RSS Feed for GözCategory: Göz

Varlık ve Hiç - Jean-Paul Sartre (Bölüm 3:Bakış) »

“… ‘Ben’ deyince bir boşluk duygusuna kapılıyorum. Öyle unutulmuşum ki, kendimi iyice hissetmek elimden gelmiyor. Benden kalan bütün gerçeklik, var olduğunu hisseden varoluş sadece. Yavaş yavaş esniyorum. Kimse, hiç kimse için!  Antoine Roquentin ne ki? Soyut bir şey o… Pırıl pırıl, hareketsiz, bomboş bir bilinç, duvarların arasına konulmuş, kendi kendine sürüp gidiyor. Kimse yok bu [...]

Share on Facebook

1 [?]

YAKINDA: Kâinat’ın şiiri tercüme edilebilir mi? »

Nietzsche’nin Filozofların Kitabı, “Hakikat ve Yalan” isimli bölümden

“…  Kavramların oluşmasını düşünelim. Her kelime anında kavrama dönüşür. Çünkü doğumunu borçlu olduğu orijinal, kendine has, sübjektif bir tecrübeye isim olması yetmez. Yani sadece bir hatıra değildir. Aynı kelime söz konusu tecrübeye benzer başka hadiselere de isim olur.Yani birbiriyle ASLA tıpatıp aynı olmayan durumlara. Her kavram FARKLI şeylerin [...]

Share on Facebook

1 [?]

Hakikat, Arayış ve Sanat »

Mondrian, bu yaşam güzelleştikçe sanat da ortadan kalkacaktır, diyor; sanat için amacını da ortaya koyarak. Öyleyse sanat hiç ortadan kalkmayacak, sûr’a üflenilecek ân gelene değin… Aristo, Platon, Plotinus, Schelling, Hegel, Kant, Klee, Kandinsky, Mondrian… Sanata dair bunca söylemin içinde Schelling şöyle diyor:
“Sanat, sonsuzun sonludaki ifadesidir; nesnel olmayanın objedeki ifadesidir…”
Sonsuz ifade edilebilir mi? “…şeylerin tek bir [...]

Share on Facebook

1 [?]

Kötülük’ten Güzellik çıkar mı? – C.Baudelaire’in şiirleri, O.Dix’in gravürleri »

“Meşhur ozanlar şiir diyarının çiçekli bölgelerini çoktan bölüşmüşlerdi. Kötülük’ten Güzellik’i çıkarmak ise zordu. Gene de hoş geldi bana bu durum.”
 Böyle demiş Baudelaire. Demiş ve zor bir soruyu miras olarak bırakmış ünlü kitabı “Kötülük Çiçekleri” ile. Elle tutulur, gözle görülür  bir Kötülük gerçekten var mıdır? Yani İyilik’in zıddı olarak, bir anti-madde gibi Kötülük’ün varlığından söz edebilir [...]

Share on Facebook

2 [?]

Van’a bakmak, Van’ı görmek… »

Göz zinası nedir ki?
  Vaktiyle birisi bir şey uydurmuş; göz zinası…
  Ne aslı var ne de astarı. Neymiş, gözünü harama çevirirsen, göz zinası işlemiş olurmuşsun. Muhtemelen yine bir “iyi niyet” sahibinin, setti zerai (zararın önünü kesmek) kabilinden ortaya attığı bir tanım. ”Yok, böyle bir şey” demek sevilesi olmasa dahi bazen söylemek zorunda kalırız; yok böyle bir [...]

Share on Facebook

1 [?]

Fütûhât-ı Mekiyye, Cilt 14 (Muhyiddin İbn Arabi Hz.) »

“Akıl gözün görmediğini bilirken Göz fikrin reddettiğini görür. Arif olanlar ise akıl ve gözü bir araya getirir. Onların kendisiyle anladıkları kalpleri, kendileriyle gördükleri gözleri, kendileriyle duydukları kulakları vardır.”
 Dün gece kıyısız bir okyanusun acayip incilerinden topladım. Paylaştıkça çoğalan inciler. Derin Düşünce okurlarıyla paylaşıyorum ki çoğalsınlar.(MY)
 Sayfa 278, 390cı bölüm
“Bir şeyin zamanı onun varlığıdır” münazelesinin bilinmesi
 ”Sıfatlar bağımsız varlıklardır” [...]

Share on Facebook

1 [?]

Körlerin gördüğü, gözlerin görmediği ateş »

90′lı senelerin başıydı sanırım. Boğaziçi Üniversitesi’nde kızlar yurdunun kapısında bir arkadaşımı bekliyorum. Benimle birlikte bir kaç kişi daha var bekleyen. Gözlerimiz merdivenlerde…  Son derecede şık kıyafetiyle özel bir geceye hazırlandığı belli olan genç bir kız beliriyor. Saçları da yapılı ama sol tarafı tuhaf şekilde, dağınık duruyor. Garip, ürkek adımlarla ilerleyip bize yüzünü döndüğünde elindeki beyaz [...]

