe. The Independent gazetesinin yayınladığı harita üzerine biraz düşünmek gerek.
(Büyük görmek için üzerine tıklayın)
 
&#8230; Liberalizm [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa para politikası artık halkın çıkarlarına göre değil borsanın arzularına göre belirleniyor. Hemen bütün avrupalı liderlerin etrafı <strong>bir yatırım bankasının yöneticileri</strong> tarafından sarıldı : <strong>Goldman Sachs!</strong> Belçika, Almanya, İrlanda, Fransa, İtalya, Yunanistan&#8230; Hükümetler ülkenin kredi notlarını savunmak için anti-demokratik önlemler alıyorlar peşpeşe. <a href="http://www.independent.co.uk/news/business/analysis-and-features/what-price-the-new-democracy-goldman-sachs-conquers-europe-6264091.html" target="_blank">The Independent gazetesinin yayınladığı </a>harita üzerine biraz düşünmek gerek.</p>
<p>(Büyük görmek için üzerine tıklayın)</p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/12/kriz_avrupa.jpg" target="_blank"><img class="alignnone size-full wp-image-19858" title="kriz_avrupa" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/12/kriz_avrupa.jpg" alt="" width="352" height="301" /></a> </p>
<p>&#8230; Liberalizm üzerine okumak için&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_kitap.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank">Liberalizm Demokrasiyi Susturunca</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><img class="alignright size-medium wp-image-18938" title="liberalizm_demokrasi_kitap" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_kitap-203x300.jpg" alt="" width="133" height="191" /></a>Halkın iradesi liberalizm ile çatışırsa ne olur? 2008′de başlayan ekonomik kriz sürmekte. Eğitim, sağlık ve güvenlik hizmetlerine ayrılan bütçeler kırpılırken batan bankaları kurtarmak için yüz milyarlarca dolar harcanıyor. Alın terinin finans kurumlarına peşkeş çekilmesini istemeyenler protesto ediyor. Ama <strong>batılı devletler polis copuyla finans sektörünü savunmaktalar.</strong> Ne oldu? Bütün nüfusun binde birini bile temsil etmeyen bankacıların çıkarları geri kalan %99.99′un önüne nasıl geçti? Alıp satma, üretip tüketme özgürlüğü nasıl oldu da halkı finans sektörünün kölesi yaptı? <strong>Mal, hizmet ve sermayenin serbest dolaşımı uğruna halkın iradesi çiğnenebilir mi? </strong>Okuyacağınız kitap demokrasi ile  liberalizmin savaşı üzerinedir. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank">Liberalizmin Ak Kitabı</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank"><img class="alignleft" title="liberalizmin-ak_kitabi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin-ak_kitabi-221x300.jpg" alt="" width="133" height="221" /></a>1930 model bir ulus-devletin, bir <strong>“devlet babanın”</strong> çocuklarıyız. Son derecede <strong>“Millî”</strong> bir eğitim gördük, öğrenim değil. Hayatta işimize yarayacak meslekî bilgileri ya da eleştirel bir bakışı öğrenmedik <strong>“millî”</strong> okullarda. <strong>“Varlığımızı Türk varlığına armağan etmek”</strong> için eğitildik, eğilip büküldük.</p>
<p style="text-align: justify;">Liberallerin dilinden düşmeyen <strong>“Bireysel haklar ve özgürlükler”</strong> bizim gibi Kemalist çamaşırhanelerde yıkanmış beyinler için çok yeni. Türkiye’de yaşayan insanların ulus-devlet boyunduruğundan kurtulmasında önemli bir rol oynuyor liberaller. Biz de <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank">bu kitapta </a>liberalizmin temel tezleriyle uyumlu, bu fikir akımına doğrudan ya da dolaylı destek veren makaleleri birleştirdik. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank">Buradan indirin.</a> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"> <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank">Liberalizmin Kara Kitabı</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-medium wp-image-10169" title="liberalizmin_kara_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_pt.jpg" alt="" width="123" height="173" /></a>Liberalizm asırlardır bir çok aşamalardan geçmiş, tarihi olaylarla kendisini imtihan etmiş bir düşünce geleneği. Değişmiş yanları var ama sabitleri de var. Bu sabitlerin içinde <strong>liberalizmin tehlikeli yönleri</strong> hatta <strong>YIKICI UNSURLARI</strong> da var. Bunları ortaya çıkarmak için “doğru” soruları sormak ve liberal perspektifte kalarak yanıt aramak gerekiyor… Büyük bir kısmı bu gelenekten olan düşünürlerin fikirlerinden istifade ederek <strong>liberalizmin kusurlarını</strong> ele alıyoruz bu kara kitapta: Adam Smith, Mandeville, John Stuart Mill, Hayek, Friedman, Röpke, Immanuel Kant, Alexis de Tocqville, John Rawls, Popper, Berlin, Mises, Rothbard ve Türkiye’de Mustafa Akyol, Atilla Yayla, Mustafa Erdoğan… Liberallere, liberalimsilere ve anti-liberallere duyurulur. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/12/21/yakinda-avrupa-isgal-altinda-bir-ulke-gibi/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/12/21/yakinda-avrupa-isgal-altinda-bir-ulke-gibi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>

