<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>Derin Düşünce &#187; İslamofobi</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/category/islamofobi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Fri, 25 May 2012 09:41:57 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Peygamber ocağı değil tımarhane (43)</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/05/02/peygamber-ocagi-degil-timarhane-43/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/05/02/peygamber-ocagi-degil-timarhane-43/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 May 2012 15:00:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tahsin K.</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[CHP]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Silahlı Kuvvetleri]]></category>

		<category><![CDATA[Yobaz Laikler]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<category><![CDATA[İslamofobi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21719</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;8 yaşında hafızlığa başladım. Sık sık ev basılıyor, Kuran-ı Kerim bulundurmak en büyük suç. Bir elif cüzü bulunduysa vay haline! Korkudan evde ders çalışamadım. Fındık bahçesinde bana bir yer yaptılar. Orada Kur&#8217;an&#8217;a çalışıyorum. Bir baktım, bir onbaşı ve iki jandarma beni bulmuşlar. &#8220;Çabuk git babanı çağır&#8221; dediler. Gittim, babamı getirdim. Onbaşı babamı sakalından tuttu, elimdeki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/04/chp_ataturkculuk.png"><img class="alignright size-full wp-image-21721" title="chp_ataturkculuk" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/04/chp_ataturkculuk.png" alt="" width="153" height="212" /></a>&#8220;8 yaşında hafızlığa başladım. Sık sık ev basılıyor, Kuran-ı Kerim bulundurmak en büyük suç. Bir elif cüzü bulunduysa vay haline! Korkudan evde ders çalışamadım. Fındık bahçesinde bana bir yer yaptılar. Orada Kur&#8217;an&#8217;a çalışıyorum. Bir baktım, bir onbaşı ve iki jandarma beni bulmuşlar. &#8220;Çabuk git babanı çağır&#8221; dediler. Gittim, babamı getirdim. Onbaşı babamı sakalından tuttu, elimdeki Kuran&#8217;ı aldı. Babamın kafasına kafasına vurmaya başladı. (Gözleri doluyor, konuşamıyor.) Rahmetli gömleğini yırttı ve dedi ki: <strong>&#8216;Oğlum, Deli Halid Paşa&#8217;nın emir subaylığını, tabur komutanlığını yapmış adamım. Birinci Dünya Savaşı&#8217;na, İstiklal Harbine katıldım ki, bu memleketi kurtarayım da şu Kitabımı rahat rahat okuyayım diye. Keşke bu harplere girmeseydim de şimdi Kuran&#8217;ıma, dinime küfreden Bulgar piçidir deyip kendime teselli verirdim.&#8217;</strong> Alıp götürdüler babamı&#8230;&#8221;</em> <a href="http://zaman.com.tr/yazar.do?yazarno=1048" target="_blank">TAMAMI</a></p>
<p> </p>
<p>&#8230; E-Kitap okumak için&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank">Tarih şaşırmaktır</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-medium wp-image-13449" title="tarih_sasirmaktir" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir.jpg" alt="" width="109" height="141" /></a>Evet… Tarih şaşırmaktır. Atatürk’e şaşırmak, Kürtlere şaşırmak, Lozan’a şaşırmaktır. Geçmişe hayret edip bugüne eleştirel bakabilmek, yarını hazırlamaktır Tarih. Geçmişe değil geleceğe dönüktür amacı. Özetle siyasî bir propaganda aygıtı değildir. Gaz vermek, <strong>“Asker millet”</strong> üretmek, <strong>atalarımızla gurur duymak</strong> için tarih araştırılmaz. Eğer resmî tarihin beyin yıkamasından bıktıysanız bu kitap ilginizi çekecektir… <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirebilirsiniz.</strong></a><strong> </strong> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf"><img class="alignleft" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.jpg" alt="" width="106" height="168" /><strong>Kendi ülkesini işgal eden ordu</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;">Hiç bir yeri işgal edemeyen ordular kendi ülkelerini işgal ederler. Çünkü bir ordunun ayakta durması için insan emeği ve maddî destek gereklidir. Beceriksiz ordular disiplinsiz olduklarından <strong>YABANCI</strong> <strong>DÜŞMAN </strong>ile savaşamazlar. Kolayca yenebilecekleri <strong>İÇ DÜŞMANLAR</strong> uydururlar ve bu bahane ile kendi ülkelerini işgal ederler. Başbakan asarlar. Milletvekillerini hapse atarlar. Korumakla yükümlü oldukları halkı işkenceler altında inletirler.  İşgalciler kimseye hesap vermezler. Halkın isyan etmesine engel olmak için <strong><em>“etrafımız düşmanla çevrili”</em></strong> diyerek  <strong>KORKU PROPAGANDASI</strong> yaparlar. Eleştirilerden uzak kalmak için farklı inançlardan ve kültürlerden olan insanların birbirine düşman olması da bu eşkiyaların işine gelir. Bu sebeple terörü destekleyebilir hatta teröristlere silah ve para yardımında bulunabilirler. Okuyacağınız kitap kendi ülkesini işgal etmiş bir ordunun kısa tarihidir. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirebilirsiniz.</strong></a> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/zorunlu-askerlik.pdf" target="_blank"><strong>Z<span style="color: #0000ff;">orunlu Askerlik Gerekli mi? (Tartışma)</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/zorunlu-askerlik.pdf" target="_blank"><em><img class="alignleft" title="zorunlu_askerlik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/01/zorunlu_askerlik.bmp" alt="" width="102" height="142" /></em></a>Zorunlu Askerlik bir çok insanımız için bir görev ama aynı zamanda bir çile. Ülkemizi savunmanın daha akıllıca bir yolu yok mu? Bu konuyu yaklaşık bir yıl boyunca tartıştık. Üç makale işaret fişeği görevi yaptı. Yüzlerce okurumuz değişik önerilerde bulundu. Kimileri “aman dokunmayın, böyle çok iyi” derken askerliğini yapmış olan arkadaşlar tecrübelerini paylaştı. Evet, belki de ilk defa bu konu gerçekten muhatabı olanlara yani Türkiye’nin vatandaşlarına soruluyor. <strong>Zorunlu askerlik gerekli mi?</strong> Bir yıllık kolektif çalışmanın ürünü olan bu 276 sayfalık kitap konuyla ilgili herkes için birinci elden bir bilgi kaynağı. <em><a href="http://www.derindusunce.org/img/zorunlu-askerlik.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz</a>. </em></p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-11326" title="kapak-laiklik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg" alt="" width="102" height="144" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"> Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a>Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde <strong>Yobaz Laiklik Meselesini</strong> barındıran konuları ele alıyor.<a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirebilirsiniz.</strong></a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/05/02/peygamber-ocagi-degil-timarhane-43/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/05/02/peygamber-ocagi-degil-timarhane-43/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>CHP neden İslâm&#8217;a düşmandır?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/04/24/chp-neden-islama-dusmandir/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/04/24/chp-neden-islama-dusmandir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Apr 2012 15:00:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ayla Chignardet</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<category><![CDATA[İslamofobi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21613</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;&#8230; muhterem Yeni İstiklal Gazetesi, İstanbul. İnönü&#8217;nün yalanlarına karşı yaptığınız ispat çağrısına Diyarbakır&#8217;dan haykırarak cevap yazmayı, uyruğu bulunduğum Türkiye&#8217;ye karşı vazife bilerek sesleniyorum. Ben gerçi bir Hristiyanım. Ama, bütün dinlerin düşmanı olan ve nihayet ortanın solunda olduğunu ağzıyla da ispatlayan bu zatın faaliyetini arz edeyim: Müslümanların Kurşunlu Camii veya Fatihpaşa Camii dedikleri ibadethane, 1941-1942 yılında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/05/20090511_derin_dusunce_org_chp_islam_acilimi.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-4731" title="20090511_derin_dusunce_org_chp_islam_acilimi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/05/20090511_derin_dusunce_org_chp_islam_acilimi-300x300.jpg" alt="" width="214" height="219" /></a>&#8220;&#8230; muhterem Yeni İstiklal Gazetesi, İstanbul. İnönü&#8217;nün yalanlarına karşı yaptığınız ispat çağrısına Diyarbakır&#8217;dan haykırarak cevap yazmayı, uyruğu bulunduğum Türkiye&#8217;ye karşı vazife bilerek sesleniyorum. Ben gerçi bir Hristiyanım. Ama, bütün dinlerin düşmanı olan ve nihayet ortanın solunda olduğunu ağzıyla da ispatlayan bu zatın faaliyetini arz edeyim: Müslümanların Kurşunlu Camii veya Fatihpaşa Camii dedikleri ibadethane, 1941-1942 yılında depo yapılıp kapatılmıştı. İçerisine pek az miktarda ve hurda bir vaziyette kütüklük, kama, hançer, at eğeri vesaire gibi döküntü konmuştu. Avlusunda 8-10 adet hurda at arabası takoza alınmış ve önüne nöbetçi dikilmişti. Bu meyanda, bizim Latin Kilisesi&#8217;ne de güya bu camideki mühimmatı koruması bahanesiyle bir manga asker yerleştirilmiş, dini ibadethanemizin içini, af edersiniz, ibadethane tuvalet olarak kullanıyorlardı.&#8217;</em></p>
<p><em>Evet. Bu satırları, Diyarbakır&#8217;dan bir Ermeni vatandaş yazıyor. Sayın Kılıçdaroğlu bak bunları iyi öğren. Çorum&#8217;dan, Muğla&#8217;dan, Malatya, Ankara, Kayseri, Karaman&#8217;dan, Türkiye&#8217;nin tüm illerinden, tüm ilçelerinden gazeteye mektup yağıyor. Muğla&#8217;dan bir vatandaş, şunları yazıyor: &#8216;Muğla&#8217;da 6 cami depo yapılmış, caminin dolapları tuvalet haline getirilmiş, kadın oynatılıp şarap içilmiştir. Bütün bu yürekler acısı hareketlere mani olmak maksadıyla mücadelede bulunan zamanın müftüsü Münir Özsay, Vali Recai Güreli tarafından görevinden azledilmiştir.&#8217;</em></p>
<p><em>Kahramanmaraş&#8217;tan Mehmet Karaca şunları yazıyor; &#8216;1945 senesinde Maraş Türkoğlu Cumhuriyet Mahallesi&#8217;ndeki Ulu Cami kapatılmıştır. Caminin açık kalan kapısından giren hayvanlar, burasını bir ahır haline getirmişlerdir. Aynı şekilde, 1947 senesinde Şekerli ve Hatuniye camileri de kapatılmıştır. Şekerli Camisi Ambar, Hatuniye Camisi de karakol olarak kullanılmıştır&#8230;&#8221;</em> <a href="http://zaman.com.tr/haber.do?haberno=1278284&amp;title=erdogan-yeni-anayasa-karariligini-vurguladi&amp;haberSayfa=2" target="_blank">TAMAMI</a></p></blockquote>
<p> </p>
<p> … Bu konuda okumak için…</p>
<p> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank">Tarih şaşırmaktır</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-medium wp-image-13449" title="tarih_sasirmaktir" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir.jpg" alt="" width="109" height="141" /></a>Evet… Tarih şaşırmaktır. Atatürk’e şaşırmak, Kürtlere şaşırmak, Lozan’a şaşırmaktır. Geçmişe hayret edip bugüne eleştirel bakabilmek, yarını hazırlamaktır Tarih. Geçmişe değil geleceğe dönüktür amacı. Özetle siyasî bir propaganda aygıtı değildir. Gaz vermek, <strong>“Asker millet”</strong> üretmek, <strong>atalarımızla gurur duymak</strong> için tarih araştırılmaz. Eğer resmî tarihin beyin yıkamasından bıktıysanız bu kitap ilginizi çekecektir… <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a> </strong></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf"><span style="color: #0000ff;"><strong>Kadın hakları ve Kemalizm </strong></span></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><strong><img class="alignleft size-medium wp-image-6982" title="20091025_derin_dusunce_org_kadin_kemalizm" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/10/20091025_derin_dusunce_org_kadin_kemalizm-229x300.jpg" alt="" width="121" height="171" /></strong></span></a></p>
<p class="entry" style="text-align: justify;"> <strong>“Kemalizm Türk kadınına özgürlük verdi”</strong> gibi sloganlarla düşünmeye daha doğrusu ezberlemeye itildiği için sık sık  şaşırmaya mahkûm bir kuşak bizimki. Tarihi, belgeleri, siyasî söylemleri ve sloganları aklın imtihanına tabi tutan herkes hayretler içinde kalıyor. <strong>“İyi de biz bunu bunca sene nasıl yuttuk?”</strong> diye sormaktan alamıyoruz kendimizi.  Kemalist düşüncenin, çağdaşlığın ve Atatürk devrimlerinin yılmaz bekçisi <strong><em>“çağdaş Türk kadını’nın sesi”</em></strong> Cumhuriyet Gazetesi’nin başyazarı olan Yunus Nadi kadınların siyasete atılmasına nasıl tepki vermiş meselâ?  <strong>“Havva’nın kızları, Meclis’e girip yılın manto modasını tartışacak” </strong><strong> </strong>Kadınlar Halk Fırkası kapatılınca yerine Türk Kadınlar Birliği kurulmuş. O da kapatılınca Cumhuriyet Gazetesi’nde şu başlık atılmış:  <strong>“Türk Kadınlar Birliği kapatıldı, fesat çıkaran hatun kişilere haddi bildirildi.” </strong>Derin Düşünce Fikir Platformu yakasını resmî tarihten kurtarmak isteyen okurlarına ezber bozan bir kitap öneriyor : <a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf"><strong><span style="color: #0066cc;">Kadın hakları ve Kemalizm ilişkisine alternatif bir bakış</span></strong></a></p>
<p class="entry" style="text-align: justify;"><strong>  </strong><a rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/img/turk_solu_adam_olur_mu.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><strong>Türk Solu</strong></span></a><span style="color: #0000ff;"><strong> </strong></span></p>
<p class="entry" style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_solu_adam_olur_mu.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-6922" title="20091020_derin_dusunce_org_turk_solu" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/10/20091020_derin_dusunce_org_turk_solu-200x300.jpg" alt="" width="122" height="194" /></span></a>Kendini « sol » olarak tarif eden hareketler hiç olmadıkları kadar zayıf ve bölünmüş bir tablo çiziyorlar bugün.  Türk Solu Dergisi’nin ırkçı söylemlerinden CHP’nin darbe çağrılarına uzanan bir kafa karışıklığı hakim. Muhalefet boşluğunun müzmin bir hastalığa dönüştüğü şu dönemde Türk solu bu boşluğa talip olabilir mi? Daha önce <a href="http://www.derindusunce.org/category/dikkat-kitap/"><span style="color: #0066cc;">Dikkat Kitap</span></a> kategorisinde yayınladığımız <a href="http://www.derindusunce.org/img/pozitivizm_derin_dusunce_org.pdf"><span style="color: #0066cc;">Pozitivizm Eleştirisi</span></a> gibi bu kitap da Türkiye’deki sola tarafsız bakan bir çalışma. İyimser görüşler kadar geçmişe dönük ağır eleştiriler de var. İlginize sunduğumuz 82 sayfalık bu kitap Türkiye’deki “sol” grupların sorgulamalarına, projelerine ışık tutmak amacıyla derlenmiş makalelerden oluşuyor. Kitabı <a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_solu_adam_olur_mu.pdf"><span style="color: #0066cc;">buradan indirebilir</span></a> ve paylaşabilirsiniz. Kitapta ele alınan başlıca konular: <em>Solda özgürlükçü hareketler, 68 Kuşağı, Devrimci sol, Kemalizm, ulusalcı sol akımlar, Sol ve İslâm, Cumhuriyet Gazetesi</em>.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong></strong> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf"><img class="alignleft" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.jpg" alt="" width="106" height="168" /><strong>Kendi ülkesini işgal eden ordu</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;">Hiç bir yeri işgal edemeyen ordular kendi ülkelerini işgal ederler. Çünkü bir ordunun ayakta durması için insan emeği ve maddî destek gereklidir. Beceriksiz ordular disiplinsiz olduklarından <strong>YABANCI</strong> <strong>DÜŞMAN </strong>ile savaşamazlar. Kolayca yenebilecekleri <strong>İÇ DÜŞMANLAR</strong> uydururlar ve bu bahane ile kendi ülkelerini işgal ederler. Başbakan asarlar. Milletvekillerini hapse atarlar. Korumakla yükümlü oldukları halkı işkenceler altında inletirler.  İşgalciler kimseye hesap vermezler. Halkın isyan etmesine engel olmak için <strong><em>“etrafımız düşmanla çevrili”</em></strong> diyerek  <strong>KORKU PROPAGANDASI</strong> yaparlar. Eleştirilerden uzak kalmak için farklı inançlardan ve kültürlerden olan insanların birbirine düşman olması da bu eşkiyaların işine gelir. Bu sebeple terörü destekleyebilir hatta teröristlere silah ve para yardımında bulunabilirler. Okuyacağınız kitap kendi ülkesini işgal etmiş bir ordunun kısa tarihidir. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong></strong> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-11326" title="kapak-laiklik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg" alt="" width="120" height="169" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"> Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a>Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde <strong>Yobaz Laiklik Meselesini</strong> barındıran konuları ele alıyor.<a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirebilirsiniz.</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/04/24/chp-neden-islama-dusmandir/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/04/24/chp-neden-islama-dusmandir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Medyatik ve Akademik Zeminde Harb : Bernard Lewis</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/04/21/medyatik-ve-akademik-zeminde-harb-bernard-lewis/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/04/21/medyatik-ve-akademik-zeminde-harb-bernard-lewis/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Apr 2012 14:56:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Jonathan Küçükarabacı</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Psikolojik harp]]></category>

