<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>Derin Düşünce &#187; Ermenistan</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/category/ermenistan/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Fri, 25 May 2012 09:41:57 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Bugün 23,5 Nisan, Tuhaf oluyor insan&#8230;</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/04/24/bugun-235-nisan-tuhaf-oluyor-insan/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/04/24/bugun-235-nisan-tuhaf-oluyor-insan/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 24 Apr 2011 10:39:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ayla Chignardet</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Basın günlüğü]]></category>

		<category><![CDATA[Ermeniler]]></category>

		<category><![CDATA[Ermenistan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=15890</guid>
		<description><![CDATA[23 Nisan bütün çocukların olacaksa eğer ben derim Ermenistanlı çocukların da olsun bir biçimiyle. Çağırın onları da bu kutlamalara. Barıştırın çocukları birbirleriyle, tanıştırın. Sadece 23 Nisan da olmasın 24 Nisan&#8217;ı da katın içine. TAMAMI
Share on Facebook]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/02/armenia1.gif"><img class="alignleft size-full wp-image-3448" title="armenia1" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/02/armenia1.gif" alt="" width="68" height="50" /></a>23 Nisan bütün çocukların olacaksa eğer ben derim Ermenistanlı çocukların da olsun bir biçimiyle. Çağırın onları da bu kutlamalara. Barıştırın çocukları birbirleriyle, tanıştırın. Sadece 23 Nisan da olmasın 24 Nisan&#8217;ı da katın içine. <a href="http://bianet.org/biamag/bianet/106507-hrant-dinkten-yeniden-23-5-nisan" target="_blank">TAMAMI</a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/04/24/bugun-235-nisan-tuhaf-oluyor-insan/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/04/24/bugun-235-nisan-tuhaf-oluyor-insan/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Ermenistan&#8217;daydık</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/10/21/ermenistandaydik/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2010/10/21/ermenistandaydik/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Oct 2010 12:00:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Cem Özen</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Ermeniler]]></category>

		<category><![CDATA[Ermenistan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=12949</guid>
		<description><![CDATA[14-17 Ekim 2010 tarihleri arasında Heinrich Böll Vakfı&#8217;nın düzenlemiş olduğu Ani Diyalog Grubu organizasyonu çerçevesinde Ermenistan&#8217;daydık. Türkiye&#8217;den ve Ermenistan&#8217;dan sivil toplum temsilcileri, gazeteciler ve akademisyenler iki ülke arasında tıkanan diplomatik süreci ve devlet dışı aktörlerin neler yapabileceğini tartıştılar.
 Ermenistan kişi başına yurtiçi hasılası 2800 dolar olan fakir bir ülke. Ancak toplumsal bir sefalet olduğu da söylenemez. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/ermenistan_dar.gif"><img class="alignleft size-full wp-image-12953" title="ermenistan_dar" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/ermenistan_dar.gif" alt="" width="210" height="165" /></a>14-17 Ekim 2010 tarihleri arasında Heinrich Böll Vakfı&#8217;nın düzenlemiş olduğu Ani Diyalog Grubu organizasyonu çerçevesinde Ermenistan&#8217;daydık. Türkiye&#8217;den ve Ermenistan&#8217;dan sivil toplum temsilcileri, gazeteciler ve akademisyenler iki ülke arasında tıkanan diplomatik süreci ve devlet dışı aktörlerin neler yapabileceğini tartıştılar.</p>
<p> Ermenistan kişi başına yurtiçi hasılası 2800 dolar olan fakir bir ülke. Ancak toplumsal bir sefalet olduğu da söylenemez. 3.5 milyon nüfuslu ülkede tarımsal alan çok yok; buna karşın<span id="more-12949"></span> hayvancılık daha yaygın. 1.5 milyar dolara yaklaşan ihracatta 1. sırayı Rusya alıyor. Ayrıca hem nükleer santrale sahip olması hem nehirlerin hidroelektrik üretimi hem de Rusya ve İran&#8217;dan ucuz petrol ve doğalgaz gelmesi ülkeyi enerji bakımından yeterli bir hale getirmiş.</p>
<p> Halkın yarısı Erivan&#8217;da yaşıyor. Binaların yapımında çokça kullanılan tüf taşı yüzünden şehir &#8220;Pembe Şehir&#8221; olarak da biliniyor. Doğalgaz borularının dışarıda olması korkunç çirkin bir görüntü ortaya çıkarıyor. Buna karşın diaspora Ermenilerinin mali desteğiyle bir kaç parlak yapı ve meydan düzenlemesi yapılmış.</p>
<p> İnsanların 1915 algısı yerli yerinde duruyor ancak Türkiye ve Türklere karşı düşmanca bir yaklaşımla karşılaşmadık. 1915 ile diğer konuları birbirinden ayırabilme yeteneğinin oldukça gelişmiş olduğunu gözlemledik. Daha açık bir ifadeyle Ermenistan&#8217;ı <strong>açık toplum olma yoluna girmiş</strong> olarak gördüm. Henüz atılması gereken çok adım var ama özellikle genç insanlar dünyayla entegre olmaya istekliler. İngilizceleri de kendilerinden önceki kuşaklara göre çok çok daha iyi (Bizde ise genç kuşakların İngilizcesi gitgide geriye gidiyor). Geleceği inşa edecek gençlerin bu durumu oldukça umut verici.</p>
<p> Erivan&#8217;ın diğer bölgeleri gibi &#8220;Malatya&#8221; mahallesinde gezinirken Anadolu&#8217;nun herhangi bir şehrinde geziyor havasına bürünmemek elde değil. Damak tadı, sayısız ortak kelimeler, pek çoğunun Anadolu kökenli olmasına dayalı hemşehrilikler ve doğuya özgü yılışıklık/sıcakkanlılık iki ülkenin kültürel olarak yakınlığının kanıtı. İki ülke toplumları siyasi sorunları aştığında akrabasını yıllar sonra bulmuş bir insanın duygusunu yaşayacaktır.</p>
<p> <strong>Sınırın Açılması</strong></p>
<p> Türkiye Ermenistan&#8217;ın Karabağ&#8217;ı işgali nedeniyle 17 yıldır kara sınırını kapalı tutuyor. Buna karşın havayolu açık ve Gürcistan üzerinden de karayolu iletişimi mevcut. Sınırın kapalı kalması insan ve mal trafiğini engelliyor veya diğer bir deyişle maliyetini yükseltiyor. Dolayısıyla sınırın kapalı kalması ekonomik aktivitelerin pahalılaşmasından başka bir pratik sonuç getirmiyor. Sınırın kapalı kalmasından bu yana yaşanan gelişmeler göz önüne alındığında bu durumun Ermenistan üzerinde Karabağ konusunda bağlayıcı bir baskı unsuru olduğu söylenemez.</p>
<p> Otoriter Azeri rejimi geçtiğimiz yıl Türkiye ve Ermenistan arasında imzalanan protokollerin Türkiye tarafından onaylanmasını enerji boru hattı üzerinden şantaj yaparak engellemişti. Türkiye&#8217;nin bu sarmaldan çıkması ancak ve ancak Azerbaycan&#8217;ın diplomatik tavrını değiştirmeye yönelik bir hücumu ile mümkün olabilir. Yani Azerbaycan üzerine diplomatik baskı ve barış yapacak olgunluğa erişmiş Ermenistan ile protokol sürecinin devamının bir arada yürütülmesi tüm temel sorunların çözülmesi yolunda tek yol gibi görünüyor.</p>
<p> Ermenistan bölgedeki enerji ve ulaşım hatlarında by-pass ediliyor. Bu durum ülkeyi daha da dışa açılmaya ve Türkiye ile yakınlaşmaya zorluyor. Ancak Türkiye için de pek çok fırsat var. Örneğin Ermenistan&#8217;da tıp ve sağlık hizmetleri nispeten gelişmiş durumda. Tabi ki bir İstanbul veya Ankara seviyesinde değil ancak insani kalkınma endekslerinde son sıralarda yer alan Kars, Iğdır, Ağrı ve Ardahan gibi şehirlerden Ermenistan&#8217;a kapıların açılması halinde çok sayıda hasta yakın olan Ermenistan&#8217;a geçerek tedavilerini yaptırabilir.</p>
<p> Yine Ermenistan&#8217;da kumarhaneler ve gece kulüpleri belli ölçüde yaygın. Kapıların açılması sınır turizmini ve eğlence sektörünü de hareketlendirecektir. Türkiye&#8217;den imalat Ermenistan&#8217;dan ise hayvansal ürünler karşılıklı ticaret ile iki ülke ekonomisini büyütecek potansiyel unsurlar olarak göze çarpıyor.</p>
<p> Enerji konusunda ise Ermenistan&#8217;da boşa akan nehirler Türkiye için potansiyel enerji kaynağına dönüştürülebilir. Ermenistan&#8217;da elektrik enerjisi fazlası var ve Türkiye&#8217;ye satması da daha önce gündeme gelmişti. Bölgede Gürcistan ve Azerbaycan&#8217;ın dahil olacağı ortak bir enerji politikası bu dört ülkenin de karlı çıkmasını sağlayacaktır. 2001 krizinden bu yana ortalama yüzde 5 büyüyen bir Türkiye&#8217;nin enerji ihtiyacı ortadayken bu tip projelere dört elle sarılmalıdır.</p>
<p> İki ülke arasındaki sorunların çözülmesi hiç de zor değil. Ancak arada kültürel bir duvar var:  Milliyetçilik. 1999&#8242;da rotasını açık topluma kıran Türkiye ile son birkaç yılda bu sürece giren Ermenistan arasındaki kültürel bağlar iyi kullanılırsa kardeşlik yolunu açabilecekken kötü kullanılırsa felakete de dönüşebiliyor. Gezimiz sırasında Türkiye sınırından da gördüğümüz Ani harabelerinin kültürel bir miras olarak değerlendirme imkanı yanında Devlet Bahçeli gibi yoz bir milliyetçilik ile düşmanlık tohumuna malzeme olarak da algılanma potansiyeli bulunuyor.</p>
<p> Kısacası iki ülkenin geleceği Devlet Bahçeli ya da gezi sırasında alışveriş yapan bir arkadaşımıza &#8220;Bunun fiyatı 8.000 dram ama sen Türksün sana 10.000 dram&#8221; diyen pazarcının yaklaşımında olamaz. İki ülkenin geleceği barış, dostluk ve insan merkezli politikalarla çizilmelidir.</p>
<p> &#8230; Bu makale ilginizi çektiyse&#8230;</p>
<p style="text-align: right;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/ermeniler-ve-turkler.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Ermeniler ve Türkler</span></a></strong></p>
<p style="text-align: right;"><strong></strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong></strong></p>
<p style="text-align: left;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/ermeniler-ve-turkler.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-9734" title="ermeniler_turkler" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/ermeniler_turkler.jpg" alt="" width="136" height="193" /></span></a></p>
<p style="text-align: left;">Ermeni kimliği var oldukça 1923 model Türk kimliği bozuk bir makine gibi gıcırdamaya devam edecek. [...] Neden bize bu kadar benziyorlar? Pastırması, sucuğu, yaprak dolması, müziğiyle, gelenekleri, ailelerine bağlı oluşlarıyla bir de Türk’ten daha fazla Türk mü onlar? Yoksa bu mu bizi sinir eden? [...] Artık Anadolu insanının %100 safkan Türk olmadığını, tersine bütün bu etnik unsurların karışımı ve mirasçısı olduğunu idrak etme vakti gelmedi mi? Artık TEK BİR “BİZ” olduğunu, atalarımızın bir kısmının Kürt, diğer bir kısmının Rum, Gürcü, Arap, hatta ve hatta Ermeni olduğunu idrak etmemiz gerekmiyor mu? <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/ermeniler-ve-turkler.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirin.</span></a></p>
<p style="text-align: left;"> </p>
<p style="text-align: left;"> </p>
<p style="text-align: right;"><strong><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank">A<span style="color: #0000ff;">merika Tedavi Edilebilir mi?</span></a></span></strong></p>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-7855" title="20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt-203x300.jpg" alt="" width="115" height="166" /></span></a> <span style="color: #000000;">Bayrak y</span><span style="color: #000000;">akmanın ve Amerikan/İsrail mallarını protesto etmenin dışında bir şeyler yapmak gerektiğini düşünenler için yapılmış bu çalışmayı ilginize sunuyoruz.</span><span style="color: #000000;"> </span><span style="color: #000000;">ABD desteği son bulmadan Ortadoğu’nun psikopatı İsrail’in saldırganlığı bitmeyecek ve Ortadoğu’ya huzur gelmeyecek gibi görünüyor. Vietnam’da ve Latin Amerika’da yaşanan katliamlar Ortadoğu’da devam ediyor.</span></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"> </span><span style="color: #000000;">Amerikalılar neden bu kadar gaddar? Dünyanın geri kalan kısmında yaşayan insanlara karşı niçin bu denli acımasız? <a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank">Buradan indirin.</a></span></span></div>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2010/10/21/ermenistandaydik/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2010/10/21/ermenistandaydik/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Ahmet Davutoğlu’na açık mektup</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/10/17/ahmet-davutoglu%e2%80%99na-acik-mektup/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2009/10/17/ahmet-davutoglu%e2%80%99na-acik-mektup/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 17 Oct 2009 06:08:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Rasim Ozan Kütahyalı</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>

		<category><![CDATA[Ermenistan]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Liberalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Davutoğlu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=6898</guid>
		<description><![CDATA[Öncelikle Ermenistan&#8217;la imzalanan protokolün hayırlara vesile olmasını dilerim&#8230; Bu büyük bir diplomatik başarıdır. Ahmet Davutoğlu bu sürecin Türkiye açısından başkahramanıdır&#8230; Davutoğlu&#8217;na şu son altı yılda söylenenleri tek tek düşünüyorum&#8230; Bu bağlamda yüzü kızarması gereken epey sayıda adam var&#8230; Bunların içinde kendine &#8220;liberal&#8221; diyen kimi aydınlar da var&#8230; Davutoğlu&#8217;nun birçok kritik konuda son derece isabetli tesbitler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/05/20090510_derin_dusunce_org_davutoglu.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-4725" title="20090510_derin_dusunce_org_davutoglu" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/05/20090510_derin_dusunce_org_davutoglu-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Öncelikle Ermenistan&#8217;la imzalanan protokolün hayırlara vesile olmasını dilerim&#8230; Bu büyük bir diplomatik başarıdır. Ahmet Davutoğlu bu sürecin Türkiye açısından başkahramanıdır&#8230; Davutoğlu&#8217;na şu son altı yılda söylenenleri tek tek düşünüyorum&#8230; Bu bağlamda yüzü kızarması gereken epey sayıda adam var&#8230; Bunların içinde kendine &#8220;liberal&#8221; diyen kimi aydınlar da var&#8230; Davutoğlu&#8217;nun birçok kritik konuda son derece isabetli tesbitler yaptığı ve kıymetli adımlar attığı bugün çok daha net anlaşılıyor&#8230;</p>
<p>Protokolde yer alan &#8220;ortak tarih komisyonu&#8221; maddesi Ermenistan açısından <span id="more-6898"></span>gerçekten çok zor bir madde&#8230; Çünkü Ermeni belleğinin en temel birleştirici unsuru 1915 Büyük Felaketi&#8217;ni masada tartışılabilecek bir unsur haline getiriyor bu madde. Haliyle diasporanın ciddi bir kısmı bu maddeye tepkili&#8230; Aslında Markar Esayan&#8217;ın da belirttiği gibi Ermenistan&#8217;ın ilk cumhurbaşkanı Ter Petrosyan, zamanında <em>&#8220;Önkoşulsuz diplomatik ilişki kuralım&#8221;</em> diyordu. O zaman Türk devlet zihniyeti uzatılan bu barış elini tutmadı&#8230; O Petrosyan <em>&#8220;Tarihi tarihçilere bırakalım&#8221;</em> diye özetlenebilecek görüşü de ilk dillendiren devlet adamıdır. Şimdi resmî Türk devlet aklı da bu çizgiye gelmiş durumda&#8230; Kendi de tarihçi olan Petrosyan 1915 Meselesi&#8217;nin çok zor çözümlenebileceğini bilen bir adamdı. O sebeple o meseleyi es geçerek <em>&#8220;Önkoşulsuz tam diplomatik iletişime geçelim&#8221;</em> diyordu&#8230;</p>
<p>Bütün bu dış politika meseleleri bir yana Ermeni meselesinin özü hâlâ insani bir noktada tıkanmaktadır&#8230; Hadi 1915&#8242;te yaşananlara soykırım denmesin, &#8220;soykırım&#8221; kelimesi biz Türkleri rahatsız ediyor, eyvallah&#8230; Peki, jenosid/soykırım denmeyince dönemin İttihatçı hükümetinin yaptığı suç olmaktan çıkıyor mu? Etnik temizlik dense yaşananlar meşru hale mi geliyor?.. Hadi etnik temizlik tanımından da düştük, o olayları katliam diye ifade etsek, hukuken ve vicdanen suç kabul edilmeyecek mi bu hadiseler?.. <strong>Ne denirse densin, ne tür sayısal hokkabazlıklar yapılırsa yapılsın, 1915&#8242;te yaşananlar bir insanlık suçudur&#8230;</strong> Ortada bir cinayet vardır&#8230; Dönemin İttihatçı hükümeti suçludur&#8230; Türkiye Cumhuriyeti Devleti, o İttihatçı hükümetin bu utanç verici icraatını savunmamalıdır&#8230; İttihatçıların bu alçak eylemini resmen kınamalıdır&#8230; Bize karşı hiçbir diplomatik baskı olmasa da bunu devlet olarak yapmalıyız&#8230; Bu bir ahlak sorunudur&#8230; Sorumlu ve meşru bir devletin yapması gereken budur&#8230;</p>
<p>Öte yandan <em>&#8220;Türkler, Ermenileri kesmiştir&#8221;</em> gibi söylemler de tamamen zırvadır. Daha doğrusu bu tür bir önerme hiçbir halk için kategorik olarak kullanılamaz&#8230; <em>&#8220;Almanlar, Yahudileri kesmiştir&#8221;</em> önermesi de yanlıştır. Bu dil o hastalıklı nasyonalizmin dilidir. O dil üzerinden yapılan bir ahlaki karşı çıkış, temelsizdir&#8230; Bu tür somut insanlık suçlarını kategorik olarak bir halkın üzerine atmak, başka bir halkın kategorik nasyonalist savunusunu yapmak isteyenler tarafından tercih edilir genelde&#8230; <em>&#8220;Yunanlılar, Türkleri kesti&#8221;</em> gibi söylemlere de bizim nasyonalistlerimiz çok başvurur ki bu mağduriyet psikolojisi üzerinden bir nasyonalist politika üretebilsinler&#8230; Etyen Mahçupyan&#8217;ın da sık sık belirttiği gibi kimi Ermeni aydınlarının bir halk olarak Türkleri suçlaması abuk bir yaklaşımdır ama İttihatçı zihniyet ve hükümetin suçlu olduğu da şüphe götürmez bir gerçektir&#8230; Fakat o dönem bu ahlaksız zihniyete direnen çok sayıda onurlu ve vicdanlı Türk devlet adamı da olmuştur&#8230; Bir başka yazımda bu kıymetli isimleri tek tek saymıştım&#8230; Yine sayalım&#8230;<strong></p>
<p>Tehcir kararı kendisine tebliğ edildiği anda reddetme şerefini gösteren Kütahya Valimiz Faik Ali Bey mesela</strong>&#8230; Başka şehirlerden sürgün edilip perişan halde Kütahya&#8217;ya varabilen Ermenilere sahip çıkılması için maiyetine emir veren bu şerefli devlet adamımız&#8230; Kütahya Ermenilerine din değiştirmelerini dayatan, <em>&#8220;Ya topluca ihtida edersiniz ve burada kalırsınız, ya da tehcir kafilelerine katılırsınız&#8221;</em> diyen şehrin haysiyet yoksunu polis müdürünü görevden alan <em>&#8220;Ermenilere karşı mezalime Kütahya Türkleri bugüne kadar katılmadı, bugünden sonra da katılmayacak&#8221;</em> diye şehrin idare meclisinde haykıran onur abidesi bir devlet adamıydı Faik Ali&#8230;<strong></p>
<p>Bir başka onur abidemiz, İttihatçıların bu hukuksuz ve ahlaksız emri eline gelince <em>&#8220;Ben valiyim, eşkıya değilim. Bu emri uygulamam&#8221; </em>diyebilme şerefini gösteren Ankara Valimiz Hasan Mazhar Bey&#8230;</strong> Konya&#8217;ya yığılan onbinlerce Ermeninin hayatta kalmasını sağlayan, bu sürgün kararını uygulamaya direnen Konya Valimiz Celal Bey&#8230;</p>
<p>Yine diğer vicdan abidelerimiz&#8230; Kastamonu Valisi Reşit Paşa, Basra Valisi Ferit Bey, Yozgat Valisi Cemal Bey, Lice Kaymakamı Hüseyin Nesimi Bey ve Batman Kaymakam Vekili Sabit Bey&#8230;<strong></p>
<p>Bu tür bir onurlu devlet adamlığı geleneğinin temsilcisi olarak gördüğüm Ahmet Davutoğlu&#8217;na buradan seslenmek istiyorum&#8230; Lütfen saydığım bu haysiyetli Türk devlet adamlarına sahip çıkın&#8230; Bu değerlerin ismini yaşatacak girişimler yapın&#8230; Kırk tane Talat Paşa bulvarı olan bu memlekette, birkaç bulvar da bu insanların isimleriyle anılsın&#8230;</strong></p>
<p>Gelin, bu ahlaklı, namuslu ve vicdanlı Türk devlet adamlarının ismini yaşatalım&#8230; Ahlaken de siyaseten de doğru olan budur&#8230;</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2009/10/17/ahmet-davutoglu%e2%80%99na-acik-mektup/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2009/10/17/ahmet-davutoglu%e2%80%99na-acik-mektup/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Gül ve Davutoğlu’na açık teşekkür</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/10/14/gul-ve-davutoglu%e2%80%99na-acik-tesekkur/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2009/10/14/gul-ve-davutoglu%e2%80%99na-acik-tesekkur/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Oct 2009 19:15:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editörden</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>