Share on Facebook

1 [?]

Şans, Kader, Özgür İrade ve Zaman(2) »

Sirenler çalarak hızla ilerleyen bir ambülansın içinde, uzanmış vaziyetteyim. Sırtımın üst kısmında korkunç bir ızdırap. Basamağa vurduğum yer feci acıyor ama düşmenin yaptığı bir şok etkisi de var. Kısa bir süre bilincimi kaybetmişim. Kollarımı ve bacaklarımı oynatamadığım bir kaç saniye oldu, bunu hatırlıyorum. Korku ve şaşkınlığın etkisiyle de artmış olabilir ızdırabım. Hastahaneye varıyoruz. Ambülansın sedyesini [...]

Share on Facebook

1 [?]

Şans, Kader, Özgür İrade ve Zaman(1) »

“…Açık konuşalım, şu veya bu meselede suçsuz olduğumu iddia etmiyorum. Ben suçluyum, siz değilsiniz. Aferin! Ama itiraf edin ki benim yerimde olsaydınız siz de aynısını yapardınız. Belki daha az istekli olurdunuz. Ama şu ya da bu şekilde yapardınız. Tarih kitapları gösteriyor ki hemen herkes kendisine emredileni yapar. Kusura bakmayın ama bir istisna teşkil edeceğinizi sanmıyorum. [...]

Share on Facebook

2 [?]

Zaman’ın Işığında Hareket Kavramı »

“… Zaman kavramı Bilim’in kapsamı içinde midir? Şöyle düşünelim: Kâinat’taki bütün cisimlerin hareketleri iki ya da üç kez hızlanmış olsa fizik ve matematik formüllerimizde hiç bir değişiklik yapmamız gerekmez.  Şuurumuz bu değişikliği niteliksel olarak hissedecektir ama şuur dışında hiç bir yerde görünmeyecektir hissedilen. Çünkü periyodik olarak gözlediğimiz şeylerin birbirleriyle kesişmesi yani olayların tekabüliyeti aynı kalacaktır. [...]

Share on Facebook

2 [?]

YAKINDA:Zaman’ın Işığında Özgür İrade »

“…Zaman geçip gittikten sonra “geriye” dönüp baktığımızda geçmişimiz bir şehrin yollarına benziyor. Önemli seçenekler, elde ettiklerimiz, düş kırıklıkları,  ikiye, üçe ayrılan kavşaklar, kararsızlık içinde dönüp durduğumuz meydanlar, çıkmaz sokaklar… Peki hayatın kendisi, şu an, şu yaşamakta olduğumuz an böyle mi? Geçmişimiz katılaşmış, kristalize olmuş, Mekân’laşmış. Oysa hayatın hammaddesi Mekân değil Zaman! Peki nereden geliyor bu [...]

Share on Facebook

1 [?]

Ölüm’ün Işığında Zaman Kavramı (6) »

Dikkat: Hassas insanları rahatsız edebilecek fotoğraflar içeren bir yazı okuyorsunuz.

Ünlü fotoğrafçı Robert Capa’nın İspanya iç savaşında çektiği bir kare. Başından vurulan cumhuriyetçi milis silahını tutamıyor artık, güneşin kavurduğu kısa otların üzerine gölgesi düşüyor, yüzü sanki ifadesiz, gökyüzü bulutsuz, ufukta kayda değer bir şey görünmüyor. Sonradan kurgu olduğu iddia edildi bu fotoğrafın. Milisin gerçekte ölmediği, ölüyormuş [...]

Share on Facebook

2 [?]

Ölüm’ün Işığında Zaman Kavramı (5) »

Oldukça tuhaftır, Monet, Rembrandt, Oudry, Sicurezza gibi ressamların “natürmort” (=ölü doğa) denilen eserlerine, meselâ ölmüş hayvan tasvirlerine bakarken hayvan ölülerinde görünmeyen bir şeyi görürüz. Merleau-Ponty’nin isabetle teşhis ettiği gibi “Sanat eseri objektif bir bakışın görülemez zannettiği şeylere görüLebilir bir varoluş sağlar” . Nedir bu görülemez olup da Sanat sayesinde görülebilen?
 Basit bir matematiksel işlem yapacağız şimdi, bildiğiniz çıkarma [...]

Share on Facebook

2 [?]