		<category><![CDATA[İslamofobi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21564</guid>
		<description><![CDATA[ &#8220;&#8230; Bütün bu özellikleriyle Bernard Lewis, Türk milliyetçi-militarist ulus-devletinin hep sağlam bir müttefiki oldu. Yunan ve Ermeni lobilerinin &#8220;Türk düşmanlığı&#8221;na karşı İsrail lobisinin &#8220;Türk dostluğu&#8221;nu temsil etti. Bu, Ermeni soykırımı tartışmalarına kadar uzandı. İsrail&#8217;in kurucu ideolojisi, tarihteki biricik soykırımın 1942-45 Holokostu olduğu noktasında gayet kıskançtır. Bu, &#8220;paylaşılamayan bir mağduriyet&#8221;tir onlar için (contested victimhood). Bütün bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/04/bernard_lewis_psikolojik_harp.png"><img class="alignright size-full wp-image-21565" title="bernard_lewis_psikolojik_harp" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/04/bernard_lewis_psikolojik_harp.png" alt="" width="207" height="321" /></a> <em>&#8220;&#8230; Bütün bu özellikleriyle Bernard Lewis, Türk milliyetçi-militarist ulus-devletinin hep sağlam bir müttefiki oldu. Yunan ve Ermeni lobilerinin &#8220;Türk düşmanlığı&#8221;na karşı İsrail lobisinin &#8220;Türk dostluğu&#8221;nu temsil etti. Bu, Ermeni soykırımı tartışmalarına kadar uzandı. İsrail&#8217;in kurucu ideolojisi, tarihteki biricik soykırımın 1942-45 Holokostu olduğu noktasında gayet kıskançtır. Bu, &#8220;paylaşılamayan bir mağduriyet&#8221;tir onlar için (contested victimhood). Bütün bu faktörler Bernard Lewis&#8217;i &#8220;Ermeni iddiaları&#8221;na karşı &#8220;Türk tezi&#8221;nin destekçisi kıldı.</em></p></blockquote>
<blockquote><p><em>9/11 geldi : El Kaide&#8217;nin Dünya Ticaret Merkezi&#8217;ne korkunç saldırısı. Yarattığı büyük tepki dalgası, Arap-İslâm düşmanlarına yaradı. Amerika&#8217;da birçok yerde İsrail lobisi psikolojik ve entellektüel terör estirmeye koyuldu. Bütün İslâm ve Ortadoğu bölümleri ya da araştırma merkezleri &#8220;terör sanığı&#8221; ilân edildi. Ciddî bilim âleminde tutunamamış birtakım vasıfsızlar, Middle East Forum (Ortadoğu Forumu) ana &#8220;düşünce tankı&#8221;na bağlı Campus Watch (Kampüs Devriyesi) diye iğrenç bir web sitesi kurup, öğrencileri ve diğer öğretim üyelerini, üniversitelerindeki &#8220;Ortadoğu araştırmaları, dersleri, konferansları, gösterileri ve diğer faaliyetleri&#8221; hakkında ihbarda bulunmaya çağırdılar. Bu yeni McCarthycilik furyası, Campus Watch&#8217;un Amerika&#8217;ya &#8220;düşman&#8221; saydığı sekiz profesörün &#8220;dosya&#8221;larını yüklemesine kadar vardı. Lâkin bu &#8220;kara liste&#8221;lemeye öyle bir reaksiyon doğdu ki, Ekim 2002&#8242;de hemen indirmek zorunda kaldılar.</em></p>
<p><em>Middle East Forum etrafındaki bu tür kötü, karanlık işlerde (daha genel olarak, George W. Bush yönetiminin Irak&#8217;a saldırı hazırlıklarında), Bernard Lewis&#8217;in önemli bazı Amerikalı-İsrailli öğrencileri de yer aldı.</em></p>
<p><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/08/islamofobi.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-18226" title="islamofobi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/08/islamofobi.jpg" alt="" width="189" height="278" /></a>Bunları niçin anlattım ? 21. yüzyılın başları neo-con&#8217;luğun &#8220;teröre karşı savaş&#8221;ının bütün diğer zararlarının yanı sıra bilim ve yüksek öğrenim ortamını da zehirlediği bir dönemdi. Bu çerçevede, İsrail lobisinin saldırganlığı en saygın meslekî kuruluşları yıkma çabalarına kadar vardı. ABD&#8217;de The Middle East Studies Association (MESA), İngiltere&#8217;de The British Society for Middle East Studies (BRISMES), Ortadoğu çalışmalarının iki uluslararası çatı örgütüdür. Gelin görün ki Bernard Lewis ve yandaşları, Obama öncesinin İslâmofobi rüzgârlarında, &#8220;tarafsız olmadığı&#8221; gerekçesiyle MESA&#8217;yı bile karşılarına alıp bölmeye ve sözde &#8220;alternatif&#8221; yaratmaya kalkıştılar. Böylece ortaya ASMEA (Association for the Study of the Middle East and Africa : Ortadoğu ve Afrika Araştırmaları Derneği) diye, 2007&#8242;de şekillenip kuruluş kongresini 2008&#8242;de yapan bir kuruluş çıktı.</em></p>
<p><em>Kritik soru : Bernard Lewis ASMEA&#8217;yı başka kimlerle kurdu dersiniz ? Sırf diğer bazı tarihçi ve siyaset bilimcilerle mi ? 2007&#8242;deki ilk üyeler listesinde (orgenerallikten sekiz yıldır emekli) Çevik Bir de vardı desem, inanır mısınız bana ? Ben bunu 2007&#8242;de Harvard&#8217;da öğrendim. Kanıtını ASMEA&#8217;nın şimdiki web sitesinde aramayın, bulamazsınız.</em></p>
<p><em>Ne ki, bir yerde henüz duruyor. Çevik Bir&#8217;in (İngilizce) Wikipedia&#8217;daki biyografisinde, a former member of ASMEA (ASMEA eski üyesi) ifadesi yer almakta. Çabuk bakın, birileri onu da kaldırmadan&#8230;&#8221; </em><a href="http://www.dunyabulteni.net/?aType=yazarHaber&amp;ArticleID=17710" target="_blank">TAMAMI</a></p></blockquote>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><strong>A<span style="color: #0000ff;">merika Tedavi Edilebilir mi?</span></strong></a></p>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><strong><img class="alignleft size-medium wp-image-7855" title="20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt-203x300.jpg" alt="" width="115" height="166" /></strong></span></a> <span style="color: #000000;">Amerikalılar neden bu kadar gaddar? Dünyanın geri kalan kısmında yaşayan insanlara karşı niçin bu denli acımasız? </span></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"> <span>Bayrak y</span><span>akmanın ve Amerikan/İsrail mallarını protesto etmenin dışında bir şeyler yapmak gerektiğini düşünenler için yapılmış bu çalışmayı ilginize sunuyoruz.</span><span> </span><span>ABD desteği son bulmadan Ortadoğu’nun psikopatı İsrail’in saldırganlığı bitmeyecek ve Ortadoğu’ya huzur gelmeyecek gibi görünüyor. Vietnam’da ve Latin Amerika’da yaşanan katliamlar Ortadoğu’da devam ediyor.</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"> </span><span style="color: #000000;"> <a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank">Buradan indirin.</a> </span></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"> </span></span></div>
<div style="text-align: justify;"> </div>
<div style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/filistin_israil.pdf" target="_blank">Yahudi oldukları için mi zalimler?</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/filistin_israil.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-medium wp-image-9555" title="israil_siyonizm_zulum" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/israil_siyonizm_zulum-194x300.jpg" alt="" width="133" height="190" /></a>İsrail bir çok bakımdan Türkiye’ye benzeyen bir ülke. Paranoyak bir ulus-devlet. <strong><em>“Yoktan var edilmiş bir millet”</em></strong> dört tarafı <strong><em>“düşmanla çevrili”</em></strong> kutsal bir vatanda yaşıyor. Terör tehlikesine karşı ülkenin güvenliği için(?) haklar ve özgürlükler çiğneniyor. Devlet eliyle düşman üretiliyor! </p>
<p style="text-align: justify;">Gidemeyenlerin ülkesi oluyor İsrail… Kendi zulmü altında ezilen, korku içinde yaşayan, dünyasıyla beraber Ahiret’ini de kaybetmiş olan <strong>İsrailli</strong> zannederim <strong>Filistinliden</strong> bile daha zavallı bir durumda bu yüzden. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/filistin_israil.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz</a></strong>.</p>
</div>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/04/21/medyatik-ve-akademik-zeminde-harb-bernard-lewis/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/04/21/medyatik-ve-akademik-zeminde-harb-bernard-lewis/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Avrupa’ya Türk reçetesi (Giuseppe Mancini / Espansione)</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/03/16/avrupa%e2%80%99ya-turk-recetesi-giuseppe-mancini-espansione/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/03/16/avrupa%e2%80%99ya-turk-recetesi-giuseppe-mancini-espansione/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Mar 2012 10:37:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ayla Chignardet</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Avrupa Birliği]]></category>

		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>

		<category><![CDATA[İslamofobi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21091</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Avrupa&#8217;nın üzerini kaplayan ekonomik krizden bir başka kriz daha var: 25 milyona ulaşan ve büyük ölçüde Avrupa vatandaşı Müslüman göçmenlerle birlikte sivil yaşam ilişkilerinin oluşturduğu kriz. Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış, kaygılı bir tonla şunları vurguluyor: İslam ve Müslümanlar yönündeki irrasyonel nefretin, Avrupa Birliği&#8217;nin bizzat kendi kurucu felsefesi bakımından bir tehdit oluşturduğunu düşünüyorum; retorik şiddet [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="padding-left: 30px;"><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/bayrak_avrupa_buyuk.gif"><img class="alignright size-full wp-image-21092" title="bayrak_avrupa_buyuk" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/bayrak_avrupa_buyuk.gif" alt="" width="180" height="160" /></a>&#8220;Avrupa&#8217;nın üzerini kaplayan ekonomik krizden bir başka kriz daha var: 25 milyona ulaşan ve büyük ölçüde Avrupa vatandaşı Müslüman göçmenlerle birlikte sivil yaşam ilişkilerinin oluşturduğu kriz. Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış, kaygılı bir tonla şunları vurguluyor: İslam ve Müslümanlar yönündeki irrasyonel nefretin, Avrupa Birliği&#8217;nin bizzat kendi kurucu felsefesi bakımından bir tehdit oluşturduğunu düşünüyorum; retorik şiddet teyakkuz seviyelerini aştı; Avrupa&#8217;da Müslümanlar, günlük yaşantılarının her yönünden ayrımcılığa maruz kalabiliyorlar. Türkiye, farklılıklar dâhilinde birlik içerisinde bir Avrupa&#8217;nın geleceği için anahtardır çünkü &#8220;</em> <a href="http://www.milatgazetesi.com/2012/03/16/avrupa%e2%80%99ya-turk-recetesi/" target="_blank">TAMAMI</a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/03/16/avrupa%e2%80%99ya-turk-recetesi-giuseppe-mancini-espansione/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/03/16/avrupa%e2%80%99ya-turk-recetesi-giuseppe-mancini-espansione/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İslam’ın vizyonu (Hamza Yusuf)</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/01/21/islam%e2%80%99in-vizyonu-hamza-yusuf/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/01/21/islam%e2%80%99in-vizyonu-hamza-yusuf/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Jan 2012 12:01:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ekrem Senai</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kitap Tanıtımı]]></category>