		<category><![CDATA[Ermeniler]]></category>

		<category><![CDATA[Ermenistan]]></category>

		<category><![CDATA[Kuzey Irak]]></category>

		<category><![CDATA[Suriye]]></category>

		<category><![CDATA[baris]]></category>

		<category><![CDATA[Davutoğlu]]></category>

		<category><![CDATA[gul]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=6880</guid>
		<description><![CDATA[Başta komşularımız olmak üzere bütün dünya ile barış içinde bir Türkiye istiyoruz. Barışçı bir dış politika izlemek biz sıradan insanların vicdanına, inançlarına, maddî çıkarlarına ve Türkiye&#8217;nin güvenliğine en uygun yaklaşım elbette.
Kuzey Irak Kürtleri, Ermenistan ve Suriye ile kalıcı barış sağlamak üzere yaptığınız çalışmaları dikkatle izliyoruz. Son günlerde elde ettiğiniz başarılar sayesinde realpolitik ile vicdanın bağdaşabileceğini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/10/20091015_derin_dusunce_org_gul_davutoglu_ermenistan.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-6881" title="20091015_derin_dusunce_org_gul_davutoglu_ermenistan" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/10/20091015_derin_dusunce_org_gul_davutoglu_ermenistan.jpg" alt="" width="285" height="223" /></a>Başta komşularımız olmak üzere bütün dünya ile barış içinde bir Türkiye istiyoruz. Barışçı bir dış politika izlemek biz sıradan insanların vicdanına, inançlarına, maddî çıkarlarına ve Türkiye&#8217;nin güvenliğine en uygun yaklaşım elbette.</p>
<p>Kuzey Irak Kürtleri, Ermenistan ve Suriye ile kalıcı barış sağlamak üzere yaptığınız çalışmaları dikkatle izliyoruz. Son günlerde elde ettiğiniz başarılar sayesinde <strong>realpolitik ile vicdanın bağdaşabileceğini</strong> hatta <strong>vicdanen doğru olanın stratejik olarak da doğru olduğunu</strong> ispat ettiniz.</p>
<p>Türkiye&#8217;ye yönelik dış tehditlerin ve içerideki korkularımızın azalması şüphesiz Türk Silahlı Kuvvetleri&#8217;nin demokrasi üzerindeki vesayetini de zayıflatacak, darbe ihtimallerini azaltacak. Barışçı dış politikanın içerideki komplo teorilerini zayıflatması, bunun yerini giderek karşılıklı anlayışın alması da bu çabaların doğal bir sonucu olacak.</p>
<p>Dört tarafı düşmanla çevrili bir ülkeden her tarafı eğitim, yatırım ve iş fırsatlarıyla çevrili bir Türkiye&#8217;ye geçiş sürecine emek veren her insana teşekkür ediyoruz. Barışa giden yollarınız açık olsun.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2009/10/14/gul-ve-davutoglu%e2%80%99na-acik-tesekkur/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2009/10/14/gul-ve-davutoglu%e2%80%99na-acik-tesekkur/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Hem Akılcı, Hem Şahsiyetli…</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/10/12/hem-akilci-hem-sahsiyetli%e2%80%a6/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2009/10/12/hem-akilci-hem-sahsiyetli%e2%80%a6/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Oct 2009 17:06:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Akyol</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Azerbeycan]]></category>

		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>

		<category><![CDATA[Ermenistan]]></category>

		<category><![CDATA[Davutoğlu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=6869</guid>
		<description><![CDATA[[12 Ekim 2009 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu&#8217;nun Ermeni meslektaşı Nalbantyan ile iki gün önce Zürih&#8217;te imzaladığı protokoller, kuşkusuz tarihi bir adımdı. Evet, son anda hiç beklenmedik bir &#8220;kriz&#8221; çıktı, sinirler gerildi, imzalar gecikti, ama nihayetinde &#8220;adım&#8221; atıldı. Çok da iyi oldu. Çünkü Türkiye ile Ermenistan&#8217;ın diplomatik ilişki kurması ve aradaki sınırın açılması, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.turkishjournal.com/images/ahmet_davutoglu.jpg" alt="" width="132" height="138" />[12 Ekim 2009 tarihli <a href="http://www.stargazete.com/gazete/yazar/mustafa-akyol/hem-akilci-hem-sahsiyetli-218396.htm">Star</a> gazetesinde yayınlandı]</p>
<p>Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu&#8217;nun Ermeni meslektaşı Nalbantyan ile iki gün önce Zürih&#8217;te imzaladığı protokoller, kuşkusuz tarihi bir adımdı. Evet, son anda hiç beklenmedik bir &#8220;kriz&#8221; çıktı, sinirler gerildi, imzalar gecikti, ama nihayetinde &#8220;adım&#8221; atıldı. Çok da iyi oldu. Çünkü Türkiye ile Ermenistan&#8217;ın diplomatik ilişki kurması ve aradaki sınırın açılması, hem iki ülke hem de (Azerbaycan dahil) tüm Kafkasya&#8217;nın faydasına.<span id="more-6869"></span></p>
<p>Tabii protokollerin hayata geçmesi için her iki ülkenin meclisinde onaylanması gerekiyor. Her iki tarafın ulusalcılarının bunu engellemek için çaba harcayacaklarını da şimdiden kestirebiliriz. Zaten Türkiye&#8217;nin hem sol hem de sağ ulusalcıları (yani kabaca CHP ve MHP), aynen Ermeni milliyetçileri gibi, protokole ve onu oluşturan sürece ateş püskürüyor, bunun bir gaflet, dalalet ve hatta hıyanet olduğunu söyleyip duruyorlar.</p>
<p>Bu suçlamaların ardındaki zihniyeti iyi anlamak lazım. İşin özünde, &#8220;karşı taraf&#8221;tan bizim isteklerimize tamamen uygun bir senaryoyu kabul etmesini beklemek var. Mesela Türk ulusalcılarının ideal senaryosu muhtemelen şöyle bir şey: Ermeniler, &#8220;tamam, biz soykırım iddiasından hemen vazgeçiyor, bugüne kadar verdiğimiz rahatsızlık için yüce Türk milletinden özür diliyor, Karabağ&#8217;ı da yarın sabah boşaltmaya başlıyoruz&#8221; diyecekler. Bunun üzerine de Deniz Bölükbaşı, Onur Öymen, Şükrü Elekdağ gibi zevat lütfedip &#8220;tamam, aferin, affettik sizi&#8221; diyecek ve böylece &#8220;Ermeni sorunu&#8221; çözülmüş olacak. (Kürt sorunu da, aynı kafaya göre, Kürtlerin &#8220;tamam, vazgeçtik Kürtçe&#8217;den de Kürtlük&#8217;ten de, hepimiz Türküz, doğruyuz, çalışkanız&#8221; demesiyle hallolacak.)</p>
<p>Gelgelelim dünya böyle işlemiyor. Siz ninenizden &#8220;Ermeni çetelerinin tedhişi&#8221;ne dair hikayeler dinlemişseniz, sınırın öteki tarafındaki adam da kendi ninesinden &#8220;tehcir&#8221; sırasındaki vahşetleri dinleyerek büyümüş. Dünyaya sizden çok farklı bir yerden bakıyor. Nitekim bu yüzden öteki taraftaki pek çok adam sizin, &#8220;tamam, biz soykırımı itiraf ediyor, bugüne kadarki reddiyeciliğimiz için yüce Ermeni milletinden özür diliyor, bunu nasıl tazmin edebiliriz şimdi onu düşünüyoruz&#8221; demenizi bekliyor.</p>
<p>Eğer iş her iki taraftaki &#8220;maksimalist&#8221; (yani maksimum taleplerde ısrar eden) adamların elinde kalırsa, mesele bugüne kadar olduğu gibi kilitlenir. &#8220;Yurtta sulh, cihanda sulh&#8221; şeklindeki doğru ilke, bugüne kadar olduğu gibi, lafta kalır. &#8220;Maksimum fayda&#8221; peşinde koşup hamaset yaparken, &#8220;minimum fayda&#8221;yı bile elde edemez, dahası &#8220;dört tarafı düşmanlarla çevrili&#8221; bir &#8220;garnizon-ülke&#8221; olarak yaşar durursunuz. (Zaten bazıları tam da bu sonucu istedikleri için &#8220;maksimalizm&#8221; yapmaktadırlar; o da işin bir başka yönü.)</p>
<p>Yapılması gereken, bir taraftan kendi &#8220;milli menfaatler&#8221;inizi ve &#8220;olmazsa olmaz&#8221;larınızı korurken, bir taraftan da karşı tarafla diyalog kurmak, uzlaşılabilecek noktaları bulup onlarda anlaşmak, diğer meselelerde &#8220;anlaşmamakta anlaşmak&#8221;, ve sonuçta kavga yerine barış, sorun yerine çözüm üretmektir.</p>
<p>Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, sırf bu konuda gerçekleştirdiği &#8220;zihniyet devrimi&#8221; ile dahi, takdiri ve alkışı hak ediyor. Kendisi, son 7 yılda, dış politikayı sadece daha &#8220;akılcı&#8221; hale getirmedi, aynı zamanda onu &#8220;Batı&#8217;ya karşı aşağılık kompleksi/ Doğu&#8217;ya karşı kibir&#8221; cenderesinden kurtarak çok daha şahsiyetli kıldı. Bu sayede bugün Türkiye hem Doğu&#8217;da hem Batı&#8217;da büyük itibar gören, siyasi liderlerin &#8220;bizim için de arabulucuk yapar mısınız&#8221; diye kapısını çaldığı, yeri geldiğinde &#8220;güçlü&#8221;ye karşı &#8220;haklı&#8221;yı savunan, bunu da hamasetle değil &#8220;stratejik derinlik&#8221;le yapan bir ülke.</p>
<p>Şükür bize bugünleri gösterene&#8230;</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2009/10/12/hem-akilci-hem-sahsiyetli%e2%80%a6/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2009/10/12/hem-akilci-hem-sahsiyetli%e2%80%a6/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Emperyalizmin Yeni Oyunu mu?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/04/30/emperyalizmin-yeni-oyunu-mu/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2009/04/30/emperyalizmin-yeni-oyunu-mu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 30 Apr 2009 07:36:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Akyol</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Amerika]]></category>

		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>

		<category><![CDATA[Ermeniler]]></category>

		<category><![CDATA[Ermenistan]]></category>

		<category><![CDATA[ABD]]></category>

		<category><![CDATA[soykirim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4530</guid>
		<description><![CDATA[[29 Nisan 2009 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Amerikan Başkanı Barack Obama’nın “1915 olayları”nı “Büyük Felaket” olarak tanımlaması, bizde yoğun tepkilere neden oldu. Bu tepkiler arasında makul olan var, olmayan var. Örneğin Cumhurbaşkanı Gül’ün dile getirdiği “Türklerin acısı da paylaşılmalı” yaklaşımı, makul. Çünkü Harb-i Umumi sırasında Anadolu’da yaşanan facia, gerçekten de iki taraflı bir acıya karşılık geliyor: [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2008/11/20081108_derin_dusunce_org_obama_degisim.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-2139" title="20081108_derin_dusunce_org_obama_degisim" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2008/11/20081108_derin_dusunce_org_obama_degisim-200x300.jpg" alt="" width="155" height="247" /></a>[29 Nisan 2009 tarihli <a href="http://www.stargazete.com/gazete/yazar/mustafa-akyol/emperyalizmin-yeni-oyunu-mu-184967.htm" target="_blank"><span style="color: #0f314e;">Star</span></a> gazetesinde yayınlandı]</p>
<p>Amerikan Başkanı Barack Obama’nın “1915 olayları”nı “Büyük Felaket” olarak tanımlaması, bizde yoğun tepkilere neden oldu. Bu tepkiler arasında makul olan var, olmayan var. Örneğin Cumhurbaşkanı Gül’ün dile getirdiği “Türklerin acısı da paylaşılmalı” yaklaşımı, makul. Çünkü Harb-i Umumi sırasında Anadolu’da yaşanan facia, gerçekten de iki taraflı bir acıya karşılık geliyor: Ermenileri daha fazla vurduğu kesin, ama Müslüman (Türk ve Kürt) tarafında da büyük bir trajedi var. <span id="more-4530"></span></p>
<div id="a001472more">
<div id="more">
<p>Makul olmayan tepki, Obama’nın sözlerini ve genel olarak dünyadaki “1915 algısı”nı “Türkiye’ye karşı tezgahlanan emperyalist bir oyun” olarak yorumlamak. Ondan sonra da Obama’yı veya aynı konuyu ele alan bir başkasını “hain emeller” peşinde koşmakla suçlamak…</p>
<p>Bu yaklaşım neden mi makul değil?</p>
<p>Bizim “1915 olayları” konusundaki algımızın genel-geçer bir doğru olduğu, bu apaçık hakikati kabul etmeyenlerin de sadece art niyetle hareket ettikleri gibi yanlış bir varsayıma dayanıyor da ondan…</p>
<p>Oysa dünyanın büyük bölümü, özellikle de Batı, 1915’i gerçekten de Türkiye’deki ortalama görüşten çok daha farklı algılıyor. Bunun da anlaşılır sebepleri var: Öncelikle Ermeniler, dini ve kültürel açıdan Batı’ya daha yakınlar. Dolayısıyla “insanlar kendilerine yakın olanların acısını daha çok görür ve hisseder” kuralı burada da işliyor. Dahası, 1915’teki savaş şartlarından kaynaklanan tek yanlı bir hafıza var: O sırada Osmanlı İmparatorluğu, İngiltere, Fransa ve Amerika ile resmen savaş halindeydi. Dolayısıyla bu ülkelerin “savaş propagandası” sadece Türkler eliyle yapılan kötülükleri gördü, Türkler’e yapılanları görmedi. Daha sonrasında da Batı’ya göçen Ermeniler yaşadıkları “Büyük Felaket”i akademik literatüre ve popüler kültüre iyi işlediler. Türkiye’nin onyıllarca tutturduğu “ne soykırımı, asıl biz soykırıma uğradık” şeklindeki irrasyonel söylem de fayda değil zarar getirdi.</p>
<p>Zaten “Kürt yoktur, dağ Türkü vardır” gibi tezleri oturup ciddi ciddi savunmuş bir ülkenin akıl sağlığına kim ne diye fazla itibar edecekti ki?</p>
<p>Dolayısıyla standart bir Amerikalı’nın 1915’i “Ermeni Soykırımı” olarak bilmemesi için pek bir sebep yok. Obama’nın samimi kanaatinin o yönde olduğunu da herkes biliyor. Zaten Türkiye’ye geldiği sırada da bunu ima etti.</p>
<p>Durum bu iken yaptığı resmi açıklamada hukuki bir anlam ifade eden “soykırım” sözcüğünü yine de kullanmamış olması, Türkiye’ye yapılan siyasi bir jest olarak görülmelidir. Zaten tam da bu yüzden ABD’deki Ermeni lobisi hiç memnun kalmadı Obama’nın sözlerinden.</p>
<p>Bundan sonra da bu konuda yapmamız gereken, “1915 olayları”nı farklı değerlendirdikleri için dünyaya kızmak, köpürmek ve sonra da “herkes bize düşman” paranoyasına kapılıp içimize kapanmak değil. Zaten hep öyle yaptığımız için bu meselede köşeye sıkışmış durumdayız.</p>
<p>Yapmamız gereken, Ermeniler’in yaşadığı ve adına ne derseniz deyin gerçekten de bir “büyük felaket”e karşılık gelen acıyı anlamak, paylaşmak, buna karşı umursamaz olmadığımızı göstermek, ancak madalyonun öteki yüzünü de dünyaya anlatmaktır. Bu da içeri kapanarak değil, bilakis dışa açılarak olur.</p>
<p>Özellikle de Ermenistan’a açılıp, sınırı açarak…</p>
<p style="text-align: right;"><strong><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank">A<span style="color: #0000ff;">merika Tedavi Edilebilir mi?</span></a></span></strong></p>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-7855" title="20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt-203x300.jpg" alt="" width="115" height="166" /></span></a> <span style="color: #000000;">Bayrak y</span><span style="color: #000000;">akmanın ve Amerikan/İsrail mallarını protesto etmenin dışında bir şeyler yapmak gerektiğini düşünenler için yapılmış bu çalışmayı ilginize sunuyoruz.</span><span style="color: #000000;"> </span><span style="color: #000000;">ABD desteği son bulmadan Ortadoğu’nun psikopatı İsrail’in saldırganlığı bitmeyecek ve Ortadoğu’ya huzur gelmeyecek gibi görünüyor. Vietnam’da ve Latin Amerika’da yaşanan katliamlar Ortadoğu’da devam ediyor.</span></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"> </span><span style="color: #000000;">Amerikalılar neden bu kadar gaddar? Dünyanın geri kalan kısmında yaşayan insanlara karşı niçin bu denli acımasız? <a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank">Buradan indirin.</a></span></span></div>
</div>
</div>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2009/04/30/emperyalizmin-yeni-oyunu-mu/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2009/04/30/emperyalizmin-yeni-oyunu-mu/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Türkiye-Azerbaycan-Ermenistan: Yeni başlayanlar için&#8230;</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/04/26/turkiye-azerbaycan-ermenistan-yeni-baslayanlar-icin/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2009/04/26/turkiye-azerbaycan-ermenistan-yeni-baslayanlar-icin/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 26 Apr 2009 14:27:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Cem Özen</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Azerbeycan]]></category>