Ölüm’ün Işığında Zaman Kavramı (3) »

Dans eden bir Tanrı mı dediniz?
“…Diyorsunuz ki “hayatın yükünü taşımak zor”. Neden sabah mağrur akşam ise itaatkârsınız? Hayatın yükünü taşımak zor ise siz de bu kadar “kolay” olmayın! Hepimiz bu yükle yüklenmiş birer eşeğiz. Üzerinde bir damla çiğ var diye titreyen gül tomurcuğuyla ortak neyimiz var bizim? Hayatı seviyoruz ama hayata alıştığımızdan değil, aşka alıştığımızdan. [...]

Share on Facebook

2 [?]

Ölüm’ün Işığında Zaman Kavramı (2) »

Bu bölüm sadece fotoğraflardan oluşuyor. Zira ressam Paul Klee’nin dediği gibi “Sanat görüneni taklid etmez, görünür kılar” diye düşünüyorum. Bitmiş eser (ölü beden) yaşanan hayatın, yapılan ve yapılMAyan seçimlerin eseridir, Zaman geçip gitmemiştir aslında. Üst üste birikmiş, o ölmekte olan (= yaşamakta olan) beden 60-70 yıllık bir hayatın izlerini MuHaFaZa etmiştir. Geçmiş Zaman yoktur, kırışmış [...]

Share on Facebook

2 [?]

Karanlık’ın Işığında Akıl »

Kıymetli bir dostumuz
Bilmediklerimize sınır koyan bildiğimizi düşündüklerimiz olsa gerek! Karanlığı da bir gören olarak biliyormuşuz gibi tarif edip, tanımlamaya çalışıyoruz.
Karanlığı, bir bebek gibi kucağımıza almış, kollarımızla sarmış ve gözlerine bakabilmişsek şayet ona devşirebilecekmiş gibi sahip olamayacağımızı, “tamamıyla bilemeyeceğimizi bilebilmek” yolunda ilk adımı atmış sayılırız. Dolayısıyla da karanlığın kuyruğuna, bacağına dokunmakla onu bildiğimizi söyleyemeyiz.
Karanlığın bilinebilmesi için [...]

Share on Facebook

1 [?]

Nefesler (Ganiyy-i Muhtefî) »

Ekmek yapmaya merak sarmıştık bir zaman. Ama öyle ekmek makinasıyla filan değil. Kendimiz, elle yoğuracaktık hamuru. Sanayi mayası da kullanmayacaktık. Araştırdık, ekşi maya yapmayı öğrendik. Hani şu eski kadınların komşudan ya da mahallenin fırıncısından aldığı maya. Daha neler öğrendik. Kepekli un kolay kabarmıyordu. Tuz ekmeğin rengini koyultuyor, şeker kabuğunu
Share on Facebook 2 [?]

Share on Facebook

2 [?]

Dikkat Kitap: Derin Göz »

“…Sanat’ın amacı nedir? Eğer Hakikat dosdoğru gelip hissiyatımıza ve şuurumuza çarpmış olsa, eğer çevremiz ve kendimizle doğrudan iletişime girebilmiş olsak, zannederim Sanat faydasız olurdu ya da hepimiz sanatçı olurduk çünkü ruhumuz Kâinat’ın musikîsi ile sürekli bir Tevhid halinde titrerdi.
Hafızamızın yardım ettiği gözlerimiz Mekân’ı oyar, taklidi imkânsız tablolar kesip çıkarırdı. Bir bakışta İnsan bedeninin canlı mermerinden [...]

Share on Facebook

2 [?]

Sanat’ın amacı ve Henri Bergson: Sanat’ta Ayrıntı(9) »

Din, Bilim ve Sanat’ın kavşağında hayret uyandırıcı düşünceler
Sunuş: İnsan gözünün daha verimli kullanılmasını konu alan Sanat’ta Ayrıntı dizisi bu bölümle sona eriyor. Aş, eş ve düşmanı gören Et-Göz’ün yanı sıra Hakikat’i gören bir Derin-Göz olduğunu ve bu Göz’ü kullanmanın yollarından birinin sanat olduğunu anlattım, benim gibi, sanatçı olmayan sıradan insanlar için kestirme yollarını gösterdim.
Ancak bu [...]

Share on Facebook

2 [?]

Boşluk aynası ve Edward Hopper: Sanat’ta Ayrıntı(8) »

Bazı dalgıç-ressamlar vardır, gözleri okyanus dibine indirilen robot kameralar gibidir. İçinden geçtikleri asrı öyle güzel “kaydederler”, Hakikat’i öyle güzel yakalarlar ki… Böyle ressamların eserleri bazen yüzlerce sayfa kitap okuyarak öğrenemeyeceğiniz bilgiyi bir çırpıda verir size. Edward Hopper da bu dalgıç-ressamlardan biridir, hatta belki de en kuvvetlisidir… Tablolarındaki Ayrıntı’lar bir dönemin kara kutusudur. Bunun için William Turner‘dan sonra [...]

Share on Facebook

3 [?]