		<category><![CDATA[islamcilik]]></category>

		<category><![CDATA[Çeviri]]></category>

		<category><![CDATA[İslam]]></category>

		<category><![CDATA[İslamofobi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=20361</guid>
		<description><![CDATA[
 &#8221;&#8230;Bu insanlar yaşamlarını bu işten kazanıyorlar ve bu yüzden anlattıklarına inansalar da inanmasalar da para kazanmak için anlatmak durumundalar. Dine inanmadan din anlatan birçok insan var. Bu yaklaşım dini öğrenmek isteyenler açısından bir problem.  [...]   Arnold Toynbee&#8217;nin ifadesiyle Papa 80 yıl boyunca müslümanlara cizye ödemiştir. Yani Katolik Kilisesi&#8217;nin İslam egemenliği altında olduğu bir zaman yaşanmıştır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/01/vision_of_islam_hamza_yusuf.gif"><img class="size-full wp-image-20362 aligncenter" title="vision_of_islam_hamza_yusuf" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/01/vision_of_islam_hamza_yusuf.gif" alt="" width="480" height="224" /></a></em></strong></p>
<blockquote><p><em> &#8221;&#8230;Bu insanlar yaşamlarını bu işten kazanıyorlar ve bu yüzden anlattıklarına inansalar da inanmasalar da para kazanmak için anlatmak durumundalar. Dine inanmadan din anlatan birçok insan var. Bu yaklaşım dini öğrenmek isteyenler açısından bir problem.  [...]   Arnold Toynbee&#8217;nin ifadesiyle Papa 80 yıl boyunca müslümanlara cizye ödemiştir. Yani Katolik Kilisesi&#8217;nin İslam egemenliği altında olduğu bir zaman yaşanmıştır. İslam, kuzey iklimlerine, Danimarka&#8217;ya kadar ulaşmıştır. Vikingler Müslüman olmuşlardır, Vikingler İspanyol ve Portekiz Müslümanlarına karşı savaşmış, bu sırada bazıları Müslüman olmuş, bazıları Danimarka&#8217;ya dönmüş, bir kısmı da İspanya&#8217;da kalmış ve Norman olarak İngiltere&#8217;yi işgal etmişlerdir. İrlanda bağlantısı da çok ilginçtir. İrlandalıların Müslümanlarla bağlantısı çok eskidir. Protestanlığın İrlanda&#8217;ya gelmesinden daha eskidir. İrlanda&#8217;da Arapça yazıların bulunduğu manastırlar görülmüştür. İrlanda kiliselerinin bir kısmında ‘Bismillahirrahmanirrahim&#8217; levhası bulunmuştur. İrlanda müziği Endülüs Arap müziğinden etkilenmiştir ki bu da Fars müziğinden etkilenmiştir&#8230;&#8221;</em></p></blockquote>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/01/_vision_of_islam_hamza_yusuf.gif"><img class="alignright size-medium wp-image-20363" title="_vision_of_islam_hamza_yusuf" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/01/_vision_of_islam_hamza_yusuf-183x300.gif" alt="" width="183" height="300" /></a> Hamza Yusuf&#8217;un İslam&#8217;ın Vizyonu kitabıyla ilgili yaptığı bir değerlendirme konuşmasının tercüme edilmiş deşifresidir.</p>
<p><strong>Bölüm 1</strong></p>
<p> <a href="http://www.amazon.com/Vision-Visions-Reality-Sachiko-Murata/dp/1557785163" target="_blank">Murata ve Chittick&#8217;ın ‘İslam&#8217;ın Vizyonu&#8217;</a> kitabı üzerinden konuşmaya çalışacağım. Bu kitabı daha once müslüman olmayan bir öğretmen grubuna anlatmıştım. Giriş bölümü okuduğum en iyi İngilizce metinlerden biri. İslam geleneğine ait derinlemesine bir tahlil yapıyor. Bu kısmı birkaç defa okudum, neden bu kitabı bu kadar sevdiğimi hatırladım. Sadece müslüman olmayanlar değil, müslümanlar için de oldukça faydalı bir kitap. Batı&#8217;da dine iki yönlü bakış olduğundan bahsetmesi takdire şayan konulardan biri. Sözlükte adına ‘dini gelenek&#8217; deniliyor, üniversitede hikaye etme yaklaşımı (narrative approach) ve tanımlama yaklaşımı (descriptive approach) tabirleri kullanılıyor. Tanımlama yaklaşımı en yaygın olanı, Antropolojik yaklaşım, dinin toplumda nasıl tezahür ettiğini gösteren bir yaklaşım. İnsanlar nasıl yaşıyorlar, dinlerini, dinlerinin gereklerini nasıl ifade ediyorlar. Bu yaklaşım insanların fiillerini içermekle birlikte din tarafından tesis edilmiş uygulamaları da içeriyor. Aynı zamanda tuhaf şeyleri de içeriyor çünkü insanoğlu garip şeyler yapar ve bunları genellikle din adına yapar ve bir süre sonra bunlar dinin bir parçası olarak görülür.</p>
<p> Din uzmanı perspektifinden, kendini adamış insanlardan bahsediyorum. Çünkü Batı&#8217;da adanmış uzmanlar olduğu gibi, Dr.Cleary&#8217;nin ifadesiyle <span id="more-20361"></span>‘cüzdan uzmanı&#8217; da çok var. Bu insanlar yaşamlarını bu işten kazanıyorlar ve bu yüzden anlattıklarına inansalar da inanmasalar da para kazanmak için anlatmak durumundalar. Dine inanmadan din anlatan birçok insan var. Bu yaklaşım dini öğrenmek isteyenler açısından bir problem.</p>
<p> California Üniversitesinde din derslerine katıldım. Bir gelenek içinde bulunan, o geleneğe inananların anlattığı dersler çok farklıydı. Zen Budizmine derin ilgisi olan dindar bir Katolikten aldığım ders böyleydi mesela. Dine inanmayan kişilerin sınıflarında ise, ne kadar objektif olmaya çalışsalar da, bir problem vardı. Aslında bu insan doğasının gereği. Bizler her şeye filtrelerle bakarız. İslam&#8217;a bakış da bu filtrelerden geçer. Müslümanlar dinlerini anlasalar da, anlamasalar da dinlerine savunarak bakarlar. Bazı Müslümanlar vardır ki bence dinin mesajını anlasa, dinden çıkabilir, çünkü onun dünya görüşüyle uyumsuzdur. Bazı Müslümanlar da vardır ve bence çoğunluk böyledir, dini öğrenmeye başladıkça bu onların kanaatlerini kuvvetlendirir. Bazı Müslüman olmayanlar İslam&#8217;ı araştırdıklarında müslüman oluyorlar. Bazıları ise, İslam&#8217;a karşı daha çok bileyleniyor. Bazıları ise müslüman olmamakla birlikte geleneğe derin saygı besliyorlar. Yani herkes filtrelerden bakıyor ve bu kitabın giriş bölümünde de bu durum anlatılıyor.</p>
<p> Kitapta şöyle diyor: &#8220;Müslümanların İslam&#8217;ı öğrenmeye ihtiyaçları var, çünkü dinleri hakkında çok az şey biliyorlar ve genellikle savunma konumundalar&#8221; ve bu tespit kesinlikle doğru. Müslümanların çoğu dünya algısına yansıyacak derin bir din bilgisine sahip değil. Birçok Müslümana en temel soruları sorun, aldığınız cevaplar sizi şaşırtacaktır. Batılılar da hiçbir şey bilmiyorlar ama insiyaki olarak düşmanlık besliyorlar, böyle bir ortamdayız. Dr.Cleary&#8217;nin ‘Zen Cohen&#8217; kitabında bahsettiği şeylerden biri bu. Kendini çok liberal, açık fikirli, ön yargısız gören Amerikalılar konu İslam olduğunda en keskin önyargılarını sergileyebiliyorlar ve bunu kesinlikle hiçbir bilgi sahibi olmadan yapıyorlar. Başka bir konuda konuşsa kendini önyargılı hissedeceği, adaletsiz olacağını düşüneceği halde konu İslam olunca kantarın topuzu kaçıyor. Birçok insandaki bu düşmanlık çok ilginç. Bu düşmanlığın birçok sebebi var. Tarihi sebepleri var. İslam yüzyıllarca dünyanın büyük bir bölümünde en büyük güçtü. Bu sebeple, bazı insanlar Müslümanlarla uyum içinde yaşarken, bazıları böyle değildi. Örneğin Çinliler ile Müslümanların güzel bir ticari ilişkileri vardı. Biliyorsunuz Çin birçok müslüman ülke ile komşudur ve Çin&#8217;in büyük sayılabilecek bir kısmı müslüman olmuştur. Çinlilerin İslam&#8217;la çok erken zamanlarda tanıştığına dair bilgiler vardır. Bir Çinli alim, kitabında, Çin&#8217;den bir delegenin Medine&#8217;de Hz.Peygamberle (SAV) görüştüğünü, bir başka delegenin ise Ömer ibn Hattab (RA) ile görüştüğünü anlatır. Yani Çinliler çok erken bir zamanda İslam&#8217;la tanışmışlar ve Müslümanlarla gayet iyi ilişki kurmuşlardır. Savaşlar da olmuş, 8.yy&#8217;da bazı Çinli kağıt üreticileri savaşta esir edilmiş ve Bağdat&#8217;a götürülerek Müslümanlara kağıt yapmayı öğretmeleri istenmiştir, Kağıt 1. yüzyılda Ts&#8217;ai Luin adında bir Çinli tarafından bulunmuştur ve bu buluşundan dolayı tarihin en önemli kişilerinden biri kabul edilir. Müslümanlar Afrikalılarla da genellikle iyi ilişkiler içinde olmuştur. Birçok Afrikalı Müslüman olmuştur. Kara Afrika&#8217;da, güney Afrika&#8217;da iyi ilişkiler kurulmuş, bunun yanında kölelikten dolayı bazen düşmanlıklar da olmuştur. Ama çoğunluğu Müslüman olmuştur. Batı Afrika&#8217;da da köle ticaretiyle ilgili bir düşmanlık olmuştur. Nijerya&#8217;nın Ebo bölgesi veya Euroba&#8217;ya inmişlerdir. Ve Euroba&#8217;nın çoğu Müslüman olmuştur ama düşmanlık da vardır, yani bazı bölgelerde iyi ilişkiler gelişirken bazı bölgeler problemli olmuştur.</p>
<p> Batı genellikle İslam&#8217;la düşmanca bir ilişki içinde olmuştur. Başlangıçta durum her zaman böyle değildi, tarihin bazı sayfalarında, mesela İspanya&#8217;da, müslümanların, Hristiyanların ve Yahudilerin uyum içinde yaşadıkları ve kültürel gelişimin göze çarptığı bölgeler de vardı. İtalya&#8217;nın büyük bir bölümünün Müslüman egemenliği altında olduğu bir zaman dilimi  olmuştur ve Arnold Toynbee&#8217;nin ifadesiyle Papa 80 yıl boyunca müslümanlara cizye ödemiştir. Yani Katolik Kilisesi&#8217;nin İslam egemenliği altında olduğu bir zaman yaşanmıştır. İslam, kuzey iklimlerine, Danimarka&#8217;ya kadar ulaşmıştır. Vikingler Müslüman olmuşlardır, Vikingler İspanyol ve Portekiz Müslümanlarına karşı savaşmış, bu sırada bazıları Müslüman olmuş, bazıları Danimarka&#8217;ya dönmüş, bir kısmı da İspanya&#8217;da kalmış ve Norman olarak İngiltere&#8217;yi işgal etmişlerdir. İrlanda bağlantısı da çok ilginçtir. İrlandalıların Müslümanlarla bağlantısı çok eskidir. Protestanlığın İrlanda&#8217;ya gelmesinden daha eskidir. İrlanda&#8217;da Arapça yazıların bulunduğu manastırlar görülmüştür. İrlanda kiliselerinin bir kısmında ‘Bismillahirrahmanirrahim&#8217; levhası bulunmuştur. İrlanda müziği Endülüs Arap müziğinden etkilenmiştir ki bu da Fars müziğinden etkilenmiştir çünkü birçok Müslüman müziğinin kaynağı burasıdır. Bu tarihin büyük bir kısmı bilinmiyor. Bilinmemesinin sebebi birçok insanın tarihi kaynakları okumaması. Tarihçiler sadece belirli alanlara yoğunlaşıyorlar. İslam konusuna ilgi duyanlar doğal olarak Müslümanlar ve ne yazık ki tarihle ilgilenen çok az müslüman var. Nabil Matar&#8217;ın kitabı ‘İngiltere&#8217;de İslam&#8217; önemli bir kitap fakat sadece bir başlangıç çünkü İngiltere&#8217;de bir Müslüman dönemi vardı, üzerinde ‘Bismillahirrahmanirrahim&#8217; yazılı paralar basılmıştı. Renegadolular vardı, bunlar Avrupalıydı , Müslüman olup ülkelerine döndüler, İngilizler Fas gibi yerlere gittiler. Müslüman olan bir İngiliz vardı ve Fas&#8217;ta bakan oldu. Tarih çok geniş bir alan, bütün bunları incelemek gerekiyor. Düşmanlık dönemleri olmuştur, çok düşmanca olmayan dönemler olmuştur ama genel kural olarak Avrupalılar Müslümanları kendilerine derin tehdit olarak görmüşlerdir. İspanya&#8217;da, İspanyolların işlerin yolunda olduğunu söylemesinin bir ifadesi ‘kıyıda hiç Fas&#8217;lı yok&#8217; demektir, bir diğer ifadeyle ortalıkta hiç Müslüman yok. Hala güney İspanya&#8217;da işler yolunda demek yerine bu ifade kullanılır. Ayrıca Roland şarkısı var. Sizlerden edebiyat okumuş ve Newton antolojisi gören varsa, Roland şarkısını okumuşsunuzdur. Roland şarkısı Roland&#8217;nın Faslı müslümanlardan geri alınışı anlatır. Charles Martell, 8.yüzyılda Müslümanları savaşta püskürtmelerinin nasıl bir dönüm noktası olduğunu anlatır. Geri dönerler, Batı Avrupa&#8217;daki seferleri durdururlar ve sonraki 800 yıl İspanya&#8217;ya odaklanırlar. İspanya&#8217;daki İslam, Avrupalı İslam&#8217;dır ve diğer tarafta Osmanlılar cihad fikrini ve İslam&#8217;ı kılıçla yayma fikrini tekrar getirmişler ve Hristiyan-Doğu Avrupa&#8217;ya seferler düzenlemişler ; Viyana&#8217;ya kadar gitmişlerdir. İnsanlar bilmez belki, kruvasan (croissant) Viyanalı bir fırıncı tarafından müslümanları yenilgiye uğrattıktan sonra crescent (hilal)&#8217;I yenmenin ve yemenin zevkiyle hazırlanmış bir yiyecektir.</p>
<p> Tarihten gelen bir düşmanlık vardır ama genellikle birçok Batılı insan, birçok doğu Avrupalı gibi tarihle ilgilenmez. Ama bir ülkede yaşıyorsanız büyük ihtimalle Haçlı Tavşan (<a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Crusader_Rabbit">http://en.wikipedia.org/wiki/Crusader_Rabbit</a>)  gibi karikatür karakterlerle büyümüşsünüzdür. El Cid (<a href="http://en.wikipedia.org/wiki/El_Cid">http://en.wikipedia.org/wiki/El_Cid</a>) gibi filmlerde faslılar hep kara yağız ve vahşi gösterilir. Eski filmlerde mesela ‘Rudolph Valentino&#8217;nun The Sheik&#8217;de (<a href="http://en.wikipedia.org/wiki/The_Sheik_(film))">http://en.wikipedia.org/wiki/The_Sheik_(film))</a> Müslümanlar oldukça romantiktir ama sonunda karakterin aslında Arap olmadığı ortaya çıkar, o bir Avrupalıdır ve Avrupalı kızı alması en doğal hakkıdır. Düşmanlık fikri ciddidir ve Müslümanlar bu konuda düşünmelidir fakat Batılılar da İslam&#8217;a daha az düşmanlıkla bakmak konusunda kendileri ile mücadele etmelidir. Bu zor. Bu kitap İslam&#8217;I Müslümanlara doyurucu bir şekilde anlatmaya çalışıyor ve bunu gayet iyi yapıyor. Sizlere problemli birkaç noktayı aktarmaya çalışacağım, bunun İslam&#8217;ın anlaşılması açısından önemli olduğunu düşünüyorum. Bu sınıfta bu dersi vermemin sebeplerinden biri İslam hakkında unuttuğumuz şeylerden birini aktarmak, holistik geleneği. Bu bütünselliktir. Kur&#8217;an der ki, ‘siz kitabın bir kısmına inanıp bir kısmına inanmıyor musunuz?&#8217; İslam&#8217;I Kabul ederseniz, ona teslim olursunuz. Bunun anlamı bütünsel dünya görüşüne teslim olmaktır. Dünyaya Müslüman gözüyle bakmaktır, dünyaya Batı üniversitelerinin veya Batı dünyasının perspektifiyle bakıp görüşlerini bulandırıyorlar ve durumun vehametinin farkında bile değiller. Yaratıcı ile irtibatı kopuk birçok Müslüman var. Günlük hayatlarında aşkın olanla hiçbir ilişkileri olmuyor; yaşamları ruhsallıktan, anlamdan tamamen uzak.</p>
<p> Bir başka ilginç nokta şu: William Chittick&#8217;in en azından bir süre geleneksel medrese eğitimi aldığını, ve bu yüzden geleneksel metinlerin tercümesi konusunda usta olduğunu biliyorum. Çünkü yaptığı tercümeleri okudum ve bu işi ne kadar ustalıkla yaptığının farkındayım. Klasik metinlerin başlangıç okuyucuları için çok zor olduğu söyleniyor. Bunlar farklı bir kültürel çevreden gelen insanlar için yazılmamış, yazarlarla aynı paralelde düşünen, aynı dünya görüşünü paylaşan kişiler okuyacak diye yazılmış kitaplar. İmam Gazali&#8217;nin 6.yüzyıl Doğu İslam&#8217;ını anlattığını unutup kendi standartlarını imama uydurmaya çalışmak, doğru ve adil değildir. Diğer taraftan İmam Gazali geleneği günümüzde de kullanabileceğimiz bizimle ilgili, evrensel şeyler söylüyor.  Diğer taraftan İmam Gazali&#8217;nin kitabında günümüzle ilgili olmayan, kendi zamanı ve bölgesiyle ilgili bölümler de var.</p>
<p> Bu kitapların ileri düzey entelektüel bilgiye sahip kişiler muhatap alınarak yazıldığı söylenebilir. Lisans düzeyi eğitim sistemimizde nadiren gördüğümüz, lisans altında ise hiç görmediğimiz bir eğitim tipi bu. Geleneksel İslami metinlerle uğraşan biri, örneğin İmam Gazali, birçok eserinde - hepsinde değil çünkü bazı eserlerini halk için, herkesin anlayabileceği şekilde yazmıştır- okuyucunun gramer, retorik, mantık, diyalektik, nazım ve nesir konusunda eğitimli olduğunu farzeder. Matematik konusunda siz zaten bilgilisinizdir. Kitabını yazarken bu varsayımlara göre yazar, dolayısıyla Arapça bilseniz bile mantık bilmiyorsanız ortalama Arapça okuyucunun anladığı anlamdan çok farklı bağlamda bir şey söylediğini anlamanız mümkün olmaz. Onun anlamı farklıdır, teknik bir kelimedir, teknikle ilgilidir. Klasik metinlerle çalışmak için kişi klasik eğitimden geçmelidir, bunu yapmazsanız anlayamazsınız. Bu yüzden klasik metinlerde çok büyük tercüme hataları görüyoruz çünkü insanlar metni incelemek için gerekli temel bilgilere sahip değiller.</p>
<p> Metinler bir konunun ana hatlarıdır. Geleneksel metinler üzerine açtığımız sınıflardaki öğrencilerimiz bunu bilmelidir. Metinler sadece ana hatlardır. Anlamların veya yorumların mandallandığı iplerdir. Geleneksel Müslüman dünyanın bilgiyi iletme şekli budur. Gramer öğrenmek bir şiiri anlamak için yeterli olmaz, yorum ilmini de öğrenmek gerekir. Tüm örnekler çalışılmış olmalıdır ki kurallar anlamlı hale gelsin. Şimdi öğrenciler kütüphaneden kitap alıp ertesi hafta bırakmak nedir bilmiyor. O kitabı satın almıyorsun, onu elle kopyalamak ve bir ustayla kelime kelime aylarca, yıllarca çalışmak gerek. Şahsen bazı metinleri, yayınlanmadığı ve bulunamadığı için elle kopyalamak durumunda kaldım. Bundan çok faydalandım ve böyle bir imkanım olduğu için mutluyum. Oturup hocamla kelime kelime metin yorumladık. Onlarca kitabı hocam ile bu şekilde çalışmanın etkisi büyük oldu. Şeyh Muhammed bu şekilde yüzlerce kitabı bitirdi. Babasıyla birlikte 400 kitabı mütalaa ettiler. İyi bir eğitim aldıysanız, tek başınıza mütalaaya başlamadan once en az 30-40 kitabı bir hocayla birlikte mütalaa etmiş olmanız gerekir.</p>
<p> Bir ilginç konuya daha temas edeceğim. Birçok çağdaş Müslüman ‘eskimiş malzemelerle&#8217; uğraşmaktan bıkmış gibi görünüyor. Entelektüel miraslarını kenara itmeye ve bunu bilimsel çabalarla, mesela sosyolojiyle değiştirmeye çalışıyorlar. İslami mirasın gereksiz ve Kur&#8217;an&#8217;ın yeterli olduğunu söyleyerek bu insanlar zamanın ruhuna teslim oluyorlar. Eski yorumları dikkate almayanlar, metinleri günümüz baskın dünya görüşü ışığında ele almak durumunda kalıyorlar. Bu, kendi zamanını büyük geleneğin ışığında aydınlatan büyük otoritelerin takip ettiği yoldan çok farklı bir yol. Antik geleneğin güzelliklerinden biri, 12.yy&#8217;da yazan bir yazar, 3. Ve 4.yy yazarları ile aynı dünya görüşü ile yazıyor ve yorumda bir süreklilik var. Zamanın ayartmalarına boyun eğmiyorlar. Modernlerin yaptığı şeylerden biri herşeyi kendi zamanı içinden değerlendirmeleri. Sonra bu insanlar arkalarına bakıp ne kadar komik sonuçlara ulaştıklarını görüyorlar. Bu yüzdendir ki 19.yy&#8217;a baktığınızda kafatası bilimi kişiliği anlamanın en güncel yoluydu ve insanların kafatasındaki şişkinliklerden karakter analizi yapıyordu. Bu 19.yy&#8217;da son derece bilimsel görünüyordu. Bugün dile getirilen fikirlerin de 50-100 sene içinde benzer bir duruma düşeceği beklenebilir. Bu tehlikelerden sadece biri.</p>
<p> Kitapta bahsedilen bir diğer konu da şu: Entelektüeller ilgisiz detayları tartışmak için büyük zaman harcıyorlar. Müslüman alimler bazı şeylerle ilgili çok fazla detaya girmişler ve bunların ilgisiz konular olduğuyla ilgili bir anlayış var. Aslında onların tartıştıkları günümüz dünyasında da tartışılmaya devam ediyor ve devam eden anlamsal analizler var. Dilin derinlemesine analiziyle ilgilenen insanlarımız var. Tarihte böyle müslümanlar bulursunuz. Gramer konusunda en olağanüstü alimler Irak&#8217;ta 3.,4. Ve 5.yüzyılda ortaya çıkıyor. Bir doktora tezi var, modern dil teorisinin, aslında 3.ve 4.yy&#8217;da Irak&#8217;ta çıktığını gösteriyor. Bunları çalışan dil bilimciler bunları okumuş ve kendi fikirlerini ortaya koymak için kullanmışlar. Mark Twain şöyle der: ‘eskiler en güzel fikirleri bizden çalmışlardır&#8217;. Eskileri okumak kadim bir hiledir. En popüler yazarların bazılarına baktığınızda, ve klasiklerle karşılaştırdığınızda malzemeyi nereden aldıklarını ve ama bunları nasıl güncel gibi sunduklarını ve nasıl yeni hale getirdiklerini görürsünüz. Epictitus, ‘bana 2000 yıl once Roma&#8217;da yaşamış bir köle nasıl yardım edebilir?&#8217; diye soruyor kitabında.</p>
<p> Son olarak diyor ki; &#8220;biz yazarların kendi lensleri vardır. Bazıları bizi İslam&#8217;ın vizyonunu İslam entelektüel geleneğinde ve özellikle Sufi geleneğinde aradığımız için yadırgayabilir ama İslam içindeki bu perspektiflerdir ki geleneğin en bilinçli yansımasını sağlar&#8221;. Çalıştıkları entelektüel gelenek, klasik gelenek. Sufi gelenek, insanların hakkında kötü konuştuğu Sufi gelenek değildir. Eski alimler, büyük alimler kendi ruhsallığı içinden köklenen bir perspektife sahip olmuşlar ve İslam&#8217;ın yorumu ve açıklamasını buna dayanarak yapmışlardır. Bunun adı tasavvuf ilmiydi. Dolayısıyla bu bir keşif değil, bu geleneğin bir parçası ve onların gösterdiği de bu.</p>
<p> Şimdi giriş bölümünde dinin Hz.Peygamber vasıtasıyla (SAV) gelen Kur&#8217;an ile kurulduğunu söylüyor. Müslüman, Allah&#8217;ın iradesine teslim olan ve İslam dinini takip edendir. Kur&#8217;an Hz.Peygamber (SAV)&#8217;e Cibril ile iletilmiş olan kitaptır, ana tema bu. Ayrıntılamak için, 1400 yıldan fazla bir zaman önce Mekke dışında bir tepede , bir insan meditasyondaydı ve melek ona gelerek ikra (oku) dedi ve bu vahyin başlangıcı oldu. Her şey buradan ortaya çıktı. Bu temeldir. Dolayısıyla Kur&#8217;an her şeyi böyle yörüngeye soktu ve şimdi gezegenimizde her 5 insandan biri Kur&#8217;an&#8217;ın Allah tarafından gelen vahy olduğuna inanıyor. Yani bu melekten vahy alan bir insan ile başladı. Müslüman&#8217;lara göre, Hristiyanlardan farklı olarak, Kur&#8217;an sadece Arapça&#8217;dır. Bir hristiyan genellikle İncil&#8217;den konuşurken, ‘incil&#8217;de böyle diyor&#8217; diye konuşur. Bir Müslüman hiçbir zaman eğer İslam&#8217;ı gerçekten anladıysa Yusuf Ali&#8217;nin tefsiri için böyle söylemez. Der ki ‘mealde diyor ki&#8217;. Hiçbir zaman ‘Kur&#8217;an diyor ki&#8217; demez. Bunu dememelisiniz çünkü çeviri sonuçta bir yorumdur ve hiçbir Müslüman Kur&#8217;an&#8217;ın herhangi bir mealini kesin kabul etmez. Kur&#8217;an&#8217;ın kesin bir çevirisi yoktur, bu Arap dilinin doğasıyla ve dilin genel doğasıyla ilgilidir. Her dilde farklı yorumlar mümkündür.</p>
<p>Geçenlerde iki yıllık çalışma sonucu İmam el Busuri&#8217;nin 160 mısralık şiirini çevirmeyi tamamladım. Bu şiiri üç defa tekrar tekrar çevirdim, önce harfi harfine çevirdim ve sonra birine gönderdim benim için düzenledi, birçok değişiklikle geldi, ikinci bir defa çalışmak durumunda kaldım ve bir daha üzerinden geçtim ve son defasında tamamen yeniden çevirmiş oldum. Bir noktada farkettim ki sürrealistik Arjantinli bir yazar olan ve değindiği motiflerden biri olayların sürekli yeniden tekrarlanması olan Borehey Horeheads&#8217;in bir hikayesinde sonsuza kadar çeviri yapmaya devam eden bir karakter olarak pekala yer alabilirdim çünkü her zaman yeni olası bir anlam vardır. Her zaman başka bir anlama gelebilen kelimeler vardır. Eşanlamlı sözcükler kitapçığına bakarsanız aynı kelimenin birçok farklı karşılıkları olabileceğini görürsünüz. Kur&#8217;an Arapçadır, ‘Biz bunu Arapça indirdik&#8217; buyruluyor. Bu Arapça Kur&#8217;an&#8217;dır. Bu yüzden Kur&#8217;an Arabidir ve bir de Kur&#8217;an meali vardır. Meal Kur&#8217;an diye isimlendirilemez.</p>
<p> Bu çok önemlidir. İncil&#8217;in birçok farklı yorumu vardır. Yeni Amerikan versiyonuna bakarsanız, ve sonra King James&#8217;e bakın, tamamen farklıdır, bazen mana tamamen değişir. Dolayısıyla neyi takip ediyorsunuz ve ne anlama geldiğine kim karar veriyor? Açıkça Kur&#8217;an&#8217;ın birçok yorumu vardır ama eğer 15 farklı ilmi tamamladıysanız -Ibn Cuzai&#8217;ye göre 12- Kur&#8217;an&#8217;a hakim olabilir ve ancak ondan sonra yoruma kalkışabilirsiniz. Bu ilimleri tamamladığınızda, yorumunuz Arap diliyle uyumluysa ve Hz.Peygamberin (SAV) söyledikleriyle çelişmiyorsa, bu kabul edilebilir bir mealdir. Yani Kur&#8217;an farklı yorumlanabilir, hep öyle olmuştur ve olmaya devam edecektir. Kur&#8217;an&#8217;ın ilk zamanlarda Farsça&#8217;ya çevrildiğinden bahsediyor ki doğrudur ama notlarda satır arası olmuş, aslında bunlar halk için yapılmamış, kurallar için yapılmıştır, yani Kur&#8217;an&#8217;ın yorumu halka verilmemiştir. Katolik Kilisesi de aynı fikri takip etmiştir. İncil&#8217;I Latin dilinde tutmuşlar ve Luteryanlık ve Protestanlığa kadar lisanlarına çevirmemişlerdir,  çünkü İncili okumadan once farklı ilimlere hakim olmak gerektiğini, aksi taktirde yanlış yorumlamaların olabileceğini düşünmüşlerdir. Ve sonra Kur&#8217;an&#8217;ın 7 katman anlamından bahsediliyor. ‘Kur&#8217;an 7 farklı harfte indirilmiştir&#8217; hadisine atıfta bulunuyor. Bunun ne anlama geldiğine dair tartışma var ama bir hadiste Hz.Peygamber (SAV) buyurmuşlardır ki ‘herbir ayetin iç, dış ve öte anlamları vardır&#8217;. Sadece dış, zahiri manalarını kabul ederseniz ezoterist olursunuz. Sünni Müslümanlar daima Kur&#8217;an&#8217;ın hem batıni, hem de zahiri olduğunu ve hiçbirinin reddedilemeyeceğini düşünmüşlerdir. Kur&#8217;an avama, sıradan insanlara da havassa, sofistike insanlara da, felsefecilere de krallara da köylülere de çobanlara da hitap eden inanılmaz bir medeniyet yaratmıştır. Bu Kur&#8217;an&#8217;ın en güçlü ve çekici özelliklerinden biridir. Her kademeye seslenir ve ortak bir temelde hepsini buluşturur. Kur&#8217;an 100 yıl içinde Çin&#8217;den İspanya&#8217;ya farklı diller konuşan coğrafyalara -dili Arapça olmasına karşın- hitap edebilmiştir.  Çünkü onların sadece kulaklarına ve dillerine değil kalplerine ve akıllarına hitap etmiştir. Çünkü insanoğlunun paylaştığı en temel anlamdan bahsetmektedir ve Kur&#8217;an bu yüzden evrenseldir.</p>
<p> Diğer gelenekleri okuduğunuzda farkedeceğiniz şeylerden biri şudur ki, kutsal metinlerinde coğrafya ile ilgili birçok bilgi vardır, ormanda yaşamakla ilgili mesela, İslam&#8217;da ise, Kur&#8217;an&#8217;a baktığınızda okyanus üzerinde seyahat eden adama seslenir, halbuki Araplar okyanusta gezmemişlerdir, okyanusun ortasında dev dalgalar içindeki gemicilere seslenir. Ayrıca çölde gezen adama seslenir. Dağlarda seyahat eden, yaşayan, tarımla uğraşanlara, çobanlara seslenir. Tüccarlara seslenir, ticaret yapan insanlara seslenir, elle iş yapan insanlara seslenir, herkes kendini Kur&#8217;an&#8217;da bulur ve Kur&#8217;an herkesle konuşur.</p>