		<category><![CDATA[Basın günlüğü]]></category>

		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>

		<category><![CDATA[Ermeniler]]></category>

		<category><![CDATA[Ermenistan]]></category>

		<category><![CDATA[Azerbaycan]]></category>

		<category><![CDATA[baku]]></category>

		<category><![CDATA[erivan]]></category>

		<category><![CDATA[ermenistan siniri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4475</guid>
		<description><![CDATA[Cengiz Çandar / Radikal
Türkiye-Ermenistan normalleşmesinin ‘yol haritası&#8217;nın içeriği, ayrıntılı biçimde açıklanmadı. Açıklanmadı ama kısmen sızdı. Bu konuyla ilgili olanlar, ta Ağustos 2007&#8242;den beri İsviçre&#8217;nin gözetiminde Türk ve Ermeni diplomatların yoğun bir ‘teknik altyapı&#8217; çalışması yürüttüğünden haberdar bulunanlar ve Türkiye-Azerbaycan-Ermenistan üçgenindeki gelişmeleri ve üç eşbaşkanlı (Amerika-Rusya-Fransa) Minsk grubunun Yukarı Karabağ sorununun çözümünün neresinde durduğunu izleyenler açısından ortada [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/02/armenia1.gif"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/02/azerbai1.gif"><img class="size-full wp-image-3447      alignnone" title="azerbai1" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/02/azerbai1.gif" alt="" width="68" height="50" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/02/armenia1.gif"><img class="alignnone size-full wp-image-3448" title="armenia1" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/02/armenia1.gif" alt="" width="68" height="50" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/02/turkey1.gif"></a><a href="http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalYazarYazisi&amp;ArticleID=932871&amp;Yazar=CENG%DDZ%20%C7ANDAR&amp;Date=25.04.2009&amp;CategoryID=97" target="_blank">Cengiz Çandar / Radikal</a></strong></p>
<p>Türkiye-Ermenistan normalleşmesinin ‘yol haritası&#8217;nın içeriği, ayrıntılı biçimde açıklanmadı. Açıklanmadı ama kısmen sızdı. Bu konuyla ilgili olanlar, ta Ağustos 2007&#8242;den beri İsviçre&#8217;nin gözetiminde Türk ve Ermeni diplomatların yoğun bir ‘teknik altyapı&#8217; çalışması yürüttüğünden haberdar bulunanlar ve Türkiye-Azerbaycan-Ermenistan üçgenindeki gelişmeleri ve üç eşbaşkanlı (Amerika-Rusya-Fransa) Minsk grubunun Yukarı Karabağ sorununun çözümünün neresinde durduğunu izleyenler açısından<span id="more-4475"></span> ortada büyük bir muamma yok.<br />
‘Normalleşme&#8217;nin iki ana sütunu var: Diplomatik ilişkiler ve kapalı kara sınırının açılması.<br />
Azerbaycan&#8217;ı doğrudan ilgilendiren ikincisi. Türkiye&#8217;nin Ermenistan ile diplomatik ilişkiler kurması, yani Ankara ve Erivan&#8217;da karşılıklı bir büyükelçilik binası bulunması veya örneğin Kars ve Gümrü&#8217;de karşılıklı başkonsoloslukların açılması Azerbaycan&#8217;ın illa karşı olduğu ya da olacağı bir şey değil.<br />
Türkiye, Sovyetler Birliği dağıldığı vakit, bağımsızlığını ilan eden tüm Sovyet cumhuriyetleri gibi Ermenistan&#8217;ın da bağımsızlığını ve yanıbaşındaki bağımsız Ermenistan Cumhuriyeti&#8217;nin ‘meşruiyeti&#8217;ni tanımıştı.<br />
Tanımasına tanımıştı ama diplomatik ilişki kurmamıştı. Diplomatik ilişkir kurmamış olmasını, -zımnen de olsa- ‘1915&#8242;e bakış&#8217; ya da bir başka deyimle ‘soykırım&#8217; konusundaki pozisyon farklarına ve aynı şekilde Ermenistan&#8217;ın 1921 Kars Anlaşması&#8217;nı kabul ettiğini resmen ilan etmemesine dayandırmıştı.<br />
Erivan&#8217;ın 1921 Kars Anlaşması&#8217;nın kabul ettiğini resmen açıklamaktan kaçınmasının, Ankara tarafından yorumu, &#8220;Ermenistan&#8217;ın Türkiye&#8217;den ‘Batı Ermenistan&#8217; olarak tanımlanan Doğu Anadolu&#8217;dan toprak talebinde bulunabileceği&#8221; idi.<br />
Ermenistan&#8217;ın tutumu ise ‘Türkiye ile sınırlarımızı belirleyen 1921 Anlaşması bize sorulmadan, biz taraf olmadan Ankara ile Moskova&#8217;daki Sovyet hükümeti arasında imzalanmıştı. Taraf olmadığımız bir anlaşmayı niye kabul ettiğimizi ilan edelim. Ama, de facto olarak bu anlaşmayı sınır sonuçlarıyla birlikte kabul ediyoruz&#8217; şeklindeydi.<br />
Bir dizi hukuki yaklaşım ve yorum farkı, ön yargılar ve çeşitli siyasi mülahazalar, Türkiye ile Ermenistan arasında diplomatik ilişkiler 1991&#8242;de kurulabilecek iken, bunu engelledi. Sovyetler Birliği&#8217;nin 1991&#8242;de yok olmasından sonra, bıraktığı alanda dağılmasıyla üç Baltık cumhuriyeti (Estonya, Letonya, Litvanya), üç doğu Avrupa cumhuriyeti (Ukrayna, Belarus, Moldova), beş Orta Asya cumhuriyeti (Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Özbekistan, Türkmenistan) ve üç Kafkasya cumhuriyeti (Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan) ve Rusya Federasyonu olmak üzere 15 bağımsız devlet üredi.<br />
Bunların arasında Türkiye&#8217;nin diplomatik ilişki kurmadığı sadece Ermenistan&#8217;dır.<br />
Ve diplomatik ilişki kurmama gerekçesi yukarıda anlattıklarımızdır.<br />
Yani?<br />
Türkiye-Ermenistan diplomatik ilişkilerinin kurulmamasında Yukarı Karabağ sorununun hiçbir ilgisi, ilişkisi yoktur.<br />
***<br />
Ermenistan, 1991&#8242;de bağımsız olduktan iki yıl sonra 1993&#8242;te Türkiye-Ermenistan kara sınırı kapatılmıştır.<br />
Yani?<br />
Türkiye&#8217;nin diplomatik ilişkiler kurmadığı Ermenistan ile kara sınırı 1991-1993 arasında iki yıl açık kalmıştır. Yanisi, bir ülke ile diplomatik ilişki bulunmaması sınırların kapalı kalması anlamına gelmiyor.<br />
Nasıl, bir ülkenin meşruiyetini tanıyor olmanız, diplomatik ilişkiyi otomatik haline getirmiyorsa; diplomatik ilişki bulunmaması da sınırı kapatmıyor.<br />
Peki, Ermenistan&#8217;ın bağımsızlığından itibaren iki yıl açık bulunan Türkiye-Ermenistan kara sınırı 1993 yılında niçin kapatıldı?<br />
Çünkü, Ermenistan, Azerbaycan ile arasındaki Yukarı Karabağ ihtilafı üzerine Karabağ&#8217;ın çevresindeki, Azerbaycan&#8217;a ait toprak parçalarını birbiri ardından işgal etmeye başladı. Yukarı Karabağ ile Ermenistan anakarası arasında doğrudan bağlantı yok. En yakın nokta, ‘Laçin Koridoru&#8217; adı verilen ve Azerbaycan&#8217;a ait dar alan.<br />
Azerbaycan idari dilinde Rusçadan geçtiği haliyle ‘reyon&#8217; adı verilen, Türkiye ölçülerinde ilçe ya da belde sayılabilecek yedi nokta, Laçin&#8217;in yanı sıra Ermenilerce, Yukarı Karabağ&#8217;ı askeri bakımdan güvence altına alma mantığıyla işgal edildi.<br />
Türkiye-Ermenistan sınırı, Ermenistan üzerinde ‘ekonomik abluka&#8217; yoluyla baskı oluşturmak ve Azerbaycan topraklarından çekilmesini sağlamak amacıyla, 1993 yılında söz konusu bu gelişmeler sonucu kapatıldı.<br />
Yani?<br />
Yani, Türkiye-Ermenistan arasındaki diplomatik ilişkilerin kurulmamış olmasının değil ama kara sınırının kapatılmasının Yukarı Karabağ sorunu ile genel anlamda- ilişkisi var.<br />
Ancak, dikkat: Doğrudan Yukarı Karabağ ile de ilişkisi yok.<br />
Ya neyle var?<br />
Yukarı Karabağ çevresinde işgal altına girmiş Azerbaycan topraklarıyla veya aynı anlamda ama farklı bir deyişle Azerbaycan topraklarının Ermeni işgali altına girmesiyle doğrudan ilişkisi var.<br />
‘Nüans&#8217;tan öteye önem taşıyan bunun önemi şu. Türkiye-Ermenistan kara sınırının açılmasını, Yukarı Karabağ sorununun nihai çözümüyle eşleştiremezsiniz.<br />
Kara sınırının kapanması, Karabağ&#8217;ın değil, Karabağ çevresindeki Azerbaycan toprakları işgali nedeniyle oldu. Dolayısıyla, kara sınırı, o topraklardan Ermeni işgalinin kalkacağına ilişkin bir Azerbaycan-Ermenistan mutabakatı ortaya çıkınca mümkün olur.<br />
Bu arada sürekli olarak ‘kara sınırı&#8217; vurgusu yaptığımızın farkında olmalısınız. Evet, ‘kara sınırı&#8217; zira Türkiye ile Ermenistan arasında tüm sınırlar kapalı değil. Hava sınırı ve hava trafiği açık. Hem de 1995&#8242;ten beri!<br />
1995&#8242;ten bu yana 14 yıldır Ermenistan havayollarına bağlı uçaklar İstanbul-Erivan ve Erivan-İstanbul arasında sefer yapıyorlar. 2004&#8242;ten itibaren buna Türk bayrağı taşıyan, Türkiye&#8217;ye kayıtlı özel şirket uçakları da katıldı.<br />
Yani, sınırların kapalılığı bile yarım yamalak bir durum.<br />
Hava açık, kara kapalı.<br />
***<br />
‘Yol haritası&#8217;nın Türkiye-Ermenistan normalleşmesi yönünde ‘makul bir zaman dilimi&#8217;nde yol alması bekleniyor. Bu, çok yakın gelecek içinde adımların atılmaya başlanması demek.<br />
2007 yaz sonundan beri<br />
Cenevre&#8217;de yürütülen görüşmeler, Kars Anlaşması ve ‘soykırım&#8217; konusunu ele alacak ‘ortak tarih komisyonu&#8217; gibi konularda Türkiye-Ermenistan mutabakatı sağladı.<br />
Bu bakımdan, her iki ülkenin Gürcistan başkenti Tiflis&#8217;teki büyükelçilerinin karşılıklı ‘akredite edilmesi&#8217;yle diplomatik ilişkilerin kurulmasının önünde bir engel yok. (Türkiye&#8217;nin Tiflis Büyükelçisi fiilen Erivan nezdinde akredite addedilebilir durumdaydı. Son aylarda, Tiflis-Erivan arasında sürekli gitti geldi.)<br />
Fazla zaman geçirmeden Ankara ve Erivan&#8217;da büyükelçilikler ve sınırın iki yanında konsolosluklar açılabilir.<br />
Peki kara sınırı ne zaman açılabilir?<br />
Karabağ&#8217;da çözüme yönelik ve bu çerçevede işgal altındaki Azerbaycan topraklarından Ermenilerin çekilme takvimi konusunda bir mutabakat belgesi çıktığı vakit.<br />
Bu ne zaman gerçekleşebilir?<br />
Mayıs ayının 7&#8217;sinde Prag&#8217;da İlham Aliyev ile Serj Sarkisyan biraraya geliyorlar. Bir hafta arayla Moskova&#8217;da Rus muadilleri Medvedev&#8217;le yoğun görüşmeler yaptıklarını unutmayalım. Rusya, aktif biçimde devrede. İlham Aliyev ile Sarkisyan, zaten son bir yıl içinde Rusya&#8217;da St. Petersburg ve Moskova&#8217;da iki kez biraraya geldiler.<br />
İlham Aliyev ile Serj Sarkisyan&#8217;ın, 7 Mayıs Prag buluşmasına ek olarak, haziran ayında da bir kez daha biraraya geleceklerini önceki gün öğrendik.<br />
Türkiye&#8217;nin dışında Minsk eşbaşkanlarının, Amerika ve Rusya&#8217;nın yoğun biçimde devrede bulunduğu girişimlerin sonucunda mayıs ve haziran aylarında Aliyev-Sarkisyan zirvelerini takiben ortaya çıkacak Azerbaycan-Ermenistan mutabakat zaptı ya da belgesi, Ermenistan normalleşmesini Karabağ&#8217;a ilişkin gelişmelerle ‘paralel&#8217; götürme sinyali vermiş olan Türkiye&#8217;nin kara sınırını açmasının anahtarı olabilir.<br />
Yani?<br />
Yani, Türkiye-Ermenistan kara sınırının birkaç ay içinde açılması kimseyi şaşırtmasın.<br />
(Bu yazı Obama&#8217;nın 24 Nisan konuşmasından önce, konuşmanın içeriği bilinmeden yazılmıştır. cç)</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2009/04/26/turkiye-azerbaycan-ermenistan-yeni-baslayanlar-icin/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2009/04/26/turkiye-azerbaycan-ermenistan-yeni-baslayanlar-icin/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Ermenistan Sınırı Açılmalı mı ?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/04/21/ermenistan-siniri-acilmali-mi/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2009/04/21/ermenistan-siniri-acilmali-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 21 Apr 2009 09:00:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tavit Kilimciyan</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Azerbeycan]]></category>

		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>

		<category><![CDATA[Ermeniler]]></category>

		<category><![CDATA[Ermenistan]]></category>

		<category><![CDATA[Azerbaycan]]></category>

		<category><![CDATA[Ermenistan Sınırı Açılmalı mı ?]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4390</guid>
		<description><![CDATA[ 24 Nisan kin ve nefret bayramı yaklaşıyor. Dünyanın her yerinde Türkiye ve Türk aleytarı gösteriler yapılacak, yeni soykırım anıtları açılacak, nutuklar atılacak bir kez daha. Türkiye kendi tezini savunacak, 100 yıl önce ölmüş insanların boy boy fotoğrafları emperyalizmin masasına meze olacak Hırant Dink&#8217;in dediği gibi.
 Abdullah Gül Ermenistan sınırının açılması yönünde sinyaller vermişti. Oysa MHP&#8217;nin AKP [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/02/turkey1.gif"><img class="alignleft size-full wp-image-3446" title="turkey1" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/02/turkey1.gif" alt="" width="68" height="50" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/02/azerbai1.gif"><img class="alignleft size-full wp-image-3447" title="azerbai1" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/02/azerbai1.gif" alt="" width="68" height="50" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/02/armenia1.gif"><img class="alignleft size-full wp-image-3448" title="armenia1" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/02/armenia1.gif" alt="" width="68" height="50" /></a> 24 Nisan kin ve nefret bayramı yaklaşıyor. Dünyanın her yerinde Türkiye ve Türk aleytarı gösteriler yapılacak, yeni soykırım anıtları açılacak, nutuklar atılacak bir kez daha. Türkiye kendi tezini savunacak, 100 yıl önce ölmüş insanların boy boy fotoğrafları <strong>emperyalizmin masasına meze olacak</strong> Hırant Dink&#8217;in dediği gibi.</p>
<p> Abdullah Gül Ermenistan sınırının açılması yönünde sinyaller vermişti. Oysa MHP&#8217;nin AKP nezdindeki büyükelçisi <a href="http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=839723&amp;title=azerbaycani-uzecek-bir-adim-atmamiz-mumkun-degil">Cemil Bey ters yönde konuşuyor yine</a>.</p>
<p> <strong>Ben Ermenistan sınırının açılmasına <span id="more-4390"></span>taraftarım</strong>. Çünkü Ermenistan bağımsız bir devlet değil. Yani Türkiye&#8217;nin Ermenistan&#8217;a baskı yapmasının hiç bir faydası yok. Karabağ meselesinin çözüm adresi Moskovadır, Erivan değil.</p>
<p> Türkiye açarsa ne olur? Azeriler kızabilir. Ama Ermenistan&#8217;da yükselen milliyetçi-militarist akımlar ağır bir darbe alır. <strong>&#8220;Öcü Türkiye&#8221;</strong> masalına inanmak zorlaşır. Ticaret ve refah ilerleyince Moskova güdümünden çıkmak isteyen Türkiye ve AB yanlılarının eli güçlenir.</p>
<p> Hiç bir Ermeni&#8217;nin hayal kurmasına gerek yok. Gayri safi milli hasılası 6-7 milyar dolarlık bir Ermenistan kısa vadede asla bağımsız olamaz. Sabanci veya Koç Holding&#8217;den daha az zenginlik üreten bir ülke olsa olsaüç büyÜklerin yani Rusya, Türkiye ve Iran&#8217;ın arasında bir denge unsuru olabilir ancak. Azerbaycan, Gürcistan gibi bir role soyunabilir ileride. Ama o kadar.</p>
<p> Peki açmazsa ne olur? Karabağ çözülür mü? Bu güne kadar ne kadar ilerlediyse bu baskı politikasıyla o kadar ilerler yani olduğu yerde sayar. Ermenistan&#8217;daki Ermeniler büyük ekonomik sıkıntı içindeler. Ne Gürcistan ne de Türkiye ile anlaşamayan, Azeybaycan ile savaş halinde olan bu devlet kendi vatandaşlarının çıkarlarına uygun hareket edemiyor. Çünkü Rusya Ankara&#8217;ya küs bir Ermenistan&#8217;ı daha uygun buluyor çıkarlarına.</p>
<p> Ankara bu oyunu bozabilecek mi? Zaman gösterecek&#8230;</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2009/04/21/ermenistan-siniri-acilmali-mi/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2009/04/21/ermenistan-siniri-acilmali-mi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bazen özür dilemek gerekir</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/04/02/bazen-ozur-dilemek-gerekir/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2009/04/02/bazen-ozur-dilemek-gerekir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Apr 2009 14:34:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Yılmaz</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[AKP]]></category>

		<category><![CDATA[DTP]]></category>

		<category><![CDATA[Ermeniler]]></category>

		<category><![CDATA[Ermenistan]]></category>

		<category><![CDATA[Kürtler]]></category>

		<category><![CDATA[Türk faşizmi]]></category>

		<category><![CDATA[cemil çiçek]]></category>

		<category><![CDATA[etnik siyaset]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4128</guid>
		<description><![CDATA[ Cemil Bey &#8220;DTP Ermenistan sınırına dayandı&#8221; demiş mi? Demiş. Ayıp etmiş mi? Etmiş. CHP ve MHP gibi korku siyaseti yapmış mı ? Yapmış. Ermenileri ve Kürtleri konu ederek etnik siyaset yapmış mı ? Yapmış.
 Bazen özür dilemekten başka çareniz yoktur. Söylenmemesi gereken bir şey söylerseniz en azından özür dilemek gerekir. Bazen istifa edilebilir. Harbî delikanlı gibi. Ceketinizi alıp [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/04/20090402_derin_dusunce_org_cemil_cicek.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-4129" title="20090402_derin_dusunce_org_cemil_cicek" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/04/20090402_derin_dusunce_org_cemil_cicek.jpg" alt="" width="72" height="91" /></a> Cemil Bey <strong>&#8220;DTP Ermenistan sınırına dayandı&#8221;</strong> demiş mi? Demiş. Ayıp etmiş mi? Etmiş. CHP ve MHP gibi korku siyaseti yapmış mı ? Yapmış. Ermenileri ve Kürtleri konu ederek etnik siyaset yapmış mı ? Yapmış.</p>
<p> Bazen özür dilemekten <span id="more-4128"></span>başka çareniz yoktur. Söylenmemesi gereken bir şey söylerseniz en azından özür dilemek gerekir. Bazen istifa edilebilir. Harbî delikanlı gibi. Ceketinizi alıp gidersiniz.</p>
<p> &#8221;<a href="http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&amp;ArticleID=929214&amp;Date=02.04.2009&amp;CategoryID=78">Bana karşı linç kampanyası yapılıyor</a>&#8221; diye israr etmenin lüzumu yok. Doğru bir fikir yanlış ifade edilirse af dileyip açıklarsınız. Ama bu kez yanlış bir fikir malesef çok doğru(!) bir biçimde ifade edilmiş. Bundan sonra sussanız bile biz aklınızdan geçeni biliyoruz. Yani niyet okumuyoruz. Kimse kimseyi linç etmiyor. Türkiye bir pet şişe fabrikası değil. İnsanlar da pet şişe değiller. Makbul vatandaş takıntısından çok çektik. insanlarımızın ırkları, genetik yapıları konusunda norm ve standart istemiyoruz. Hele bir devlet memurundan hiç istemiyoruz. Irkçılığa ve korku siyasetine alerjimiz var artık.</p>
<p> Demokrasiden başka bir şey istemiyoruz. AKP ile olmazsa AKPsiz olur.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2009/04/02/bazen-ozur-dilemek-gerekir/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2009/04/02/bazen-ozur-dilemek-gerekir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İttihatçılar Taşnaklara Ne Önermişlerdi?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/02/16/ittihatcilar-tasnaklara-ne-onermislerdi/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2009/02/16/ittihatcilar-tasnaklara-ne-onermislerdi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Feb 2009 10:57:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tuncay Yılmazer</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Ermeniler]]></category>