<p> İslam&#8217;ın birleştirici etmenlerinden biri hepimizi Arapçaya davet etmesidir, dolayısıyla Hristiyanlar mesela Kore dilinde, Japonya, Lehçe, Sanskritçe ayinler yaparlar ama Müslümanların ibadetleri, tek dildedir ve hepimiz onu paylaşırız. Yani hangi camiye gitseniz, aynı Kur&#8217;an&#8217;ın okunduğunu duyarsınız, farklı bir Kur&#8217;an duymazsınız ve bu bizleri birleştiren bir faktördür. Kur&#8217;an hakim olarak yeni Ahit kadar olsa da ittifakla Eski Ahitten de Yeni Ahitten de çok farklıdır. Bu kitapların ikisi de birçok farklı insan tarafından toplanmış derleme kitaplardır, Kur&#8217;an ise tek bir insana verilmiştir ve bu konuda ittifak vardır. Her ne kadar Patrician Crone gibi Kur&#8217;an&#8217;ın Hz.Peygamber (SAV)&#8217;in vefatından sonra bir kurul tarafından toplandığını ve onların eklemek istediklerini eklediklerini, çıkarmak istediklerini çıkardıklarını söylemeye kalkışanlar olduysa da. Bu aylık Atlantic Dergisiydi, birkaç sayı çıkardı. Bu teoriler Oryantalist geleneği araştıran oryantalistler tarafından dahi reddedildi ve Patricia Crone bir derece çark etti. Üç-dört yıl önce söylediklerini artık söylemiyor. Doğu sahilinde ders veriyor, aslında SOAS&#8217;deydi. Aynı şeyleri söylemiyor çünkü Oryantalist topluluktan çok tepki aldı. Bu fikirler gayr-i Müslim İslam akademisyenleri tarafından bile kabul görmüyor.</p>
<p> Nicholson, Arberry&#8217;ye Arap edebiyatı tarihini öğrettiği kitabında der ki, itiraf etmeliyiz ki Kur&#8217;an kesinlikle Peygamberden nakledilen sözlerdir. Müslümanların ve özelde Arapların geniş hafızalarını bilenler bilir ki bu kitap ezberle nakledilmiştir. Size bir örnek vereceğim. Muhammad Hasan El Dudu buraya geldi ve burada bir ders de verdi. Kendisi fotoğraf hafızasına sahiptir ve birçok hadis kitabını ezbere bilir. Buhari&#8217;yi kalbiyle ezberlemiştir.  Bende Buhari&#8217;nin el yazma bir nüshası var, alıp baktı ve ilk sayfada iki hata buldu ve bana gösterdi. Bu yüzden müslüman geleneğinde güven insanadır, sadece kitaplara değil ve insanlar bunu anlamıyor. İnsanlar güçlü hafızalara sahip olmak için uğraşmışlardır, buna önem vermişlerdir ve hafızalarını bilgiyi muhafaza için adamışlardır. Ezberler metnin kendisinden çok daha güvenilirdir. Katipler hata yapar ama Hafız yapmaz. Hata yapabilir ama hatasını anlar, eğer gerçek hafızsa. Bu yüzdendir ki hiçbir gerçek Hafız onu düzeltene ihtiyaç duymaz. Onu tek başına bırakın kendi başına çalışır. Hepimiz bunu gördük, teravihte güçlü bir hafızın arkasında namaz kılmış olanlar bilir. Hafız, Kur&#8217;an&#8217;I kalbiyle hıfzedendir.</p>
<p> En kısa sure 10 kelimedir ve en uzunu 6000&#8242;in üzerindedir. Bunların herbirine ayet denir ve anlamı işarettir. Bununla ilgili detaylara giriyorlar. Kur&#8217;an ile İncil arasındaki ilginç farklılıklardan biri Kur&#8217;an&#8217;ın Allah&#8217;tan bahsetmesidir. Şimdi Kur&#8217;an&#8217;ın bu geleneklerden farklılaştığını duymak bazılarına sürpriz gelebilir ama incili okursanız, İncil Tanrıdan çok da bahsetmez. Tarihten, kabilelerden, insanların problemlerinden, ailelerden, birçok şeyden bahseder ama İncilin bölümlerinde birkaç sayfadan başka tanrıdan bahsedildiğini göremezsiniz. Kur&#8217;an&#8217;da ise bahsedilen konudan bağımsız olarak hepsi Allah&#8217;a bağlanır ve bunun yollarından biri yüce isimlerinin kullanılmasıdır. Ayetler, O&#8217;nun merhametli, Kerim, Her şeye gücü yeten olduğu şeklinde biter. Kur&#8217;an daima her konuyu en önemli konu olan Allah&#8217;a getirir ve bu yüzden kırmızı yazılmış Kur&#8217;an&#8217;a bakarsanız farkedersiniz ki herbir sayfada Allah&#8217;ın adı vardır. Kırmızı yazılı İncil&#8217;e bakarsanız İncil&#8217;in Tanrıdan bahsetmediğini görmek size şaşırtıcı gelebilir. İncil&#8217;I eleştirmek için değil, iki kitap arasındaki bu bariz farkı ortaya koymak adına söylüyorum.</p>
<p> Burada bahsettiği konulardan biri de şu: Ana dili Arapça olanlar Kur&#8217;an&#8217;la bir mülkiyet ilişkisi kuruyorlar, bir diğer deyişle ‘o benimdir ve başkasının değildir, özellikle Araplarındır&#8217; şeklinde. ‘Eğer Arapça bilmiyorsanız, Araplar sizing kur&#8217;an&#8217;I anlayamayacağınızı düşünür&#8217; diyor. Şahsen bunun doğru olduğuna inanmıyorum. Arap olmayan birçok insan var, Arapçayı bilmiyorlar ama birçok Arap&#8217;tan daha fazla hayatlarını Kur&#8217;an&#8217;a gore yönlendiriyorlar. Güney Asyalı insanlar biliyorum anne babalarını Kur&#8217;an okurken ağlarken gören ama okuduklarının ne anlama geldiğini dahi bilmiyorlar ama biliyorlar ki bu Allah&#8217;ın sözü ve bu onları etkiliyor çünkü Allah&#8217;ın vahyini okuyorlar. Meşhur hikayedir bir acem kur&#8217;an&#8217;I duyup ağlamaya başlıyor ve bir Arap ona ‘sen Acemsin ve nasıl Kur&#8217;an&#8217;I duymakla ağlarsın?&#8217; diye soruyor. O da cevap veriyor: Benim dilim Acemdir ama kalbim Arabidir. Kalp, aklın anlayamayacağı şeyleri anlar. Bu da önemlidir. Genel kural şudur ki İslami dünya görüşünde temeli olmayan bir kişi, Kur&#8217;an&#8217;ın mealini okursa önyargılarını onaylar ve bu maalesef çok doğrudur. Kur&#8217;an&#8217;a önyargılarınızla giderseniz aradığınızın ta kendisini bulursunuz, bunu biliyorum, yapıyorlar ve işte ortada. Arıyorlar ve aradıklarını buluyorlar; siz bir şey arıyorsanız başka şeylere kör kesilirsiniz , yani Kur&#8217;an&#8217;a önyargılarınızı onaylatabilirsiniz. Kur&#8217;an&#8217;ın size konuşmasına izin vermezsiniz. İşte bu yüzden Kur&#8217;an ‘bu muttaki insanlara bir rehberdir&#8217; der ve sonra der ki ‘bu kitabın içinde şüphe yoktur&#8217;, daha baştan pozisyonunu açıklar. Bu kitap hakkında şüpheniz varsa, size fayda sağlamaz. Allah&#8217;ın bir vahyi olduğuna otomatik olarak inanmazsanız size bir faydası olmaz. Otomatik olarak Allah&#8217;ın vahyi olmadığına şartlanmışsanız o perspektifle okumaya başlarsınız. Ama ona gidip bilmek istiyorum bu ‘Allah&#8217;ın vahyi midir?&#8217; diye giderseniz, şüphe değil ama bir şey bilmiyorsunuz ve basitçe kendiniz görmek istiyorsunuz, şüphecilikle objektiflik farklıdır ve bu yolları seçtiğinizde tamamen farklı deneyimler yaşarsınız.</p>
<p> Bir diğer konu kur&#8217;an ve Kur&#8217;an&#8217;ın dünya görüşünün Arap diliyle kesinlikle bağlantılı olmasıdır. Arapça Semitik bir dildir, Hz.Musa ve Hz.İsa&#8217;nın (AS) konuştuğu dildir. Onlar da Semitik diller konuşmuşlardır. Aramice ve İbranice kök yapı olarak Arapça&#8217;ya çok benzer. İbrani alimleri İbrani dilini yorumlamak için Arapça sözlükleri kullanmak durumunda kaldıklarını ifade etmişlerdir. Çünkü Hahamlar Arami dilindeki eski ahit tefsirleriyle uzun uzadıya uğraşmayı yasaklamışlardır. Sözel gelenekleri vardır ve yazıya dönüştürmekle ve sözlükle uğraşmazlar. Araplar sözlük yazmaya hemen 8.yüzyılda başlamışlardır. Bu ilk sözlük İngilizce sözlükten farklı olarak son derece sofistikedir. Biz ilk sözlüğümüzü 16.yüzyılda yaptık ve kötü bir sözlüktü. Araplar isenİslam&#8217;dan hemen 100 sene sonra son derece sofistike sözlükler yazıyorlardı. Arapçayla ilgili bir diğer konu onun şiirle korunmuş olmasıdır. Hz.Ayşe sadece tek bir şiirden 12,000 mısra ezbere biliyordu. Bu abartı değil çünkü ben şahsen 12,000 mısradan fazla ezbere bilen insanlar gördüm ve bunun abartı olmadığını biliyorum.</p>
<p> Sonra Kur&#8217;an&#8217;dan bahsediyor kitap. 114 kısımdan oluşuyor. Sürekliliği olmayan bir kitap ve bu Batılı insanlar için bir handikap. Çünkü Yaratılışla başlayan ve tarihle devam eden kitaplara alışmışlar. Kur&#8217;an&#8217;ı okursunuz ve o yaratılışla başlamaz. Allah&#8217;ın başlamak istediğiyle başlar. Eli Lam Mim&#8217;le başlar. Bunun anlamını kimse bilmez ve bence bu Kur&#8217;an&#8217;ın Allah kelamı olduğunun en büyük delillerinden biridir. Çünkü kimse bunu düşünemez, anlamını kimsenin bilmediği harflerle başlamayı. Her bilenden daha iyi bilen olduğunu göstermek için. Kitaba alçakgönüllü yaklaşmalısınız çünkü size diyor ki ‘siz her şeyi bilmiyorsunuz. Çok az şey biliyorsunuz&#8217; ve bunu hatırlamak önemli.</p>
<p> 20.sayfanın altında Peygamber (SAV)&#8217;in intiharı düşündüğü şeklinde görüşler bulunduğunu söylüyor. Bu doğru değil, intiharı düşünmedi. Çok endişeliydi ve bu da peygamberliğin delilidir çünkü yalancı peygamberler sizi Tanrı tarafından gönderildiğine ikna etmeye çalışır, fakat Hz.Peygamber (SAV)&#8217;in ilk karşılığı ‘bana neler oluyor?&#8217; olmuştur. Bu eşi tarafından onaylandığında ve Varaka, eşinin kuzeni, tarafından, neler bittiği anlaşıldı ama başta çok endişeliydi ve derin bir şok içindeydi. Bunu kabullenecek cesareti başlangıçta yoktu, ama kelimenin bu anlamıyla gönülsüz değildi. Şaşırmıştı ve sorumluluğuyla ilgili endişeliydi. Bunu Kur&#8217;an&#8217;da görebilirsiniz. Der ki ‘vahyi ezberlemeye çalışma&#8217; çünkü unutacağından veya tamamını alamayacağından korkuyordu ve kendini büyük bir borç yükünün altında hissediyordu.</p>
<p> Hz. Peygamber (SAV) Arap Yarımadasında doğmuştu. Putperest bir ortamda doğmuştu. En baştan putperestliği reddetmişti. Putları sevmemişti, putlara yemin etmemişti, putlar önünde eğilmemişti. Allah&#8217;ın birliğine veya tevhide karşı doğal bir eğilimi vardı. Arap yarımadasında Haniflik diye bir gelenek vardı, Arapça&#8217;da hanif ‘doğal olarak Tanrı&#8217;ya yönelen&#8217; demektir. Bu insanlar Tanrının bir olduğunu biliyorlardı, onlar kendilerini Hz.İbrahim&#8217;in dinine inananlar olarak görüyorlardı. Yahudi ve Hristiyanlığı benimsemediler ama Tanrının tekliğine inandılar. Bu şekilde birkaç kişi vardı ama çok da yoktu. Parmakla sayılamayacak kadar çoktu ama çok büyük bir önem verilmiyordu bu dine. Hz.Peygamber (SAV) bu geleneğe yöneldi ama 40 yaşına kadar vahy almadı ve sonra gerçek rüyalar görmeye başladı. Tepeye çıkar, insanlardan kendini soyutlar ve putperestliğin kirletici ortamından kendini uzak tutardı. Bu kendi başına olduğu vakitlerden birinde vahiy geldi. Arap kabileleri kendilerini, ve bizler de Arapların Hz.İsmail&#8217;in soyundan geldiğine inanırız. Hz.İsmail, Hz.İbrahim&#8217;in oğludur. Hz.İsmail ilk çocuğudur. Hz.Hacer&#8217;in oğludur ve İncil&#8217;e gore büyük bir milletin babasıdır. Tevrat böyle diyor. Martin Lings diyor ki Tevrat kutsal kitaptır, uydurulmuş değildir ve Tanrı dindışı bir şeye büyüklük atfetmez. Bir diğer deyişle, büyük bir milletin babası olacak, bunun anlamı Tanrıya boyun eğen büyük bir millet olacak, bir ümmet olacak demektir. Birçok insan bunu bilmez, ama Minmodes, Nihamidies, Tevrat&#8217;ın birçok büyük yorumcusunun resmi yahudi öğretisi, Hz.Peygamber (SAV)&#8217;in ilahi vahy almış olduğu şeklindedir. Onlar bunun Allah&#8217;tan olduğuna inanmışlardır ama bize gelmemiştir diye düşünmektedirler. Bu durumun Hz.Zekeriya&#8217;nın kehaneti olduğuna inanırlar. Bunu Orta Doğu politikasından etkilenmemiş Yahudi teoloji kitaplarında bulabilirsiniz. Yahudiler, Hz.Zekeriya&#8217;nın ‘Yahudilere öğretilen Doğu ve Batı&#8217;ya yayılacaktır&#8217; sözünü bu öğretinin Hristiyanlık ile Batı&#8217;ya ve İslam ile Doğu&#8217;ya yayılması olduğu şeklinde yorumlarlar. Hristiyanların dininin yarım olduğunu, diğer deyişle anlayışlarının teslis ile gölgelenmiş olduğunu, ama Müslümanlar&#8217;ın Tanrı&#8217;nın birliği konusunda tam anlayışa sahip olduklarını ve onların Mesih&#8217;in gelmesi için dünyayı hazırlamak için daha iyi bir pozisyona sahip olduklarını düşünürler . </p>
<p> Bazı büyük hahamların düşüncesi İslam&#8217;ın Allah&#8217;ın takdir ettiği bir araç olduğu ve Mesih&#8217;in gelmesi için dünyayı hazırlamanın bir yolu olduğu şeklindedir. Bizler Mesihin Hz.İsa olduğuna inanırız, Hristiyanlar da öyle inanır ama böyle bir pozisyon olması da hayli ilginç. Hz.Peygamber (SAV), Hz.İsmail&#8217;in soyundandı, 40 yaşında vahiy geldi, önce bunu gizli tuttu ve bir noktada Allah ona çıkıp insanlara dini tebliğ etmesini söyledi ve O da emredileni yaptı. Arapların buna verdiği karşılık ‘bunlar eskilerin hikayeleridir&#8217; demek oldu, Bir diğer deyişle bunlar peri masallarıdır&#8230; Günümüzde de yaklaşımın bununla benzeşmesi ve Kur&#8217;an&#8217;ın bu çeşit bir karşılık bulması hayli ilginçtir.</p>
<p> Bahsettikleri konulardan biri de Neml suresinde de bulunan ‘bu bizden öncekilere de yapılan bir tehditti (27:68) -yani Yahudiler ve Hristiyanlardan bahsediyor- ‘bunlar geçmişlerin masallarından ibarettir&#8217;. Araplar mesajı böyle reddederler. Hz.Peygamber (SAV) için dönüm noktası hicrettir. Ona gönderilen bir delegenin ricası üzerine 13 yıllık baskının ardından hicret edip, Yesrib&#8217;e gitmiştir. Evs ve Hazrec, bu şehir Yesrib ismiyle anılmadan birkaç jenerasyon önce bu şehre göç etmiş iki Yemen kabilesidir. Burası hurmalıkların olduğu bir tarım şehridir ve birbirleriyle savaşmaktadırlar, sürekli savaşıyorlardı. Kabile arası kavgalar vardı ve bundan çok yorulmuşlardı, bu vahşeti bitirmek istiyorlardı. Orada yaşayan ve ticaretle uğraşan ama aynı zamanda hurmalıkları da olan bir Yahudi toplumu vardı. Medine&#8217;de piyasayı kontrol altında bulunduruyorlardı ve Araplara sürekli son Peygamberden bahsediyorlardı. Bu şehirde ortaya çıkacağını ve tüm putları temizleyeceğini ve dini yenileyeceğini. Bu Yahudiler gelecek olanın Yahudi bir Peygamber olmasını umuyorlardı. Hz.Peygamber (SAV) çıktığında birbirlerine ‘belki de bu, Yahudilerin hakkında bahsettiği kişidir&#8217; dediler ve gidip kendileri görmek istediler. Gidip gördüler ve Müslüman oldular. Sonra Hz.Peygamber (SAV) oraya göç etti, ve göç edenlerle Medine insanları arasında inanılmaz bir kardeşlik bağı oluştu. Hicret İslam&#8217;ın genişlemesinin ve şehirleşmesinin başlangıcıdır, müslüman takviminin ilk yılıdır. Bir bakıma müslümanlar için zamanın başlangıcıdır.</p>
<p> Üç ana kaynağımız var: </p>
<ul type="disc">
<li>Kur&#8217;an, ki, vahiy olduğuna inanırız, Allah Peygamberine (SAV) Cibril vasıtasıyla indirmiştir.</li>
<li>Peygamber vasıyasıyla (SAV) gelen vahiy. Buna hadis denir. Bunun anlamı Peygamber ilhamla konuşur (SAV). Tanrı&#8217;nın ilhaıyla konuşur. Kendi tutkusuyla konuşmaz, bu ona gelen bir vahiydir. Hadisleri dahi vahiydir. Böyle inanırız, hadisler içinde gereksiz, fazla hiçbir söz bulamazsınız. Tüm hadislerin Müslümanların hayatı için anlamları ve etkileri vardır. Hadisler üç ana kategoriye ayrılabilir:  </li>
<li> 
<ol type="1">
<li>Ahad, tek kişi tarafından rivayet edilmiş olanlardır, Bunlar diğerlerinden daha az güçlüdür.</li>
<li>Mütevatir, çok kişi tarafından aktarılmış hadis demektir. Bunlar Peygamber (SAV)&#8217;den gelmedir ve mutlak inanç olarak Kur&#8217;an ile aynı statüye sahiptir, bunları reddedemezsiniz. Buna örnek olarak Peygamber (SAV) savaşta kadınların ve çocukların öldürülmesini yasaklamıştır. Bu birçok kişi tarafından rivayet edilmiştir. Bununla ilgili o kadar çok rivayet vardır ki yanlış olmasına imkan yoktur. Bu yüzden alimler üzerinde ittifak etmişlerdir.</li>
<li>Hadis-I Kudsi Allah&#8217;ın vahyidir ama Hz. Peygamber (SAV) bunu hadis olarak aktarmıştır. Kur&#8217;an&#8217;la aynı konumda değildir, namazda okunamaz ama onun doğrudan Allah&#8217;tan geldiğine inanırız. Bunun bir örneği şudur: Peygamberimiz (SAV) diyor ki, Allah diyor ki, ‘İnsanoğlunun her bir ameli kendisi içindir, sadece oruç müstesna. O Benim içindir.&#8217; Çünkü Allah gerçekte tek yemeyen ve içmeyendir.  Dolayısıyla oruç tuttuğunda bir eylemde bulunuyorsun, ve bu Uluhiyete en yakın şey çünkü sadece Allah yemez ve içmez, biz hepimiz yemek içmek zorundayız. Bu bir yorum, başka bir çok yorum var.</li>
</ol>
</li>
</ul>
<p> Kur&#8217;an&#8217;ın sonsuz olduğuna ve yaratılmamış olduğuna inanırız. Bu Kur&#8217;an&#8217;ın manası demektir, diğer bir deyişle kitaptaki harfler, kelimeler değil. Bizler, bu iki kapak arasındaki Kur&#8217;an&#8217;ın Allah&#8217;ın yaratılmamış sözü olduğuna inanırız. Bunu diyebiliriz ama bunu söylediğimizde bunlar harfler ve mürekkep anlamında değildir. Kelimelerin taşıdığı anlamlardır.</p>
<p> 24.sayfada Hz.Ali hakkında, görüşünü bildirmediğinden bahsedilmiş. Şia görüşünü veriyorlar. Bu Sünni görüşü değildir. Bizler İmam Ali&#8217;nin Ebu Bekir&#8217;e biat ettiğine inanırız ki, ve burada onu söylüyor, ve Şia bunu itiraf eder. Hz.Ebu Bekr&#8217;in raşit halife olduğuna ve Hz.Ebu Bekr&#8217;in Hz.Ali&#8217;den faziletli olduğuna inanırız. Sahih Buhari&#8217;de bir hadiste Hz.Ali açıkça Hz.Ebu Bekr&#8217;in kendisinden faziletli olduğunu ve Hz.Ömer&#8217;in de öyle olduğunu söyler.</p>
<p> Müslümanlar birçok farklı dinle birlikte yaşamışlardır. Dinlere baskı kurmamışlardır. Dört durumda bu baskı olmuştur ama alimler buna karşı çıkmışlardır. Bunlar kendi politik avantajları için durumları maniple eden, kısa görüşlü hükümdarlar tarafından yapılmış ve büyük problemlere sebep olmuş olaylardır. Ama genel olarak Müslümanlar&#8217;ın diğer dinlere düşmanca davranmadıklarını söyleyebiliriz, Kiliselerini, Sinegoglarını ve Tapınaklarını bozmamışlardır, bunlara Zerdüştler, Hindular ve Budistler dahildir. Afganistan, Müslümanlar oraya gitmeden once derin bir Budist geleneğe sahipti. Aslında Bugh Buda mantığının merkeziydi ve bu mantıkçılar Müslüman oldu. İslam teolojisine Yunan mantığında olmayan bazı Budist mantık formülasyonları tanıttı. Yunan mantığında ne a, ne de b senaryosu yoktur, Budist mantığında vardır. Geleneksel İslam teolojisinde ne a, ne de b&#8217;nin olmadığı durumlar vardır. Bunun Budist mantıkçıların etkisiyle ortaya çıktığını düşünüyorum. Aslında ben bir makale yazdım ‘Budistler İslam&#8217;a nasıl yardım etti&#8217; diye ve bu konuyla ilgiliydi ama iyi bir eleştiri süzgecinden geçirmeden yayınlamamaya karar verdim.</p>
<p> Bir diğer önemli konu şudur ki genellikle Müslüman hükümdarlar insanların müslüman olmalarını istememişlerdir. Müslüman olmalarını istemeyişinin sebebi gelir kaybına uğramaları ve ayrıca İslam&#8217;ın eşitlikçi yanıyla uğraşmak durumunda kalmalarıdır ve bu bir gerçektir. Buna inanmıyorsanız, İslam&#8217;ın romantik ütopik bir versiyonuna sahipseniz, bilin ki bu fantezidir. Tek yapacağınız tarih okumaktır. Müslümanlar tarihlerinde son derece dürüsttür. Müslüman olmak için Arap kabilesine girmeniz gerekirdi ve bunu bitiren Beni Ümeyye zamanında Ömer bin Abdülaziz oldu. Ondan once Arap kabilesinden olmanız gerekiyordu. Bir mevlaydınız ve bu düşük bir pozisyondu. Irak&#8217;ta bir hareket var, ismi Şuhubiye, anlamı insanların hareketi veya halk hareketi ve bunlar Arap olmayanlar, bıkmışlar ve buna karşı ayaklanmışlar. Yani öncelerde problemler vardı. Etnik problemler vardı, kabile sorunları, bunlar insanlığın problemleridir. Ulema bunlarla hep mücadele etmiştir. Bu ülkede 100 yıl once Hahamlar ve Rahipler anlaşmalar yazıp siyahların köleliğinin incile gore uygun olduğunu belirtmişlerdi. Bunu bulabilirsiniz, size garanti ederim, kölelikle ilgili kitaplara bakın. Müslümanlar bunu hiçbir zaman yapmadılar, ulemanın metinsel olarak baskıyı meşru gördüğü bir tarihimiz yok. Böyle bir şey mevcut değil. Tam tersi, bunlara şiddetle karşı çıkmışlardır. Jahil, siyahların beyazlara tercih edilmesinin sebeplerini yazmış kitabında, kendisi de siyah bir adamdır ve kitabında bunu kanıtlamaya çalışır. Tarihsel olarak baktığınızda birçok siyah büyük insan vardır. İbn-ül Cevzi&#8217;nin Tenvir el Gubiş adında bir kitabı var, ‘etiyopyadaki siyah insanların erdemleriyle ilgili karanlıkların giderilmesi&#8217;. Bu Irak&#8217;lı imam tüm kitabını siyah insanların erdemlerini göstermeye ayırmış ve kitapta bahsettiği şeylerden biri, İsrailoğullarının siyahların Ham&#8217;ın lanetlenmiş soyundan olduğuna dair görüşünün hiçbir kaynağa dayanmadığını ve Kur&#8217;an&#8217;ın bunu reddettiğini göstermektir. Sonra der ki ‘siyahların kara derili olmasının sebebi şudur ki, Güney yarımkürede uzun sure yaşadıkları için koruyucu bir deri oluşmuşlardır. Bugün insanlığın ulaştığı bilimsel bir analizi bize yüzyıllar öncesinden sunuyor.</p>
<p> </p>
<p style="padding-left: 30px;">… Bu konuda okumak için…</p>
<p style="text-align: justify; padding-left: 30px;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/filistin_israil.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Yahudi oldukları için mi zalimler?</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify; padding-left: 30px;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/filistin_israil.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-9555" title="israil_siyonizm_zulum" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/israil_siyonizm_zulum-194x300.jpg" alt="" width="133" height="190" /></span></a>İsrail bir çok bakımdan Türkiye’ye benzeyen bir ülke. Paranoyak bir ulus-devlet. <strong><em>“Yoktan var edilmiş bir millet”</em></strong> dört tarafı <strong><em>“düşmanla çevrili”</em></strong> kutsal bir vatanda yaşıyor. Terör tehlikesine karşı ülkenin güvenliği için(?) haklar ve özgürlükler çiğneniyor. Devlet eliyle düşman üretiliyor! </p>
<p style="text-align: justify; padding-left: 30px;">Gidemeyenlerin ülkesi oluyor İsrail… Kendi zulmü altında ezilen, korku içinde yaşayan, dünyasıyla beraber Ahiret’ini de kaybetmiş olan <strong>İsrailli</strong> zannederim <strong>Filistinliden</strong> bile daha zavallı bir durumda bu yüzden. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/filistin_israil.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz</span></a></strong>.</p>
<p style="padding-left: 30px;"> </p>
<p style="padding-left: 30px;"> </p>
<p style="text-align: justify; padding-left: 30px;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/islamcilik_kitap_k.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-14898" title="islamcilik_kitap_k" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/islamcilik_kitap_k.jpg" alt="" width="118" height="183" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/Islamcilik-devrim-demokrasi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"> İslâmcılık, Devrim ile Demokrasi Kavşağında </span></a></strong></p>
<p style="padding-left: 30px;">Müslümanca yaşamak için devletin de “Müslüman” olması mı gerekiyor? Bu o kadar net değil. Çünkü İslâm’ın gereği olan “kısıtlamaları” insan en başta kendi nefsine uygulamalı. Aksi takdirde dinî mecburiyet ve yasakların kanun gücüyle dayatılması vatandaşı çocuklaştırıyor ister istemez. <strong>İ</strong><strong>yi-kötü ayrımı yapmak, iyiden yana tercih kullanacak cesareti bulmak gibi insanî güzellikler devletin elinde bürokratik malzeme haline geliyor. </strong>21ci asırda Müslümanca yaşamak kolay değil. Yani İslâm’ın özüne dair olanı, değişmezleri korumak ama son kullanma tarihi geçmiş geleneklerden kurtulmak. AKP’yi iktidara taşıyan fikrî yapıyı, Demokrasi-İslâm ilişkisini, İran’ı ve Milli Görüş’ü  sorguladığımız bu kitabı ilginize sunuyoruz. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/Islamcilik-devrim-demokrasi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a> </strong></p>
<p style="padding-left: 30px;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify; padding-left: 30px;"><strong><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">A</span><span style="color: #0000ff;">merika Tedavi Edilebilir mi?</span></a></span></strong></p>
<div style="text-align: justify; padding-left: 30px;"><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-7855" title="20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt-203x300.jpg" alt="" width="115" height="166" /></span></a> <span style="color: #000000;">Amerikalılar neden bu kadar gaddar? Dünyanın geri kalan kısmında yaşayan insanlara karşı niçin bu denli acımasız? </span></span></div>
<div style="text-align: justify; padding-left: 30px;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"> <span>Bayrak y</span><span>akmanın ve Amerikan/İsrail mallarını protesto etmenin dışında bir şeyler yapmak gerektiğini düşünenler için yapılmış bu çalışmayı ilginize sunuyoruz.</span><span> </span><span>ABD desteği son bulmadan Ortadoğu’nun psikopatı İsrail’in saldırganlığı bitmeyecek ve Ortadoğu’ya huzur gelmeyecek gibi görünüyor. Vietnam’da ve Latin Amerika’da yaşanan katliamlar Ortadoğu’da devam ediyor.</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify; padding-left: 30px;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"> </span><span style="color: #000000;"> <a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirin.</span></a></span></span></div>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/01/21/islam%e2%80%99in-vizyonu-hamza-yusuf/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/01/21/islam%e2%80%99in-vizyonu-hamza-yusuf/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İslamofobi ve internet</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/08/05/islamofobi-ve-internet/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/08/05/islamofobi-ve-internet/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Aug 2011 11:43:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Katrin Baskiotis</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Batı]]></category>