		<category><![CDATA[Ermenistan]]></category>

		<category><![CDATA[Resmî Tarih]]></category>

		<category><![CDATA[Türk faşizmi]]></category>

		<category><![CDATA[Ulus-Devlet]]></category>

		<category><![CDATA[Ulusalcılık]]></category>

		<category><![CDATA[buyuk ermenistan]]></category>

		<category><![CDATA[ermeni ceteleri]]></category>

		<category><![CDATA[tasnak]]></category>

		<category><![CDATA[tasnaksutyun]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3515</guid>
		<description><![CDATA[Geliboluyu Anlamak Sitesinden
&#8220;&#8230;.Talât Bey&#8217;in evine gidip konuştuk faydasız&#8230;Taşnaksutyun , İttihat&#8217;ın yararına ve onun yanında çalıştıktan sonra , şimdi onun darbeleri altında&#8230;&#8221; (25 Nisan 1915 Pazar, Osmanlı Meb&#8217;usan Meclisi Üyesi Krikor Zohrab Efendi&#8217;nin Günlüğünden)
Ermeni Sorunu hâlâ güncelliğini koruyor,  zaman zaman gündemden düşer gibi olsa da ufak bir kıvılcım tartışmaları yeniden alevlendiriyor. Genel olarak baktığımızda tartışmalar Ermenilere [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/02/20090216_derin_dusunce_org_tasnak_ermeni_ceteleri_ittihat_ve_terakki.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-3517" title="20090216_derin_dusunce_org_tasnak_ermeni_ceteleri_ittihat_ve_terakki" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/02/20090216_derin_dusunce_org_tasnak_ermeni_ceteleri_ittihat_ve_terakki.jpg" alt="" width="179" height="145" /></a><a href="http://www.geliboluyuanlamak.com/" target="_blank">Geliboluyu Anlamak Sitesinden</a></em></p>
<p style="text-align: left;"><strong><em>&#8220;&#8230;.Talât Bey&#8217;in evine gidip konuştuk faydasız&#8230;Taşnaksutyun , İttihat&#8217;ın yararına ve onun yanında çalıştıktan sonra , şimdi onun darbeleri altında&#8230;&#8221;</em> (25 Nisan 1915 Pazar, Osmanlı Meb&#8217;usan Meclisi Üyesi Krikor Zohrab Efendi&#8217;nin Günlüğünden)</strong></p>
<p style="text-align: left;">Ermeni Sorunu hâlâ güncelliğini koruyor,  zaman zaman gündemden düşer gibi olsa da ufak bir kıvılcım tartışmaları yeniden alevlendiriyor. Genel olarak baktığımızda tartışmalar Ermenilere soykırım yapılıp yapılmadığı, Ermenilerin hainlik yaptıkları için tehcir edildiği vs. gibi konuların etrafında şekilleniyor, Osmanlı Ermenilerin kurduğu partilerin özellikle de Ermeni Taşnak Federasyonu ile İttihat-Terakki Cemiyeti&#8217;nin inişli çıkışlı ilişkileri Ermeni Sorununu inceleyen araştırmacılarca nedense pek gündeme getirilmiyor. Oysa ben sorunun  İttihat Terakki Cemiyeti ( İTC ) ve diğer Ermeni Örgütler arasındaki ( özellikle de Taşnaksutyun Partisi ) arasındaki ilişkiler açısından da  ele alınmasının gerekli olduğunu <span id="more-3515"></span>düşünüyorum.İkinci olarak da 1914 yılı içerisinde ortaya çıkan savaş tehlikesinin başta Taşnaklar olmak üzere bu örgütlerce nasıl algılandığının üzerinde durulmalı. &#8220;Türkler soykırım yaptı&#8221; ya da &#8220;Ermeniler hainlik etmişti.&#8221; gibi toptancı yaklaşımlar bilimsel değil, her şeyden önce adil değil.</p>
<p> Her ne kadar bazı Ermeni araştırmacılar aradaki iletişimin 1912 yılında bittiği söylese de elimizde savaş çıkana kadar devam ettiği yönünde yeterince kanıt var. Taşnaksutyun Partisi aslında gerek ilke gerek teşkilatlanması açısında İttihat-Terakki ile çok benzeşiyor. Diğer Ermeni partileri ( Hınçak ve diğerleri ) II. Meşrutiyet ilan edilmesinden önce ve sonrasında da her zaman için İTC ‘ne mesafeli kalmışlardı. Oysa Taşnak Federasyonu zaman zaman inişli çıkışlı da olsa İTC ile her zaman iletişim kanallarını açık tutmuştur. Taşnaklar Ermeni komitelerinin en dürüst ve en doğrusu olarak kabul ediliyordu.<a name="_ednref1" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn1">[i]</a>Cemal Paşa anılarında &#8220;<em>Biz Ermenileri ve özellikle de onların ihtilalcilerini Rum ve Bulgarlardan daha çok severiz.&#8221; </em>diye yazacaktı.<em> Çünkü onlar bu iki milletten daha mert ve daha kahramandırlar. İki yüzlülük bilmezler. Dostluklarında sadık , düşmanlıklarında metindirler. Biz Ermeniler ile Türkler arasındaki düşmanlığın başlıca sebebinin Rusya siyaseti olduğu inancındayız.<a name="_ednref2" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn2"><strong>[ii]</strong></a> </em>diye yazmıştı.</p>
<p> İki örgüt arasındaki ilk yakınlaşma İTC&#8217;nin Selanik kanadından Cemal Paşa ve Paris kanadından Dr. Bahaattin Şakir bey&#8217;in çabalarıyla II. Jöntürk kongresi öncesi olmuştu. Kongre 29 Aralık 1907&#8242;de Paris&#8217;te toplanmış, Taşnaksutyun delegeleri de katılmışlardı. Kongrede padişahı devirmek için silahli mücadelede dahil her türlü yönteme başvurulması , genel ayaklanmaya uygun bir ortam hazırlanması kabul edilmişti. <a name="_ednref3" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn3">[iii]</a> <em></em></p>
<p> Hareket ordusunu  22 Nisan 1909&#8242;da ellerinde çiçeklerle ziyarete gelen  Ermeni kadınlara Enver Bey ve yanındakiler &#8220;Yaşasın Taşnaksutyun Cemiyeti!&#8221; diye alkışlarla karşılık verecekti. <a name="_ednref4" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn4">[iv]</a> Her iki örgüt arasındaki ilişkiler diğer Ermeni örgütlerin tepkisini çekmekte gecikmemişti. Bazı İttihatçı mebusların Taşnaklara Ermeni Devrimci Federasyonu ile birleşme önerisinde bulundukları söylentisi bile çıkacaktı.<a name="_ednref5" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn5">[v]</a> M. Raif Ogan &#8220;Sultan Abdülhamit-İftiralara Cevaplar&#8221; adlı eserinde İttihatçıları özellikle bu konuda ağır bir dille eleştirecektir: <em>&#8220;İstibdada ve Sultan Abdülhamit&#8217;e nefret izharında acele edenler , kendi milli hakimiyetlerini baltaladıklarını o günlerde anlayamadılar ve İttihad komitasının gaflet ve cehaletine ayak uydurdular. Hepsinin yazılması da İttihad ve Terakki&#8217;nin propagandası tesiriyledir. O günlerde Ermeni komitacısı ile hürriyet fedaisi arasında ayrılık kalmamıştı! Bu basiretsizliğin acı misallerini bir çok kanlı komitacıların İttihad ve Terakki namzedi olarak meb&#8217;us seçilmeleri ile gördük. Karakin Pastırmacıyan adındaki komitacının müfrit taşkınlıklarına Rusya Çarlığı bile tahammül etmemiş, ve bu adam oradan Osmanlı ülkesine kaçıp kurtulmuştu. Rusya iadesini istiyorken İttihad Terakki o&#8217;nu Erzurum&#8217;dan meb&#8217;us çıkardı ve Rusya&#8217;nın taleplerine karşı harbi göze alacak derecede ahmakâne cür&#8217;et göstererek herifi himaye etti.<a name="_ednref6" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn6"><strong>[vi]</strong></a></em></p>
<p>Ancak , Taşnaklar  31 Mart Vak&#8217;ası sonrası Adana&#8217;da Ermenilerle Türkler arasında çıkan olayları araştırmakla görevli iken şüpheli şekilde ölü bulunan Edirne Mebusu Agop Babikyan&#8217;ın ölmeden önce yazdığı ve ailesi tarafından saklandığı iddia edilen Adana olayları ile ilgili raporun açıklanması üzerine 18 Temmuz 1912&#8242;de ittifakın bittiğini ilan ettiler.<a name="_ednref7" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn7">[vii]</a> Taşnaksutyun  yayın organı Troşag 13 Nisan 1913&#8242;de ITC&#8217;yi , Taşnakların içtenliğini ve çabalarını sistemli bir şekilde boşa çıkartmakla suçlayacaktı. Tüm Ermeni partileri aralarındaki işbirliğini artırıp Vilayat-ı sitte bölgesindeki reformların yaşama geçirilmesini talep ettiler. Krikor Zohrab, Vartkes Efendi gibi Ermeni ileri gelenleri diğer ülke büyükelçileri ile temasa geçtiler. Hedef özerk bir Ermenistan&#8217;dı.<a name="_ednref8" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn8">[viii]</a> Ancak görüşmeler devam etti. İttihatçı mebuslardan Ermeni kökenli Hallaçyan Efendi aracılığıyla Cemal Bey, 1913 Aralığında Taşnak temsilcileri ile bir araya  gelmiş, büyük güçleri doğu meselelerine katmamalarını, sonuçların geri dönülemez olabileceğini söylemişti.<a name="_ednref9" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn9">[ix]</a> Cemal Paşa&#8217;ya göre reformlar kabul edilse bile Doğu&#8217;daki Müslümanlar Ermenilere karşı ayaklanabilecek, Rusya bunu bahane edip Doğu vilayetlerini işgal edebilecekti. İç ıslahat teşebbüslerinin harpten sonraya ertelenmesinin gerektiğini Taşnaksutyun liderlerine söylendi.<a name="_ednref10" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn10">[x]</a> Kutlu&#8217;nun da haklı olarak belirttiği gibi zihniyet olarak Ermeni milliyetçileri de İttihatçılardan farklı değildi. İttihatçıları buna karşılık İstanbul&#8217;da terör olaylarını başlatmakla tehdit ettiler.<a name="_ednref11" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn11">[xi]</a>  </p>
<p>Yeniköy Antlaşması 8 Şubat 1914&#8242;te Sadrazam ve Dışişleri Bakanı Sait Halim Paşa ile Rusya&#8217;nın İstanbul Maslahatgüzarı arasında imzalanmıştı. Antlaşma maddeleri Osmanlı İmparatorluğunu Rusya karşısında bir hayli sıkıntılı duruma soktuğu açıktır. Doğuda 6 vilayet ikiye ayrılacak ve iki ayrı Avrupalı müfettiş tarafından yönetilecekti. Müfettişlere geniş yetki veren bu antlaşma, Babıali&#8217;yı Rusya&#8217;ya ya karşı sorumlu hale getiriyordu. <a name="_ednref12" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn12">[xii]</a> Savaşa girme kararında bu antlaşmanın büyük önemi vardır. Cemal Paşa hatıralarında &#8220;<em>Kapitülasyonları ve Cebel-i Lübnan imtiyazlarını kaldırmak ana düşüncelerimizden olduğu gibi , son zamanlarda Rusya&#8217;nın baskı ve zorlamasıyla kabul ettiğimiz Doğu Anadolu ıslahatına ait itilafnameyi de yırtmak istiyorduk.<a name="_ednref13" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn13"><strong>[xiii]</strong></a> </em>diyecekti.</p>
<p> <strong>8.Taşnak Kongresi</strong></p>
<p><strong> </strong>Ufukta savaş bulutları belirmiş ve Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun da tarafını belirlemesi gerektiği ortaya çıkmıştır.  Bab-ı Ali, Almanya ile ittifak sözleşmesi yapacaktır. İşte seferberlik kararının da alındığı Ağustos ayı başında Erzurum&#8217;da,  Doğu Anadolu vilayetlerinin en güçlü Ermeni örgütü olan Taşnaksutyun cemiyetinin  kongresi  toplanır.</p>
<p> Kongreye dair İttihat Terakki Cemiyeti&#8217;nden de delegeler katılıp katılmadığına dair Türk kaynaklarındaki bilgiler çelişkilidir. ITC Hükümetinin Mavi Kitaba karşılık olarak çıkardığı &#8220;Beyaz Kitap- Ermeni Komitelerinin Emelleri ve İhtilal Hareketleri&#8221; olarak adlandırılan kitapta Taşnak 8.Kongresi kararlarından bahsedilmekte. Ancak kongreye İTC temsilcilerinin de katıldığı  belirtilmiyor.<a name="_ednref14" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn14">[xiv]</a></p>
<p>Salahi Sonyel, kongrenin Temmuz ya da Ağustos ayılarında yapıldığını, İTC yetkililerinin katıldığına dair hiçbir Türk belgesi olmadığını, kongre sonuçları ile ilgili değişik yorumlar yapıldığını belirtiyor. Papasian , Jön Türklerin 1907 antlaşmasını yeniden hayata geçirilmesini istediğini belirtirken, Taşnaklar devlete bağlı kalacaklarını ancak Rus Ermenilerin yaptıklarından sorumlu olmayacaklarını belirtmişler. Sonyel&#8217;in aktardığı başka bir kaynak ise Ermenilere otonomi vaad edildiğini belirtiyor. <a name="_ednref15" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn15">[xv]</a> Türk resmi tezlerinin başlıca eseri olan Kamuran Gürün Esat Uras&#8217;ın bu kongreye hükümet temsilcisi gönderildiği iddiasını reddettiğini belirtiyor. Ancak Clair Price&#8217;den aktararak bunun gerçekleşmiş olabileceğinin altını çiziyor:</p>
<p> <em>&#8220;İstanbul Meclisi&#8217;ndeki Ermeni Grubu , Enver Hükümeti 1914&#8242;te  harbe girerken Erzurum&#8217;da kongrelerini yapıyorlardı. Hükümet temsilcileri onları orada ziyaret etti ve ilk hedefi Rusya&#8217;yı geri atmak olan Panturan projesini sundu. Rus Maveray-ı Kafkas&#8217;ının taksimi teklif ediliyor, fethedilecek toprakların Ermeniler, Gürcüler ve Tatarlar arasında taksim edilip hepsine Osmanlı hakimiyeti altında otonomi vaat ediliyordu. Ermeni grubu eğer harp zaruri olursa Osmanlı vatandaşı olarak vazifelerini  yapacaklarını, fakat hükümetin tarafsız kalmasını tavsiye edeceklerini söylediler.&#8221;<a name="_ednref16" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn16"><strong>[xvi]</strong></a></em></p>
<p>Toynbee, Papazyan ve Kaçaczuni&#8217;den de benzer alıntılar yapan Gürün, Erzurum Kongresi&#8217;ne İttihat Terakki&#8217;den temsilci gitmiş olabileceğini, kongrede Türkiye&#8217;deki Ermenilerin muhtemel bir savaşta hükümete karşı cephe alınmamasının kararlaştırıldığını, ancak bu kararın tutulmadığını belirtirken, İttihatçılardan kimin katıldığını, tam olarak ne teklifte bulunulduğunu yazmıyor. ( Bunu belirlemenin de güç olduğunu belirtiyor.)<a name="_ednref17" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn17">[xvii]</a></p>
<p> Taşnak Kongresi Erzurum&#8217;da 2-14 Ağustos 1914 tarihleri Erzurum&#8217;da yapıldı.<a name="_ednref18" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn18">[xviii]</a> Ermeni Soykırımı iddialarının popüler kaynaklarından Yves Ternon gibi Tarık Zafer Tunaya&#8217;da Talat Paşa&#8217;nın isteğiyle bu tarihlerde yapıldığını belirtiyor.<a name="_ednref19" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn19">[xix]</a> Talat Paşa&#8217;nın isteğiyle toplantı yapılması hayli ilginç ve önemli bir bilgi. Muhtemelen Talat Paşa özellikle Doğu Anadolu&#8217;da ( reform planlanan bölgelerde) Osmanlı Ermenilerini temsil eden Taşnaksutyun cemiyeti&#8217;nden çıkabilecek muhtemel savaşta safını belirlemesini istemiş olabilir. Ternon &#8220;<em>İttihad&#8217;ın dar görüşlü milliyetçiliğini eleştirmek ve bunun Türk olmayan diğer unsurlar karşısında sergilediği düşmanlıktan kaygı duymakla birlikte , Taşnaksutyun savaşı engellemek için bütün gücüyle hükümetle işbirliği yapmaya karar verdiğini </em>belirtiyor.<a name="_ednref20" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn20">[xx]</a></p>
<p> Türk kaynaklar arasında bu kongreye ittihatçıların ilgisine dair daha net bilgiler veren Tunaya, kongreye İttihat-Terakki Fırkası Katib-i Umumisi Dr.Bahaattin Şakir ile Azerbeycan Müfettişi Ömer Naci Bey&#8217;lerin İttihat-Terakki adına katıldığını belirtiyor.<a name="_ednref21" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn21">[xxi]</a> Söz konusu girişimin hükümet kaynaklı olmaktan ziyade ITC Merkezi Umumi kaynaklı olduğu ortada. Her iki ismin de Talat&#8217;a yakın oldukları biliniyor. Bahaattin Şakir&#8217;in biyografisini yazan Hikmet Çiçek&#8217;te bu kongreye aynı isimlerin katıldığını belirtiyor, ancak ne söz verildiğinden bahsetmiyor.<a name="_ednref22" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn22">[xxii]</a> İttihat Terakki Katib-i Umumisi Dr. Bahaattin Şakir Ermeni Tehciri konusunda suçlanan isimlerin başında geliyordu. Galip Vardar, İttihatçı  Sapancalı Hakkı ve Hüsrev Sami&#8217;nin Bahaattin Şakir&#8217;le savaştan önceki bir diyaloglarından bahseder. Bahaattin Şakir &#8221; <em>Haydi Bakalım Erzurum&#8217;a gidiyoruz. Ermenileri tehcir edeceğiz&#8221; </em>demiş.<em> </em>Her ikisi de şaşırmış<em>. &#8220;- Peki Ermenileri tehcir edeceğiz, mal ve mülkleri ne olacak? Bu hususta bir program var mıdır?&#8221;</em> deyince <em>&#8220;-Yahu ne program olacak. Ermenileri tehcir edeceğiz dedik ya&#8230; Alt tarafı anlayın işte.&#8221;</em> diye yanıtlamış. Her ikisi de Bahaattin Şakir&#8217;in   Ermeni Tehcir etme konusundaki yaklaşımını doğru bulmamış, <em>&#8220;bizim kanunsuz, nizamsız işlerde gözümüz yoktur&#8221;</em> demişler.<a name="_ednref23" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn23">[xxiii]</a></p>
<p> Kongre görüşmelerine başlamadan önce seferberlik emri çıkarıldığı haber alındı. Dr. Bahaattin Şakir, Ömer Naci ve Hilmi Bey yönetiminde bir heyet 3 Ermeni şefiyle ( Vramian, Rostom ve Aquini ) görüşme talebinde bulundu.<a name="_ednref24" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn24">[xxiv]</a> Tunaya, İttihatçı temsilcilerin Ermeni liderleriyle ayrı ayrı konuştuklarını , fakat Van&#8217;da Ömer Naci-Papazyan konuşmasında olduğu gibi görüşmelerde olumlu bir sonuca varamadıklarını belirtiyor. Tunaya&#8217;ya göre İttihatçıların önerileri Doğu Anadolu&#8217;da özerk bir Ermenistan&#8217;ın kurulmasıydı. <a name="_ednref25" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn25">[xxv]</a> Ternon, İttihatçı  delegelerin önerileri hakkında biraz daha ayrıntılı bilgi veriyor:  Transkafkasya halkının ( Gürcü, Tatar, Azeri vs.)  geniş isyan planı ayrıca Ermeniler Ruslara karşı Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nu desteklerse Kafkasya&#8217;daki Erivan, Kars, Elizabethpol eyaletleriyle Van, Bitlis, Erzurum vilayetlerinin sancaklarını içine alan özerk bir yönetim hakkına sahip olacaklardı.<a name="_ednref26" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn26">[xxvi]</a><em>&#8220;Başarımız  Ermenilerin pozisyonuna bağlı. Eğer bizimle yürürseniz Kafkasları beraberce paylaşırız. Tiflis, Kutayis, Batum ve Trabzon limanının bir kısmı Gürcistan&#8217;a verilir. Bakü, Elizabethpol ve Dağistan Müslüman bütünlüğüne dahil olur, Erivan, Kars, Elizabethpol&#8217;ün doğu kısmı, Van, Bitlis ve Erzurum vilayetleriyle birlikte Erzurum&#8217;u oluşturur<a name="_ednref27" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn27"><strong>[xxvii]</strong></a>.</em></p>
<p>Taşnakların Kafkasya&#8217;da Rus İmparatorluğu&#8217;na karşı bir isyan başlatmasının söz konusu olmadığını belirtip bu teklife olumlu yanıt vermemesinin İttihatçıları kızdırdığı anlaşılıyor.Talat Paşa , daha sonra Rusların kurduğu Ermeni birliklerinde komutanlık yapacak olan   ( o dönemde Osmanlı Mebusan Meclisi&#8217;nde milletvekili )  Karekin Pastırmacıyan&#8217;a Taşnaksutyun&#8217;un tutumunu beğenmediklerini , İTC&#8217;nin yapacaklarında artık özgür olduğunu belirtmişti.<a name="_ednref28" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn28">[xxviii]</a></p>
<p>Peki kongrede Taşnaklar ne konuşmuşlardı? Ermeni kaynakları kongreden bazı üyelerin ısrarlı isteklerine rağmen Rus Komutası altında Ermeni taburları oluşturulması kararı çıkmadığını belirtiyor.<a name="_ednref29" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn29">[xxix]</a> Kongre , yirmisekiz oturumdan sonra Ermenileri yaşadıkları ülkenin yurttaşlık görevlerini yerine getirmeye çağıracaktır<a name="_ednref30" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn30">[xxx]</a> Ancak kongre kararına rağmen sonraki gelişmelerle Pastırmacıyan ve Antranik&#8217;in başı çektiği grup Ruslarla işbirliği kararı alacaktır.</p>
<p> <strong>Sonuç </strong></p>
<p><strong> </strong>Elimizdeki bilgileri toparladığımızda, İTC&#8217;nin Doğu Anadolu&#8217;daki en güçlü Ermeni örgütü olan Taşnaksutyun&#8217;a Birinci Dünya Savaşı&#8217;nın hemen arefesinde Ruslara karşı Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun yanında oldukları takdirde 3 vilayeti önerdikleri ( Erzurum, Bitlis ve Van) ortaya çıkıyor. Balkan Savaşı sonrası istikametini Türk milliyetçiliği olarak belirlemiş olan İttihat Terakki Cemiyeti&#8217;nin asırlardır Türklüğü ve Müslümanlığıyla gönüllerde yer etmiş bir şehri Ermenilere teklif etmesindeki garabete mi şaşırmalı? Yoksa Ermeni birliklerinin en önde gelen komutanlarından birinin İttihatçıların bir zamanlar can dostu olan  Pastırmacıyan olduğuna mı hayret edilmeli? Kuşkusuz bunlar ayrı tartışma konusu. Benim asıl dikkat çekmek istediğim nokta her iki tarafında popüler kaynaklarının bu kongrenin üzerinde pek durma ihtiyacı hissetmemesi. Talat Paşa&#8217;nın isteğiyle yapıldığı belirtilen  8.Taşnak kongresi ile ilgili bilgiler hem Türk hem Ermeni araştırmacıların çalışmalarında nedense üzerinde fazla yorum yapılmadan üstünkörü şekilde veriliyor. Bu konuda her iki tarafın popüler çalışmalarını ele aldığımızda gerek Prof. Vahakn N. Dadrian&#8217;ın , Taner Akçam&#8217;ın gerekse Prof.Yusuf Halaçoğlu&#8217;nun çalışmalarında bilgi bulunmaması doğrusu şaşırtıcı. Kanımca sözkonusu toplantı &#8220;soykırım yapıldı&#8221; ya da &#8220;Ermeniler hainlik etti&#8221; görüşlerini destekleyenlerin argümanlarına uymuyor. </p>
<p>Ermenilere soykırım yapıldığını savunanlar , soykırıma uğradığını iddia ettikleri toplumun ileri gelenlerin İttihat Terakki ile zamanında yakın işbirliği içerisinde olduğunu açıklamaktan kaçınıyor. Rus Ordusunun 1914 sonlarından itibaren hızla Osmanlı topraklarında ilerlediği sırada Antranik ,Pastırmacıyan gibilerin yönetimindeki Ermeni çetelerinin Müslüman sivillere yaptığı katliamları, yine binlerce Müslüman sivilin göç etmek zorunda  kaldığını görmezden geliyor. ( 1917 sonrasında aynı katliamlar bu sefer Rus Ordusu çekilirken tekrarlanmıştır.)  &#8220;Ermeniler hainlik etti&#8221; argümanını savunanlar ise darbeyle iş başına gelmiş , İttihat Terakki Fırkası Merkez komitesinin zamanında işbirliği yaptığı Taşnaklarla savaş öncesinde de pazarlıklara girdiğini açıklamıyor, savaş sırasında binlerce Ermeni sivilin, kadın, çoluk-çocuğun o günün şartlarında zorla göç ettirilmesi kararını ise savunmakta zorluk çekiyor.</p>
<p>  Cemal Paşa anılarında haklı olarak zorla yerinden edilen Müslümanlar için serzenişte bulunur<em>:&#8221; Rus istilâsı sırasında Ermeni zulüm ve ve cinayetlerinden kurtulmak için Diyarbakır üzerinden Halep ve Adana yoluyla Konya&#8217;ya, Erzurum ve Azerbeycan&#8217;dan Sivas&#8217;a iltica etmiş olan Türk ve Kürt muhacirlerin gösterdikleri manzara bundan daha az vahim değildi. Fakat o zavallılar Müslüman oldukları için hiçbir Alman ya da Amerikan misyoneri onlar için rapor yazmadı ve onların felâket ve sefaletini münasip bir dille açıklama ihtiyacını vicdanında hissetmedi.<a name="_ednref31" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn31"><strong>[xxxi]</strong></a></em> Standford Shaw, 1919 yılında mütareke döneminde yayınlanan Tasvir-i Efkâr gazetesine dayanarak resmi olarak 1.604.031 müslümanın Rus ve Ermeni saldırılarından dolayı göç ettiğini, bunların yaklaşık %43.7 ( 701.166 ) ‘nin açlık, hastalık ya da katliam nedeniyle öldüğünü belirtiyor.<a name="_ednref32" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn32">[xxxii]</a> Savaştan sonra Erzurum valisi resmi olarak göç ettiği saptanan 448.607 müslümandan sadece 173.304&#8242;ünün şehre dönebildiğini bildirecektir. <a name="_ednref33" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn33">[xxxiii]</a>  Yakın zamanda Murat Bardakçı tarafından yayınlanan &#8220;Talât Paşa&#8217;nın Evrak-ı Metrukesi&#8221;nde zorunlu tehcire tabi olan Osmanlı Ermenisini  924.158 olarak veriliyor.<a name="_ednref34" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn34">[xxxiv]</a> Prof. Yusuf Halaçoğlu ise tehcir edilen Ermeni sayısını 438.758, tehcir sırasında çeşitli nedenlerle ölen Ermeni sayısının 56610 olduğunu belirtirken.<a name="_ednref35" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn35">[xxxv]</a> Ermenilere soykırım yapıldığını savunan  Yves Ternon ise ölü sayısının 600000 olduğundan bahsediyor.</p>
<p> Ermeni Tehciri , yıllardır işbirliği yapmış, fedai örgütleri de dahil bir çok açıdan birbiriyle benzeşen İttihatçılarla Taşnakların sivil halk üzerinden kanlı bir hesaplaşmasıydı.  Sonuç her iki taraftan da birer milyona yakın kişinin göç etmek zorunda kaldığı acılarla dolu bir &#8220;beraberlik&#8221;ti. Kaç kişinin öldüğünü tam olarak tesbit etmek ise mümkün değil.  Aradan neredeyse bir asır geçse de,  üzerinde tartişmaların hâlâ devam ettiği, binlerce Osmanlı vatandaşının göç etmek zorunda kaldığı, yollarda hastalıklardan, katliamlardan dolayı öldüğü olaylara götüren süreci  ve zihniyeti çok iyi tahlil etmek, ırkçılığın, kontrolden çıkmış &#8220;dışlayıcı milliyetçiliğin&#8221; nelere yol açabildiğini görmek, ayrıntılarda gizlenen gerçekleri ortaya çıkarmak gerekiyor.</p>
<p> </p>
<hr size="1" /> </p>
<p><a name="_edn1" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref1">[i]</a> <em>Büyük Felaket</em> , <em>1915 Katliamı ve Ermeni Sorunu</em>, Re Yayıncılık, İstanbul, Nisan 2005 s. 76</p>
<p><a name="_edn1" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref1">[i]</a> Cemal Paşa, <em>Hatırat ( 1913-1922), </em>Nehir Yayınları, Nisan 2006,İstanbul ,s. 340</p>
<p><a name="_edn2" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref2">[ii]</a> Cemal Paşa s. 330 ( Paşanın burada özellikle Taşnakları kastettiği hatıralarının ilgili bölümleri okunduğunda ortaya çıkıyor. Örn. s. 347)</p>
<p><a name="_edn3" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref3">[iii]</a> Sacit Kutlu, <em> Milliyetçilik ve Emperyalizm Yüzyılında Osmanlı Devleti, </em>Bilgi Üniversitesi Yayınları , 1. Baskı, Haziran 2007, İstanbul  s.221</p>
<p><a name="_edn4" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref4">[iv]</a> Kutlu s.258</p>
<p><a name="_edn5" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref5">[v]</a> Kutlu s.275</p>
<p><a name="_edn6" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref6">[vi]</a> M.Raif Ogan, <em>Sultan Abdülhamid-İftiralara Cevaplar, </em>Kaknüs Yayınları, İstanbul, 2008, s.25</p>
<p><a name="_edn7" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref7">[vii]</a> Kutlu s.317</p>
<p><a name="_edn8" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref8">[viii]</a> Kutlu 379</p>
<p><a name="_edn9" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref9">[ix]</a> Kutlu 425</p>
<p><a name="_edn10" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref10">[x]</a> Cemal Paşa , s. 381</p>
<p><a name="_edn11" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref11">[xi]</a> Kutlu 426</p>
<p><a name="_edn12" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref12">[xii]</a> Yusuf Halaçoğlu <em>&#8220;Ermeni Tehciri&#8221; </em>Babıali Kültür Yayıncılığı, 14.Baskı , 2008 İstanbul, s.46-47</p>
<p><a name="_edn13" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref13">[xiii]</a> Cemal Paşa ,s. 380</p>
<p><a name="_edn14" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref14">[xiv]</a> <em>Ermeni Komitelerinin Emelleri ve İhtilâl Hareketleri- İttihat Terakki Raporu Beyaz Kitap, </em>Kaynak Yayınları , 2006 s. 174-178</p>
<p><a name="_edn15" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref15">[xv]</a> Salahi Sonyel , <em>The Great War and The Tragedy Of Anatolia, </em> Türk Tarih Kurumu Basımevi, 2001, 2.Baskı s. 83</p>
<p><a name="_edn16" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref16">[xvi]</a> Kamuran Gürün, <em>Ermeni Dosyası, </em>Remzi Kitabevi, 8.Basım , s. 281</p>
<p><a name="_edn17" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref17">[xvii]</a> Gürün s. 281-283</p>
<p><a name="_edn18" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref18">[xviii]</a> A. Avagyan &#8220;İttihat Terakki Cemiyeti ile Ermeni Siyasi Partileri Arasındaki İlişkiler&#8221; <em>Ermeniler ve İttihat Terakki, İşbirliğinden Çatışmaya  </em>içerisinde , Aras Yayıncılık, Kasım 2005 , İstanbul, s.131</p>
<p><a name="_edn19" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref19">[xix]</a> Tarık Zafer Tunaya , <em>Türkiye&#8217;de Siyasi Partiler C:3 İttihat ve Terakki, Bir Çağın, Bir Kuşağın, Bir Partinin Tarihi, </em>İletişim Yayınları, İstanbul 2007, 3.Baskı  s.648</p>
<p><a name="_edn20" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref20">[xx]</a> Hovanissian&#8217;dan aktaran Ternon <em>Ermeni Tabusu, </em>Belge Yayınları, İstanbul, 1993 , s.246 20. numaralı dipnot</p>
<p><a name="_edn21" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref21">[xxi]</a> Tunaya , s.648</p>
<p><a name="_edn22" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref22">[xxii]</a> Hikmet Çiçek, <em>Dr. Bahaatin Şakir, İttihat ve Terakki&#8217;den Teşkilât-ı Mahsusa&#8217;ya Bir Türk Jakobeni, </em>Kaynak Yayınları, İstanbul, 2. Baskı , Nisan 2007 s. 122</p>
<p><a name="_edn23" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref23">[xxiii]</a> Galip Vardar&#8217;dan Aktaran Çiçek s.134</p>
<p><a name="_edn24" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref24">[xxiv]</a> Avagyan , s. 132</p>
<p><a name="_edn25" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref25">[xxv]</a> Tunaya a.g.e s. 649</p>
<p><a name="_edn26" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref26">[xxvi]</a> Yves Ternon, s. 230</p>
<p><a name="_edn27" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref27">[xxvii]</a> Minassian, &#8220;Birinci Dünya Savaşı öncesinde İttihat ve Terakki Cemiyeti ile Ermeni Devrimci Federasyonu Arasındaki İlişkiler&#8221; <em>Ermeniler ve İttihat Terakki, İşbirliğinden Çatışmaya  </em>içerisinde , Aras Yayıncılık, Kasım 2005 , İstanbul,s.203</p>
<p><a name="_edn28" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref28">[xxviii]</a> Avagyan s. 132</p>
<p><a name="_edn29" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref29">[xxix]</a> Minassian  s.203</p>
<p><a name="_edn30" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref30">[xxx]</a> Minassian s. 203</p>
<p><a name="_edn31" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref31">[xxxi]</a> Cemal Paşa s. 485</p>
<p><a name="_edn32" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref32">[xxxii]</a> Standford Shaw, <em>The Ottoman Empire in World War I, </em>Volume 2,  Türk Tarih Kurumu, 2008 s. 993<em> </em>        </p>
<p><a name="_edn33" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref33">[xxxiii]</a> Shaw s. 993</p>
<p><a name="_edn34" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref34">[xxxiv]</a> Murat Bardakçı <em>&#8220;Talât Paşa&#8217;nın Evrâk-ı Metrûkesi&#8221; </em>Everest Yayınları 2008, s. 77</p>
<p><a name="_edn35" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref35">[xxxv]</a> Halaçoğlu s. 97-98 ( Halaçoğlu bu rakamdan sadece 9-10.000 tanesinin eşkıyalarca öldürüldüğünü, geri kalanların hastalık ve açlıktan ölmüş olabileceğini yazıyor) Bu arada Halaçoğlu&#8217;nın Osmanlı arşivlerine, Murat Bardakçı&#8217;nın ise Talât Paşa&#8217;nın kara kaplı defterini kaynak alarak verdiği tehcir edilen Ermeni sayısında büyük fark olması dikkat çekici.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2009/02/16/ittihatcilar-tasnaklara-ne-onermislerdi/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2009/02/16/ittihatcilar-tasnaklara-ne-onermislerdi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Türkiye Bizi Satar mı?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/02/09/turkiye-bizi-satar-mi/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2009/02/09/turkiye-bizi-satar-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Feb 2009 10:33:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Adil Yapar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Azerbeycan]]></category>