		<category><![CDATA[medya]]></category>

		<category><![CDATA[İslamofobi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=18225</guid>
		<description><![CDATA[Sol&#8217;un İslamofobi&#8217;yi ciddiye alması lazım. Her taşın altında Müslümanları bulan kaçıklarla dalga geçmek kolay. Fakat İslam karşıtı hissiyat, hızla aşırı sağın 20. asrın başındaki anti-Semitizmle yapısal benzerlik taşıyan önemli bir dayanağı haline geliyor. [...]  Sağcı popülizm güçleniyor, çünkü köşeye sıkıştıklarını düşünenlere hitap ediyor. Kemer sıkma ve ekonomik kriz ikliminde birçok insan kendini güvende hissetmiyor, zaten hissetmemeliler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/08/islamofobi.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-18226" title="islamofobi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/08/islamofobi.jpg" alt="" width="189" height="278" /></a>Sol&#8217;un İslamofobi&#8217;yi ciddiye alması lazım. Her taşın altında Müslümanları bulan kaçıklarla dalga geçmek kolay. Fakat İslam karşıtı hissiyat, hızla aşırı sağın 20. asrın başındaki anti-Semitizmle yapısal benzerlik taşıyan önemli bir dayanağı haline geliyor. [...]  Sağcı popülizm güçleniyor, çünkü köşeye sıkıştıklarını düşünenlere hitap ediyor. Kemer sıkma ve ekonomik kriz ikliminde birçok insan kendini güvende hissetmiyor, zaten hissetmemeliler de&#8230; İslamofobikler, iş kayıpları ve toplumsal çözülmeye dair gerçek güvensizliklerini, halifeden gelen hayali tehditlere kanalize ediyor.</p>
<p>Bu açıdan bakıldığında aşırı sağın büyümesi, ‘sol&#8217;un sadece internette değil, gerçek dünyada da başarısızlığın daimi hatırlatıcısı görevi görüyor. Eğer çözümler ortaya koymazsak, kendi çözümünü ortaya koyan bir Anders Breivik daima olacaktır.  <a href="http://www.timeturk.com/tr/2011/08/05/islamofobi-ve-internet.html">TAMAMI</a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/08/05/islamofobi-ve-internet/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/08/05/islamofobi-ve-internet/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Anti-İslami Teröre Hoşgeldiniz</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/08/04/anti-islami-terore-hosgeldiniz/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/08/04/anti-islami-terore-hosgeldiniz/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Aug 2011 23:02:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Akyol</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Avrupa]]></category>

		<category><![CDATA[Terör]]></category>

		<category><![CDATA[İslamofobi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=18212</guid>
		<description><![CDATA[[27 Temmuz 2011 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Batı dünyası, 11 Eylül 2001&#8242;den bu yana, &#8220;İslami terör&#8221; adını verdiği bir tehlikeyi tartışıp duruyordu. Norveçli fanatik Hıristiyan Anders Behring Breivik&#8217;in gerçekleştirdiği korkunç katliam ise, adına &#8220;anti-İslami terör&#8221; denebilecek, hiç beklenmedik bir olgu koydu önlerine. Bunun, tabiri caizse &#8220;İslam&#8217;la kafayı bozmuş&#8221; olan Batı medyasında yeni ve olumlu bir tartışma [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/05/20090511_derin_dusunce_org_chp_islam_acilimi.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-4731" title="20090511_derin_dusunce_org_chp_islam_acilimi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/05/20090511_derin_dusunce_org_chp_islam_acilimi-300x300.jpg" alt="" width="159" height="156" /></a>[27 Temmuz 2011 tarihli <a href="http://www.stargazete.com/politika/yazar/mustafa-akyol/anti-islami-terore-hosgeldiniz-haber-369876.htm" target="_blank">Star</a> gazetesinde yayınlandı]</p>
<p>Batı dünyası, 11 Eylül 2001&#8242;den bu yana, &#8220;İslami terör&#8221; adını verdiği bir tehlikeyi tartışıp duruyordu. Norveçli fanatik Hıristiyan Anders Behring Breivik&#8217;in gerçekleştirdiği korkunç katliam ise, adına &#8220;anti-İslami terör&#8221; denebilecek, hiç beklenmedik bir olgu koydu önlerine. Bunun, tabiri caizse &#8220;İslam&#8217;la kafayı bozmuş&#8221; olan Batı medyasında yeni ve olumlu bir tartışma başlatması muhtemel.</p>
<p>New York Times gazetesinin aklı başında yazarlarından Roger Cohen, &#8220;Breivik ve Azmettiricileri&#8221; başlıklı dünkü yazısıyla bunun öncülüğünü yaptı bile. Bazılarının Norveçli teröristi izole bir psikopat gibi göstermek isteyeceğini, oysa adamın sadece hasta bir ruh değil aynı zamanda hasta bir ideolojiyle hareket ettiğini anlatan Cohen, bu ideolojinin hem Avrupa hem de Amerika&#8217;da bir dizi siyasetçi tarafından pompalandığını hatırlattı.<span id="more-18212"></span></p>
<p>&#8220;İslamofobi&#8221; de denen bu ideolojinin siyasetçileri kadar &#8220;entellektüelleri&#8221; de var. Nitekim Norveçli teröristin hazırladığı ve eyleminden hemen önce internete koyduğu &#8220;2083: Avrupa Bağımsızlık Bildirgesi&#8221; başlıklı 1500 sayfalık manifesto, söz konusu anti-İslami yazarlardan yaptığı alıntılarla dolu.</p>
<p>İnançsız ama Haçlı</p>
<p>Bu yazarların en dikkat çekici üçü, yani Robert Spencer, Bat Ye&#8217;or ve Andrew Bostom, benim de yakından tanıdığım isimler. Çünkü her üçü de, Amerikan basınında yayınlanan ve radikal İslamcılığın gerçekte İslam&#8217;ı temsil etmediğini savunan makalelerime sert reddiyeler yazmış, beni &#8220;İslam&#8217;ı sinsi sinsi savunmakla&#8221; suçlamışlardı.</p>
<p>Kendilerinin yaptığı ise, İslam medeniyeti tarihindeki bütün olumsuzlukları listeleyip, sonra da &#8220;bakın, İslam işte bunlara sebep oldu&#8221; demek. Mesela Andrew Bostom&#8217;a verdiğim uzun cevapta göstermiştim ki, adamın &#8220;cihadçı Müslümanların Akdeniz&#8217;de yaptığı katliamlar&#8221; dediği şey, aslında sadece ismen Müslüman olan korsanların yağmacılığından başka bir şey değildi.</p>
<p>&#8220;Karayip korsanları&#8221; ne kadar &#8220;Hıristiyan&#8221;sa, yani, Akdeniz korsanları da ancak o kadar &#8220;Müslüman&#8221;dı&#8230;</p>
<p>Tabii İslamofobların bu gibi saçmalıklarını eleştirirken, aynı yanlışın zıddına düşmemek, yani Batı&#8217;nın sadece olumsuzluklarını görüp, sonra bir de bütün bunları Hıristiyanlığa (veya Yahudiliğe) mâl etmemek gerek.</p>
<p>Bu açıdan Breivik&#8217;in vahşetine &#8220;Hıristiyan terörü&#8221; demek bile doğru değil. Çünkü, Norveçli terörist, her ne kadar &#8220;neo-Haçlı&#8221; olsa da, dindar bir Hıristiyan değil. Hatta inançlı bile değil. Meşhur manifestosunda, Allah&#8217;ın varlığına dair kuşkuları olduğunu, ama Avrupa&#8217;nın &#8220;Hıristiyan kültürünü&#8221; savunduğunu yazmış. &#8220;Öncelikle bir mantık insanıyım&#8221; demiş, Darwin&#8217;e övgüler düzmüş.</p>
<p>Menderes&#8217;ten Erdoğan&#8217;a</p>
<p>Gelelim hikayenin bir diğer enteresan kısmına: Breivik&#8217;in Türkiye hakkındaki görüşlerine.</p>
<p>Bunlar da, neo-Haçlı teröristin İslamofobik akıl hocalarından aldığı vizyonu doğruluyor. Buna göre, Müslüman toplumlara demokrasi yaramıyor. Çünkü demokrasi, dindar Müslümanları iktidara getiriyor! Bunun yerine laik dikta rejimleri kurulması lazım ki, din kontrol altında tutulsun.</p>
<p>Breivik, buna benzer lakırdılar ettikten sonra şu yorumu da yapmış:</p>
<p>&#8220;Hem mevcut Erdoğan yönetimi, hem de on yıl önceki dindar Erbakan hükümeti, İslam&#8217;ın Türkiye&#8217;deki ‘sosyo-politik uyanışının&#8217; ileri aşamasını yansıtıyor. Ki bu uyanış, seçmen desteği uğruna Müslüman dini duyarlılıklarına taviz veren, tarikatları yeniden açan ve geniş bir cami inşası kampanyası başlatan Menderes hükümeti sırasında başlamıştı.&#8221;</p>
<p>Bana bir yerlerden tanıdık geliyor bu jargon ama, tam çıkaramadım.</p>
<p>Siz çıkarabildiniz mi?</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/08/04/anti-islami-terore-hosgeldiniz/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/08/04/anti-islami-terore-hosgeldiniz/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Dikkat! Duvar Ustası!</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/03/22/dikkat-duvar-ustasi/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/03/22/dikkat-duvar-ustasi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Mar 2011 09:22:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ayla Chignardet</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Amerika]]></category>

		<category><![CDATA[Avrupa]]></category>

		<category><![CDATA[İslamofobi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=15251</guid>
		<description><![CDATA[Bu yazıyı girmeden siteyi güzelce yedekledik. Siz de sevdiğiniz yazı, kitap ne varsa yedekleyin. Yayını izleyen günlerde nümerik bir taarruz olabilir. Neden?
Avrupalı duvar ustaları artık taşla, tuğla ile uğraşmıyor, bunu biliyoruz. ABD ve Avrupa silah endüstrisinin ihtiyaç duyduğu korkuları ve iç düşmanların inşaatıyla meşguller. Aldo Moro cinayetinde olduğu gibi bu öcü &#8220;iç düşman&#8221; eskiden komünizm [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/03/duvar1.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-15252" title="duvar1" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/03/duvar1.jpg" alt="" width="135" height="162" /></a>Bu yazıyı girmeden siteyi güzelce yedekledik. Siz de sevdiğiniz yazı, kitap ne varsa yedekleyin. Yayını izleyen günlerde nümerik bir taarruz olabilir. Neden?</p>
<p>Avrupalı duvar ustaları artık taşla, tuğla ile uğraşmıyor, bunu biliyoruz. ABD ve Avrupa silah endüstrisinin ihtiyaç duyduğu korkuları ve iç düşmanların inşaatıyla meşguller. <a href="http://www.derindusunce.org/2008/07/08/ergenekon_nereden_cikti_gayrinizami_harp_sinan_aygun_susurluk_semdinli_hirant_dink_cinayeti/">Aldo Moro cinayetinde</a> olduğu gibi bu öcü &#8220;iç düşman&#8221; eskiden komünizm idi. Her an bir üniversite genci komünist fikirlere kapılabilir, sağa sola bomba koymaya başlayabilirdi. Duvarcılar milli istihbarattan polis teşkilatına ve basına kadar her köşeyi kapmıştı. Eh, kolay değil, &#8220;güvenlik&#8221; bu.</p>
<p>21ci asırda bu kırmızı öcü gitti, yerine yeşil öcü geldi: İslâm. Şu veya bu şekilde savaşanlar değil, bütün Müslümanlar hedefte artık. Fakat ABD ve Avrupa&#8217;da Müslüman avını sistematik hale getirmek kolay değil. Irkçılığı yasaklayan kanunları var, mahkemesi var, insan hakları derneği var&#8230;</p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/03/duvar2.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/03/duvar2.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/03/duvar22.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-15259" title="duvar22" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/03/duvar22.jpg" alt="" width="221" height="188" /></a>O zaman ne yapmak lazım? Avrupa&#8217;nın ve ABD&#8217;nin bu ilkeleri, yasa ve kurumları askıya alması gerek. Bu askıya alma işi ise MUTLAKA eşgüdümle yürütülmeli. Yoksa Avrupalılar veya Amerikalılar birbirlerini suçlayabilirler&#8230; insan haklarını çiğnemekle. Özetle Müslümanların haklarını hep birlikte çiğnemeleri lâzım bir tür &#8220;iç güvenlik&#8221; kılıfı uydurarak.</p>
<p>Bu zor işi gerçekleştirecek süper koordinatörlerden bir tanesi 2000-2003 yılları arasında ustabaşı olmuş, özel yetenekleri haiz bir duvarcı. İsmini tersten yazarsak reuab niala. Bakalım Google&#8217;dan kaçmamıza yetecek mi? Molière&#8217;in memleketinde cumhurbaşkanının güvenlik danışmanı. Hatta cumhurbaşkanı onu kardeşi gibi seviyor. Milli istihbaratın yönetim kadrosunda. Tunuslu diktatör Ben Ali&#8217;nin devrilmesine engel olmak için silah göndermişti ama yetiştiremedi.</p>
<p>Rastlantıya bakın ki Kaddafi&#8217;nin hava kuvvetlerine <span id="more-15251"></span>eğitim veren savunma şirketi ile iki senedir Bahreyn polisini eğiten şirket aynı. Bizim duvarcımız da bu şirkette danışmanlık yapıyor ve zırt pırt körfeze gidip geliyor. Söz konusu şirket bir Avrupa ülkesinin savunma bakanlığına ait. Duvarcılar genelde gizli kalmayı severler ama bu duvarcı medya sever. Gizli kalmaz. Öteki duvarcıların da vitrinde görünmelerini istiyor.</p>
<p>Duvarcımız Doğu Avrupalı ama Hristiyan değil. Ailesi Nazi toplama kamplarında eziyet çekmiş zamanında. Çok sayıda kitap yazdı. İç güvenlik ve duvarcılık konusunda yazılmış kitapları var. İç güvenlik kitaplarında büyük bir &#8220;ustalıkla&#8221;, sessiz ve derinden Müslümanları hedef gösteriyor. Kanada ve Amerikan polisiyle, gizli servisleriyle de koordinasyon çalışmaları var.</p>
<p>  <strong><em>&#8220;Müslüman =Potansiyel Terörist&#8221;</em></strong> şeklindeki tezini hemen her yerde kabul ettiriyor. Zamanında Bush&#8217;un etrafını sarmış olan ve Afganistan ile Irak&#8217;ı kan gölüne çeviren &#8220;danışman&#8221; ekibine ne çok benziyor değil mi?</p>
<p>Şeytan&#8217;a kızılmaz. Yaratılma gayesine münasip biçimde görevini ifa ediyor. Churchill&#8217;in Nazi Almanyasına hitaben söylediği gibi: <strong><em>&#8220;You do your worst, we will do our best!&#8221;</em></strong> Onlar ellerinden gelen kötülüğü yapsın. Biz de gerekeni yapalım.</p>
<p>Bu yazıyı bir kenara kaydedin. Zamanı gelince etkili ve yetkili dostlarınızla paylaşın.</p>
<p> </p>
<p>&#8230; Bu makale ilginizi çektiyse&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">A</span><span style="color: #0000ff;">merika Tedavi Edilebilir mi?</span></a></span></strong></p>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-7855" title="20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt-203x300.jpg" alt="" width="115" height="166" /></span></a> <span style="color: #000000;">Amerikalılar neden bu kadar gaddar? Dünyanın geri kalan kısmında yaşayan insanlara karşı niçin bu denli acımasız? </span></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"> <span>Bayrak y</span><span>akmanın ve Amerikan/İsrail mallarını protesto etmenin dışında bir şeyler yapmak gerektiğini düşünenler için yapılmış bu çalışmayı ilginize sunuyoruz.</span><span> </span><span>ABD desteği son bulmadan Ortadoğu’nun psikopatı İsrail’in saldırganlığı bitmeyecek ve Ortadoğu’ya huzur gelmeyecek gibi görünüyor. Vietnam’da ve Latin Amerika’da yaşanan katliamlar Ortadoğu’da devam ediyor.</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"> </span><span style="color: #000000;"> <a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirin.</span></a></span></span></div>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/03/22/dikkat-duvar-ustasi/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/03/22/dikkat-duvar-ustasi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kemalist Aklın Dramı</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/11/11/kemalist-aklin-drami/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2010/11/11/kemalist-aklin-drami/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Nov 2010 13:47:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Akyol</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Akıl]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<category><![CDATA[din]]></category>

		<category><![CDATA[İslam]]></category>

		<category><![CDATA[İslamofobi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=13412</guid>
		<description><![CDATA[[8 Kasım 2010 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Üniversite yıllarımda, yani 90&#8242;lı yılların ortalarında, bir kitap fuarına gitmiştim. Standların birinde Doğu Perinçek&#8217;i gördüm ve çevresindeki gençlerle yürüttüğü sohbete kulak kabarttım. Konu dindi. Ve Perinçek, dini referansları olan bir zihnin kaçınılmaz olarak bağnazlığa sürükleneceğini anlatıyordu. &#8220;Bakın arkadaşlar, yaşam dinamiktir&#8221; dedi ve arkasından ekledi: &#8220;Din ise statiktir. Hiç bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>[8 Kasım 2010 tarihli <a href="http://www.stargazete.com/gazete/yazar/mustafa-akyol/kemalist-aklin-drami-307631.htm" target="_blank">Star</a> gazetesinde yayınlandı]</p>
<p>Üniversite yıllarımda, yani 90&#8242;lı yılların ortalarında, bir kitap fuarına gitmiştim. Standların birinde Doğu Perinçek&#8217;i gördüm ve çevresindeki gençlerle yürüttüğü sohbete kulak kabarttım. Konu dindi. Ve Perinçek, dini referansları olan bir zihnin kaçınılmaz olarak bağnazlığa sürükleneceğini anlatıyordu. &#8220;Bakın arkadaşlar, yaşam dinamiktir&#8221; dedi ve arkasından ekledi: &#8220;Din ise statiktir. Hiç bir şekilde değişmez. O nedenle dinle hayat arasında, dinle bilim arasında çatışma kaçınılmazdır.&#8221;<span id="more-13412"></span></p>
<p>Oysa aynı yıllarda İslam düşüncesini de incelemeye başlamış ve İslam&#8217;da &#8220;tecdid&#8221; yani &#8220;yenilenme&#8221; diye bir geleneğin olduğunu da öğrenmiştim. Hoş, bu gelenek son bir kaç yüzyılda körelmiş ve Müslüman dünya gerçekten de &#8220;statikleşmiş&#8221;ti. Ama bu durum, İslam&#8217;ın &#8220;dinamik&#8221; bir yorumunun da olabileceği gerçeğini ortadan kaldırmıyordu. İslam, ilk 5-6 asrındaki göz kamaştırıcı medeniyetiyle zaten çoktan ispatlamıştı böylesi bir potansiyel taşıdığını.</p>
<p>Gelgelelim, Perinçek&#8217;in argümanındaki tek sorun, dini bu şekilde dar bir şablona indirgemesi değildi. Bir diğer sorun, dinden arındırılan bir zihnin otomatik olarak &#8220;dinamik&#8221; hale geleceğini varsaymasıydı.</p>
<p>Bu zihniyeti Doğu Perinçek gibi ideologlardan böylesi açık ve yalın ifadelerle duyabilirsiniz. Ama aslında daha geniş bir çevre tarafından içselleştirilmiş, çünkü &#8220;Cumhuriyet ideolojisi&#8221; tarafından üstü kapalı da olsa topluma enjekte edilmiştir. Özünde, dine fazlasıyla önem veren insanların mutlaka bir şekilde bağnaz, dar kafalı, yeniliklere kapalı kişiler olacakları kabulü yatar.</p>
<p>Mesela, &#8220;yobaz takımı&#8221; denilince kast edilenler nedense hep din adına yobazlık yapanlardır. Başka bir şey adına yobazlık yapılabileceğine pek ihtimal verilmez.</p>
<p>&#8220;Türkiye&#8217;nin aydınlık insanları&#8221; denince de, cami cemaati değil; aksine caminin yolunu pek bilmeyenler kastedilir.</p>
<p>Oysa son bir kaç yüz yıla baktığımızda, din adına olduğu kadar ulus, etnisite veya ideoloji adına da büyük bağnazlıklar yapıldığını görüyoruz. Bu laik kavramlar uğruna dökülen kanlar, &#8220;din savaşları&#8221;nı fazlasıyla gölgede bırakmış durumda. Stalin&#8217;in &#8220;diyalektik materyalizm&#8221; adına Mendel genetiğini reddetmesi ise, Kilise&#8217;nin dünyanın döndüğünü reddetmesinden daha küçük bir skandal değil.</p>
<p>Bir başka deyişle, laik bir aklı dindar bir akıldan daha başarılı, daha tutarlı ve daha &#8220;dinamik&#8221; kılan hiç bir şey yok gibi&#8230;</p>
<p>Son 10-15 yıl içinde Türkiye&#8217;de yaşadıklarımız da bu üstteki yargıyı doğrulaması açısından kayda değer. Kemalistler dediğimiz toplumsal kesim, Atatürk&#8217;ün 1930&#8242;lar şartlarında uyguladığı politikaların istisnasız hepsinin doğru olduğuna inanmakla kalmıyor. Bu politikaların bugün için de harfiyen geçerli olduğuna inanıyor. Bariz bir &#8220;dogmatizm&#8221; ve &#8220;statiklik&#8221; sergiliyor yani&#8230;</p>
<p>Öyle ki Kemal Kılıçdaroğlu&#8217;nun vaad ettiği mütevazi &#8220;değişim&#8221; rüzgarını bile fazla buluyor; Önder Sav ile cisimleşen katı bir direniş gösteriyorlar.</p>
<p>Oysa hayat gerçekten de &#8220;dinamik&#8221; olduğu için Atatürk&#8217;ten bu yana çok değişmiş durumda. Bu değişime Türkiye&#8217;de daha iyi adapte olan kesim de, Perinçek&#8217;in hesabına göre &#8220;geri&#8221; kalmış olmaları gereken muhafazakar dindarlar: Ekonomiyi anlayan, teknolojiyi iyi kullanan, küreselleşmeyi yakalayan onlar&#8230;</p>
<p>Kemalistlerin asıl dramı ise, tüm bu alanlarda geri kalmalarına rağmen, sırf &#8220;yaşam biçimleri&#8221; nedeniyle kendilerini hala &#8220;ileri&#8221; sanmalarında yatıyor. Bu yersiz özgüven, onları daha da izole ediyor.</p>
<p>Ve onların &#8220;statik&#8221; haliyle &#8220;dinamik&#8221; hayatın arası açılmaya devam ediyor.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2010/11/11/kemalist-aklin-drami/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2010/11/11/kemalist-aklin-drami/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bir ‘Zihin Durdurucu’ Olarak ‘Ilımlı İslam’</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/04/06/bir-%e2%80%98zihin-durdurucu%e2%80%99-olarak-%e2%80%98ilimli-islam%e2%80%99/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2010/04/06/bir-%e2%80%98zihin-durdurucu%e2%80%99-olarak-%e2%80%98ilimli-islam%e2%80%99/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Apr 2010 20:00:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Akyol</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Batı]]></category>

		<category><![CDATA[İslam]]></category>

		<category><![CDATA[İslamofobi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=9333</guid>
		<description><![CDATA[[4 Nisan 2010 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Frenkçe&#8217;de &#8220;mind stopper&#8221; diye bir laf var. Türkçe&#8217;ye çevirirsek &#8220;zihin durdurucu&#8221; demek. Kasıt, insanın zihnini çalıştırıp yeni fikirlere ulaşmasına engel olan, ona &#8220;bu noktadan fazlasını düşünme, orada dur&#8221; diyen duvarlar. Ne kadar çok zihin durdurucunuz varsa, o kadar çok hapsediyorsunuz aklınızı.
Türkiye&#8217;de en bol zihin durdurucu kanımca koyu Kemalistlerde var. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/09/20090926_derin_dusunce_org_irkci_yalan.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-6598" title="20090926_derin_dusunce_org_irkci_yalan" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/09/20090926_derin_dusunce_org_irkci_yalan-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>[4 Nisan 2010 tarihli <a href="http://www.stargazete.com/gazete/yazar/mustafa-akyol/bir-zihin-durdurucu-olarak-ilimli-islam--253585.htm">Star</a> gazetesinde yayınlandı]</p>
<p>Frenkçe&#8217;de &#8220;mind stopper&#8221; diye bir laf var. Türkçe&#8217;ye çevirirsek &#8220;zihin durdurucu&#8221; demek. Kasıt, insanın zihnini çalıştırıp yeni fikirlere ulaşmasına engel olan, ona &#8220;bu noktadan fazlasını düşünme, orada dur&#8221; diyen duvarlar. Ne kadar çok zihin durdurucunuz varsa, o kadar çok hapsediyorsunuz aklınızı.</p>
<p>Türkiye&#8217;de en bol zihin durdurucu kanımca koyu <span id="more-9333"></span>Kemalistlerde var. Sadece &#8220;Atatürk ilke ve devrimlerini&#8221; temel alan bir zihniyet inşa etmiş durumdalar ve bunun dışında kalan her türlü siyasi ve felsefi anlayışı peşinen reddediyorlar. &#8220;Atatürk kendi devrinde öyle düşündü, ama sonra dünya çok değişti&#8221; gibi &#8220;tarihselci&#8221; bir yoruma dahi açık değiller. Aksine, bugünün sorularına cevap bulmak için dönüp dönüp 1930&#8242;lara bakıyorlar.</p>
<p>Kemalist zihin durdurucular, yeni fikirleri sadece reddetmekle kalmıyor, suçluyor da. Yani farklı düşünenler sadece &#8220;yanlış yolda&#8221; değil aynı zamanda &#8220;kötü niyetli&#8221;. Hepsi ya hain, ya satılmış. Ya &#8220;Sorosçu&#8221;, ya &#8220;CIAci&#8221;, yahut da &#8220;ılımlı İslamcı&#8221;&#8230;</p>
<p>İşin tuhaf tarafı, bu son öcünün, yani &#8220;ılımlı İslam&#8221;ın, siyasi yelpazenin tam aksi tarafında, yani İslami/muhafazakar kesimde de pek bir tutması.</p>
<p>Batı dünyasının sert, saldırgan hatta terörist Müslümanlar görmektense ılımlı, uzlaşmacı ve barışçı tipler görmeyi tercih edeceğine kuşku yok. (Bizim &#8220;Haçlı zihniyeti&#8221;ne sahip Hıristiyanlar yahut işgalci Siyonist Yahudiler yerine, bunların daha &#8220;ılımlı&#8221; versiyonlarını görmeyi tercih edeceğimiz gibi.)</p>
<p>Ama Batı&#8217;nın ne düşündüğü ve ne yaptığı ayrı bir sorun, Müslüman dünyanın ihtiyaç duyduğu &#8220;tecdid&#8221; (yani yenilenme) apayrı.</p>
<p>Bu yenilenme ihtiyacını reddebilir miyiz? Bugün İslam dünyasında dev sorunlar yok mu? Bunların bir kısmı sömürgecilikten ve dikta rejimlerinden, ama diğer kısmı da zamanla dinin içine girmiş geleneklerden, yahut Ortaçağ şartlarına göre yapılmış dini yorumların aynen korunmasından kaynaklanmıyor mu?</p>
<p> <br />
<strong> Dinden çıkan öldürülsün mü?</strong></p>
<p>Bakın, bir örnek vereyim: Klasik Sünni fıkhında &#8220;ben Müslümanlıktan çıktım, başka dine geçtim&#8221; diyene idam cezası verilir. Kur&#8217;an&#8217;da hiç bir dayanağı olmayan bu uygulama, aslında ilk dönemin siyasi şartlarının ürünüdür. Müslümanlıktan çıkmak, &#8220;savaşta düşmana katılmak&#8221; anlamına geldiği için, olay &#8220;siyasi isyan&#8221; gibi değerlendirilmiştir.</p>
<p>Peki &#8220;din özgürlüğü&#8221;nü tanıyan modern dünyada aynı anlayış sürdürülebilir mi?</p>
<p>Sürdürenler var. Dört sene önce Afganistan&#8217;da Abdurrahman adlı bir adama Hıristiyan olduğu için idam cezası verdiler. İnfazdan evvel Batı dünyası ayağa kalktı, Afgan hükümeti cezayı rafa kaldırdı, adam da apar topar İtalya&#8217;ya kaçıp canını kurtardı.</p>
<p>Ne diyelim şimdi biz bu durumda? &#8220;Emperyalist Batı&#8217;nın ılımlı İslam dayatmasına boyun eğmeyeceğiz&#8221; diye dinden dönenin idamını mı savunalım? İslam&#8217;ın &#8220;girmesi serbest, çıkması yasak&#8221; bir din olduğunu mu ilan edelim?</p>
<p>O zaman sormazlar mı adama, &#8220;Hıristiyanlar da Avrupa&#8217;da İslam&#8217;a geçenleri öldürsün öyleyse, kabul ediyor musunuz&#8221; diye?</p>
<p>Ya da &#8220;aman aman, bu mevzuları hiç açmayalım, ne gerek var ortalığı bulandırmaya&#8221; mı diyelim? (&#8221;Mardin konferansı&#8221;dan sonra buna çıkan şeyler söylendi.)</p>
<p>Oysa ortalık zaten &#8220;bulanık&#8221;. Sizin açmak istemediğiniz netameli konular dünyada medya manşetlerinden ve konferans gündemlerinden düşmüyor ki. Belki siz görmüyorsunuz, bakmadığınız için.</p>
<p>Uzun lafı kısası, bu &#8220;ılımlı İslam&#8221; paranoyası, Müslümanlar arasında yeni fikirlere izin vermeyen, bunları dile getirenleri de &#8220;satılmışlık&#8221;la suçlayan bir &#8220;zihin durdurucu&#8221;ya dönüşmüş durumda.</p>
<p>Ve bunu yapanlar, aslında &#8220;Batı karşıtlığı&#8221; üzerinden Batı&#8217;ya göre konumlanmış durumdalar ki, bu &#8220;bağımlılık&#8221; halinin hiç farkında değiller&#8230;</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2010/04/06/bir-%e2%80%98zihin-durdurucu%e2%80%99-olarak-%e2%80%98ilimli-islam%e2%80%99/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2010/04/06/bir-%e2%80%98zihin-durdurucu%e2%80%99-olarak-%e2%80%98ilimli-islam%e2%80%99/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İnsan seçmeye mahkûmdur (Mustafa İslâmoğlu)</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/03/04/insan-secmeye-mahkumdur-mustafa-islamoglu/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2010/03/04/insan-secmeye-mahkumdur-mustafa-islamoglu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 04 Mar 2010 11:18:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Yılmaz</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Beyin Yıkama]]></category>

		<category><![CDATA[Psikolojik harp]]></category>

		<category><![CDATA[İslamofobi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8914</guid>
		<description><![CDATA[Siz daha çok iftira attıkça biz daha çok destek olacağız.  
Bu da size dert olsun!
MY
 

Tur Suresi from hakka-tapan on Vimeo.
Share on Facebook]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2 class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="mso-ansi-language: TR;" lang="TR">Siz daha çok iftira attıkça biz daha çok destek olacağız.  </span></h2>
<h2 class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="mso-ansi-language: TR;" lang="TR">Bu da size dert olsun!</span></h2>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="mso-ansi-language: TR;" lang="TR"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Calibri;">MY</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"> </p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="400" height="300" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowfullscreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=7979115&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=1&amp;show_portrait=0&amp;color=&amp;fullscreen=1" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="400" height="300" src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=7979115&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=1&amp;show_portrait=0&amp;color=&amp;fullscreen=1" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"></embed></object></p>
<p><a href="http://vimeo.com/7979115">Tur Suresi</a> from <a href="http://vimeo.com/user1531948">hakka-tapan</a> on <a href="http://vimeo.com">Vimeo</a>.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2010/03/04/insan-secmeye-mahkumdur-mustafa-islamoglu/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2010/03/04/insan-secmeye-mahkumdur-mustafa-islamoglu/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Dikkat Kitap: Müslüman’ın Zaman’la imtihanı</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/12/09/dikkat-kitap-musluman%e2%80%99in-zaman%e2%80%99la-imtihani/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2009/12/09/dikkat-kitap-musluman%e2%80%99in-zaman%e2%80%99la-imtihani/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Dec 2009 23:12:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editörden</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Dikkat Kitap]]></category>

		<category><![CDATA[Modernleşme]]></category>

		<category><![CDATA[İslam]]></category>

		<category><![CDATA[İslamofobi]]></category>

		<category><![CDATA[İç hastalıklar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=7623</guid>
		<description><![CDATA[Sunuş: Müslümanlar dünyanın toplam nüfusunun %20&#8217;sini teşkil ediyorlar ama gerçek anlamda bir birlik yok. Askerî  tehditler karşısında birleşmek şöyle dursun birbiriyle savaş halinde olan Müslüman ülkeler var. Dünya ekonomisinin sadece %2-%3′lük bir kısmını üretebilen İslâm ülkeleri Avrupa Birliği gibi tek bir devlet olsalardı Gayrı Safi Millî Hasıla bakımından Almanya&#8217;ya eşdeğer bir ekonomik güç oluşturacaklardı. Bunda en [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/musluman_zaman.pdf" target="_blank"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091210_derin_dusunce_org_musluman.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091210_derin_dusunce_org_musluman.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-7624" title="20091210_derin_dusunce_org_musluman" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091210_derin_dusunce_org_musluman-203x300.jpg" alt="" width="203" height="300" /></a>Sunuş</strong>: Müslümanlar dünyanın toplam nüfusunun %20&#8217;sini teşkil ediyorlar ama gerçek anlamda bir birlik yok. Askerî  tehditler karşısında birleşmek şöyle dursun birbiriyle savaş halinde olan Müslüman ülkeler var. Dünya ekonomisinin sadece %2-%3′lük bir kısmını üretebilen İslâm ülkeleri Avrupa Birliği gibi tek bir devlet olsalardı <strong><em>Gayrı Safi Millî Hasıla bakımından Almanya&#8217;ya eşdeğer</em></strong> bir ekonomik güç oluşturacaklardı. Bunda en büyük pay Türkiye, Mısır, Suudi Arabistan ve İran gibi ülkelerde toplanıyor. Mısır ulusal gelirini Süveyş kanalından ve turizmden elde ederken çoğu &#8220;zengin&#8221; Müslüman ülke ham petrol ve doğal gazdan geçiniyor yani katma değer üretmeden!</p>
<p>Bu bölünmüşlüğü ve <strong><em>en sonda, en altta kalmayı tevekkülle(!) kabul etmenin</em></strong> bedeli çok ağır. Bosna&#8217;da, Filistin&#8217;de, Çeçenistan&#8217;da, Doğu Türkistan&#8217;da ve daha bir çok yerde zulüm kol geziyor. Bu sorunların kaynakları geniş bir coğrafyaya ve bir kaç asıra yayıldığı için halledilmesi de kısa bir sürede olmayacak şüphesiz.</p>
<p>Müslümanlar ağır bir imtihan geçiyorlar. Yaşamlarını şekillendiren şeylerle ilişkilerini gözden geçirmekle başlıyor bu imtihan. Teknolojiyle, lüks tüketimle, savaşla, kapitalizmle, demokrasiyle , &#8220;ötekiler&#8221; ile ve İslâm ile olan ilişkilerini daha sağlıklı bir zemine oturtabilecekler mi?</p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/img/musluman_zaman.pdf" target="_blank"><strong><em>Müslüman&#8217;ın Zaman&#8217;la imtihanı</em></strong> </a>adındaki 204 sayfalık bu kitap işte bütün bu konuları sorgulayan ve çözümler öneren makalelerden oluşuyor.</p>
<p><strong>Ücretsiz indirebilirsiniz ve dostlarınızla paylaşabilirsiniz.</strong></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2009/12/09/dikkat-kitap-musluman%e2%80%99in-zaman%e2%80%99la-imtihani/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2009/12/09/dikkat-kitap-musluman%e2%80%99in-zaman%e2%80%99la-imtihani/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Ümmeti-i Muhammed,Minare mi istemiştiniz ?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/12/03/ummeti-i-muhammedminare-mi-istemistiniz/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2009/12/03/ummeti-i-muhammedminare-mi-istemistiniz/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Dec 2009 22:24:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cemile Bayraktar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Avrupa]]></category>