		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>

		<category><![CDATA[Ermenistan]]></category>

		<category><![CDATA[Çeviri]]></category>

		<category><![CDATA[erivan]]></category>

		<category><![CDATA[sinir kapisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3445</guid>
		<description><![CDATA[Yazan: İlham TUMAS, Azericeden çeviren: Adil YAPAR
Kaynak: http://lent.az/news.php?id=14859   
&#8220;Rabbim, aramızdaki beyinsizlerin yaptıklarından ötürü bizi yok eder misin? &#8221;
(Araf suresi, 155)
Artık eldivenler atıldı. Osmanlı kardeşlerimizin Ermenistan sınırlarını açma hazırlığında oldukları hakkındaki haberler, hem Azerbaycan&#8217;da hem de Türkiye&#8217;de kimiler tarafından ayrı ayrı öfkeyle karşılandı. Medyada değişik tepkiler verildi, açıklamalar yapıldı. Art niyetli kimseler, düşmanlar, İrancılar, Rusyacılar, bilmem neciler şimdiki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/02/turkey1.gif"><img class="alignleft size-full wp-image-3446" title="turkey1" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/02/turkey1.gif" alt="" width="68" height="50" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/02/azerbai1.gif"><img class="alignleft size-full wp-image-3447" title="azerbai1" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/02/azerbai1.gif" alt="" width="68" height="50" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/02/armenia1.gif"><img class="alignleft size-full wp-image-3448" title="armenia1" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/02/armenia1.gif" alt="" width="68" height="50" /></a>Yazan: İlham TUMAS, Azericeden çeviren: Adil YAPAR</p>
<p>Kaynak: <a href="http://lent.az/news.php?id=14859" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;">http://lent.az/news.php?id=14859</span></a>   <br />
<strong>&#8220;Rabbim, aramızdaki beyinsizlerin yaptıklarından ötürü bizi yok eder misin? &#8221;<br />
(Araf suresi, 155)</strong></p>
<p>Artık eldivenler atıldı. Osmanlı kardeşlerimizin Ermenistan sınırlarını açma hazırlığında oldukları hakkındaki haberler, hem Azerbaycan&#8217;da hem de Türkiye&#8217;de kimiler tarafından ayrı ayrı öfkeyle karşılandı. Medyada değişik tepkiler verildi, açıklamalar yapıldı. Art niyetli kimseler, düşmanlar, İrancılar, Rusyacılar, bilmem neciler şimdiki Türk hükümetine yıllardan beri kalplerinde gizlediklerini açıkça söylemek için güzel fırsat kazanmışlardır. Hayırlı olsun diyemeyeceğim&#8230; </p>
<p align="justify"><strong>Her Kardeşin Yetimi Kendine</strong> </p>
<p align="justify">Meselenin özüne inildiğinde, meydana gelmesi olasılı olan bu &#8220;sınır kapısı açma&#8221; olayına insanlarımız soğukkanlı yaklaşmak yerine, daha çok eski geleneklerine bağlı kalarak &#8220;Kardeş Türkiye böyle bir şey yapmamalıdır&#8221; diye haykırmaya<span id="more-3445"></span> öncelik vermektedir. Kimse artık ‘kardeşlik&#8217; numaralarının geçerliliğini kaybettiğinin farkında değil. <!--more-->Hâlbuki bu numaralar öteden beri daima göstermelik olmaktan öteye geçememiştir, zaten. Çünkü ‘kardeş&#8217; Türkiye&#8217;nin ne yaptığını, ne yapacağını ve en önemlisi ne yapmak zorunda olduğunu ondan daha iyi bilen kimse yoktur. Ve ayrıca bu &#8216;kardeş&#8217; öylesine bir kardeş olsa, neyse. Onun 70 milyonluk yetimlerinin yanında, bizim 7 milyonluk yetimler pek ağır basmaz. </p>
<p align="justify"><strong>Açıklama: </strong> <br />
<strong><em>Geçenlerde Türkiye&#8217;nin başbakanı Erdoğan şehre yürüyüşe çıkmıştı. Başbakana bir kadın yaklaşmış ve kendisine: &#8220;Benim 7 yetimim var, yardım edin!&#8221;, diye seslenmiş. Bunun üzerine ak ampulcü &#8220;sizin 7, benimse 70 milyon yetimim var&#8221; diye cevap vermişti. </em></strong> 
</p>
<p align="justify">O günlerde saygı duyduğum siyaset yorumcularından birinin yazısını okumuştum. &#8220;Bizi Ruslara takas eden, Atatürk&#8217;tü.&#8221;, ve &#8220;Türkiye yönetimi bizi sattı&#8221; kabilinden ifadeler kullanmış. Bu görüşlerini pekiştirmek için Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşundan, 20 Ocak olaylarına kadar (Sovyet ordusunun 20 Ocak 1990 tarihinde Azerbaycan&#8217;a girip bağımsızlık mücadelesini bastırmak için 150 kişinin öldüğü kanlı müdahale, çev.) tarihten de bol bol örnek göstermekten geri kalmamış. O, Türkiye&#8217;nin Ermenistan&#8217;la olan sınırlarını açmasını &#8220;Türk halkına, Türk milletine ve Türkiye&#8217;nin kendine büyük bir hıyaneti&#8221; olarak değerlendiriyordu. Sanki Türkiye&#8217;nin hiç işi gücü kalmamış, siyasetini sadece &#8220;kardeşlerin&#8221; menfaatine uygun olacak şekilde belirlemek zorundaymış, vesselam. </p>
<p align="justify">Peki, aslında Türkiye Devletinin kendine belirlediği ya da belirlemesi gereken çıkarları nelerdir?</p>
<p align="justify">Bu nokta sorununa çözüm bulan Arşimet gibi ‘evreka&#8217; diye atılan gazete manşetlerine yansıtılan birkaç meseleye aydınlık getirmek istiyorum. Prensip olarak, hocam doğru söylüyor: &#8220;Türkiye bizi satmış&#8221;! Evet, evet, satmıştır. Ayrıca bu &#8220;satışı&#8221; belgelendirmek için bu zatın tarihten getirdiği örneklerden daha dehşetli şeyleri bulmak da mümkün. Eminim ki, onun Atatürk ile Lenin, İsmet İnönü ile ajan Çiçero arasındaki yazışmalardan, Molotov&#8217;un, Mikoyan&#8217;ın Türkiye ziyaretlerinden, orada geçen konuşmalardan, &#8220;bize silah, size Kafkasya&#8221; pazarlığından, boyunlarına taş bağlanmak suretiyle boğaza atılarak öldürülen Mustafa Suphi ve diğer komünist öncülerin hal&#8217;lerinden ve de Ermeni ve Kürt sorunlarının ihracından haberi vardır. </p>
<p align="justify"><strong>Peki, &#8220;Önce Vatan&#8221; Kıstası Nedir?</strong> </p>
<p align="justify">Bilindiği üzere, bir devleti kuranlar, o devleti kurarken tarihine dayanan, küresel ölçekli plan ve ölçütler belirlerler. Sonradan o devlette yönetim değişiklikleri olduğunda, bir iktidar gidip yerine bir diğeri geldiğinde, çizilen bu çizgi kati surette bozulmaz. Tarih, bu tür ölçütlerin bulunmadığı bir takım bayağı devletlerin kuruluşuna şahit olmuşsa da, bu tür devletler tarihin acımasız sınavları karşısında ayakta kalamayıp dağılmışlardır. Ancak bu şart yerine gelmiş ve bu ölçütlere daha sonra da sıkı sıkıya bağlı kalınırsa, söz konusu devlete zeval olmaz.</p>
<p align="justify">Mesela bir dünya devi olan ABD&#8217;nin asırlardır sürüp gelen çok önemli ve değişmeyen ölçütleri vardır ki, bunlardan biri &#8220;Monroe Doktrini&#8221;dir. Amerikan devlet adamı Monroe&#8217;nun çizdiği ve sonrasında asırlar boyu Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nin yürüttüğü dış siyasetinin ana hatlarını belirleyen bu doktrinin 3 şartı vardır:  </p>
<p>1. Müstemleke karşıtlığı (Noncolonization) <br />
Güney ve Kuzey Amerika kıtaları bundan sonra Avrupalı güçlerin müstemlekeciliğine maruz kalmamalıdır. </p>
<p>2. Müstemleke geçişi karşıtlığı (No Transfer) <br />
Birleşmiş Devletleri, Yeni Dünya&#8217;daki müstemlekelerden birinin bir Avrupa ülkesinden diğer bir Avrupa ülkesine geçmesine kayıtsız kalmayacaktır.  </p>
<p>3. Müdahalesizlik (Nonitervention)</p>
<p>Birleşmiş Devletler, Avrupa&#8217;nın işine karışmayacaktır. </p>
<p>Bu 3 ölçüt, böylece ABD&#8217;nin uzun yıllar boyunca bütün dünyada egemen bir devlet olarak gelişmesinde büyük bir temel oluşturmuştur. </p>
<p align="justify">Bir devletin kurulması ve onun sağlamlaştırılması için birçok kurban verilmesi gerektiği gerçeğini kim yalanlayabilir? </p>
<p align="justify"><strong>Açıklama: </strong></p>
<p align="justify"><strong><em>Bu &#8220;kurban&#8221; meselesi kardeşimiz Türkiye için de geçerlidir. &#8220;Atatürk bizi Rusya&#8217;ya sattı&#8221; derken, aslında bunun bir satış değil, Atatürk&#8217;ün bir devleti kurma çabası olduğunu ve bu geleneğin Erdoğan yönetiminin keşfi değil, Türkiye devletinin Atatürk tarafından belirlenen vazgeçilmez bir esası olduğunu görmek gerekir. Her ne kadar acı olsa da, o zamanın şartlarına göre, Atatürk sadece Azerbaycan&#8217;ı ve Kafkasya&#8217;yı değil, Kıbrıs&#8217;ı, Musul&#8217;u ve Kerkük&#8217;ü, &#8230; aynı şekilde kuracağı muhteşem Türkiye için kurban etmiştir.</em></strong></p>
<p align="justify"> <br />
<strong>Türk Dünyası bir Yana, Azerbaycan bir Yana</strong> 
</p>
<p align="justify">Kurulmuş bir devletin temelini sağlamlaştırmak için, o devletin önde gelen kişileri genellikle ellerindeki tüm olanaklardan yararlanırlar. Gerektiğinde, kendi milletinin devletini kurmak için, bıçak kemiğe dayanana kadar mücadele vermiş halkının haklarını ayaklar altına almak, kanını dökmek, suçlu-suçsuz ayırt etmeden insanları asmak veya kurşuna dizmek yoluna bile başvurabilirler. Evet, bir devleti kurma ve bu devleti pekiştirme sanatı bunlardan ibarettir: savaş, kan, güç, kurban&#8230;</p>
<p align="justify">Bir düşünün, milyonlarca insanın kanı pahasına kurulmuş bir devlet kendini temelini sağlamlaştırmaya çalışırken, hangi &#8220;kardeş&#8221; devletin problemlerini omuzlarında ne kadar taşır, ne kadar taşımaya borçludur ve genel olarak, taşımak zorunda mıdır? Öyle bir devlet ki, kuruluşunda kendi halkının cesetleri üzerinden geçilmiştir. Böyle bir devleti idare edenler herhangi bir ‘kardeş&#8217; ülke halkı için kurban vermeyi kabul eder mi? Sayın politolog hocamızın fikrini bilmem ama - bana kalırsa, bana biri bütün Türk Dünyası bir yana, Azerbaycan bir yana olsun, ya da ‘ya Türk dünyası, ya da Azerbaycan mahvolacak&#8217; dese, ben düşünmeden Azerbaycan&#8217;ı seçerim ve sonucunda Türk dünyası mahvolsa bile, kanlar dökerek kurulmuş olan kendi devletime, yine kan dökerek kurulan diğer Türk devletlerine öncelik veririm. Bence bu tür bir &#8220;önce vatan&#8221; mantığı, bizim &#8220;kardeşlerimizde&#8221; de vardır.. </p>
<p align="justify"><strong>Biraz Türkiye&#8217;nin ‘Kurbanlarından&#8217; Bahsedelim</strong> </p>
<p align="justify">Bunun için epeyce geriye, Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin kurulduğu yıllara kadar gitmek zorundayım. Bu döneme yüzeysel de olsa, aydınlık getirmek gerekir. Çünkü yukarıda açıkladığımız gibi, Türkiye&#8217;nin bugün Ermenistan&#8217;la olan sınırını açması meselesi, birçoğun sandığı gibi şimdiki AKP hükümetinin güdümünde değil, Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin mevcudiyetinde bulunan ve kurucusu Atatürk&#8217;ün ektiği siyaset tohumlarının uzantısı olup, kati surette Azerbaycan&#8217;a karşı yönelmiş bir siyaset değildir! Zira bunlar siyasi ilimlerin alfabesidir ve devlet kurmaya kararlı büyük insanların uymak zorunda olduğu yazılı olmayan klasik kanunlardır.</p>
<p align="justify">Şimdi Türkiye&#8217;nin bugün Türkiye olmak adına hangi kurbanları verdiğini ve verdiği bu kurbanların arasında Ermenistan&#8217;la olan sınırını açmanın ne kadar önem taşıdığını görelim. </p>
<p align="justify">Bu kurbanlar, bir milletin kendi devletini kurmasında vermeye mecbur olduğu kurbanlardır ki, bizler de kendi geçmişimizde bu kurbanlardan verdik. Şimdi bir &#8220;ölüm-kalım&#8221; meselesi haline gelmiş olan Karabağ meselesi, artık bizim olmayan Batı Azerbaycan toprakları, bu yolda verdiğimiz şehitler, &#8230; tüm bunlar da Azerbaycan Cumhuriyeti&#8217;nin kurulması sürecinde canımızdan verdiğimiz kurbanlarımız değil midir? </p>
<p align="justify">Türkiye&#8217;nin durumu daha da elim olmuş ve Atatürk bugünkü Türkiye&#8217;yi kurmak için daha büyük kurbanlar vermiştir. Bunun sonucunda, bir zamanlar bütün Avrupa&#8217;ya hükmetmiş bir devlet, hilafetin son durağı olan Osmanlı İmparatorluğu bugün Türkiye&#8217;nin &#8220;sığındığı&#8221; bu kısıtlı toprak ile yetinmek zoruna kaldı. </p>
<p align="justify">Kardeş Türkiye&#8217;nin talihsizliği daha sonra da devam ederek, hilafetten kopup cumhuriyetin kurulduğu o ilk yıllarda düzenlenen uluslararası konferanslarda, çeşitli anlaşma ve mukabelelerde verdiği kurbanların faturası daha sonra pahalı olmuştur; Bulgaristan&#8217;dan kovulan Türklerden başlayıp, Kıbrıs, Musul ve Kerkük&#8217;e kadar&#8230;  </p>
<p align="justify">Ancak cumhuriyetin ilk yıllarında da, Kurtuluş Savaşı&#8217;nda dökülen kanlara rağmen diplomatik görüşmelerde çok fazla taviz verilmesinden şikâyetçi olan bir muhalefet oluşmuştu. Türkiye Büyük Millet Meclisinin Türkiye&#8217;nin farklı bölgelerinden gelen mebusları, Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin Lozan konferansına gönderdiği heyetin elde ettiği sonuçlarının bağımsızlık için Kurtuluş Savaşı&#8217;nı veren halkın yüzüne bir tokat olduğunu iddia ediyorlardı. &#8220;Mehmetçiğin süngüsüyle kazanılan muhteşem galibiyet Lozan&#8217;da defnedildi&#8221; ve &#8220;bu mukabelede kapitülasyon kokusu var&#8221; şeklinde rahatsızlıklarını ifade eden bazı milletvekillerinden başka, Kurtuluş Savaşı&#8217;ndan galip çıkmış olan Türklerin savaştıkları gibi konuşmayı beceremediklerini ifade eden yabancı diplomatların sözleri bilinmektedir.</p>
<p align="justify">Her halükarda, İngiltere heyetinin başkanı Lord Curzon&#8217;un şu düşünceleri, dev Osmanlı devletinin, hilafetin son menzili olan bu memleketin cumhuriyet kurmak için ne gibi kurbanlar verdiğini anlamak için yardımcı olacaktır:  </p>
<blockquote>
<p align="justify"><em>&#8220;Yunanistan heyetinin başkanı Venizelos, Türk heyetinin taleplerini öğrendiğinde, biraz cesaretlendi. Çünkü bütün temsilciler Türklerden daha ağır şartlar beklemekteydi. Türkler ise birçok konuya dokunmadıkları için, o da bunlarla ilgili birçok taviz elde edebilmiştir.&#8221;</em> </p>
</blockquote>
<p align="justify">Bütün bunlara rağmen, Atatürk&#8217;ün de imzaladığı ve diplomatik açıdan büyük bir kazanım olarak gördüğü Lozan Antlaşması, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından da onaylanmıştır.</p>
<p align="justify">Şimdi ve o zamanlarda da, Türkiye&#8217;nin güçlü devletler karşısında aslında hangi şartlarla çıkması gerektiği konusu uzun uzadıya tartışılabilir. Ancak bu tür tartışmaların hiçbir faydası olmayacağı da kesin. Çünkü ortada önder Atatürk&#8217;ün kendi kanı ve canı pahasına ejderhanın ağzından kurtardığı bir Türkiye Cumhuriyeti var. Ayrıca uzun yıllar süren savaşlardan yorulmuş olan bir memleketin dertlerini, onun hangi şartlar altında ve nelere razı olması gerektiğini, iktisadi yükselme devrine girmek zorunda olduğunu, bu memleketin başkomutanı Mustafa Kemal Paşa&#8217;dan daha iyi kimse bilmezdi. Atatürk bunu biliyordu ve bildiği gibi de uyguladı! Hem de yapılması gerekenler bunlarla sınırlı değildi ve büyük önder onları da yaptı. </p>
<p align="justify">Türkiye yalnız Kurtuluş Savaşı&#8217;nın değil, ayrıca Musul&#8217;da, Kerkük&#8217;te büyük İmparatorluktan sonra sahipsiz kalan yüz binlerin, Yunanlar tarafından kanına kastedilen, İngiliz Başbakanı Disraeli&#8217;nin <em>&#8220;Batı Asya&#8217;nın anahtarı&#8221;</em> olarak adlandırdığı Kıbrıs Türklerinin kanı pahasına kuruldu. Bugünkü Türkiye ‘şapka inkılâbı&#8217;, ‘din ile devlet işlerini ayırma süreci&#8217;, Büyük Millet Meclisinde elini kürsüye vurmuş ve &#8220;<em>benim dediğim olacak&#8221;</em> diyen Atatürk&#8217;ün korkusuyla, günahlı-günahsız ayırt etmeden asılan, kurşuna dizilen, ülke dışına sürülen Türk insanının hayatlarıyla kuruldu. Türkiye Cumhuriyeti asırların hilafetine son verdi, dünya Müslümanlarını ‘Allahın yeryüzündeki gölgesi&#8217;nden etmiştir&#8230; </p>
<p align="justify"><strong>Kardeş Desteği mi, Yoksa Devlet Menfaati mi?</strong> </p>
<p align="justify">İlginç olan şudur ki, bu ölçekteki bir memleketin sorunları, dertleri ile tanışmamış olan (Azerbaycanlı) demagog siyasetçiler, Türkiye&#8217;den kardeş-desteği bekliyorlar ve bunu da minnet gibi komşu ülkenin hesabına yazıyorlar. Bu her ne kadar nihilistçe bir sesleniş olsa da, bence herkes geçtiğimiz yüzyılın başlarında &#8220;Azeri kardeşlerinin yardımına koşan&#8221; Türk askerlerinin sadece &#8220;Daşnak zulmüne karşı süngü çekmek&#8221; amacını değil de, aynı zamanda Türkiye&#8217;nin devlet menfaatini de ortaya koyduklarının bilincindedir. Kanı bir ve dini bir kardeşlerin kardeşliği sadece karşılıksız yardımdan ibaret olmaz ki. Değişik yıllarda Bakü&#8217;ye, Nahçıvan&#8217;a, diğer bölgelerde savaşan, kan döken Türk paşalarını harekete geçiren, kardeşlikten daha kutsal bir nedenleri vardı: Türkiye&#8217;nin menfaatleri! </p>
<p align="justify">Sevgili kardeşlerimiz, her şeyden önce Bakü&#8217;den Nahçıvan&#8217;a kadar olan tüm toprakların Türkiye&#8217;ye ait olması için çaba sarf etmiş ve bu yönde iddialarda bulunmuşlardır. Ancak bu tür iddialar başarılı olmadığında Azerbaycan&#8217;ın bağımsızlığı ve toprak bütünlüğü konusunda talepleri telaffuz etmişlerdir. Yine de bu kardeşlik duygusunun sınırları da sonsuz değildi. Bu ilişkiler, bugüne kadar defalarca görüldüğü gibi Türkiye&#8217;nin devlet menfaatlerine zıt olan herhangi bir olay veya durumla sınırlıdır. Türkiye&#8217;nin devlet menfaatlerinin başladığı yerde ise, kurbanlar verilmeye başlanır. Azerbaycan&#8217;ın Sovyetler Birliği&#8217;ne katılması, Kafkaslardan geri çekilme, Ermeni probleminin buralara taşınması vs. vs. </p>
<p align="justify">Bu o zamanlar da böyleydi, halen de böyledir. Türkiye - &#8220;kurbanlar&#8221; üstünde kurulmuş bu memleket, kendini &#8220;kurbanlar&#8221; ile kuvvetlendirmeye bir o kadar meyilliyse, bunu sadece normal ve sakin olarak karşılamak gerekir. Ayrıca bu noktada Erdoğan yönetimini itham etmek, onu sadece sözde var olan bir &#8216;Türk Birliği&#8217;ne ihanet etmekle suçlamak, bir yersizdir. </p>
<p align="justify"><strong>Bu Cumhuriyeti Atatürk Kurmuştur</strong> </p>
<p align="justify">Şimdi de sınırların açılıp açılmaması meselesi ortaya çıktı. Herşeyden önce böyle bir meselenin gerçekten gündemde olup olmadığından emin değilim. Bu tür bilgilendirmeler ya kamuoyunu yoklamak, bu &#8220;açılma&#8221;nın gerçekleşmesi durumunda ne tür tepkilerin doğacağını yoklamak için olabilir. Ancak ikinci olarak bu haberlerin daha ziyade dezinformasyon amaçlı olduğuna inanıyorum.  </p>
<p align="justify">Bunlardan hiç birini göz önünde bulundurmadan, artık açıklamalar verilmektedir. Bugünlerde bizlerde herkes Ermenistan-Türkiye sınırının açılmasının sadece Azerbaycan&#8217;a değil, aynı zamanda Türkiye&#8217;ye zarar getireceği vurgulanmaktadır. Tersini düşünenler de yok değil. Bunlar, Türkiye&#8217;nin Ermenistan&#8217;la bir &#8220;alış verişe&#8221; başlaması, bu devletle normal ilişkilerde bulunması, Ermenistan&#8217;ın Rusya&#8217;nın himayesinden çıkmasına neden olabileceği hesabını yapmaktadır. Güya bu şekilde, Ermenistan Türkiye&#8217;ye bağımlı bir hale gelecek, arkasından da Azerbaycan&#8217;a, &#8220;Biz artık dostuz, gel, topraklarına sahip çık&#8230;&#8221; diyecektir. </p>
<p align="justify">Kaldı ki, sınırların açılmasının sadece Türkiye&#8217;ye yararının olup olmayacağı, bizden sorulmayacaktır. Tabii ki, bir kardeş gibi onu sezdiğimiz herhangi olası bir zarardan haberdar etmek, görevimizdir, ancak dediğimiz gibi, &#8220;kardeşimiz&#8221;, kendi ihtiyaçlarını bizden daha iyi bilir. </p>
<p align="justify">Kısacası, eğer Ermenistan sınırını açmak Türkiye için vazgeçilmez bir ihtiyaç ise, bu &#8220;açılma&#8221; onun devlet menfaati doğrultusundaysa, bundan sonraki gelişmeler en ince nüanslarına kadar hesaplanmışsa, ERMENİSTAN SINIRLARI AÇILACAKTIR! Kimsenin gözünün yaşına bakmadan&#8230; Bunu isteyenler de var, İngiliz&#8217;in adı çıktı bile&#8230; </p>
<p align="justify">Burası Türkiye&#8217;dir, canım! Bu cumhuriyeti Mustafa Kemal Atatürk kurmuş! Bu memleketin mayası &#8220;kurban&#8221;larla tutmuş! Burada devlete, devlet menfaatlerine namus meselesi gibi bakılır. Namus olan yerde ise, ne kardeşe bakarlar, ne bacıya&#8230; </p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2009/02/09/turkiye-bizi-satar-mi/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2009/02/09/turkiye-bizi-satar-mi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Özür Tartışmaları</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/12/18/ozur-tartismalari/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2008/12/18/ozur-tartismalari/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Dec 2008 18:38:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>T.Suat Demren</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Ermeniler]]></category>

		<category><![CDATA[Ermenistan]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Türk faşizmi]]></category>