		<category><![CDATA[İslam]]></category>

		<category><![CDATA[İslamofobi]]></category>

		<category><![CDATA[İsviçre]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=7541</guid>
		<description><![CDATA[Dünya Müslümanlarının İsviçre&#8217;nin &#8216;minare inşaası&#8217; engellemesi,bu eylemi oylaması,oylama sonucu çıkacak olan kararın olumsuz olması ihtimali üzerine konuşuyor.Dünya Müslümanları hangi ahval ve şerait içerisinde tepki veriyor,açıklamaları nelerdir,savunmaları nelerdir,bilemeyeceğim. 
  Türkiye Müslümanlarıda İsviçre&#8217;deki bu gelişme ve arkasından gelecek kararlar üzerinden görüş belirtiyor,duruma müdahil oluyor,hatta ben de dün akşam sevgili arkadaşım Ebru Afat&#8217;ın Sky TV&#8217;de konuyla ilgili görüşlerini beğeni [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091203_derin_dusunce_org_minare_isvicre.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-7543" title="20091203_derin_dusunce_org_minare_isvicre" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091203_derin_dusunce_org_minare_isvicre-210x300.jpg" alt="" width="210" height="300" /></a>Dünya Müslümanlarının İsviçre&#8217;nin &#8216;minare inşaası&#8217; engellemesi,bu eylemi oylaması,oylama sonucu çıkacak olan kararın olumsuz olması ihtimali üzerine konuşuyor.Dünya Müslümanları hangi ahval ve şerait içerisinde tepki veriyor,açıklamaları nelerdir,savunmaları nelerdir,bilemeyeceğim. </p>
<p>  Türkiye Müslümanlarıda İsviçre&#8217;deki bu gelişme ve arkasından gelecek kararlar üzerinden görüş belirtiyor,duruma müdahil oluyor,hatta ben de dün akşam sevgili arkadaşım Ebru Afat&#8217;ın Sky TV&#8217;de konuyla ilgili görüşlerini beğeni ile izledim. </p>
<p>  Ben konuşulanın dışında birşeyler söylemek istiyorum,dünya Müslümanlarını konuya dahil etmeden,Türkiyeli,Türk Müslümanlara konuşacağım,bizimkilere,Muhammed&#8217;in ümmetine,yani yarın eğer Rasulullah&#8217;ın o mübarek yüzüne bakabilecek yüzleri olanlar varsa işte onlara ; </p>
<p>  Ey Türkiye&#8217;nin Müslüman Ümmeti ! </p>
<p>Minare mi,istiyorsunuz? </p>
<p>Ne için?  <span id="more-7541"></span></p>
<p>Mahya asmak için mi? </p>
<p>Türkülüğünüzü övmek için mi? </p>
<p>Irkçılık yapmak için mi? </p>
<p>Minare mi,istemiştiniz? </p>
<p>O öyle olmaz din kardeşim ! Bu din minare ile din olsaydı,Müslümanların şeklen zürafa olması gerekirdi. </p>
<p>Minare mi,İstemiştiniz? </p>
<p>İstemekle olmaz,din kardeşim ! </p>
<p>Gel beri ; şimdi o minareyi istemekten önce bir kendin gibi olmadığı için &#8216; mum söndürmekle,kardeş bilmezlikle,namussuzlukla itham ettiğin tüm Alevilerden gel bir helallik iste önce,arın,paklan,pis pis minareye çıkılmaz,zaten zürafada değilsin,değil mi? </p>
<p>Minare mi,istiyorsunuz? </p>
<p>Bir bak bakalım şöyle ülkeye çok şükür adım başı camiilerin olduğu bu ülke de yakılmaya çalışılan Alevilerin anısına bir bak bakalım,vicdanını bir konuştur,senin adım başı camiine karşı bu insanların ibadet haneleri var mı,yok mu?Bir bak bakalım. </p>
<p>Minare mi,istemiştiniz? </p>
<p>Gel beri ; o iş öyle olmaz din kardeşim,önce çık bir bakalım Milli Eğitim Bakanlığına aç ağzını yum gözünü ;Yahudi&#8217;nin,Hristiyanın,Pagan&#8217;ın çocuğuna nasıl zorunlu din dersi verebilirsin diye bir sor bakalım. </p>
<p>Minare mi,İstemiştiniz ? </p>
<p>Bu din &#8216;temizlenmeden&#8217; kişinin ibadet etmesini uygun bulmaz.Şimdi aziz din kardeşim,kendi yurdunda devletinden yetim,anadan-babadan zaten yetim olan Ermeni çocukların alnının teri,minik ellerinin emeği Tuzla Yetimhanesini gasp ettikten ve edenlere sustuktan sonra o &#8216;pislikle&#8217; hangi minareden,nasıl,nereye yükseleceksin?Zürafa isen o başka! </p>
<p>Minare mi,istemiştiniz? </p>
<p>Hrant Dink&#8217;in bir Ermeni olarak çoğunluğu Müslüman bir ülkede korunması ve savunulması biz Müslümanların boynunun borcu iken katledilmesinden sonra halen ses çıkartmadıysan,şimdi o minareyi,tepesine çıkıp &#8216;hepimiz ogünüz&#8217; diye bağırmak için mi istiyorsun,hey gidi din kardeşim! </p>
<p>Minare mi,istemiştiniz? </p>
<p>Heybeli Ruhban Okulu açılmasın,din elden gidiyor naraları ile korumaya çalıştığın,İslam&#8217;ın bel kemiğine en ağır darbeyi indirirken,&#8217; inanan &#8216; insanların inançlarının gereğini yerine getirmesine engel olurken,ey benim sakaldan,vatan sevgisinden,cengaverlikten mütevellit din kardeşim o minareyi hangi hakla,hangi yüzle talep edeceksin? </p>
<p>Minare mi,istemiştiniz? </p>
<p>Ne verdin ki,ne istiyorsun? </p>
<p>Senin dinin sana,onun dinin yine sana,öyle mi? </p>
<p>Vallahi onun aslı ; benim dinim bana,senin dinin sana.Yani &#8216; Rabbena,hep bana&#8217; bir dua girişi değil,vallahi onun da aslı ; Rabbena,atina &#8230; </p>
<p>Minare mi,istiyorsunuz din kardeşlerim? </p>
<p>Sizin minarenizin yolu ancak anaları,evlatları,eşleri gözaltında kaybolmuş Kürtler ile omuz omuza onların kayıplarının hesabını sormaktan,onların haklarını talep etmekten geçer.Yoksa, Zürih&#8217;in <em>ünlü</em> Helvetiaplatz <em>Meydanı</em>&#8216;nda,bağdaş kurup ; </p>
<p>İsviçre&#8217;de yok minare,</p>
<p>Beri gel oğlan,beri gel.</p>
<p>Ciğerim doldu yare,</p>
<p>Beri gel oğlan,beri gel. </p>
<p>diye içli içli söylenirsin.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2009/12/03/ummeti-i-muhammedminare-mi-istemistiniz/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2009/12/03/ummeti-i-muhammedminare-mi-istemistiniz/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Avrupa&#8217;yı bekleyen saatli bomba</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/08/11/avrupayi-bekleyen-saatli-bomba/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2009/08/11/avrupayi-bekleyen-saatli-bomba/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 11 Aug 2009 11:53:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Konuk Yazar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[AB]]></category>

		<category><![CDATA[Basın günlüğü]]></category>

		<category><![CDATA[Çeviri]]></category>

		<category><![CDATA[İslamofobi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=6086</guid>
		<description><![CDATA[Daily Telegraph, Adrian Michaels, 08.08.2009
Çeviren : Mehmet Akif Menteşoğlu
İngiltere ve diğer Avrupa Birliği ülkeleri, iltica ve çeşitli şekillerde göç yolu ile Avrupa Birliğini doldurmakta olan Müslüman nüfusun önümüzdeki 20 sene içerisinde kıtanın karakteristiğini değiştireceği gerçeğini görmemekte ve bu konuda politika yapmaya yetkili insanlardan hemen hemen hiç kimse bu konu hakkında konuşmamaktadır. 
Rakamlar gerçekten endişe verici : 1998 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/08/20090811_derin_dusunce_org_islam_korkusu_islamofobi.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-6087" title="20090811_derin_dusunce_org_islam_korkusu_islamofobi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/08/20090811_derin_dusunce_org_islam_korkusu_islamofobi.jpg" alt="" width="299" height="192" /></a><a href="http://www.telegraph.co.uk/news/worldnews/europe/5994047/Muslim-Europe-the-demographic-time-bomb-transforming-our-continent.html" target="_blank">Daily Telegraph, Adrian Michaels, 08.08.2009</a></strong></p>
<p><em><strong>Çeviren :</strong> Mehmet Akif Menteşoğlu</em></p>
<p>İngiltere ve diğer Avrupa Birliği ülkeleri, iltica ve çeşitli şekillerde göç yolu ile Avrupa Birliğini doldurmakta olan Müslüman nüfusun önümüzdeki 20 sene içerisinde kıtanın karakteristiğini değiştireceği gerçeğini görmemekte ve bu konuda politika yapmaya yetkili insanlardan hemen hemen hiç kimse bu konu hakkında konuşmamaktadır. </p>
<p>Rakamlar gerçekten endişe verici : 1998 yılında İspanya da nüfusun sadece %3.2 si yabancı ülkelerde doğmuş nüfustan oluşmakta iken, 2007 yılında bu rakam %13.4 seviyesine çıkmıştır. Avrupa&#8217;nın Müslüman nüfusu son 30 sene içerisinde 2 kattan daha fazla artmış olup 2015 yılı itibarı ile yine 2 kat daha artacağı öngörülmektedir. Brüksel&#8217;de son zamanlarda yeni doğan erkek bebeklere en çok konulan isimler arasında Mohamed, Adam, Rayan, Ayoub, Mehdi, Amine ve Hamza <span id="more-6086"></span>yer almaktadır. </p>
<p>Tablo 1 : Avrupanın Müslüman Nüfus Oranı</p>
<p><a name="0.2_table01"></a></p>
<table border="2" cellspacing="0" width="357">
<tbody>
<tr valign="top">
<td height="12">2050 tahmini</td>
<td>20%</td>
</tr>
<tr valign="top">
<td height="12">2008</td>
<td>5%</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
<p>Avrupa&#8217;nın beyaz nüfusunun düşük doğum oranı, göçmen nüfusun kat be kat fazla doğum oranı ile karşılaştırıldığında Avrupa kültür ve sosyal hayatı olarak tanımladığımız yaşamı radikal bir şekilde değiştirecektir. Bu karışık nüfus yapısı, eğitim, iş hayatı, sanat, refah ve daha bir çok politikada yapılan değişikliklerle belirtilerini göstermeye başlamıştır. Bu nüfus yapısı dış politikada da kritik etkilere yol açabilecek olup Amerikan Hava Kuvvetleri için yapılan bir çalışma Amerikanın Avrupa ile olan ilişkilerinin bu nüfus yapısından dolayı nasıl bir evrim geçirebileceğini ortaya koymaktadır. Avrupa Birliği yetkilileri bu tip konuların henüz istenilen dikkati çekmediğini itiraf etmektedirler. </p>
<p>Avrupa Komisyonunun çalışan hakları ve sosyal konulardan sorumlu direktörü Jerome Vignon&#8217;a göre, Avrupa Birliği göçmenlerin sisteme entegrasyonundan ziyade ilticacılar ve göçmen gelişlerininin nasıl kontrol edileceği konusuna fokus olmuş olup,</p>
<p>Entegrasyon konusu çok önemsenmemekte, teoride entegrasyon konusuna, göçmen sayısını kontrol etmek kadar önem verilmesi gerekirken bu konunun bir politika haline getirilmediğini belirtmektedir. </p>
<p>Avrupa Birliği, ülkelerine göçmen kabulü konusunda çok uzun bir tarihe sahip olmasına rağmen son yıllarda 2 çok önemli trend sözkonusudur. Birincisi, göçmenlerden bir çoğunun gelişmemiş ekonomilerden geliyor olması, ikincisi, hızlı bir ivme rakamı ile gelmeleridir. </p>
<p>Bu nüfusun içinde Müslüman nüfusu ayrı bir ilgi konusudur. Bunun nedeni Avrupa Birliği&#8217;ne Müslüman nüfusun yoğun bir şekilde geliyor olması değildir. Çünkü dünyanın her tarafından gelişler sözkonusudur. Fakat, Avrupadaki Müslümanların İslam adına bazı konulardaki yaklaşımlarının, Avrupanın yaşam tarzına zalimce gelmesi ilgi konusu olmaktadır. </p>
<p>Amerika&#8217;daki partiler üstü  Pew Araştırma Merkezinde yer alan ‘inanç ve toplum yaşamı formu&#8217; nun bir raporuna göre : Avrupa Birliği ülkeleri derin tarihi, kültürel, dinsel ve dilbilimsel kökene sahip olup, hem fiziksel, hem dil, hem de davranış farklılığı olan binlerce hatta milyonlarca farklı insanın buraya enjekte edilmesi sosyal uyumluluğu zorlaştıracaktır. </p>
<p>Nüfustaki değişmeler ne kadar dramatiktir? Birçok Avrupa ülkesinin nüfus istatistiklerini inanç ayırımına dayalı olarak toplamamasından dolayı, nüfus dataları bazen farklılıklar gösterse de, herkesin farkında olduğu bir gerçek Avrupa&#8217;da bazı şehirlerin daha fazla Müslüman yoğun hale geldiği ve bu değişikliğin düzenli bir şekilde devam ettiğidir.  </p>
<p>Avrupa Birliği&#8217;nin genel göç nüfusu hakkındaki hikayeleri farklılık arzetmektedir. 2000&#8242;li yıllara gelinceye kadar, Avrupa Birliği&#8217;nin 27 ülkesi toplamda her yıl bir önceki yıla göre yarım milyon nüfus artışına sahne olurken, en son raporlara göre, 2002 yılından itibaren, Avrupa&#8217;ya her yıl gelen göçmen nüfusu sayısı, 1.6 ile 2 milyon arasında değişmektedir.  </p>
<p>Tablo 2 : 2007 itibarı ile Müslüman nüfusu yoğun şehirler</p>
<p><a name="0.2_table02"></a></p>
<table border="0" width="364">
<tbody>
<tr valign="top">
<td height="12">Belçika</td>
<td>Brüksel</td>
</tr>
<tr valign="top">
<td height="12">Danimarka</td>
<td>Kopenhang</td>
</tr>
<tr valign="top">
<td height="12">Fransa</td>
<td>Marsilya</td>
</tr>
<tr valign="top">
<td height="12"> </td>
<td>Paris</td>
</tr>
<tr valign="top">
<td height="12"> </td>
<td>Strasburg</td>
</tr>
<tr valign="top">
<td height="12">Almanya</td>
<td>Berlin</td>
</tr>
<tr valign="top">
<td height="12"> </td>
<td>Duisburg</td>
</tr>
<tr valign="top">
<td height="12">Hollanda</td>
<td>Amsterdam</td>
</tr>
<tr valign="top">
<td height="12"> </td>
<td>Rotterdam</td>
</tr>
<tr valign="top">
<td height="12">İsveç</td>
<td>Malmö</td>
</tr>
<tr valign="top">
<td height="12">İngiltere</td>
<td>Birmingham</td>
</tr>
<tr valign="top">
<td height="12"> </td>
<td>Blackburn</td>
</tr>
<tr valign="top">
<td height="12"> </td>
<td>Bradford</td>
</tr>
<tr valign="top">
<td height="12"> </td>
<td>Dewsbury</td>
</tr>
<tr valign="top">
<td height="12"> </td>
<td>Leicester</td>
</tr>
<tr valign="top">
<td height="12"> </td>
<td>Londra</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
<p>Bu artış ivmesi daha önceki öngörüleri de geçersiz hale getirmektedir. 2004 yılında Avrupa Birliği 2050 yılı itibarı ile nüfusunun 16 milyon azalacağını  öngörürken, şimdi 2060 yılında 10 milyon artacağını öngörmektedir. Şu anda Almanya&#8217;dan yaklaşık 20 milyon daha az nüfusu olan İngiltere&#8217;nin 2060 yılında 77 milyon ile Avrupa&#8217;nın en yoğun nüfusunun yaşayacağı yer olarak öngörülmektedir. İtalya&#8217;nın nüfusunun daha önceleri keskin bir şekilde düşeceği düsünülürken, şimdi sabit kalacağı öngörülmektedir.  </p>
<p>2006 yılında Leon Perkowski tarafından Amerikan Hava Kuvvetleri için yapılan bir araştırmaya göre, Avrupa Birliği&#8217;nin en az 15 milyon olmak üzere, yaklaşık 23 milyon Müslüman nüfusu olduğu tahmin edilmektedir. Bu dağılım AB içindeki ülkelerde düzenli bir şekilde yer almamaktadır.  </p>
<p>Amerikan Göçmen Politikaları  Enstitüsüne göre, Avrupa Birliği nüfusu 2050 yılında %20 yi bulacak olup, bazı şehirlerde hali hazırda bu oranı geçmiştir. Amerikan gazeteci Christopher Caldwell&#8217;e göre İngiltere&#8217;de Birmingham ve Leicester şehirlerinde 2026 yılına kadar beyazlar azınlık hale geleceklerdir. Diğer bir tahmin yüzyılın 2.yarısından itibaren Fransa ve bazı ülkelerde Müslüman nüfusun, Müslüman olmayan nüfusu geçebileceği tehlikesidir. Yine Caldwell&#8217;e göre, 20.yüzyılda nüfusunun %90 dan fazlasının Katolik olduğu Avusturya&#8217;da 2050 yılına kadar yaşı 15 ve altı nüfusun büyük çoğunluğunun Müslüman olacağı öngörüsüdür.  </p>
<p>Tabiki nüfus rakamları, doğum oranları ve göçmen rakamları tahmini zor ve şüphe götürür rakamlardır, fakat Macar ekonomist Karoly Lorant&#8217;ın Avrupa Parlamentosuna yazdığı bir makaleye göre, hali hazırda Müslümanlar Marsilya ve Rotterdam gibi şehirlerde %25, Malmö&#8217;de %20, Brüksel ve Birmingham&#8217;da %15, Londra, Paris ve Kopenhang gibi başkentlerde %10 seviyelerine ulaşmış durumdadır.  </p>
<p>Tablo 3 : Müslüman nüfusu %1 in altında olan ülkeler</p>
<p><a name="0.2_table03"></a></p>
<table border="0" width="357">
<tbody>
<tr valign="top">
<td height="12">Yunanistan</td>
<td>%0,9</td>
</tr>
<tr valign="top">
<td height="12">Portekiz</td>
<td>%0,3</td>
</tr>
<tr valign="top">
<td height="12">Çek Cumhuriyeti</td>
<td>%0,2</td>
</tr>
<tr valign="top">
<td height="12">Macaristan</td>
<td>%0,1</td>
</tr>
<tr valign="top">
<td height="12">Polonya</td>
<td>%0,1</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
<p>Son kamuoyu araştırmaları, Avrupa&#8217;nın Müslüman nüfusu içinde radikalizmin yerleşmemiş  olduğunu göstermekte olup, göç ile yeni gelen Müslümanların sisteme daha kolay entegre olacakları konusunda umut vadetmektedir. Bununla birlikte, <a href="http://2.ve/" target="_blank">2.ve</a> 3. kuşak Müslümanların ailelerine göre daha zor entegre oldukları yönünde işaretlerde sözkonusudur. ‘Policy Exchange&#8217; isimli İngiliz çalışma grubuna göre, yaşı 55 in üzerindeki Müslümanların %70 inden fazlası Müslüman olmayan nüfus ile birçok ortak noktası olduğunu düsünürken, yaşı 16-24 arasındaki Müslüman nüfusta bu oran %62&#8242;lere inmektedir.  </p>
<p>Nüfusta meydana gelen değişimler konusu tabana inildiğinde ciddi bir hal aldığı ve Avrupalılar seçmenlerine artık daha fazla göçmen almamaları gerektiğini anlattıkları halde, politikacılar genellikle bu konuyu tartışma malzemesi yapmaktan kaçınmaktadırlar.  </p>
<p>Fransa, okullarda çarşaf giyilmesini ve bununla beraber haç ve benzeri dini sembollerin kullanılmasını yasaklayarak, bu yasaklamaların sadece Müslümanlar için yapıldığı tartışmalarının önüne geçmiş, İngiltere dinsel nefret politikalarını yasaları ile daha sıkı kontrol etmeye başlamış olmasına rağmen bunlar genellikle yasamanın izole edilmiş kısımlarını oluşturmaktadır.  </p>
<p>Bütün bunlarla birlikte aşırı  sağ partiler gücünü artırmakta, bunlardan biri olan ‘British National Party - BNP&#8217; en son seçimlerde Avrupa Parlamentosunda 2 sandalye elde etmiş, geçen sene İngiltere&#8217;ye girmesine izin verilmeyen, İslam aleyhinde konuşmalar yapan Hollandalı politikacı Geert Wilders, kamuoyu yoklamalarında kaydadeğer oranlarda taraftar toplamaktadır.  <br />
 <br />
 </p>
<p>Tablo 4 : Avrupa&#8217;da Müslüman nüfusu yoğun ülkeler</p>
<p><a name="0.2_table04"></a></p>
<table border="0" width="433">
<tbody>
<tr valign="top">
<td height="12"> </td>
<td>Toplam</td>
<td>Müslüman</td>
</tr>
<tr valign="top">
<td height="12">Fransa</td>
<td>63,4</td>
<td>5,5</td>
</tr>
<tr valign="top">
<td height="12">Almanya</td>
<td>82,3</td>
<td>3,5</td>
</tr>
<tr valign="top">
<td height="12">İngiltere</td>
<td>60,9</td>
<td>1,8</td>
</tr>
<tr valign="top">
<td height="12">İsveç</td>
<td>9,1</td>
<td>0,5</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
<p>Pew Forum tarafından 2005 yılında yapılan yorumlarda, aşırı sağ partiler ününü  fakir çevreler için geliştirdikleri söylemler ile yapmakta, bu söylemlerin oluşturduğu korkuları gidermek için Avrupalı aydınların, Müslümanları ve diğer göçmen grupları ırk ve kimlik konularında çevreleyen politik yanlışlıkların tamamına hakim olmaları gerekmektedir. </p>
<p>Bu konudaki tartışmanın tabiki başlangıç noktasını entegrasyon oluşturmalıdır. Entegrasyon konusu önemli midir? Avrupa Komisyonundan Bay Vignon&#8217;a göre evet.</p>
<p>Bu olmazsa kutuplaşma ve varoşlar kazanır ve bu durum düşmanlığa yol açar. Bu düşmanlık neticesinde fakir insanlar diğer fakir insanlarla karşı karşıya gelir ve düşük eğitim seviyesine sahip insanlar kendilerini tehlikede hissedebilirler. </p>
<p>Avrupa Birliği rakamlarına göre, Avrupa Birliği üyesi ülkelerden olmayanların çalışan oranları, birliğe üye ülke vatandaşlarının çalışanlarına göre daha düşük olup, ekonomik ilerleme ve entegrasyonu yavaşlatmaktadır. Bunun bir nedeni, dil konuşma oranının düşüklüğüdür. Göçmen Politikaları Enstitüsü&#8217;nün 2007 yılında yaptığı bir araştırmaya göre, İngiltere ve Galler&#8217;de doğan bebeklerin %28 nin anne veya babasından en az bir tanesinin yabancı bir ülkede doğmuş olduğudur. Bu oran Londra&#8217;da %54 e kadar çıkmaktadır. 2008 yılında yapılan bir araştırmada da ilkokul eğitimi gören çocuklardan %14.4 nun ilk dilinin İngilizce olmadığı tespit edilmiştir. </p>
<p>Etnik çeşitliliğin içinde büyük oranda yer alan Müslümanlar şu ana kadar ırk ve dinsel anlamda herhangi bir politik organizasyon eğilimi içinde yer almamakla beraber, bunun anlamı taleplerinin dinlenmemesi değildir. Almanya seçim sistemini 10 sene önce değiştirerek Türk nüfusuna birtakım haklar getirmiştir. Her ne kadar Türklere bu haklar verilmiş olsa da, Türkiye&#8217;nin Avrupa Birliği&#8217;ne üyelik başvurusu karşısındaki duruşları garip bir durum arzetmektedir. Bay Perkowski&#8217;nin çalışmasına göre, ‘Bugüne kadar Amerika&#8217;nın en eski ve güçlü müttefiklerinden olan Avrupa&#8217;da hızlı bir şekilde büyüyen ve politik olarak daha da güçlenen Müslüman nüfusu, Amerikanın Ortadoğu politikalarında ciddi dalgalanmalara yol açabilecektir.&#8217; </p>
<p>Demografik değişiklikler politikacıların bu konularla daha erken yüzleşmesine yol açacak olup, nitekim bu konuda bazı tartışmalar başlamıştır. OECD sekreteri Angel Gurria Haziran&#8217;da yaptığı açıklamada, göçmenlik konusunun istendiği zaman açılıp istendiği zaman kapanan bir musluk olmadığını, adil ve verimli bir entegrasyon politikası izlenmesi gerektiğini ve bu politikaların hem iyi hem de kötü ekonomik zamanlara uygun olması gerektiğini belirtmiştir.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2009/08/11/avrupayi-bekleyen-saatli-bomba/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2009/08/11/avrupayi-bekleyen-saatli-bomba/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Şeytan Ayetleri Vakası</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/07/02/seytan-ayetleri-vakasi/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2007/07/02/seytan-ayetleri-vakasi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Jul 2007 09:36:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Volkan Serin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[İslam]]></category>