		<category><![CDATA[Ulus-Devlet]]></category>

		<category><![CDATA[Ulusalcılık]]></category>

		<category><![CDATA[Ermeni]]></category>

		<category><![CDATA[ermeni diasporasi]]></category>

		<category><![CDATA[Ermenilerden özür dilemek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=2662</guid>
		<description><![CDATA[Bir grup aydın tarafından imzaya açılan, Ermenilerden özür dileyen metin son günlerin en çok konuşulan konularının başında geliyor.
Konuyu tartışan isimlerin yazılarına baktığımızda büyük çoğunluğun (isimlendirmeler farklı da olsa) 1915&#8242;te Ermeniler&#8217;in başına bir felaketin geldiği hususunda mutabık olduğunu ancak metinde geçen &#8220;özür diliyorum&#8221; kısmında fikir ayrılığına düştüklerini görüyoruz.
Dünyaya soldan (ve sürekli çözümsüz bir karamsarlıkla) bakmasından dolayı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2008/12/20081218_derin_dusunce_pardon.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-2681" title="20081218_derin_dusunce_pardon" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2008/12/20081218_derin_dusunce_pardon.jpg" alt="" width="247" height="233" /></a>Bir grup aydın tarafından imzaya açılan, Ermenilerden özür dileyen <a href="http://www.ozurdiliyoruz.com/" target="_blank">metin</a> son günlerin en çok konuşulan konularının başında geliyor.</p>
<p>Konuyu tartışan isimlerin yazılarına baktığımızda büyük çoğunluğun (isimlendirmeler farklı da olsa) 1915&#8242;te Ermeniler&#8217;in başına bir felaketin geldiği hususunda mutabık olduğunu ancak metinde geçen &#8220;özür diliyorum&#8221; kısmında fikir ayrılığına düştüklerini görüyoruz.</p>
<p>Dünyaya soldan (ve sürekli çözümsüz bir karamsarlıkla) bakmasından dolayı çoğunlukla katılmadığım yazılar yazan Nuray Mert bugünkü <a href="http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=YazarYazisi&amp;ArticleID=912950" target="_blank">yazısında</a> tam da benim <a href="http://www.dusunceler.org/1/2008/11/21/ermeni-meselesi/" target="_blank">Ermeni Meselesi</a> yazımda bahsettiğim durumdan sözederek; <em>&#8220;Aslında tam da bu nedenle, son zamanlarda yaygınlaşan ve özetle, Türklerin, neredeyse, dünya tarihinin en kusurlu milleti olduğu şeklinde tezahür eden abartılı özeleştiri hezeyanını anlamakta zorlanıyorum.&#8221;</em> demiş.</p>
<p>Bunu anlamakta ben de zorlanıyorum. Ancak özür dilemeye karşı değilim, özürü bize has dar anlamıyla değil de Gökhan Özgün&#8217;ün <a href="http://www.taraf.com.tr/makale/3119.htm" target="_blank">çok güzel açıkladığı</a> &#8220;felakete müdahil olmasam da acınızı paylaşıyorum&#8221; anlamında aldığım için metne de imzamı atmakta bir beis görmüyorum. (Özrümüzü diledik. Biraz da anlamakta zorlandığım kısımla alakalı içimizi dökelim.)<span id="more-2662"></span></p>
<p>Mevcut tartışma düzlemindeki abartılı özeleştiri yaklaşımı yine Mert&#8217;in de ifade ettiği bir sığlığı peşinden getiriyor: <em>&#8220;Ancak bu türden bir soğukkanlılıkla, yakın tarih değerlendirmelerinde milliyetçilerin savrulduğu güzelleme ve kusurları inkâr sığlığının tam tersi istikâmette, ama onun simetriği bir sığlığa savrulma tehlikesinden korunabiliriz.&#8221;</em></p>
<p>Meselenin tarihsel bağlamını kaçırmayalım; menfaatleri uyuştuğunda birlikte Sultan Abdülhamid&#8217;i hâl edecek, hiç de birbirlerini ardırmayacak kadar benzer iki zihniyetti İttihatçılık ve Taşnaklık. (Bugün bizdeki ulusalcılar ile diasporadaki Ermeni milliyetçilerinin de zihniyet olarak farkları yoktur.) Zamanın bir noktasında masum insanlar üzerinden iktidar mücadelesi yaptılar. Ulus devlet hülyasının azdırdığı bu zihniyetlerin özde birbirlerinden hiçbir farklılığı yoktu, güçlü olan İttihatçılardı, onlar kazandı.</p>
<p>Geçmişimizle hesaplaşmak, makûl bir özeleştiri kültürü yaratmak, vicdanlı davranmak için kendimizi yerin dibine sokmamız gerekmiyor. İnsanın olduğu her yerde savaş, katliam, tehcir, işkence olmuş. Sadece son yüzyıla bile bakmak başımızı döndürmeye yeter: Belçika&#8217;nın sömürgesi altındaki Ruanda ve Kongo&#8217;da milyonlarla ifade edilen insan öldü. İtalya Libya&#8217;da 1911&#8242;den 1940&#8242;lı yıllara kadar sayısız katliamlar yaptı. Fransa, 1954-1962 yılları arasında 1.5 milyon Cezayirli&#8217;yi katletti. Almanların yahudilere ve çingenelere yaptıklarını hepimiz biliyoruz. İngiltere, 18 yüzyıl ortalarından 1940&#8242;a kadar sömürgeleştirmek amacıyla gittiği Avustralya&#8217;da yerleşik yerli halk Aborjinleri sistematik olarak yok etti. Başka pekçok sömürgesinde büyük zulümlere imza attı. 2000&#8242;li yıllarda, kapı komşumuz Irak&#8217;ta 1 milyon insan öldürüldü. Ve bilgi çağı diye şişinip gezindiğimiz bir zamanda, demokrasi ve özgürlük havarisi olarak görülen dünya jandarması tarafından işlendi bu cinayetler.</p>
<p>Bunu 1915&#8242;te yaşanan felaketi mazur göstermek için yapmıyorum, asla. Acı da olsa insanın trajedisine vurgu yapmaya çalışıyorum. İnsansoyunun vahşetteki bu ayrıcalıklı tavrı ne İttihatçılara ne de bu topraklara has değil. Büyük resim insansoyunun bu trajik yönüdür, bunu gözönüne alıp özeleştirimizi ona göre yapmalı, sanki dünyanın en aşağılık, en vicdansız, en vahşi, en katil insanları bu topraklarda yaşamışcasına abartılı bir özeleştiri dilinden kaçınmalıyız diye düşünüyorum.</p>
<p>&#8220;Bunun ne önemi var ki, sonuçta vicdanen rahatsız değil miyiz?&#8221; diye düşünen olabilir. <a href="http://www.dusunceler.org/1/2008/11/21/ermeni-meselesi/" target="_blank">Ermeni Meselesi </a>başlıklı yazımda da belirttim, konuyu tartıştığımız düzlem &#8216;çözüm&#8217; ya da &#8216;iyiye doğru gidişe katkı&#8217; odaklı bir düzlem değil. Dolayısı ile bu tür metinlerin -tamamen doğru ve gerekli şeyler söylese de- aydın laklakından öteye gitmesi zor görünüyor. Çünkü bu bakışın toplumsal bir karşılığı yok ve halkın algısı -bir dostumun da çok güzel ifade ettiği gibi- &#8220;hayatta kaldığımız için özür mü dileyeceğiz?&#8221; cümlesiyle tezahür ediyor. Osmanlı imparatorluğu genişlerken keyfe keder bir fetih sonucu değildi tehcir, yıkılan bir imparatorluktaki enkaz paylaşım savaşının acı bir neticesiydi.</p>
<p>Toplumsal karşılığı olmayan, kısa vadede olacak gibi de görünmeyen böylesi bir yaklaşımın, olmasını arzu ettiğimiz toplumsal zihne nasıl etki edeceğini, bu zihni olumlu/olumsuz ne yönde şekillendireceğini iyi hesaplamak gerekiyor. Tartışmalardaki bu abartılı özeleştiri tonu sadece ve sadece halk arasında konuya ilişkin görüş farklılıkları arasındaki kutuplaşmayı arttırmaya, gard aldırıp siper kazdırmaya yarıyor..</p>
<p>&#8220;Bu sığlıktan ne yapar da korunuruz?&#8221; sorusuna cevap olabilecek bir fikrim ya da &#8220;çözüm bu&#8221; diyebileceğim derin analizlerim yok. Sadece olan bitende kendimce duyduğum bazı çekincelerimi dile getirmeye çalışıyorum.</p>
<p>&#8212;</p>
<p><strong>Not: </strong>Bu konunun Türkiye&#8217;ye yönelik siyasî bir enstruman olarak kullanılması da konunun bir diğer çetrefilli yönü. Yapılan tartışmalar bu gibi siyasî hesaplara da katkıda bulunabiliyor. Bu entelektüel tartışmayı kendi vicdanımız için, kendimiz istediğimiz için yapmalıyız. Bir örnek tavır açısından; Ermenilerin başına gelen felaketin soykırım olduğu yönünde çok açık bir tavra sahip olan <a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=halil%20berktay" target="_blank">Halil Berktay</a> hoca, yabancı parlamentolarda alınan &#8216;Ermeni soykırımı&#8217; kararları için şöyle söylemişti:<br />
<em><br />
&#8220;Ermeni soykırımının tanınmasının Türkiye’ye herhangi bir şekilde dışarıdan uluslararası kuruluşlar tarafından, AB sürecinde veya üçüncü ülke parlamentoları tarafından dayatılmasına hatta üçüncü ülke parlamentolarının bu konuda kararlar almalarına karşıyım. Bu bana tarihin ahlak zabıtası rolüne soyunmak gibi geliyor. Parlamentolar karar alacaklarsa, kendi ülkelerinin karanlık sayfaları hakkında karar alsınlar. İngiliz veya Fransız parlamentoları Ermeni meselesi ile ilgili karar alacaklarsa, 19. yy sonu 20. yy başı emperyalizmi için bir özeleştiri yapsınlar ve Ermeni sorunu ile diğer milli meselelere müdahaleleri ve tarafları azdırmaları açısından özeleştiri yapsınlar. Bu mantığı sürdürürsek eğer, bence 1915 Ermeni sorunu konusunda karar alması anlamlı parlamento varsa, o da bir tek Türkiye parlamentosudur.&#8221; </em></p>
<p>Yani bu konuda aydınlar imzaya açılacak metinler hazırlarken meselenin farklı yönlerini de gözönüne almalı, tarihsel bağlamına ve siyasi yönlerine vurgu yapmalı, metni besleyip hakkaniyetli bir biçimde geliştirmeliler diye düşünüyorum.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2008/12/18/ozur-tartismalari/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2008/12/18/ozur-tartismalari/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Ermenistan bize lazım..</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/10/02/ermenistan-bize-lazim/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2008/10/02/ermenistan-bize-lazim/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Oct 2008 09:08:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Alıntı Yazar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>

		<category><![CDATA[Ermeniler]]></category>

		<category><![CDATA[Ermenistan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/10/02/ermenistan-bize-lazim/</guid>
		<description><![CDATA[ Yazar: Etyen Mahçupyan 
 
Ulus-devletlerin geleneksel milli politikalarla sorun çözme yeteneklerinin hızla azaldığı bir dönemdeyiz. Güç kullanma, çatışma tahriki ve tek taraflı kazanç modellerinin artık pek işlerliği yok. Bunun en önemli nedeni insan hakları bağlamında somutlaşan evrensel normların yeni bir meşruiyet anlayışı yaratması. Diğer bir deyişle günümüzün meşruiyet anlayışına ters düşen dış politika hamleleri, ne derece [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong> Yazar:</strong> Etyen Mahçupyan </em></p>
<p><img src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2008/10/turkey1.gif" alt="turkey1.gif" /><img src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2008/10/armenia1.gif" alt="armenia1.gif" /> </p>
<p>Ulus-devletlerin geleneksel milli politikalarla sorun çözme yeteneklerinin hızla azaldığı bir dönemdeyiz. Güç kullanma, çatışma tahriki ve tek taraflı kazanç modellerinin artık pek işlerliği yok. Bunun en önemli nedeni insan hakları bağlamında somutlaşan <span id="more-1632"></span>evrensel normların yeni bir meşruiyet anlayışı yaratması. Diğer bir deyişle günümüzün meşruiyet anlayışına ters düşen dış politika hamleleri, ne derece güçlü olsanız da geri tepiyor. Bu durum nüfuz genişletme peşinde olan ulus-devletlerin ister istemez hakkaniyetli ve ortak çıkarlara ağırlık veren bir yaklaşım geliştirmelerini zorluyor.</p>
<p>Abdullah Gül&#8217;ün Ermenistan ziyareti, Türkiye açısından bu yeni zihinsel atmosfere bir uyum çabasını ifade ediyor. Son dönemde iç siyasette sıkışan AKP&#8217;nin, rüştünü dış politikada kanıtlama ihtiyacı duyması şaşırtıcı değil. Nitekim Suriye ve İran&#8217;ı merkeze alan meselelerde atılan adımlar da, ortak huzur ve istikrarı hedefleyen ‘barış&#8217; girişimleriydi.</p>
<p>Bu tablonun arka planında Türkiye&#8217;nin muhafazakar kesiminin bir tür yeni Osmanlı hayalinin bulunduğunu da unutmamak lazım. Bu kesim için Osmanlı dünyasının günümüze yansıyan en parlak görünümü, yaratmış olduğu ‘pax Ottomana&#8217;dır. Bugün AKP yönetiminin de yeniden bir dünya aktörü, en azından kendi bölgemizde bir siyasi özne olma arzusu çok açık olarak görülüyor.</p>
<p>Yeni meşruiyet anlayışı ile birleşen bu ‘büyük ülke&#8217; olma arzusu, Türkiye&#8217;yi kendi gözünde bir ‘sorun çözücü&#8217; olarak yeniden tanımladı. Osmanlı mirasının yeniden üretilmesi açısından önümüzde bulunmaz bir fırsat duruyordu, çünkü güce dayanan bir ulus-devletler geriliminde Türkiye&#8217;nin fazla bir şansının olmadığı açıktı. Oysa şimdi hem Türkiye barışın bayrağını taşıyordu, hem de çevresinde bir dizi barışamayan ufak devlet vardı.</p>
<p>Söz konusu yaklaşım iki önemli strateji ile de bütünleşmekteydi&#8230; Bunlardan biri Türkiye&#8217;nin son dönemde öğrendiği bir dış politika düsturu. Buna göre sizden güçlü müttefiklerinizin stratejilerini bozmama koşuluyla, onların taleplerinden ne denli saparsanız o denli karlı çıkarsınız! Çünkü böylece göreceli öneminiz artarken önünüzdeki siyaset alanı da genişler. Hele müttefikleriniz yeni küresel zihniyete uyum sağlayamayan çıkışlar yaparsa, sizin de barıştan, esneklikten ve konuşmadan yana bir tutum almanız çok daha kolay ve verimli olacaktır.</p>
<p>İkinci strateji ise basit olarak bir tehdit algısının sonucuydu&#8230; Türkiye NATO&#8217;nun Rusya karşısındaki uç noktası ve enerji açısından hayati bir biçimde bağımlı olduğumuz bu ülke ile ilişkimizin bozulmaması dış politikamızın ana hedeflerinden biri&#8230;</p>
<p>Tablonun parçalarını bir araya getirdiğimizde, Türkiye&#8217;nin kendi bölgesinde güçlü bir aktör olabilmesinin mümkün olduğu ve bunun Batının isteklerine biraz aykırı da düşse işbirliğini öne çıkaran modeller içinde gerçekleşebileceği görülmekte. Nitekim Türkiye&#8217;nin dış politika stratejisi tam da bu&#8230; Kafkaslar ve Orta Doğuda kendisinin de içinde olduğu geniş boyutlu ortaklıklara yönelirken, Türkiye&#8217;yi ‘onsuz olmaz&#8217; denebilecek önemde bir bölge lideri haline getirmek&#8230;</p>
<p>Ne var ki bu hayalin olmazsa olmaz koşulu Türkiye&#8217;nin bölgedeki her ülke ile ayrı ayrı güvene dayalı ilişki kurabilmesi. Ve burada da herkesin bildiği üzere tek bir zafiyet noktası var: Ermenistan. Sınırın kapalı olması ve diplomatik ilişkilerin reddedilmesi, Türkiye&#8217;yi sadece bölgede aciz bırakmış olmuyor, ‘iyi komşuluğu&#8217; beceremeyen bir ülke olarak Batı karşısında da zayıflatıyor. Bu nedenle AKP iktidarı zaten uzunca bir süreden beri Ermenistan ile yeni bir diyalog ortamı yaratmanın peşindeydi ve kaderin lütfu olarak ortaya çıkan futbol karşılaşması kaçırılamayacak bir fırsat olarak kabul edildi.</p>
<p>Nitekim Gül&#8217;ün Sarkisian&#8217;ın davetini kabul etmek istediği daha ilk günden belliydi ve Cumhurbaşkanlığı çevresi bu niyeti saklamadı. Ancak Gürcistan&#8217;daki Güney Osetya ve Abhazya krizi Türkiye&#8217;nin stratejisinin ne denli doğru olduğunu bir kez daha gösterdi. Çünkü bu kriz Türkiye ile Rusya&#8217;yı karşı karşıya getirmenin dışında, krizin büyümesi halinde bizi uzunca bir dönem ‘küçük ülke&#8217; konumuna sıkıştırabilirdi. Kafkasya İsbirliği ve İstikrar platformu fikri, söz konusu kötü ihtimalin giderilmesi için yapılan, ama uzun vadede anlamlı da olması umut edilen bir çıkış. Başarılı olabilmesi ise Ermenistan ile ilişkinin acilen düzelme yoluna girmesine bağlı&#8230;</p>
<p>Yaşadığımız konjonktür, değişen zihniyetten tehdit algılarına uzanan bir yelpazede Türkiye&#8217;nin önüne yeni fırsatlar çıkarmış durumda&#8230; Yeter ki Ermenistan o yelpazede bir kara delik oluşturmasın. Cumhurbaşkanı bu nedenle ziyareti büyük bir hevesle kabul etti ve bu nedenle de nihayet bir normalleşme döneminin başlama ihtimali belirdi&#8230;</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2008/10/02/ermenistan-bize-lazim/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2008/10/02/ermenistan-bize-lazim/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Umuttan Sarhoş Olduk</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/09/17/umuttan-sarhos-olduk/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2008/09/17/umuttan-sarhos-olduk/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 17 Sep 2008 08:56:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nurhayat Kızılkan</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Ermeniler]]></category>