		<category><![CDATA[İslamofobi]]></category>

		<category><![CDATA[Şeytan Ayetleri]]></category>

		<category><![CDATA[Şeytan Ayetleri Vakası]]></category>

		<category><![CDATA[İslam ve Batı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/07/02/seytan-ayetleri-vakasi/</guid>
		<description><![CDATA[Birkaç hafta önce Şeytan Ayetleri kitabının yazarı Salman Rüşdi’ye İngiliz Kraliçesi tarafından şovalyelik nişanı verildi. 1988 yılında yayınlanan Şeytan Ayetleri romanı özetle Hz. Muhammed’in okuduğu Kuran’a şeytan tarafından putlara övgüler karıştırıldığı iftirasını içeriyordu. Dolayısıyla ödül müslüman ülkelerin büyük tepkisine neden oldu. Pakistan ve İran’ın İngiltere büyükelçileri ünvanın verilmesini kınadılar. Malezya ve Pakistan’da protesto gösterileri düzenlendi, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Birkaç hafta önce Şeytan Ayetleri kitabının yazarı Salman Rüşdi’ye İngiliz Kraliçesi tarafından şovalyelik nişanı verildi. 1988 yılında yayınlanan Şeytan Ayetleri romanı özetle Hz. Muhammed’in okuduğu Kuran’a şeytan tarafından putlara övgüler karıştırıldığı iftirasını içeriyordu. Dolayısıyla ödül müslüman ülkelerin büyük tepkisine neden oldu. Pakistan ve İran’ın İngiltere büyükelçileri ünvanın verilmesini kınadılar. Malezya ve Pakistan’da protesto gösterileri düzenlendi, Rüşdi’nin kuklaları yakıldı. <span id="more-195"></span>Hatta Rüşdi hakkında Ayetullah Humeyni’nin verdiği ölüm fetvasını hatırlatanlar oldu. Peki bu iftira, islami literatürdeki ismiyle Garanik olayı nedir?</p>
<p>Önce biraz hikayeyi dinleyelim:</p>
<blockquote><p>Resûlullah, kavminin yüz çevirdiğini görünce bu ona çok ağır geldi. Allah’tan kavmi ile kendisini birbirlerine yaklaştıracak bir şey inmesini temenni etti. Cenab-ı Allah Necm suresini indirdi. O da okudu. Bu esnada şeytan gönlünden geçirip de kavmine getirmek istediği şeyi onun lisanına atıverdi: “Bunlar yüce kuğu kuşları (tanrıçalar)dır ve elbette onların şefaatleri umulur” Kureyşliler bunu işitince sevindiler ve onu dinlemek üzere yaklaştılar&#8230; O, sureyi bitirince secde etti. Onun secde ettiğini gören mü’minler de onun getirdiğini tasdik ederek secde ettiler. Mescitteki müşrikler de secde ettiler&#8230; Secde haberi, Habeşistan’a hicret etmiş Müslümanlar’a da ulaştı. Bir kısmı orada kalıp, bir kısmı Mekke’ye hareket etti. Sonra, Cenab-ı Allah, Peygamber’e, “Benim indirmediğim şey söyledin!” dedi. Resûlullah üzüldü, Allah’tan korktu. Bunun üzerine Allah bu âyeti (Hac, 52) indirerek onu teselli etti, Şeytanın ilka ettiğini neshetti” (Taberî, 27/187-188).</p></blockquote>
<p>Elbette bunlar bir müslüman açısından kabul edilebilir değil. Zira anlatılanlar Kuran’da tarif edilen peygamber nitelikleri ile açıkça çelişiyor. En temel mücadelesini putlara karşı vermiş birinin bunları isteyerek söylemesi mümkün olmadığı gibi şeytanın da Kuran’a göre insanlar üzerinde böyle zorlayıcı bir gücü yok.Yine peygamberin sehven de böyle bir şey söylemesi mümkün değil. Fakat bu hikaye sadece müslümanlar için değil olayı tarafsız inceleyecek herhangi bir araştırmacı için de son derece saçma.</p>
<p>Hikayeye göre hz. peygamber “şeytan ayetleri”ni araya koymuş ve okumaya devam etmiş. Sonra da müşrikler &#8220;Şimdi Muhammed ile aramızdaki farklılıklar sona erdi&#8221; diyerek sevinmişler. Ayetler şöyle:</p>
<blockquote><p>Necm 19-20: Gördünüz mü o Lat ve Uzza&#8217;yı? Ve üçüncüleri olan ötekini, Menat&#8217;ı.</p></blockquote>
<p>Buradaki “Gördünüz mü?” ifadesi peşinden gelen şeyi reddetmek ve tahkir etmek için Kuran’da kullanılan bir kalıp.</p>
<blockquote><p>Şeytan Ayetleri : Bunlar yüce kuğu kuşları (garanik) (tanrıçalar)dır ve elbette onların şefaatleri umulur.</p>
<p>Necm 21-23 : Demek erkek size, dişi O&#8217;na öyle mi? O zaman bu, insafsızca bir taksim! Bunlar (putlar), sizin ve atalarınızın taktığı isimlerden başka bir şey değildir. Allah onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Onlar ancak zanna ve nefislerinin arzusuna uyuyorlar. Halbuki kendilerine Rableri tarafından yol gösterici gelmiştir.</p></blockquote>
<p>Çelişki çok açık. Önce putlar yeriliyor, sonra -sözde- övülüyor, sonra da tekrar yeriliyor. Bunu dinleyen o zamanın şüpheci, radikal ve şiddetli müşriklerinin kanmaları mantıklı mı?</p>
<blockquote><p>Şimdi tetkik etmekte olduğumuz hikayeyi bize nakleden muhaddislerin sözlerine inanırsak, Müslümanlar birkaç Kur’ân âyetini alenen okurlarsa gayet şiddetli fena muameleye maruz kalıyorlardı. O halde Muhammed’in bütün Kureyşliler önünde koca bir sûreyi baştan aşağı okuması, Kureyşlilerin de ne söyleyeceğini bilmeden dinî bir dikkat ile kendisini dinlemeleri manâsız olmaz mı? &#8230; Muhammed hakiki bir devlet adamı idi, kendisinde gayet ince biri fikr-i siyasî vardı, insanlarla müzakerede, insanları idarede fevkalâde maharet sahibi idi. Üç puta karşı ibadeti muvakkaten kabul etmek gibi kaba hataların ondan sadır olması gayr-i kâbildir. Çünkü bu hareket geçmiş senelerin cesur çalışmalarını bir an içinde birden bire yıkmaya ve kendi kendisini mahvetmeye müsavi idi. (Caetani, İslam Tarihi, 2/264-265).</p></blockquote>
<p>Hikayeye göre garanik vakasından sonra <a href="http://www.kuranmeali.com/karsilastirma.asp?sure=17&amp;ayet=73">İsra/73-75</a> ile Hz. Peygamber azarlanmış. Daha sonra da <a href="http://www.kuranmeali.com/karsilastirma.asp?sure=22&amp;ayet=52">Hac/52</a> ile teselli edilmiş ve “şeytan ayetleri” nesh (iptal) edilmiş. İşin garibi İsra Suresi, yani sözde “azarlama”, Habeşistandan dönüş olayından 5-6 yıl sonra; Hac Suresi, yani sözde “teselli” ve “iptal”, ise “azarlama”dan 2 yıl sonra nazil olmuştur. Herhalde şeytanın karıştırdığı ayetlerin düzeltilmesinin hemen yine Necm suresinde yapılması yerine 7-8 yıl sonra Hac Suresine yamandığı bu senaryoyu aklı başında kimse kabul etmez. Zaten bu ayetlerin ait oldukları surelerin akışı içinde bu şekilde anlaşılmaları da mümkün görülmüyor.</p>
<p>Aktarılanlar rivayet açısından da oldukça zayıf. Bir kere rivayetlerde İbn Abbas hariç hiç sahabe adı geçmiyor. Yani hiç peygamberi görmemiş kişiler olayı aktarıyor. İbn Abbas da olay esnasında 2-3 yaşında. Rivayetlerde şeytanın sözü 15-16 farklı şekilde naklediliyor. Hz. Peygamberin durumu ise bazen uyuklarken, bazen namaz kılarken, bazen de Kureyş Kulüplerinde vs. şeklinde 10-11 farklı şekilde nakledilmiş. Rivayetlerin bu kadar farklı olması, hikayenin uydurma olduğunun açık delili.</p>
<blockquote><p>Sahih hadisleri rivayet eden hiç bir kitabın bunu nakletmemesi, hiçbir sikanın bunu sahih ve muttasıl bir senetle rivayet etmemesi, çürüklüğünü göstermeye kâfidir. Nakledenler, sadece tuhaf şeylerle oyalanmayı âdet edinen bazı tefsirciler ile tarihçilerdir. (Kâdî İyad, Eş-Şifa, 2/111).</p></blockquote>
<p>Bazı hadisçilerin ne bulurlarsa toplamaları sebebiyle bu zayıf hikaye bazı kitaplara girmiş olabilir. Ya da “nesih” konusunda bir örnek arayan bazı tefsirciler yüzünden. Hatta Batılı bir araştırmacı, John Burton, hikayenin “nesih” tartışmalarında kanıt olarak kullanılmak üzere bizzat müslümanlar tarafından uydurulmuş olabileceğini söylüyor.</p>
<p>Hikayede bahsi geçen, Necm Suresi okunurken müşrikler dahil herkesin secde etmesi vakasını genelde hadislerine güvenilen Buhari de naklediyor. Bu Kuran’ın bir mucizesi olmuş olabilir. Eğer böyleyse garanik kıssası bunu kamufle etmek için uydurulmuş demektir. Ya da Müşrikler kendi Tanrılarına secde etmiş de olabilirler. Her halukarda bu rivayeti garanik kıssasıyla birleştirmek, yukarıda anlatıldığı üzere, oldukça temelsiz ve muhtemelen art niyetli. Aynı şekilde bu kıssayı Hac sûresi ile birleştirmek de. Zira Mekke’de ilk nazil olan sûrelerden bulunan Necm sûresi ile, bir kısmı Medine döneminin başlangıcında, bir kısmı Mekke döneminin sonlarında inen Hac sûresi arasında pek uzun bir zaman var.</p>
<p>Konu ile ilgili daha ayrıntılı bilgi edinmek isteyenlere yazıyı hazırlarken faydalandığım Prof. Suat Yıldırım ve Dr. Murat Kayacan’ın makalelerini ve wikipedia’yı tavsiye ederim. (<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=show_qna&amp;id=10976">1</a>,<a href="http://www.muratkayacan.net/murat_kavram_garanik.htm">2</a>,<a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Satanic_verses">3</a>)</p>
<p>İşte Saman Rüşdi’nin bahsettiği “şeytan ayetleri” hikayesi bu kadar uyduruk temellere dayanıyor. Kitaptaki tek hakaret bu da değil. Örneğin kitapta fahişelere Hz. Peygamberin eşlerinin isimleri verilmiş. Fakat ne yazıkki İslam Dünyasından yükselen bazı tepkiler bu alçakça iftira ve küfür karşısında bizi haklıyken haksız konuma düşürdü. Örneğin 89 Şubatında kitabı protesto eden binlerce insanın İslamabad’daki Amerikan büyükelçiliğine saldırması sonucu 6 insan öldü. Romanı satan kitabevleri saldırıya uğradı. Ancak en vahimi şüphesiz Ayetullah Humeyni’nin 14 Şubat’ta yayınladığı Rüşdi’yi ve kitabı yayınlayanları öldürmenin her müslümanın görevi olduğunu söyleyen fetva idi. Bu fetva üzerine yazar ve çevirmenler birçok defa saldırıya uğradı, 91 yılında Japon çevirmen öldürüldü. Bunun üzerine Japonya’daki Pakistanlılar Birliği çok mutlu olduklarını açıklamışlar.</p>
<p>Daha yeni, karikatür krizi esnasında Hizbullah lideri Hasan Nasrallah “Eğer İmam Humeyni’nin fetvası yerine getirilseydi kimse buna cesaret edemezdi, peygamberlerinin onuru için canlarını feda etmeye hazır milyonlarca müslüman olduğundan eminim” dedi. İslam dünyasında bazı şeylerin yanlış gittiği çok açık değil mi?</p>
<p>Ayetullah Humeyni’nin muhtemelen siyasi amaçlarla verdiği ölüm fetvasının islami açıdan dayanıksız olduğunu da belirtmek gerek. En sert fıkhi yorumlar bile tüm müslümanları bir adamın üzerine salmayı mümkün kılmıyor. İslami literatürde dinden dönenlerin öldürülmesine dair dayanaklar bulmak mümkün olsa da bugün birçok ilahiyat uzmanı dinden dönenleri cezalandırmayı islami bulmuyor. Bu başka bir yazının konusu olduğu için ayrıntıya girmiyorum.</p>
<p>Şeytan ayetleri vakası müslümanların ölçüsüz tepkileri nedeniyle İslam’ın imajını bir kez daha yaralarken Salman Rüşdi’ye de haketmediği ün ve prestiji sağladı, ve bir anlamda kimliğini belirledi. Bu yüzden verilen ödülün sadece Rüşdi’nin edebiyata katkılarıyla ilgili olduğunu söylemek pek makul değil. Nuray Mert ödülün arka planına dair şunları <a href="http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=225161">söylüyor</a>:</p>
<blockquote><p>Bu, sıradan bir ödül değil, siyasi bir tavır. Hem mesele, sadece İslam merkezli çatışma ortamına körükle gitmek ötesinde, İran&#8217;ın hedef olduğu bir çekişme içinde, İran&#8217;daki rejime dikkat çekme çabası. Bunu görmemek için aptal veya çok tarafgir olmak gerekir Dahası, İngiliz Dışişleri Bakanlığı sözcüsünün, &#8216;Bu ödülün bu kadar tepki yaratacağını düşünmediklerini&#8217; belirtmesi kötü bir şaka gibi. Ve dahası, ödülün siyasi bir yönü olmadığını vurguladıktan sonra, &#8216;Tam tersine, Bombay doğumlu bir yazar olduğu için, aslında Biritanya-Asya ilişkileri açısından olumlu bir adım&#8217; olacağını düşündüklerini açıklaması, fazlasıyla alaycı bir yaklaşım. Sanki, dünya çapında bir krizin kahramanından değil, Bombay doğumlu sıradan bir yazardan söz ediliyor Ayrıca, Rüşdi, İslam bir yana, içine doğduğu kültüre son derece olumsuz bakan biri. 1999&#8242;da bir İngiliz magazin dergisine verdiği röportajda (Tatler, Mayıs 1999), &#8220;Küçük yaşlardan beri Doğu bilgeliği denilen şeyin at pisliği olduğu duygusu içindeyim&#8221; demişti. Doğu bilgeliğinden kastettiği, sadece İslam değil, daha çok Hint alt kıtası ve ötesinin Hindu ve Budist geleneğiydi.</p></blockquote>
<blockquote><p>Bu kadar da değil, Salman Rüşdi, son beş yılda, Afganistan ve Irak müdahaleleri ve ABD dış politikasına tam destek vermiş, karşı çıkanları ağır biçimde eleştirmiş bir isim.</p></blockquote>
<p>Rüşdi 2005 yılında da “Kuran kusursuz bir rehber değil, tarihi bir metin” demişti. Tüm bunları birleştirdiğimizde, İngilizlerin aslında neyi desteklediklerini rahatça görebiliyoruz.</p>
<p>Şunu da not etmek lazım ödülü alacaklar bağımsız bir komite tarafından belirleniyor, kraliçenin ise sadece sembolik bir rolü var. Eleştiriler üzerine İngilizlerin açıklaması ise şaka gibi : “bu ödül ülkemizdeki müslümanları onurlandırma arzumuzun bir parçası”.<a href="http://news.bbc.co.uk/2/hi/south_asia/6229506.stm">*</a> Batılılar için müslümanların dinsiz olanının makbul olduğunu ve onların el üstünde tutulduğunu birkez daha anlıyoruz.</p>
<p>Rüşdi’nin ödüllendirilmesine cevaben Pakistanlı bir grup din adamı Usame bin Ladin’e “Seyfullah” yani “Allah’ın kılıcı” ünvanını verdiklerini açıkladı. Bir yazara cevaben bir terörist. Ne kadar açıklayıcı değil mi?</p>
<p>İslam ve Batı dünyası arasında karşılıklı düşmanlık, nefret ve korkunun belki de hiç olmadığı kadar arttığı, dolayısıyla karşılıklı anlayış ve iyi niyete en çok ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde İngilizlerin bu provoke edici, köprüleri yıkıcı hamlesini anlamakta zorlanıyorum.</p>
<p> </p>
<p style="text-align: justify;"> <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/08/dd_nedir.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-11111" title="dd_nedir" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/08/dd_nedir-196x300.jpg" alt="" width="122" height="162" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/08/dd_nedir.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><strong>Derin Düşünce nedir?</strong> </span></a></p>
<p style="text-align: justify;">Sitemizde siyasetten tarihe, kadın haklarından felsefeye, sanattan bilime kadar bir çok konudan bahsediyoruz. Ama zaman zaman da kendimizden söz ediyoruz. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/08/dd_nedir.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><strong>Derin Düşünce nedir?</strong> </span></a> Sitenin geçmişi, geleceği, ortak projeler, yazar olmak isteyenlere öneriler, okunma istatistikleri… Derin Düşünce’nin bir kimliği, tarihi ve kendine has “yaşam” tarzı var. Eğer aramıza yeni katıldıysanız <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/08/dd_nedir.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">bu kitap </span></a><strong>“yöre halkına”</strong> kaynaşmanızı kolaylaştıracaktır <img class="wp-smiley" src="http://www.derindusunce.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif" alt=":)" /></p>
<p style="text-align: justify;"> <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Liberalizmin Kara Kitabı</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-10169" title="liberalizmin_kara_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_pt.jpg" alt="" width="123" height="173" /></span></a>Liberalizm asırlardır bir çok aşamalardan geçmiş, tarihi olaylarla kendisini imtihan etmiş bir düşünce geleneği. Değişmiş yanları var ama sabitleri de var. Bu sabitlerin içinde <strong>liberalizmin tehlikeli yönleri</strong> hatta <strong>YIKICI UNSURLARI</strong> da var. Bunları ortaya çıkarmak için “doğru” soruları sormak ve liberal perspektifte kalarak yanıt aramak gerekiyor… Büyük bir kısmı bu gelenekten olan düşünürlerin fikirlerinden istifade ederek <strong>liberalizmin kusurlarını</strong> ele alıyoruz bu kara kitapta: Adam Smith, Mandeville, John Stuart Mill, Hayek, Friedman, Röpke, Immanuel Kant, Alexis de Tocqville, John Rawls, Popper, Berlin, Mises, Rothbard ve Türkiye’de Mustafa Akyol, Atilla Yayla, Mustafa Erdoğan… Liberallere, liberalimsilere ve anti-liberallere duyurulur. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/maymunist_kitap.jpg"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-10079" title="maymunist_kitap" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/maymunist_kitap-200x300.jpg" alt="" width="126" height="191" /></span></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/maymunist.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Maymunist imanla nereye kadar?</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>Evrim</em></strong> ve <strong><em>Big Bang</em></strong> gibi konular genellikle sağlıklı biçimde tartışılmaz. İdeoloji ve inançlar, felsefî tercihler bilim-SELLİK maskesiyle çıkar karşımıza. Özellikle evrim tartışmaları <strong><em>“filanca solucanın bölünmesi”</em></strong> veya falanca Amerikalı biyoloji uzmanının deneyleri etrafında döner ve bir türlü maskeler inmez. Madde ve o Madde’ye yüklenen Mânâ maskelenir… Oysa perde arkasında tartışılan başkadır. İnsan’a, Hayat’a dair temel kavramlardır. Sadece et ve kemikten mi ibaretiz? Yokluktan gelen ve ölümle yokluğa giden, çok zeki de olsa SADECE VE SADECE bir maymun türü müdür insan? <strong>BİLİM DIŞINDA</strong> bir insanlık yoksa <strong>Aşk</strong> yoksa, <strong>Sanat</strong> yoksa, <strong>Güzellik</strong> yoksa ve <strong>Adalet</strong> yoksa <strong>Hayat</strong>‘ın anlamı nedir? <strong>Aşık olmak</strong> hormonal bir abartıysa, <strong>iyilik</strong> enayilikse, neden birbirimizin gırtlağına sarılmıyoruz ekmeğini almak için? Neden bir çocuğa tecavüz edilmesi midemizi bulandırıyor ve neden fakir bir insana yardım etmek istiyoruz? Taj Mahal’in, Ayasofya’nın, Notre Dame de Paris’nin değeri bir arı kovanı veya termit yuvasına eşdeğer ise, Mesnevî boşuna yazıldı ise neden Hitler’i lanetliyoruz ve neden Filistin’de can veren bebeklere üzülüyoruz? Maymun olmanın (veya kendini öyle sanmanın) <strong>BİLİM DIŞINDA</strong>, psikolojik, siyasî, ahlâkî, hukukî öyle ağır sonuçları var ki…  Evrim senaryosunu kabul etmenin etik ve siyasî neticeleri ve <strong>evrimciliğin etimolojik değeri</strong> … Derin Düşünce’nin yorumcuları tarafından konuşuldu. Biz de bu sebeple söz konusu iki tartışmayı 116 sayfalık bu kitapta topladık. <a href="http://www.derindusunce.org/img/maymunist.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2007/07/02/seytan-ayetleri-vakasi/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2007/07/02/seytan-ayetleri-vakasi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>