		<category><![CDATA[Ermenistan]]></category>

		<category><![CDATA[Hrant Dink]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/09/17/umuttan-sarhos-olduk/</guid>
		<description><![CDATA[Yazar: Delal Dink (Hrant Dink&#8217;in kızı)
Yazı Ermenice ve Türkçe yayımlanan haftalık Agos gazetesinin son sayısından alındı.
Biz babamı İstanbul&#8217;a gömmemiş miydik, yüz binlerle birlikte? Sonra, kavgalı olduğum Tanrı&#8217;yla konuşuyorum: Affederim seni, ama bir şartla. Bana söz ver, babamın sonuncu olduğuna dair. Bu iki halktan 1915 ve sonrasında ölenlerin sonuncusu olsun. O zaman belki öfkem de azalır sana&#8230;
Duramadım İstanbul&#8217;da. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><img align="right" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2008/09/20080916_derin_dusunce_org_hrant.jpg" alt="20080916_derin_dusunce_org_hrant.jpg" />Yazar:</em> <em>Delal Dink (Hrant Dink&#8217;in kızı)</em></p>
<p><em>Yazı Ermenice ve Türkçe yayımlanan haftalık Agos gazetesinin son sayısından alındı.</em></p>
<p>Biz babamı İstanbul&#8217;a gömmemiş miydik, yüz binlerle birlikte? Sonra, kavgalı olduğum Tanrı&#8217;yla konuşuyorum: Affederim seni, ama bir şartla. Bana söz ver, babamın sonuncu olduğuna dair. Bu iki halktan 1915 ve sonrasında ölenlerin sonuncusu olsun. O zaman belki öfkem de azalır sana&#8230;</p>
<p>Duramadım İstanbul&#8217;da. Aldım yanıma ailemden 14 yürek daha, gittim Hayasdan&#8217;a.<br />
Sokakları dolaşırken, beklemediğim bir duyguyla karşılaşıyorum. Bundan üç yıl önce geldiğimde ne kadar da yaşlı görünmüştü şehir gözüme, ne kadar yalnız, ne kadar hüzünlü. Bu defa hiç öyle hissetmiyorum. Hayat gelmiş buraya, şehir gençleşmiş.<br />
Bir taksiye biniyoruz, bizi anıta götürsün diye. Anıt yolunda dayanamayıp soruyorum şoföre, maçla ve Gül&#8217;ün gelişiyle ilgili ne düşünüyor diye. <span id="more-1541"></span>&#8220;En önemlisi sınırın açılması. Asıl sorunu çıkaranlar devlet yönetimi. Bıraksalar halk kendi ortak dilini bulur&#8221; diyor. Kim ki bu adam? Yüzünü görmek istiyorum. Göremiyorum&#8230;<br />
Çıkıyorum merdivenleri, Soykırım Anıtı&#8217;na doğru. İlerleyemiyorum önce anıtın olduğu yere. Çöküyorum müzenin girişinin kenarındaki taş tümseğin üstüne, uzaktan izliyorum. Daha önce de gelmiştim buraya, üç yıl önce. Ama bu defa farklı. Niye bu kadar ağlıyorum? Niye bu kadar etkileniyorum? Biz babamı İstanbul&#8217;a gömmemiş miydik, yüz binlerle birlikte? Sonra, kavgalı olduğum Tanrı&#8217;yla konuşuyorum: Affederim seni, ama bir şartla. Bana söz ver, babamın sonuncu olduğuna dair. Bu iki halktan 1915 ve sonrasında ölenlerin sonuncusu olsun.<br />
O zaman belki öfkem de azalır sana.<br />
Sonra müzeye iniyoruz. Resimler içini parçalıyor insanın. Bugün interneti açarsam kaç tane benzerini görebileceğimi düşünüyorum, bugünle ilgili, şu anla ilgili&#8230; Tam da o dakikada, ne kadar çok ırkçılık yapıldığını, ne kadar çok ırkçılık kurbanı olduğunu hissediyorum ruhumda.<br />
Nasıl bir dünyada yaşıyoruz? Burası sadece 1915 Soykırım Anıtı mı?</p>
<p><strong>Irkçılık kurbanları</strong><br />
Müzeden çıkınca anıt beni çağırıyor bu kez; gitme cesaretini buluyorum.<br />
Giderken, biri yanıma yanaşarak, geçen 24 Nisan&#8217;da yüz binlerce insanın, üzerinde ‘Malatya&#8217; yazan duvarın önünde durup çiçekler bıraktığını anlatıyor. Sonra, anıtın göbeğine varıyorum. Kimse kalmamış görünürde. Ama yalnızlık hissi yok içimde.<br />
Ne kadar da huzurlu. Sanki bir şey beni merkezine çekiyor. Tüm ırkçılık kurbanlarıyla nefes alıyorum o göbekteki delikten.<br />
Bıraksalar da şuraya kıvrılıp uyusam&#8230;<br />
Sonra yemeğe gidiyoruz hep beraber. Babamın Türkiye&#8217;den gelen gazeteci dostları, arkadaşları orada toplananlar. Utanmadan masanın başına oturuyorum, masayı en iyi noktadan doyasıya seyretmek istiyorum. Babam da bu restorana gelmiş daha önce. Restoran sahibi neredeyse eliyle yedirecek bana yemekleri. Masadakilere bakınca, babamın son yazısında yazdıkları aklıma düşüyor: &#8220;Türkiye&#8217;de kalıp yaşamak, hem bizim gerçek arzumuz, hem de Türkiye&#8217;de demokrasi mücadelesi veren, bize destek çıkan, tanıdık-tanımadık binlerce dostumuza olan saygımızın gereğiydi.&#8221; Ne kadar da kızgınım babama, bırakıp da gitmediği için yurtdışına. Al bak, dostların yaşıyorlar, onlar ‘Türk&#8217;, benim saf babam, bir türlü anlamadın ‘Ermeni&#8217; olduğunu; kendini onlarla nasıl da bir tuttun, denk saydın. Ne kadar da kızgınım, bilemedin diye; Ermeni yazar çizerin, aydının, Türkiye&#8217;de yaşama hakkı yoktur diye.<br />
<strong><br />
Cemal Paşa&#8217;nın torunu</strong><br />
Ama ya bu akşam? &#8220;Hrant&#8217;a!&#8221; diye kadeh kaldırıyorlar. İlacımın son damlasını veren, Cemal Paşa&#8217;nın torunu oluyor. Burada gelenekmiş masadakilerin sırayla kalkıp konuşma yapması ve kadeh kaldırılması. Kalkıyor ayağa ve onu buraya babamın getirdiğini anlatıyor. Birbirimizin acılarına saygı duymaktan bahsediyor, gözleri yaşlı, sesi titrek. Herkesin gözlerinden yaşlar süzülüyor masada.<br />
Dayanamıyorum, dışarı kaçıyorum restorandan, doyasıya ağlamak için. &#8220;Benim aslan babam&#8221; diyorum o akşam. Bu insanları bırakıp nereye gidilir? Elbette kalacaktı! Kızgınlığım, öfkem azalıyor bu gezide. Sanki 19 Ocak&#8217;tan beri içine kapatıldığım yüksek basınçlı kavanozun kapağı pıt diye açılıyor Yerevan&#8217;da. Yüreğim genişliyor. büyük bir nefes çekiyorum içime. Sıkışmış yüreğim genleşiyor, büyüyor&#8230; Havası mıdır acaba bu Yerevan&#8217;ın? Büyüleyici güzelliği midir acaba Hrabarag&#8217;ın? Eçmiadzin midir? Yoksa futbol mu? Yoksa, onlar yaşadıkları, ama babam öldürüldüğü için hayatlarını kıskandığım dostlarıyla, babamın bir rüyasında yaşamak üzere bir arada olmak mıdır?<br />
Acı zamanlarda da yanımızdaydı bu insanlar, ama bu defa farklı. Geleceği Ermenilerle birlikte inşa etmek için gelmişler buraya. Umut yolculuğuna çıkmışlar babamla.<br />
İlaç öyle bir ilaçtı ki, ertesi gün hiç uyanmadım. Bir rüyada yaşadım.<br />
<strong><br />
Yürüyerek maça</strong><br />
Bütün Yerevan&#8217;la birlikte maça yürüyerek gittim. Cumhuriyet Meydanı&#8217;ndan Hrazdan&#8217;a upuzun bir yol, bir tepeye tırmanış başladı. Akın akın. Yokuş yukarı çok yürümüşlükleri vardır Ermenistanlıların, yıllardır, her 24 Nisan&#8217;da. Vakur ve sessiz. Bu sefer vakur ve coşkulu ve sesli ve neşeli&#8230; Nasıl da keyifli herkes! Bir şölene davetliyiz sanki. Zıplayarak çıktım yokuşu, bir o yana bir bu yana koşarak. Sonra birden o bayraklar belirdi sağımda; yokuşun kenarında yol boyu dizilmiş, gencecik, hatta çocuk sayılabilecek askerlerin arasından. Sanki çocuk askerler bu manzarayı korumak için dizilmiş yokuşun kenarına. İzin alıyorum, aralarından geçip manzaraya yaklaşmak, bu anı bir fotoğraf karesinde saklamak için. Yok-mok diyor biri. &#8220;Meg hadig, inç gıllas&#8221;* diye yalvarınca dayanamıyor, gülerek &#8220;Peki&#8221; diyor. Hepsi anladı coşkumu ve gülerek izin verdiler, aralarından bir o yana bir bu yana zikzaklar çizerek yokuşu çıkmama, manzarayı içime çekmeme. Ermenistan ve Türkiye bayrakları yan yana göndere çekilmiş. ‘Baş başa&#8217; kalmışlar. Hava ne kadar da rüzgârlı; sanki doyasıya dalgalansınlar diye birlikte, &#8220;Hasret giderin&#8221; dercesine&#8230; Biraz daha tırmanınca yokuşu, dün taşlarına çöküp babam için ağladığım Soykırım Anıtı düştü iki bayrağın arasına. Kalbim çırpınmaya başladı. Dün hıçkırıklarla ağladığım yeri, babamın mezarını, bugün gönderdeki iki bayrağın arasında görünce nasıl da coştu yüreğim. Ölümün yalnızlığı azaldı. Yalnızlık, yerini birlikteliğe bıraktı. Ölümün hüznü azaldı. Yerini umuda bıraktı, bir daha yalnız kalmama umuduna.<br />
Bir daha ölümün yaşanmaması umuduna.<br />
Gelecek umuduna. Diriliş umuduna.<br />
Stadyuma girer girmez müziği duydum; Ara Kevorkyan. Hani bazı müziklerin insanın hafızasında özel bir yeri vardır ya, işte bu muzik de benim hafızamda Ararat ile Karolin&#8217;in düğün müziği. Sonra babamı gördüm sanki. Stadyumun tam ortasında göbek atıyor. Bir oraya koşuyor, bir buraya.<br />
<strong><br />
Coşku&#8230;</strong><br />
Dayanamadım, babam öldürüldüğünden beri hiç hissetmediğim bir coşku hissettim<br />
ve oynamaya başladım.<br />
Göbek attık o gece biz babamla Hrazdan Stadyumu&#8217;nda karşılıklı. O günden, 19 Ocak&#8217;tan beri gözümün önüne gelen bütün görüntülerde babam yüzükoyun kaldırımda. Ayağa kalktı babam kısa süreliğine, Hrazdan Stadı&#8217;nda, 6 Eylül akşamı. katılmak için. Davet sahibi yine babam. Bir keyifli, bir keyifli. Açmış kollarını iki yana kocaman, sanki kucaklayacak herkesi, bütün stadyumu. Ararat&#8217;ın düğünündeki gibi, Agos&#8217;un 10. yıl gecesinde oynadığı gibi, gözümün içine baka baka, o sahanın göbeğinde oynadı da oynadı. Gözleri dolu dolu. Bir Ali&#8217;ye sarılıyor, bir Tuba&#8217;ya, bir Salpi&#8217;ye, bir Dikran&#8217;a, bir Gül&#8217;e, bir Sarkisyan&#8217;a. ‘Rüyası&#8217;nda buluştuk babamla Hrazdan Stadı&#8217;nda o akşam. Sarhoş olduk sırf umuttan, bir damla alkol bile almadan. Umut yolculuğunun bir durağında buluştuk.<br />
Sonra birden iki takım sahaya çıktı ısınmak için. Türkiye takımı çıkarken hafif ıslıklar duyuldu. Ayağa fırladım, &#8220;Pari yegak, hoş geldiniz!&#8221; diye bağırmaya başladım. Hayasdan tribünlerindeydim. Önümde oturan üç kız dönüp garip garip yüzüme baktılar. Hayatımda hiç maça gitmedim. Pek futbol da bilmem öyle&#8230; Zaten ilgilenmiyorum da işin futbolla ilgili kısmıyla. O arada, karşı tribünlerde, Genç Siviller&#8217;in posteri ilişti gözüme: ‘Arda topu Sarkis&#8217;e at.&#8217; Zaten coşmuşum, iyice coştum. Hayasdan atağa geçiyor, top kaleyi bulmuyor, oturduğum Hayasdan tribününden bir ses &#8220;Ha s.ktir&#8221; diye bağırıyor. Hayasdan atağa kalkıyor &#8220;Koş be oğlum, koş be&#8221; diye bağırıyor bir başka ses, yine Türkçe. Türkiye takımından bir futbolcu yere düşüyor; benim gözüm Hayasdanlı futbolcuda, elinden tutup kaldıracak mı acaba? &#8220;Kaldır, vertzur&#8221; diye fırlıyorum yerimden. Gooooool! Kaldırıyor, ve ben ayakta alkışlıyorum. Tribündekiler yine bana dönüyor. Sonunda, biri bana &#8220;Türk müsün?&#8221; diye soruyor, Türkçe. &#8220;Yok&#8221; diyorum, &#8220;Ermeni&#8217;yim, Türkiye&#8217;den.&#8221; Sonra tanışıyoruz etraftakilerle. Biri yıllar önce Hemşin&#8217;den gelmiş, biri Trabzonlu. Bir diğerinin akrabaları, yine yıllar önce İstanbul&#8217;dan gelmiş. Bütün konuşmalar Türkçe Hayasdan tribününde. Kim olduğumu soruyorlar sonra. Gözleri doluyor her birinin, cevabı duyunca. Sonra bir ara arka sıralardan bir su uzatılıyor. Sürekli dans ettiğimi, bağırıp çağırdığımı gören, bilmediğim biri, ihtiyacım olduğunu hissetti herhalde. Böyle kabul ediyor beni Hayasdan tribünü.<br />
<strong><br />
‘Onlar Türk mü?&#8217;</strong><br />
Türkiye tribününün yanındaki tribünde oturan, Kanadalı bir diaspora Ermenisi soruyor bana &#8220;Türkiye&#8217;ye ayrılan tribününün yanında oturuyorduk. Orada maçı izleyenlerin ellerinde çiçek vardı, onlar Türk mü gerçekten?&#8221; &#8220;Türk tabii&#8221; diyorum. Garip bir ışık beliriyor yüzünde, &#8220;Bravo!&#8221; diyor. Üzülüyorum onun için. Belli ki, bugüne kadar, günlük hayatında Türklerle tanışma, yakınlaşma fırsatı olmamış&#8230;<br />
Ne kadar ‘dikkatli&#8217; oynuyor iki takımın da futbolcuları. Sanki birbirlerini incitmemek icin ayrı bir çaba harcıyorlar. Bir ara, bir Ermenistan ve bir Türkiye oyuncusu, top için mücadele ederken omuz omuza bir pozisyona düşüyorlar. İkisi iki taraftan ittiriyor, ama bir türlü biri diğerinin dengesini bozamıyor, bozmuyor. Öylece kalıyorlar birkaç saniye, yan yana, omuz omuza. &#8220;Böyle de maç mı seyredilir?&#8221; demeyin. İtiraf ediyorum, böyle şeylere bakmaktan asıl golleri kaçırdım ben. Hayasdan golleri yiyor, bizim tribün biraz sessizleşiyor, ve maçın bitiş müziği çalıyor. Bakıyorum, futbolcular tokalaşacak mı diye. Goooool! Sarılıp öpüşüyorlar. Öndeki üç kız kalkıp dans ediyor, 0-2&#8242;lik skora rağmen. Belli ki onlar da maçın sonucunda değiller artık. Anladılar bir şölende olduklarını. Maç çıkışı, yokuş aşağı yürüyüşe geçiyoruz bu sefer. Hiçbir taşkınlık yok yine. Hatta, hâlâ şarkılar söyleniyor, bağırılıyor: &#8220;Hayasdan! Hayasdan!&#8221;<br />
Önümde yürüyen birinin tişörtünün arkasındaki yazı ilişiyor gözüme: &#8220;I won&#8217;t forget - I won&#8217;t forgive.&#8221;** Peki ya ben? Unutacak mıyım? Affedecek miyim? Hastalığım tekrar nükseder mi? İyi olmak pek kolay değil bu ülkelerde. Belli olmaz devletin çıkarının bugün yarın ne getireceği, kimin acı çekeceği, ezileceği&#8230; Pek kolay değil, babanın asıl katillerinin bulunmadığı, bulunmak istenmediği bir devletin vatandaşı olarak yaşamak!.. Üstelik, bütün bu acıları, salt belli bir ırktan olduğun için yaşıyorsan&#8230; Kolay değil, babanın katilinin, senin güvenliğin için var olması gereken polis ve askerle zafer fotoğrafı çektirdiği Türkiye bayrağına karşı aidiyet hissetmek&#8230; Tekrar tokat yemeyeceğinin hiçbir garantisi yok. Oldum olası sevmemişimdir zaten bayrak denen şeyi, hangi ülkeye ait olursa olsun. Ama içim ısındı o gün, hem Türkiye hem Ermenistan bayraklarına. Büyüdü ikisi de gözümde. Belki de bayrakları tek başlarına sevmiyorum ben, yüceliği anlatmak için kullanıldıklarında. Ama başka bir duygu veriyor, yan yana, kardeşlik için göndere çekildiklerinde. Hastalık tekrar nükseder mi bilmem, ama en önemlisi, ben reçeteyi buldum bu 5-6 Eylül Ermenistan gezisinde. Tek reçetem, ‘babamın rüyalarında&#8217; yaşamak.<br />
<strong><br />
Alternatif bir gelecek</strong><br />
6 Eylül 1955&#8242;e alternatif bir ‘6 Eylül&#8217; yazıldı Hrazdan&#8217;da o gece, 6 Eylül 2008&#8242;de. Ne 6 Eylül 1955&#8242;i ortadan kaldırdı, ne de yaşanan diğer acıları. Ne güzel de göndere çekildi iki bayrak yan yana, Soykırım Anıtı&#8217;nın iki yanına, bir fotoğrafta da olsa. Ne soykırım ortadan kalktı, ne soykırım inkârı, ne de babam geri geldi. Değiştiremedi geçmişi. Ama alternatif bir geleceğin kapısını araladı.<br />
Hadi birlikte ittirelim o kapıyı. Hadi be, gelin birlikte kaldıralım şu adamı o kaldırımdan, sonsuza kadar. Nasıl birazcık kalkıp geldiyse Hrazdan Stadı&#8217;na göbek atmaya, coşmaya, gelin, öyle bir şeyler yapalım ki, hiç yatmamak üzere kalksın o kaldırımdan. Bırakmayalım orada kanamaya devam etsin. O orada yattıkça ve kanadıkça acıyor, acıtıyor&#8230; Gelin, bırakalım, geçsin sınır kapısından, bir o yana bir bu yana. Kedi-köpek koştursun sınırda, hayalindeki gibi. Hadi be, Ermeni&#8217;siyle, Türk&#8217;üyle&#8230; Hadi, tutun babamın bi ucundan. Uzatın elinizi. Merak etmeyin, zaten o nazlanmaz, hele sizi hiç kırmaz, bir dediğinizi iki etmez, hemen kalkar, sizinle birlikte sınır kapısında gidip göbek atmaya. Yeter ki bir el verin.<br />
* Bir tane, n&#8217;olur.<br />
** Unutmayacağım - affetmeyeceğim</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2008/09/17/umuttan-sarhos-olduk/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2008/09/17/umuttan-sarhos-olduk/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bi maça bakıp çıkıcaz&#8230;</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/08/18/bi-maca-bakip-cikicaz/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2008/08/18/bi-maca-bakip-cikicaz/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Aug 2008 15:44:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editörden</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyuru]]></category>

		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>

		<category><![CDATA[Ermenistan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/08/18/bi-maca-bakip-cikicaz/</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye-Ermenistan kara sınırı 6 Eylül 2008 Cumartesi günü Türkiye-Ermenistan maçı için turistik geçişlere 24 saat&#8217;liğine açılsın!
2010 Dünya Futbol Kupası&#8217;nda Türkiye, grup elemelerindeki ilk maçını, 6 Eylül 2008&#8242;de Erivan&#8217;da Ermenistan&#8217;la yapıyor.
Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül&#8217;ü maçı izlemek için Erivan&#8217;a davet etti.
Bu maç, Ermenistan&#8217;la Türkiye arasındaki ilişkinin normalleşmesi adına büyük bir fırsat.
Türkiye&#8217;den maçı izlemeye [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img align="right" width="267" src="http://www.moralhaber.net/resimler/haberler/22794.jpg" height="200" />Türkiye-Ermenistan kara sınırı 6 Eylül 2008 Cumartesi günü Türkiye-Ermenistan maçı için turistik geçişlere 24 saat&#8217;liğine açılsın!</p>
<p>2010 Dünya Futbol Kupası&#8217;nda Türkiye, grup elemelerindeki ilk maçını, 6 Eylül 2008&#8242;de Erivan&#8217;da Ermenistan&#8217;la yapıyor.</p>
<p>Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül&#8217;ü maçı izlemek için Erivan&#8217;a davet etti.</p>
<p>Bu maç, Ermenistan&#8217;la Türkiye arasındaki ilişkinin normalleşmesi adına büyük bir fırsat.</p>
<p>Türkiye&#8217;den maçı izlemeye gidecek taraftarların Erivan&#8217;a ulaşmak için iki alternatifi var:<span id="more-1402"></span> </p>
<p>İlki Erivan&#8217;a havayoluyla gitmek. Çok pahalı ve yer bulmak zor.</p>
<p>İkincisi karayoluyla Gürcistan üzerinden saatlerce yol gitmek. Hem de Iğdır-Erivan arası karayoluyla sadece yarım saatlik mesafeyken.</p>
<p>Türkiye-Ermenistan sınırı 1994&#8242;ten beri karadan geçişlere kapalı.<br />
Türkiye-Ermenistan kara sınırı 6 Eylül 2008 Cumartesi günü turistik geçişlere 24 saat&#8217;liğine açılsın!</p>
<p>Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan&#8217;ın maç davetini kabul etsin!</p>
<p>Daha fazla bilgi ve iletişim için:</p>
<p>Pınar Akpınar<br />
0534 644 51 73</p>
<p>Turgay Oğur<br />
0532 357 20 53</p>
<p><a href="mailto:sinirtanimayantaraftarlar@gmail.com">sinirtanimayantaraftarlar@gmail.com</a><br />
<a href="http://www.gencsiviller.net/">http://www.gencsiviller.net/</a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2008/08/18/bi-maca-bakip-cikicaz/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2008/08/18/bi-maca-bakip-cikicaz/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>

